Kuzey Kore’den ABD Ve Güney Kore’ye Karşı Nükleer Silah Tehdidi

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, ABD ve Güney Kore ile olası askeri çatışmada nükleer silahları kullanmaya hazır olduğu konusunda uyarıda bulundu. Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansındaki (KCNA) habere göre, Kim, Kore Savaşı’nın bitişinin 69’uncu yılı anma töreninde, savaş gazilerine hitaben konuşma yaptı.

Silahlı kuvvetlerin herhangi bir krize yanıt vermeye tamamen hazır olduğunu belirten Kim, “Ülkemizin nükleer savaş caydırıcı silahı da mutlak gücünü misyonuna uygun olarak tam ve hızlı bir şekilde harekete geçirmeye hazır.” dedi.

Kim, ABD’yi düşmanca politikalarını haklı çıkarmak için Kuzey Kore’yi “şeytanlaştırmakla” suçlayarak, Kuzey Kore’yi hedef alan ABD-Güney Kore askeri tatbikatlarının ABD’nin “çifte standart” ve “gangstervari” yönlerini gösterdiğini kaydetti.

Kim, “Yoon Suk Yeol liderliğindeki Güney Kore hükümeti, önceki muhafazakar hükümetlerden daha ileri giden yüzleşme manyakları ve gangsterler tarafından yönetiliyor.” ifadesini kullandı.

Nükleer silaha sahip olan ülkesine karşı askeri harekattan bahsetmenin çok tehlikeli bir intihar eylemi olduğuna işaret eden Kim, “Böylesi tehlikeli bir girişim, güçlerimiz tarafından derhal cezalandırılacak ve Yoon Suk Yeol hükümeti ve ordusu yok edilecek.” ifadesini kullandı.

Ülkenin savunma kapasitesinin güçlendirilmesi için kararlar alınmıştı

Kim, nisanda da ülkesinin tehdit edilmesi durumunda önleyici olarak nükleer silah kullanabileceğini söylemişti.

Son dönemde Kuzey’in yeni nükleer deneme yapacağına dair iddialar gündemde kalmaya devam ederken, ülkenin savunma kapasitesinin güçlendirilmesi ve caydırıcılığının artırılması yönünde kararlar alınmıştı.

Kuzey Kore’nin nisanda test ettiği yeni bir tür taktik güdümlü silahın cephe hattındaki uzun menzilli topçu birliklerinin ateş kapasitesini büyük ölçüde iyileştirebildiği kaydedilmiş, bu silahların ülkenin taktik nükleer silahları ve ateş gücü misyonlarının çeşitlendirilmesi konusunda önemli olduğu aktarılmıştı.

Pyongyang yönetimi, en son 5 Haziran’da kısa menzilli 8 balistik füze denemişti. Son denemeyle Kuzey Kore, 2022 başından bu yana 17. defa füze denemesi yapmış oldu.

ABD, Japonya ve Güney Kore dışişleri bakan yardımcıları, 10 Haziran’da Kuzey Kore’nin silah programları karşısında üçlü güvenlik iş birliğinin artırılmasında anlaşmıştı.

Görüşme sonrası yapılan açıklamada, Kuzey Kore’nin yasa dışı füze denemeleri şiddetle kınanmış, bu ülkeyle “ciddi ve sürdürülebilir diyalog kapısının açık bırakıldığı” kaydedilmişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABD, Türkiye’yi Suriye Operasyonu Konusunda Uyardı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), ‘tahıl koridoru’ anlaşmasını memnuniyetle karşıladığını belirterek Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin katkılarına övgüde bulundu ancak Ankara’nın olası Suriye operasyonuna karşı uyardı.

Beyaz Saray Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Rusya’ya, Kiev’le Moskova arasında İstanbul’da imzalanan ve Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden ihracatına imkan tanıyan anlaşmayı ivedilikle uygulaması çağrısında bulundu.

Kirby, “Dünyanın en savunmasız insanlarının yetersiz beslenmenin pençesine düşmesini önlemek için bugünkü anlaşmanın uygulanmasına hızla başlanmasını bekliyoruz.” ifadesini kullandı.

Anlaşmanın ne derecede uygulanacağının Rusya’ya bağlı olduğuna işaret eden ABD’li yetkili, “Bunun oyunun kurallarını değiştireceğini umuyor, ancak temkinli olmaya da devam ediyoruz.” diye konuştu.

Öte yandan konuşmasında, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki olası operasyonuna da değinen ve ABD’nin bu durumdan “derin endişe” duymaya devam ettiğini söyleyen Kirby, sözlerini şöyle sürdürdü:

“(Tahıl koridoru anlaşması) BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı tebrik ediyoruz. Ancak Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyinde istikrarı bozabilecek, sivil nüfusu ve koalisyonun IŞİD’e karşı yürüttüğü mücadeleyi tehlikeye atabilecek bir askeri operasyon tehdidinden de derin endişe duymaya devam ediyoruz”

Kirby, Biden yönetiminin bu konuyla ilgili endişelerini Türk yetkililerle paylaştığını da belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’ye olası askeri operasyonla ilgili daha önce yaptığı açıklamada, “Güvenlik endişelerini yeni harekatlarla gidereceğiz” demişti.

Erdoğan, Ankara’nın PKK’nın Suriye’deki kolu olarak gördüğü YPG’ye atıfla, “Karşımıza çıkartılan aktörlerin birer aparat, yürütülen kampanyaların proje olduğunu biliyor, asıl mücadeleyi projelerin gerçek sahiplerine karşı veriyoruz” ifadesini kullanmıştı.

Ankara söz konusu operasyonla, Suriye içerisinde 30 kilometre derinliğinde bir güvenli bölge oluşturmayı hedeflediğini kaydediyor.

Operasyona ABD’nin yanı sıra Şam yönetiminin en güçlü destekçileri konumundaki Rusya ve İran karşı çıkıyor.

Paylaşın

ABD: Suriye’deki Mevcut Ateşkes Hatları Korunmalı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price,  günlük basın toplantısında konuştu. Basın mensuplarının Price’a yönelttiği sorulardan biri de Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye olası askeri operasyonu ve ABD’nin Türkiye’ye F-16 savaş uçağı ve modernizasyon kiti satışı ile ilgiliydi.

Price ayrıca Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Zaho kentine bağlı turistik alanlarından Perex köyüne Türkiye’nin düzenlediği saldırıya ilişkin soruyu da yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ülkesinin kuzey Suriye’ye yeni bir harekat düzenlemeyi değerlendirdiği” hatırlatılarak ABD Dışişleri Bakanlığı’nın görüşünün sorulduğu soruya Price “ateşkes hatlarına” atıfla yanıt verdi.

“Türkiye güçlerinin kuzeydoğu Suriye’ye yönelik bahsi geçen harekat planlarına ilişkin endişemizi dün dile getirdik” diyen Price, şöyle devam etti:

“İlerlemeleri sekteye uğratabilir”

“Mevcut ateşkes hatlarının korunması bizim için önemli. Bölgede herhangi yeni bir operasyonun, Türkiye’nin gerçekleştireceği herhangi yeni bir harekatın, son yıllarda IŞİD’in sözde halifeliğine karşı koalisyonun kaydettiği bazı büyük ilerlemeleri sekteye uğratma potansiyeli var.

Bunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararı uyarınca devam eden siyasi süreç bağlamında da zararları olabilir. Bu endişemizi kamuoyu önünde dile getirdik. Bu endişeyi dün ve bugün dile getirdik. Türk müttefiklerimize özel olarak da ilettik.”

“Ateşkes kimler arasında oldu?”

Price’ın cevabı üzerine, soruyu soran gazeteci, “Mevcut ateşkes hattı ifadesini çok kullanıyorsunuz. Bu hattın tam olarak nereye düştüğünü bize hatırlatır mısınız? Bu konuyu takip ediyorum ve Türkiye ile YPG arasında herhangi bir ateşkes olduğunu hatırlamıyorum. Bu ateşkes kimler arasında oldu?” sorusunu yöneltti. Price, bu soruya şu yanıtı verdi:

“Pozisyonumuz uzun zamandır aynı. Ateşkes hatlarının korunmasını destekliyoruz ve olası herhangi bir müdahaleyi kınıyoruz. Tabii ki önümde bir harita yok ama Türkiye’nin aynı zamanda 17 Ekim 2019 ABD Türkiye Ortak Açıklamasına ve bu açıklama çerçevesinde kuzeydoğu Suriye’deki operasyonlarını durdurma taahhüdüne uymasını bekliyoruz.

Tutarlı bir biçimde Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarını tanıdığımızı dile getirdik. Hiçbir NATO müttefiki Türk müttefiklerimiz kadar terör saldırısı yaşamadı. Fakat herhangi yeni bir harekat, istikrarı daha da bozma riskini beraberinde getirecektir ve ABD ile koalisyonun IŞİD ile mücadelesini riske atacaktır.

Gazetecinin “Önünüzde harita yok ama bir ateşkes hattı var ve Türkiye ile ABD arasında o çizgi geçilmeyecek diye bir taahhüt var mı diyorsunuz? İkinci bir şey de 2019’daki açıklama Barış Pınarı Harekatının durdurulmasına ilişkindi. Suriye’nin başkaca herhangi bir bölgesine operasyon yapılmayacağına dair taahhüt vermiyor. Bunu izah eder misiniz?” dedi.

Price ise soruya “Ekim 2019 tarihli ortak açıklamanın bir parçası olarak, Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’deki taarruz operasyonlarını durdurması gerektiğine inanıyoruz” diyerek özetle şu yanıtı verdi:

“Bu, önceki yönetimlerin de bu yönetimin de ortaya koyduğu bir nokta. Fakat daha genel olarak mevcut ateşkes hatlarının sürdürülmesini destekliyoruz. Yeniden ifade etmek gerekirse; herhangi bir harekat son yıllarda birlikte kaydettiğimiz bazı büyük kazanımları riske atacaktır.”

Price, üçüncü kez sorulan “Bir ateşkes hattı var mı?” sorusuna cevaben, “Var olan, mevcut ateşkes hatları” dedi.

F-16 satışı

Price, cevabının ikinci kısmında Başkan Joe Biden yönetiminin Türkiye’ye muhtemel F-16 satışı ile ilgili soruya yanıt verdi.

İspanya’nın başkenti Madrid’de gerçekleştirilen Erdoğan-Biden görüşmesine atıfta bulunan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Türkiye ile ortaklığa büyük değer verdiklerini” söyleyerek şu açıklamada bulundu:

“Türkiye, önemli bir NATO müttefiki. Türkiye ile uzun ve derin iki taraflı savunma bağlarımız var ve Türkiye’nin NATO ile devam eden müşterek çalışması bizim için bir öncelik olmayı sürdürüyor.

Bir politika icabı, teklif edilen savunma transferleri hakkında resmi olarak Kongre’ye bildirilene kadar kamuoyu önünde herhangi bir yorumda veya doğrulamada bulunmuyoruz. Fakat şu kadarını söyleyebilirim ki Kongre ile bu konu hakkında iletişim halinde olmaya devam ediyoruz.”

Zaho saldırısı

Ned Price, basın toplantısında ayrıca Zaho saldırısına ilişkin soruya da yanıt verdi. “Iraklı yetkililer Türkiye’den Irak topraklarından çekilmesini istediler ve Güvenlik Konseyi’nden de bunu isteyecekler. Irak’ı bu talebiyle ilgili destekliyor musunuz” sorusuna, Price şu yanıtı verdi:

Bu, Irak Hükümeti için bir soru. Kendi adımıza, dün [açıklamamızı] duydunuz. Irak’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü destekleme yönündeki pozisyonumuzu teyit ediyoruz. Fakat bu soru için Irak’taki partnerlerimize başvurmanız gerekecek.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

ABD, Ses Hızının 5 Katına Ulaşan Hipersonik Füzeyi Başarıyla Test Etti

Amerika Bilrleşik Devletleri, ses hızının beş katından daha fazla bir hıza çıkabilen ve hava soluyan hipersonik bir füzenin başarıyla test edildiğini duyurdu. Hipersonik füzeler üst atmosferde saatte yaklaşık 6 bin 200 km hızda seyrediyor. 

ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) yapılan açıklamada, Raytheon Technologies tarafından geliştirilen füzenin ikinci testinin de başarılı geçtiği belirtildi.

Söz konusu silah, ‘olağanüstü hız’ sınırına ulaşıyor, sürekli itiş gücü (tahrik) sağlamak için de atmosferden elde edilen havayı kullanıyor.

Hipersonik Hava Soluyan Silah Konsepti (HAWC) geliştirme programı, Amerikan Hava Kuvvetleri ile ortaklaşa geliştirilen bir füze programı olan Pentagon’a bağlı İleri Savunma Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından yürütülüyor.

ABD’li bir diğer savunma devi Lockheed Martin de HAWC geliştirmek ve Pentagon’la sözleşme imzalamak için bir Raytheon ile rekabet halinde.

Ancak aynı sınıf silahta Lockheed Martin’in tasarladığı füze iki kez test edilmiş, biri başarılı biri de başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Hava solunumlu hipersonik silahlar, sürekli ateşleme için atmosferden içine çektiği havayı kullanıyor.

Bu da bu tür hipersonik seyir füzelerin hızı ve manevra kabiliyeti bakımından daha kısa sürelerde etkili saldırılar düzenlenmesine olanak tanıyor.

Ayrıca bu silahların kinetik enerjileri, yüksek patlayıcılar olmadan bile hedefleri etkili bir şekilde yok edebiliyor.

Hızının yanı sıra fırlatıldıktan sonra yörünge değiştirme ve radar tespitinden kaçma yeteneği, hipersonik silahları, küresel teknolojik silahlanma yarışının önemli bir parçası haline getiriyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Rusya’dan Çarpıcı Açıklama: ABD Ve NATO Silahlarını Vurduk

Rusya Savunma Bakanlığı, içinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve diğer bazı NATO ülkeleri tarafından Ukrayna’ya verilen çok sayıda silahın bulunduğu bir cephaneliğin vurulduğunu öne sürdü.

Bakanlık Sözcüsü General İgor Konaşenkov tarafından yapılan açıklamada, Ukrayna’nın Karadeniz’e kıyısı olan liman kenti Odessa’da, içinde ABD üretimi çok sayıda Harpoon füzesinin olduğu bir deponun vurulduğu, ülkenin doğusundaki Donetsk bölgesinde de Himars tipi çoklu roketatar sisteminin yine vurularak kullanılamaz hale getirildiğini ifade etti.

Rusya’nın bu açıklaması tarafsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil. Silah uzmanları Amerikan Himars sistemlerinin yerini tespit etmenin ve vurmanın çok zor olduğunu belirtiyor.

Ukraynalı yetkililer daha önce yaptıkları açıklamalarda, Harpoon füzelerinin ağırlıklı olarak Rus Deniz Kuvvetleri unsurlarına karşı kullanıldığını bildirmiş, Himars sisteminin de Rus güçlerine karşı çok başarılı olduğunu duyurmuştu.

Rusya Savunma Bakanlığı bugün sabah saatlerinde ayrıca, karadan havaya atışlarla Ukrayna Hava Kuvvetlerine ait Su-25 tipi bir savaş uçağı ile Donetsk bölgesinde Mi-17 tipi bir savaş helikopterini düşürdüklerini bildirmişti.

Konaşenkov, Harkiv bölgesinde yaklaşık 200 Ukraynalı askerin de öldürüldüğünü dile getirdi. Bakanlıktan Cumartesi günü yapılan açıklamada, Ukrayna’daki saldırıların artırılacağı duyurulmuştu. Ukrayna Genelkurmayı düşman ateşinin özellikle topçu birlikler tarafından yoğunlaştırıldığını bildirdi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’de Silahlı Saldırı: 3 Ölü 2 Yaralı

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Indiana eyaletinin Greenwood şehrinde bir alışveriş merkezinde düzenlenen silahlı saldırıda üç kişi hayatını kaybetti, biri çocuk iki kişi yaralandı.

ABD’nin The New York Times gazetesinin aktardığına göre, uzun namlulu silahı ve birden fazla şarjörü bulunan silahlı bir erkek, alışveriş merkezine gelerek yemek katında bulunanların üzerine ateş açtı. Yetkililer silahlı bir kişinin silahlı saldırganı vurarak öldürdüğünü duyurdu.

Saldırıya ilişkin konuşan Greenwood Emniyet Müdürü Jim Ison, 12 yaşındaki bir kız çocuğunun saldırıda hafif yaralandığını, yaralanan diğer kişinin durumunun ise stabil olduğunu kaydetti. Yetkililer, saldırının hangi saikle gerçekleştirildiğini ve saldırganın kimliğini açıklamadı.

Saldırıdan sonra konuyla ilgili açıklama yapan Greenwood Belediye Başkanı Mark Myers da “kamuoyuna yönelik herhangi bir tehditin bulunmadığını ve emniyet güçlerinin olay yerini kontrol altına aldığını” söyledi. Belediye başkanı ayrıca halkın bölgeden uzak durmasını istedi.

Greenwood Emniyet Müdürü Ison, dün düzenlediği basın toplantısında saldırıyla ilgili detayları paylaştı. Buna göre, yerel acil durum çağrı merkezine yerel saatle 18:00’da saldırıya ilişkin telefonlar gelmeye başladı. Ison, “yoldan geçen silahlı birinin saldırganı durdurduğunu” söyledi.

Ison, yoldan geçen ve saldırganı vurarak öldüren kişinin Bartholomew bölgesinde yaşayan 22 yaşında bir erkek olduğunu açıkladı. Polisin açıklamasına göre, silahlı adamın “yasal olarak silah taşıma yetkisi” vardı.

ABD’de silahlı şiddet ve silah yasaları

ABD’de son dönemde artan silahlı saldırıların sonrasında, ABD Başkanı Joe Biden, Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti’nin üzerinde anlaştığı ve ABD Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği silah kontrolü yasasını imzalamıştı.

ABD’deki silah şiddetine karşı silah alımını kısıtlayan ve yasa dışı silahların denetlenmesine imkan tanıyan yasa, 25 Haziran’da Biden’ın onayına sunulduktan sonra yürürlüğe girmiş oldu.

NPR’ın haber sitesinin Silahlı Şiddet Arşivi platformunun paylaştığı verilerden aktardığına göre, 2022’nin ilk 156 gününde ABD’de en az 246 kitlesel silahlı saldırı oldu. Bu, platformun kayıt tutmaya başladığından bu yana en fazla silahlı saldırının kayıtlara geçtiği dönem demek.

14 Mayıs’ta New York’un Buffalo bölgesinde gerçekleştirilen ve 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan ırkçı silahlı saldırıdan bu yana ABD’de 40’ın üzerinde silahlı saldırı daha yaşandı. Bunların arasında Teksas’ta 19 ilkokul öğrencisi ve iki öğretmenin öldürüldüğü saldırı da vardı.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye F-16 Satışını Kısıtlayan Karar

ABD Temsilciler Meclisi, F-16’ların Türkiye’ye satışını kısıtlayan yasa tasarısını onayladı. Demokrat Chris Pappas ve Cumhuriyetçi Frank Pallone tarafından sunulan ve Türkiye’ye yeni F-16 savaş uçakları ile F-16 modernizasyon kitlerinin satışını kısıtlayan yasa tasarısı Temsilciler Meclisi’nde yapılan oylamada 244’e karşı 179 oyla kabul edildi.

Yasa tasarısı ile Türkiye’ye yönelik F-16 satışlarına, ABD Başkanının söz konusu satışların ulusal çıkarlara uygun olduğunu onaylaması ve Yunan hava sahasının ihlal edilmeyeceğini dair garanti verilmesi şartı getiriliyor.
Tasarı, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) 2023 bütçesini içeren Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa (NDAA) tasarısına eklenecek. ABD Başkanı Joe Biden’ın veto hakkı bulunuyor.

Biden, F-16’ların Türkiye’ye satılmasına destek vermişti

ABD Başkanı Joe Biden, İspanya’nın başkenti Madrid’de geçtiğimiz ay yapılan NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ardından düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin Türkiye’ye F-16 savaş uçaklarının satışını sağlaması gerektiğini söylemiş, “F-16’ları Türkiye’ye satmamız gerekiyor. Bunun tersi çıkarımıza olmaz” demişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Kongre’ye mektup göndermişti

Türkiye, geçtiğimiz yıl ekim ayında ABD’den 40 adet Lockheed Martin yapımı F-16 savaş uçağı ve mevcut savaş uçakları için 80’e yakın modernizasyon kiti satın almak istediği yönünde talepte bulunmuştu. Geçtiğimiz mart ayında ise ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD Kongresi’nin söz konusu F-16 satışı hakkında mektup göndermiş ve söz konusu satışın ABD çıkarlarına uygun olduğu belirtilmişti.

Bakanlık, Kongre’ye gönderdiği tavsiye mektubunda, Biden yönetiminin Türkiye’ye potansiyel F-16 savaş uçağı satışının ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarıyla uyumlu olacağını ve aynı zamanda NATO’nun uzun vadeli birliğine hizmet edeceğine inandığını aktarmıştı.

Mektupta, “Biden yönetimi, Türkiye ile uygun ABD savunma ticaret bağlarının, ABD ulusal güvenliği, ekonomik ve ticari çıkarlarının yanı sıra, uzun vadeli NATO ittifakı birliği ve çıkarları için de gerekli olduğuna inanıyor” ifadeleri kullanılmıştı.

Paylaşın

ABD: Türkiye’nin Herhangi Bir Operasyonuna Kuvvetle Karşıyız

ABD yönetiminden üst düzey yetkililer, Türkiye’nin yakında Suriye’nin kuzeyinde yeni askeri operasyonlar başlatacağına ilişkin haberlerden duydukları kaygıları kamuoyuyla paylaşarak böylesi bir girişimin bölgedeki ABD güçlerini tehlikeye atacağı ve DAİŞ’e karşı mücadelede felaketli sonuçlar doğuracağı konusunda uyarıyorlar.

Amerika’nın Sesi’nde (VoA) yer alan habere göre Türkiye’nin, Mayıs sonundan bu yana Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafında mevcut 30 kilometre derinliğindeki güvenlik bölgesini genişletme tehdidi üzerine Washington ile Ankara arasında başlayan görüşmelerin “Ankara’nın kılıç sallamaları”nı durduramaması ABD’li yetkilinin harekata itirazlarını doğrudan doğruya kamuoyu üzerinden dile getirmelerine yol açtı.

Savunma Bakan Yardımcısı: “Bu harekattan DAİŞ yararlanacak”

Savunma Bakan Yardımcısı Dana Stroul çarşamba günü Washington’da düzenlenen bir forumda, “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik herhangi bir operasyonuna şiddetle karşı çıkıyoruz ve Türkiye’ye itirazlarımızı açıkça belirttik” dedi ve “Bu harekattan DAİŞ yararlanacak,” diye ekledi

Stroul ve diğer ABD’li yetkililerin kaygılarının kaynağında DAİŞ’in kuzeydoğu Suriye’deki derme çatma hapishanelerde tutulan ve ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından korunan 10 bin muharibi kurtarmak üzere harekata girişmeye niyetli olduğunu ilişkin istihbarat raporları var.

Stroul, “DAİŞ, muharip unsurların tutulduğu gözetim kamplarında kalanları, ordusunun yeniden kuruluşunu sağlayacak nüfus olarak görüyor” dedi.

Stroul “SDG’nin kuvvetlerini bir hava harekatından ya da karadan gerçekleşecek bir seferden korumak için kuzeye yığması halinde göazltı merkezlerini koruyacak SDG’li kalmaz” diye düşünüyor.

DAİŞ’in Ocak’ta ayında Haseke’deki El Sina hapishanesinden 4 bin muharibi kurtarma girişiminin başarısızlığa uğratılması ancak SDG’nin ayaklanmayı bastırmak için ABD jetleri, saldırı helikopterleri ve kara kuvvetlerinin yardımıyla 10 bin kişilik bir kuvvet toplamasıyla mümkün olabilmişti.

Gene de, yalnızca on-onbeş deneyimli muharibi kaçırabilmiş olmakla birlikte, bu harekat DAİŞ’te SDG’nin bir TSK seferiyle karşı karşıya kalması halinde  taktiğinin işe yarayacağına dair umutlar uyandırdı.

“Ankara’nın yeni harekatı ABD güçlerini riske atacak”

SDG’yi DAİŞ’le mücadelede etkili bir ortak olarak gören ABD’nin aksine, Türkiye SDG’yi bir “terör örgütü – hem Ankara’nın hem de Washington’un terör örgütü olarak gördüğü Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK)- Suriye kolu olarak görüyor.

Stroul, ABD’nin Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki PKK faaliyetleri hakkında meşru endişeleri olduğunu tanıdığını ve Pentagon’un “bu faaliyete karşı koymak için Türkiye ile çalışmaya devam edeceğine” söz verdiğini söyledi.

Bununla birlikte, Türkiye’nin yeni bir harekatının çok uç bir adım olacağı konusunda uyardı.

Stroul, “Böyle bir operasyon[un], [küresel] koalisyonun DAİŞ’e karşı seferber ettiği ABD güçlerini riske at[acağı] ve Suriye’ye daha fazla şiddet getirece[ği]”ne ilişkin olasılıklar konusunda uyardı.

Stroul “SDG, eğer bu tür bir baskı altında bırakılırsa, düşmanlarımızın ellerine itilecek” diyerek, SDG’nin Suriye, Rusya ve hatta İran ile işbirliği olasılıklarını ima etti.

500 bin insan daha yerinden olabilir

Aynı forumda konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı terörle mücadele koordinatörü Timothy Betts de Stroul’un kaygılarına katıldığını söyledi.

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) da benzer biçimde, Türkiye’nin saldırısının insani krizleri daha da şiddetlendireceği kaygısını dile getirdi.

USAID’in Orta Doğu’dan sorumlu müdür yardımcısı Andrew Plitt “500 bin kişinin daha yerinde edilmesi olasılığı var” dedi.

ABD ve DAİŞ güçlerinin durumu

ABD’nin Suriye’de yaklaşık 900 askeri var ve bunların çoğu kuzeydoğuda bölgedeki IŞİD hücrelerini hedef alan SDG’yi destekliyor.

ABD ve diğer BM üye ülkelerinden gelen istihbarat tahminlerine göre, DAİŞ’in Suriye ve Irak’ta, çoğu uzak bölgelerde küçük hücreler halinde faaliyet gösteren 6 bin ila 16 bin arasında muharip gücü var.

Beyaz Saray İç Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Joshua Geltzer’e göre “DAİŞ canlanma çabasında.” “Grup şu anda küçük ceplerde faaliyetlerini sürdürüyor ve en azından bazı bölgeleri kontrol altında tutmaya uğrşaıyor.”

Geltzer, DAİŞ’in bu yıl Suriye ve Irak’ta en az 350 saldırıyı hedeflediğini ve Suriye ve Irak’taki liderliğinin hala dünyanın dört bir yanındaki bağlantıları üzerinde etki yaratabileceği ve finansal kaynakları paylaşabileceğine ilişkin kanıtlar bulunduğunu söyledi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

ABD Başkanı Biden’dan Daha Genç Olan 90 Ülke

ABD Başkanı Joe Biden’ın başkanlığa gelmesinden bu yana yaptığı ilk Ortadoğu turu kapsamında İsrail’i ziyaret etmesi dünya basınında gündem olurken, kimi ajans ve gazeteler Biden’ın İsrail devletinden daha yaşlı olmasına dikkat çekti.

Biden’ın Ortadoğu turunun ilk durağı, dün Tel Aviv’e ulaşmasıyla İsrail’de başladı. ABD merkezli Associated Press (AP) haber ajansı, ABD Başkanı’nın ziyaretine dair yaptığı haberinde Biden’ın 1948’de kurulan İsrail devletinden 6 yaş büyük olmasına dikkat çekerek, Biden’ın bu ülkeye yaptığı ilk ziyaretin ise 1973’te gerçekleştiğini belirtti.

AP ayrıca, 79 yaşındaki Biden’ın şimdiye dek tüm İsrail Başbakanlarıyla görüştüğünün altını çizdi. İngiltere merkezli Independent gazetesi ise yayınladığı bir haberde 1942 yılında doğan Biden’dan yaşça daha genç olan ülkeleri saydı.

“Biden’ın daha yaşlı olduğu ülkeler” başlıklı haberde sıralanan ülkeler ve kuruluş tarihleri şöyle:

1.Güney Sudan – 2011
2.Kosova – 2008
3.Karadağ – 2006
4.Sırbistan – 2006
5.Doğu Timur – 2002
6.Palau – 1994
7.Eritre – 1993
8.Çek Cumhuriyeti – 1993
9.Slovakya – 1993
10.Türkmenistan – 1991
11.Tacikistan – 1991
12.Kuzey Makedonya – 1991
13.Özbekistan – 1991
14.Kırgızistan – 1991
15.Moldova – 1991
16.Slovenya – 1991
17.Belarus – 1991
18.Namibya – 1990
19.Mikronezya – 1986
20.Marshall Adaları – 1986
21.Saint Kitts ve Nevis – 1983
22.Antigua ve Barbuda – 1981
23.Belize – 1981
24.Saint Vincent ve Grenadinler – 1979
25.Kiribati – 1979
26.Saint Lucia – 1979
27.Dominik – 1978
28.Tuvalu – 1978
29.Solomon Adaları – 1978
30.Cibuti – 1977
31.Seyşeller – 1976
32.Timor-Leste – 1975
33.Surinam – 1975
34.Angola – 1975
35.Papua Yeni Gine – 1975
36.São Tomé ve Príncipe Adaları- 1975
37.Komoro Adaları – 1975
38.Cape Verde – 1975
39.Mozambik – 1975
40.Grenada – 1974
41.Guinea-Bissau Cumhuriyeti – 1973
42.Bahama Adaları – 1973
43.Bahreyn – 1971
44.Birleşik Arap Emirlikleri – 1971
45.Katar – 1971

46.Ekvator Ginesi – 1968
47.Eswatini Krallığı – 1968
48.Mauritius – 1968
49.Nauru – 1968
50.Barbados – 1966
51.Botswana – 1966
52.Guyana – 1966
53.Zimbabve – 1965
54.Gambiya – 1965
55.Zambiya – 1964
56.Malta – 1964
57.Kenya – 1963
58.Singapur – 1963
59.Uganda – 1962
60.Trinidad ve Tobago – 1962
61.Jamaika – 1962
62.Ruanda – 1962
63.Samoa – 1962
64.Tanzanya – 1961
65.Sierra Lione – 1961
66.Moritanya – 1960
67.Nijerya – 1960
68.Gabon – 1960
69.Kongo Cumhuriyeti of Congo – 1960
70.Orta Afrika Cumhuriyeti – 1960
71.Çad – 1960
72.Fildişi Sahili – 1960
73.Burkina Faso – 1960
74.Nijer – 1960
75.Senegal – 1960
76.Togo – 1960
77.Kamerun – 1960
78.Kongo Demokratik Cumhuriyeti – 1960
79.Kıbrıs – 1960
80.Gine – 1958
81.Malezya – 1957
82.Gana – 1957
83.Tunus – 1956
84.Libya – 1951
85.Kuzey Kore – 1948
86.Güney Kore – 1948
87.İsrail – 1948
88.Suriye – 1946
89.Endonezya – 1945
90.Lübnan – 1943

(Kaynak: Sputnik)

Paylaşın

Türkiye’ye F-16 Satışını Engelleme Yolunda İlk Adım

ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) 2023 mali yılı bütçesini içeren ve ABD savunma harcamaları politikalarını belirleyen Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa (NDAA) tasarısına yapılan ekleme ve düzeltmeler, Temsilciler Meclisi Kurallar Komitesi’nde tamamlandı.

Tasarıya, çeşitli konularla ilgili toplamda 650 ekleme yapılırken, bu eklemelerden biri de Demokrat Partili New Hampshire Vekili Chris Pappas’ın ABD’nin Türkiye’ye F-16 satışının iki şarta bağlanmasını öngören ve revize edildikten sonra Komite’ye tekrar sunulan önergesi oldu.

Pappas’ın önergesine göre, Başkan Joe Biden’ın, Senato ve Temsilciler Meclisinin Dış İlişkiler ve Silahlı Kuvvetler Komitelerine bu satışın ABD’nin “ulusal çıkarına olduğunun” ve “bu F-16’ların Türkiye tarafından Yunanistan toprakları üzerinde yetkisiz uçuşlar için kullanılmamasını sağlamak için atılan somut adımların ayrıntılı bir izahatını” vermesi gerekecek.

Tasarı, bu haliyle ilgili komitelerde ve Genel Kurulda görüşülüp oylanacak. Halihazırdaki eklemeler aynı şekilde kabul edildiği takdirde yasalaşması için ya tasarının Kongre’nin üst kanadı Senato versiyonunda yer alması ya da Kongrenin iki kanadından oluşan Konferans Komitesinin iki versiyonu birleştireceği tek tasarı metninde yer alması gerekiyor.

Önerge, Yunanistan basınında

Yunanistan’ın Ekathimerini haber sitesi, Demokrat Partili vekil Chris Pappas’ın önergesinin yasa tasarısına eklenmesini “Türkiye’ye F-16 satışını engelleme yolunda ilk adım” başlıklı haberiyle duyurdu.

Önergenin, “belli şartları karşılamamaması durumunda Türkiye’ye F-16’lar veya modernizasyon kitleri satışının yasaklanmasını” öngürdüğünü yazan Ekathimerini’den Dora Antoniou, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Fakat, bu değişiklik, Başkan’ın Kongre’de bunun ABD’nin milli güvenliği için hayati öneme sahip olduğunu belgelendirmesi durumunda bu kısıtlamaları geçersiz kılmasına izin veren bir alan açıyor.

Bu durumda, ABD Başkanı’nın ABD silahlarının başka bir NATO üyesinin egemenliğini ihlal etmek için kullanılmadığından emin olmak için belli önlemleri içeren detaylı bir izahat sunması gerekiyor.”

Pappas, önergelerden birini geri çekmişti

NDAA tarasısını görüşen Temsilciler Meclisi Kurallar Komitesi’nin internet sitesinde paylaşılan bilgilere göre, New Hampshire vekilinin Komite’ye sunduğu ve Türkiye’nin ismini vermeden “bir NATO müttefikine yönelik mükerrer yetkisiz hava sahası ihlallerinde bulunan bir ülkeye” silah satışının yapılmasını yasaklayan tasarı, “tekrar değerlendirmek üzere” geri çekilmişti.

Demokrat Partili vekil Pappas, isim vermeden Türkiye ve Yunanistan’a atıfta bulunarak sunduğu tasarıda özetle şöyle demişti:

“Başkan’ın, bir önceki yıl, bir NATO müttefikine yönelik mükerrer yetkisiz hava sahası ihlallerinde bulunan veya başka bir üye ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü başka şekillerde ihlal eden bir ülkeye, Senato ve Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitelerine bu ülkenin artık söz konusu ihlalleri yapmadığını ve 6 ay önceden bu ihlalleri durdurduğunu teyit etmeden, Silah İhracatı Kontrol Yasası’nın 36’ncı maddesine tabi olan herhangi bir savunma ekipman veya hizmetini transfer etmesi yasaktır.”

Türkiye, 2021 sonbaharında ABD’den 40 F-16 savaş uçağı ve mevcut filosu için 80 modernizasyon kiti talep etmişti.

Paylaşın