Babacan: Uluslararası anlaşmalara kağıt parçası muamelesi yapıyorlar

Mersin’de partisinin 1. Olağan Tarsus İlçe Kongresi’nde konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Sayın Erdoğan, ‘Kadın hakları kâğıtlarla korunmaz, vicdanla korunur’ diyor. Kağıtlar dediği hukuk. Uluslararası anlaşmalara, Anayasa’ya, yasalara bir kâğıt parçası muamelesi yapıyorlar… Bu ülkenin sorunları hukuktan, insan haklarından, demokrasiden geçiyor. Hukuk bir kâğıt parçasıdır derseniz bu ülkeyi düştüğü çukurdan çıkaramazsınız.” dedi.

Haber Merkezi / Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Mersin’de partisinin 1. Olağan Tarsus İlçe Kongresi’nde konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Dün Ankara’da lebalep kongrelerden birisi vardı. Tedbiri açıklayan kendileri, uymayan kendileri… Kongrenin slogan yazılarını görmüşsünüzdür. Büyükçe ‘Güven ve istikrar’ yazmışlar. Güler misiniz, ağlar mısınız? Bunlar bu ülkede ne güven ne de istikrar bıraktılar. Vatandaşın gecenin 2’sinde Resmî Gazete’de ne çıkacak diye beklediği bir ülkede güvenden bahsediyorlar. Gece karanlıkta alınan kararlarla yönetilen bir ülkede istikrardan bahsediyorlar.

“Uluslararası anlaşmalara kâğıt parçası muamelesi yapıyorlar”

Sayın Erdoğan, ‘Kadın hakları kâğıtlarla korunmaz, vicdanla korunur’ diyor. Kâğıtlar dediği hukuk. Uluslararası anlaşmalara, Anayasa’ya, yasalara bir kâğıt parçası muamelesi yapıyorlar. Hukuka kağıt parçası derseniz, istediğiniz kadar o kongreye ‘güven ve istikrar’ diye yazın, yapamazsınız. Bu ülkenin sorunları hukuktan, insan haklarından, demokrasiden geçiyor. Hukuk bir kâğıt parçasıdır derseniz bu ülkeyi düştüğü çukurdan çıkaramazsınız.

Sayın Erdoğan, ülkenin 2023 hedeflerinden bahsetti. Türkiye 2023 hedeflerini ilkin, AB sürecinde ve ekonomide ciddi mesafeler aldığımız 2011 yılında açıkladı. 2023 için kişi başına düşen milli gelirde koyduğumuz hedef 25 bin dolardı. Şimdi kaç hedefliyorlar? 10 bin dolar. Belgeler ortada. Sayın Erdoğan 2023 hedefleri derken 10 bin dolardan bahsediyor. Biz 12 bin 500 doları ta 2013’te gördük. Türkiye’nin ihracatını 36 milyar dolardan alıp, kısa sürede 132 milyar dolara çıkarttık. 2023 için de 500 milyar dolar hedefi koyduk. Hükümetin şimdi hedefi kaç? 214 milyar dolar. Hedef dedikleri bizimkinin yarısının altında.

Biz demişiz ki, ‘2023’te Türkiye’de işsizlik yüzde 5’e iner’. Orta Vadeli Program’da işsizlikte 2023 hedefleri kaç? Yüzde 11. Eğer işsizlik yüzde 11’e düşerse ‘2023 hedeflerimizi tutturduk’ diyecekler. 2023 deyip durdukları, bizim işin başındayken koyduğumuz hedefler değil. Siz o hedefleri aşağı düşürün, ondan sonra da ‘2023 hedeflerimizi tutturacağız’ deyin. Bu kadar yağma yok.

“Bizim tutturduğumuz rakamlarla övünüyorlar”

Sayın Erdoğan, ‘Satın alma gücü paritesine göre milli gelirde Türkiye’yi dünyada 17’den 13’üncü sıraya yükselttik’ diyor. Hesapta da bir sorun var ama teknik detayına girmeyeceğim. Biz zaten 2014’te o seviyeyi yakaladık. Altı yıldır ne yaptınız da bizim tutturduğumuz 13’üncülükle bugün övünüyorsunuz?

Sayın Erdoğan, ‘Salgın döneminde geçtiğimiz yıl yüzde 1,8 büyümeyle G-20 ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldık’ diyor. Bu rakamlar güvenilir değil. G-20’de hangi konularda ikinci sıradayız? En yüksek enflasyonda ikinci sıradayız. En yüksek faizde ikinci sıradayız. Bir de tersten bir göstergede ikinci sıradayız. Salgın döneminde halkına gelir desteği veren ülkeler arasında sondan ikinci sıradayız.

“Ekonomik büyümenin en önemli formülü eğitimdir”

Uzun vadede ekonomik büyümenin en önemli formülü eğitimden geçiyor. Gençlere ne kadar imkân oluşturursak, bu ülke o kadar zenginleşir. Eğer iyi bir eğitim sistemimiz olsaydı, yüksek özgüven sahibi öğrencilerimiz olurdu, dünya çapında nam salmış girişimcilerimiz olurdu. Genel anlamda şiddet azalırdı. Teknolojiyi daha çok üreten ve ürettiğini dünya çapında kendi markasıyla pazarlayan bir ülke olurduk. Şirketlerimizin sadece iç pazara sahip olmasından mutlu olmaz, dünya çapında söz sahibi olmasını görürdük.

Eğer iyi bir eğitim sistemimiz olsaydı, savunma sistemlerimiz için, en önemli stratejik konular için yabancı şirketlerin pingpong topuna dönmezdik. Uzaya çıkmak bir ‘PowerPoint’ sunumundan öteye geçer ve uzay teknolojilerinde gerçekten yol alırdık. Haberleşme alt yapımızı kendi şirketlerimiz ile kurardık.

İktidar olduğumuzda anne babaların üzerindeki eğitim yükünü hafifleteceğiz. Tüm velilere eğitime destek için eğitim finansman kartı vereceğiz. Böylece aileler çocuklarının ihtiyaçlarını bu kartla kolayca karşılayabilecek. Hanedeki öğrenci sayısı kadar, ihtiyaç duyulan harcama tutarını belirlenecek. Bu karta bu rakam yüklenecek.”

Paylaşın

CHP’li Muharrem Erkek: Saray iktidarı lebalep hukuksuzluk içerisinde

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Cumhuriyet Halk Partisi, ikinci yüzyılında cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmak ve demokratik bir hukuk devletini tesis etmek için üzerine düşeni mutlaka yapacaktır ve ilk seçimde biz yürekten inanıyoruz bu adaletsiz, lebaleb hukuksuzluk içerisinde olan saray iktidarını sandıkta ebediyete uğurlayacağız.” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere basın toplantısı düzenledi.

Basın açıklamasında “Covıd-19 pandemisi sebebiyle insanlar büyük acılar yaşıyorlar, sevdiklerine sarılamıyorlar, sevdiklerini ebediyete uğurlayamıyorlar, cenazelerine katılamıyorlar. Yüzlerce sağlık çalışanını, binlerce vatandaşımızı kaybettik ve son dönemde vaka artışında Avrupa’da şampiyonuz. ” diyen Erkek, “Bugün günlük vaka sayısı 10 bine ulaşan Almanya tam kapanmayı planlarken biz otobüsler lebaleb, kapalı spor salonları lebaleb, lebaleb kongreler, toplantılar yapıyoruz. Ama kim yapıyor, kim yapabiliyor? Saray iktidarı ve AK Parti. Çünkü saray iktidarı ve çevresi imtiyazlı sınıf. ” ifadelerini kullandı.

Basın açıklamasına “Bir iktidar düşünün anayasa tanımıyor, kanun tanımıyor, kural tanımıyor, ahlak da tanımıyor, vicdan da tanımıyor. Anayasamızın 10. maddesini herkese hatırlatmak istiyorum. Kanun önünde eşitlik maddesi. “Herkes kanun önünde eşittir” diyor. “Hiçbir aileye, kişiye, zümreye ya da sınıfa imtiyaz tanınamaz” diyor. Yine aynı madde “devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır” diyor. Yani düşünebiliyor musunuz kanun, kural tanımaz bir devlet yönetimi, bir iktidar. Ama diğer tarafta eczanede oturan üç tane sağlık çalışanına maskeleri takılı oturduğu, müşteri olmadığı halde ceza uygulanıyor. Sokakta işsiz bir genç maskesi burnunun altına düştüğü için ceza uygulanıyor. Vatandaş sokakta cezalandırılıyor, esnaf cezalandırılıyor ama lebaleb toplantılar, lebaleb kongreler tam gaz devam ediyor.” sözleriyle devam eden Erkek, açıklamasının devamında şunları söyledi;

Devlet ciddiyetle yönetilir. Ancak bugün geldiğimiz nokta itibariyle saray iktidarı bütün toplum için, milletimiz için, Türkiye için tam bir adalet sorunu, sağlık sorunu, güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bir de diyorlar ki, Türkiye için güven ve istikrar. Sloganları da bu. Böyle bir iktidar, böyle sorumsuz, vicdansız, kural, kanun tanımayan bir iktidar, yönetim nasıl Türkiye için güven ve istikrar sağlayacak. Asıl sorunumuz zaten güven vermemeleri, dünyaya güven vermiyorlar. Onun için işsizlik büyüyor, onun için yoksulluk büyüyor, onun için yatırımcı gelmiyor.

Bir de diyorlar ki, artık milletle, toplumla alay etmeyi maalesef, insanların aklıyla alay etmeyi de bir alışkanlık haline getirdiler. Bir de mitomani yaşıyorlar söyledikleri yalanlara artık kendileri de inanıyorlar. Diyorlar ki, “19 yıl bir hazırlık süreciydi. Biz yeni başlıyoruz.” Ama hazırlıkta sınıfta kaldılar. Hem de bütün derslerden sıfır alarak sınıfta kaldılar. 19 yıldır tek başına yönetiyorlar, millet her yetkiyi verdi. Son 3 yıldır tek adam sistemini de verdi. Türkiye’nin ülkemizin hangi temel sorununu çözdünüz. Bunu niye anlatmadınız kurultayınızda? Eğitimdeki sorunlar mı çözüldü, ekonomideki sorunlar mı çözüldü, adaletteki sorunlar mı çözüldü, ya toplumsal barışımız? Hangi temel sorunu çözdünüz 19 yılda? Birde ne diyordu AK Parti Genel Başkanı Erdoğan? İlk dönemi için “benim çıraklık dönemim” diyordu. İkinci dönemi için “kalfalık dönemim” diyordu. “Üçüncü dönemim ustalık dönemi”. 2011’den sonrası ustalık dönemiydi, en son 2018’de “büyük ustalık dönemim” dedi. Şimdi ustalık döneminden büyük ustalık döneminden hazırlık dönemine geçiş yaptılar. Bu 19 yılda da memleketi uçurumun kenarına getirdiler, ama millet kurtardı. Bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kaldık. Daha sonra o darbeyi ve OHAL dönemini fırsat bilerek de köklü sistem değişikliklerine gittiler.

“Pırıl pırıl gençler cezaevinde tutuklu”

Yeni anayasa tartışmaları. Kongrelerinde AK Parti Genel Başkanı dedi ki, “yeni bir anayasa yapalım ve bu anayasanın ruhu insan olsun”. Siz insanın ruhunu yok ettiniz, mutluluğunu çaldınız. Bakın bugün Cumartesi Anneleri yargılanıyor. Bugün Türkiye’de gazeteciler yargılanıyor, bugün Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri yargılanıyor. Pırıl pırıl gençler cezaevinde tutuklu. Bugün Türkiye’de Çorlu tren kazasında evladını kaybeden anneler yargılanıyor. Bugün Türkiye’de Metin Akpınar, Müjdat Gezen yargılanıyor. Milletvekilleri yargılanıyor. Siyasi partiler kapatılmak isteniyor.

Bugün Türkiye’de saray iktidarının yaşadığı korkuya bakın, belediye başkanlarımız yargılanıyor, il başkanlarımız yargılanıyor. Bugün Türkiye’de bizim büyükşehir ve il belediyelerimizin mülkiyetlerindeki kullanımlarındaki taşınmazlar kâğıt üstündeki vakıflara devrediliyor. 31 Mart’a kadar, 23 Haziran’a kadar aklınız neredeydi, bu korku neden? Bizim belediyelerimiz üzerinde, yerel yönetimler üzerinde tahakküm baskı oluşturmaya çalışıyorlar. Hangi baskıyı kurarlarsa kursunlar her zaman söylediğimiz gibi, hiçbirimiz bir santim dahi geri adım atmayacağız.

“İlk seçimde Türkiye’yi de kaybedecekler”

İstanbul’da Gezi Parkını alıyorlar Büyükşehir Belediyesinden. Hâlbuki Taksim Gezi Parkı için ve Taksim Meydanı için proje yarışmaları yapılmış, halka sorulmuş, katılımcı demokrasi işletilmiş, referandum yapılmış. Güzel, dünyanın örnek meydanlarından biri yaratılacak, yeşil alanlar yaratılacak proje, tam başlama aşamasına gelirken korkuya bakın ki, İstanbul Büyükşehir Belediyesi elinden Taksim Gezi Parkını alıyorlar. Daha önce de söyledik, İstanbul’u kaybettikten sonra dengelerini de kaybettiler. Hani diyordu ya AK Parti Genel Başkanı Erdoğan “İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder”. Evet, ilk seçimde Türkiye’yi de kaybedecekler. Aslında Türkiye kazanacak, saray iktidarı kaybedecek, onlar kaybedecek.

Yeni anayasayı toplumsal bir uzlaşmayla ve insan odaklı olarak biz yapacağız. Çünkü yeni anayasayı insan odaklı bir anayasayı demokrasiye inananlar yapabilir, demokratlar yapabilir. Liberal demokrat olabilirsiniz, sosyal demokrat olabilirsiniz, muhafazakâr demokrat, milliyetçi demokrat olabilirsiniz ama burada sihirli kelime demokrat. Demokrat olacaksınız. OHAL döneminde anayasa değişikliği referandumu yapanlar asla demokrat olamazlar. Dünyanın hangi demokratik ülkesinde OHAL dönemlerinde köklü anayasa değişiklikleri yapılır, dünyanın hangi demokratik ülkesinde seçim yapılır OHAL dönemlerinde. Referandumu yaptılar, seçimi yaptılar ondan sonra OHAL’i kaldırdılar. Bugün sivil darbe süreci de devam ediyor.

“Siz kendinize uyduracağınız bir anayasa istiyorsunuz”

Yaşadığımız tüm sorunların temelinde aslında sistem sorunu yatıyor. Yeni anayasa yapacağız diyorlar ama şunu da ısrarla söylüyorlar: “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine dayanan bir anayasa yapacağız.” Yani bu sistemi savunuyorlar. 3 yılda iflas eden ve vatandaşın sorunlarını, Türkiye’nin sorunlarını ağırlaştıran bu sistemi savunuyorlar. Kişiyi, partiyi, devleti birleştiren sistemi savunuyorlar. Evet, bugün ülkemizin yaşadığı temel sorun kişi, parti, devlet birleşmesidir. Devlet başkanlığı sıfatı, kabine başkanlığı sıfatı, başkomutanlık sıfatı bir siyasi parti Genel Başkanında birleşmiştir. Bir siyasi parti Genel Başkanı Anayasa Mahkemesine, Hâkimler Savcılar Kuruluna üye atamaktadır. Asıl sorunumuz zaten Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi. Şimdi bu sistemi temel alan, tahkim edecek bir yeni anayasadan bahsediyorlar. Bu yeni bir şey değil ki. Siz kendinize uyduracağınız bir anayasa istiyorsunuz. Asıl derdiniz bu. Biz ne diyoruz, tüm muhalefet ne diyor, Cumhur İttifakı dışındaki tüm siyasi partiler ne diyor? Güçlendirilmiş parlamenter sistem. Onlar Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi yani patronlu başkanlık sistemi, diyor.

İki endeks, bilgi vereceğim. Hep tartışıyoruz ya işte patronlu başkanlık mı, tek adam sistemi mi, parlamenter sistem mi? Aslında dünya bize gerçeği gösteriyor. Bakın, dedik ya bu iktidar lebaleb hukuksuzluk içerisinde diye. Hukuksuzluğu büyüten de zaten bu tek adam sistemi, çünkü tam bir keyfilik hâkim. Gece çıkan kararnameler. Gece kararnameleriyle her şey hallediliyor. Çünkü saray iktidarı karanlığı seviyor. Hani diyor ya dünkü kurultayında Genel Başkan Erdoğan, “yastıklarınızın altındaki dövizleri getirin”. Siz 2002’de iktidar olduğunuzda dolar 1.67 liraydı bugün 8 lira. Şimdi diyorlar ki “yastıklarınızın altındaki dövizleri getirin”. Ama değerli basın mensupları, size söylemiyor, bize söylemiyor, esnafa, çiftçiye, işçiye, emekliye, vatandaşa söylemiyor merak etmeyin. O gece kararnameleri çıkmadan önce dolar alan yandaşlarına söylüyor.

“Bu lebaleb hukuksuzluktan hep birlikte kurtaracağız”

Sorun sistemde, sorunlarımızı ağırlaştıran da sistem. Hukukun üstünlüğü endeksinde dünyadaki ilk 10 ülke. Hemen sayacağım, Danimarka, Norveç, Finlandiya, İsveç, Hollanda, Almanya, Yeni Zelanda, Avusturya, Kanada, Estonya hukukun üstünlüğü endeksinde dünyadaki ilk 10 ülke tamamı parlamenter sistemle yönetiliyor. İsviçre meclis hükümeti sistemi. Tamamı parlamenter sistem. Nerede başkanlık burada? Son 10 ülkeye bakın çoğu patronlu başkanlık sistemi.

Dünya mutluluk endeksi. Dünya mutluluk endeksinde ilk 10 ülke; Finlandiya, Danimarka, İsviçre, İzlanda, Norveç, Hollanda, İsveç, Yeni Zelanda, Avusturya, Lüksemburg. Dünyanın en mutlu ülkeleri de parlamenter sistemle yönetilen ülkeler. Dünyanın en mutsuz ülkeleri de maalesef işte patronlu başkanlık, tek adam istemleri. İşte Türkiye Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denen o patronlu başkanlık sisteminden, bu keyfilikten, bu lebaleb hukuksuzluktan hep birlikte kurtaracağız.

Biz yapacağız demokrasiye inanan milyonlarla birlikte, vatandaşlarımızla, tüm siyasi partilerle, dostlarımızla birlikte. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi, ikinci yüzyılında cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmak ve demokratik bir hukuk devletini tesis etmek için üzerine düşeni mutlaka yapacaktır ve ilk seçimde biz yürekten inanıyoruz bu adaletsiz, lebaleb hukuksuzluk içerisinde olan saray iktidarını sandıkta ebediyete uğurlayacağız.

Paylaşın

A Milli Takım’da Norveç mesaisi

2022 FIFA Dünya Kupası Elemeleri ilk maçında Hollanda’yı 4-2 mağlup ederek iyi bir başlangıç yapan A Milli Takım, 27 Mart’ta Norveç ile karşılaşacağı maçın hazırlıklarına başladı. A Milli Takım, Norveç maçının son çalışmasını maçın oynanacağı Malaga’daki La Rosaleda Stadyumu’nda gerçekleştirecekler.

Haber Merkezi / 2022 FIFA Dünya Kupası Elemeleri’nde 27 Mart’ta Norveç ile karşılaşacak olan A Milli Takım bu maçın hazırlıklarına başladı.

Günün tek çalışmasını Riva Hasan Doğan Kamp Eğitim Tesisleri’nde yapan milliler ısınma hareketlerinin ardından pas ve dar alan oyunları gerçekleştirdiler. İdman şut çalışmasıyla sona erdi. Dün akşamki Hollanda maçında forma giyen oyunculara rejenerasyon programı uygulandı.

Yarın (Cuma) saat 11.00’de İspanya’nın Malaga kentine uçacak olan Ay Yıldızlılar, Norveç maçının son çalışmasını maçın oynanacağı Malaga’daki La Rosaleda Stadyumu’nda saat 20.00’de gerçekleştirecekler.

Paylaşın

Fenerbahçe’de Erol Bulut ile yollar ayrıldı

Erol Bulut ile karşılıklı anlaşılarak yolların ayrıldığını bildiren Fenerbahçe, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Fenerbahçe’mizin çatısı altında bugüne dek verdiği hizmetler için Erol Bulut’a teşekkür ediyor, kariyerinin geri kalanında başarılar diliyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile teknik direktör Erol Bulut ile karşılıklı anlaşılarak yolların ayrıldığını bildirdi. Aynı açıklamada sarı-lacivertli ekibin başına Emre Belözoğlu’nun getirildiği duyuruldu.

Fenerbahçe’den konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Futbol takımımızın teknik direktörlük görevini yürüten Sayın Erol Bulut ile yollarımız bugün itibarıyla karşılıklı anlaşarak ayrılmıştır. Fenerbahçe’mizin çatısı altında bugüne dek verdiği hizmetler için Erol Bulut’a teşekkür ediyor, kariyerinin geri kalanında başarılar diliyoruz” denildi.

Açıklamada Erol Bulut’un yerine sportif direktör Emre Belözoğlu’nun getirildiği belirtilerek, “Sezonun geri kalan haftalarında, yönetim kurulumuzun almış olduğu kararla, sportif direktörümüz Emre Belözoğlu futbol takımımızın teknik sorumlusu olarak görev yapacaktır. Süper Lig’de mücadelesini Emre Belözoğlu’nun yönetiminde sürdürecek olan takımımıza başarılar diliyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Erol Bulut yönetiminde Fenerbahçe, Süper Lig’de çıktığı 30 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik, 7 yenilgi yaşayıp, 31. haftayı 59 puanla 3. sırada bitirdi. Avrupa kupalarında yer almayan sarı-lacivertliler, Ziraat Türkiye Kupası’na ise çeyrek finalde veda etti.

Paylaşın

Beşiktaş’ta Kasımpaşa maçı hazırlıkları devam etti

Süper Lig’de zirvede yer alan Beşiktaş, Lig’de Kasımpaşa ile oynayacağı maçın hazırlıklarına, bu sabah BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde yaptığı çalışmayla devam etti. Beşiktaş, maçın hazırlıklarını, Pazartesi günü yapacağı çalışmayla devam edecek.

Haber Merkezi / Beşiktaş Futbol Takımı, Süper Lig’de Kasımpaşa ile oynayacağı maçın hazırlıklarına, bu sabah BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde yaptığı çalışmayla devam etti. Basına kapalı gerçekleştirilen antrenman, 1.5 saate yakın sürdü.

Teknik Direktör Sergen Yalçın yönetiminde yapılan idman, kondisyon ve taktik çalışmasıydı. Antrenman, sahada yapılan ısınma koşuları ve stretching çalışması ile başladı. 5’e 2 pas çalışması yapıldı. İdman, yarım sahada oynanan çift kale taktik maçıyla sona erdi.

Beşiktaş, Kasımpaşa ile oynayacağı maçın hazırlıklarına, üç günlük iznin ardından 29 Mart Pazartesi günü yapacağı çalışmayla devam edecek.

(Fotoğraflar: bjk.com.tr)

Paylaşın

Galatasaray eksik çalıştı

Süper Lig’de zirve yarışını sürdüren Galatasaray, Lig’in 32. haftasında Hatayspor ile oynayacağı maçın hazırlıklarını bugün yaptığı antrenmanla sürdürdü. Galatasaray, maçın hazırlıklarına yarın yapacağı antrenmanla devam edecek.

Haber Merkezi / Galatasaray Futbol Takımı, Süper Lig’in 32. haftasında Hatayspor ile oynayacağı maçın hazırlıklarını bugün yaptığı antrenmanla sürdürdü.

Florya Metin Oktay Tesisleri’ndeki antrenmana ısınma hareketleri ile başlandı. Daha sonra dar alanda pas oyunları oynandı. Antrenmanın ana bölümünde dar alanda oyunsal form dayanıklılık çalışması gerçekleştirildi. Antrenman yenilenme koşusu ve soğuma hareketlerinin ardından tamamlandı.

Milli takım kamplarına katılan Taylan Antalyalı, Henry Onyekuru, Ryan Babel, Peter Etebo, Martin Linnes, Ryan Donk, Mostafa Mohamed, Emre Kılınç, Gedson Fernandes ve Sofiane Feghouli ile birlikte izin olan Fernando Muslera antrenmanda yer almadı.

Galatasaray Futbol Takımı, Hatayspor maçının hazırlıklarına yarın saat 11.30’da Florya Metin Oktay Tesisleri’nde yapacağı antrenmanla devam edecek.

(Fotoğraflar: galatasaray.org)

Paylaşın

Galatasaray’ın rakibi BOTAŞ

Herbalife Nutrition Basketbol Süper Ligi’nde normal sezonun son maçını TOBB ETÜ Spor Salonu’nda Nesibe Aydın ile oynayan Galatasaray Kadın Basketbol Takımı, sahadan 76-74 galip ayrıldı. Galatasaray, bu sonuçla normal sezonu ikinci sırada tamamladı ve play-off birinci turunda BOTAŞ ile eşleşti.

Haber Merkezi / Mercedes Russell ve Anete Steinberga’nın sayılarıyla maça başlayan Galatasaray Kadın Basketbol Takımı 4-0’lık bir start verdi. Çeyrek ortasına kadar karşılıklı sayılarla geçen periyotta dengeyi Pelin Derya Bilgiç’in turnikesi ve Sami Whitcomb’un üçlüğü bozdu: 8-13. Whitcomb’un üst üste 5 sayısına Galatasaray’ın kaptanı Cansu Köksal’ın benç katkısı gelince Galatasaray, çeyreği 14-17 önde kapadı.

İkinci çeyrekte parkede bambaşka bir Galatasaray vardı. Hücumda ve savunmadaki ritmini artıran Galatasaray, 06:56’da Asena Yalçın’ın basket faulden bulduğu üç sayı ile çift haneli farkı gördü: 16-26. Ardından Whitcomb’un üçlüğüne diğer oyuncularında verdiği sayı katkısıyla fark çeyrek sonlarına doğru 16’ya kadar Galatasaray lehine yükseldi. Cansu Köksal ile gelişen hızlı hücumda Pelin’in turnikesiyle ilke çeyreği Galatasaray, 44-25 önde tamamladı.

Üçüncü çeyrek başa baş bir mücadeleyle geçti. Meltem’in sayısıyla periyoda start veren Galatasaray, rakibin ataklarına Prince, Anete ve Whitcomb ile karşı karşıya geldi. Nesibe Aydın’ın 20-17’lik üstünlüğüyle geçilen üçüncü periyodun ardından son çeyreğe Galatasaray, 16 sayılık farkla girdi: 45-61.

Galatasaray, çeyrek başında Holingsvorth’un çember altında etkili olmasıyla mevcut farkı korudu; ancak Nesibe Aydın hücumda ritm bulunca fark çeyrek sonuna doğru ikiye kadar indi. Nesibe Aydın, Katsiaryna Snytsina’nın dört üçlük isabetiyle oynadığı son çeyrekte 16 sayılık farkı eritip son bölümlerde maça ortak oldu. Meltem Yıldızhan ve Pelin Bilgiç’in sayılarıyla Galatasaray, rakibinin yaklaşmasını engelledi. Nesibe Aydın’ın son hücumu top kaybı ile harcamasıyla maçı 76-74  Galatasaray kazandı.

Paylaşın

‘2020 Tokyo Olimpiyatları’ meşale turu başladı

Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını sebebiyle 2021 yılına ertelenen ve 23 Temmuz-8 Ağustos 2021’de düzenlenmesi kararlaştırılan 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları için ilk ritüel gerçekleştirildi. Tokyo Olimpiyatları için meşale turu Japonya’nın Fukushima eyaletinden başladı.

Haber Merkezi / Ülkeler arası barışın sağlanabilmesi adına dünya üzerinde dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin, sporun evrensel gücü ile düzenlenen Olimpiyat Oyunları’na geri sayım sürüyor.

Milyonları buluşturan uluslararası spor şöleni için yakılan meşale, 121 günde ülkenin 47 eyaletini dolaşarak dev organizasyonun açılış töreni için Tokyo’ya getirilecek. 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları için ilk ritüel gerçekleştirildi. Tokyo Olimpiyatları için meşale turu Japonya’nın Fukushima eyaletinden başladı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sebebiyle 2021 yılına ertelenen ve 23 Temmuz-8 Ağustos 2021’de düzenlenmesi kararlaştırılan Tokyo Olimpiyatları için geri sayım sürerken, meşale yakma töreni için yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sebebiyle kitlesel bir tören düzenlenmedi.

Paylaşın

‘Zihin Körlüğü’ olan insanlar korkmazlar!

Yeni araştırmalar, afantazili insanların (zihinsel görüntüleri görselleştirememe) korkunç hikayelerle korkutulmasının daha zor olduğunu ortaya koydu. Bulgular, imgelemin, bilim adamlarının daha önce düşündüğünden duygularla daha yakın bir bağlantısı olabileceğini öne sürüyor. Kısacası, afantazili insanları korkunç hikayelerle korkutmak daha zor.

Haber Merkezi / Proceedings of the Royal Society B’de yayınlanan çalışma, afantazik insanların bir köpekbalığı tarafından kovalanmak, uçurumdan düşmek veya düşmek üzere olan bir uçakta olmak gibi üzücü senaryoları okumaya nasıl tepki verdiklerini test etti.

Araştırmacılar, değişen cilt iletkenlik seviyelerini izleyerek her katılımcının korku tepkisini fiziksel olarak ölçebildiler. Başka bir deyişle, hikayenin bir kişiyi ne kadar terlettiğini ölçtüler. Bu tür testler, vücudun fiziksel duygu ifadesini ölçmek için psikoloji araştırmalarında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Araştırmanın sonuçlarına göre, okuyucular sahneyi görsel olarak hayal edemediklerinde korkutucu hikayeler korku faktörünü yitiriyor. Bu durum, görüntülerin bilim adamlarının düşündüğünden daha yakın duygulara sahip olabileceğini öne sürüyor.

Makalenin yazarı ve UNSW Science’s Future Minds Lab’ın Direktörü Profesör Joel Pearson, “Zihinsel imgenin düşünceler ile duyguları birbirine bağlamada kilit bir rol oynadığına dair en güçlü kanıtı bulduk. Bugüne kadar yaptığımız tüm araştırmalarda, afantazili insanlar ile genel nüfus arasında bulduğumuz en büyük fark bu.” diyor

Görsel imgenin korkudaki rolünü test etmek için araştırmacılar, derilerine birkaç elektrot takmadan önce 46 çalışma katılımcısını (22 afantazili ve 24’ü görüntülü) karartılmış bir odaya yönlendirdi. Bir kişi korku gibi güçlü duygular hissettiğinde cildin daha iyi bir elektrik iletkeni haline geldiği bilinmektedir.

Bilim insanları daha sonra odayı terk ettiler ve ışıkları kapattılar, önlerinde ekranda bir hikaye belirmeye başlayınca katılımcıları yalnız bıraktılar. İlk başta, hikayeler masum bir şekilde başladı. Örneğin, ‘Kumsaldasın, sudasın’ veya ‘Pencerenin yanında, uçaktasın’. Ancak hikayeler devam ederken, ister uzaktaki dalgalarda karanlık bir parıltı ve sahildeki insanlar işaret ediyor olsun, ister uçak sarsılmaya başladığında kabin ışıkları sönüyor olsun, gerilim yavaşça arttı.

Prof Pearson, hikayeleri görselleştirebilen insanlar için cilt iletkenlik seviyeleri hızla artmaya başladı. Hikayeler ne kadar devam ederse, derileri o kadar çok tepki verdiğini söyledi. Pearson, ancak afantazili insanlar için, cilt iletkenlik seviyeleri oldukça düz bir çizgide olduğunu ifade etti.

Korku eşiklerindeki farklılıkların tepkiye neden olmadığını kontrol etmek için deney, bir kadavra fotoğrafı veya dişlerini taşıyan bir yılan gibi metin yerine bir dizi korkutucu resim kullanılarak tekrarlandı. Ancak bu sefer, resimler her iki grupta da eşit derecede etki sağladı.

“Bu iki sonuç grubu afantazinin genel olarak azalmış duygularla bağlantılı olmadığını, ancak korkutucu hikayeler okuyan katılımcılara özgü olduğunu gösteriyor” diyen Prof. Pearson, “Duygusal korku tepkisi, katılımcılar korkutucu materyalin önlerinde oynandığını gördüklerinde ortaya çıktı. Bulgular, imgenin duygusal bir düşünce güçlendiricisi olduğunu gösteriyor. Her türlü şeyi düşünebiliriz, ancak imgeler olmadan düşünceler o kadar duygusal ‘patlama’ yapmayacaktır.” dedi.

Afantazi ile yaşamak

Afafazi, nüfusun yüzde 2-5’ini etkiler, ancak durum hakkında hala çok az şey biliniyor. Daha önce yayınlanan bir UNSW araştırması, afantazinin hatırlama, rüya görme ve hayal etme gibi diğer bilişsel süreçlerde yaygın bir değişiklik modeli ile bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Ancak önceki afantazi araştırmasının çoğu davranışsal araştırmalara odaklanırken, bu çalışma nesnel bir cilt iletkenliği ölçüsü kullandı.

“Bu kanıt afantaziyi benzersiz, doğrulanabilir bir fenomen olarak daha da destekliyor,” diyen çalışma ortak yazarı Dr Rebecca Keogh. araştırmanın sonuçlarına ilişkin “Bu çalışma, gelecekte afantaziyi doğrulamak ve teşhis etmek için kullanılabilecek potansiyel yeni bir objektif araç sağlayabilir.” ifadelerini kullandı.

Bu deney fikri, araştırma ekibinin afantazi tartışma panolarında durumu olan pek çok insanın kurgu okumaktan hoşlanmadığını tekrarlayan bir duyarlılık fark ettikten sonra geldi.

Bulgular, afantazili insanlar için okumanın duygusal olarak etkili olmayabileceğini öne sürerken, Prof. Pearson bulguların ortalamalara dayandığını ve afantazili herkesin aynı okuma deneyimine sahip olmayacağını belirtmenin önemli olduğunu belirterek şunları söyledi;

“Afafazi farklı şekil ve boyutlarda gelir. Bazı insanların görsel imgesi yok, diğerlerinin ise diğer duyularından biri veya hiçbirinde imge yok. Bazı insanlar rüya görürken diğerleri yok. Öyleyse afantaziniz varsa ve bu kalıba uymuyorsa endişelenmeyin. Afantazinin sadece keşfetmekte olduğumuz her türlü varyasyonu var.”

“Afafazi, sinirsel çeşitliliktir” diyen Prof. Pearson. “Beynimizin ve zihnimizin ne kadar farklı olabileceğinin harika bir örneği.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Bakan Selçuk’tan ‘yüz yüze eğitim’ paylaşımı

Sosyal medya hesabı üzerinden bir paylaşım yapan Milli Eğitim Bakanı Selçuk, paylaşımında “Öğretmenlerimizin her bir öğrencimizin gözlerine bakarak derse başladığı yüz yüze eğitim esastır, bugün olduğu gibi gelecekte de vazgeçilmezimizdir. ” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, sosyal medya hesabı üzerinden bir paylaşımda bulundu.

“Yüz yüze eğitim esastır, bugün olduğu gibi gelecekte de vazgeçilmezimizdir” ifadelerinin yer verildiği paylaşım şöyle;

“Öğretmenlerimizin her bir öğrencimizin gözlerine bakarak derse başladığı yüz yüze eğitim esastır, bugün olduğu gibi gelecekte de vazgeçilmezimizdir. Yüz yüze eğitimi desteklemek için hibrit model, dünyadaki gibi ülkemizde de ihtiyaç halinde okullarımızın tamamlayıcısı olacaktır”

Paylaşın