ABD, Haniye’nin Suikastına Karışan Mossad Ajanlarını İran’a Bildirdi

Umman’ın arabuluculuğunda üst düzey bir ABD heyetinin gizlice Tahran’a gittiği ve İsmail Haniye suikastına doğrudan veya dolaylı olarak karıştığı düşünülen 10 Mossad ajanının ismini İran’a verdiği iddia edildi.

ABD’nin amacının, son dönemde İsrail bağlantılı suikastlar nedeniyle yaşanan gerginliği azaltmak olduğu öne sürüldü.

Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, 31 Temmuz’da Tahran’da düzenlenen suikastte hayatını kaybetmişti. Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Sükür, Beyrut’ta İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısında yaşamını yitirmişti.

Ortadoğu’da devam eden gerilimin ardından, ABD’li üst düzey bir güvenlik heyetinin Çarşamba günü, Umman’ın arabuluculuğunda İran’ı yatıştırmak amacıyla bilgi paylaşmak üzere gizlice Tahran’a gittiği iddia edildi.

Fox News’in Kuveyt merkezli Al Jarida gazetesine dayandırdığı haberde, ABD’li heyet İran ile İsrail arasındaki bölgede gerilimi azaltmak amacıyla Tahran’a mesaj iletmek için gönderildi.

Heyet, İran’a doğrudan ya da dolaylı olarak Hamas’ın üst düzey yetkilisi İsmail Haniye’nin suikastına karıştığına inanılan 10 Mossad ajanının isimlerini içeren bir liste iletti.

Heyetin, İran’ın dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’e, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından İsmail Haniye ve Fuad Şükrü’ye düzenlenen suikastlar konusunda “bilgisiz bırakıldığını” iletmek üzere gönderildiği iddiası yer aldı.

Haberde, ABD’li heyetin geçen hafta perşembe günü Türkiye üzerinden Kerec’deki Payam Havalimanı’na indiği ve İranlı yetkililerle iki saatlik bir toplantı yaptıktan sonra tekrar Türkiye’ye döndüğü iddiaları yer aldı.

Fox News’in haberi yayından kaldırılırken, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi iddiaları yalanladı.

Hamas lideri İsmail Haniye’nin İran’ın başkenti Tahran’da, Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Şükrü’ün Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta suikaste uğradı. Art arda yaşanan suikastlerin ardından Orta Doğu’daki gerilim daha da tırmandı.

İran, Tahran’daki suikastin karşılığı olacağını söylerken, İsrail tarafı ise, Hamas militanlarının 7 Ekim’deki saldırısına misilleme olarak “savaşın fitilini ateşleyen” liderlerin öldürüleceği sözünü vermişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İran’da Kadın Mücadelesine Karşı “İdam Cezası” Politikası

Kadın hakları aktivisti Rouhi Shafii, İran’daki kadın mücadelesine herkesin sahip çıkması gerektiğini belirterek, “Kadınları gözaltı ve ölümle korkutmaya çalışıyorlar” dedi ve ekledi:

“Ama bu hiçbir işe yaramayacaktır. Maalesef dünyanın her yerinde insanlar balık hafızalı ve yaşananları çok çabuk unutuyorlar. Sesimizi yükselttiğimizde bize destek oluyorlar, kavgamız sessizliğe büründüğünde ise susuyorlar.”

İran İnsan Hakları Örgütü’nün Temmuz ayında yayımladığı insan hakları ihlalleri raporuna göre, 1 ayda 55 tutsak idam edildi. İdam kararlarının çoğu, başörtüsü kurallarına uymadığı gerekçesiyle katledilen Jına Mahsa Amini’nin ardından başlayan “Jin, jiyan, azadi” direnişi gerekçesiyle verildi. Rapora göre, Temmuz ayında en çok Güney Horasan ve Rezevi Horasan eyaletlerindeki cezaevlerinde idamlar gerçekleştirildi. Yine kısa bir süre önce kadın hakları savunucusu Pexşan Ezizi ve Şerife Muhammedi’ye de idam cezası verildi.

Göç Sonrası Şiddete Karşı Uluslararası Koalisyonu (ICAVI) kurucusu ve Namus Cinayetini Durdur Kampanyası üyesi Rouhi Shafii, tutsaklara verilen idam cezalarını değerlendirdi.

İran rejiminin toplumu tekleştirmek istediğini belirten Shafii, bu politikasını da özellikle kadınlar üzerinden yürüttüğünün altını çizdi. Shafii, “İranlı kadınlar, Ortadoğu’da giyinme özgürlüğünü, üniversitede eğitim fırsatını, seçimlerde oy kullanma hakkını ve istedikleri işe girme özgürlüğüne sahip ilk kadınlar oldular. Ancak İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve destekçileri, buna tahammül edemedi ve tıpkı Taliban gibi, ilk hedefleri kadınlar oldu. İranlı eğitimli ve ne istediğini bilen kadınların, Hamaney ve taraftarları ile yıllardır süregelen bu mücadelesi, Jına Mahsa Amini’nin katledilmesinin ardından ortaya çıkan ‘Jin, jiyan, azadi’ hareketinden çok önce başladı” diye konuştu.

“Jin, jiyan, azadi”nin yıllardır süregelen baskı ve şiddetin karşısında duran kadın mücadelesinin devamı olduğunu söyleyen Shafii, İran’daki kadın mücadelesine herkesin sahip çıkması gerektiğini belirtti. Shafii, “Kadınları gözaltı ve ölümle korkutmaya çalışıyorlar. Ama bu hiçbir işe yaramayacaktır. Maalesef dünyanın her yerinde insanlar balık hafızalı ve yaşananları çok çabuk unutuyorlar. Sesimizi yükselttiğimizde bize destek oluyorlar, kavgamız sessizliğe büründüğünde ise susuyorlar” dedi.

“İranlı kadınlar, Ortadoğu’daki tüm kadınların özgürlüğünün öncüsü olacak”

İran rejiminin bir “kukla rejimi” olduğunu söyleyen Shafii, İran’da özgürlük için mücadele veren kadınların dünya kadınlarının özgürlüğüne öncülük edeceğini vurguladı. Shafii, “İranlı cesur kadınlar, ülkemizi işgal eden dinci rejime karşı mücadeleyi hiçbir zaman bırakmadı. Kadınlar şimdi ise içeride ve dışarıda yeniden toplanıp taleplerini yerine getirmeye hazırlanıyor. Zaten zorunlu başörtüsü takmama hakkını da kazandılar ve her türlü tehdit, para cezası ve hapis cezasına rağmen büyük şehirlerin sokaklarında özgürce yürüyorlar. Sizi temin ederim ki İranlı kadınlar, Ortadoğu’daki tüm kadınların özgürlüğünün öncüsü olacaktır” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

İran, İsrail’i Vurmama Şartını Açıkladı

Hamas Siyasi Büro Lideri İsmail Heniyye’nin Tahran’da öldürülmesine ilişkin konuşan üst düzey İranlı yetkililer, yalnızca ateşkes görüşmelerinden çıkacak bir anlaşmanın İran’ı İsrail’e yanıt vermekten alıkoyacağını belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani ise, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın “İran’ın İsrail’e karşılık vermemesi” talebini içeren ortak açıklamasını “küstahça” bir girişim olarak nitelendirdi.

İran, Hamas lideri İsmail Heniyye’nin geçen ay Tahran’da öldürülmesinin ardından İsrail’e doğrudan saldırı hazırlıklarını sürdürüyor.

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters’a konuşan üç üst düzey İranlı yetkili, yalnızca ateşkes görüşmelerinden çıkacak bir anlaşmanın İran’ı İsrail’e yanıt vermekten alıkoyacağını belirtti. İran, Heniyye’nin ölümünden İsrail’i sorumlu tutarken, İsrail ise olayla ilgili herhangi bir doğrulama yapmadı.

Geçen ay, Heniyye ve Hizbullah komutanı Fuad Şükür’ün öldürülmesinin ardından Ortadoğu’da geniş çaplı bir savaş riski arttı. İran’ın Batılı ülkeler ve ABD ile son günlerde yoğun diyaloglar yürüttüğü belirtildi. Bu diyaloglar, İran’ın tepkisini nasıl dengeleyeceği konusunda görüşmeleri içeriyor.

ABD’nin Türkiye büyükelçisi, Washington’un İran’ı gerginliği azaltmaya ikna etmek için Ankara’dan yardım istediğini doğruladı. Üç bölgesel gücün, Gazze ateşkes görüşmeleri öncesinde gerilimi tırmandırmaktan kaçınmak için diyalog yürüttüğü bildirildi.

“Küstahça bir girişim”

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın “İran’ın İsrail’e karşılık vermemesi” talebini içeren ortak açıklamasını “küstahça” bir girişim olarak nitelendirdi. İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre Kenani, 3 Avrupa ülkesinin yayınladığı ortak açıklamaya yanıt verdi.

İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarına dikkati çeken Kenani, şu ifadeleri kullandı: “İran, ulusal güvenliğini savunma konusunda kararlıdır. Almanya, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere Batılı ülkeler İsrail’in Filistin halkına uyguladığı savaş suçları ve soykırımı durdurmaya yönelik etkili çaba harcaması gerekirken Siyonist rejimi desteklemektedirler.”

Söz konusu 3 ülkenin, İran’ı, tanınan haklarını kullanmaktan vazgeçmeye çağırmasının uluslararası siyaset ve hukuka uymayan “küstahça” bir girişim olduğunu dile getiren Kenani, bu tarz yaklaşımların bölgede alenen terör suçu işleyen İsrail’i cesaretlendirmekten başka bir işe yaramayacağını ifade etti.

Kenani, şöyle devam etti: “Eğer adı geçen ülkeler (İngiltere, Almanya ve Fransa) gerçekten bölgede barış ve istikrar arıyorlarsa, İsrail’deki ayrımcı ve ırkçı rejimin savaş çığırtkanlığı ve maceracılığına kesin olarak karşı durmalıdır. Gazze’ye karşı savaşı, savunmasız Filistin halkının, kadın ve çocukların korkunç şekilde öldürülmesini derhal durdurmalıdır.”

İngiltere, Fransa, Almanya, ABD ve İtalya’nın dün yaptığı ortak yazılı açıklamada, İsrail’in İran karşısında kendini savunmasına tüm desteğin devam edeceği belirtilerek, “İran’a İsrail’e yönelik askeri saldırı tehditlerine son vermesi çağrısında bulunuyoruz” ifadeleri kullanılmıştı. Açıklamada, bu tür bir saldırının bölgesel güvenlik üzerinde ciddi sonuçlar doğuracağının altı çizilmişti.

Paylaşın

ABD, İran’ın Misillemesi İçin Tarih Verdi: Bu Hafta Olabilir

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, İran’ın İsmail Haniye ve Fuad Şükür suikastlerine cevabının “bu hafta olabileceğini” ancak “İran ya da vekilleri tarafından bir saldırı olursa bunun neye benzeyeceğini şu anda kestirmenin zor olduğunu” söyledi.

Hamas Siyasi Büro Başkanı Heniyye, 31 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğramıştı. İran ve Hamas saldırının arkasında İsrail’in olduğunu belirtmiş, Tahran, Tel Aviv yönetimine karşılık vereceğini kaydetmişti. Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybetmişti.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin güdümlü bir füze denizaltısını Ortadoğu’ya gönderdi ve USS Abraham Lincoln uçak gemisi taarruz grubuna bölgeye daha hızlı gitmesi talimatı verdi.

Savunma Bakanlığı tarafından Pazar günü açıklanan bu hamleler, Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da ve üst düzey bir Hizbullah komutanı Fuad Şükür’ün Beyrut’ta öldürülmesinin ardından bölgede yükselen gerilimi yatıştırmaya yardımcı olabilecek bir ateşkes anlaşmasına varmaları için Hamas ve İsrail’e baskı yaptıkları bir dönemde geldi.

Yetkililer bu cinayetler nedeniyle İran ve Hizbullah’ın misilleme saldırılarına karşı tetikte beklerken, ABD de bölgedeki varlığını güçlendiriyor.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, İran’ın cinayetlere cevabının “bu hafta olabileceğini” ancak “İran ya da vekilleri tarafından bir saldırı olursa bunun neye benzeyeceğini şu anda kestirmenin zor olduğunu” söyledi.

ABD ve müttefiklerinin “önemli bir dizi saldırıya” hazırlandığını söyleyen Kirby, “İsrailli muhataplarımızla olası zamanlama konusunda aynı endişe ve beklentileri paylaşıyoruz. Bu hafta olabilir” dedi.

John Kirby, “Başkan, iş o noktaya varırsa İsrail’i savunmaya yardımcı olacak kapasiteye sahip olduğumuzdan emin” dedi; ancak kimsenin böyle bir tırmanışı görmek istemediğini kaydetti. Kirby gazetecilere ABD’nin son günlerde bölgesel güç pozisyonunu arttırdığını söyledi.

Pentagon Sözcüsü Tümgeneral Pat Ryder yaptığı açıklamada Austin’ın günün erken saatlerinde İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ile görüştüğünü ve Amerika’nın “İsrail’i savunmak için mümkün olan her adımı atma taahhüdünü yinelediğini ve tırmanan bölgesel gerilimler ışığında ABD’nin Ortadoğu’daki askeri güç duruşu ve kabiliyetlerinin güçlendirildiğini” belirtti.

Asya Pasifik’te bulunan USS Abraham Lincoln, Ortadoğu’dan ABD’ye dönmeye başlaması planlanan USS Theodore Roosevelt uçak gemisi taarruz grubunun yerini almak üzere bölgeye gönderilmişti. Austin geçen hafta Lincoln’ün ay sonuna kadar Merkez Komutanlığı bölgesine ulaşacağını söylemişti.

Son emrin ne anlama geldiği ya da Lincoln’ün Ortadoğu’ya ne kadar daha hızlı gideceği henüz netlik kazanmadı. Lincoln’de, yine uçak gemilerinde bulunan F/A-18 savaş uçaklarının yanı ıra F-35 savaş uçakları da bulunuyor.

Ryder, USS Georgia güdümlü füze denizaltısının bölgeye ne kadar çabuk ulaşacağı hakkında da bilgi vermedi. Ryder, Austin ve Gallant’ın İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarını ve sivillerin zarar görmesini azaltmanın önemini de ele aldıklarını söyledi.

Görüşme, İsrail’in Cumartesi günü erken saatlerde Gazze’de okula dönüştürülen bir sığınağı vurarak en az 80 kişinin ölümüne ve yaklaşık 50 kişinin yaralanmasına neden olan hava saldırısından bir gün sonra gerçekleşti. İran, Hamas lideri İsmail Haniye’nin geçen ay Tahran’da öldürülmesi nedeniyle İsrail’i misilleme yapmakla tehdit ediyor. İsrail suikastın sorumluluğunu ne doğruluyor ne de reddediyor.

Gazetecilere konuşan Kirby ayrıca herhangi bir saldırının zamanlamasının 15 Ağustos’ta yeniden başlaması planlanan Gazze’deki rehine-ateşkes görüşmelerini etkileyebileceğini belirtti. Kirby, Perşembe günü tüm tarafların görüşmelere katılması gerektiğini kaydetti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

“İran, ABD Seçimlerine Siber Saldırı İçin Hazırlanıyor” İddiası

İran’ın, yapay zeka teknolojisi kullanarak hem demokrat hem de cumhuriyetçi ABD seçmenlerini hedef alan haber siteleri kurduğu, içerikleri kopyaladığı ve kutuplaştırıcı siyasi mesajlar yaydığı öne sürüldü.

İran ise ABD başkanlık seçimlerine müdahale etme ya da siber saldırı düzenleme iddialarını reddetti. İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) misyonu ise, İran’ın siber kabiliyetlerinin saldırıya değil savunmaya yönelik olduğunu bildirdi.

Microsoft Cuma günü yaptığı açıklamada, İran’ın yaklaşan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) seçimlerini etkilemeyi amaçlayan siber faaliyetlerini hızlandırdığını söyledi.

Teknoloji devi şirket, İranlı aktörlerin aylardır sahte haber siteleri oluşturduğunu, aktivistleri taklit ederek kutuplaşmayı tetikleyerek, potansiyel olarak seçmenleri etkilemek için zemin hazırladığını tespit etti.

Microsoft’un en son tehdit istihbarat raporu, İran’ın küresel etkileri olması muhtemel yaklaşan seçimler için taktiklerini nasıl geliştirdiğini gösteriyor.

Raporda, ABD istihbarat yetkililerinin açıkladıklarının bir adım ötesine geçilerek İranlı gruplara ve geçmiş eylemlerine dair spesifik örnekler verildi. Ancak İran’ın kaos yaratmanın ötesinde bir niyeti olup olmadığı belirtilmedi.

İran ise ABD başkanlık seçimlerine müdahale etme ya da siber saldırı düzenleme iddialarını reddetti.

Microsoft’un raporunda ayrıca Rusya ve Çin’in de ABD’deki siyasi kutuplaşmadan nasıl faydalandıkları ve bu seçim yılında kendi “bölücü mesajlarını” nasıl ilerlettikleri de açıklandı.

Raporda, Kasım ayındaki seçimlerin yaklaşmasıyla artmasını beklediği ve İran’ın son dönemdeki faaliyetlerine ilişkin dört örnek tespit edildi.

İlk örnek olarak, İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı bir grubun, Haziran ayında bir kimlik avı e-postasıyla üst düzey bir ABD başkanlık kampanyası yetkilisini hedef aldığı belirtildi.

Bu olaydan günler sonra, İranlı grubun eski bir başkan adayına ait bir hesaba giriş yapmaya çalıştığı ancak başarılı olamadığı belirtilirken, şirket hedef alınan kişileri bilgilendirdi.

Bir başka örnekte ise İranlı bir grubun, ABD haber siteleri gibi görünen web siteleri oluşturarak siyasi yelpazenin karşıt taraflarındaki seçmenleri hedef aldığı saptandı.

Sahte haber sitelerinden birinde, ABD başkan adayı Donald Trump’a “deli” denildi ve uyuşturucu kullandığı ima edildi.

İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) misyonu yaptığı açıklamada İran’ın siber kabiliyetlerinin saldırıya değil savunmaya yönelik olduğunu bildirdi.

Misyonun açıklamasında “İran, altyapısını, kamu hizmet merkezlerini ve endüstrilerini hedef alan çok sayıda saldırgan siber operasyonun kurbanı olmuştur. İran’ın siber yetenekleri savunmaya yöneliktir ve karşı karşıya olduğu tehditlerle orantılıdır. İran’ın siber saldırı başlatmak gibi bir niyeti ya da planı yoktur. ABD başkanlık seçimleri İran’ın müdahale etmediği bir iç meseledir” denildi.

Microsoft raporundaki bulgular, ABD istihbarat yetkililerinin seçim öncesinde yabancı aktörlerin asılsız iddialar yaymaya kararlı olduğuna ilişkin son uyarılarıyla örtüşüyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İran’dan Dikkat Çeken Açıklama: İsrail Cezalandırılmalı

İsmail Haniye suikastine ilişkin konuşan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kanani, ülkesinin “bölgedeki gerginliğin çatışmaya dönüşmesini istemediğini ancak daha fazla istikrarsızlık yaşanmaması için İsrail’in cezalandırılmasının şart olduğunu” belirtti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, olası İran saldırısına ilişkin, ülkesinin her şeye hazır olduğunu ve saldırıya uğraması halinde sert bir şekilde karşılık vereceğini söylemişti. Netanyahu’nun açıklamalarından sonra İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, ülkesinin herhangi bir saldırıya güçlü bir şekilde yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Hamas lideri Haniye, İran’ın başkenti Tahran’da, Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Şükür ise Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta suikaste uğradı. Art arda yaşanan suikastlerin ardından Orta Doğu’daki gerilim daha da tırmandı.

İran, Tahran’daki suikastin karşılığı olacağını söylerken, İsrail tarafı ise, Hamas militanlarının 7 Ekim’deki saldırısına misilleme olarak “savaşın fitilini ateşleyen” liderlerin öldürüleceği sözünü vermişti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Hamas lideri İsmail Haniye’yi Tahran’da öldüren “siyonist rejimin büyük bir hata yaptığını” ve “bunun cevapsız kalmayacağını” dile getirdi.

İran merkezli Tesnim haber ajansının aktardığına göre, Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi’yi başkent Tahran’da kabul eden Pezeşkiyan, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, suikastın tüm uluslararası kurallara aykırı olduğunu ifade ederek “İran İslam Cumhuriyeti tüm Müslüman ülkelerden ve bütün özgür milletlerden, işlenen bu cinayetin en sert dille kınanmasını bekliyor” dedi.

“Özgürlük, demokrasi ve insan haklarının en büyük düşmanlarının, tüm bilimsel ve operasyonel kabiliyetlerini terörist faaliyetler ve iğrenç suçlar için kullandığını” belirten Pezeşkiyan, “özgürlük, demokrasi ve insan hakları savunucusu olduğunu söyleyip, kendilerine karşı gelenleri bu prensiplerin ve değerlerin düşmanı olarak tanımlıyorlar” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kanani de yaptığı açıklamada, İran’ın “bölgedeki gerginliğin çatışmaya dönüşmesini istemediğini ancak daha fazla istikrarsızlık yaşanmaması için İsrail’in cezalandırılmasının şart olduğunu” belirtti. Açıklamasında ABD’ye çağrıda bulunan Kanani, Washington’dan İsrail’e verdiği desteği kesmesini ve “saldırganın cezalandırılmasına” destek vermesini talep etti.

İran Devrim Muhafızları’nın komutanı Hüseyin Selami de, “İsrail’in uygun bir zamanda cezalandırılacağını” ifade etti.

Paylaşın

İsrail’den İran’a Saldırı Uyarısı: Karşılık Veririz

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, haftalık kabine toplantısı öncesi olası İran saldırısına ilişkin, ülkesinin her şeye hazır olduğunu ve saldırıya uğraması halinde sert bir şekilde karşılık vereceğini söyledi.

Haber Merkezi / Binyamin Netanyahu’nun açıklamalarından birkaç saat sonra İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, ülkesinin herhangi bir saldırıya güçlü bir şekilde yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

ABD merkezli haber sitesi Axios’un yayımladığı bir habere göre, Hizbullah askeri şefi Fuad Şükrü ve Hamas lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesi ardından İran’ın 5 Ağustos Pazartesi günü İsrail’e yönelik saldırı başlatacağı ileri sürüldü.

Üç Amerikalı ve İsrailli yetkililerin görüşlerine dayandırılan haberde, İran’ın olası bir misillemesinin, 13 Nisan’da İsrail’e düzenlenen saldırı gibi gerçekleştirmesinin beklendiği ancak kapsamının daha geniş olabileceği belirtildi. Saldırının Hizbullah’ı da içerebileceğinin düşünüldüğü de aktarıldı.

Kuveyt gazetesi El Ceride’nin haberine göre, ABD’li yetkililer gizlice Ankara’dan İran’a giderek, “İsrail’e saldırıp Netanyahu’nun oyununa gelmeyin” diye uyarıda bulundu. Ayrıca, İran’ın İsrail’e saldırması durumunda İsrail’i savunacaklarını, ancak büyük bir savaş istemediklerini belirtti.

İran’da ordu ve istihbarat görevlileri gözaltında

Hamas lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesinde İsrail’in İranlı ajanları kullandığı öne sürüldü. İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Telegraph’ta yer alan ve İranlı iki yetkilinin ifadelerine dayanan habere göre, İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad tarafından devrişilen İranlı ajanlar Haniye’nin Tahran’da kaldığı binanın üç farklı odasına patlayıcı yerleştirmekle görevlendirildi.

Gazeteye konuşan, isimleri gizli tutulan İranlı yetkililer güvenlik kamerası kayıtlarının, ajanların birkaç dakika içinde farklı odalara odaya girip çıktıklarını gösterdiğini iddia etti. Aktarılana göre Haniye’nin kaldığı odadaki patlayıcılar Çarşamba günü saat 02.00’da uzaktan kumanda ile patlatıldı. Ajanların daha sonra ülkeyi terk ettiği ancak hala İran’dan yerel bir kaynakla temas halinde oldukları öne sürülüyor.

Haberde ayrıca Haniye’nin aslında Mayıs ayında helikopter kazasında hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin cenazesine katıldığı sırada öldürülmesinin planlandığı ancak kalabalığın fazla olması ve eylemin başarısız olma ihtimali yüzünden bunun iptal edildiği iddiası yer aldı.

Bu planın yerine Mossad’ın görevlendirdiği iki İranlı’nın Haniye’nin kaldığı ülkenin en seçkin askeri birimlerinden Devrim Muhafızları’na ait misafirhaneye patlayıcı yerleştirilmesi planının devreye sokulduğu kaydedildi.

Haniye, İran’da göreve yeni seçilen Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak için Tahran’da bulunuyordu.

ABD’nin New York Times gazetesi ise Haniye’nin öldürülmesiyle bağlantılı olarak İran’da en az 24 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan arasında istihbarat ve ordu görevlileri ile Haniye’nin kaldığı misafirhanenin çalışanları bulunuyor. Haberin soruşturmayı bilen iki İranlı yetkiliye dayandığı belirtiliyor.

New York Times birkaç gün önce de Haniye’yi öldürdüğü belirtilen bombanın Devrim Muhafızları misafirhanesine aylar önce sokulduğunu yazmıştı.

Haniye’nin öldüğü haberinin basına yansımasının ardından Hamas liderinin bir insansız hava aracı ya da uçaktan ateşlenen bir füze ile vurmuş olabileceği ihtimali üzerinde durulmuştu. İran ve Hamas saldırıyla ilgili İsrail’i suçlarken, İsrail yönetimi ise şimdiye kadar saldırıyı ne üstlendi ne de reddetti.

Ne olmuştu?

İran’ın İslam Devrim Muhafızları Ordusu, çarşamba günü yaptığı açıklamada Hamas’ın en üst düzey liderlerinden Haniye’nin Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın göreve başlama törenine katılmak için bulunduğu başkent Tahran’da öldürüldüğünü belirtti.

Hamas tarafından yapılan açıklamada, Haniye’nin İsrail’in “Tahran’da düzenlediği bir saldırıda” öldürüldüğü doğrulandı. Haniye’nin bir korumasının da saldırıda öldürüldüğü bildirildi. Suikastin ardından İran’da üç gün ve Türkiye’de bir gün süreyle yas ilan edildi.

Haniye’nin cenaze töreni cuma günü Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirildi. Haniye ve korumasının naaşları, Filistin bayraklarıyla örtülü tabutların içinde taşındı. Hamas’ın Katar merkezli siyasi ofisinin üst düzey liderleri Haniye’nin ailesine baş sağlığı dilerken, erkekler diz çöküp dua etti.

Haniye’nin muhtemel halefleri olarak görülen Halil el-Hayya ile Haniye’nin yakın yardımcılarından eski Hamas lideri Halid Meşal ve Filistin İslami Cihad örgütünün başkanı da cenaze töreninde yer aldı.

Suikastler, İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Dürzi beldesi Mecdel Şems’e geçen hafta bir roket saldırısı düzenlenmesinin ardından geldi. Saldırı sonucunda 12 kişinin hayatını kaybetti.

İsrail, Hizbullah’ı saldırıyı gerçekleştirmekle suçlamış, Hizbullah ise bunu reddetmişti. İsrail-Hamas savaşının başladığı ekim ayından bu yana Hizbullah ve İsrail arasında çatışmalar devam ediyor. Sınır ötesindeki çatışmalar ölümlere ve on binlerce kişinin yerinden edilmesine neden oldu.

Paylaşın

ABD’den İran’a “Oyuna Gelmeyin” Uyarısı

Hizbullah askeri şefi Fuad Şükrü ve Hamas lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesi ardından İran’ın pazartesi günü İsrail’e yönelik saldırı başlatacağı ileri sürülürken, Kuveyt gazetesi El Ceride dikkat çeken bir iddia öne sürdü.

Independent Türkçe’nin El Ceride’den aktardığına göre, ABD’li yetkililer gizlice Ankara’dan İran’a giderek, “İsrail’e saldırıp Netanyahu’nun oyununa gelmeyin” diye uyarıda bulundu. Ayrıca, İran’ın İsrail’e saldırması durumunda İsrail’i savunacaklarını, ancak büyük bir savaş istemediklerini belirtti.

El Ceride’de yer alan habere göre, bir ABD heyeti Perşembe özel uçakla gizlice Türkiye’den havalanıp İran’a gitti. Uçak Tahran yakınındaki Karan kentine indi ve orada İran istihbarat-dışişleri ekibiyle 2 saatlik kritik bir görüşme gerçekleştirildi.

Görüşmede ABD’li yetkililer “Netanyahu büyük bir bölgesel savaş istiyor. İran’ı yıkmak istiyor. Netanyahu’nun oyununa gelmeyin” diye uyarıda bulundu. ABD olarak İsmail Haniye suikastından haberlerinin olmadığını ifade eden yetkililer, Netanyahu’nun kontrolden çıktığını söyledi.

Görüşmede ABD heyeti “Haniye suikastından haberimiz yoktu” dedikten sonra iyi niyet göstergesi olarak İran’daki bazı Mossad ajanlarının listesini İran’a verdi.

Heyet İran’a “Prestij için bir saldırı yapmanızı anlıyoruz. Ama büyütmeyin. Hemen bir nükleer anlaşma yaparsak, Netanyahu’ya en büyük darbeyi vurursunuz” dedi. Burada, Trump’ın İran’a karşı daha sert olduğu hatırlatıldı ve Biden yönetimiyle hemen bir anlaşma yapılırsa, Trump’a hareket alanı kalmayacağı hatırlatıldı.

El Ceride’nin haberindeki ayrıntılar bunlarla da sınırlı kalmadı. Biden’ın İran ile savaşmak istemediği, Netanyahu’dan hiç memnun olmadığı ve İran’ın saldırması durumunda İsrail’i savunacaklarını ancak büyük savaş istemedikleri ABD’liler tarafından İran heyetine iletildi.

Gazete haberinde Netanyahu savaş planlarını son ABD’ye gelişinde Yahudi lobisiyle paylaştığıyla ilgili şu iddialarda bulundu: Ortadoğu’da yalnızca İsrail-ABD/ İran değil, Türkiye dahil bölge ülkelerinin de gireceği büyük bir savaş zamanı geldi.

“Bu savaşta bu ülkelerin altyapısını yok edeceğiz. Sonra sizler (Lobi) şirketlerinizle gelip bu ülkeleri yeniden inşa edersiniz. Savaşın sonunda yeniden büyük masa toplanır ve İsrail’i herkes tanır/sayar “

ABD heyeti perşembe günü İran’a -biz bu senaryoyu istemiyoruz- dedi.

İran pazartesi günü saldıracak

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli haber sitesi Axios’un Pazar günü yayımladığı bir habere göre, Hizbullah askeri şefi Fuad Şükrü ve Hamas lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesi ardından İran’ın 5 Ağustos Pazartesi günü İsrail’e yönelik saldırı başlatacağı ileri sürüldü.

Üç Amerikalı ve İsrailli yetkililerin görüşlerine dayandırılan haberde, İran’ın olası bir misillemesinin, 13 Nisan’da İsrail’e düzenlenen saldırı gibi gerçekleştirmesinin beklendiği ancak kapsamının daha geniş olabileceği belirtildi. Saldırının Hizbullah’ı da içerebileceğinin düşünüldüğü de aktarıldı.

Ne olmuştu?

İran’ın İslam Devrim Muhafızları Ordusu, çarşamba günü yaptığı açıklamada Hamas’ın en üst düzey liderlerinden Haniye’nin Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın göreve başlama törenine katılmak için bulunduğu başkent Tahran’da öldürüldüğünü belirtti.

Hamas tarafından yapılan açıklamada, Haniye’nin İsrail’in “Tahran’da düzenlediği bir saldırıda” öldürüldüğü doğrulandı. Haniye’nin bir korumasının da saldırıda öldürüldüğü bildirildi. Suikastin ardından İran’da üç gün ve Türkiye’de bir gün süreyle yas ilan edildi.

Haniye’nin cenaze töreni cuma günü Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirildi. Haniye ve korumasının naaşları, Filistin bayraklarıyla örtülü tabutların içinde taşındı. Hamas’ın Katar merkezli siyasi ofisinin üst düzey liderleri Haniye’nin ailesine baş sağlığı dilerken, erkekler diz çöküp dua etti.

Haniye’nin muhtemel halefleri olarak görülen Halil el-Hayya ile Haniye’nin yakın yardımcılarından eski Hamas lideri Halid Meşal ve Filistin İslami Cihad örgütünün başkanı da cenaze töreninde yer aldı.

Suikastler, İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Dürzi beldesi Mecdel Şems’e geçen hafta bir roket saldırısı düzenlenmesinin ardından geldi. Saldırı sonucunda 12 kişinin hayatını kaybetti.

İsrail, Hizbullah’ı saldırıyı gerçekleştirmekle suçlamış, Hizbullah ise bunu reddetmişti. İsrail-Hamas savaşının başladığı ekim ayından bu yana Hizbullah ve İsrail arasında çatışmalar devam ediyor. Sınır ötesindeki çatışmalar ölümlere ve on binlerce kişinin yerinden edilmesine neden oldu.

Paylaşın

“İran’ın Pazartesi Günü İsrail’e Saldıracak” İddiası

Hamas’ın Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’nin Tahran’da kaldığı konutta öldürülmesi sonrası İran’ın 5 Ağustos Pazartesi günü İsrail’e yönelik saldırı başlatacağı ileri sürüldü.

Haber Merkezi / Öte yandan ABD’li yetkililerin gizlice Ankara’dan İran’a giderek, “İsrail’e saldırıp Netanyahu’nun oyununa gelmeyin” diye uyarıda bulunduğu öne sürüldü.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli haber sitesi Axios’un Pazar günü yayımladığı bir habere göre, Hizbullah askeri şefi Fuad Şükrü ve Hamas lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesi ardından İran’ın 5 Ağustos Pazartesi günü İsrail’e yönelik saldırı başlatacağı ileri sürüldü.

Üç Amerikalı ve İsrailli yetkililerin görüşlerine dayandırılan haberde, İran’ın olası bir misillemesinin, 13 Nisan’da İsrail’e düzenlenen saldırı gibi gerçekleştirmesinin beklendiği ancak kapsamının daha geniş olabileceği belirtildi. Saldırının Hizbullah’ı da içerebileceğinin düşünüldüğü de aktarıldı.

Kuveyt gazetesi El Ceride’nin haberine göre, ABD’li yetkililer gizlice Ankara’dan İran’a giderek, “İsrail’e saldırıp Netanyahu’nun oyununa gelmeyin” diye uyarıda bulundu. Ayrıca, İran’ın İsrail’e saldırması durumunda İsrail’i savunacaklarını, ancak büyük bir savaş istemediklerini belirtti.

El Ceride’de yer alan habere göre, bir ABD heyeti Perşembe özel uçakla gizlice Türkiye’den havalanıp İran’a gitti. Uçak Tahran yakınındaki Karan kentine indi ve orada İran istihbarat-dışişleri ekibiyle 2 saatlik kritik bir görüşme gerçekleştirildi.

Görüşmede ABD’li yetkililer “Netanyahu büyük bir bölgesel savaş istiyor. İran’ı yıkmak istiyor. Netanyahu’nun oyununa gelmeyin” diye uyarıda bulundu. ABD olarak İsmail Haniye suikastından haberlerinin olmadığını ifade eden yetkililer, Netanyahu’nun kontrolden çıktığını söyledi.

Görüşmede ABD heyeti “Haniye suikastından haberimiz yoktu” dedikten sonra iyi niyet göstergesi olarak İran’daki bazı Mossad ajanlarının listesini İran’a verdi.

Heyet İran’a “Prestij için bir saldırı yapmanızı anlıyoruz. Ama büyütmeyin. Hemen bir nükleer anlaşma yaparsak, Netanyahu’ya en büyük darbeyi vurursunuz” dedi. Burada, Trump’ın İran’a karşı daha sert olduğu hatırlatıldı ve Biden yönetimiyle hemen bir anlaşma yapılırsa, Trump’a hareket alanı kalmayacağı hatırlatıldı.

El Ceride’nin haberindeki ayrıntılar bunlarla da sınırlı kalmadı. Biden’ın İran ile savaşmak istemediği, Netanyahu’dan hiç memnun olmadığı ve İran’ın saldırması durumunda İsrail’i savunacaklarını ancak büyük savaş istemedikleri ABD’liler tarafından İran heyetine iletildi.

Gazete haberinde Netanyahu savaş planlarını son ABD’ye gelişinde Yahudi lobisiyle paylaştığıyla ilgili şu iddialarda bulundu: Ortadoğu’da yalnızca İsrail-ABD/ İran değil, Türkiye dahil bölge ülkelerinin de gireceği büyük bir savaş zamanı geldi.

“Bu savaşta bu ülkelerin altyapısını yok edeceğiz. Sonra sizler (Lobi) şirketlerinizle gelip bu ülkeleri yeniden inşa edersiniz. Savaşın sonunda yeniden büyük masa toplanır ve İsrail’i herkes tanır/sayar “

ABD heyeti perşembe günü İran’a -biz bu senaryoyu istemiyoruz- dedi.

İran’da ordu ve istihbarat görevlileri gözaltında

Hamas lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesinde İsrail’in İranlı ajanları kullandığı öne sürüldü. İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Telegraph’ta yer alan ve İranlı iki yetkilinin ifadelerine dayanan habere göre, İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad tarafından devrişilen İranlı ajanlar Haniye’nin Tahran’da kaldığı binanın üç farklı odasına patlayıcı yerleştirmekle görevlendirildi.

Gazeteye konuşan, isimleri gizli tutulan İranlı yetkililer güvenlik kamerası kayıtlarının, ajanların birkaç dakika içinde farklı odalara odaya girip çıktıklarını gösterdiğini iddia etti. Aktarılana göre Haniye’nin kaldığı odadaki patlayıcılar Çarşamba günü saat 02.00’da uzaktan kumanda ile patlatıldı. Ajanların daha sonra ülkeyi terk ettiği ancak hala İran’dan yerel bir kaynakla temas halinde oldukları öne sürülüyor.

Haberde ayrıca Haniye’nin aslında Mayıs ayında helikopter kazasında hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin cenazesine katıldığı sırada öldürülmesinin planlandığı ancak kalabalığın fazla olması ve eylemin başarısız olma ihtimali yüzünden bunun iptal edildiği iddiası yer aldı.

Bu planın yerine Mossad’ın görevlendirdiği iki İranlı’nın Haniye’nin kaldığı ülkenin en seçkin askeri birimlerinden Devrim Muhafızları’na ait misafirhaneye patlayıcı yerleştirilmesi planının devreye sokulduğu kaydedildi.

Haniye, İran’da göreve yeni seçilen Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak için Tahran’da bulunuyordu.

ABD’nin New York Times gazetesi iseHaniye’nin öldürülmesiylebağlantılı olarak İran’da en az 24 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan arasında istihbarat ve ordu görevlileri ile Haniye’nin kaldığı misafirhanenin çalışanları bulunuyor. Haberin soruşturmayı bilen iki İranlı yetkiliye dayandığı belirtiliyor.

New York Times birkaç gün önce de Haniye’yi öldürdüğü belirtilen bombanın Devrim Muhafızları misafirhanesine aylar önce sokulduğunu yazmıştı.

Haniye’nin öldüğü haberinin basına yansımasının ardından Hamas liderinin bir insansız hava aracı ya da uçaktan ateşlenen bir füze ile vurmuş olabileceği ihtimali üzerinde durulmuştu. İran ve Hamas saldırıyla ilgili İsrail’i suçlarken, İsrail yönetimi ise şimdiye kadar saldırıyı ne üstlendi ne de reddetti.

Ne olmuştu?

İran’ın İslam Devrim Muhafızları Ordusu, çarşamba günü yaptığı açıklamada Hamas’ın en üst düzey liderlerinden Haniye’nin Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın göreve başlama törenine katılmak için bulunduğu başkent Tahran’da öldürüldüğünü belirtti.

Hamas tarafından yapılan açıklamada, Haniye’nin İsrail’in “Tahran’da düzenlediği bir saldırıda” öldürüldüğü doğrulandı. Haniye’nin bir korumasının da saldırıda öldürüldüğü bildirildi. Suikastin ardından İran’da üç gün ve Türkiye’de bir gün süreyle yas ilan edildi.

Haniye’nin cenaze töreni cuma günü Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirildi. Haniye ve korumasının naaşları, Filistin bayraklarıyla örtülü tabutların içinde taşındı. Hamas’ın Katar merkezli siyasi ofisinin üst düzey liderleri Haniye’nin ailesine baş sağlığı dilerken, erkekler diz çöküp dua etti.

Haniye’nin muhtemel halefleri olarak görülen Halil el-Hayya ile Haniye’nin yakın yardımcılarından eski Hamas lideri Halid Meşal ve Filistin İslami Cihad örgütünün başkanı da cenaze töreninde yer aldı.

Suikastler, İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Dürzi beldesi Mecdel Şems’e geçen hafta bir roket saldırısı düzenlenmesinin ardından geldi. Saldırı sonucunda 12 kişinin hayatını kaybetti.

İsrail, Hizbullah’ı saldırıyı gerçekleştirmekle suçlamış, Hizbullah ise bunu reddetmişti. İsrail-Hamas savaşının başladığı ekim ayından bu yana Hizbullah ve İsrail arasında çatışmalar devam ediyor. Sınır ötesindeki çatışmalar ölümlere ve on binlerce kişinin yerinden edilmesine neden oldu.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestolarında Destek Veren Rapçinin İdam Cezası Bozuldu

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden “Mahsa Amini” protestolara şarkılarıyla destek veren Toomaj Salehi hakkındaki idam cezası bozuldu.

Haber Merkezi / Toomaj Salehi ilk olarak Ekim 2022’de protestolara kamu önünde destek veren açıklamalarından sonra gözaltına alınmış ve birçok suçla itham edilmişti. 2022’deki protestolardan önce de konser vermesi yasak olan Toomaj Salehi, şarkılarını sosyal medyadan paylaşıyordu.

Toomaj Salehi’nin avukatı Amir Raesian, İran Yüksek Mahkemesi’nin Salihi’nin idam kararını bozduğunu ve yeniden yargılanmasına karar verdiğini duyurdu.

Salehi, CBC News adlı haber kanalıyla yaptığı bir röportajda düzeni eleştiren videolar yayımlamanın “zor olduğunu ve kendisini rejim güçleri için bir hedef haline getirdiğini” söylemişti. Salehi, İranlıların “korkunç bir yerde yaşadığını” ve “gücüne, parasına ve silahlarına tutunmak için tüm ülkeyi öldürmeye hazır olan bir mafya ile baş etmeye çalıştığını” belirtmişti.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete giden 22 yaşındaki Jîna Mahsa Amini, erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlâk polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

İran devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Amini’nin akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olmadığını açıkladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak, görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti ise konuyla ilgili açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Amini’nin ahlâk polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurmuştu.

Amini’nin gözaltında hayatını kaybetmesinin ardından başlayan ve kent kent yayılan  protestolar kısa süre içerisinde ülkenin her yerine yayılmıştı. Aylar süren protestolarda 71’i çocuk en az 600 kişi İran polisi tarafından öldürülmüş, onlarca kişi idam edilmiş, en az 20 bin kişi gözaltına alınmıştı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın