ABD: Türkiye’nin Herhangi Bir Operasyonuna Kuvvetle Karşıyız

ABD yönetiminden üst düzey yetkililer, Türkiye’nin yakında Suriye’nin kuzeyinde yeni askeri operasyonlar başlatacağına ilişkin haberlerden duydukları kaygıları kamuoyuyla paylaşarak böylesi bir girişimin bölgedeki ABD güçlerini tehlikeye atacağı ve DAİŞ’e karşı mücadelede felaketli sonuçlar doğuracağı konusunda uyarıyorlar.

Amerika’nın Sesi’nde (VoA) yer alan habere göre Türkiye’nin, Mayıs sonundan bu yana Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafında mevcut 30 kilometre derinliğindeki güvenlik bölgesini genişletme tehdidi üzerine Washington ile Ankara arasında başlayan görüşmelerin “Ankara’nın kılıç sallamaları”nı durduramaması ABD’li yetkilinin harekata itirazlarını doğrudan doğruya kamuoyu üzerinden dile getirmelerine yol açtı.

Savunma Bakan Yardımcısı: “Bu harekattan DAİŞ yararlanacak”

Savunma Bakan Yardımcısı Dana Stroul çarşamba günü Washington’da düzenlenen bir forumda, “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik herhangi bir operasyonuna şiddetle karşı çıkıyoruz ve Türkiye’ye itirazlarımızı açıkça belirttik” dedi ve “Bu harekattan DAİŞ yararlanacak,” diye ekledi

Stroul ve diğer ABD’li yetkililerin kaygılarının kaynağında DAİŞ’in kuzeydoğu Suriye’deki derme çatma hapishanelerde tutulan ve ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından korunan 10 bin muharibi kurtarmak üzere harekata girişmeye niyetli olduğunu ilişkin istihbarat raporları var.

Stroul, “DAİŞ, muharip unsurların tutulduğu gözetim kamplarında kalanları, ordusunun yeniden kuruluşunu sağlayacak nüfus olarak görüyor” dedi.

Stroul “SDG’nin kuvvetlerini bir hava harekatından ya da karadan gerçekleşecek bir seferden korumak için kuzeye yığması halinde göazltı merkezlerini koruyacak SDG’li kalmaz” diye düşünüyor.

DAİŞ’in Ocak’ta ayında Haseke’deki El Sina hapishanesinden 4 bin muharibi kurtarma girişiminin başarısızlığa uğratılması ancak SDG’nin ayaklanmayı bastırmak için ABD jetleri, saldırı helikopterleri ve kara kuvvetlerinin yardımıyla 10 bin kişilik bir kuvvet toplamasıyla mümkün olabilmişti.

Gene de, yalnızca on-onbeş deneyimli muharibi kaçırabilmiş olmakla birlikte, bu harekat DAİŞ’te SDG’nin bir TSK seferiyle karşı karşıya kalması halinde  taktiğinin işe yarayacağına dair umutlar uyandırdı.

“Ankara’nın yeni harekatı ABD güçlerini riske atacak”

SDG’yi DAİŞ’le mücadelede etkili bir ortak olarak gören ABD’nin aksine, Türkiye SDG’yi bir “terör örgütü – hem Ankara’nın hem de Washington’un terör örgütü olarak gördüğü Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK)- Suriye kolu olarak görüyor.

Stroul, ABD’nin Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki PKK faaliyetleri hakkında meşru endişeleri olduğunu tanıdığını ve Pentagon’un “bu faaliyete karşı koymak için Türkiye ile çalışmaya devam edeceğine” söz verdiğini söyledi.

Bununla birlikte, Türkiye’nin yeni bir harekatının çok uç bir adım olacağı konusunda uyardı.

Stroul, “Böyle bir operasyon[un], [küresel] koalisyonun DAİŞ’e karşı seferber ettiği ABD güçlerini riske at[acağı] ve Suriye’ye daha fazla şiddet getirece[ği]”ne ilişkin olasılıklar konusunda uyardı.

Stroul “SDG, eğer bu tür bir baskı altında bırakılırsa, düşmanlarımızın ellerine itilecek” diyerek, SDG’nin Suriye, Rusya ve hatta İran ile işbirliği olasılıklarını ima etti.

500 bin insan daha yerinden olabilir

Aynı forumda konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı terörle mücadele koordinatörü Timothy Betts de Stroul’un kaygılarına katıldığını söyledi.

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) da benzer biçimde, Türkiye’nin saldırısının insani krizleri daha da şiddetlendireceği kaygısını dile getirdi.

USAID’in Orta Doğu’dan sorumlu müdür yardımcısı Andrew Plitt “500 bin kişinin daha yerinde edilmesi olasılığı var” dedi.

ABD ve DAİŞ güçlerinin durumu

ABD’nin Suriye’de yaklaşık 900 askeri var ve bunların çoğu kuzeydoğuda bölgedeki IŞİD hücrelerini hedef alan SDG’yi destekliyor.

ABD ve diğer BM üye ülkelerinden gelen istihbarat tahminlerine göre, DAİŞ’in Suriye ve Irak’ta, çoğu uzak bölgelerde küçük hücreler halinde faaliyet gösteren 6 bin ila 16 bin arasında muharip gücü var.

Beyaz Saray İç Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Joshua Geltzer’e göre “DAİŞ canlanma çabasında.” “Grup şu anda küçük ceplerde faaliyetlerini sürdürüyor ve en azından bazı bölgeleri kontrol altında tutmaya uğrşaıyor.”

Geltzer, DAİŞ’in bu yıl Suriye ve Irak’ta en az 350 saldırıyı hedeflediğini ve Suriye ve Irak’taki liderliğinin hala dünyanın dört bir yanındaki bağlantıları üzerinde etki yaratabileceği ve finansal kaynakları paylaşabileceğine ilişkin kanıtlar bulunduğunu söyledi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Türkiye’ye F-16 Satışını Engelleme Yolunda İlk Adım

ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) 2023 mali yılı bütçesini içeren ve ABD savunma harcamaları politikalarını belirleyen Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa (NDAA) tasarısına yapılan ekleme ve düzeltmeler, Temsilciler Meclisi Kurallar Komitesi’nde tamamlandı.

Tasarıya, çeşitli konularla ilgili toplamda 650 ekleme yapılırken, bu eklemelerden biri de Demokrat Partili New Hampshire Vekili Chris Pappas’ın ABD’nin Türkiye’ye F-16 satışının iki şarta bağlanmasını öngören ve revize edildikten sonra Komite’ye tekrar sunulan önergesi oldu.

Pappas’ın önergesine göre, Başkan Joe Biden’ın, Senato ve Temsilciler Meclisinin Dış İlişkiler ve Silahlı Kuvvetler Komitelerine bu satışın ABD’nin “ulusal çıkarına olduğunun” ve “bu F-16’ların Türkiye tarafından Yunanistan toprakları üzerinde yetkisiz uçuşlar için kullanılmamasını sağlamak için atılan somut adımların ayrıntılı bir izahatını” vermesi gerekecek.

Tasarı, bu haliyle ilgili komitelerde ve Genel Kurulda görüşülüp oylanacak. Halihazırdaki eklemeler aynı şekilde kabul edildiği takdirde yasalaşması için ya tasarının Kongre’nin üst kanadı Senato versiyonunda yer alması ya da Kongrenin iki kanadından oluşan Konferans Komitesinin iki versiyonu birleştireceği tek tasarı metninde yer alması gerekiyor.

Önerge, Yunanistan basınında

Yunanistan’ın Ekathimerini haber sitesi, Demokrat Partili vekil Chris Pappas’ın önergesinin yasa tasarısına eklenmesini “Türkiye’ye F-16 satışını engelleme yolunda ilk adım” başlıklı haberiyle duyurdu.

Önergenin, “belli şartları karşılamamaması durumunda Türkiye’ye F-16’lar veya modernizasyon kitleri satışının yasaklanmasını” öngürdüğünü yazan Ekathimerini’den Dora Antoniou, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Fakat, bu değişiklik, Başkan’ın Kongre’de bunun ABD’nin milli güvenliği için hayati öneme sahip olduğunu belgelendirmesi durumunda bu kısıtlamaları geçersiz kılmasına izin veren bir alan açıyor.

Bu durumda, ABD Başkanı’nın ABD silahlarının başka bir NATO üyesinin egemenliğini ihlal etmek için kullanılmadığından emin olmak için belli önlemleri içeren detaylı bir izahat sunması gerekiyor.”

Pappas, önergelerden birini geri çekmişti

NDAA tarasısını görüşen Temsilciler Meclisi Kurallar Komitesi’nin internet sitesinde paylaşılan bilgilere göre, New Hampshire vekilinin Komite’ye sunduğu ve Türkiye’nin ismini vermeden “bir NATO müttefikine yönelik mükerrer yetkisiz hava sahası ihlallerinde bulunan bir ülkeye” silah satışının yapılmasını yasaklayan tasarı, “tekrar değerlendirmek üzere” geri çekilmişti.

Demokrat Partili vekil Pappas, isim vermeden Türkiye ve Yunanistan’a atıfta bulunarak sunduğu tasarıda özetle şöyle demişti:

“Başkan’ın, bir önceki yıl, bir NATO müttefikine yönelik mükerrer yetkisiz hava sahası ihlallerinde bulunan veya başka bir üye ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü başka şekillerde ihlal eden bir ülkeye, Senato ve Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitelerine bu ülkenin artık söz konusu ihlalleri yapmadığını ve 6 ay önceden bu ihlalleri durdurduğunu teyit etmeden, Silah İhracatı Kontrol Yasası’nın 36’ncı maddesine tabi olan herhangi bir savunma ekipman veya hizmetini transfer etmesi yasaktır.”

Türkiye, 2021 sonbaharında ABD’den 40 F-16 savaş uçağı ve mevcut filosu için 80 modernizasyon kiti talep etmişti.

Paylaşın

James Webb, Evrenin En Derin Ve Net Fotoğrafını Çekti

James Webb Uzay Teleskobu’nun ilk tamamen renkli fotoğrafı yayımlandı. Dünyaya milyarlarca ışık yılı uzaklıkta olan galaksileri de içeren fotoğraf, evrenin bugüne kadar çekilmiş en derin, en detaylı fotoğrafı.

Teleskobun çektiği tamamı renkli fotoğraflar bugün ilerleyen saatlerde NASA tarafından yayımlanacak ama ilk fotoğraf, Beyaz Saray’da Başkan Joe Biden’a verilen bir bilgilendirme sırasında Biden’a gösterildi. Ardından da internet ortamında paylaşıldı.

Biden, görüntünün paylaşılması sonrası “Bu fotoğraflar tüm dünyaya Amerika’nın büyük işler başarabileceğini hatırlatacak. Amerikan halkına ve özellikle çocuklarımıza da, kapasitemizin üzerinde hiçbir şey olmadığını hatırlatacak” ifadelerini kullandı:

“Daha önce hiç kimsenin görmediği imkanları görebiliyoruz; daha önce hiç kimsenin gitmediği yerlere gidebiliyoruz.”

10 milyar dolarlık James Webb Uzay Teleskobu (JWST), 25 Aralık 2021’de uzaya fırlatılmış; ünlü Hubble Uzay Teleskobu’nun yerini alacağı söylenmişti.

Uzayda çeşitli incelemeler yapması planlanan teleskobun iki önemli hedefi de var: Biri 13,5 milyar yıl önce Evren’in bilinen ilk yıldızlarının fotoğrafını çekmek; diğeri de dünyaya çok uzak mesafedeki gezegenlerin yaşanabilir olup olmadığına bakmak.

Biden’la ve ardından kamuoyuyla paylaşılan fotoğraf; James Webb’in ilk hedefini gerçekleştirebildiğini gösterdi.

Fotoğrafta görülen aslında Southern Hemisphere bölgesinde birden çok galaksinin toplandığı, Volans takımyıldızını gösteren bir alan. Buraya verilen isim SMACS 0723.

Galaksi topluluğu aslında Dünya’ya çok da uzak değil; sadece 4,6 milyar ışık yılı uzakta. Ancak bu birçok galaksinin bir araya geldiği yerde, aslında çok çok daha uzakta olan cisimlerin ışıkları da büyütülmüş şekilde görülebiliyor.

Bu da zoom lensinin uzay teleskoplarındaki astronomik karşılığı olan ‘yerçekimi etkisi’yle mümkün olabiliyor.

6,5 metrelik altın aynalı ve süper-hassas kızılötesi araçlarıyla Webb, Büyük Patlama’dan (Big Bang) yaklaşık 600 milyon yıl sonrasına kadar var olan galaksilerin bozulmuş şekillerini de fotoğraflamayı başardı. (Evren’in 13,8 milyar yaşında olduğu biliniyor)

Daha da önemlisi; bilim insanları Webb’in elde ettiği verilerin kalitesine bakarak aslında teleskobun, bu fotoğrafta görülen cisimlerden çok daha ilerisini de görebildiğini söylüyor.

Yani bu fotoğrafın bugüne kadar çekilmiş en derin Evren fotoğrafı olduğunu söylemek mümkün.

NASA’dan Bill Nelson, “Işık, saniyede 186.000 mil hızla ilerliyor. Ve şu küçük benekler halinde gördüğünüz ışıklardan biri 13 milyar yıldır seyahat ediyor” açıklaması yaptı:

“Aslında çok daha geriye gidiyoruz çünkü bu daha sadece ilk fotoğraf. 13,5 milyar yıl kadar geriye gidebiliyor. Evren’in 13,8 milyar yaşında olduğunu bildiğimize göre; bu fotoğraflar sizi neredeyse her şeyin başlangıcına götürüyor.”

Hubble, haftalarca uzayda kalarak buna benzer bir sonuç elde etmeye çalışmıştı. Webb ise bu derinlikteki cisimlerin görüntülerine ulaşmak için sadece 12 buçuk saatlik bir gözlem yaptı.

Salı günü ilerleyen saatlerde NASA ve uluslararası ortakları olan Kanada ve Avrupa Uzay Ajansları, Webb’den gelen diğer renkli görselleri de paylaşacak.

Böylece Güneş Sistemi dışındaki gezegenlerle ilgili de daha detaylı bilgi edinilebilecek.

Webb, Dünya’dan yaklaşık 1.000 ışık yılı uzaktaki dev bir gezegen olan WASP-96 b’yi de analiz etti. Paylaşılacak bilgiler, bu gezegenin atmosferi hakkında bize bir fikir verecek.

WASP-96 b, kendisine ışık sağlayan hayat kaynağı olan yıldızın yörüngesinde çok çok yakın şekilde dönüyor. Bir gün Webb’in tıpkı Dünya gibi hayat kaynağı olan gezegene daha uzak olan ve insan için yaşam kaynağı olabilecek gazlara sahip atmosferi olan bir gezegeni tespit edeceği umuluyor.

NASA’daki bilim insanları, Webb’in hedeflerini kesinlikle gerçekleştirebileceğine inanıyor.

Henüz kamuoyuyla paylaşılmamış görüntülerle ilgili yorum yapan Dr. Amber Straughn, “İlk fotoğrafları gördüm, muhteşemler” dedi:

“Sadece görüntü olarak bile muhteşemler. Bilimin detaylarının arkasında saklı ipuçlarıyla yapabileceklerimizi görmek ise beni çok heyecanlandırıyor.”

Webb projesinin programında çalışan bilim insanlarından Dr. Eric Smith de, halkın yeni telekobun önemini şimdiden anladığını düşünüyor:

“Webb’in tasarımı ve görünümü, bence halkın bu göreve bu kadar hayran kalmasının arkasında yatan asıl nedenler. Gelecekten bir uzay gemisine benziyor”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Çinli Elektrikli Araba Üreticisi BYD, Tesla’yı Tahtından İndirdi

Warren Buffett destekli BYD, Elon Musk’ın onları rakip olarak görmediğini söylemesinden 10 yıl sonra 2022’de elektrikli araç satışlarında yüzde 300 artış gördü. Çinli BYD’nin küresel satış listesinde zirveye çıkmasıyla Tesla, artık dünyanın en popüler elektrikli araba şirketi değil.

Independent Türkçe’de yer alan habere göre, Warren Buffett’ın Berkshire Hathaway yatırım grubu tarafından desteklenen Shenzhen merkezli araba üreticisi, 2022’nin ilk yarısında 641 bin elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç sattı.

Çin’de Kovid kısıtlamalarından kaynaklı tedarik zinciri ve üretim sorunlarıyla mücadele eden Tesla, aynı dönemde 564 bin elektrikli araba sattı.

BYD’nin satışları 2021’in ilk 6 ayına kıyasla yüzde 300’lük artış gösterdi. Bu, Çin’in önde gelen elektrikli araç üreticisi olarak yükselişiyle aynı döneme denk geliyor.

Asya ülkesi 2021’de, 2020’deki rakamın iki katına ulaşarak yarım milyondan fazla elektrikli araç ihraç etti. Bu sayılar giderek artan şekilde Çinli markalardan veya Volvo ve MG Motor gibi Çin sermayeli Avrupa markalarından oluşuyor.

BYD’nin yükseliş sürecinde, hisse fiyatlarında yıl başından bu yana yüzde 24’ten fazla, son 5 yıldaysa yüzde 500’den fazla artış görüldü.

Bu hafta yayımlanan şirket dökümanları, fosil yakıtla çalışan araç üretiminin Haziran 2022’de sıfıra indiğini de ortaya koydu. Bu sayı geçen yılın aynı ayında 17 binden fazlaydı.

Firma ayrıca, sadece Contemporary Amperex Technology’nin (CATL) arkasında kalarak Güney Koreli LG’yi geride bırakıp dünyanın en büyük ikinci elektrikli araç bataryası üreticisi oldu.

Tesla’nın patronu Elon Musk daha önce BYD’nin elektrikli araç hedeflerini ciddiye almamış, 2011’de Bloomberg’e verdiği röportajda gülmüş ve onları rakip olarak görmediğini söylemişti:

Arabalarını gördünüz mü? 

Harika bir ürünlerinin olduğunu düşünmüyorum. Özellikle çekici olduğunu sanmıyorum, teknoloji çok güçlü değil… Bence haklı olarak odaklandıkları nokta, Çin pazarında hayatta kaldıklarından emin olmak.

Paylaşın

Beyaz Saray: Biden, Türkiye’nin F-16 Çabasını Destekliyor

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, dün (5 Temmuz) günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Jean-Pierre’e sorulan sorular arasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın 29-30 Haziran’da İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen NATO Zirvesindeki açıklamaları da vardı.

Biden’ın burada yaptığı açıklamada “Türkiye’ye F-16 savaş uçaklarının satışını desteklediği” yönündeki ifadesinin kendi partisi Demokrat Parti’den bazı Kongre üyelerinin eleştirisiyle karşılaştığı hatırlatılan Jean-Pierre, Beyaz Saray’ın bu duruma tepkisini şu sözlerle ifade etti:

Bu konuda çok netiz. F-16 ve Türkiye ile ilgili muhabbet bir süredir devam ediyor. Bu konu hakkında aylar önce konuştuk. Dolayısıyla, gerçekten yeni bir şey yok. Başkan [Joe Biden] bu çabayı destekliyor. Dolayısıyla, bunda gerçekten yeni bir şey yok.

Erdoğan ve Biden ne demişti?

Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Haziran’da NATO Zirvesine katılmak üzere Madrid’e gitmeden önce havalimanında düzenlediği basın toplantısında ABD Başkanı Joe Biden ile de görüşeceğini açıklamıştı.

Erdoğan, hemen ardından F-16’lara değinerek, “Bu arada Amerika’yla olan en önemli görüşmemiz F-16 meselesiydi. F-16 meselesi de şu anda hâlâ masada, orada da yine bir oyalama taktiği gidiyor” demişti.

NATO Zirvesi sonrasında Biden ve Erdoğan’ın ayrı ayrı düzenlediği basın toplantılarında da konu tekrar gündeme geldi.

Bir gazetecinin Joe Biden’a “Erdoğan’ın yeni F-16 talepleriyle alakalı hangi isteklerini kabul ettiniz” diye sorması üzerine Biden, “Aralık ayından bu yana pozisyonumu değiştirmedim” yanıtını verdi:

“Tabii ki bu F-16 jetlerinin modernizasyonu konusunu çözmemiz gerekiyor, bunu yapmamak bizim çıkarımıza değil. Ben pozisyonumu değiştirmediğimi onlara söyledim. Aralık’tan bu yana bunu söylüyorum. Bunun için Kongre’nin onayı lazım ve bu onayı alabileceğimizi düşünüyorum.”

Benzer bir soruya yanıt veren Erdoğan ise özetle şöyle dedi:

“Sayın Başkan elinden gelen adımları atacağını söyledi. Tabii sadece olay Demokratlarla bitmiyor bir de Cumhuriyetçiler var.

“Benim de geçen hafta geniş bir ekibim Amerika’daydı. Orada gerek Cumhuriyetçiler gerek Demokratlarla görüşmeleri yaptılar.

“Biz de Sayın Biden’la yaptığımız görüşmeden sonra heyetlerimizi gerekirse yine göndereceğiz. Orada Cumhuriyetçilerle de görüşmeler yapmak suretiyle onların da desteğini almamız halinde inanıyorum ki Sayın Biden’ın bu konudaki samimi gayretleri ciddi bir destek bulacaktır. Onun için de gecikmeden hemen bir heyeti ayrıca Amerika’ya göndereceğiz.”

Paylaşın

Dünya’nın Merkezinde Şaşırtıcı Değişim!

ABD’deki Virginia Tech College’dan yerbilimci Ying Zhou, Dünya’nın dış çekirdeğinde bazı değişimlerin meydana geldiğini tespit etti. Zhou’nun bu keşfi yapmasında 20 yıl arayla meydana gelen iki depremden elde edilen sismik gözlemler etkili oldu.

Bilim insanı, ilk etapta iki depremden elde edilen ölçümleri inceleyerek aralarında önemli farklılıklar tespit etti. Bu farklılıklar, gezegenin dış çekirdeğindeki konveksiyonda, yani metal akışında önemli değişimler olduğu anlamına geliyordu.

Mayıs 1997’de Güney Pasifik Okyanusu’ndaki Kermadec Adaları bölgesini büyük bir deprem sarsmıştı. 20 yıldan biraz daha uzun bir süre sonra, Eylül 2018’de aynı bölgede bir deprem daha meydana gelmişti.

Aradan geçen 20 yıla rağmen, deprem aynı noktayı vurduğu için aynı hızda sismik dalgalar göndermesi gerekiyordu. Ancak Zhou, beklenenin olmadığını fark etti.

Gerçek zamanlı sismik titreşimleri kaydeden 4 istasyondan gelen veriler, 2018’deki deprem sırasında SKS dalgaları diye bilinen sismik dalgaların yaklaşık bir saniye daha hızlı hareket ettiğini ortaya koydu.

Bu da dış çekirdekte artık daha hafif elementlerin salındığını öne süren ama teorisine bir türlü kanıt bulamayan Zhou için büyük bir fırsattı.

Dış çekirdekte neler oluyor?

Dünya’nın merkezi, son derece yüksek basınç ve sıcaklıkla karakterize olduğu için burada sıvı bir dış çekirdeğin demir içerikli katı iç çekirdeği çevrelediği düşünülüyor.

Bu dış çekirdekte sıvı haldeki demir ve nikel sürekli akış halinde. Konveksiyon adı verilen bu akış, elektrik akımları üreterek gezegenin manyetik alanını oluşturuyor.

Manyetik alan koruyucu bir kalkan gibi Dünya’yı sarıyor ve atmosferin zamanla yok olmasını engellerken gezegen yüzeyini de Güneş’ten gelen radyasyondan koruyor.

Öte yandan, Zhou’ya göre dış çekirdekteki konveksiyon hep aynı kalmıyor.

“Kuzey’deki jeomanyetik kutba bakarsanız yılda yaklaşık 50 kilometre hızla hareket ettiğini görürsünüz” diyen Zhou, sözlerini şöyle sürdürdü:

Kanada’dan Sibirya’ya doğru hareket ediyor. Manyetik alan her gün aynı değil. Değişiyor. Bu yüzden dış çekirdekteki konveksiyonun da zamanla değiştiğini düşünüyoruz ama doğrudan bir kanıt yok. Hiç görmedim.

Sismik veriler çekirdeğin yoğunluğundaki değişimlere işaret ediyor

Hakemli bilimsel dergi Nature’da yayımlanan yeni araştırmada Zhou, işte bu değişime bir kanıt sunmak için yola çıktı.

Bahsi geçen iki depremden elde edilen ölçümleri karşılaştıran bilim insanı, ikinci depremde SKS dalgalarının daha hızlı hareket etmesini şöyle açıkladı:

Bu dalganın ilerlediği yolda bir şeyler değişmiş. O yüzden artık daha hızlı gidebiliyor. Demek ki 20 yıl önce orada olan bir malzeme artık yok.

Zhou, “Yeni malzeme ise daha hafif” diye ekledi: Bu hafif elementler yukarı doğru hareket ediyor ve o bölgedeki yoğunluğu değiştiriyor.

Bilim insanı söz konusu araştırma makalesinde dış çekirdekte 1997’den bu yana hidrojen, karbon ve oksijen gibi daha hafif elementlerin salındığını savundu.

Makaleye göre bu durum dış çekirdeğin yoğuluğunda yaklaşık yüzde 2-3’lük bir azalmaya denk geliyor. Dolayısıyla konveksiyon akışı da saatte yaklaşık 40 kilometreye ulaşıyor.

Şu anda dünya çapında sismik dalgaları gerçek zamanlı takip eden 152 Küresel Sismografik Ağ İstasyonu mevcut. Zhou, “Artık dış çekirdeği görebiliyoruz” diye konuştu:

Eğer onu sismik dalgalardan görebiliyorsak, gelecekte de sismik istasyonlar kurabilir ve bu akışı izleyebiliriz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD Başkanı Biden: Türkiye’ye F-16 Satmamız Gerekiyor

ABD başkanı Joe Biden, Türkiye’ye F-16 jetlerin satılabilmesi için Kongre onayını alabileceklerine inandığını söyledi. Biden, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği konusundaki kararını etkileyecek bir anlaşmanın da söz konusu olmadığını ifade etti.

Haber Merkez / ABD başkanı Joe Biden, Madrid’de düzenlenen NATO Zirvesi’nde düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Biden’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle;

“Türkiye’ye F-16 satmalı ve aynı zamanda ellerindeki jetleri de modernize etmeliyiz. Bunu yapmamak bizim çıkarımıza değil. F-16 satışını Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya girmesini onaylamasına bağlayan herhangi bir taviz alışverişi sözkonusu olmadı. Satış için Kongre’nin onayına ihtiyacım var ve bunu yapabileceğimi düşünüyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a NATO zirvesinde söylediğim aralık ayında söylediğimle aynı. Aralıktan beri tutumumu değiştirmediğimi kendilerine ifade ettim. Bir karşılık olmadan sadece satmamız gerektiğini söyledim.

Ukrayna’ya uzun ve orta menzilli hava savunma, topçu, karşı batarya sistemleri ve diğer silahların tedariki için 800 milyon dolarlık yeni bir paketi birkaç gün içinde açıklayacağım.

ABD’nin öncülüğünde 50’den fazla ülke, Ukrayna’ya silah tedariki için yeni sözler verdi: 600’den fazla tank, 600 binden fazla mermi, yaklaşık 140 bin tanksavar, 500’e yakın top, gelişmiş çok namlulu roketatar, gemi savar ve hava savunma sistemleri.

(Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e Washington’un Kiev’i artık destekleyemeyeceğini söyleyeceği zamanın gelip gelmeyeceği sorulduğunda…) Ukrayna’yı gerektiği sürece destekleyeceğiz.

ABD ile müttefikleri gerektiği müddetçe yüksek petrol ve gaz fiyatlarını ödeyecek. Fiyatlar neden mi yüksek? Rusya yüzünden. Sebebi Rusya, Rusya, Rusya.

(Suudi Arabistan ziyaretinde Kral ve Veliaht Prens’ten petrol üretimini artırmalarını isteyip istemeyeceği sorulduğunda) Hayır, onlardan bunu talep etmeyeceğim. Basra Körfezi’ndeki tüm ülkelere petrol üretimini artırmanın önemini işaret ettim, umuyorum ki, onlar da bunu yapmayı kendi çıkarlarına görsünler.”

Paylaşın

ABD’den Yeni F-16 Açıklaması: Destekliyoruz

Madrid’deki NATO zirvesinde konuşan ABD’nin Uluslararası Güvenlikten Sorumlu Bakan Yardımcısı Celeste Wallender, Türkiye’nin savunma kapasitesinin geliştirilmesinin NATO’nun savunmasına da katkı sunacağını söyledi.

“ABD Türkiye’nin savaş uçağı filosunu modernize etmesini destekliyor” diyen Wallender, “Çünkü bu NATO’nun güvenliğine ve böylece Amerikan güvenliğine katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı ve ekledi: Bu planlar gerekli onay mekanizmalarından geçmeye devam ediyor.

Türkiye Kasım ayında ABD’den 40 adet yeni F-16 ve mevcut F-16’lar için de 80 adet modernizayon kiti almak için başvuruda bulunmuştu.

Mart ayında ABD Dışişleri Bakanlığı, Kongre üyelerine bir mektup yazarak bu satışa onay verilmesinin ABD’nin çıkarına olacağını vurgulamıştı.

Wallander’ın açıklaması Türkiye’nin, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılımına onay vermesinden sonra geldi.

Bu görüşmelerde Türkiye’nin ABD’den F-16 alımının da pazarlığın bir parçası haline geldiği iddia edilmiş, Reuters ve AFP’ye konuşan üst düzey bir ABD yetkilisi ise “ABD Türkiye’ye hiçbir şey teklif etmedi, Türkiye de ABD’den hiçbir şey talep etmedi” demişti.

Türkiye’nin ortaklaşa üretmeyi planladığı F-35 projesinden, Rus yapımı S-400 hava savunma sistemi alması nedeniyle çıkarılması, Ankara’yı hava savunmasında yeni arayışlara yönlendirmişti.

Erdoğan, Biden ile görüştü

Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO zirvesi için gittiği İspanya’nın başkenti Madrid’de ABD Başkanı Joe Biden ile görüştü.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da yer aldığı basına kapalı buluşma yaklaşık bir saat sürdü. Kameraların karşısında kısa birer konuşma yapan iki lider, birbirlerine teşekkür etti.

ABD Başkanı Biden “Özellikle Finlandiya ve İsveç’in durumuyla ilgili yaptıklarınız ve Ukrayna ile Rusya’daki tahılları ülke dışına çıkarabilmek için yaptığınız inanılmaz işler nedeniyle teşekkür ediyorum” dedi ve ekledi: Gerçekten müthiş bir iş çıkarıyorsunuz, teşekkürler.

NATO Zirvesi’nin gündemi itibarıyla çok güçlü bir zirve olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “Zirvede yarın devam edecek çalışmalarımızla inanıyorum ki ülkelerimize dolu dolu dönme fırsatını bulacağız. Sizlerin özellikle ABD olarak bu işte ön alışınız, NATO’nun güçlenmesine yönelik atılacak adımlar özellikle Rusya-Ukrayna sürecine ayrı bir katkı verecektir” dedi.

Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle son dönemde hububat ve akaryakıt konusunda olumsuz gelişmeler yaşandığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konuda denge politikasıyla süreci çözmenin gayreti içindeyiz. Temennimiz odur ki bu denge politikasıyla netice alalım. Bir an önce de hububat konusunda şu anda bunun yokluğunu çeken ülkelere açılan koridor üzerinden imkân sağlayalım” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

ABD, Uzayda Fabrika Kurmak İçin Harekete Geçti

ABD yönetimi, pahalı teknolojik ekipmanların uzayda inşa edilmesi için ulusal strateji belirledi. Teknoloji sitesi Quartz’a konuşan yetkililer, yapay zeka desteğiyle geliştirilen otonom üretim mekanizmalarının uzay fabrikalarının önünü açacağını ifade etti.

Buna göre ilk adım, eskiyen uyduları yenileriyle değiştirmek yerine uzayda onarmak olacak.

Örneğin NASA, uzay araçlarına yakıt ikmali yapacağı ilk görevini planlıyor.

Özel firmalarsa bu tip görevlerde daha önde. Havacılık ve uzay firması Northrop Grumman, uyduların ömrünü uzattığı iki görevi çoktan başarıyla tamamladı. Firma yakında aynı hizmeti daha büyük ölçekte vermek için yeni bir uzay robotu kullanmayı planlıyor.

Beyaz Saray ise bu tür teknolojileri geliştirmek için kısa süre önce ulusal bir strateji yayımladı. Planlar, uzay politikası danışmanı ve robotik montaj uzmanı Ezinne Uzo-Okoro tarafından yönetiliyor.

Uzay yürüyüşleri tehlikeli

Halihazırda Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (UUİ) bakım ve onarım görevlerini, uzay yürüyüşüne çıkan astronotlar üstleniyor. Ancak bu görevler epey tehlikeli olabiliyor.

Örneğin istasyonda görev alan bir astronotun mart ayında uzay yürüyüşü için taktığı kaskına su dolunca görev yarıda kesilmişti.

NASA’nın yardımcı yöneticisi Pamela Melroy, “Uzay araçlarına servis hizmeti sağlamayı rutin hale getirmek için astronotlara bel bağlayamayız” diye konuştu:

Uzay yürüyüşleri çok tehlikeli, özellikle de radyasyonun daha büyük bir tehdit olduğu uzaklıkta.

Yetkililere göre bu işi astronotlar yerine gelişmiş robotlar üstlenmeli.

“Parçalar yörüngede birleştirilmeli”

Melroy ayrıca, bunun gelişmiş uzay araçlarının daha az maliyet ve riskle göreve başlayabilmesini sağlayacağını ifade etti.

“Buradaki en önemli şey, bir roketin içine sığabilecek olandan çok daha büyük cihazlar inşa etme yeteneği” diyen bilim insanı, yenilikçi James Webb Uzay Teleskobu’nu örnek verdi.

Teleskobun devasa aynası, fırlatılacağı rokete sığması için origami gibi katlanmış ve uzayda kendi kendine açılacak şekilde tasarlanmıştı.

Bu durum hem riskleri hem de maliyeti artırmıştı. Melroy’a göre robotlar bu araçları yörüngede monte edebilseydi daha ucuz ve daha güçlü teleskoplar yapılabilirdi.

Yetkililer bu ilk adımların ardından uzayda fabrikalar kurma aşamasına geçilebileceğine inanuyor. Bu tür üretim tesislerinin uzun vadede daha verimli olacağı düşüülüyor.

Ancak öncelikle uydu üreticileri, yörüngeye yakıt limanları gibi tesisler yerleştirmeye başlamadan önce, bunun ekstra masrafa değeceğine ikna olmalı.

Melroy bu durumu “tavuk ve yumurta sorunu” diye niteliyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD Duyurdu: Biden, Erdoğan’la Görüşebilir

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği sürecinde yaşanan krizin aşılmasında önemli bir rol oynayabileceği düşünülen olası Erdoğan-Biden görüşmesiyle ilgili olarak ABD’den yeni bir açıklama geldi.

ABD Ulusal Güvenlik Danışması Jake Sullivan, ABD Başkanı Joe Biden’ın bu hafta İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenecek NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la “pekâlâ görüşebileceğini” söyledi.

Almanya’daki G7 zirvesinde gazetecilere açıklamada bulunan Sullivan, Biden’ın konuyla ilgili yürütülen yoğun diplomasi trafiğini “çok yakından” izlediğini ifade etti.

NATO zirvesinde tüm sorunların çözüleceği gibi bir iddida bulunamayacağını söyleyen Sullivan, amaçlarının, “Türkiye açısından bazı endişeler sürse de mümkün olduğunca çok sayıda sorunu çözmeye çalışmak ve böylece İsveç’le Finlandiya’nın üyelik sürecini hızlandırmak” olduğunu belirtti.

Birçok uzman, yaşanan sorun Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında olsa daBiden’ın çözüm sürecine daha doğrudan müdahil olması hâlinde krizin aşılmasının kolaylaşacağı görüşünde. Bu dahlin Erdoğan ile Biden arasındaki bir ikili görüşme şeklinde olabileceği yorumları yapılıyordu. Biden ve Erdoğan son olarak Ekim 2021’de İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen G20 zirvesi kapsamında ikili bir görüşme gerçekleştirmişti.

Stoltenberg’den Türkiye’nin endişelerine vurgu

Yaşanan krizle ilgili açıklamada bulunan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise bu konuda yarın Türkiye, İsveç ve Finlandiya liderleriyle bir araya geleceğini söyledi.

Madrid’de 29-30 Haziran’da düzenlenecek zirve öncesinde Brüksel’deki NATO karargâhında basın toplantısı düzenleyen Stoltenberg, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, (Finlandiya) Cumhurbaşkanı (Sauli) Niinisto ve (İsveç Başbakanı Magdalena) Andersson’un yarın Madrid’de görüşme davetimi kabul etmelerine sevindim” dedi.

Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği konusunda “ilerleme kaydetmeyi amaçladıklarını” söyleyen Stoltenberg, “Bu iki ülkenin bir an önce ittifaka katılabilmelerini sağlamak için üyelik başvurusu yaptıkları andan itibaren sıkı şekilde çalışıyoruz. Aynı zamanda müttefiklerimizin dile getirdiği endişeleri de dikkate almamız gerekiyor. Ki bu olayda endişelerini dile getiren müttefikimiz Türkiye’ydi” ifadesini kullandı.

Stoltenberg, “Herhangi bir söz vermeyeceğim ama sizi şu konuda temin edebilirim ki ilerleme sağlamak için etkin şekilde çalışıyoruz. Çünkü Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılma başvuruları tarihi nitelikte” diye konuştu.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından NATO üyeliği için başvuruda bulundu. NATO’ya yeni üye kabulü için ittifakın 30 üyesinin de onayı gerekiyor.İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı çıkan Türkiye, bu yaklaşımına gerekçe olarak söz konusu ülkelerin PKK ve DHKP-C gibi örgütler konusundaki tutumunu gösteriyor. Ankara ayrıca bu iki ülkenin Türkiye’ye yönelik bazı silah satışlarına izin vermemesine tepkili.

Paylaşın