Nâzım Hikmet Ran Kimdir? Hayatı, Eserleri

15 Ocak 1902 yılında Selanik’te dünyaya gelen Nazım Hikmet Ran, 3 Haziran 1963 sabahı 06:30’da geçirdiği kalp krizi sonucunda yaşama veda etmiştir. Çok sayıda yazar ve sanatçının katılımıyla Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan tören sonrası ünlü Novo-Deviçye Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Haber Merkezi / İlköğretimini Göztepe Taşmektep, Galatasaray Lisesi ilk bölümü ve Nışantaşı Numune Mektebi’nde tamamladı. Heybeliada Bahriye Mektebi’nden deniz subayı olarak mezun oldu. Hamidiye Kruvazörü’nde stajyer subayı olarak görevliyken sağlık nedeniyle çürüğe çıkarıldı. İstanbul’un işgali üzerine Millî Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya geçti., Bolu Lisesi’nde kısa süre öğretmenlik yaptı.

Rus devrimini yakından tanımak isteğiyle Batum’dan üzerinden Moskova’ya gitti ve Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat öğrenimi gördü. Dönüşte Aydınlık dergisinde yazmaya başladı. Yayımlanan bir şiiri nedeniyle hakkında “gıyaben” tutuklama kararı çıktı. Bunu öğrenen Nâzım yeniden Rusya’ya gitti ve af çıkması üzerine Türkiye’ye döndü. Hopa’da tutuklandı ve bir süre cezaevinde kaldı. Özgür kalınca İstanbul’a yerleşen Nâzım, değişik gazete ve dergilerle film stüdyolarında çalıştı. ilk şiir kitabını yayımladı ve oyunlarını yazdı. Tekrar tutuklandıysa da Cumhuriyet’in 10. yılı nedeniyle çıkarılan aftan yararlandı. Orhan Selim takma adıyla, Aksam, Son Posta veTan gazetelerinde fıkra yazarlığı ve başyazarlık yaptı.

Düşüncelerinden ve yazılarından rahatsızlık duyan dönemin iktidarı, Kara Harp Okulu öğrencileri arasında propaganda yaptığı gibi uyduruk bir gerekçesiyle yargılanmasını sağladı ve Harp Okulu Askeri Mahkemesi’nce 15 yıl hapse mahkum edildi. Bununla da yetinilmedi ve Donanma içinde faaliyette bulunduğu gerekçesiyle de Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nce 20 yıla mahkum edildi. Toplam 35 yıllık ceza Türk Ceza Kanunu’nun 68 ve 77 maddeleri uyarınca 28 yıl dört aya indirildi ve Çankırı Hapishanesi’ne, oradan Bursa Hapishanesine gönderildi. Demokrat Parti’nin iktidara gelince genel af ilan etti. Nâzım’ı kapsam dışı bırakan yasaya karşı aydınlar ve hukukçular kampanya başlattılar. Nâzım Hikmet de hapishanede açlık grevine başladı. Bu gelişme üzerine cezası affedildi ve 13 yıl sonra özgür kaldı.

Özgür kaldıktan sonra iş bulamadı ve kitap yayımlayamadı. Bu kez de 50 yaşında askere alınma kararı çıktı. Zor durumda kalan ve öldürüleceğinden korkan Nâzım Hikmet, Refik Erduran’ın önerisiyle Romanya bandıralı bir gemiye binerek Türkiye’den ayrıldı. Demokrat Parti iktidarı çıkardığı Bakanlar kurulu kararıyla Nâzım Hikmet’i Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı.

Sovyetler Birliği’nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova (Hikmet) ile Moskova’da yaşadı. Yurt dışında bulunduğu süreçte Bulgaristan, Macaristan, Fransa (Paris), Havana, Mısır gibi ülkeleri gezdi, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı.

Nâzım Hikmet, hece vezniyle yazdığı ilk şiirlerini Yeni Mecmua, İnci, Ümit ve Celal Sahir (Erozan)’in çıkardığı Birinci Kitap, İkinci Kitap dergilerinde yayımladı. “Bir Dakika” adli şiiriyle Alemdar gazetesinin açtığı yarışmada birincilik kazandı. Rusya’dan döndükten sonra Aydınlık, Resimli Ay, Hareket, Resimli Her şey, Her Ay gibi dergilerde yazan Nâzım Hikmet cezaevine girdikten sonra yıllarca yayın yapamamıştır. Ancak, 1940’li yıllarda, Yeni Edebiyat, Ses, Gün, Yürüyüş, Yığın, Bastan, Barış gibi toplumcu dergilerde İbrahim Sabri, Mazhar Lütfi takma adlarıyla ya da imzasız olarak bazı şiirleri çıktı. Kuvâyi Milliye Destanı İzmir’de Havadis gazetesinde tefrika edildi. Destanı Yön dergisi yayınladı ve Nâzım’ı okurlarıyla buluşturdu.

Ömrünün çoğunu hapislerde geçiren şairin, dünyanın bütün dillerime çevrilen, ödüller alan şiirleri memleketinde yasaklandı. Uzun yıllar süren yasağın izlerine günümüzde de rastlamak olası. Oysa Nâzım Hikmet, Çağdaş Türk şiirinin öncüsü, serbest nazımın ilk uygulayıcısıdır. Uluslararası bir üne sahip olan şair dünyanın en büyük şairleri arasında gösterilmektedir.

Eserleri;

Şiir;

835 Satır
Jokond ile Si-Ya-U
Varan 3
1+1=1
Sesini Kaybeden Şehir
Benerci Kendini Niçin Öldürdü
Gece Gelen Telgraf
Portreler
Taranta Babu’ya Mektuplar
Kurtuluş Savaşı Destanı
Saat 21-22 Şiirleri
Şu 1941 Yılında
Memleketimden İnsan Manzaraları
Rubailer
Dört Hapishaneden
Yeni Şiirler
İlk Şiirleri
Son Şiirleri
Yatar Bursa Kalesinde

Roman;

Kan Konuşmaz
Yeşil Elmalar
Yaşamak Güzel Şey be Kardeşim

Öykü;

Hikayeler
Çeviri Hikayeler

Oyun;

Kafatası
Bir Ölü Evi Yahut Merhumun Hanesi
Unutulan Adam
İnek
Ferhat ile Şirin
Enayi
Sabahat
Yusuf ile Menofis
İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu

Yazılar;

İt Ürür Kervan Yürür
Alman Faşizmi ve Irkçılığı
Millî Gurur
Sovyet Demokrasisi

Mektuplar;

Kemal Tahir’e Hapishaneden Mektuplar
Cezaevinden Memet Fuat’a Mektuplar
Bursa Cezaevinden Vâ-Nû’lara Mektuplar
Nâzım’ın Bilinmeyen Mektupları
Pirâye’ye Mektuplar

Masal;

La Fontaine’den Masallar
Sevdalı Bulut

(Kaynak: siirakademisi.com)

Paylaşın

Namık Kemal Kimdir? Hayatı, Eserleri

21 Aralık 1840 yılında Tekirdağ’da dünyaya gelen Namık Kemal, 2 Aralık 1888 yılında Sakız Adası’nda hayatını kaybetti. Gelibolu’da Bolayır’da gömüldü. Asıl adı Mehmed Kemal’dir. (Namık adını ona şair Eşref Paşa vermiştir.)

Haber Merkezi / Küçük yaşta kaybetti, dedesinin yanında büyüdü. Çocukluğu Rumeli ve Anadolu’nun çeşitli kentlerinde geçti. Özel öğrenim gördü, Arapça ve Farsça öğrendi. On sekiz yaşında İstanbul’a babasının yanına döndü. Babıali Tercüme Odası’na kâtip olarak çalışmaya başladı. girdi. Dönemin önemli düşünür ve sanatçılarıyla tanışma olanağı buldu. Yeni Osmanlılar adlı gizli derneğe katıldı. Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin görüşleri doğrultusunda yayın yapan Tasvir-i Efkâr gazetesinde hükümeti eleştiren yazılar yazdı. Gazete kapatıldı. İstanbul’dan uzaklaştırılmak için Erzurum’a vali muavini olarak atandı. Göreve gitmedi ve Ziya Paşa’yla birlikte Paris’e kaçtı.

Bir süre sonra Londra’ya geçti ve Ali Suavi’nin çıkardığı ‘Muhbir’ gazetesinde yazmaya başladı. Daha sonra Hürriyet adlı bir gazete çıkardı. Hüsnü Paşa’nın çağrısı üzerine İstanbul’a döndü. I. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü. Şura-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu. Kanun-î Esasi’yi (Anayasa) hazırlayan kurulda görev aldı. II. Abdülhamid’in Meclis-i Mebusan’ı kapatması üzerine tutuklandı. Beş ay kadar tutuklu kaldıktan sonra Midilli Adası’na sürüldü. Midilli mutasarrıfı oldu. Aynı görevle Rodos ve Sakız Adası’na gönderildi.

Türk Edebiyatında öncü niteliği bulunan şair ve tiyatro yazarıdır. “Vatan şairi” olarak da anılır. Küçük yaştan itibaren şiirle uğraşmaya başladı. İlk  şiirlerinde tasavvuf etkileri görülür. Türk şiirini Divan şiirinin etkisinden kurtarmaya çalıştı. Vatan Şairi diye de onurlandırıldı. Özellikle “İntibah” isimli romanı ve “Vatan, Yahut Silistre” isimli tiyatro oyunu ile tanındı. İlk romanı “İntibah” 1876’da yayınladı.

Ruhsal çözümlemelerinin, bir olayı toplumsal ve bireysel yönleriyle görmeye çalışmasının yanı sıra, dış dünya betimlemeleriyle de İntibah Türk romanında bir başlangıç sayılır. Romanı ve tiyatroyu toplumsal yaşama soktuğu gibi, edebiyat eleştirisini de Türkiye’ye ilk getiren kişilerden biri oldu. En önemli eleştiri eserleri Tahrib-i Harâbât ile Takip. Gazeteci olarak da Türk kültürü içinde önemli bir yeri var. Döneminin hemen hemen bütün yenilik yanlısı ve ilerici gazetelerinde yazıları yayınlandı. Siyasal ve toplumsal sorunlardan edebiyat, sanat, dil ve kültür konularında 500 kadar makalelesi vardır.

Eserleri;

Oyun:

Duranoğulları (1831)
Vatan Yahut Silistre(1873)
Zavallı Çocuk(1873)
Akif Bey(1874)
Celaleddin Harzemşah(1885)
Kara Bela(1908)
Gülnihal
Bir Zamanlar Gızanken

Roman:

İntibah, 1876 (yeni harflerle, 1944)
Cezmi, 1881 (yeni harflerle, 1969)

Eleştiri:

Tahrib-i Harâbât (1885)
Takip (1885)
Renan Müdafaanamesi (1908, yeni harflerle 1962)
İrfan Paşa’ya Mektup (1887)
Mukaddeme-i Celal (1888)

Tarih:

Devr-i İstila (1871)
Barika-i Zafer (1872)
Evrak-ı Perişan (1872, yeni harflerle 1973)
Kanije (1874)
Silistre Muhasarası (1874, yeni harflerle 1946)
Osmanlı Tarihi (1889, ölümünden sonra, yeni harflerle 3 cilt, 1971-1974)
Büyük İslam Tarihi, (1975, ölümünden sonra)

Paylaşın

Naime Erlaçin Kimdir? Hayatı, Eserleri

1946 yılında Adana’da dünyaya gelen Naime Erlaçin, halen Ankara’da yaşamaktadır. Lise sonrasında, bir süre ABD’de okuduktan sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne devam eden Naime Erlaçin, Sosyal Bilimler Ana Bilim Dalı, Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde lisansüstü (MS) çalışmasını tamamlayan Naime Erlaçin’in şiir ve yazıları Hayal, Simge, Mor Taka, Varlık, Yasakmeyve, Kıyı, Ada, Bireylikler, Yeni Düşün, Deliler Teknesi, Her Şeye KARŞIN, Lara, Kedi, Sonra-Edebiyat, Onaltıkırkbeş, Enkoyu, Lacivert Sanat-E gibi dergilerde; Borges Defteri Kültür-Sanat portalında; Taka ve Yeni Adana gazetelerinde; 2006 Yeni Şiirler Antolojisi’nde yayımlandı.

Eserleri;

6. dekad
Zerenze
Galileo
Şikayetname
Bir tutam tuz

“An ve Anlam!”

aşkla tanımlar kişi kendini
ipini çeker sonra darağacında
mezarında kükrer yeniden
kül kalıntıları sorgular tinden

ateş kuşu
şiir tanrısı ve
magmada son bulur serüven

harf aldatmaz bir tek!
yontar sesini çığlığın bilirim
ışıltısını saklar sözün hamurunda çünkü dil

kristal nidalarda
kesif bir hüzün kuşanır narin kırılmalar
bıçak ezgilerde nihayetlenir çıkmaz sokaklar
yorgun sahafların
gürgen kokulu eskimiş raflarında veya

aşka yarılır sözün mücerret tohumu
geç kalmış bir bahar gecesinde
zifir gibi!
iblisini karşılar insan
bir yüz düşer ansızın yüzüne
çehresinde yırtılır beklenen tan

o an ki ışık yüklüdür
ve yaşam

aşktan anlamlanan!

“Gazel Sarısı”

başka yolu yok
yağmur tozu serpeceksin saçlarıma
veya dördüncü zamanın
çürüyen tenimde küf tutacak toprağına

içime konuşur gibiyim nicedir
çınar altlarında arama suretimi
yaprak hışırtısından sorma hiç
böyle yetim akıyor nehrim
___söğüt küs
:
yosun tutmaz oldu su kenarları…

nicedir kum masallara bağışlandım
onlar ki dilsiz ve sağırdırlar
cinlerden vergi bir sayrılık böğrümde
kıyasıya yüzleştiğim
kırık dökük heceler dans ediyor eteklerimde
işgalci hüznümle dörtnala koşan infazcı dilim bir de

susacak elbet nal sesleri bir gün
dalını yitiren serçeler yas tuttuğunda
gideceğim rüzgarın oğlu ey!
şarkılar gülmeyi unuttuğunda…

solgun mevsimlerin en şaşaalısı
___aşkı bilenim!
sararmış yapraklara yazdığım divanı yakmak
yine sana kaldı
ellenmeden solan delifişek düşlerim adak ağaçlarında

‘bir yağmur inmeli’ diyorum gazel sarısına
yok başka yolu anla!

bir yağmur ki boylu boslu
____hüznümün endamında…

“Dışbükey”

ehram taşlarıyla sırtında nereye kadar yürür insan
nasıl sevişir uykuda kurumuş dudaklar
zulümden ruhsatlı asırlar eteğinde

susuzdur zaman
açgözlü ve masum
kanatlanır us
muhakeme iflas eder yangın isinde
çatlak tenli bir kitabe kadar ahraz kalınır
rahmet özleyen mezar sessizliğinde

içimin divane atı koşar orada
şahlanır dörtnala!
delirmiş ırmağın kıyısında kişneyerek
serüvenin kanlı teri siner serazad yelesine

koşumsuz at çılgınlığından ne anlar insan!
sırrını çözer mi suyun ve ateşin ve rüzgarın
dışbükey bir aynanın pitoresk inikasından
ne anlar! kader karasında büyüyen sevda sarısından

göğsünde sebepsiz bir hançerden ne anlıyorsa
o kadar işte!

bu ne bu?

bilemedin ey insan!
uçuşan yelelere sakladığın yalnızlık
yol arkadaşındı senin

Paylaşın

Naim Kandemir Kimdir? Hayatı, Eserleri

1961 yılında Samsun’da dünyaya gelen Naim Kandemir, ilk, orta ve lise eğitimimi Samsun’da bitirdi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olan Kandemir, özel firmalarda yöneticilik yaptı. 2003 yılında Çanakkale’ye yerleşti.

Haber Merkezi / 1983 yılında henüz üniversitede öğrenci iken arkadaşlarıyla birlikte açtığı Mayıs yayınlarından “Görüşmek üzere” isimli ilk şiir kitabını çıkardı. Aradan 26 yıl geçtikten sonra 2009 yılında yine bir şiir kitabıyla Camın Buğusuna Yazılanlar’la okuyucusunun karşısına çıktı. Sonra art arda kitapları yayınlandı.

2011’de “Bir Dakikalık Hikayeler” raflarda yerini aldı. Kendi çocukluğundan hareketle eğlenceli bir üslupla kaleme aldığı “Benim Amarcord’um” ve yine 78 kuşağına denk gelen gençlik yıllarında verdiği mücadeleden anlatıların bulunduğu 2015 basımı “Ömrümüzü Hayat Yaptığımız Yıllar” isimli kitabıyla karşımıza çıktı. Son olarak farklı bir yapım olan İnziva Diyaloları’nı okuruyla buluşturdu.

“Ömrümden biriktirdim seni”

                                                    Sema’ya

Boşluğa açılıyor evimin tüm kapıları
Dışarıya hangi mevsim gelmiş bilemiyorum
Yunuslar yok yaz bitmiş
Üşüyor ellerim
Haşim’in bir sokak ressamından getirdiği
Kübalı kedileri seviyorum
Sarı Küba sokakları gözlerimde yanıyor

Bahar gelmiş duyuyorum kıpır kıpır
Çocuk sesleri yükseliyor gökyüzüne
Peşlerinden bakıyorum anlayarak
Adının ne kadar yakıştığını sana
Yırtıyorum zaman yazan tüm reçeteleri
Neyi unutayım ki?
Ömrümden biriktirdim ben seni.

“Burcum sensin”

Yenilmişliğimiz konuşuldu günler geceler boyu
Nafile uğraşlar edindim kendime
Bir bir aşıp yarattığım engelleri sonunda kendime vardım

Ne zaman sakin bir köşe bulsam
Sözcükleri dizeleri ceplerimden çıkarıp
Sevip güzelleştirdim
Tarihi anlatanlar da bilmedi kahramanların
Bir büyük hayatta figüran olduklarını
Yalan söyleyip aynalara baktım
Aynalar gözüme oturdu
Değer miydi bunca yaşadığım
Doğururken annemin akıttığı kana?
Nasıl yanıtlarım bu soruyu bunu öğrenmeliyim

Nedense benden büyük kadınların ilgisini çektim
Yine de en çok küçük kara bir kız sevdi beni
Burcumu bilmiyor hâlâ o
Çünkü hiçbir burca girmiyor doğum tarihim

Yanlış da yazabilir doğum tarihimi nüfus memuru
Burcum sensin karakız gülüşünü eksik etme.

“’78 buçuk”

Nasıl yaşanır onca yıl?
Aynı sokak, aynı ev, aynı masa
Hep aynı saatleri aynı yerlerde geçirmek
Ne tuhaf, şimdi bakmak gençlik yıllarına

Sokak, ev, masa kıskacında
Nasıl kurulur bir dünya?
Hayat akıp giderken göz1erinizden
­Dil yorulmadı mı gözün gördüğünden?

Bağımlılık, düzen, bordro, güvenlik. . .
Kuru bir çeşme kendine yük­
Kim kurtulmuş fırtınadan kapanarak kamaraya?

Bak nasıl da geçiyor dalgaların arasından
eli burnunda bir taka.

Paylaşın

Nabi Kimdir? Hayatı, Eserleri

1642 yılında Şanlıurfa’da dünyaya gelen Nâbi, 12 Nisan 1712 yılında İstanbul’da vefat etmiş, Üsküdar’da Karacaahmet Mezarlığına gömülmüştür. Asıl adı Yusuf’tur. Hacı Gaffarzadeler diye bilinen ve âlimler yetiştirmiş bir ailedendir. Babasının adı Seyyid Mustafa’dır. Urfa’da iyi bir öğrenim görerek Arapça ve Farsçayı şiir yazacak derecede öğrendi. Arzuhalcilik (dava vekili) yaptı.

Yirmi dört yaşlarında İstanbul’a (1665) giderek Musahib Mustafa Paşa’ya sunduğu medhiye üzerine onun divan kâtibi oldu. 1671’de yapılan Lehistan seferine IV. Mehmed’le birlikte katıldı. Kamaniçe Kalesinin fethi üzerine yazdığı Fetihnâme ile padişahın büyük ilgisini gördü. 1678 yılında hacca gitti. Dönüşünde kethüdalığa (kâhya) tayin edildi. Mustafa Paşa’nın Kaptan-ı Derya (Deniz Kuvvetleri Komutanı) göreviyle saraydan uzaklaştırılarak Mora’ya gönderilmesi sırasında onun yanında bulundu. Paşa’nın ölümünden sonra da Halep’e gitti.

Devletçe sağlanan özel imkânlardan yararlanarak yirmi beş yıl rahat bir hayat yaşadığı Halep’te evlendi ve eserlerinin büyük bölümünü orada yazdı. Ayrıca bu dönemde İstanbul, Manisa ve Erzurum’daki dostlarıyla yazışarak onlara şiirler ve tebrik kasideleri gönderdi. Halep’e vali olarak gelen Baltacı Mehmet Paşa’nın sadrazamlığa getirilmesi üzerine onunla birlikte İstanbul’a (1710) döndü. İstanbul’da üstad bir şair olarak büyük saygı gördü. Şeyhü’ş-şuara (şairlerin en büyüğü) sayılmaya başlandı. Ömrünün son yıllarında Darphane Eminliği  görevinde bulundu. Ağır hasta iken yazdığı ve ölüm tarihini belirttiği kıta mezar taşına işlendi. Karacaahmet Mezarlığında gömülüdür.

Osmanlı hükümdarlarının altısını gören Nâbi’nin devri, yeniçerilerin başkaldırdığı, vezirlerin mal ve mülkünün gasp edildiği, devletin siyasî ve sosyal durumunun bozulmaya başladığı, Osmanlının duraklama dö-nemidir. Bu dönemde saraydan ve devlet büyüklerinden yardım umarak onlara nazireler yazan pek çok şair türedi. Nâbi, bu şairler arasında farklı bir tarz geliştirmeyi başardı. Kendisini takip edenlerle birlikte bir “Nabi mektebi” kurdu. Bu mektebin başlıca özelliği, bilgi ve düşünce unsurlarını didaktik (öğretici) bir zihniyetle ifade etmekti. Nabi’nin oğluna da sade, mütevazı bir hayat sürmesini, felsefe hariç bütün ilimleri, özellikle dinî ilimleri öğrenmesini, hayatını her zaman “orta tabaka” içinde sürdürmesini önerdiği bilinmektedir. Şiirlerinde sık kullandığı “terazi” imgesi, hayatının sürekli bir denge arayışı içinde olduğunu ortaya koyar.

Şeyhi’nin kaydettiğine göre; “sohbeti leziz, külfetsiz, seriü’l intikal, bediü’l-irtical, gayet güzel ve tatlı konuşan” bir kimsedir. Şeyhülislâm Mehmed Esad Efendi onun güzel besteler yaptığını, musikîde de üstat olduğunu belirtir. Bu yönünün eserlerine gizli bir lirizm kazandırdığı söylenmektedir. Doğu dillerini ve İslâm ilimlerini iyi bilen, İslâm medeniyeti edebiyatına vakıf olan şair, divan şiirinde konu olarak hep aynı temaların seçilmesini ilk eleştiren şairdi. Didaktik şiire büyük önem veren Nabi, devrinin bozulan sosyal, siyasî, ahlâkî durumu karşısında insanları dine, ahlâk ve fazilete çağırdı.

Şiirlerinde, özellikle mesnevi tarzında yazdıklarında, tasavvuf ve hikmet konularına geniş yer verdi. Eserlerinde Osmanlı toplum düzeni hakkında görüşlerini de ayrıntılı olarak dile getiren Nabi; para, mevki ve eğlence ihtirasını da eleştirir. O, bu yönüyle devrinin sosyal ve tarihî olaylarının bir aynası olarak görülmektedir. Elli yıldan fazla süren sanat hayatı süresince, devrinin ihtiyaçlarına uygun eserler vererek çevresinin düşünüş ve sanat anlayışı üzerinde önemli bir tesir ortaya koydu. Divan şiirinde bir yenilik gibi görünen bu tarz, daha sonraki yüzyıllarda daha büyük bir önem kazandığı için şairin etkisinin de uzun süreli olduğu değerlendirmesi yapılmıştır.

Gazelde açık bir dille yazmanın gerekliliğini öne sürmüşse de kimi gazellerinde bu kurala uymadığı, karmaşık, bol sanatlı ve ağdalı bir dil kullandığı görülür. Ancak didaktik şiirlerinde fikrini söz sanatlarıyla süslemeden, doğrudan anlatma yolunu seçtiği ve sade bir dil kullandığı için beyitleri birer vecize gibi günümüze kadar ezberlenerek gelmiştir. Bu yönüyle Divan edebiyatında Bağdatlı Ruhi’den sonra bu tarz şiirin en büyük temsilcilerinden sayılır. Kusursuz dili ve sağlam tekniğiyle de edebiyatımızın en büyük şairleri arasında yer alan Nabi, şiirlerinde İstanbul Türkçesini kullanır. Sözlüklerden kelime taramak suretiyle gazel yazanlarla da şu beyitte olduğu gibi alay eder:

“Ey şi’r meyânında satan lafz-ı garîbi

Divan-ı gazel nüsha-i kâmus değildir”

Devrin önemli şairlerinden olan Sâbit, Râmî Mehmed Paşa, Sâmî, Seyyid Vehbî, Koca Ragıp Paşa gibi şairler, “Nabi mektebi”ne mensup olup şiirlerini onun etkisi altında yazmışlardır. Nabi’nin Türkçe Divan’ı hacim bakımından eski edebiyatın en büyük divanları arasındadır. Ayrıca, yaşadığı devrin özelliklerini yansıtması bakımından önemi büyüktür. Eserdeki şiirlerin çoğunluğunu hikmet ve tasavvuf unsurları oluşturur. Tercüme-i Hadis-i Erbain, Cami’nin kırk hadis tercümesinden yapılmış nakillerdir (Gen. bilgi için bkz. Abdülkadir Karahan, İslâmî Türk Edebiyatında kırk hadis toplama, tercüme ve şerhleri, 1954 ve Kırk Hadis Çevirisi, Necip Âsım tar. Millî Tetabbular Mecmuası, s. 4. 1912). Hayriyye adlı eseri, şairin oğlu Ebulhayr için Halep’te yazdığı mesnevi şeklinde bir nasihatnamedir. Hayrabad, Feridüddin Attar’ın eserinin genişletilerek yapılmış bir tercümesi olup mesnevi şeklindedir ve Fransızcaya da çevrilmiştir (1887).

Surname, 1675’te Edirne’de IV. Mehmed’in şehzadeleri için yapılan sünnet düğününü tasvir eden manzum bir eserdir (Geniş bilgi için bkz. Âgah Sırrı Levend, Nabi’nin Surnamesi, 1944). Fetihname-i Kamaniçe, içinde manzum parçalar da bulunan bir eser olup, Lehistan seferine dair bir gazavatnâmedir (Tarih-i Kameniçe adıyla basıldı, 1864). Tuhfetü’l-Harameyn (1849) şairin hac seyahatinin izlenimlerini dile getiren mensur bir eserdir. Zeyl-i Siyer-i Veysî adlı eser, Veysi’nin Hz. Peygamber’in doğumundan Bedir Savaşına kadar gelen hayatını içine alan siyer (Hz. Peygamber’in hayat hikâyesi) kitabına zeyl (ek) olarak yazılmıştır ve Mekke’nin fethine kadar dönemi içine alır (Bulak, 1832). Münşeat adlı eser ise şairin özel ve resmî mektuplarını içine alan bir mecmua olup devrinin sosyal hayatıyla ilgili örnekler içermektedir.

“Nabî’nin ekol sahibi oluşu, onun düşünmeye ve düşündürmeye ağırlık veren sanat anlayışıyla yakından ilgilidir. İnsan, hayat ve toplumla ilgili görüşlerini, çağının huzur ve sükundan yoksun insanına doğru yolu göstermeyi, öğüt vermeyi amaç edinmiş düşüncelerini, Nabî şiirinde vermeye çalışmıştır.” (Mine Mengi)

Eserleri;

Divan (1841, 1875), Divançe (Farsça), Terceme-i Hadis-i Erbain (kırk hadis çevirisi, Necip Asım tar. Millî Tetabbular Mecmuası, s. 4. 1912), Hayriyye (Halep’te iken oğlu Ebulhayr için yazdığı ahlâk öğütleri veren mesnevisi, 1889. Fransızcaya da çevrilmiştir. 1887), Hayrabad (mesnevi, yaz. 1705), Surnâme (1675 yılında IV. Mehmed’in şehzadeleri için Edirne’de yaptırdığı sünnet düğünlerini anlatır. Agâh Sırrı Levend tar. Nâbî’nin Surnamesi adıyla, 1944), Fetihnâme-i Kameniçe (düz yazı, Lehistan seferini anlatır, Tarih-i Kameniçe adıyla, 1864), Tuhfetü’l-Haremeyn (Hac yolculuğunu anlatan gezi notları, düzyazı, 1849), Zeyl-i Siyer-i Veysî (Veysî’nin Siyer kitabına zeyl, Bulak, 1832), Münşeât -ı Nâbî (özel ve resmî mektupları).

(Kaynak: biyografya.com)

Paylaşın

Meteoroloji’den Bir Çok İl İçin Kuvvetli Yağış Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), aralarında İstanbul, Kocaeli, Bursa, Yalova, Balıkesir, Manisa ve Çanakkale’nin de bulunduğu bir çok il için kuvvetli yağış uyarısında bulundu. MGM, kuvvetli yağışın etkili olacağı yerlerdeki vatandaşlara olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalı çağrısı da yaptı.

Haber Merkezi / MGM tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemizin kuzey, iç ve batı kesimlerinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Marmara, Ege, Batı Akdeniz, Eskişehir, Bolu, Düzce, Zonguldak çevreleri ile Ankara’nın batı kesimlerinin yağmur ve sağanak, Kıyı Ege ile Batı Akdeniz kıyılarının yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Kıyı Ege, İstanbul, Kocaeli, Bursa, Yalova, Balıkesir ve Manisa çevreleri ile Çanakkale’nin güney kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Doğu kesimlerde yer yer pus ve sis bekleniyor.

Hava sıcaklığı İç Ege ile Batı Karadeniz kıyılarında 3 ila 5 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin edilirken, rüzgarın ise genellikle güney ve güneydoğu, Güneydoğu Anadolu’da kuzeyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Akdeniz’in iç kesimlerinde güneyli yönlerden kuvvetli (40-60 km/sa) olarak esmesi bekleniyor.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

Marmara ve Ege Bölgesi

Marmara Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların İstanbul, Kocaeli, Bursa, Balıkesir ve Yalova çevreleri ile Çanakkale’nin güney kesimlerinde yerel olarak kuvvetli olması beklenirken, Ege Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Kıyı Ege ile Manisa çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor.

Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi

Batı Akdeniz’in çok bulutlu ve aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, Orta ve Doğu Akdeniz’in parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın, iç kesimlerinde güneyli yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) olarak esmesi beklenirken, İç Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve az bulutlu, batı kesimlerinin yer yer çok bulutlu Eskişehir çevreleri ile Ankara’nın batı kesimlerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bu gece ve sabah saatlerinde doğu kesimlerinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.

Karadeniz Bölgesi

Batı Karadeniz’in parçalı ve çok bulutlu, Bolu, Düzce ve Zonguldak çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin edilirken, Orta ve Doğu Karadeniz’in parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Bu gece ve sabah saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Bölge genelinde yer yer pus ve sis beklenirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Doğu kesimlerinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Koca’dan Omicron Açıklaması

Kovid 19’da son 24 saatte 17 bin 956 yeni vaka tespit edilirken, 182 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Ülkemizde toplam 6 kişide Omicron varyantı tespit edilmiştir. Biri İstanbul’da, 5’i İzmir’dedir” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 345 bin 754 test yapılırken, 17 bin 956 yeni vaka tespit edildi. 182 kişi hayatını kaybederken, 22 bin 648 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan Omicron açıklaması

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Ülkemizde toplam 6 kişide Omicron varyantı tespit edilmiştir. Biri İstanbul’da, 5’i İzmir’dedir. Bu 6 kişi Covid-19’u hafif belirtilerle geçirmektedir. Hastaneye yatırılmalarına ihtiyaç olmamıştır. Vatandaşlarımız kaygılanmamalı, tedbirlere uymalı, eksik aşılarını tamamlamalıdır.

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Bayburt takip etti.

Paylaşın

TBMM Genel Kurulu’nda Almanca Ve Kürtçe Gerilimi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Milletvekili Feleknas Uca, Meclis Genel Kurulu’nda Milli Eğitim Bakanlığı ve bağlı kuruluşların bütçeleri görüşülürken anadilde eğitime ilişkin konuştu. Anadilde eğitim engelini eleştiren Uca, konuşmasını tamamladıktan sonra “Şimdi bu konuşmamı çok dilli bir vekil olarak Almanca ve Kürtçe tekrar yapacağım” dedi.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre; Uca bu sözlerin üzerine önce Almanca konuşmaya başladı. AK Parti ve MHP sıralarından tepkiler yükselirken TBMM Başkanvekili Haydar Akar, Uca’ya müdahale etti ve “Sayın hatip, belki bir kelime belki bir cümle olabilir ama hangi dil olursa olsun bir metin okunamaz. Resmi dilimiz Türkçe” dedi.

Uca Almanca konuşmasını bitirdikten sonra konuşmasının bir kısmını Kürtçe olarak da tekrar etti.  Akar, tepki gösteren MHP ve AK Partililere “Hatip iki dilde daha konuşmasını tekrarlayacağını söyledi. İlk konuşması Almancaydı, Almanca da olsa, İngilizce de olsa Fransızca da olsa ana dilde de olsa mutlaka birkaç kelime söylenebilir ama bir metin uzun süre kullanılamaz.  Çünkü Türkiye’nin resmi dili Türkçedir. Zaten hatip de bir metnin tümünü okumamıştır” diyerek oturuma devam etti.

“Eğitim kurumlarını kapatıyorsunuz”

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine dair söz alan HDP Dış İlişkilerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Feleknas Uca, Türkiye’de çok dilli bir kültür olduğunu ancak anadil de eğitimin yasak olduğunu söyledi. Uca, “Türkiye’deki tüm halkları bu haktan mahrum eden hükümetin, Kürtçeye yönelik baskıları ise anadilde eğitimin çok ötesindedir. Okullarda Kürtçenin seçmeli ders olmasıyla, Kürtçe Radyo-TV açmakla övünüyorsunuz ancak Kürtçe eğitim veren kurumları kapatıyorsunuz.

Kürt dili eğitimi veren akademisyenleri tutukluyorsunuz. Genel Kurul’da Kürtçeye tahammül edemediğiniz için mikrofonları kapatıyorsunuz. Kültür sanat etkinliklerini yasaklıyorsunuz. Kürtçeye duyduğunuz rahatsızlık öyle bir boyuta gelmiş ki ülke içindeki müdahaleler yetmemiş, Tokyo üniversitesinde başlayan Kürtçe derslerin kaldırılması için Japonya’ya baskı yaptınız” dedi.

“Neden Kürtçeden korkuyorsunuz?”

AB’nin başkentinin içinde olduğu Belçika’nın üç, İsviçre’nin dört, Hindistan’ın bölgelerde de konuşulmak üzere 22 resmi dili olduğunu belirten Uca, şunları söyledi: “Birleşmiş Milletlere üye yüz kırk üç ülkenin, birden fazla resmi dili var. İsveç eğitim sistemi, evde konuşulan dili eğitimde de geçerli dil olarak kabul etmekte ve en az beş kişilik grup oluştuğunda, belediyeler anadilde eğitimin verilmesiyle yükümlü oluyor.

Ancak bu ülkelerin bölünme korkusu yok. Çünkü çok kültürlü ve çok dilli olmanın bir ülkeyi bölmeyeceğinin, aksine zenginleştireceğinin, sizden başka herkes farkında. Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya’ya yaptığı ziyaretlerde sık sık, Türkler için anadilde eğitim talebinde bulunuyor.

Fakat Almanya’da ilkokuldan itibaren zorunlu anadil eğitimi veriliyor. Şimdi soruyorum size; Almanya’da talep ettiğiniz anadil eğitiminden, Türkiye’de neden rahatsızlık duyuyorsunuz? Siz neden Kürtçeden bu kadar korkuyorsunuz? İnsanların kendilerini anadilinde ifade etmesinin, eğitim almasının size ne zararı var?”

Paylaşın

DİSK’ten ‘Asgari Ücret’ Mitingi: En Az 5200 TL Olsun

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), İstanbul Kartal’da büyük bir miting düzenledi. Asgari ücretin net 5 bin 200 lira olması talebiyle ve ‘geçinmek istiyoruz’ şiarıyla yapılan mitinge toplumun her kesiminden yurttaşlar katıldı.

Sadece asgari ücretliler değil emeklilikte yaşa takılanlar, öğrenciler, kamu emekçileri, emekliler, sağlık çalışanları ve gazeteciler de mitingdeki yerini aldı. Mitinge Türkiye Komünist Partisi (TKP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP) ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve emek örgütü de destek verdi.

Miting öncesinde Marmaray’ın Başak Metro İstasyonu önünde toplanan işçiler kortej halinde bir yürüyüş gerçekleştirdi. Buradan Kartal Meydanı’na kadar yürüyen işçiler sık sık ‘iş, emek, özgürlük’ sloganları attı. “Gelirde adalet, vergide adalet” istedi.

Böylelikle işçiler 2022’de uygulanacak asgari ücretin en az 5200 TL olması talebi de yineledi. İşçilerin Kartal Meydanı’nı doldurmasının ardından da İlkay Akkaya konseri başladı. DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu, 20 bin kişilik katılım sağlandığının tahmin edildiğini açıkladı.

“Türkiye büyüdüyse hakkımızı istiyoruz”

İlkay Akkaya’nın konserinin ardından DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu bir konuşma yaptı. Çerkezoğlu konuşmasında, “Patronundan daha fazla vergi ödemeye yeter diyenler, memleketine emeğine sahip çıkanlar bugün Kartal Meydanı’nda toplandık. Geçinemeyenler adına, barınamayanlar adına bu meydanı doldurduk. TÜİK enflasyon sadece yüzde 21 diyor. Biz geçinemiyoruz diyoruz, onlar ‘ekonomi şahlanıyor’ diyorlar. Kardeşlerim bu meydan yanıtlasın, enflasyonun yüzde 21 olduğuna inanan var mı?” dedi.

Çerkezoğlu ayrıca, “Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz. Türkiye büyüdüyse hakkımızı istiyoruz. Hakkımızı alana kadar da mücadele edeceğiz” diye konuştu. Çerkezoğlu konuşmasında “Bize yaşatmaya çalıştıkları kara kışa karşı işçi baharını getireceğiz. Sadece emeğimiz, ekmeğimiz için değil; adalet için, özgürlük için, demokrasi için ayağa kalkıyoruz işçi sınıfı olarak.  Bu adaletsiz sistemi değiştirmek boynumuzun borcudur. Türkiye’deki en büyük adaletsizlik de asgari ücrettir. Buradan hep birlikte söyleyelim; işçi sınıfının asgari ücretle ilgili kırmızı çizgisi en az 5 bin 200 TL’dir.” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Otomotiv Üretimi Yüzde 7 Azaldı

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Ocak-Kasım 2021 üretim ve ihracat adetleri ile pazar verilerini açıkladı. Buna göre,  otomotiv üretimi Ocak Kasım döneminde yüzde 0,3 bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 oranında azaldı.

Haber Merkezi / Ocak – Kasım döneminde toplam üretim 1 milyon 144 bin 356 adet, otomobil üretimi ise 706 bin 265 adet düzeyinde olurken, aynı dönemde toplam pazar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 artarak 706 bin 166 adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde otomobil pazarı ise yüzde 2 oranında azaldı ve 518 bin 294 adet olarak gerçekleşti.

Aynı dönemde ticari araç grubunda, üretim yüzde 14 seviyesinde, ağır ticari araç grubunda yüzde 41 oranında, hafif ticari araç grubunda yüzde 11 oranında arttı. Söz konusu dönemde ticari araç pazarı yüzde 18, hafif ticari araç pazarı yüzde 13 ve ağır ticari araç pazarı yüzde 57 arttı.

Ocak – Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 2 oranında artarken, otomobil ihracatı ise yüzde 6 oranında azaldı. Yine bu dönemde, toplam ihracat 834 bin 594 adet, otomobil ihracatı ise 507 bin 399 adet düzeyinde gerçekleşti.

Söz konusu dönemde bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv ihracatı dolar bazında yüzde 16, euro bazında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12 arttı. Bu dönemde toplam otomotiv ihracatı 26,9 milyar dolar olarak gerçekleşirken, otomobil ihracatı yüzde 1 artarak 8,4 milyar dolar seviyesinde oldu. Euro bazında otomobil ihracatı ise yüzde 3 azalarak 7 milyar euro seviyesinde gerçekleşti.

Paylaşın