Galatasaray’da Hatayspor hazırlıkları devam ediyor

Süper Lig’de zirve takibini sürdüren Galatasaray, Lig’in 32. haftasında Atakaş Hatayspor ile oynayacağı maçın hazırlıklarını bugün yaptığı antrenmanla sürdürdü. Galatasaray, maçın hazırlıklarını yarın yapacağı antrenmanla devam edecek.

Haber Merkezi / Galatasaray, Süper Lig’in 32. haftasında Hatayspor ile oynayacağı maçın hazırlıklarını bugün yaptığı antrenmanla sürdürdü.

Florya Metin Oktay Tesisleri Jupp Derwall Antrenman Sahası’ndaki antrenmana ısınma hareketleri ile başlandı. Ana bölümde 19 Yaş Altı takımı ile altmış dakikalık bir antrenman maçı yapıldı.

Antrenman, yenilenme koşusu ve soğuma hareketlerinin ardından tamamlandı. Milli takım kamplarında bulunan oyuncular antrenmanda yer almadı.

Galatasaray, Hatayspor maçının hazırlıklarına Salı günü Florya Metin Oktay Tesisleri’nde yapacağı antrenmanla devam edecek.

Galatasaray, Süper Lig’de 61 puanla 2. sırada yer alırken, Yukatel Denizlispor ise 46 puanla 7. sırasında yer alıyor. Lig’in ilk yarısında oynanan karşılaşmayı Galatasaray 3-0 kazanmıştı.

(Fotoğraflar: galatasaray.org)

Paylaşın

Fenerbahçe’de Yukatel Denizlispor mesaisi

Süper Lig’in 32. haftasında Yukatel Denizlispor ile karşılaşacak olan Fenerbahçe, maçın hazırlıklarını Can Bartu Tesisleri’nde yaptığı antrenmanla devam etti. Fenerbahçe, karşılaşmanın hazırlıklarını yarın yapacağı antrenmanla sürdürecek.

Haber Merkezi / Süper Lig’in 32. hafta maçında 5 Nisan Pazartesi günü saat 19.00’da Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nde Yukatel Denizlispor ile karşılaşacak olan Fenerbahçe, bu maçın hazırlıklarını Can Bartu Tesisleri’nde milli oyunculardan yoksun gerçekleştirilen antrenmanla sürdürdü.

Teknik Sorumlu Emre Belözoğlu yönetimindeki antrenman saat 11.00’da başladı ve tamamı basın mensuplarına açık gerçekleştirildi. Isınma, çabukluk ve pas çalışmalarıyla başlayan idman, dar alanda gerçekleştirilen çift kale maçla devam etti. Antrenman, dayanıklılık koşularıyla sona erdi.

Sadık Çiftpınar ve Harun Tekin’in tedavisine devam edilirken; yaşadığı sakatlık sonrası ameliyat olan ve rehabilitasyon süreci sonrası İstanbul’a dönen futbolcu Diego Perotti, düz koşulara başladı.

Fenerbahçe, Süper Lig’de 59 puanla 3. sırada yer alırken, Yukatel Denizlispor ise 29 puanla Lig’in son sırasında yer alıyor. Lig’in ilk yarısında oynanan karşılaşmayı Fenerbahçe 2-1 kazanmıştı.

Paylaşın

Fenerbahçe HDI Sigorta, kupaya veda etti

AXA Sigorta Kupa Voley yarı final maçında Spor Toto ile karşılaşan Fenerbahçe HDI Sigorta Erkek Voleybol Takımı, sahadan 3-2 mağlup ayrılarak kupaya veda etti. Karşılaşmanın setleri 25-22, 16-25, 26-24, 25-27, 9-15 tamamlandı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe HDI Sigorta Erkek Voleybol Takımı, AXA Sigorta Kupa Voley yarı final maçında Spor Toto ile karşılaştı. TVF Başkent Voleybol Salonu’nda oynanan maç büyük çekişmeye sahne olurken, mücadeleden 3-2 mağlup ayrılan Fenerbahçe HDI Sigorta, kupaya yarı finalde veda etti.  Karşılaşmanın setleri 25-22, 16-25, 26-24, 25-27, 9-15 tamamlandı.

Karşılıklı sayılarla başlayan ilk sette teknik molaya 12-11 önde giden Fenerbahçe HDI Sigorta, setin ikinci bölümünde vites yükseltti ve 25-22’lik sonuçla maçta 1-0 öne geçti. İkinci sete etkili başlayan Spor Toto, teknik molasına 6-12 önde girdiği seti 16-25 aldı ve maçta durum 1-1 öne geçti.

Üçüncü sette teknik molaya 9-12 önde giren Spor Toto karşısında skoru 15-15’te eşitleyen Fenerbahçe HDI Sigorta, büyük çekişmeye sahne olan bu bölümde Emre Batur ve Nicholas Hoag ile skoru 24-24’te bir kez daha eşitledi. Fenerbahçe HDI Sigorta Kaptanı Ulaş’ın kullandığı servis turunda Hasan Sıkar’ın bloğu seti Fenerbahçe HDI Sigorta’ya getirdi. (26-24)

Dördüncü sette teknik molaya 9-12 önde giren Spor Toto karşısında Hidalgo ile skoru 16-16’da eşitleyen Fenerbahçe HDI Sigorta, Metin Toy’la da 19-18 öne geçti. Emre Batur’la farkı iki sayıya çıkaran Fenerbahçe HDI Sigorta, rakibin molası sonrası 20-21 geriye düştü.

Setin son bölümü karşılıklı sayılara sahne olurken, set 25-27’lik skorla Spor Toto’nun oldu. (2-2) Beşinci sette saha değişimine 3-8 önde giden Spor Toto karşısında maçı çeviremeyen Fenerbahçe HDI Sigorta, seti 9-15 geride tamamladı ve müsabakadan 3-2 mağlup ayrıldı.

Paylaşın

HDP’li Paylan: Kürşat Ayvatoğlu bu yolsuzlukları tek başına mı yaptı?

HDP Milletvekilleri Garo Paylan ve Necdet İpekyüz, gündeme ilişkin basın açıklamasında bulundu. Paylan, basın açıklamasında, “24 yaşındaki bir gencin, 5 yıl önce hurda bir araba bile alamayan bir gencin 5 yıl içinde böyle bir servete nasıl kavuştuğudur. Kürşat Ayvatoğlu, AKP Genel Merkezinde ve AKP belediyelerinde çalıştıktan sonra nasıl böyle bir servete kavuşmuştur?” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan ve Milletvekilli Necdet İpekyüz, son dönemlerde kamuoyunda tartışma yaratan iktidar yandaşlarının haksız kazanç, lüks ve şatafat görüntülerine ilişkin açıklama yaptı. Paylan, basın açıklamasında şunları söyledi:

“Geçtiğimiz hafta pek çok skandal ile karşı karşıya kaldık. Geçtiğimiz hafta bizim yıllardır dillendirdiğimiz yolsuzluk çarkının ifşa olduğu günlerden geçtik. AKP’nin yarattığı yolsuzluk çarkının görünen tarafı geçen hafta ifşa oldu. AKP’nin genel merkezinde büro elemanı olarak çalıştırdığı Kürşat Ayvatoğlu’nun nasıl bir yaşam yaşadığını bütün Türkiye gördü.

“Kürşat Ayvatoğlu böyle bir servete nasıl kavuşmuştur?”

Daha çok AKP’liler Ayvatoğlu’nun ne içtiği ile, ne zıkkımlandığı ile ilgilendiler. Efendim kokain mi içmiş, eroin mi içmiş bununla ilgilendiler. Elbette biz hiçbir gencimizin kötü alışkanlıklara girmesini istemeyiz. Olayın bir uyuşturucu tarafı var ama daha önemlisi, uyuşturucudan da öte 24 yaşındaki bir gencin, 5 yıl önce hurda bir araba bile alamayan bir gencin 5 yıl içinde böyle bir servete nasıl kavuştuğudur. Kürşat Ayvatoğlu, AKP Genel Merkezinde ve AKP belediyelerinde çalıştıktan sonra nasıl böyle bir servete kavuşmuştur?

Süleyman Soylu diyor ki, “Sizin yanınızda çalışan biri eroin kullanırsa sorumlu siz mi olursunuz?”. Süleyman Soylu diyor ki, “Eğer haksız bir kazanç varsa hukuk ve mahkeme orada”. Ben de Sayın Süleyman Soylu’ya soruyorum; siz ne iş yaparsınız, bu ülkede İçişleri Bakanlığı ne iş yapar? Bu ülkede İçişleri Bakanı bir yolsuzluk varsa, bir arsızlık varsa, bir haksız kazanç varsa onun üzerine gitmek ve bunun delillerini yargıya sunmak ile sorumlu değil mi?

AKP’nin genel merkezinde zenginleştirdiğiniz, yolsuzluklara bulaştırdığınız gençleri elbette yargıya şikayet ediyoruz. Ama bu ülkenin İçişleri Bakanı olarak sizin sorumluluğunuz bu yolsuzluk belgelerini ortaya koymak değil mi? Bu kişi bir belediyeye girerek nasıl böyle zenginleşmiştir, nasıl ihalelerden komisyonlar almıştır, nasıl ihalelere yön vermiştir? Bunları araştırmak Soylu’nun ve bakanlığının görevi değil mi?

“Kürşat Ayvatoğlu bu yolsuzlukları tek başına mı yaptı?”

Bir genci uyuşturucu kullanıyor diye ortaya koyuyorsunuz, yolsuzluklarına bakmıyorsunuz, yargı orada diyorsunuz. Peki, Kürşat Ayvatoğlu bu yolsuzlukları tek başına mı yaptı? Kim Ayvatoğlu’na yol verdi? Kim onunla birlikte bu yolsuzlukları yaptı? Bunlara bakmayacak mısınız ey Süleyman Soylu? Bu kişi tek başına mı ihaleye fesat karıştırdı, tek başına mı ihalelerden komisyon aldı, ihaleleri bağladı ve milyonlarca liralık yolsuzluğa imza attı? Kim ona yol verdi, kim ortaklık kurdu, kim yolsuzluk çarkına imza attı?

Açık söylüyorum, Kürşat Ayvatoğlu yolsuzluk buzdağının görünen tarafıdır. Burada AKP ve vekillerine düşen, Meclis’e düşen bu yolsuzluk buzdağının görünmeyen tarafını ortaya çıkarmaktır. Biz Meclis’i göreve çağırıyoruz. HDP olarak araştırma önergemizi TBMM başkanlığına sunacağız, yarın gündeme getireceğiz.

“Tüm milletvekillerini önergemize destek vermeye çağırıyoruz”

Bütün siyasi partiler bu yolsuzluk buzdağının görünmeyen kısmını ortaya çıkarmak için Meclis’in hareket geçmesini sağlamalıdır. Ve araştırma önergemize destek vermeleri çağrısını yapıyoruz. Aksi takdirde, bir genci ortaya atarsınız, onun uyuşturucu kullanmasını, usulsüz, haksız kazancını ortaya koyarsınız, belki geçici olarak cezaevine de atarsınız ama yolsuzluk çarkını ortaya çıkaramazsınız. O açıdan bütün milletvekillerine ve Türkiye’nin tüm vicdanlı gazeteci, aydın ve vatandaşlarına çağrımızdır; gelin bu yolsuzluk çarkını ortaya çıkaralım. Bunun için hep beraber sorumluluk alalım.

Süleyman Soylu diyor ki, “Eğer ortada haksız kazanç varsa yargı gereğini yapar”. Yahu siz ortada olan haksız kazancı, lüks cipleri, eğlenceyi, şatafatı görmüyor musun? Sen uyuşturucu ile ilgileniyorsun da uyuşturucunun hangi para ile alındığıyla neden ilgilenmiyorsun? O lüks ciplerin nasıl alındığı ile neden ilgilenmiyorsun?

Buradan hem yürütmeye hem yasamaya hem de yargıya çağrımızdır: Herkes sorumluluk almalı, bu yolsuzluk çarkı ortaya çıkarılmalıdır. Bu AKP için de önemlidir. AKP eğer yolsuzluk çarkını ortaya çıkarmak istiyorsa araştırma önergemize destek vermelidir.

Dün Ahmet Şık’ın bir tweetini de gördük. Balya balya euroları gördük, çuval çuval eurolar bir yerden bir yere gidiyordu. Ahmet Aydın’ın akrabaları ve danışmanlarının ortaya koyduğu çuval çuval paralar vardı. Diyor ki Ahmet Aydın, “Konu yargıya intikal etmiştir”. Ne kadar güzel! Taraflı ve bağımsız olmayan bir yargıya her şeyi havale edin. Orada istediğiniz gibi olayı çerçeveleyin ve sıyrılın. Bu mudur siyasetteki ahlak? Taraflı ve bağımsız olmayan, güçsüz bir yargı bu işin üstüne gidemez.

“Tüyü bitmemiş yetimin hakkı bir avuç yandaş tarafından yeniyor”

Soylu diyor ki, “Mesele siyasallaştırılmaya çalışılıyor”. Bundan daha siyasi bir meselemiz var mı? Tüyü bitmemiş yetimin hakkı yeniyor. Bundan daha siyasi bir mesele var mı? Esnaflar intihar ediyor, insanlar işsiz, aşsız, ekmeksiz, faturalarını ödeyemiyorlar. Efendim yolsuzluk yapılmış, bu mesele siyasallaştırılmaya çalışılıyormuş. Bu memlekette bundan daha siyasi bir mesele yoktur, tüyü bitmemiş yetimin hakkı bir avuç yandaş tarafından yenmektedir.

AKP’nin bir büro elemanı böyle bir servete ulaşmışsa geri kalanını siz düşünün. Bir büro elemanı, bir çocuk, bir genç böyle bir haksızlığa ulaşmışsa yolsuzluk çarkının geri kalanını ortaya çıkarmak siyaset kurumunun sorumluluğundadır.  Bunu da biz yapacağız. Sonuna kadar üzerine gideceğiz.

Bütün AKP’li, MHP’li, CHP’li milletvekillerine çağrımızdır; gelin bu ülkede temiz eller operasyonu başlatalım; yurttaşlarımızı işsiz, aşsız bırakan bu çarkı ortaya çıkaralım. Yurttaşlarımızı işsiz, aşsız, ekmeksiz bırakan bu çarkı ortaya çıkaralım ki bütün vatandaşlarımız bu çark kırıldıktan sonra ekmekle, iş ve aşla buluşsunlar. Türkiye temizlensin bu yolsuzluk çarkından temizlensin.

Kısa çalışma ödeneği uzatılmalıdır

İkinci konumuz kısa çalışma ödeneği. Kısa çalışma ödeneği 31 Mart’ta bitecek. Ben buradan soruyorum neden kısa çalışma ödeneğini bitiriyorsunuz? Ne değişti ülkede? Pandemi de en yakıcı dönemdeyiz. Vaka sayısı 30 bine çıkmış. İş yerleri pek çok yerde kapalı veya iş yapamıyor. Milyonlarca vatandaşımız da işsiz. Siz kısa çalışma ödeneğini bitiriyorsunuz. Ne olacak 31 Mart’ta biliyor musunuz? İşverenler işçilerini ücretsiz izne gönderecekler. En azından maaşının yüzde 60’ını alabilen işçiler, yani 5366 liraya kadar alabilecek işçiler, kısa çalışma ödeneği ile 1420 liraya talim edecekler.

Bu mudur sizin adaletiniz? Bir yandan büro çalışanınıza bile bu şatafatı yaşatırken işçilerimizi sefalet ücretiyle ücretsiz izne göndermek midir sizin adaletiniz? Kısa çalışma ödeneği uzatılmalıdır. Bütün STK’ler bu konuda çağrı yapmıştır. 31 Mart’ta sona erecek kısa çalışma ödeneği uzatılmalıdır demişlerdir. İnsanlarımızı 1420 liralık sefalet ücretine mahkum etmenizi asla kabul etmiyoruz. HDP olarak pandemi şartları normale dönünceye kadar kısa çalışma ödeneğinin uzatılmasını talep ediyoruz.

İktidarı uyarıyoruz: Bir daha kapanma olacaksa mutlaka güvenceli kapanma olmalıdır

Covid hızla artıyor ve Bakanlar Kurulu bu akşam toplanacak, tedbirleri görüşecek. 1 yıldır diyoruz ki gelin pandemiyi kontrol altına almak için güvenceli kapanmayı yapalım. Şu anda pandemide 3’üncü dalgadayız. Pandemideki en yakıcı dönemi yaşıyoruz. Vaka sayıları resmi rakamlara göre 30 bin ama bunun çok daha üzerinde olduğunu biliyoruz. Yeniden temel ihtiyaçlar dışında bütün sektörlerde kapanmaya ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Ama iktidar bunu yapmıyor. Neden yapmıyor? Esnaf için, işçiler, çiftçiler için, KOBİ’ler için bıçağın kemiğe dayandığını görüyor. Ne yapıyor iş yerlerini açık tutuyor ama pandemi yakıcı olarak devam ediyor.

İhtiyaç olan güvenceli kapanmadır. Yani esnafı, çiftçiyi, işçiyi destekleyerek kapanmadır. İktidarı uyarıyoruz. Bir kez daha kapanmaya giderseniz bunun mutlaka güvenceli bir kapanma olması gerekir. Yani esnaflar doğrudan desteklenerek yapılmalıdır. Aksi takdirde esnaf için bıçak kemiğe dayanmıştır. Kapanma kararlarının yanında mutlaka esnafa, işçiye, çiftçiye destek çıkarılması gerekiyor. Aksi takdirde esnaf artık isyan aşamasındadır. Bu konuda da iktidarı uyarıyorum. Kapanma kararları mutlaka güvenceli olmalı ve vatandaşlarımız desteklenmelidir.

Paylaşın

HDP’den DEVA Partisi’ne ziyaret

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi üyeleri, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) genel merkezlerinde DEVA Partili kadın yöneticilerini ziyaret etti. Görüşmede; İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesinin ardından izlenecek yol ve yöntemler konuşuldu.

Haber Merkezi / HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ve Kadın Koordinasyonu Üyesi Feray Mertoğlu, DEVA Partili kadınları genel merkezlerinde ziyaret etti.

DEVA Partisi Kadın Politikaları Başkanı Elif Esen, DEVA Partisi Kurumsal İletişim ve Tanıtım Başkanı Sanem Oktar ve yöneticilerinin bulunduğu görüşmede; İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesinin ardından izlenecek yol ve yöntemler konuşuldu.

Kadın hareketinin ve gücünün iktidarı bu karardan döndürebilecek kudreti olduğunu söyleyen HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran “İstanbul Sözleşmesi’nin feshine dair davaları ayrı ayrı açsak da sokakta beraberiz. Bizi yalnızlaştırmaya çalışan zihniyete karşı beraber direnmeliyiz” dedi.

DEVA Partisi Kadın Politikaları Başkanı Elif Esen ise, “Kadın mücadelesini siyaset üstü bir dava olarak görüyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni önemsiyor ve sahipleniyoruz. Bu davanın geçici savunucuları değiliz. Bütün partilerle kadın konusunda ortaklaşmak gerektiği konusunda hemfikiriz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Ali Babacan: Erdoğan, Anayasa’yı istikrarlı bir şekilde çiğniyor

Partisinin 1. Olağan Hakkari İl Kongresi’nde konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Böyle bir ortamda istikrar yazmışlar duvarlara. Sayın Erdoğan’ın bu memlekete hangi alanda istikrar kazandırdığına bir bakalım. Hukuk. İstikrar var mı? Hakkını yemeyelim var. Sayın Erdoğan, Anayasa’yı istikrarlı bir şekilde çiğniyor.” dedi.

Haber Merkezi / Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin 1. Olağan Hakkari İl Kongresi’nde konuştu.

Konuşmasında iktidara yüklenen Babacan, “Biz; demokrasiyi yok sayan, şahsi bekalarını bu milletin çıkarlarının üstünde gören, ülkeyi şiddet sarmalına sokan, çetelerle iş tutan, sokak ortasında siyasetçileri, gazetecileri döven vesayet odaklarıyla, 28 Şubatçılarla hiçbir zaman ayni gemiye binmedik. Binmeyeceğiz. Bizim rotamız; insan haklarından, özgürlüklerden, demokrasiden ve atılımdan şaşmıyor. Bizim rotamızı milletimiz belirliyor.” dedi.

Konuşmasının devamında “Böyle bir ortamda istikrar yazmışlar duvarlara. Sayın Erdoğan’ın bu memlekete hangi alanda istikrar kazandırdığına bir bakalım. Hukuk. İstikrar var mı? Hakkını yemeyelim var. Sayın Erdoğan, Anayasa’yı istikrarlı bir şekilde çiğniyor.” ifadelerini kullanan Babacan’ın açıklamalarından satır başları şöyle;

“Bu hükûmet için dış politika ifadesini kullanmıyorum çünkü politikaları yok. Dış ilişkiler diyorum. Dış politika demek; diplomasi, siyasi diyalog, konuşmak, problemleri barışçıl yöntemlerle çözmeye gayret etmek demektir. Dostları çoğaltmak, düşmanları azaltmak demektir. Bizler ayrıldıktan sonra dış politika tamamen dar bir ideolojik perspektifle yürütülüyor. Cumhuriyet tarihinin ‘Başka ülkelerin iç siyasetlerine karışmama’ ilkesi vardı, çiğnediler. Başka bir ülkede sorun olduğu zaman ‘tarafları uzlaştıralım’ demiyorlar. Hemen kolları sıvıyorlar, başlıyorlar yumruk atmaya. Kime denk gelirse.

Hemen yanı başımızdaki Irak’a bakın. Bağdat bir kültür ve medeniyet şehri. Mezopotamya uygarlığı var bu topraklarda. Çok büyük doğal kaynaklar var. Irak’ın yeni gerçeklerini kabul etmek lazım. Irak’la her türlü ilişkiyi geliştirmek lazım.

Bütün bu coğrafya için bir ilkeyi savunduk. İnsanlar ülkeden ülkeye serbestçe dolaşabilmeli. Ürünler, ticaret serbest olacak. Sermaye rahat hareket edecek. Fikirler rahat hareket edecek. Adeta bütün bu hudutların anlamsızlaştığı bir coğrafya hayalimiz var. Gerçek refah, gerçek barış, gerçek huzur böyle sağlanır. Sınırlara beton duvarlar örerek değil; tam tersine komşularımıza gönlümüzü ve kapılarımızı açarak sağlanır. İnsanların, ürünlerin, sermayenin rahat hareket ettiği coğrafya topyekûn kalkınmayı beraberinde getirecek.

“Cumhurbaşkanı’nın vakti kendiyle çelişmekle geçiyor”

Kongre salonuna koca harflerle ‘güven ve istikrar’ yazmışlar. Daha kendilerine bile güvenmiyorlar. Biz onlara nasıl güvenelim? Hükûmetin bir bakanı çıkmış, ortadan kaybolan bakanın televizyonunu eleştiriyor. Kaybolan bakanın trolleri de diğer bakana saldırıyor. Bir bakan çıkıyor, ‘Şu zaman şu kadar aşı gelecek’ diyor ama söylediği kadar aşı söylediği tarihlerde gelmiyor. Sosyal medya hesabından maske, mesafe, temizlik diyen bakanlara karşın, Cumhurbaşkanı lebalep kongre yapmakla övünüyor. Bir de tarımı bitiren bir bakan daha var. Aslında hepsi tek bir kişinin söylediğine bakıyor. Onun da vakti ömrü kendi kendiyle çelişmekle geçiyor.

Böyle bir ortamda istikrar yazmışlar duvarlara. Sayın Erdoğan’ın bu memlekete hangi alanda istikrar kazandırdığına bir bakalım. Hukuk. İstikrar var mı? Hakkını yemeyelim var. Sayın Erdoğan, Anayasa’yı istikrarlı bir şekilde çiğniyor. Getir götür talimatlarla alınan kararlar, hukuksuzluğu istikrarlı bir şekilde büyütüyor. Fakirleşmede istikrar var. İşsizlik istikrarlı bir şekilde artıyor. Hayat pahalılığı artıyor. Bu tablo Sayın Erdoğan’ı eseri. Şimdi soruyorum; Sayın Erdoğan, bu eserinizle gurur duyuyor musunuz?

Hükümete bir tavsiyem var. Duvarlara, pankartlara, panolara büyük harflerle ‘özür diliyoruz’ yazın. Mesela seçme ve seçilme hakkını gasp ettiğiniz halkımızdan özür dileyin. Kürtçe’yi yeniden ‘bilinmeyen bir dil’ yaptığınız için, bu milleti yarı yolda bırakıp, Kürt meselesini yeniden dirilttiğiniz için özür dileyin. KHK’larla işlerine son verdiğiniz ve yargı kararına rağmen işine iade etmediğiniz vatandaşlarımızdan özür dileyin. Keyfî kararlarınız yüzünden fakirleşen milletimizden özür dileyin.

“Gerginlik artsın diye yapmayacakları şey yok”

Halkın güvenini kaybettikçe ne yaptılar? 6 milyon oy almış, Meclisimizde en çok milletvekili bulunan ikinci sıradaki muhalefet partisini kapatmayı gündeme getirdiler. Gerginlik artsın, huzur kalmasın diye yapmayacakları şey yok. Çünkü başarı üretemiyorlar. Defalarca kendileri ‘Parti kapatmak olmaz’ dedi. Hatta şimdiki küçük ortağa laf yetiştiriyordu. Zamanında da kapatılmaya çalışılan bir parti vardı. Sayın Erdoğan, onun kapatılmasını istediği için Sayın Bahçeli’yi kastederek ‘Ülkenin huzursuzluğunda bunların yeri vardır’ dedi. Şimdi küçük ortağın gemisine bindiler, rotayı da Perinçek’in eline verdiler.

Biz; demokrasiyi yok sayan, şahsi bekalarını bu milletin çıkarlarının üstünde gören, ülkeyi şiddet sarmalına sokan, çetelerle iş tutan, sokak ortasında siyasetçileri, gazetecileri döven vesayet odaklarıyla, 28 Şubatçılarla hiçbir zaman ayni gemiye binmedik. Binmeyeceğiz. Bizim rotamız; insan haklarından, özgürlüklerden, demokrasiden ve atılımdan şaşmıyor. Bizim rotamızı milletimiz belirliyor.”

 

Paylaşın

2021 yılının en iyi telefonları belli oldu

2021’in en iyi akıllı telefon modelleri belli oldu. Apple iPhone 12 Pro Max yılın en iyi akıllı telefonu seçilirken, yılın bütçe dostu telefonu ise OnePlus Nord N10 5G olarak belirlendi. Pil ömrü şampiyonu ise 48.5 saat ile Nord N100 cihazı oldu.

Sputnik’te yer alan habere göre; her sene, yılın en iyi akıllı telefonlarını belirleyen Consumer Reports adlı organizasyona göre, 2021 yılının en iyi telefonları belirlendi. Araştırmaya göre, Apple iPhone 12 Pro Max yılın en iyi akıllı telefonu seçildi.

Android işletim sistemine sahip en iyi akıllı telefon modeli ise Samsung’un Galaxy Note 20 Ultra 5G isimli cihazı oldu. Araştırmaya göre, yılın ‘bütçe dostu’ telefonu OnePlus Nord N10 5G olarak belirlendi.

Pil ömrü en uzun süren akıllı telefon ise muadillerine göre daha makul bir fiyata sahip olan Nord N100 (48.5 saat) oldu. Nord N100’ü Samsung Galaxy A71 (43 saat) ve iPhone 12 Pro Max (41 saat) takip etti.

Yeni cihazı için geçen günlerde Samsung’dan ekran paneli satın aldığı belirtilen Apple’ın, bu cihazı İphone 13 veya İphone 12s adıyla, 2021 yılının eylül veya ekim ayında piyasaya sürmesi bekleniyor.

Yeni cihazın, 120 Hz LTPO OLED adı verilen ekran paneliyle birlikte yenileme hızının ve görüntü kalitesinin artacağı tahmin ediliyor.

Paylaşın

CHP’li kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararının iptali için Danıştay’a başvurdu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kollar, İstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararının iptali talebiyle Danıştay’a başvuruda bulundu. CHP Genel Merkezi’nde konuya ilişkin basın toplantısı düzenleyen CHP Kadın Kollar Başkanı Nazlıaka, İstanbul Sözleşmesi yürürlüktedir. İstanbul Sözleşmesi’nin TBMM iradesinin yok sayılarak feshedilmesi mümkün değildir” dedi.

Haber Merkezi / CHP Kadın Kolları  Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, İstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararının iptali talebiyle Danıştay’a başvuruda bulundu. Kadın Kolları Genel Başkanı Nazlıaka, konuya ilişkin CHP Genel Merkezinde CHP Kadın Kolları 81 İl Başkanı, MYK üyeleri, PM Üyeleri ve CHP Milletvekilleri ile birlikte düzenlediği basın toplantısında şu açıklamalarda bulundu.

Açıklamasında “İstanbul Sözleşmesi yürürlüktedir. İstanbul Sözleşmesi’nin TBMM iradesinin yok sayılarak feshedilmesi mümkün değildir” diyen Nazlıaka’nın açıklamaları şöyle;

“Burada Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanlığı olarak 81 ilden gelen Kadın Kolları İl Başkanlarımız ve Kadın Kolları Merkez Yönetim Kurulu üyelerimizle birlikte, bu sabah Danıştay’a İstanbul Sözleşmesi ile ilgili yapmış olduğumuz başvuruyu kamuoyuna duyurmak için bir araya geldik. Yanımızda Genel Başkan Yardımcılarımız, Grup Başkanvekilimiz, Parti Meclisi Üyelerimiz, Milletvekillerimiz, Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerimiz, Ankara İl Başkanımız ve il yöneticilerimiz var.

Bizim Cumhuriyet Halk Partisi ailesi olarak İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshine dair Cumhurbaşkanı kararına ilişkin tavrımız çok nettir: Bu karar yok hükmündedir! Bir süredir anlamsız bir şekilde çarpıtılarak kamuoyuna kötülenen, hedef gösterilen “İstanbul Sözleşmesi”nin tam adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”dir. Bizler, sözleşmenin Türkiye Cumhuriyeti tarafından fesih girişimini bir gece yarısı öğrendik. Erdoğan’ın imzasıyla alınan karar 20 Mart tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Tek cümlelik bu karar, ne bir gerekçe içeriyor, ne de bir açıklama…

Erdoğan iktidarı döneminde 18 yılda en az 7500 kadın sırf kadın oldukları için katledildi. Tanımadığımız ve tanımayacağımız fesih açıklamasının üzerinden 12 saat bile geçmeden 6 kadın daha yaşamdan koparıldı.
Tam da bu yüzden İstanbul Sözleşmesi kadınların can simididir. Ata’mızın sayesinde dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinden daha önce eşit haklara sahip olan biz kadınlar, haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz.
Sözleşmeyle ilgili gerçek dışı beyanlarla yürütülen bir karalama kampanyası var. Biz şimdi sizlere gerçek sanılan bazı yalanları ve doğruları anlatalım:

  • Diyorlar ki sözleşme eşcinselliği teşvik ediyor. AKP Genel Başkan Yardımcısı Avukat Özlem Zengin’in de söylediği gibi; sözleşmede eşcinselliği teşvik eden hiçbir madde yoktur. Şunu net olarak belirtmeliyim ki; Sözleşme mağdurun haklarını herhangi bir ayrım gözetmeksizin güvence altına almaktadır. LGBTi+ bireyler dahil, herkesin insan haklarına sahip çıkar
  • Diyorlar ki toplumun büyük çoğunluğu sözleşmeden rahatsız, iptal edilmesini istiyor. İşin esası; bu iddianın aksine, İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik yüksek düzeyde toplumsal bir destek vardır. Temmuz 2020’de yapılan bir araştırmaya göre; katılımcıların yüzde 64’ü sözleşmeden yanadır.
  • Diyorlar ki Sözleşme’ye dünyada her yerden tepkiler var. Oysaki; bu sözleşme şiddete karşı sıfır tolerans tanıyan en kapsamı sözleşme olması nedeniyle sadece Avrupa’da değil, dünya genelinde “altın standart” olarak gösterilmektedir. Şu ana kadar 45 ülke ve Avrupa Birliği sözleşmeyi imzalanmıştır. İmzacı ülke sayısının artmasına dönük çalışmalar sürmektedir
  • Diyorlar ki Sözleşme yüzünden kadının beyanıyla, başka hiçbir delil olmaksızın erkek hapse atılmaktadır. Oysaki Sözleşmede kadının beyanıyla verilen tek karar ‘tedbir’ kararıdır, beyanla verilen hapis kararı yoktur
  • Diyorlar ki Sözleşme boşanmaları arttırıyor. Sözleşmede evlenme ya da boşanmaları teşvik edici hiçbir madde yok. Boşanmaların başlıca nedeni aile içindeki şiddettir
  • Diyorlar ki Sözleşme yüzünden şiddet artmıştır. Oysa ki Sözleşme şiddeti arttırmamış, görünür kılmıştır
  • Diyorlar ki Sözleşme geleneklerimize, kültürümüze aykırı, bize uymuyor. Oysaki bu topraklarda kadına yönelik şiddet bir gelenek olamaz, olmamalıdır
  • Diyorlar ki Sözleşme yüzünden kadınlar kafasına göre koruma talebi alıyor, bunun bir sınırı olmalı. Oysa ki 2019 yılında koruma başvurusu yapan 41,383 kadının bu talebi reddedildi. Koruma talebi verilmediği için binlerce kadın şiddete uğradı, öldürüldü
  • Diyorlar ki Sözleşme erkekleri mağdur ediyor. Oysaki Sözleşmede şiddet uygulamayan erkeklerle ilgili bir yaptırım yoktur. Evden uzaklaştırılanlar; şiddet uygulayan, tehdit eden ve suçlu bireylerdir

Sözleşmenin imza tarihi olan 2011 yılında da, Meclis’te onaylandığı 2014 yılında da milletvekiliydim. Biz o dönemde sözleşmeye siyasi parti ayrımı yapmaksızın destek olduk, Meclis’te tek bir red oyu bile olmadan, büyük bir uzlaşı ile onayladık; peki ne oldu? Bir gece, kimse ile müzakere edilmeksizin, kadınların, kadın derneklerinin görüşü sorulmaksızın, apar topar ilan edilen mesnetsiz bir kararla, artık İstanbul Sözleşmesi’nin tarafı olmadığımız söylendi. Öyle mi gerçekten?

“Cumhurbaşkanı kararının bir değeri yok”

Erdoğan imzalı karara bir bakın. Kararda deniyor ki, 11.5.2011’de imzalanan ve Bakanlar Kurulu kararı ile onaylanan Sözleşme. Burada bir karartma, bir ikrar var. Bu Sözleşme’nin onaylanması, 6251 sayılı Kanun ile uygun bulunmuştur. Yazıyor mu kararda bu Kanun? Hayır! Peki neden yazmıyor? Kendileri de çok iyi farkında, Kanun olmaksızın Cumhurbaşkanı kararının bir değeri yok.

Anayasa’mız, temel haklara dair uluslararası sözleşmelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılacak bir Kanun ile onaylanmasını kabul etmiş, bu görevi asli olarak Meclis’e vermiştir. Bu; önceden de böyleydi, şimdi de böyle. Kanun ile katıldığımız bir Sözleşme’den idari bir kararla çıkabilir miyiz? Elbette ki hayır.

Diyorlar ki; siz Kanun bilmiyorsunuz, gidin şu 9 sayılı Kararname’nin 3.maddesini okuyun. Bunu diyenlere cevabımız nettir; biz o kararnameyi de, 3.maddesini de okuduk, biliyoruz; peki siz Anayasa’yı okudunuz mu? Anayasa’nın neresinde Cumhurbaşkanı’na bu şekilde bir yetki verilmiş, gösterin bize! Gösterin, işin kolayına kaçmadan, laf kalabalığı yapmadan.

Gösteremezsiniz. Tek söyleyebileceğiniz, 9 sayılı Kararname. “Eskiden Bakanlar Kurulu yetkisindeydi, şimdi Cumhurbaşkanı’nın yetkisinde”. Eskiler ne derdi, bilir misiniz? Su-i misal, misal olmaz. Yani, kötü örnek, örnek oluşturmaz. Öteden beri hatalıymış bu kural, dolayısıyla sizi kurtarmaz.

İşin esasında da usulünde de büyük bir hata yaptınız. Bunu zamanla anlayacaksınız. Her gün bir kadın cinayetinin işlendiği ülkemizde, “kadınları yaşatmak için ne yapabiliriz” diyecek yerde, ideolojik saplantılarınızla, modası geçmiş komplo teorilerinizle, kendinizce siyaset mimarlığı yaparak, kadınları ve çocukları moral olarak savunmasız bıraktınız!

Cumhurbaşkanlığı kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından, biz CHP olarak bu kararı Danıştay’a taşıyacağımızı duyurmuştuk. Koruma ve uzaklaştırma kararlarına rağmen en güvenli yer olan evlerinde hatta sokak ortasında katledilen binlerce kadının, bir kez daha öldürülmesine izin vermeyeceğimizin altını çizmiştik. Bu sabah itibariyle, Danıştay’a başvuruda bulunduğumuzu duyuruyoruz.

CHP Kadın Kolları olarak, Danıştay’a açtığımız bu dava ile, hukuk devletinin işlerliğinin kanıtlanmasını bekliyor, savunulacak tek bir kelimesi bile bulunmayan bu kararın ivedilikle iptal edilmesini talep ediyoruz.

Şu çok net bilinmelidir ki; İstanbul Sözleşmesi yürürlüktedir. Meclis’teki tüm partilerin oybirliğiyle kanunlaşan İstanbul Sözleşmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yani milletin iradesini yok sayılarak fesih edilemez. Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu uluslararası bir sözleşmeden boş ol denilerek çıkılamaz; bu uygulama Anayasa’ya aykırıdır. Adını kendi şehrinden alan ve amacı kadınları şiddetten korumak olan bir insan hakkı sözleşmesinden, iç hukuka ve uluslararası hukuka aykırı olarak çekilmenin ne dünyada ne de Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler arasında başkaca bir örneği yoktur. Olamaz!

İstanbul Sözleşmesi temel alınarak hazırlanan 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” yürürlüktedir. İstanbul Sözleşmesi’nin onaylanmasının uygun bulunmasına dair 6251 sayılı Kanun yürürlüktedir. Tüm yargı kurumlarından isteğimiz, İstanbul Sözleşmesi’nin iç hukuktaki geçerliliğinin bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da kabul edilmesi ve kadına yönelik şiddetin engellenmesinde çok etkin olan bu önemli Sözleşme’ye doğrudan atıfta bulunulmaya, sağladığı korumayı geliştirmeye yönelik karar ve uygulamalara devam edilmesidir.

Nihayetinde, tek bir kadının hayatı dahi, manasız siyasetinizden daha üstün, daha önemlidir. Partimiz, ilk seçimde iktidar olduğunda, Sözleşme’nin gereklerini tamı tamına yerine getirecektir.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 42 milyon kadının yaşam hakkının elinden alınmasına izin vermeyeceğiz. Zaten genel merkezimizde hayata geçirdiğimiz YaşamHak projesi tam da bu amaca hizmet etmektedir. Ayrıca Parti Programımızda kadına yönelik şiddetin durdurulması için bütün tedbirlerin gecikmeksizin alınması öngörmektedir. Yine CHP’nin son Kurultay’ında kabul ettiği “İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi” de kadın erkek fırsat eşitliğini vurgulamakta, kadın haklarını insan hakları meselesi olarak tanımlamakta ve kadınla erkeği eşit görmeyen anlayışı reddetmektedir.

“İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını tanımıyoruz, tanımayacağız”

CHP Kadın Kolları’nın kuruluş amaçlarından birisi; “Toplumsal cinsiyet eşitliğinin, yaşamın her alanında uygulanmasını sağlamak, kadına karşı her türlü şiddeti önlemek için mücadele etmek, toplumsal yaşamın her alanında kadınların özgür ve eşit bireyler olarak yer almalarına katkıda bulunarak kadın hareketine öncülük etmek…” şeklindedir. Yani kadının insan haklarını savunmak ve sahip çıkmak CHP’nin ve CHP Kadın Kollarının görevidir. Bu nedenle, bizler CHP Kadın Kolları olarak, menfaat ihlalimiz bulunan bu işleme karşı dava açma hakkımızı kullanıyoruz.

Tekrar söylüyoruz: Katledilen her kız kardeşimizin kanı, bu sözleşmeyi iptal etme çabasında olanların eline bulaşmıştır.

Ve bizler, tek adam hükümetine bakıp,“kadınlar 1’den büyüktür” diye haykırıyoruz. Erdoğan’ın milletin iradesini ve hukuku yok sayarak aldığı İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını tanımıyoruz, tanımayacağız.

Bizlerin inatla ve dayanışma bilinci ile sürdürdüğü mücadelemiz sayesinde, bu Sözleşme’ye taraf olunacak, taraf kalınacak ve ülkemizin her bir karışı kadınlar ve çocuklar için güvenli hale gelsin diye gerekleri yerine getirilecektir. Tekrar söylüyoruz: İstanbul Sözleşmesi yaşatır!”

Paylaşın

Ford Otosan’dan 1 hafta üretime ara verme kararı!

Tüm dünyada devam eden tedarik krizi Türkiye’de de önemli otomotiv fabrikalarının üretimlerini etkiliyor. Oyak Renault ve Tofaş’ın ardından Ford Otosan’dan da üretime ara verme kararı geldi. KAP’a yapılan açıklamada üretimin 1 hafta durdurulacağı belirtildi.

NTV’nin haberine göre Oyak Renault ve Tofaş’ın üretime ara vermesinin ardından bugün yapılan açıklamayla Ford Otosan’dan da benzer bir karar geldi.

Yapılan açıklamada yaşanan tedarik sıkıntıları nedeniyle Kocaeli fabrikalarındaki üretimin 3 Nisan-9 Nisan tarihleri arasında durdurulacağı belirtildi.

Ford Otosan tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Ana ortağımız Ford Motor Company küresel tedarikçileri ile sorunun çözümüne ve ana üretim hatlarına öncelik vererek elektronik bileşenlere ait materyallerin verimli şekilde kullanmasını sağlamaya çalışmaktadır. Şirket olarak tedarikçilerimiz ile birlikte gerekli planlamalar yapılarak, tedarik sıkıntısının olası etkileri en aza indirilmektedir.”

Paylaşın

İçişleri Bakanlığı: Kısıtlamayı ihlal eden 21 bin 495 kişi hakkında işlem uygulandı

İçişleri Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını nedeniyle 22-29 Mart tarihleri arasında uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 21 bin 495 kişiye adli ya da idari işlem uygulandığını açıkladı. Açıklamada, yeni süreçte ülke genelinde hafta içi sokağa çıkma kısıtlamasının 21.00-05.00 saatleri arasında devam ettiği belirtildi.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını nedeniyle 22-29 Mart tarihleri arasında sokağa çıkma kısıtlamasına ilişkin açıklamada bulundu. Yapılan açıklamada,  sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 21 bin 495 kişiye adli ya da idari işlem uygulandığını bilgisine yer verildi.

Kovid-19 salgınıyla mücadelede kontrollü normalleşme döneminde olunduğuna dikkat çekilerek, bu dönemde illerin vaka sayılarına göre düşük, orta, yüksek ve çok yüksek şeklinde risk gruplarına ayrılarak tedbirler bu seviye gruplarına göre belirlendiği hatırlatılan açıklamada şöyle denildi:

“Hafta sonlarında ise düşük ve orta risk grubunda yer alan illerimizde sokağa çıkma kısıtlaması, hafta içinde olduğu gibi 21.00-05.00 saatleri arasında, yüksek ve çok yüksek risk grubundaki illerimizde ise Cuma 21.00-Cumartesi 05.00 saatleri arasıyla Cumartesi 21.00’den başlayıp Pazar günün tamamını kapsayıp Pazartesi günü saat 05.00’de bitecek şekilde uygulanmaktadır. Bu kapsamda 22-29 Mart tarihleri arasında sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 21 bin 495 kişiye adli ya da idari işlem uygulanmıştır. Salgınla mücadelemiz sona erip, tam normalleşme sürecine geçinceye kadar temizlik, maske ve mesafe olmak üzere diğer kurallara uymayı sürdürmeliyiz.”

 

Paylaşın