ABD, Türkiye’yi Suriye Operasyonu Konusunda Uyardı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), ‘tahıl koridoru’ anlaşmasını memnuniyetle karşıladığını belirterek Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin katkılarına övgüde bulundu ancak Ankara’nın olası Suriye operasyonuna karşı uyardı.

Beyaz Saray Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Rusya’ya, Kiev’le Moskova arasında İstanbul’da imzalanan ve Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden ihracatına imkan tanıyan anlaşmayı ivedilikle uygulaması çağrısında bulundu.

Kirby, “Dünyanın en savunmasız insanlarının yetersiz beslenmenin pençesine düşmesini önlemek için bugünkü anlaşmanın uygulanmasına hızla başlanmasını bekliyoruz.” ifadesini kullandı.

Anlaşmanın ne derecede uygulanacağının Rusya’ya bağlı olduğuna işaret eden ABD’li yetkili, “Bunun oyunun kurallarını değiştireceğini umuyor, ancak temkinli olmaya da devam ediyoruz.” diye konuştu.

Öte yandan konuşmasında, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki olası operasyonuna da değinen ve ABD’nin bu durumdan “derin endişe” duymaya devam ettiğini söyleyen Kirby, sözlerini şöyle sürdürdü:

“(Tahıl koridoru anlaşması) BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı tebrik ediyoruz. Ancak Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyinde istikrarı bozabilecek, sivil nüfusu ve koalisyonun IŞİD’e karşı yürüttüğü mücadeleyi tehlikeye atabilecek bir askeri operasyon tehdidinden de derin endişe duymaya devam ediyoruz”

Kirby, Biden yönetiminin bu konuyla ilgili endişelerini Türk yetkililerle paylaştığını da belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’ye olası askeri operasyonla ilgili daha önce yaptığı açıklamada, “Güvenlik endişelerini yeni harekatlarla gidereceğiz” demişti.

Erdoğan, Ankara’nın PKK’nın Suriye’deki kolu olarak gördüğü YPG’ye atıfla, “Karşımıza çıkartılan aktörlerin birer aparat, yürütülen kampanyaların proje olduğunu biliyor, asıl mücadeleyi projelerin gerçek sahiplerine karşı veriyoruz” ifadesini kullanmıştı.

Ankara söz konusu operasyonla, Suriye içerisinde 30 kilometre derinliğinde bir güvenli bölge oluşturmayı hedeflediğini kaydediyor.

Operasyona ABD’nin yanı sıra Şam yönetiminin en güçlü destekçileri konumundaki Rusya ve İran karşı çıkıyor.

Paylaşın

ABD: Suriye’deki Mevcut Ateşkes Hatları Korunmalı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price,  günlük basın toplantısında konuştu. Basın mensuplarının Price’a yönelttiği sorulardan biri de Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye olası askeri operasyonu ve ABD’nin Türkiye’ye F-16 savaş uçağı ve modernizasyon kiti satışı ile ilgiliydi.

Price ayrıca Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Zaho kentine bağlı turistik alanlarından Perex köyüne Türkiye’nin düzenlediği saldırıya ilişkin soruyu da yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ülkesinin kuzey Suriye’ye yeni bir harekat düzenlemeyi değerlendirdiği” hatırlatılarak ABD Dışişleri Bakanlığı’nın görüşünün sorulduğu soruya Price “ateşkes hatlarına” atıfla yanıt verdi.

“Türkiye güçlerinin kuzeydoğu Suriye’ye yönelik bahsi geçen harekat planlarına ilişkin endişemizi dün dile getirdik” diyen Price, şöyle devam etti:

“İlerlemeleri sekteye uğratabilir”

“Mevcut ateşkes hatlarının korunması bizim için önemli. Bölgede herhangi yeni bir operasyonun, Türkiye’nin gerçekleştireceği herhangi yeni bir harekatın, son yıllarda IŞİD’in sözde halifeliğine karşı koalisyonun kaydettiği bazı büyük ilerlemeleri sekteye uğratma potansiyeli var.

Bunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararı uyarınca devam eden siyasi süreç bağlamında da zararları olabilir. Bu endişemizi kamuoyu önünde dile getirdik. Bu endişeyi dün ve bugün dile getirdik. Türk müttefiklerimize özel olarak da ilettik.”

“Ateşkes kimler arasında oldu?”

Price’ın cevabı üzerine, soruyu soran gazeteci, “Mevcut ateşkes hattı ifadesini çok kullanıyorsunuz. Bu hattın tam olarak nereye düştüğünü bize hatırlatır mısınız? Bu konuyu takip ediyorum ve Türkiye ile YPG arasında herhangi bir ateşkes olduğunu hatırlamıyorum. Bu ateşkes kimler arasında oldu?” sorusunu yöneltti. Price, bu soruya şu yanıtı verdi:

“Pozisyonumuz uzun zamandır aynı. Ateşkes hatlarının korunmasını destekliyoruz ve olası herhangi bir müdahaleyi kınıyoruz. Tabii ki önümde bir harita yok ama Türkiye’nin aynı zamanda 17 Ekim 2019 ABD Türkiye Ortak Açıklamasına ve bu açıklama çerçevesinde kuzeydoğu Suriye’deki operasyonlarını durdurma taahhüdüne uymasını bekliyoruz.

Tutarlı bir biçimde Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarını tanıdığımızı dile getirdik. Hiçbir NATO müttefiki Türk müttefiklerimiz kadar terör saldırısı yaşamadı. Fakat herhangi yeni bir harekat, istikrarı daha da bozma riskini beraberinde getirecektir ve ABD ile koalisyonun IŞİD ile mücadelesini riske atacaktır.

Gazetecinin “Önünüzde harita yok ama bir ateşkes hattı var ve Türkiye ile ABD arasında o çizgi geçilmeyecek diye bir taahhüt var mı diyorsunuz? İkinci bir şey de 2019’daki açıklama Barış Pınarı Harekatının durdurulmasına ilişkindi. Suriye’nin başkaca herhangi bir bölgesine operasyon yapılmayacağına dair taahhüt vermiyor. Bunu izah eder misiniz?” dedi.

Price ise soruya “Ekim 2019 tarihli ortak açıklamanın bir parçası olarak, Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’deki taarruz operasyonlarını durdurması gerektiğine inanıyoruz” diyerek özetle şu yanıtı verdi:

“Bu, önceki yönetimlerin de bu yönetimin de ortaya koyduğu bir nokta. Fakat daha genel olarak mevcut ateşkes hatlarının sürdürülmesini destekliyoruz. Yeniden ifade etmek gerekirse; herhangi bir harekat son yıllarda birlikte kaydettiğimiz bazı büyük kazanımları riske atacaktır.”

Price, üçüncü kez sorulan “Bir ateşkes hattı var mı?” sorusuna cevaben, “Var olan, mevcut ateşkes hatları” dedi.

F-16 satışı

Price, cevabının ikinci kısmında Başkan Joe Biden yönetiminin Türkiye’ye muhtemel F-16 satışı ile ilgili soruya yanıt verdi.

İspanya’nın başkenti Madrid’de gerçekleştirilen Erdoğan-Biden görüşmesine atıfta bulunan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Türkiye ile ortaklığa büyük değer verdiklerini” söyleyerek şu açıklamada bulundu:

“Türkiye, önemli bir NATO müttefiki. Türkiye ile uzun ve derin iki taraflı savunma bağlarımız var ve Türkiye’nin NATO ile devam eden müşterek çalışması bizim için bir öncelik olmayı sürdürüyor.

Bir politika icabı, teklif edilen savunma transferleri hakkında resmi olarak Kongre’ye bildirilene kadar kamuoyu önünde herhangi bir yorumda veya doğrulamada bulunmuyoruz. Fakat şu kadarını söyleyebilirim ki Kongre ile bu konu hakkında iletişim halinde olmaya devam ediyoruz.”

Zaho saldırısı

Ned Price, basın toplantısında ayrıca Zaho saldırısına ilişkin soruya da yanıt verdi. “Iraklı yetkililer Türkiye’den Irak topraklarından çekilmesini istediler ve Güvenlik Konseyi’nden de bunu isteyecekler. Irak’ı bu talebiyle ilgili destekliyor musunuz” sorusuna, Price şu yanıtı verdi:

Bu, Irak Hükümeti için bir soru. Kendi adımıza, dün [açıklamamızı] duydunuz. Irak’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü destekleme yönündeki pozisyonumuzu teyit ediyoruz. Fakat bu soru için Irak’taki partnerlerimize başvurmanız gerekecek.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye F-16 Satışını Kısıtlayan Karar

ABD Temsilciler Meclisi, F-16’ların Türkiye’ye satışını kısıtlayan yasa tasarısını onayladı. Demokrat Chris Pappas ve Cumhuriyetçi Frank Pallone tarafından sunulan ve Türkiye’ye yeni F-16 savaş uçakları ile F-16 modernizasyon kitlerinin satışını kısıtlayan yasa tasarısı Temsilciler Meclisi’nde yapılan oylamada 244’e karşı 179 oyla kabul edildi.

Yasa tasarısı ile Türkiye’ye yönelik F-16 satışlarına, ABD Başkanının söz konusu satışların ulusal çıkarlara uygun olduğunu onaylaması ve Yunan hava sahasının ihlal edilmeyeceğini dair garanti verilmesi şartı getiriliyor.
Tasarı, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) 2023 bütçesini içeren Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa (NDAA) tasarısına eklenecek. ABD Başkanı Joe Biden’ın veto hakkı bulunuyor.

Biden, F-16’ların Türkiye’ye satılmasına destek vermişti

ABD Başkanı Joe Biden, İspanya’nın başkenti Madrid’de geçtiğimiz ay yapılan NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ardından düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin Türkiye’ye F-16 savaş uçaklarının satışını sağlaması gerektiğini söylemiş, “F-16’ları Türkiye’ye satmamız gerekiyor. Bunun tersi çıkarımıza olmaz” demişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Kongre’ye mektup göndermişti

Türkiye, geçtiğimiz yıl ekim ayında ABD’den 40 adet Lockheed Martin yapımı F-16 savaş uçağı ve mevcut savaş uçakları için 80’e yakın modernizasyon kiti satın almak istediği yönünde talepte bulunmuştu. Geçtiğimiz mart ayında ise ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD Kongresi’nin söz konusu F-16 satışı hakkında mektup göndermiş ve söz konusu satışın ABD çıkarlarına uygun olduğu belirtilmişti.

Bakanlık, Kongre’ye gönderdiği tavsiye mektubunda, Biden yönetiminin Türkiye’ye potansiyel F-16 savaş uçağı satışının ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarıyla uyumlu olacağını ve aynı zamanda NATO’nun uzun vadeli birliğine hizmet edeceğine inandığını aktarmıştı.

Mektupta, “Biden yönetimi, Türkiye ile uygun ABD savunma ticaret bağlarının, ABD ulusal güvenliği, ekonomik ve ticari çıkarlarının yanı sıra, uzun vadeli NATO ittifakı birliği ve çıkarları için de gerekli olduğuna inanıyor” ifadeleri kullanılmıştı.

Paylaşın

ABD: Türkiye’nin Herhangi Bir Operasyonuna Kuvvetle Karşıyız

ABD yönetiminden üst düzey yetkililer, Türkiye’nin yakında Suriye’nin kuzeyinde yeni askeri operasyonlar başlatacağına ilişkin haberlerden duydukları kaygıları kamuoyuyla paylaşarak böylesi bir girişimin bölgedeki ABD güçlerini tehlikeye atacağı ve DAİŞ’e karşı mücadelede felaketli sonuçlar doğuracağı konusunda uyarıyorlar.

Amerika’nın Sesi’nde (VoA) yer alan habere göre Türkiye’nin, Mayıs sonundan bu yana Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafında mevcut 30 kilometre derinliğindeki güvenlik bölgesini genişletme tehdidi üzerine Washington ile Ankara arasında başlayan görüşmelerin “Ankara’nın kılıç sallamaları”nı durduramaması ABD’li yetkilinin harekata itirazlarını doğrudan doğruya kamuoyu üzerinden dile getirmelerine yol açtı.

Savunma Bakan Yardımcısı: “Bu harekattan DAİŞ yararlanacak”

Savunma Bakan Yardımcısı Dana Stroul çarşamba günü Washington’da düzenlenen bir forumda, “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik herhangi bir operasyonuna şiddetle karşı çıkıyoruz ve Türkiye’ye itirazlarımızı açıkça belirttik” dedi ve “Bu harekattan DAİŞ yararlanacak,” diye ekledi

Stroul ve diğer ABD’li yetkililerin kaygılarının kaynağında DAİŞ’in kuzeydoğu Suriye’deki derme çatma hapishanelerde tutulan ve ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından korunan 10 bin muharibi kurtarmak üzere harekata girişmeye niyetli olduğunu ilişkin istihbarat raporları var.

Stroul, “DAİŞ, muharip unsurların tutulduğu gözetim kamplarında kalanları, ordusunun yeniden kuruluşunu sağlayacak nüfus olarak görüyor” dedi.

Stroul “SDG’nin kuvvetlerini bir hava harekatından ya da karadan gerçekleşecek bir seferden korumak için kuzeye yığması halinde göazltı merkezlerini koruyacak SDG’li kalmaz” diye düşünüyor.

DAİŞ’in Ocak’ta ayında Haseke’deki El Sina hapishanesinden 4 bin muharibi kurtarma girişiminin başarısızlığa uğratılması ancak SDG’nin ayaklanmayı bastırmak için ABD jetleri, saldırı helikopterleri ve kara kuvvetlerinin yardımıyla 10 bin kişilik bir kuvvet toplamasıyla mümkün olabilmişti.

Gene de, yalnızca on-onbeş deneyimli muharibi kaçırabilmiş olmakla birlikte, bu harekat DAİŞ’te SDG’nin bir TSK seferiyle karşı karşıya kalması halinde  taktiğinin işe yarayacağına dair umutlar uyandırdı.

“Ankara’nın yeni harekatı ABD güçlerini riske atacak”

SDG’yi DAİŞ’le mücadelede etkili bir ortak olarak gören ABD’nin aksine, Türkiye SDG’yi bir “terör örgütü – hem Ankara’nın hem de Washington’un terör örgütü olarak gördüğü Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK)- Suriye kolu olarak görüyor.

Stroul, ABD’nin Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki PKK faaliyetleri hakkında meşru endişeleri olduğunu tanıdığını ve Pentagon’un “bu faaliyete karşı koymak için Türkiye ile çalışmaya devam edeceğine” söz verdiğini söyledi.

Bununla birlikte, Türkiye’nin yeni bir harekatının çok uç bir adım olacağı konusunda uyardı.

Stroul, “Böyle bir operasyon[un], [küresel] koalisyonun DAİŞ’e karşı seferber ettiği ABD güçlerini riske at[acağı] ve Suriye’ye daha fazla şiddet getirece[ği]”ne ilişkin olasılıklar konusunda uyardı.

Stroul “SDG, eğer bu tür bir baskı altında bırakılırsa, düşmanlarımızın ellerine itilecek” diyerek, SDG’nin Suriye, Rusya ve hatta İran ile işbirliği olasılıklarını ima etti.

500 bin insan daha yerinden olabilir

Aynı forumda konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı terörle mücadele koordinatörü Timothy Betts de Stroul’un kaygılarına katıldığını söyledi.

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) da benzer biçimde, Türkiye’nin saldırısının insani krizleri daha da şiddetlendireceği kaygısını dile getirdi.

USAID’in Orta Doğu’dan sorumlu müdür yardımcısı Andrew Plitt “500 bin kişinin daha yerinde edilmesi olasılığı var” dedi.

ABD ve DAİŞ güçlerinin durumu

ABD’nin Suriye’de yaklaşık 900 askeri var ve bunların çoğu kuzeydoğuda bölgedeki IŞİD hücrelerini hedef alan SDG’yi destekliyor.

ABD ve diğer BM üye ülkelerinden gelen istihbarat tahminlerine göre, DAİŞ’in Suriye ve Irak’ta, çoğu uzak bölgelerde küçük hücreler halinde faaliyet gösteren 6 bin ila 16 bin arasında muharip gücü var.

Beyaz Saray İç Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Joshua Geltzer’e göre “DAİŞ canlanma çabasında.” “Grup şu anda küçük ceplerde faaliyetlerini sürdürüyor ve en azından bazı bölgeleri kontrol altında tutmaya uğrşaıyor.”

Geltzer, DAİŞ’in bu yıl Suriye ve Irak’ta en az 350 saldırıyı hedeflediğini ve Suriye ve Irak’taki liderliğinin hala dünyanın dört bir yanındaki bağlantıları üzerinde etki yaratabileceği ve finansal kaynakları paylaşabileceğine ilişkin kanıtlar bulunduğunu söyledi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Türkiye’ye F-16 Satışını Engelleme Yolunda İlk Adım

ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) 2023 mali yılı bütçesini içeren ve ABD savunma harcamaları politikalarını belirleyen Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa (NDAA) tasarısına yapılan ekleme ve düzeltmeler, Temsilciler Meclisi Kurallar Komitesi’nde tamamlandı.

Tasarıya, çeşitli konularla ilgili toplamda 650 ekleme yapılırken, bu eklemelerden biri de Demokrat Partili New Hampshire Vekili Chris Pappas’ın ABD’nin Türkiye’ye F-16 satışının iki şarta bağlanmasını öngören ve revize edildikten sonra Komite’ye tekrar sunulan önergesi oldu.

Pappas’ın önergesine göre, Başkan Joe Biden’ın, Senato ve Temsilciler Meclisinin Dış İlişkiler ve Silahlı Kuvvetler Komitelerine bu satışın ABD’nin “ulusal çıkarına olduğunun” ve “bu F-16’ların Türkiye tarafından Yunanistan toprakları üzerinde yetkisiz uçuşlar için kullanılmamasını sağlamak için atılan somut adımların ayrıntılı bir izahatını” vermesi gerekecek.

Tasarı, bu haliyle ilgili komitelerde ve Genel Kurulda görüşülüp oylanacak. Halihazırdaki eklemeler aynı şekilde kabul edildiği takdirde yasalaşması için ya tasarının Kongre’nin üst kanadı Senato versiyonunda yer alması ya da Kongrenin iki kanadından oluşan Konferans Komitesinin iki versiyonu birleştireceği tek tasarı metninde yer alması gerekiyor.

Önerge, Yunanistan basınında

Yunanistan’ın Ekathimerini haber sitesi, Demokrat Partili vekil Chris Pappas’ın önergesinin yasa tasarısına eklenmesini “Türkiye’ye F-16 satışını engelleme yolunda ilk adım” başlıklı haberiyle duyurdu.

Önergenin, “belli şartları karşılamamaması durumunda Türkiye’ye F-16’lar veya modernizasyon kitleri satışının yasaklanmasını” öngürdüğünü yazan Ekathimerini’den Dora Antoniou, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Fakat, bu değişiklik, Başkan’ın Kongre’de bunun ABD’nin milli güvenliği için hayati öneme sahip olduğunu belgelendirmesi durumunda bu kısıtlamaları geçersiz kılmasına izin veren bir alan açıyor.

Bu durumda, ABD Başkanı’nın ABD silahlarının başka bir NATO üyesinin egemenliğini ihlal etmek için kullanılmadığından emin olmak için belli önlemleri içeren detaylı bir izahat sunması gerekiyor.”

Pappas, önergelerden birini geri çekmişti

NDAA tarasısını görüşen Temsilciler Meclisi Kurallar Komitesi’nin internet sitesinde paylaşılan bilgilere göre, New Hampshire vekilinin Komite’ye sunduğu ve Türkiye’nin ismini vermeden “bir NATO müttefikine yönelik mükerrer yetkisiz hava sahası ihlallerinde bulunan bir ülkeye” silah satışının yapılmasını yasaklayan tasarı, “tekrar değerlendirmek üzere” geri çekilmişti.

Demokrat Partili vekil Pappas, isim vermeden Türkiye ve Yunanistan’a atıfta bulunarak sunduğu tasarıda özetle şöyle demişti:

“Başkan’ın, bir önceki yıl, bir NATO müttefikine yönelik mükerrer yetkisiz hava sahası ihlallerinde bulunan veya başka bir üye ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü başka şekillerde ihlal eden bir ülkeye, Senato ve Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitelerine bu ülkenin artık söz konusu ihlalleri yapmadığını ve 6 ay önceden bu ihlalleri durdurduğunu teyit etmeden, Silah İhracatı Kontrol Yasası’nın 36’ncı maddesine tabi olan herhangi bir savunma ekipman veya hizmetini transfer etmesi yasaktır.”

Türkiye, 2021 sonbaharında ABD’den 40 F-16 savaş uçağı ve mevcut filosu için 80 modernizasyon kiti talep etmişti.

Paylaşın

James Webb, Evrenin En Derin Ve Net Fotoğrafını Çekti

James Webb Uzay Teleskobu’nun ilk tamamen renkli fotoğrafı yayımlandı. Dünyaya milyarlarca ışık yılı uzaklıkta olan galaksileri de içeren fotoğraf, evrenin bugüne kadar çekilmiş en derin, en detaylı fotoğrafı.

Teleskobun çektiği tamamı renkli fotoğraflar bugün ilerleyen saatlerde NASA tarafından yayımlanacak ama ilk fotoğraf, Beyaz Saray’da Başkan Joe Biden’a verilen bir bilgilendirme sırasında Biden’a gösterildi. Ardından da internet ortamında paylaşıldı.

Biden, görüntünün paylaşılması sonrası “Bu fotoğraflar tüm dünyaya Amerika’nın büyük işler başarabileceğini hatırlatacak. Amerikan halkına ve özellikle çocuklarımıza da, kapasitemizin üzerinde hiçbir şey olmadığını hatırlatacak” ifadelerini kullandı:

“Daha önce hiç kimsenin görmediği imkanları görebiliyoruz; daha önce hiç kimsenin gitmediği yerlere gidebiliyoruz.”

10 milyar dolarlık James Webb Uzay Teleskobu (JWST), 25 Aralık 2021’de uzaya fırlatılmış; ünlü Hubble Uzay Teleskobu’nun yerini alacağı söylenmişti.

Uzayda çeşitli incelemeler yapması planlanan teleskobun iki önemli hedefi de var: Biri 13,5 milyar yıl önce Evren’in bilinen ilk yıldızlarının fotoğrafını çekmek; diğeri de dünyaya çok uzak mesafedeki gezegenlerin yaşanabilir olup olmadığına bakmak.

Biden’la ve ardından kamuoyuyla paylaşılan fotoğraf; James Webb’in ilk hedefini gerçekleştirebildiğini gösterdi.

Fotoğrafta görülen aslında Southern Hemisphere bölgesinde birden çok galaksinin toplandığı, Volans takımyıldızını gösteren bir alan. Buraya verilen isim SMACS 0723.

Galaksi topluluğu aslında Dünya’ya çok da uzak değil; sadece 4,6 milyar ışık yılı uzakta. Ancak bu birçok galaksinin bir araya geldiği yerde, aslında çok çok daha uzakta olan cisimlerin ışıkları da büyütülmüş şekilde görülebiliyor.

Bu da zoom lensinin uzay teleskoplarındaki astronomik karşılığı olan ‘yerçekimi etkisi’yle mümkün olabiliyor.

6,5 metrelik altın aynalı ve süper-hassas kızılötesi araçlarıyla Webb, Büyük Patlama’dan (Big Bang) yaklaşık 600 milyon yıl sonrasına kadar var olan galaksilerin bozulmuş şekillerini de fotoğraflamayı başardı. (Evren’in 13,8 milyar yaşında olduğu biliniyor)

Daha da önemlisi; bilim insanları Webb’in elde ettiği verilerin kalitesine bakarak aslında teleskobun, bu fotoğrafta görülen cisimlerden çok daha ilerisini de görebildiğini söylüyor.

Yani bu fotoğrafın bugüne kadar çekilmiş en derin Evren fotoğrafı olduğunu söylemek mümkün.

NASA’dan Bill Nelson, “Işık, saniyede 186.000 mil hızla ilerliyor. Ve şu küçük benekler halinde gördüğünüz ışıklardan biri 13 milyar yıldır seyahat ediyor” açıklaması yaptı:

“Aslında çok daha geriye gidiyoruz çünkü bu daha sadece ilk fotoğraf. 13,5 milyar yıl kadar geriye gidebiliyor. Evren’in 13,8 milyar yaşında olduğunu bildiğimize göre; bu fotoğraflar sizi neredeyse her şeyin başlangıcına götürüyor.”

Hubble, haftalarca uzayda kalarak buna benzer bir sonuç elde etmeye çalışmıştı. Webb ise bu derinlikteki cisimlerin görüntülerine ulaşmak için sadece 12 buçuk saatlik bir gözlem yaptı.

Salı günü ilerleyen saatlerde NASA ve uluslararası ortakları olan Kanada ve Avrupa Uzay Ajansları, Webb’den gelen diğer renkli görselleri de paylaşacak.

Böylece Güneş Sistemi dışındaki gezegenlerle ilgili de daha detaylı bilgi edinilebilecek.

Webb, Dünya’dan yaklaşık 1.000 ışık yılı uzaktaki dev bir gezegen olan WASP-96 b’yi de analiz etti. Paylaşılacak bilgiler, bu gezegenin atmosferi hakkında bize bir fikir verecek.

WASP-96 b, kendisine ışık sağlayan hayat kaynağı olan yıldızın yörüngesinde çok çok yakın şekilde dönüyor. Bir gün Webb’in tıpkı Dünya gibi hayat kaynağı olan gezegene daha uzak olan ve insan için yaşam kaynağı olabilecek gazlara sahip atmosferi olan bir gezegeni tespit edeceği umuluyor.

NASA’daki bilim insanları, Webb’in hedeflerini kesinlikle gerçekleştirebileceğine inanıyor.

Henüz kamuoyuyla paylaşılmamış görüntülerle ilgili yorum yapan Dr. Amber Straughn, “İlk fotoğrafları gördüm, muhteşemler” dedi:

“Sadece görüntü olarak bile muhteşemler. Bilimin detaylarının arkasında saklı ipuçlarıyla yapabileceklerimizi görmek ise beni çok heyecanlandırıyor.”

Webb projesinin programında çalışan bilim insanlarından Dr. Eric Smith de, halkın yeni telekobun önemini şimdiden anladığını düşünüyor:

“Webb’in tasarımı ve görünümü, bence halkın bu göreve bu kadar hayran kalmasının arkasında yatan asıl nedenler. Gelecekten bir uzay gemisine benziyor”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Çinli Elektrikli Araba Üreticisi BYD, Tesla’yı Tahtından İndirdi

Warren Buffett destekli BYD, Elon Musk’ın onları rakip olarak görmediğini söylemesinden 10 yıl sonra 2022’de elektrikli araç satışlarında yüzde 300 artış gördü. Çinli BYD’nin küresel satış listesinde zirveye çıkmasıyla Tesla, artık dünyanın en popüler elektrikli araba şirketi değil.

Independent Türkçe’de yer alan habere göre, Warren Buffett’ın Berkshire Hathaway yatırım grubu tarafından desteklenen Shenzhen merkezli araba üreticisi, 2022’nin ilk yarısında 641 bin elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç sattı.

Çin’de Kovid kısıtlamalarından kaynaklı tedarik zinciri ve üretim sorunlarıyla mücadele eden Tesla, aynı dönemde 564 bin elektrikli araba sattı.

BYD’nin satışları 2021’in ilk 6 ayına kıyasla yüzde 300’lük artış gösterdi. Bu, Çin’in önde gelen elektrikli araç üreticisi olarak yükselişiyle aynı döneme denk geliyor.

Asya ülkesi 2021’de, 2020’deki rakamın iki katına ulaşarak yarım milyondan fazla elektrikli araç ihraç etti. Bu sayılar giderek artan şekilde Çinli markalardan veya Volvo ve MG Motor gibi Çin sermayeli Avrupa markalarından oluşuyor.

BYD’nin yükseliş sürecinde, hisse fiyatlarında yıl başından bu yana yüzde 24’ten fazla, son 5 yıldaysa yüzde 500’den fazla artış görüldü.

Bu hafta yayımlanan şirket dökümanları, fosil yakıtla çalışan araç üretiminin Haziran 2022’de sıfıra indiğini de ortaya koydu. Bu sayı geçen yılın aynı ayında 17 binden fazlaydı.

Firma ayrıca, sadece Contemporary Amperex Technology’nin (CATL) arkasında kalarak Güney Koreli LG’yi geride bırakıp dünyanın en büyük ikinci elektrikli araç bataryası üreticisi oldu.

Tesla’nın patronu Elon Musk daha önce BYD’nin elektrikli araç hedeflerini ciddiye almamış, 2011’de Bloomberg’e verdiği röportajda gülmüş ve onları rakip olarak görmediğini söylemişti:

Arabalarını gördünüz mü? 

Harika bir ürünlerinin olduğunu düşünmüyorum. Özellikle çekici olduğunu sanmıyorum, teknoloji çok güçlü değil… Bence haklı olarak odaklandıkları nokta, Çin pazarında hayatta kaldıklarından emin olmak.

Paylaşın

Beyaz Saray: Biden, Türkiye’nin F-16 Çabasını Destekliyor

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, dün (5 Temmuz) günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Jean-Pierre’e sorulan sorular arasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın 29-30 Haziran’da İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen NATO Zirvesindeki açıklamaları da vardı.

Biden’ın burada yaptığı açıklamada “Türkiye’ye F-16 savaş uçaklarının satışını desteklediği” yönündeki ifadesinin kendi partisi Demokrat Parti’den bazı Kongre üyelerinin eleştirisiyle karşılaştığı hatırlatılan Jean-Pierre, Beyaz Saray’ın bu duruma tepkisini şu sözlerle ifade etti:

Bu konuda çok netiz. F-16 ve Türkiye ile ilgili muhabbet bir süredir devam ediyor. Bu konu hakkında aylar önce konuştuk. Dolayısıyla, gerçekten yeni bir şey yok. Başkan [Joe Biden] bu çabayı destekliyor. Dolayısıyla, bunda gerçekten yeni bir şey yok.

Erdoğan ve Biden ne demişti?

Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Haziran’da NATO Zirvesine katılmak üzere Madrid’e gitmeden önce havalimanında düzenlediği basın toplantısında ABD Başkanı Joe Biden ile de görüşeceğini açıklamıştı.

Erdoğan, hemen ardından F-16’lara değinerek, “Bu arada Amerika’yla olan en önemli görüşmemiz F-16 meselesiydi. F-16 meselesi de şu anda hâlâ masada, orada da yine bir oyalama taktiği gidiyor” demişti.

NATO Zirvesi sonrasında Biden ve Erdoğan’ın ayrı ayrı düzenlediği basın toplantılarında da konu tekrar gündeme geldi.

Bir gazetecinin Joe Biden’a “Erdoğan’ın yeni F-16 talepleriyle alakalı hangi isteklerini kabul ettiniz” diye sorması üzerine Biden, “Aralık ayından bu yana pozisyonumu değiştirmedim” yanıtını verdi:

“Tabii ki bu F-16 jetlerinin modernizasyonu konusunu çözmemiz gerekiyor, bunu yapmamak bizim çıkarımıza değil. Ben pozisyonumu değiştirmediğimi onlara söyledim. Aralık’tan bu yana bunu söylüyorum. Bunun için Kongre’nin onayı lazım ve bu onayı alabileceğimizi düşünüyorum.”

Benzer bir soruya yanıt veren Erdoğan ise özetle şöyle dedi:

“Sayın Başkan elinden gelen adımları atacağını söyledi. Tabii sadece olay Demokratlarla bitmiyor bir de Cumhuriyetçiler var.

“Benim de geçen hafta geniş bir ekibim Amerika’daydı. Orada gerek Cumhuriyetçiler gerek Demokratlarla görüşmeleri yaptılar.

“Biz de Sayın Biden’la yaptığımız görüşmeden sonra heyetlerimizi gerekirse yine göndereceğiz. Orada Cumhuriyetçilerle de görüşmeler yapmak suretiyle onların da desteğini almamız halinde inanıyorum ki Sayın Biden’ın bu konudaki samimi gayretleri ciddi bir destek bulacaktır. Onun için de gecikmeden hemen bir heyeti ayrıca Amerika’ya göndereceğiz.”

Paylaşın

Dünya’nın Merkezinde Şaşırtıcı Değişim!

ABD’deki Virginia Tech College’dan yerbilimci Ying Zhou, Dünya’nın dış çekirdeğinde bazı değişimlerin meydana geldiğini tespit etti. Zhou’nun bu keşfi yapmasında 20 yıl arayla meydana gelen iki depremden elde edilen sismik gözlemler etkili oldu.

Bilim insanı, ilk etapta iki depremden elde edilen ölçümleri inceleyerek aralarında önemli farklılıklar tespit etti. Bu farklılıklar, gezegenin dış çekirdeğindeki konveksiyonda, yani metal akışında önemli değişimler olduğu anlamına geliyordu.

Mayıs 1997’de Güney Pasifik Okyanusu’ndaki Kermadec Adaları bölgesini büyük bir deprem sarsmıştı. 20 yıldan biraz daha uzun bir süre sonra, Eylül 2018’de aynı bölgede bir deprem daha meydana gelmişti.

Aradan geçen 20 yıla rağmen, deprem aynı noktayı vurduğu için aynı hızda sismik dalgalar göndermesi gerekiyordu. Ancak Zhou, beklenenin olmadığını fark etti.

Gerçek zamanlı sismik titreşimleri kaydeden 4 istasyondan gelen veriler, 2018’deki deprem sırasında SKS dalgaları diye bilinen sismik dalgaların yaklaşık bir saniye daha hızlı hareket ettiğini ortaya koydu.

Bu da dış çekirdekte artık daha hafif elementlerin salındığını öne süren ama teorisine bir türlü kanıt bulamayan Zhou için büyük bir fırsattı.

Dış çekirdekte neler oluyor?

Dünya’nın merkezi, son derece yüksek basınç ve sıcaklıkla karakterize olduğu için burada sıvı bir dış çekirdeğin demir içerikli katı iç çekirdeği çevrelediği düşünülüyor.

Bu dış çekirdekte sıvı haldeki demir ve nikel sürekli akış halinde. Konveksiyon adı verilen bu akış, elektrik akımları üreterek gezegenin manyetik alanını oluşturuyor.

Manyetik alan koruyucu bir kalkan gibi Dünya’yı sarıyor ve atmosferin zamanla yok olmasını engellerken gezegen yüzeyini de Güneş’ten gelen radyasyondan koruyor.

Öte yandan, Zhou’ya göre dış çekirdekteki konveksiyon hep aynı kalmıyor.

“Kuzey’deki jeomanyetik kutba bakarsanız yılda yaklaşık 50 kilometre hızla hareket ettiğini görürsünüz” diyen Zhou, sözlerini şöyle sürdürdü:

Kanada’dan Sibirya’ya doğru hareket ediyor. Manyetik alan her gün aynı değil. Değişiyor. Bu yüzden dış çekirdekteki konveksiyonun da zamanla değiştiğini düşünüyoruz ama doğrudan bir kanıt yok. Hiç görmedim.

Sismik veriler çekirdeğin yoğunluğundaki değişimlere işaret ediyor

Hakemli bilimsel dergi Nature’da yayımlanan yeni araştırmada Zhou, işte bu değişime bir kanıt sunmak için yola çıktı.

Bahsi geçen iki depremden elde edilen ölçümleri karşılaştıran bilim insanı, ikinci depremde SKS dalgalarının daha hızlı hareket etmesini şöyle açıkladı:

Bu dalganın ilerlediği yolda bir şeyler değişmiş. O yüzden artık daha hızlı gidebiliyor. Demek ki 20 yıl önce orada olan bir malzeme artık yok.

Zhou, “Yeni malzeme ise daha hafif” diye ekledi: Bu hafif elementler yukarı doğru hareket ediyor ve o bölgedeki yoğunluğu değiştiriyor.

Bilim insanı söz konusu araştırma makalesinde dış çekirdekte 1997’den bu yana hidrojen, karbon ve oksijen gibi daha hafif elementlerin salındığını savundu.

Makaleye göre bu durum dış çekirdeğin yoğuluğunda yaklaşık yüzde 2-3’lük bir azalmaya denk geliyor. Dolayısıyla konveksiyon akışı da saatte yaklaşık 40 kilometreye ulaşıyor.

Şu anda dünya çapında sismik dalgaları gerçek zamanlı takip eden 152 Küresel Sismografik Ağ İstasyonu mevcut. Zhou, “Artık dış çekirdeği görebiliyoruz” diye konuştu:

Eğer onu sismik dalgalardan görebiliyorsak, gelecekte de sismik istasyonlar kurabilir ve bu akışı izleyebiliriz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD Başkanı Biden: Türkiye’ye F-16 Satmamız Gerekiyor

ABD başkanı Joe Biden, Türkiye’ye F-16 jetlerin satılabilmesi için Kongre onayını alabileceklerine inandığını söyledi. Biden, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği konusundaki kararını etkileyecek bir anlaşmanın da söz konusu olmadığını ifade etti.

Haber Merkez / ABD başkanı Joe Biden, Madrid’de düzenlenen NATO Zirvesi’nde düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Biden’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle;

“Türkiye’ye F-16 satmalı ve aynı zamanda ellerindeki jetleri de modernize etmeliyiz. Bunu yapmamak bizim çıkarımıza değil. F-16 satışını Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya girmesini onaylamasına bağlayan herhangi bir taviz alışverişi sözkonusu olmadı. Satış için Kongre’nin onayına ihtiyacım var ve bunu yapabileceğimi düşünüyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a NATO zirvesinde söylediğim aralık ayında söylediğimle aynı. Aralıktan beri tutumumu değiştirmediğimi kendilerine ifade ettim. Bir karşılık olmadan sadece satmamız gerektiğini söyledim.

Ukrayna’ya uzun ve orta menzilli hava savunma, topçu, karşı batarya sistemleri ve diğer silahların tedariki için 800 milyon dolarlık yeni bir paketi birkaç gün içinde açıklayacağım.

ABD’nin öncülüğünde 50’den fazla ülke, Ukrayna’ya silah tedariki için yeni sözler verdi: 600’den fazla tank, 600 binden fazla mermi, yaklaşık 140 bin tanksavar, 500’e yakın top, gelişmiş çok namlulu roketatar, gemi savar ve hava savunma sistemleri.

(Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e Washington’un Kiev’i artık destekleyemeyeceğini söyleyeceği zamanın gelip gelmeyeceği sorulduğunda…) Ukrayna’yı gerektiği sürece destekleyeceğiz.

ABD ile müttefikleri gerektiği müddetçe yüksek petrol ve gaz fiyatlarını ödeyecek. Fiyatlar neden mi yüksek? Rusya yüzünden. Sebebi Rusya, Rusya, Rusya.

(Suudi Arabistan ziyaretinde Kral ve Veliaht Prens’ten petrol üretimini artırmalarını isteyip istemeyeceği sorulduğunda) Hayır, onlardan bunu talep etmeyeceğim. Basra Körfezi’ndeki tüm ülkelere petrol üretimini artırmanın önemini işaret ettim, umuyorum ki, onlar da bunu yapmayı kendi çıkarlarına görsünler.”

Paylaşın