Şubat Ayında, Vatandaşın Borç Yükü Katlanarak Arttı

Şubat ayında tüketici kredileri 2 trilyon 92 milyar liraya ulaştı. Tüketici kredilerinde en büyük pay 1 trilyon 492 milyar lira ile ihtiyaç kredilerinde olurken, konut kredisi ise 531 milyar lira ile ikinci sırada yer aldı.

Bankaların tahsil edemediği ve takipteki alacaklara düşen tüketici kredileri 69 milyar TL’yi aşarken, bireysel kredi kartlarında bu miktar 68 milyar 902 milyon TL oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) verilerine göre, tüketici kredileri bireysel kredi kartlarında vatandaşın borç yükü şubat ayında da katlanarak arttı. Tüketici kredilerinde 2024 şubat ayından 2025 yılının şubat ayına kadar olan dönemde 530 milyar 828 milyon TL artış oldu. Yıl başından bu yana iki ayda yasal takibe düşen kredi miktarı da 328 milyar 754 milyon TL’ye ulaştı.

BDDK’nın 21 Şubat 2025 haftalık verilerine göre, tüketici kredileri 2 trilyon 92 milyara TL’ye ulaşırken bireysel kredi kartlarında borç 1 trilyon 875 milyar TL olarak gerçekleşti. Tüketici kredileri geçtiğimiz yıl 23 Şubat haftasında toplam 1 trilyon 562 milyar TL iken 2025 yılının 21 Şubat haftalı aynı dönemine kadar vatandaşın kredi yükünde bir yılda 530 milyar 828 milyon TL artış yaşandı.

En büyük borç ihtiyaç kredilerinde

Vatandaşların borçlanması her geçen gün artarken tüketici kredilerinde yılın ilk ayından bu yana toplamda 73 milyar TL artış oldu. Tüketici kredilerinde en büyük pay 1 trilyon 492 milyar TL ile ihtiyaç kredilerinde olurken, konut kredisi ise 531 milyar TL ile ikinci sırada yer aldı.

BDDK’nın 21 Şubat tarihli verisine göre, takipteki alacaklara düşen kredi miktarında da artış yaşandı. Batık kredi miktarı 328 milyar 754 milyon TL’ye ulaştı. Bankaların tahsil edemediği ve takipteki alacaklara düşen tüketici kredileri 69 milyar TL’yi aşarken, bireysel kredi kartlarında bu miktar 68 milyar 902 milyon TL oldu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, Enflasyonun En Yüksek Olduğu Beşinci Ülke

Dünya genelinde enflasyonun en yüksek olduğu 5’inci ülke Türkiye. TÜİK’in açıkladığı yüzde 42,1’lik enflasyon rakamı kabul edilirse ,Türkiye’yi 36,5 ile Burundi, 34,8 ile Nijerya ve 34,5 ile İran takip ediyor.

Haber Merkezi / TÜİK’e göre 2003’ten bu yana ortalama fiyatlar 24 kat, gıda fiyatlarıysa 35 kat arttı!

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, “Bu Ramazan mutfakta yangın var: İslam ülkelerinde gıda fiyatları en fazla Türkiye’de arttı!” başlıklı sosyal medya paylaşımı ile Türkiye’deki yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artışa dikkat çekti.

Buğra Gökce, paylaşımında şu bilgilere yer verdi: “Dünyada enflasyonun en yüksek olduğu 5’inci ülke Türkiye. TÜİK’in açıkladığı yüzde 42,1’lik enflasyon rakamı kabul edilirse Türkiye’yi 36,5 ile Burundi, 34,8 ile Nijerya ve 34,5 ile İran takip ediyor. Savaş halindeki Rusya’da enflasyon yüzde 9,2 iken Ukrayna’da sadece yüzde 12.

Türkiye’deki gıda enflasyonu ise ağır saldırı altındaki Filistin’den bile daha yüksek. İsrail’in başlattığı saldırılar nedeniyle Filistin’de gıda enflasyonu 2024 yılı Kasım ayında yıllık bazda yüzde 121’e çıkarken, 2025 yılı Ocak ayında yıllık gıda enflasyon yüzde 21,86’ya düştü. Aynı dönemde Türkiye’de gıda enflasyonu yıllık bazda yüzde 41,76 olarak gerçekleşti.

İran’da yıllık gıda enflasyonu yüzde 27,3 olurken, Mısır’da yüzde 20,8, Suudi Arabistan’da ise sadece yüzde 0,8 olarak gerçekleşti. Yani bu Ramazan gıda fiyatları açısından en çok yoksullaşanlar bizim halkımız oldu.

TÜİK’e göre 2003’ten bu yana ortalama fiyatlar 24 kat, gıda fiyatlarıysa 35 kat arttı!

Gıda fiyatlarındaki artış dar gelirlileri ve çalışanları daha fazla etkiliyor. En düşük yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 6,3’ünü alırken, bu grubun harcamaları içinde gıdanın payı yüzde 36,6. En yüksek yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 48,1’ini elde ederken harcamaları içindeki gıdanın payı sadece yüzde 14,5’.

Yani emekliler, çalışanlar, dar gelirliler gıda harcaması yaptıktan sonra başka harcama kalemlerine daha az oranda para ayırabiliyor, varsıl olanlarınsa bütçesinde gıda harcamaları önemli bir yer tutmuyor.

Yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle bu Ramazan’da vatandaşın mutfağında yangın var. İftar sofraları geçen yıllara göre küçülüyor, halkımız Ramazan ayını bile endişe içerisinde yaşıyor.”

Paylaşın

Türkiye’de Halkın Yüzde 57’si Borçlu

ING Türkiye’nin araştırmasına göre, Türkiye’de borcu olanların oranı yüzde 57’ye yükseldi. Kadınlarda bu oran yüzde 58’e çıkarken, erkeklerde yüzde 56 olarak belirlendi.

ING Türkiye’nin Temmuz-Eylül 2024 dönemine ilişkin “Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması” çarpıcı veriler ortaya koydu.

Karar’ın aktardığı araştırmaya göre, Türkiye’de borcu olanların oranı yüzde 57’ye yükseldi. Kadınlarda bu oran yüzde 58’e çıkarken, erkeklerde yüzde 56 olarak belirlendi. Tasarruf sahibi olanların yüzde 53’ü, tasarruf yapamayanların ise yüzde 62’si borçlu durumda.

Borçlanma araçları incelendiğinde, kredi kartları yüzde 43 ile ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 14 ile banka kredileri, yüzde 10 ile eş-dost borçları takip ediyor. Borç sahiplerinin yüzde 79’u, gelirinin yüzde 30’undan azını borç ödemeye ayırdığını belirtiyor.

Türkiye’de her iki kişiden biri tasarruf yaptığını ifade ederken, tasarruf sahiplerinin yüzde 72’si düzenli birikim yaptığını belirtiyor. Ancak tasarruf edemeyenlerin yüzde 59’u gelir yetersizliği nedeniyle birikim yapamadığını söylüyor.

En çok tercih edilen yatırım araçları:

Altın, değerli taşlar ve metal hesapları (yüzde 52)
Türk Lirası (TL) vadeli hesap (yüzde 24)
Yastık altı döviz ve nakit TL (yüzde 20)

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, merkezi yönetim borç stoku Ocak 2025 itibarıyla 9.6 trilyon TL’ye yükseldi.

İç borç stoku: Aylık yüzde 5.2, yıllık yüzde 54.9 artarak 5.2 trilyon TL oldu.
Dış borç stoku: Aylık yüzde 1.5, yıllık yüzde 20.7 artışla 4.4 trilyon TL’ye ulaştı.

Kartlı harcamalar yüzde 66 arttı

Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) Ocak 2025 verilerine göre, Türkiye’de kredi kartı sayısı 130.2 milyon, banka kartı sayısı 195.6 milyon, ön ödemeli kart sayısı ise 113.1 milyon adede ulaştı.

Bu kartlarla yapılan harcamalar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 66 artarak 1.6 trilyon TL’ye yükseldi.

Kredi kartı harcamaları 1 trilyon 366 milyar TL (+%69)
Banka kartı harcamaları 207.8 milyar TL (+%47)
Ön ödemeli kart harcamaları 32.4 milyar TL (+%78)

Ocak ayında 1.58 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleşti. Bu işlemlerin 913.2 milyonu kredi kartı, 538.1 milyonu banka kartı, 125.9 milyonu ise ön ödemeli kartlarla yapıldı.

Türkiye’de vatandaşların borçluluk oranı yükselirken, tasarruf yapabilenlerin sayısı sınırlı kalıyor. Kartlı harcamalardaki artış ve borç stokundaki yükseliş, ekonomik dengelerin kırılganlığını gözler önüne seriyor.

Paylaşın

Sosyal Yardıma Bağımlı Hane Sayısı 3,5 Milyonu Aştı

Türkiye’de 2014 yılında 2 milyon 274 bin 182 olan düzenli sosyal yardımlardan yararlanan hane sayısı, 2024 yılında yüzde 55 artarak 3 milyon 537 bin 185’e yükseldi.

Sosyal yardımlara bağımlı hane sayısının her yıl artması, ekonomik daralmanın ve gelir adaletsizliğinin yoksulluk üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayımlanan rapora göre, 2024 yılı itibarıyla 3,5 milyondan fazla hane, toplamda 14 milyondan fazla yurttaş sosyal yardımlarla geçimini sağlamak zorunda kaldı.

Karar’ın aktardığı bakanlık verilerine göre; Türkiye’de 2014 yılında 2 milyon 274 bin 182 olan düzenli sosyal yardımlardan yararlanan hane sayısı, 2024 yılında yüzde 55 artarak 3 milyon 537 bin 185’e yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ise sosyal yardımlardan yararlanan birey sayısının 14 milyon 148 bin 740’a ulaştığını ortaya koydu.

Aile Destek Programı, 2024 yılının Aralık ayında 2 milyon 990 bin 408 hane tarafından kullanıldı. Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) programı kapsamında ise yıl sonu itibarıyla 170 bin 317 çocuk destek aldı.

Sosyal yardımlar kapsamında farklı destek programlarından yararlanan hane sayıları şöyle sıralandı:

Yakacak yardımı: 1 milyon 587 bin 728 hane
Doğalgaz tüketim desteği: 521 bin 408 hane
Elektrik tüketim desteği: 3 milyon 428 bin 491 hane

Ayrıca, Aralık 2024’te 7 milyon 926 bin 871 kişinin Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu devlet tarafından karşılandı.

Bakanlık raporunda, 2024 yılında 21 bin 380 hanenin “oturulamayacak derecede bakımsız” olduğu tespit edildi. Bu durum, dar gelirli vatandaşların barınma krizini derinleştirdiğini ortaya koyuyor.

Paylaşın

“Nas” Politikasının Faturası Belli Oldu: 856.6 Milyar Lira Faize Gitti

Yurttaşlar 2024 yılında bankalara 515.6 milyar lirası bireysel krediler, 341 milyar lirası da kredi kartı borçları için olmak üzere toplam 856.6 milyar lira faiz ödedi.

2024 yılında bireysel krediler için ödenen faiz bir önceki yıla göre yüzde 86.5, kredi kartları için ödenen faiz ise yüzde 235 oranında arttı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim” söyleminin ardından uygulanan politikaların faturası yurttaşa çıktı. Yurttaşın, faiz indirimlerinin başladığı 2021 yılından sonra bankalara ödediği faiz 7 kat arttı.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır‘ın aktardığı CHP TBMM Grubu’nun haftalık ekonomi raporuna göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2021 yılında, “Neymiş efendim faizleri düşürüyormuşuz. Benden başka bir şey beklemeyin. Bir Müslüman olarak naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim. Hüküm bu” sözleriyle birlikte Merkez Bankası da faiz indirimlerini sürdürmüştü. Faiz indirimlerinin başladığı 2021 yılından sonra vatandaşların bankalara ödediği faiz 7 kat arttı.

Rapora göre, yurttaşların Merkez Bankası’nın politika faizinin, yılın büyük bölümünde yüzde 19 olduğu 2021 yılında bankalara bireysel kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle ödediği faiz 118.5 milyar lira olarak gerçekleşti. Bu yük, faizin yüzde 14’ten başlanarak yüzde 9’a kadar düşürüldüğü 2022 yılında 186.4 milyar liraya, faizin önce yüzde 8.5’e düşürüldüğü daha sonra da artırılmaya başlandığı 2023 yılında 378 milyar liraya yükseldi. Yurttaşlar 2024 yılında ise bankalara 515.6 milyar lirası bireysel krediler, 341 milyar lirası da kredi kartı borçları için olmak üzere toplam 856.6 milyar lira faiz ödedi.

Rapora göre, yüzde 19’luk politika faizinin indirildiği dönemde de, bu politikanın “akıl dışı” ilan edilerek faizlerin artırıldığı dönemde de faiz yükü yine yurttaşa kaldı. 2021 yılından sonra vatandaşların bireysel krediler için ödediği faiz 5 kat, kredi kartı borçları için ödediği faiz de 15 kat arttı. Sadece 2024 yılında yurttaşın faiz yükü 2023 yılına göre yüzde 126.4 oranında artış gösterdi. 2024 yılında bireysel krediler için ödenen faiz bir önceki yıla göre yüzde 86.5, kredi kartları için ödenen faiz ise yüzde 235 oranında arttı.

Paylaşın

Beyaz Eşya İhracattı Yüzde Üç Azaldı

Beyaz eşya ihracattı, 2024 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 3 oranında azaldı. TÜRKBESD Başkanı Gökhan Sığın, “Can damarı ihracat olan sektörümüzde bu küçülme ne yazık ki kritik bir eşiğe ulaştı” dedi.

Gökhan Sığın, “Son 2 yıldır ihracatta önemli kayıplar yaşıyoruz. Küresel piyasalarda çok önemli bir iyileşmenin beklenmediği gerçeği de göz önünde bulundurulduğunda, ülkemizde ihracatı teşvik edici politikalara daha fazla ihtiyaç duyulan bir dönemdeyiz” ifadelerini kullandı.

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2024 yılı sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. BloombegHT‘nin aktardığı bilgilere göre 2024 yılında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda yüzde 7’lik bir artış kaydedildi. 2024 yılı iç piyasa satışları 10 milyon 175 bin 519 adet olarak gerçekleşti.

İç satışlar son beş yılın en yüksek rakamı olarak kaydedildi. 2023 yılında 9 milyon 538 bin 899 olarak gerçekleşen iç satışlar 2024 yılında 10 milyonu aştı. İhracatta ise uzun süredir devam eden azalış trendi devam etti ve 2024 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 3 oranında bir azalma gerçekleşti.

Bu dönemde ihracat ve iç satışlardan oluşan toplam satışlar, yüzde 0,4 düşüşle önceki yılla neredeyse aynı seviyede 32 milyon 594 bin 720 adet olarak gerçekleşti. İhracatta devam eden gerilemenin üretim adetlerine de yansıdığı görülürken 2024 yılında üretim miktarında bir önceki yıla göre yüzde 2’lik bir azalma kaydedildi.

Yılın son ay verisine bakıldığında ise tüm değerlerde negatif yönlü sonuçların oluştuğu görülüyor. Aralık ayında, geçen yıla kıyasla iç satışlarda yüzde 1 oranında bir düşüş yaşanırken ihracat tarafında ise yıllardır görülen küçülme devam ederek yüzde 11 oranında bir gerileme kaydedildi.

Yüzde 7’lik üretim hacmi ile Avrupa’da birinci, dünyada ise en büyük ikinci üretim merkezi konumunda olan Türkiye beyaz eşya sanayinin 32 milyon adetlik üretim ve 22,5 milyon adetlik ihracat kapasitesi bulunuyor. TÜRKBESD Başkanı Gökhan Sığın, 60 bin doğrudan 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlayan sektörün Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarıyla dünya çapında rekabet ettiğini aktardı.

Yıl sonu verilerini değerlendiren Sığın, ihracatta son iki yıldır devam eden düşüşe işaret ederek “Geldiğimiz noktada ihracat hacmimiz pandemi önceki döneme yaklaşmış durumda. Can damarı ihracat olan sektörümüzde bu küçülme ne yazık ki kritik bir eşiğe ulaştı” dedi. Sığın iç piyasada kaydedilen büyümeye rağmen 2024 yılında toplam pazar büyüklüğünün hafif bir düşüşle neredeyse aynı kaldığına dikkat çekti.

Sektörü dış pazarlardaki dalgalanmalardan koruyan en önemli etmenin her daim iç pazar canlılığı olduğunu vurgulayan Sığın, “Sektörümüz şu ana kadar kapasite kullanımı ve istihdamda bir daralma göstermedi. Ancak, son 2 yıldır ihracatta önemli kayıplar yaşıyoruz. Küresel piyasalarda çok önemli bir iyileşmenin beklenmediği gerçeği de göz önünde bulundurulduğunda, ülkemizde ihracatı teşvik edici politikalara daha fazla ihtiyaç duyulan bir dönemdeyiz” dedi.

“Enerji verimli ürünler sürdürülebilirliğin anahtarı”

Yıl sonu verileri ışığında sektörün üretim yapısının korunmasına yönelik endişelerinin sürdüğüne değinen Sığın, “Üretimdeki düşüşü tersine çevirmek, daha önce de dile getirdiğimiz gibi enerji verimli ürünlere yönelik bir hareket planı ile mümkün olacaktır. Ülkemiz, tüketicilerimiz ve sektörümüzün ortak faydasına olacak bu yaklaşım çevresel, ekonomik ve sektörel sürdürülebilirliğin anahtarı” diye konuştu.

Paylaşın

Borcunu Ödeyemeyenlerin Sayısı Yüzde 39 Arttı

2024 yılının ilk on bir aylık döneminde, borcunu ödeyemeyenlerin oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 39 oranında artarak, 1,7 milyon kişiye yükseldi.

Ekonomistler, yüksek faiz oranları ve artan borç yükü nedeniyle hane halkının mali dengelerinin daha da bozulabileceği uyarısında bulunuyor.

Türkiye’de bireysel borçlanma rekor seviyelere ulaşırken, tüketici kredileri ve kredi kartı borçları toplamda 4 trilyon TL sınırına dayandı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 24 Ocak 2025 tarihli verilerine göre, bankacılık sektöründe tüketici kredileri 2 trilyon TL’yi, kredi kartı borçları ise 1,8 trilyon TL’yi aştı. Vatandaşlar, yüzde 70’e yaklaşan ihtiyaç kredisi faiz oranlarına rağmen harcamalarını karşılayabilmek için borçlanmaya devam ediyor.

Sözcü’nün haberine göre, son bir ayda tüketici kredileri ve kredi kartı borçları toplamda 159 milyar TL arttı. Yıllık bazda ise bireysel borç yükü 1,2 trilyon TL’lik artış kaydetti. Bankacılık sistemindeki toplam kredilerin yaklaşık yüzde 24’ünü tüketici kredileri ve kredi kartı borçları oluşturuyor.

Ödenemeyen borçlar ise kritik bir seviyeye ulaştı. 24 Ocak itibarıyla bankacılık sektöründeki takipteki alacaklar 304,9 milyar TL’ye yükselirken, kredi kartlarından kaynaklanan takipteki borçlar son bir yılda yüzde 258 oranında arttı.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verileri, bireysel borç krizinin derinleştiğini ortaya koyuyor. Ocak-Kasım 2024 döneminde 1,7 milyon kişi borcunu ödeyemez hale geldi. Bu sayı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 39 oranında artış gösterdi.

Ekonomistler, yüksek faiz oranları ve artan borç yükü nedeniyle hane halkının mali dengelerinin daha da bozulabileceği uyarısında bulunuyor.

Paylaşın

Türkiye, Yeme İçmede Dünyanın “En Pahalı” Ülkesi

The Economist’in Ocak 2025 itibarıyla yayımladığı Big Mac Endeksi verileri, Türkiye’deki fiyatların diğer ülkelere kıyasla ne denli yüksek olduğunu daha net ortaya koydu.

Prof. Dr. Hakan Kara, Türkiye’deki en ucuz Big Mac fiyatının (205 TL) bu kadar yüksek olması, ülkenin ekonomik zorluklarının önemli bir göstergesi olduğunu söyledi.

Türkiye’deki ekonomik dalgalanmalar, dünya genelinde yakından takip edilen “Big Mac Endeksi”nde çarpıcı bir gerçeği gözler önüne seriyor. The Economist’in yayımladığı verilere göre, Türkiye’de bir Big Mac hamburgerin fiyatı, dünya ortalamasının çok üzerine çıkarak yeni bir rekor kırdı.

Ünlü ekonomist Prof. Dr. Hakan Kara’nın da dikkat çektiği bu durum, Türkiye’nin artık “ucuz” bir ülke olmaktan çıktığının, hatta bazı kalemlerde dünyanın en pahalı ülkelerinden biri haline geldiğinin somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

Hakan Kara’nın paylaştığı ve The Economist verilerine dayanan grafik, 2002 yılından günümüze kadar Türkiye’deki Big Mac fiyatlarının seyrini gözler önüne seriyor. 2018’e kadar Dünya ortalaması ile benzer şekilde seyreden Big Mac fiyatları, bu tarihten itibaren artışa geçti ve 2023 sonuna gelindiğinde dünya ortalamasının oldukça üzerine çıktı.

Özellikle 2024 ve 2025’e girerken yaşanan artış, Türkiye’deki enflasyonist baskının ve kur artışlarının ne denli etkili olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Grafik aynı zamanda bir ülkenin satın alma gücü paritesini göstermesi açısından önemlidir.

The Economist’in Ocak 2025 itibarıyla yayımladığı Big Mac Endeksi verileri, Türkiye’deki fiyatların artık diğer ülkelere kıyasla ne denli yüksek olduğunu daha net gösteriyor.

Ülkenin ekonomik sorunlarının bir yansıması olan bu durum, sadece bir hamburgerin fiyatından ibaret değil. Özellikle dolar kurunun yükselmesi ve enflasyonun yüksek seyretmesi, alım gücünün ciddi oranda düşmesine sebep oluyor.

Prof. Dr. Hakan Kara’nın işaret ettiği gibi, Türkiye’deki en ucuz Big Mac fiyatının (205 TL) bu kadar yüksek olması, ülkenin ekonomik zorluklarının önemli bir göstergesi. Üstelik bu fiyatlar, sadece en ucuz noktalar için geçerli.

Büyük şehirlerde ve turistik bölgelerde bu fiyatların çok daha yüksek olabileceği de unutulmamalı. Üstelik bu rakamlara bir de yan ürünler eklendiğinde durum çok daha vahim bir hale geliyor.

(Kaynak: Karar)

Paylaşın

Tekstil Ve Hazır Giyim Sektöründe İstihdam Kaybı Yüzde 25’i Buldu

TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclis Başkanı Şeref Fayat, 2024’ün son ayları da hesap edildiğinde, sektördeki istihdam kaybının 300 bine ulaştığını ifade ediyor.

2022 sonunda 1 milyon 250 bin kişinin çalıştığı sektörde, bu sayının 950 bine kadar düştüğünü dile getiren Şeref Fayat, “Yani kabaca toplam istihdamımızın yüzde 25’ini kaybettik” diyor.

Türkiye ekonomisinde önde gelen özellikle ihracatta en güçlü sektörlerden olan tekstil ve hazır giyim sektörü, son yıllardaki ekonomide yaşananlardan en çok etkilenen sektör olarak ağır bir kriz yaşıyor. Döviz kurları, enflasyondaki yükseliş, maaşlardaki artışlar sektörü derinden etkilerken, sektörde çalışan sayısı 1 milyonun altına geriledi.

Döviz kurlarındaki artışın enflasyonun ve ücret artışlarının gerisinde kalmasıyla tekstil üretim merkezleri Mısır’a taşınırken, Türk şirketlerinin Mısır’da kurduğu fabrikalarının sayısı 200’e çıktı.

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran’ın haberine göre, sektör temsilcileri, tekstil ve hazır giyim sektöründe ağır bir kan kaybı yaşandığını belirtiyor. Sektörün önde gelen isimleri bu şekilde devam ederse Türkiye’nin bu sektördeki iddiasını da kaybedeceği uyarısında bulunuyorlar.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye tekstil ve hammaddeleri sektörü 2024 yılında 207 ülke ve serbest bölgeye ürün sattı. Bu dönemde tekstil ihracatı bir önceki yıla göre binde 6 gerileme ile 9,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde hazır giyim ihracatı yüzde 6,9 gerileme ile 17,9 milyar dolar, deri ve mamülleri ihracatı ise yüzde 17,9 düşüşle 1,5 milyar dolara indi. 2024’te en fazla ihracat Avrupa Birliği ülkelerine yapılırken, ilk üç sırayı İtalya, İngiltere ve İspanya aldı.

Geçtiğimiz günlerde tekstil sektörünün içinde bulunduğu sıkıntılara ilişkin bir açıklama yapan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, Türkiye’nin tekstil ihracatının 2022’de 10,35 milyar dolarla zirveyi gördüğünü, ardından 2023’te 9,55 milyar dolara, 2024’te ise 9,49 milyar dolara gerilediğine dikkat çekmişti. Tekstil ve hazır giyim sektöründe son 2 yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığına işaret eden Gültepe, “Anadolu’ya gittiğinizde çalıştıracak kimse yok; başvuru olmuyor” demişti.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclis Başkanı Şeref Fayat, 2024’ün son ayları da hesap edildiğinde, sektördeki istihdam kaybının 300 bine ulaştığını ifade ediyor. 2022 sonunda 1 milyon 250 bin kişinin çalıştığı sektörde, bu sayının 950 bine kadar düştüğünü dile getiren Şeref Fayat, “Yani kabaca toplam istihdamımızın yüzde 25’ini kaybettik” diyor.

Türkiye’de ekonomi yönetiminin döviz kurunu baskılaması nedeni ile ihracat gelirlerinin enflasyonun altında kaldığını, bununla birlikte ana pazar olan Avrupa’da yaşanan durgunluk nedeni ile sipariş kayıplarının yaşandığını dile getiren Fayat, “Tüm bu olumsuz koşullar Türkiye’de yatırım yapmayı çok zorlaştırdı. 2025 yılında da bu olumsuz tablonun devam edeceğini ve ihracatın yüzde 5 küçüleceğini söyleyebiliriz. Ne yazık ki sektörümüzde işten çıkarmalar devam edecektir” diye konuşuyor.

Ege İhracatı Birlikleri Koordinatör Başkanı ve Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (ETHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Jak Eskinazi de Türkiye’nin tekstil ve hazır giyimde kan kaybetmesi ile dış pazarlarda özellikle Mısır, Vietnam ve Bangladeş’in öne çıktığına, hatta Avrupa’da Portekiz ve Romanya’nın bile Türkiye’den avantajlı hale geldiğine değiniyor.

“Rakibimiz olan 100-300 dolar arasında aylık ücret verirken, onlarla rekabet edemeyiz” diye konuşan Eskinazi, 2025 yılında da özellikle hazır giyimde yaşanan üretim ve istihdam sıkıntısının artarak devam edeceğini vurguluyor.

“Cumhuriyeti tarihinde bir ilk”
Son dönemde yerli tekstil firmaları, yüksek enflasyon ve artan üretim maliyetleri nedeniyle fabrikalarını Türkiye’den Mısır’a taşımaya başladı. Mısır-Türk İş Konseyi verilerine göre, Türk tekstil şirketlerinin Mısır’da açtığı fabrika sayısı 200’e ulaşmış durumda.

Son birkaç yılda asgari ücret maliyetinin 450-500 dolardan 1000 dolar seviyesine çıktığını, bu durumun Türkiye’de üretilen tekstil ve hazır giyim ürünlerinin rakip ülkelere göre çok daha pahalıya satılması sonucunu getirdiğini anlatan Şeref Fayat, “Şirketler üretim sorunu yaşayınca, fabrikalarını maliyetlerin Türkiye’ye göre dörtte bir düzeyinde olduğu Mısır’a kaydırmaya başladı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa hazır giyim sektörünün son bir yıl içindeki Türkiye dışı yatırımı, Türkiye içi yatırımının üç katı oldu” şeklinde konuşuyor.

1000’e yakın üyesi ile 57 ülkeye tekstil ve hazır giyim ürünleri ihraç eden Laleli Esnaf ve Sanayiciler Derneği’nin (LASİAD) Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ise, Türkiye ekonomisinin kendi sorunları yanında yakın coğrafyalardaki savaş ve çatışmaların da tekstil ve hazır giyim sektörünü olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.

Türkiye’nin en yoğun pazarları olan Balkan ve Doğu bloku ülkelerinin Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle sıkıntı yaşadığını belirten Eyyüpkoca, “Rusya öksürdüğü zaman bu pazarlar adeta sıtma oluyor. Tüketim alışkanlıklarında ve harcama dengelerinde ciddi bir sıkıntı oluştu. İnanılmaz bir durgunluk söz konusu. Aynı sorunu Avrupa ülkelerinde de yaşıyoruz” şeklinde konuşuyor.

Sektör olarak 2025’ten olumlu bir beklenti içinde olmadıklarını kaydeden Eyyüpkoca, “Sipariş olmayınca, enerji ve çalışan maliyetleri de arttıkça mecburen işten çıkarmalar, hatta şirket kapanmaları oluyor. Bu yıl için umutlu bir beklentimiz yok” diyor.

“Çalışanlara düşük ücret baskısı”

Tekstil ve hazır giyim sektöründe işverenler asgari ücret artışı nedeni ile çalışan maliyetlerinden şikâyet ederken, çalışanlar ise patronların ücretleri baskıladığını ve işçilerin yaşam koşullarını zora soktuğunu dile getiriyor.

Tekstil ve hazır giyim alanında iş kayıplarının daha da artmasından endişe ettiklerini ifade eden DİSK Tekstil İşçileri Sendikası İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu, “İşverenler maliyetleri kısmak için çalışanlara düşük ücreti dayatıyor, kabul etmeyeni işten çıkarıyorlar. Her geçen gün etrafımızda yeni işten çıkarmalar olduğunu, hatta küçük işletmelerin kapandığını söyleyebilirim” şeklinde konuşuyor.

Paylaşın

Dünya Bankası, Türkiye İçin 2025 Yılı Büyüme Tahminini Yüzde 2.6’ya Çekti

Dünya Bankası, 2025 yılı için Türkiye büyüme tahminini yüzde 3.6’dan yüzde 2.6’ya düşürdü. Banka, Türkiye için 2026 büyüme tahminini ise yüzde 4.3’ten 3.8’e çekti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı için büyüme beklentisini yüzde 3,1, 2026 yılı için büyüme beklentisini ise yüzde 3,9 olarak açıklamıştı.

Dünya Bankası, 2024 için Türkiye ekonomisine ve küresel ekonomiye dair büyüme tahminini yükseltirken, 2025 ve 2026 için Türkiye’nin büyüme tahminini düşürdü.

Dünya Bankası dün akşam yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler raporunda 2024 için küresel büyüme tahminini geçen yıl haziran’da açıkladığı yüzde 2.6’dan yüzde 2.7’ye yükseltirken, Türkiye için 2024 tahminini yüzde 3’den yüzde 3.2’ye çıkardı.

Dünya Bankası küresel ekonomi için 2025 büyüme tahminini de yüzde 2.7’de sabit tutarken, Türkiye ekonomisi için 2025 büyüme tahminini yüzde 3.6’dan yüzde 2.6’ya düşürdü. Banka 2026 yılı için küresel büyüme tahminini yüzde 2.7’de sabit tutarken, Türkiye için 2026 büyüme tahminini yüzde 4.3’ten 3.8’e düşürdü.

Dünya Bankası, Türkiye’de sıkı para politikasının gecikmeli etkilerinin 2025 yılındaki ekonomik büyüme üzerinde baskı oluşturmasının beklendiğini fakat bu etkilerin 2026’da azalacağını belirtti.

Dünya Bankası, Türkiye’de yıllık ortalama enflasyonun 2024’e kıyasla 42 puan düşerek 2026 yılında yüzde 15.9 seviyesine ulaşacağını öngördü.

Dünya Bankası, Türkiye’nin dış dengesizliklerinde iyileşme kaydedildiğini, cari açığın belirgin şekilde daraldığını, uluslararası rezervlerin yükseldiğini ve risk primindeki düşüşün, devlet tahvillerindeki getiri farkının kayda değer ölçüde azalmasına katkı sağladığını belirtti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı için büyüme beklentisini yüzde 3,1, 2026 yılı için büyüme beklentisini ise yüzde 3,9 olarak açıklamıştı.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın