31 Mart Yerel Seçimleri: Bazı Seçim Yasakları Yarın Başlıyor

31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere 11 gün kalırken, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), belirlediği seçim yasakları takvim de işliyor. Takvime göre, bazı seçim yasakları 22 Mart perşembe günü başlayacak.

Yarından itibaren kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, mini referandum gibi adlarla vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılamayacak.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, seçim dönemlerinde bir kişinin birden fazla kaydının olup olmadığı, mükerrerlik, “ölü seçmenler, vatandaş olmayanlar oy kullandı” şeklindeki algıların gerçeği yansıtmadığını belirterek, seçmen kütüklerinin, ad, soyad, anne adı, baba adı, doğum yılı, doğum yeri, nüfusa kayıtlı olduğu il, nüfusa kayıtlı olduğu ilçe, adres nosu gibi 9 veriyle kontrol edildiğini bildirdi.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçimde kayıtlı seçmen sayısını 61 milyon 441 bin 882 olarak belirledi. YSK’nın verilerine göre, 18 yaşını dolduran 1 milyon 32 bin 610 genç bu seçimde ilk kez oy kullanacak.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçim yasakları takvimine göre; propaganda serbestliği 30 Mart günü saat 18.00’de, seçim yasakları ise 31 Mart saat 23.59’da sona erecek. Bu süreçte, seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar yazılı basında ilan ve reklam yoluyla ya da internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapabilecek.

Seçim süresince mabetlerde, okullarda, kışla, karargah, ordugah gibi askeri bina ve tesislerle askeri mahfillerde ve kamu hizmeti görülen diğer yerlerde kapalı yer toplantısı yasağı devam edecek.

Vatandaşların elektronik posta adreslerine gönderilecek mesajlar ile taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılamayacak. Ancak siyasi partiler kendi üyelerine her zaman sesli, görüntülü veya yazılı mesaj gönderebilecek.

Oy verme gününden önceki 10 gün içinde yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde ya da vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması ve bunların herhangi bir surette dağıtılması yasak olacak.

Bakanlarla, milletvekillerinin yurt içinde yapacakları seçim propagandası ile ilgili gezileri makam otomobilleri ve resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapamayacak. Bu maksatla yapılacak gezilerde, protokol icabı olan karşılama ve uğurlama, törenler yapılamayacak, resmi ziyafet verilemeyecek. Bakanlar, milletvekilleri ve adayların seçim propagandası kapsamındaki gezilerine hiç bir memur katılamayacak.

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun kapsamında, oy verme günü olan 31 Mart’a ilişkin yasaklar da bulunuyor. Söz konusu yasanın 79. maddesi kapsamında oy verme günü her türlü içki satışı ve içilmesi yasak olacak.

Oy verme gününde bütün eğlence yerleri de oy verme süresince kapalı kalacak. Eğlence yeri niteliğindeki lokantalarda ise yalnız yemek servisi yapılabilecek. Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse silah taşıyamayacak.

Seçim günü saat 18.00’e kadar radyolar ve her türlü yayın organlarının seçim ve seçim sonuçları ile ilgili haber, tahmin ve yorum yapılması yasak olacak, 18.00 ile 21.00 arasında yalnızca YSK’nin seçimle ilgili haber ve tebliğleri yayınlanabilecek. Saat 21.00’den sonra bütün yayınlar serbest olacak ancak YSK bu süreyi öne alabilecek.

YSK, seçimin mart ayında olması nedeniyle mevsim şartları ve güneşin batış saatini dikkate alarak doğudaki 32 ilde oy verme saatini bir saat öne çekti.

Buna göre, Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır ile Kilis’te ve bu illerde bulunan ceza infaz kurumlarında oy verme saatleri 07.00-16.00 olarak uygulanacak. Diğer illerde oylar 08.00-17.00 saatlerinde kullanılacak.

Yerel seçimlere 34 parti katılıyor

34 siyasi partinin katılacağı seçimde partilerin oy pusulasındaki sıralaması ise şöyle: AKP 1, İYİ Parti 2, Sol Parti 3, Büyük Birlik Partisi 4, Memleket Partisi 5, Anavatan Partisi 6, Demokratik Sol Parti 7, Yeniden Refah Partisi 8, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 9, Türkiye Komünist Partisi 10, Anadolu Birliği Partisi 11, Zafer Partisi 12, Halkın Kurtuluş Partisi 13, Türkiye Komünist Hareketi 14,

Bağımsız Türkiye Partisi 15, Gelecek Partisi 16, Yeni Türkiye Partisi 17, CHP 18, Emek Partisi 19, HÜDA PAR 20, Hak ve Özgürlükler Partisi 21, Ocak Partisi 22, Adalet Birlik Partisi 23, Demokrat Parti 24, Güç Birliği Partisi 25, Millet Partisi 26, Milli Yol Partisi 27, Adalet Partisi 28, Aydınlık Demokrasi Partisi 29, MHP 30, Türkiye İşçi Partisi 31, Demokrasi ve Atılım Partisi 32, Saadet Partisi 33, Vatan Partisi 34.

Paylaşın

Trafiğe Kayıtlı Taşıt Sayısı 30 Milyona Yaklaştı

Şubat ayı sonu itibarıyla, trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı  29 milyon 142 bin 942 oldu. Trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 52,9’unu otomobil, yüzde 17,9’unu motosiklet, yüzde 15,6’sını kamyonet, yüzde 7,5’ini traktör, yüzde 3,3’ünü kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,7’sini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Motorlu Kara Taşıtları Şubat 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Şubat ayında 193 bin 600 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 43,7’sini motosiklet, yüzde 39,7’sini otomobil, yüzde 9,4’ünü kamyonet, yüzde 3,8’ini traktör, yüzde 2,1’ini kamyon, yüzde 0,8’ini minibüs, yüzde 0,4’ünü otobüs ve yüzde 0,1’ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 9,3 azaldı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre traktörde yüzde 59,4, motosiklette yüzde 40,5 artarken özel amaçlı taşıtta yüzde 38,0, kamyonette yüzde 32,2, otomobilde yüzde 32,1, minibüste yüzde 24,1, kamyonda yüzde 22,6 ve otobüste yüzde 15,7 azaldı.

Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 77,6 arttı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı motosiklette yüzde 130,4, minibüste yüzde 110,1, otobüste yüzde 65,8, otomobilde yüzde 63,8, özel amaçlı taşıtta yüzde 38,1, kamyonda yüzde 29,2, kamyonette yüzde 24,7 ve traktörde yüzde 16,4 arttı.

Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Şubat ayı sonu itibarıyla 29 milyon 142 bin 942 oldu. Trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 52,9’unu otomobil, yüzde 17,9’unu motosiklet, yüzde 15,6’sını kamyonet, yüzde 7,5’ini traktör, yüzde 3,3’ünü kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,7’sini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Şubat ayında 847 bin 861 adet taşıtın devri yapıldı. Devri yapılan taşıtların yüzde 67,6’sını otomobil, yüzde 15,5’ini kamyonet, yüzde 8,8’ini motosiklet, yüzde 3,1’ini traktör, yüzde 2,4’ünü kamyon, yüzde 1,8’ini minibüs, yüzde 0,6’sını otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Şubat ayında 76 bin 904 adet otomobilin trafiğe kaydı yapıldı. Trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 12,9’u Renault, yüzde 10,3’ü Fiat, yüzde 7,5’i Chery, yüzde 7,2’si Toyota, yüzde 5,7’si Volkswagen, yüzde 5,7’si Hyundai, yüzde 5,0’ı Peugeot, yüzde 4,9’u Dacia, yüzde 4,9’u Skoda, yüzde 4,3’ü Opel, yüzde 4,1’i Citroen, yüzde 3,6’sı Mercedes-Benz, yüzde 3,3’ü Ford, yüzde 2,9’u Nissan, yüzde 2,0’ı MG, yüzde 2,0’ı Honda, yüzde 1,8’i Audi, yüzde 1,7’si Kia, yüzde 1,6’sı BMW, yüzde 1,1’i Volvo ve yüzde 7,4’ü diğer markalardan oluştu.

Ocak-Şubat döneminde 407 bin 93 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Ocak – Şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 51,2 artarak 407 bin 93 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı da yüzde 29,5 artarak 4 bin 553 adet oldu. Böylece Ocak-Şubat döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 402 bin 540 adet artış gerçekleşti.

Ocak – Şubat döneminde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 66,5’i benzin yakıtlıdır. Trafiğe kaydı yapılan 190 bin 173 adet otomobilin yüzde 66,5’i benzin, yüzde 12,8’i dizel, yüzde 12,6’sı hibrit, yüzde 6,8’i elektrikli ve yüzde 1,3’ü LPG yakıtlıdır. Şubat ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 15 milyon 410 bin 282 adet otomobilin ise yüzde 35,4’ü dizel, yüzde 33,1’i LPG, yüzde 29,1’i benzin, yüzde 1,6’sı hibrit ve yüzde 0,6’sı elektriklidir. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,2’dir.

Ocak – Şubat döneminde en fazla 1300 ve altı silindir hacimli otomobil kaydı yapıldı. Trafiğe kaydı yapılan 190 bin 173 adet otomobilin yüzde 30,3’ü 1300 ve altı, yüzde 23,4’ü 1401-1500, yüzde 20,0’ı 1301-1400, yüzde 12,6’sı 1501-1600, yüzde 6,2’si 1601-2000, yüzde 0,7’si 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahiptir.

Ocak – Şubat döneminde kaydı yapılan otomobillerin 74 bin 833’ü gri renklidir. Trafiğe kaydı yapılan 190 bin 173 adet otomobilin yüzde 39,3’ü gri, yüzde 25,2’si beyaz, yüzde 12,2’si mavi, yüzde 11,8’i siyah, yüzde 6,4’ü kırmızı, yüzde 2,5’i yeşil, %1,2’syüzde turuncu, yüzde 0,6’sı mor ve yüzde 0,4’ü kahverengi renklidir.

Paylaşın

Erbakan, İktidara Yüklendi: Bize Mi Kaldı İsrail İle Ticaret Yapmak?

Seçim çalışmaları kapsamında Çorum’da halka seslenen Yeniden Refah Lideri Fatih Erbakan, konuşmasında iktidarın İsrail ile ticari ilişkilerine değinerek, “Bize yakışıyor mu zalim katil, Siyonistlere bu ticareti yapmak bize mi kaldı?” dedi.

Fatih Erbakan, iktidarı ekonomi üzerinden de eleştirerek, “Para yok mu? Var. Nereye gidiyor para? Faize gidiyor. İmtiyazlı holdinglere gidiyor, israfa gidiyor. Emekli 150 gram kıymayı, yoğurdunu, sütünü, peynirini alamıyor. 84 yaşındaki teyze canının çektiği bir pideyi alamıyor ama makam araçları, makam uçakları, makam konvoyları, bunlar protokol masrafları bunlar almış başını gidiyor” ifadelerini kullandı.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, seçim çalışmaları kapsamında partisinin Çorum’da düzenlediği mitingde halka seslendi. Ekonomi üzerinden iktidara yüklenen Erbakan, şu ifadeleri kullandı:

“10 bin lira emekli maaşı Kayseri’den 6 kilo pastırma alıyor. Kayseri’ye gittik pastırmacılara ‘Pastırmanın kilosu bin 600 liraya kadar çıkıyor’ dedi. En kalitelisinden 6 kilo pastırma şimdi bayramda 3 bin lira daha verecek 2 kilo pastırma almıyor. Ev kirasını zaten hiç saymıyorum. Ev kirası olmadan kendi evinde otursa bile bu 10 bin lirayla sadece karnını doyurabilmesi bile mümkün değil. Bak İstanbul’da bir pazarda adaylarımız bir teyzemizle rastlaşıyor.

84 yaşında bir teyze diyor ki ‘Bak evladım cebimde 100 lira bunu dostumdan arkadaşımdan borç aldım çünkü ilaçlarım bitti, ilaçlarımı almam lazım. Bu borçla ilaçlarımı alacağım ama şuradan geçerken fırından pide öyle güzel koktu ki burnuma ama pideye 15-20 lira verirsem asıl acil olan ilaçlarımı almaya param kalmayacak’. 84 yaşında bir teyzemiz bir Ramazan mübarek gününde canının çektiği bir pideyi alamayacak noktaya gelmiş. Neden böyle oluyor, para yok mu, var. Nereye gidiyor para, faize gidiyor.

İmtiyazlı holdinglere gidiyor, israfa gidiyor. Üç tane gider kalemleri var; faiz, imtiyazlı holdingler, haksız kaynak aktarılması ve aynı zamanda da maalesef kamudaki israf, lüksten, şatafattan asla ödün verilmiyor. Emekli 150 gram kıymayı alamıyor. Yoğurdunu sütünü peynirini alamıyor. Açlık grevine mahkum edilmiş, 84 yaşındaki teyze canının çektiği bir pideyi alamıyor ama makam araçları makam uçakları, makam konvoyları bunlar protokol masrafları bunlar almış başını gidiyor.

Biz 14 Mayıs’tan önce söylediğimiz neydi, bakın bu yanlış yoldan dönün. Bu borç, faiz, vergi ekonomisini bırakın. Önce millet anlayışıyla milli görüşün ekonomik tedbirlerini uygulayın. Biz mutabakat metnini bu için yazdık. Spor olsun diye yazmadık. Denk bütçe yapın, kamuda israfı önleyin, imtiyazlı holdinglere kaynak aktaran hortumları kesin. Bunları yapmadılar. Aynı tas aynı hamam borç, faiz, zam, vergi ekonomisine devam ettiler. Şimdi gelince emekliye imkanım yok diyor.

Emekliye ne kadar para lazımmış, 1.4 trilyon lira. 10 bin liradan emeklinin maaşını 17 bin liraya çıkartabilmek için peki biz Yeniden Refah Partisi olarak ne diyoruz kaç günden beri. Ya bu sene hükümet olarak faize vereceğiniz para ne kadar, 1.25 trilyon lira. 10 milyon asgari ücretlinin bir senelik maaşını götürüp faize verecekler. İşte faiz canavarı bu. 1.25 trilyon lira, emekliye ne lazım, 1.4 trilyon lira. Neredeyse aynı meblağ.

E bak neymiş demek ki sen bu faiz canavarından bu parayı kurtarabilseydin bu emeklinin maaşını 17 bin liraya çıkartabilirdin. Niye kurtaramadın denk bütçe yapmadığın için. Yeniden Refah Partisinin mutabakat metnini uygulamadığın için. Borç, faiz, zam, vergi ekonomisini aynı tas aynı hamam devam ettiğin için şimdi böyle olunca paralar canavarlara gidiyor. İsrafa, faize, imtiyazlı holdinglere ondan sonra da emekliye, işçiye, çiftçiye köylüye para kalmıyor. İşte milletimiz bundan mustarip.”

“Bize mi kaldı İsrail ile ticaret yapmak?”

Fatih Erbakan, konuşmasının devamında iktidarın İsrail ile ticari ilişkilerini sert sözlerle eleştirerek şunları söyledi:

“İsrail’in Müslümanlar giremesin diye Mescid-i Aksa’nın etrafını çevirdiği dikenli telleri Türkiye’den, İsrail’e biz gönderiyoruz. Bunu demeye biz utanıyoruz. Bırakın, Filistin’e gıda yardımı, insani yardımı ulaştırmayı, biz harıl harıl İsrail ile ticarete devam edip, ihracatımızı devam ettirip, İsrail’in Müslümanlar giremesin diye Mescid-i Aksa’nın etrafını çevirdiği dikenli telleri Türkiye’den, İsrail’e biz gönderiyoruz. Bunu demeye biz utanıyoruz.

Filistin’in, Kudüs’ün Gazze’nin hamisi olan Osmanlı’nın torunları olan bizlere, Türkiye Cumhuriyeti devletine yakışıyor mu? 7 Ekim’den bu yana, Türkiye’den İsrail’le 8 milyon TL değerinde dikenli tel ihracatı yapıldı. Müslümanlar Mescidi Aksa’ya girmesinler diye, siyonist rejim Mescidi Aksanın etrafını Türkiye’den giden dikenli tellerle çeviriyor. Halen daha Türkiye ile ticaret İsrail’e devam ediyor, halen ihracat devam ediyor.

Türkiye’nin limanlarından gemiler İsrail’e çelik taşımaya, yedek parça taşımaya çimento taşımaya, dikenli tel taşımaya, gübre taşımaya devam ediyor. Bize yakışıyor mu? 6 asır dünyaya adalet götürmüş dünyada zulme ortadan kaldırmış Osmanlının torunlarıyız biz. Bize yakışıyor mu zalim katil, Siyonistlere bu ticareti yapmak bize mi kaldı? TÜİK’in resmi verileriyle konuşuyorum. TÜİK’in belgelerini gazeteciler ortaya koydular. Medyada var, sosyal medyada var. 7 Ekim’den bugüne kadar Türkiye’den İsrail’e 8 milyon lira değerinde dikenli tel ihraç edilmiş dikenli tel. Gazetelerde, TRT Haber’in haberlerinde ne diyor?

İsrail, Ramazan’da Müslümanlar Mescid-i Aksa’ya giremesin diye, ‘Mescid’i Aksa’nın etrafını dikenli tellerle çeviriyor’ diyor. İşte Müslüman kardeşlerimizin Mescid-i Aksa’ya girmesine engelleyen o dikenli teller Türkiye’den gidiyor Türkiye’den. Böyle rezalet olur mu Allah aşkına? Yazıklar olsun diyor, yazıklar olsun şu mübarek günlerde bir damla suyu fazla gören oradaki yavrulara bu İsrail’e bu malları gönderenlere yazıklar olsun diyor. Bunu gören milletimiz neden Yeniden Refah’a koşuyor.

Milli Görüşün Erbakan Hoca’nın dış politikasını çok iyi hatırlıyor da onun için. Şu Gazze’deki manzara karşısında başımıza ne gelir koltuğumuzdan oluruz diye düşünüyorsak vay halimize diyorum. Buradan yetkililere ilgililere sesleniyoruz. Bu ayıptan vazgeçin. İsrail ile ticareti kesin. İhracatı durdurun. Limanlarımızı, hava sahamızı İsrail’e kapatın. Tel Aviv’deki büyükelçimizi geri çağırın. Halen çağıramadınız. İsrail kendi büyükelçisini çağırdı. Biz İsrail’deki büyükelçimizi çağıramadık. Şu zulme açıktan resmen ve fiilen destek olan Amerika’nın incirlik üssünü kapatın.”

Paylaşın

Türkiye Varlık Fonu’ndan Bir İlk: 100 Milyon Dolarlık Murabaha

Türkiye Varlık Fonu, BAE’den 100 milyon dolarlık İslami finansman sağladı. TVF’nin bu ilk uluslararası İslami finansman anlaşması, 3 yıl vadesi ile fonlama kaynaklarını çeşitlendirme stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Konuya ilişkin açıklama yapan Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü Arda Ermut, “TVF adına ilk kez gerçekleştirdiğimiz bu işlem, finansal piyasalarda iyileşme ve derinleşmeyi destekleme misyonumuz ile sürdürülebilir kalkınma vizyonumuzun bir parçası olarak öne çıkıyor” dedi.

Sözcü’nün Reuters’tan aktardığına göre; Türkiye Varlık Fonu (TVF) ilk uluslararası İslami finansman işlemi olan ve Sharjah Islamic Bank ile imzaladığı Murabaha finansmanı ile 100 milyon dolar kaynak sağladı.

Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) Sharjah Islamic Bank (SIB) ile imzaladığı 100 milyon dolar değerindeki İslami finansman anlaşmasında, Doğan Yatırım Bankası finansal danışman ve koordinatör olarak yer aldı. İşlem, Sharjah Islamic Bank tarafından dünyada bir varlık fonuna sağlanan ilk karşılıklı murabaha finansmanı olma niteliği taşıyor.

TVF’nin bu ilk uluslararası İslami finansman anlaşması, 3 yıl vadesi ile fonlama kaynaklarını çeşitlendirme stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü Arda Ermut, “TVF adına ilk kez gerçekleştirdiğimiz bu işlem, finansal piyasalarda iyileşme ve derinleşmeyi destekleme misyonumuz ile sürdürülebilir kalkınma vizyonumuzun bir parçası olarak öne çıkıyor” dedi.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu: Sporu Siyasetten Temizleyelim

Fenerbahçe ve Trabzonspor arasındaki olaylı müsabakaya değinen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, siyasetin sporun her alanına müdahale ettiğini söyledi. İmamoğlu, “Spor, partiler ve siyaset üstüdür. Sporu siyasetten tamamen temizleyelim” dedi.

Kısa dönemli ilk hedeflerinin Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yapmak olduğunu da söyleyen İmamoğlu, “Gerekli girişimlerimizi son hızıyla sürdürüyoruz. 2027 Avrupa Oyunları’nın ilk imzasını kısa zaman içinde atacağız ve bunun müjdesini de size vereceğiz” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, “Olimpik Kent İstanbul Tematik Sunumunda açıklamalarda bulundu. Konuşmasına, Fenerbahçe ve Trabzonspor arasındaki olaylı müsabakaya değinerek başlayan İmamoğlu, şunları söyledi:

“Ne yazık ki sporda şiddet konusuna değinmek zorundayız. Kardeşlik ve dostluk demektir spor. On yıllardır spor denildiğinde ülkeler aralarındaki savaşlara bile ara vermişler. İnsanoğlunun yetenekleriyle birbirleriyle olan mücadelenin yaratmış olduğunu muhteşem duyguyu zevkle izlemişlerdi. Maalesef ülkemizde siyasi iradenin sporun her noktasına müdahale etme arzusu vardı.

Bu nedenle tüm topluma parti, din, dil ve mezhep ayrımı olmaksızın tarifsiz mutluluk anları yaratan bu olgu yerini ülkemizde gerilime bırakmaktadır. Toplumun maddi ve manevi tüm sorunlarını geride bırakarak mutlu olmalarını o muhteşem olgu kutuplaşma aracı olmaktadır. Buradan da bir çağrı yapmak istiyorum; ‘Spor partiler ve siyaset üstüdür kutuplaşmaya gerilime ve şiddete asla izin vermez.’ Yapılan sporların tamamı bir oyundan ibarettir.

Konulan kurallar zaten hiçbir olumsuzluğa izin vermez konu sadece kuralların doğru uygulanabilmesidir. Özünde spor demek fairplay demek barış ve kardeşlik demektir. Siyaset kurumları olarak sporda bilgiye birikime ve bilime olan inancı topyekûn artırmak zorundayız. Olimpizm felsefesini sporla ilgili her kurumun olmazsa olmaz anayasası haline getirmeliyiz.”

“Çok çalıştık, çalışmaya devam edeceğiz”

Konuşmasının devamında, İstanbul’da görevde oldukları beş yıl içerisinde spor alanında hayata geçirdikleri projeler ve yeni dönemdeki hedefleri hakkında bilgi veren İmamoğlu, “Çocuklara ve gençlere en önemli kentli haklarından biri olan spor hakkını vermek ve İstanbul’u olimpik ve paralimpik sporların kenti yapmak için çok çalıştık, çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Kısa dönemli ilk hedeflerinin Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yapmak olduğunu aktaran İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Gerekli girişimlerimizi son hızıyla sürdürüyoruz. 2027 Avrupa Oyunları’nın ilk imzasını kısa zaman içinde atacağız ve bunun müjdesini de size vereceğiz” dedi.

Paylaşın

Yurt Dışı Üretici Enflasyonu Yüzde 62,38

Yurt dışı üretici enflasyonu, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,38 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,06 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,38 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 52,96 arttı.

Haber Merkezi / Sanayinin iki sektörünün aylık ve yıllık değişimleri incelendiğinde, aylık madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,20, imalatta yüzde 2,39, yıllık madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 60,69, imalatta yüzde 62,41 artış oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Şubat 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; YD-ÜFE, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,38 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,06 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,38 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 52,96 arttı.

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 60,69, imalatta yüzde 62,41 artış gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 53,62, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 70,60, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 67,20, enerjide yüzde 68,64, sermaye mallarında yüzde 70,30 artış gerçekleşti.

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,20, imalatta yüzde 2,39 artış gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 2,52, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 2,62, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,91, enerjide yüzde 9,99, sermaye mallarında yüzde 1,28 artış gerçekleşti.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tüketici Güven Endeksi 79,4’e Yükseldi

Tüketici güven endeksi, mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,02 oranında artarak 79,4 oldu. Böylece şubat ayında 79,3 olan tüketici güven endeksi, mart ayında 79,4 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tüketici Güven Endeksi Mart 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Şubat ayında 79,3 iken Mart ayında yüzde 0,02 oranında artarak 79,4 oldu.

Alt endekslerden, mevcut dönemde hanenin maddi durumu yüzde -0,7 azalışla 66,6 gerilerken, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi yüzde 0,9 artışla 78,9, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi yüzde 0,4 artışla 74,9’a yükseldi. Gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi yüzde -0,5 azalışla 97,0 seviyesine geriledi.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir. İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

FIFA’dan Beş Süper Lig Takımına Transfer Yasağı

FIFA, Kayserispor, Adana Demirspor, Antalyaspor, MKE Ankaragücü, Konyaspor ve Eyüpspor’a transfer yasağı getirildiğini duyurdu. Eyüpspor gelen transfer yasağının 24 saat içerisinde kaldıracaklarını açıkladı.

FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği), Kayserispor’a süresiz, Adana Demirspor,  Antalyaspor, MKE Ankaragücü ve Konyaspor’a 3’er dönem transfer yasağı getirildiğini açıkladı. Birinci Lig takımlarından Eyüpspor da FIFA’nın 3 dönem transfer yasağı verdiği takımlar arasında yer aldı.

Eyüpspor gelen transfer yasağının 24 saat içerisinde kaldıracaklarını açıkladı. Eyüpspor’dan konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Kulübümüz tarafından Jakhongir Urozov’un bir önceki kulübü Bunyodkor Kulübü ile transfer sözleşmesinden kaynaklanan 100.000 Euro transfer bedeli taksitinin ödenmesine ilişkin FIFA tarafından verilen karar uyarınca yapılması gereken ödeme, karşı kulübün tarafımıza bildirdiği banka swift sisteminde yaşanan aksaklıktan ötürü yapılamamıştır.

Bu aksaklıktan dolayı yaşanan gecikmeden ötürü FIFA tarafından “alacak ödeninceye kadar” transfer yasağı konulmuş olup, ilgili doğru banka bilgisinin Kulübümüze ulaşmasını müteakip 24 saat içinde ödeme yapılarak transfer yasağı kaldırılacaktır. Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.”

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den İsrail’e “Savaş Suçu” Uyarısı

Filistin – İsrail savaşının 165. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler’den İsrail’in Gazze’ye yönelik yardım malzemelerine getirdiği sert kısıtlamaların “açlığı savaşta bir silah olarak kullandığı” anlamına gelebileceği, bunun da bir savaş suçu olduğu uyarısı geldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında can kaybı son 24 saatte 93 artarak 31 bin 819’a yükseldi. İsrail saldırılarında yaralı sayısı ise 73 bin 934’e ulaştı.

Ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki operasyonlarını yürütme şeklinin ve acil ihtiyaç duyulan yardım malzemelerine getirdiği sert kısıtlamaların “açlığı savaşta bir silah olarak kullandığı” anlamına gelebileceğini, bunun da bir savaş suçu olduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki açlık, açlık kaynaklı ölümler ve kıtlık durumunun İsrail’in bölgeye ticari mallar ve insani yardım girişine ve dağıtımına getirdiği kapsamlı kısıtlamaların bir sonucu olduğunu belirten Türk, bölge nüfusunun büyük bölümünün yerinden edildiğine, ayrıca hayati önemdeki sivil altyapının tahrip edildiğine işaret etti.

Türk’ün yazılı açıklamasını Cenevre’de düzenlenen basın toplantısında okuyan sözcüsü Jeremy Laurence, konuyla ilgili bir soru üzerine, “açlığın savaşta silah olarak kullanılıp kullanılmadığını” belirlemenin mahkemelerin alanına girdiğini belirtti. Türk açıklamasında ayrıca İsrail’i derhal ateşkese çağırırken Hamas’tan da elindeki rehineleri derhal serbest bırakmasını talep etti.

Gazze’de açlık krizi

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı Josep Borrell de İsrail’i Gazzelileri kasten aç bırakmakla suçladı. Borrell, “Gazze’de artık açlığın eşiğinde değiliz. Açlığın içindeyiz. Bu kabul edilemez. Açlık bir savaş silahı olarak kullanılıyor. İsrail açlığı provoke ediyor” dedi.

İsrail ise Gazzelileri kasten aç bıraktığı suçlamasını reddediyor; yaşananlardan lojistik sorunlar yarattığını söylediği Birleşmiş Milletler’i ve gıda yardımlarına el koymakla suçladığı Hamas’ı sorumlu tutuyor.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da geçen hafta Gazzelilerin açlık çektiğini reddetti, “Bizim elimizdeki bilgi bu değil ve yakından izliyoruz” dedi.

Ancak Gazzeliler açlık çekiyor. Dünya Gıda Programı’nın Orta Doğu Programı Sözcüsü Abeer Etefa, “Görünen köy kılavuz istemiyor. 1,1 milyon kişi IPC aşama 5’te. Bu feci açlık hali. İki yaşından küçük çocukların üçte biri akut yetersiz beslenmeyle karşı karşıya. Yani ölüm riskleri var” dedi.

Geçen Cuma günü yardım kuruluşu World Central Kitchen’ın yolladığı 200 ton gıda, kurumun İsrail saldırılarında yıkılan binaların molozlarından inşa ettiği bir iskeleyle ulaştırıldı. Yardımın Gazze’nin kuzeyi ve orta kesimlerindeki büyük gıda sıkıntısını biraz hafifletmesi ve Ramazan ayının geri kalanında bir parça rahatlama sağlaması umuluyor.

Ancak bu insani yardım girişimleri İsrail’e, Gazze’nin sivil nüfusuna karşı insani sorumluluklarını terk etme ve boşluğu yardım kuruluşları ve diğer ülkelerin doldurmasını bekleme suçlamasını beraberinde getirdi.

BM yardım kuruluşu UNRWA’nın sözcüsü Juliette Touma, “İsrail, işgalci güç olarak nüfusun ihtiyaçlarını gidermek ya da insani yardımın ulaştırılmasını kolaylaştırmak zorunda ve bunu yapmıyorlar. Yeterince yapmıyorlar” dedi.

Ateşkes görüşmelerinde son durum

Öte yandan Gazze’de Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması karşılığında yaklaşık altı hafta sürecek geçici ateşkes konusunda anlaşmaya varılması için çabalar da sürüyor. Katar’ın başkenti Doha’da bugün yapılması planlanan görüşmelere İsrail tarafından katılacak heyete istihbarat dairesi Mossad’ın başkanı David Barnea liderlik ediyor.

Reuters haber ajansına bilgi veren İsrailli bir yetkili, geçici ateşkes konusunda varılacak olası bir anlaşmanın en az iki hafta alacağını düşündüklerini söyledi. Filistinli bir yetkili de Katar’da başlayan yeni görüşmelerin “sert ve zor” geçmesini beklediklerini belirtti.

Geçici ateşkes konusunda anlaşmaya varmak için uzun vadeli kalıcı ateşkes planı olması gerektiğini şart koşan Hamas geçtiğimiz günlerde ateşkes konusunda yeni bir teklif sunmuştu. Hamas’ın bu yeni teklifte daha önce masaya koyduğu taleplerden birinden vazgeçtiği belirtiliyor.

Paylaşın

Erdoğan Açıkladı: Ramazan Bayramı Tatili 9 Gün

Ankara’da iftar programında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kamu çalışanlarımızın 10 Nisan 2024 tarihinde başlayacak Ramazan bayramı öncesindeki 1,5 sürede idari izinli sağlayacak kararımızı kamuoyumuzla paylaşmak istiyorum” dedi ve ekledi:

“Böylece Salı günkü yarım günü ve Pazartesi gününü bayram tatiline ekleyerek bayram tatilini 9 günlük bir vakit verdik. Özel sektörümüzün de böyle yaklaşıma sahip olduğunu biliyoruz. 1,5 günlük idari izin kararımızın hayırlı olmasını diliyorum.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da iftar programında açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bugün Kuzey Irak’ta yürüttüğümüz operasyonda şehit olan bir askerimize Allah’tan rahmet, yaralanan 4 askerimize acil şifalar diliyorum. Bugün yoğun ve yorucu olduğu kadar gerçekten bereketli bir gün geçiriyoruz. 30 bini aşkın deprem konutu ve köy evinin anahtar teslim törenini gerçekleştirdik. Deprem bölgesinde teslim ettiğimiz afet konutu sayısı 76 bini aştı.

Yine canlı bağlantıyla 14 km.lik Arnavutköy-İstanbul Havalimanı metro hattı açılış törenine iştirak ettik. İstanbul’u 326 km.’ye çıkardık. İstanbul’un trafik çilesini biraz daha azalacağı kanaatindeyim. Akabinde Mamak’ta toplu açılış törenimiz vardı. Mamak belediyemizin ilçemize kazandırdığı 62 kalem eser, hizmet ve eseri açtık. Şoför esnaflarımızla bizim özel bir dostluğumuz, yol arkadaşlığımız vardır. Siyasete ilk atıldığımız dönemden itibaren sizlerle farklı vesilelerle bir araya geldik, dertleştik, hasbıhal ettik. Salon toplantıları, taksi dolmuş duraklarında, trafikte sizlerle yakın irtibat halinde olduk.

Sizlerin kanaatlerini almaya, sizlere kulak vermeye ihtimam gösterdik. Her zaman sizlerin fikirlerinden istifade ettik. Çünkü şoför esnafı bu kardeşlerimin yaptıkları iş icabı milletimizin aynasıdır. Sizlerin bu ülkeye, bu millete, bu şehre yaptığı hizmetlerin yerini hiçbir şey tutamaz. Kiminiz takside, kiminiz minibüste, kiminiz otobüste helal rızık peşinde koşuyorsunuz. Her gün 100 binlerce hemşehrimizi işyerine, evine, sevdiklerine güvenle ulaşmasına sizler vesile oluyorsunuz. Siyasi hayatı boyunca daima sizlerle beraber yol yürümüş kardeşiniz olarak her gün nasıl bir mücadele içinde olduğunuzu çok iyi biliyorum.

Geçen ay İzmir’de yaşanan menfur hadise taksicilerimizin hangi riski göz önüne alarak evlerine ekmek getirdiği anlaşılmıştır. Merhum Oğuz Erge kardeşimizi katleden alçak işlediği cinayetin hesabını hukuk önünde vermiştir. Şoförlerimizi hedef alan sözlü ve fiili pekçok saldırı haberi medyaya yansıdı. Dün Keçiören’de taksi durağına yapılan saldırı benzer örnektir.

Bazı münferit örnekler üzerinden şoför esnafı kardeşlerimin itham edildiği, kimileri tarafından nefret objesi haline getirilmeye çalışıldığını üzülerek görüyoruz. Bu asla kabul edilemez durumdur. Birkaç kişinin yaptığı hatanın genele teşmil edilmesini doğru bulmuyoruz. Trafik sürekli sıkışıyor, bir yerden bir yere gitmek sorun oluyorsa şoför kardeşlerim burada suçlu değil; bilakis mağdur konumundadır. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerimizde artan trafik keşmekeşinden şoför esnafı kardeşlerim herkesten daha çok etkileniyor.

“Enerjimizi sorunları çözmek için kullandık”

Hal böyle iken görevi yol yaparak, asfalt dökerek, tünel, kavşak, alt geçit inşa ederek metro ve tramvay hatları açarak trafiği rahatlatmak olanların kendi beceriksizliklerin vebalini şoförlere yüklemeleri işgüzarlıktır. Siyasi hayatımızın hiçbir döneminde böyle davranmadık. Enerjimizi ve kapasitemizi bahane için değil sorunları çözmek için kullandık. Yol medeniyettir düsturuyla gece gündüz çalışarak ülkemizi parmakla gösterilen bir yere taşıdık. Sizler gerek şehir içinde gerekse şehirler arası seyahatlerinizde ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi gayet iyi biliyorsunuz.

Meclisin açılmasıyla birlikte dolmuş ve minibüs esnafımızın plakalarına dair mülkiyet sorunlarıyla ilgili mağduriyetleri inşallah gidereceğiz. Aynı düzenlemede şehir içinde faaliyet gösteren halk otobüsü esnafımızın hat tahsis süreleriyle faaliyetlerine devam edebilme haklarını da korumaya alacağız. Ulaştırma ve Çevre Bakanlığımız gerekli mevzuat hazırlıklarını yaptı. Seçimlerden hemen sonra parlamentomuzun takdirine sunuyoruz. Yol yapmamakla övünenlere hak ettikleri cevabı 31 Mart’ta vereceğinize inanıyorum.

Ulaştırma projelerini devam ettirmek yerine üzerine hafriyat dökenleri siyaset arşivlerinin tozlu raflarına havale edeceğinizden şüphe duymuyorum. Şahsi reklamlarına verdikleri önemi şehirlerimizin trafik ve deprem alanına vermeyenleri sandığa gömmenizi bekliyorum. Biz büyükşehirde Turgut Altınok kardeşim ve ilçelerdeki adaylarımızla eser ve hizmet siyaseti yolunda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanı olarak tüm belediye başkanlarımızla elele verecek, başta İstanbul olmak üzere Ankaramızı başkente yakışır şekilde hal almasını inşallah sağlayacağız.

Kamu çalışanlarımızın 10 Nisan 2024 tarihinde başlayacak Ramazan bayramı öncesindeki 1,5 sürede idari izinli sağlayacak kararımızı kamuoyumuzla paylaşmak istiyorum. Böylece Salı günkü yarım günü ve Pazartesi gününü bayram tatiline ekleyerek bayram tatilini 9 günlük bir vakit verdik. Özel sektörümüzün de böyle yaklaşıma sahip olduğunu biliyoruz. 1,5 günlük idari izin kararımızın hayırlı olmasını diliyorum.”

Paylaşın