Uyurken Yağ Yakan Detoks İçecekleri

Aşırı kilo çoğu zaman vücutta eşit olmayan bir şekilde dağılır. Genellikle uyluk, kalça ve basenler kritik bölgelerdir, yıllar geçtikçe yağ öncelikli olarak bu bölgede biriktiği bilinmektedir.

Haber Merkezi / Fazla kiloları vermek için en sık başvurulan çözümler arasında fiziksel aktivite ve diyet yer almakta ancak yağ yakımını hızlandıran ve evde hazırlaması oldukça kolay olan içecekler bu konuda size yardımcı olabilir.

İşte yatmadan önce içebileceğiniz ve yağ yakımına yardımcı olabilecek bazı içecekler:

Tarçınlı süt kürü:

Malzemeler: 1 su bardağı light süt, 1 tatlı kaşığı toz tarçın, birkaç buz (isteğe bağlı).
Hazırlanışı: Sütü ısıtın, içine tarçını ekleyip karıştırın. Ilıkken veya soğuk olarak yatmadan 30 dakika önce için.
Faydaları: Tarçın, kan şekerini dengeleyerek yağ depolanmasını azaltabilir ve metabolizmayı hızlandırabilir. Süt ise tokluk hissi sağlar.

Yeşil çay:

Malzemeler: 1 çay kaşığı yeşil çay, 1 su bardağı sıcak su.
Hazırlanışı: Yeşil çayı sıcak suda 5-7 dakika demleyin, süzün ve ılık olarak tüketin.
Faydaları: Yeşil çaydaki kateşinler ve kafein, metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını destekler. Yatmadan önce kafeine hassasiyetiniz varsa, az miktarda tüketin.

Limonlu ılık su:

Malzemeler: 1 su bardağı ılık su, yarım limonun suyu.
Hazırlanışı: Limon suyunu ılık suya sıkın ve karıştırın. Yatmadan önce yavaşça için.
Faydaları: Limon, C vitamini içeriğiyle detoks etkisi sağlar ve karaciğerin toksinlerden arınmasına yardımcı olur.

Yoğurt kürü:

Malzemeler: 3 yemek kaşığı ev yoğurdu, yarım limon suyu, 1 çay kaşığı pul biber veya zerdeçal.
Hazırlanışı: Yoğurdu bir kaseye alın, limon suyu ve baharatı ekleyip karıştırın. Yatmadan 30 dakika önce tüketin, sonrasında başka bir şey yemeyin.
Faydaları: Yoğurt, yüksek protein içeriğiyle tokluk sağlar; pul biberdeki kapsaisin ve zerdeçal ise yağ yakımını hızlandırabilir.

Papatya çayı:

Malzemeler: 1 tatlı kaşığı kurutulmuş papatya, 1 su bardağı sıcak su.
Hazırlanışı: Papatyayı sıcak suda 5-10 dakika demleyin, süzün ve ılık olarak için.
Faydaları: Papatya, kortizol hormonunu dengeleyerek yağ birikimini azaltabilir ve rahat bir uyku sağlar.

Önemli notlar:

Bu içeceklerin etkileri kişiden kişiye değişebilir. Kronik bir rahatsızlığınız veya alerjiniz varsa, doktorunuza danışmadan tüketmeyin.

Tansiyon hastaları, limon veya maydanoz içeren kürlerden kaçınmalıdır, çünkü tansiyonu düşürücü etkileri olabilir.

Yağ yakımı için en etkili yöntem, kalori açığı oluşturmak, düzenli uyku ve fiziksel aktivitedir. Bu içecekler, süreci destekleyici birer yardımcıdır.

Yatmadan hemen önce ağır veya şekerli içeceklerden kaçının, çünkü sindirimi zorlaştırabilir ve uyku kalitesini etkileyebilir.

Paylaşın

Vertigo: Göz Ardı Edilmemesi Gereken Baş Dönmesi Nedeni

Vertigo, bireyin kendisinin veya çevresinin hareket ettiğini veya döndüğünü hissetmesine neden olan bir rahatsızlıktır. Vertigo, baş dönmesinden farklıdır, baş dönmesi bir hareket yanılsamasıdır.

Haber Merkezi / Bireyin, kendisinin hareket ettiğini hissetmesine subjektif vertigo, çevredeki ortamın hareket ettiğini hissetmesine objektif vertigo denir.

Belirtileri:

Baş dönmesi (etrafın dönmesi hissi),
Bulantı, kusma,
Denge kaybı,
Nistagmus (gözlerde istemsiz hareketler),
Bazen kulak çınlaması veya işitme kaybı.

Nedenleri:

Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV): İç kulaktaki kristallerin yer değiştirmesiyle başın belirli hareketlerinde kısa süreli baş dönmesi olur.
Meniere Hastalığı: İç kulakta sıvı birikimi, baş dönmesi, kulak çınlaması ve işitme kaybına yol açar.
Vestibüler Nörit veya Labirentit: İç kulak iltihabı, genellikle viral enfeksiyon sonrası baş dönmesi ve denge sorunlarına neden olur.
Migrenle İlişkili Vertigo: Migren ataklarıyla birlikte baş dönmesi görülebilir.
Akustik Nörinom: İç kulak sinirinde iyi huylu bir tümör, nadiren vertigoya sebep olabilir.

Tanısı:

Doktor muayenesi, öykü ve fiziksel testler (örn. Dix-Hallpike manevrası)
İşitme testi, denge testleri, MR veya BT gibi görüntüleme yöntemleri

Tedavisi:

BPPV için: Epley manevrası gibi repositioning hareketleri.
Meniere için: Düşük tuz diyeti, diüretikler, bazen steroidler.
Vestibüler nörit için: Semptomları hafifletmek için ilaçlar (antihistaminikler, antiemetikler) ve vestibüler rehabilitasyon.
Migrenle ilişkili vertigo için: Migren tedavisi ve tetikleyici faktörlerden kaçınma.
Altta yatan ciddi durumlar (tümör, inme) için spesifik tedaviler.

Ne zaman doktora başvurmak gerekir?

Sık veya ani denge kaybı,
Bulantı veya görme bozuklukları,
Titreme, alışılmadık yorgunluk veya tekrarlayan düşmeler,
Belirtiler günlük yaşantıyı etkilediği durumlarda.

Paylaşın

TFF, Gelecek İki Sezon İçin Yabancı Kuralını Açıkladı

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), 2025 – 2026 ve 2026 – 2027 yıllarında uygulanacak yabancı kuralı uygulamasını duyurdu. Kulüpler kadroda en fazla 14 yabancı futbolcu bulundurabilecek.

Haber Merkezi / 2025-2026 sezonunda 14 futbolcudan en az ikisinin 1 Ocak 2003 veya sonraki tarihte doğmuş zorunlu olacak. 2026-2027 sezonundaysa 14 yabancı futbolcunun en az dördünün 1 Ocak 2004 veya sonraki tarihte doğmuş olması zorunlu olacak.

Ayrıca kadrodaki yabancı futbolculara ilaveten 2023-2024 sezonunda Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan ülkelerinin vatandaşı olan bir futbolcu da 28 kişilik A takım listesine yazılabilecek.

1 Ocak 2005 veya sonraki tarihte doğmuş ve Türkiye A Milli takımında oynamaya uygun futbolcularsa A takım listesine yazma zorunluluğu olmaksızın müsabakalarda oynatılabilecek.

TFF’den yapılan açıklama şöyle: “Kulüpler A Takım Listesinde Türkiye A Milli Futbol Takımında oynama uygunluğu bulunmayan (yabancı futbolcu) en fazla 14 futbolcu bulundurabilirler. A Takım Listesine yazılabilecek 14 yabancı futbolcunun 12’si için herhangi bir yaş kriteri aranmaz. A Takım Listesine 14 yabancı futbolcu yazılması halinde bu futbolculardan 2025 – 2026 sezonunda en az 2’sinin 01.01.2003 veya daha sonraki tarihte doğmuş olması zorunludur.

A Takım Listesine yazılabilecek 14 yabancı futbolcu hakkının bir kısmının veya tamamının kullanılmaması, Türkiye A Milli Futbol Takımında oynama uygunluğuna sahip futbolcu sayısının fazla yazılmasına engel teşkil etmez. 2026 – 2027 sezonunda ise 14 yabancı futbolcunun en az 4’ünün 01.01.2004 veya daha sonraki tarihte doğmuş olması zorunludur.

14’ten fazla sayıda yabancı futbolcu ile sözleşmesi bulunan Süper Lig Kulüpleri, A Takım Listesine yazılmamış yabancı futbolcuları A Takım müsabakalarında oynatamazlar.

Kulüpler birinci fıkrada öngörülen A Takım Listesine yazılan Türkiye A Milli Futbol Takımında oynama uygunluğu bulunmayan futbolculara ilaveten; 2023 – 2024 Sezonunda Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan ülkelerinin vatandaşı olarak A Takım Listesine yazılan 1 futbolcuyu ve Türkiye A Milli Futbol Takımında oynama uygunluğu bulunmamakla birlikte Türk Vatandaşlığı veya mavi kart sahibi olarak A Takım Listesine yazdıkları 1 futbolcuyu sözleşme süreleri sonuna kadar müktesep hakları sebebiyle Madde 2’nin e fıkrası kapsamında A Takım Listesine yazabilirler.

Bu futbolcuların sözleşmelerinin sona ermesi halinde; uzatma, sözleşme yenileme ve diğer kulüplerle imzalayacakları sözleşmeler A Milli Takımda oynama uygunluğu bulunmayan futbolcu kapsamında tescil edilecek ve A Takım Listesine bu doğrultuda yazılacaktır.

Kulüpler, 01.01.2005 veya daha sonraki tarihte doğmuş ve Türkiye A Milli Takımında oynama uygunluğu bulunan tescilli profesyonel futbolcularını A Takım Listesine yazma zorunluluğu olmaksızın müsabakalarda oynatabilirler. Bu futbolcuların son 6 ay süreyle kulübüne tescilli olması ve 15 yaşını tamamlamış olmaları kaydı ile profesyonel futbolcu olmaları koşulu aranmaz.”

Paylaşın

Toplumsal Rıza Üretimi: “Terörle Mücadele” Yalanı

11 Eylül 2001’de düzenlenen saldırılardan yirmi altı gün sonra, ABD Başkanı George W. Bush, Afganistan’daki El Kaide kamplarının ve Taliban askeri hedeflerinin bombalanmasını emretti.

Kurtuluş Aladağ / Taliban rejimi iki ay içinde düşmesine rağmen, ABD yönetimi “teröre karşı savaşın” yeni başladığını açıklıyordu.

ABD, Ekim 2001’den sonra, aralarında Irak, Pakistan, Suriye, Libya, Yemen, Somali ve Filipinler olmak üzere dört kıtada yirmi iki ülkeye askeri müdahalede bulundu. Bu süreçte, “Teröre Karşı Savaş veya Terörle Mücadele” söylemi geniş kapsamlı askeri, siyasi ve ekonomik politikaları kapsayan bir çerçeve oluşturdu.

Söylem, hem ABD iç kamuoyunda güvenlik kaygılarını mobilize ederek iktidar politikalarına destek oluşturmayı hem de uluslararası alanda müttefikleri bir araya getirmek için kullanıldı. Ancak, bu söylemin jeopolitik hedefler (enerji kaynakları, Ortadoğu’da hegemonya, askeri sanayinin çıkarları) için kullanıldığı bir çok kez dile getirildi.

Bu dönemde medya da, söylemi tekrarlayarak ve yaygınlaştırarak, askeri müdahaleler için oluşturulmak istenen atmosferi güçlendirdi. Örneğin, Irak’taki kitle imha silahları iddiaları, asılsız olduğu kanıtlanmasına rağmen, ABD işgali öncesinde geniş çapta kabul gördü.

“Teröre Karşı Savaş veya Terörle Mücadele” söylemi ile, iktidarın istediği toplumsal destek için etnik, dini veya ideolojik farklılıklar üzerinden bir “öteki” veya “düşman” (terörist, dış güçler, iç tehditler) yaratılır. Bu düşman üzerinden korku atmosferi oluşturularak, bireylerin özgürlüklerinden feragat etmesi ve iktidarın uyguladığı politikaları kabul etmesi kolaylaştırılır.

Böyle dönemlerde medyanın görevi ise, “terörle mücadele”yi kahramanca bir çaba olarak sunar ve iktidara yönelik eleştirileri sınırlar.

Rıza Üretimi (Manufacturing Consent): Noam Chomsky’nin “rıza üretimi” (Manufacturing Consent) kavramı, medya ve iktidar yapılarının, toplumu egemen ideolojiye ikna etmek ve mevcut güç ilişkilerini meşrulaştırmak için kullandığı propaganda mekanizmalarını ifade eder.

Noam Chomsky ve Edward S. Herman’a göre, medya, bağımsız bir bilgi kaynağı olmaktan çok, egemen güçlerin (devlet, büyük şirketler, elitler) çıkarlarına hizmet eden bir propaganda aracıdır. Medya, büyük şirketler veya hükümetle bağlantılı elitler tarafından kontrol edilir. Bu sahiplik yapısı, hangi haberlerin öne çıkacağını ve nasıl çerçeveleneceğini belirler.

Medya, gelirlerini büyük ölçüde reklamlardan elde eder, ki bu, haberlerin içeriğini reklam verenlerin çıkarlarına uygun hale getirilmesini sağlar. Eleştirel veya rahatsız edici içerikler, reklam gelirlerini riske atabileceği için sansürlenir.

Medya, haber üretmek için resmi kaynaklara (devlet, ordu, şirketler) bağımlıdır. Bu kaynaklar, bilgiyi manipüle ederek kendi anlatılarını dayatır. Medya, egemen söyleme aykırı haberler yaptığında, eleştiri, dava veya baskı gibi disiplin mekanizmalarına maruz kalır. Bu da, medyayı otosansüre yönlendirir.

Chomsky ve Herman’ın “Propaganda Modeli”: Ppropaganda modeli, medyanın üstte sıralanan nedenler üzerinden nasıl bir filtreleme süreci işlettiğini açıklar. Modelin temel argümanı, medyanın tarafsız değil, sistematik bir şekilde iktidarın çıkarlarını koruduğudur.

Medya kontrolü: İktidarla bağlantılı şirketlerin medya sahipliği, haberlerin iktidarın politikalarını destekleyecek şekilde hazırlanmasına yol açar.

Korku ve düşmanlaştırma: Medyada bolca işlenen “terörle mücadele” veya “dış mihraklar” gibi söylemler, iktidarın istediği toplumsal desteği oluşturmak ve muhalefeti susturmak için kullanılır.

Paylaşın

Böbrek Hastalığı Cilt Kaşıntısına Neden Olabilir

Böbrekler vücudun dengesini korumada önemli bir rol oynar. Kanı temizler, fazla suyu atar ve kalsiyum ve fosfor gibi minerallerin seviyelerini yönetmeye yardımcı olur.

Haber Merkezi / Böbrekler iyi çalışmayı bıraktığı zaman, zararlı atıklar ve mineraller kanda birikebilir. Bu durum, cilt de dahil olmak üzere vücudun birçok bölümünü olumsuz etkileyebilir.

Böbrek hastalığı olan kişilerde en sık görülen cilt sorunlarından biri pruritus olarak da bilinen kronik kaşıntıdır. Kronik kaşıntı, özellikle böbrek hastalığının ileri evrelerinde olan veya diyalize giren kişilerde görülür.

Peki, böbrek hastalığı nasıl cilt kaşıntısına neden olur?

Üremik toksinler: Böbrekler düzgün çalışmadığında, kanda üre ve diğer atık maddeler birikir. Bu toksinler cildi tahriş ederek kaşıntıya yol açabilir.

Fosfor düzeyleri: Böbrek hastalığı, kandaki fosfor seviyelerinin artmasına neden olabilir. Yüksek fosfor, ciltte kaşıntıya sebep olabilir.

Kuru cilt: Böbrek hastalarında cilt genellikle kurur ve bu da kaşıntıyı tetikler.

Enflamasyon: Kronik böbrek hastalığında vücutta sistemik enflamasyon artabilir, bu da ciltte hassasiyete ve kaşıntıya yol açabilir.

Diyalizle ilişkili faktörler: Diyaliz tedavisi alan hastalarda, diyaliz sırasında kullanılan maddeler veya yetersiz diyaliz, kaşıntıyı artırabilir.

İkincil hiperparatiroidizm: Böbrek hastalığı, paratiroid hormon seviyelerini artırabilir ve bu da kaşıntıya katkıda bulunabilir.

Peki ne yapılabilir?

Doktorla görüşme: Kaşıntının altında yatan nedenin belirlenmesi için bir nefrolog veya dermatologla görüşülmeli. Kan testleri, üre ve fosfor seviyelerini kontrol edebilir.

Cilt bakımı: Nemlendirici kremler (parfümsüz, alkolsüz) kullanarak cildi nemli tutmak faydalı olabilir.

Diyet: Fosfor içeren yiyeceklerden (örneğin, süt ürünleri, kuruyemiş) kaçınmak için diyetisyenle çalışılabilir.

İlaçlar: Antihistaminikler, topikal steroidler veya kaşıntıyı azaltan özel kremler doktor önerisiyle kullanılabilir.

Diyaliz ayarlamaları: Diyaliz alan hastalarda, tedavi planının optimize edilmesi kaşıntıyı azaltabilir.

Not: Kaşıntı, böbrek hastalığının yanı sıra alerji, karaciğer hastalığı veya diğer durumlarla da ilişkili olabilir. Bu nedenle, sürekli veya şiddetli kaşıntı durumunda bir doktora başvurulması önemlidir.

Paylaşın

Bilim İnsanları Uzaylıları Bulmuş Olabilir

Bilim insanları, K2-18 b adlı gezegenin atmosferinde, Dünya’da esas olarak canlı organizmalar tarafından üretilen dimetil sülfür (DMS) ve dimetil disülfür (DMDS) kimyasalları tespit etti.

Haber Merkezi / Bilim insanları, bunun Güneş sisteminin dışında biyolojik aktiviteye dair “şimdiye kadarki en güçlü ipucu” olduğunu söylüyor.

Bilim insanları, eğer uzaylılar varsa, onlara ulaşmaya çalışmamanın büyük bir hata olabileceği uyarısında da bulunuyor. Fizikçi ve bilim yazarı Mark Buchanan, uzaylılarla temasın “Dünya’daki tüm yaşamın sonu”na yol açabileceğini söyledi.

Dünya’nın iki katından daha büyük ve 120 ışık yılı uzaklıktaki K2-18b gezegeni, Aslan takımyıldızında yıldızının yaşanabilir bölgesinde yer alıyor. 2015’te Kepler Uzay Teleskobu tarafından keşfedilen bu gezegen, Dünya’nın yaklaşık 8,6 katı kütleye ve 2,6 katı yarıçapa sahip.

Mini Neptün veya süper Dünya olarak sınıflandırılır ve yıldızının yaşanabilir bölgesinde, 32,9 – 33 günlük bir yörüngeyle dolanır. Bu, gezegenin Dünya’nın Güneş’ten aldığına benzer miktarda yıldız ışığı aldığı ve sıvı suyun varlığına olanak sağlayabilecek koşullara sahip olabileceği anlamına gelir.

2023 yılında James Webb Uzay Teleskobu (JWST), gezegenin atmosferinde metan ve karbondioksit keşfetti. Ayrıca, amonyak eksikliği ve düşük seviyelerde dimetil sülfit (DMS) izleri, gezegenin hidrojen zengini bir atmosfer altında sıvı su okyanuslarına sahip bir “Hycean” gezegen olabileceği hipotezini destekledi.

JWST ile yapılan yeni gözlemler, DMS ve muhtemelen dimetil disülfit (DMDS) gibi biyo-imza sayılabilecek moleküllerin varlığını güçlendirdi. Bu, gezegende biyolojik aktivite olasılığına işaret etse de, bilim insanları bu bulguların henüz kesin olmadığını ve kimyasal süreçlerin de bu molekülleri üretebileceğini vurguluyor.

K2-18b, Dünya benzeri bir gezegenden çok Neptün benzeri bir yapıya sahip olabilir. Okyanus varlığı umut verici olsa da, kalın hidrojen atmosferi ve yüksek basınç, yaşam için elverişli koşulları sınırlayabilir. DMS gibi biyo-imzaların varlığı heyecan verici, ancak bu moleküllerin biyolojik olmayan süreçlerle de oluşabileceği belirtiliyor.

Paylaşın

Erdoğan’ı Başarılı Bulanların Oranı Yüzde 37,5

Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin son anketine göre; Erdoğan’ı başarılı bulanların oranı yüzde 37,5, başarısız bulanların oranı yüzde 43,2, ne başarılı ne başarısız bulanların oranı ise yüzde 18,1 oldu.

Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin son anketi de iktidarın içine girdiği çıkmazı gözler önüne serdi. 09 – 12 Nisan tarihleri arasında 26 ilde 2 bin 400 kişiyle yapılan araştırmanın sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 52,4’ü ülkenin kötü yönetildiğini düşünüyor. İyi yönetildiğini düşünenlerin oranı ise yalnızca yüzde 25’te kaldı.

BirGün’ün aktardığına göre araştırmada öne çıkan veriler şöyle:

En önemli sorun ekonomi: Hemen her araştırmada olduğu gibi Yöneylem’in verileri de ülkede en önemli sorunun açık ara farkla ekonomik kriz olduğunu ortaya koydu. Yüzde 44,4’lük bir kesim bu soruya ekonomik kriz yanıtını verirken, “geçim sıkıntısı” diyenlerin oranı yüzde 18 olarak gerçekleşti. Önceki araştırmalardan farklı olarak bu kez “adaletsizlik” yanıtını verenlerin oranı yüzde 25’e yükseldi.

Erdoğan başarısız: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başarı Düzeyi Genel olarak düşündüğünüzde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı başarılı mı, yoksa başarısız mı buluyorsunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 43,2’si başarısız yanıtını verirken yüzde 37,5’i başarılı yanıtını verdi. Yüzde 18,1 ise ne başarılı ne başarısız dedi.

İmamoğlu önde: “Önümüzdeki Pazar Cumhurbaşkanlığı seçimi 2. turu yapılacak olsa Recep Tayyip Erdoğan’a mı Ekrem İmamoğlu’na mı oy verirsiniz?” şeklindeki soruya katılımcıların yüzde 48’i İmamoğlu yanıtını verirken yüzde 39’u Erdoğan yanıtını verdi.

Erken seçim talebi: “Türkiye’nin erken seçime gitmesini ister misiniz?” sorusuna verilen yanıtlara göre katılımcıların yüzde 53,4’ü erken seçim istediğini belirtti. İstemeyenler yüzde 42’de kaldı. Erken seçim isteyenlerin geçen yıl haziranda yüzde 43, Ocak 2025’te 45 olurken nisan ayında 53,4’e yükseldi.

Diploma kararı: “Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptal edilmesi doğru bir karar mıdır?” sorusuna yüzde 58 yanlış cevabını verirken yüzde 27 ise doğru bulduğunu söyledi.

Tutuklanması yanlış: “Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna ise yüzde 57,7 yanlış yanıtını verdi. Bu soruya da doğru yanıtını verenlerin oranı yüzde 28’de kaldı.

Protestolar: “İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından başlayan protestolara katılan pek çok kişi tutuklandı. Bu tutuklamaları haklı buluyor musunuz?” şeklinde soru yöneltildi. Haksız buluyorum diyenler yüzde 62 olurken haklı bulduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 28’de kaldı. Bu oran özellikle sokağı kriminalize etmeye çalışan iktidar için kötü bir haber.

Boykot haklı: “Boykot, vatandaşların tepkisini göstermesi açısından doğru ve meşru bir yöntem midir?” sorusuna katılımcıların yüzde 56’sı doğru ve meşrudur derken yüzde 38’i haksızdır yanıtını verdi. Boykot çağrılarını ülke ekonomisine darbe vurmak istiyorlar diyen iktidarın çabaları yetersiz kaldı.

CHP birinci parti: 31 Mart’ta kurulduğundan bu yana ilk kez ikinci parti konumuna gerileyen AKP’de erimenin hızla devam ettiği ortaya çıktı. Araştırmada “Bu Pazar Milletvekilliği Seçimi Olsa” sorusu da yöneltildi. Kararsızlar dağıtıktan sonra CHP yüzde 36,1 ile birinci parti oldu. AKP, yüzde 32 ile ikinci parti, DEM Parti yüzde 8,7 ile üçüncü, MHP yüzde 7,9 ile dördüncü parti oldu.

Türkiye’nin sorunlarını hangi parti çözer sorusuna ise “AKP”, “CHP” ve “hiçbiri” yanıtını verenlerin oranı yüzde 28 oldu.

 

Paylaşın

Araştırma: Tempolu Yürüyüş Kalp Ritmi Bozuklukları Riskini Azaltabilir

Yeni yayınlanan bir araştırma, hızlı bir tempoda yürümenin, yavaş bir tempoda yürümeye oranla kalp atış hızı düzensizliği riskini neredeyse yarı yarıya azaltabileceğini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Araştırma, 15 Nisan’da Heart dergisinde yayınlandı.

İskoçya’daki Glasgow Üniversitesi’nden araştırmanın yazarı Dr. Jill Pell, “Fiziksel olarak aktif olmanın kalp ritmi anormallikleri ve diğer kalp hastalığı türlerine yakalanma riskinizi azalttığını biliyorduk” diyor ve ekliyor:

“Yavaşça yürümek, tüm günü hareketsiz geçirmekten yine de daha iyidir, ancak bu yeni araştırma daha hızlı yürümenin ek koruma sağladığını gösterdi.”

Günlük adım sayısını artırmak (2.200’ün üzerinde) halihazırda daha düşük kardiyovasküler hastalık ve ölüm riskiyle ilişkilendiriliyor.

Araştırma için, yürüme hızlarını takip etmek için ivmeölçer takan yaklaşık 82 bin kişi de dahil olmak üzere yaklaşık 421 bin kişinin verileri toplandı.

Katılımcıların yaklaşık yüzde 41’i hızlı yürüyüş temposuna, yüzde 53’ü ortalama yürüyüş temposuna ve yüzde 6’dan biraz fazlası ise yavaş yürüyüş temposuna sahipti.

Araştırmanın sonuçları, hızlı veya ortalama bir tempoda yürümenin kalp ritmi sorunları yaşama riskini sırasıyla yüzde 43 ve yüzde 35 oranında azalttığını gösteriyor.

Sonuçlar, hızlı veya ortalama bir tempoda yürüyen kişilerin felç riskini artıran kalp ritmi rahatsızlığı olan atriyal fibrilasyona yakalanma riskini sırasıyla yüzde 46 ve yüzde 38 daha düşük olduğunu gösteriyor.

Araştırmada yer alan bilim insanları, yürüyüş hızı ile kalp ritmi sorunları arasındaki bağlantının yaklaşık yüzde 36’sının iltihap ve metabolizmadan etkilendiğini tahmin ediyor.

Paylaşın

Gerçek Sarışın Trendi Nedir?

Yeni bir renk arıyorsanız, neyin trend olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Bu durumda, birçok cilt tonuna uyan “Gerçek Sarışın / True Blonde veya Natural Blonde” trendine göz atmak isteyebilirsiniz.

Haber Merkezi / Gerçek sarışın trendi, son yıllarda saç modasında öne çıkan, doğal ve otantik sarışın tonlarına odaklanan bir akımdır.

Bu trend, abartılı platin veya soğuk sarı tonlar yerine, daha yumuşak, sıcak ve doğal görünümlü sarışın renkleri tercih eder. Amaç, sanki doğuştan sarışınmış gibi duran, az bakım gerektiren ve cilt tonuyla uyumlu bir görünüm oluşturmaktır.

Gerçek sarışın trendinin özellikleri:

Doğal tonlar: Bal sarısı, karamel sarısı, buğday sarısı veya hafif küllü sarışın gibi sıcak veya nötr tonlar öne çıkar. Soğuk, gri tonlu sarışınlar bu trendde daha az tercih edilir.

Yumuşak geçişler: Balayage veya ombre teknikleriyle saçın doğal kök rengine yakın tonlar kullanılarak keskin renk değişimleri yerine yumuşak geçişler sağlanır.

Az bakım: Köklerin doğal bırakılması veya kök rengine yakın tonlar kullanılması sayesinde sık sık boyama ihtiyacı azalır.

Cilt tonu uyumu: Trend, kişinin cilt tonuna ve göz rengine uygun sarışın tonlarını seçmeye odaklanır. Örneğin, sıcak cilt tonlarına altın sarısı, nötr cilt tonlarına ise bej sarısı yakışabilir.

Saç sağlığı: Daha az kimyasal işlem ve ağartma kullanıldığı için saçın sağlığı korunur.

Gerçek sarışın trendi kimlere uygun?

Doğal saç rengi açık kahve, kumral veya sarışın olanlar için idealdir, çünkü daha az ağartma gerektirir.
Yoğun bakım istemeyen, pratik bir stil arayanlar için uygundur.
Her yaş grubuna hitap eder, çünkü tonlar kişiselleştirilebilir.

Gerçek sarışın trendi nasıl uygulanır?

Profesyonel bir kuaförle cilt tonu ve saç yapısına uygun ton belirlenir.
Balayage, sombre veya foilyage gibi tekniklerle doğal geçişler oluşturulur.
Saçın sağlıklı kalması için boyama sonrası nemlendirici bakım ürünleri önerilir.

Bakım önerileri:

Renk koruyucu şampuan ve saç maskeleri kullanılmalı.
Saçın parlaklığını korumak için haftalık nemlendirici bakım yapılmalı.
Güneş ışınlarından korumak için UV filtreli ürünler tercih edilmeli.

Paylaşın

Dermaplane Yüz Bakımı Nedir?

Dermaplane yüz bakımı, ölü hücreleri ve şeftali tüyü olarak bilinen ince yüz tüylerini temizleyerek cildi eksfoliye eden nazik, cerrahi olmayan bir yüz bakımıdır.

Haber Merkezi / Bu teknik, steril bir neşter kullanarak cildin üst tabakasını dikkatlice kazıyarak altındaki taze cildi ortaya çıkararak cildi pürüzsüz, parlak ve genç görünümlü bırakmayı amaçlar.

Dermaplane genellikle şu adımları içerir:

Hazırlık: Cilt temizlenir ve kurulanır. Alkol bazlı bir solüsyonla cilt dezenfekte edilebilir.

Dermaplaning: Estetisyen, 10 numara cerrahi bir bıçakla cildi 45 derecelik açıyla nazikçe kazır. Bu, ölü deriyi ve tüyleri temizler.

Sonrası: Cilde nemlendirici, serum veya sakinleştirici maske uygulanır. Güneş kremi kullanımı önerilir, çünkü cilt hassaslaşabilir.

Faydaları:

Cildi pürüzsüz ve parlak yapar.
Makyajın daha düzgün görünmesini sağlar.
Cilt bakım ürünlerinin etkinliğini artırır.
İnce çizgilerin görünümünü hafifletebilir.
Tıkanmış gözenekleri temizler.

Dermaplane kimler için uygun?

Dermaplane çoğu cilt tipine uygundur, ancak aktif akne, rosacea veya çok hassas ciltlerde dikkatli uygulanmalıdır. Kimyasal kullanılmayan dermaplane, hamileler için de güvenli bir işlemdir.

Dikkat edilmesi gerekenler:

İşlem sadece lisanslı profesyoneller tarafından yapılmalıdır. İşlem sonrası 24-48 saat boyunca ağır egzersiz, sıcak duş veya peeling ürünlerinden kaçınılmalıdır.

Paylaşın