Dizleri Güçlendirmek İçin Beş Egzersiz

Dizler günlük aktivitelerin yükünü taşıyan önemli eklemlerdendir. Ancak aşınma ve yıpranma, yaralanmalar ve hatta hareketsizlik, rahatsızlığa yol açarak dizlere zarar verebilir.

Haber Merkezi / Neyse ki dizleri çevreleyen kasları güçlendirmek eklem sağlığını geliştirmenin iyi bir yoludur. İşte dizleri sağlıklı tutmak için evde yapabilecek beş basit ama etkili egzersiz.

Çömelme: Bu klasik egzersiz, diz stabilitesinin kilit oyuncuları olan kuadrisepsleri, hamstringleri ve kalça kaslarını hedef alır. Ayaklarınız omuz genişliğinde açık, ayak parmaklarınız hafifçe dışa dönük olacak şekilde ayakta durun. 

Vücudunuzu sanki bir sandalyeye oturuyormuş gibi indirin, sırtınızı düz ve göbek bölgenizi düz tutun. Ayağa kalkmak için için topuklarınızı itin. 3 set 10 tekrarla başlayın ve zorluğu yavaş yavaş artırın.

Adım atmak: Step-up’lar, dengeyi ve propriosepsiyonu geliştirirken kuadrisepsleri, hamstringleri ve kalça kaslarını hedef alırlar. Sağlam bir bankın önünde durarak başlayın. Tek ayağınızla bankın üzerine çıkın, tüm ayağınızın yüzeyde olduğundan emin olun, ardından topuğunuzun üzerinden geçerek vücudunuzu her iki bacağınız da düz olana kadar yukarı kaldırın. 

Aynı ayağınızla geriye doğru adım atın ve hareketi diğer tarafta tekrarlayın. Dambıl tutarak veya ağırlıklı bir yelek giyerek yoğunluğu artırabilirsiniz.

Bacak uzatmaları: Bacak uzatmaları kuadrisepsleri hedef alır ve diz stabilitesi için çok önemli olan uyluğun ön tarafındaki kasların güçlendirilmesine yardımcı olur. 

Dizleriniz 90 derece bükülmüş halde bir zemine oturun (sandalye gibi), ardından bir bacağınızı düz olana kadar kaldırın, hareketin üst noktasında kuadriseps kaslarınızı sıkın, hareketi tamamlamak için bacağınızı yavaşça indirin. Diğer bacağınızı geçin…

Diz arkası: Bu hareket, dizinizi bükmeye yardımcı olan uyluğunuzun arkasındaki kaslar olan hamstringleri hedef alır. Bacaklarınız düz ve kollarınız yanlarınızda olacak şekilde yüz üstü yatın. 

Bir dizinizi bükün, sırtınızı bükmeden topuğunuzu kalçanıza doğru çekin. Bir saniye bekleyin, ardından bacağınızı yavaşça geriye doğru düzleştirin. Diğer bacakla tekrarlayın. Bacak başına 10-15 tekrardan oluşan 3 set hedefleyin.

Bacak kaldırma: Bacak kaldırma, kalça ve diz çevresindeki kasları güçlendirmek için etkili bir vücut ağırlığı egzersizidir. Bacaklarınız düz olacak şekilde sırt üstü uzanın ve bir bacağınızı yerden kaldırın, düz tutun ve merkez bölgenizi meşgul edin. Kontrollü bir şekilde tekrar indirin ve diğer tarafta tekrarlayın.

Paylaşın

Sigarayı Bırakmanıza Yardımcı Olabilecek Beş Yiyecek

Sigarayı bırakmak zorlu bir yolculuktur ancak kararlılık ve doğru destekle başarılabilir. Danışmanlık ve nikotin replasman tedavisi gibi yöntemlerin yanı sıra, belirli gıdaları beslenmenize dahil etmek, nikotin isteğinizin üstesinden gelmenize ve sigarasız bir hayata doğru yolculuğunuzu desteklemenize de yardımcı olabilir. 

Haber Merkezi / Unutmayın, daha sağlıklı bir yaşam tarzına doğru attığınız her küçük adım, doğru yönde atılmış bir adımdır. Sigarayı bırakmanıza yardımcı olabilecek beş gıdayı sizler için derledik:

Turunçgiller: Portakal, greyfurt ve limon gibi turunçgiller C vitamini açısından zengindir ve bu da nikotin isteğini azaltmaya yardımcı olabilir. Turunçgillerin ferahlatıcı tadı ve aroması, sigara içmenin yaygın tetikleyicileri olan stres ve kaygının hafifletilmesine de yardımcı olabilir.

Sert kabuklu yemişler ve tohumlar: Sert kabuklu yemişler ve tohumlar iştahınızı bastırmak ve ellerinizi ve ağzınızı meşgul etmek için mükemmel atıştırmalıklardır. Sert kabuklu yemişler ve tohumlar ayrıca, tok hissetmenize yardımcı olabilecek sağlıklı yağlar, protein ve lifler açısından zengindirler.

Yeşil yapraklı sebzeler: Ispanak, lahana ve brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler, genel sağlığı ve refahı destekleyen vitamin ve minerallerle doludur. Ayrıca sigaranın neden olduğu hücresel hasarın onarılmasına yardımcı olabilecek antioksidanlar açısından da zengindirler. Beslenmenize daha fazla yeşillik eklemek, bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir.

Bitkisel çaylar: Nane, papatya ve zencefil gibi bitkisel çaylar, vücudunuza ekstra kalori veya zararlı kimyasallar eklemeden sinirlerinizi sakinleştirmenize ve stresi azaltmanıza yardımcı olabilir. Sıcak çayı yudumlamak aynı zamanda sigara içme hissini de taklit edebilir ve bu alışkanlığın yerini alacak rahatlatıcı bir ritüel sağlayabilir.

Bitter çikolata: Bitter çikolata sadece lezzetli bir ikramlık değil, aynı zamanda doğal bir stres gidericidir. Beyinde endorfin ve serotonin üretimini uyarabilen, zevk ve refah duygularını teşvik edebilen teobromin ve feniletilamin gibi bileşikler içerir.

Paylaşın

Sağlıklı Böbrekler İçin Beş Süper Besin

Böbrekler, kandaki atık maddeleri sessizce filtreleyen, elektrolitleri dengeleyen ve genel sağlık için hayati önem taşıyan hormonları üreten olağanüstü organlardır. Ancak dünya çapında milyonlarca kişi kronik böbrek hastalığından muzdariptir.

Haber Merkezi / Böbrek sağlığı için sihirli bir formül olmasa da, beslenmeye dahil edilen bazı süper gıdalar daha sağlıklı böbrekler için destek sağlayabilir.

Yeşil yapraklı sebzeler: Vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengin olan ıspanak, lahana ve pazı gibi sebzeler, aynı zamanda potasyum seviyesi düşük sebzelerdir. Bu kombinasyon yeşil yapraklı sebzeleri böbrek sağlığını için ideal kılar.

Yeşil yapraklı sebzeler, ayrıca kan şekeri seviyesini düzenlemeye ve böbrek taşı riskini azaltmaya yardımcı olabilecek diyet lifi açısından da zengindir.

Meyveler: Çilek, yaban mersini, ahududu ve kızılcık gibi meyveler antioksidanlar ve C vitamini ve lif gibi besinlerle doludur. Antioksidanlar, inflamasyonu azaltmaya ve böbrekleri oksidatif strese karşı korumaya yardımcı olur.

Somon: Somon gibi yağlı balıklar, antiinflamatuar özelliklere sahip olan ve böbrek hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olabilecek omega-3 yağ asitti kaynaklarıdır. Omega-3’ler ayrıca böbrek fonksiyonunun sürdürülmesi için çok önemli olan kalp sağlığını da destekler.

Kinoa: Protein, lif, magnezyum ve demir gibi temel besinlerle dolu glutensiz bir tahıl olan kinoanın düşük glisemik indeksi kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olarak diyabete bağlı böbrek hasarı riskini azaltır.

Sarımsak: Sarımsak, antioksidan ve antiinflamatuar etkilere sahip olduğu bilinen allisin gibi bileşikler içerir. Sarımsak ayrıca, kan basıncını ve kolesterol seviyelerini düzenlemeye yardımcı olarak böbrek hastalığı ve komplikasyon riskini azaltabilir.

Bu süper yiyecekleri beslenmenize dahil etmek böbrek sağlığı için faydalı olabilirken, genel olarak dengeli bir beslenme ve yaşam tarzını sürdürmek de çok önemlidir. Bol su içerek susuz kalmamayı, tuzu ve işlenmiş gıdaları sınırlandırmayı ve şekerli içeceklerin aşırı tüketmekten kaçınmayı unutmayın.

Paylaşın

Çocukların Abur Cuburdan Uzak Durmasını Mı İstiyorsun? Beş İpucu

Birçok ebeveyn, çocuklarının şekerli ve işlenmiş gıdalara olan bağımlılığıyla mücadele ediyor. Ara sıra yapılan kaçamaklar normal olsa da, abur cubur ağırlıklı bir beslenme, ileride ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Haber Merkezi / Peki, çocuklarınızı yoksunluklara başvurmadan daha sağlıklı beslenme seçenekleri benimsetmeye nasıl teşvik edebilirsiniz? İşte çocuklarınızın abur cubur isteğini azaltmak için 5 ipucu:

Örnek olarak: Çocuklar genellikle yetişkinlerde gördükleri davranışları taklit ederler, bu nedenle iyi bir örnek oluşturmak çok önemlidir. Sağlıklı yemekler ve atıştırmalıklar yemek için çaba gösterin ve çocuklarınızı yemek planlama ve hazırlama sürecine dahil edin.

Çocuklarınız işlenmiş atıştırmalıklar yerine meyve, sebze ve tam tahılları seçtiğinizi gördüklerinde, onlar da aynı şeyi yapmaya daha yatkın olacaklardır.

Sağlıklı yiyecekleri eğlenceli ve erişilebilir hale getirin: Yemek sunumunda yaratıcı olun, çocuklarınızı yemek planlama ve hazırlama sürecine dahil edin ve eğlenceli tarifleri birlikte keşfedin. Sağlıklı atıştırmalıkların evde kolayca bulunabildiğinden emin olun, ısırık büyüklüğünde parçalar halinde kesin ve buzdolabında göz hizasında tutun.

Abur cuburlara erişimi sınırlayın: İkramlarla kendinizi şımartmakta sorun yok ama konu abur cubur tüketimine gelince sınırlar koymak çok önemli. İştahı azaltmak için evde abur cubur bulundurmaktan kaçının.

Beslenme konusunda eğitim verin: Çocuklarınıza beslenmenin önemini ve farklı gıdaların vücutlarını nasıl etkilediğini öğretin. Tüm besin gruplarından çeşitli yiyecekleri yemenin faydalarını vurgulayarak denge ve ölçülülük kavramını açıklayın. Beslenmeyi ilgi çekici ve eğlenceli hale getirmek için kitaplar, videolar ve oyunlar gibi yaşa uygun kaynakları kullanın.

Sağlıklı alışkanlıkları teşvik edin: İyi beslenmenin yanı sıra düzenli fiziksel aktivite ve yeterli uyku gibi diğer sağlıklı alışkanlıkları teşvik etmek de önemlidir. Çocuklarınızı keyif aldıkları fiziksel aktivitelerle meşgul edin. Her gece yeterince uyuduklarından emin olun, çünkü uyku eksikliği sağlıksız yiyeceklere olan istekte katkıda bulunabilir.

Paylaşın

Yatmadan Önce Kaçınılması Gereken Beş Yiyecek

Genel sağlık açısından dinlendirici gece uykusu çok önemlidir ve yatmadan önce tüketilen bazı yiyecekler uyku kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Bazı yiyecekler iyi bir uyku almaya yardımcı olabilirken, bazı yiyeceklerde uyku düzenini bozabilir.

Haber Merkezi / İşte bu nedenle yatmadan önceki saatlerde ne tüketildiğine dikkat etmek çok önemli. Yatmadan önce kaçınılması gereken 5 yiyecek:

Kafein: Kafein, yatmadan birkaç saat önce tüketilse bile uykuya dalmayı zorlaştırabilen bir uyarıcıdır. Kahve, çay, çikolata ve birçok gazlı içecekte bulunan kafeinin uykuyu bozabilmesi şaşırtıcı değildir. Uyku kalitesini artırmak için öğleden sonra ve akşam kafein alımını sınırlamak en iyisidir.

Baharatlı yiyecekler: Baharatlı yiyecekler lezzetli olsa da mide yanmasına ve hazımsızlığa neden olarak uykuya dalmayı zorlaştırabilir. Bunu önlemek için yatma saatine yakın baharatlı yiyeceklerden uzak durmak en iyisidir.

Yağlı gıdalar: Yağ oranı yüksek yiyecekler de uyku düzenini bozabilir. Bu nedenle iyi bir uyku için akşamları daha hafif, kolay sindirilebilen yemekleri tercih edilmeli.

Alkol: Alkol başlangıçta uykulu hissetmeye neden olsa da uyku döngüsünü bozabilir. Alkol, hafızanın pekiştirilmesi ve genel uyku kalitesi için çok önemli olan REM (hızlı göz hareketi) uykusuna müdahale eder. Dinlendirici uyku için, özellikle yatmadan önceki saatlerde alkol tüketimini sınırlamak en iyisidir.

Şekerli gıdalar: Yatmadan önce şeker oranı yüksek gıdaların tüketilmesi kan şekeri seviyelerinde dalgalanmalara neden olabilir, bu da enerji çökmelerine ve uyku kalitesinde bozulmalara neden olabilir. Yatmadan önce şekerli gıdalar yerine, yoğurt veya kuruyemiş gibi atıştırmalıklar tercih edilebilir.

Paylaşın

Glutensiz Beslenmenin 5 Faydası

Basitçe söylemek gerekirse gluten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bir protein için genel bir terimdir. Bu protein, yapışkan bir yapıya sahip olduğu için Latince tutkal anlamına gelen ‘gluten’ adını almıştır. 

Haber Merkezi / Son yıllarda oldukça popüler hale gelen glutensiz beslenmeyi duymuş ve bu beslenme şeklinin sağlıklı bir seçim olup olmadığını merak ediyor olabilirsiniz.

İşte glutensiz beslenmenin beş faydası:

Sindirim sağlığı: Çölyak hastalığı olan kişiler için gluten tüketimi, ince bağırsağın iç kısmına zarar veren bir bağışıklık tepkisini tetikleyerek sindirim rahatsızlığına, besin emiliminin bozulmasına ve diğer sağlık sorunlarına yol açar. 

Çölyak hastalığı olmayanlarda bile glüten duyarlılığı veya intoleransı şişkinlik, gaz, ishal ve karın ağrısı gibi gastrointestinal semptomlara neden olabilir. Gluteni beslenmeden çıkararak, bu semptomları yaşayan kişiler genellikle rahatlar ve sindirim sağlığının iyileştiğini görürler.

Enerji seviyesi: Glutenli gıdalar tükettikten sonra yorgunluk hissederseniz, bu teşhis edilmemiş gluten duyarlılığının bir işareti olabilir. Glutensiz bir beslenmeye geçmek, vücudunuzun besinleri daha verimli bir şekilde emmesine izin vererek enerji seviyenizi artırabilir.

Daha temiz bir cilt: Dermatit herpetiformis gibi bazı cilt rahatsızlıkları gluten intoleransı veya çölyak hastalığı ile ilişkilidir. Glüten ayrıca, sivilce, egzama ve sedef hastalığı gibi cilt hastalıklarını şiddetlendirebilen iltihaplanma ile ilişkilendirilmiştir.

Kilo yönetimi: Ekmek, makarna, kek ve kurabiye gibi gluten içeren birçok işlenmiş gıdanın kalorisi, şekeri ve sağlıksız yağ oranları yüksektir. Bu işlenmiş gıdaları kesip bunların yerine meyve, sebze, yağsız protein ve kinoa ve kahverengi pirinç gibi tam tahıllar gibi glutensiz seçenekler kilo kontrolüne yardımcı olabilir.

Genel sağlık: Kronik inflamasyon çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilmiştir. Araştırmalar, glutensiz beslenmenin, gluten duyarlılığı olan bireylerde iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olabileceğini, genel sağlığı iyileştirebileceğini ve bazı kronik hastalıkların riskini azaltabileceğini öne sürüyor.

Glutensiz beslenmenin potansiyel faydaları olsa da, özellikle çölyak hastalığınız veya gluten duyarlılığınız olduğundan şüpheleniyorsanız, bu beslenme değişikliğine dikkatli bir şekilde yaklaşmanız ve bir sağlık uzmanına danışmanız çok önemlidir.

Paylaşın

Aç Karnına Yememeniz Gereken 5 Kuru Meyve

Sağlık açısından harika birer vitamin ve mineral kaynağı olan kuru meyveler, yemeklerden önce mi yoksa sonra mı, sabahları mı yoksa akşamları mı tüketmek daha iyidir?

Haber Merkezi / Bazı kuru meyveler aç karnına tüketilebilirken, bazı kuru meyvelerin aç karnına tüketilmesi bazı sorunlara neden olabilir. İşte aç karnına tüketilmemesi gereken 5 kuru meyve.

Kuru üzüm: Konsantre doğal şeker, lif ve antioksidan içeriği nedeniyle besleyici olan kuru üzümün, aç karnına tüketilmesi tartışmalıdır. Kuru üzümdeki doğal şekerin neden olduğu kan şekeri seviyesindeki hızlı artış, enerjinizin düşmesine ve uyuşuk hissetmenize neden olabilir. 

Hurma: Mükemmel bir atıştırmalık olan hurmanın aç karnına tüketilmesi kan şekerinde önemli dalgalanmalara neden olabilir. Kan şekerinin hızlı yükselmesi ve azalması, yorgun hissetmenize ve aşırı yemek yeme isteğine neden olabilir.

Kuru incir: Hurma gibi kuru incirin de aç karnına tüketilmesi kan şekerinde önemli dalgalanmalara neden olabilir. Kan şekerinin hızlı yükselmesi ve azalması, yorgun hissetmenize ve aşırı yemek yeme isteğine neden olabilir.

Kayısı: Harika bir A vitamini kaynağı olan kuru kayısı, aynı zamanda önemli miktarda bir şeker alkolü olan sorbitol de içerirler. Sorbitol, özellikle aç karnına tüketildiğinde müshil etkisi yaratabilir.

Kuru erik: Kuru kayısıya benzer şekilde kuru erik de müshil özelliğiyle bilinir. Bu durum bazıları için faydalı olsa da, bazıları için çok fazla olabilir.

Paylaşın

Çikolata, Koroner Arter Hastalığını Önleyebilir Mi? Dikkat Çeken Araştırma

Araştırmalar, çikolatanın ölçülü bir şekilde tüketildiğinde, özellikle koroner arter hastalığının önlenmesi de dahil olmak üzere sağlık açısından bazı faydalara sahip olabileceğini öne sürüyor.

Haber Merkezi / Araştırmalar, özellikle flavonoid adı verilen antioksidanlar açısından zengin olan bitter çikolatanın vücutta oluşan iltihabı azaltmak, kan akışını iyileştirmek ve kan basıncını düşürmek de dahil olmak üzere çeşitli olumlu etkileri olduğunu göstermiştir.

Ek olarak flavonoidler, koroner arter hastalığına yol açabilecek kan pıhtılarının oluşumunu önlemeye de yardımcı olabilir.

British Medical Journal’da yayınlanan yeni bir araştırma, düzenli olarak çikolata tüketenlerin, nadiren çikolata yiyenlere kıyasla kalp hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğunu buldu.

Araştırmada, kalori ve yağ oranı yüksek çikolatanın aşırı miktarda tüketilmesinin kilo alımına ve diğer sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısına yer verildi. Bu nedenle, çikolata tüketiminin günlük, kakao içeriği yüksek, bitter çikolatayla sınırlandırılması önerildi.

Koroner kalp hastalığı, kalp kasının yeterli oksijen ve besinleri alamadığı bir durumu ifade eder. Bu hastalığın temel nedenlerinden biri aterosklerozdur, yani koroner arterlerde yağ, kolesterol ve diğer maddelerin birikimi sonucu damarların daralması.

Yüksek kan basıncı (hipertansiyon), diyabet, sigara içme alışkanlığı ve genetik faktörler de bu hastalığın gelişimine katkıda bulunabilir.

Belirtiler arasında göğüs ağrısı, nefes darlığı, halsizlik, terleme ve çabuk yorulma gibi bulgular yer alır. Bu belirtiler, hastalığın ciddiyetine ve bireyden bireye değişebilir, bu nedenle koroner kalp hastalığının erken teşhisi önemlidir.

Koroner arter hastalığını önlemek için bir dizi yaşam tarzı değişikliği ve koruyucu önlem alınabilir. Düşük yağlı, düşük kolesterollü, düşük tuzlu bir diyet benimsemek, sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmek kalp damar tıkanıklığı için koruyucu kalkan görevi görür.

Yüksek lifli gıdalar, meyve, sebze, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar içeren bir diyet, koroner arter hastalığı riskini azaltabilir.

Düzenli egzersiz yapmak, kiloyu kontrol altında tutmak, kan basıncını düzenlemek, kolesterol seviyelerini iyileştirmek ve genel kalp sağlığını artırmak için önemlidir. Haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik egzersiz veya 75 dakika yoğun aerobik egzersiz hedeflenebilir.

Sigara ve alkol tüketimi, koroner arter hastalığı riskini artırır. Bunları bırakmak, kan basıncını düzenlemeye yardımcı olabilir ve genel kalp sağlığını iyileştirebilir.

Stres, koroner arter hastalığı riskini artırabilir. Stresle başa çıkma yöntemleri, yoga, meditasyon, derin nefes almak gibi tekniklerle öğrenilebilir ve uygulanabilir.

Paylaşın

Kan Şekeri Seviyesini Korumak İçin Uzak Durulması Gereken Beş Meyve

Şeker rahatsızlığı (diyabet) olan bireyler için kan şekeri seviyesini sağlıklı bir aralıkta tutmak çok önemli. Meyveler genellikle dengeli beslenmenin besleyici bir parçası olsa da, bazıları kan şekeri seviyesi üzerinde olumsuz etkileri olabilir.

Haber Merkezi / İşte şeker rahatsızlığı olanların ölçülü tüketmek isteyebileceği veya tamamen kaçınmak isteyebileceği beş meyve.

Muz: Potasyum içeriğiyle bilinen muz, karbonhidrat bakımından da zengindir. Karbonhidrat, kan şekeri seviyesinde hızlı bir artışa neden olabilir. Şeker şeker rahatsızlığı olanlar muz tüketirken dikkat etmeli.

Mango: Mango, şeker ve karbonhidrat bakımından zengindir. Çok miktarda mango tüketmek kan şekeri seviyesinde hızlı bir artışa neden olabilir. Şeker şeker rahatsızlığı olanların mangoyu kontrollü olarak tüketmeleri ve genel karbonhidrat alımlarının bilincinde olmaları tavsiye edilir.

Ananas: Ananas, şeker oranı yüksek olan başka bir tropik meyvedir. Şeker şeker rahatsızlığı olanların hastalarının ananası ölçülü tüketmesi gerekir. Ananası bir protein veya lif kaynağıyla eşleştirmek, kan şekeri seviyesi üzerindeki etkisini hafifletmeye yardımcı olabilir.

Üzüm: Üzüm, lezzetli bir atıştırmalık olmasına rağmen kan şekeri seviyesini etkileyebilecek doğal şekerler açısından zengindir.

Karpuz: Sıcak havaların vazgeçilmezi karpuz, aynı zamanda şeker oranı yüksek bir meyvedir. Yüksek su içeriğine rağmen karpuzdaki şeker kan şekeri seviyesinde hızlı bir artışa neden olabilir.

Paylaşın

Her Gün Çay İçmek Ömrü Uzatıyor

Yakın zamanda yapılan bir araştırma, her gün üç fincan çay tüketmenin biyolojik yaşlanma sürecini geciktirdiği ve ömrü uzatmada rol oynayabileceğine işaret etti.

Haber Merkezi / Kimyasal bileşikler açısından zengin olan siyah çayın, özellikle kalp, bağırsak ve beyin sağlığını iyileştirmede faydaları olduğu kabul edilmektedir.

Çin’in Chengdu kentindeki Sichuan Üniversitesi’nden bilim insanları tarafından yapılan kapsamlı araştırma, iki gruptan elde edilen verilerin analizini içeriyor: 37 ile 73 yaşları arasında 5.998 İngiliz ve 30 ile 79 yaşları arasında 7.931 Çinli.

Araştırmada, katılımcıların tercih ettikleri çay türü (yeşil, siyah, sarı veya oolong) ve her gün tükettikleri çay miktarı olmakta dahil ayrıntılı bilgi yer aldı.

Bilim insanları, araştırmada, katılımcıların biyolojik yaşını belirlemek için kan basıncı, kolesterol ve vücut yağ yüzdesi gibi çeşitli yaşlanma belirteçlerini değerlendirdi.

The Lancet Regional Health – Western Pacific dergisinde yayınlanan sonuçlar, çay içenlerin biyolojik olarak daha yavaş yaşlanma belirtileri sergilediğini ortaya çıkardı.

Araştırmada yer alan bilim insanları, günde yaklaşık üç fincan çay veya altı ila sekiz gram çay yaprağı tüketmenin en belirgin yaşlanma karşıtı faydaları sağlayabileceğini gösterdiğini ifade ettiler.

Araştırmada, ilginç bir şekilde çay içmeyi bırakanlarda biyolojik yaşlanmanın hızlanmasında daha yüksek bir artış görüldüğü belirtildi.

Bilim insanları bunu, çaydaki birincil biyoaktif maddeler olan ve bağırsak mikrobiyotasını önemli ölçüde etkilediğine inanılan polifenollere bağladılar.

Araştırmada, ayrıca çayın tüketildiği sıcaklığın sonuçlar üzerinde hiçbir etkisinin olmadığı da vurgulandı.

Paylaşın