CHP, TBMM İklim Araştırma Komisyonu Raporuna Şerh Koydu

Çalışmalarını tamamlayan TBMM İklim Araştırma Komisyonu, raporunu önümüzdeki günlerde Meclis Başkanlığı’na sunacak. CHP’li komisyon üyeleri Murat Bakan, Jale Nur Süllü, Ahmet Vehbi Bakıroğlu ve Vecdi Gündoğdu, komisyon raporu muhalefet şerhi koydu. Ayrıca, muhalefet şerhine dayanılarak hazırlanan rapor da önümüzdeki günlerde CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na sunulacak.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; CHP’nin muhalefet şerhinde komisyon çalışmalarına ilişkin eleştiriler, iklim ve çevre sorunlarına ilişkin tespitlerin ile iklim kriziyle mücadeleye ilişkin çözüm önerileri yer aldı.

’37 uzmanın 29’u Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan’

CHP’li üyeler, iklim aktivistleri, gönüllü çevrecilerin dinlenmesi taleplerinin dikkate alınmadığı, başta Ankara, İstanbul, İzmir Büyükşehir Belediyeleri olmak üzere yerel yönetimlerin, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği dahil meslek örgütlerinin de görüşlerinin alınmamasını eleştirdi.

Komisyon çalışmalarına ve rapor yazımına katkıda bulunmak üzere görevlendirilen uzman dağılımına dikkat çekilen muhalefet şerhinde, şu görüşlere yer verildi:

“Komisyon çalışmalarına ve rapor yazımına katkıda bulunmak üzere görevlendirilen 37 uzmanın 29’unun Tarım ve Orman Bakanlığı, 1’inin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 1’inin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, 2’sinin -Cumhuriyet Halk Partisi grubunun ısrarıyla- Millî Eğitim Bakanlığı uzmanlarından oluşması, raporda Tarım ve Orman Bakanlığı görüş ve önerilerinin ağırlıklı olması sonucunu yaratmıştır. “

‘Belçika kadar tarım alanı kaybedildi’

Muhalefet şerhinde, iktidarın çevreyi koruma ve iklim kriziyle mücadelede en arka saflarda yer aldığı bunun en önemli nedenlerinden birisinin 19 yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının “ekolojik yıkım politikalarından kaynaklandığı” savunuldu:

“Türkiye’nin dört bir yanında mega projeler, madenler, termik santraller, hidroelektrik santraller (HES) ve jeotermal enerji santraller (JES) geri dönülemez bir ekolojik yıkıma yol açmıştır.”

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 41 milyon 196 hektar olan tarım arazilerinin 2020’de 3 milyon 484 hektar azalarak, Belçika büyüklüğünde bir alanın kaybedildiği vurgulandı:

“Orman Kanunu’nda, 1956’dan 2003 yılına kadar 15 kez, 2003’ten 2021’e kadar 29 kez değişikliğe gidilmiştir. Orman alanları hızla parçalanarak küçük alanlara dönüşmüş, ormanlar odun üretim merkezi olarak görülmeye başlanmıştır. İstanbul Havalimanı için en az 13 milyon ağacın kesildiği ve kesilen ağaçların yaklaşık 6 bin 500 hektarlık bir alan olduğu açıklanmıştır. Bu alanda yaşayan tüm yaban hayat canlıları, ağaçlar, hayvanlar, bitki türleri evlerinden yerlerinden olmuş ya da yaşamını kaybetmiştir.”

Kanal İstanbul eleştirisi: Karadeniz ve Ege’nin ekolojisi değişecek

Muhalefet şerhinde, Kanal İstanbul projesinin yaratacağı ekolojik krize de dikkat çekildi. Proje ile bölgedeki 134 milyon metrekare tarım alanının yok edileceği ve bu alanın 83 milyon metrekaresinin yapılaşmaya açılmasının planlandığı ifade edildi:

“İstanbul’un su kaynağı, Sazlıdere Barajı’nı ve Terkos Gölü’nün su toplama havzasının da yok olmasına neden olacak projeden etkilenecek toplam orman arazisi büyüklüğünün 13 bin 400 hektar olduğu ve 394 bin ağaç kesileceği öngörülmektedir. Uzmanlar, projeyle sadece Marmara’nın değil bu denize komşu olan Karadeniz ve Ege Denizi’nin de ekolojisinin tamamen değişeceğini, projenin başlamasıyla bölgenin on yıllar boyunca bir hafriyat ve inşaat sahası olacağını ve bunun daha fazla fosil yakıt ve sera gazı salımı anlamına geleceği uyarısında bulunmaktadır.”

Kazdağları’nın yüzde 79’u, Ordu’nun yüzde 74’ü maden ruhsatlı

Madencilik faaliyetlerinin doğa, tarım, su varlıkları ve kültürel mirası yok etme tehdidiyle karşı karşıya bıraktığı vurgulanarak, Kazdağları’nın yüzde 79’u, Ordu ilinin yüzde 79’u, Muğla’nın ise yüzde 59’unun madenlere ruhsatlandığına dikkat çekildi:

“Kârı şirketlere, dönüşü olmayan zararı ise ülkemizin bugününe ve geleceğine yükleyen anlayış sonucu, ülkemizin dört bir yanında su kaynaklarını, ormanları, tarım arazilerini, meraları, zeytinlikleri ve hatta binlerce yıllık arkeolojik mirası hiçe sayılarak sürdürülen vahşi madencilik, çevre felaketlerine ve geri dönüşü olmayan ekolojik yıkıma neden olmuştur.”

‘Göllerin yüzde 60’ı kurudu’

Kuraklık ve su kıtlığına ilişkin saptamalara da yer verilen muhalefet şerhinde Türkiye’nin kişi başına kullanılabilir su miktarı açısından su sıkıntısı çeken ülkeler arasında yer aldığı belirtildi.

Kuruyan göllere dikkat çekilen muhalefet şerhine göre, Marmara Denizi büyüklüğünde 300’e yakın göle sahip olan Türkiye’deki göllerin yüzde 60’ının kuruduğu, küçüldüğü veya kirlilik nedeniyle göl olma özelliğini kaybetti.

Beyşehir Gölü’nün derinliği 26 metreden 6 metreye, Eğirdir Gölü’nün derinliği de 14 metreden 5 metreye düştü.

Ayrıca göçmen kuşların konaklama alanı olan birçok gölün de yok olduğu veya yok olma tehdidiyle karşı karşıya kaldı.

Dünya Doğal Kaynaklar Enstitüsü’nün Su Riski Atlası’nda Türkiye’nin 32. sırayla, ikinci en yüksek riskli kategoride “yüksek derecede su sıkıntısı çeken ülkeler” arasında yer aldığı anımsatılarak, aynı rapora göre Türkiye’nin Türkiye’de su stresi seviyesinin 2040’ta yüzde 80’lere kadar ulaşacağını ifade edildi.

Erdoğan’a Glasgow eleştirisi

CHP’li üyeler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Glasgow’da yapılan COP 26 İklim Değişikliği Konferansı’na katılmamasını da eleştirdi.

Bu çerçevede Erdoğan’ın, konferansın sürdüğü 9 Kasım’da Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu hizmet binası ve enerji santralleri açılış törenine katıldığı ve burada “Ağaç bahanesiyle vizyon projelerimize kastedenlere nasıl fırsat vermediysek çevre diyerek enerji hamlemizi dinamitlemeye çalışanlara meydanı boş bırakmayız” sözleriyle önceliğini enerji politikalarına verdiği ifade edildi.

‘Türkiye Avrupa’nın çöp sömürgesi haline geldi’

Plastik atıkların yarattığı kirliliğe ilişkin değerlendirmelere de yer verilerek, Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük plastik atık alıcısı ülkesi haline geldiği belirtilerek, “Bu iktidar döneminde Avrupa’dan gelen plastik atık miktarı -özellikle son 15 yılda- 173 kat artmıştır. Türkiye, deyim yerindeyse Avrupa’nın çöp sömürgesi haline gelmiştir” denildi.

Almanya’dan ithal edilen 141 konteyner çöpün Türkiye limanlarında beklediğine dikkat çekilerek, en büyük kirleticilerden birisi olan plastik çöp ithalatının yasaklanması önerisine yer verdi.

‘Kömür çıkılmalı, adil dönüşüm sağlanmalı’

CHP’nin muhalefet şerhinde, iklim krizi ile mücadele konusunda yer alan bazı önerileri ise şöyle:

  • İklim Yasası hızlı bir şekilde hayata geçmeli ve mevzuatın AB’nin iklim kriziyle mücadelede aldığı standartları da içeren kapsamlı şekilde düzenlenmeli.
  • Türkiye 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefini 2050’ye güncellemeli açık, net ve gerçekçi bir şekilde 2030 ve sonrası ara hedeflerini beşer yıllık dilimlerde ortaya koymalı.
  • Türkiye, ivedilikle kömürden çıkış yol haritasını belirleyip, açıklamalı ve bunun için eyleme geçmeli, fosil yakıtlara dayalı termik santrallerden vazgeçmeli, biyo kütle gibi yakma teknolojisine dayalı santraller ile ilgili yasal düzenlemeleri hayata geçirmelidir. Mevcut santrallerin “adil dönüşüm” ile 2035 yılına kadar kapatılacağını taahhüt etmeli.
  • Su Yasası, Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasası, İklim Yasası TBMM’de tam mutabakat ile gecikmeden çıkarılmalı.
  • Madencilik, taş ocakları, yanlış arazi kullanımı ile yapılacak her tür projenin hem ormanları hem su kaynaklarına zarar vermesini önleyecek yasal mevzuat değişiklikleri yapılmalıdır. Sayıştay raporlarında da yer aldığı üzere, Bakanlıkların denetimsizliği kaynaklı doğa talanı önüne geçilmeli.
  • Mevcut binaların karbon emisyonunu azaltacak tedbirler alınmalı 2030 yılından itibaren yapılacak tüm yeni binalar karbon nötr olmalı.
  • Şehirlerin imar planlarına bakanlığın müdahale etmesini önleyecek yasal mevzuatta düzenleme yapılmalı.
Paylaşın

Mehmet Akif Tutumlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

24 Mart 1963 yılında Siirt’in Kurtalan ilçesinde dünyaya gelen Mehmet Akif Tutumlu, ilk öğrenimini Malatya’nın Darende ilçesindeki Hilvan İlkokulunda, orta öğrenimini Göynük’te bulunan Sarız Ortaokulunda, lise öğrenimini de Adıyaman-Besni Lisesinde tamamladı. İstanbul Ünivesitesi Hukuk Fakültesinden 1986 yılında mezun oldu.

Haber Merkezi / Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde başladığı yüksek lisans öğrenimini “Türk Borçlar Hukuku’nda Zamanaşımının Anlamı, Durması ve Kesilmesi” adlı teziyle 1990’da tamamladı. Yargıçlık yaptı. Barolarda, üniversitelerde ve sivil toplum kuruluşlarında hukuk, edebiyat ve felsefe odaklı seminerler verdi, uluslararası bildiriler sundu. Hukuk alanında akademik çalışmalar yaptı ve bu alanda otuzun üzerinde kitap yayımladı. Edebiyat, hukuk ve felsefe ile ilgili çalışmalarını hâlen sürdüren Tutumlu’nun gerek hukukla ilgili akademik çalışmaları gerek edebî çalışmaları çeşitli ödüllere layık görüldü.

Bu ödüller şöyle sıralanabilir: 1993 Uğur Mumcu Demokrasi Savaşı Şiir Mansiyon Ödülü, 1996 Köşeyazısı Dalında Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü, 1997 Bursa Barosu Öykü Dalında İkincilik Ödülü, 2005 İstanbul Barosu Öykü Dalında Birincilik Ödülü, 2005 Cahit Külebi Şiir İkincilik Ödülü, Tüketici Yargılaması Hukuku kitabıyla 2015 Bilimsel Çalışma Ödülü.

Mehmet Akif Tutumlu, yazı hayatına şiirle başlar ve 29 Mayıs 1978’de Göynük gazetesinde yayımlanan ilk şiiri ile edebiyat dünyasına adım atar. Nazımla başladığı yazı hayatında nesre de yönelen Tutumlu’nun ilk deneme yazısı 6 Nisan 1990’da Cumhuriyet gazetesinde, ilk öyküsü de 1997’de Bursa Barosu dergisinde yayımlanmıştır. Şiir, öykü ve denemeleri Çağdaş Türk Dili, Edebiyat ve Eleştiri, Papirüs, Lacivert, İnsancıl, Şiirden, Simurg, Agora, Gırgır, Deliler Teknesi, Yaşasın Edebiyat, İzmir Kent Kültür ve Akdeniz Edebiyat gibi edebiyat dergilerinde; köşe yazıları ise Cumhuriyet, Milliyet, Radikal, Yeni Yüzyıl, ve Güneş gibi gazetelerde yayımlanmıştır.

Tutumlu’nun Ertelenmiş Deniz adını verdiği ilk şiir kitabı 2006’da yayımlanır. Asiltürk eseri “Herhalde Ülkü Tamer, Mehmet Akif Tutumlu’nun (d.1963) geçen yıl yayımladığı Ertelenmiş Deniz’ini (2006) okusaydı çok mutlu olurdu. Tutumlu, Ertelenmiş Deniz kitabında anımsamalarla, unutmalarla suluboya güzlere serpilen serinliklerle, yaz ikindilerinde kalan anılarla, soğuyan küllerin savuruşuyla yazdığı şiirleri bir araya getiriyor.” şeklinde değerlendirir. Esasen “anı”lar bu eserdeki şiirlerin temelini teşkil etmektedir. Onun şiirlerinde saflık ve umut vadeden dizeler dikkati çeker. Tutumlu, daha sonra felsefî düşünceleri şiirlerine yansıtmaya başlar. Şiir ve felsefe arasında bir arayışa girer. “Bir kimse aynı zamanda derin bir filozof olmadan büyük bir şair olamayacaktır.” diyen şairin şiirlerinin bir araya geldiği diğer iki eser de Harf Atışları (2010) ve Taşkın Boşluk (2013)’tur. Yapıtlar düşüncenin çok yönlülüğünü yansıttığı ve aforizma hissiyatının ağırlaştığı şiirlerinden oluşur. Felsefenin gücünü şiire yansıttığı bu iki eserinde, aforizmalarıyla dikkat çeker. Yalın ve özgün bir dille yazılmasına karşın, yoğun hissedilen aforizma tadı şiirin üzerini örtmüştür. Özellikle Harf Atışları (2010)’ndaki düzyazı-şiir olarak adlandırabileceğimiz metinlerde düşünsel yan ağır basar ve bunlar öykü hissiyatını verir.”

Felsefi düşünce ile şiiri uzlaştırma gayreti Tutumlu’nun şiirini nesre yaklaştırmıştır ki bu yönüyle bazı şiirleri mensur şiir tarzındadır. Yalçın ise onun şiirlerini, “Mehmet Akif Tutumlu şiirleri bize, kapitalist sistemin insanı hızla metalaştırıp insani değerleri yok ettiği bir dünyada, doğa, insan ve sevgi üçleminde hâlâ ‘umut’un var olduğunu gösterirken, her geçen gün taşarcasına büyüyen iç boşluğumuza da dikkat çeker. Bize günümüzde kaybetmekte olduğumuz insanî yönlerimizi, küçücük yaşam parçacıklarımızı anımsatır.” cümleleriyle değerlendirmiştir. Tutumlu, edebiyat ve felsefeyi kendi potasında eriterek, felsefi bir poetika ortaya koymaya çalışmış ve bunu yaparken de felsefi duruşunu bozmadan, merkeze “insanî değerleri” alarak şiirini anlam kapalılığından kurtarmıştır. Deneme kitapları da yayımlayan Mehmet Akif Tutumlu’nun daha çok şair kimliğinin ön plana çıktığı görülmektedir. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Mehmet Akif Ersoy Kimdir? Hayatı, Eserleri

20 Aralık 1873 yılında İstanbul’da Fatih İlçesi, Sarıgüzel Mahallesi’nde dünyaya gelen Mehmet Akif Ersoy,  27 Aralık 1936 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Fatih’te Emir Buharî mahalle mektebini, Fatih Merkez Rüştiyesi’ni bitirdi.

Haber Merkezi / Mekteb-i Mülkiye’nin idadi (lise) bölümünde okurken şiire başladı. Mülkiye Baytar Mektebi’ni (Veteriner Okulu) bitirdi. Rumeli, Anadolu ve Arabistan’da veterinerlik, Halkalı Ziraat Okulu ve Çiftçilik Makinist Mektebi’nde öğretmenlik yaptı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde edebiyat dersleri verdi. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne ve istihbarat örgütü Teşkilât-ı Mahsusa’ya girdi. Bu örgütlerde çeşitli görevler aldı.

Kurtuluş Savaşı’nı desteklemek üzere Anadolu’ya geçti, Burdur millet vekili olarak TBMM’de görev aldı. Milli Eğitim Bakanı’nın isteği üzerine İstiklâl Marşı’nın sözlerini yazdı. Kışları Mısır’da yazları Türkiye’de yaşamaya başlayan Akif daha sonra sürekli olarak Mısır’da yaşamaya karar verdi. Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği yaptı. Siroz hastalığına yakalandı ve hastalığı ilerleyince Türkiye’ye döndü.

İlk şiirlerini Resimli Gazete’de yayımladı. On yıl boyunca hiç şiir yayımlamadı. II. Meşrutiyet sonrası Eşref Edip’in çıkardığı Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad dergilerinde yazı ve şiirler yazmaya başladı. Dilin sadeleşmesini savundu aruz vezniyle ve konuşma diliyle, iç musikisi olan şiirler yazdı.

Eserleri;

Safahat 1911
Süleymaniye Kürsüsünde 1911
Hakkın Sesleri 1912
Fatih Kürsüsünde 1913
Hatıralar 1917
Asım 1919
Gölgeler 1933

“Hürriyet”

“Hürriyeti aldık!” dediler, gaybe inandık;
“Eyvah, bu bazicede bizler yine yandık!”
Cem’iyyete bir fırka dedik, tefrika çıktı:
Sapsağlam iken milletin erkanını yıktı.
“Turan ili” namiyle bir efsane edindik;
“Efsane, fakat, gaye!” deyip az mı didindik?
Kaç yurda veda etmedik artık bu uğurda?
Elverdi gidenler, acıyın eldeki yurda!

“Çanakkale şehitlerine”

Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar…
O, rûkü olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i…
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi…
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe!” desem, sığmazsın.
Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab…
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
“Bu, taşındır” diyerek Kabe’yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran…
Sen ki İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki; a’sara gömülsen taşacaksın… Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.

Paylaşın

Mehmed Kemal Kurşunluoğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

11 Nisan 1921 yılında Ankara’da dünyaya gelen Mehmed Kemal Kurşunluoğlu, 14 Eylül 1998’de İstanbul’da hayatını kaybetti. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da yaptı. 1940’ta Ankara Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Ticaret Bakanlığı Dış Ticaret Dairesi’nde memuriyet görevini sürdürürken yükseköğrenime devam etti. Üç yıl öğrenim gördükten sonra Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nden ayrıldı.

Haber Merkezi / Kuvvet gazetesinin parlamento muhabirliği görevini üstlendi, daha sonra yazı işleri müdürlüğü görevine getirildi. Kudret ve ardından da arkadaşları ile birlikte çıkardığı haftalık köylü gazetesi Battal Gazi’de yazarlık yaptı (1945-48). Askerlik dönüşü Türk Haberler Ajansı’nda, Demokrat Ankara gazetesinde, ABC, Yön ve Kim dergilerinde çalıştı; Bayındırlık Bakanlığı Basın Bürosu’nu yönetti. Yeni İstanbul (1953-60), Vatan, Ant (1961-67) gazete ve dergilerinin Ankara temsilciliğini yaptı.

Bir süre Ankara’da Kalem adında bir lokanta işletti (1967-69). Bu mekân, Ankara’nın önemli edebiyat mahfillerinden biri oldu. İstanbul’a giderek gazetecilik mesleğini burada sürdürmeye başladı. İstanbul’da Yeni Gazete’de röportaj, Akşam, Barış ve Cumhuriyet gazetelerinde fıkra yazarlığı yaptı. 1975’ten başlayarak öldüğü tarihe kadar Cumhuriyet’e “Politika ve Ötesi” başlığıyla köşe yazıları yazdı. 1980’deki askerî darbe sonrasında bir yazısından dolayı gözaltına alındı. Söz Gibi adlı şiir kitabı ile 1978 Lions Edebiyat Ödülü’nü kazandı. 1995 yılında Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’ne değer görüldü. Evli ve iki çocuk babasıydı.

Mehmed Kemal, gazeteciliğe 1939’da henüz lise öğrencisiyken öğretmeni Nurettin Artam’ın yardım ve teşvikleri ile başladı. 1942’de Gençlik dergisinde yayımlanan ilk şiiriyle edebiyat dünyasına girdi. Lise yıllarında Ahmet Haşim’in etkisinde şiirler yazdı. Daha sonraları 1940’ların toplumcu şairleri arasında yalın diliyle sivrildi, sonraları bu türde daha seyrek ürün verdi. 15 Mayıs 1948 tarihinde toplumcu-gerçekçi şairleri bir araya toplayan Meydan adlı tek sayılık bir dergi yayımladı.

“1940’ların ilk yıllarında hayli ‘popüler’ olan Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rifat; CHP’nin açtığı şiir yarışmasında ‘Otuz Beş Yaş Şiiri’ ile birinci seçilerek ünlenen Cahit Sıtkı Tarancı; ‘40 Kuşağı’ veya ‘Acılı Kuşak’ olarak adlandırılan ‘toplumcu’ şairlerden Mehmed Kemal, M. Niyazi Akıncıoğlu, Enver Gökçe, Fethi Giray’ın yanı sıra Necati Cumalı, Celâl Vardar, Selâhattin Aldanır, Fahri Erdinç, Ceyhun Atuf Kansu, Suat Taşer, Ahmet Arif, Fuat Ofşin ve Bedi Erdem’in şiirleri yer alır bu dergide. O yıllarda ‘Göğceli’ olan Yaşar Kemal’in derlediği altı dizelik bir şiir ile ‘Serbestî’den bir dörtlük ve Jacques Prèvert’den de bir şiir vardır.”

İlerleyen yıllarda Gençlik, Kaynak, Seçilmiş Hikâyeler, daha sonra Yeryüzü, Yeditepe, Ant, Dost, Yeryüzü, Yön, Yansıma, Varlık, Türk Dili, Sanat Olayı gibi dergilerde Mehmed Kemal’in şiir ve yazıları yayımlandı. İlk şiir kitabı Birinci Kilometre’yi 1945 yılında yayımladı. Bu kitap hakkında önce toplatma kararı alındı, sonradan kitap serbest bırakıldı. İlk şiirlerinden itibaren benimsediği toplumcu sanat anlayışı içinde Garipçiler ve halk şiirinden de yararlanarak kendi sesini oluşturmaya çalışan bir şair kimliği ile göründü. Şiirlerinde genellikle yaşamına ilişkin hüzün ve duyarlıklarını yalın ve zaman zaman ironik bir üslupla dile getirdi. İkinci kitabından sonra gazeteciliğinin de etkisiyle düzyazıya yönelen Mehmed Kemal, şiirlerini Dünya Güzel Olmalı (1954), Söz Gibi (1982), Öğle Rakıları (1986), Tükenmez (1990) adlı kitaplarında bir araya getirdi.

Sürgün Alayı (1980) adıyla yayımladığı ilk romanında İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir aydının öğrencilik ve askerlik günlerini konu etti. Mehmed Kemal, ikinci romanı Pulsuz Tavla’da (1976) ise 1965-1970 yılları arasında işlettiği Kalem Meyhanesi’ni; bu mekânın açılış sürecini, düzenlenişini ve meyhaneyi işlettiği dönemde başından geçenleri işledi. Bu bakımdan Pulsuz Tavla, edebiyatımızda başlı başına bir edebiyat mahfilini ele alan ilk roman olarak dikkat çekmektedir. Mehmed Kemal, Kalenin Eteğinde (1984) adlı üçüncü romanında Ankara’da geçirdiği gençlik yıllarını, hatıralarından hareketle otobiyografik tarzda işledi.

Mehmed Kemal’in eser verdiği bir diğer tür hatıradır. Yazar, 1940 Kuşağı olarak da adlandırılan toplumcu-gerçekçi şairleri ve bu şairlerle yaşadıklarını hatıra formunda Acılı Kuşak (1967) adıyla kitaplaştırdı. Şairler Dövüşür (1981)’de çoğu edebiyat anısını deneme formunda kaleme alan yazar, Türkiye’nin Kalbi Ankara (1983)’da Ankara merkezli hatıralarını, Haber Peşinde 50 Yıl (1993)’da ise gazetecilik hatıralarını bir araya getirdi. Deneme, fıkra ve inceleme kitaplarında da hatıralarından sıklıkla faydalandı.

Uzun yıllar gazetecilik yapan Mehmed Kemal; deneme, fıkra ve inceleme türünde Politika ve Ötesi (1970), 12 Mart, Öfkeli Generaller ve İşkence (1974), Sol Kavgası (1975), Ara Rejim Kara Rejim (1979), Celal Bayar Efsanesi ve Raftaki Demokrasi (1980), Bir Deste İskambil (1986), Bu Darbeler Kimin İçin? (1986), Nerde Eski Seçimler (1991), Gayrıresmi Yakın Tarih (1991), Gene Aynı Tangolar (1994), Denemeler Elemeler (1997) adlı kitaplarını neşretti. 1976 yılında Bülent Ecevit’in şiirlerini derleyerek kitap hâlinde yayımladı. 1940’lı yıllarda “toplumcu-gerçekçiler” olarak adlandırılan şairlerden biri olan Mehmed Kemal, edebiyat tarihinde daha çok bu topluluk içerisinde yaşadıklarını anlattığı Acılı Kuşak adlı hatıra kitabıyla tanınmıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Mansur Ekmekçi Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Mart 1960 yılında Muş’ta dünyaya gelen Mansur Ekmekçi 1966 yılında ailesiyle birlikte Mardin Midyat’a göç eder. İlkokula 1967 yılında Ali İhsan Kalmaz İlkokulunda başlar, ortaokulu ise Midyat Lisesinde okur. 1973 yılında ailesiyle birlikte Adana’ya göç ederek Hürriyet mahallesine yerleşir.

Haber Merkezi / Ortaokulu Çukurova Ortaokulunda tamamladıktan sonra Adana Endüstri Meslek Lisesinden ailesinin isteği üzerine tasdikname ile ayrılır. Adana ve İstanbul’da kısa süreli bazı işlerde çalıştıktan sonra askerliğini 1979-1981 yılları arasında Ağrı’da tamamlar.

1982’nin başında Ziraat Bankası sınavlarına girdiği sırada komşuları olan Nevriye Toraman ile evlenir. 1984 yılında Ziraat Bankasında başladığı görevini Anadolu’nun çeşitli kentlerinde sürdürür. Bu sırada düğünlerde kamera çekimi ve televizyonlarda sunuculuk yapar. 1987 yılında tayininin çıktığı Adana’da uzun süre çalıştıktan sonra 2008 yılında emekli olan Mansur Ekmekçi dört çocuk babasıdır.

Mansur Ekmekçi ilk şiirlerini askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada yazar. Bu ilk şiirlerinden itibaren âşık tarzı şiir geleneğini benimser. Yazdığı ilk eserlerinde yaşadığı veya şahit olduğu haksızlıkları dile getirir. Şiirlerinde Mansur mahlasını kullanan şair saz çalmayı bilmez ve bade içmemiştir.

Eserlerinde mahlas kullanımına dikkat etmesine karşın mahlas kullanmadan yazdığı şiirleri de vardır. Âşıklık geleneği içerisinde önemli bir yeri olan usta çırak ilişkisine önem veren Mansur Ekmekçi birçok âşık ve şairin yetişmesine katkı sağlar. Şiirlerinde biçim olarak âşık şiiri geleneğinin özelliklerini yansıtan şair, içerik olarak toplumsal aksaklıklar başta olmak üzere tasavvuf, aşk ve kahramanlık gibi konulara yer verir.

Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (İLESAM), Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG), Çukurova Edebiyatçılar Derneği, Çukurova Halk Ozanları Derneği ve Hacı Bektaş Veli Derneği üyesidir. İçinde antoloji ve monografi türünde eserler de olmak üzere, yayımlanmış 8 kitabı vardır. Hayatı ve sanatı birçok üniversitenin ilgili bölümlerinde lisans tezlerine konu olmuştur.

Paylaşın

Mahmut Temizyürek Kimdir? Hayatı, Eserleri

21 Mart 1955 yılında Sivas’ın Şarkışla İlçesi’ne bağlı Kümbet Köyü’nde dünyaya gelen Mahmut Temizyürek, ilkokulu doğduğu köyde, orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. Sekiz yılı değişik kentlerde ve değişik işlerde çalışarak geçti, inşaat, matbaa, santral operatörlüğü gibi işler çalıştı.

Haber Merkezi / 1979’da Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’ndeki kaydoldu. 12 Eylül nedeniyle öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Daha sonra öğrenimini tamamlayabildi.

Öğrenimine ara verdiği yıllarda İstanbul’da Görsel, Gelişim Larousse, Britannica, Thema Larousse gibi ansiklopedilerde yazarlık ve yayın kurulu üyeliği yaptı. On yıl Başkent Üniversitesi’nin Basın Danışmanlığını görevini üstlendi. Halen, Bilkent Üniversitesi’nde başladığı Türkçe ve Eleştirel Okuma dersi hocalığına devam ediyor.

Şiirin yanı sıra denemeleri ve şiir üzerine yazıları ile de tanınan Temizyürek’in şiir, deneme ve eleştiri yazıları Akatalpa, Defter, Edebiyat Dostları, Edebiyat ve Eleştiri, Evrensel Kültür, İnsan, Kum, Patika, Varlık, Yarın, Yeni Olgu, Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap gibi dergilerde yayınlandı.

Eserleri;

İz ve Rüya
Kırlangıcım Paranoya
Yeryüzünü Gezen Atlı
Göçebe Buluşması
Boşluktan Doğan

Ödülleri:

2008 Memet Fuat Ödülü – Deneme dalında birincilik

“Bana şiir gönder” sonesi

Bana şiir gönder, diyorsun
Tersine yollar, yollar tersine
Kaldı en son,  son bakışında
Göçmen kuşlar gibi inip kalkan kirpiklerin
kanat hızıyla benden alıp
saçtılar yer yüzüne
o şiiri

Bana şiir gönder, diyorsun
Ömrüm geçiyor aşkın ilmek yerlerinden
dişleyip çözmek için o kör düğümü, düğümü
kör dünya, gittin de dağıldı yel vurmuş un gibi

Ya beni hançerle…
…

Bana şiir gönder, diyorsun
Serin camdan geliyor sözün
Yüzünün harfinden ses, bir ses
işittim sandıkça, sanıdan bitkin duyularıma
güç ver, sözün ne renkse, hangi tonsa,
onu da ekle hiç değilse  meyline

…Ya da gel bir bakıver yüzüme, bakışını kandil yapıp
gezineyim ben de şu yanar döner evrende

“Paranoya kırlangıcım paranoya”

İnsan güneşle dünyanın arasındadır
Senin sağında, benim solumda
Hep ortasındadır ölümün
Durur bir nefesle bir nefes
arasında bir yerde, sabahla akşam
arasında herşeyi şaşırabilir
Yaprağa düşen yağmurdur
yapraktan düşen damla
Ne yapabilir, rüzgârından
merhamet dilemekten başka.

İnsan şaşırdıkça
delinir şüphe torbası
zehirler gözü.

Seni var ya, inleyişinden tanırım
kiminle öpüşsen duyarım sesini
teninin duygusu bulaşır, ateşi, kokusu
bacaklarının arasından ürperti
dudaklarına dolaşır
seğirir damar gibi

İnsanla herkes arasında nahoş tecrübe
Kırlangıcın zamansız göç nedenidir
O yüzden tizdir gagasından fışkıran
Bir daha dönmez yurduna.

Kalp, inleyişinden tanınır
Bir öpünce, bir de kırılınca.

“Beyaz karanlıkta”

Yamaçlarda yeşil beyaz benekler
Göğ toprağın süt kokuyor çiyi buharı
80’i geçtin nasılsa, 90’ı da, sürdün 2000’e dal
Bu kaçıncı diriliş. Ustalaştın ağaçları tanımakta

Gördün her durumunu akarsuyun
Kaba şafakta kurum kurum akıp geceyi
sürükler, berrak bir nefese dönüşür ince şafakta
Güneşle birlikte sularda hem sevinç var hem keder
Sevinç güneşten, kederse hep aynı akıştandır olsa olsa

Gün güne değişir kuzeyle güneyin farkı
Ansızın sararıp solar doğudan batıya yüzler
Güneş, dağlar ardından duyulan o gurbet şarkısı
Ovalardan atlar geçer ya da ruhumuzdan atlar geçer ovaya

İçimde yitip gitmek arzusu o esmer
kadının ağzındaki beyaz karanlıkta

Paylaşın

M. Öner Ciravoğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

13 Şubat 1948 yılında Trabzon’da dünyaya gelen M. Öner Ciravoğlu, Trabzon Lisesi’ni ve ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji bölümünü bitirdi. eğitim görmüş olsa da hayatı bambaşka bir alanda şekillendi.

Haber Merkezi / YAZKO ve Cumhuriyet Kitap Kulübü’nde yöneticilik ve editörlük yaptı. Türkiye Yazarlar Sendikası’nın “Güzel Yazılar” dergisini çıkardı. TYS üyesi de olan yazar aynı zamanda Trabzon Araştırmaları Merkezi Vakfı ile Herkese Kitap Vakfı’nın da kurucusudur ve Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) Merkez Yürütme Kurulu’ndadadır.

Henüz on yaşındayken gazete dağıtarak yayın sektörüne adım atan şair Ciravoğlu hukuk ve jeoloji eğitimi almasına rağmen kendini edebiyata adamıştır. Şiir ve yazılarını 1965’ten itibaren Son Haber, Cumhuriyet gazeteleri ile Savaş, Forum, Yazko Edebiyat, Çerçeve, Cumhuriyet Kitap, Adam Sanat, Gösteri, Virgül dergilerinde yayımlamıştır.

YAZKO, Çevre, Cumhuriyet Kitap Kulübü’nde yöneticilik ve editörlük yapan yazar anı, şiir, derleme, araştırma ve çocuk edebiyatı gibi pek çok farklı türde eserler vermiştir. Halihazırda Remzi Kitabevi’nde yayın koordinatörlüğü görevini yürütmektedir. Ayrıca yazar, 2000 yılında Samed Behrengi’nin on adet çocuk kitabını Türkçeye çevirmiştir.

Eserleri;

Deneme:

Sevgi Yazıları (Öner Kemal imzasıyla, 1986).

Şiir:

Kalepark (1995).

Araştırma:

Çocuk Edebiyatı (1997),
Büyük Yolların Haydutu (Attila İlhan’ın yaşam öyküsü, 1997),
Bir Tutkudur Trabzon (İ. Gündağ Kayaoğlu ve Cüneyt Akalın ile, 1997).

Derleme:

Çocuklar İçin Atatürk’ün Nutku (1984),
Atatürk ve Kurtuluş Şiirleri Antolojisi (G.Kayaoğlu ile,1996).

Sözlük:

Türk ve Dünya Edebiyatı Yazarları Sözlüğü (1999),
Şairler Sözlüğü (Öner Kemal imzasıyla, 1999).

Paylaşın

M. Nejat Gacar Kimdir? Hayatı, Eserleri

5 Mayıs 1950 yılında İstanbul’un Aksaray İlçesi’nde dünyaya gelen M. Nejat Gacar, İzmir Ziya Gökalp İlkokulu’nu (1962) bitirdi. 1971’de Erzurum Lisesi’nden mezun oldu. Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldu (1977).

Haber Merkezi / Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinde Araştırma Görevlisi ve Uzman olan ve 1991’de Doçent, 1998’de de Profesör olan Gacar, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültelerinde çalıştı.

1997 Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü, 1997 Nektar Başarı Ödülü ve 1999 Kocaeli Üniversitesi Akademi Şiir Ödülü’nü aldı.

Nejat Gacar’ın şiir ve yazıları Bahçe, Damar, Edebiyat Güncesi, Fayton, Güzel Yazılar, İnsancıl, İzmir / İzmir, Kıyı, Türk Dili, Üçüncü Öyküler gibi dergilerde yayımlanır.

Şiirlerinde mitoloji ve tarih yansımaları dikkat çekici boyuttadır. Gacar’ın son şiir kitabı Yüzü Karanfil’de (2000), 17 Ağustos depreminin tanıklığı görülür. Farmakoloji alanında çok sayıda kitap ve makalesi bulunmaktadır.

Eserleri;

Şiir;

Yüzü Karanfil
Kuzgun / Gözyaşı ve Ateş
Ölü Kuşlar Ülkesinden Göç
Düşün Sarnıcından Sızıntılar

Mesleki Kitapları;

Farmakoloji Ders Notları
Kalp – Damar Hastalıkları Farmakolijisi

Ödülleri;

1997 Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü
1997 Nektar Başarı Ödülü
1999 Kocaeli Üniversitesi Akademi Şiir Ödülü

“Köşeli yıldız”

Tuzlu suya doymuş pöstekiye sarıp da
Çıplak bedenini aydınlığın
Bıraktılar kızgın çöl güneşinde
Kumlar üstüne

Ve kestiler dilimi
Anlatılmasın diye öykün
Zâlim çöl rüzgârlarında
Bir bana/ bir gökyüzüne savrulan

Kim bilir kaç yüz eskitti bu peçe
Kaç dua konuk etti o çocuk dudaklarda
dönüşümü fısıldayan

On iki kavimdi Yakuboğulları
Kızıl Deniz’e akarken on iki koldan
Peşlerinde firavun öfkesi

Yedi kollu şamdanından sızan kan
Köşeli yıldızı davud’un
Soykırım ağacının tepesinde parlayan

Alevden bir mızrak artık
Oğul ve kızları Eski Ahdin
Ateş kusuyor Filistinli çocuklar üstüne

Kurban katil oluyor/ katil kurban
Keserlerken dilimi
Anlatılmasın diye öykün

Paylaşın

Mehmet Necati Öngay Kimdir? Hayatı, Eserleri

1914 yılında Ankara’nın Ayaş İlçesi’nde dünyaya gelen Mehmet Necati Öngay, 1992 yılında Ankara’da hayatını kaybetti. 1931’de Kayseri İlköğretim Okulu’nu bitiren Mehmet Necati Öngay, on yıl ilkokul öğretmenliği yaptı.

Haber Merkezi / 1939’da Ankara Millî Eğitim Müdürlüğü kültür işleri şefi oldu. Daha sonra Ankara’da Basım Yayın, Turizm Genel Müdürlüğü’nde ve Ulus gazetesinde çalıştı. 1954’te İstanbul’a yerleşti. İlk ve ortaokul öğretmenliği yapmaya yeniden başladı. 1972’de emekli oldu.

İlk şiiri, 1931’de Resimli Şark dergisinde yayımlandı. Daha sonra Gündüz, Yücel, Varlık, Çığır gibi dergilerde ve ilk okul ders kitaplarında şiirleri görüldü. Çocuk edebiyatı dalında verdiği ürünler ile tanındı.

Eserleri;

Dağınık Deyişler
Bir Çölde Kaybolan Su
Ergenekon’dan Doğan Güneş
Tılsım
Çocuklara Sevgi Şiirleri,
Sevgi Bahçesi

“Atatürk”

Düşmanların elinden
Bizi kurtaran sensin.
Bu toprağı yeniden
Özenle kuran sensin.

Ünümüzü dünyaya
Mertçe duyuran sensin.
Gündüz gün, gece aya
Benzer kahraman sensin.

Adını büyük, küçük
Anıyoruz her zaman,
Adı büyük Atatürk
Anlı şanlı kahraman.

Nabzımızda atansın
Ey ! ölmeyen atamız.
Gönlümüzde yatansın
Seni unutamayız.

Paylaşın

M. Mazhar Alphan Kimdir? Hayatı, Eserleri

22 Mayıs 1941 Artvin’de dünyaya gelen M. Mazhar Alphan, Haydarpaşa Lisesi, Avusturya Karl Franzens Üniversitesi (1968) mezunudur. M. Mazhar Alphan, Edebiyatçılar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası üyesidir.

Haber Merkezi / Yüksek lisans tezi: “AT ile Türkiye Arasındaki Antlaşmanın İktisadi ve Hukuksal Yönden Analizi.” Araştırma görevlisi olarak İTÜ Makine Fakültesinde (1969-71); Türkiye İş Bankası Eğitim Müdürlüğü ve Teftiş Kurulunda görev yaparak 1994’te emekli oldu. Sürgün Kitabevini kurdu ve yönetti. 

“Son Çağrı” adlı ilk şiiri 1992’de Damar dergisinde yer almıştı. Diğer şiir ve yazılarını, Damar, Pir Sultan Abdal, Abece, Karşı, Yeni Biçem, Düşlem, Çağdaş Türk Dili, Türk Dili Dergisi, Promete, Kıyı, Yaklaşım, Dize, Ardıçkuşu, İnsalcıl, Eski, Güzel Yazılar, Berfin Bahar, Evrensel, Şiir Ülkesi, Tay, Ünlem, Agora, Edebiyat Koop., Dünya Kitap, 1995/97 Adam Sanat Şiir Yıllığı, 1998 Şiir Coğrafyamız, 2002 E Dergisi, 2003 Agora, 2004 Yom Şiir yıllıklarında yayımladı.

1995’te şiir dosyası, Ceyhun Atuf Kansu Şiir Yarışmasında övgüye değer bulundu. 2002’de Yaşam Yankılandığı Yerden Sürer adlı eseriyle, Mehmet Başaran adına düzenlenen şiir yarışmasında başarı ödülünü aldı. 40. Ulusal 14. Uluslararası Hacıbektaş Serbest Şiir Yarışmasında ikinci oldu.

Eserleri;

Şiir;

Evim Önü Yeşil Pınar (1991)
Dağılsın Bulutlar (1994)
Köpüğü Kırık Dalga (1995)
Aşk Kül ve Köz (1997)
Yaşam Yankılandığı Yerden Sürer (2001, Köpüğü Kırık Dalga ve Aşk Kül ve Köz bir arada)
Şimdi Sana (2004)

“Çat kapı”

Mor küpeli gemileri çeker İstanbul’u
İstanbul dediğin senin yamalı bohça
Çat kapı kedi köpek / martılar

Hangi eşikten ayağını atsan boyalı çarşı
Çarşı çarşı değil her biri kirli çamaşır
İstanbul’un sokakları ağız dalaşı

İskeleti çıkmış bir kalabalıktır İstanbul
Ayağını nereye uzatsan Anadolu
Cümbüşleri bir beni yakar bir de Gevher’i

İstanbul İstanbul olalı böyle dans görmemiş
Sen çal… Ben oynayayım… Sulukule
At gözlüklü İstanbul’un arabası kamyon bozma

Be gülüm seni kim çat kapı soydu
Gel beri gel kaçak var her evin çatısında
Ben senin çat kapılarına kanamalı hastayım

Sende bu Boğaz bende bu açgözlülük oldukça
Ne çat kapıları biter ne de tiridi İstanbul’un
Gevher’im yekparem boyalı çarşım benim

Daha neler neler yazacaktım ama
Polis bastı efkârımı…..

“Kahve tadında”

İki fincan, iki el
Yorulmuş özlemekten

Her şey kahve tadında

Geceye devriliriz
Kalemimin ucu gibi güler
Göz göze yazarız telvesini

İnce belli coşku
İçinde türlü çiçekler

Paylaşın