Cezmi Ersöz Kimdir? Hayatı, Eserleri

3 Eylül 1959 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Cezmi Ersöz, Kabataş Erkek Lisesi’ni ikincilikle 1977’de bitirdi. Aynı yıl İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ne bağlı olan Şişli Siyasal Bilimler Yüksek Okulu’nda “Siyaset ve Kamu Yönetimi” bölümünde üniversite eğitimine başladı. Bir taraftan okurken bir taraftan da dayısının İstiklal Caddesi’ndeki muhasebe ve mali müşavirlik bürosunda çalışmaya başladı.

Haber Merkezi / 1981’de üniversiteden mezun oldu. İlk denemesi “57’liler ve Kimlik Bunalımı” Sanat Olayı’nda (1981); ilk şiiri “Sesini Bağışla Bana” ise Varlık’ta yayımlandı (1982). 1982’de askere gitti. Polatlı Topçu ve Füze Okulu’ndaki acemi eğitiminden sonra Kıbrıs Ayvasıl’da Topçu Eğitim Birliği’nde görevlendirildi. 1980 askeri darbesi sonrası ülkenin siyasal koşulları, Kıbrıs’ta Rum Kesimi ve Türk Kesimi arasındaki gerginliklerden dolayı epeyce sıkıntılı günler geçirdi. 1984’te terhis oldu ve evlendi. Evliliği yedi yıl sürdü.

1984’te yazar reklam sektöründe metin yazarı olarak işe başladı. Kendisiyle bir türlü bağdaştıramadığı reklamcılık sektöründe çok başarılı olamadı. İşinden arta kalan zamanlarda bol bol okudu, yazdı. 1990’da yayımlanan Son Yüzler kitabından sonra yazara çeşitli yayın organlarından iş teklifleri gelmeye başladı. Dönemin en modern gazetelerinden biri olan daha sonra iflas eden Güneş’te kadrolu olarak işe başladı. Metin Münir’in yayın yönetmenliğinde söyleşiler ve Yeşilçam, Beyoğlu, sinema salonları vb. üzerine mekân yazıları yayımladı.

Güneş’te ismi tanınmaya başlayan Ersöz daha sonra Özgür Gündem’de çalıştı. 1993-94’te gazetenin muhabiri olarak Güneydoğu’ya gitti. Burada yaptığı röportajlar epeyce ses getirdi. Güneydoğu röportajlarından oluşan kitabı Haritanın Yırtılan Yeri (1994) hakkında dava açıldı ve dava takipsizlikle sonuçlandı. Gazetenin bombalanmasının ardından sekiz ay işsiz kaldı. Akabinde iyi bir ücretle haber dergisi Aktüel’de çalışmaya başladı. İki ay sonra buradan kovuldu ve yazarın gazetecilik hayatı böylelikle sona erdi.

Cezmi Ersöz Güneş’te çalışırken Kemal Kenan Ergen, Gani Müjde, Metin Üstündağ gibi isimler Güneş bünyesinde Limon adlı mizah dergisi çıkardı. 1991’de bu ekip Deli adıyla kendi dergilerini yayımladı. Yazar Özgür Gündem’de çalışırken bir taraftan da Deli’ye yazılar gönderdi. Dergi başarılı olduğu hâlde maddi imkânsızlıklar yüzünden kapandı. Aynı ekip kendi olanaklarıyla Leman dergisini çıkarmaya başladı. Cezmi Ersöz de 1993’ten itibaren Leman’da yazmaya başladı ve geniş bir okur kitlesine sahip oldu.

Yazar, 1993’te Yusuf Kurçenli’nin yönettiği “Çözülmeler” filminin senaryosunu yazdı. Film, 1995 Ankara Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülünü aldı. 1995-98’de Ersöz, Mavi Umut radyolarında “İçimizden Biri” programını hazırladı. 2011’de de Kanal 24’te İskender Pala ve Hilmi Yavuz’la “İncir Çekirdeği” adlı programını sundu.[2] Halen serbest yazar olarak çalışan ve İstanbul’da yaşayan Cezmi Ersöz, Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve Sokak Çocukları Derneği üyesidir.

YÖK’ün kurulmasıyla İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi Marmara Üniversitesi adını alır. Yüksekokullar fakülteye dönüşür. Ersöz’ün eğitimini gördüğü bina Suadiye’den Bakırköy’e taşınır. İskender Pala’nın ayrılışından sonra programın kadrosuna Beşir Ayvazoğlu katılır.

Cezmi Ersöz, deneme, hikâye, röportaj, şiir, mektup, roman, biyografi, senaryo türlerinde eserler verir. Kitaplarının yanı sıra yazıları Sanat Olayı, Varlık, Aktüel, Deli, Leman, Hürriyet Gösteri, Öküz, Sanat Çevresi, Sombahar, E, Deve, Islık gibi dergilerde; Cumhuriyet, Güneş, Özgür Gündem, Aktüel gibi gazetelerde yayımlanır.

Pek çok edebiyatçı gibi yazarın çocukluk yılları onun yazarlık serüveninde etkili olur. Cezmi Ersöz’ün çocukluğu özellikle annesinin ailesinin maddi olarak çöküşüne denk gelir. Yazar satılan evlere, düşkünleşen aile büyüklerine ve yoksullaşmaya yakından tanık olur. O dönemde İstanbul’un en lüks yerleşim yerlerinden biri olan Suadiye’de Urfalı olmak; Urfa’ya gidince de İstanbullu olmak beraberinde ne oraya ne de buraya ait olamamayı getirir. Ersöz’ün “yöresel kıyafetli”, “tahta bavullu” akrabaları Suadiye’ye gelince oranın insanının garip bakışlarıyla karşılaşır.

Urfa’da ise yazar bir İstanbullu, şehirli olarak alay konusudur. Metaforik bağlamda arada kalma ve yerleşememe durumu yazarın eserlerinde kendini başat izleklerden biri olarak gösterir. Annesi Melek Hanım duyarlı, romantik ve Dostoyevski’den Puşkin’e değin çok okuyan biridir. Subay eşi olmasına rağmen asker eşleriyle görüşmez, orduevlerine gitmez ve yoksul insanlarla arkadaşlık kurar. Babası Alaadin Bey de annesi kadar mütevazıdır.

Yoksul insanların bulunduğu kahvelere gider, toplumsal sınıf ayrımı gözetmeden insanlara eşit davranır. Bunun yanında babası 27 Mayıs darbesi içinde yer aldığından dolayı erken emekli edilen “Emekli İnkılap Subayları”ndandır. Babasının arkadaşlarına kefil olmasından dolayı aileye sürekli gelen hacizlerin yarattığı ortam, varlık içinde yokluk çekmeleri ve daha pek çok istikrarsızlık yazarın hem kişiliğini hem de eserlerinin temalarını etkiler. Bu sebeple Ersöz bakışlarını “arka dünyalar”a, “dışlanmış/kırık hayatlar”a yöneltir.

Yazarın üniversitede okurken dayısının yanında İstiklal Caddesi’nde çalışması ona pek çok deneyim kazandırır; Çiçek Pasajı, Balık Pazarı, Nevizade ve Krapen’de bambaşka dünyaları ve insanları tanımaya başlar. O dönemde sıkça okuduğu Sait Faik’in, Gorki’nin insanlarını bu sokaklarda görür. Yazar Beyoğlu’nda akordeoncu olan Madam Anahit, Muammer Ketencoğlu; bir dönemin en ünlü cazcılarından olan fakat daha sonra huzurevinde ölümü bekleyen Hrant Lusikyan, Beyazıt’ta eski para alıp satan Hüseyin Avni Dede gibi dışlanmış, kıyıda kalmış, unutulmuş, kayıp insanlarla röportajlar yapmaya başlar.

Söyleşi, biyografi ve öykü türünün karıştığı röportajları ilk kez 1985’te Cumhuriyet Pazar’da “Kırk Yıllık Tebessüm” başlığıyla yayımlanır; daha sonra Son Yüzler (1990) adıyla kitaplaşır. Ersöz’ün iş tecrübesi aynı zamanda onun dünya görüşünü de şekillendirir. Emekçi insanlar, patron-işçi ilişkileri vb. onu sosyalizm akımına yöneltir. Fakat eserlerinde ideolojik dogmalar yoktur olaylara hep insani boyuttan yaklaşır.

Kafka Market: Aykırı Yazılar (1991)’dan itibaren yazarın kendine has bir üslûp yarattığı görülür. Son Yüzler, Kafka Market ve Hayat, Bir Emrin Var mı? (1993) adlı ilk dönem denemelerinde yazarın gözlemci yanı ön plandadır. Bu üç eser de kentli insanların başka hayatlarını anlatır. Beyoğlu, gece hayatı, modern zaman ilişkileri ana temalardır. İstanbul her zaman yazarı besleyen atardamarlardan bir olur.

1990 ortalarından sonra yazarın edebi anlayışı değişime uğramaya başlar ve yazar dış gözlemden içe doğru yönelir. İlk dönem yazılarında Memduh Şevket Esendal, Yaşar Kemal vb. etkileri görülürken daha sonraki yıllarda Sait Faik, Ahmet Hamdi Tanpınar, Vüsat O. Bener, Oğuz Atay gibi isimler yazarı besleyen damarlar olur. Bütün çelişkileri, çatışmaları, aşkları, mutluluklarıyla insanı anlatmaya başlar. Düz yazılarında yoğun şiirsellik, kurgusallık ve imgeler ön plana çıkar. Hayallerini Yak Evi Isıt (1998), Yine Seninle Geldi Hayat (2002), Şizofren Aşka Mektup (2001), Beni Asıl Hayat Aldattı (2009) şiir ile düz yazının iç içe geçtiği öykü tadında denemelerdir.

Şiir ve roman türlerinde verdiği eserler de dâhil olmak üzere yazarın ana temlerini insanın yalnızlığı, yabancılaşması, çaresizliği, çelişkileri, hayal kırıklığı, terk edilme korkusu; aşk, ölüm, ayrılık ve cinsellik oluşturur. Bununla birlikte toplumsal sorunlar üzerine de yazar. Örneğin belgesel ve söyleşinin iç içe geçtiği Haritanın Yırtılan Yeri (1994) 1990’lı yıllarda Güneydoğu Anadolu’nun durumu üzerinedir. Bana Türkçe Bir Ekmek Ver (2000) ana dilde eğitimin yasaklanması ekseninde yazarın aile, ordu/askerlik, siyasi partiler vb. üzerine yazılarını içerir. İçime Gir Ama Sigaranı Söndürme (1999) deneme/hikâye formunda şiddete maruz kalan bir kadının yaşadığı şiddeti eleştirir.

Daha ilk eserlerinden itibaren var olan mizah zamanla açıktan olmak ziyade gizli bir konuma çekilip varlığını sürdürür. Yazar Leman başta olmak üzere mizah dergilerinde öykü, biyografi, röportaj ve şiirin iç içe geçtiği yazılar yayımlar. Leman’daki ilk yazılarında ince mizah ve ironi görülürken daha sonra ironi, melankoli ve hüzün ile yoğrulur. Yazarın salt duygusal derinliğe sahip yazıları da bulunur. Derginin okurları zamanla yazarın kendine has tarzına alışırlar.

Cezmi Ersöz’ün Sıddık Akbayır’la birlikte Can Yücel üzerine hazırladığı iki biyografi eseri bulunur: Can’dı Yücel’di Şarabiydi (2013) ve Can Baba: Bir Sevgi Duvarı Hikayesi (2017). Abdocan: Ölümden Başka Her Şey Olacak (2013) ise gezi olaylarında hayatını kaybeden Abdullah Cömert üzerine yazılan şiirlerden oluşur. Açıkla Bana Bu Işığı (2003) ise yazarın kendi üzerine yazığı otobiyografik türde eserdir. 2008 yılından günümüze kadar yazarın çocuk ve genlik edebiyatı üzerine eserler kaleme aldığı görülür. Her zaman kendini seçkinci edebiyatın dışında konumlandıran yazar kendine has bir söylemle muhalif tavrıyla yazın faaliyetlerine devam etmektedir. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Ceyhun Can Kimdir? Hayatı, Eserleri

1940 yılında Adana’nın Kozan ilçesinde dünyaya gelen Ceyhun Can, 10 Eylül 1979 yılında yazıhanesinde vurularak öldürüldü.1960 Yılında Adana Erkek Lisesini bitirdikten sonra askere gitti.

Haber Merkezi / Dönüşte İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yüksek öğrenimini tamamladı. Türkiye İşçi Partisi’ne 1972 sonrası kurucularındandır. Ayrıca Türkiye İşçi Partis’nin (TİP) Adana İl Başkanlığını yaptı. Maraş katliamı davasının müdahil avukatları arasında yer aldı.

Toplumcu gerçekçi şairlerimizdendir. İlk şiirleri Adana’da yayımlanan Şölen ve 18 adlı dergilerde göründü. Sonraları Yelken, Ataç ve Dost dergilerinde yayımlandı. İkinci kitabı, Ceza Yasası’nın 142. maddesine aykırı görülerek toplatıldı ve kovuşturma açıldı.

Eserleri;

Soy Savaşı (1966)
Umut Devrimci Savaşta (1970)

“Umutsuz”

akşamı susuz akşamı köprüsüz
akşamı karanlık geçitlerden geçtim
küçük iskelelere mor sular iniyordu
ışıklar yanıyordu metal kulelerde
içimde ne varsa susuzluğun sesi
ve boşalan ırmağın ağzıydı gece
uzakta olmak yetmez uzanmak yetmez
uçurumda bir kuştur susuzluğu tüketen
kimseler bilmez kimseler uğramaz aynaya
her günün yeni bir serserisidir kelebek
nerede şimdi gözyaşlarının koruduğu sular
nerede o yorgun sandallar o mor saksılar
-sıcacık bir geceydi bu sımsıcak bir ten
-en ağır bir tutkuydu karanlıkta biten
artık yeniden olacak portakal rengi dudaklar
işte etekleri yaprak dolu bir sonbahar
bunca kutsal acı kanatsız bir kelebek başımda
koparıp kokladığım çiçeklerde hıncım
bir güz rengi çöktü içime
ki solan her şeyde yaşıyorum

“Kurşun”

Kurşun düşüyor beynime şimdi
İri bir çiçek açıyor başımda kanım
Kör bir kurşun işliyor kanımı şimdi
Acı bir topum iş

Paylaşın

Ceyhun Atuf Kansu Kimdir? Hayatı, Eserleri

1919 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ceyhun Atuf Kansu, 17 Mart 1978 yılında Ankara’da hayatını kaybetti. Babası, eğitimci ve politikacı Nafi Atuf Kansu’dur. Küçük yaşta annesini kaybetti. Babasıyla birlikte 1921’de Ankara’ya gitti.

Haber Merkezi / Ankara Gazi Lisesi’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Ankara Numune Hastanesi’nde çocuk hastalıkları uzmanı oldu. Turhal Şeker Fabrikası, Ankara Şeker Fabrikası ve Etimesgut Şeker Fabrikası’nda hekimlik yaptı.

Yazın yaşamı lise yıllarında okul dergisinde yayımlanan şiirleriyle başladı. Sonraki yıllarda yazı ve şiirleri İnkılapçı Gençlik, Ülkü, Yücel, Millet, İstanbul gibi dergilerde yayımlandı. İlk şiirini hece ölçüsü ve halk şiiri geleneği ile yazdı, sonradan serbest ölçüyü benimsedi.Halk dilinden, halk söyleyişlerinden geniş biçimde yararlandı.

Toplumsal sorunlara ağırlık verdi, halkın özlemlerini, sevinçlerini, acılarını ve yaşama savaşımını coşkulu bir söyleyişle dile getirdi. Şiirlerinin kaynağını hoşgörü, insanlık sevgisi, ulusal bağımsızlık ve doğa oluşturdu. Öyküleri ve masalları, Vakit ve Ulus gazeteleri ile Varlık, Seçilmiş Hikayeler ve Çocuk dergilerinde yayımlandı. Anısını yaşatmak için, ilki 1986’da düzenlenen şiir ödülü kondu.

Yapıtları;

Şiir;

Çocuk Bahçesinde (1941)
Bağbozumu Sofrası (1944)
Çocuklar Gemisi (1946)
Yanık Hava (1951)
Haziran Defteri (1955)
Yurdumdan (1960)
Bağımsızlık Gülü (1965)
Sakarya Meydan Savaşı (1970)
Buğday, Kadın, Gül ve Gökyüzü (1970)
Tüm Şiirleri (iki cilt ölümünden sonra, 1978)
Arılar
Bekleyen Kadının Günü
Çocukluk Aşkı
Dünyanın Bütün Çiçekleri
Kar Türküsü
Kızamuk Ağıdı
Lirik Şarkı
Lumumba
Uyuyan Güzel Anneye
Uzun Hava

Makale ve denemeler;

Devrimcinin Takvimi (1962)
Ya Bağımsızlık Ya Ölüm (1964)
Köy Öğretmenine Mektuplar (1964)
Atatürkçü Olmak (1966)
Atatürk ve Kurtuluş Savaşı (1969)
Balım Kız Dalım Oğul (1971)
Halk Önderi Atatürk (1972)
Cumhuriyet Ağacı (1973)
Sevgi Elması 1972

Ödülleri;

1965 Türk Dil Kurumu Deneme Ödülü / Köy Öğretmenine Mektuplar ile.
1966 Yeditepe Şiir Armağanı
1970 Behçet Kemal Çağlar Ödülü / Sakarya Meydan Savaşı ile.

Paylaşın

Galatasaray, Evinde Trabzonspor’a Kaybetti

Süper Lig’in 23. haftasında Galatasaray ile Trabzonspor karşı karşıya geldi. Ali Sami Yen’de oynanan karşılaşmayı 84. dakikada Bakasetas, 90. dakikada Visca’nın golleri ile Trabzonspor 2-1 kazandı. Galatasaray’ın tek golünü ise 31. dakikada Cicaldau’nun penaltıdan kaydetti.

Haber Merkezi / Bu sonuçla lider Trabzonspor puanını 54’e yükselterek yoluna devam ediyor. Üste üste 4. mağlubiyetini alan Galatasaray ise 27 puanda kaldı. Ligin ilk yarısında Trabzon’un ev sahipliğinde oynanan maç 2-2’lik eşitlikle sona ermişti.

Karşılaşmadan dakikalar;

7. dakikada kar yağışı şiddetini artırdı, görüş mesafesini korumak için kalecilerin göz altlarına siyah boya sürülmesi için oyun durdu. 19. dakikada Kerem, Peres’ten kaptığı topla hızla rakip yarı alana geçti. Yıldız futbolcu sol kanattan ceza yayına doğru girerken şutunu çekti ancak üstten aut.

29. dakikada ceza sahası içinde topla buluşan Kerem Aktürkoğlu, pasını verdiği sırada Denswil tarafından düşürüldü. VAR uyarısı sonrasında hakem Atilla Karaoğlan pozisyonu tekrar izleyerek penaltı noktasını gösterdi.

31. dakikada Kerem Aktürkoğlu’nun düşürülmesiyle kazanılan penaltı atışında topun başına geçen Cicaldau, meşin yuvarlağı kalecinin ters köşesine göndererek takımını öne geçirdi (1-0).

35. dakikada Peres sağdan ceza sahasına girerek topu içeri çevirdi, Galatasaray savunmasının müdahale ettiği meşin yuvarlak Nwakaeme’nin önünde kaldı. Trabzonsporlu oyuncunun şutunda top dışarı gitti. 39. dakikada Berkan Kutlu’nun ceza sahası dışından sert şutunda Hugo’ya çarpıp yön değiştiren topu kaleci Uğurcan Çakır son anda kornere çeldi.

45. dakikada ceza sahası önünde topla buluşan Kerem Aktürkoğlu’nun şutunda meşin yuvarlak kaleci Uğurcan Çakır’da kaldı. 50. dakikada Bakasetas uzaklardan şansını denedi ancak Fatih rahat bir şekilde topa sahip oldu.

52. dakikada Dorukhan harika bir uzun topla savunma arkasına sarkan Cornelius’u, kaleci Fatih’le karşı karşıya bıraktı. Danimarkalı golcü önde olan Fatih’in pozisyonunu fırsat bilip vursa da top direğin hemen yanından auta çıktı.

57. dakikada Visca’nın sağdan kullandığı korner atışında Cornelius kafayla arka direğe doğru aşırttı. Bu noktada topla buluşan Ahmetcan’ın sert şutunda top yandan az farkla dışarı gitti. 66. dakikada Visca ile verkaç yaparak ceza sahasına sağ çaprazdan giren Peres, bekletmeden vuruşunu yaptı ancak meşin yuvarlak üstten dışarı gitti.

84. dakikada Marcao’nun sektirdiği topa Bakasetas yerden harika vurdu ve Fatih çaresiz. Trabzonspor eşitliği yakaladı (1-1). 86. dakikada Atılan uzun topta Babel iyi kontrol edip, topu sağına çekip bekletmeden vurdu, Uğurcan başarılı. 90. dakikada Taylan’ın hatalı pasında araya giren Visca, önde olan Fatih’i görüp vurdu ve Fırtına’yı dev maçta 2-1 öne geçirdi.

Stat; Ali Sami Yen

Hakemler; Atilla Karaoğlan, Bahattin Duran, Tarık Ongun

Galatasaray; Fatih, Boey (Yedlin dk. 88 ?), Marcao, Nelsson, Ömer Bayram, Taylan, Emre Kılınç (Morutan dk. 88 ?), Kerem, Berkan, Cicaldau (Feghouli dk. 71), Halil (Babel dk. 62)

Trabzonspor; Uğurcan, Peres, Denswil (Siopis dk. 46), Hugo, Puchacz, Dorukhan (Yunus dk. 78), Berat (Ahmetcan dk. 46), Visca, Nwakaeme, Bakasetas, Cornelius

Paylaşın

Yabancılara Konut Satışı 2021’de Yüzde 44 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yabancılar 2020 yılında Türkiye’de 40 bin 812 konut satın aldı. Bu sayı 2021’de 58 bin 576’ya çıkarak tüm zamanların rekorunu kırdı. Böylece yabancılara satılan konut sayısı son bir yılda yüzde 44 artmış oldu.

Türk lirası (TL) 2021 yılında Amerikan doları ve Euro başta olmak üzere döviz kurları karşısında hızla değer kaybederken yabancılara konut satışındaki artış dikkat çekiyor. TL, Dolar karşısında 2021 yılının başı ile sonu karşılaştırıldığında bir senede yüzde 75 değer kaybetti. Yabancılar Türkiye’de 250 bin dolar değerinde konut satın almaları durumunda Türk vatandaşı da olabiliyor.

Merkez Bankası verilerine göre 4 Ocak 2021’de 7,42 TL olan dolar kuru yılın son gününü 12,98 TL ile kapattı. Böylece sene başı ile sene sonu kıyaslandığında Türk lirası Amerikan doları karşısında tam yüzde 75 değer kaybetti. Dolar kuru 21 Aralık’ta 17,47 lirayı da görmüştü.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yabancılar 2020 yılında Türkiye’de 40 bin 812 konut satın aldı. Bu sayı 2021’de 58 bin 576’ya çıkarak tüm zamanların rekorunu kırdı. Böylece yabancılara satılan konut sayısı son bir yılda yüzde 44 artmış oldu.

Bu artışta koronavirüs salgını sebebiyle 2020 yılında satışların etkilenmiş olabileceği düşünülebilir. Ancak 2019 yılında yabancılara 45 bin 483 konut satılırken bu sayı 2020’de sadece yüzde 10 düşüş ile 40 bin 812’ye gerilemişti. Bu veri pandeminin etkisinin sınırlı olduğuna işaret ediyor. Zaten Covid-19’dan önceki 2019 yılı ile 2021 yılları kıyaslandığında da yüzde 29’luk bir artış söz konusu.

Dövizdeki değişime yıllık ortalama dolar kurundan bakmak da mümkün. 2021’de ortalama dolar kuru 8,89 TL oldu. Bu sayı 2020’de 7,01; 2019 yılında 5,67 ve 2018’de 4,81 idi. Bu açıdan bakıldığında yıllık ortalama dolar kuru son 3 senede yüzde 85 artarken bu dönemde yabancılar satılan konut sayısı yüzde 48 artış gösterdi.

Yabancılara konut satışları son 8 senede 5’e katlandı

TÜİK’in verileri 2013 yılından bu yana olan yıllık satış toplamlarını gösteriyor. Buna göre 2013 yılında yabancılar 12 bin 181 konut satın aldı. Bu da 2013-2021 yıllarını kapsayan son 8 senede yüzde 381 arttığını gösteriyor. Yani son 8 senede yabancılara satılan konut sayısı neredeyse 5’e (tam olarak 4,81) katlandı.

Ülkelerine göre bakıldığında ise Türkiye’den en fazla konut satın alanlar İran ve Irak vatandaşları. 2021 yılında İranlılar 10 bin 56 konut alırken Irak vatandaşları da 8 bin 661 konut satın aldı. Satılan her 100 konuttan 17’sini İranlılar alırken Iraklıların oranı yüzde 15 oldu.

Bu ülkeleri Rusya (5 bin 379), Afganistan (2 bin 762), Almanya (2 bin 538), Kazakistan (2 bin 90) ve Kuveyt (bin 791) takip etti. Yabancıların konut alırken en fazla ilgi gösterdiği şehir hep İstanbul. 2021 yılında da satılan konutların yüzde 45’i İstanbul’da oldu. Yabancılar İstanbul’da 26 bin 469 konut alırken yüzde 21 paya sahip Antalya’da 12 bin 384 konut aldılar.

Yabancılar konutla birlikte Türk vatandaşlığı hakkına da sahip oluyor. En az 250 bin Amerikan doları veya karşılığı döviz tutarında taşınmazı tapu kayıtlarına 3 yıl satılmaması şerhi koyulmak şartıyla satın alanlar vatandaşlığa başvuru yapabiliyor. Yabancılara satılan konutların ortalama değeri 2021’in son çeyreğinde 187 bin 91 dolar olarak gerçekleşti. Bu sayı önceki çeyrekte 196 bin dolar civarındaydı.

Gayrimenkul Yurt Dışı Tanıtım Derneği’nin (GİGDER) AGS Global iş birliğiyle hazırladığı yabancıya konut satış endeksi GİGDEKS’in ekim-aralık dönemine ilişkin araştırmasının sonuçlarına göre kurdaki hareketlilik ve dolardaki yükseliş nedeniyle yabancılara satılan konutların ortalama değeri son çeyrekte 187 bin 91 dolara geriledi. Söz konusu rakam önceki çeyrekte 196 bin 37 dolardı.

Paylaşın

HDP’li Oluç: Diz Çöktüremeyeceksiniz

HDP Grup Başkan Vekili Saruhan Oluç, partisinin Adana İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “HDP’ye diz çöktüremeyeceğinizi göreceksiniz. Kürt halkı asla zulme karşı, haksızlığa karşı asla boyun eğmedi, diz çökmedi” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana İl Örgütü’nün 4’üncü Olağan Kongresi’nde konuştu.

Fatma Kurtulan ve Kemal Peköz’ün de katıldığı kongrede Saruhan Oluç, HDP’ye yönelik saldırılara, hedef gösterilmelere ve davalara değindi.

“Sizin siyasetini çökerken, HDP yükselen bir güç olmaya devam ediyor” diyen Saruhan Oluç, şöyle konuştu:

“İşte HDP budur, işte mücadele budur Kobani kumpas davası açtınız da ne oldu? Davada hiçbir şey yok. Ama tam aksine onurlu bir direniş var. Kobani’de İŞİD barbarlarına karşı onurlu bir direniş var. Arkadaşlarımız İŞİD barbarlarına teslim olmadı diye arkadaşlarımızı yargılıyorsunuz. Onun için partimizi siyasetten tasfiye etmek istiyorlar.

“Diz çöktüremeyeceksiniz”

Ama bu salonda bakın, HDP’ye diz çöktüremeyeceğinizi göreceksiniz. Kürt halkı asla zulme karşı, haksızlığa karşı asla boyun eğmedi, diz çökmedi. Bundan sonra da diz çökmez. Türkiye’de artık HDP’siz bir denklemin kurulamaz. Anahtar HDP’de, anahtar sizlerde artık. Onun için iktidar tahammül edemiyor. Bir kez daha söylüyoruz, HDP sadece bir parti değil, ülkenin geleceğinin şekillenmesinden temel bir güçtür.”

Faaliyet ve Mali raporların okunmasının ardından gidilen seçimde, HDP Adana İl Eşbaşkanlığı’na Helin Kaya ve Mehmet Karakış seçildi.

Paylaşın

Yoksulluk Sınırı 15 Bin Lirayı Aştı

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge Birimi’nin (Kamu-Ar) araştırmasına göre Türkiye’de dört kişilik bir ailenin açlık sınırı ocakta 272 lira artışla, 4 bin 924 liraya, yoksulluk sınırı bin 415 lira artışla, 15 bin 13 liraya yükseldi. Açlık sınırı, yaşanan bu artışla birlikte bu ay 2022 yılı için belirlenen 4 bin 253 liralık asgari ücretin 670 lira üzerine çıktı.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın, dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için tüketmesi gereken gıda miktarlarını esas alarak belirlediği açlık sınırı ile gıdanın yanı sıra diğer ihtiyaçlarını da yoksunluk duygusu çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken gıda dışındaki harcamaları dikkate alarak hesapladığı yoksulluk sınırı araştırmasının Ocak 2022 sonuçları açıklandı.

Buna göre, açlık sınırı ocakta bir önceki aya göre 272 lira artarken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 572 lira ve yoksulluk sınırı da bin 415 lira arttı. Geçen yıl ocak ayına göre ise açlık sınırı bin 657 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 2 bin 496 lira arttı.

Ailelerin gıda ve gıda dışı ihtiyaçlarını insan onuruna yaraşır bir şekilde yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken toplam harcama tutarını gösteren yoksulluk sınırı da son bir yılda toplam 4 bin 126 liralık artışla 15 bin 13 lira oldu.

Açlık sınırı, yaşanan bu artışla birlikte bu ay 2022 yılı için belirlenen 4 bin 253 liralık asgari ücretin 670 lira üzerine çıkarken, kamu çalışanlarının maaş ve ücretlerine 2022 yılı başından itibaren yapılan yüzde 30,9 oranındaki zammı da anlamsız kıldı.

Açlık sınırı

Dört kişilik bir ailenin dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için alması gereken kaloriyi sağlayacak gıda maddelerinden oluşturulan bir sepete bir ay süreyle ödenmesi gereken para ocak ayında için 4 bin 924 lira olarak hesaplandı.

Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan pazar ve marketlerden derlenen fiyatlara göre sağlıklı beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak harcanması gereken tutar bir önceki aya göre 110 lira, son bir yılda ise 478 lira artarak bin 406 liraya kadar çıktı.

Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 12 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 70 liralık artışla 156 lira oldu.

Süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama ocakta bir önceki aya göre 54 lira azalarak bin 157 liraya indi. Son bir yıllık dönemde ise 377 liralık artış oldu. Meyve için harcanması gereken para ocakta önceki aya göre değişmezken, geçen yılın aynı ayına göre ise 83 lira artarak 342 liraya çıktı. Sebze harcamasının parasal tutarı da ocakta önceki aya göre 145 lira arttı. Sebze için ödenmesi gereken para geçen yılın sonuna göre ise 157 lira artarak 512 lira oldu.

Ocakta 755 liraya yükselen ekmek, un ve makarna için yapılması gereken harcama son bir ayda 48 lira, son bir yıllık dönemde ise 301 lira arttı. Pirinç ve bulgur harcamaları ocakta 22 lira son bir yılda ise 41 lira artarak 128 lira oldu. Sıvı yağ ve margarin için yapılması gereken harcama ocakta değişmedi, yıllık olarak ise 47 lira artarak 114 liraya yükseldi. Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama da ocakta 33 lira azalarak 252 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise 27 lira daha artarak 103 liraya çıktı.

Ocakta açlık sınırı yetişkin bir erkek için bin 415 lira, yetişkin bir kadın için bin 132 lira, çocuk için 849 lira ve genç için de bin 528 lira oldu.

Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı harcamaların fiyat artışları da esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “yoksunluk hissi duymadan” karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da ocakta 10 bin 89 liraya çıktı.

Ocakta giyim ve ayakkabı için yapılması gereken harcama 766 liraya çıktı. Barınma (kira dahil) harcamaları 2 bin144 liraya yükseldi. Ev eşyası harcamaları bin 323 lira, sağlık harcamaları 425 lira oldu. Ulaştırma harcamaları 2 bin 582 liraya çıktı, haberleşme harcamaları 548 lira, eğlence ve kültür harcamaları 410 lira oldu. Eğitim harcamaları 290 lirada kalırken, otel harcamaları 904 lira, diğer mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar 695 lira olarak hesaplandı.
Gıda dışı harcamalarda 2021 yılının tamamında bir önceki yıla göre 2 bin 469 liralık artış yaşandı.

Yoksulluk sınırı

Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmesi için yapması gereken zorunlu gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı (içki ve sigara harcamaları hariç) ise ocakta bin 415 lira artarak 15 bin 13 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırında, son bir yılda toplam 4 bin 126 liralık artış oldu.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Vaka Ve Vefat Sayısında Korkutan Tablo

Kovid 19’da son 24 saatte 65 bin 503 yeni vaka tespit edilirken, 185 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, ” iskli mevsim şartlarını tedbirlerle lehimize çevirelim. Omicron kolay yayılıyor ama yapılacaklar zor değil!” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 392 bin 281 test yapılırken, 65 bin 503 yeni vaka tespit edildi. 185 kişi hayatını kaybederken, 75 bin 422 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Havalandırması yetersiz mekânlarda uzun süre bir arada kalmayalım. Evimizde konuk ağırlarken dikkatli olalım. Yarıyıl tatilinde sosyal hareketliliği biraz azaltalım. Riskli mevsim şartlarını tedbirlerle lehimize çevirelim. Omicron kolay yayılıyor ama yapılacaklar zor değil!

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Yargıtay ‘Dilini Keserim’ Sözünü ‘Tehdit’ Olarak Değerlendirdi

Yargıtay bir hakaret davasında “dilini keserim” sözünü “tehdit” olarak değerlendirdi ve sanık hakkında verilen beraat kararını bu nedenle bozdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sanatçı Sezen Aksu’ya yönelik, “Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz; o dilleri yer geldiğinde koparmak bizim görevimizdir” demişti.

Kısa Dalga’dan Ersan Atar’ın haberine göre, Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin kararına dayanak olay, İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde yaşandı.

Davaya konu olayda iki kişinin tartışması sırasında taraflardan biri diğerine “Dilini keserim” dedi. Olaydan sonra mağdur dava açtı. Yargılamanın ilk aşaması Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme sanığın bu sözü karşısında beraat karar verdi. Kararı Küçükçekmece Başsavcılığı temyiz etti.

“Tehdit, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eder”

Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesi önce “tehdit” suçunun şartlarını değerlendirdi ve şu tespitlerde bulundu:

“Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle çok istisnai haller hariç mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez. Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder.”

Kararda, “Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de öneminin olmadığına” vurgu yapıldı.

Daire’nin kararında, sanığın da dava konusu olan sözleri kabul ettiğine dikkat çekilerek, yerel mahkemece beraat kararı verilmesindeki isabetsizliğin gerekçesini şu ifadelerle aktarıldı:

“Sanığın aşamalardaki savunmasında, aralarında çıkan tartışmada mağdura “senin dilini keserim” dediğini beyan etmesi, yerel Mahkeme tarafından da sanığın mağdura anılan tehdit sözlerini söylediğinin kabul edilmesi karşısında; sanığın mağdura söylediği kabul edilen “senin dilini keserim” şeklindeki sözlerinin TCK’nın 106/1-1. cümle kapsamındaki tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında yasal olmayan gerekçeyle atılı suçtan beraat kararı verilmesi… bozmayı gerektirmiştir.”

Yargıtay’ın kararında dava konusu olaydan sonra TCK’nın tehdit suçunu tanımlayan 106’ncı maddesinin 2016 yılında yapılan yasa değişikliği ile “uzlaştırma” kapsamına alındığı hatırlatılarak, yerel mahkemece önce uzlaştırma işleminin uygulanması, sanığın durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilmesi istendi.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 29 Kasım 2018 tarihinde verdiği 2014/33813 esas sayılı karar, oybirliğiyle alındı.

Ne olmuştu?

Sezen Aksu’nun 2017 yılında çıkardığı “Şahane Bir Şey Yaşamak” şarkısında geçen “Binmişiz bir alamete. Gidiyoruz kıyamete. Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e…” sözleri iktidara yakın isimlerce sosyal medyada hedef gösterildi.

Ankara’da Mikail Yılmaz isimli bir avukat ile beraberindeki bir grup ise Aksu hakkında, “dini değerlere hakaret ve tahrik veya aşağılama” suçunu işlediği iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu, iktidara yakın bir grup Aksu’yu evinin önünde protesto etti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de partisinin grup toplantısında Aksu’yu hedef gösterdi.

Erdoğan da cuma namazı sonrası mihraba çıkarak yaptığı açıklamada “Hakaretlerin bini bir para. Bütün bunların karşısında dimdik duracak olanlar sizlersiniz. Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yer geldiğinde koparmak bizim görevimizdir. Havva validemize kimsenin dili uzanamaz. Onlara da had bildirmek bizim görevimizdir” dedi.

Paylaşın

Gaye Su Akyol: ‘Faşist bir karanlıktan sağ kurtuldular’ dersiniz

Farklı stiliyle hafızalara kazınan ressam, şarkıcı ve antropolog Gaye Su Akyol, beş yıl önce çıkardığı ‘Şahane bir şey yaşamak’ şarkısındaki sözler nedeniyle hedef alınan Sezen Aksu için sosyal medya hesabından dikkat çeken bir mesaj yayınladı.

Haber Merkezi / Gaye Su Akyol, mesajında, “Sorarlarsa, ‘şarkılarımızı, türkülerimizi, dansımızı, kahkahalarımızı, neşemizi, kimliğimizi, varımızı yoğumuzu çalmaya çalışan faşist bir karanlıktan sağ kurtuldular’ dersiniz” ifadelerini kullandı.

Gaye Su Akyol Kimdir?

1985 yılının Ocak ayında dünyaya gelen başarılı sanatçı, doğma büyüme İstanbul Kadıköy’lüdür. Hayatının ilk 23 yılını aynı sokakta geçirmiştir. Babası ünlü ressam Muzaffer Akyol, annesi ise Nesibe Akyol’dur. Umut Akyol isminde bir erkek kardeşi vardır. Annesi Nesibe Akyol 2015 yılında hayata gözlerini yummuştur.

İlköğretim ve Lise tahsilini İstanbul’da tamamlamıştır. Ardından 2007 yılında Yeditepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden mezun olmuştur. Ortaokul yıllarından bu yana müzik ile iç içedir. Müzisyen ve sanatçı kimliğinin yanı sıra, Ressam ve Antropolog. 2016 senesinde, Çilekeş ve Lalalar gibi topluluklardan tanınan müzisyen Ali Güçlü Şimşek ile birlikte Dunganga Records’u kurmuştur.

Gaye Su Akyol, geleneksel Anadolu müziğinin, psikedelia’nın, surf rock’ın ve post-punk’ın zıtlıklarını fütürist yaklaşımıyla bir araya getiriyor. Bestesi ve güftesi kendisine ait ilk albümü “Develerle Yaşıyorum”u 2014 yılında yayımlayan Gaye Su Akyol, müziğini “kavram olarak evrensel, ruh olarak yerel” şeklinde tanımlıyor.

İlk uluslararası albümü “Hologram İmparatorluğu”nu 2016’da Alman menşeili plak şirketi Glitterbeat ve Ali Güçlü Şimşek’le birlikte kurdukları Dunganga Records etiketiyle yayımlayarak Türkiye, Avrupa, Orta Doğu ve Uzak Doğu’da birçok konser ve festival performanslarıyla dinleyici kitlesini genişletti.

Pitchfork, The Observer, The Guardian, The Wire gibi önemli müzik mecralarından övgü dolu eleştiriler aldı. “Bir hayal kurma pratiği” olarak adlandırdığı 2018 çıkışlı üçüncü uzunçaları “İstikrarlı Hayal Hakikattir”in söz ve müziği kendisine ait olmasının yanında; ilk iki albümünde olduğu gibi prodüksiyon, düzenleme ve kayıt aşamalarında prodüktör ve görsel dünyasında ise sanat yönetmeni rollerini üstlendi.

Bu albümle birlikte ilk kez Türkiye’den bir müzisyen, İngiltere’nin en önemli müzik dergilerinden Songlines’ın kapağına konuk oldu, haftalarca Transglobal World Music Chart Avrupa listesinde 1 numarada kaldı. Gitar, bas, davul üçlüsünü perküsyonlar ve zengin bir estrümantasyonla buluşturan albüm; Anadolu müziğini ve Klasik Türk Müziği gamlarını; psikedelik, surf, punk gibi rock’ın alt türleriyle ve elektronik altyapılarla birleştiriyor.

Ne olmuştu?

Sezen Aksu, 2017 yılında müzisyen Yaşar Gaga ile çıkardığı ‘Şahane bir şey yaşamak’ şarkısında geçen sözler yüzünden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da dahil olmak üzere, iktidar ve iktidara yakınlığıyla bilinen kişiler tarafından hedef gösterilmişti.

Aksu’nun yazdığı şarkıda “Binmişiz bir alâmate. Gidiyoruz kıyamete. Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e…” sözleri dine hakaret olarak yorumlanmış, sosyal medyada troller tarafından #sezenaksuhaddinibil hashtagi açılmıştı. AK Parti’ye yakınlığı ile bilinen Milli Beka Hareketi, Aksu’yu, Beykoz’daki evinin önünde ‘protesto’ etmişti.

Paylaşın