Tavuk Izgara Ve Patlıcan Caponata, Malzemeleri, Hazırlanışı

Tavuk Izgara Ve Patlıcan Caponata, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 60 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 1 tam tavuk
  • 1/4 su bardağı zeytinyağı
  • Limon dilimleri
  • 1 büyük patlıcan
  • 2 sap kereviz, ince dilimlenmiş
  • 1 orta boy kırmızı soğan, küp doğranmış
  • 2 diş sarımsak, ince dilimlenmiş
  • 1 su bardağı püre haline getirilmiş konserve domates
  • 1 yemek kaşığı kapari
  • 1/2 su bardağı yeşil zeytin
  • 2 yemek kaşığı kırmızı şarap sirkesi
  • 2 çay kaşığı esmer şeker
  • Tuz ve karabiber

Hazırlanışı;

  • Fırını önceden 180 derecede ısıtın,
  • Tavuğu zeytinyağıyla ovun ve küçük bir kızartma tavasına göğüs kısmı yukarı gelecek şekilde oturtun
  • Boşluğa bir limon dilimi yerleştirin ve tuz ve karabiber serpin,
  • 1,5 saat kavurun,
  • Parçalara ayırmadan önce 10 dakika dinlenmeye bırakın,
  • Tavuk pişerken patlıcanı yaklaşık 1,5 cm çapında küçük parçalar halinde kesin,
  • Büyük bir tavada orta-yüksek ateşte bol miktarda yağı ısıtın ve patlıcanı renklenmeye başlayana kadar çabucak pişirin,
  • Patlıcanı tavadan çıkarın ve bir kenara koyun,
  • Isıyı en aza indirin, tavaya biraz daha yağ ekleyin ve ardından kereviz, sarımsak ve soğanı ekleyin,
  • Isıyı orta seviyeye getirmeden önce 5 dakika pişirin ve gerektiğinde karıştırarak birkaç dakika daha pişirin,
  • Patlıcanı pasata, kapari, zeytin, sirke ve esmer şekerle birlikte tavaya geri koyun
  • Birkaç dakika kaynamaya bırakın
  • Ardından tuz ve karabiber ile gerektiği gibi baharatlayın,
  • Doğrudan tavadan veya oda sıcaklığında servis yapın,
  • Tavuğu çıtır ekmek ve roka yaprakları ile servis edin,
  • Afitey olsun…
Paylaşın

Hindistan Cevizli Tavuklu Marul Lokmaları, Malzemeleri, Hazırlanışı

Hindistan Cevizli Tavuklu Marul Lokmaları, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 150 gr tavuk göğsü filetosu, derisi alınmış
  • 1 su bardağı hindistan cevizi kreması
  • 1 yemek kaşığı balık sosu
  • 1 diş sarımsak, ince doğranmış
  • Bir tutam kurutulmuş biber gevreği
  • 1 limon kabuğu, kıyılmış (isteğe bağlı)
  • 1 misket limonunun suyu
  • 1/2 kırmızı soğan, doğranmış
  • 1/4 fincan fesleğen yaprağı
  • 1/4 su bardağı nane yaprağı
  • 1/4 su bardağı kişniş yaprağı
  • 1/4 su bardağı kavrulmuş tuzlu fıstık, kabaca doğranmış
  • 15 adet marul yaprağı
  • 1/4 su bardağı Hindistan cevizi ipliği, hafifçe kavrulmuş

Hazırlanışı;

  • Tavuğu, Hindistan cevizi kreması, balık sosu, sarımsak, pul biber, limon yaprağı ve 1/4 su bardağı soğuk su ile birlikte küçük bir tencereye koyun,
  • Tavuklar hafifçe pişirin
  • Hindistan cevizi kremasında soğumaya bırakın ve ardından tavuğu parçalayın ve sıvıyı saklayın,
  • Fesleğen, nane ve kişnişi kabaca doğrayın, garnitür için bazı küçük yapraklar bırakın,
  • Tavuk, otlar, kırmızı soğan ve fıstığı bir kapta birleştirin,
  • 1/2 bardak soğutulmuş Hindistan cevizi kremasını üzerine gezdirin ve limon suyunu ekleyin
  • Birleştirmek için karıştırın,
  • Gerekirse biraz tuzla tatlandırın ve baharatlayın,
  • Marul yapraklarını bir tabağa koyun ve tavuk karışımını üstüne koyun,
  • Üzerine kavrulmuş Hindistan cevizi serpip servis yapın,
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

Davutoğlu, Karamollaoğlu’nu Ziyaret Etti: Üzerimize Düşen Sorumlulukların Bilincindeyiz

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu Saadet Partisi Genel Merkezi’nde ziyaret etti. İki saatten fazla süren görüşmenin ardından Davutoğlu ile Karamollaoğlu kameraların karşısına geçerek ortak açıklama yaptı. 

SP Lideri Karamollaoğlu Davutoğlu’na ziyareti için teşekkür ederken GP Lideri Davutoğlu, Türkiye’nin çok kritik bir eşikten geçtiğini ve tarihi bir dönemeç noktasında olduğunu belirtti.

Davutoğlu, ekonomik krize dair yaptığı değerlendirmesinde “Son açıklanan enflasyon rakamları dahi, dünyanın en yüksek enflasyon rakamlarına sahip Türkiye’yi ekonomik krizlerle karşı karşıya kalması bağlamında nereye getirdiğini ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı ve görüşmeye dair şunları söyledi:

“2001’den bu yana ulaşılan en yüksek rakamlar. Bir anlamda iktidar Türkiye’yi, AK Parti iktidara giden yolda en önemli şiar olan yoksullukla mücadele konusunda Türkiye’yi 2001-2002 tarihine geri götürdü. Yolsuzluklar konusunda neredeyse o dönemdeki yolsuzlukları aşan bir sisteme bizi getirdi. Yasaklar herkesçe malum. Medya üzerinde, basın, düşünce özgürlüğü üzerindeki yasaklar var. Böyle bir tablo ile Türkiye’nin kendisini gelecek yıllara, nesillere hazırlaması, herkesin huzur içinde yaşaması, insan onuruna yakışır bir hayat standardına ulaşması çok zor görünüyor. Burada sorumluluk, iktidar partilerinin omuzlarındadır. Sayın Erdoğan’ın, Sayın Bahçeli’nin, AK Parti’nin ve MHP’nin omuzlarındadır. Desteklemekte olan Vatan Partisi ve destekleyen birçok bileşenle iktidar mensuplarının üzerindedir sorumluluk. Tarihin vebali de onların üzerinde.”

Yoksullukla ilgili çok sayıda mesaj geldiğini aktaran Davutoğlu, “Kış günü her yerden mesajlar geliyor. Bebeğini ısıtamayan annenin, yaşlıların vebali onların omuzlarında. Elektriğe ve doğal gaza gelen zamla birlikte esnafımız ve vatandaşımız ikinci bir kira ödüyor. Bu yükün altında eziliyor. Böyle bir tablo karşısında siyasi partilerin varoluş güvencesi olan milletin huzuru ve refahı için çaba sarf etme prensibi, muhalefete de bir sorumluluk yüklüyor” dedi.

‘Üzerimize düşen sorumlulukların bilincindeyiz’

“İktidar yaptıklarıyla sorumludur. Muhalefet de yapmadıkları ve yapamadıklarıyla sorumludur” diyen Davutoğlu, “Hepimiz sorumlulukla karşı karşıyayız. Sayın Karamollaoğlu ve çok değerli ekibiyle çok güzel bir istişare gerçekleştirdik. Kendisinin sağlık sorunları nedeniyle birkaç haftadır telefonda görüşmelerimiz oldu ama bizzat görüşme şansımız olmamıştı. Gelişmelerden birbirimiz haberdar ettik. Üzerimize düşen sorumlulukların bilincindeyiz. Özellikle söylemek isterim ki Saadet Partisi ve Gelecek Partisi arasında, iki parti arasında olabilecek en yakın ilişki bu dönemlerde sürdü” şeklinde konuştu.

“Ben adalete güvenmiyorum”

İki lider gazetecilerin sorularına da yanıt verdi. Avrupa Konseyi’nin Osman Kavala’ya ilişkin kararı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AİHM’e yönelik sözleri hatırlatılan SAADET lideri Karamollaoğlu, “Bundan yirmi sene önce Sayın Cumhurbaşkanının uluslararası kurumlarla ilgili söylediklerini dinlemeye okumaya ihtiyaç var” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte farklı bugün farklı açıklamalar yaptığına dikkat çeken Karamollaoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mahkemelerin kararlarını yorumlama noktasına gitmeyeceğim. Çünkü onların da yeri geldiği zaman çok yanlış tavır sergilediklerini biliyorum. Ama ikilikçi olmaz. Bir yerde onlara sığınacaksınız, işinize gelmediği zaman da onları bir kenara iteleyeceksiniz. Bu doğru bir yaklaşım değil. Biz aynı konuyu özellikle İsrail’le olan münasebetlerde de görüyorum. Başlangıçta bambaşkaydı, arkasından ‘One minute’ ile tavır koyduk güya. Şimdi de tek kurtuluş yolu neredeyse onlarla bir araya gelmek gibi gözüküyor. Eğer uluslararası mahkemelerin verdiği kararlar tekrar özden geçirebilirse, somut deliler varsa somut delilere itibar etek icap etmek gerekir. Üzülüyorum. Uluslararası mahkemelere biz milli görüşçüler olarak pek itibar etmeyebiliriz, gerekçelerimiz var. Amma AK Parti’nin, Türkiye’de adalete güven bütünüyle ortadan kalkmışken, ben adalete güvenmiyorum. Allah muhafaza etsin. Herhangi bir şey benim veya yakınımın başına gelir de mahkemeye giderse oradan adil bir karar çıkacağına itimadım yok. Bunu hakimleri tenzih ederim ama verilen kararlara uymamak AK Parti’nin şiarı haline geldi. Kavalayı tanımam bilmem ama bir mahkeme insanı beraat ettiriyor, arkasından da ‘ben ille içeride tutacağım’ diye yeniden içeriye alıyorsanız orada çok ciddi sorunlar var manasına gelir.”

Avrupa Konseyi’nin Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu bir yapı olduğunu belirten Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nde ev sahibi olduğunu söyledi.

Davutoğlu, “Türkiye bu duruma düşürülemez. AİHM’de bir Türk hâkime var orada. Onu çekiyor musunuz? Kavala dosyasından bağımsız söylüyorum, bu bir utanç. Türkiye kendi üyesi olduğu, bakanlar komitesinde temsil edildiği, başkanlık yaptığı bir yapıda yargılanır bir duruma düşmüştür. Sebep ne? Gezi olaylarından suçlanan Kavala 2013’ten 2017’ye kadar herhangi bir tahkikat yapılmıyor. AİHM de şu vardıysa neden bu kadar bekledin diyor. Teknik bir hukuki süreç olarak başlıyor. Oradan bırakılıp başka bir yerden tutuklanıyor. Bütün bunlara değer mi Allah aşkına? Davadan bağımsız olarak söylüyorum. Ona mahkemeler karar verir. Ama Türkiye’nin dünyada böylesine yalnız bırakıldığı ikinci bir dönem yoktur” dedi.

AK Partili vekiller Vahit Kiler ve Ekrem Çelebi’nin, Van İl Müftülüğü’nden mülakatlarda bazı kişiler için torpil istediği iddia edilen belgeler de iki lidere yöneltilen sorular arasında yer aldı.

“Torpil belgesi diye bir belgeyi de ilk defa duyuyorum” diyen Karamollaoğlu, “İlk defa torpil belgesi ortaya çıkıyor gibi. Ben şimdiye kadar torpil olmayan atamanın yapılmadığı kanaatindeyim. Belgesi var mı yok mu bilmiyorum. Ama bu dediğiniz geçmişten beri Türkiye’de uygulanan ifadeler herhalde. Onun burada bir kere gündeme getirilmiş olmasını sanki çok mühim bir hadise gibi takdim etmeyi de abartılı buluyorum çünkü maalesef bugün tayinlerde yandaşlık gözetilmeden kimseye paye verildiğini düşünmüyorum. Çok abartılı bulmuyorum bunu” ifadelerini kullandı.

“Bütün kurumlarda görülen bir hastalıktır”

Objektif olmayan kamu istihdamının bir yolsuzluk türü olduğunu belirten Davutoğlu ise “Geçmişte bunlar münferit olarak referans gibi olurdu. O da yanlış. Şimdi mülakat sistemiyle bu kurumsallaştı. Sistemleşti. Eskiden tek tek olan olaylar sistemin kendisi halini aldı. Sadece Diyanet’le sınırlı değil, bütün kurumlarda geçerli olan uygulama haline geldi. Diyanet’in istihdamda mümkün olduğu ölçüde kendi özerk yapısını kazanması ve tek kriterinin İslam dininin yüce değerlerini temsil dışında herhangi bir kriterin olmaması itizar eder. Bu bütün kurumlarda görülen bir hastalıktır. Mülakat bugün bu sistemin ana unsuru olması bağlamında bir hastalığa dönüşmüştür. Gelecek Partisi iktidarında mülakata son verecek, liyakati esas alacak kamu alımını hayata geçireceğiz” diye konuştu.

(Kaynak: Gazeteduvar)

Paylaşın

Kore Usulü Izgara Tavuk, Malzemeleri, Hazırlanışı

Kore Usulü Izgara Tavuk, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 60 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 600 gr tavuk budu filetosu
  • 1/3 su bardağı soya sosu
  • 1 yemek kaşığı esmer şeker
  • 1/2 kırmızı soğan, ince doğranmış
  • 2 çay kaşığı biber sosu
  • 2 yemek kaşığı pirinç şarabı
  • 1 çay kaşığı susam yağı
  • 2 çay kaşığı rendelenmiş zencefil
  • 2 diş sarımsak, ince doğranmış
  • Kişniş yaprakları

Hazırlanışı;

  • Tavuk budu filetolarını ortadan ikiye kesin,
  • Tavuğu plastik torbaya koyun ve kişniş yaprakları hariç kalan malzemeleri ekleyin,
  • Torbayı kapatın ve ardından sığ bir tabağa koyun ve 8 saat kadar bekletin,
  • Orta-yüksek ısıda ızgara hazırlayın,
  • Tavuğu çıkarın ve 10-12 dakika, ara sıra çevirerek, iyice kızarana kadar pişirin,
  • Kişniş yaprakları serperek servis yapın,
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

ABD’deki Halkbank Davasında Kritik Gelişme

ABD’nin New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde devam eden Rıza Sarraf davasında sanık olarak yargılanan Halkbank’ın, davanın düşürülmesiyle ilgili ABD Anayasa Mahkemesi’ne yapacağı başvuru süresi uzatıldı.

Uzatma kararı ABD’nin en yüksek mahkemesi olan Anayasa Mahkemesi Katipliği’nden, İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi’ne, Halkbank’ın ABD’deki avukatlarına ve Anayasa Mahkemesi’nin ilgili bölümüne gönderildi.

ABD Anayasa Mahkemesi’nin uzatma kararında, Halkbank’ın bir alt mahkeme aracılığıyla dosyalarının incelenmesi konusunda yapacağı başvuru süresinin Anayasa Mahkemesi Üyesi Hakim Sonia Sotomayor tarafından incelendiğini, Halkbank’ın itirazıyla ilgili dosyasını en geç 13 Mayıs tarihine kadar verebileceği belirtildi. Kararda bu sürenin daha önce 31 Ocak tarihi olduğu da belirtildi.

Halkbank’ın ABD Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yolu, 14 Aralık tarihinde temyiz talebini reddeden İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi tarafından açılmıştı.

Temyiz başvurusu iki kez İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi’nde reddedilen Halkbank, ABD’deki avukatları aracılığıyla 10 Ocak’ta İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi’ne verdiği 20 sayfalık dilekçede, “Bağımsız Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası” kapsamında olmasına rağmen temyiz başvurusu iki kez reddedilen davanın, Anayasa Mahkemesi’ne sevkini istemişti. Mahkeme ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin kararına kadar bir alt mahkemedeki yargı sürecini de durdurma kararı almıştı.

Halkbank, mahkemeye sunduğu 20 sayfalık dilekçede, daha önce “Bağımsız Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası” kapsamında benzer davalardan örnekler sunmuş, Anayasa Mahkemesi’nde haklarını arayabileceklerini belirtmişti.

Anayasa Mahkemesi’nin Halkbank’ın başvurusunu duruşma takvimine alıp almayacağı ise henüz belli değil. Anayasa Mahkemesi, Halkbank’ın 13 Mayıs tarihine kadar kendilerine iletecekleri dilekçeyi inceledikten sonra başvuruyu değerlendirip değerlendirmeyeceği konusundaki kararını verecek.

Sarraf soruşturmasını yürüten New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi’ne daha önce yaptığı başvuruda, Halkbank’ın dosyasının Anayasa Mahkemesine sevk edilemeyeceği iddia etmişti.

Halkbank ise İran, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki para hizmeti sağlayıcıları ve paravan şirketler kullandığı’ iddiasıyla kendisine yöneltilen ‘banka dolandırıcılığı’, ‘kara para aklama’ ve ‘komplo’ başlıklı suçlamaları reddediyor.

Halkbank daha önce “Yabancı Devlet Dokunulmazlık Yasası” kapsamında “ABD’de yargılanamayacağı'” gerekçesiyle temyiz mahkemesine yaptığı başvuru sonuçlanana kadar, federal mahkemedeki yargı sürecinin askıya alınmasını istemişti. Federal Mahkeme bu talebi kabul etmeyince, Halk Bankası Temyiz Mahkemesine başvurmuştu.

Paylaşın

Kabine Değişikliği İddiası; Yeni Bakanlar Partili Olacak

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün istifasının ardından Ankara’da kabine değişikliği yeniden konuşulmaya başlandı. Bugüne kadar 8 bakanın görevden ayrıldığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminde yeni kabinede artık özel sektörden isimlerin tercih edilmeyeceği söyleniyor. 

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre, zamanı net olarak belli olmasa da önümüzdeki dönemde bakanlarla ilgili yeni değişiklikler yapılmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Erdoğan, son kabine toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, “Bilindiği gibi Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde kabine üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor. Değişen şartlara göre kabinede revizyona gitmemiz doğal bir durum. Bundan sonra da gerektiğinde yeni değişiklikler yapabiliriz” demişti.

DW Türkçe’nin parti kulislerinden edindiği bilgilere göre, bundan sonra bakan seçiminde özel sektörden gelen “teknokrat isimlere” yer verilmemesine dikkat edilecek. Ankara’da siyasi aktörler arasındaki genel izlenim, özel sektörden gelen isimlerin devlet yapısına iyi uyum sağlayamadığı, hâlâ özel sektör düşüncesiyle hareket ettikleri ve gerek bürokrasi gerekse milletvekilleri arasında bunun rahatsızlık yarattığı yönünde.

Partili isimler tercih edilecek

Bu nedenle önümüzdeki dönemde Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un kabinede yer almayabileceği belirtiliyor. Geçtiğimiz aylarda yine özel sektörden gelen bir isim olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk istifa etmişti.

Kabineye atanacak yeni bakanlar için bundan sonra devleti bilen, özel sektörden gelmeyen ve partili isimler arasından tercih yapılacağı ifade ediliyor. Bu nedenle Adalet Bakanı olarak Bekir Bozdağ’ın atanmasının parti çevrelerinde memnuniyet yarattığı da gelen bilgiler arasında.

Bu arada yeni Tarım Bakanı olarak Mehdi Eker’in ismi ön plana çıkmış durumda. Böyle bir atama, sadece bir bakan değişimi olarak değil, Kürt seçmenler arasında oyları düşen AKP’nin siyasi bir hamlesi olarak da değerlendiriliyor.

Eskiden beri konuşulan Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ikiye bölünmesi senaryosunun da yine masada olduğu ve halen Ticaret Bakanı olan Mehmet Muş’un Maliye Bakanlığı’na geçebileceği belirtiliyor. Aynı şekilde Kültür ve Turizm Bakanlığı da ikiye ayrılabilir. Kabine revizyonu ile ilgili kulislerde ve yetkililerdeki ortak kanaat ise son tasarrufun Erdoğan’da olduğu.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Can Kaybı 250 Sınırında

Kovid 19’da son 24 saatte 111 bin 157 yeni vaka tespit edilirken, 248 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşılarımızı yaptırmalı, kendimizi korumalıyız.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 468 bin 152 test yapılırken, 111 bin 157 yeni vaka tespit edildi. 248 kişi hayatını kaybederken, 83 bin 536 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Vefat sayılarımız yüksek. Omicron varyantının kolay yayılmasına bağlı olarak vaka sayılarının artışı, özellikle ağır kronik hastalarda ve kronik hastalığı olan yaşlılarda, direnç düzeylerinin düşük olması sebebiyle ölüme yol açıyor. Aşılarımızı yaptırmalı, kendimizi korumalıyız.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

RTÜK, Gündüz Kuşağı Programlarına Ceza Yağdırdı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘sansür genelgesinin’ ardından ilk kez toplandı. Üst Kurul, ATV, FOX, SHOW TV, Beyaz TV, STAR, Halk TV ve TELE 1’e ceza kesti. 

ATV’de yayınlanan Esra Erol’un 18 yaşındaki bir genç kadını istememesine rağmen canlı yayında ifşa etmesi ve kamuoyu önünde azarlamasını görüşen Üst Kurul, yayın ilkelerini ihlal ettiği gerekçesiyle kanala yüzde 1 ceza uyguladı.

“Göstermelik para cezası”

RTÜK’ün CHP’li Üyesi İlhan Taşcı, cezanın “göstermelik” verdiğini savundu. Taşçı sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Eleştirel sesleri susturabilmek için en ağır para cezası, program hatta yayın durdurma kararlarına gözünü kırpmadan imza atan RTÜK, söz konusu şikâyet rekoru kıran ATV’deki ‘Esra Erol’da’ programı olunca en alt limitten göstermelik para cezasıyla olayı geçiştirdi” dedi.

ATV’ye yaptırımın, “milli ve manevi değerlere” aykırılığa dayanması gerektiğini, bunun cezasının yüksek olacağı için alt limitli “küçük düşürme” maddesine dayanılarak ceza verildiğini ifade eden Taşcı şöyle yazdı:

“Yayıncı ‘uyarı’ hakkını doldurmamış olsaydı sadece uyarılmakla yetinilecekti. Bu ceza kamuoyu baskısının sonucu. RTÜK, toplumun pek çok kesiminden günlerdir gelen tepkileri dindirebilmek için göstermelik bu cezayı istemeye istemeye vermek zorunda kaldı! Bu toplumun duyarlılığının sonucu. Peki bu ceza, sabah programlarındaki pespayeliği, rezaleti önlemeye yeter mi!? Takdir izleyicinin…”

Cezalar gündüz kuşağı programlarına

Toplantı sonrası bir açıklama yapan RTÜK’se, yaptırım gücünü kullandığını savundu. RTÜK’ten yapılan açıklamada kanallara ve programına verilen cezalar şu ifadelerle aktarıldı:

  • “FOX’un “Fulya İle Umudun Olsun” adlı yapımını inceleyen Üst Kurul, programda kullanılan küfür ve argo ifadelerin yayın ilkesi ihlali olduğuna kanaat getirdi.
  • SHOW TV’nin “Didem Arslan Yılmaz’la Vazgeçme” programı da masadaydı. Yapımdaki kaba ve ağza alınmayacak türden ifadeler RTÜK radarına takıldı.
  • Beyaz TV’de yayınlanan “Hayatta her şey Var” adlı program hakkında hazırlanan raporu müzakere eden Üst Kurul, cinsel içerikli konuşmaların geçtiği yapımdan ötürü Beyaz TV’nin Yasada yer alan “Yayın Hizmetleri…Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.” ilkesini ihlal ettiğini kararlaştırdı. Beyaz TV’ye idari para cezası uygulandı.
  • STAR TV’nin “Serap Paköz İle Gerçeğin Peşinde” isimli gündüz kuşağı programı da rapora konu oldu. Yayında normal olmayan evlilik dışı ilişkilerin sıradan olaylar gibi konuşulması, 4 yaşındaki bir çocuğun isminin ifşa edilmesi ile fotoğrafının defalarca yayınlanması Yasa ihlali olarak görüldü. Üst Kurul, yayıncı kanala idari para cezası verdi.
  • ATV’de yayınlanan “Esra Erol’da” programını görüşen Üst Kurul, 6112 sayılı kanunda geçen yayın ilkelerinin ihlal edildiği belirleyerek, genel ahlaka, millî ve manevî değerlere aykırı hareket eden yayıncı kuruluş hakkında idari para cezası uygulanmasına karar verdi.

Halk TV ve TELE 1’e boş geçmedi

Halk TV’nin “İki Yorum” programında Levent Gültekin’in emniyet teşkilatı hakkında sarf ettiği sözleri de değerlendiren Üst Kurul, yayında bir polis memurunun hedef gösterildiği öne sürülerek “haddini bilmez, Şu tipe bak!, eşkıya, Bu, polislik değil. Bu, çeteliktir.” şeklinde konuşaya idari para cezası yaptırımı uyguladı.

TELE 1’de yayınlanan “18 dakika” programında ise Merdan Yanardağ’ın, “Türkiye’nin askerlerini diri diri yakanları, diri diri yakanları bile gizlediler. Aman bir İslamcı terör örgütünün adı geçmesin… Ya Müslümanlar da terör örgütleri kuruyorlar ve terör örgütlerinde Türk askerlerini öldürüyorlar. İslamcı terörü bakın, İslamcı terörü, İslamcı terörü, İslamcı terörü yıllarca gizlediler.” şeklindeki ifadeleri de para cezası kesti.

Dizi, Survivor ve radyo programlarına da ceza

Fox TV’de “Yasak Elma” dizisisinde evlilik dışı çarpık ilişkilerin olağanmış gibi gösterilmesi ile karakterler arası seviyesiz diyalogların aile kurumuna zarar verdiği savunuldu. RTÜK, genel ahlaka, milli ve manevi değerlere ters düşecek şekilde yayın yapan kuruluşa idari para cezası müeyyidesi uyguladı.

Kanal D’nin “Yargı” dizisinde bolca kullanılan silahlı şiddet görüntülerinin bireylerde duyarsızlaşmaya ve şiddetin kanıksanmasına yol açabileceğine karar veren Üst Kurul, Kanal D de idari para cezası verdi.

TV 8’in “Survivor Allstar” programını görüşen Üst Kurul, yarışmada yer alan gergin tartışma ortamlarında kişiler arasında geçen hakarete varan incitici ve yaralayıcı ithamların, saldırgan tutumların, çocuk ve gençler üzerinde olumsuz etki edebilecek türden davranışlar olduğunu iddia ederek karar verdi. Yayıncılık ilkelerinin ihlal edildiğini belirleyen RTÜK, yayıncı kuruluşa idari para cezası uygulanmasına hükmetti.

RTÜK, Virgin Radyo’ya ise, “Mesut Süre İle Rabarba” programında alkol kullanımını ve kumar oynamayı özendirici nitelikte yayın yapıldığı gerekçesiyle idari para cezası yaptırımı uyguladı.

Paylaşın

“Erdoğan, Türkiye’yi Kabile Devleti Yapmak İstiyor”

Türkiye’nin 1989’da AİHM’nin yargı yetkisini kabul ettiğini belirten CHP’li Alpay Antmen, “Erdoğan Anayasa’ya aykırı hareket ediyor. Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden atılmasını, ülkeyi bir Ortadoğu bataklığı, kabile devleti yapmak istiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala kararını tanımayacağı yönündeki açıklamasına CHP’den tepki geldi.

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, Erdoğan’ın AİHM’nin Osman Kavala kararını tanımayacağı yönündeki açıklasını “Türkiye’yi Avrupa’dan, Ortadoğu bataklığına götürmek” olarak tanımladı.

“1989’da AİHM’nin yargı yetkisini Türkiye kabul etti. Yani AİHM bir iç mahkeme. Şu anda Saray ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Anayasa’ya aykırı hareket ediyor” dedi.

Antmen, açıklamasında 2004’te Anayasa’nın 90. maddesine bir hükmün eklendiğini söyleyerek “Burada kanunla, uluslararası kanun çeliştiğinde son kararın AİHM tarafından verileceği kesinleştirilmiştir. Bu artık bir iç hukuk kuralıdır” diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına uymak zorunda olduğunu belirten CHP’li Vekil “AİHM’nin kararını tanımıyorum demek, ona ayar vermeye çalışmak demektir. Mahkemeden istediği kararı çıkmayınca onu tanımıyorum diyemezsin. AKP’nin ve Erdoğan’ın istediği şey Türkiye’nin Avrupa Konseyinden atılması ve ülkeyi bir Ortadoğu bataklığı, kabile devleti yapmak” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 2 Şubat’ta Gezi davasının tek tutuklusu olan Osman Kavala’nın AİHM kararına rağmen serbest bırakılmamasıyla ilgili ‘ihlal sürecini’ resmen başlatmıştı. Komite, dosyayı AİHM’e göndererek Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal edip etmediğine karar vermesini istemişti.

Dışişleri Bakanlığı da karara karşı iç hukukta devam eden dava sürecinin göz ardı edildiğini savunmuştu. Kararı siyasi saik olarak nitelendirmişti.

Erdoğan’sa “AİHM ne demiş, Avrupa Konseyi ne demiş, bu bizi ilgilendirmiyor. Biz kendi mahkemelerimize saygı duyulmasını bekliyoruz” açıklaması yapmıştı.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Hekimler Meclis Önünde Eylem Yaptı: Bıçak Kemiği Deldi Geçti

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) sağlık çalışanlarının özlük haklarını içeren düzenlemenin Meclis’e getirilmesi için TBMM Çankaya Kapısı önünde eylem yaptı. 8 Şubat’taki ‘Beyaz G(ö)rev’ öncesinde Meclis önünde bir araya gelen hekimlere, CHP, HDP milletvekillerinin yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcileri ve sendikalar destek verdi.

TTB Genel Merkezi’nden “Çalışırken ölmek istemiyoruz”, “Yaşamak, yaşatmak istiyoruz” sloganlarıyla Meclis önüne gelen hekimler, burada açıklama yaptı. Açıklamayı yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Meclis’e getirilen yasa tasarısının neden geri çekildiğini sordu.

Korur Fincancı, “‘Daha iyisini getireceğiz’ dediniz ama iki ayı geçti neden hekimlere/sağlık çalışanlarına bir açıklama yapmıyorsunuz? Meclis’in önünde tüm vekillere emeğimize haklarımıza sahip çıkma çağrısı yapıyoruz. Artık halkın vekilleri için toplumun sağlığına, emeğimize sahip çıkma vaktidir. Artık bizlerin sesine ses verme vaktidir” dedi.

“Sondan altıncı sıradayız”

8 Şubat’ta ‘G(ö)rev’de olacaklarını bir kez daha ifade eden Korur Fincancı, şöyle devam etti: “Bugün, dünya ülkeleri arasında en az maaşlardan birini alıp en fazla şiddete uğrayan hekimleri temsilen, Türkiye’nin dört bir tarafından gelen tabip odalarımızla birlikte onların taleplerini dile getirmek için Meclis önündeyiz.

Bugün, BAĞ-KUR ve SSK emeklisi hekimlerin aylığı 2.300-4.000 TL arasındadır; pratisyen hekimin yalın maaşı yaklaşık 4.900 TL; 30 yıllık uzman hekimin yalın maaşı 5.800 TL’dir demek için buradayız. Türkiye, 2020 verilerine göre uzman hekim maaşları sıralamasında OECD üye ülkeleri içinde sondan altıncı sırada; pratisyen hekim maaşlarında ise 17 ülke arasında 14’üncü sırada (Türkiye’yi Letonya, Meksika ve Litvanya izliyor) demek için buradayız.

2021 Ekim ayı itibariyle son 20 ayda üç bin hekim emekli olmuştur ve bu durum emeklilik oranında önceki döneme göre yüzde 40 artış anlamına gelmektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere emekli olan hekimlerin artık çalışmaması değil, çoğunun özel sağlık kuruluşlarında çalışmaya devam etmek zorunda kalması anlamına gelmektedir.

Bugün, özel hastanelerin çoğu kartelleşmiş ve özel hastaneler, hekimlerden kendi şirketlerini kurmalarını, kendi sigorta primlerini yatırmalarını, kendi hekim mesleki sorumluluk sigortalarını yapmalarını istemektedir. Bu yolla özel hastaneler kârlarını daha da artırıp özlük haklarımızı yok saymaktadır. ‘Özellerdeki emek sömürüsüne son’ demek için buradayız.

“Hastalar sıra bulamıyor”

Bugün işyeri hekimlerinin iş ve gelir güvencesi, mesleki bağımsızlığının güvence altına alınmalıdır demek için buradayız. Bugün, son 10 yılda yurtdışına göç eden hekim sayısı 24 kat arttı, yalnızca bir ayda 197 hekim Türk Tabipleri Birliği’ne yurtdışında çalışma belgesi için başvurdu ki bu sayı 2012 yılının toplamında yapılan başvurunun üç katından fazladır demek için buradayız.

Bugün, MHRS sistemlerinde hastalar aylarca sıra bulamıyor; acil başvuru sayılarımız olağandışı durumlar yaşayan bir ülkede görülebilecek oranlarda; hekimlere/hastalara dayatılan 5 dakikada bir muayene bu sorunu çözmez. Bu süre ne muayene ne hasta öyküsü alma ne de tedaviyi hastayla birlikte planlamaya yeter; ancak hastalıkları daha da artırır demek için buradayız. OECD ülkeleri arasında 2020 yılında Türkiye hasta başına düşen hekim sayısında 37 ülke içinde 34. sıradayken KHK, arşiv taraması gibi bahanelerle genç hekimler halen atanmıyor demek için buradayız.

“Hekim ölümlerinde en üst sıradayız”

Toplumun da bizlerin de hasta olmaması, ölmemesi için Covid-19 pandemisi sürecinde neredeyse hiçbir bilimsel tedbiri almayan iktidar ve Sağlık Bakanlığı bugün itibariyle de tüm önlemleri ortadan kaldırarak bilimsel bilgiyi ve tarihsel deneyimleri tamamen yok saymıştır.

Bugün, Covid-19’a bağlı hekim ölümlerinde ve hastalanmada Türkiye halen en üst sıralarda iken; iktidar çalışma koşullarımızda hiçbir gerekli önlemi almadığı gibi ölen mesai arkadaşlarımızın da Covid-19’a bağlı öldüğünün kanıtlanmasını bizlerden isteyecek kadar da duygusuzlaşmıştır demek için buradayız. Covid-19 aşısına kadar her 30 dakikada bir sağlık çalışanını bu enfeksiyondan kaybettik. İşte bu sebeplerden artık yeter Covid-19 Meslek Hastalığı amasız fakatsız hızla çıkarılmalıdır demek için buradayız.

Bugün, pandemiyle beraber daha da derinleşen yanlış sağlık politikaları ve şiddet, her geçen gün daha da can yakmakta, canımızı almaktadır. Sağlıkta Şiddet Yasa Taslağı sunduk, neden işletilmiyor, ne oldu demek için buradayız. Pandemiyle mücadele ancak birinci basamakta kazanılır, şu ana kadar mücadele ancak bizlerin fedakârlıklarıyla yürüdü ancak siz bize “Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği”, aile hekimleri arasındaki adıyla ‘ceza yönetmeliği’ ile teşekkür(!) ettiniz. Artık yeter yönet(e)miyorsunuz demek için buradayız.

Bugün, 36 saat nöbet sonrası bir hekim arkadaşımızı kaybettik artık böylesi acılar yaşamak istemiyoruz. Uzmanlık eğitimi almak bir haktır ve bu hak keyfiyete, yöneticilerin insafına bırakılamaz demek için buradayız. Tıp öğrencilerinin barınma, beslenme gibi temel hakları güvence altına alınmadığı için bir arkadaşımızı kaybettik artık yeter demek için; tip öğrencileri artık üniversitelerinde öğretim üyesi bulamıyor, liyakate, bilime dayalı akademi istiyoruz demek için buradayız.

“Bıçak kemiği deldi geçti”

Sayın Sağlık Bakanı, ekim ayından beri artık yeter, bıçak kemiği deldi geçti diyerek ‘Emek Bizim Söz Bizim’ eylem süreci başlattık. Bizlerin haklı talep ve tepkilerini görmezden gelemeyerek Meclis’e apar topar bir yasa taslağı geldi. Televizyonlardan da gördük ki bu yasa taslağı hakkında icazet almadan konuşamadığınız gibi; taslağın geldiği hızla çekildiğinde de konuşamadınız.

Ne oldu bu yasa tasarısına? Sağlık Bakanı olarak sağlık çalışanlarına sahip çıkamıyorsanız neden of mevkidesiniz? Neden hekimlerin, sağlık çalışanlarının temsilcilerini dinlemekten onların karşısına çıkmaktan bu kadar çekiniyorsunuz? Taleplerimizde ve dile getirdiklerimizde haksız olan bir şey varsa artık siz de konuşun, hekimler sizlerin de sesinizi duysun?

Yasanın geri çekilmesini sağlayan partilere, iktidara soruyoruz neden geri çektiniz yasa tasarısını? Daha iyisini getireceğiz dediniz ama iki ayı geçti neden hekimlere/sağlık çalışanlarına bir açıklama yapmıyorsunuz? Meclis’in önünde tüm vekillere emeğimize haklarımıza sahip çıkma çağrısı yapıyoruz. Artık halkın vekilleri için toplumun sağlığına, emeğimize sahip çıkma vaktidir. Artık bizlerin sesine ses verme vaktidir.

“8 Şubat’ta randevu almayın”

Emek Bizim Söz Bizim” sürecinde sesimizi bir kez daha duyurmak için 26 Ocak-4 Şubat arasında başlattığımız Beyaz Nöbet’te de nöbetimiz sürecinde Meclis’e herhangi düzenleme getirilmezse 8 Şubat’ta bizler için artık G(ö)REV zamanı olacağını belirtmiştik. Bugün buradan duyuruyoruz 8 Şubat’ta G(ö)REV zamanı!

Tüm hekimlere buradan bir kez daha sesleniyoruz: 8 Şubat için hiçbir randevu vermeyin. Mevcut randevuları hastaları mağdur etmeyecek şekilde sağlık hizmetlerini başka günlerde planlayın. Topluma da sesleniyoruz bu G(ö)REV yalnızca hekimler/sağlık çalışanları için değil, hepimiz için.

Artık tıkanan, işlemeyen; 5 dakikada muayenelere, aylarca randevu beklemelere zorlandığınız; özel hastanelere mahkûm bırakıldığınız bir sağlık sistemine birlikte artık yeter diyebilmemiz için: 8 Şubat’ta randevu almayın, hastanelere gelmeyin. Hastanelere G(ö)REV’de bizlerin yanında olmak için gelin.”

Paylaşın