Necmettin Halil Onan Kimdir? Hayatı, Eserleri

1902 yılında İstanbul Çatalca’da dünyaya gelen Necmettin Halil Onan, 1968 yılında bir ameliyat sonunda geçirdiği iç kanama nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Mezarı Kandilli Kabristanı’ndadır. İstanbul’da Koska Mahalle Mektebi’nde başladığı eğitimini Burhân-ı Terakkî, Çatalca İbtidâîsi ve Bakırköy Numune Rüşdiyesi’nde sürdürdü.

Haber Merkezi / Vefa Sultânîsi’nde okurken bir süre Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nin resim bölümüne devam etmiş, 1919’da İstanbul Dârülfünunu Edebiyat Fakültesi Türk Edebiyatı Bölümü’ne kaydolmuştur. Burada devrin tanınmış edebî şahsiyetlerinden Cenab Şahabeddin ve Köprülüzade Mehmed Fuad’dan Türk edebiyatı, Ferit Bey’den (Kam) metin şerhi, Yahya Kemal (Beyatlı) ve Yusuf Şerif’ten (Kılıçel) Batı edebiyatı dersleri almıştır. Hocaları arasında özellikle Ferit Kam ve Yahya Kemal’in etkisi altında kalan Necmettin Halil, öğrenciliği sırasında gündüzleri Kuledibi’ndeki Alliance Israélite’te öğretmenlik yaparken geceleri de Anadolu Ajansı’nda çalışmıştır.
İstanbul’un 1920’de işgal edilmesinden sonra Dârülfünun’un geçici olarak kapatılması üzerine Anadolu’ya geçmiş ve Ankara Tâlimgâhı’nda zâbit vekili sıfatıyla Millî Mücadele’ye katılmıştır.

Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasının ardından İstanbul’a dönerek yarıda kalan öğrenimini tamamlamış (1925) ve öğrencilik yıllarında yaptığı Anadolu Ajansı’ndaki işine bir yıl daha devam etmiştir. 1926’da sınıf arkadaşı Ahter Onan’la evlenmiş, 27 Mayıs 1929’da tek çocukları Yıldız Alacakaptan doğmuştur. 1927’de İzmir Amerikan Erkek Koleji’ne Türkçe ve edebiyat hocası olarak tayin edilmiş, ardından İzmir Erkek Lisesi ile İzmir Kız Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yapmıştır. 1932’de Adana Erkek Lisesi, 1933’te Ankara Erkek Lisesi, 1935’te İzmir Kız Lisesi müdürlüğünde bulunan Onan, 1939’da Maarif Vekâleti müfettişi olmuştur.

1942-1946 yılları arasında Yüksek Öğretim Genel müdürlüğü yapmış, bu görevdeyken profesör unvanıyla Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Türk Edebiyatı dersleri vermekle görevlendirilmiştir. 1946’da bu göreve asaleten tayin edilmiş, 1960’ta sağlık problemleri nedeniyle emekliye ayrılarak ve İstanbul’a dönmüştür. Bir ameliyat sonunda geçirdiği iç kanama nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Mezarı Kandilli Kabristanı’ndadır.

Edebiyat dünyasına şiirle giren Onan’ın ilk ürünleri Mütareke döneminde Nedim dergisinde çıkmıştır. Şiirlerinin yanı sıra bir romanı, dilbilgisi alanındaki eserleri ve edebiyat tarihi ile ilgili çalışmalarıyla da adını duyurmuştur.

Lise öğrenimi sırasında Halit Fahri tarafından çıkarılan Nedim dergisinde yayımlanan ilk şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanan Onan, Millî Edebiyat cereyanı içerisinde Kurtuluş Savaşı sırasında yazdığı şiirleriyle dikkat çekmiştir. Daha sonra Dergâh, Servet-i Fünûn ve Hayat gibi mecmualarda yayımladığı ve çoğunu hece ölçüsüyle yazdığı şiirleriyle kendisini tanıtmıştır. 1919 ile 1927 yılları arasında yazdığı şiirlerini Çakıl Taşları adıyla eski harflerle bastırdığı kitabında toplamıştır.

Dostu ve hocası Yahya Kemal’e ithaf ettiği bu kitabında Onan, hece vezniyle yazdığı 26 ve aruzla yazdığı 2 şiire yer vermiştir. 1927-1932 arasında yazdığı şiirlerini ise Bir Yudum Daha adıyla yayımlamış, kitapta 18 şiire yer vermiştir. Onan’ın özellikle 1927’de Hayat mecmuasında yayımlanan “Bir Yolcuya” adlı şiiri, adının Millî Edebiyat akımı içinde anılmasında büyük ölçüde etkili olmuştur. Sanat anlayışı bakımından Yahya Kemal çizgisini takip etmeye çalıştığı görülen şairin, şiirde bir yandan ahenk ve musikiye önem verirken bir yandan da sade bir dille vatan sevgisi, mazi özlemi, aşk ve tabiat duygularını işlediği görülür.

Necmettin Halil Onan, İşleyen Yara adıyla bir de roman yazmış, 1932-1933 yıllarında Vakit Gazetesi’nde “Millî Roman” başlığı altında tefrika edilmiştir. Öğretmenliğe atandığı İzmir Erkek Koleji’ndeki iki gencin din değiştirerek Amerika’ya kaçmak istemeleri hadisesinden etkilenen yazar, bunu bir roman konusu hâlinde işlemek suretiyle millî bir roman ortaya koymuştur. Millî duygularını yitiren ve din değiştiren bir gencin, sonunda içine düştüğü yalnızlık ve boşluk içerisinde intihara kadar varan macerası bu romanın konusunu oluşturur. Tefrika hâlinde bulunan roman 1977’de Kolejli Nereye? adıyla bir araya getirilerek basılmıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Eserleri;

Çakıl Taşları
İşleyen Yara
Çakıl Taşları (1927)
Bir Yudum Daha (1931)
Açıklamalı Divan Şiiri Antolojisi
Namık Kemal’in Talim-i Edebiyat Üzerine Bir Risalesi(1950)
Leyla île Mecnun(1958)
Kolejli Nereye

Paylaşın

Necip Fazıl Kısakürek Kimdir? Hayatı, Eserleri

26 Mayıs 1905 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Necip Fazıl Kısakürek, 25 Mayıs 1983’te İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Çocukluğu Çemberlitaş’ta geçti. İlk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejleri ile Bahriye Mektebi’nde (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı.

Haber Merkezi / Lisedeki öğretmenleri arasında dönemin ünlü şair ve yazarlarından Yahya Kemal, Ahmet Hamdi (Akseki), İbrahim Aşkı gibi isimler vardı. İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdikten sonra Fransa’ya gönderildi. Fransa’da Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümünde okudu. Paris’te bohem bir yaşam sürdürdü. Türkiye’ye dönüşünde Bankalarda memurluk, Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Devlet Konservatuvarı ve İstanbul Devlet GüzelSanatlar Akademisi’nde öğretmenlik yaptı.

Bir tarikatçıyla tanışması sonrası yaşama biçimini değiştirdi, bohem yaşam tarzını bırakarak dinsel ağırlıklı bir yaşam biçimine yöneldi. Haftalık Ağaç dergisini çıkardı. Büyük Doğu dergisinde çıkan yazılarıyla dönemin siyasi iktidarını eleştirdi. Hakkında açılan davalar sonucu hapsedildi. Yazı ve makaleleri Büyük Doğu Yeni İstanbul, Son Posta, Babıalide Sabah, Bugün, Milli Gazete, Hergün ve Tercüman gazetelerinde yayımlandı.

Şiire on yedi yaşında, annesinin isteği başladı ve ilk şiirleri Yeni Mecmua’da yayımlandı. Milli Mecmua ve Yeni Hayat dergilerinde çıkan şiirleriyle tanındı. Paris dönüşü Örümcek Ağı ve Kaldırımlar ve Ben ve Ötesi adlı şiir kitapları yayımladı. Sonradan benimsediği yaşam biçimi ürünlerine de yansıdı.Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak adlı tiyatro oyunlarını yazdı. Sağlam bir dil yapısı ile insanın iç dünyasını, tutkularını, yalnızlığını, iç çatışmalarını konu alan şiirler yazdı. Şiiri üstün bir algılama sorunu ve mutlak gerçeği arama yolunda bir uğraş olarak gördü. Şiirimizde gizemci anlayışın temsilcisidir.

Eserleri;

Örümcek Ağı (1925)
Kaldırımlar (1928)
Ben ve Ötesi (1932)
Sonsuzluk Kervanı (1955)
Çile (1962)
Şiirlerim (1979)
Esselâm (1973)
Çile (1974)

Ödülleri;

1980’de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü
Milli Kültür Vakfı Armağanı’nı (1981)
Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü’nü (1982)
Ayrıca Türk Edebiyatı Vakfı’nca ‘Sultan-üş Şuara’ünvanını verildi.(1980)

(Kaynak: siirakademisi.com)

Paylaşın

Necdet Tezcan Kimdir? Hayatı, Eserleri

8 Şubat 1942 yılında Kırklareli’nin Vize İlçesi’nde dünyaya gelen Necdet Tezcan, ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Vize’de lise bulunmadığı için Çanakkale Öğretmen Okuluna gider. Mezun olunca (1960) Vize’nin küçük bir köyünde öğretmenliğe başlar.

Haber Merkezi / Sonraları İstanbul Eğitim Enstitüsünü bitiren (1966) Tezcan, Urfa’ya atanır. Urfa Kız Öğretmen Okulunda bir süre görev yaptıktan sonra Kastamonu Göl Öğretmen Okuluna geçer. Edirne Kız Öğretmen Okulunda da çalışan Tezcan, Edirne Anaolu Öğretmen Lisesinden 1993’te emekli olur.

Öğretmenlik mesleğin özelliklerini Başöğretmen Atatürk’ün ilke ve devrimleriyle bütünleştiren, çocuk sevgisiyle yoğrulan Tezcan’ın öğretmenlik coskusu, bir süre sonra şiire dönüşür. İstanbul Eğitim Enstitüsünde Behçet Necatigil ve Ahmet Kabaklı hocalardan ders alan Tezcan’ın üzerinde, mezun olduktan sonra da mektuplaşmaya devam ettiği, “şahsına duyduğum sevgi ve saygı da benim kırmızı çizgilerim oldu.” dediği Behçet Necatigil’in büyük tesiri vardır. Hesaplı kitaplı bir sanat olamayacağını düşünen Tezcan, şiirde esin, doğaçlama ve çağrışımı önceler. Duygu yükü, imge, arındırma ve sözcük seçiciliğinin şiir sanatındaki önemli yan yollar olduğunu belirtir. Sanata bir ömür adamak gerektiğini savunan Tezcan’a göre, sanatsal üretimin temelinde yetenek, yaratma gücü ve çalışma vardır.

“Balkanlardan göç eden bir ailede doğmam, Balkan topraklarının izlerini; Trakya’da yaşamam, Trakya’ya has özellikleri şiirime taşımıştır.” diyen Necdet Tezcan’ın ilk şiiri 1972’de İzmir Demokrat gazetesinde çıkar. Şiirleri sonraki yıllarda Damla, Kiraz, Türk Dili, Öğretmen Dünyası gibi dergilerde yayımlanır. Toplumsal olaylara öğretmen duyarlılığı ile bakan Tezcan “hüznün harman yerinde sabahla(yan)” ruhuyla, Keşan’da günlük olarak yayımlanan Önder gazetesinde köşe yazıları yazmaktadır. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesidir. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Eserleri;

Serhat Şehri Edirne (1972)
Medeniyet Yulari (1973)
Beşpinar (1989)
Yüzünün Yeryüzüyüm (1994)
Çagla Tadi (1994)
Gül/Açar Gül/Üşürüz (1999)

Paylaşın

Necdet Evliyagil Kimdir? Hayatı, Eserleri

1927 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Necdet Evliyagil, 1992 yılında vefat etmiştir. Necdet Evliyagil eğitim hayatını İstanbul’da tamamlamış, İstanbul Erkek Lisesi’nde okurken Dünya gazetesinde çalışmıştır.  Şiir yazmaya başladığı lise yıllarında Yahya Kemal ile tanışmıştır.

Haber Merkezi / Cağaloğlu’nda ikamet eden Evliyagil ailesinin komşuları Nadir Nadi, Ekrem Uşaklıgil, Selim Ragıp Emeç, Cevat Fehmi Başkut, Ahmet İhsan gibi önemli isimlerdir. Son Posta gazetesine gidip gelmeye başlayan ağabeyi Şevket Evliyagil’in yolundan giderek gazeteci olmaya karar vermiştir. 1951’de İstanbul Üniversitesi’nden mezun olmuş, Yeni Sabah ve Son Posta’dan sonra muhabir olarak Cumhuriyet gazetesinde çalışmış, Behçet Kemal Çağlar ile İstanbul radyosunda programlar yapmıştır.

Necdet Evliyagil’in Ankara yaşantısı ağabeyi Şevket Evliyagil’le 1951’de Ajans-Türk’ü kurmasıyla başlamıştır. Dünya gazetesinde Ankara temsilcisi olarak çalışmış, Türkiye’nin NATO’ya üyelik sürecinde görev almıştır. Avrupa Konseyi üyeliği de yapan Necdet Evliyagil, 1959’da Sevgi Turanlı ile evlenmiştir. Bu evlilikten 1961’de Mert ve 1970’te Sarp adında iki oğlu olmuştur. 1963-1988 yılları arasında Ajans-Türk dergisini çıkarmıştır. 1968’de Basın Şeref Kartı alan Evliyagil,  1967-1972 yılları arasında Türkiye Turizm Merkezi Genel Sekreterliği yapmış, 1973-1977 yılları arasında milletvekili olarak TBMM’de yer almıştır.  1978-1992 yılları arasında TRT’de “Şiir Dünyası” adlı programı hazırlayıp sunan Evliyagil, 1992 yılında vefat etmiştir.

Necdet Evliyagil, 1943’ten 1991’e kadar şiir yazmayı sürdürmüştür. Şiir hakkındaki görüşlerini Edebi Konuşmalar, Şiirimizde Anlamsızlar ve Şiir’de Lirizm ve Rezilizm adlı eserlerinde toplamıştır.  İlk kitabındaki şiir anlayışını daha sonraki yıllarda çıkardığı şiir kitaplarında da sürdüren Necdet Evliyagil, klasikten ilham alan bir anlayışla hayattaki izlenimlerini şiirine aksettirmiş ve serbest nazma itibar etmiştir. Şiire ilgi duymaya başladığı ilk günlerden itibaren Yahya Kemal’in sanat anlayışını benimsemiştir. Bu bakımdan çağdaşları olan Garip ve İkinci Yeni akımlarının dışında kalmıştır. Şiirde takip ettiği ve etkilendiği isim hayatı boyunca Yahya Kemal olmuştur. Liseden üniversiteye kadar Park Otel’de Yahya Kemal’le görüşmelerine devam eden Evliyagil’e, Kendi Gök Kubbemiz şairi  1949’da “Etrafa bakıp ey Evliyagil/Sen kendini bizde evliya bil” dizelerini ithaf etmiştir.

İlk şiir kitabı Eski Yalı’nın ardından Duyabildiğine, Yaşantı, Altınkum Vapuru, Düş ve Gerçek, Çocukların Görkemli Düşü ve Acı Gülüşü, İstanbul Düşü (Bütün Şiirler) ve İstanbul Bulutu adlı kitapları yayımlanır. İstanbul Mavisi ve Nazım Hikmet Boğaziçi’nde adlı şiir kitapları vefatından sonra ailesi tarafından bastırılır. Necdet Evliyagil’in şiirinde temalar öne çıkar, şekil ya da yapı açısından değişiklikler söz konusu değildir.  İzlenimlerini ve hayata bakış açısını şiirine yansıtmıştır. Evliyagil, şiirlerinde İstanbul, doğa, aşk, ölüm, zaman, çocuk ve Atatürk konularını işlemiştir.

Necdet Evliyagil her ne kadar şair olarak anılsa da gazetecilik yönü kuvvetlidir. Cumhuriyet gazetesinde gündemi yakalayan röportajlar yapmıştır. Burada yayımlanan bütün yazıları 2012’de iki cilt hâlinde yayımlanmıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Necati Yıldırım Kimdir? Hayatı, Eserleri

1946 yılında Denizli’nin Çal İlçesine bağlı Yeşiloba (Medele) Köyü’nde dünyaya gelen Necati Yıldırım, ilkokulu köyünde, ortaöğrenimini Çal Ortaokulu ve Nazilli İlköğretmen Okulu’nda okudu. 1966 yılında Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / Çeşitli okullarda ifa ettiği Türkçe-edebiyat öğretmenliğinin yanında Akşam, Demokrat İzmir, Hürriyet gazetelerinin Alaşehir ve Ula (Muğla) muhabirliklerini yaptı.

İlk şiiri 15 Eylül 1965 tarihinde Varlık dergisinde yayımlanan sanatçının sonraki şiirleri; Demokrat İzmir, Dost, Yeditepe, Dönemeç, Yeni a, Ortaklaşa, Yarın, Milliyet Çocuk, Sanat Edebiyat 81, Yeni Olgu, Gediz (Manisa) vb. dergi ve gazetelerde yayımlandı. Şiirlerini ilk defa Yüz Yirmi Sokak (1967) adlı kitapta bir araya getirdi.

Aynı zamanda öykü yazarı da olan sanatçının ilk öyküleri Yeditepe, Yeni Toplum, Dönemeç gibi dergilerde yayımlandı. Sanatçının Akbaba dergisinde ise fıkraları çıkmıştır.

Köşe yazısı, öykü, röportaj gibi birçok türde eser kaleme alan sanatçı, çocuk edebiyatı sahasında da eserler vermiş ve ilkokul düzeyinde Türkçe kitapları hazırlamıştır. Edebiyatta daha çok şairlik yönüyle ön plana çıkmıştır. Memlekete dair toplumsal ve kültürel meseleleri konu edindiği şiirlerinde toplumcu duyarlılıkla hareket eden şair Anadolu halkının yaşama mücadelesini lirik bir dille ifade eder. Çoğunlukla serbest şiir tarzını benimsese de yinelemeler ve kafiyeli sözcükleri yatay ya da dikey eksende düzenli ya da düzensiz kullanarak bir ritim oluşturmak istemiştir.

Eserleri;

Yüzyirmi Sokak
Mapusane İnsanları
Umutsuzluğu Dağıt Yüzünden
Gökyüzü Çiçeği
Dost Olan Su Versin

“Güneş şarkısı”

büyük yangınım karanlıktaki çoban yıldızım
kanlar sızarken toprağa sımsıcak ölü kanları
aynı inancı taşıdık değişen dünyayı kucaklayarak
sızlıyorsa yüreklerimiz bulut gibi yürüyorsak
kıtlık vardı kıyım oldu sürgün yaşadık

hüznü yarıp gelen şanlı ırmak
usul usul akar usul usul akar
yüzümde büyüyecek şanlı ırmak

ey ölümlerle sulanan kanlı gülüm
acı haberleri unutma yüreğinde biriksin
güzel günlerdir mayalanan budanmış bedenlerle
sen içimde şimdi ağlıyorsan kanlı gülüm
bir ağızdan söylenir yazdığımız şarkılar

karanlığı yıkan güneş şarkısı
usul usul akar usul usul akar
su verdim acılarıma su verdim

ey oğul ağıtlarla büyüyen yaralı kuşum
güneş şarkısıdır ölümlerle yıkılmayan
bir ağızdan söylenirse bir gün bu şarkılar
sular uyanır sevdiğim nice dağ suları
ey oğul ölümlerle yıkılmayan yaralı kuşum

zulmün yenemediği büyük kavga
usul usul akar usul usul akar
su verdim acılarıma su verdim

baharda halk gülleridir savrulan
dal mı kırıldı kuş mu vuruldu çocuk mu
elbet gencecik bedenleri çizeriz sevgilim
elbet yazılır acı bırakan bahar günleri
suskun bir öfke ve umut halk gülleri

zulmün yenemediği büyük şarkı
usul usul akar usul usul akar
gül koydum acılara gül koydum

“Mayıs notları”

1
beynine sağılan gazetenin yüzü
çıplak kadın resimleri
ve çapraşık cinayet haberleri
beynine sağılan gazetenin yüzü
dünyayı kucaklar mı kanlı ölüleri
toprakta boylanan bir tohumu

“çanakkale içinde vurdular beni
ölmeden mezara koydular beni”

kentsoylu yaşantıyı ırgalamıyor
vurulup düştü mü şahan kuşları
bulut gibi kaynasa da allı kızlar
rahat döşeğinde sızlamıyor yüreği

unutmam ölüleri unutmam ölüleri

2
tomurcuk gibi uyanan sesiyle
“bak baba” diyor
“onların adını söyledi”
kanlı fotoğrafları tanıyarak
acılarla büyüyen çocuğum

yeni doğan çocuklar
kavga gülü umut filizi

tütün pamuk maden işlenirken
basma dokunurken demir dövülürken
mayıs sabahında kopan umut gülleri
adınızı taşıyor yeni doğan çocuklar

3
sındırgı yokuşu
bigadiç yokuşu derken
balıkesir
dayan karda fırtınada kardeşim
halklara sevdamızı taşırken
zulümlerde
hücrelerde
darağaçlarında
ölüm yolumuzdan döndüremesin

on sekizinde
yirmisinde
yirmi yedisinde
ölüm yolumuzdan döndüremedi
mitinglerde kavgalarda grevlerde
marşlarını söylerken halkların

ırmaklara benzer şarkımız
dağlardan çağlayarak
ovaları dolanarak
vadileri yararak
yatağını besler
karla yağmurla fırtınayla
uzun yollardan
dar boğazlardan
akıp gelen ırmaklara benzer

şarkımız
umudumuz
kavgamız
halkların yüreğine yayılırken
uğultusunu duyarım karanlıklarda

4
türkülerini bıraktığın dağlarda
hoyrat rüzgârlar saçlarımı savurur
silah sesi
çiçek kokusu
orman uğultusu
yüreğimi sarsan ürperti
isyana benzer

mayıs günlerini konuşursunuz
sivas sabahından pir sultan gelir
omuz omuza vuruştuğun yiğit arkadaşlar
arkadan vurulmuş delikanlı gövdeler
voltada çeteci günleri konuşursunuz

umutlar
acılar
ayrılıklar
yüreğini demir gibi döver hücrende
şarkını söylersin acıları düşünürsün
isyana benzer baharı kucaklayamadınsa
sigaranı bir soluk daha çekersin

Paylaşın

Necati Cumali Kimdir? Hayatı, Eserleri

13 Ocak 1921 yılında Florina’da dünyaya gelen Necati Cumali, 10 Ocak 2001 yılında İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Cumali, Kurtuluş Savaşı’ndan sonrası, Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi kapsamında 1923’te Türkiye’ye göç eden ailesi İzmir’in Urla ilçesine yerleşmişti.

Haber Merkezi / İzmir Atatürk Lisesi’nden sonra Ankara’da yaptı ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Ankara’da Toprak Mahsulleri Ofisi’nde ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nde çalıştı. Askerlik sonrası Urla’ya yerleşti. Urla’da ve İzmir’de avukatlık ve memurluk yaptı.Bir süre Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği Basın Ataşeliği görevinde bulundu. Dört yıl TRT İstanbul Radyosu’nda redaktörlük yapan Cumalı, sonraki yıllarda kendini yazmaya verdi ve yaşamını roman ve oyun yazarlığı ile sürdürdü. Yakalandığı karaciğer kanserinden kurtulamayarak, 10 Ocak 2001 tarihinde İstanbul’da öldü.

Yazın yaşamına şiirle giriş yapan Necati Cumalı’nın ilk şiiri Urla Halkevi dergisinde yayımladı. Daha sonra şiirleri ve yazıları başta Varlık, Servet-i Fünun (Uyanış), Ülkü, Ankara ve Yeni İnsanlık gibi dergiler olmak üzere çok sayıda dergide yayımlamıştır. Genellikle yenilikçi dergileri tercih etti. Ulus gazetesinin sanat sayfasında her hafta bir öykü yayımladı. İlk öykülerinde Sebahattin Ali’nin etkisi görülse de sonraları kendine has tarzı ve dili oluşturdu.

Kırklı yılların ortalarından itibaren edebiyatın tüm türlerinde ürün vermeye başladı. İlk kitabını askere gitmeden önce yayımlayan Cumalı edebiyatımızın en verimli ustalarından birisi oldu. Ürünleri 20 den fazla dile çevrildi. Başarılı oyun ve senaryolara da imza attı, Susuz Yaz adlı öyküsü Metin Erksan tarafından 1963’de beyaz perdeye aktarıldı ve büyük başarı kazandı.Öykü, oyunlaştırılarak İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahneye konuldu.

Eserleri;

Şiir;

943 Kızılçullu Yolu
1945 Harbe Gidenin Şarkıları
1947 Mayıs Ayı Notları
1951 Güzel Aydınlık
1954 Denizin İlk Yükselişi (İlk üç kitabı ve yeni şiirleri)
1955 İmbatla Gelen
1957 Güneş Çizgisi
1968 Yağmurlu Deniz (Son iki kitabı ile yeni şiirler)
1970 Başaklar Gebe
1974 Ceylan Ağıdı
1980 Aç Güneş
1981 Bozkırda Bir Atlı
1982 Yarasın Beyler

Öykü;

1955 Yalnız Kadın
1956 Değişik Gözle
1962 Susuz Yaz
1969 Ay Büyürken Uyuyamam
1976 Viran Dağlar: Makedonya 1900
1976 Kente İnen Kaplanlar

Roman;

1959 Tütün Zamanı (Zeliş adıyla 1971)
1973 Yağmurlar ve Topraklar
1974 Acı Tütün,
1975 Aşk da Gezer

Oyun;

1959 Mine
1959 Oyunlar I (Boş Beşik, Ezik Otlar, Vur Emri)
1969 Oyunlar II (Susuz Yaz, Tehlikeli Güvercin, Yeni Çıkan Şarkılar)
1969 Oyunlar III (Nalınlar, Masallar, Kaynana Ciğeri)
1969 Oyunlar IV (Derya Gülü, Aşk Duvarı, Zorla İspanyol)
1973 Oyunlar V (Gömü, Bakanı Bekliyoruz, Kristof Kolomb’un Yumurtası)
1981 Oyunlar VI (Mine, Yürüyen Geceyi Dinle, İş Karar Vermekte, Yaralı Geyik)

Deneme;

1971 Niçin Aşk
1976 Senin İçin Ey Demokrasi
1982 Etiler Mektupları

Günce;

1987 Yeşil Bir At Sırtında

Ödülleri;

1957 Sait Faik Hikaye Armağanı (Değişik Gözle adlı kitabıyla)
1969 Türk Dili Kurumu Şiir Ödülü (Yağmurlu Deniz adlı kitabıyla)
1984 Yeditepe Şiir Ödülü (Bütün Şiirleri I ile)

(Kaynak: siirakademisi.com)

Paylaşın

Nazmi Ağıl Kimdir? Hayatı, Eserleri

1964 yılında Eskişehir’de dünyaya gelen Nazmi Ağıl, Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1987’de mezun oldu. Yine Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde 1995’te yüksek lisansını, 2001’de doktorasını tamamlayarak “doktor” unvanını aldı.

Haber Merkezi / 1987-2002 yılları arasında Kuleli Askerî Lisesinde İngilizce öğretmeni olarak çalıştı. Dokuz Eylül ve Ege Üniversitelerinde; Amerikan Şiiri, Yaratıcı Yazarlık ve Şiire Giriş gibi çeşitli dersler verdi. 2008’de Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümüne yardımcı doçent olarak atandı. Daha sonra doçent unvanını alan Nazmi Ağıl hâlen burada öğretim üyesi olarak çalışmakta ve dersler vermektedir. 1990’lı yıllarda şiirle yakından ilgilendi ve Boşanma Dosyası (1998) adlı şiir kitabıyla 1998 Yunus Nadi Şiir Ödülü’ne layık görüldü. Evli ve iki çocuk babası olan Ağıl İstanbul’da yaşamakta ve yazı çalışmalarını sürdürmektedir.

Nazmi Ağıl edebiyat ortamında kaleme aldığı şiirler ve İngilizceden yaptığı çevirilerle tanınmıştır. 1995’ten beri şiir ve çevirileri; Cumhuriyet Kitap, Adam Sanat ve kitap-lık başta olmak üzere birçok süreli yayında belli aralıklarla yayımlanmıştır. Ulusal ve uluslararası dergilerde ise akademik araştırma-inceleme yazılarınıyla makalelerini yayımlamayı sürdürmektedir. Gökçe Yazı (1998) adlı ilk şiir kitabında Gökçeada’ya yaptığı yolculuktan hareketle iç yolculuğunu lirik bir anlatımla dile getirdi. Sonraki kitaplarında da yaşamın içinden çıkan lirik ve ironik durumları ustalıklı bir rahatlıkla şiirlerştirdi (Yalçın 2010: 24). Yağmura Bunca Düşkün Toplu Şiirler (1998-2014) adı altında 1990’lı yıllardan beri; Gökçe Yazı (1998), Boşanma Dosyası (1998), Beni Böyle Değiştiren (2000) Aşk Küçücük, Kırılgan (2002), Kokarca Aramak (2005), Babalar ve Oğullar – Umut’un Defteri (2008), Yavaş Matematik (2012) adlı şiir kitaplarıyla ilk kez bu kitapta yayımlanan yeni şiirlerini toplu olarak okuyucuyla bulıuşturmuştur.

Şiirlerine toplu bir şekilde bakıldığında kendi şiir evrenini kuran Nazmi Ağıl’ın; okuduğu bütün şiirlerden gördüğü bütün resimlere, entelektüel meselelerden yaşadığı hayata her şeye şiirle uzanabilen, dokunduğunu şiir yapan bir şair olduğu görülmektedir. Şiirin yanı sıra çeviriye de ağırlık veren Nazmi Ağıl; Canterbury Hikayeleri (1995), Schopenhauer’in Teleskopu (2007) ve Prelüd Bir Şairin Zihinsel Gelişimi (2010) gibi eserler başta olmak üzere Batı Edebiyatı’ndaki önemli şairlerin eserlerinden bazılarını dilimize kazandırmıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Sancar: Haramilerin, Zalimlerin Saltanatını Yıkacağız

Partisinin İstanbul İl Kongresi’nde konuşan Sancar, “Ne diyordu Vedat Türkali, ‘Bekle bizi İstanbul’ diyordu. Haramilerin saltanatını yıkmaya geliyoruz. İşte HDP işte halkların ortak iradesi. Buradayız, geldik. Evet bekle bizi İstanbul, Amed, Hakkari, Mardin, İzmir Artvin, geldik geliyoruz. Haramilerin, zalimlerin, hırsızların, yalancıların saltanatını yıkıyoruz, mutlaka yıkacağız” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü, 4. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. Küçükçekmece’deki Yahya Kemal Bayatlı Gösteri Merkezi’nde yapılan kongreye geniş bir katılım oldu. Kongrenin yapıldığı salon tamamen dolarken polis salon etrafında geniş güvenlik önlemi aldı. Kongreye gelenlerin üzerini arayarak içeri aldı.

Kongre öncesinde de MA Music bir konser verdi. Konserin ardından İl Eş Başkanı Elif Bulut kongrenin açılış konuşmasını yaptı. Bulut “Bu ülkeye özgürlük, adalet ve demokrasi getirecek ve bu makus talihi değiştirecek olanlar bizleriz, HDP’dir, ezilen bütün haklar, katledilen Kürtlerdir, Alevilerdir, yok edilmeye çalışılan LGBTİ’lerdir, yoksullaştırılan emekçilerdir, doğayı katledenlere karşı direnen ekoloji kurumlarıdır. İşte bütün bunlar HDP’dir ve bu yapısıyla faşistleri ve bu karanlık yapıyı savunanları korkutuyoruz. Onlara dert olmaya devam edeceğiz” dedi.

Daha sonra da HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar kongreye katılanlara hitaben bir konuşma yaptı. Kitleyi Türkçe ve Kürtçe selamlayan Sancar, yazar Vedat Türkali’den bir alıntılama yaptı.

Sancar “Ne diyordu Vedat Türkali, ‘Bekle bizi İstanbul’ diyordu. Haramilerin saltanatını yıkmaya geliyoruz. İşte HDP işte halkların ortak iradesi. Buradayız, geldik. Evet bekle bizi İstanbul, Amed, Hakkari, Mardin, İzmir Artvin, geldik geliyoruz. Haramilerin, zalimlerin, hırsızların, yalancıların saltanatını yıkıyoruz, mutlaka yıkacağız” dedi.

Sancar, HDP olmadan barışın olmayacağını belirterek şöyle konuştu:

“Boşuna demiyoruz. Bizim bu ülkeye, bu ülkenin halklarına, gençlerine en çok, kadınlarına sözümüzdür. Bu ülkeye büyük barışı mutlaka getireceğiz. Bu ülkede adil, özgür, demokratik yaşamı mutlaka kuracağız. İktidar istediğini yapsın. Her gün yeni saldırılar yapsın, operasyonlar düzenlesin ama bizde korkunun zerresinin olmadığını çok iyi biliyor. Bu iktidara, bir kez daha hatırlatalım; kumpas davalarınız sökmedi: Kobanî Davası adı altında, çürük yüzkarası bir kumpas davası başlattınız ama yoldaşlarımız mahkeme salonunda tarihin karşısında halkın vicdanında sizleri yargılamaya devam ediyor. Bu kumpası çökerttik daha da çökerteceğiz.

“Kumpasa doymuyorlar. Cizre’de 3 gündür büyük bir kumpasın peşindeler. Milletvekilimiz üzerinden olmadık iftiralar ortaya atıyorlar. Cizre’yi karıştırmak, ülkeyi kaosa sürüklemek bunların şu an en önemli hedefidir. Cizre’de Soylu’nun işaret edip başlattığı kumpası başlarına yıkacağız. Önce gidin yolsuzlukların hesabını verin, çetelerle, mafyalarla kol kola yürüttüğünüz kirli işlerin hesabını verin.”

“Savaş karşıtı birlikteliği oluşturmalıyız”

İktidarı ayakta tutan en önemli politikanın savaş stratejisi olduğunu dile getiren Sancar, “Kürt sorununda güvenlikçi anlayış, militarist anlayış şiddet politikası bugüne kadar hiç kimseye hiçbir iktidara gün yüzü göstermedi. Bütün iktidarlar bu politika üzerinden yürüdükçe çöktüler. Şimdi de Kürt sorununda şiddeti, militarizmi ve inkarı, ırkçılığı, her gün, her alanda canlandıran bu iktidar çöküyor. Çünkü savaşla hiçbir iktidar ayakta kalmadı kalamayacak. Biz en büyük savaş karşıtı birlikteliği oluşturmalıyız. Kürt sorununda savaş, politikalarına karşı çıkmalı demokratik çözümü birlikte savunmalıyız. Bölgede her türlü savaş oyununun içine bu ülkeye sürükleyen bütün politikaları durdurmalı, büyük barış hareketini mutlaka kurmalıyız” ifadelerini kullandı.

HDP’ye açılan kapatma davasına değinen Sancar, şöyle devam etti: “

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı esas hakkındaki mütalaasını verdi. Biz şimdi esas hakkındaki savunmayı yapacağız. Ama parti odalarında değil, hukuk büromuzda değil, savunmayı meydanlarda sizlerle birlikte yazacağız, sokakta tarlada fabrikada sizlerle birlikte yazacağız. Gençlerle, kadınlarla, emekçilerle yazacağız. O savunmanın kalemi tırnaklarımız, mürekkepleri alın terimiz, yürek suyumuz olacak. HDP’yi halkların sahiplenmesiyle yaşatacağız. Her yerdeki bu coşkulu mücadeleyle bu kumpasınızı boşa çıkaracağız. HDP bu ülkenin ortak eşit yaşamın güvencesidir. Bu ülkede büyük barışın adresidir, o nedenle HDP’yi yaşatmak hepimizin boynunun ağır borcudur. Önemli borcudur. Bu borcu yerine getireceğiz, yaşatacağız.

“Bu ülkede bozuk düzeni, bu sömürü bu yalan, bu talan düzeni mutlaka değiştireceğiz. Birlikte ortak ve büyük hikayeyi yazacağız. Bu hikaye içinde umudun, sevincin, heyecanın, sevginin, saygının, erdemin, mutluluğun eşit bölüşümün kucaklaşmanın dayanışmanın hak ve adaletin olduğu büyük bir hikayedir. Bu hikaye yeni bir yaşamın hikayesidir. Bu hikaye, haramilerin düzenini bitirme hikayesidir. Hakların ortak eşit yaşam hikayesidir. Bu hikaye Kürdün, Türkün, Alevinin, bütün inançların ve kimliklerin, bütün emekçilerin, yoksulların, emeklilerin, esnafın, üreticinin kadınların gençlerin hakça, eşitçe yaşama hikayesidir.”

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

ORC Anketi: Millet İttifakı, Cumhur İttifakı’nı Geçiyor

ORC Araştırma, 3-9 Aralık 2021 tarihleri arasında yaptığı anketin sonuçlarını paylaştı. Anket sonuçlarına bakıldığı zaman AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın oy oranı yüzde 39,1 iken CHP ve İYİ Parti’nin oluşturduğu Millet İttifakı’nın oy oranı yüzde 41,4 olarak çıkıyor.

“Bu Pazar Genel Seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusunun yöneltildiği ankete göre, sadece 3 parti yüzde 10 barajını aşabiliyor. Türkiye genelinde 41 ilde toplam 3 bin 920 kişi ile görüşülerek yapıldığı belirtilen araştırmada AK Parti yüzde 30,3, CHP yüzde 25,5 ve İYİ Parti yüzde 15,9 oy alıyor.

MHP’nin yüzde 8,8 ve HDP’nin yüzde 8,1 ile baraj altı kaldığı araştırmada, DEVA Partisi yüzde 3,3, Gelecek Partisi ise yüzde 3,0 oy oranına ulaşıyor. Saadet Partisi’nin yüzde 1,4 oy aldığı ankette, Mustafa Sarıgül liderliğindeki Türkiye Değişim Partisi yüzde 1,2 ve Muharrem İnce’nin başkanlığını yürüttüğü Memleket Partisi yüzde 1,0 oy alabiliyor.

ORC’nin bir önceki araştırması ise sistem değişikliğiyle ilgiliydi. “Sistem değişikliği ile ilgili referandum olsa tercihiniz hangisinden yana olur?” yönündeki araştırmaya katılanların yüzde 57,8’i ‘parlamenter sistem’ derken, ‘mevcut sistem’ diyenlerin oranı yüzde 35,2’de kalmıştı. Aynı araştırmada kararsızların oranı yüzde 7,0 idi.

Paylaşın

Beşiktaş, Galibiyet Hasretine Son Verdi

Beşiktaş, Süper Lig’in 16. haftasında Kayserispor’u konuk etti. Maçın son bölümünde bulduğu gollerle Kayserispor’u 4-2 mağlup eden Beşiktaş, ligde galibiyet hasretine son verdi. Beşiktaş, bu sonuçla puanını 24’e çıkarırken, Kayserispor ise 19 puanda kaldı.

Haber Merkezi / Beşiktaş’a galibiyeti getiren golleri 45. dakikada Larin, 84. ve 90. dakikalarda Batshuayi ve 90+6’da Güven Yalçın kaydederken, Kayserispor’un gollerini ise 38. ve 71. dakikalarda Thiam attı.

Goller;

38. dakikada Onur Bulut’un sağ kanattan ceza sahasına ortasına Mame Thiam’ın geriden gelip altıpas çizgisi önünden yaptığı kafa vuruşu kalenin sol üst köşesinden ağlarla buluştu. 0-1

45. dakikada Serdar’ın rakip yarı sahanın ortalarından ceza sahasına havalandırdığı topta hafif sol çaprazda Ramazan’dan önce iyi yükselen Larin’in kafa vuruşu uzak köşeden filelere gitti. 1-1

71. dakikada Larin’in rakip yarı sahada kaptırdığı top sonrası hızlı çıkan Kayserispor’da Ramazan’dan aldığı pasla sağ taraftan ceza sahasına giren İbrahim Akdağ’ın son çizgiye inmeden kale önüne kestiği meşin yuvarlağa Thiam’ın dokunuşu ağlarla buluştu. 1-2

84. dakikada Güven’in ceza yayı önünden verdiği ara pasıyla içeriye hareketlenen Batshuayi, sol çaprazda kaleciyle karşı karşıya pozisyonda yaptığı vuruşla maça bir kez daha dengeyi getiren golü attı. 2-2

89. dakikada rakip yarı sahanın ortalarında topu alan Güven, pasını bekletmeden sağındaki Batshuayi’ye verdi. Bu oyuncunun bir süre topla ilerledikten sonra ceza alanına girip sağ çaprazdan çektiği yerden sert şut filelere gitti. 3-2

90+6. dakikada rakibinden kaptığı topla hızlı kat eden Güven, sol tarafındaki Batshuayi ile verkaça girdi. Savunmanın arkasına sarktıktan sonra Batshuayi’nin pasıyla meşin yuvarlağı alan Güven Yalçın, düzgün vuruşla ağları sarstı. 4-2

Stat: Vodafone Park

Hakemler: Ali Şansalan, Bahtiyar Birinci, Samet Çavuş

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Rosier, Serdar Saatçı, Vida, Rıdvan Yılmaz, Can Bozdoğan (Dk. 90+3 Mehmet Topal), Pjanic, Atiba (Dk. 74 Oğuzhan Özyakup), Ghezzal, Larin (Dk. 74 Güven Yalçın), Batshuayi

Kayserispor: Lung, Onur Bulut (Dk. 43 Ramazan Civelek), Hosseini, Uğur Demirok, Carole, Campanharo (Dk. 90+2 Mustafa Pektemek), Emrah Başsan, İbrahim Akdağ (Dk. 90+2 Mane), Kemen (Dk. 62 Attamah), Thiam, İlhan Parlak (Dk. 62 Cardoso)

Goller: Dk. 38 ve Dk. 71 Thiam (Kayserispor), Dk. 45 Larin, Dk. 84 ve Dk. 90 Batshuayi, Dk. 90+6 Güven Yalçın (Beşiktaş)

Paylaşın