BM’den Gazze’de ‘Kıtlık’ Uyarısı

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Genel Müdür Yardımcısı Maurizio Martina, “Bugün Gazze halkı, çatışma nedeniyle korkunç boyutta gıda güvensizliği ve yüksek kıtlık riskiyle karşı karşıya” uyarısında bulundu.

Bunun temel nedenlerini yoğun çatışmalarda artış, gıdaya, temel hizmetlere ve hayat kurtarıcı yardımlara erişimde azalma ve insanların temel hizmetlerden yoksun bir şekilde yetersiz tesislere izole edilmesi olarak sıralayan Martina, Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ölçeğine göre Gazze’de 378 bin kişinin “felaket” olarak adlandırılan 5. seviyede yer aldığına dikkati çekti.

Bianet’in aktardığına göre; Martina, bunun 5 evden birine tekabül ettiğini belirterek, Gazze’de sivil altyapı, gıda üretim ve dağıtım tesisleri ile sulama tesislerinin bir kısmının yok edildiğini, diğerlerinin ise çok ağır hasar aldığını ya da erişim bulunmadığını dile getirdi.

İsrail’in 9 Ekim’den bu yana uyguladığı kuşatmanın gıda ürünleri, elektrik ve yakıtı ya tamamen kestiğini ya da kısıtladığını kaydeden Martina, aynı zamanda su kısıtlamasının da sürdüğünü bildirdi.

Martina, 7 Ekim öncesine göre Gazze’deki su tedarikinin yüzde 7 düzeyine gerilediğini vurgulayarak, “Gazze’deki yeraltı suyunun yüzde 97’si insan tüketimine uygun değil” diye konuştu. Çatışma öncesinde Gazze’nin gıda üretiminde kendine yettiğini ifade eden Martina, mevcut durumun bunu çok ciddi düzeyde yok ettiğini söyledi.

Gazze’nin kuzeyinde tarım üretiminin en iyi ihtimalle mayısta çökeceğini öngördüklerini aktaran Martina, “15 Şubat itibarıyla Gazze’deki mahsul alanlarının yüzde 54.8’i hasar görmüş durumda” dedi. Martina, çatışmaların durması ve insani yardımın ulaşımının sağlanmasının kıtlığı engellemek için gerekli adımlar olduğunun altını çizdi.

Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü Yardımcısı Carl Skau, “Bugün Gazze’de neredeyse 2,2 milyonluk nüfusun tümü gıda yardımına muhtaç” dedi. Skau, ateşkes anlaşması olması halinde WFP’nin operasyonlarını genişletmeye hazır olduğunu belirterek, “Kıtlık riski, Gazze’ye temel gıda ürünlerinin yeterli düzeyde sağlanamamasıyla artıyor” şeklinde konuştu.

WFP’nin 18-19 Şubat’ta yardım konvoylarının saldırıya uğradığını ve bunun ardından Gazze’nin kuzeyine yönelik operasyonlarını koşullar elverene kadar askıya almayı kararlaştırdığını belirten Skau, “Gazze’nin kuzeyine giden çalışanlarımız, koşulların felaket olduğunu bildirdi. Gıda ve temiz su çok sınırlı, gıdasızlık artıyor ve hastalık yaygın” değerlendirmesinde bulundu.

Skau, Gazze’nin kuzeyine gıda ve diğer insani yardım malzemelerinin yeterli düzeyde ulaştırılması için acilen adım atılması gerektiğini kaydetti.

Bunun için ise insani yardım çalışanları için güvenli çalışma ortamı sağlanmasının şart olduğuna işaret eden Skau, aynı zamanda İsrailli yetkililerle yürütülen uyarı sisteminin uygulanması ve iletişim ağının istikrarlı olması gerektiğini söyledi. Skau, kıtlığı engellemek için çok daha fazla gıda tedarikine ihtiyaç olduğunun altını çizerek, sağlık dahil temel hizmetlerin tekrar inşa edilmesi gerektiğini bildirdi.

Bunları sadece BM Mültecilere Yardım Ajansı’nın (UNRWA) yapabileceğine işaret eden Skau, BM Güvenlik Konseyi’nin 2018’de kabul ettiği 2417 sayılı kararın çatışma ve gıda güvensizliği arasındaki kısır döngüyü kırmayı amaçladığını hatırlattı. Skau, “Konsey’e bugün bu kararı uygulama çağrısında bulunuyoruz” dedi.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) Cenevre Temsilcisi ve Koordinasyon Birimi Direktörü Ramesh Rajasingham ise “Gazze’de bugün nüfusun dörtte biri kıtlığın eşiğinde” dedi. Rajasingham, Gazze’nin kuzeyinde iki yaş altı çocuklardan 6’sından birinin şiddetli gıdasızlıkla mücadele ettiğini belirtti.

Gazze’de çocuklar, kadınlar ve emziren anneler arasında gıdasızlığın hızla arttığına işaret eden Rajasingham, barınaklardaki aşırı kalabalık, soğuk hava, yetersiz beslenmenin salgın hastalıklar için elverişli bir ortam oluşturduğunu söyledi. Rajasingham, insani yardım çalışanlarının Gazze’ye erişim konusunda çok büyük engellerle karşılaştığını aktardı.

Gazze’de can kaybı 30 bine dayandı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 144. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Son saldırılarda 76 kişinin yaşamını yitirdiği ve bölgedeki can kaybının 29 bin 954’e çıktığını bildiren Bakanlık, İsrail güçlerinin 110 Filistinliyi daha yaraladığı ve toplam yaralı sayısının 70 bin 325’e ulaştığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında halen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler, Gazze Şeridi’nin Kuzeyine Yardımları Durdurdu

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 137. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Gıda Programı (WFP), Gazze Şeridi’nin kuzey bölgelerine gıda yardımlarının durdurulduğunu duyurdu.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; WFP’den konuyla ilgili yapılan açıklamada, yaşanan savaş nedeniyle büyük oranda tahrip olan Filistin bölgelerine, şartlar yeniden güvenli bir dağıtım imkanı sağlayana dek gıda yardımı yapılamayacağı bildirildi.

Açıklamada, “Gazze Şeridi’nin kuzeyine sevkiyatları durdurma kararı kolay alınmadı, zira biliyoruz ki o bölgelerde durum daha da kötüye gidecek ve çok sayıda insan açlıktan ölme tehlikesi ile karşı karşıya” ifadeleri kullanıldı. WFP, söz konusu kararın alınmasında, son olarak Gazze Şeridi’nin iç kısımlarına giden bir yardım konvoyuna ateş açılması ve yağma edilmeye çalışılmasının da etkili olduğunu vurguladı.

Gazze Şeridi’nin kuzey kısımlarına yönelik, Dünya Gıda Programı yardımlarına üç haftalık aranın ardından geçen Pazar günü yeniden başlanmıştı. Ancak WFP, “tam bir kaos ve şiddetin hakim olduğu bölgede sivil düzenin tamamen çökmüş olduğunu” duyurdu.

Merkezi İtalya’nın başkenti Roma’da olan WFP, Pazar günü yeniden başlayan yardımları ilk etapta bir hafta boyunca sürdürmeyi ve her gün gıda dolu bir kamyonu Gazze Şeridi’ne göndermeyi planlamıştı. Pazar günü yola çıkan konvoyun, kamyonlara tırmanmaya çalışan insanlara karşı kendini korumak zorunda kaldığı ve hatta Gazze kentine ulaşıldığında kamyonlara ateş açıldığı aktarılıyor.

Pazartesi günü ise yola koyulan ikinci konvoyu oluşturan kamyonlardan bazılarının yağmalandığı ve bir kamyon şoförünün darp edildiği, yağmadan kurtulan un çuvallarının ise Gazze kentinde “çok yüksek gerilim ve patlamaya hazır öfke ortamının ortasında dağıtıldığı” duyuruldu.

BM örgütleri, savaşın başlangıcından bu yana geçen 20 haftanın ardından Gazze Şeridi’nde gıda ve içme suyunun çok azaldığını ve bölgede görev yapan BM çalışanlarının, “Eşi benzeri görülmemiş bir çaresizlikle” karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

Gazze’de ölenlerin sayısı 29 bini aştı

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

ABD’den Gazze hamlesi

Ayrıca ABD’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK), teşkilatın “Gazze’de mümkün olan en kısa sürede geçici bir ateşkese destek verdiğini” vurgulayan yeni bir karar taslağı sunduğu bildirildi.

Washington, İsrail-Hamas savaşıyla ilgili herhangi bir BM eyleminde ateşkes kelimesinin kullanılmasına karşı çıkıyordu ancak ABD’nin taslak metni, Başkan Joe Biden’ın geçen hafta İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde kullandığını söylediği dili yansıtıyor.

Reuters tarafından Pazartesi günü görülen taslak metinde “mevcut koşullar altında Refah’a yönelik büyük bir kara harekatının sivillere daha fazla zarar vereceği ve potansiyel olarak komşu ülkeler de dahil olmak üzere daha fazla yer değiştirmelerine neden olacağı” tespiti yer alıyor.

İsrail’in 1 milyondan fazla Filistinli’nin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırmayı planlaması, böyle bir hamlenin Gazze’deki insani krizi daha da kötüleştireceği yönünde uluslararası endişelerin artmasına yol açtı.

Metinde, böyle bir adımın “bölgesel barış ve güvenlik üzerinde ciddi etkileri olacağı ve bu nedenle mevcut koşullar altında böyle büyük bir kara harekatının devam etmemesi gerektiğinin altını çizdiği” belirtildi. Karar taslağının ne zaman oylamaya sunulacağı ya da sunulup sunulmayacağı henüz belli değil.

Cezayir’in Salı günü 15 üyeli konseyden İsrail-Hamas savaşında derhal insani ateşkes talep eden karar tasarısının oylanmasını talep etmesinin ardından ABD bu metni gündeme getirdi. ABD, Cezayir’in hazırladığı ve ateşkes çağrısı içeren karar tasarısını BM’de veto edeceğini açıklamıştı.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, Cezayir’in BM Güvenlik Konseyi üyelerinin görüşüne sunduğu, ancak oylamaya sunulmayan karar taslağının asıl amaca hizmet etmeyeceğini düşündüklerini ifade etmişti.

Thomas-Greenfield, “Amaca hizmet etmenin tam tersine, Cezayir’in hazırladığı bu karar taslağı, yürütülen hassas müzakereleri de tehlikeye atabilir. Rehinelerin serbest bırakılmasını, Filistinli sivillerin ve yardım çalışanlarının ihtiyaç duyduğu uzun bir duraklamayı güvence altına almaya yönelik devam eden diplomatik çabaları da raydan çıkarabilir. Güvenlik Konseyi’nin yapması gereken, daha önceden benimsediğimiz iki insani kararın arkasında durmaktır” demişti.

Washington geleneksel olarak müttefiki İsrail’i BM eylemlerinden koruyor ve 7 Ekim’den bu yana konsey kararlarını iki kez veto etti. Ancak iki kez de çekimser kalarak konseyin Gazze’ye insani yardımı arttırmayı amaçlayan ve çatışmalara acil ve uzun süreli insani ara verilmesi çağrısında bulunan kararları kabul etmesine izin verdi.

ABD, Mısır, İsrail ve Katar savaşa ara verilmesi ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için müzakerelerde bulunmaya çalışıyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Gazze’de Çocuk Ölümü Uyarısı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 137. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler’in çocuk, gıda ve sağlık kuruluşlarının ortak değerlendirmesinde, bir kez daha Gazze’deki endişe verici duruma dikkat çekildi.

Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), giderek artan devamsızlık sorunu ve sakatlık nedeniyle Gazze’deki çocuk ölümlerinde büyük bir artışın yaşanabileceği uyarısında yer aldı.

Gazze’de temiz su ve gıdanın “son derece azaldığını” bildiren BM ülkelerinin neredeyse tüm küçük çocukların hastalıklarının kaptığını belirtti.

Gazze Şeridi’nde yaşayan altı kişinin yüzde 90’ının en az bir hastalığın seyrinin bildirildiği ortak raporda, ishal vakalarının da 2022’ye kıyasla 23 kat arttığı ifade edildi.

BM ülkelerinde, Gazze’nin büyümekte olan iki yaşın altında bebeklerin yüzde 15’inden fazlasının şiddetli yetersiz beslenme sorunu yaşadığı, bu yaş grubundaki bebeklerin yüzde üçününse aşırı zayıflık nedeniyle hayatlarının tehlikede olduğu değerlendirmesinde bulundu. Gazze’nin günümüzde iki yaşında bebeklerdeki şiddetli yetersiz beslenme oranlarında 5 olduğu belirtildi. Bu oranın söz konusu bölgedeki savaştan önce sadece yüzde 0,8 olduğuna dikkat çekildi.

Raporda, söz konusu verilerin Ocak ayına ilişkin olduğu için muhtemelen şu an çok daha “vahim” bir tabloyla karşı karşıya geldiği da belirtildi.

UNICEF İcra Direktörü Yardımcısı Ted Chaiban, “Çocuk ölümlerinin hâlihazırda dayanılmaz bir şekilde olduğu Gazze Şeridi, önlenebilir çocuk ölümlerinde bir patlamaya tanıklık etme sürecinde” açıklamasında bulundu.

“Açlık ve hastalıklar, mali tabloların bir listesidir” diyen DSÖ Küresel Acil Durum Direktörü Mike Ryan ise “Aç, zayıf düşmüş ve ciddi şekilde travma geçirmiş çocuklar, hastalanmaya daha yatkındır. Ve hasta olan çocuklar, bilhassa da ishallerse, besinleri iyi bir şekilde absorbe edemezler” tasarruf kullanıldı. Ryan “Bu, tehlikeli ve trajik. fazlasıyla gözlerimizin önünde gerçekleşiyor” dedi.

ABD’den Gazze hamlesi

Öte yandan ABD’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK), teşkilatın “Gazze’de mümkün olan en kısa sürede geçici bir ateşkese destek verdiğini” vurgulayan yeni bir karar taslağı sunduğu bildirildi.

Washington, İsrail-Hamas savaşıyla ilgili herhangi bir BM eyleminde ateşkes kelimesinin kullanılmasına karşı çıkıyordu ancak ABD’nin taslak metni, Başkan Joe Biden’ın geçen hafta İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde kullandığını söylediği dili yansıtıyor.

Reuters tarafından Pazartesi günü görülen taslak metinde “mevcut koşullar altında Refah’a yönelik büyük bir kara harekatının sivillere daha fazla zarar vereceği ve potansiyel olarak komşu ülkeler de dahil olmak üzere daha fazla yer değiştirmelerine neden olacağı” tespiti yer alıyor.

İsrail’in 1 milyondan fazla Filistinli’nin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırmayı planlaması, böyle bir hamlenin Gazze’deki insani krizi daha da kötüleştireceği yönünde uluslararası endişelerin artmasına yol açtı.

Metinde, böyle bir adımın “bölgesel barış ve güvenlik üzerinde ciddi etkileri olacağı ve bu nedenle mevcut koşullar altında böyle büyük bir kara harekatının devam etmemesi gerektiğinin altını çizdiği” belirtildi. Karar taslağının ne zaman oylamaya sunulacağı ya da sunulup sunulmayacağı henüz belli değil.

Cezayir’in Salı günü 15 üyeli konseyden İsrail-Hamas savaşında derhal insani ateşkes talep eden karar tasarısının oylanmasını talep etmesinin ardından ABD bu metni gündeme getirdi. ABD, Cezayir’in hazırladığı ve ateşkes çağrısı içeren karar tasarısını BM’de veto edeceğini açıklamıştı.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, Cezayir’in BM Güvenlik Konseyi üyelerinin görüşüne sunduğu, ancak oylamaya sunulmayan karar taslağının asıl amaca hizmet etmeyeceğini düşündüklerini ifade etmişti.

Thomas-Greenfield, “Amaca hizmet etmenin tam tersine, Cezayir’in hazırladığı bu karar taslağı, yürütülen hassas müzakereleri de tehlikeye atabilir. Rehinelerin serbest bırakılmasını, Filistinli sivillerin ve yardım çalışanlarının ihtiyaç duyduğu uzun bir duraklamayı güvence altına almaya yönelik devam eden diplomatik çabaları da raydan çıkarabilir. Güvenlik Konseyi’nin yapması gereken, daha önceden benimsediğimiz iki insani kararın arkasında durmaktır” demişti.

Washington geleneksel olarak müttefiki İsrail’i BM eylemlerinden koruyor ve 7 Ekim’den bu yana konsey kararlarını iki kez veto etti. Ancak iki kez de çekimser kalarak konseyin Gazze’ye insani yardımı arttırmayı amaçlayan ve çatışmalara acil ve uzun süreli insani ara verilmesi çağrısında bulunan kararları kabul etmesine izin verdi.

ABD, Mısır, İsrail ve Katar savaşa ara verilmesi ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için müzakerelerde bulunmaya çalışıyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Üyesi Devletlere “Gazze” Çağrısı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 112. günü geride kalırken, uluslararası insan hakları örgütlerinden Birleşmiş Milletler (BM) üyesi devletlere “Gazze” çağrısı geldi:

Haber Merkezi / “Derhal ateşkes talep ediyor ve devletleri uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukuku ihlalleri işlemekte kullanılabilecek silahların transferini durdurmaya çağırıyoruz.”

Aralarında Uluslararası Af Örgütü, Oxfam ve Save the Children’ın da bulunduğu 16 insani yardım ve insan hakları örgütü, İsrail’e ve Filistinli silahlı gruplara silah transferine son verilmesini istedi.

Birleşmiş Milletler (BM) üye devletlerine, Gazze’deki krizi körüklemeye son vermeleri, daha fazla insani felaket ve can kaybı yaşanmasını önlemeleri için açık çağrı yaptılar: “Derhal ateşkes talep ediyor ve devletleri uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukuku ihlalleri işlemekte kullanılabilecek silahların transferini durdurmaya çağırıyoruz.”

İmzacı örgütler: Federation Handicap International – Humanity & Inclusion, War Child Alliance, Christian Aid, Norwegian People’s Aid , Médecins du Monde International Network, Mennonite Central Committee, medico international, Oxfam, Center for Civilians in Conflict (CIVIC), Danish Refugee Council, Save the Children, Plan International, Norwegian Refugee Council, Diakonia, Uluslararası Af Örgütü, American Friends Service Committee (AFSC).

Öte yandan Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 24 saatte 183 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 83’e yükseldi. Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 64 bin 487’e yükseldiği kaydedildi.

İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı. Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Güney Afrika’nın açtığı soykırım davasında mahkeme İsrail’in davanın reddedilmesi talebini kabul etmedi.

ICJ, Güney Afrika’nın açtığı davada karar verme yetkisine sahip olduğuna hükmetti. Güney Afrika, mahkemeden, harekatın hemen durdurulması ve Gazze’ye insani yardım girişindeki sınırlamaların kaldırılması ile ilgili ihtiyati tedbir kararı vermesini istemişti.

Mahkeme, İsrail’e, soykırım suçu anlamına gelecek tüm adımları önleme ve cezalandırma talimatı verdi. Adalet Divanı, aynı zamanda İsrail’e, ordu güçlerinin soykırım suçu işlememesini garanti etme ve insani durumu düzeltme talimatı da verdi.

Mahkeme, İsrail’in bu talepler bağlamında bir ay içinde rapor sunması beklendiğini de açıkladı. Filistin heyeti kararı olumlu karşıladıklarını söyledi. Güney Afrika heyeti ise “açık bir zafer” olduğunu yorumladı.

Paylaşın

BM’den Filistin’i Tanıma Çağrısı

Filistin – İsrail savaşının 107. günü geride kalırken Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, “İsrail ve Filistinliler için iki devletli çözümü ve Filistin halkının bir devlet kurma hakkını reddetmek kabul edilemez” dedi.

Haber Merkezi / Guterres, Uganda’da Bağlantısızlar Hareketi zirvesinde dün yaptığı konuşmada, Filistinlilerin kendi devletlerini kurma hakkının tanınması gerektiğine vurgu yaptı. BM Genel Sekreteri, bu hakkı reddeden bir tutumun “Dünya barışı ve istikrarı için büyük bir tehdit olan bir çatışmayı belirsiz bir süre için uzatacağı” uyarısında bulundu.

Ortadoğu’da bir Filistin devletinin kurulmasını reddeden İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu üzerinde iki devletli çözüme destek vermesi yönünde uluslararası baskı artıyor.

ABD Başkanı Joe Biden, yaklaşık bir ay aradan sonra İsraiI Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı telefon konuşmasında bağımsız bir Filistin devleti kurulmasına yönelik olası çözümler hakkındaki görüşlerini yinelerken, ‘ordusu olmayan’ bir Filistin devleti fikrini de olası seçenekler arasında gösterdi.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, görüşmede İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılar, rehinelerin durumu ve bölgeye insani yardım gönderilmesi ele alındı.

Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby basına yaptığı açıklamada, Biden’ın bu çağrıyı (iki devletli çözüm) “uzun süredir” yapmayı planladığını söyledi. Kirby, bu çağrının Netanyahu’nun perşembe günü İsrail’in güvenliğini garanti etmeyen Filistin devletine karşı oldukları yolundaki açıklamasına yanıt olmadığını söyledi.

Biden, basına yaptığı açıklamada iki devletli çözüme Netanyahu’nun iktidarda olmasının engel olmadığını söyledi. Netanyahu’nun bir açıklamasında, “iki devletli çözüme karşıyım” demesinin ardından bir muhabirin “Netenyahu iktidardayken iki devletli çözüm imkansız mı?” sorusuna Biden “hayır değil” yanıtını verdi.

Basının, “Netanyahu’nun tek devletle ilgili söyledikleri dikkate alındığında, İsrail’e verilen yardımlara ilişkin koşulları yeniden değerlendirecek misiniz? sorusuna Biden, şu yanıtı verdi: Bir şeyleri çözebileceğimizi düşünüyorum. İki devletli çözümlerin çeşitli türleri var. BM’ye üye olup hala kendi orduları olmayan birçok ülke var. Bazı eyaletlerde sınırlamalar var ve bence bunun işe yarayabileceği yollar var.

Kirby, “Başbakan Netanyahu bu konudaki endişelerini açıkça dile getirdi. Başkan Biden, iki devletli çözümün hala doğru yol olduğuna dair güçlü inancını açıkça ortaya koydu. Ve bu inancı sürdürmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

İki devletli çözüm neydi?

İki devletli çözüm anlaşmasının taslağı, İsrail ve Yaser Arafat’ın El Fetih örgütü liderliğindeki FKÖ’nün, Norveç’in arka planda aracılık ettiği müzakerelerin ardından 1993 yılında iki devletin karşılıklı olarak birbirini tanımasını kabul etmesinden sonra oluşturuldu.

Oslo süreci olarak adlandırılan süreçte, hiçbir zamansona gelinemedi ve geride çözülmesi eskisinden çok daha zor olan sorunlar kaldı.

Barış için toprak anlaşmaları, Filistin Yönetimi’nin İsrail’in 1967’deki 6 Gün Savaşı’nda ele geçirip işgal ettiği topraklarda özyönetim kurmasını sağladı.

Ancak askeri işgal ve Yahudi yerleşim faaliyetleri devam etti ve “kalıcı statü sorunları” adı verilen meseleler daha sonraki müzakerelere bırakıldı.

Bunlar arasında, 1948’deki ilk Arap-İsrail Savaşı’nın ardından Birleşmiş Milletler’in 1947’de bölünme yönünde oy kullanmasıyla İsrail’in kurulduğu topraklardaki Filistinli mültecilerin durumu da vardı.

İsrail, 1967’de Doğu Kudüs’ü ilhak etmişti ve bu da bir başka muammaydı çünkü kutsal mekanlar her iki taraf için de taviz vermeyi kabul etmeyecek kadar önemliydi.

Yıllar süren diplomatik tartışmalardan sonra, sorunlar nihayet 2000 yılında Camp David’de dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’ın ev sahipliği yaptığı basına kapalı zirvede ele alındı, ancak İsrail Başbakanı Ehud Barak ve Filistin Yönetimi Başkanı Yaser Arafat arasındaki uçurum kapanmadı.

Başarısızlıkla ilgili herkes birbirini suçladı. İsrailli ve ABD’li yetkililer Arafat’ın o güne kadar elde edebileceği en cömert anlaşmayı geri çevirdiğini söyledi. Filistinlilerse anlaşmayı, Doğu Kudüs’te bir başkent kurulması gibi şartların çok altında kalan bir sahtekarlık olarak nitelendirdi.

İsrail’in ana düşmanını etkisiz hale getirme hedefine çoktan ulaştığını savunan eleştiriler yapıldı. Peki, Filistin nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde güvenlik kontrolü Filistin Yönetimi’ne devredilirken, bu kadar çok yatırım yaptığı yerden neden vazgeçiyordu?

Arafat, müzakereleri zayıf bir pozisyonda yürütürken, ABD’li arabulucu İsrail ile tarihteki tüm devletlerden tartışmasız daha yakın bir ilişki içindeydi. İki devletli çözüme giden yolda aşılamaz olduğu ortaya çıkan başka önemli faktörler de vardı.

1987’de Gazze’de kurulan İslami Direniş Hareketi (Hamas), rakibi El Fetih’in barış konusundaki tavizlerine karşı çıktı ve 1994’ten itibaren görüşmeleri intihar saldırılarıyla sabote etmek için çok sayıda fırsat buldu.

Yahudi yerleşimciler aynı zamanda Tanrı’nın kendilerine vaat ettiğine inandıkları topraklardaki varlıklarını genişletmek ve güçlendirmek için bu ertelemeleri fırsat olarak kullandılar.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Gazze Çağrısı: Acilen İnsani Ateşkese İhtiyaç Var

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, hayat kurtarıcı yardımın, gerekli düzeyde muhtaç kişilere ulaşamadığına dikkati çekerek, “Hastalık, gıdasızlık ve başka sağlık riskleriyle beraber açlığın gölgesi Gazze halkına korku salıyor. Gazze’de uluslararası insancıl hukukun açık bir şekilde ihlal edilmesinden derin endişe duyuyorum” dedi.

BM Genel Sekreteri Guterres, etkili insani yardım ulaştırılması için güvenliğin sağlanmasının ön koşul olduğunun altını çizerek, aynı zamanda ticari faaliyetlerinin tekrar başlatılmasının önemine işaret etti. Guterres, ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da gerginliğin arttığına dikkati çekerek, aynı zamanda Kızıldeniz ve ötesinde de gerginliğin yüksek seyrettiğini dile getirdi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze’de 7 Ekim’den bu yana geçen 100 gündeki gelişmeler hakkında basın açıklaması yaptı. Tüm rehinelerin serbest bırakılmasını talep eden Guterres, aynı zamanda Hamas’ın gerçekleştirdiği iddia edilen cinsel şiddet olaylarının soruşturulması gerektiğini belirtti.

Guterres, “Hiçbir şey sivillerin öldürülmesi, yaralanması, kaçırılması ya da sivillere yönelik roket fırlatılmasını meşru kılamaz” diye konuştu. Gazze’ye yönelik İsrail güçlerinin saldırılarının 100 gündür devam ettiğine dikkati çeken Guterres, “Saldırıların meydana getirdiği yıkım ve öldürülen sivil sayısı, benim Genel Sekreter olarak görev yaptığım dönemde görülmemiş boyutta” dedi.

Guterres, “Hiçbir şey Filistin halkının toplu olarak cezalandırmasını meşru kılamaz” vurgusunda bulunarak Gazze’deki durumun kelimelerle ifade edilemeyecek kadar kötü olduğunu söyledi. Gazze’de hiçbir yerin güvenli olmadığını ve hiç kimsenin güvende olmadığını ifade eden Guterres, “Travmatize edilen insanlar, güneyde tehlikeli bir boyutta kalabalıklaşan kısıtlı alanlara itiliyor” uyarısında bulundu.

“Uluslararası insancıl hukukun açık şekilde ihlali”

Hayat kurtarıcı yardımın, gerekli düzeyde muhtaç kişilere ulaşamadığına dikkati çeken Guterres, “Hastalık, gıdasızlık ve başka sağlık riskleriyle beraber açlığın gölgesi Gazze halkına korku salıyor. Gazze’de uluslararası insancıl hukukun açık bir şekilde ihlal edilmesinden derin endişe duyuyorum” dedi.

Guterres, etkili insani yardım ulaştırılması için güvenliğin sağlanmasının ön koşul olduğunun altını çizerek, aynı zamanda ticari faaliyetlerinin tekrar başlatılmasının önemine işaret etti. BM personeli ve ortaklarının, “yoğun, yaygın ve acımasız bombalama” devam ederken etkili bir şekilde insani yardım sağlamayacağını kaydeden Guterres, çalışanların da hayatının riske girdiğini ifade etti.

Guterres, “7 Ekim’den bu yana Gazze’de 152 BM personeli öldürüldü. Bu, tek bir olayda örgüt tarihimizin en büyük kaybı” bilgisini paylaştı. İnsani yardım operasyonlarının Gazze sınırında da büyük engellere takıldığını aktaran Guterres, hayati öneme sahip malzeme ve teçhizatın girişinin açıklama yapılmadan engellendiğini dile getirdi.

Guterres, tek bir malzeme reddedilince tüm kargonun onay sürecinin baştan başladığını ve temel ihtiyaç ve servislerin girişinin engellendiğini söyledi. Gazze içinde insani yardımların dağıtımlarının önemli engellerle karşılaştığını aktaran Guterres, yüz binlerce insanın bulunduğu Gazze’nin kuzeyine erişime izin verilmediğine dikkati çekti.

Guterres, “İnsani yardım operasyonlarının güvenliğini sağlamak için kullanılan insani bildirimlere saygı duyulmuyor” diyerek, aynı zamanda iletişim ve elektrik kesintilerinin, dağıtım esnasında sorun yarattığını ifade etti.

BM’nin insani yardımları artırmak istediğini ve bunun için de bazı temel koşulların sağlanması gerektiğini kaydeden Guterres, “Taraflar uluslararası insancıl hukuka saygı göstermeli, sivilleri korumalı ve ihtiyaçlarının giderilmesini güvence altına almalı” mesajını verdi.

Guterres, işgal altındaki Batı Şeria’da gerginliğin arttığına dikkati çekerek, aynı zamanda Kızıldeniz ve ötesinde de gerginliğin yüksek seyrettiğini dile getirdi. İsrail ve Lübnan arasındaki Mavi Hat’ta çatışmadan derin endişe duyduğunun altını çizen Guterres, “İsrail ve Lübnan arasında gerginliğin daha geniş bir alana yayılma riski, bölgesel istikrarı derinden etkiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Guterres, söz konusu çatışma nedeniyle İsrail ve Lübnan’da çok sayıda insanın yerinden edildiğini belirterek, “Gelişmelerden derin endişe duyuyorum” dedi. Genel Sekreter olarak tüm taraflara bir mesaj vermesi gerektiğini söyleyen Guterres, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Mavi Hat’ta ateşle oymaya son verin. Gerginliği azaltın ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararı uyarınca çatışmaya son verin.”

Tüm bu sorunların üstesinden gelmek için tek bir çözüm olduğunu kaydeden Guterres, “Acilen insani ateşkese ihtiyacımız var; yardımları ihtiyacı olanlara ulaştırmak için, rehinelerin serbest bırakılmasını kolaylaştırmak için, daha geniş savaş ateşini söndürmek için. Gazze’de çatışma ne kadar uzun sürerse gerginliğin artması ve yanlış hesap yapma riski o kadar artar. Gazze’de gördüklerimizin Lübnan’da tekrarlanmasına, Gazze’de mevcut durumun sürmesine izin veremeyiz” dedi.

“1948’den bu yana en büyük yerinden edilme”

Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA), X sosyal medya hesabından, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırılarında oluşan yıkımı anlatan “100 saniyede 100 gün” başlıklı bir video paylaştı. Videoda, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin, 1948’den bu yana en büyük yerinden edilmeye maruz kaldığını belirtti.

Görüntülerde, İsrail’in hava saldırıları, yıkılan binalar, evlerini terk etmek zorunda kalan aile ve çocukların okullara ve derme çatma çadırlara sığınması ve zorlu yaşam şartlarını yansıtan karelere yer verildi. Açıklamada, bir nesil çocuğun travmaya uğradığı, binlercesinin öldürüldüğü, sakat bırakıldığı ve ailesiz kaldığı vurgulanarak, insanların “yaşanmaz” bir hayat sürdüğüne işaret edildi.

İsrail’in saldırılar nedeniyle 1 milyon 900 bin kişinin yerinden edildiğini belirten UNRWA, “Gazze’de 280 bin nüfusu olan Refah, şu anda 1 milyondan fazla yerinden edilmiş insanı ağırlıyor” açıklamasında bulunmuştu. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze Şeridi’nde yerinden edilenlerin kaldığı çadırlardaki yoğunluğun bulaşıcı hastalıklara yol açtığını belirtmişti.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 10 bin 300 çocuk olmak üzere, 24 bin 100 Filistinli öldürüldü, 60 bin 834 kişi yaralandı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

BM’den Türkiye İçin Enflasyon Tahmini: 2025 Yılına Kadar Çift Hanelerde Kalacak

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Teşkilatı (DESA), Türkiye’nin 2024 yılında yüzde 2,7 oranın büyüyeceğini, enflasyon oranının ise 2025 yılına kadar çift hanelerde kalacağının tahmin edildiğini açıkladı.

DESA, Türkiye’de son yıllarda uygulanan alışılmadık para politikasının, düşük faiz oranlarının ülkede üretkenliği ve ekonomik büyümeyi artırmada büyük ölçüde başarısızlık yarattığını kaydetti.

DESA, Türkiye’de, uygulanan farklı ekonomik yöntemlerin yerel para biriminin giderek zayıflamasına yol açtığını, Türk lirasının ABD doları karşısındaki değerinin, Ocak 2018 ile Kasım 2023 tarihleri arasında 3,76 Türk lirasından 28,59 Türk lirasına yükselip, değer kaybettiğini vurguladı.

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Teşkilatı (DESA), ‘’2024 Yılı Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentileri’’ raporunu yayınladı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre; DESA raporunda, Türkiye’nin 2024 yılında yüzde 2,7 oranın büyüyeceğini, enflasyon oranının ise 2025 yılına kadar çift hanelerde kalacağının tahmin edildiğini açıkladı.

Raporda, Türkiye’de ekonomi yönetiminden sorumlu yetkililerinin, 2024 yılında büyümeyi yavaşlatması beklenen enflasyonu dizginlemek için para politikasını agresif bir şekilde sıkılaştırdığı kaydedildi.

Rapora göre 2023 yılında, Türkiye, Arjantin, Venezuela, Kolombiya, Mısır, Gana, Malavi, Pakistan ve Güney Afrika’nın da bulunduğu birçok gelişmekte olan ülkenin para birimleri, yüzde 20’nin üzerinde değer kaybetti.

Raporda, Türkiye’de son yıllarda uygulanan alışılmadık para politikası, düşük faiz oranlarının ülkede üretkenliği ve ekonomik büyümeyi artırmada büyük ölçüde başarısızlık yarattığı kaydedildi.

Türkiye’de, uygulanan farklı ekonomik yöntemlerin yerel para biriminin giderek zayıflamasına yol açtığı, Türk lirasının ABD doları karşısındaki değerinin, Ocak 2018 ile Kasım 2023 tarihleri arasında 3,76 Türk lirasından 28,59 Türk lirasına yükselip, değer kaybettiği belirtildi.

Türk lirasındaki aşırı değer kaybının 2022 yılında enflasyon oranını yüzde 72’ye yükselttiği, 2023 yılında yüzde 55 oranında hala yüksek bir oranda kalacağı, 2024 yılında gevşemesinin beklediğini ancak 2025’e kadar çift haneli seviyelerde kalmasının tahmin edildiği belirtildi. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın, 23 Kasım 2023’te faiz oranlarını yüzde 40’a kadar yükseltmek zorunda kaldığı hatırlatıldı.

Kapsamlı raporda, küresel işgücü piyasasının pandemi sonrasında hızla toparlandığı, geçtiğimiz yıl birçok ülkede işsizlik oranlarının salgın öncesi seviyelerin altına düştüğü, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri ekonomilerinde neredeyse tarihi en düşük seviyelere ulaştığı ancak bu iyileşmenin özellikle gelişmekte olan ekonomilerin farklı eğilimler yaşaması nedeniyle dengesizlikler yarattığı kaydedildi.

2023 yılında, Türkiye ile birlikte Brezilya ve Çin’de işsizlik oranlarında belirgin bir düşüş görüldüğü ancak gelişmekte olan birçok ülke, özellikle Batı Asya ve Afrika ülkelerinin, yüksek işsizlik oranlarıyla mücadele ettikleri vurgulandı. Türkiye’nin işsizlikle mücadelesi sonucunda ülkedeki işsizlik oranlarının 2023’ün üçüncü çeyreğinde son dokuz yılın en düşük seviyesine ulaştığı kaydedildi.

‘’Küresel istihdam verileri daha da kötü olacak’’

Geçtiğimiz yıl, çoğu ülkede ücret artışlarının enflasyonun etkisini dengelemede başarısız olduğu, yaşam maliyetinin artışıyla birlikte yaşanan krizini daha da kötüleştiği vurgulandı. 2023 yılında, gelişmekte olan ülkelerdeki işgücü piyasası, kayıt dışı istihdam, cinsiyet eşitsizlikleri ve yüksek genç işsizliği gibi kalıcı zorluklarla yüzleşmeye devam edildiği kaydedildi.

Raporda, gelişmekte olan birçok ülkede işgücü piyasası koşullarının, zayıf beklentiler nedeniyle 2024’te muhtemelen kötüleşeceği, para sıkılaştırma politikalarının birçok ülkede istihdam üzerinde olumsuz etki yapacağı belirtildi.

Paylaşın

2023 Yılında Küresel Gıda Fiyatları Yüzde 13,7 Düştü

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 2023 yılının tamamında küresel gıda fiyatlarının yüzde 13,7 oranında düştüğünü açıkladı. En yüksek fiyat düşüşünün bitkisel yağda olduğu belirtildi.

2023’ün son aylarında düşüş tespit edilen şeker fiyatlarının ise yılın tamamında yüzde 26,7 arttığı gözlemlendi. Geçen yıl genel anlamda ürün tedarik konusunda sıkıntı yaşanmazken, pirinçte piyasalar sorun yaşadı.

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) küresel gıda fiyatlarının 2023 yılında düştüğünü açıkladı.

Dünyada en çok ticareti yapılan gıda ürünlerini inceleyen Gıda ve Tarım Örgütü’nün fiyat endeksi geçen yıl Aralık ayında 2022’nin Aralık ayına göre yüzde 10,1 düşüş kaydetti. Örgüte göre 2023 yılının tamamında ise gıda fiyatları yüzde 13,7 oranında düştü.

Geçen yıl en yüksek fiyat düşüşü bitkisel yağda oldu. FAO’nun bitkisel yağ fiyat endeksine göre, artan arz ve bitkisel yağların biyoyakıt üretiminde kullanımın azalması ile endeks yüzde 32,7 geriledi. Et fiyatlarındaki düşüş ise geçen yıl yüzde 1,8 olarak açıklandı.

Yılın tamamında fiyatı artan şekerde ise 2023’ün son aylarında düşüş tespit edildi. Kasım ayından Aralık ayına dek şeker endeksi yüzde 16,6 düştü. Organizasyona göre bu düşüşte “Brezilya’da üretimin artması ve Hindistan’da etanol üretimi için şeker kamışının kullanımının azalması” etkili oldu. Geçen yılın tamamına bakıldığında ise şeker fiyat endeksinin yüzde 26,7 arttığı gözleniyor.

BM örgütüne göre tahıl fiyatları son dönemde artışa geçmesine rağmen, piyasalar Rusya’nın önemli bir tahıl ihracatcısı olan Ukrayna’yı işgaliyle fiyatların yükseldiği 2022’ye oranla daha iyi durumda. Son aylarda tahıl fiyatlarındaki artışa gerekçe olarak önemli tahıl ihracatçısı ülkelerden buğday, mısır, pirinç ve arpa tedarikinde yaşanan sıkıntılar gösterildi.

Ancak BM örgütüne göre 2023 yılının tamamına bakıldığında tahıl fiyat endeksi yüzde 15,4 düştü. Piyasalarda özellikle pirinç konusunda sıkıntı yaşandı. El Nino hava olaylarının etkisiyle Hindistan pirinç ihracatına kısıtlama getirdi. Bu nedenle pirinç fiyat endeksi geçen yıl yüzde 21 arttı.

Küresel gıda fiyatları neredeyse son 2 yılın en düşük seviyesine gerilerken Türkiye’de Eylül 2020’den bu yana 40 aydır aralıksız yükseliyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, gıda fiyatları yıllık olarak gıda fiyatları 2023’te yüzde 72,01 artış gösterdi. Aralıkta gıda fiyatları aylık bazdaysa yüzde 4,81 arttı. Aralık ayında genel enflasyonu yüzde 64,77 düzeyindeydi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Gazze’de 136 Birleşmiş Milletler Çalışanı Öldürüldü

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, Gazze’de 75 günde 136 BM çalışanının öldürüldüğünü açıkladı. “BM tarihinde daha önce böyle birşey yaşanmamıştı” diyen Guterres,  “Çalışanlarımızın çoğu şiddet yoluyla evlerinden sürüldü” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / BM Genel Sekreteri António Guterres, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada hayatını kaybeden BM çalışanları ile Gazze’deki sivillere insani yardım için ölümü göze alarak destek veren binlerce gönüllünün çabası karşısında saygıyla eğildiğini de belirtti.

BM Genel Sekreteri Guterres, ayrıca İsrail’in Hamas ile mücadelede izlediği çizgiye yönelik eleştirilerini de tekrarladı.

“İsrail’in bu savaşı yürütme biçimi Gazze’de insani yardım dağıtmanın önünde büyük engeller oluşturuyor” ifadesini kullanan António Guterres, bölgeye insani yardımın ulaşabilmesi için güven içinde çalışabilecek insani yardım görevlilerine ihtiyaç olduğunun da altını çizdi.

İsrail’in hava ve kara saldırıları devam ediyor

New York’ta BM Güvenlik Konseyi’nin Gazze’ye daha fazla insani yardım çağrısında bulunan bir karar tasarısını dün kabul etmesinin ardından İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik hava ve kara saldırıları devam ediyor.

Gazze’nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampına düzenlenen saldırıda en az 18 kişinin öldüğü bildirildi. Bureyc mülteci kampında da insanlara, kara harekâtını sürdüren İsrail ordusu tarafından güneye gitmeleri emredildi.

Filistin resmi haber ajansı Wafa, Gazze’nin merkezindeki Nuseyrat’ta bir eve düzenlenen hava saldırısında en az 18 kişinin öldüğünü ve onlarca kişinin yaralandığını açıkladı.

Bir hava saldırısının da Gazze’nin kuzeyindeki Cibaliye’de bir su arıtma tesisini tahrip ettiği belirtildi. Nuseyrat’a yakın Bureyc sakinlerine “kendi güvenlikleri için derhal bölgeyi terk etmeleri” ve güneye, Deyr el-Belah şehrine doğru hareket etmeleri emredildi.

New York’ta BM Güvenlik Konseyi’nin oylanan tasarısı, ABD’nin veto tehdidi nedeniyle savaşın derhal durdurulması çağrısında bulunmaktan uzak kaldı. Gazze’ye insanai yardımların artırılmasına yönelik dünkü oylamada ABD ve Rusya çekimser oy kullandı.

Rakamlarla İsrail – Filistin savaşı

7 Ekim’de başlayan savaş 2007’de Hamas’ın Gazze’de kontrolü elde etmesinin ardından iki taraf arasında yaşanan savaşların açık ara en ölümcül ve en yıkıcı olanı olarak kayıtlara geçmiş durumda.

Hamas’ın İsrail’e 7 Ekim’de saldırmasının ardından İsrail Gazze’ye binlerce hava saldırısı düzenledi ve kara harekatı başlattı. Kasım sonlarında sadece bir hafta boyunca ateşkes sağlandı.

Ateşkes sırasında Hamas elindeki İsrailli rehinelerden bazılarını, İsrail’de cezaevindeki Filistinlilerden bir kısmını serbest bıraktı. 7 Ekim’den bu yana İsrail saldırılarında yaşamını yitiren Filistinililerin sayısı 20 bini aştı.

Gazze’de binlerce Filistinli yaşamını yitirirken, Batı Şeria’da da yüzlercesi hayatını kaybetti. İsrail, 7 Ekim sonrası Batı Şeria’daki baskınlarını arttırdı.

Batı Şeria’da İsrail baskınlarında 301 Filistinli yaşamını yitirdi. Hamas saldırılarında yaşamını yitiren İsrailli sayısı 1200.

İsrail’in Gazze’ye yönelik kara harekatının başlamasından bu yana ise 139 asker hayatını kaybetti. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de İsrail saldırılarında 53,320 Filistinli yaralandı. Yaralanan İsrailli sayısı 6,184.

Gazze ve Lübnan sınırında evlerini terk etmek zorunda kalan İsraillilerin sayısı 250 bin. 2,3 milyon insanın yaşadığı Gazze’de ise 1,9 milyon Filistinli evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Gazze’de rehin tutulan İsrailli sivil ve asker sayısı 129. 110 rehine ise ya serbest bırakıldı ya da kurtarıldı. Bir haftalık ateşkes sırasında İsrail cezaevlerinden serbest bırakılan Filistinlilerin sayısı ise 240.

5,405 yarım kamyonu Gazze’ye giriş yapabildi. Gazze’den İsrail’e 11,500 roket fırlatıldı. Gazze’de İsrail ordusunda vurulan hedef sayısı ise 22 binden fazla.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Yasadışı Bahis Tutarı 1,7 Trilyon Dolara Çıktı

Uluslararası organize suç örgütlerinin kontrol ettiği yasa dışı bahis piyasalarında, tahmini oynanan bahis tutarının 1,7 trilyon dolar çıktığı açıklandı. Yasadışı bahsin sporda yolsuzluğu en fazla tetikleyen faktör olduğu kaydedildi.

FIFA Başkanı Gianni Infantino, “Futbol milyarlarca dolarlık küresel bir endüstridir. Futboldaki bu yüksek ekonomik boyut futbolu, yolsuzluk ve diğer suç faaliyetleri için potansiyel bir hedef haline dönüştürüyor. Oyunun her zaman eşit olması için mücadele etmemiz gerekiyor’’ dedi.

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) 11-15 Aralık tarihlerinde ABD’nin Atlanta kentinde düzenlediği uluslararası yolsuzlukla mücadele konferansında, sporda yapılan yolsuzluklar da ele alındı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre; BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi, uluslararası organize suç örgütlerinin kontrol ettiği yasa dışı bahis piyasalarında, tahmini oynanan bahis tutarının 1,7 trilyon dolar çıktığını açıkladı.

BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi, yasadışı spor bahisleri, spor yarışmalarında hile, şike ve organize suç örgütlerinin spor dünyasına girmesiyle spordaki suçların küresel bir soruna dönüştüğünü açıkladı. Konferansta, yasadışı bahsin sporda yolsuzluğu en fazla tetikleyen faktör olduğu kaydedildi.

BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi, profesyonel sporlarda milyarlarca dolarla ifade edilen yasa dışı bahislerin küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin de etkisiyle son yıllarda çarpıcı bir artış gösterdiğini açıkladı. Spor yolsuzluklarıyla ilgili oturuma katılan uluslararası suçla mücadele kuruluşlarının temsilcileri, spordaki yolsuzluk sorununun giderek artan boyutunu dile getirdi.

FIFA Başkanı Gianni Infantino, konferansa video mesaj göndererek futbolun yolsuzluklardan korunması ve sportif adaletin sağlanmasının, yönettiği organizasyon için en önemli konu olduğunu söyledi.

Infantino, “Futbol milyarlarca dolarlık küresel bir endüstridir. Futboldaki bu yüksek ekonomik boyut futbolu, yolsuzluk ve diğer suç faaliyetleri için potansiyel bir hedef haline dönüştürüyor. Oyunun her zaman eşit olması için mücadele etmemiz gerekiyor’’ dedi.

Konferansta spor ve yolsuzlukla ilgili yapılan oturumda konuşan Asya Yasadışı Bahisle Mücadele Konseyi Başkanı James Porteous, yasadışı bahislerin artık sporda yolsuzluğu körükleyen bir numaralı faktör olduğunu söyledi ve bahislerde birçok yasal düzenlemenin 19’un yüzyılda hazırlandığını bu yasaların günümüzde internet dünyası ve küresel teknolojik gelişim şartlarına uygun olmadığını ifade etti.

Interpol’ün Yolsuzlukla Mücadele Birimi Koordinatörü Humaid Al Ameemi, halk arasında şike olarak bilinen spor müsabakalarının manipülasyonunun, kara para aklama, organize suç çetelerinin diğer yasa dışı faaliyetlerini de kapsayan küresel organize suçlara dönüştüğünü söyledi.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) üyesi, ayrıca Montreal’de 1976 yılında düzenlenen Olimpiyat Oyunlarında madalya kazanan Anita DeFrantz da sporda dürüstlük ve güvenin sağlanması için spor kuruluşları ile kolluk kuvvetleri arasındaki güçlü bir dayanışmanın şart olduğunu kaydetti.

Paylaşın