Şimşek’ten Enflasyon Yorumu: Zaman Alacak

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Fiyat istikrarının sağlanmasının zaman alacağını unutmamak önemlidir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi /“Bu ay yapılacak yerel seçimlerin ardından Türkiye, verimliliği ve rekabet gücünü artıracak reformları da içeren orta vadeli programı uygulamak için seçimsiz uzun bir döneme sahip olacak.”

Şimşek, açıklamasının devamında “Döviz piyasasında son dönemde yaşanan dalgalanma geçici olarak görülmelidir. TCMB, elindeki tüm araçları kullanarak enflasyon beklentilerini çıpalamaya kararlıdır. TCMB’nin enflasyonu düşürmesine yardımcı olmak için maliye politikasını sıkılaştırmaya devam edeceğiz. Özetle, Eylül ayında açıkladığımız program beklendiği gibi işlemektedir” ifadelerini kullandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden ekonomiye dair açıklamalarda bulundu. Şimşek’in açıklamaları şu şekilde:

“Fitch’in Türkiye’nin uzun vadeli yabancı para cinsinden borç notunu B’den B+’ya, görünümünü ise nötrden pozitife yükseltmesi, Türkiye’nin sağlam ekonomi politikalarının gücünü yansıtmaktadır.

Sağlam politikaları sürdürmeye ve yapısal reformları uygulamaya kararlıyız.

Fiyat istikrarının sağlanması en önemli önceliğimiz olmaya devam etmektedir.

Büyümenin yeniden dengelenmesi iyi bir şekilde devam etmektedir; iç tüketim ılımlılaşmakta ve net ihracat güçlenmektedir.

Cari işlemler açığı öngörülenden daha hızlı bir şekilde daralmakta ve bu yıl GSYH’nin %3’ünün oldukça altına düşme yolunda ilerlemektedir.

Türk lirası mevduatların toplam mevduatlar içindeki payı Ağustos ayından bu yana yüzde 12 puan artmıştır. Programımıza olan güven arttıkça bu eğilim devam edecektir.

Mali sağlığın yeniden tesis edilmesi de kilit bir hedeftir. Mali itici gücün bu yıl içinde azalması ve gelir politikalarının daha destekleyici olmaya başlaması beklenmektedir. Depremle ilgili harcamalar da dahil olmak üzere mali açığı önümüzdeki yıl GSYH’nin %3’ünün altına indirmeye kararlıyız.

Fiyat istikrarının sağlanmasının zaman alacağını unutmamak önemlidir. Bu ay yapılacak yerel seçimlerin ardından Türkiye, verimliliği ve rekabet gücünü artıracak reformları da içeren orta vadeli programı uygulamak için seçimsiz uzun bir döneme sahip olacak.

Döviz piyasasında son dönemde yaşanan dalgalanma geçici olarak görülmelidir. TCMB, elindeki tüm araçları kullanarak enflasyon beklentilerini çıpalamaya kararlıdır. TCMB’nin enflasyonu düşürmesine yardımcı olmak için maliye politikasını sıkılaştırmaya devam edeceğiz.

Özetle, Eylül ayında açıkladığımız program beklendiği gibi işlemektedir.”

Paylaşın

El Kaide’nin Arap Yarımadası Lideri Öldü: Yeni Lider Açıklandı

Arap Yarımadası El Kaide lideri Halid Batarfi’nin öldüğü duyuruldu. Halid Batarfi’nin ölümü sonrası Arap Yarımada El Kaide’sinin yeni lideri olarak Saad bin Atef el-Awlaki’nin atandığı belirtildi.

Haber Merkezi / El Kaide, 40’lı yaşların başında olduğu sanılan Batarfi’nin beyaz bir kefene ve siyah-beyaz el Kaide bayrağına sarılı videosunu yayınladı.

Ebu Mikdad ve Ebu el-Mikdad el-Kindi olarak da bilinen El-Batarfi, 1978 – 80 yılları arasında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da dünyaya geldi.

1999 yılında Afganistan’da Taliban yönetimindeki El Faruk kampında eğitim gördü. El-Batarfi, 2001 yılında Afganistan’ın işgali sırasında Taliban saflarında yer aldı. 2010 yılında Arap Yarımadası El Kaide’sine katıldı.

Bir yıl sonra tutuklanan el-Batarfi 2011’den 2015’e kadar yaklaşık dört yıl boyunca hapiste kaldı. Nisan 2015’te hapishaneden kaçtı. 2015’ten 2020 yılına kadar örgüte liderlik eden Kasım el-Rimi’nin öldürülmesi sonrası El Batarfi, görevi devraldı.

2020 yılında el-Bartafi’nin gözaltına alındığına dair iddialar ortaya atılmış, ancak daha sonra bu iddialar yalanlanmıştı.

Arap Yarımadası El Kaide’si Paris’te 2015’te Fransız hiciv dergisi Charlie Hebdo’yu hedef alan ölümcül saldırının sorumluluğunu da üstlenmişti.

Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre örgütün toplam gücü üç ila dört bin aktif savaşçı ve pasif üyeden oluşuyor.

Paylaşın

Erdoğan’ın “Son Seçimim” Açıklaması: Ömür Boyu Sürecek İktidarın Mı Peşinde?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimlere ilişkin “Benim için bu bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim” açıklaması gündemdeki yerini korurken, Gazeteci Murat Yetkin, konuya ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

“Erdoğan Cumhurbaşkanlığını üç dönemin ötesine, ömür boyu sürecek şekilde nasıl taşıyabilir?” diye soran Murat Yetkin, yazısında şu ifadelere yer verdi:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Ömür boyu sürecek” bir iktidarın peşinde olduğu sorusunu sormanın zamanı geldi. Hayır, sadece AK Parti seçim kampanyasının sıcak günlerinde “Bu benim son seçimim” demesi nedeniyle değil. Bu Erdoğan’ın seçmenlerinin vicdanına ilk “Bu seçim son seçimim” deyişi de değildi, böylelikle kendisinden sonra “acı günlerin yakında” olduğunu ima edişi de.

Erdoğan’ın ömür boyu sürecek bir iktidarın peşinde olduğu sorusu, TBMM’nin AK Partili Başkan Vekili, önceki Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın son açıklamasından sonra anlam kazandı. Bozdağ, sosyal medya hesabından şunları söyledi:

“Yarınlar ne getirir, bilinmez. Belki de vakti gelince TBMM seçimlerin yenilenmesi kararı alarak, Cumhurbaşkanımıza yeniden adaylık yolunu açabilir.”

Anayasa’nın 101’inci maddesi “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir” diyor. Bozdağ ise “seçim yenilenmesi” ya da “erken seçim” hatırlatmasıyla Anayasa’ya adeta Cumhurbaşkanının yeniden ve yeniden seçilebilmesi ihtimalini üzerine yerleştirilmiş olan 116’ıncı maddesinin 3’üncü fıkrasına atıfta bulunuyor.

Yani, seçimlerin yenilenmesi kararını Meclis’in alması durumunda isterse Cumhurbaşkanının 5 yıllık görev süresinin bitimine çeyrek kalsın, Cumhurbaşkanı o sürede ülkenin başında kalmamış sayılıyor, yeniden aday olabiliyor.

Aslında Anayasa’nın 101’inci maddesine göre Erdoğan’ın 2023 seçimlerindeki adaylığı da tartışmalıydı. Önceki TBMM Başkanı Mustafa Şentop 2017’de Anayasa değişmiş olduğundan, Erdoğan’ın 2014’te Cumhurbaşkanı seçilmesinin sayılmayacağını, sadece 2018’de seçilmesinin sayılacağı yorumunu yapmıştı. Anayasa Mahkemesine götürülebilirdi ama o dönem müttefik olan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti lideri Meral Akşener “Sandıkta yeneceğiz” şövalyeliğine kalktı ve Erdoğan üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçildi.

Üç dönem cumhurbaşkanlığı yetmediyse buna çare ne olabilir?

Peki, Erdoğan Cumhurbaşkanlığını üç dönemin ötesine, ömür boyu sürecek şekilde nasıl taşıyabilir?

“Muhalefet cephesinden destek alabilmesi gerekiyor”

Cumhur İttifakı partilerinin (AK Parti, 264; MHP, 49; Hüda-Par 4, Yeniden Refah 4, DSP1) toplam 322 oyu bulunuyor; o da tamamı bu yönde oy kullanırsa. Geriye kalıyor 38 oy.

Muhalefet cephesindeyse CHP’nin 129, DEM Parti’nin 52, İYİ Parti’nin 38, (gelecek dahil) Saadet’in 20, DEVA’nın 15, DP ve TİP’in 3’er, Emek ve DBP partilerinin de 2’şer vekili bulunuyor. 7 de bağımsız milletvekili var.

Dolayısıyla Erdoğan’ın hem 2023’ün Cumhur ittifakı partilerini ömür boyu cumhurbaşkanlığı için saflarında tutması hem de stratejik ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin oluruyla muhalefet cephesinden destek alabilmesi gerekiyor. Bu çok sıkı ve tavizlerin verilmek zorunda olduğu bir pazarlık sürecini gerektiriyor.

Bu süreçte Erdoğan kapılarını DEM’den İYİ Parti’ye dek herkese açık tutmak zorunda kalabilir.

Erdoğan’ın “son seçim” sözleri üzerine Bozdağ’ın erken seçim hazırlıkları bu pazarlık kapısını 31 Mart seçiminden önce açmış, şimdiden kendisine karşı kesin tutum almamaya çağırmayı amaçlıyor adeta Erdoğan.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Cumhuriyet’ten Mehmet Ali Gürler’de “Erdoğan’ın Final” başlıklı yazısında konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mehmet Ali Gürler, yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Cumhurbaşkanı, AKP Genel Başkanı ve Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan, belediye seçimleri için her gün bir ilde miting düzenliyor. Haliyle Adana’dan İstanbul’a, Malatya’dan Zonguldak’a kadar tüm illerde fiilen belediye başkanı adayı gibi çalışıyor.

“Tek adam rejimi”nin doğal sonucu olarak partisinde ikinci, üçüncü, beşinci sırada etkin aktör kalmadığından, kazanabilmek için tüm illerde bizzat çalışmaya mecbur. Erdoğan’ın “Benim için bu bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim” demesini de “Erdoğan’ın finali” olarak değil, kazanabilmek için seçmene ağıt ve kurduğu rejimden nemalanan sermaye kesimlerine mesaj olarak okumak lazım. Ve elbette demokrasinin de finali olarak okumak lazım.

30 yıl önce demokrasiyi “zamanı gelindiğinde inilecek tramvay durağı” olarak tanımlayan Erdoğan, 2024’te kalan yarım demokrasiye de final yaptırıyor. Çünkü seçimin görünen konusu belediye ama görünmeyen konusu da yeni anayasadır. Erdoğan belediyeleri kazanırken aynı zamanda yeni anayasa yapma gücü de elde etmek istiyor. Böylece “yasanın verdiği yetkiyle son seçim”den, yeni anayasanın vereceği ömür boyu başkanlık yoluna çıkmak istiyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Türkiye, Silah İhracatını Yüzde 106 Artırdı

Silah ihracatını yüzde 106 artırarak yaklaşık iki katına çıkaran Türkiye, dünyanın en büyük 11’inci silah ihracatçısı konumuna geldi. Türkiye, en fazla silahı yüzde 15 ile Birleşik Arap Emirlikleri’ne, ikinci olarak yüzde 13 ile Katar’a ve üçüncü olarak yüzde 11 ile Pakistan’a sattı.

Türkiye, Sahra Altı Afrikası bölgesine de yüzde 6,3 ile en çok silah tedarik eden dördüncü ülke oldu. Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Bangladeş’in en çok silah satın aldığı ikinci ülke olarak da Türkiye yer aldı.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), dünya genelindeki silah ve askeri teçhizat satışıyla ilgili 2019-2023 ile 2014-2018 yıllarını karşılaştırdığı raporunu kamuoyuna sundu. DW Türkçe’nin aktardığına göre; Raporda, Ukrayna – Rusya ve İsrail – Filistin savaşlarının birçok ülkenin ithalat ve ihracatına etkisi dikkat çekti.

Rapora göre son 10 senede Avrupa’nın silah ithalatı neredeyse iki katına çıktı, ABD ve Fransa’nın ihracatı arttı ve Rusya’nın ihracatı keskin bir şekilde düştü. Küresel silah ticaretinin hacmi ise yüzde 3,3 oranında azaldı.

Türkiye raporda silah satışlarını artıran ülke olarak öne çıktı. Türkiye, raporda karşılaştırılan dönemler arasında silah ihracatını yüzde 106 artırarak yaklaşık iki katına çıkardı. SIPRI’nin raporuna göre Türkiye, dünyanın en büyük 11’inci silah ihracatçısı konumuna geldi.

İlk 10 silah ihracatçısı ülkeler ABD, Fransa ve Rusya’nın ardından İtalya, Güney Kore, Çin, Almanya, Birleşik Krallık, İspanya ve İsrail olarak sıralandı. Türkiye, en fazla silahı yüzde 15 ile Birleşik Arap Emirlikleri’ne, ikinci olarak yüzde 13 ile Katar’a ve üçüncü olarak yüzde 11 ile Pakistan’a sattı.

Türkiye, Sahra Altı Afrikası bölgesine de yüzde 6,3 ile en çok silah tedarik eden dördüncü ülke oldu. Rapora göre bunun sebebi Nijerya’ya yapılan savaş helikopteri satışları ve bölgedeki birkaç ülkeye eğitim uçağı ve İnsansız Hava Aracı (İHA) teslimatı.

Raporda dünyanın en büyük 17’inci silah alıcısı olarak yer alan Türkiye’nin söz konusu yıllar arasında silah ithalatı ise yüzde 29 oranında düştü. Türkiye’nin silah temin ettiği en büyük üç ülke ise İspanya, İtalya ve Rusya. Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Bangladeş’in en çok silah satın aldığı ikinci ülke olarak da Türkiye yer aldı.

ABD, Rusya, Almanya ve Fransa

Rapora göre ABD 2019-2023 yıllarında bir önceki döneme kıyasla silah ihracatını yüzde 17 artırdı ve toplam küresel silah ihracatındaki payı yüzde 34’ten yüzde 42’ye çıktı. ABD, 2019-2023 tarihleri arasında 107 ülkeye daha önceki herhangi bir beş yıllık dönemden ve diğer tüm silah ihracatçılarından çok daha büyük miktarda silah gönderdi.

Avrupa ülkelerinin 2019-2023 yıllarındaki silah ithalatının yaklaşık yüzde 55’i ABD tarafından sağlandı. Bu oran 2014-2018 arasında yüzde 35’ti. ABD ve Batı Avrupa’daki ülkeler, 2014-2018’de tüm dünyadaki silah ihracatının yüzde 62’sini gerçekleştirirken bu oran 2019-2023’te yüzde 72’ye yükseldi.

Raporun sonuçlarını değerlendiren SIPRI Silah Transferi Programı Direktörü Mathew George, “ABD, dış politikasının önemli bir yönü olan silah tedarikçiliğinde küresel rolünü artırdı ve geçmişte olduğundan daha fazla ülkeye silah ihraç etti” dedi.

Dünyanın en büyük beşinci ihracatçısı konumunda yer alan Almanya’nın silah ihracatı ise söz konusu yıllar arasında yüzde 14 düştü. Rapora göre 2019-2023 yılları arasında Almanya’dan en çok silahı Mısır, Ukrayna ve İsrail aldı. Almanya’nın silah ithalatı da 2014-2018 ile 2019-2023 yılları arasında üç katına çıktı.

Silah ihracatı 2019-2023 yılları arasında bir önceki döneme göre yüzde 47 artan Fransa, ilk kez Rusya’nın önüne geçerek dünyanın en büyük ikinci silah ihracatçısı oldu. Fransa’nın silah ihracatının en büyük alıcısı yaklaşık yüzde 30’luk payla Hindistan. Artış büyük ölçüde Hindistan, Katar ve Mısır’a sattığı savaş uçaklarından kaynaklandı.

Avrupa ülkelerinin silah ithalatı ortalama olarak Ukrayna savaşı nedeniyle yüzde 94 oranında artış gösterdi. Avrupa ülkelerinin 2019-2023 yıllarındaki silah ithalatının yüzde 55’ini ABD gerçekleştirdi. Bölgenin ikinci ve üçüncü tedarikçileri ithalatın sırasıyla yüzde 6,4’ünü ve yüzde 4,6’sını oluşturan Almanya ve Fransa oldu.

Şubat 2022’den itibaren en az 30 ülkenin Ukrayna’ya askeri yardım olarak büyük miktarda silah almasının ardından Ukrayna da Avrupa’nın en büyük, dünyanın dördüncü büyük silah ithalatçısı haline geldi.

Ancak uzmanlar, 2023 yılı için “ihracat” teriminin esasen yanıltıcı olabileceğini, çünkü bu savunma teçhizatlarının Ukrayna’ya satışla değil hibe yoluyla verildiğine dikkat çekiyor. 2019-2023 döneminde Ukrayna’nın en önemli silah tedarikçileri yüzde 39’luk payla ABD oldu, onu Almanya yüzde 14’le ve Polonya yüzde 13’le izledi.

SIPRI uzmanlarından kıdemli araştırmacı Pieter Wezeman, bundan sonraki döneme ilişkin “Yaklaşık 800 savaş uçağı ve savaş helikopteri de dahil olmak üzere pek çok yüksek değerli silah siparişi veriliyor, Avrupa’nın silah ithalatı muhtemelen yüksek seviyede kalacak” değerlendirmesini yaptı.

Raporda daha önce olduğu gibi, dünya çapında en önemli beş silah ihracatçısı olarak ABD, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya yer aldı. Ancak Ukrayna savaşı nedeniyle sıralama değişti ve Rusya üçüncü sıraya kaydı. Rusya’nın ihracatı yüzde 53 gibi önemli bir oranda düştü.

Rusya’dan savunma teçhizatı alan ülkelerin sayısı da önemli ölçüde azaldı. 2019 yılında 31 ülke Moskova’dan silah almaya devam ederken 2023’e gelindiğinde bu sayı sadece 12’ye düştü ve Hindistan ile Çin açık ara en önemli ülkeler oldu.

Bu iki ülke aynı zamanda petrol ve gaz gibi diğer mallar için de Rusya ile ticaret yapmaya devam eden ülkeler. Raporun yazarlarından Pieter Wezeman, yaptığı açıklamada “Diğer durumlarda, ABD ve Avrupa devletleri Rus silahlarının potansiyel alıcıları üzerinde baskı uyguladı. Rus savaş uçakları almak isteyen ve ABD tarafından bundan vazgeçmesi için baskı gören Mısır’ın şimdi savaş uçakları için Fransa’ya yönelmesi buna bir örnek” dedi.

Hindistan en büyük silah ithalatçısı

Silah transferlerinde en büyük pay Asya’da. Rapora göre Hindistan, dünyanın en büyük silah ithalatçısı. Ülkenin silah ithalatı yüzde 4,7 arttı. Silah ithalatını yüzde 43 oranında artıran Pakistan da 2019-2023 yılları arasında dünyanın en büyük beşinci silah ithalatçısı oldu ve ithalatın yüzde 82’sini Çin’den sağladı.

Rapora göre 2019-2023 yılları arasında uluslararası silah transferlerinin yüzde 30’u Ortadoğu’ya gitti. Bu dönemde en çok ithalat yapan 10 ülke arasında üç Ortadoğu ülkesi yer aldı: Suudi Arabistan, Katar ve Mısır.

Rapora göre 2019-2023 yılları arasında dünyanın en büyük ikinci silah ithalatçısı olan Suudi Arabistan, küresel silah ithalatının yüzde 8,4’ünü oluşturdu. Suudi Arabistan’ın silah ithalatı 2019-2023 yılları arasında yüzde 28 düştü. Katar, 2014-2018 ile 2019-2023 yılları arasında silah ithalatını neredeyse dört katına çıkararak dünyanın en büyük üçüncü silah ithalatçısı oldu. Ortadoğu ülkelerinin silah ithalatının çoğunluğu ABD, Fransa, İtalya ve Almanya tarafından sağlandı.

SIPRI, 1950’den bu yana her yıl, devletler, uluslararası kuruluşlar ve devlet dışı gruplar arasındaki büyük silahların uluslararası transferleri hakkında bilgi paylaşımı yapıyor.

Paylaşın

Erbakan’dan AK Parti’ye “Siyasi Şantaj” Suçlaması

Partisine yönelik “siyasi şantaj” açıklamalarını değerlendiren YRP Lideri Fatih Erbakan, “‘Siz buna verirseniz, bak CHP gelir…’ Aslında şantajın dik alasıdır. Kabul edilebilecek bir şey değil. Ekonomik kriz, rantçı belediyeciliğin yaptığı tahribat, Gazze konusu…” dedi ve ekledi:

“Çok ciddi bir şekilde sıkıntıya girdi AK Parti adayları. İmamoğlu, kendi başına giriyor. Hiçbir ittifakın içerisinde değil. O zaman İmamoğlu da DEVA’ya, Saadet’e ve İYİ Parti’ye kızacak, “AK Parti’ye kazandırıyorsunuz” diye. Bu, demokrasi anlamında karşılığı olmayan mantıksız bir yaklaşım.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, Sözcü Gazetesi’nden İsmail Saymaz‘a yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erbakan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malatya’da partinizi kastederek “Hem bize kaybettirmek için çalışıp hem de bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara müsaade etmeyiz” dedi.

AK Parti’nin seçim bürosu ve otobüsünü kullanmıyoruz. “Bize verdiğiniz oylar AK Parti’ye gidecek, Tayyip Beyle anlaştık” demiyoruz. Adaylarımızı çıkarmışız, rekabete girmişiz. Gölge sözünden bir şey anlayamıyorum.

Üstünüze alınıyor musunuz?

Belki o kasıtla söylenmiş olabilir ama mantıklı görmüyorum. AK Parti’nin kampanya imkanlarından yararlanmıyoruz. Gölge derken neyi kastediyorlar?

Erdoğan, “Bunun adı siyasi şantajcılıktır” diyor. Zübük siyasetçilerden söz ediyor. Sizi mi kastediyor?

Zübük; ilkesi ve duruşu olmayan, menfaati için şekilden şekile giren siyasetçi tipi. Öyle olunca üzerimize alınmıyoruz. 14 Mayıs’ta ilkelerimiz kabul edildiği için “Varız” dedik. Şimdi ilkelere uyulmaması dolayısıyla böyle bir karar aldık.

Erdoğan, “Şahsımın gölgesinde yürüyerek, seçim kaybettirmek için ortada dolaşanlara rıza gösteremeyiz” diyor. Seçim kaybettirmek için mi ortada dolaşıyorsunuz?

Bir beka sorunu yok. Cumhurbaşkanlığı seçimi değil. Hizmet yarışı. Belediyecilik Milli Görüş’ün en önemli alanı. Türkiye’nin en hızlı büyüyen partisi olmuşuz. 500 bin üyeye dayanmışız. Bu seçimi neden pas geçelim?

İstanbul’da İmamoğlu’na kazandıracağınız ve bu yüzden adayınızı çekmeniz gerektiği savunuluyor. Ne düşünüyorsunuz?

Vatan, millet ve beka için hareket ediyorsak Urfa’da AK Parti adayı çekilsin. Çünkü Urfa’da DEM Parti’ye kazandırmış olacağız. Her yerde kendileri yarışa giriyorken, YRP gücünü sandığa yansıtıp oy oranını ortaya koymak istiyor. “Orada ona kaybettiriyor, burada buna kazandırıyor” dediğiniz zaman bunun sonu gelmez.

Efkan Ala, şöyle dedi: “Yeniden Refah’ın kazanma ihtimali yok. Ama CHP’nin kazanma ihtimali artıyor. Muhalefet belediyelerinin kazanmasına yardımcı oluyor.”

Tabii, siyasi şantaj dediğiniz zaman, doğrudan doğruya Ala’nın sözlerini değerlendirmek lazım.

Size yönelik bir şantaj…

E tabii. Bu seçmene ve bize bir şantaj olmuyor mu? “Siz buna verirseniz, bak CHP gelir…” Aslında şantajın dik alasıdır. Kabul edilebilecek bir şey değil. Ekonomik kriz, rantçı belediyeciliğin yaptığı tahribat, Gazze konusu… Çok ciddi bir şekilde sıkıntıya girdi AK Parti adayları. İmamoğlu, kendi başına giriyor. Hiçbir ittifakın içerisinde değil. O zaman İmamoğlu da DEVA’ya, Saadet’e ve İYİ Parti’ye kızacak, “AK Parti’ye kazandırıyorsunuz” diye. Bu, demokrasi anlamında karşılığı olmayan mantıksız bir yaklaşım.

Sizin talepleriniz de karşılanmadı.

İttifak ruhuyla hareket edilecekse, o zaman böyle bir konunun müzakere edilmesi lazım. Biz İstanbul’da iki ilçe olabilir dedik; bir Anadolu, bir Avrupa yakasında……

Neresi?

Sultanbeyli ile Arnavutköy olabilir demiştik. Oralar 1989’dan itibaren Refah Partisi’ne destek olan yerler, sembolik bir önemi var. Onlar “Belediye meclis üyesi verelim” dedi. E belediye meclis üyesini kendimiz alabiliyoruz.

İstanbul ve Ankara’da ne gözüküyor?

Seçmenin ciddi bir tepkisi var. AK Parti’nin başkan adayı çok düzgün biri olsa bile ekonomik sıkıntı ön planda. AK Parti adayları bir miktar dezavantajlı. Ne kadar çalışsa da projelerini anlatsa da millet filesini, torbasını gösteriyor.

Açıklamaların tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Atıl İşgücü Oranı Yüzde 26,5

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı ocak ayında bir önceki aya göre 1,7 puan artarak yüzde 26,5 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,2 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 18,3 olarak tahmin edildi.

Haber Merkezi / Öte yandan 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı ocak ayında bir önceki aya göre 85 bin kişi artarak 3 milyon 214 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,2 puan artarak yüzde 9,1 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,7 iken kadınlarda yüzde 11,7 olarak tahmin edildi.

Ayrıca, 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1,1 puan artarak yüzde 16,6 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 14,1, kadınlarda ise yüzde 21,1 olarak tahmin edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri Ocak 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı ocak ayında bir önceki aya göre 85 bin kişi artarak 3 milyon 214 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,2 puan artarak yüzde 9,1 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,7 iken kadınlarda yüzde 11,7 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı ocak ayında bir önceki aya göre 160 bin kişi artarak 32 milyon 222 bin kişi, istihdam oranı ise 0,2 puan artarak yüzde 49,0 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,0 iken kadınlarda yüzde 32,4 olarak gerçekleşti.

İşgücü ocak ayında bir önceki aya göre 245 bin kişi artarak 35 milyon 436 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,3 puan artarak yüzde 53,9 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,5 iken kadınlarda yüzde 36,6 oldu.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1,1 puan artarak yüzde 16,6 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 14,1, kadınlarda ise yüzde 21,1 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2024 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre 0,4 saat azalarak 43,3 saat olarak gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı ocak ayında bir önceki aya göre 1,7 puan artarak yüzde 26,5 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,2 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 18,3 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu: Gazze’de Ateşkes Çağrısı

Bu yıl 96’ncısı düzenlenen Oscar Ödülleri ABD’nin Los Angeles kentinde bulunan Dolby Theatre’da yapılan törenle sahiplerini buldu. Geceye 13 dalda aday olan ve bunlardan yedisini kazanan Oppenheimer filmi damgasını vurdu.

Filmin yönetmeni Christopher Nolan en iyi yönetmen ödülünü alırken, başroldeki Cillian Murphy de en iyi aktör ödülünü kazandı.

En iyi kadın aktris ödülünü ise Poor Things’deki performansıyla Emma Stone aldı. Film en iyi makyaj ve saç tarzı, en iyi kostüm ve en iyi prodüksiyon tasarımı ödülünü de aldı.

En iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü Oppenheimer’daki rolüyle Robert Downey Jr., en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü ise The Holdovers’taki rolüyle Da’Vine Joy Randolph kazandı.

Geçen yıl gişede büyük başarı elde eden Barbie filmi ise geceden sadece bir ödülle ayrıldı. Film en iyi orijinal müzik Oscar ödülünü kazandı.

“Bu gece burada bulunmaktan gurur duyan bir İrlandalıyım” diyen Murphy şöyle konuştu: “İyi ya da kötü, Oppenheimer’ın dünyasında yaşıyoruz. Bunu dışarıdaki tüm barış yanlılarına ithaf etmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Nolan, daha önce Dunkirk ile aday gösterildiği En İyi Yönetmen Oscar’ını Martin Scorsese ve Jonathan Glazer’ı geride bırakarak aldı.

Nolan, gecede yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bu inanılmaz yolculuğun bundan sonra nereye gideceğini bilmiyoruz ama bunun anlamlı bir parçası olduğumu düşündüğünüzü bilmek benim için dünyalara bedel.”

Ödüller:

En İyi Film: Oppenheimer
En İyi Yönetmen: Chistopher Nolan – Oppenheimer
En İyi Kadın Oyuncu: Emma Stone – Poor Things
En İyi Erkek Oyuncu: Cillian Murphy – Oppenheimer
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Da’Vine Joy Randolph – The Holdovers
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Robert Downey Jr. – Oppenheimer

En İyi Özgün Şarkı: What Was I Made For? – Barbie
En İyi Film Müziği: Oppenheimer
En İyi Sinematografi: Oppenheimer
En İyi Görsel Efekt: Godzilla Minus One
En İyi Belgesel : Mariupol’de 20 Gün

“Çocukları öldürmeyi bırakın”

Ödül töreninden önce Dolby Theatre önünde toplanan Filistin destekçisi göstericiler Gazze’de acil ateşkes için gösteri yaptı ve yolu kapadı.

Gazze’ye destek gösterisi nedeniyle ödül töreni bir süre geç başlarken, Gazze’de acil ateşkes talebinde bulunan Hollywood oyuncuları da kırmızı halıda yakalarında “ateşkesi” sembolize eden broşlarla poz verdi.

Aralarında Ramy Youssef, Mark Ruffalo ve Billie Eilish gibi Hollywood yıldızlarının bulunduğu birçok oyuncunun salona “Gazze’de ateşkes” talebini sembolize eden kırmızı broşlarla geldi.

Oyuncu Ramy Youssef ödül töreni öncesinde medyaya yaptığı açıklamada, “Gazze’de acil ve kalıcı ateşkes çağrısında bulunuyoruz. Filistin halkı için barış ve kalıcı adalet için çağrıda bulunuyoruz. Bu aslında evrensel bir mesaj: Çocukları öldürmeyi bırakın” dedi.

“Yabancı Dilde En İyi Film” dalında Holokost’u anlatan “Zone of Interest” filmiyle ödül kazanan Jonathan Glazer, ödülünü kabul ederken yaptığı konuşmada Gazze’deki işgale tepki gösterdi:

“Şu an burada (Gazze’deki) bir işgal ile gasp edilen Holokost’u ve Yahudiliklerini reddeden kişiler olarak karşınızda duruyoruz. Bu işgal pek çok masum insan için çatışma getirdi, ister İsrail’deki 7 Ekim kurbanları olsun, isterse halen Gazze’de devam eden saldırılar olsun, hepsi bu insanlıktan çıkarma eylemlerinin kurbanları.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel: İstanbul, Ankara Ve İzmir’de Risk Yok

Katıldığı bir televizyon programında yerel seçimlere ilişkin değerlendirme yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “İstanbul, Ankara ve İzmir’de bir risk yok” dedi ve ekledi:

“Seçmene saygısızlık olmasın ama anket şirketlerinin dediği gibi Ankara’da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti. Mansur Yavaş rekor oyla geliyor. Yüzde 60’ı zorlar deniyor. Ankara’da yarış belediye meclisinde. Ankara’da inanılmaz bir ivmelenme. Baya iyi gidiyoruz.

İstanbul’da KONDA’nın anketinde 7 puan öndeyiz. İzmir’de büyük bir değişim alevi yaktık. Genç adaylarımız var. İzmir’de İYİ Parti ve DEM Parti’nin adayları var, tabii ki bir oy kaybı olabilir. İlçeler için gönlümde bir rekor var. Keşke 30/30, 30/28 olsa. Büyükşehirde farkı açıyoruz. İzmir’in sokakları ‘İtirazımız duyuldu’ diyor. İzmir’de bu dönem hem seçimde hem yönetim devrim yapacağız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, TELE1’de Merdan Yanardağ, Murat Taylan ve Bilge Yurtdagülen’in sorularını yanıtladı.

Özel’in konuşmasından satır başları şöyle: “Bu seçim birkaç seçime benzetilebilir, üçüncü tur diyenler var. Belki şuradan ele almak lazım. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’e bir anayasa değişikliği, bir referandum ve bir genel seçim sığdıran, yani kanlı bir girişimi araçsallaştıran bir akılla yönetiliyor Türkiye.

OHAL şartlarında anayasa değiştiremezsiniz ama bizim anayasamız 1980’de askerler tarafından yazıldığı için böyle bir şey yok. Çünkü toplum sözleşmesi en özgür şekilde tartışılarak hazırlanıp ve oylanır. Siz anayasal hakları askıya alarak anayasayı tartışamazsınız. Kenan Evren bunu yaptı ama o anayasa ne kadar meşru tartışılır. 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı zaten bir anayasa değişikliği yapacaklardı. Buna benzer bir anayasa yapacaklardı daha demokratik olmayacaktı.

MHP’de yönetim değişecekti ama yargı eliyle o kongre iptal edildi. Bahçeli de onun diyet borcu olarak anayasa değişikliğine geçit verdi. Toplum sözleşmesi çiğnenerek toplum sözleşmesi yapıldı. Daha sonra bir baskın seçimle tek adam rejimi işgalcilik kazandı.

Büyük bir kaybetmişlik duygusu vardı ama seçmen sandıkta dengeyi yerelden kurdu. CHP bir anda 11 büyükşehir yöneten bir parti oldu. Bu siyasete bir denge getirdi. Ve biz böyle genel seçime gittik. Kazanmamız gereken bir seçimi kaybettik. Recep Tayyip Erdoğan’ın hedefinin ne olduğunu biliyorduk.

Ama hedefi çok daha ilerideydi 2019 yerel seçimi bunu engelledi. Seçmen yine umutsuzdu ama CHP seçimli bir kurultaya gitti ve yeni bir süreç başlattık. Şimdi yine seçimlere gidiyoruz. Şimdi seçmen yeniden bir denge kurulacak mı? Kuracağımızı gördüler ve Recep Tayyip Erdoğan ittifakına sarıldı. Millet İttifakı bileşenleri gayretlerimize rağmen ittifaktan çekti. O gün HDP bugünkü DEM de iktidara kaybettirme stratejisinden vazgeçti. Adaylarını çıkardılar.

“Erdoğan son bir hamle yapabilir”

Şu andaki trend lehimize görünüyor. Erdoğan kaybettiğini gördüğü anda bir hamle yapabilir. Zam yapacağım’ derse ‘Yap’ deriz, ‘Meclis’i aç’ derse ‘Aç’ deriz. Sonuçta emeklinin cebine girecek her para bizi memnun eder. Ama ben şu an böyle bir ihtimal görmüyorum açıkçası.

Bizim durduğumuz yer belli. Recep Tayyip Erdoğan seçim kazanmak için gün oluyor Abdullah Öcalan’dan mektup okutuyor, gün oluyor Osman Öcalan’a kamera gönderiyor, gün oluyor MHP’ye gün oluyor HÜDA PAR’a gidiyor. Her şeyi yapıyor. Ondan sonra bana ‘Zübük’ diyor. Arkadaşlar ‘TDK sözlüğü yollayalım’ dedi, ben ‘Ayna yollayalım, Zübük kimmiş görsün’ dedim. Bugün söyledikleri çaresizliğini gösteriyor.

Benle kavga etmek için can atıyor. Kimlik siyaseti ve kendini en rahat hissettiği konularda. Ben o kavgayı göze alıyorum ama emekli maaşları, çifçiler üzerinden kavga ediyorum. Böyle olunca sinirleri bozuluyor. ‘Bu son seçimim’ dedi, bu ayrı bir şey. Onu konuşmak istiyor. Ben yoksulluğu, zamları konuşmak istiyorum. 2018’de, 2019’da, 2023’te de ‘Son seçimim’ dedi. Bu açıklamasının ‘Biliyorum yoksulsun ama bu son seçimim’ diye düşüncesiyle söylemiş olabilir.

“Üç büyükşehirde risk yok”

Hatay’da artık kafa kafayayız artık. Lütfü Savaş dediği gibi kendi trendini yükselterek devam ediyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’de bir risk yok. Seçmene saygısızlık olmasın ama anket şirketlerinin dediği gibi Ankara’da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti. Mansur Yavaş rekor oyla geliyor. Yüzde 60’ı zorlar deniyor. Ankara’da yarış belediye meclisinde. Ankara’da inanılmaz bir ivmelenme. Baya iyi gidiyoruz.

İstanbul’da KONDA’nın anketinde 7 puan öndeyiz. İzmir’de büyük bir değişim alevi yaktık. Genç adaylarımız var. İzmir’de İYİ Parti ve DEM Parti’nin adayları var, tabii ki bir oy kaybı olabilir. İlçeler için gönlümde bir rekor var. Keşke 30/30, 30/28 olsa. Büyükşehirde farkı açıyoruz. İzmir’in sokakları ‘İtirazımız duyuldu’ diyor. İzmir’de bu dönem hem seçimde hem yönetim devrim yapacağız.

CHP, Jandarma Komando Tugay’ı değil, herkes partiye zarar vermediği sürece istediğini söyleyebilir. Geçen gün Ekrem başkan beni aradı, Tunç başkanın (Soyer) arayarak birlikte çalışmak istediğini söyledi. Peki ‘İzmir’de çalışıyor, bir mahsuru olur mu’ dedi. ‘Bir mahsuru olmaz, İzmir’de de çalışacak inşallah’ dedi. Serzenişi haklı.

Soyer bir önceki başkan Aziz Kocaoğlu’nun yerine geldi. Ve Soyer için topuyla tüfeğiyle çalıştı. Kendisine aday gösterilmemesine dair anketi gösterdim. Kendisine uluslararası bir görev teklif ettim. Kabul edemeyeceğini söyledi ve şimdi İstanbul’da. İstanbul’da kapılar açık, gelebilir. İzmir’de de üstüne düşeni yapmalı, öbür türlüsü doğru olmaz.

(‘Kemal Kılıçdaroğlu yanlıları tasfiye ediliyor’ iddiaları) Gerçeği yansıtmıyor. Bu bana sorulacak soru değil, kimseyi de ‘değişim’ dedi diye ödüllendirmedim. Bizim partimizi Alevi-Sünni ayrımı olmaz. Alevi yurttaşlardan aldığım alkışı desteği Sünni yurttaşlardan almadım. Ben bunlarla meşgul değilim.

Genel başkan belli bir sözü söylediğinde o iş orada biter. Burcu Köksal Afyon’da belediyeyi alıyor zaten esas telaş ondan. Benim düzeltme yapmam, Burcu Hanım da bir düzeltme yaptı. Bu da bir süreç. O beni düzeltmedi. Algıyla olgu yer değiştirdi. Ben bu ifadeleri siyaseten sorunlu buluyorum.

O dedi ki ki bana ‘eş başkan’, ‘Bu belediyeyi DEM Parti’yle yöneteceksin’ diyorlar. ‘Ben belediyenin kapıları DEM hariç herkese açık’ dedim. Burcu milliyetçiliği hassasiyeti olan biri. Burcu’nun ‘DEM Parti’yle yöneteceksiniz’ sözünden kurtulmak için yaptığı bir iş. Süreci sakin ve doğru bir şekilde yönettik. Ekrem başkanla birkaç kez konuştuk. İBB Kürtlerin de bir belediyesi.

Birçok ilde Kürtlerin desteği kritik. Bugün Ahmet Türk de ‘Ekrem başkanla genel başkanın tavrı sorunu çözdü’ dedi. Ben de Ahmet Türk gibi bir kanaat önderinden bunu duymuş olmaktan memnumum. Seçime giderken bir vekil, bir belediye kaybetmek, bir ayağının tökezlemesi hoş değildir. Benim de işim o.”

Paylaşın

Erbakan’dan Erdoğan’a Yanıt: Milli Görüş Çizgisindeyiz

Erdoğan’ın “Hiç kimsenin gölgemizde yürüyüp seçim kaybettirmesine rıza göstermeyiz” sözlerine yanıt veren Erbakan, “Hiç kimsenin gölgesinde değil, Milli Görüş çizgisindeyiz” dedi.

Haber Merkezi / Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Bursa’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Erbakan, Erdoğan’ın “Hiç kimsenin gölgemizde yürüyüp seçim kaybettirmesine rıza göstermeyiz” sözlerine bir kez daha yanıt verdi:

“Muhalefetin de iktidarın da hangi partiden olursa olsun, doğrusuna doğru, yanlışına yanlış diyeceğiz. Doğrunun yanında duracağız. Tabii hiç kimsenin gölgesinde yürüyen bir parti değiliz. Kendi gücüyle, kendi adaylarıyla, kendi logosuyla, kendi seçim kampanyasıyla, müstakil bir şekilde seçimlere giriyoruz ve milletimizin desteğini istiyoruz. Dolayısıyla hiç kimsenin gölgesinde değil, Milli Görüş çizgisindeyiz.”

Erdoğan ne demişti?

Şanlıurfa’da halka seslenen Erdoğan, yerel seçimlere kendi adaylarıyla giren Yeniden Refah Partisi’ni hedef alarak, “Bizim gölgemizde yürüyüp bize çelme takmaya çalışanlar istismarda da sınır tanımıyorlar” demiş ve eklemişti: En insani, en hayati meseleleri bile şahsi hesaplarının aracı yapmaktan çekinmiyorlar. Rabbim hepsini de ıslah etsin.

Erdoğan, Malatya’da yaptığı konuşmada Yeniden Refah Partisi’ni hedef alarak, “Partimizin eski belediye başkanlarını, milletvekillerini, teşkilat mensuplarını aday göstererek bize kaybettirmek için çalışan partiler ortaya çıktı” demişti.

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Türkiye özgür ve demokratik bir ülkedir. İsteyen istediği yerde siyaset yapabilir. Biz kendi ittifakımızdan, partimizden mesulüz. Bize kaybettirmek için çalışıp, bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara müsaade etmeyiz. Bunun adı siyasi şantajcılıktır” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Fenerbahçe’den Zirveye Yakın Takip!

Süper Lig’in 29. hafta karşılaşmasında Fenerbahçe ile Pendikspor, Şükrü Saraçoğlu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Kadir Sağlam’ın yönettiği karşılaşmadan Fenerbahçe, 4-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri, 59. dakikada Mert Hakan, 87. dakikada Michy Batshuayi, 90+5. dakikada Ferdi Kadıoğlu ve 90+9. dakikada İrfan Can Kahveci kaydetti. Pendikspor’un tek golünü ise 30. dakikada Halil Akbunar attı.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 76’ya çıkarıp zirve yarışını sürdürdü. Pendikspor ise 26 puanda kaldı.

Ligin 11. haftasında Trabzonspor’a 3-2 kaybeden Fenerbahçe, daha sonrasında ligde oynadığı 18 maçı kaybetmedi. Fenerbahçe; Fatih Karagümrük, Sivasspor, Beşiktaş, Kayserispor, İstanbulspor, Konyaspor, Gaziantep FK, Başakşehir, Ankaragücü, Antalyaspor, Rizespor, Kasımpaşa, Hatayspor ve Pendikspor’u mağlup ederken, Adana Demirspor, Galatasaray, Samsunspor ve Alanyaspor ile de berabere kaldı.

Fenerbahçe, ligde bir sonraki hafta Trabzonspor’a konuk olacak.

Karşılaşmadan dakikalar

4. dakikada Cengiz Ünder’in ceza sahası dışı sağ çaprazından kullandığı serbest vuruşta meşin yuvarlak az farkla kalenin yanından dışarı çıktı. 30. dakikada sol kanatta topla buluşan Thiam’ın arka direğe ortasına iyi hareketlenen Halil Akbunar, kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu (0-1).

32. dakikada Ferdi Kadıoğlu, sol kanattan ortasında ceza sahası içinde iyi yükselen Dzeko’nun kafa vuruşunda meşin yuvarlak kalenin üzerinden dışarı gitti. 59. dakikada ceza sahası içi sol çaprazda topu kontrol eden Mert Hakan Yandaş’ın uzak direğe yaptığı plase vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti (1-1).

83. dakikada ceza sahası çizgisi üzerinde Ndiaye ile girdiği ikili mücadele İrfan Can Kahveci’nin yerde kalması üzerine müsabakanın hakemi Kadir Sağlam serbest vuruş kararı verdi. VAR hakemlerinin uyarısı üzerine Kadir Sağlam, kararını penaltı vuruşu olarak değiştirdi. 87. dakikada topun başına geçen Batshuayi, meşin yuvarlağı filelerle buluşturarak Fenerbahçe’yi öne geçirdi (1-2).

90+5. dakikada rakip yarı alanda presle kaptığı topla ceza sahasına hareketlenen Ferdi Kadıoğlu, Tadic ile yaptığı verkaç sonucunda kaleciyle karşı karşıya pozisyonda yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu (3-1). 90+9. dakikada Djiku’dan pası alan İrfan Can Kahveci, ceza sahası dışı sol çaprazından sert vuruşunda kaleci Erdem Canpolat’ın müdahalesine rağmen meşin yuvarlak ağlara gitti (4-1).

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Kadir Sağlam, Mustafa Sönmez, Candaş Elbil

Fenerbahçe: Livakovic, Mert Müldür (Osayi-Samuel dk. 46), Serdar Aziz, Oosterwolde (Djiku dk. 46), Ferdi Kadıoğlu, Krunic, Fred, Cengiz Ünder (İrfan Can Kahveci dk. 61), Mert Hakan Yandaş (Batshuayi dk. 74), Tadic, Dzeko (Szymanski dk. 90+2)

Pendikspor: Erdem Canpolat, Serkan Asan, Murat Akça, Welinton, Sequeira, Lusamba, N’diaye, Halil Akbunar (Berkay Sülüngöz dk. 74), Gökcan Kaya (Çekiçi dk. 63), Thiam (Erencan Yardımcı dk. 81), Umut Nayir (Rassoul dk. 81)

Goller: Halil Akbunar (dk. 30) (Pendikspor), Mert Hakan Yandaş (dk. 59), Batshuayi (dk. 87 pen.), Ferdi Kadıoğlu (dk. 90+4), İrfan Can Kahveci (90+9) (Fenerbahçe)

Kırmızı kartlar: Welinton (dk. 71), Lusamba (dk. 90+1), İbrahim Üzülmez (dk. 90+6) (Pendikspor)

Paylaşın