Radikal İslamcı Örgütten İran’da Çifte Saldırı: 5 ölü

2012 yılında kurulan ve Beluc azınlığın haklarını savunduğunu iddia eden radikal sünni örgüt Ceyş el-Adil’in İran’da düzenlediği saldırılarda en az beş asker ve bir polis hayatını kaybetti.

İran’ın en yoksul eyaletlerinden olan Sistan – Beluçistan, Şiilerin çoğunluğu oluşturduğu İran’da az sayıdaki Sünni bölgeden biri. Eyalet, Beluç azınlıktan militanlar ve Sünni Müslüman aşırılıkçı örgütlerin karıştığı çatışmalara sahne oluyor.

İran’ın Pakistan sınırındaki Sistan – Beluçistan eyaletinde güvenlik güçlerine düzenlenen iki ayrı saldırıda en az beş asker ve polisin öldüğü bildirildi.

İran İçişleri Bakan Yardımcısı Mecid Mirahmadi, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada “İslami Devrim Muhafızları Ordusu ve polis teşkilatının beş mensubu, Rask’taki askeri üs ve Çabahar’daki polis karakoluna gece saatlerinde düzenlenen iki terör saldırısında şehit olmuştur” açıklaması yaptı. Mirahmadi, saldırılarda 10’dan fazla güvenlik görevlisinin de yaralandığını kaydetti.

Resmi haber ajansı IRNA da ölenlerden birinin asker, birinin güvenlik görevlisi, birinin Besic Direniş Gücü gönüllüsü ve ikisinin polis memuru olduğunu duyurdu. Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Pakpur da yaptığı açıklamada, güvenlik güçleriyle çıkan çatışmada 15 saldırganın öldürüldüğünü bildirdi.

Ceyş el-Adil (Adalet Ordusu) örgütü Telegram kanalından saldırıları üstlenen bir mesaj yayımladı. Örgütün Aralık ayında Rask kentindeki bir polis karakoluna düzenlediği saldırıda 11 polis memuru, Ocak ayında yine Rask’taki bir karakola düzenlediği saldırıda da bir polis memuru hayatını kaybetmişti. 2012’de kurulan ve Beluc azınlığın haklarını savunma iddiasındaki örgüt, İran’ın yanı sıra ABD’nin de terör örgütleri listesinde yer alıyor.

İran’ın güneydoğusundaki Sistan – Beluçistan eyaleti yıllardır uyuşturucu kaçakçısı çeteler, Beluç azınlıktan militanlar ve Sünni Müslüman aşırılıkçı örgütlerin karıştığı çatışmalara sahne oluyor. Ülkenin en yoksul eyaletlerinden olan Sistan – Beluçistan, Şiilerin çoğunluğu oluşturduğu İran’da az sayıdaki Sünni bölgeden biri.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İsrail, İran’ın Şam’daki Konsolosluk Binasını Vurdu: 8 Ölü

İsrail, İran’ın Suriye’nin başkenti Şam’daki konsolosluk binasını vurdu. Konsolosluk binası yerle bir olurken, İran Devrim Muhafızları’nın bir üst düzey yetkilisinin de bulunduğu en az sekiz kişi hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Gazze’de 6 aydır devam eden savaş sırasında İran hedeflerini defalarca vuran İsrail, her zamanki tutumunu sürdürdü ve olayla ilgili yorum yapmayı reddetti. İsrailli bir askeri sözcüsü ise, “Yabancı medyada yer alan haberler hakkında yorum yapmıyoruz” dedi.

Suriye Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise binanın tamamen yerle bir olduğu, ölü ve yaralıları çıkarmak için enkaz kaldırma çalışmalarının sürdüğü bildirildi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean Pierre, Başkan Joe Biden’ın İsrail’in Şam’daki bir İran konsolosluğunu vurduğu yönündeki haberler konusunda bilgisi olduğunu ve “ekibin konuyu incelediğini” söyledi.

İran devlet televizyonu, ölen üst düzey yetkilinin Devrim Muhafızları’nın ülke dışındaki operasyonlarını yürüten Kudüs Gücünün komutanlarından Tuğgeneral Muhammed Reza Zahedi olduğunu bildirdi. 63 yaşındaki Zahedi kırk yılı aşkın bir süredir Devrim Muhafızları’nda görev yapıyordu.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, saldırının tüm uluslararası yükümlülük ve sözleşmelerin bir ihlali olduğunu belirterek uluslararası toplumu İsrail’in saldırısına tepki göstermeye ve harekete geçmeye çağırdı.

Abdullahiyan, İsrail Başbakanı’na işaret ederek “Netanyahu, İsrail rejiminin Gazze’de art arda gelen başarısızlıkları ve Siyonistlerin iddialı hedeflerini yerine getirememesi nedeniyle ruhsal dengesini tamamen kaybetmiş durumda” ifadelerini kullandı.

İran Dışişlerinden yapılan açıklamada Abdullahiyan’ın Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği ve “bu eylemin sonuçlarından Siyonist rejimin sorumlu olduğunu ve uluslararası toplumun bu tür suç eylemlerine ciddi yanıt vermesi gerektiğini” kaydettiği bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nasır Kenani de yaptığı ayrı açıklamada saldırıyı en güçlü şekilde kınadıklarını belirterek “İran yanıt hakkını saklı tutmaktadır. Yanıtın türü ve saldırgana yönelik ceza konusunda kararını verecektir” ifadelerini kullandı.

İran’ın Şam Büyükelçisi Hüseyin Ekberi de daha önce yaptığı açıklamada, beş katlı konsolosluk binasının İsrail’e ait F-35 savaş uçakları tarafından altı füze ile vurulduğunu bildirmişti. Ekberi, saldırıda “üçü ordu mensubu olmak üzere en az beş kişinin öldüğünü” kaydetmişti.

Sekiz gün içinde beşinci saldırı

Bu saldırı, Devlet Başkanı Beşar Esad’ın İran ve müttefikleri tarafından geniş ölçüde desteklendiği Suriye’yi sekiz gün içinde vuran beşinci saldırı oldu. İran’ın Nour haber ajansı “İran İslam Cumhuriyeti’nin Şam Büyükelçisi Hüseyin Akbari ve ailesi İsrail saldırısında zarar görmedi” dedi.

İsrail’in Gazze’de savaştığı Hamas ve Lübnan’da hedeflerini vurduğu Hizbullah’ın İran tarafından desteklendiği biliniyor. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, geçtiğimiz cuma günü İsrail’in Halep’teki saldırısında 38’i asker, yedisi Hizbullah üyesi olmak üzere 53 kişinin öldüğünü bildirmişti.

Yakın Doğu ve Körfez Askeri Analiz Enstitüsü Başkanı Riad Kahwaji, bu olayla ilgili AFP’ye “İsrail açısından Suriye ve Lübnan geniş bir savaş alanına dönüştü. İsrail savaş uçakları Hizbullah’ın askeri altyapısını yok etmek ve örgütün imajını zedelemek için neredeyse her gün iki ülkedeki hedefleri vuruyor” demişti.

İsrail son yıllarda Suriye’nin hükümet kontrolündeki bölgelerinde yüzlerce hedefe saldırı düzenledi. Tel Aviv, Lübnan’daki Hizbullah gibi İran müttefiki militan grupların üslerini hedef aldığını savunuyor.

Paylaşın

ABD Ve G-7’den İran’a Rusya Uyarısı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve G-7 grubundaki müttefikleri, İran’ı Rusya’ya balistik füzeler ve ilgili teknolojileri sağlamaması konusunda uyardı. ABD ve Avrupa, halihazırda İran’a karşı kapsamlı yaptırımlar uyguluyor.

İran’a yönelik uygulanan yaptırımlar, binlerce kişi ve finansal hizmetler, enerji, teknoloji ve diğer sektörleri hedef alıyor.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Joe Biden yönetimi, Ukrayna ile savaş halindeki Rusya’nın azalan silah stoklarını yenilemek için çaba harcadığını ve bu çerçevede İran’dan yakın menzilli balistik füzeler talep ettiğini iddia ediyor.

Washington, henüz füzelerin İran’dan Rusya’ya geçtiğini teyit etmedi. Ancak ABD’li yetkililer İran makamlarının bir anlaşmanın yakın olduğu yönündeki açıklamalarından endişe duyduklarını dile getiriyor.

Biden yönetiminden üst düzey bir yetkiliye göre, G-7 ülkelerinin üzerinde düşündüğü yaptırım eylemlerinden biri, İran’ın ulusal havayolu şirketi Iran Air’in Avrupa’ya uçuşlarını yasaklamak.

Aralarında ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Japonya’nın bulunduğu G-7 grubu ülkelerinin liderleri, yaptıkları ortak açıklamada, “İran’ın Rusya’ya balistik füze veya ilgili teknolojileri teslim etmeye başlaması durumunda, önemli yeni yaptırımlar da dahil olmak üzere hızlı ve koordineli bir şekilde karşılık vereceğiz.” dedi.

İran’ın BM Misyonu ise geçen ay yaptığı açıklamada balistik füze satışını engelleyecek herhangi bir yasal kısıtlama bulunmadığını ancak “Rusya-Ukrayna çatışması sırasında savaşı körüklememek için silah ticaretinden kaçınmanın ahlaki bir yükümlülük olduğunu” belirtmişti.

ABD ve Avrupa halihazırda İran’a karşı bireyleri hedef alan ve Tahran’ın ticaret, finansal hizmetler, enerji, teknoloji ve diğer sektörlere erişimini sınırlayan kapsamlı yaptırımlar uyguluyor. İran’a yönelik yaptırımlar, ABD’nin şu ana kadar herhangi bir ülkeye uyguladığı en geniş ve kapsamlı yaptırımlar olup binlerce kişi ve kuruluşu hedef alıyor.

Biden yönetimi, ocak ayında yaptığı açıklamada, ABD istihbarat yetkililerinin Rusya-İran anlaşmasının tamamlanmadığını tespit ettiklerini ancak Rusya’nın İran’dan füze almak için yürüttüğü müzakerelerin aktif bir şekilde ilerlediğinden endişe duyduklarını kaydetmişti.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bugün Viyana’da düzenlenen bir basın toplantısında “İran’a bunu yapmaması için çok net mesajlar gönderdik, bu konu birçok ülke arasında önemli bir tartışma konusu” diye konuştu.

Biden yönetimi Kremlin’in Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta ihtiyaç duyduğu silahlar için İran ve Kuzey Kore’ye bağımlı hale geldiğini öne sürüyor. Bu iddialarını istihbarat raporları ile kanıtlamaya çalışıyor.

Rusya, Kuzey Kore’den balistik füzeler satın aldı ve Ukrayna’ya karşı kullandı. Ukraynalı yetkililer ise, Rus güçleri tarafından konuşlandırılan Kuzey Kore füzelerinin sık sık hedefi ıskaladığını öne sürüyor.

İran önce Rusya’ya insansız hava aracı tedarik ettiğini reddetti. Daha sonra Rusya’nın Ukrayna işgali başlamadan kısa bir süre önce az sayıda sattığını kabul etti.

Paylaşın

2023 Yılında İran’da En Az 834 Kişi İdam Edildi

2023 yılı içerisinde İran’da en az 22’si kadın olmak üzere 834 kişi idam edildi. Bu, son yirmi yılda İran’da ikinci kez bir yıl içinde 800’den fazla idam infazının gerçekleştirildiği anlamına geliyor.

İran, Eylül 2022’de Mahsa Amini’nin gözaltında ölümü sonrası patlak veren protestoların ardından ölüm cezasını, “topluma korku yaymak” için kullanmakla suçlanıyor.

Amini protestoları sırasında güvenlik güçlerine saldırı iddialarıyla bağlantılı davalarda dokuz kişiyi idam edildi.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları (IHR) ve Paris merkezli İdam Cezasına Karşı Birlikte (ECPM) tarafından ortak hazırlanan raporda, geçen sene 834 infazın gerçekleştirildiği kaydedildi. Her iki örgün verilerine göre, 2015 yılında İran’da 972 kişi idam edilmişti.

Bu, son yirmi yılda ikinci kez bir yıl içinde 800’den fazla infazın gerçekleştirildiği anlamına geliyor. Rapora göre, geçen sene en az 22 kadın idam edildi. Bu, kadınlar açısından son on yıldaki en yüksek sayı anlamına geliyor.

Hak örgütleri, İran’ı, Eylül 2022’de Mahsa Amini’nin gözaltında ölümü sonrası patlak veren protestoların ardından ölüm cezasını, “topluma korku yaymak” için kullanmakla suçladı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; IHR Direktörü Mahmud Amiri Mukaddem, 834 rakamını “şoke edici bir rakam” diye  niteledi.  Ayrıca Mukaddem, “Toplumsal korku aşılamak rejimin iktidarı elinde tutmasının tek yolu ve ölüm cezası da bunun en önemli aracı” değerlendirmesinde bulundu.

STK’lara göre İran, Mahsa Amini protestoları sırasında güvenlik güçlerine saldırı iddilarıyla bağlantılı davalarda dokuz kişiyi idam etti. Başta uyuşturucuyla ilgili davalar olmak üzere diğer suçlamalarla ilgili infazlar arttı.

Raporda, “2023 yılında, 2020 yılında kaydedilen rakamların 18 katı bir yükselişle 471 kişiye çıkan uyuşturucuyla bağlantlı infazların sayısındaki olağanüstü artış endişe verici” denildi.

Raporda, 167 Beluç’un idam edildiği, Beluç toplumunun İran nüfusunun yüzde beşine tekabül etmesine rağmen 2023 yılındaki toplam idamların yüzde 20’sini oluşturduğu bilgisine yer verildi.

ECPM Direktörü Raphael Chenuil-Hazan, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) “tepkisizliğinin” İranlı yetkililere “yanlış sinyal gönderdiğini” söyledi.

İran’daki idamların çoğu hapishane yerleşkesi içerisinde gerçekleştiriliyor ancak raporda, 2023 yılında ülkede kamuya açık alanlarda gerçekleştirilen idamların sayısının 2022 yılına göre üç kat arttığı ve yedi kişinin halka açık alanlarda asıldığı belirtildi.

Paylaşın

“İran, Rusya’ya Yüzlerce Balistik Füze Gönderdi” İddiası

İran ile Rusya arasında gelişen askeri ilişkiler sahaya yansımış görünüyor. Tahran yönetimi, bu yıl içerisinde, menzili 700 km. kadar ulaşabilen en az 400 balistik füzeyi Moskova’ya teslim ettiği bildirildi.

Rusya’nın Ukrayna savaşı boyunca İran’ın gönderdiği 3 bin 700 adet kamikaze İHA kullandığı iddia edilmişti. İran, kasım ayında Rusya’dan Su-35 savaş uçakları, Mi-28 saldırı helikopterleri ve Yak-130 pilot eğitim uçağı alınması konusunda anlaşma sağlandığını açıklamıştı.

İran’ın Rusya’ya çok sayıda karadan karaya balistik füze sağladığı ve ABD’nin yaptırım uyguladığı iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin son dönemde giderek derinleştiği bildirildi.

Reuters’in konuyla ilgili üç İranlı kaynağa dayandırarak verdiği habere göre, Tahran yönetimi, menzilleri 300 ila 700 kilometre arasında değişen, “Fatih-110” ve “Zülfikar” adlarıyla tanınan yaklaşık 400 adet kısa menzilli balistik füzeyi Moskova’ya teslim etti.

İran Savunma Bakanlığı ve İran devrim Muhafızları Rusya’ya balistik füze kısa teslimatını reddederken, Moskova’dan konuyla ilgili şu ana kadar bir açıklama yapılmadı. İranlı bir kaynağa göre, geçen yıl sonu İran ve Rusya arasında konuyla ilgili anlaşma sağlandı ve balistik füze sevkiyatının ocak ayı başında başladı.

Diğer kaynaklar gibi isminin açıklanmasını istemeyen bir İranlı yetkili ise şu ana kadar 4 kez füze sevkiyatı yapıldığını ve bu sevkiyatın gelecek haftalarda da süreceğini aktardı. Bir başka İranlı yetkili ise bu balistik füzelerin bir kısmının Hazar Denizi üzerinden gemiyle, diğer kısmının ise nakliye uçaklarıyla gönderildiği bildirdi.

İkinci İranlı yetkili, “Daha fazla sevkiyat olacak. Bunu saklamaya gerek yok. İstediğimiz ülkeye silah ihraç etme iznimiz var.” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) ekim ayında dolan yaptırımları İran’ın füze ve İHA ihracatına yasak getiriyordu. Bununla birlikte ABD ve Avrupa Birliği, Orta Doğu’da kendi adına vekalet savaşı yürütenlere ve Rusya’ya yönelik silah ihracatına ilişkin endişeler yüzünden İran’ın balistik füze programına yönelik yaptırımlarını sürdürüyor.

Konuya yakın dördüncü bir kaynak ise Rusya’nın yakın zamanda İran’dan çok sayıda füze aldığını doğruladı ancak sayıyla ilgili ayrıntı vermedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby ocak ayında yaptığı bir açıklamada ülkesinin Rusya’nın İran ve Kuzey Kore’den kısa menzilli balistik füze almasından “endişe duyduğunu” ifade etmişti.

Yine bir ABD yetkilisi yaptığı açıklamada Rusya’nın balistik füze alımına ilişkin müzakerelerinden haberdar olduklarını ancak teslimatın gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda ellerinde bir kanıt olmadığını söyledi.

Bu arada Ukrayna başsavcısı cuma günü yaptığı açıklamada, Kuzey Kore’nin Rusya’ya sağladığı balistik füzelerin savaş alanında etkili olmadığının açıkça görüldüğünü ve 24 füzeden yalnızca ikisinin hedefi vurduğunu bildirdi.

Moskova ve Pyongyang, Kuzey Kore’nin Ukrayna’da kullanılan füzeleri Rusya’ya gönderdiği haberini ise yalanladı.

İran füzeleri savaş alanında etkili mi?

Kuzey Kore füzelerinin etkili olmadığı haberi gelirken bunun aksine, Monterey’deki Middlebury Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nden uzman Jeffrey Lewis, İran’ın Fatih-110 ve Zülfikar füzelerin oldukça hassas silahlar olduğunu söyledi.

Rus bombardımanlarının zaten “oldukça acımasız” olduğunu belirten Lewis, İran’dan gelen füzeler için “Bunlar hassas ve etkili hasar verebilen silahlar. 400 füze Ukrayna’da kullanılması durumunda ciddi zararlar verebilir.” dedi.

Philadelphia merkezli bir düşünce kuruluşu olan Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nün araştırmacılarından Rob Lee, İran’dan Fatih-100 ve Zülfikar füzelerinin tedarik edilmesinin Rusya’ya savaş alanında daha da büyük bir avantaj sağlayacağını söyledi.

Lee, “Operasyonel derinliklerdeki askeri hedefleri vurmak için kullanılabilir bu balistik füzelerin Ukrayna hava savunması tarafından engellenmesi daha zor.” dedi. Bununla birlikte Ukraynalı bir askeri kaynak Reuters’e, Kiev’in savaşta Rus kuvvetleri tarafından herhangi bir İran balistik füzesi kullanıldığına dair bir kanıt olmadığını söyledi.

Ukrayna Savunma Bakanlığı ise Reuters’in bu konudaki yorum talebine şu ana kadar resmi yanıt vermedi.

Bu haberin yayımlanmasını ardından Ukrayna Hava Kuvvetleri’nden bir sözcü, ulusal televizyona, Rusya’nın bu tür füzeleri elde ettiğine dair resmi bir bilginin bulunmadığını söyledi. Sözcü, bununla birlikte balistik füzelerin Ukrayna için ciddi bir tehdit oluşturabileceğini söyledi.

Ukrayna daha önce yaptığı açıklamalarda İran’dan Rusya’ya Ukrayna savaşında kullanılmak üzere İHA göndermemesini istemişti. Ukrayna aralık ayında yaptığı açıklamada Rusya’nın savaş boyunca İran’ın gönderdiği 3 bin 700 adet kamikaze İHA kullandığını iddia etmişti.

Bu arada İran balistik füzelerinin son haftalarda Rusya’ya teslim edildiğini doğrulayan Batılı bir diplomat, Batılı ülkelerin, Rusya’nın İran’a karşılıklı silah transferinin ABD ve İsrail ile olası bir çatışmada Rusya’nın konumunu güçlendirebileceğinden endişe duyduğunu söyledi.

İran, kasım ayında Rusya’dan Su-35 savaş uçakları, Mi-28 saldırı helikopterleri ve Yak-130 pilot eğitim uçağı alınması konusunda anlaşma sağlandığını açıklamıştı.

Siyasi risk danışmanlığı yapan “Eurasia Group” araştırmacısı Gregory Brew, Rusya’nın İran için uygun bir müttefik olduğunu belirterek, “İran, insansız hava araçları karşılığında daha fazla güvenlik işbirliği ve gelişmiş silahlar, özellikle de modern uçaklar almayı hedefliyor.” dedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İran, Yeni Hava Savunma Sistemlerini Tanıttı: Arman Ve Azarakheş

İran, ABD’nin Orta Doğu’daki İran yanlısı silahlı gruplara karşı hava saldırılarının devam ettiği bir dönemde, “Arman” balistik füze savunma sistemi ve kısa menzilli hava savunma sistemi “Azarakhsh”ı tanıttı.

“Arman” balistik füze savunma sisteminin 120 ile 180 kilometre arasındaki mesafelerde altı hedefi vurabilme kapasitesine, “Azarakhsh” kısa menzilli hava savunma sisteminin ise fırlatma aracında bulunan dört adet güdümlü füzeyle 50 kilometreye kadar olan hedefleri tespit edip imha edebilme yeteneğine sahip olduğu belirtildi.

İran resmi haber ajansı IRNA, savunma bakanlığı tarafından inşa edilen Arman anti-balistik füze sistemi ve Azarakheş alçak irtifa hava savunma sisteminin bu sabah tanıtıldığını duyurdu.

Euronews Türkçe’nin IRNA’dan aktardığına göre, Savunma Bakanı Muhammad-Rıza Aştiani, Arman füze sisteminin “orta menzile ve yüksek irtifaya sahip olduğunu, 180 kilometredeki hedefleri belirleyebildiğini ve 120 kilometrede onları vurup imha edebildiğini” açıkladı.

Ajans, “aynı anda altı hedefe” saldırabilen Azarakheş savunma sisteminin ise birden fazla araç tipine monte edilebildiğini ve “hedefini tespit etmek ve izlemek için radar, elektro-optik sistem ve termal arayıcılar kullandığını” belirtti.

İran, savaşı tetikleyen 7 Ekim’deki Hamas saldırısını övmüş, ancak herhangi bir dahli olduğu iddialarını reddetmişti.

Ancak Gazze’deki savaş beşinci ayına girerken Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen’deki Tahran destekli militan gruplar Irak ve Suriye’de konuşlu Amerikan ve koalisyon birliklerine karşı giderek daha fazla saldırılar düzenlemeye başladı.

Ürdün’de Amerika Birleşik Devletleri’ne ait bir üsse 28 Ocak’ta düzenlenen saldırıda üç Amerikan askeri personelinin ölmesi, Washington’un Suriye ve Irak’taki İran yanlısı hedeflere karşı kendi saldırılarını başlatmasına yol açtı.

ABD, İngiltere ile birlikte, ayrıca Yemen’deki İran destekli Husilere karşı, grubun ticari gemilere yönelik ısrarlı saldırılarına karşılık olarak saldırılar düzenliyor.

Öte yandan İran’ın nükleer programı bölgedeki gerilimi arttıran bir diğer unsur. Tahran’ın nükleer programına şiddetle karşı çıkan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, 2023 yılında İran’ın nükleer silah elde etmesini önlemek için “inandırıcı bir askeri tehditle” karşı karşıya kalması çağrısında bulunmuştu.

Tahran ise nükleer programının barışçıl olduğunda ısrar ediyor ve nükleer bomba arayışında olduğu iddialarını reddediyor.

Paylaşın

ABD’den Türkiye Merkezli Bir Şirkete İran Yaptırımı

ABD, Türkiye merkezli Ted Teknoloji Geliştirme Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’ne İran Merkez Bankası için Amerikan teknolojisi kaçakçılığı yaptığı gerekçesiyle yaptırım uyguladığını açıkladı.

Ticaret sicil kaydına göre, Ağustos 2019’da 50 bin TL sermayeyle kurulan şirket, bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteriyor. Sicil kaydında şirketin adresi İstanbul Bahçelievler olarak görülüyor.

ABD Hazine Bakanlığının Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson, “Amerika Birleşik Devletleri, İran rejiminin hassas ABD teknolojisi ve kritik bilgilerini elde etmeye yönelik yasa dışı girişimlerini engellemek için elindeki tüm araçları kullanmaya devam edecektir” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İran Merkez Bankası’nın İran’daki bir iştirakine, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli iki kuruluşa, Türkiye merkezli bir kuruluşa ve üç kişiye Amerikan teknolojisi kaçakçılığı yaptıkları gerekçesiyle yaptırım uygulandığını açıkladı.

ABD Hazine Bakanlığı’ndan gelen açıklamada söz konusu kuruluşların, İran Merkez Bankası’nın bir iştiraki olan İran merkezli Informatics Services Corporation (ISC), bir ISC paravan şirketi olan BAE merkezli Advance Banking Solution Trading, yine BAE merkezli Freedom Star General ticaret firması ve Türkiye merkezli Ted Teknoloji Geliştirme Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi oldukları kaydedildi.

ABD Hazine Bakanlığı, Ted Teknoloji Geliştirme Hizmetleri Sanayi Ticaret A.Ş. ise ISC’nin Türkiye’deki temsilcisi olarak hizmet verdiğini ve paravan şirketlerle iş birliği içerisinde ABD mallarını ve teknolojisini satın aldığını bildirdi. Açıklamada, yaptırım listesine alınan ve hem Fransa hem de İran vatandaşlığı bulunan ISC çalışanı Pouria Mirdamadi’nin Ted’in faaliyetlerine dâhil olduğu belirtildi.

İstanbul Ticaret Odası’ndaki sicil kaydına göre de şirketin tek yönetim kurulu üyesi olarak bu kişinin adı görülüyor. Ticaret sicil kaydına göre, Ağustos 2019’da 50 bin TL sermayeyle kurulan şirket, bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteriyor. Sicil kaydında şirketin adresi İstanbul Bahçelievler olarak görülüyor.

ABD Hazine Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson, yaptığı açıklamada “İran Merkez Bankası, Ortadoğu’yu daha da istikrarsızlaştırmayı amaçlayan iki kilit aktör olan İslam Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü ve Hizbullah’a mali destek sağlanmasında kritik bir rol oynamıştır” dedi.

Brian Nelson, “ABD, İran rejiminin hassas Amerikan teknolojisini ve kritik girdileri elde etmeye yönelik yasadışı girişimlerini engellemek için mevcut tüm araçları kullanmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Suriye Ve İran’dan İsrail Açıklaması: Savaşmaya Hazırız

İsrail’le olası bir çatışmaya ve topraklarını korumaya hazır olduklarını söyleyen Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, “Ancak savaşın zamanına ve şekline biz karar vereceğiz” dedi.

1967’den bu yana İsrail işgali altında olan Golan Tepeleri’ne dikkat çeken Mikdad, bölgedeki işgali sonlandırmanın en önemli önceliklerden biri olduğunu belirtirken, “Suriye bu kurtarma operasyonlarının bedelini ödemeye hazır” ifadelerini kullandı.

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan, Şam’da bir araya geldi. Mikdad ile Emirabdullahiyan görüşmede, Filistin’e verilecek destek konusunda atılacak adımları masaya yatırdı.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; İkili görüşme sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlatan Faysal Mikdad, Suriye’nin 1948’den bu yana “İsrail’e direndiğini” söyledi. Mikdad, “Suriye, İsrail işgaline karşı yıllarca savaştı ve yine savaşmaya hazırız. Ancak zamanına ve şekline biz karar vereceğiz” diye konuştu.

1967’den bu yana İsrail işgali altında olan Golan Tepeleri’ne dikkat çeken Suriye Dışişleri Bakanı, bölgedeki işgali sonlandırmanın en önemli önceliklerden biri olduğunu belirtirken, “Suriye bu kurtarma operasyonlarının bedelini ödemeye hazır” ifadelerini kullandı.

Toplamda 1800 kilometrekarelik bir alanı kapsayan Golan Tepeleri, İsrail tarafından 1967’de işgal, 1981’de de tek taraflı ilhak edilmişti. 2019’da dönemin ABD Başkanı Donald Trump, Golan Tepeleri üzerindeki İsrail hakimiyetini resmen tanıdıklarını açıklamıştı.

İsrail’in tatlı su ihtiyacının üçte birini karşılayan bölge, Doğu Akdeniz’in en stratejik noktalarından biri olarak görülüyor. Mikdad ayrıca, ülkedeki ABD ve Türkiye askerlerinin varlığının gayrımeşru olduğunu ve sona ermesi gerektiğini iddia etti.

İran Dışişleri Bakanı Emirabdullahiyan da yasadışı şekilde Suriye’de bulunan yabancı askerlerin ülkeden çekilmesi gerektiğini ifade etti. İranlı bakan ayrıca İsrail ve ABD’nin Filistinlilere karşı soykırım gerçekleştirdiğini söyledi.

7 Ekim’deki Hamas saldırılarının ardından Suriye’de de askeri hareketlilik artmıştı. Bölgedeki Amerikan üslerine yönelik saldırıların ardından, ABD uçakları geçen haftalarda Suriye’deki bazı hedefleri vurmuştu. Pentagon bu saldırılarda İran destekli militan grupların hedef alındığını duyurmuştu.

Paylaşın

İsrail İstedi: Meta, Hamaney’in Instragram Hesabını Kapattı

Facebook ve Instagram’ın çatı kuruluşu Meta, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in İngilizce ve Farsça hesaplarını kapattı. Hamaney’in Farsça hesabının 5,1 milyon, İngilizce hesabını ise 200 binin üzerinde kişi takip ediyordu.

Akademisyen ve İran hükümetinin eski danışmanlarından Muhammad Marandi, “Ben dahil binlerce İranlının Facebook ve Instagram hesapları askıya alındı ya da silindi. Dolayısıyla bu beklenmedik bir durum değil. Ayetullah Hamaney Filistin’deki direnişi destekleyen ve güçlendiren tek dünya lideridir. Onun suçu bu.” diye konuştu.

İran’da Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformları uzun yıllardır yasaklı olsa da kullanıcılar VPN kullanarak kısıtlamaları aşabiliyor. Keza yasağa rağmen, aralarında Ali Hamaney’in de bulunduğu bazı İranlı yetkililerin bu mecralarda da hesapları bulunuyor.

Sosyal medya platformu Facebook ve Instagram’ın çatı kuruluşu Meta, İsrail yanlısı grupların uzun süredir devam eden baskılarının ardından İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in İngilizce ve Farsça hesaplarını kapattı. Hamaney’in Farsça hesabının 5,1 milyon, İngilizce hesabını ise 200 binin üzerinde kişi takip ediyordu.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Bir Meta sözcüsü, yaptığı açıklamada, “Defalarca ‘Tehlikeli Kuruluşlar ve Kişiler’ politikamızı ihlal ettikleri için bu hesapları kaldırdık” iddiasında bulundu.

Meta, söz konusu uygulama uyarınca, “şiddeti öven ya da şiddete başvuran örgüt ya da kişileri” platformlarından çıkarıyor. İsrail yanlısı gruplar ve İran muhalefeti, özellikle de 7 Ekim’de başlayan İsrail-Hamas savaşı sonrası, Hamaney’in sosyal medya hesaplarının yasaklanması için çağrıda bulunuyordu.

Tahran, Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği saldırılarla herhangi bir dahli olduğu iddialarını reddediyor. Bununla birlikte İran dini lideri, sosyal medyada, İsrail’de yaklaşık 1,200 kişinin ölümüne neden olan hadiseyi övmekle suçlandı.

Ancak Ali Hamaney İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanına karşı ‘Filistin direnişini’ ve Yemen’deki Şii Husi grubun, Kızıldeniz’de seyreden gemilere yönelik saldırılarını açıktan destekledi. Selefi Humeyni’nin 1989’da ölmesinin ardından bu makama gelen Hamaney’in Instagram hesapları 2019’da da askıya alınmış bir süre sonra tekrar iade edilmişti.

Akademisyen ve İran hükümetinin eski danışmanlarından Muhammad Marandi, MEE’ye verdiği demeçte, İsrailli yetkililerin ülkelerinin Gazze’deki eylemlerine verdikleri destek nedeniyle benzer kısıtlamalarla karşılaşmadığını söyleyerek Meta’yı “ikiyüzlülük yapmakla” suçladı.

Marandi, “Ben dahil binlerce İranlının Facebook ve Instagram hesapları askıya alındı ya da silindi. Dolayısıyla bu beklenmedik bir durum değil. Ayetullah Hamaney Filistin’deki direnişi destekleyen ve güçlendiren tek dünya lideridir. Onun suçu bu.” diye konuştu.

İran’da Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformları uzun yıllardır yasaklı olsa da kullanıcılar VPN kullanarak kısıtlamaları aşabiliyor. Keza yasağa rağmen, aralarında Ali Hamaney’in de bulunduğu bazı İranlı yetkililerin bu mecralarda da hesapları bulunuyor.

Paylaşın

Suriye’deki ABD Üssüne İnsansız Hava Aracıyla Saldırı

Irak İslami Direniş Örgütü’ne bağlı silahlı Şii gruplar, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke vilayetinde bulunan ABD askeri üssüne insansız hava aracıyla bir saldırı düzenlediklerini açıkladı.

Haber Merkezi / “İslami Direniş düşman kalelerini yok etmeye devam ettiğini teyit etmektedir” denilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Irak ve bölgedeki ABD işgal güçlerine direnen ve Siyonist varlığın Gazze Şeridi’nde halkımıza karşı gerçekleştirdiği katliama karşılık olarak, Irak’taki ‘İslami Direniş’ birlikleri 3 Şubat Cumartesi günü işgalcilerin Suriye’deki ABD üssüne insansız hava aracıyla saldırdı.”

ABD, Irak ve Suriye’deki İran destekli gruplara yönelik hava saldırıları düzenledi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, ABD savaş uçaklarının “İran Devrim Muhafızları ve bu oluşumun sponsoru olan militan gruplarca kullanılan yedi bölümden 85’ten fazla hedef vurduğunu duyurdu.

Söz konusu tesislerden dördünün Suriye’de, üçününse Irak’ta olduğu belirtildi. Kirby Açıklamada, “Bu gollerin sivil can kaybının önüne geçilebilmesi için seçilebilmesi” açıklamasında yer aldı. Saldırı ABD’den uzun menzilli kalkanlarda B1 savaş uçakları da satıldı.

ABD, söz konusu operasyonun, 28 Ocak Pazar günü Ürdün’deki bir ABD üssüne düzenlenen insansız hava operasyonuna cevaben gerçekleştirildiğini belirtti. Washington, üç ABD askerinin öldüğünü, 40’ı aşkın askerinin yaralandığı saldırılardan İran destekli sorumlu tutmuştu.

ABD Başkanı Joe Biden, Suriye ve Irak’taki hava saldırılarının ardından “Karşılığımız bugün başladı. Bizim detaylarımız zaman ve imkanlarımız devam edecek” açıklamasında bulundu.

ABD’nin Ortadoğu’daki üsleri nerelerde?

ABD’nin on yıllardır Ortadoğu’da üsleri bulunuyor. En yoğun dönemlerinde, 2011 yılında Afganistan’da 100 binden fazla, 2007 yılında ise Irak’ta 160 binden fazla ABD askeri vardı.

Bu sayı 2021’de Afganistan’dan çekilmenin ardından çok daha düşük olsa da, halen bölgeye dağılmış yaklaşık 30 bin ABD askeri bulunuyor. Buna ek olarak, İsrail-Hamas savaşının başladığı Ekim ayından bu yana ABD, savaş gemileri de dahil olmak üzere bölgeye geçici olarak binlerce ek asker gönderdi.

ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük üssü Katar’da El Udeid Hava Üssü olarak bilinen ve 1996 yılında inşa edilen üs. ABD’nin varlık gösterdiği diğer ülkeler arasında Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yer alıyor.

ABD’nin Suriye’de, çoğunlukla ülkenin kuzeydoğusundaki El Ömer petrol sahası ve El Şaddadi gibi küçük üslerde yaklaşık 900 askeri bulunuyor. Ülkenin Irak ve Ürdün sınırı yakınlarında El Tanf garnizonu olarak bilinen küçük bir karakolu da var.

Irak’ta Union III ve Ayn El Esad hava üssü gibi tesislere yayılmış 2500 personel var, ancak bu birliklerin geleceği hakkında görüşmeler devam ediyor. ABD askerleri Ortadoğu’da farklı nedenlerle, Suriye hariç her ülkenin hükümetinin izniyle bölgede bulunuyor.

Irak ve Suriye gibi bazı ülkelerde ABD askerleri IŞİD militanlarına karşı savaşmak ve yerel güçlere danışmanlık yapmak için bulunuyor. Ancak son birkaç yıldır İran destekli güçlerin saldırısına uğrayan ABD askerleri, bu güçlere karşı harekete geçti.

ABD’nin bölgedeki önemli müttefiklerinden Ürdün’de yüzlerce ABD’li eğitmen bulunuyor ve yıl boyunca kapsamlı tatbikatlar düzenleniyor. Katar ve BAE’de olduğu gibi diğer ülkelerde de ABD birlikleri müttefiklere güven vermek, eğitim vermek ve bölgedeki operasyonlarda gerektiğinde kullanılmak üzere varlık gösteriyor.

ABD’de yabancı askeri üsler var mı?

Washington’un müttefikleri bazen ABD birliklerini eğitmek ya da onlarla birlikte çalışmak üzere birliklerini gönderse de, ABD içinde yabancı askeri üs bulunmuyor.

Ürdün’ün Suriye ve Irak sınırlarının kesiştiği en kuzeydoğu noktasında yer alan Kule 22 üssü 28 Ocak’ta insansız hava aracıyla düzenlenen bir saldırıda vurulmuş ve üç yedek asker hayatını kaybettmişti. Washington saldırıyla ilgili olarak İran destekli Iraklı milis gücü Kataib Hizbullah’ı suçladı.

Özellikle Kule 22, Suriye sınırında yer alan ve az sayıda ABD askerine ev sahipliği yapan El Tanf garnizonunun yakınında bulunuyor. Tanf, IŞİD’e karşı mücadelede kilit rol oynamıştı ve ABD’nin İran’ın Suriye’nin doğusunda askeri yığınak yapmasını engelleme stratejisinin bir parçası olarak rol üstlenmişti.

ABD üsleri, füzelere ya da insansız hava araçlarına karşı koruma sağlayan hava savunma sistemleri de dahil olmak üzere son derece iyi korunan tesisler. Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan, Kuveyt gibi ülkelerdeki tesisler genellikle saldırıya uğramıyor.

Ancak Irak ve Suriye’deki ABD birlikleri son yıllarda sık sık saldırıya maruz kaldı. ABD birlikleri 7 Ekim’den bu yana İran destekli milisler tarafından 160’tan fazla kez saldırıya uğradı ve yaklaşık 80 asker yaralandı.

Paylaşın