2040’ta Kanser Nedeniyle Can Kaybı 3’te 1 Oranında Artabilir

Avrupa Birliği, 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde hastalığa karşı ‘kararlı adımlar atılmadığı’ takdirde dünya genelinde yaklaşık 10 milyon olan ölüm sayısının 2040 yılında 3’te 1 oranında artacağını vurguladı. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 200 bin kişiye kanser teşhisi konuluyor.

Euronews’ta yer alan habere göre; Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bazı üye ülkelerde ölümlerin diğerlerine göre çok daha yüksek olduğu gerçeğini ele almak için ‘kanser eşitsizliği sicil kaydının’ başlatıldığını duyurdu. Leyen, program sayesinde üye ülkeler ve bölgeler arasındaki eğilim farklılıklarının belirlenerek yapılacak yardımın daha hedef odaklı olacağını vurguladı.

2018 verilerine göre Doğu Avrupa ülkeleri hastalıkta daha yüksek ölüm oranında sahip. Kanser hastalığında bin kişi başına 335,4 ölümün görüldüğü Macaristan hastalıktan en çok etkilenen ülkelerin başında geliyor. Bin kişi başına kansere bağlı ölümlerde 323.86 ile Hırvatistan ve 310.64 ile Slovakya sırasıyla en çok etkilenen ülkeler durumunda.

AB verilerinde kanser ölümleri için farklı tanımlama kullanan Türkiye dışarıda bırakılırken, bin kişi başına 172.12 ortalama ölümle Lichtenstein, 209.26 ile İsviçre ve 212.76 ile Finlandiya en düşük orana sahip ülkeler oldu.

Avrupa ve Orta Asya’da 53 ülkeyi kapsayan Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi’nde kansere bağlı can kayıpları toplam ölümlerin yüzde 20’den fazlasını oluşturdu.

Avrupa Birliği’nde 2020 yılında 2,7 milyon kişiye kanser teşhisi konulduğu ve bunlardan 1.3 milyonun yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor. Bu dönemde Covid-19 salgını nedeniyle çok sayıda çok sayıda vakanın kayıt dışı kalmış olabileceği belirtiliyor.

AB Komisyonu, etkili adımlar atılmadığı takdirde AB’de 2040 yılına kadar yeni vakaların yüzde 21, kansere bağlı ölümlerin ise yüzde 31 artacağını tahmin ediyor.

Türkiye durum ne?

Türkiye’de ise Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün geçen yıl açıkladığı verilere göre bir yıl içerisinde yaklaşık 96.200 erkek ve 67.200 kadının kanser teşhisi aldığı tahmin ediliyor. Son 5 yıl verileri değerlendirildiğinde; kanser sıklığında herhangi bir artış ya da azalış olmadığını belirten müdürlük son veri değerlendirmelerine göre:

  • Erkeklerde en sık görülen kanserler akciğer ve prostat kanseri
  • Kadınlarda en sık görülen meme kanseri, her 4 kadın kanserinden biri
  • Hem erkeklerde hem de kadınlarda bağırsak (kolorektal) kanseri üçüncü en sık görülen kanser türü
  • Çocukluk çağı kanserlerinde ise lösemi en sık görülen kanser türü.

Türkiye’de Dünya Sağlık Örgütü tarafınca önerilen meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri için toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları yürütüldüğünü belirten Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü bir tarama programının başarıya ulaşabilmesi için toplum tabanlı olması ve hedef nüfusun yüzde 70’ni kapsaması gerektiğine işaret ediyor.

Sağlık Bakanlığı bünyesinde toplum tabanlı kanser taramalarına için ülke genelinde 33′, gezici toplam 198 adet Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) hizmet veriyor.

Kanserin önlenebilen bir hastalık olduğuna dikkat çeken sağlık yetkilileri, alkolden ve tütün mamullerinden uzak durmanın, yeterli miktarda meyve ve sebze ile lifli gıda tüketerek sağlıklı beslenmenin, ideal vücut ağırlığını korumanın ve düzenli olarak fiziksel aktivite yapmanın önemine vurgu yapıyor.

Yetkililer ayrıca şüpheli belirtiler olduğu takdirde doktora başvurulmasının erken teşhis olasılığını arttırdığına dikkat çekerek, bireylerin kendi vücutları hakkında bilgi sahibi olmaya, olağan dışı bir değişikliğin fark edilmesi adına teşvik edilmesini erken teşhis ve tedavi için önemli olduğunu vurguluyor.

Paylaşın

Bakan Özer’den ‘Yüz Yüze Eğitim’ Açıklaması: Ara Vermeyeceğiz

“Yüz yüze eğitim sürecinin başarılı bir şekilde devam ettiğini” ifade eden Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “Yüz yüze eğitime aynı kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Bakan Özer, yüz yüze eğitimde kararlı olduklarını söyledi.

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, yarıyıl tatilinin ardından 7 Şubat Pazartesi günü okulların tüm sınıf seviyelerinde yüz yüze eğitime başlayacağını açıkladı.

Öğrenciler ve veliler son birkaç gündür sosyal medyada okulların uzaktan eğitime geçmesi için Bakan Özer’e çağrı yapıyor. Bakan Özer, uzaktan eğitim talebine “Omicron salgını ve vaka sayılarından dolayı yüz yüze eğitime ara vermeyeceğiz” dedi.

Pandemi nedeniyle 1,5 yıl eğitimin uzaktan sürdürüldüğünü ifade eden Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, ancak bundan sonra yüz yüze eğitimde kararlı olduklarını söyledi.

“Yüz yüze eğitim sürecinin başarılı bir şekilde devam ettiğini” belirten Bakan Özer, şöyle devam etti:

“İnşallah 7 Şubat’ta yani pazartesi günü 81 ilde, tüm ilçelerimizde okul öncesinden liseye kadar tüm sınıf seviyelerinde yüz yüze eğitime aynı kararlılıkla devam edeceğiz.  Biz son 5 ayda şunu gösterdik, tüm velilerimizle öğretmenlerimizle öğrencilerimizle bir toplum içerisindeki en korunaklı yerler eğitim kurumlarıdır.

“Okullar, sadece öğrenme yerleri değildir aynı zamanda gençlerimizin, geleceğimizi şekillendirecek olan nesillerin psikolojik, duygusal, kişisel gelişimlerinin de gerçekleştirdiği yerlerdir. Onun için inşallah 7 Şubat’ta tüm Türkiye’de ikinci döneme aynı kararlılıkla devam edeceğiz.”

Sağlık Bakanlığının verilerine göre; Türkiye’de 3 Şubat Perşembe günü vaka sayısı 107 bin 530’e ulaştı.  233 kişi de Kovid 19 nedeniyle yaşamını yitirdi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Erken Seçim’ Tahmini: Bu Sonbahar…

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında erken seçime dair değerlendirmede bulunarak, “Ben sonbaharda seçim olacağını düşünüyorum. Kara kıştan çıkarken bir seçimi tercih etmez Erdoğan. Tercih kendisine ait sonuçta bu sandık gelecek milletin önüne. Vatandaşa duyurum; sağduyulu olun, sakağa çıkmak için tahrik edeceklerdir.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tv100 özel yayınında Kerem Kırçuval’ın sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, Samsun’da Atatürk Anıtı’na yönelik saldırıya ilişkin, “Bunlar gündemi değiştirmeye yönelik olaylar. Vatandaşın gündemi perişan. Mutfağında yangın var. Bu ülkeyi kurtaran kişi, sadece bizim değil bütün mazlumların önderi olan bir kişi. Hangi gerekçeyle bunu yaparlar? Bir akıl tutulması var” dedi.

Kılıçdaroğlu ihalelerde yolsuzluk iddiasına ilişkin, “Yolsuzluk deyince toplum artık bunu yadırgamıyor. Herkes buna aşina. Yolsuzluğu çok fazla dile getirince bizim oylarımız artacak diye bir şey yok” ifadelerini kullandı.

Devletten en çok ihale alan beş şirketle ilgili Kılıçdaroğlu, ‘Beşli çete’ olarak adlandırdığı şirketlerle görüşme yapmadığını dile getirdi. Dolaylı yoldan gelen görüşme teklifini reddettiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Diyarbakır’a gittiğinde HDP İl Binası önünde nöbet tutan çocukları PKK’ye katılan  ailelerle de görüşeceğini ifade etti.

Kemal Kılıçdaroğlu, yoksulluğun büyük ölçüde arttığını ve milyonlarca kişinin yoksullaştığını vurgulayarak, bu kışı en azından maddi zorluk yaşayan vatandaşların kışı rahat geçirmeleri hedefiyle doğal gaz ve elektrik paralarının ödemeleri çağrısında bulunduğu kaydetti.

Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nda çatlak olduğu iddialarına “Milletvekilleri elbette kendi görüşlerini söylerler. Biz saygı duyarız. İkinci önemli nokta: Kimse kimseye mahkum, mecbur değil. İttifakı oluşturan bileşenler kendi özgür iradeleriyle hareket ederler” sözleriyle yanıt verdi.

İşte Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları…

Ekrem İmamoğlu tartışması

Erdoğan, İstanbul’u kaybettiğini bir türlü içine sindiremedi.

Ekrem İmamoğlu kazanmanın ötesinde başarılı bir belediye başkanlığı performansı da sergiledi. Duran bütün metro yatırımlarının kaynağını bularak sözleşmelerini imzaladı. 10 ayrı yerde 10 ayrı metro inşaatını birden başlattı. Yolsuzlukların da üzerine gitti. Yolsuzlukların üzerine gitti. AK Parti’nin yönetiminde ya da kadın kollarında görev alan kişilerin dolar bazında burs alarak nasıl yurt dışına gittiklerini ortaya çıkardı.

Her kar yağışından sonra kentte olağanüstü bir durum vardır. İmamoğlu Büyükelçi’ye söz vermişti. Katıldığı yemekten haberim vardı.  Ekrem İmamoğlu gidip dozerin başında mı duracaktı? Hayır, yönetecekti orayı.

Binlerce kişi havaalanında sloganlar attılar. Binlerce kişi Türkiye’nin itibarını sorguladı. Binlerce kişi THY’nin ne kadar yetersiz olduğunu gördü. Binlerce kişi o havaalanının ne kadar kötü bir havaalanı olduğunu gördü. Karayollarına ait olan aks tıkanınca açmak için sayın Vali Ekrem İmamoğlu’na telefon edip “Burayı da açar mısın” dedi. Bunlar hiç konuşulmadı.

Ben zaten “Telefonlarımız dinleniyor” diye söylüyordum ama izlendiğimizi de düşünemiyordum. Bu kadar da olmaz diye. Mobese de gösterdi ki izleniyoruz diye. Bu da devletin parti devleti olduğunu gösteriyor. Halkın devleti olmaktan, liyakatli ve adaletli bir devletten olmaktan çıkmış, bir kişinin ve ailesinin şahsi egolarına teslim olmuş bir devlet yapısına dönüşmüş olduğunu görüyoruz. Bunun için bürokratlara çağrı yaptım. Bu suçun üstüne giden yok. Hakimler savcılar kurulunu Saray teslim almış durumda. Bürokrasiye yaptığım çağrı sonrası belgeler, raporlar yağıyor. Ulaştırma Bakanı TV’ye çıkıp açıklama yaptıktan 15 dk sonra bürokratlar gerçek bilgileri bize ulaştırdılar. Çünkü bu ülkede hala dürüst ve ahlaklı çalışan bürokratlar var.

Cumhurbaşkanı adayı mı?

Cumhurbaşkanı uzlaşmayı sağlar, demokrasinin erdemlerini anlatan erdemli konuşmalar yapar, devletin adaletli yönetilmesini sağlar. Cumhurbaşkanının kişisel egolardan arınması lazım, gücün esiri olmaması lazım.

Adalet Bakanı’nın değişimi

“Erdoğan çok iyi bir adam, mükemmel biri ama etrafı kötü” ne derlerse desinler bütün bunların sorumlusu Erdoğan. Devlet ona teslim edilmiş vaziyette. Adalet Bakanları çok fazla konuşmaz. Yeri zamanı geldiğinde haksızlıklara karşı bu doğru değil diye söylerdi. Adalet reformu nasıl olacak diye açıkladılar ve bunların hepsi de doğruydu. Ama bunların hiç biri hayata geçirilmedi. Adalet Bakanı’nın gidişten rahatsız olup çekildiği söylendi.

Millet İttifakı seçimleri kazanırsa…

Devr-i Sabık diye bir ifadeyi doğru bulmuyorum. Devletin adaletle yönetilmesi gerekiyor. İktidar olduğunuz için intikam duygusuyla yola çıkarsanız bunlardan bir farkınız kalmaz. Varsa bir yolsuzluk elbette saptayacaksınız. Belgelerini dökümanlarını koyarsınız, bağımsız yargıya gönderirsiniz. Bir intikam duygusundan yola çıkarak hırsla kinle öfkeyle yola çıkarsanız önce kendiniz kaybedersiniz.

‘Erdoğan karşıma çıksa reyting yüksek olur’

(Erdoğan) O bana istediği soruyu sorsun. Ben ona 5-6 soru soracam. Yeter ki karşıma çıkma cesareti göstersin ama gösteremez. Arzu ederse soruları önceden de verebilirim. İsterse cevaplarını prompterle hazırlasın.

Liderler ne zaman bir araya gelecek?

Millet İttifakı kendi içinde tutarlılığı olan görüş birliği sağlamış bir ittifak. Çok yakında altı lider bir araya geleceğiz.

HDP’nin Millet İttifakı’nda olma talebi yok. Bu sürecin böyle olması lazım.

Parlamenter sistem açıklaması

Devlette denetlenmeyen hiç bir kurum yoktur. Her kurum mutlaka denetlenir. Çağdaş demorkrasilerde bu böyledir. Şu anda denetim dediğimiz mekanizme yok. Sayın Erdoğan dedi ki “Biz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne uymayacağız” Anayasayı çiğniyorsunuz.

Erdoğan bütün dünyaya, “Bizim ülkemizde anayasa var ama benim kararımdan sonra” demek istiyor.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem metni

Güçlendirilmiş parlamenter sistem metninde Cumhurbaşkanı’nın görevleri de var. Henüz ortada ittifak oluşturacak bir süreç de yok. Seçim kararı alındıktan sonra ortaya çıkacak bir tablo. Bütün bu çalışmalardan sonra Millet İttifakına evrilebilir.

Korunma

Bana ihbar gelmiyor. Zaten bana gelmez. Ama ben koruma var, görevli polis arkadaşlar var. Bunlar ellerinden gelen çabayı gösteriyor. Büyük ihtimalle ihbar gelirse polis arkadaşlara duyuruluyordu. Korunma derseniz iyi korunduğumu düşünüyorum.

Enflasyon rakamları

Zaten Hazine ve Maliye Bakanı zaten yüzde 50’nin altında olacağını söyledi. TÜİK de ‘Enflasyon yüzde 50 olmasın, altında olsun’ diye bir açıklama yaptı.

Rakamı küçük gösteriyorlar ama olağanüstü bir problem başladı. Önceden gıdada görüyorlardı, şimdi ev oturup doğal gaz elektrik parası öderken zammı görüyorlar. Kaç kişinin elektriğinin doğal gazının ve elektriklerinin kesildiğini açıklamalarını isterim.

Bu tablo Türkiye’nin kaldırabileceği bir tablo değil. Geçmişte bol miktarda borç aldılar, özelleştirme yaptılar, satacak fabrika kalmadı kimse de para vermiyor.

Faiz açıklaması ve yeni mevduat sistemi

(Kur korumalı TL vadeli mevduat hesabı) Özel bankaya ben para vereceğim diyebilir misin’ diyemezsin.

Dolar yükselmesin diye iki model denediler. Türk lirasını eriteceğiz, ihracat patlayacak. Cari açık azalacak. Cari açık patladı.

Merkez Bankası’nın politika faizini düşürdüler. Hangi faiz düştü. Kredi faizi mi, ticari kredi mi? Hiç biri düşmedi. “Politika faizi inince bütün faizler inecek, enflasyon düşecek” dediler. Hem faizler yükseldi hem enflasyon yükseldi.

Dış politika eleştirisi

Libya ile ilişkiler yanlış kuruldu. Taraf olduk, iki tarafı barıştırmalıydık. Suriye ile barışacağız. Suriye ile bütün sorunları çözeceğiz. Suriyeliler ülkelerine dönecek.

Erdoğan’ın Kaftancıoğlu’na açtığı tazminat davası reddedildi

Rusya 33 askerimizi şehit etti. Hesap sormak yerine hesap vermeye gidildi.

Türkiye’yi kimse ciddiye almıyor artık. Erdoğan’ı kimse ciddiye almıyor artık. Dış politika milli olmak zorundadır. İktidarın muhalefeti olmaz dış politikada. Senin Suriye’de ne işin vardı? Egemen güçlerin talimatıyla oraya girdiniz. 3 milyon 600 bin Suriyeli bizde şimdi. “Biz verdiğimiz sözü tutamadık, çekiliyoruz buradan” demeleri gerekiyordu. “Biz hala burada kalacağız” diyorlar.

Toplum büyük bedeller ödedikten sonra farkında oluyorsunuz. Tarihin derinliklerini bilmiyorsunuz. Olayları kavrayamıyorsunuz. Bilgiden yoksunsunuz. Şunu bir deneyeyim diyorsunuz duvara çarpıp dönüyorsunuz. Bundan Türkiye’nin çıkması lazım.

Ukrayna-Rusya meselesinde Türkiye tarafsız bulunmalı, tarafları sağduyuya davet etmeli. Onlar isterse arabulucu olursunuz. Biz arabulucu olalım dediğinde Rusya’da televizyonlar dalga geçiyorsa bu iş olmaz. Bugüne kadar hangi işi çözdün ki bu kadar temel bir sorunu çözeceksin.

Biz zaten her halükarda NATO üyesiyiz. Coğrafi konum itibarıyla önemli bir parçasıyız.

Yunanistan sorunu: Beylik laflarla bu iş olmaz

Yunanistan’la oturup konuşmamız lazım. Türkiye yüzde 100 kazanır, hiç bir tereddütüm yok. Yunan adalarının mülkiyetinin yine uluslararası hukuk çerçevesinde konuşulması lazım. 21. yüzyıldayız. Uluslararası hukuk sadece bizi değil İngiltere’yi de etkileyecektir. Peki ne olacak? Bizimle ilgili karar verirken bütün bunları düşüneceklerdir. Hukuktan korkmamamız gerekiyor. Beylik laflarla bu iş olmaz.

Erken seçim olur mu?

Ben sonbaharda seçim olacağını düşünüyorum. Kara kıştan çıkarken bir seçimi tercih etmez Erdoğan. Tercih kendisine ait sonuçta bu sandık gelecek milletin önüne. Vatandaşa duyurum; sağduyulu olun, sakağa çıkmak için tahrik edeceklerdir.

Başkaları aday olmak istiyorsa buyursun gelsin. Millet herkese boyunun ölçüsünü versin. Bu tartışmalar artık geride kalmalı. Bir karabasandan Türkiye’nin kurtulması lazım. Bütün alanlar tahrip edildi. Duygular, adalet kurumu tahrip edildi.

(Kaynak: TV100)

Paylaşın

Türkiye’nin Nüfusu Belli Oldu: 84 Milyon 680 Bin Kişi

Türkiye’nin nüfusu, 2021’de bir önceki yıla göre 1 milyon 65 bin 911 kişi artarak 84 milyon 680 bin 273 kişiye ulaştı. Erkek nüfus 42 milyon 428 bin 101 kişi olurken, kadın nüfus 42 milyon 252 bin 172 kişi oldu. Toplam nüfusun yüzde 50,1’ini erkekler, yüzde 49,9’unu ise kadınlar oluşturdu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2021 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi sonuçlarını duyurdu.

Buna göre, Türkiye’de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2021 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 1 milyon 65 bin 911 kişi artarak 84 milyon 680 bin 273 kişiye ulaştı. Erkek nüfus 42 milyon 428 bin 101 kişi olurken, kadın nüfus 42 milyon 252 bin 172 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun yüzde 50,1’ini erkekler, yüzde 49,9’unu ise kadınlar oluşturdu.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, ülkemizde ikamet eden yabancı nüfus(1) bir önceki yıla göre 458 bin 626 kişi artarak 1 milyon 792 bin 36 kişi oldu. Bu nüfusun yüzde 49,7’sini erkekler, yüzde 50,3’ünü kadınlar oluşturdu.

Nüfus artış hızı binde 12,7 oldu

Yıllık nüfus artış hızı 2020 yılında binde 5,5 iken, 2021 yılında binde 12,7 oldu. Türkiye’de 2020 yılında yüzde 93 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı, 2021 yılında yüzde 93,2 oldu. Diğer yandan belde ve köylerde yaşayanların oranı yüzde 7’den yüzde 6,8’e düştü.

İstanbul’un nüfusu 15 milyon 840 bin 900 kişi oldu

İstanbul’un nüfusu, bir önceki yıla göre 378 bin 448 kişi artarak 15 milyon 840 bin 900 kişi oldu. Türkiye nüfusunun %18,71’inin ikamet ettiği İstanbul’u, 5 milyon 747 bin 325 kişi ile Ankara, 4 milyon 425 bin 789 kişi ile İzmir, 3 milyon 147 bin 818 kişi ile Bursa ve 2 milyon 619 bin 832 kişi ile Antalya izledi.

Nüfusu en az olan il 83 bin 645 kişi ile Tunceli oldu

Tunceli, 83 bin 645 kişi ile en az nüfusa sahip olan il oldu. Tunceli’yi, 85 bin 42 kişi ile Bayburt, 94 bin 932 kişi ile Ardahan, 145 bin 826 kişi ile Kilis ve 150 bin 119 kişi ile Gümüşhane takip etti.

Nüfus piramitleri, nüfusun yaş ve cinsiyet yapısında meydana gelen değişimi gösteren grafikler olarak tanımlanmaktadır. Türkiye’nin 2007 ve 2021 yılı nüfus piramitleri karşılaştırıldığında, doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalmaya bağlı olarak, yaşlı nüfusun arttığı ve ortanca yaşın yükseldiği görülmektedir.

Türkiye nüfusunun ortanca yaşı 33,1’e yükseldi

Ortanca yaş, yeni doğan bebekten en yaşlıya kadar nüfusu oluşturan kişilerin yaşları küçükten büyüğe doğru sıralandığında ortada kalan kişinin yaşıdır. Ortanca yaş aynı zamanda nüfusun yaş yapısının yorumlanmasında kullanılan önemli göstergelerden biridir.

Türkiye’de 2020 yılında 32,7 olan ortanca yaş, 2021 yılında 33,1’e yükseldi. Cinsiyete göre incelendiğinde, ortanca yaşın erkeklerde 32,1’den 32,4’e, kadınlarda ise 33,4’ten 33,8’e yükseldiği görüldü.

Ortanca yaşın illere göre dağılımına bakıldığında, Sinop’un 41,8 ile en yüksek ortanca yaş değerine sahip olduğu görüldü. Sinop’u, 41,2 ile Kastamonu, 41 ile Balıkesir ve Giresun izledi. Diğer yandan 20,6 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip il oldu. Şanlıurfa’yı, 21,6 ile Şırnak ve 22,7 ile Siirt takip etti.

Kadınlarda ve erkeklerde en yüksek ortanca yaşa sahip il Sinop oldu

Ortanca yaşın illere ve cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, erkeklerde 40,7 ile Sinop en yüksek ortanca yaşa sahip olan il olurken, 20,1 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip olan il oldu. Kadınlarda 42,9 ile Sinop yine en yüksek ortanca yaş değerine sahip olan il olurken, Şanlıurfa 21,1 ile en düşük ortanca yaş değerine sahip olan il oldu.

Çalışma çağı olarak tanımlanan 15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı, 2007 yılında yüzde 66,5 iken 2021 yılında yüzde 67,9 oldu. Diğer yandan çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı yüzde 26,4’ten yüzde 22,4’e gerilerken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise yüzde 7,1’den yüzde 9,7’ye yükseldi.

Toplam yaş bağımlılık oranı azaldı

Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk ve yaşlı birey sayısını gösteren toplam yaş bağımlılık oranı, 2020 yılında yüzde 47,7 iken 2021 yılında yüzde 47,4’e düştü.

Ekonomik olarak aktif olan birey başına düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, yüzde 33,7’den, yüzde 33’e gerilerken, çalışan birey başına düşen yaşlı birey sayısını ölçen yaşlı bağımlılık oranı ise yüzde 14,1’den yüzde 14,3’e yükseldi. Diğer bir ifadeyle, Türkiye’de 2021 yılında, çalışma çağındaki her 100 kişi, 33 çocuğa ve 14,3 yaşlıya bakmaktadır.

Nüfus yoğunluğu olarak tanımlanan “bir kilometrekareye düşen kişi sayısı”, Türkiye genelinde 2020 yılına göre 1 kişi artarak 110 kişiye yükseldi. İstanbul, kilometrekareye düşen 3 bin 49 kişi ile nüfus yoğunluğu en yüksek olan ilimiz oldu. İstanbul’dan sonra 563 kişi ile Kocaeli ve 368 kişi ile İzmir nüfus yoğunluğu en yüksek olan iller oldu.

Diğer yandan nüfus yoğunluğu en az olan il ise bir önceki yılda olduğu gibi, kilometrekareye düşen 11 kişi ile Tunceli oldu. Tunceli’yi, 20 kişi ile Ardahan ve Erzincan illeri izledi. Yüz ölçümü büyüklüğünde ilk sırada yer alan Konya’nın nüfus yoğunluğu 59, en küçük yüz ölçümüne sahip Yalova’nın nüfus yoğunluğu ise 344 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ Meclis’te Kabul Edildi

Eğitimcilerin geri çekilmesi için günlerdir mücadele ettiği “Öğretmenlik Meslek Kanunu”, TBMM Genel Kurul’unda kabul edildi. Kanun ile öğretmenler, “öğretmen”, “uzman öğretmen” ve “başöğretmen” olarak bölünüyor.

Uzman öğretmenlere ödenen eğitim öğretim tazminatı yüzde 20’den yüzde 60’a, başöğretmenlere ödenecek tazminat ise yüzde 40’tan yüzde 120’ye çıkarılıyor. AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 57 milletvekilinin imzasıyla gelen Meclis’e gelen ve yasalaşan teklifle ilgili ayrıntılar şöyle:

Üç basamaklı “kariyer planı”

Kanunla öğretmenlik mesleği üç “kariyer basamağına” ayrılacak:

Aday öğretmenler

Aday öğretmen olabilmek için 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, yükseköğretim kurumunda mezun olma, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanununa göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmış olma ve Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan sınavlarda başarılı olma şartı aranacak.

Aday öğretmenlik süresi bir yıldan az iki yıldan çok olamayacak. Aday öğretmenler adaylık süreci sonunda Adaylık Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılan değerlendirme sonucu yani mülakatla öğretmenliğe atanacak.

Uzman öğretmenler

Aday öğretmenlik dahil olmak üzere en az on yılını dolduran, mesleki gelişime yönelik 180 saatten az olmamak üzere düzenlenen Uzman Öğretmenlik Eğitim Programını tamamlayanlar, uzman öğretmenlik için öngörülen asgari çalışmaları tamamlayanlar, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası bulunmayan öğretmenler, yazılı sınava başvuru yapacaklar. Bu sınavdan 70 ve üzerinde puan alan öğretmenler başarılı sayılacak ve uzman öğretmen sertifikası alacaklar.

Başöğretmenler

Uzman öğretmenlikte en az on yıl hizmeti bulunan, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası olmayan, uzman öğretmenlerden mesleki gelişime yönelik 240 saatten az olmamak üzere düzenlenen Başöğretmenlik Eğitim Programını tamamlamış olan ve mesleki gelişime yönelik alanlarda başöğretmenlik için öngörülen çalışmayı tamamlayanlar, başöğretmen sınavına başvurabilecekler. Bu sınavda 70 ve üzerinde puan alanlar başarılı sayılacaklar.

Yüksek Lisans eğitimini tamamlayan, uzman öğretmen unvanı için öngörülen doktora eğitimini tamamlayanlar, başöğretmen unvanı için yazılı sınavdan muaf tutulacaklar.

Ödemelerde değişiklik

Uzman öğretmen ve başöğretmen unvanına sahip olanların, eğitim ve öğretim tazminatlarında iyileştirmeler yapılacak.

Uzman öğretmenlere ödenen eğitim öğretim tazminatı yüzde 20’den yüzde 60’a, başöğretmenlere ödenecek tazminat ise yüzde 40’tan yüzde 120’ye çıkarılıyor.

Birinci derece kadroda görev yapan öğretmenlerin ek göstergesi 3600’e çıkartılacak. Bu hüküm 15 Ocak 2023 tarihinde yürürlüğe girecek.

Sendikalar ne demişti?

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), düzenlemenin eşit eşit işe eşit ücret ilkesini ihlal ettiğini söyledi. Sendika, “Teklifte uzman öğretmen ve başöğretmenlerin görev, yetki ve sorumlulukları, diğer öğretmenlerden ayırt edilemediği için eşit işe eşit ücret ilkesinin ihlal edildiği açıkça görülmektedir” dedi.

Adaylık sınavının kaldırılarak sorumluluğun Adaylık Değerlendirme Komisyonu’na devredilmesini eleştiren Eğitim Sen, bu durumun “atamalarda mülakat-torpil uygulamalarının” gündeme getireceğini ifade etti. Ayrıca, arşiv taraması ve güvenlik soruşturması gibi uygulamalarla yeni mağduriyetlerin ortaya çıkacağı belirtti.

Eğitim İş ise; kanun ile mesleğin doğasına uygun olmayan bir şekilde ayrıştırıldığını vurguladı:

“Öğretmen sıfatını elde etmek öğretmenlik mesleğinin tüm gereklerini yerine getirmek için yeterlidir. Öğretmenlik mesleğinin kendi içinde kademelendirilmesi, bu hizmetten faydalanmayı farklılaştıracağı için öğrenciler arasındaki eşitliği de ortadan kaldıracaktır. Bu durum eğitimin kamusal bir hizmet olması özelliğine tamamen aykırıdır.”

Paylaşın

Fırında Baharatlı Tavuk Kızartması, Malzemeleri, Hazırlanışı

Fırında Baharatlı Tavuk Kızartması, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 2,5 saatte hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 1 kg tavuk budu, derisi soyulmuş
  • 1/4 su bardağı taze zerdeçal veya 1 yemek kaşığı toz zerdeçal
  • 1/3 su bardağı ince kıyılmış limon otu
  • 1 çay kaşığı deniz tuzu
  • 2 çay kaşığı şeker
  • Karabiber
  • 4 adet misket limonu yaprağı
  • 4 diş sarımsak, kabaca doğranmış
  • 1/2 kırmızı soğan, kabaca doğranmış
  • 1 çay kaşığı kuru pul biber
  • 2 yemek kaşığı yağ
  • 2 çay kaşığı susam yağı
  • 1 yemek kaşığı balık sosu
  • 2 yemek kaşığı kıtır kızarmış soğan

Hazırlanışı;

  • Tavuğu bir tabağa koyun,
  • Kalan malzemeleri bir mutfak robotu veya blender kasesinde birleştirin ve iyice karıştırın,
  • Macunu tavuğun üzerine eşit bir şekilde dökün ve iyice kaplayın,
  • Mümkünse 2 saat veya daha uzun süre buzdolabında bekletin,
  • Fırını önceden 200 derecede ısıtın,
  • Tavuğu bir kızartma kabına tek bir tabaka halinde koyun ve tüm marine sosunu onunla birlikte sıyırın,
  • 25-30 dakika veya tavuk iyice pişip rengi dönene kadar pişirin.
  • Buğulanmış pirinç ve ve lahana salatası ile servis yapın,
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

Kung Pao Usulü Tavuk, Malzemeleri, Hazırlanışı

Kung Pao Usulü Tavuk, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 60 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 650 gr tavuk budu filetosu, kabaca doğranmış
  • 2 yemek kaşığı soya sosu
  • 2 çay kaşığı mısır unu
  • 2 yemek kaşığı siyah sirke
  • 2 yemek kaşığı pirinç şarabı
  • 2 yemek kaşığı şeker
  • 2 çay kaşığı rendelenmiş zencefil
  • 2 diş sarımsak, ince doğranmış
  • 2 çay kaşığı susam yağı
  • 2 yemek kaşığı yağ
  • 5 büyük kuru biber, kabaca doğranmış, çekirdekleri atılmış
  • 4 adet taze soğan, dilimlenmiş
  • Taze çekilmiş karabiber
  • 1/3 su bardağı kavrulmuş fıstık
  • Küçük bir avuç kişniş yaprağı

Hazırlanışı;,

  • Tavuğu sığ bir tabağa koyun,
  • Soya sosu ve mısır ununu birlikte çırpın ve ardından sirke, pirinç şarabı, şeker, zencefil, sarımsak ve susam yağıyla birlikte tavuğun üzerine dökün,
  • En az 30 dakika ve mümkünse daha uzun süre bekletin,
  • Pişirmeye hazır olduğunuzda, büyük bir kızartma tavasını yüksek ateşte ısıtın
  • Yağ ekleyin ve biberleri koyun, yaklaşık 30 saniye pişirin,
  • Tavuğu marine sosundan çıkarın ve her iki tarafı da iyice pişirin
  • Tava boyutuna bağlı olarak, bunu gruplar halinde yapmanız gerekebilir,
  • Tavuk piştikten sonra taze soğanları ekleyin ve kalan marine sosunu tavaya alın
  • Birkaç dakika kabarmasına izin verin. Tava kuruysa, biraz su ekleyin,
  • Ne kadar sevdiğinize bağlı olarak, bol miktarda karabiber serpin,
  • Yer fıstığı ve kişniş yaprakları ile süsleyerek servis yapın,
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü’nden ‘Osman Kavala’ Çağrısı: Serbest Bırakın

Osman Kavala’nın serbest bırakılması çağrısında bulunan Uluslararası Af Örgütü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Cezaevinde geçen dört yıldan uzun bir sürenin ardından yetkililerin artık doğru olanı yapıp Osman Kavala’yı serbest bırakmasını umuyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi dün yapılan oylamada, Türkiye’nin AİHM kararına rağmen insan hakları savunucusu Osman Kavala’yı serbest bırakmaması nedeniyle Türkiye aleyhine Aralık ayında başlattığı ihlal prosedürünü oy çokluğuyla kabul etti.

Konu hakkında bir açıklama yayımlayan Uluslararası Af Örgütü, Kavala’nın serbest bırakılması çağrısında bulundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“Alınan bu önemli karar neticesinde Türkiye artık yalnızca önde gelen bir insan hakları savunucusunun keyfi tutukluluğuna son vermeyi reddettiği için değil, adalet sisteminin Kavala davasıyla simgeleşen ciddi işlevsizliği nedeniyle de topun ağzında. Cezaevinde geçen dört yıldan uzun bir sürenin ardından yetkililerin artık doğru olanı yapıp Osman Kavala’yı serbest bırakmasını umuyoruz.

Oylama, Türkiye’nin adalet sisteminin Osman Kavala’ya kanıt olmaksızın saçma sapan suçlamalar yüklemeye devam ederek her ne pahasına olursa olsun onu kilit altında tutmaya çalıştığını ve Türkiye’nin kurucu üyelerinden olduğu Avrupa Konseyi’nin bu duruma kayıtsız kalmayacağını açıkça göstermiş oldu. Avrupa Konseyi’nin bu mesajı nettir: Türkiye Osman Kavala’yı serbest bırakmalı ve Kavala’ya yönelik siyasi saiklere dayalı zulme son vermelidir.”

Avrupa Birliği’nden sert tepki

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’ye yönelik başlattığı ihlal süreciyle ilgili sert mesajlar içeren bir açıklama yayımladı.

Borrell’in sözcüsü Peter Stano’nun yayımladığı metinde, ihlal sürecinin, Bakanlar Komitesi’nin ender kullandığı araçlardan olduğuna ve Kavala davasıyla ilgili ciddi endişeleri yansıttığına vurgu yapıldı. Kavala’nın hakkında bir hüküm bulunmadan yıllardır cezaevinde tutulduğuna da işaret edildi.

“Kaygı verici bir emsal”

Türk makamlarının ilgili AİHM kararlarını uygulamayı reddetmesinin üzücü olduğu belirtilen açıklamada “Bu tutum kaygı verici bir emsal oluşturmakta ve AB’nin Türk yargısının uluslararası standartlar ile Avrupa standartlarına bağlılığı konusundaki endişelerini güçlendirmektedir. Bu tutum aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi ve AB üye adayı olarak üstlendiği yükümlülüklerle de tezat oluşturmaktadır” ifadelerine yer verildi.

Erdoğan’dan açıklama

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ukrayna ziyareti öncesinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’ye karşı başlatılan ihlal süreciyle ilgili bir soruyu, “Bizim mahkemelerimizi tanımayanları biz tanımayız. Çok net söylüyorum. Bizim mahkemelerimizin bu konuda vermiş olduğu bir karar var. AİHM ne demiş, Avrupa Konseyi ne demiş bizi çok ilgilendirmiyor. Biz kendi mahkemelerimize saygı duyulmasını bekliyoruz. Bu saygıyı duymayanlara da kusura bakmasınlar bizim saygımız olmayacaktır” diye yanıtlamıştı.

Paylaşın

Ankapark’ın Maliyeti Yaklaşık 801 Milyon 300 Bin Dolar!

Ankara Büyükşehir Belediyesi, şimdilerde geri almak için hukuk mücadelesi sürdürdüğü Ankapark için yapılan harcamaların toplam tutarını 801 milyon 288 bin 824 dolar olarak hesapladı. Güncel kurla Ankapark’ın maliyeti 10 milyar 845 milyon 155 bin 768 TL’yi geçiyor.

Mansur Yavaş’ın başkanlığını yaptığı Ankara Büyükşehir Belediyesi, resmi internet sitesine ‘israf sayfası’ koydu. Melih Gökçek döneminde yapılan ve atıl kalan ‘Ankapark’ için yapılan harcamaları kalem kalem ifşa etti.

Ankara Büyükşehir Belediyesi, şimdilerde geri almak için hukuk mücadelesi sürdürdüğü Ankapark için yapılan harcamaların toplam tutarını 801 milyon 288 bin 824 dolar olarak hesapladı. Güncel kurla Ankapark’ın maliyeti 10 milyar 845 milyon 155 bin 768 TL’yi geçiyor.

Bu hesaba sadece büyük ihalelerin dahil olduğu bilgisini paylaşan Ankara Büyükşehir Belediyesi maliyet tutarının ileride güncelleneceğini aktardı. Ankapark dışında yapılan büyük ihalelerin toplam bedelinin de israf sayfasına ekleneceğini duyurdu.

Yakın zamanda geçmiş dönemde yapılan eksik ve hatalı işlerin, dinozor heykellerinin, kapıların, ithal ağaçların, saatlerin, robotların, özelleştirmelerdeki usulsüzlüklerin ve daha birçok konunun ‘israf sayfasında’ yer alacağı bilgisini verdi.

Ankapark

Yapımına 2013’te Atatürk Orman Çiftliği arazisi üstünde başlandı. 2014’te parkın da içinde yer aldığı ana imar planı ile ilgili olarak Ankara 5. İdare Mahkemesi, parkın yapımına olanak veren Bakanlar Kurulu kararları için de Danıştay yürütmeyi durdurma kararları verdi.

Ancak Melih Gökçek yönetimindeki belediye parkın inşasına devam etti. Ocak 2015’te parkın yüzde 90’ının tamamlandığı duyuruldu. 2015’te bu sefer Ankara 18. İdare Mahkemesi’nden bir yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Bu karar üzerine belediye meclisi, parkın planını değiştirdi.

Aynı yıl Ankara 5. İdare Mahkemesi, parkı da kapsayan 1/10.000’lik Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’nı iptal etti. Danıştay ise iptal kararını bozdu. Aralık 2017’de belediye parka yapılan masrafın 1,5 milyar TL olduğunu ve parkın Ağustos 2019’da açılmasının planlandığını açıkladı.

Mayıs 2018’de ise parkın kiralanmasına karar verdi. İlki Haziran 2018’de yapılan beş işletme ihalesinden sonuç çıkmadı. 20 Eylül 2018’de gerçekleştirilen altıncı ihalede park, hayvanat bahçesi hariç GBM Ticaret-Çelik Ortak Girişim Grubu’na yıllık 26 milyon 400 bin lira bedel karşılığında 29 yıllığına kiralandı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına Mansur Yavaş’ın seçildiği 31 Mart 2019 yerel seçimlerinden hemen önce 20 Mart 2019’da park Wonderland Eurasia adıyla ziyarete açıldı. İşletmeci şirketin borçlarından dolayı Eylül 2019’da parka haciz işlemi gerçekleştirildi. Parkın 2 milyon lira birikmiş elektrik borcu nedeniyle Aralık 2019’da elektriği kesildi.

Borcun kısmen ödenmesinin ardından 20 Ocak 2020’de parkın elektriği yeniden bağlandı. Ziyaretçi sayısındaki düşüş nedeniyle Şubat 2020’de park fiilen kapatıldı. Mimarlar Odası Ankara Şubesi de, Ankapark ile ilgili eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında suç duyurusunda bulundu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın ‘Avrupa Konseyi’ Sözlerine Tepki

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bizim mahkemelerimizi tanımayanları biz tanımayız” açıklamasına ilişkin olarak, “Erdoğan’ın açıklaması Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne darbe vuran bir açıklamadır” yorumunu yaptı.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Bu açıklama şunu gösteriyor, bizim ülkemizde anayasa, hukuk yok; uluslararası sözleşmeleri tanımayız. Arzu ettiğimiz mahkemeden arzu ettiğimiz kararı çıkarırız anlamına geliyor.

Eğer siz bir anayasa yapmışsanız, anayasada düzenlemeler varsa, o yasaya göre AİHM kararlarına uyacaksanız. ‘Biz bunlara uymayacağız’ demeniz, ‘Bizim ülkemizde otoriter yönetim var, ben ülkemi istediğim gibi yönetirim, siz ne derseniz deyin’ anlamı çıkar. Bu Türkiye’nin itibarına vurulmuş ciddi bir darbedir, bunu kimsenin unutmaması lazım. Söyleyen kişinin de unutmaması lazım. Bu ülkede demokrasinin olmadığını biz biliyoruz. Ama demokrasinin olmadığını Erdoğan bütün dünyaya ilan etti.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlenen programın ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.

Soru; Malum gündem ekonomi üzerine kurulu. TÜİK de enflasyon oranını açıkladı ve yüzde 48.69’a yükseldi. Şimdi hem bu artan enflasyon oranlarını değerlendirmenizi rica edeceğim, hem de acaba bu TÜİK Başkanının değişiminin etkili olup olmadığı yönünde ne düşünüyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu; TÜİK Başkanının değişimiyle ne kadar ilgisi var onu bilmiyorum. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim, açıklanan rakam düşük bir rakam. Zaten ENAG’ın açıkladığı rakam bunun çok daha üstünde. Zaten yani pazara gidince, alışverişe gidince hatta alışveriş merkezlerine gidince fiyatları zaten görüyorsunuz. Elektrik faturaları da bunun en açık kanıtıdır. Yüzde 127 elektriğe zam gelmiş ama enflasyon oranına bakıyorsunuz yüzde 49-48 ya da 50 civarında. Gerçeği yansıtmıyor. Gerçek mutfakta.

Soru; Şimdi siz 50’yi yansıtmıyor dediniz ya ek yapmak istiyorum. Hazine Bakanı Nebati de enflasyon Nisan ayında yüzde 50’nin altında tepe yapacak, enflasyonda yüzde 50 seviyelerini göreceğimizi düşünmüyorum umarım yanılmam dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu; Yanılmamış doğru, TÜİK onun istediği şekilde yanıt vermiş, 50’nin biraz altında göstermiş Nebati Bey üzülmesin diye.

Soru; Osman Kavala’yla ilgili alınan kararla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa Konseyinin kararlarını tanımıyoruz dedi. Bununla ilgili neler söylersiniz?

Soru; Efendim ek yapmak istiyorum. Cumhurbaşkanı Ukrayna’ya gidişte konuştu. Bizim kararlarımızı tanımayanın kararlarını biz de tanımayız dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu; Şimdi bakın arkadaşlar, bu açıklama Türkiye Cumhuriyeti Devletinin itibarına darbe vuran bir açıklamadır. Bu açıklama şunu gösteriyor: Bizim ülkemizde anayasa yok, bizim ülkemizde hukuk yok, bizim ülkemizde yasalar yok, biz uluslararası sözleşmeleri tanımayız, biz sadece kendi ülkemizde ülkemizi dilediğimiz gibi yönetir ve arzu ettiğimiz mahkemeden arzu ettiğimiz kararı çıkartırız anlamına geliyor. Eğer siz bir anayasa yapmışsanız, anayasada düzenlemeler varsa o anayasaya göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyacaksanız ve sizin bunu zorunlu olarak bütün yargının uygulaması gerekiyor demeniz gerekirken hayır biz bunlara uymayacağız demeniz bizim ülkemizde otoriter yönetim var, ben ülkemi istediğim gibi yönetirim siz ne derseniz deyin anlamı çıkar. Bu Türkiye’nin itibarına, bizim bugüne kadar süren demokrasi mücadelemize vurulmuş ciddi bir darbedir. Bunu kimsenin unutmaması lazım. Söyleyen kişinin de unutmaması lazım. Bu ülkede demokrasinin olmadığını biz biliyoruz ama demokrasinin olmadığını Erdoğan bütün dünyaya ilan etti. Bu da bizim açımızdan son derece kritik bir süreç.

Soru; Efendim şimdi Trabzon’da biliyorsunuz maalesef kameralara bir çocuğun seslenişi yansımıştı…

Kemal Kılıçdaroğlu; Şöyle ifade edeyim, o sevgili evladımızı çok seviyorum, gözlerinden öpüyorum, hiç kimse merak etmesin.

Paylaşın