BM, İran’ın 2024 Yılında 900’den Fazla Kişiyi İdam Ettiğini Duyurdu

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), İran’ın 2024 yılında 31’i kadın olmak üzere 901 kişiyi idam ettiğini açıkladı. İran’da 2023 yılında 853 kişi idam edilmişti.

Haber Merkezi / İran’da 2025 yılının ilk haftasında ise en az 15 kişi idam edilirken, ülkede son dönemde en fazla idam cezası 2015 yılında uygulandı ve en az 972 kişi idam edildi.

Uluslararası Af Örgütü’ne göre, 2023 yılında Çin hariç olmak üzere, dünya genelinde kaydedilen tüm idam infazlarının yüzde 74’ü İran’da gerçekleşti.

OHCHR, idamların çoğunun uyuşturucuyla ilgili suçlardan kaynaklandığını, ancak 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ahlak polisi gözetiminde hayatını kaybetmesiyle başlayan 2022 protestolarıyla bağlantılı siyasi muhaliflerin de idam edilenler arasında olduğunu açıkladı.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, “İran’da ölüm cezasına çarptırılanların her geçen yıl arttığını görmek çok rahatsız edici” dedi. Volker Türk, “İran’ın bu giderek artan idam cezalarını durdurmasının zamanı geldi” diye ekledi.

OHCHR sözcüsü Liz Throssell, “İdam edilen kadınların önemli bir bölümü ev içi şiddet, çocuk yaşta evlendirme ya da zorunlu evlilik kurbanları” diye konuştu. Throssel, cinayet suçundan idam edilen kadınlardan birinin, kızına tecavüz etmeye kalkışan kocasını öldürmekten hüküm giydiğini kaydetti.

İran yasaları, cinayet, uyuşturucu ticareti, tecavüz ve cinsel istismar gibi suçlara idam cezası öngörüyor. İnsan hakları örgütleri, Ayetullah Ali Hamaney liderliğindeki rejimi, 2022’deki kitle gösterileri sonrasında idam cezasını halkın gözünü korkutmak için kullanmakla suçluyor.

Paylaşın

İsrail, Hamas Lideri Haniye’yi Tahran’da Öldürdüğünü Kabul Etti

İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz, İsrail’in Hamas lideri İsmail Haniye’yi İran’da öldürdüğünü kamuoyuna açıkladı. Bu açıklama sonrası, İran ile İsrail arasındaki gerginliği daha da artırması bekleniyor.

Yemen’deki Husi liderine karşı da benzer bir eylemde bulunabileceklerini belirten İsrael Katz, “Onlara net bir mesaj iletmek istiyorum: Hamas’ı yendik, Hizbullah’ı yendik, İran’ın savunma sistemlerini kör ettik ve üretim sistemlerine zarar verdik, Suriye’de Esad rejimini devirdik, Yemen’de ayakta kalan son terör örgütü olan Husi terör örgütüne de ağır bir darbe vuracağız” dedi.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail’in geçen yaz Hamas’ın üst düzey liderine suikast düzenlediğini teyit ederek, Yemen’deki Husi isyancı grubun liderine karşı da benzer bir eylemde bulunma tehdidinde bulundu. Katz’ın açıklamaları, İsrail’in Temmuz ayında İran’da meydana gelen bir patlama sonucu İsmail Haniye’yi öldürdüğünü ilk kez kabul ettiği anlamına geliyor. Patlamanın arkasında İsrail’in olduğuna inanılıyordu ve liderler de daha önce İsrail’in bu olaya karıştığını ima etmişlerdi.

Katz, Pazartesi günü yaptığı bir konuşmada, Husilerin de Haniye dahil bölgedeki İran liderliğindeki ittifakın diğer üyeleriyle benzer bir kaderi paylaşacağını söyledi. “Haniye, Sinvar ve Nasrallah’a Tahran, Gazze ve Lübnan’da ne yaptıysak Hudeyde ve Sana’da da aynısını yapacağız” diyen Katz, daha önceki İsrail saldırılarında öldürülen Hamas ve Hizbullah liderlerine atıfta bulundu.

Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, ardından yerine geçen Yahya Sinvar, askeri kanadının başı Muhammed Deif, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve en üst düzey askeri komutanı Fuad Şükr gibi üst düzey liderler bombalı saldırılarda öldürülmüştü.

Katz ayrıca İsrail’in Suriye’de Beşar Esat’ın devrilmesine yardımcı olduğunu ve İran’ın uçaksavar sistemlerini imha ettiğini de belirtti. Israel Katz, “Husiler’in stratejik altyapısını vuracağız ve liderliğin kafasını keseceğiz” dedi.

İran destekli Husiler, Cumartesi günü Tel Aviv’e düşen ve en az 16 kişinin yaralanmasına neden olan bir füze de dahil savaş boyunca İsrail’e çok sayıda füze ve insansız hava aracı fırlattı. İsrail ise savaş boyunca Yemen’de üç hava saldırısı düzenledi ve füze saldırıları durana kadar isyancı grup üzerindeki baskıyı arttırma sözü verdi.

Son olarak geçen hafta Yemen’deki Husiler’in fırlattığı bir füzenin İsrail’in merkezini hedef almasından kısa bir süre sonra İsrail bir dizi yoğun hava saldırısıyla Yemen’in isyancıların elindeki başkenti Sana’yı ve liman kenti Hudeyde’yi vurmuştu. Saldırıda en az dokuz kişinin öldüğü bildirilmişti.

Husiler, Hamas’ın İsrail’e düzenlediği ve 1200 kişinin ölümüne, 250 kişinin de rehin alınmasına yol açan saldırının ardından Ekim 2023’te Gazze Şeridi’nde başlayan İsrail-Hamas savaşından bu yana 100 kadar ticari gemiyi füze ve insansız hava araçlarıyla hedef aldı. Yerel sağlık yetkililerine göre İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları şimdiye kadar 45 binden fazla Filistinlinin ölümüne neden oldu.

Husiler, İsrail’i Gazze’de Hamas’a karşı yürüttüğü kampanyaya son vermeye zorlamak için İsrail, ABD ya da İngiltere bağlantılı gemileri hedef aldıklarını iddia ediyor. Ancak saldırıya uğrayan gemilerin birçoğunun çatışmayla çok az bağlantısı var ya da hiç bağlantısı yok, hatta bazıları İran’a gidiyor.

Husiler, aralarında sivillerin de bulunduğu 150 binden fazla insanın ölümüne neden olan geniş çaplı Yemen savaşında Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonla mücadele ediyor. Çatışma aynı zamanda dünyanın en kötü insani felaketlerinden birine yol açtı ve on binlerce kişinin daha öldüğüne inanılıyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Başörtüsüz Konser Verdiği İçin Gözaltına Alınan İranlı Şarkıcı Serbest Bırakıldı

İran güvenlik güçleri, başörtüsü takmadan performans konseri verdiği için gözaltına alınan Parastoo Ahmadi’nin serbest bırakıldığını duyurdu. Başörtüsü, İran İslam Cumhuriyeti’nde, kadınlar için zorunlu.

Haber Merkezi / Ahmedi’nin avukatı Milad Panahipour, Ahmedi’nin bir kervansarayda yaptığı ve üç gün sonra YouTube’da yayınlanan performans konseri sonrası, İran’ın kuzeyindeki Mazenderan’da gözaltına alındığını söyledi.

Milad Panahipour, “Parastoo Ahmadi’ye yöneltilen suçlamalar, tutuklama makamı veya gözaltı yeri hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz” dedi. Panahipour, grubunun iki üyesi Ehsan Beiraghdar ve Soheil Faghih-Nassiri’nin de serbest bırakıldığını söyledi.

İran İslam Cumhuriyeti Yargısı, 12 Aralık’ta yaptığı açıklamada, performans konserin “yasal izin alınmadan ve Şeriat ilkelerine uyulmadan” düzenlendiğini belirterek, sanatçı ve prodüksiyon ekibine “uygun işlem” yapılacağını duyurmuştu.

Kervansaray Konseri, İran sosyal medyasında en çok konuşulan konulardan biri haline gelmişti. İran’da YouTube’a erişimin kısıtlı olmasına rağmen performans konseri, üç günde 1,5 milyondan fazla kişi tarafından izlendi ve paylaşıldı.

Ahmadi, performans konseri için şu ifadeleri kullanmıştı: “Sevdiğim insanlar için şarkı söylemek istiyorum. Bu, görmezden gelemeyeceğim bir haktı, çok sevdiğim bu topraklar için şarkı söylemek.”

İran yasaları kadınların solo şarkı söylemesini veya kamusal alanda başörtüsü olmadan görünmesini yasaklıyor. Ahmadi’nin omuzlarını açtığı konseri, uzun zamandır devam eden bu kısıtlamalara bir meydan okumaydı.

2022’deki ülke çapındaki başörtüsü karşıtı protestolar sırasında Az Khoon-e Javanan-e Vatan (Ulusun Gençliğinin Kanından) şarkısının bir yorumu okuyan Ahmadi, rejimin tepkisini üzerine çekmişti.

Shervin Hajipour, Mehdi Yarrahi, Saman Yasin ve Toomaj Salehi gibi müzisyenler, muhalefeti harekete geçirmedeki rolleri nedeniyle tutuklanma tehlikesiyle karşı karşıya.

Paylaşın

Türkiye, Rusya Ve İran’dan Doha’da “Suriye” Görüşmesi

Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen 22’nci Doha Forum’u marjında, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye’de gerilimi dindirmek ve soruna siyasi bir çözüm bulmak amacıyla bir araya geldi.

Suriye’de silahlı grupları destekleyen Türkiye ile Suriye yönetimi destekçileri Rusya ve İran arasındaki görüş ayrılıkları ile muhalif grupların sahadaki kazanımlarının devam ediyor olması, soruna hemen bir çözüm bulunmasını zorlaştıran bir durum olarak değerlendiriliyor.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, görüşmeyi yapıcı olarak nitelendirdi. Görüşmede sahadaki durumun ele alındığını aktaran kaynaklar, siyasi sürecin yeniden başlatılmasının önemine değinildiğini belirtti. Görüşmede Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararı uyarınca hareket edilmesi gerektiğinin vurgulandığını ifade eden Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğine destek beyan edildiğini bildirdi.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, üçlü görüşmenin ardından açıklamalarda bulundu. Rusya, Türkiye ve İran Dışişleri Bakanları olarak Suriye’deki silahlı çatışmaların bir an önce sonlandırılması gerektiği konusunda görüş birliğine vardıklarını söyleyen Lavrov, Moskova’nın Suriye’de “meşru muhalefet” olarak tanımladığı gruplarla Esad rejimi arasında diyalog kurulmasından yana olduğunu belirtti.

Silahlı gruplardan Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) ise ismini ne şekilde değiştirirse değiştirsin “terörist” olarak kalacağını ifade eden Lavrov, “terörist grupların” Suriye topraklarını kontrol etmesine izin verilmesinin “kabul edilemez” olduğunu söyledi. Lavrov, Suriye’deki gelişmelerin ne yönde ilerleyebileceğine ve bu ülkedeki Rus askeri üslerine ne olacağına dair soruya ise “tahminler” üzerine konuşmayacağını belirterek yanıt verdi.

Lavrov’la benzer açıklamalarda bulunan İran Dışişleri Bakanı Erakçi de üçlü toplantıda Suriye’deki çatışmaların derhal durdurulması gerektiği konusunda fikir birliğine vardıklarını belirtti. Açıklamaları İran devlet medyası tarafından aktarılan Erakçi, “En önemlisi, Suriye hükümeti ve meşru muhalif gruplar arasındaki siyasi görüşmeleri başlatmak” dedi.

Astana süreci nedir?

Türkiye, Rusya ve İran, Suriye’de barışı konu edinen Astana toplantıları kapsamında Suriye’nin geleceği konusunda üçlü formatta düzenli görüşmeler gerçekleştiriyor.

Astana toplantıları, 2017 yılında Türkiye, Rusya ve İran’ın garantörlüğünde başladı. Süreç, adını ilk toplantıların düzenlendiği Kazakistan’ın başkenti Astana’dan (günümüzde Nur-Sultan olarak da biliniyor) aldı.

Bu zamana kadar toplamda 22 kez düzenlenen toplantılarından sonuncusu ise Suriye’de muhalif militanların yeniden saldırıya geçmesinden iki hafta önce Astana’da düzenlenmişti.

Bakan Fidan, 2 Aralık’ta İranlı mevkidaşı Arakçi ile Ankara’da bir araya gelmiş ve ardından düzenlenen ortak basın toplantısında İran ile koordinasyonu sürdüreceklerine vurgu yapmıştı.

Türkiye: Derin görüş ayrılıkları var

Türkiye, Rusya ve İran’ın son gelişmelere ilişkin derin görüş ayrılıkları dikkat çeken bir duruma işaret ediyor. Türkiye, olayların bu hale gelmesinin nedeni olarak Esad yönetiminin son 5 senede sağlanan çatışmasızlık ortamını muhalefetle uzlaşma sağlamak için kullanmaması ve Ankara’nın ilişkileri normalleştirme çağrılarına yanıt vermemesi olarak görüyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 Aralık’ta gazetecilerin sorularına yanıt verirken, Esad’a yaptığı çağrılara yanıt alamadığını bir kez daha anımsattı ve Türkiye’nin liderliğini Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) yaptığı saldırıları desteklediğini ima etti.

Erdoğan, “İdlib, Hama, Humus ve hedef tabii Şam. Muhaliflerin bu yürüyüşü devam ediyor. Temennimiz kazasız belasız bir şekilde Suriye’deki bu yürüyüş devam etsin,” ifadelerini kullandı. Ankara’da yapılan değerlendirmelerde, son saldırılar bağlamında Suriye sahasındaki statükonun değiştiği ve yeni bir uzlaşıya varılacaksa bu yeni gerçeklik üzerine inşa edilmesi düşüncesi ön plana çıkıyor.

HTŞ ve diğer muhalif grupların başlattığı sürece müdahil olmadığını, ancak Halkın Savunma Birlikleri’nin (YPG) karmaşadan yararlanıp Türkiye’ye dönük tehdit oluşturmasına izin vermeyeceğini belirten Ankara, önceliğinin Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması kapsamında bir siyasi çözüm olduğunu kaydediyor.

Rusya ise Türkiye’nin süreçteki etkisine vurgu yapıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefon görüşmesinde, Ankara’nın bölgedeki kapasitesine dikkat çekti ve olayların durdurulması çağrısında bulundu.

Rus Dışişleri Bakanı Lavrov ise doğrudan Türkiye’nin rolünden bahsetmek yerine İdlib’te çatışmasızlık bölgesinin oluşmasına yol açan 2019 ve 2020 anlaşmalarını anımsattı ve bu bölgede kontrolün Türkiye’de olduğunu kaydetti.

İran ise sahadaki gelişmelerden ABD ve İsrail yönetimini sorumlu tutuyor ve Türkiye gibi bölge ülkelerine dolaylı uyarıda bulunuyor. İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Fidan ile Ankara’da yaptığı görüşmede, Suriye sahasında yaşanan son olayların komşu ülkelerin istikrarını da tehlikeye atacak türde gelişmeler olduğu uyarısında bulundu.

Rusya’ya oranla Esad yönetimine desteğini daha güçlü ifadelerle yansıtan Tahran yönetimi, Şam’a askeri olarak da destekte bulunacağını açıkladı. Suriye’de İran’a bağlı önemli sayıda milis gücü bulunuyor ancak bu grupların sahadaki mevcut çatışmaların seyrini ne kadar değiştirebileceği bilinmiyor.

İran’ın Astana Süreci toplantısında, muhalif grupların geri çekilmesi çağrısında bulunması ve mevcut Suriye yönetiminin egemenliğine saygı duyulması çağrısını yinelemesi bekleniyor.

Lavrov, görüşmede Türkiye ile Rusya arasında geçen yıllarda varılan İdlib anlaşmalarının kesin olarak uygulanması konusunu ele alacaklarını, “Çünkü Halep’i ele geçiren teröristler İdlib çatışmasızlık bölgesinden geldiler,” ifadesini kullandı.

Paylaşın

İran, 2 Milyon Afgan Sığınmacıyı Sınır Dışı Edecek

İran, Mart 2025’in sonuna kadar yaklaşık iki milyon Afgan sığınmacıyı sınır dışı etmeyi planlıyor. Mesud Pezeshkian liderliğindeki hükümet Afgan sığınmacılara yönelik baskıyı yoğunlaştırmış durumda.

Haber Merkezi / İran, onlarca yıldır ülkelerindeki çatışmalardan, zulümden ve işsizlikten kaçan milyonlarca Afgan sığınmacıya ev sahipliği yapıyor. BM’ye göre İran’da 4 milyon Afgan sığınmacı var. Ancak İranlı yetkililer bu sayının 8 milyonu aştığını iddia ediyor.

Pakistan’ın geçen yıl Hindikuş’taki milyonlarca Afgan’ı toplu olarak ülkelerine geri göndermeye başlamasının ardından İran da benzer bir uygulamayı hayata geçirmeye hazırlanıyor. Tahran hükümeti, Pers takvim yılının sonu olan Mart 2024’e kadar yaklaşık iki milyon sığınmacıyı sınır dışı etmeyi planlıyor.

İran, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre 4 milyon, İran kaynaklarına göre ise 8 milyon Afgan sığınmacıyı barındırıyor. Afganistanlı sığınmacıların büyük çoğunluğu bölgedeki çatışmalar veya ekonomik sebeplerden dolayı komşu ülke İran’a sığınmış durumda.

Ortak lisanlarından dolayı Afganlar, İran’da özellikle inşaat ve tarım gibi düşük ücretli sektörlerde ucuz işgücü kaynağı olarak tercih ediliyor. Ancak birçoğunun İran’da resmi oturma izin bulunmuyor ve kaçak olarak çalıştırılıyor.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İran kolluk kuvvetleri komutanı Ahmet Rıza Rada, hükümetin Afgan sığınmacıları sınır dışı etme kararı aldığını belirterek, İran şirketlerinde çalışma izni olmayan yabancıların istihdam edilmesinin yasa dışı olduğunu söyledi.

Afgan sığınmacıları sınır etme kararı alan Tahran böylece kamuoyundan yükselen tepkilere de yanıt vermiş oldu. Zira İran’da son zamanlarda tavan yapan işsizlikten kısmen ülkedeki yüksek sayıdaki Afganistan vatandaşları sorumlu tutuluyor.

Diğer yandan Afganistan’da Taliban’ın iktidarı yeniden ele geçirmesinden sonra ülkeyi terk ederek komşu İran’a kaçanların sayısı daha da artmaya başladı. Bu durum zaten yüksek olan sığınmacı sayısını daha da artırınca ülkede Afganlara yönelik toplum içindeki yaklaşım önemli ölçüde kötüleşti.

Buna ek olarak, IŞİD’in Afganistan’daki uzantısı tarafından İran’da düzenlenen terör saldırıları da Afganlara yönelik öfkeyi körükledi. Özellikle sosyal medyada Afgan sığınmacılara yönelik nefret içerikli yorumlar giderek artıyor. Ayrıca birçok kentte Afganların sınır dışı edilmesinin istendiği kitlesel protestolar düzenlenirken, çok sayıda Afgan göçmen de fiziki saldırılara maruz kalıyor.

Bu arada İran parlamentosu, şehir ve eyaletler göçmen sayısını sınırlayacak yeni bir yabancılar yasasını görüşüyor. Tasarıya göre şehir ve eyaletlerdeki göçmen sayısı nüfusun yüzde üçünü geçemeyecek. Yasa kabul edilirse, sınır dışıların çok daha fazla göçmeni etkilemesi bekleniyor. BM verilerine göre İran geçen yıl yaklaşık 600 bin Afgan’ı ülkeyi terk etmeye zorladı.

İran silahlı kuvvetleri de bir süre önce Afganistan sınırında 70 kilometre uzunluğunda duvar inşa edileceğini açıkladı. Neredeyse bin kilometre uzunluğundaki sınırın 70 kilometresine yapılacak duvarın yasa dışı sınır geçişlerinin sayısını azaltıp azaltmayacağı ise tartışma konusu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’den İran’a “İsrail” Uyarısı

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in “Düşmanlar, ister Siyonist rejim ister Amerika Birleşik Devletleri olsun, İran’a, İran ulusuna ve direniş cephesine yaptıklarına karşı kesinlikle ezici bir yanıt alacaklar” sözlerine ABD’den uyarı geldi.

Haber Merkezi / ABD’nin, İsviçreli diplomatlar üzerinden böyle bir aksiyon alınması halinde “İsrail’i tepki göstermekten alıkoyamayacağını ilettiği” bildirildi. Amerikan haber sitesi Axios, ilgili haberini Amerikalı bir diplomat ile İsrailli eski bir devlet yetkilisine dayandırdı.

85 yaşındaki İran dini lideri daha önceki açıklamalarında daha temkinli bir yaklaşım sergilemiş, yetkililerin İran’ın tepkisini değerlendireceğini ve İsrail’in saldırısının “ne abartılması ne de küçümsenmesi gerektiğini” söylemişti.

ABD ordusu Ortadoğu’da faaliyet gösteriyor ve bazı birlikleri şu anda İsrail’deki Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması (THAAD) bataryasında görev yapıyor.

ABD, Ortadoğu’da daha da tırmanan gerilim üzerine B-52 tipi uzun menzilli stratejik bombardıman uçaklarını Kuzey Dakota’daki Minot askeri üssünden bölgeye gönderdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan (CENTCOM) yapılan açıklamada bambardıman uçaklarının bölgeye ulaştığı duyuruldu.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, bölgeye savaş gemileri, füze savunma sistemleri, yakıt aktarma uçakları ve B-52 bombardıman uçağı gönderilmesine onay vermişti.

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 55 artarak 43 bin 314’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 186 artarak 102 bin 019’a çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

İran, Onlarca Afgan Göçmeni Öldürdü

İran merkezli insan hakları grubu Haalvsh, İran sınır muhafızlarının Pakistan sınırı yakınlarında ülkeye geçmeye çalışan en az 260 Afgan göçmeni vurarak öldürdüğünü bildirdi.

Haber Merkezi / Haalvsh, öldürülenlerin cesetlerini gösterdiği iddia edilen videoları yayınlayarak, göçmenlerin sadece silahlı saldırıya değil RPG saldırılarına da maruz kaldığını iddia etti.

Olay hem İran’da hem de uluslararası alanda yaygın tepkiye neden oldu. Ancak ne İranlı yetkililer ne de Afganistan olay hakkında resmi bir açıklama yapmadı.

Afganistan eski Başsavcısı Muhammed Farid Hamidi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Göçmenlerin, savunmasız ve korumasız olduklarını bilerek kasıtlı olarak öldürülmesi, insanlığa karşı bir suç teşkil ediyor; korkunç ve insanlık dışı bir eylemdir” dedi.

İran, Mart 2025’in sonuna kadar yaklaşık iki milyon Afgan sığınmacıyı sınır dışı etmeyi planlıyor. Mesud Pezeshkian liderliğindeki yeni hükümet Afgan sığınmacılara yönelik baskıyı yoğunlaştırmış durumda.

İran, onlarca yıldır ülkelerindeki çatışmalardan, zulümden ve işsizlikten kaçan milyonlarca Afgan sığınmacıya ev sahipliği yapıyor. BM’ye göre İran’da 4,5 milyon Afgan sığınmacı var. Ancak İranlı yetkililer bu sayının 5 milyonu aştığını iddia ediyor.

Taliban’ın Ağustos 2021’de Afganistan’ı ele geçirmesi, ülkenin zaten kötü olan insani durumunu daha da kötüleştirdi ve her gün binlerce kişi, komşu ülkeler İran ve Pakistan’a kaçıyor.

Son yıllarda hem İran hem de Pakistan, Afgan sığınmacılara yönelik baskılarını yoğunlaştırarak on binlerce kişiyi Afganistan’a geri gönderdi.

Paylaşın

Hamaney: İsrail’in Ömrü Uzun Olmayacak

Beş yıl sonra başkent Tahran’daki İmam Humeyni Camisinde cuma hutbesi veren İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, “İsrail’in ömrü uzun olmayacak” dedi. Hamaney, konuşmasını Farsça yerine Arapça yaptı.

Haber Merkezi / Kendisini dinlemek üzere toplanan kalabalığa yanında bir tüfekle hitap eden Hamaney, Hamas’ın 7 Ekim’deki baskınının da İran’ın İsrail’e gerçekleştirdiği füze saldırısının da “meşru” olduğunu savundu. Hamaney, “Direnişten geri adım atmayacağız. Akan kan duruşunuzu zayıflatmasın” dedi.

Hamaney, İsrail’in Hizbullah ve Hamas karşısında “asla zafer kazanamayacağını” da söyledi. Hamaney, İran’ın İsrail’e karşı “yerine getireceği görevi ne erteleyeceğini ne de aceleci davranacağını” söyledi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 180 balistik füzenin fırlatıldığı saldırıdan sonra “İran’ın ağır bir bedel ödeyeceğini” söylemişti.

İran, füze saldırısının Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve İran Devrim Muhafızları komutanı General Abbas Nilfuruşan’ın öldürülmesine misilleme olarak yapıldığını açıklamıştı.

Hizbullah, geçen hafta öldürülen liderleri Hasan Nasrallah’ın “gizlice” gömüldüğünü açıkladı. Örgütten yapılan duyuruda halka açık bir törene İsrail’in saldırmasından endişe edildiği, bu nedenle cenazenin bilinmeyen bir yere defnedildiği belirtildi. Nasrallah için “daha sonra” halka açık bir cenaze töreni yapılacağı aktarıldı.

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Lübnanlı bir yetkili ABD’den halka açık bir cenaze törenine İsrail’in saldırmayacağına dair garanti almak istediklerini ancak bunu başaramadıklarını söyledi.

İsrail İran’ın enerji tesislerini mi vuracak?

Yarı resmi İran haber ajansı SNN, Devrim Muhafızları komutan yardımcısı Ali Fadavi’nin Cuma günü İsrail’in saldırması halinde Tahran’ın İsrail enerji ve gaz tesislerini hedef alacağını söylediğini aktardı.

ABD Başkanı Joe Biden, Perşembe günü İsrailli yetkililerle İran’ın petrol altyapısına muhtemel İsrail saldırılarını görüştüğünü söylemişti. Biden, bu tür saldırıları destekleyip desteklemediği sorulduğunda “Bunu tartışıyoruz. Bence bu biraz…neyse” yanıtını vermişti.

Biden İsrail’in Perşembe günü İran’ı vurmayı planladığı iddialarını yalanladı, ancak ABD’nin İsrail’in İran petrol sahalarını vurma olasılığını “tartıştığını” söyledi. Biden daha sonra gazetecilere “topyekûn bir savaş” olacağına inanmadığını ancak bölgeye sükûnet getirmek için hâlâ “yapılacak çok şey” olduğunu söyledi ve ABD’nin İsrail’e olan desteğini yineledi.

Biden, Beyaz Saray’dan çıkarken hazırlıksız yakalanıp yaptığı açıklamada Washington’ın pozisyonunu net bir şekilde tanımlamadı. ABD Başkanı daha önce İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırılarını desteklemediğini söylemişti.

İsrail ilk olarak İran’ın petrol tesislerinin vurulmasını planlıyor. İran karşılık verirse de, nükleer tesislerin hedef alınması öngörülüyor.

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bagheri, Çarşamba günkü açıklamasında, misillemede bulunması halinde İsrail genelindeki altyapının vurulacağını söylemişti. Bagheri “Füze saldırısı, daha büyük bir yoğunlukla tekrarlanacak ve rejimin tüm altyapısı hedef alınacak” dedi.

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları sürüyor

Lübnan Ulaştırma Bakanı Ali Hamieh bugün Lübnan’ın Suriye ile olan Masna sınır kapısı yakınlarında gerçekleşen bir İsrail saldırısının, son günlerde İsrail bombardımanlarından kaçmak için yüz binlerce kişi tarafından kullanılan yolu kestiğini söyledi.

Hamieh, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, saldırının Lübnan toprakları içinde sınır kapısı yakınlarına isabet ettiğini ve dört metre genişliğinde bir krater oluşturduğunu kaydetti.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) askeri sözcüsü dün, İran destekli Lübnanlı silahlı grup Hizbullah’ı sınır kapısını Lübnan’a askeri malzeme taşımak için kullanmakla suçlamıştı.

Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X hesabından yaptığı açıklamada, “İsrail ordusu, bu silahların kaçakçılığına izin vermeyecek ve bu savaş boyunca yaptığı gibi mecbur kalması halinde harekete geçmekte tereddüt etmeyecek” dedi. Adraee ayrıca, İsrail ordusunun bugün Lübnan’ın güneyindeki 20’den fazla kasabada yaşayanlara kasabaları derhal boşaltmalarını söyledi.

Bu arada dün geceki yoğun İsrail bombardımanın bir hedefi de, Hizbullah kontrolündeki Dahiye yakınındaki uluslararası havalimanına yakın noktalar oldu. Bölgeye yoğun hava bombardımanının ardından havalimanının hala açık olduğu, saldırıdan olumsuz etkilenmediği bildirildi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı, Cuma günü Beyrut’ta yaptığı açıklamada, Tahran’ın Lübnan’da ateşkes çabalarını, Hizbullah tarafından desteklenmesi ve Gazze Şeridi’ndeki ateşkesle eş zamanlı olması koşuluyla desteklediğini söyledi.

Arakçı, “Lübnan halkı tarafından kabul edilebilir, direniş tarafından kabul edilebilir olarak nitelenmesi ve üçüncü olarak da Gazze’deki ateşkesle eş zamanlı olması koşuluyla ateşkes çabalarını destekliyoruz” dedi.

İran Dışişleri Bakanı ayrıca “bu zor koşullarda” Beyrut’ta bulunmasının İran’ın Lübnan’ın yanında durduğunun ve Şiiler’i desteklediğinin en iyi kanıtı olduğunu söyledi.

Paylaşın

İran’ın Doğusunda Kömür Madeninde Patlama: Onlarca Ölü

İran’ın doğusunda bir kömür madeninde meydana gelen patlamada 51 fazla kişi hayatını kaybetti.Patlama sırasında yaklaşık 70’den fazla kişinin madende çalıştığı bildirildi.

Haber Merkezi / Mahsur kalanları bulmak için çalışmalar sürdürülürken, yetkililer patlamanın metan gazı sızıntısından kaynaklandığını açıkladı.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diledi. Pezeşkiyan, patlama ile ilgili soruşturmanın başladığını ve hükümetin bu tür olayların tekrarlanmasını önlemek için önlemler alacağını söyledi.

Patlama Medanjoo isimli bir şirket tarafından işletilen madenin B ve C bloklarında yaşandı. Güney Horasan Eyalet Valisi Ali Ekber Rahimi, B bloktaki arama kurtarma çalışmalarının tamamlandığını ancak metan gazı yoğunluğunun yüksek olduğu C blokta ise çalışmaların devam ettiğini bildirdi. Rahimi ayrıca İran’da çıkarılan kömürün yüzde 76’sının bu bölgeden geldiğini de aktardı.

Savcı Ali Nesayi, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve sorumluların “ihmalkârlıkları ile hatalarının” araştırıldığını dile getirdi.

Patlamayı İran tarihindeki en kötü maden felaketlerinden biri olarak nitelendiriliyor.

Madenciliğin önemli iş kollarından biri olduğu İran’da göçük ve metan gazı patlamaları daha önce de yaşandı. 2017’de meydana gelen bir kazada 42 madenci hayatını kaybetmişti. 2013 yılında meydana gelen iki kazada da 11 işçi yaşamını yitirdi. 2009’da meydana gelen bir dizi kazada ise 20 madenci öldü.

Gözlemciler güvenlik koşullarının yetersizliği, asgari standartların gözetilmemesi ve acil durum tedbirlerinin eksikliği nedeniyle kazalardaki can kaybının yüksek olduğunu belirtiyor.

Paylaşın

Pezeşkiyan’dan Ahlak Polisini Engelleme Sözü

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Mahsa Amini’nin gözaltında ölümünün ikinci yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, ahlak polisinin artık kadınları “rahatsız etmeyeceğini” söyledi.

Haber Merkezi / 22 yaşındaki Mahsa Amini, Tahran’da ahlak polisinin giyim kurallarını ihlal ettiği iddiasıyla göz altına almasının ardından 16 Eylül 2022’de hayatını kaybetti.

Ölümü ülke çapında aylarca süren protestoları tetikledi ve yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Binlerce gösterici ise tutuklandı.

Temmuz ayında göreve gelen Pezeşkiyan, son basın toplantısında, “Ahlak polisinin (kadınlarla) yüzleşmesi beklenmiyordu. Onları rahatsız etmemeleri için takip edeceğim” dedi.

Mesud Pezeşkiyan, Mayıs ayında helikopter kazasında ölen aşırı muhafazakar İbrahim Reisi’nin yerine seçilmişti.

Pezeşkiyan, seçim kampanyası sırasında, başörtüsünün zorunlu kılınması ve uzun süredir devam eden internet kısıtlamalarının hafifletilmesi için polis devriyelerine “tamamen” karşı çıkacağını söylemişti.

İran, yıllardır internet kullanımını sıkı bir şekilde kontrol ediyor, Facebook ve X gibi popüler sosyal medya platformlarına erişimi kısıtlıyor.

2019 yılında akaryakıt zammına karşı yapılan protestoların ardından ve Mahsa Amini’nin ölümüyle tetiklenen gösteriler sırasında daha sert kısıtlamalar uygulanmıştı.

Mesud Pezeşkiyan, hükümetinin özellikle sosyal medyada olmak üzere çevrimiçi kısıtlamaları hafifletmek için çalıştığını söyledi.

Batı ile ilişkiler 

Mesud Pezeşkiyan, basın toplantısında, İran’ın ABD ile sıkıntılı ilişkileri ve 2015 nükleer anlaşması da dahil olmak üzere diğer konulara da kısaca değindi.

“Amerika ile kavga etmek istemiyoruz” diyen Pezeşkiyan, “(Amerikalılara) düşman olan biz değiliz. Ülkelerinin etrafına askeri üsler inşa etmedik” ifadelerini kullandı.

İran ile ABD arasında, Şah Muhammed Rıza’nın devrildiği İslam Devrimi’nden bu yana diplomatik ilişki bulunmuyor.

İran’ın nükleer silah üretmek gibi bir amacının da olmadığını dile getiren Mesud Pezeşkiyan, “Biz anlaşmaya (İran ile BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi ve Almanya arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma) uyduk” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan ayrıca, anlaşmayı bozan ve ülkesini buna karşı adım atmaya mecbur bırakan tarafın ABD olduğunu vurguladı.

Paylaşın