TBB’den Sedef Kabaş Açıklaması: Korku İklimi Yaratılmak İsteniyor

Türkiye Barolar Birliği (TBB),  Tele1’de katıldığı programda söyledikleri nedeniyle dün gece (22 Ocak) gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemede ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçlamasıyla tutuklanan Gazeteci Sedef Kabaş’a ilişkin açıklama yaptı. 

“İfade özgürlüğüne” vurgu yapılan yazılı açıklamada, “‘Cumhurbaşkanına hakaret suçu’nun ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik için bir araç haline getirildiği” belirtildi.

Yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26., İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi uyarınca herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Gerek Anayasa’da gerekse Sözleşme’de ifade özgürlüğünün sınırlanabileceği haller düzenlenmiş ve ifade özgürlüğünün sınırları söz konusu düzenlemeler ve yargı içtihatlarıyla belirlenmiştir.

AYM ve AİHM kararları

Önemle ifade edilmelidir ki; kamuoyunu bilgilendirmekle ve kamuoyunun bir görüş oluşturmasına imkan sağlamakla görevli gazetecilerin ifade özgürlüğü söz konusu olduğunda, özgürlük ve hak alanı çok daha geniş bir çerçevede ele alınmaktadır.

Keza, politikacıların ve kamuoyuna mâl olmuş kişilerin eleştiriye tahammüllerinin de daha geniş olması beklenmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin uzun yıllara yayılmış çok sayıda kararına yansıdığı üzere kamu yetkililerinin eleştiriler karşısında diğer kişilerden daha az koruma sahibi olması beklenmektedir.

“Gözdağı niteliği taşıyor”

1986 tarihli Lingens v. Avusturya kararından bu yana bir politikacıya karşı yapılan eleştirinin sınırının özel bir kişiye yapılandan daha geniş olması gerektiği yüzlerce farklı kararda vurgulanmış, Anayasa Mahkemesi de kendi içtihadını bu doğrultuda oluşturmuştur.

Türk hukukunda özel bir ceza düzenlemesi konusu olan ve Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen ‘Cumhurbaşkanına hakaret suçu’, ülkemizde yoğunlukla ifade özgürlüğünün kısıtlanması için bir araç olarak kullanılmakta, bu kapsamda yapılan soruşturmalar, gözaltı işlemleri ve tutuklamalar, evrensel hukuk prensipleriyle çelişmekte ve kamuoyu üzerinde bir baskı yaratma vazifesi görmekte, gözdağı niteliği taşımaktadır.

“Korku iklimi yaratılmak isteniyor”

Gazeteci Sedef Kabaş’ın soruşturmaya konu ifadelerinin ifade özgürlüğü sınırlarını aşıp aşmadığı konusunda değerlendirme yapmak yetkisi, yukarıda belirttiğimiz ulusal ve uluslararası standartlar çerçevesinde muhakkak ki bağımsız yargı mercilerine aittir.

Ancak TCK 299. madde kapsamında yürütülen bir soruşturmada sabaha karşı gözaltı işlemi yapılması, hiçbir tutuklama sebebi olmadığı halde verilen tutuklama kararı, bu kararın bir tedbir değil kamuoyu nezdinde korku iklimi yaratılmasının bir parçası olduğunu göstermektedir.

Türkiye Barolar Birliği olarak Anayasa ve uluslararası insan hakları belgeleri ile yargı içtihatlarının belirlediği sınırlar çerçevesinde ifade özgürlüğünün savunuculuğunu yapmaya devam edeceğimizi, süreci yakından takip ettiğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Paylaşın

MHP’nin Düşme Hızına Göre ‘Seçim Barajı’

AK Parti ve MHP’nin hazırladığı seçim kanunu değişiklik tasarısına göre, seçim barajı yüzde 7’ye indirilecek. TBMM’de grubu olması partilere seçime katılma yeterliği sağlamayacak. Partisinden istifa eden, başka partiye geçemeyecek.

Seçim Kanunu’nda sınırlı bazı değişiklikler için yaklaşık bir yıldır çalışan AK Parti ve MHP, yüzde 10 olan seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesi konusunda anlaştı. İttifakın görünmeyen ortağı olan BBP’nin yüzde 3 önerisi kabul görmedi.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre iktidar bloku barajın yüzde 7’ye çekilmesiyle Cumhur İttifakı’na dahil olmayan partilerin blok olarak Millet İttifakı’na katılmasının önlenebileceğini, başka ittifakların da oluşabileceğini umuyorlar. Öneriye göre, ittifak içinde yer alan partilerden birinin yüzde 7 oy oranına ulaşması durumunda, ittifaktaki diğer partiler de barajı geçmiş sayılacak ve oy oranlarına göre milletvekili çıkarabilecek.

Ancak, bu düzenlemenin asıl nedeninin, MHP’nin çok hızla itibar ve oy kaybetmesi ve son iki yıl boyunca hiçbir kamuoyu yoklamasında yüzde 10 sınırını aşamaması olduğunda bütün kamuoyu analizcileri birleşiyor.

MHP hep baraj altında kalınca baraj MHP’nin altına indi

Avrasya Araştırma şirketinin sahibi Kemal Özkiraz,  Ocak 2021’de, Aksoy Araştırma (5 Ocak, 15 Şubat), AKAM (13 Şubat, 14 Ocak ve 30 Ocak), İstanbul Ekonomi Araştırma (6 Ocak, 13 Şubat), MetroPoll (3 Ocak, 6 Şubat) ve MAK Danışmanlık anketlerini topluca değerlendirerek MHP’nin baraj altında kaldığını ilan etmişti.

Bu yoklamaların ortalamasında “kararsızlar” da dağıtıldıktan sonra MHP’nin oy oranının yüzde 8,5’ta kaldığı görülmüştü. Aynı değerlendirmede AK Parti yüzde 36,4, CHP yüzde 24,5, İYİ Parti yüzde 13,2,  HDP yüzde 10,4 oy oranında göründüler.

Özkiraz’ın 7 Ocak 2022’de, 2021 boyunca 21 firmanın yaptırdığı 103 anketin sonuçları değerlendirdiğinde MHP’nin düşüşünün yüzde 7 sınırına dayandığını tespit etmişti. İki yıl arasında AKP’nin Ocak 2021’de yüzde 37 olan seçmen desteği, yıl sonunda yüzde 31’e; MHP’ninkiyse aynı sürede yüzde 9,2’den 7,3’e geriledi.

Muhalefet blokundaysa Ocak 2021’de yüzde 24,1 olan CHP’nin seçmen desteği, yıl sonunda 26,7’ye, İYİ Partinin oy oranı ise ocakta 13,5’ten eylülde 14,8’e yükselmiş görünüyordu..

“Baraj düşerse HDP’nin desteği de düşer” 

Hüseyin Şimşek’in iktidar kulislerinden edindiği bilgiye göre, yüzde 3 ve yüzde 5’lik seçim barajı önerileri, Cumhur İttifakı’nın küçük ortağı MHP’nin eriyen oylarının eridiği izlenimi uyandıracağı için (!) kabul görmemiş. Barajın yüzde 7’ye düşürülmesinin, önceki seçimlerde olduğu gibi barajı geçmesi için HDP’ye gerçek oylarının dışında gelen desteğin önünü keseceği hesabı da yapılıyormuş.

“Temsilde adalet, sistemde istikrar” sloganıyla sürdürülen düzenlemede seçildikten sonra partisinden istifa eden milletvekillerinin başka bir partiye katılmaları yasaklanacak, yasama faaliyetlerini “bağımsız” olarak sürdürmeye sorunlu kılıcakmış. Milletvekillerinin topluca istifa ederek meclis dışındaki bir partiye katılıp grup kurmaları da iktidar blokunun TBMM’de görmek istemediği hareketler arasında.

41 ilde örgütü olmayan seçime giremeyecek

Halen TBMM’de grubu olması siyasi partilere seçime katılma yeterliliği sağlıyor. Ancak, iktidar bloku seçim yasasındaki bu hükmü de iptal ederek, 41 ilde (ve bu ilçelerin en az üçte birinde) örgütlenmiş olmadıkça partilerin seçimlere katılmalarının önünü kesmek istiyor.

Düzenlemede dar bölge ve daraltılmış bölge gibi MHP’yi seçim haritasından silecek sistem değişikliklerinin yer almayacağı da kulis haberleri arasında.

Haberde son kararın Pazartesi günü gerçekleştirilecek AK Parti MYK toplantısında verileceği bildirildi. AK Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulacak ve yürütme maddeleri dışında 13 maddeden oluşacak teklifin, ara tatil sonrası Meclis Başkanlığı’na sunulacağı söyleniyor.

Paylaşın

Sezen Aksu Sessizliğini Bozdu: Beni Öldüremezsin

“Şahane Bir Şey Yaşamak” şarkısındaki Hz. Adem ve Hz. Havva ile ilgili ifadeler nedeniyle günlerdir tartışmaların odağında olan Sezen Aksu, yazılı bir açıklamayla sessizliğini bozdu. Açıklamasında dün yazdığını söylediği ‘Avcı’ isimli şarkısının sözlerini de paylaşan sanatçı, “47 yıldır yazıyorum… Yazmaya da devam edeceğim” dedi.

Haber Merkezi / “Öncelikle bireysel veya kurumsal olarak, ayrıca TV kanallarındaki açık oturumlarda, sağduyulu açıklamalarıyla farklı açılardan ele alıp konunun anlaşılmasına çalışan, destek mesajları veren, arayan soran, tanıdığım tanımadığım tüm dostlarıma teşekkür ederim” ifadelerini kullanan Sezen Aksu’nun açıklamasının tamamı şöyle:

“Merhaba,

Öncelikle bireysel veya kurumsal olarak, ayrıca TV kanallarındaki açık oturumlarda, sağduyulu açıklamalarıyla farklı açılardan ele alıp konunun anlaşılmasına çalışan, destek mesajları veren, arayan soran, tanıdığım tanımadığım tüm dostlarıma teşekkür ederim.

Malumunuz olduğu üzere konu ben değilim, konu memleket. Kendimi bildim bileli çeşitli insanlık hallerini gözlemliyor ve söze döküyorum biliyorsunuz.

Mesela 2010’da şu şarkıyı yazmışım:

“Hop dedik”

O ne dedi? Bu ne dedi? Kim ne dedi?
Harcanan hayatlar bunlar
Vermişler ateşe yedi düveli
Hababam kaynıyo’ kazanlar
Hadi buyurun, biz gönüllüyüz
İple çekiyoruz vaktimizi
Kim en günahsızsa gelsin
Gelsin ilk o vursun bizi
Dizilmişler bi’ de dizi dizi
Hiçbirinde yok tek bi’ yara izi
Ateşe de yürürüz evelallah
Aşk yaksın yakacaksa bizi
Hadi siz düşünün, top bizde
Mangal gibi yürek çok bizde
Alevere dalavere yok bizde
“Yok” dedik, “Yok” dedik
Kırılıp dökülüyoruz lakin
Direniyoruz sakin sakin
E siz de dilinize biraz hâkim
“Hop” dedik, “Hop” dedik
Ya seyirci ya yanansın
Ortası yok, sınanansın
Ya emniyet şeridinde
Ya uçurtmaya uyansın
Aşağıdakini de dün gece (21 Ocak 2022) yazdım.

“Avcı”

Sen beni üzemezsin
Zaten çok üzgünüm
Nereye baksam acı
Nereye baksam acı
Ben avım sen avcı
Vur bakalım….
Sen beni sezemezsin
Dilimi ezemezsin
Nereye baksam acı
Nereye baksam acı
Kim yolcu kim hancı
Dur bakalım…
Beni öldüremezsin
Sesim, sazım, sözüm var benim
Ben derken ben herkesim

Sonuç olarak 47 yıldır yazıyorum…. Yazmaya da devam edeceğim.”

Paylaşın

Babacan, Konya’dan İktidara Sert Sözlerle Yüklendi

Partisinin Meram ve Karatay ilçe kongrelerinde konuşan DEVA Lideri Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TBMM’de yemin metnini okuduğu görüntüleri izleterek, “Cumhurbaşkanına hakaretten 160 bin kişi hakkında soruşturma açılmış. Basının tarafsızlık yemini yok ama cumhurbaşkanının tarafsızlık yemini var.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / İktidarın dış politikasını da eleştiren Babacan, “Dış politikada ‘stratejik fırfır dönemine’ geçmiş durumdalar. Bilinçsizce, hesapsızca, rastgele oyun oynuyorlar. Tutarsa… ‘Ya denk gelirse’…” dedi. Babacan, “Dışişleri Bakanlığı, iktidar partisi üyelerinin işi bırakıp emekli olduğunda yerleştiği bir kasabaya döndü adeta. Dışişlerinde ehliyet, liyakat, nezaket, diplomasi gibi olmazsa olmaz ilkelerin yerini; kayırmacılık, kabadayılık, fevrilik ve hamaset aldı” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Konya’da partisinin Meram ve Karatay ilçe kongrelerinde konuştu. Babacan’ın gündeminde RTÜK’e ve TÜİK’e ilişkin yapılan tartışmalar ve dış politika vardı. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Bütün televizyonlar, gazeteler tek tip çıksın istiyorlar”

“Bir televizyoncu eleştirel içerikli bir haber sundu diye hükûmetin hışmına uğradı. RTÜK, hakkında inceleme başlattı. Ana haberleri adeta muhalefet lideri gibi sunuyormuş. Tarafsız değilmiş! Kendi talimatlarıyla yazıp çizen yüzlerce basın organı yok mu? Bazen bakıyorsunuz, on gazetede manşet aynı. Nerede tarafsızlık? TRT, iktidarın hizmetine sunulmuş durumda. Bunlar yetmiyor. İktidarı eleştiren tek bir kanal, tek bir program, tek bir gazete, tek bir gazeteci dahi bırakmak istemiyorlar. Bütün televizyonlar, bütün gazeteler tek tip çıksın istiyorlar. Bu yönetim otokrat bir yönetimdir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TBMM’de yemin metnini okuduğu görüntüleri izleten Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yemin metnini değiştiremediler, referandumda takılır diye korktular. ‘Namusum ve şerefim üzerine ant içerim’ dediği yemine ne oldu? Takıyor genel başkan şapkasını, herkese hakaret edebiliyor. Ama aynı ifadeleri bir başka kişi kendiyle ilgili kullandığında ‘Cumhurbaşkanı’yım, bana böyle konuşamazsın’ diyor. Cumhurbaşkanına hakaretten 160 bin kişi hakkında soruşturma açılmış. Basının tarafsızlık yemini yok ama cumhurbaşkanının tarafsızlık yemini var.

Hayal aleminde yaşayan bir kurumumuz var. Rakamları Ayarlama Enstitüsü. Diğer adıyla TÜİK.Enflasyonun yüzde 36 olduğunu iddia eden bu ‘güven abidesi’ kurumumuzun başındaki kişi geçen gün kendisinin mevsimlik işçiye döndüğünü itiraf etmiş. ‘Bu koltukta şimdi ben oturuyorum, yarın başkası oturur. Yani başkanın kim olduğunu boş verin’ demiş. Haklı. Başkanın kim olduğunun ne önemi var? Beştepe’den gelen talimatın gereğini yapıyor. Uydurulmuş gerçeklik dünyası ile çarşıda pazarda gördüğümüz enflasyonun yarısını bile açıklamayan bu kurumu da cumhurbaşkanı yönetiyor.

Dışişleri Bakanlığı, iktidar partisi üyelerinin işi bırakıp emekli olduğunda yerleştiği bir kasabaya döndü adeta. Dışişlerinde ehliyet, liyakat, nezaket, diplomasi gibi olmazsa olmaz ilkelerin yerini; kayırmacılık, kabadayılık, fevrilik ve hamaset aldı.

Koskoca ülkenin dış politikasını zikzak çize çize, U dönüşü yapa yapa ne olduğu bilinmez bir hale getirdiler. Muhatapları bile ciddiye almıyor. ‘Nasılsa bugün bunu der, yarın başka bir şey der’ diyorlar. Bir gün Şanghay Beşlisi’ne hevesleniyor. Bir başka sabah da kalkıp ‘Avrupa Birliği stratejik hedeftir’ diyor. Ne istediğini de ne dediğini de bilmiyor. Bir gazeteci ‘Şanghay Beşlisi’ni anlat’ diye sorsa, anlatamaz. Çünkü ortada bir strateji yok. Langırt oyununda ‘fırfır yapmak’ vardır ya. Rastgele sallıyorsunuz. Dış politikada ‘stratejik fırfır dönemine’ geçmiş durumdalar. Bilinçsizce, hesapsızca, rastgele oyun oynuyorlar. Tutarsa… ‘Ya denk gelirse’…

“Normalleşmenin de bir adabı vardır”

BAE, 15 Temmuz’u desteklediyse, nasıl olur da onlarla anlaşma yapıyorsunuz? Kimse kusura bakmasın, Türkiye satılık bir ülke değil. Bu milletin onuru satılık değil. Merkez Bankası’nda kuruş kuruş biriktirdiğimiz 130 milyar dolarımızı arka kapıdan cayır cayır sattıktan sonra, teröre destekle suçladıkları ülkeden borç para dilendiler. Gelen para da 4,5 milyar dolar. Sadece aralık ayında gizli saklı yaktıkları para 17 milyar dolar. Yazık günah. Elbette dünyada düşmanlarımızın azalmasını, dostlarımızı artmasını isteriz. Ama normalleşmenin de bir adabı vardır. Sadece 4,5 milyar dolar para gelecek diye bunu yaptılarsa yatacak yerleri yok.

Bozuştuğunuz bir ülke ile ilişkilerinizi düzeltmeye çalışırken önemli olan itibarınızdır. İtibarın gücü; çoğu zaman askeri güçten de ekonomik güçten de üstündür. İtibar, iyi bir diplomasi ve iyi bir uluslararası siyasi diyalogla kazanılır. Siz itibarınızı yitirirseniz, Amerika’nın yaptırımları ile Rusların baskısı arasında sıkışırsınız. Çünkü itibarınız yoksa, sürekli taviz vermek zorunda kalırsınız.

İsrail’le normalleşmenin de arayışına girdiler. Erdoğan’ın son açıklamaları öyle yumuşak, öyle halim selim ki ‘Ne oldu ‘one minute’e dedik? Olabilir ama merak ediyorum: Masaya ne konulacak? Yoksa onlardan da mı para isteyeceksiniz? Ya da özel şirketlerin takip ettiği bazı projeler var, oralarda çok önemli bir rant var da onun için mi İsrail’e karşı birdenbire yumuşak bir tutum içine girdiniz? Tüm bu U dönüşlerinin amacı nedir? Avrupa’yla, AB’yle, NATO’yla, Batıyla, Mısır’la, Körfez ülkeleriyle, komşularımızla yaptığınız kavgaların bu milletin sırtına yüklediği maliyet ne olacak? El aleme, ‘Beni idare edin’ demeyi bırakın da bu sorularıma cevap verin.

“Mısır, demokrasinin iyi işlediği bir ülkeye ‘Gazeteciyi sustur’ diyebilir mi?”

‘Darbeci Sisi’ dediği Sisi gitti, ‘Dostum Sisi’ geldi. Söylenen her laf yine bir güzel yutuldu. Mısır yönetiminin talebiyle, İstanbul’daki Mısırlı gazetecileri bile susturdular. Muhataplarımız burada otoriter bir yönetim olduğunu görüyor. Mısır böyle bir talebi demokrasinin olduğu bir ülkeye iletebiliyor mu? Demokrasinin iyi işlediği bir ülkeye dönüp ‘Şu gazeteciyi sustur’ diyebiliyor mu? Çünkü Türkiye’de otoriter bir yönetim olduğunu, rahatça haksızlık ve hukuksuzluk yapılabileceğini biliyor. Bunlar da yapıyor. Öyle yanlış bir diplomasi yürüttüler ki Türkiye, ilişkileri düzeltmek için adeta Mısır’a yalvarır hale düşmüş durumda. Mısır adeta ‘Bunlar şimdi elime düştü’ dedi, şart arkasına şart öne sürdü. Tam bir fiyasko.

Bizim dönemimizde Türkiye, NATO’nun en önemli savunma projelerinin birine, F-35 projesine dört ana ülkeden birisi olarak girdi. Parasını ödediğimiz, tescilini yaptırdığımız bu uçakları teslim bile alamadılar. 1 milyar 400 milyon dolar para verdiler. Parayı da geri alama, parasını ödediğin uçakları da alama. Uçaklar yok, para da yok. Bu mu dış politika? Bu, hesapsızlık değil de nedir?”

Paylaşın

Beşiktaş İle Malatyaspor Puanları Paylaştı

Süper Lig’in 23. haftasında Yeni Malatyaspor, sahasında Beşiktaş ile karşılaştı. Yeni Malatya Stadı’nda oynana karşılaşma 1-1’lik beraberlikle sona erdi. Bu sonucun ardından Yeni Malatyaspor puanını 16’ya Beşiktaş ise 36’ya yükseltti.

Haber Merkezi / Beşiktaş, 61. dakikada Alex Teixeira’nın golüyle 1-0 öne geçti. Yeni Malatyaspor, VAR incelemesi sonrası penaltı kazandı. Adem Büyük 84. dakikada kullandığı penaltıyı gole çevirerek beraberliği sağladı. Karşılaşmada siyah beyazlıların 3, Malatya ekibinin ise 1 şutu direkten döndü.

Karşılaşmadan dakikalar;

5. dakikada Ghezzal’in sağ kanattan kullandığı köşe vuruşunda, kale sahasının soluna düşen topa Kenan dokunurken, meşin yuvarlak kalece Ertaç’ın üzerine gitti. 11. dakikada sol kanatta hareketlenen Rıdvan’ın penaltı noktasına doğru çıkarttığı topa Teixeira gerilerden gelip vuruşunu yaparken, kaleci Ertaç iyi uzanarak golü önledi.

15. dakikada Siyah beyazlılar bu dakikalarda sol kanadı iyi kullanıyor. Ghezzal yine savunma arkasına hareketlenen Rıdvan’a pasını gönderdi. Rıdvan sol köşeden ceza sahasına girip arka direğe yerden pasını göndermek istedi ancak kaleci Ertaç Özbir çıkarak tehlikeyi önledi.

19. dakikada Beşiktaş etkili ataklarını sürdürmeye devam ediyor. Orta alanda Pjanic sağ köşedeki boş pozisyondaki takım arkadaşı Rosier’e pasını gönderdi. Rosier, penaltı noktası üzerindeki Josef’e pasını attı. Brezilyalı futbolcu gelişine şutunu attı, Batshuayi önüne gelen topa topuğuyla vurdu ancak top direğin yanında auta çıktı.

25. dakikada sol kanattan atağa çıkan Yeni Malatyaspor’da Dicko’nun ceza sahası içi yaptığı ortada topu alan Mustafa’nın sert vuruşunda top direkten döndü. 26. dakikada ev sahibi takımda Karim Hafez orta sahadan taşıdığı topu sol kanatta bekleyen Dicko’ya verdi. Dicko’nun ceza sahasına girerek çektiği auta çıktı.

49. dakikada Pjanic’in pasıyla ceza sahasının solunda topla buluşan Rıdvan, kale sahasının soluna doğru sokulup kaleci ile karşı karşıya pozisyonda dar açıdan uzak köşeye vuruşunu yaptı. Meşin yuvarlak farklı şekilde dışarıya gitti.

59. dakikada ön alanda baskı yapıp topu kazanan Ghezzal, ceza sahası sağ çaprazındaki Atiba’ya pasını aktardı. Bu oyuncunun pasında topla buluşan Batshuayi’nin sağ çaprazdan uzak köşeye vuruşunda, meşin yuvarlak farklı şekilde yandan dışarıya çıktı.

61. dakika Beşiktaş golü buldu. Sağ kanattan hızlı kullanılan taç atışı sonrasında topla buluşan Batshuayi sağ kanattan ceza sahasına girer girmez ortasında, Teixeira kale sahasının içinde göğsü ile hamle yaparak meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 0-1.

77. dakikada Beşiktaş direğe takıldı. Savunma arkasına gönderilen topu Batshuayi ceza sahası içerisine indirdi. Genç futbolcu Emirhan İlkhan gelişine topa dokundu, top direkten geri geldi. Sonrasında Malatyaspor savunması tehlikeyi uzaklaştırdı.

83. dakikada Yeni Malatyaspor, Necip Uysal’ın Tetteh’e yaptığı hareket sonrasında penaltı kazandı. 84. dakikada Yeni Malatyaspor’da penaltıyı kullanmak üzere Adem Büyük topun başına geldi. Adem şutunu attı ve Malatya’ya 1-1’lik eşitliği getirdi.

89. dakikada Beşiktaş gole çok yaklaştı. Orta sahanın az ilerisinden Pjanic serbest vuruş kullandı. Ceza sahası içerisine gönderdiği ortaya Vida kafa vuruşunu yaptı top direkten geri döndü. Dönen topa Batshuayi şutunu attı, top direğe çarparak auta çıktı. Beşiktaş net pozisyonu gole çeviremedi.

Stat; Yeni Malatya

Hakemler; Zorbay Küçük, Ekrem Kan, İbrahim Bozbey

Yeni Malatyaspor; Ertaç, Sadık, Semih, Philip (Tetteh dk. 66), Mehdi, Hafez, Mustafa (Kenan dk. 88), Azubuike, Aabid (Mallan dk. 74), Chouiar, Dicko (Adem dk. 66)

Beşiktaş; Ersin, Rosier, Necip, Vida, Rıdvan, Josef (Atiba dk. 44), Pjanic, Ghezzal, Teixeira (Güven dk. 66) Kenan (Emirhan dk. 66), Batshuayi

Goller: Adem (dk. 84 pen.) (Yeni Malatyaspor), Teixeria (dk. 61) (Beşiktaş)

Paylaşın

Fenerbahçe, D.G. Sivasspor İle 1-1 Berabere Kaldı

Süper Lig’in 23. haftasında Demir Grup Sivasspor, Fenerbahçe’yi konuk etti. Yeni Sivas 4 Eylül Stadı’nda oynanan mücadele 1 – 1 berabere sona erdi. Bu sonucun ardından Demir Grup Sivasspor puanını 31’e, Fenerbahçe ise 37’ye yükseltti. 

Haber Merkezi / Fenerbahçe’nin golünü 18. dakikada Miha Zajc kaydederken, Demir Grup Sivasspor’un golünü 74. dakikada Pedro Henrique attı. Gelecek hafta Fenerbahçe, sahasında Başakşehir’i konuk edecek. Demir Grup Sivasspor ise, deplasmanda Gaziantep FK ile karşılaşacak.

Karşılaşmadan dakikalar; 

5. dakikada Valencia ile orta alanda etkili paslarla soldan ceza alanına giren Osayi Samuel’in yerden kale önüne çevirdiği topu kaleci Ali Şaşal kontrol etti. 18. dakikada orta alanda Serdar Dursun’un pasıyla sol kanattan Valencia topla birlikte hareketlendi. Ceza alanına girerken yerden gönderdiği topa Zajc dokundu ve kaleci Ali Şaşal’ın sağından topu filelerle buluşturdu: 1-0.

25. dakikada Henrique’nin sağ kanattan kullandığı serbest vuruşta kafa vuruşunu yapan Kayode, topu kalenin üstünden dışarı gönderdi. 38. dakikada sol kanattan topla ilerleyen Samuel’in ceza sahası içerisinde yerden ortasına İrfan’ın yaptığı gelişine vuruşta meşin yuvarlak üstten dışarı çıktı. 45. dakikada sağ kanattan ceza sahasına giren Zajc’ın pasıyla topla buluşan Tisserand’ın vuruşunda, kaleci Ali Şaşal Vural son anda topu kornere çeldi.

45+4. dakikada Uğur Çiftçi’nin ceza sahasına ortasında top savunmadan sekerek Cofie’nin önünde kaldı. Bu futbolcunun vuruşunda kaleci Berke Özer meşin yuvarlığı son anda kornere çeldi. 50. dakikada sağ kanattan İrfan Can’ın kullandığı köşe vuruşunda, arka direkte Novak’ın kafa vuruşunda kaleci Ali Şaşal topa sahip oldu.

52. dakikada savunmanın arkasına atılan topa Sefa hareketlendi, kaleci Berke’nin uzaklaştırmak istediği topu yeniden kapan Demir Grup Sivasspor etkili geldi. Ceza alanında Yatabare’nin çevirdiği topu son anda savunmada Nazım kafayla kale üzerinden dışarı gönderdi.

73. dakikada Demir Grup Sivasspor’un paslaşarak kullandığı köşe vuruşunda Henrique arka direğe ortasını yaptı. Arka direkte kale sahasının sağ çaprazına doğru Sefa’nın indirdiği topa Yatabare vurdu. Top uzak direkten döndü. 74. dakikada ceza sahası dışından sağ çaprazdan kazanılan serbest vuruşta Henrique sert bir vuruşla topu kaleye gönderdi. Üst direğin içine çarpan top ağlarla buluştu. 1-1

85. dakikada Yatabare’nin sağ kanattan yerden içeriye kestiği topa defans müdahale etti. Boşta kalan topa Sefa Yılmaz’ın vuruşunda kaleci son anda ayaklarıyla müdahale etti. 86. dakikada Cofie’nin ceza yayının gerisinden gelişine volesinde meşin yuvarlak üst direğe çarptı.

Stat; Yeni 4 Eylül

Hakemler; Alper Ulusoy, Volkan Ahmet Narinç, Deniz Caner Özaral

Demir Grup Sivasspor; Ali, Ahmet, Caner, Goutas, Uğur, Erdoğan (Kayode dk.16), Cofie, Koray (Ziya dk. 80), Özkan (Sefa dk. 46), Henrque (Camara dk. 90+4), Yatabare

Fenerbahçe; Berke, Nazım, Serdar Aziz (Tisserand dk. 42), Kim Min-Jae, Novak (Pelkas dk. 56), Crespo, Zajc (Sosa dk. 79), Samuel, Valencia (Rossi dk. 79), İrfan, Serdar Dursun (Berisha dk. 56)

Goller; Zajc (dk. 18) (Fenerbahçe), Henrique (dk. 74) (D.G. Sivasspor)

Paylaşın

Sedef Kabaş, ‘Cumhurbaşkanına Hakaret’ Suçundan Tutuklandı

“Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla hakkında soruşturma açılan ve gece yarısı İstanbul Sarıyer’deki evinden gözaltına alınan gazeteci Sedef Kabaş, “kaçma ve saklanma ihitmalinin yüksek” olması gerekçesiyle tutuklandı.

Haber Merkezi / Gazeteci Sedef Kabaş Tele 1’de katıldığı canlı yayında, “‘Taçlanan baş akıllanır’ diye bir söz vardır ama görüyoruz ki gerçek değil. Ya da tam tersi bir söz vardır, onu söylemeyeyim, ‘büyükbaş hayvan’ diyeyim. Büyükbaş hayvan bir saraya girdiği zaman o kral olmaz, o saray ahır olur” demişti.

Bu sözler sonrası Sedef Kabaş hakkında soruşturma da başlatılmış, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmada Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne talimat yazılarak söz konusu televizyon programının ilgili yayının incelenerek tutanak hazırlanması istenmişti. Ayrıca Kabaş’ın kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile savunmasının alınması talep edilmişti.

Gözaltına alınan gazeteci Sedef Kabaş, bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürüldü. “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan tutuklanma talebiyle nöbetçi İstanbul Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen gazeteci Sedef Kabaş tutuklandı.

Tutuklama kararında Sedef Kabaş’ın tutuklanma gerekçesi de yer aldı. Karara göre, Kabaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef aldığını söylemesine rağmen hakimlikte aksi yönde kanaat oluştuğu belirtildi.

Kararda, “Müsnet eylemin televizyon programında gerçekleştirilmiş olması sebebi ve suçun nitelikli hali kapsamına girdiği ve cezada aktarım öngörüldüğü hususları birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin üzerine atılı suçu işlemiş olduğu hususunda kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu” ifadeleri yer aldı.

Kararda Kabaş’ın “kanunda öngörülen cezasının alt ve üst sınırı nedeniyle kaçma ve saklanma ihtimalinin yüksek” olduğu bu nedenle adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı ve bu durumda tutuklamanın “ölçülü olduğu” kanaatine varıldığı belirtildi.

Kabaş’ın gözaltına alınmasının ardından Twitter’da “Sedef Kabaş yalnız değildir” etiketi altında Kabaş’a destek verildi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamada, isim vermeden Sedef Kabaş ve hükümetin hedefindeki bir diğer isim olan Sezen Aksu’ya destek verdi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “gündem yaratma peşinde” olmakla suçladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Sedef Kabaş’a destek verdi. Akşener, “Şiirden hapse giren dünün mağdurlarının, atasözü söyleyenleri hapse atan mağrurlar haline geldiği günlerden geçiyoruz. Nereden nereye… Ama az kaldı, hiç merak etmeyin. Bu zihniyet gidecek, Türkiye’ye yeniden adalet gelecek.” dedi.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, kararı “hukuk dışı” olarak yorumladı. Beştaş, “Cumhurbaşkanına hakaret suçu demokratik ülkelerde yoktur! Türkiye’de ise herkes bu suçun direk muhatabı! AİHM’nin siyasetçilere yapılan her türden eleştiriyi, şoke edici olsa da makul gören kararları var. #SedefKabaş’ın tutuklanması iktidarın gövde gösterisidir, hukuk dışıdır.” ifadelerini kullandı.

Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ) da bir yazılı açıklamayla, Kabaş’ın “derhal serbest bırakılması” çağrısı yaptı.

Koalisyon yaptığı yazılı açıklamada, “Söz konusu gözaltı girişiminin gazeteciye yönelik uygulanan bir sindirme politikası olduğuna inanıyoruz. İfade özgürlüğüne yapılan bu saldırıyı kınıyor, Sedef Kabaş’ın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, tutuklama kararıyla ilgili yaptığı açıklamada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Vedat Şorli kararına işaret etti, “Tutuklama, artık demokrasi idealinin kalmadığının acı göstergesidir” dedi.

AİHM, Türkiye’deki ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ davalarıyla ilgili ilk kez verdiği kararda, Vedat Şorli’nin ilgili suçtan mahkum edilmesini ifade özgürlüğünün ihlali saymıştı.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 70 Binin Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 72 bin 555 yeni vaka tespit edilirken, 184 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Maske, mesafe kuralına uyup, hatırlatma dozu aşımızı yaptıralım.
” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 417 bin 161 test yapılırken, 72 bin 555 yeni vaka tespit edildi. 184 kişi hayatını kaybederken, 89 bin 926 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Son haftalarda günlük vaka sayısının yaklaşık yarısı İstanbul’da tespit ediliyor. İstanbul, şartları sebebiyle hastalığın kolay yayılabildiği bir şehir, tedbirlerin büyük bir ciddiyetle uygulanması gerekiyor. Maske, mesafe kuralına uyup, hatırlatma dozu aşımızı yaptıralım.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

GP Lideri Ahmet Davutoğlu Üçlü Zirveyi Anlattı

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’le yaptığı görüşme hakkında açıklamalarda bulundu. 

Halk TV’den İsmail Saymaz’a konuşan Ahmet Davutoğlu “Millet ittifakına katılıyor musunuz?” sorusuna “Konuşacağımız konuları birlikte değerlendirmemizde fayda olacağını düşünerek dün birlikte oturduk. 3 saati aşan güzel bir görüşme oldu. Salı günü Sayın Ali Babacan ile görüşeceğim. Temel Bey Covid olduğu için çıkar çıkmaz da onunla görüşeceğim” yanıtını verdi.

“Seçim ittifakı değil, vizyon ittifakı”

İttifakların Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistem ile oluştuğu hatırlatan Davutoğlu, “Türkiye’de ittifaklar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği konjonktürde doğdu ve o konjonktürde gelişti. Şimdi yapmaya çalıştığım açıkçası sadece seçimle ilgili bir ittifak veya bir işbirliği değil. Daha kalıcı, vizyoner bir işbirliği. Seçim ittifakı değil, vizyon ittifakı” diye konuştu.

Saymaz’ın “Ne farkı var?” sorusunu yönettiği Ahmet Davutoğlu, “Şöyle bir farkı var, seçimle kazanırsınız ve biter. Nitekim 24 Haziran seçimleri sonrası Sayın Karamollaoğlu ayrıldı ittifaktan. Sanki Millet İttifakı 4 parti gibi göründü” ifadelerini kullandı.

“Millet İttifakı’nı yeniden kurmak mı lazım?” sorusu üzerine “Onu konuşuyoruz. Alternatifleri dün akşam konuştuk” diyen Davutoğlu şöyle devam etti:

“Bir de kimsenin dışlanmadığı bir siyasi iklim oluşturmak. Bu var olan bir yapıya hemen eklemek gibi değil. Genç kitlelerin hepsinin ‘Burada biz de varız’ şeyini doğuracak ve AKP ve MHP’nin kutuplaştırıcı dilinin etkisini yok edecek bir ittifak kurmak lazım. Temel ilkeler üzerinde inşa edilebilecek politikalar, seçim sürecine giderken takip edilecek yön ve yöntem, seçimden sonra takip edilecek yol ve yöntem. Açıkçası aslında, bir gün bir seçim kararıyla uyanıp bu konuların o gün tartışılmasını doğru bulmuyorum. Çünkü o gün geldiğinde yine biz pratik konuları konuşuyor olacağız. Kim aday olacak, milletvekilliğinde nasıl işbirliği yapılacak? Bunlar önemli ama nihayetinde bu işbirliğinin siyasi bir hedefi olması lazım. O siyasi hedefini seçim ufukta gözükmeden önceden konuşmak gerekli.”

Akşener ve Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede hangi konularda uzlaşı sağladığı sorulan Davutoğlu, “Ben bazı çerçeve görüşler getirdim. Önce öyle anlaşmıştık zaten, düşüncelerimizi getirelim diye. Şu ana kadar çok iyi bir güven ilişkisi var. Dün gördüğüm hava güven unsuru pekişiyor. Psikolojik altyapıyı kuruyoruz bir anlamda. Benim de arkadaşlara dün ifade ettiğim gelin bunun içini dolduralım” dedi.

“Cumhurbaşkanlığı dahil hepsini konuşacağız”

Haziran ya da Ekim ayında seçim olasılığını yüksek gördüğünü dile getiren Ahmet Davutoğlu, “Şimdi biz Mart ayında Devlet Bahçeli’nin kafasına esip de erken seçim dediğinde bu konuları oturup konuşacağız. Cumhurbaşkanlığı dahil hepsini konuşacağız. Niye şimdiden konuşmuyoruz? Niye topluma güven hissi vermeyelim? Dünden beri tebrik alıyorum. Her kesimden ‘Çok iyi yapıyorsunuz’ diye mesajlar. Bu güvenin uyanması lazım” şeklinde konuştu.

“Millet İttifakı yeni katılımlarla büyüyecek mi yoksa kendini tamamlayacak yeni bir üst ittifak ile yeniden bir araya mı gelecek?” sorusuna net cevap veremeyeceğini belirten Davutoğlu, “O konuda net bir şey söylemeyeyim. Onu konuşuyoruz ama yapılandırılmış yeni bir çerçeveye oturtulursa bu, AKP ve CHP’nin oluştura geldiği 2 kutuplu şeyin dışına çıkar ve o kitlelere oradan kopacak kitlelere daha sıcak gelir. İki seçimde mücadele edilmişmiş bir şeyden değil daha kuşatılmış bir ittifak yapısı daha doğru olur benim kanaatimce” ifadelerini kullandı.

İsmail Saymaz’ın “Muhalefetin yeniden yapılandırılması aslında” sözleri üzerine Davutoğlu, “Tabi tabi… Ama isimle sınırlı bir şey değil. Ben sistematik işleyişi daha net oturmuş oluşmuş ve ekiplerimizin daha yakın birlikte çalıştığı ve bir şey teklifi bir model düşünüyorum. Arkadaşlarla da bunları paylaşıyorum yani sadece birkaç yerde ortak görüntü vermekle bu işin yeteceği kanaatinde değilim” karşılığını verdi.

Paylaşın

Bilim İnsanlarından ‘Kimyasal Kirlilik’ Uyarısı

Bilim insanları, kimyasal kirliliğin insanlık için güvenli sınırı geçtiği uyarısında bulundu. Yapılan yeni araştırmada pestisitler, endüstriyel bileşikler, antibiyotikler dahil olmak üzere 350 bin kimyasal ürün ve özellikle plastiklerin büyük endişe kaynağı olduğu kaydedildi.

Kimyasal kirliliğin küresel ekosistemlerin istikrarını tehdit edecek boyuta ulaştığı belirtilen çalışmada ‘poliklorlu bifeniller (PCB) gibi bazı toksik kimyasalların uzun ömürlü ve yaygın olduğuna dikkat çekildi.

İsveç’te Stockholm Resilience Centre’da (SRC) doçent ve baş araştırmacı Sarah Cornell: “Uzun zamandır insanlar kimyasal kirliliğin kötü bir şey olduğunu biliyordu. Ancak bunu küresel düzeyde düşünmüyorlar. Bu çalışma, kimyasal kirliliği, özellikle plastikleri, insanların gezegeni nasıl değiştirdiğini hesaba katıyor.” diyor.

Guardian’ın haberine göre, çalışmaya katkı sağlayan, SRC’de araştırma görevlisi olan Patricia Villarrubia-Gomez de 2050’ye kadar kimyasal üretimin üç kat artacağı görüşünde: “1950’den bu yana kimyasal üretimde 50 kat artış oldu. Bunun 2050 yılına kadar tekrar üç katına çıkması bekleniyor. Toplumların üretip çevreye yeni kimyasallar salma hızı, insanlık için güvenli bir alan oluşturmayla tutarlı değil.” diye konuştu.

5 alanda sınır aşıldı

Bilim insanları, çevre krizinde dokuz alandan beşinde ‘güvenli sınırın’ aşıldığını söylüyor. Onlar arasında küresel ısınma, vahşi yaşam alanlarının yok edilmesi, biyolojik çeşitlilik kaybı, aşırı azot ve fosfor kirliliği bulunuyor.

Verilerin birçok alanda sınırlı olduğu kabul edilen araştırmada elde edilen göstergelerin ‘gezegen sınırının ihlaline işaret ettiği’ kaydedildi.

Çalışmada, ozon tabakasını tahrip eden kloroflorokarbon (CFC) kimyasalları ve zararlı ultraviyole ışınları gibi konuların büyük ölçüde ele alındığını belirten bilim insanları, kimyasal kirliliğin tüm yaşamı destekleyen biyolojik ve fiziksel süreçlere zarar vererek Dünya’nın sistemini tehdit ettiğini kaydetti.

Ne yapılabilir?

Araştırma ekibinin parçası olan Göteborg Üniversitesi’nden Bethanie Carney Almroth, “Toplam plastik kütlesi artık tüm yaşayan memelilerin toplam kütlesini aşıyor. Bu, bir sınırı geçtiğimizin oldukça açık bir göstergesi. Ama bazılarını tersine çevirmek için yapabileceğimiz şeyler var.” dedi.

Environmental Science & Technology dergisinde yayınlanan çalışmada kimyasal üretim ve tüketiminde üst sınır belirlemenin hayati öneme sahip olduğunu kaydedildi.

Villarrubia-Gomez, “Döngüsel ekonomiye geçiş gerçekten önemli. Bu, malzeme ve ürünleri boşa harcamadan yeniden kullanılabilecek şekilde değiştirmek anlamına geliyor.” diye konuştu

Paylaşın