Erdoğan, İmamoğlu’na Kendi Sloganı Üzerinden Yüklendi

Bakırköy – Kirazlı metro hattının açılışında konuşan Erdoğan, Ekrem İmamoğlu’nun “Tam yol ileri” sloganını hatırlatarak, “Bu duvarlardaki hani ‘Tam ileri’ diyor ya şimdi ona ‘Tam ileri yolun açık olsun’ demek lazım” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metro Hattı Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

İstanbul’un ulaşımını rahatlatacak bir projenin açılışı vesilesiyle bir arada olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Metro ve raylı sistem seferberliğimizi hız kesmeden sürdürüyoruz. Ocak ayının son günlerinde İstanbul Havalimanı’na kadar uzanan 37,5 kilometre uzunluğundaki metro hattının, Gayrettepe-Kâğıthane arasındaki bölümünü hizmete sunmuştuk. Böylece İstanbul’umuzu hızı saatte 120 kilometreye çıkan, günlük 600 bin yolcu kapasiteli çok önemli bir yatırıma kavuşturduk” dedi.

İki hafta önce de Kazlıçeşme-Sirkeci raylı sistemi ve yaya odaklı yeni nesil ulaşım projesini devreye aldıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neredeyse 1,5 asır boyunca şehrimize hizmet etmiş bu hattı, tarihi kimliğine uygun şekilde, yeni bir tasarımla, teknolojinin son imkânlarıyla tekrar ayağa kaldırdık. Bu projeyle İstanbul’umuz, raylı sistem hattı yanında; turizm, spor, gezinti, bisiklet ve diğer imkânlarıyla, göz kamaştırıcı bir sosyal ve kültürel değere daha sahip oldu”  ifadelerini kullandı.

İstanbul’un giderek ağırlaşan trafik ve ulaşım sorununu hafifletmeyi görev saydıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Uğraştıran değil, ulaştıran İstanbul hedefiyle yeni ulaştırma projelerini, yeni metro hatlarını tek tek hayata geçiriyoruz. Açılışını yapmak üzere bir araya geldiğimiz Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metro Hattı, bu çabalarımızın en son örneğidir. Uzunluğu 8,4 kilometre olan, günlük 1 milyon yolcu kapasiteli hattımızın üzerinde 7 istasyon bulunuyor.”

Hizmete alınana metro hattının, İstanbul’un en yoğun yerleşim alanlarının olduğu bölgede, ulaşım noktasında çok ağır bir yükü alacağına inandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii bu hattın, hem İstanbul’a, hem Türkiye’ye, ekonomik anlamda da önemli katkıları olacak. Motorlu taşıtlardan raylı sistemlere yönelecek trafik sayesinde, akaryakıttan araç ve yol bakımına kadar, kişi ve kamu giderlerinde önemli bir tasarruf yapabileceğiz. Ayrıca karbondioksit salınımını düşürerek, çevrenin korunmasına da katkı sağlayacağız” şeklinde konuştu.

Bu hat sayesinde trafik kazalarının sebep olduğu can ve mal kaybının da azalacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Metro hattımızın önümüzdeki 25 yıllık süreçte, tüm bu hususlarda ekonomimize 6 milyar doların üzerinde kazanç sağlayacağı hesaplanıyor. Bugünkü açılışımızla birlikte İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının uzunluğunu 348 kilometreye çıkarıyoruz” dedi.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan Dikkat Çeken İddia: IMF’ye Söz Verdiler

Bursa’da sivil toplum temsilcileri ve gazetecilerle yaptığı toplantıda açıklamalarda bulunan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Şu anda Türkiye’de IMF kuralları işlemeye başladı” dedi ve ekledi:

“Onun için çok istemelerine rağmen, seçim ekonomisini tam olarak uygulayamıyorlar. Çünkü IMF’ye belli sözler verdiler ve seçimden sonra IMF’nin o sert reçetesi milletin ümüğünü sıkacak. Kemer sıkma denilen şey, kemer sıkma olmaktan çıkıp, ümük sıkmaya dönüşecek.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ‘Bursa Buluşmaları’ adı altında sivil toplum temsilcileri ve gazetecilerle bir araya geldi. Toplantıya Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı İzzettin Küçük, Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, İl Başkanı Fuat Kadıoğlu ile Yıldırım Belediye Başkan adayı Ercan Sönmez de katıldı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre, burada konuşan Davutoğlu, “Yeni bir asrın ilk yılına girerken, bir seçim sürecine daha girmiş olduk. Aslında seçimin ötesinde, Türk dünyasında genel giriş ve Türkiye’deki genel eğilimler bağlamında bakıldığında, cumhuriyetimizin yüzüncü yılında maalesef, ikinci yüzyılına çok büyük ümitlerle giriyor değiliz. Bunu görmemiz lazım” diye konuştu.

İsrail’in Gazze saldırılarını hatırlatan Davutoğlu, “6 aydır takriben dünyanın gözü önünde bir soykırım işleniyor. Gazze’de yaşananlar asla İsrail ile Filistinliler ya da İsrail ile Hamas arasında yaşanabilecek bir durum değil. Çatışma olarak aktarılamaz, anlatılamaz. Gazze’de yaşananlar, uluslararası hukukun bitmesidir. Şimdi uluslararası hukukun bittiği bir yerde, hiç kimse güvende değildir” dedi.

Uluslararası hukukun erozyona uğraması ile her tür gerilimin yaşanabileceğine dikkat çeken Davutoğlu şunları söyledi: Böyle bir durumda bir ülkenin ayakta kalabilmesi için, ekonomisinin sağlam olması lazım. Halkının mutlu ve barışık olması lazım. Ordusunun sağlam, güçlü olması lazım. En önemlisi; siyasiler ve devlet adamları arasında bir diyalog imkanı olması lazım.

Mevcut iktidar, ayrıştırıcı bir yol izleyerek toplumu kutuplaştırıyor. Şu anda Türkiye’de IMF kuralları işlemeye başladı. Onun için çok istemelerine rağmen, seçim ekonomisini tam olarak uygulayamıyorlar. Çünkü IMF’ye belli sözler verdiler ve seçimden sonra IMF’nin o sert reçetesi milletin ümüğünü sıkacak. Kemer sıkma denilen şey, kemer sıkma olmaktan çıkıp, ümük sıkmaya dönüşecek. 2 ayda Türkiye ekonomisi, ocak ve şubatta 408 milyar lira açık verdi. Toplam 1 yıl içinde öngörülen açık, 2,7 trilyon Türk Lirası.

Başbakanlığı bıraktığımız sene, bütçe açığı yüzde 1’in altındaydı ve 2017’de Dünya Bankası raporları, Türkiye’den bütçeye gidiyordu. Bütçe açığı neden önemli; demek ki Hazine’den biri, gelmeden birilerine para veriyor. Topladığın vergi, yaptığın harcamayı karşılamıyor. Ne ile kapatacaksın? Para basarak. Para bastığın zaman ne olacak? Enflasyon fırlayacak.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Kurum’a: Allah Akıl Versin

Yenidoğan – Söğütlüçeşme metro hattı yapımı açılışında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Murat Kurum’un metro açıklamasına tepki göstererek, “5 yılda yaptığımız 65 kilometreyi 8 kilometreymiş gibi göstereceğini zanneden bu akla şaşıyorum. Vatandaşa bu emek gösteren insanlara zerre saygısı yok Allah akıl versin. Bunlar kendilerini nimetten zannediyorlar” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Yenidoğan – Söğütlüçeşme metro hattı yapımı açılışında konuştu. İmamoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

“Yapılan birtakım eksiklikler nasıl çözüldü bunları yazarsanız geleceğe nakledilir. İnsanlar gelecekte bu eksiklikten bu hatadan ya da doğrunun nasıl desteklendiğinden ders alır. Bunların hepsi hayatın çok özel anlarıdır. İstanbul’da yaptığımız hiçbir şey İstanbul’da kalmaz.

İstanbul’da yaptığımız her şey Türkiye’yi etkiler inanınız dünyayı etkiler.  Ekrem İmamoğlu olarak sizlerin temsilcisi olarak ben kendimi sadece bu şehirden sorumlu bu şehre sorumluluk hisseden biri olarak görmüyorum. İstanbul’da büyükşehir başkanı olmak tarihe olan sorumluluğunuz insanına olan sorumluluğunuz maneviyata olan sorumluluğunuz insanlığa olan sorumluluğunuz olarak önemsenmelidir.

Çünkü bu kadim şehir dünyanın en önemli en özel, en güzel , en büyük en nitelikli en içerikli şehirlerin başında gelir. Bu duygularla sizinleyim. İBB olarak sınavlarımızın en zoru hatta büyükşehirlerin sınavlarının en zoru metro sınavıdır. Çünkü metro sınavının çok fonksiyonel düşünülmesi gereken çok aşamalı bir şekilde zaman, finans planlaması gereken meşakatli bir iştir.

Metro sınavından geçemeyen bir belediye başkanı diğer bütün derslerden geçse bile sınıfta kalır. Çünkü metro ve raylı sistemler İstanbul’un ulaşım sorunlarının en temel en acil çözümüdür. Eğer yeterince verimli hızlı bir biçimde metro yapamıyorsanız İstanbul’u yönetirken çok büyük bir yanlış yapıyorsunuz demektir.

Bizden önce İBB’yi yönetenler 25 yılda 125 km metro yaptılar. Elbette emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum, teşekkür edeceğiz. 2019’da er meydanına biz çıktık biraz işler değişti. Biz metro yaptıkça biraz da onların gerçek fotoğrafı meydana çıkmaya başladı.

Biz 5 yılda tam 65 km metro yaptık. Bizden önce 25 yılda yapılan metronun yarısından fazla metroyu sadece 5 yılda yaptık. Bu çok değerli bir başarıdır. Eğer verimlilik planlama ve özellikle sürecin iyi işletilmesi yönünde hazırlıklı değilseniz ve de israf dolu bir dönem var ise o zaman işiniz zor demektir.

Biz bu döneme son verdik ve Türkiye tarihinin en büyük metro atılımını bu 5 yıl gerçekleştirmiştir. Bunun altını çizelim. 5 yılda 65 km metro yaparak 62 istasyonu da hizmete açarak Türkiye belediyecilik tarihinde eşi görülmemiş bir rekoru sizlerin katkısıyla başardık.

Bizim bu performansımızı geçmeyi bırakın yanına yaklaşacak bile bir yönetimi bu arkadaşlar gerçekleştiremez. Kendilerine çeki düzen verirse bilimle aklı selim insanlarla iyi bir diyalogla iyi bir süreç yönetimi önlerine koyarlarsa belki bizim peşimizden gelmeye başlayabilirler.

“Bu akla şaşıyorum”

Hani var ya 5 yılda 8 kilometre yapıp adım sayan arkadaş tarihe geçti; bir şey diyeceğim diyemiyorum. Bu işin içinde emek hırsızlığı var onu söyleyeyim. Böyle saygısız siyaset olmaz. Kameralar önüne 8 adım atarak 5 yılda yaptığımız 65 km’yi 8 kilometreymiş gibi göstereceğini zanneden bu akla şaşıyorum.

Vatandaşa bu emek gösteren insanlara zerre saygısı yok Allah akıl versin. Bunlar kendilerini nimetten zannediyorlar. Vatandaşı aldatabileceklerini zannediyorlar. Aynı akıl hatırlayın 2019da milletin iradesini beğenmeyip bizim için “seçimi çaldılar” dediler. Bu yalanla milleti kandırabileceklerini düşündüler.

Bunları unutmayacağız hiç . Bu unutulmamalı, bir daha milletin iradesine bu çıkışı yapılacak insanların karşısında topyekun bir olmalı. Millet kimin hırsız yalancı olduğunu sandıkta tescil etti. Hem de 806 bin kere bunu sandıkta tescilledi.

Kendilerini milletin üstünde görenlere milleti aldatmaya kalkan 806 bin demokrasi dersi, tokadıydı. Ama hala milleti aldatmaya kalkıyorlar. 31 Mart vatandaşı kandırmayı marifet sayanlara vatandaşa saygı duymayanlara hep birlikte ders verme günüdür. Bunu unutmayınız.

Hep birlikte ders vereceğiz. 5 yıl boyunca biz onlara belediyecilik dersi verdik. 31 Martta da siz onlara herhalde ciddi bir demokrasi dersi vereceksiniz öyle görüyorum. Bunun o meşalesini Sancaktepe yakmalıdır.”

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 31 Bini Aştı

Filistin – İsrail savaşının 156. günü geride kalırken Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 85 artarak 31 bin 45’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 72 bin 654’e çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki insanların ciddi bir gıda yetersizliği ve açlıktan ölme tehdidi altında yaşadığını vurgulayan uluslararası insani yardım örgütleri, bir süredir acil bir şekilde harekete geçilmesi çağrısında bulunuyor.

Birleşmiş Milletler (BM), Gazze Şeridi’nde kıtlığın “neredeyse kaçınılmaz” olduğu ve çocukların açlıktan öldüğü uyarısında bulundu. Karadan ve havadan yardım sevkiyatının zor ve tehlikeli olduğu belirtiliyor.

BM, Gazze Şeridi’nde en az 576 bin kişinin -nüfusun dörtte biri- felaket boyutlarında gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

Batılı ülkeler İsrail’e, yardım konvoylarının geçişini kolaylaştırarak ve ilave geçişler açarak kara yoluyla yapılan sevkiyatları genişletmesi için baskı yapıyor.

Yardım tırları Gazze’nin güneyine Mısır’ın kontrolündeki Refah ve İsrail’in kontrolündeki Kerem Şalom sınır kapılarından giriyor. Ancak İsrail’in kara harekâtının ilk aşamasında odak noktası olan Gazze’nin kuzeyine son aylarda yardım ulaştırılamadı.

Burada tahminen 300 bin Filistinli gıda ve temiz suya erişim sorunuyla karşı karşıya. İsrail yardım çabalarını engellemekle suçlanıyor ve geçen hafta bağımsız bir BM uzmanı İsrail’i “Gazze’deki Filistin halkına karşı açlık kampanyası” yürütmekle suçladı.

İsrail’in BM misyonunda hukuk danışmanı olarak görev yapan Yeela Cytrin, İsrail’in açlığı bir savaş aracı olarak kullandığı yönündeki iddiaları reddetti.

“İsrail’e destek devam edecek”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “İsrail’e artık faydadan çok zarar verdiğini” söyledi.

Biden, MSNBC kanalına verdiği röportajda, Netanyahu’nun Gazze’deki saldırılarının ve bu saldırılarda öldürülen 30 binden fazla sivilin sorumluluğunun ağır olduğunu söyleyerek, bu kadar insanın sadece “Hamas’ın peşinden giderek öldürülemeyeceğini” ifade etti.

“Başbakan Binyamin Netanyahu konusunda sizin kırmızı çizginiz nedir? Bir kırmızı çizginiz var mı? Örneğin Refah’ın işgali bir kırmızı çizgi olabilir mi?” sorusuna ise Biden, “Bu bir kırmızı çizgidir ancak asla İsrail’e desteği sürdüreceğim, İsrail’in savunulması halen kritik önemde.” şeklinde yanıt verdi.

Bununla birlikte Gazze’deki ölü sayısının “çok fazla” olduğunun da altını çizen Biden, Netanyahu hükümetinin, “sivillerin hayatını nasıl hedef almayacağı” üzerine ciddi şekilde odaklanması gerektiğini vurguladı.

Paylaşın

Akşener’den İktidara “Emekli Maaşı” Tepkisi: Suriyelilere…

Karabük’ün Eskipazar ilçesindeki esnaf ziyareti öncesinde yurttaşlara seslenen İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Kardeşim, Suriyelilere para verirken ekonomi dağılmıyor da emekliye para verirken mi dağılıyor?” diye sordu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Karabük’ün Eskipazar ilçesindeki esnaf ziyareti öncesinde yurttaşlara seslendi.

Eskipazar Belediye Başkan Adayı Erol Serin için de oy isteyen Akşener, “Benim sizden isteğim şu: herkese bakın, Erol başkanı biliyorsunuz, diğer arkadaşlara da bakın. ‘Şucusunuz, bucusunuz’ diye laf söyleyenleri çizin. Ama ‘Şu hizmeti yapacağız, bu hizmeti yapacağız, sizin hayatınıza şöyle dokunacağım’ diyenlere göz gezdirin, bakın” dedi,

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; “Kardeşim, Suriyelilere para verirken ekonomi dağılmıyor da emekliye para verirken mi dağılıyor?” diye soran Akşener şunları söyledi:

“Şimdi emekli, emekli, emekli diyoruz, sinirleri bozuldu. Seçime kadar dediklerimizi yapmazlarsa, istediklerinizi yapmazlarsa ceza kesin, ceza. Ne istiyoruz? Bayramda 7 bin lira ikramiye verilmesini istiyoruz. Maaşlarınıza 11 bin lira seyyanen zam yapılmasını istiyoruz.

Ayrıca, kanun teklifi verdik. Ankara Milletvekilimiz Kürşad Zorlu kanun teklifi verdi. En düşük emekli maaşı memur emekli maaşı kadar olmalı ve bundan sonra kafaya göre takılınmamalı diye ayrıca da bir kanun teklifi verdik. Söylemek istediğim şu: asgari ücretten aşağı emekli maaşı olamaz. 10 sene evvel, 15 sene evvel emekli maaşları asgari ücretin çok daha üstündeydi.

Bugün, hele büyükşehirlerde sürünüyor emeklimiz. Emeklilere borcumuz var. Dolayısıyla bu seçimler aynı zamanda atanamayan öğretmenlerin, KPSS’de çalınan soruların, hakları yenen gençlerin, tarımda ödenmeyen girdilerin ve haksızlığa uğrayan her bir kişinin cezasını verdiği, cezasını kestiği bir seçim olacak.”

Paylaşın

Siyasette ‘DEM Parti’ Polemiği: Özel’den Erdoğan’a Yanıt

Edirne’nin Keşan ilçesinde halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, İktidarın ekonomik sıkıntılar konuşuldukça DEM Parti üzerinden polemik oluşturduğunu vurgulayarak, “Her şehirde ekonomi konuşuyoruz. Tayyip Erdoğan benimle kavga etmek istiyor, görüyorsunuz” dedi ve ekledi:

“Her gün bir iftira, bir hakaret. Her mala zam zam zam yapıyor; dönüyor bize, DEM, DEM, DEM deyip kavga etmeye çalışıyor. Dünya kadar yalan. Dünya kadar iftira ama ona söyledim. Çok istiyorsan seninle kavga edeceğim, dedim. Onunla kavga edeceğim ama kimlik siyaseti üzerinden değil, onun belirlediği çatışma alanlarından değil; ben çiftçinin, üreticinin, emeklinin, emekçinin hakkı için onunla sonuna kadar kavga edeceğim.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da Mustafa Necati Kız Öğrenci Yurdu ve Venüs Gezegen Sosyal Tesisi açılışına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Bugün buraya hem bir borcu ödemek üzere geldim, hem bir davete icabet etmek üzere hem de bir teşekkür etmek üzere geldim. Hepsinin kesiştiği noktada Gökhan Başkan var. En önemlisi şu, bugün Türkiye’de siyasette gençler, gençlerin durumu bazı yükleri gençlerin taşıyıp taşıyamayacağı, henüz çok tecrübesiz oldukları için bu görevi yapıp yapamayacakları gibi birtakım tartışmalar yürütülüyor. Bu tartışmalar siyasette hep vardır.

Burada hem kreşler ki kadınların sosyal yaşamına, iş yaşamına katılması için çok önemli. Hem yurtlar çok önemli. Bu konuda hep yerel yöneticilerimize telkinde bulunmuş, onları yüreklendirmiş, bu yurdun ilk temelini o günlerde atan, önceki dönem Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’nu minnetle anıyoruz, kendisini selamlıyoruz.

Ekrem Başkan bugün bir başka yerde halk buluşması var. Ben buradayım, Ekrem Başkan orada. Ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kartal’a neler yaptığına şöyle bir bakınca, bitmeyecek okumakla ama 6 bin 44 öğrenciye Kartal’da burs veriyor. Kartal aslında geçen seçimde Ekrem Başkan’a ve Gökhan Başkan’a verdiği oydan çok memnun. Bütün anketler bunu gösteriyor.

Bu kadar yüksek memnuniyete bakınca 6 bin 44 öğrenciye burs vermek şu demek, geçen sefer eğer bu tercihte bulunmasaydı İstanbullular, bu 6 bin öğrencinin sahip çıkanı yoktu. 1529 öğrenci düzenli kırtasiye desteği alıyor. 185 bin ton sadece Kartal’da asfalt dökmüşler, 72 bin 366 metrekare yayalaştırma çalışması yapmışız. 6 bin 370 haneye, 10 bin 98 öğrenciye düzenli nakdi destek sağlıyoruz Kartal’da. 55 bin kişiye sağlık hizmeti vermişiz. 3 bin 935 ağaç, 3,5 milyon çiçek ve fide dikmişiz. 32 bin 873 adet gıda ve hijyen kolisi dağıtmışız.

34 bin 981 sahipsiz hayvana veterinerlik hizmeti sağlamış, barınaklara almışız. 8 bin 224 haneye İstanbulkart vermişiz, annelere. Kartal Gaffar Okan Parkı’nı açmışız. Soğanlı Mahallesi Cami’ni onarmışız. Neyzen Teyfik Meydanı’nı açmışız diye uzayıp gidiyor. Kartal’da gençleri merkezine alan bir belediyecilik anlayışının, sen oku diye ve genç üniversiteli kampanyaları ile öğrencilere destek sağlamanın ve bunun 31 Mart’tan sonra Türkiye’deki tüm CHP’li belediyelere yaygınlaştıracak olmanın umudunu, heyecanını ve kıvancını yaşıyoruz.

31 Mart’tan sonra çok daha fazla sosyal demokrat belediye başkanına sahip olacağımızı, İstanbul’da 14 olan belediye sayımızı başkanımız 14 artı 14 diye, 28 olarak bir hedef koyuyor, çok yüksek rakamlara ulaşacağımızı, genç belediye başkanları başardıkça daha çok gencin önünün açılacağını, CHP’nin genç Cumhuriyetin 100’üncü yılında bundan sonra daha çok kadın, genç ve büyüklerin tecrübeleriyle birlikte çok daha kararlı adımlarla yürüyeceğimizi, önce yerel seçimlerde başaracağımızı, sonra da Cumhuriyetin ikinci yüzyılında CHP’nin son genel başkanına da ilk genel başkanına da vefa borcumuzu onların partisini iktidar yaparak ödeyeceğimizi buradan müjdeleyerek, her birinizi ayrı ayrı sevgi ve saygı ile selamlıyorum.”

Özel’den Erdoğan’a “DEM Parti” yanıtı

CHP Lideri Özgür Özel, açılış töreni sonrası, yerel seçimler kapsamında partisinin Edirne Keşan ilçesinde düzenlediği mitinge katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Recep Tayyip Erdoğan en son oy istediğinde, 28 Mayıs 2023 günü, bundan 9-10 ay önce oy istediğinde o gün mazot 19 liraydı, bugün mazot 42 lira. Yüzde 106 mazot girdisi artmış durumda. Tarım yasasına göre hükümetin; gayri safi milli hasılanın, milli gelirin yüzde 1’ini teşvik olarak çiftçilere dağıtması gerekiyor. O parayı dağıttığı takdirde ödemesi gereken tutar 263 milyar lira ama o, bu sene 85 milyar lira teşvik ödedi.

Yani aradaki 178 milyar TL çiftçiye verilecekken verilmedi. Hepimizin Hazine’sinden parasına para katmak isteyenlere 152, sadece Hazine’den, bir de bunun Merkez Bankası var, 152 milyar TL’yi buldular. Otoyolları, köprüleri yapan müteahhitler var. Geçiş garantisi var. Geçse de para verelim, geçmese de para verelim, diyorlar. Onlara ödeyecek parayı da buldular. Onlara da 162 milyar lira para ödediler ama çiftçinin yüz 178 milyar lirasını iç ettiler.

Bu memlekette bir metrekare toprak vermemek için Çanakkale’de 100 binler şehit oldu ama Edirne’nin dörtte birini Yunan bankası, tek kurşun atmadan, tek asker yollamadan, hiçbir emek harcamadan Edirnelilerin elinden almak üzere. Biz bu istilaya, bu iş birliğine, çiftçimizin bu kadar mağdur edilmesine isyan ediyoruz. Bunun hesabını Recep Tayyip Erdoğan’dan sandıkta soracağız.

Edirne, emeklisi de çok olan bir kent. Yüzde 70-80’i emekli. Çok önemli bir kısmı en düşük emekli maaşını alıyor. 10 bin lira veriyorlar. Bu en düşük emekli maaşı ilk çıktığında, daha doğrusu Adalet ve Kalkınma Partisi ilk iktidara geldiğinde, 3 Kasım 2002 günü en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün asgari ücret 17 bin lira. Yani kabataslak hesapla bugün 26 bin lira olması gerekirdi.

Oysa yüzde 60’ına indi, 0,59. Geçen sene 7 bin 500’dü. Enflasyon yüzde 120 ama emekliye zam yüzde 33, oldu 10 bin lira. Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı kuyumcuda 8 çeyrek altın alıyordu. Bunu bütün emeklilere anlatın. Bugün en düşük emekli maaşı 2,5 çeyrek altın alıyor. Yani toplam 5,5 çeyrek altın, emeklinin cebinden Tayyip Erdoğan tarafından çalınmıştır. Bütün emekliler bunu bilsin.

Her şehirde ekonomi konuşuyoruz. Tayyip Erdoğan benimle kavga etmek istiyor, görüyorsunuz. Her gün bir iftira, bir hakaret. Her mala zam zam zam yapıyor; dönüyor bize, DEM, DEM, DEM deyip kavga etmeye çalışıyor. Dünya kadar yalan. Dünya kadar iftira ama ona söyledim. Çok istiyorsan seninle kavga edeceğim, dedim. Onunla kavga edeceğim ama kimlik siyaseti üzerinden değil, onun belirlediği çatışma alanlarından değil; ben çiftçinin, üreticinin, emeklinin, emekçinin hakkı için onunla sonuna kadar kavga edeceğim.

Karşımızda korkuyu, öfkeyi, kaygıyı örgütlemeye çalışan bir iktidar var. Yalana sarılmış. AK Parti-MHP birbirine sarılmış, her geçen gün birbirine benziyor. Küfrediyorlar, hakaret ediyorlar. Bize neyse, size kötü söz söylüyorlar. Ağızlarına geleni söylüyorlar ama bir de birbirlerine sarılmak yetmez.

Gitmişler, Hizbullah’ın avukatlarına, domuzbağcılara, kadınları sokak hayvanları gibi bekar kadınları sahiplendirmek lazım diyenlere, HÜDA-PAR’cılara sarılmışlar. Edirne, Keşan, bu aydınlık, çağdaş insanlar bunu görsünler. Bir tarafta korkunun ittifakı var. Bir tarafta umudun ittifakı var. Bizim ittifakımızda elbette aslan sosyal demokratlar var. Yalnız değiliz. Milliyetçi demokratlar var. Yakasında güneş olan ya da gönlünde güneş olan, gözü pırıl pırıl olan milliyetçi demokratlar var. Muhafazakar demokratlar var. Haramdan ve yalandan korkan, bunların yaptıklarına akıl sır ediremeyen samimi, muhafazakar demokratlar var.

Biz Keşan’da da Edirne’de de Türkiye’de de onlarla birlikteyiz. Kürt-Türk ayırmıyoruz. Laz-Çerkez ayırmıyoruz. Doğuda doğmuş, batıda doğmuş, kuzeyde doğmuş, güneyde doğmuş, ayırmıyoruz. Baktığımız tek şey, yüreğinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi varsa omuz omuzayız, kol kolayız. Bizim ittifakımız, Cumhur İttifakı’nın koyu gri, yağmur bulutu rengine karşı kırmızıyla beyaz.”

Paylaşın

Erdoğan, Özgür Özel’i Hedef Aldı: Varlığı Yokluğu Belli Değil

İzmir’de halka seslenen Erdoğan, “Türkiye zenginleşirken bu şehir yerel yönetimler açısından maalesef çok azını aldı. Sizleri Meclis’te ve belediyelerde temsil etsin diye yetki verdiğiniz kişiler soruyorum ne yaptı? Terör örgütleri ile gizli saklı anlaşmalar yaptılar. Kendi içlerinde çıkar kavgası yaptılar. Atatürk maskesi takıp yattılar” dedi ve ekledi:

“CHP’nin Demlendiği müttefikleri ile ilişkisinde şeffaflık var mı, yok. Sırf bize kaybettirsin diye ortaya sürdükleri partilere ne vaat ettiklerinden haberdar mısınız? CHP Genel Başkanının Varlığı yokluğu belli değil. Gelen posta koyuyor, giden posta koyuyor.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “CHP’nin başında güya bir genel başkan var. Sabah erken kalkan, eline mikrofonu önce alan Özgür efendiden rol çalıyor. Fikrimizi kendisine verip zai etmek istemiyoruz. Her kafası bozulan tekme tokat dalıyor. Bay Kemal’in ahı tutmaya başladı demek. Bir tutmayın küçük enişteyi karakteri var. İstanbul’da herhangi bir icraatı olmayan yarım mesai yapan biri var” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin İzmir Mitingi’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

20 gün durmak yok. 31 Mart akşamı İzmir bir başka güzel olacak. Bir asır önce düşmandan kurtuldu ancak hizmet fukaralarından kurtulamadı. Türkiye zenginleşirken bu şehir yerel yönetimler açısından maalesef çok azını aldı. Sizleri Meclis’te ve belediyelerde temsil etsin diye yetki verdiğiniz kişiler soruyorum ne yaptı? Terör örgütleri ile gizli saklı anlaşmalar yaptılar. Kendi içlerinde çıkar kavgası yaptılar. Atatürk maskesi takıp yattılar.

CHP’nin Demlendiği müttefikleri ile ilişkisinde şeffaflık var mı, yok. Sırf bize kaybettirsin diye ortaya sürdükleri partilere ne vaat ettiklerinden haberdar mısınız? CHP Genel Başkanının Varlığı yokluğu belli değil. Gelen posta koyuyor, giden posta koyuyor.

CHP’nin başında güya bir genel başkan var. Sabah erken kalkan, eline mikrofonu önce alan Özgür efendiden rol çalıyor. Fikrimizi kendisine verip zai etmek istemiyoruz. Her kafası bozulan tekme tokat dalıyor. Bay Kemal’in ahı tutmaya başladı demek. Bir tutmayın küçük enişteyi karakteri var. İstanbul’da herhangi bir icraatı olmayan yarım mesai yapan biri var.

Allah göstermesin, ülke bunların elinde olsa neler olabileceğini, hangi facialarla karşılaşabileceğimizi mayıs ayından bu yana yaşananlara bakarak görebiliriz. Muhalefet, salkım saçak da olsa hamd olsun biz bu ülkenin önüne, Türkiye yüzyılı gibi bir vizyon koymayı başardık. Dün, cumhuriyetimizin 100’üncü yılına kilitlenmiştik. Şimdi rotamızı Türkiye Yüzyılına çevirdik.

“Bizde kibir, riyakarlık olmaz”

Biz size inanıyoruz, siz de bize inanıyor musunuz? Mesele yok. Şayet, aksi yönde bir duruşumuzu görürseniz hiç çekinmeyin, yüzümüze hakikatleri haykırın. Haykırın ki hatamızı görüp, kendimizi düzeltelim. Bizde kibir olmaz, riyakarlık olmaz. Bizde sadece eser olur, hizmet olur, çalışmak olur, mücadele etmek olur, eksik  bırakmışsak tamamlama, hata yapmışsak düzeltme olur.

21 yıldır tek başımıza iktidarız. Şayet başka bir niyetimiz olsaydı, şimdiye kadar zaten ortaya çıkardı ve benim milletim de bizi Onca yılın ardından artık kimsenin hayat biçimiyle derdimizin olmadığını herhalde kabul etmeyen kalmamıştır. Amacımızın insanımızın huzur, güven ve refah seviyesini yükseltmek olduğunu akıl ve vicdan sahibi herkes görmüştür.”

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Çocuklar Nesneleştiriliyor

Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportör Singhateh, “Kötü çalışma koşulları ve çeşitli eğlence platformlarında çocukların cinsel istismarı ve sömürüsünün tasvir edilmesi yalnızca çizgiyi aşma eğiliminde olmakla kalmıyor, aynı zamanda çocukları nesneleştiriyor ve araçsallaştırıyor” dedi ve ekledi:

“Mağdurlar sessizlikle, soruşturma eksikliğiyle, baskıyla, gözdağıyla ya da tazminat tedbirlerinin mevcut olmamasıyla karşı karşıya kalıyor. Bu tür çabaların, çocukların katılımının ve sektördeki bireylerin veya işletmelerin davranışlarının uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarına uygun olmasının sağlanması gerekiyor. Çocuklara yönelik istismarcı ortamları sömüren ve teşvik edenlere yönelik yasal çerçeveler dahilinde sıfır tolerans politikasının titizlikle uygulanması gerekiyor.’’

Birleşmiş Milletler, yayımladığı son raporunda, eğlence sektöründe çocuklara yönelik sömürü ve istismarların arttığını açıkladı. BM raporunda, eğlence sektöründe çalışan çocukların sömürülmesi ve cinsel istismar riskleri araştırıldı. Çocuk oyuncuların maruz kaldığı sömürü, istismar ve korunmasına yönelik yeni toplumsal gözlem ve adli öneriler getirildi.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre; BM Çocuk İstismarı Özel Raportörü Mama Fatima Singhateh tarafından hazırlanan son raporda, eğlence endüstrisinde cinsel istismar ve çocukların sömürülmesinin giderek yaygınlaştığı ancak bunun aksine işlenen suçlarla mücadele için yeterince adli kavuşturmanın farklı gerekçelerle yapılmadığı vurgulandı. BM Özel Rapörtörü, ‘’Çocuklara yönelik istismarcı ortamları sömüren ve teşvik edenlere yönelik yasal çerçeveler dahilinde sıfır tolerans politikasının titizlikle uygulanması gerekiyor’’ dedi.

Eğlence sektöründe, sanatçı ya da şovmen olarak çalıştırılan çocukların büyük bir çoğunluğunun zorunlu bırakılarak sömürü ve istismarlara sessiz kalmalarının sağlandığı belirtildi. Dijital ortamın artık çocuklar için adeta bir tuzağa dönüştüğü, çocukların internette porno endüstrisinin ağına düşüp sömürüldüğü, bazen de çocukların kendi yaşadıkları ülkenin sınırları dışına fiziksel olarak kaçırılmasına kadar vardığı kaydedildi.

Raporda, eğlence sektöründeki mevcut önleme, koruma tedbirlerinin, hesap verebilirlik sistemlerinin ve adalete erişim yeterince sağlanamadığı, bu sektördeki önemli sayıda istismar vakasının misilleme korkusu, kariyer fırsatlarının kaybı nedeniyle rapor edilmediği, savunmasız çocukların sömürüldüğü bir ortamın yaratıldığı kaydedildi.

Raporda, dünya çapında milyonlarca insan çatışma ve şiddetten ya da giderek yerinden edilmeye ve göçe yol açan diğer durumlardan kaçarken pek çok çocuğun, ailelerinden ayrıldığı, hayatta kalabilmek için eğlence sektöründe çalışmak zorunda kaldığı kaydedildi. Raporda, çocukların sahte teklifler, yanıltıcı vaatler, umut ve hayallerinin sömürülmesi yoluyla insan tüccarlarının eline düştüğü kaydedildi.

Raporda, elde edilen bulgu ve yapılan araştırmalara göre, tacirlerin genellikle çocuklarla bağlantı kurmak için sosyal medya platformlarını, karşılıklı mesajlaşma ve görüntülü konuşma gibi internet hizmetlerinden yararlanıp bu hizmetlerde yer alan bilgileri, kötüye kullandıklarının saptandığı kaydedildi. Raporda, çocukların cinsel istismarı materyalleri, yalnızca karanlık internet ağlarında değil aynı zamanda yasal medyada da yer aldığı, bazı web siteleri ve sosyal medya platformlarının içeriklerinin cinsel suçların normalleştirilmesine yardımcı olduğu kaydedildi.

Raporda, eğlence sektörünün çocuklara karşı orantısız güç kullandığı, bu sektörde çalışan çocukların yaş ve çalışma koşullarına ilişkin sınırlı kurallar ve sözleşmeye dayalı uygulamalardan orantısız bir şekilde etkilendiği kaydedildi.
Eğlence sektörünün, çocukların ve vasilerinin güvenini sağladıktan sonra çocuk mağdurları vasi desteğinden ayırdıkları ve kendilerine bağımlı kıldıkları belirtildi.

Eğlence sektöründe çalışan çocuk mağdurların bazen bu güçlü şirket ve kişiler tarafından tehdit edildikleri sıklıkla sessizliklerini korumaya zorlandıkları kaydedildi. Çocuk mağdurların çoğunluğunun, ekonomik gerekçeler, kariyerleri veya kişisel güvenlikleri için daha çok eğlence sektöründeki iş verenlerinin sözlerini dinledikleri belirtildi.

Raporda, eğlence endüstrisindeki çocuk sanatçıların cinselliğinin öne çıkartıldığı ve bu nedenle şiddet içeren, saldırgan ortamlara maruz kaldıkları belirtildi. Raporda, tecavüz, cinsel saldırı ve ilgili suçlamalardan 2020 yılında 23 yıl hapis cezasına çarptırılan Harvey Weinstein, eğlence sektöründeki istismarları nedeniyle kötü bir örnek olarak gösterildi.

‘’Çocuklar nesneleştiriliyor ‘’

BM Özel Raportörü Singhateh, çocukların film, televizyon, müzik, tiyatro, modellik, sirkler, korolar, konserler, gece kulüpleri, barlar, spor, turizm, şovlar turizm ve konaklama alanlarında, sömürü ve istismar riskleriyle karşı karşıya kaldığını kaydetti.

Singhateh, ‘’Me Too‘’ gibi hareketlerin özellikle Hollywood’da ayrıca diğer eğlence merkezi sayılan büyük kentlerde, cinsel istismar ve sömürüye ilişkin farkındalığı artırdığını, cesur kurbanların, hayatta kalanların ifadelerinin çocuklar ve gençlerin acil olarak daha iyi korumaya ihtiyaç duyulduğuna işaret ettiğini vurguladı.

İnsan Hakları Konseyi tarafından atanan Özel Raportör Singhateh, çocukların çeşitli medya ve eğlence endüstrisi alanlarındaki cinsel istismarı ve sömürüsüyle mücadele etmek için hem toplu olarak hem de bireyler tarafından acilen harekete geçilmesi gerektiğini belirtti.

Eğlence sektöründe çalışan çocukların sağlığını, güvenliğini, mahremiyetini ve refahını sağlamanın birçok yolu olduğunu belirten Özel Raportör Singhateh, “Kötü çalışma koşulları ve çeşitli eğlence platformlarında çocukların cinsel istismarı ve sömürüsünün tasvir edilmesi yalnızca çizgiyi aşma eğiliminde olmakla kalmıyor, aynı zamanda çocukları nesneleştiriyor ve araçsallaştırıyor.

Mağdurlar sessizlikle, soruşturma eksikliğiyle, baskıyla, gözdağıyla ya da tazminat tedbirlerinin mevcut olmamasıyla karşı karşıya kalıyor. Bu tür çabaların, çocukların katılımının ve sektördeki bireylerin veya işletmelerin davranışlarının uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarına uygun olmasının sağlanması gerekiyor. Çocuklara yönelik istismarcı ortamları sömüren ve teşvik edenlere yönelik yasal çerçeveler dahilinde sıfır tolerans politikasının titizlikle uygulanması gerekiyor’’ dedi.

Paylaşın

Yavaş Ve İmamoğlu’ndan Erdoğan’a “Son Seçimim” Göndermesi

ABB Başkanı Mansur Yavaş ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Erdoğan’ın 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere ilişkin kurduğu “Benim için bir final” sözleri hakkında açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi / Mansur Yavaş, “Ben de her yerde söylüyorum. Son dönemim ama hakikaten son. Başkaları gibi ‘Benimki son, bir daha son’ deyip deyip aday olmak yok. Benimki hakiki, başkasınınkini bilmem. Verdiğim sözü tutuyorum. Başkası da beni ilgilendirmiyor” diye konuştu.

Ekrem İmamoğlu ise şu ifadeleri kullandı: “Hemen her yerde bir panik başladı, tutuştular. O kadar korktular ki daha önce bir hafta boyunca Sayın Cumhurbaşkanı milletini tehdit etti. Oy vermezseniz hizmet gelmez, doğal gaz gelmez dedi doğru mu? Ama bakın şimdi ağlamaklı oldu, duygusallaştı. Ne demiştim ben size? Sizi tehdit ediyor çünkü sizden korkuyor demiştim.

Dün ne dedi? Lütfen diyor. Bu benim son seçimim diyor bak bak bak… Hani birkaç hafta önce efelik yapıyordun? Tehditten lütfene geldi, seni gidi seni… Ya bu millet daha yeni size Cumhurbaşkanı olmanız için oy vermedi mi, daha 4 yılınız yok mu? Bu belediye başkanı seçimi, İstanbul seçimi. Rakibimiz kim biz karıştırmaya başladık. İşte milletin iradesi böyle hizaya sokar kardeşim.”

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada, “Ben burada ardı arkası kesilmeyecek şekilde çalışmalarımı sürdürüyorum. Nefes adeta almaksızın koşturuyoruz” demiş ve eklemişti:

“Çünkü benim için bu bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim. Ama buradan çıkacak netice benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak. Onun için de hazırlıklarımızı buna göre yapıp adımları buna göre atmamız lazım.”

Paylaşın

Erdoğan, Yine Yeniden Refah’ı Hedef Aldı: Gölgemizde Yürüyüp…

Şanlıurfa’da halka seslenen Erdoğan, yerel seçimlere kendi adaylarıyla giren Yeniden Refah Partisi’ni hedef alarak, “Bizim gölgemizde yürüyüp bize çelme takmaya çalışanlar istismarda da sınır tanımıyorlar” dedi ve ekledi:

“En insani, en hayati meseleleri bile şahsi hesaplarının aracı yapmaktan çekinmiyorlar. Rabbim hepsini de ıslah etsin. Şanlıurfa’nın enaniyet gösterisine değil, esere ve hizmete ihtiyacı var. Daha iyisi için söz veren varsa eyvallah, çıksın ortaya. Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı yarıştıralım.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Devir kavga veya çekişme değil, birlik olup zulme set çekme devridir. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi kenetlenerek mücadelemizi sürdüreceğiz. Ayrışmayacağız, birbirimize asla düşmeyeceğiz. Kusurları büyütenlerden, farklılıkları derinleştirenlerden değil, kardeşliği yüceltenlerden olacağız. Böyle dertleri olmayana ne kulak verin, ne vaktinizi harcayın ne de oyunuzu heba edin” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Şanlıurfa mitinginde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“Alimleriyle, şairleriyle adeta kutup yıldızları yetiştiren, anını da sanını da canını da yüreğini ortaya koyarak kazanan Şanlıurfamız bugün yine bir başka güzel. Urfalılar, bir asır önce işgalci Fransızları bu mübarek topraklardan kovarak ‘Şanlı’ unvanını aldı.

Hep söylüyoruz. Bizim siyasetimiz eser ve hizmet siyasetidir. Vizyonda, programda, projede, yatırımda bizimle yarışacak siyasi rakip tanımıyoruz. Bu özgüvenimizin gerisinde belediyelerde 30 yılı, iktidarda 21 yılı aşan müktesebatımız bulunuyor.

Bu kardeşiniz Türkiye’nin Cumhurbaşkanı. Yerel yönetimlerde 31 Mart’ta, yerel yönetimleri de verdiğiniz zaman biz bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, Şanlıurfa’yı şanına yakışır şekilde yatırımlarla daha da farklı hale getireceğiz. Diğerlerinin böyle bir imkanı var mı?

Bir dönem ülkemiz siyasetine damgasını vuran, onlar ne veriyorsa 5 fazlası benden zihniyetinin, hesapsız, kitapsız tarzı Türkiye bunun bedelini siyaset, sosyal gerilimler, ekonomik kriz ve kaos olarak ödedi. Milletimiz uzun yıllar kendini toparlayamadı. Tekrar ayağa kalkamadı. Şimdi aynı zihniyeti yeniden hortlatmaya çalışanlar olduğunu görüyoruz.

Sahneye çıkarken dedim ki emniyetten bir rakamı alın bakalım. Alanda ne kadar kişi var? Rakamı aldım. Alanda şu anda verilen rakam 70 bin. İyi mi? Zaten Şanlıurfa’ya da bu yakışır. Meydanlarda ve medyada esip gürleyenlerin milletimize vadettikleri hiçbir şeyi yapmayacakları zaten belli. Asıl önemli olan bunların milletin elinden hangilerini de alıp götürmeye niyetli olduklarıdır. Çünkü geçmişte hep öyle oldu.

En son 2019 seçimlerinde bunu acı şekilde yaşadık. Bir sürü vaatte bulundular ama sonuçta hiçbirini yapmadılar. Hatta pek çok alanda şehirlerimizi çok daha gerilere götürdüler. Çünkü mesele verdiği sözü yerine getirmektir. Siyasette aslolan sözünün eri olabilmektir.

Ülkemizin milli gelirini 21 yılda 3 kat artırmış yönetim olarak vatandaşımızın her derdi bizim derdimizdir. Çalışanı ile emeklisi ile esnafı ile çiftçisi ile sanayicisi ile her kesimden insanımızın sıkıntılarını çözecek programa ve kararlılığa biz sahibiz.

7 Nisan’a hazır mıyız? 7 Nisan’da Fenerbahçe – Galatasaray maçını Şanlıurfamıza aldık, burada o maçı yapacağız. Çünkü Şanlıurfa’ya bu yakışır.

“Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı yarıştıralım”

Bizim gölgemizde yürüyüp bize çelme takmaya çalışanlar istismarda da sınır tanımıyorlar. En insani, en hayati meseleleri bile şahsi hesaplarının aracı yapmaktan çekinmiyorlar. Rabbim hepsini de ıslah etsin. Şanlıurfa’nın enaniyet gösterisine değil, esere ve hizmete ihtiyacı var. Daha iyisi için söz veren varsa eyvallah, çıksın ortaya. Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı yarıştıralım.

Devir kavga veya çekişme değil, birlik olup zulme set çekme devridir. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi kenetlenerek mücadelemizi sürdüreceğiz. Ayrışmayacağız, birbirimize asla düşmeyeceğiz. Kusurları büyütenlerden, farklılıkları derinleştirenlerden değil, kardeşliği yüceltenlerden olacağız.

Böyle dertleri olmayana ne kulak verin, ne vaktinizi harcayın ne de oyunuzu heba edin. Biz eser ve hizmet siyaseti yapıyoruz derken birileri gibi yalan yanlış ifadelerle siyaset cambazlığı peşinde koşmuyoruz. Şanlıurfa’ya son 21 yılda 330 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık.”

Paylaşın