Stephen Hawking’in Kara Delik Paradoksu Çözülmüş Olabilir

Yeni bir araştırma, kara deliklerin Albert Einstein’ın genel görelilik kuramının öngördüğü gibi özelliksiz, yapıdan yoksun varlıklar olmayabileceğini öne sürüyor.

1916 yılında ilk kez Karl Schwarzschild tarafından tanımlanan klasik kara delik modeli, kara delikleri iki temel özelliğe sahip olarak tasvir eder: tüm kütlenin yoğunlaştığı bir tekillik ve hiçbir şeyin, hatta ışığın bile kaçamadığı bir sınır olan olay ufku.

1970’lerde Stephen Hawking, olay ufkuna yakın kuantum etkilerinin uzay boşluğundan parçacıklar yaratılmasına yol açması gerektiğini keşfetti, bu süreç Hawking radyasyonu olarak bilinir. Bu radyasyon, kara deliğin kademeli olarak kütle kaybetmesine ve sonunda tamamen buharlaşmasına neden olurdu.

Paradoks, bu radyasyonun başlangıçta kara deliği oluşturan madde hakkında hiçbir bilgi taşımaması nedeniyle ortaya çıkar. Kara delik tamamen buharlaşırsa, bu bilgi sonsuza dek kaybolmuş gibi görünür ve bilginin korunması gerektiğini öne süren kuantum mekaniğinin ilkelerini ihlal eder. Bu çelişki, bilgi kaybı paradoksu olarak bilinir ve teorik fizikteki en önemli zorluklardan biridir.

Hakemli bilimsel dergi Physical Review D’de yayımlanan araştırmada, kara deliklerin aslında ‘donmuş yıldızlar’ adı verilen, soğumuş ve artık ışık veya ısı yaymayan yıldızlar olduğu öne sürüldü.

Kara delikler, bilimin kurallarına meydan okuyan ve birçok paradoksla ilişkilendirilen nadir gök cisimlerinden biri. Ancak yeni bir araştırma, kara delikler hakkında bilinen her şeyi değiştirebilecek bir hipotez öneriyor.

Hakemli bilimsel dergi Physical Review D’de yayımlanan araştırmada, kara deliklerin aslında “donmuş yıldızlar” adı verilen, soğumuş ve artık ışık veya ısı yaymayan yıldızlar olduğu öne sürüldü. Kara cüceler olarak da adlandırılan donmuş yıldızlar, bir yıldızın yaşam döngüsünün son aşaması anlamına geliyor.

Bilim insanları genellikle yıldızların kara cüce aşamasına ulaşmasının trilyonlarca yıl alacağına inanıyor. Ancak evren, sadece 13,7 milyar yaşında olduğundan henüz donmuş yıldızları olamayacağı tahmin ediliyor.

Yeni çalışmada ise araştırmacılar, donmuş yıldızlarla kara delikler arasındaki benzerlikleri detaylı bir şekilde analiz etti ve teorilerinin geleneksel kara delik modeliyle bağlantılı birçok paradoksu çözdüğünü belirtti. Bu hipotez doğrulanırsa kara delikler, ünlü fizikçi Albert Einstein’ın genel görelilik kuramının öngördüğü gibi özelliksiz, yapıdan yoksun varlıklar olmayabilir.

Kara delikler konusunda bilim camiası, Einstein’ın 1915’te ortaya koyduğu genel görelilik kuramını takip ediyor. Einstein’a göre, bir kara deliğin iki temel özelliği var. Birincisi, merkezinde tekillik olarak adlandırılan sonsuz yoğunlukta bir nokta olması. İkincisi ise kara deliğin hiçbir şeyin, ışığın bile kaçmasına izin vermeyen bir olay ufku olması.

Bu teori yaygın kabul görse de, bazı büyük sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Örneğin, bildiğimiz fizik kurallarınca her şeyin bir sonu olmalı. Ayrıca bir diğer ünlü fizikçi Stephen Hawking’in radyasyon paradoksu, kara deliklerin radyasyon yayabileceğini, zamanla yavaşça kütle kaybedebileceğini ve sonunda tamamen buharlaşacağını öne sürüyor.

Bu da başka bir çelişkiyi ortaya çıkarıyor: Einstein hiçbir şeyin bir kara delikten kaçamayacağını öne sürdüğüne göre, bu nasıl mümkün olabilir? Ancak yeni araştırmanın yazarlarına göre, kara delikler donmuş yıldızlar, yani hem tekillikten hem de olay ufkundan yoksun nesneler olarak kabul edildiğinde tüm bu paradokslar çözülüyor.

‘Donmuş yıldızlar’ teorisi ne kadar mantıklı?

Yeni çalışmada araştırmacılar, kara deliklerin entropi ve termal radyasyon gibi termodinamik özelliklerinin teorik değerlerinin, donmuş yıldızlarınkine benzer olduğunu ortaya koydu.

İsrail’deki Ben-Gurion Üniversitesi’nde fizik profesörü ve çalışmanın ilk yazarı Ramy Brustein, Live Science’a yaptığı açıklamada, “Donmuş yıldızlar bir tür kara delik taklitçisidir: tekilliklerden arınmış, ufuk çizgisi olmayan ancak yine de kara deliklerin tüm gözlemlenebilir özelliklerini taklit edebilen ultra kompakt, astrofiziksel nesnelerdir,” dedi.

Ayrıca, bir olay ufkunun olmaması, radyasyonların ve parçacıkların kara delik olarak görülen nesnelerin sınırlarından kaçabileceğini gösteriyor. Bu da Hawking’in kara deliklerden çıkan ışık emisyonu hakkında söyledikleriyle örtüşüyor.

1970’lerde Stephen Hawking, olay ufkuna yakın kuantum etkilerinin uzay boşluğundan parçacıkların üretilmesine yol açtığını ve kara deliklerden kütle azaltacak bir ışıma sızması gerektiğini ortaya koymuştu. Bu fenomen bugün Hawking radyasyonu olarak adlandırılıyor.

Öte yandan, kara deliklerin gerçekten donmuş yıldızlar olduğunu teyit edecek deneysel bir kanıt yok. Bu da söz konusu hipotezi doğrulamak için daha fazla araştırma gerektiği anlamına geliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Derbide Kazanan Galatasaray

Süper Lig’in 6. hafta karşılaşmasında Fenerbahçe ile Galatasaray, Şükrü Saraçoğlu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Atilla Karaoğlan’ın yönettiği karşılaşmadan Galatasaray, 3-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın gollerini 20. dakikada Dominik Livakovic (KK), 28. dakikada Dries Mertens ve 59. dakikada Gabriel Sara, Fenerbahçe’nin tek golünü ise 63. dakikada Edin Dzeko kaydetti.

Galatasaray, bu galibiyet ile puanını 18’e çıkarıp liderliğini sürdürdü. Fenerbahçe ise, haftayı 13 puanla kapattı.

20. dakikada Fenerbahçe ceza sahasına gönderilen ortada önce Djiku, ardından İsmail Yüksek’in kafayla uzaklaştırmak istediği top, ceza sahası önündeki Torreira’nın önünde kaldı. Bu futbolcunun gelişine şutunda yan direkten dönen top, kaleci Livakovic’in sırtına çarparak ağlara gitti: 0-1.

28. dakikada Galatasaray farkı 2’ye çıkardı. Sol kanatta topla buluşan Yunus Akgün, kale sahası önündeki Osimhen’e doğru ortasını yaptı. Bu futbolcunun göğsüyle indirdiği meşin yuvarlağa hareketlenen Mertens, kale sahası içinden aşırtma bir vuruşla ağları havalandırdı: 0-2.

59. dakikada Kaan Ayhan’ın kullandığı taç atışı sonrası Torreira ile yaptığı duvar pası sonrası Sara’nın ceza sahası içinde sol ayağıyla yaptığı vuruşta top kalecinin sağından ağlarla buluştu: 3-0

61. dakikada Fred, ceza sahası içinde Abdülkerim’in müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem Atilla Karaoğlan, penaltı noktasını gösterdi. 63. dakikada penaltıyı kullanmak üzere topun başına geçen Dzeko’nun vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu: 1-3

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Ceyhun Sesigüzel, Süleyman Özay

Fenerbahçe: Dominik Livakovic, Mert Müldür, Çağlar Söyüncü, Alexander Djiku (Youssef En Nesyri dk. 67), Jayden Oosterwolde, Fred (Mert Hakan Yandaş dk. 80), İsmail Yüksek (Sofyan Amrabat dk. 46), Dusan Tadic (İrfan Can Kahveci dk. 61), Sebastian Szymanski, Allan Saint-Maximin (Cengiz Ünder dk. 80), Edin Dzeko.

Galatasaray: Fernando Muslera, Kaan Ayhan (Victor Nelsson dk. 86), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, İsmail Jakobs, Lucas Torreira (Berkan Kutlu dk. 84), Gabriel Sara (Kerem Demirbay dk. 84), Barış Alper Yılmaz (Elias Jelert dk. 83), Dries Mertens (Roland Sallai dk. 75), Yunus Akgün, Victor Osimhen.

Goller: Edin Dzeko (dk. 63 pen.) (Fenerbahçe) Dominik Livakovic (dk. 20 k.k.), Dries Mertens (dk. 28), Gabriel Sara (dk. 59) (Galatasaray)

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Erdoğan’dan “Yanıt Bekliyoruz” Açıklaması

Ankara – Şam hattındaki normalleşme sürecine ilişkin konuşan Erdoğan, “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için Esad ile görüşme iradesini ortaya koyduk, artık karşı taraftan yanıt bekliyoruz. Yeni dönem böyle bir görüşmeyle birlikte başlar diye düşünüyorum” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 79’uncu Genel Kurulu’na katılmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) hareketi öncesi Atatürk Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi.

Basın toplantısında, 24 Eylül Salı günü BM Genel Kurulu’na hitap edeceğini belirten Erdoğan, ABD’deki temaslarında özellikle “Gazze’deki soykırıma ve İsrail’in saldırgan politikalarına karşı atılabilecek ortak adımlar” icin görüşmelerde bulunacağını vurguladı.

BM Güvenlik Konseyi ve uluslararası finans mimarisi başta olmak üzere küresel yönetişim mekanizmasının reform ihtiyacına dikkat çekeceğini de belirten Erdoğan, “Netanyahu ve şebekesi radikal siyonist ideolojilerini hayata geçirmek için her türlü provokasyona, her türlü tahrike başvurmaktadır. Lübnan’a yönelik son günlerde yapılan saldırılar, İsrail yönetiminin savaşı bölgeye yayma planlarına dair endişelerimizi haklı çıkardı. İsrail bir kez daha maalesef devlet gibi değil, bir terör örgütü gibi saldırılar düzenliyor” diye konuştu.

Erdoğan’a, ABD’ye hareketi öncesinde düzenlenen basın toplantısında Suriye ile ilişkilerdeki son durum da soruldu. Erdoğan, buna şöyle cevap verdi: “Suriye topraklarının tamamında huzur ve istikrarın sağlanması için Türkiye ve Suriye’nin birlikte atabileceği adımlar Şam yönetimini muhaliflerin bir süredir Suriye’de çatışmasızlığın sağladığını görüyoruz. Bu durum kalıcı çözüm için etkin bir kapı aralamak adına elverişli bir ortam sağlıyor.

Suriye dışında milyonlarca insan vatanlarına dönmek için bekliyor. Biz bu konuda çağrımızı yaptık ve Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için Beşar Esad ile görüşme irademizi de ortaya koyduk. Biz şimdi karşı taraftan cevap bekliyoruz. Biz buna hazırız. Halkı Müslüman iki ülke olarak artık bu birlikteliği, bu birlikteliği, bu beraberliği bir an önce gerçekleştirelim istiyoruz. İki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemde böylesi bir görüşme neticesinde inşallah başlar diye inanıyorum.”

Normalleşmede ilk adım 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’da yaptığı basın toplantısında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Suriye ile normalleşme gündemi kapsamında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşme talimatı verdiğini söylemişti.

Washington dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan yol haritasının muhataplarıyla birlikte Fidan’ın oluşturacağını bildirmişti. “Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak” diyen Erdoğan, bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylemişti.

Şu ana kadar bu sürecin olumlu istikamette geliştiğini ve yakın zamanda somut adımlar atılmasını beklediklerini ifade eden Erdoğan, ABD ve İran’ın da bu süreci desteklemesi gerektiğine dikkat çekmişti. Bu süreci baltalamak isteyenlere karşı da “hazırlıklı oldukları” mesajını vermişti.

Erdoğan, “Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız” demişti.

16 Temmuz’da yapılan kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, Beşar Esad’a isim vermeden çağrıda bulunarak, “Karşılıklı saygı ve müşterek menfaatler temelinde daha önce karşımızda konumlanan ülkelerle dahi ilişkilerimizi güçlendirdik. Tüm bunları malum çevrelerin körüklediği eksen tartışmasına rağmen başardık” demiş ve eklemişti:

“Dostlarımızın sayısını çoğaltmaya büyük önem veriyoruz. Büyük güçler arasındaki paylaşım kavgasının hızlandığı bir dönemde dış siyasette yeni denklemler kurmamız Türkiye için tercihten öte ihtiyaçtır. Bu açılımlara komşularımızla birlikte diğer ülkelerin de muhtaç olduğunu görüyoruz. Bunun için sıkılı yumrukların açılmasında fayda olduğunu görüyoruz.”

Suriye Halk Meclisi’nde konuşan Devlet Başkanı Beşar Esad, “Egemenlik ve uluslararası hukuk, ilişkilerin onarılması konusunda ciddi olan tüm tarafların ilkeleriyle tutarlıdır ve terörle mücadele her iki tarafın da ortak çıkarıdır” demiş ve eklemişti:

“Komşu ülkenin topraklarını oradan çekilmek için işgal etmedik, teröre desteğimizi durdurmak için de destek vermedik … Çözüm açık sözlü olmak ve kibri değil hatayı tespit etmektir… Gerçek nedenlerini göremediğimiz bir sorunu nasıl çözebiliriz? İlişkiyi yeniden tesis etmek için öncelikle bu ilişkinin bozulmasına neden olan sebeplerin ortadan kaldırılması gerekir ve biz hiçbir hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz.”

Paylaşın

Cumhur İttifakı “Yeni Anayasa” İçin Harekete Geçmeye Hazırlanıyor

Ana omurgasını AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, muhalefet partilerinin kapıları kapattığı yeni Anayasa için, Ekim’de harekete geçmeye hazırlanıyor.

Türkiye gazetesinin haberine göre; TBMM’nin 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama yılında, anayasa trafiğinin hızlanması bekleniyor. Meclis tatile girmeden önce yeni anayasa hazırlıklarına ilişkin olarak nabız yoklamak için siyasi partileri ziyaret eden TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un bu turlarını devam ettireceği ifade ediliyor.

Muhalefet cephesinden yeni anayasa konusunda olumlu bir tavır beklenmezken, Cumhur İttifakı cephesinde MHP’nin daha önce hazırladığı 100 maddelik teklif ve AK Parti’nin önceki dönemlerden kalan taslakları ile çalışma yapılabileceği belirtiliyor.

AK Parti ayrıca, TBMM’de bir öneri havuzu oluşturulması, STK’lar, üniversiteler, siyasi partiler, meslek örgütleri başta olmak üzere isteyen herkesin bu havuza anayasa ile ilgili tekliflerini sunma önerisini gündeme getirecek. Bu sistem devreye girerse, öneri getirmek isteyenlere 6 ay gibi belli bir süre tanınacak. Bu sürenin bitiminde de Meclis’te somut olarak yeni anayasa yazımına geçilecek.

Meclis Başkanlığı bu süreci Cumhur İttifakı’nın desteği ile yürütse de anayasanın Meclis’ten geçmesi için muhalefet partilerinin desteği şart olacak.

Paylaşın

Batı Afrika’nın Acımasız Dövüş Sanatı “Dambe”

Kökeni 10. yüzyıla kadar dayanan Dambe, Nijerya’nın Hausa halkı arasında, kendini savunma ve topluluk içindeki anlaşmazlıkları çözmenin bir yolu olarak ortaya çıkmıştır.

Haber Merkezi / Dambe, hasat festivalleri sırasında, genç erkeklerin güçlerini ve cesaretlerini kanıtlamalarının bir yolu olarak varlığını korumuştur.

Günümüzde, kuralları ve teknikleri olan bir dövüş sanatına dönüşen Danbe için yerel ve uluslararası turnuvalar düzenlenmektedir. Bu turnuvalarda, hem gelenekçi hem de modern Dambe dövüşçüleri kendilerine yer bulmaktadır.

Geleneksel Dambe dövüşleri “savaş alanı” adı verilen bir meydanda yapılır ve seyirciler ringin sınırlarını belirler. Modern Dambe dövüşleri ise ringlerde gerçekleşir.

İster geleneksel ister modern olsun, dövüşlerden önce perküsyon müziği çalınır ve tezahüratlar yapılır. Müzik ve tezahüratlar hem dövüşçüleri ringe çağırmak hem de seyirci katılımını teşvik etmek için kullanılır.

Danbe nasıl yapılır?

Dövüşçülerin ellerinden biri bez (kara) ve ip (zare) ile sarılır ve bu ona koruma ve güçlü yumruklar atma özelliği kazandırır, bu ele “mızrak” denir. Diğer el “kalkan” olarak kullanılır. En fazla üç raunttan oluşan dövüşte amaç, bu üç raunt içinde rakibi yere sermektir.

Bazı boksörler yakın bir zamana kadar mızrağını kırık cam parçalarıyla karıştırılmış yapışkan reçineye batırıyordu; günümüzde yasaklanmış bir uygulama. “Kalkan” olarak adlandırılan diğer el, açık avuç içi rakibe bakacak şekilde tutulur, söz konusu el gerektiğinde kavramak veya tutmak için kullanılır.

Dövüşçülerin öndeki bacağı genellikle bir zincirle sarılır ve zincirle sarılı bacak hem saldırı hem de savunma için kullanılırken, diğer bacak daha çok denge için kullanılır.

Paylaşın

Gelecek Ve DEVA Partisi’nin Birleşme Görüşmelerinde Yeni Aşamaya Geçildi

Gelecek Partisi ile DEVA Partisi’nin birleşme görüşmelerinde yeni aşamaya geçildi. Gelecek ve DEVA Partisi, 14 Mayıs 2023 seçimleri sonrası, Meclis’te ortak grup kurmak için görüşmeler yürütmüş, ancak görüşmeler sonuçsuz kalmıştı.

İki parti arasındaki birleşme görüşmelerinin ekim ayında yapılması planlanan olağan DEVA Partisi konseri öncesinde tamamlanması planlanıyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Ahmet Davutoğlu’nun liderliğindeki Gelecek Partisi ile Ali Babacan’ın Genel Başkanlığı’nı yürüttüğü DEVA Partisi’nin birleşme görüşmelerinde yeni aşamaya geçildi. Yaz ayları boyuncu “heyetler” düzeyinde yürütülen görüşmeler liderler düzeyine taşındı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, partisinin yetkili kurullarından Perşembe günü aldığı yetkinin ardından, Babacan’la bir araya geldi. Yaklaşık 4 saat süren görüşmenin ardından iki genel başkan, “birleşme görüşmelerinin sürdürülmesi” konusunda görüş birliğine vardı.

14 Mayıs 2023 seçimlerinen sonra, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi Meclis’te ortak grup kurmak için görüşmeler yürütmüş, ancak grup görüşmeleri sonuçsuz kalmıştı.

Bunun üzerine Gelecek Partisi, Saadet Partisi çatısı altında Meclis’te grup kurdu. DEVA Partisi ise 3 Milletvekili bulunan Demokrat Parti (DP) ile grup kurma arayışı başlatmış ancak DP yönetiminin mesafeli durması üzerine, bu girişim de sonuçsuz kalmıştı.

Gelecek Partisi ile birleşmek için görüşme trafiği yürütüldüğünü, geçtiğimiz haftalarda DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan katıldığı televizyon programında kamuoyuna açıkladı. Ancak Gelecek Partisi içinden bazı parti yöneticileri ve milletvekilleri, birleşmeye mesafeliydi.

Gelecek Partisi içinde birleşme konusunda yaşanan tartışmaları da dikkate alan Davutoğlu, birleşme ve yeni işbirliği arayışlarına ilişkin yol haritasını netleştirmek üzere Parti Yönetim Kurulu’nu Perşembe günü topladı.

Gelecek Partisi Parti Yönetim Kurulu toplantısı sonrasında yapılan açıklamada, siyasetin AKP ile CHP arasındaki “düşmanlaştırılmış iki kutup” arasında seyrettiği savunularak, “özgürlükçü-vatanperver-milli-muhafazakâr-demokrat” güçlü bir alternatife gereksinim olduğu vurgulandı.

Siyasi kulislerde Davutoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığının önceden ilan edilmesi istediği iddiaları konuşuluyordu. Açıklamada bu iddialara ise, “Esasen siyasi ahlak ilkeleri dolayısıyla bugün siyasetçilerin hayali ile yaşadığı makamları terk etmiş biri olarak bugün de herhangi bir makam beklentisi yoktur” ifadelerine yer verildi. Mevcut cumhurbaşkanının halen görevinin başında olduğu ve yakın gelecekte seçim görülmediği vurgulandı.

Açıklamada, DEVA Partisi ile birleşme görüşmelerine özel vurgu yapılmadı, ancak Meclis’te, “özgürlükçü vatanperver, milli, muhafazakar demokrat” alternatif gruba gereksinim olduğu belirtildi:

“Özellikle TBMM’nde yer almakla birlikte tek başına grubu bulunmayan ve iktidar blokunda yer almayan bütün partileri ve bağımsız milletvekillerini ülkeyi kutuplaşma kıskacından çıkaracak ve siyasete hareket ve özgünlük katacak böylesi bir girişimi yeni yasama yılından önce ciddiyetle ele almaya ve katkıda bulunmaya çağırıyoruz. Böyle bir ittifak grubu oluştuktan sonra bu girişim TBMM dışındaki diğer partilerin desteğine ve katılımına açık olmalıdır.”

Parti yönetimi, Davutoğlu’na, bu hedef doğrultusunda görüşmeler yürütme yetkisi verdi. Açıklamada, “İktidar mensupları dahil hiç kimseye ve hiçbir siyasi gruba karşı ön yargımız ve ön şartımız yoktur. Gün egoların değil, akılların devreye sokulması günüdür. Gün geçmiş hesapların değil gelecek tahayyüllerinin konuşulması günüdür” ifadelerine yer verildi.

Görüşmelere devam kararı

Bu gelişmeler yaşanırken, Ali Babacan da Davutoğlu’ndan randevu istedi. Davutoğlu ise partisinin yetkili kurullarından, birleşme görüşmelerini yürütmek için yetki aldıktan sonra Babacan’a olumlu yanıt verdi ve iki isim akşam yemeğinde buluştu.

Edinilen bilgiye göre iki genel başkan, birleşme görüşmelerinin devamı konusunda görüş birliğine vardı. Her iki partiden 3’er parti yönetcisinin yer aldığı heyetler bir süredir görüşmelelerini yürütüyordu. Bu heyetler daha yetkili komisyonlar olarak belli plan dahilinde, birleşmeye ilişkin teknik hazırlığı da yapacak ve süreç liderlerin onayı doğrultusunda yürüyecek.

Birleşmenin hangi çatı altında olacağı veya yeni bir parti mi kurulacağı konusunun önümüzdeki süreçte netleşmesi bekleniyor. Ancak heyetlerarası yapılan ilk görüşmelerde, birleşmenin DEVA Partisi çatısı altında olması, birleşik partinin genel başkanının da Ali Babacan olması görüşü ağırlık kazanmıştı.

DEVA Partisi kurmayları, çatı konusunda bir sorun çıkmayacağını, Gelecek veya yeni bir parti çatısı altında da birleşmenin sağlanabileceğini, önemli olanın iki partinin “organik birleşmesi”nin sağlanması olduğunu ediyorlar.

Kulislere yansıyan bilgilere göre uzlaşma sağlanması halinde, birleşilen parti, Meclis’te Saadet Partisi grubu çatısı altında faaliyet gösterecek.

15 milletvekili olan DEVA Partisi’nin de katılımıyla Saadet Grubu 34 sandalyeye ulaşacak. Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in hayatını kaybetmesi nedeniyle Saadet grubunun devam edebilmesi için CHP’li Ali Fazıl Kasap, bu partiye katılmıştı. DEVA Partisi’nin katılımı halinde Kasap’ın da partisine dönmesi bekleniyor.

İki parti arasında uzlaşılan konulardan birisi de yeni Meclis grubunun mümkün olduğunca geniş tabana yayılması.

Bunun için de istemeleri halinde Demokrat Parti ve Yeniden Refah Partisi’ne de tüzel kişiliklerini korumaları koşuluyla, grup kapısı açık tutulacak. Bu formülle, muhalefetin temsil ve sesini daha fazla duyurması hedefleniyor.

İki parti arasındaki birleşme görüşmelerinin ekim ayında yapılması planlanan olağan DEVA Partisi konseri öncesinde tamamlanması planlanıyor.

Paylaşın

Meclis’teki Kavgalar İçin Harekete Geçildi: Sert Zemin Tedbiri

TBMM Genel Kurul salonunda yaşanan kavgaların ardından, konuşma kürsünün etrafındaki sert zeminle ilgili riskler, Meclis yönetimine de iletildi ve tedbir alınması istendi.

Meclis yönetimi gelen talepler üzerine, TBMM Genel Kurulu’nda risk oluşturan kısımlar için yerinde inceleme yaptı. Bu doğrultuda güvenliği sağlayacak ve estetiği bozmayacak bir düzenleme yapılması için çalışma başlatıldı.

TBMM Genel Kurul salonunda yaşanan kavgaların ardından yeni tedbirler geliyor. Saadet Parti’li Hasan Bitmez’in kalp krizi geçirip kafasını vurduğu ve TİP’li Can Atalay için yapılan oturumda bazı milletvekillerinin düşerek yaralanma tehlikesine neden olan “sivriliklerin” düzeltilmesi için harekete geçildi.

Türkiye gazetesinde yer alan habere göre; TBMM Genel Kurul salonunda milletvekillerinin konuşma yaptığı kürsünün yanındaki ve arkasındaki merdivenlerin sert zeminlerine karşı tedbir alınacak.

Genel Kurul salonunda zaman zaman milletvekilleri arasında yaşanan arbedelerde yere düşenlerin başını çarpması ihtimali büyük risk oluşturuyor. Meclis’te son olarak TİP’li Can Atalay için yapılan olağanüstü toplantıda büyük bir kavga yaşanmış, bazı milletvekillerinin yere düştüğü ve yaralandığı görülmüştü.

Geçen sene de Saadet Parti’li Hasan Bitmez, kürsüde konuşurken kalp krizi geçirip yere düşmüş, kafası merdivenlerin olduğu sert zemine çarpmış ve sonrasında da vefat etmişti.

Genel Kurul’daki kürsünün etrafındaki sert zeminle ilgili riskler, Meclis yönetimine de iletildi ve tedbir alınması istendi. Meclis yönetimi gelen talepler üzerine, TBMM Genel Kurulu’nda risk oluşturan kısımlar için yerinde inceleme yaptı. Bu doğrultuda güvenliği sağlayacak ve estetiği bozmayacak bir düzenleme yapılması için çalışma başlatıldı.

Paylaşın

“Torasik Çıkış Sendromu” İçin Altı Egzersiz

Torasik çıkış sendromu, torasik çıkışta sinir veya kan damarı sıkışmasından kaynaklanır. Omuzun ön tarafındaki bu alan, yaralanmalar, kötü duruş veya tekrarlanan üst vücut hareketleri nedeniyle tahriş olabilir.

Haber Merkezi / Egzersiz ile duruşunuzu düzeltmek ve kas dengesizliklerini azaltmak torasik çıkış sendromu semptomları hafifletmeye yardımcı olabilir:

Boyun germe: 

1. adım: Başınız boynunuzun hizasında olacak şekilde dik bir oturma veya ayakta durma pozisyonunda başlayın.
2. adım: Boynunuzu bir tarafa doğru eğin, kulağınızı omzunuza yaklaştırın.
3. adım: Boynunuzu yana doğru bükük tutarak, boynunuzu hafifçe geriye doğru uzatın. Boynunuzun ön kısmında bir gerginlik hissetmelisiniz.
4. adım: 30 saniye bekleyin, sonra rahatlayın.
5. adım: Her iki tarafta 3 ila 5 kez tekrarlayın.

Göğüs germe: 

1. adım: Bir odanın köşesinin önünde durun, bir ayağınız diğerinin önünde olsun.
2. adım: Dirseklerinizi bükük tutarak, her iki kolunuzu da yukarı ve yanlarınıza doğru kaldırın ve köşenin duvarlarına dayayın. Dirsekleriniz omuzlarınızla aynı hizada ve avuçlarınız düz olmalıdır.
3. adım: Kollarınızı duvarlara yaslayarak vücudunuzu öne doğru köşeye doğru eğin. Göğsünüzün ön tarafında bir gerginlik hissetmelisiniz.
4. adım: 30 saniye bekleyin, sonra rahatlayın.
5. adım: 3 ila 5 kez tekrarlayın.

Çene çekme:

1. adım: Başınız boynunuzun hizasında olacak şekilde dik bir oturma veya ayakta durma pozisyonunda başlayın.
2. adım: Boynunuzu bükmeden veya uzatmadan, başınızı ve boynunuzu omurganız üzerinde hizalanacak şekilde içeri çekerek başınızı düz bir şekilde geriye doğru çekin.
3. adım: 5 ila 10 saniye bekleyin, sonra rahatlayın.
4. adım: 20 kez tekrarlayın.

Skapular hizalama:

1. adım: Direnç bandını bir korkuluğa veya sağlam bir nesneye bağlayarak veya sararak dik bir pozisyonda başlayın.
2. adım: Direnç bandının bir ucunu her iki elinize alın ve dirseklerinizi 90 derecelik açıyla bükülü tutun.
3. adım: Dirseklerinizi kaburgalarınızın yanına çekmek için bandı çekin. Kürek kemiklerinizi birbirine doğru sıkıştırın.
4. adım: 5 ila 10 saniye bekleyin, sonra rahatlayın.
5. adım: 20 kez tekrarlayın.

Direnç bandıyla omuz dış rotasyonu:

1. adım: Dik bir ayakta durma pozisyonunda başlayın. Her iki elinizde bir direnç bandı tutun, avuçlarınız yukarı bakacak şekilde, kollarınızı ve dirseklerinizi yanlarınıza sıkıştırın. Dirsekleriniz yaklaşık 90 derece bükülmüş olmalıdır.
2. adım: Dirseklerinizi yanlarınıza sıkıştırarak direnç bandının uçlarını çekin. Her iki omuz da dışa doğru dönerken kollarınız yanlarınıza sıkıştırılmış halde kalır. Kürek kemiklerinizi birbirine sıkıştırın. Dirseklerinizi düzeltmeyin.
3. adım: 5 ila 10 saniye bekleyin, sonra rahatlayın.
4. adım: 20 kez tekrarlayın.

Duvar kaydırağı:

1. adım: Bir duvarın önünde durun.
2. adım: Dirsekleriniz bükülmüş şekilde her iki ön kolunuzu duvara koyun. Kollarınız yaklaşık omuz genişliğinde olmalı, avuçlarınız birbirine bakmalıdır.
3. adım: Dirsekleriniz düz olana kadar kollarınızı yavaşça yukarı ve dışarı doğru çapraz bir hareketle kaydırın, kollarınız Y şeklini oluşturmalıdır.
4. adım: Kollarınızı düz tutarak, kollarınızı duvardan kaldırın ve geriye doğru hareket ettirin. Kürek kemiklerinizi birbirine doğru sıkıştırın ve sırtınızı kamburlaştırmaktan kaçının.
5. adım: Kollarınızı duvara geri koyun, kollarınızı başlangıç ​​pozisyonuna kaydırın.
6. adım: 20 kez tekrarlayın.

Paylaşın

Anayasa Tartışmaları: Hatimoğulları’ndan “Gündemimiz Değil” Yorumu

Anayasa’nın ilk dört maddesine ilişkin tartışmaları değerlendiren DEM Parti Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğlulları, “AKP’nin DEM Parti karşısında alternatif olsun diye iktidarın bütün olanaklarını seferber ederek büyütmeye çalıştığı bir yapı bu tartışmayı başlattı” dedi ve ekledi:

“Bunu yaparak Türkiye’deki esas gündemlerin üzerinin örtülmek istendiğini düşünüyorum. Bu dört maddenin bu şekilde gece gündüz konuşulmasının sebebi bu. Yoksulluk, adaletsizlik, işsizlik konuşulmasın diye bu gündemi köpürtüyorlar. Bir başka amaçları da bizi bu tartışmanın içine çekip kriminalize etmek, hedef göstermek ve diğer tüm sözlerimizi görünmez kılmak. Ama bizim gündemimiz bu değil.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğlulları, Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’a konuştu.

“Normalleşme”,  “Yeni Anayasa” ve “Anayasa’nın ilk dört maddesi”ne ilişkin tartışmaları değerlendiren Tülay Hatimoğulları şunları söyledi:

“Şu an zemin normal değil. AKP ve CHP’nin yan yana gelerek ‘Biz süreci normalleştiriyoruz’ demeleri süreci normalleştirmez. Nitekim normalleşmediğini gördük. Artık normalleşme tartışmaları neredeyse ortadan kalktı.

Normalleşme Türkiye’deki mevcut rejimin ortadan kalkmasıyla mümkün olur. Siz bir yandan otoriter rejimi inşa etmeye devam edeceksiniz, toplumu kutuplaştıracaksınız, ayrıştıracaksınız, 25 milyonu aşkın Kürt’ü yok sayacaksınız, halkı açlığa mahkum edeceksiniz; böylesi bir atmosferde normalleşmeden bahsedilebilir mi? AKP iktidarı normalleşmeyi muhalefeti kendi minderine çekmek için kullanıyor. Muhalefet bu tuzağa düşmemeli.

Normalleşme için zemin müsait olmadığı gibi anayasa için de müsait değil. Sanki hiçbir şey yokmuş gibi, toplumda her şey güllük gülistanlıkmış gibi, her şey normalmiş gibi anayasa konuşuyorlar. Çünkü AKP kendi anormalliğini toplumun normal kabul etmesini istiyor.

Böylesi bir zeminde anayasa tartışması yürütmek mümkün değil. İktidar her fırsatta, herkesle gerilimi yükseltiyor. Mevcut anayasayı dahi uygulamıyor. Fakat bir anayasa yapım sürecine Türkiye’nin ihtiyacı var. Sanırım Türkiye’de anayasa değişikliğini en çok isteyen siyasi parti biziz. Çünkü bu anayasadan en çok biz mağduruz. Bu ülkenin devrimcileri, sosyalistleri, kadınları, gençleri, Kürtleri, Alevileri mağdur.

Anayasa demokratik bir zeminde yapılır. Ama şu anda asgari düzeyde dahi böyle bir zemin yok. Bizim için yol temizliği yapılmadan, demokratik zemin oluşmadan yapılan bir anayasa tartışması gerçekçi değil.

Toplumu ilgilendiren meseleler konuşulurken sağduyuya dayanan bir müzakere, ortak akıl ve tarihsel hafızayı esas almalıyız. Halkın, STK’ların, derneklerin, demokratik kitle örgütlerinin dahil olması son derece önemli. İkinci yüzyıla birinci yüzyılın siyasal aklı, düzeni ve alışkanlığıyla girmemeliyiz.

Anayasanın ilk dört maddesinin tartışmaya bu şekilde açılmasının birçok tartışmayı gölgelediğini düşünüyoruz. Mevzu ilk dört madde tartışmak mıdır? AKP’nin DEM Parti karşısında alternatif olsun diye iktidarın bütün olanaklarını seferber ederek büyütmeye çalıştığı bir yapı bu tartışmayı başlattı. Bunu yaparak Türkiye’deki esas gündemlerin üzerinin örtülmek istendiğini düşünüyorum. Bu dört maddenin bu şekilde gece gündüz konuşulmasının sebebi bu.

Yoksulluk, adaletsizlik, işsizlik konuşulmasın diye bu gündemi köpürtüyorlar. Bir başka amaçları da bizi bu tartışmanın içine çekip kriminalize etmek, hedef göstermek ve diğer tüm sözlerimizi görünmez kılmak. Ama bizim gündemimiz bu değil.”

“İktidar yönetme ehliyetini yitirmiştir”

Erken seçim tartışmalarını da değerlendiren Tülay Hatimoğlulları, “Muhalefetin yakın geçmişteki en somut hatalarından biri bütün umudu sadece sandığa bağlamak oldu. 2023’te bunun somut sonuçlarını gördük” dedi ve ekledi:

“Erken seçim talep edilebilir, erken seçim yapılabilir ama toplumsal muhalefet gelişkin bir şekilde kendi varlığını hissettirmezse, daha örgütlü hareket etmezse seçim tek başına değişim gücü değildir. Evet, iktidar yönetme ehliyetini yitirmiştir. Fakat asıl değişim gücü toplumdaki dinamizmin örgütlü bir şekilde iktidara güçlü yönelmesiyle sonuç alır. Bunun yanında muhalefetin topluma güven vermesi lazım. Ancak bunlarla birlikte sandık kurulursa başarı elde edilir.”

Tülay Hatimoğulları’nın açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Daha Sabırlı Olmak İçin “Beş İpucu”

Hepimiz sabrın iyi bir şey olduğunu biliyoruz. Bunu, çocukluğumuzdan beri annemizden, babamızdan, öğretmenlerimizden çokça duyduk. Peki sabretmenin aslında ne anlama geldiğini biliyor musunuz?

Haber Merkezi / Sabır, en basit ifadeyle, bekleme yeteneğidir. Kendinizi çok sık, hatta önemsiz durumlarda bile sabırsız hissediyorsanız, daha sabırlı olmayı öğrenmek isteyebilirsiniz. İşte daha sabırlı olmak için 6 ipucu:

Daha fazla dinleyin: İster bir aile üyesi, ister bir arkadaş veya iş arkadaşınızla konuşun, aktif olarak dinlemek ve empati geliştirmek sabrınızı artırmanın yollarından biridir. Karşınızdaki kişinin konuşması için zaman ayırmak, onun görüş ve fikirlerine önem verdiğinizi gösterir ve bu da tartışma için üretken bir alan oluşturabilir.

Farkındalık: Farkındalık, şimdiki ana odaklanma eylemidir. İş, ilişkiler ve sosyal etkinlikler arasında denge kurmaya çalışmak sabırsızlığa yol açabilir. Bir etkinliğe veya bir sohbete odaklanmak için zaman ayırmak, sabrınızı geliştirebilirsiniz.

Ekran sürenizi azaltın: Günlük ekran sürenizi sınırlamak, sabrınızı geliştirmenin bir başka yoludur. Arkadaşlarınız ve ailenizle buluştuğunuzda, dikkatinizi onlara vermek için telefonunuzu kapatmayı düşünebilirsiniz.

Acele etmeyin: Acele etmek, sabırsızlığın yaygın bir işaretidir. Kendinizi bir şeyi  hızlı yaparken yakaladığınızda, fiziksel veya zihinsel olarak yavaşlamaya teşvik edebilirsiniz.

Derin nefesler alın: Kendinizi bunalmış veya sabırsız hissettiğinizde hem zihninizi hem de bedeninizi sakinleştirmenin basit bir yolu, derin nefes almaktır: Gözlerinizi kapatın ve zihninizi temizlemek için on defa derin nefes alıp verin.

Bu, gerginliğinizi atmanıza ve tazelenmiş bir zihin yapısıyla düşünmenize yardımcı olacaktır, böylece durum üzerinde öz kontrol kazanabilirsiniz.

Paylaşın