Kansere neden olan düzenli tükettiğimiz sekiz yiyecek!

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre kanser, dünyadaki ikinci önde gelen ölüm nedenidir. İnkar edilemez bir şekilde bu korkunç hastalıktan bahsetmek bile sizi endişelendirebilir, ancak çoğu zaman görmezden geldiğimiz şey, kanserin temel nedeninin günlük alışkanlıklarımıza bağlı olabileceği gerçeğidir.

Haber Merkezi / Uzmanlara göre, kanser vakalardaki artışın arkasındaki ana neden günlük yaşam tarzımız ve beslenme alışkanlıklarımızdır. Paketlenmiş gıdalardan karıştırılmış taze ürünlere kadar hepsi birlikte vücutta bir dengesizlik yaratır ve çeşitli sağlıklı sorunlarına yol açar. Bu makale, sizi doğrudan kansere maruz bırakan ve kaçınılması gereken bu tür 9 yiyecek maddesinden bahsediyor.

Beyaz un;

Hepimiz tam tahılların iyi olduğunu biliyoruz, eğer biri işlenmiş tahılların iyi olduğunu söylüyorsa, dikkat edin, sizi yanlış yönlendiriyor. İşlenmiş tahıl, örneğin rafine beyaz un doğası gereği kanserojendir. İşleme sırasında beyaz renk, klor gazı patlamasıyla ortaya çıkar. Beyaz un bunun yanı sıra, kan şekeri ve insülin seviyelerini beraberinde yükselten son derece yüksek bir glisemik indekse sahiptir.

Alkol;

Her şeyin fazlası kötüdür ve alkol de farklı değildir. Aşırı alkol tüketimi karaciğerinize zarar verir ve böbrekler üzerindeki baskıyı artırır. Aşırı alkol tüketiminin ağız, yemek borusu, karaciğer, kolon ve rektum kanseri riskini artırdığı kanıtlanmıştır. Kadınlar için günde bir, erkekler için iki kadeh içkinin güvenli olduğu tavsiye edilir.

Füme ve işlenmiş et;

Füme ve işlenmiş ette, kansere neden olduğu bilinen içeren nitrat ve nitrit kullanır. Ayrıca, kalbiniz ve sindirim sisteminiz için de kötü olduğu düşünülen yüksek yağ içeriği bakımından zengindirler. Uzmanlara göre, kanser riskini azaltmak için kişi günde 1 porsiyondan fazla yağsız kırmızı et veya haftada 3-4 porsiyon yenmelidir.

Konserveler;

Konserve yiyecekler söz konusu olduğunda, kutular sizin için tehlikelidir. Doğrudan kansere neden olan, bilinen bir hormon bozucu olan tehlikeli kimyasal BPA ile kaplı oldukları kanıtlanmıştır. Bu BPA yavaş yavaş yiyeceğe sızar ve kanserin temel nedeni haline gelir.

Gazlı içecekler;

Hepimiz gazlı içeceklerin sağlığa zararlı olduğunu ve fazla tüketildiğinde öldürücü olduğunu biliyoruz. Gazlı içecekler kanser hücrelerini çoğaltan ve riski artıran fazla miktarda şeker içerir. Ayrıca hiçbir besin değeri yoktur ve eklenen yapay kimyasalların ve renklendiricilerin varlığı nedeniyle sizi daha fazla risk altına sokar.

Patates cipsi;

İnsan vücudu için iyi olmayan tuz ve doymuş yağ bakımından zengindirler. Ayrıca, yüksek sıcaklıkta pişirilen ve kanser riskini artıran yiyeceklerde ortaya çıkan kanserojen bir kimyasal olan akrilamid bakımından da zengindirler. Bu kimyasal, sigarada da bulunur ve bu da onu tehlikeli kılar.

Salamura yiyecekler;

Bazı uzmanlar turşuyu sağlıklı bulurken, sağlık uzmanları turşunun gıdayı zehirlemenin başka bir yolu olduğunu düşünüyor. Turşu yapmanın gıdalardaki nitratları, tuzu ve yapay renklendirme içeriğini artırdığı ve mide ve kolonu etkileyen sindirim sistemi kanseriyle doğrudan bağlantılı olduğu kanıtlanmıştır. Turşuyu çok seviyorsanız, evde hazırlamanız önerilir.

Mikrodalga patlamış mısır;

Patlamış mısır hazırladığınız mikrodalga poşetinin, pankreas, böbrek, karaciğer ve mesane kanserinin nedeni olduğu kanıtlanmış PFOA adlı bir ürünle kaplı olduğunu biliyor musunuz? Torbada mısır pişirdiğinizde PFOA, tereyağında bulunan yapay trans yağ ile birlikte mısırları kaplar. Patlamış mısır, yalnızca gazlı ocakta veya geleneksel şekilde patlatıldığında sağlıklı bir atıştırmalıktır.

 

Paylaşın

Anemi (kansızlık) için en iyi beslenme planı

Anemi, vücudunuzda yeterince sağlıklı kırmızı kan hücresi olmadığında ortaya çıkar. Bu duruma esas olarak kan kaybı, kırmızı kan hücrelerinin yok edilmesi veya vücudunuzun yeterince kırmızı kan hücresi oluşturamaması neden olur. Pek çok anemi türü vardır. En sık görülen tip demir eksikliği anemisidir.

Haber Merkezi / Kırmızı kan hücreleri, hemoglobin adı verilen bir protein içerir. Hemoglobin demir doludur. Yeterli demir olmadan vücudunuz, yeterli kırmızı kan hücresi oluşturmak için ihtiyaç duyduğu hemoglobini üretemez.

Folat ve B-12 vitamini eksikliği de vücudunuzun kırmızı kan hücresi yapma yeteneğini etkileyebilir. Vücudunuz B-12’yi doğru şekilde işleyemezse, pernisiyoz anemi geliştirebilirsiniz. Aneminiz varsa, aşağıdaki plan gibi demir, B vitamini ve C vitamini açısından zengin bir beslenme önemlidir. Sağlık uzmanınızla takviyeler hakkında da konuştuğunuzdan emin olun.

Anemi beslenme planı;

Anemi tedavi planları genellikle beslenme değişikliklerini içerir. Anemi için en iyi beslenme planı, hemoglobin ve kırmızı kan hücresi üretimi için gerekli olan demir ve diğer vitaminler bakımından zengin yiyecekleri içerir. Ayrıca vücudunuzun demiri daha iyi emmesine yardımcı olan yiyecekleri de içermelidir.

Anemi tedavi planları kişiye özel olmasına rağmen, çoğu günde 150 ila 200 mg demir gerektirir. Seviyeleriniz yenilenene kadar muhtemelen demir takviyesi almanız gerekecektir. Daha fazla demir almak ve demir eksikliği anemisiyle mücadeleye yardımcı olmak için bu yiyecekleri beslenmenize ekleyin:

1. Yapraklı yeşillikler;

Yapraklı yeşillikler, özellikle koyu olanlar, demir kaynakları arasındadır. Bunlar;

  • Ispanak
  • Lahana
  • Kara lahana
  • Karahindiba yeşillikleri
  • Pazı

Pazı ve kara lahana gibi bazı yapraklı yeşillikler de folat içerir. Folat bakımından düşük bir beslenme, folat eksikliği anemisine neden olabilir. Turunçgiller, fasulye ve tam tahıllar iyi folat kaynaklarıdır.

C vitamini midenizin demiri emmesine yardımcı olur. Yapraklı yeşillikleri portakal, kırmızı biber ve çilek gibi C vitamini içeren yiyeceklerle yemek demir emilimini artırabilir. Kara lahana ve pazı gibi bazı yeşillikler hem demir hem de C vitamini için iyi kaynaklardır.

2. Kırmızı et ve beyaz et;

Kırmızı et ve beyaz et demir içerir. Kırmızı et, kuzu eti ve geyik eti en iyi kaynaklardır. Yeşil yapraklı sebzeler gibi demirli gıdalarla birlikte C vitamini açısından zengin bir meyve ile et veya kümes hayvanları yemek demir emilimini artırabilir.

3. Karaciğer;

Çoğu insan sakatat etlerinden uzak durur, ancak bunlar harika bir demir kaynağıdır. Karaciğer tartışmasız en popüler organ eti. Demir ve folat bakımından zengindir. Demir açısından zengin diğer bazı organ etleri kalp, böbrek ve sığır dilidir.

4. Deniz ürünleri;

Bazı deniz ürünleri demiri sağlar. İstiridye, istiridye, deniz tarağı, yengeç ve karides gibi kabuklu deniz ürünleri iyi kaynaklardır. Balıkların çoğu demir içerir. En iyi demir seviyesine sahip balıklar şunlardır;

  • Konserve veya taze ton balığı
  • Orkinos
  • Taze levrek
  • Taze veya konserve somon

Konserve sardalya iyi demir kaynakları olmasına rağmen, aynı zamanda kalsiyum bakımından da yüksektir. Kalsiyum demire bağlanabilir ve emilimini azaltabilir. Kalsiyum içeriği yüksek yiyecekler, demir açısından zengin yiyeceklerle aynı anda yenmemelidir. Kalsiyum açısından zengin yiyeceklerin diğer örnekleri şunlardır;

  • Günlük süt
  • Güçlendirilmiş bitki sütleri
  • Yoğurt
  • Kefir
  • Peynir

5. Güçlendirilmiş gıdalar;

Pek çok yiyecek demir ile güçlendirilmiştir. Vejeteryansanız veya diğer demir kaynaklarını yemekte zorlanıyorsanız, bu yiyecekleri beslenmenize ekleyebilirsiniz;

  • Güçlendirilmiş portakal suyu
  • Güçlendirilmiş yemeye hazır tahıllar
  • Beyaz ekmek gibi zenginleştirilmiş rafine undan yapılan yiyecekler
  • Güçlendirilmiş makarna
  • Güçlendirilmiş mısır unu ile yapılan yiyecekler
  • Güçlendirilmiş beyaz pirinç

6. Fasulye;

Fasulye, vejeteryanlar ve et yiyenler için iyi demir kaynaklarıdır. Ayrıca ucuz ve çok yönlüdürler. Demir açısından zengin bazı seçenekler;

  • Fasulye
  • Nohut
  • Soya fasulyesi
  • Börülce
  • Barbunya
  • Kara fasulye
  • Bezelye
  • Lima fasulyesi

7. Kuruyemiş ve tohumlar;

Pek çok kuruyemiş ve tohum türü iyi demir kaynaklarıdır. Demir içeren bazı kabuklu yemişler ve tohumlar şunlardır:

  • Kabak çekirdeği
  • Kaju fıstığı
  • Antep fıstığı
  • Kenevir tohumu
  • Çam fıstığı
  • Ay çekirdeği

Hem çiğ hem de kavrulmuş kuru yemişler benzer miktarda demir içerir. Badem ayrıca iyi bir demir kaynağıdır. Sağlıklı beslenme planının bir parçası olarak harikadırlar, ancak kalsiyum bakımından da yüksek oldukları için demir seviyenizi çok fazla artırmayabilirler.

Tek bir gıda anemiyi tedavi edemez. Ancak koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler ve tohumlar, deniz ürünleri, et, fasulye ve C vitamini açısından zengin meyve ve sebzeler açısından zengin genel olarak sağlıklı bir beslenme, anemiyi yönetmek için ihtiyacınız olan demiri almanıza yardımcı olabilir.

Takviyeleri sağlık uzmanınızla konuştuğunuzdan emin olun çünkü tek başına beslenme yeterince demir almak zordur. Dökme demir tava, anemi beslenme planının temelidir. Dökme demirde pişirilen yiyecekler tavadaki demiri emer. Asidik yiyecekler en çok demiri emer ve kısa süreli pişirilen yiyecekler en az emer.

Anemi için bir beslenme planı uygularken şu yönergeleri unutmayın:

  • Demir emilimini engelleyen yiyecek veya içeceklerle demir açısından zengin yiyecekler yemeyin. Bunlar arasında kahve veya çay, yumurta, oksalat içeriği yüksek yiyecekler ve kalsiyum içeriği yüksek yiyecekler bulunur
  • Emilimini artırmak için demir açısından zengin yiyecekleri portakal, domates veya çilek gibi C vitamini açısından zengin yiyeceklerle yiyin
  • Emilimini artırmak için kayısı, kırmızı biber ve pancar gibi beta karoten içeren yiyeceklerle demir açısından zengin yiyecekler yiyin
  • Demir alımınızı artırmak için gün boyunca çeşitli hem ve hem içermeyen demir yiyecekler yiyin
  • Demir emilimini artırmak için mümkün olduğunca hem hem içeren hem içermeyen demir yiyecekleri birlikte yiyin
  • Kırmızı kan hücresi üretimini desteklemek için folat ve B-12 vitamini açısından zengin yiyecekler ekleyin

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Daha sağlıklı bir beyne sahip olmak için birkaç ipucu!

Sağlıklı bir yaşam tarzı, yüksek tansiyon, diyabet ve obezite gibi risk faktörlerini önlemenize yardımcı olabilir. Bu risk faktörlerinden bir veya daha fazlasına zaten sahipseniz, koşulları tersine çevirebilecek ve beyin sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olabilecek yaşam tarzı değişiklikleri yapabilirsiniz.

Haber Merkezi / Yaşlandıkça vücudunuzdaki ve beyninizdeki değişiklikler normaldir. Bununla birlikte, beyin fonksiyonlarındaki düşüşü yavaşlatmak ve Alzheimer veya diğer demansları geliştirme riskini en aza indirmek için yapabileceğiniz bazı şeyler var. Bunlardan birkaçı;

1. Düzenli egzersiz yapın

Egzersizin bilinen birçok faydası vardır ve düzenli fiziksel aktivitenin beyne fayda sağladığı da bilinmektedir. Birden fazla araştırma çalışması, fiziksel olarak aktif olan kişilerin zihinsel işlevlerinde bir düşüş yaşama olasılığının daha az olduğunu ve Alzheimer hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğunu göstermektedir.

Bu faydaların egzersiz sırasında beyninize artan kan akışının bir sonucu olduğu düşünülüyor. Haftada birkaç kez 30-60 dakika egzersiz yapmayı hedefleyin. Kalp atış hızınızı artıran yürüyüşler yapabilir, yüzebilir, tenis oynayabilir veya herhangi bir orta derecede aerobik aktivite yapabilirsiniz.

2. Bol bol uyuyun

Uyku, beyin sağlığınızda önemli bir rol oynar. Uykunun beyninizdeki anormal proteinleri temizlemeye yardımcı olduğu ve anıları pekiştirerek genel hafızanızı ve beyin sağlığınızı artıran bazı teoriler vardır.

İki veya üç saatlik artışlarla parçalanmış uyku yerine, her gece arka arkaya yedi ila sekiz saat uyumaya çalışmanız önemlidir. Ardışık uyku, beyninize anılarınızı etkili bir şekilde pekiştirmesi ve depolaması için zaman verir. Uyku apnesi beyninizin sağlığı için zararlıdır ve arka arkaya saatlerce uyumakta zorlanmanızın nedeni olabilir. Siz veya bir aile üyesi uyku apneniz olduğundan şüpheleniyorsanız, sağlık uzmanınızla konuşun.

3. Beslenmenize dikkat edin

Beslenme beyin sağlığınızda büyük rol oynar. Bitki bazlı gıdaları, kepekli tahılları, balıkları ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağları vurgulayan bir Akdeniz diyeti uzmanlar tarafından tavsiye edilir.

4. Zihinsel olarak aktif kalın

Beyniniz bir kasa benzer – onu kullanmanız gerekir yoksa kaybedersiniz. Beyninizi formda tutmak için yapabileceğiniz birçok şey var, örneğin bulmaca veya sudoku çözmek, okumak, veya bir yapboz yapmak gibi. Beyninizi çapraz çalıştırmayı düşünün. Bu nedenle, etkinliği artırmak için farklı aktiviteler dahil edin. Son olarak, çok fazla televizyon izlemeyin, çünkü bu pasif bir faaliyettir ve beyninizi uyarmak için çok az şey yapar.

5. Sosyal etkileşimlerde bulunun

Sosyal etkileşim, hafıza kaybına katkıda bulunabilecek depresyon ve stresi önlemeye yardımcı olur. Sevdiklerinizle, arkadaşlarınızla ve diğerleriyle bağlantı kurma fırsatlarını arayın, özellikle de yalnız yaşıyorsanız. Hücre hapsini beyin atrofisine bağlayan araştırmalar var, bu nedenle sosyal olarak aktif kalmak ters etkiye sahip olabilir ve beyninizin sağlığını güçlendirebilir.

Paylaşın

Vitamin almak için en iyi zaman ne zaman?

Vitaminleri almak için en iyi zaman, aldığınız vitamin türene bağlıdır. Bazı vitaminler en iyi zaman yemekten sonra, bazıları için ise aç karnına alınan zamandır. Her gün aynı saatte vitamin alma rutini oluşturmak sağlıklı bir alışkanlık oluşturacaktır. Bu aynı zamanda vitamin takviyenizden en iyi şekilde yararlanmanıza yardımcı olacaktır.

Haber Merkezi / Vücudunuzdaki her vitamin aynı şekilde parçalanmaz. Bu nedenle, vitaminin size en fazla faydayı sağlayacağı bir zaman diliminde alıp almadığınızı bilmek iyi bir fikirdir.

Yağda çözünen vitaminler;

Yağda çözünen vitaminleri almak için en uygun zaman akşam yemeğinizdir. Yağda çözünen vitaminler vücudumuzda yağlar kullanılarak çözülür. Daha sonra kan dolaşımımıza taşınırlar ve temel işlevleri yerine getirirler. Bu vitaminler arasında A vitamini, K vitamini, E vitamini ve D vitamini bulunur .

Vücudumuz fazladan yağda çözünen vitaminler aldığında, bunlar karaciğerde depolanır. Bu vitaminler, onları emmenize yardımcı olmak için en iyi doymuş yağlar veya sıvı yağlar içeren bir yemekle alınır.

Suda çözünen vitaminler;

Suda çözünen vitaminler en iyi aç karnına emilir. Bu, sabah ilk iş olarak, yemekten 30 dakika önce veya yemekten iki saat sonra alınması anlamına gelir.

Suda çözünen vitaminler, vücudunuzun kullanabilmesi için suda çözünür. C vitamini, tüm B vitaminleri ve folat (folik asit) suda çözünür. Vücudunuz ihtiyacı olan vitamini alır ve geri kalanını idrarla atar. Vücudunuz bu vitaminleri depolamadığından, bunları beslenmenize dahil etmek veya bir takviye almak iyi bir fikirdir.

B vitamini

Güne iyi bir başlangıç ​​için sabah uyandığınızda aç karnına bir B vitamini alın. B vitaminleri, enerji artırıcı ve stresi azaltan, suda çözünen özel bir vitamin ailesidir. En popüler B vitaminlerinden bazıları B-2 , B-6 ve B-12’dir. B vitaminleri, hissettiğiniz stresi azaltabilir ve ruh halinizi iyileştirebilir.

Doğum öncesi vitamin almak;

Doğum öncesi vitaminler bir multivitamin olduğundan, bunları öğle yemeğinden önce almak, içerdikleri her şeyi emmek için en uygun zamandır. Doğum öncesi vitaminler kalsiyum, demir ve folik asit içermelidir.

Bazı kadınlar doğum öncesi beslenmelerine vitamin eklenmesinin mide bulantısı ve kabızlık gibi bazı durumlara neden olduğunu söylemektedir.

Vitaminleri sabah ilk iş olarak veya yemeksiz almak sizi hasta ediyorsa, yatmadan hemen önce almayı deneyin. Doğum öncesi vitaminlerin faydaları birikimlidir, bu yüzden en önemli şey onları her gün almanızdır.

Bazı vitaminler vücutta depolanamaz ve her gün besinlerle veya takviyelerle alınmalıdır. Hamilelik sırasında folik asit almanın spina bifida ve diğer nöral tüp kusurlarına karşı koruma sağladığı bilinmektedir. Mümkünse, hamile kalmadan önce bir yıl boyunca folik asitli doğum öncesi vitaminleri almak en iyisidir.

Vitamin alırken ne yapmamalı?

Vitamin takviyeleri genel sağlığınıza fayda sağlayabilir. Ancak bazı vitaminleri aşırı dozda alabilirsiniz ve bazıları yan etkilere neden olabilir. Vitaminleriniz ve aldığınız ilaçlar arasındaki olası etkileşimlerin farkında olun. Ayrıca, vitamin takviyenizden önerilen miktardan fazlasını almayın.

Hamileyseniz, doğum öncesi vitaminlerinizi asla ikiye katlamayın. Örneğin, fazladan demire ihtiyacınız varsa, doğum öncesi vitamini ve fazladan demir takviyesi alın. Doğum öncesi vitaminleri ikiye katlarsanız, bebeğe zararlı olabilecek çok fazla A vitamini (retinol) elde edebilirsiniz.

Yediğiniz diğer yiyeceklerin farkında olun, böylece herhangi bir vitaminden çok fazla almazsınız. Bu, vücudunuzun dengesini bozabilir. Pek çok tahıl, “zenginleştirilmiş” süt ürünleri ve tahıl ürünlerinde satış noktaları olarak vitaminler eklenmiştir. Hamileyseniz ve emziriyorsanız ne aldığınız konusunda her zaman dikkatli olun. Çoğu takviye, bebek güvenliği için iyi test edilmemiştir. Takviyeleri her zaman güvenilir bir kaynaktan seçin.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Aşırı tuz tüketiminin sekiz zararı

Tuz, sadece yemeğimize lezzet katmakla kalmaz, aynı zamanda vücudumuzu hayal edemeyeceğiniz şekillerde de etkiler. Hepimiz biliyoruz ki, iyotun birincil kaynağı olan tuz beslenmemize dahil edilmediği takdirde guatr denen bir duruma yol açabilir, ancak aynı tuz fazla tüketildiğinde rahatsız edici durumlara yol açabilir.

Haber Merkezi / Öyleyse, aşırı tuz tüketiminin vücudumuza verdiği zararları öğrenmek için makalemizi okumaya devam edin…

1. Şişkinlik

Tuz tüketim miktarını azaltmak aslında burada size yardımcı olabilir. Aşırı tuz tüketimi vücudumuzdaki sodyum seviyesini yükseltir. Bu, vücudumuzun fazladan sıvı tutmasına ve şişkinliğe neden olmasına neden olur. Bu yüzden fazla tuzu azaltın ve farkı kendiniz görün.

2. Yüksek Kan Basıncı

Tuzun kan basıncıyla tutarlı bir ilişkisi olduğu konusunda hiçbir şüphe yoktur. Tuz alımı ne kadar fazlaysa, vücudumuzdaki sodyum miktarı o kadar fazla ve sodyum içeriği ne kadar fazlaysa kan basıncı o kadar yüksek olur. Yapılan araştırmalara göre tuz içeriğinde yaklaşık 4.6 gram azalma tansiyonu düşürüyor. Yüksek tansiyonun olumsuz etkilerini göz önünde bulundurarak, vücudunuzdaki sodyum miktarını kontrol etmek için tuz alımınızı takip etmeniz şiddetle tavsiye edilir.

3. Daha yüksek kalp hastalığı oranı

Sodyum vücudumuz için çok önemlidir, ancak fazlası aslında beraberinde zararlı etkiler getirebilir. Aslında, koroner kalp hastalığı, kalp yetmezliği ve felçleri kapsayan kardiyovasküler hastalıklarla ilgilidir; ve aşırı tuz tüketimi aslında tehdidini ikiye katlıyor. Buna yatkın kişiler sigara içenler, yaşlılar, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olan kişilerdir. Bu yüzden onlardan biriyseniz, tuz alımınıza çok dikkat etmelisiniz.

4. Bilişsel yetenekler kötüleşiyor

Kan basıncındaki artış beyin sorunları ile bağlantılıdır. Aşırı tuz tüketen ve hareketsiz bir yaşam tarzı izleyen insanlar, vücutlarını bilişsel yeteneklerinde bir düşüşe eğilimli hale getirebilirler. Bu nedenle, hem zihinsel hem de fiziksel olarak zinde olan sağlıklı bir vücut için yüksek tuzlu diyetten kaçının ve her gün yaklaşık 30 dakika egzersiz yapmalısınız.

5. Böbrek sorunları

Böbrekler, atık ürünlerin kandan süzülmesinde önemli bir rol oynarlar. Başarısızlığı kandaki sıvı dengesizliğine, anormal kan oranına ve nihayetinde ölüme neden olabilir. Yüksek tansiyon, arterlerde ekstra zorlanmaya neden olarak böbrek yetmezliğine neden olabilir ve sonuçta böbrek yetmezliğine yol açar. Bir araştırmaya göre, böbrek hastalığı olan insanlar daha az tuz tükettiklerinde, böbrek davranışlarında bir iyileşme gördüler ve dolaylı olarak tuz tüketiminin böbrek sağlığı ile bağlantılı olduğunu belirttiler.

6. Tuz alışkanlığı

Sıklıkla, daha yüksek miktarda tuz tüketme alışkanlığı olan kişilerin, damak tadına daha çok can attığı söylenir. Bu istekleri gidermek için, doğrudan tuz tüketmek yerine tuz ikamelerini tercih etmeniz önerilir. Örneğin, salatalarınız için baharat ararken, üzerine tuz serpmek yerine, kırmızı biber tercih edin. Gereksiz sodyum alımını azaltmak için bu kadar lezzetli ikameleri deneyin.

7. İnme

Yüksek tuz tüketimi kanımızda daha yüksek sodyum miktarına yol açar, daha yüksek sodyum yüksek tansiyona ve sonuçta felce yol açabilir. Vücudumuzdaki sodyum miktarını kontrol etmeye yardımcı olduğu için diyetinizdeki tuz miktarını düşürerek felçler halledilebilir.

8. Cilt

Tuzun cildiniz üzerinde nasıl bir etkisi olabileceğini merak ediyor olmalısınız? Fazla tuz tüketimi, şişmiş kollar, bacaklar veya ayak bileklerinin bir durumu olan ödeme neden olur. Ödem aşırı bir durum olsa da, fazla tuz bazen şişkin bir cilt bırakabilir ve kimse bunu istemez, değil mi?

Paylaşın

Hangi yiyecekler diyabete yardımcı olur?

Yeni diyabet (şeker) hastalığı teşhisi konan kişiler için ilk sorulardan biri ‘ne yiyebilirim’. Diyabete yardımcı olabilecek yiyecekler öneren birçok haber ve sağlıklı yaşam dergisinin bilgileri çok kafa karıştırıcı olabilir.

Bu bilgilerin daha anlamlı olmasını sağlamak için, hangi yiyeceklerin diyabete yardımcı olabileceğine dair HABERKAOS ekibi olarak hazırladığımız rehberi sizlere sunuyoruz.

Mantıklı bir diyabetik diyet seçmek;

Aşağıdaki yönergeler, diyabetik diyet için iyi bir temel sağlar.

  • Düşük GI’li yiyecekler (glisemik indeks)
  • Yağsız et, balık veya diğer protein kaynaklarını dahil edin
  • Bol miktarda lif ekleyin
  • Nispeten düşük miktarda doymuş yağ ve tuz almaya çalışın
  • Meyve ve sebzeler

Meyve ve sebzeler;

Bazı sebzelerin kan şekeri üzerinde diğerlerinden daha fazla etkisi vardır, bu nedenle daha düşük GI değerine sahip sebzeleri seçmeniz gerekebilir.

Meyveler aynı zamanda iyi bir lif ve vitamin kaynağıdır, ancak diyabet hastaları genellikle bazı meyvelerin kan şekeri seviyeleri açısından diğerlerinden daha iyi olduğunu göreceklerdir.

Protein;

Protein, vücut tarafından karbonhidratlardan daha yavaş parçalandığı için çok faydalı olabilir. Protein, kan şekeri üzerinde daha az etkiye sahiptir ve daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olabilir. İyi protein kaynakları arasında yağlı balıklar, derisiz tavuk, yağsız etler bulunur.

Tam tahıllar;

Tam tahıllı yiyecekler, yulaf, arpa, buğday içeren yiyeceklerdir. Tahıllardan yapılan yiyecekler oldukça yüksek karbonhidrat konsantrasyonuna sahiptir, bu nedenle şeker hastaları, kan şekerlerinin çok yüksek olup olmadığını görmek için tahıl bazlı yiyecekleri yemeden önce ve sonra kan şekerlerini test ederek fayda sağlayacaktır .

Sade un, pek çok ekmek, beyaz pirinç ve hamur işleri gibi çoğu modern yiyecekler fazla işlenmiş tahıllardan yapılır. Bununla birlikte, tam tahıl çeşitleri de mevcuttur.

Kuruyemişler, yeşillikler ve baharatlar;

Kuruyemişler iyi bir yemek seçimi olabilir. Tuzlu kuruyemişlerden kaçının ve yüksek kalori değerine sahip oldukları için yediğiniz kuruyemişlerin miktarını sınırlamaya çalışın. Kalorilerin sizi tamamen alıkoymasına izin vermeyin, kuruyemişler harika bir lif ve vitamin kaynağıdır ve kolesterol için faydalı olabilir.

Yeşillikler ve baharatlar sadece yemeğe lezzet katmanın harika bir yolu değil, aynı zamanda iyi bir vitamin kaynağıdır. Yiyeceklere bitki ve baharat eklemek, fazladan tuz eklemenin yerine geçmeye yardımcı olabilir.

Diyabet hastaları hangi gıdalardan kaçınmalıdır?

Aşağıda sıralanan önerilerin tümünü sınırlamaya çalışın:

  • Beyaz ekmek, beyaz makarna ve hamur işleri
  • Hazır yemekler

Bazı insanlar bu yiyecekleri beslenmelerinde tamamen çıkarmakta rahat olabilirken, diğerleri bu yiyeceklerden bazılarını ara sıra dahil beslenmelerine dahil etmek isteyebilir. İşin püf noktası, makul bir sınır seçebilmek ve ona bağlı kalabilmektir.

Kan şekeri ölçüm cihazınıza göre yemek yiyin;

Herkes farklıdır, bu yüzden bir kişi için işe yarayan bir şey, bir başkası için işe yarayacağının garantisi değildir. Genel kuralları bilmeye ve bunlardan haberdar olmaya ve ardından farklı yiyeceklerin şeker seviyenizi nasıl etkilediğini görmek için test etmeye değer.

Denenmiş ve test edilmiş yöntemlerden biri, yemeden önce kan şekerinizi test ederek (normalde yaptığınız gibi herhangi bir ilacı alarak) ve ardından iki saatlik aralıklarla kanınızı test ederek farklı yiyecekleri ve yemekleri denemektir.

Yemekten önce, 2 saat sonra ve 4 saat sonra kan testi, çoğu öğün için iyi bir test olacaktır, ancak bazı düşük GI gıdalar (tam öğün makarna gibi), yemeğin etkisini görmek için 6 saat sonra teste ihtiyaç duyabilir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Diyabet (şeker) hastaları için sağlıklı beslenme ipuçları

Diyabet (şeker) hastalığı teşhisi konan ve ne yiyeceklerini araştırmaya başlayan insanlar çok çeşitli bilgilerle karşı karşıya kalmaktadırlar. HABERKAOS ekibi olarak uzmanların önerileri çerçevesinde diyabet hastalarının beslenirken dikkat etmesi gereken noktaları sizler için derledik…

Uzmanların açıklamaları kapsamında düşük karbonhidratlı, az yağlı, Akdeniz ve diğer birçok diyet çeşitti insanlar tarafından kan şekeri seviyelerini kontrol etmede kullanılır. Mevcut diyetlerin çeşitliliğine rağmen, diyetlerin çoğunun içerdiği bir dizi ortak tavsiye vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz;

  • Cips, bisküvi veya hazır yemek gibi yiyeceklere bağımlı olmaktan kaçının
  • Her ana öğünde iyi bir sebze yemeği yemeye özen gösterin
  • Et, balık, süt ürünleri, tuzsuz kuruyemiş ve zeytinyağı gibi sağlıklı kaynaklardan vucüdun ihtiyacı olan yağı almaya çalışın
  • Haftada en az iki kez yağlı balık yemeyi hedefleyin

  • Nişastalı yiyecekleri seçerken, beyaz versiyonlardan kaçının ve daha yüksek lif içeriğine sahip versiyonları seçin
  • Yemeklerde yüksek miktarda karbonhidrat kan şekeri seviyelerini olumsuz etkileyeceğinden, karbonhidratı ölçülü tüketmeye çalışın
  • Bütün meyve daha fazla lif içerdiğinden ve şeker seviyesini daha az etkilediğinden, meyve suyu yerine bütün meyveyi tüketin
  • Tükettiğiniz yemeğin porsiyon boyutlarının farkında olun

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Güvenli ve hızlı nasıl kilo alınır? Detaylar

Düşük kilolu olanlar daha sağlıklı olmak ve görünmek, zayıf olmayan ancak biraz kas yapmak isteyen insanlarda kilo almak isteyebilir. İster zayıf olun, ister sadece kas ağırlığı kazanmak için mücadele edin, kilo almada temel prensipler aynıdır. 

Zayıf olmak, vücut kitle indeksinin (BMI) 18.5’in altında olması olarak tanımlanır. Bunun optimal sağlığı sürdürmek için gereken vücut kütlesinden daha az olduğu tahmin edilmektedir. Bununla birlikte, BMI ölçeğinde yalnızca kilo ve boyla ilgilenen birçok sorun olduğunu unutmayın. Örneğin; kas kütlesini hesaba katmaz. Bazı insanlar doğal olarak çok zayıftır ama yine de sağlıklıdır. Bu ölçeğe göre zayıf olmak, mutlaka bir sağlık sorununuz olduğu anlamına gelmez.

Obezite şu anda dünyanın en büyük sağlık sorunlarından biridir. Bununla birlikte, zayıf olmakta sağlığınız için kötü olabilir. Bir araştırmaya göre, düşük kilolu olmak, erkeklerde yüzde 140, kadınlarda ise yüzde 100 daha erken ölüm riski oluşturabilmektedir. Buna karşılık, obezite yüzde 50 daha fazla erken ölüm riski ile ilişkilendirilir, bu da zayıf olmanın sağlığınız için daha da kötü olabileceğini gösteriyor.

Düşük kilolu olmak ayrıca bağışıklık sistemini bozabilir, enfeksiyon riskinizi artırabilir, osteoporoz ve kırıklara yol açabilir ve doğurganlık sorunlarına neden olabilir. Dahası, zayıf olan kişilerin sarkopeni (yaşa bağlı kas kaybı) olma olasılığı ve bunama riski daha yüksek olabilir.

Sağlıksız kilo kaybına neden olabilecek birkaç tıbbi durum vardır;

  • Yeme bozuklukları; Bu, ciddi bir zihinsel bozukluk olan anoreksiya nervozayı içerir
  • Tiroid sorunları; Aşırı aktif tiroid (hipertiroidizm) metabolizmayı hızlandırabilir ve sağlıksız kilo kaybına neden olabilir
  • Çölyak hastalığı; Gluten intoleransının en şiddetli şeklidir. Çölyak hastalığı olan çoğu insan buna sahip olduklarını bilmiyor
  • Diyabet; Kontrolsüz diyabete sahip olmak (esas olarak tip 1) ciddi kilo kaybına neden olabilir
  • Kanser; Kanserli tümörler genellikle büyük miktarda kalori yakar ve çok fazla kilo vermeye neden olabilir
  • Enfeksiyonlar; Bazı enfeksiyonlar, bir kişinin aşırı derecede zayıf olmasına neden olabilir. Buna parazitler, tüberküloz ve HIV / AIDS dahildir

Sağlıklı nasıl kilo alınır?

Kilo almak istiyorsanız, bunu doğru yapmak çok önemlidir. Bu nedenle, sağlıklı yiyecekler yemek ve genel olarak sağlıklı bir yaşam tarzı yaşamak kesinlikle çok önemlidir.

Vücudunuzun yaktığından daha fazla kalori tüketin; Kilo almak için yapabileceğiniz en önemli şey, bir kalori fazlası yaratmaktır, yani vücudunuzun ihtiyaç duyduğundan daha fazla kalori tüketirsiniz. Yavaş ve istikrarlı bir şekilde kilo almak istiyorsanız, her gün yaktığınızdan 300-500 kalori daha fazlasını hedefleyin. Hızlı kilo almak istiyorsanız 700-1.000 kaloriyi hedefleyin.

Bol protein tüketin; Sağlıklı kilo almak için en önemli ve tek besin proteindir. Kas proteinden yapılır ve onsuz bu ekstra kalorilerin çoğu vücut yağına dönüşebilir. Bununla birlikte, proteinin iki ucu keskin bir kılıç olduğunu unutmayın. Aynı zamanda oldukça doyurucudur, bu da açlığınızı ve iştahınızı önemli ölçüde azaltabilir ve yeterli kalori almayı zorlaştırabilir. Kilo almaya çalışıyorsanız, vücut ağırlığınızın kilogramı başına 0.7-1 gram protein (kilogram başına 1.5-2.2 gram protein) hedefleyin. Yüksek proteinli yiyecekler arasında etler, balıklar, yumurtalar, birçok süt ürünü, baklagiller, kuruyemişler ve diğerleri bulunur. Peynir altı suyu proteini gibi protein takviyeleri , diyetinizde yeterince protein almakta zorlanıyorsanız yararlı olabilir.

Bol karbonhidrat ve yağ, günde en az 3 kez yiyin; Birçok insan kilo vermeye çalışırken karbonhidrat veya yağı kısıtlamayı dener. Yeterli kalori almayı zorlaştıracağından, hedefiniz kilo almaksa bu kötü bir fikirdir. Kilo almak sizin için bir öncelikse, bol miktarda yüksek karbonhidratlı ve yüksek yağlı yiyecekler yiyin. Her öğünde bol miktarda protein, yağ ve karbonhidrat tüketmek en iyisidir. Günde en az üç öğün yemek yediğinizden emin olun ve mümkün olduğunca enerji yoğun atıştırmalıklar eklemeye çalışın.

Enerji yoğun gıdalar tüketin ve soslar, baharatlar ve çeşniler; Yine, çoğunlukla tek bileşenli yiyecekler yemek çok önemlidir. Sorun şu ki, bu yiyecekler işlenmiş abur cuburlardan daha doyurucu olma eğilimindedir ve bu da yeterli kalori almayı zorlaştırır. Bol baharat, sos ve çeşni kullanmak bu konuda yardımcı olabilir. Yemeğiniz ne kadar lezzetli olursa, bol bol yemek o kadar kolay olur.

İşte kilo almak için mükemmel olan enerjisi yoğun yiyecekler;

  • Kuruyemiş; Badem, ceviz, fındık, macadamia fıstığı, yer fıstığı vb.
  • Kuru meyve; Kuru üzüm, hurma, kuru erik ve diğerleri
  • Yüksek yağlı süt ürünleri; Tam yağlı süt, tam yağlı yoğurt, peynir, krema.
  • Katı ve sıvı yağlar; Sızma zeytinyağı ve avokado yağı
  • Tahıllar; Yulaf ve esmer pirinç gibi tam tahıllar
  • Et; Tavuk, sığır eti, kuzu eti vb. Daha yağlı kesimleri seçin
  • Yumrular; Patates, tatlı patates ve tatlı patates.
  • Bitter çikolata, avokado , fıstık ezmesi, hindistan cevizi sütü, granola, patlıcan karışımları

Ağırlık çalışın; Fazla kalorilerin yağ hücreleriniz yerine kaslarınıza gittiğinden emin olmak için haftada 2-4 kez ağırlık çalışın.

Kilo almak için 10 ipucu;

  • Yemeklerden önce su içmeyin
  • Daha sık yemek yiyin
  • Kilo aldırıcı sallamaları deneyin
  • Büyük tabaklar kullanın
  • Kahvenize krema ekleyin
  • Kreatin alın
  • Önce proteini, sonra sebze
  • Sigara içmeyin

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Spor ve beslenme, öneriler

Sağlıklı bir yaşam için beslenmenin ve sporun önemi çok eskiden beri bilinen bir gerçektir. Beslenme ve spor ilişkisi sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazlarıdır. İster yürüyüş yapın, ister pilates yapın, ister fitnes yapın, isterseniz  maraton koşun…

Hangi sporu yaparsanız yapın, spor yapanların sağlığın korunması, dayanıklılığın artması, konsantrasyon ve dikkat yeteneğinin iyi olması ve spordan maksimum faydayı sağlamak için sağlıklı beslenmelisiniz.

Canlıların yaşamlarını sürdürebilmesi, büyüme ve gelişmesi, sağlıklarını koruyabilmesi ve yeniden kazanabilmesi, gerekli hareket ve işleri yapabilmesi için besinlerin yeterli ve dengeli olarak kullanılmasına beslenme diyebiliriz.

Yeterli beslenme; Genellikle vücudun yaşam ve çalışmasının sürdürülebilmesi için gerekli enerjinin sağlanmasıdır. (Enerji veren besin öğeleri: karbonhidrat, yağ, protein)

Dengeli beslenme; Vücut için gerekli enerjinin yanı sıra, tüm besin öğelerinin gereksinim kadar alınmasıdır.

Besin; sağlığın ve vücut fonksiyonlarının korunması veya diğer bir deyişle yaşamın ve büyümenin sürdürülmesi için tüketilen bir maddedir.

Besinlerimiz, 3 temel besin maddesi olan yağlar, karbonhidratlar ve proteinler, bunların yanı sıra mineral maddeler, iz elementleri (demir, çinko, iyot vb. gibi), vitaminler, aroma maddeleri ve sudan olan karışımlarıdır.

Yeterli ve dengeli beslenerek sağlıklı bir yaşam sürdürmek için;

  • Uzun süren açlıklardan kaçınılmalı, azar azar sık sık beslenme alışkanlığı sağlanmalıdır
  • Fizik aktivite düzeyi artırılmalıdır
  • Total yağ tüketimi günlük enerji gereksiniminin %30’u civarında olmalıdır
  • Günlük saf şeker tüketimi azaltılmalıdır
  • Tuz ve tuzlu yiyecek tüketimi azaltılmalıdır
  • Daha çok posalı yiyecekler tercih edilmelidir
  • Yenilen besinlerin temizliğine özen gösterilmelidir
  • Kalori alınımı obeziteyi önleyecek düzeyde azaltılmalı, arzu edilen vücut ağırlığı sağlanmalıdır
  • Alkollü içki tüketilmemeli veya tüketimi sınırlandırılmalıdır
  • Sigara içilmemelidir
  • Stresten mümkün olduğu kadar kaçınmalıdır

Sporcu beslenmesinin önemi;

Beslenme kavramı spor olgusu içerisinde, kimine göre sihirli bir değnek, kimine göre ise zorunlu bir eğitim ve uygulama sürecini ifade eder. Organizmanın günlük 50 çeşidin üzerinde besin öğesine gereksinimi bulunduğunu düşünürsek, besin öğelerinin belirli bir süre yetersiz tüketimi veya birkaçının tüketilmemesi halinde, sağlık ve performansın olumsuz yönde etkileneceği sonucuna ulaşırız.

Beslenme bütündür ve sporcunun performansını en üst düzeye çıkaracak sihirli yiyecek ve içecekler yoktur. Önemli olan sporcunun, sporcu beslenmesi kuralları içerisinde, yeterli ve dengeli beslenmesinin sağlanmasıdır. Dengeli bir beslenme ile gelişme gösteren sporcu performansının, yapılan araştırmalar yetersiz beslenme ile düşeceği sonucuna varmışlardır.

Alınan temel besin öğelerinde önemli ölçüde bir yetersizlik olmadığı sürece, beslenme durumu sihirli bir şekilde kısa sürede performansı etkilemeyerek, örneğin 100m koşu süresini yarıya indirmeyecektir. Fakat yıllık sezon süresince optimal beslenme ile performansta farklılık yaratabilmektedir. Sağlıklı kalmak, kendini iyi hissetmek için yoğun antrenman yaparak, kondüsyonu artırmak mümkün olabilmektedir. Bu şartların sağlanması ise kazanma ve kaybetme arasındaki farkı belirlemektedir.

Bir sporcunun beslenmesinde gözetilmesi gereken 5 temel hedef;

  • Antrenman taleplerini karşılamak için yeterli enerji alımı
  • Kas ve karaciğer glikojen depolarının yenilenmesi için yeterli karbonhidrat alımı
  • Dokuların (özellikle kas dokusu) büyümesi ve onarımı için yeterli protein alımı
  • Sağlıklı bir bağışıklık sistemini sürdürmek için yeterli ve dengeli bir diyet (örneğin, proteinler, antioksidan vitaminler)
  • Yeterli sıvı alımı (hidrasyon)

Bir sporcu vücut ağırlığını ve sağlığını korumak ve egzersiz etkilerini en üst düzeye çıkarmak için yeterli enerji tüketmelidir. Negatif enerji dengesi yani alınan enerjinin harcanan enerjiden az olması kas kütlesi kaybına, adet düzensizliğine, kemik dokusu kaybı veya yoğunluğunun azalmasına ve yorgunluk hissinin, yaralanma ve hastalık riskinin ve toparlanma sürecinin artmasına neden olur. Bu nedenle bir sporcunun cinsiyeti, yaptığı spor branşı, antrenman süresi ve sıklığı gözetilerek yeterli enerji alımının sağlaması gerekmektedir.

Sporcuların karbonhidrat alımı öncelikle dinlenme veya hafif antrenman günleri için planlanırken ağır antrenman günlerinde, performansı desteklemek ve toparlanmayı kolaylaştırmak için egzersiz öncesi, sırasında veya sonrasında ilave karbonhidrat eklenebilmektedir. Örneğin düşük yoğunluklu hafif antrenman günlerinde sporcunun karbonhidrat ihtiyacı vücut ağırlığı başına 3-5 gram/gün iken, yüksek yoğunluklu antrenman günlerinde 10-12 g/kg/gün kadardır.

Sporcuların protein ihtiyaçları sporcu olmayanlardan daha fazla olsa da, toplumda algılandıkları kadar yüksek değildir. Beslenme ve Diyetetik Akademisi ve Amerikan Spor Hekimliği Koleji (ACSM), antrenmana bağlı olarak sporcular için günlük vücut ağırlığı başına 1.2 – 2.0 gram protein önermektedir.

Diyet yağının enerjiye katkısı ise % 20-35’i arasında olmalıdır. Yağ ve esansiyel yağ asitleri hem bir enerji kaynağı olarak hem de yağda çözünen vitaminlerin kullanılması açısından sporcuların diyetlerinde önemli bir yer kaplamaktadır.

ACSM, sporcuların çeşitli besinlerden yeterli miktarda enerji aldığı takdirde, ek vitamin ve mineral takviyesine ihtiyaç duymayacağını önermektedir. Uluslar Arası Spor Beslenmesi Topluluğu (ISSN), çeşitli besin gruplarını içeren zengin bir diyetin çoğu durumda yeterli miktarda mikro besin sağlayacağını bildirmiştir. Ancak bazı sporcuların ter ve idrardaki orantısız kayıplar nedeniyle daha büyük gereksinimleri olabilmektedir. Bu sporcular için takviyenin bireysel olarak dikkate alınması gerekebilmektedir.

Yeterli sıvı alımı bir sporcu için çok önemlidir. Yetersiz sıvı alımında her kalp atışında pompalanan kan miktarı azalır, egzersiz kasları yeterli oksijen alamaz, yorgunluk artar, performans düşer ve egzersizin yan ürünleri olması gerektiği gibi vücuttan atılmaz. Bu nedenle bir sporcu günlük enerji ihtiyacına göre ve antrenmanda kaybettiği ter miktarını karşılayacak şekilde sıvı tüketmelidir.

İyi düzenlenmiş bir beslenme planı, optimum performans için vücudunuzu en etkili şekilde beslemek için yeterli enerji ve besin öğelerini güvenli bir şekilde sağlayacaktır. İlave beslenme ve hidrasyon gerektiğinde, sporcu takviyelerinin kullanımı ve kişiselleştirilmiş bir beslenme planı oluşturmak için bir spor diyetisyeniyle birlikte çalışılması gerekmektedir.

Paylaşın

İmmün (bağışıklık) sistemi ve beslenme

İmmün sistem diğer adıyla bağışıklık sistemi, vücudun doğal savunma sistemidir. Hücreler, dokular ve organlardan oluşan karmaşık bir yapıdır. Vücudu bakteriler, virüsler, parazitler, funguslar gibi saldırganlara karşı korur. İmmün sistem vücudu öncelikle deri, mide asiti, mukus, öksürük refleksi, gözyaşındaki enzimler ve ter gibi bariyerlerle korur.

Bariyerlerde herhangi bir şekilde hata olursa, immün sistem vücuda girmek isteyen yabancılara saldıran, onları tahrip eden beyaz kan hücrelerini, kan proteinlerini ve antikorları, interferon gibi bazı kimyasalları üretir. İmmün sistem vücudun kendi yapısına yabancı olan maddeleri (antijenleri) tanıyabilme ve onlarla baş edebilme özelliğine sahiptir. Uygun çalıştığında nezleden kansere kadar değişen tüm sağlık sorunlarını önler.

Beslenme ile immün sistem ve enfeksiyonlar arasında doğru bir ilişki bulunmaktadır. Sağlıklı beslenme, immün cevabın geliştirilmesi ve enfeksiyonlardan korunma için esastır. Sağlıklı bir beslenme alışkanlığı, immün cevabı optimize etmekte, viral enfeksiyonları önlemektedir. Buna karşın yetersiz beslenme, immün sistemi bozmakta, fonksiyonlarını baskılamakta ve enfeksiyon riskini artırmaktadır.

Yetersiz beslenmenin immün cevap ve vücut savunmasına etkisi, yetersizliğin süresine ve derecesine bağlıdır.  Organizmanın karbonhidratlar, proteinler, yağlar, vitaminlar, mineraller ve su olarak gruplandırılan 50’ye yakın türde besin ögesine gereksinimi vardır. Farklı görevleri nedeniyle organizmanın işleyişi için vazgeçilmez olan bu besin ögelerinin, immün sistem üzerine etkileri de doğal olarak farklıdır.

Bazı besin ögeleri, immün sistem hücrelerinin yapımı için gerekli ön maddeler iken; bazı besin ögelerinin immun sistem hücrelerinin yapımını uyardığı ya da inflamatuar yanıtta görev aldığı, antioksidan özellikleri olan diğer bazı besin öğelerinin ise immün sistem fonksiyonlarını olumlu etkilediği bilinmektedir.

Güçlü bir bağışıklık için nasıl beslenmeliyiz?

Su: Toksinlerin dışarı atılması ve metabolizmanın hızlanması için günde 2-2,5 lt su tüketilmelidir.

Meyve ve Sebze: Günde 5 porsiyon meyve ve sebze tüketilmelidir. Portakal, kivi, greyfurt, kuşburnu, yeşil biber, domates gibi C vitamininden zengin,   havuç, ıspanak, brokoli, pırasa, domates gibi A vitamininden zengin sebzeler ve meyveler tercih edilmelidir.

Çinko: Bağışıklık sisteminin temel taşıdır. Serbest radikallerin vücuda hasar vermesini engeller.  Özellikle kabak çekirdeği, kuru baklagiller, susam, fındık, badem, ceviz, fıstık, deniz ürünleri çinko bakımından zengindir.

D vitamini: D vitamini eksikliğinde bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu hastalıklara davetiye çıkarmış oluruz. En iyi kaynağı güneş olan D vitaminini somon, yumurta ve sütten de alabiliriz.

Omega3: Bağışıklık sistemini düzenleyici ve destekleyici özelliğe sahiptir. Özellikle yağlı balıklar zengin kaynağıdır.  Keten tohumu, avokado, semiz otu da omega 3 kaynakları arasındadır. Haftada 2-3 defa balık tüketimine özen gösterilmelidir.

Beta Glukan: Bağışıklık için çok önemli bir besindir. Virüs, bakteri, mantar ve parazitlere karşı vücut direncini arttırır. Ekmek mayasından elde edilen bir polisakkarittir. Bağışıklık için 1,3/1,6  bağ yapısı olanlar kullanılmalıdır. Yetişkinler 20 mg/gün, 1 yaş üzeri çocuklar 10 mg/gün kullanabilir. Yulaf en iyi kaynağıdır. Tam tahıllı besinler, enginar, patates beta glukan içeren kaynaklar arasındadır.

Sarımsak: İçerisindeki Allicin sayesinde güçlü bir antioksidandır.

Zencefil: B6, kalsiyum, demir, C vitamini, magnezyum, potasyum gibi vitamin ve minerallerden zengindir. Salatalar da suyumuzu tatlandırmak için, zencefil çayı  olarak tüketilebilir.

Yeşil Çay: İçerisindeki kateşin nedeniyle iyi bir antioksidan kaynağıdır. Günde 2-3 fincan tüketilebilir.

Prebiyotikler: Bağırsak florasını zenginleştirerek bağışıklılığı arttırır. En iyi kaynakları ev yapımı turşu, yoğurt, kefir, elma sirkesi, peynirdir.

Şeker Tüketimi: Şekerli yiyecekler bağırsak florasını bozarak bağışıklığı baskılar. Şeker ve şekerli yiyecekler az veya hiç tüketilmemelidir.

Düzenli ve Yeterli Uyku: Düzensiz uykunun bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkileri vardır. Günde 5 saatten az uyku olumsuz etki yaratabilir. 7-8 saat uyku bağışıklık için gereklidir.

Paylaşın