AK Parti İle CHP’li Milletvekilleri Arasında Yumruklu Kavga

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın bütçesi görüşülürken Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri arasında yumruklu kavga yaşandı.

CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın kürsüdeki konuşmasında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya dönerek Sezgin Baran Korkmaz’ın uçağına neden bindiğini sordu. Aydın “Sezgin Baran Korkmaz’ın uçağına neden bindiniz? Fotoğrafınız çıktı başka uçak yoktu dediniz. Cumhurbaşkanı’na söyleseydiniz” dedi.

Buna karşılık Bakan Soylu, Aydın’a, “Yalan söylüyorsun, sahrekarsın” diye bağırdı. Aydın Soylu’ya “Aynen iade ediyorum” diyerek karşılık verdi. Araya giren CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba da Süleyman Soylu tepki gösterdi.

Sözlü atışmanın ardından ayağa kalkan milletvekilleri arasında önce sözlü, sonra yumruklu kavga çıktı. Bunun üzerine oturuma ara verildi.

Oturumun yeniden açılmasının ardından TBMM Başkan Vekili Bilgiç, Meclis’in mehabetine yakışmayan hareketler yaşandığını belirterek, milletvekillerini, görüşmelerin Meclis’in saygınlığına ve İçtüzük hükümlerine göre yürütülmesine yardımcı olmaya çağırdı.

“Beni İçtüzük hükümlerini, disiplin hükümlerini uygulamakla baş başa bırakmamanızı rica ediyorum” diyen Bilgiç, kürsüye gelen milletvekillerinin kaba ve yaralayıcı ifadeler kullanmamasını istedi. Bilgiç, bu yönde tutum sergileyenlerin sözünü keseceğini vurguladı.

Paylaşın

DSÖ: Omicron’un Baskın Tür Olması Bekleniyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) acil durum direktörü Mike Ryan, öncül verilerin Omicron varyantının önceki varyantlara göre daha bulaşıcı olduğuna dikkat çekerek, Omicron’un Delta varyantının yerini alarak baskın tür olmasının beklenebileceğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) acil durum direktörü Mike Ryan, varyantla ilgili hala öğrenilecek çok şey olduğunu, ancak Güney Afrika’dan elde edilen öncül verilerin, Omicron varyantının Delta veya diğer varyantlara göre hastalığın daha ağır geçirilmesine neden olmadığını ortaya koyduğunu söyledi.

“Öncül veriler bu varyantın daha ağır olduğuna işaret etmiyor. Tam tersine, yön daha az ağır olduğu tarafa doğru” şeklinde konuşan Ryan, daha fazla araştırma gerektiğinin altını çizerek, “Ancak hala erken, işaretleri nasıl yorumladığımız konusunda dikkatli olmalıyız” dedi.

DSÖ: Korumayı etkisiz kıldığına dair işaret yok

Ryan ayrıca Omicron’un mevcut aşıların sağladığı korumayı etkisiz kıldığına dair bir işaret olmadığını söyledi. “Ağır hastalık ve hastaneye yatış bağlamında, bütün varyantlara karşı tesirli olduğu kanıtlanan yüksek etkili aşılarımız mevcut” ifadelerini kullanan epidemiyolojist Ryan, “Omicron’da da böyle olmaması için bir neden yok” dedi.

Ryan Güney Afrika’dan elde edilen öncül verilerin “aşıların koruma sağlamaya devam ettiğini” gösterdiğini kaydetti. Mevcut aşıların Omicron’a karşı daha az etkili olabileceğini kabul eden yetkili, aşı korumasının tamamen iptal olma durumunun “muhtemel olmadığını” belirtti.

“Korumanın sona ermesi mümkün mü teyit etmeliyiz ancak bir miktar koruma olmasını bekliyorum” diyen yetkili, bütün Kovid 19 varyantlarına karşı “en iyi silah aşı olmak” şeklinde konuştu.

Baskın tür olması bekleniyor

DSÖ yetkilisi Ryan öncül verilerin yeni varyantın öncekilere göre daha bulaşıcı olduğuna işaret ettiğini söyledi. Ryan Omicron’un Delta varyantının yerini alarak baskın tür olmasının beklenebileceğini kaydederek Omicron’un aşılanmış veya Kovid 19’u atlatmış kişilere de bulaşma konusunda diğer varyantlara göre daha etkili olduğunu söyledi.

Yetkili aşıların hastalığın ağır geçirilmesini engellediğini ancak virüsün bulaşmasını tamamen engellemediğini belirterek hafif şiddette hastalığın atlatılmasının daha az endişe verici olduğunu kaydetti.

Güney Afrika’da yapılan, henüz başka uzmanlar tarafından değerlendirilmemiş olan yeni ve küçük çaplı bir çalışma da, Pfizer/BioNTech aşısının Omicron’a karşı diğer varyantlardan 40 kat daha az etkili olabileceğini ortaya koydu.

Afrika Sağlık Araştırmaları Enstitüsü’nden araştırmayı yürüten Prof. Dr. Alex Sigal, henüz Omicron’un aşıyla gelişen antikorlardan kaçma kapasitesi konusunda net bir veriye ulaşmadıklarını belirtti.

12 kişiden alınan kan örnekleri üzerinde yapılan çalışma sonucu Prof. Sigal, “Omicron konusunda beklediğinden daha iyi sonuçları alındığını” söyledi.

Buna göre iki doz Pfizer aşısı olmuş kişilerde antikorların etkinliği azalsa da, bir kez Kovid 19 hastalığına yakalandıktan sonra iki doz aşı olmuş kişilerde, Omicron’a karşı ciddi bir koruma sağlayan antikorların oluştuğu görüldü. Bu da, 3. doz takviye aşıların Omicron’a karşı koruyuculuğu önemli ölçüde artıracağını ortaya koyuyor.

Pfizer aşısının Omicron varyantına karşı ne kadar etkili olduğu konusunda daha detaylı ve kesin bilgiler, önümüzdeki günlerde açıklanacak. Henüz Moderna, Johnson&Johnson ve diğer aşılarla ilgili açıklanabilecek seviyede bir veri yok.

Kovid 19 vaka sayısında ciddi bir artış var

Omicron, bugüne kadar ortaya çıkan en fazla mutasyon geçirmiş koronavirüs varyantı. İlk olarak Güney Afrika’da ortaya çıkan varyant sebebiyle ülkede bugün birkaç kez Kovid 19’a yakalanmış kişilerin sayısında ciddi bir artış var.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın sözcüsü de, Delta varyantına göre Omicron’un daha bulaşıcı olduğuna dair veriler olduğunu açıklamıştı. Ancak Omicron’un daha ağır hastalığa sebep olduğuna dair herhangi bir netleşmiş veri yok.

ABD’nin bulaşıcı hastalıklar konusunda en üst düzey danışmanı Dr. Anthony Fauci, araştırmaların ilk sonuçlarına göre Omicron’un daha bulaşıcı ama daha hafif belirtiler gösteren bir varyant olduğunu ifade etti.

Johns Hopkins Üniversitesi verilerine göre pandeminin başından bu yana, yani yaklaşık iki yıldır dünya çapında 267 milyon vaka görüldü; 5 milyondan fazla kişi Kovid 19 sebebiyle hayatını kaybetti.

(Kaynak: BBC Türkçe, DW Türkçe)

Paylaşın

125 Ülkede Kadın Nüfusu Erkek Nüfusundan Daha Fazla

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yapılan 201 ülke/bölgeyi kapsayan araştırmada 125 ülkede kadın nüfusun erkeklerden daha fazla olduğu ortaya çıktı. Erkek nüfusa göre 10 milyon daha fazla kadının yaşadığı Rusya bu alanda ilk sırada yer aldı. Rusya’yı sırasıyla 3,79 milyon fazla kadın sayısıyla Brezilya, 3,46 milyonla ABD ve 3,18 milyonla Ukrayna takip etti.

Euronews’te yer alan haber şöyle; Dünya çapında 125 ülkede kadın nüfusu erkekleri geride bırakırken, Türkiye’de dengeli bir dağılım oluştu. Avrupa Birliği ülkelerinde ise kadın nüfusun erkeklerden yüzde 5 daha fazla olduğu belirlendi.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) Birlik ülkelerinde nüfusun cinsiyet dağılıma dair topladığı verileri yayınladı. Buna göre, Avrupa Birliği ülkelerinde 2020 yılında kadın nüfusu erkekleri yüzde 5 geçti. Birlik üyesi çoğu ülkede kadın nüfusu erkeklerden fazla olurken en fazla fark yüzde 17 ile Letonya’da ölçüldü.

Kadın nüfusunun en fazla olduğu ülkeler yüzde olarak Letonya’nın ardından şöyle sıralandı: Litvanya yüzde 14, Portekiz yüzde 12 ve Estonya yüzde 11,. Malta Slovenya, Lüksemburg ve İsveç’te durum terse döndü, buralarda erkek oranı kadınları geçti.

AB üyesi ülkelerde genel ortalamada daha az olan erkek nüfus 18 yaş altında kadınları geride bıraktı. Bu yaş aralığında erkeklerin oranının kadınlara göre yüzde 5 daha fazla olduğu tespit edildi. Ancak 65 yaş ve üzerinde kadın nüfusunun yüzde 33 erkeklerden daha olduğu kaydedildi.

Rusya’da kadın sayısı 10 milyon daha fazla

Birleşmiş Milletler tarafından yapılan 201 ülke/bölgeyi kapsayan araştırmada ise 125 ülkede kadın nüfusun erkeklerden daha fazla olduğu ortaya çıktı. Erkek nüfusa göre 10 milyon daha fazla kadının yaşadığı Rusya bu alanda ilk sırada yer aldı. Rusya’yı sırasıyla 3,79 milyon fazla kadın sayısıyla Brezilya, 3,46 milyonla ABD ve 3,18 milyonla Ukrayna takip etti.

BM verilerine göre 76 ülke/bölgede ise erkek nüfusu kadınları geride bıraktı. Hindistan’da kadın nüfusa oranla 54.4 milyon daha fazla erkek bulunuyor. Bu ülkeyi 36,83 milyon fazla ile Çin takip ediyor. Ayrıca 12 ülkede daha erkek nüfusun kadınlardan 1 milyon daha fazla olduğu belirlendi.

BM’nin bu yıl yayınladığı verilere göre dünya nüfusu 90 milyon artarak 7,8 milyara yükseldi. Dünya genelinde ise erkek nüfusu kadınları geçti. Bu rakamlara göre her 100 kadına düşen erkek sayısı dünya genelinde 101,7 olarak kayda geçti.

Türkiye’de erkek nüfus daha fazla

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2020 yılı verilerine göre Türkiye nüfusunun yüzde 49,9’unu kadınlar, yüzde 50,1’ini erkekler oluşturuyor.

TÜİK’in adrese dayalı nüfus kayıt sistemi sonuçlarından derlediği bilgilere göre 2020 yılında, kadın nüfus 41 milyon 698 bin 377, erkek nüfus ise 41 milyon 915 bin 985 oldu. Türkiye’de kadın ve erkek nüfus arasındaki bu denge 60 yaş ve üzeri grupta kadınlar lehine değişiyor.

Kadın ortalama yaşam süresinin erkeklerden uzun olması nedeniyle 60-74 yaş grubunda yüzde 52,3′ çıkan kadın oranı, 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 73,4’e çıkıyor.

Avrupalı kadınlar daha uzun yaşıyor

Doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye’de kadınlarda 81,3 yıl, erkeklerde 75,9 yıl oldu. Avrupa’da ise doğuşta beklenen yaşam süresi kadınlarda 84, erkelerde ise 78,5 yıl oldu.

Bir kişinin hayatı boyunca iş gücü piyasasında aktif olması beklenen yıl sayısı olarak hesaplanan çalışma hayatında kalma süresinde de büyük fark oluştu. Avrupa’da çalışma yaşam süresi 20 yıl sonra ilk kez kısmi olarak düştü. Kadınların beklenen çalışma süresi 33,2 olurken, bu oranın Türk kadınlarında 19,1 olduğu tespit edildi.

Paylaşın

Türkiye’de En Zengin Yüzde 10, Tüm Gelirin Yüzde 54’ünü Alıyor

Dünya Eşitsizlik Raporu’na göre, son 25 yılda ulusal serveti iki katına çıkan Türkiye’de servetin dağılımdaki eşitsizliğin derinleştiğini söylüyor. Bugün, en yoksul yüzde 50, ortadaki yüzde 40 ve en üstteki yüzde 10 sırasıyla toplam milli servetin yüzde 4’ünü, yüzde 29’unu ve yüzde 67’sini elinde tutuyor. En yoksul yüzde 50’nin ortalama olarak elinde bulundurduğu servet 8910 TL’den az.

Ekonomist Thomas Piketty’nin kurduğu Paris merkezli Inequality Lab tarafından paylaşılan Dünya Eşitsizlik Raporu’nun 2021 sonuçları açıklandı.

Buna göre en tepedeki yüzde 1, 1990’ların ortasından bu yana biriken tüm ek servetin yüzde 38’ini; en alttaki yüzde 50 ise bu birikimin sadece yüzde 2’sini aldı. Bugün küresel eşitsizlik, batı emperyalizminin zirvede olduğu dönemle aynı seviyede.

Rapor, küresel milyarder sayısının 2021’de rekor kırdığını söylerken milyarderlerin toplam serveti bir yıl öncesine göre yüzde 75 arttı. Raporda Avrupa en eşit bölge, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ise eşitsizliğin en derin olduğu bölge olarak yer alıyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre, rapordan öne çıkan başlıklar şöyle:

Türkiye’de durum ne?

Rapora göre Türkiye’de gelir eşitsizliği son 15 yılda artmaya devam etti ve son üç yıldaki ekonomik yavaşlama tüm nüfus gruplarının gelirlerini azalttı.

Türkiye’de bir yetişkinin yıllık ortalama kazancı 85 bin TL. Buna karşılık en yoksul yüzde 50’nin ortalama geliri yıllık 20 bin 260 TL iken en zengin yüzde 10 bunun 23 katı kadar yani 463 bin 20 TL kazanıyor. En zengin yüzde 10, tüm gelirin yüzde 54,5’ini alırken, en yoksul yüzde 50’nin payı sadece yüzde 12.

Rapor, son 25 yılda ulusal serveti iki katına çıkan Türkiye’de servetin dağılımdaki eşitsizliğin derinleştiğini söylüyor.

Bugün, en yoksul yüzde 50, ortadaki yüzde 40 ve en üstteki yüzde 10 sırasıyla toplam milli servetin yüzde 4’ünü, yüzde 29’unu ve yüzde 67’sini elinde tutuyor.

En yoksul yüzde 50’nin ortalama olarak elinde bulundurduğu servet 8910 TL’den az.

Cinsiyetler arası eşitsizlik

Cinsiyetler arası eşitsizlikte ise iyileşme var ancak eşitlikten epey uzak. Türkiye’de kadınlar milli gelirin yüzde 23,3’ünü kazanıyor. Orta Doğu ve Afrika bölgesi için bu ortalama yüzde 15.

Karbon salımı

Türkiye’de kişi başı karbon salımının ortalama 6 ton karbondioksit eşdeğeri (CO2e/kişi) olduğunu söyleyen rapora göre, en alttaki yüzde 50’nin salımı 3,1 tondan daha az. Buna karşın en üstteki yüzde 10’ın salım miktarı 22.6 CO2e ile bunun yedi katından daha fazla.

Dünyada durum nasıl?

En eşit bölge olan Avrupa’da ise en zengin yüzde 10 gelirin yüzde 36’sını alıyor. Orta Doğu ve Afrika için bu oran yüzde 58.

Rapora göre bir yetişkinin yıllık ortalama kazancı 23 bin 380 dolar; varlığı ise 102 bin 600 dolar seviyesinde.

Ancak bu ortalamalar ülkeler arasındaki uçurumu gizliyor, zira dünyanın en zengin yüzde 10’u küresel toplam gelirin yüzde 52’sini kazanıyorken, en yoksul yüzde 50 bu gelirin sadece yüzde 8’ini kazanıyor.

En zengin yüzde 10 ortalama 122 bin 100 dolar alırken, en yoksul yüzde 50 ortalama 3920 dolar kazanıyor.

Ekolojik eşitsizlik ve cinsiyet eşitsizliği

Toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinde iyileşmenin yavaş olduğunu belirten rapor, küresel gelir ve servet eşitsizliklerinin ekolojik eşitsizliklerle ve ülkelerin iklim değişikliğine yaptıkları katkıyla yakın bağına dikkat çekiyor. Ülkeler arasında ve ülkelerin içinde en tepedeki yüzde 10 en fazla salımı yapmaya devam ediyor.

Uluslar zenginleşti, hükümetler fakirleşti

Hükümetlerin net serveti ile özel ve kamu sektörünün net serveti arasındaki boşluğa dikkat çeken rapor, ulusların zenginleşirken hükümetlerin fakirleştiğini belirtiyor.

Rapor, zengin ülkelerde kamu kurumlarının elindeki servetin payının sıfıra yakın veya negatif olduğunu altını çiziyor. Yani bu ülkelerde servetin tamamı özel aktörler tarafından kontrol ediliyor.

Rapora göre bu eğilim, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 10-20’sini özel sektörden borç alan hükümetler için Covid-19 kriziyle kötüleşti.

Raporun baş yazarı Lucas Chancel, “Covid-19 krizi, çok zenginler ile nüfusun geri kalanı arasındaki eşitsizlikleri derinleştirdi. Ancak zengin ülkelerde hükümet müdahalesi yoksullukta büyük bir artışı engelledi, yoksul ülkelerde durum böyle değildi. Bu, yoksullukla mücadelede sosyal devletlerin önemini gösteriyor” diyor.

Hükümetlerin servetlerindeki düşüş, eşitsizlikle ve iklim değişikliği gibi temel zorluklarla mücadele kapasitelerini sınırlıyor.

Özel servetteki artış da ülkeler içinde ve dünya düzeyinde eşitsiz oldu. Küresel milyonerler son birkaç yılda küresel servet artışının orantısız bir payını ele geçirdiler.

“Servet yeniden dağıtılmalı”

Ekonomistler, eşitsizliği gidermeye yardımcı olmak için servetin yeniden dağıtılması gerektiğini söylüyor. Servet vergisini öneren ekonomistler vergi kaçakçılığına karşı daha sert önlemler alınması için çağrıda bulunuyor.

Raporda, “Dengesiz servet birikimi göz önüne alındığında, mütevazı ve kademeli vergiler hükümetler için önemli bir gelir kaynağı olabilir” deniyor.

Paylaşın

Meteoroloji’den Kuvvetli Sağanak Ve Yoğun Kar Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), aralarında Mersin, Adana, Osmaniye, Kahramanmara, Hatay, Tunceli, Bingöl, Muş, Siirt, Şırnak, Hakkâri, Diyarbakır ve Batman’ında bulunduğu 26 il için kuvvetli sağanak ve yoğun kar uyarısında bulundu. MGM, sağanak ve kar yağışın etkili olacağı yerlerdeki vatandaşlara olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalı çağrısı da yaptı.

Haber Merkezi / MGM tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemiz genelinin çok bulutlu ve yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, genellikle yağmur ve sağanak, Ege ve Akdeniz kıyılarında gök gürültülü sağanak, Akdeniz’in Toroslar Mevkisi, Batı ve Doğu Karadeniz’in iç ve yüksek kesimleri ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunda karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde görüleceği tahmin ediliyor.

Yağışların; Mersin, Adana, Osmaniye ve Kahramanmaraş çevreleri ile Hatay’ın kıyı kesimlerinde kuvvetli ve çok kuvvetli (30-60 kg/m²) sağanak ve gök gürültülü sağanak, Akdeniz’in Toroslar Mevkii, Tunceli, Bingöl, Muş, Siirt, Şırnak ve Hakkâri çevreleri ile Diyarbakır ve Batman’ın merkez ve kuzey, Elazığ’ın doğu ilçelerinde kuvvetli karla karışık yağmur (20-50 kg/m²), yüksek kesimlerinde ise yoğun kar yağışı şeklinde olması bekleniyor. Bu gece saatlerinde iç ve batı kesimlerde pus, yer yer sis bekleniyor.

Hava sıcaklığının Marmara ve Ege’de mevsim normalleri civarında, diğer yerlerde mevsim normallerinin 2-4 derece üzerinde seyretmesi beklenirken, rüzgarın ise genellikle güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Orta ve Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’da güneyli yönlerden kuvvetli ve yer yer fırtına (30-90 km/sa) şeklinde esmesi bekleniyor.

Kuvvetli yağış uyarısı

Yağışların Mersin, Adana, Osmaniye ve Kahramanmaraş çevreleri ile Hatay’ın kıyı kesimlerinde kuvvetli ve çok kuvvetli (30-60 kg/m²) sağanak ve gök gürültülü sağanak, Akdeniz’in Toroslar Mevkisi, Tunceli, Bingöl, Muş, Siirt, Şırnak ve Hakkâri çevreleri ile Diyarbakır ve Batman’ın merkez ve kuzey, Elazığ’ın doğu ilçelerinde kuvvetli karla karışık yağmur (20-50 kg/m²), yüksek kesimlerinde ise yoğun kar yağışı şeklinde olması beklendiğinden sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, kuvvetli rüzgar ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.

Kuvvetli rüzgar uyarısı

Rüzgarın Orta ve Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’da güneyli yönlerden kuvvetli ve yer yer fırtına (30-90 km/sa) şeklinde esmesi beklendiğinden ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması, soba ve baca gazı zehirlenmesi ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

Marmara ve Ege Bölgesi

Marmara Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bu gece saatlerinde bölgenin güneyinde pus, yer yer sis beklenirken, Ege Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bu gece saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.

Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi

Akdeniz Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Mersin, Adana, Osmaniye ve Kahramanmaraş çevreleri ile Hatay’ın kıyı kesimlerinde kuvvetli ve çok kuvvetli (30-60 kg/m²) sağanak ve gök gürültülü sağanak, Akdeniz’in Toroslar Mevkisi’nde ise yoğun kar yağışı şeklinde olması bekleniyor. Bu gece saatlerinde Batı Akdeniz’in iç kesimlerinde pus, yer yer sis beklenirken, İç Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Doğusunun yükseklerinde gece ve sabah saatlerinde beklenen yağışların karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde görülmesi bekleniyor. Bu gece saatlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.

Karadeniz Bölgesi

Batı Karadeniz’in parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, genellikle yağmur ve sağanak, bölgenin iç ve yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur ve yer yer kar yağışı şeklinde görülmesi beklenirken, Orta ve Doğu Karadeniz’in parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, genellikle yağmur ve sağanak, bölgenin iç ve yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur ve yer yer kar yağışı şeklinde görülmesi bekleniyor. Rüzgarın; bölgenin iç kesimlerinde güneyli yönlerden kuvvetli ve fırtına (60-90 km/sa) şeklinde esmesi bekleniyor.

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi’nin çok bulutlu, bölge genelinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Malatya, Elazığ ve Iğdır çevrelerinde yağmur, yağış alan diğer yerlerde karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde görüleceği tahmin ediliyor. Yağışların; Tunceli, Bingöl, Muş, Siirt, Şırnak ve Hakkâri çevreleri ile Elazığ’ın doğu ilçelerinde kuvvetli karla karışık yağmur (20-50 kg/m²), yüksek kesimlerinde ise yoğun kar yağışı şeklinde görülmesi bekleniyor. Rüzgarın; güneyli yönlerden kuvvetli ve zaman zaman fırtına (30-70 km/sa) şeklinde esmesi beklenirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin çok bulutlu, bölge genelinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Genellikle yağmur ve sağanak şeklinde görülmesi beklenen yağışların; Siirt çevreleri ile Diyarbakır ve Batman’ın merkez ve kuzey ilçelerinde kuvvetli karla karışık yağmur (20-50 kg/m²), yüksek kesimlerinde ise yoğun kar yağışı şeklinde görülmesi bekleniyor.

Paylaşın

Özcan Erdoğan Kimdir? Hayatı, Eserleri

1974 yılında Tunceli’de dünyaya gelen Özcan Erdoğan, üniversite yıllarında kartpostal ve fanzinler çıkarttı. 1995’te İstanbul’a yerleşti. Bir grup arkadaşıyla İmlasız dergisini çıkardı.

Haber Merkezi / Özcan Erdoğan, İkaros Yayınları ve Karşı Yayınları ‘nın genel yayın yönetmenliğini ve Şiir Penceresi sitesinin editörlüğünü sürdürüyor.

1999’dan bu yana şiir, şiir üzerine yazı ve söyleşileri Altamira, Haliç Edebiyat, Yaba Edebiyat, Budala, Kavram Karmaşa, Üç Nokta, Ağır Ol Bay Düzyazı, Gösteri, Varlık, Edebiyat ve Eleştiri, Bahçe, Başka, Öteki-siz, Düşlük, Kül, Heves, E, Yom Sanat, Cumhuriyet Kitap, İmlasız, Bireylikler gibi dergilerde yayımlandı. Kitapları Dâhiler ve Aşkları (2008), Horozu Düşen Hayat (2009), Tarihi Liderler ve Aşkları (2010) ve Aşk Hakkında Düşünceler (2015).

Eserleri:

Dâhiler ve Aşkları (2008)
Horozu Düşen Hayat (2009)
Tarihi Liderler ve Aşkları (2010)
Aşk Hakkında Düşünceler (2015)

“Karşı aşk”

ordan oraya arsız sardunyalara
sığmıyor dolu pencereler
gösterişli bakışmalara
ipince sarkan bir yılan eğrisi
çıplak acımı emiyor doğrusu
aşklarım atlarım kadar huysuz
aldığı bıçağı bir çığlıkta saklıyor

içime atla gül bahçeme
hadi hazırlandım eskit sırtımı
aşk ki bir araya gelmek için yorulma isteği
karıncalanıyor önünde dirildiğimiz temmuz
güzelliğini taşıyor buğdaysı teninde
köpüren güneş hadi…

her mevsimin kuyruktaki bezgin halleri
nerde içinden ormanı inleten kıymık
çalar saatler gibi çaldım
geçip içime oturdum
çuval kurusuyla dolu unutulmuşlukların
gül düşürdüm yakamdan tanındım

“Singin”

ışıltılarla yıkanan aşkın o taze günü
kavuşturmaya çalışıyorduk o çocuk kucaklarımızı
salıncaklarla tutarak ağaçların nabzını:
alıp veriyordu içinden hızlı bir çiçeği
mahmude miydi yoksa neşide mi
adı eski bir şehrin alınlığıdır şimdi

dut dalıyla süpürürdü evini
ev dediğim yine o dutun altı
bakışları öksüz dokunuşları üvey
kapların kahırlı altları kalırdı ona
dalınlıklarını toplardı her kırıkta

biraz behrengi öyküsü biraz ferruhzad hayatı
ıslak pullarla kaplanmış uzak yaraları
aşktandı giydiği hüküm karanlığı
kem gözdü değdiği akmayan kandı bildiği
sonra sonra bir meryem meyli bir sessizlik yemini

gazap kuşları uçuştu ve kondu zindan ranzasına
hücrelerde bir bir seğiren gün
örümcek tutar o perdeleri çekmezdi
mahmude miydi yoksa neşide mi
ah eski bir şehrin alınlığıdır şimdi

bir ara bir bahçe katında
damarlı mermerlerin kıyısında orda
güneşten söz ettim parlattım amma
dünya ayrılıkla tutturulmuş bir yerdir dedi
gibi sustu açmadı kırık koynunu bir daha

“Yangı”

gölgesinde hangi bulutu beklettik de ayaküstü
kuru bir devede toplandık
ağızlar kalabalık kulak kimsesiz
yüz bulmadığımız kayıp kıta uzaklarda

elleri vardı suyun tuzunu kızdırdığı gemide kalan
mertliğin oturan kayalıklarda sallanan kolları
doldu cerahat dizkapaklarına akşamın
gene evler gene evler gene evler…

bunca yangı tetikte
üstümüze başımıza dağılacak gece
gıcırdayan yatak kösnül kapı
ezeli zelzeleden sızan ince yarıklara
çak kavlı kalın yorumları
hepsi hepsi bir orman yangınında
bir ağacın yakın bulunması

Paylaşın

Ömer Şişman Kimdir? Hayatı, Eserleri

25 Şubat 1980 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ömer Şişman, Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Heves, Ağır Ol Bay Düzyazı, Mahfil gibi dergilerde çalıştı. İstanbul’da yaşamakta ve 160. Kilometre adlı şiir dizisinin editörlüğünü yapmaya devam etmektedir.

Haber Merkezi / Ömer Şişman’ın şiirleri ilk kitabından itibaren deneysel gerçekçilik şeklinde tanımlanabilir. İlk kitabının yayınlanmasından sonra kendisiyle yapılan bir röportajda şiirlerini şöyle değerlendirir: “Hata Devam Ediyor bir girizgahtı. Bakarsınız, sonrası gelmeyebilir de; hayat devam eder öylece. Bilemiyorum. Bu şiirlerdeki dil sürçmeleri, sözcük türetmeleri vs. sadece değişik bir eda bulma isteğiyle giriştiğim şeyler değildi. Mecbur olduğum şeyi bulmaya çalışıyordum. Bu arayış devam edecek. Ama acelem yok, dinlemek de güzel”.

Kelimelerin anlamlarından başka şekillerde kullanmak, dil üzerinde oyunlar yapmak şiirlerinin belirgin özelliklerindendir. Şiir dilinin alışılmış özelliklerinin tamamen dışına çıkarak eksik kelimeler, eksik harfler kullanarak kendine has bir şiir dünyası oluşturmaya çalışır. Bâki Asiltürk, Şiir Yüklü Gemi adlı kitabının Ömer Şişman’la ilgili kısmında şairi, “çok yönlü bir gerçek algısı kuran ve görsel şiire açılımlar kazandıran” bir isim olarak değerlendirir. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

“Evren’in kalbi”

“Hangi hüzün ömürle sınırlı
Hepsi dönüp duruyor,
Ve acıtıyor Evrenin kalbini
Zaman, uzam tanımaksızın”

Her bildiği yaşamdan insanın,
Biraz ölüm kıyılanıyor ömrüne, biraz acı

-Bu cihanda bıraktığınız aksiseda, güzel efendim,
Çarptıkça yakıp dağlıyor kalbimi

Bir yıldız titriyor,
Dağ başında üşüyorum, yazgımız bir.
Matemini düşünüyorum, geceden kara, gözlerinden kara…
Senden kıyılanan acıyı!..

-Sizsiz ben, canım efendim,
Sükûnete, o soylu acıya müptelayım
Ve varıp varacağımız ölüme

İdare lambasında ancak görebiliyorum,
Buruşuklarından açtığım bir kâğıdı,
Sana yazmışım, geceymiş yine,
Son satırda eğiliyorum:
“Sen bir acıçiğdemsin!..”

Doğruluyorum,
Titrek alevinden usulca alıyorum gözlerimi,
O an görüyorum işte,
Gecenin karanlığından ağanı.

Paylaşın

Ömer Nida Bıçakçı Kimdir? Hayatı, Eserleri

1929 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Ömer Nida Bıçakçı, 11 Şubat 2004 yılında İstanbul’da hayata gözlerini yummuştur. Ömer Nida Bıçakçı, ilkokulu Mardin Gazipaşa İlkokulu’nda okuduktan sonra ortaokulu Kadıköy Kemal Atatürk Ortaokulu’nda sınavlara dışarıdan girerek bitirdi.

Haber Merkezi / Beyoğlu Atatürk Erkek Lisesi’ndeki eğitimini yarıda bıraktı. Adana Sümerbank Bez Fabrikasında puantör olarak çalışan Ömer Nida (1950-1959), daha sonra İstanbul’a yerleşerek Galatasaray Lisesi’nde yöneticilik yaptı (1959-1964). Şef olarak çalıştığı Akbank Genel Müdürlüğünden emekli oldu (1964-1974). İlk üyesi ve kurucularından olduğu Türkiye İşçi Partisi’nin Kartal İlçe Başkanlığını yaptı (1961-1968).

1952’de ”Gölgeli Dere” isimli şiiri 20. Asır dergisinde yer aldı. Türk Dili, Yelken, Yeni Ufuklar, Kayalık, Güzel Yazılar, Gerçek Sanat dergilerinde şiirleri; Cumhuriyet, Güneş, Milliyet, Evrensel ve Emek gazetelerinde yazıları yayımlandı. 1991’de Neyzen Tevfik Hiciv Yarışmasında birincilik ödülünü, 1998’de ise ”Bitmez Tükenmez İstanbul” adlı şiiriyle İstanbul Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği Gülhane Festivalinde başarı ödülünü kazandı. Şiir, hikâye, deneme, inceleme ve anı türlerinde eserler verdi.

Eserleri:

Şiir: İskeledeki Işık (1958), Bir Sürgün Mavi (1960), Kum (1985), Padişahlar Taşlaması (manzum gülmece, 1996), Aşk Kurultayı (Toplu Eserleri 2, söyleşi eklenmiş şekliyle, 1996), Padişahlar Taşlaması (gülmece koşuk, 1996), Dikenler de Okşanır (1985-95 arası yazılan şiirleri, 1996).

Öykü: Yaşayıp Gitmek (1996).

Anı, deneme, inceleme: İşçi Tiyatrosuna Doğru (Denemeler, 1970), Yarın Biz Konuşacağız (TİP anıları, 1989), Başlangıçtan Günümüze Kadın Romancılarımız (Derleme, 1991), Halk – Sanat İlişkileri (1996), Sanatta Kişilik Sorunu (1996), İçki, Meyhane ve Çilingir Sofrası (1998).

Araştırma, inceleme: Kadın Romancılarımız – Başlangıçtan Günümüze Kadar 1892-1991 (1991).

“İskeledeki Işık”

Tam vaktinde çıkageldin ‘Mimiko’
Deli sessizliğim düşerken ortalığa

……………

Çakıllar bir rüzgarlık yosun taşırdı,
Öğrendik eksiğini büyük solumamızın,
Ve bir tilcik yaşamak sanki,
Kavruk muydu geceler; gördük, öğrendik…

……………

Hadi kapat kirpiklerini, kapat ‘Mimiko’
İskeleden bir ışık bize bakıyor…

Paylaşın

Ömer Kayaoğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

1916 yılında Trabzon’un Maçka ilçesine bağlı Örnekalan (Mağura) köyünde dünyaya gelen Ömer Kayaoğlu, 3 Kasım 2001 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir.  İlkokulu Maçka’da, ortaokulu İstanbul’da Vefa Lisesinde bitirdikten sonra Kuleli Askeri Lisesine girer ve 1937’de liseyi, 1939’da Kara Harp Okulunu bitirir. Topçu subayı olarak orduya katılır.

Haber Merkezi / Türkiye’nin birçok yerinde görev yapar. Yarbay rütbesinde ve tabur komutanıyken kendi isteğiyle 1962’de emekliliğe ayrılır. Ömer Kayaoğlu, bakırcı bir ailedendir. Baba, dede mesleği bakırcılıktır. Kendisi de subaylıktan emekliliğe ayrılınca İstanbul’da Beyazıt Bakırcılar Çarşısı’nda baba sanatını, bakır eşya ticareti yaparak sürdürür. Ayilkin ve Sonay adında iki kızı Gündağ adında ise bir oğlu vardır. Eşi Yegâne Hanım, 16 Mayıs 1986 tarihinde vefat eder. Kayaoğlu, çok küçük yaşlarda çevresindeki “atma türkü” geleneğinden esinlenerek maniler söyler ve ilkokuldayken mevsimlerle ilgili bir şiir yazar. Kendisinin söylediğine göre bu manzumeden sonra öğretmenlerinin yüreklendirmesiyle şiire başlar.

Ortaokul yıllarında sürekli okuyan Kayaoğlu’nun ilk şiirleri, Doğuş Dergisi’nde yayımlanır. Henüz lise öğrencisiyken yayımladığı Bir Avuç Köpük (1936) ilk şiir kitabıdır. Uzun bir aradan sonra 1962’de ikinci şiir kitabı Kabuk’u yayımlar. 1982 yılı sonlarında 1935 ile 1979 yılları arasında yazdıklarından seçtiği 83 şiiri Şah Katı Düşleri adlı eserinde bir araya getirir. Ömer Kayaoğlu, şiirlerini çeşitli dergi ve yıllıklarda yayımlar. Doğuş, Yücel, İstanbul, Yirminci Asır, Aydabir, Kemalizm, Çağrı, Yeni Fırat, Ajans-Türk, Varlık Yıllıkları, Halay, Tarla, Türk Folkloru, Ekin, Karınca, Kıyı, Bando, Yugoslavya’da yayımlanan Birlik gazetesi ve Sevinç dergisinde şiirleri yayımlanan Kayaoğlu’nun şiirleri, Yugoslavya’da Türkçe okul kitaplarına da girmiştir. Ayrıca kendisi 1988’de, tanınmış şiir festivali “Struga Şiir Akşamları”na çağrılır.

Kayaoğlu’nun şiiri, yalın anlam dolu ve çok rahatlıkla söylenen, bellekte kalan dizelerden oluşur. Çoğu yerde ulusal nazım şekli hece ölçüsünü kullanır. Serbest ölçüyle de şiirler yazar. Fakat şiirlerinin çoğunluğunu hece ölçüsüyle yazdıkları oluşturur. Bazı şiirlerini, halk şiirlerinden esinlenerek koşma veya türkü, mani tarzında yazar. Koşma tarzında yazdıklarında çoğu kez Kayaoğlu tapşırmasını kullanır. Karadeniz’deki atma türkü biçiminden etkilendiği açıktır.

Ömer Kayaoğlu kendi yöresinin dilini ve deyimlerini şiirlerinde kullanır. Kendisi Trabzonlu olduğu hâlde mesleği gereği asker olarak gezdiği her Anadolu kentinin dilini, her Anadolu evlâdının dilini kapa kapa erite erite, İstanbul efendiliği içinde özümlediği bir dil oluşturur. Kısaca Kayaoğlu’nun şiirlerinde zengin bir kelime dağarcığının varlığı hemen anlaşılır. Yerli yerinde kullanılmış dizelerinde bir örgü vardır. Sade, açık, içten söyleyiş ön plandadır.

Ömer Kayaoğlu şiirlerinde halk kültürü ögelerine çokça yer vermiş, özellikle Trabzon yöresinin birçok âdet inanış ve geleneklerini şiirleriyle geleceğe taşımıştır. Kayaoğlu’nun şiirlerinde bölgedeki kutlama ve ritüellerin ayrıntılı olarak yer aldığı görülür. Ömer Kayaoğlu kemençe dinlemeyi çok sever. İstanbul’da yapılan Karadeniz şenliklerini hiç kaçırmaz. Her fırsatta kemençe dinler, duygulanır, kemençecileri tebrik eder, teşvik eder. Kayaoğlu birçok şiirinde kemençeyi anlatır. Ayrıca şiirlerinde meslek olarak ilgilendiği bakır kaplar ve bakırcılık da önemli bir yer tutar.

Ömer Kayaoğlu, Cumhuriyet Döneminin her türlü şiir akımının içinde bulunmuş, kiminden etkilenmiştir. Hem halk nazımıyla hem de yenilik tarzıyla şiirler yazmış bir şairdir. O şiire başladığı yıllarda (1934) divan şairleri vardı. Birinci Yeni, Garipçiler, İkinci Yeni vb. şiir akımlarını görür ve şiirin her türlüsünü dener. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Ömer Faruk Toprak Kimdir? Hayatı, Eserleri

14 Şubat 1920 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ömer Faruk Toprak, geçirdiği kalp krizi sonucu 20 Ağustos 1979 günü vefat etti. Ömer Faruk Toprak, Üsküdar Karacaahmet Mezarlığına defnedildi. 

Haber Merkezi / Ömer Faruk Toprak, liseden sonra üç yıl İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne devam etti. Öğrenimini yarım bırakarak Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü’nde memur olarak görev aldı. 1948’de memur olarak Petrol Ofisi’nde çalışmaya başladı ve 1972’de bu kurumdan emekli oldu. Bir süre toplumcu sanatçıları bir araya toplayan ‘Yürüyüş’ dergisinin son sayılarını çıkardı.

1940 kuşağının toplumcu gerçekçi şairlerindendir. İlk şiiri 1938’de “Servet-i Fünun Uyanış” dergisinde yayınlandı. Şiir öykü ve yazıları Yeni Edebiyat, Yeni Ufuklar, Varlık, Ant, Fikir ve Sanat, Yığın, Yön gibi dergilerde yayınlandı. Şiirin yanı sıra roman ve öykü yazarı olarak tanındı. İlk şiiri 1938’de yayımlandı. Başlangıçta ölçülü, uyaklı, duygusal nitelikli şiirler yazdı. Ardından toplumsal gerçekçi şiire yöneldi. Toplum sorunlarını içeren, barış kaygısı taşıyan, gerek klasik gerekse çağdaş şiir ölçülerini kullanarak uzun ve soluk gerektiren güzel şiirler yazdı. Ölümünden sonra eşi Füruzan Toprak tarafından 1980 yılında başlatılan Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü, geleneksel bir ödül olarak tanındı.

Eserleri:

Şiir: İnsanlar (1943), Hürriyet (1945, Suat Taşer ile), Dağda Ateş Yakanlar (1955), Susan Anadolu (1968), Ayışığı (1973), Tüm Şiirleri (1983, ölümünden sonra)

Roman: Tuz ve Ekmek (1972), Karşı Pencere (1975)

Öykü: Gönen Öyküleri (1979)

Anı: Duman ve Alev (1968)

“Ben Affedemem”

Kolay değil aşkı ve yaşamayı terketmek
Her akşam böyle mahsun değilim
Bir defa ayağa kalkıp konuşmaya başlarsam…
Kolay kolay susmaz bu yürek
Kollarını aç göğsünü aç ben geliyorum
Yaşamasını isterim her çocuğumuzun
Ağrıya gözyaşına pişmanlığa rağmen
Sana tekrar anlatmalıyım gelecek günleri
Yaşamak ve özgürlük inkar edilmeyecek
Görmeyeceksin artık korkulu rüyalar
Bir akşam üstü karşı karşıya oturup
Her sayfasında kan ve gözyaşı olan
İkinci dünya savaşının kitaplarını okuyacağız

Paylaşın