Hazine’nin Borcu 7 Trilyon 238 Milyar Liraya Yükseldi

Merkezi yönetim brüt borç stoku, şubat sonu itibarıyla 7 trilyon 238,1 milyar lira oldu. Borç stokunun 2 trilyon 642,3 milyar lira tutarındaki kısmı Türk Lirası, 4 trilyon 595,8 milyar lira tutarındaki bölümü ise döviz cinsi borçlardan oluştu.

Haber Merkezi / Ayrıca, hazine alacakları, şubat sonu itibarıyla 28,4 milyar lira oldu. Alacak stoku içindeki en yüksek payı 10,6 milyar lirayla mahalli idareler oluşturdu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 30 Eylül itibarıyla merkezi yönetim brüt borç stoku verilerini açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Merkezi yönetim borç stoku 29 Şubat 2024 tarihi itibarıyla 7.238,1 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Borç stokunun 2.642,3 milyar TL tutarındaki kısmı Türk Lirası cinsi, 4.595,8 milyar TL tutarındaki kısmı döviz cinsi borçlardan oluşmaktadır.

Hazine Alacak stoku 29 Şubat 2024 tarihi itibarıyla 28,4 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Hazine alacak stoku içerisinde en yüksek pay 10,6 milyar TL ile Mahalli İdareler’e aittir. 2024 Şubat ayı sonu itibarıyla Hazine alacaklarından toplam 0,5 milyar TL tahsilat gerçekleştirilmiştir.”

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Enflasyon’ Açıklaması: Düştükçe Etkisi Görülecek

Isparta’da halka hitap eden Erdoğan, konuşmasında enflasyon konusuna değinerek, “Türkiye son 10 yıldır terörden darbe girişimine kadar ardı arkası kesilmeyen nice sınamalara maruz kaldı. Asrın felaketi bu depremler üzerimizdeki yükü daha da artırdı. Fakat geldiğimiz noktada yerel yönetim seçimlerine gidiyoruz” dedi ve ekledi:

“Bunların da üstesinden geleceğiz. Genel ekonomik göstergeler gayet iyi. Uyguladığımız programın sonuçlarını bu yılın 2. yarısından itibaren görmeye başlayacağız. İstihdamımız, ihracatımız, üretimimiz tarihimizin en yüksek seviyesinde. Enflasyon düştükçe etkisi görülecek. Enflasyon düştükçe ekonomideki olumlu tabloların getirilerini çalışanlar ve emekliye daha iyi yansıtacağız.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Isparta Mitingi’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Sevginiz ve vefanız için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Biz de sizden aldığımız güçle emin adımlarla yürüyoruz. Türkiye son 10 yıldır terörden darbe girişimine kadar ardı arkası kesilmeyen nice sınamalara maruz kaldı. Asrın felaketi depremler üzerimizdeki yükü daha da artırdı. Şu anda geldiğimiz noktada yerel seçimlere gidiyoruz. Sabit gelirlilerin refah seviyesiyle sınanıyoruz. Allah’ın izniyle bunların üstesinden geleceğiz.

Ülkemizin hedeflerinden sapmasına izin vermedik. Uyguladığımız ekonomi programının sonuçlarını yılın ikinci yarısından itibaren göreceğiz. Genel ekonomik göstergeler gayet iyi. Enflasyon düştükçe etkisi görülecek. Enflasyon düştükçe ekonomideki olumlu tabloların getirilerini çalışanlar ve emekliye daha iyi yansıtacağız. Şu anda 35 bin kişi burada.

Milli gelirimizi 2 kat daha yükseltebiliriz. Ama bunu sadece eleştirerek değil çalışarak hem de çok çalışarak yapmamız gerekiyor. Bize tabanca vermiyorlardı şimdi bizim yerli tabancalarımıza dünyanın dört bir yanından talep var. İHA teknolojisinde dünyanın ilk 3 ülkesinden biriyiz. KAAN ile dünyada 5.nesil uçak yapabilen dört ülkeden biri olduk. Daha düne kadar dışa bağımlı olan savunma sanayii bizimle birlikte yüzde 80 yerli hale geldi.

Kim bu ülkenin yandığını bittiğini söyleyerek umutsuzluk saçıyorsa kafasında başka hesap vardır. Milletimizin moralini çökertme taktiği uyguluyorlar. Bu milletin morali en zor şartlarda verdiği milli mücadelede çökmedi…

Gazze katliamının üzüntüsüyle buruk bir ramazan yaşıyoruz. Bilinen ve bilinmeyen yardımlarla Gazze’nin yanındayız. CHP’nin belediye başkan adayı deste deste dolarla seçim kazanmak istiyor. Isparta’daki kardeşlerim İstanbul’daki hemşehrilerini arayıp onları da uyarmalarını istiyorum.”

“Bu paralar şeffaf şekilde açıklanmalı”

Erdoğan daha sonra partisinin Burdur mitinginde açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, “Gazze’den Suriye’ye kadar kardeşlerimiz bu Ramazan’ı acı içinde geçiriyor” diyen Erdoğan, “Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş iki yılı aşkındır devam ediyor. Avrupa’nın birçok ülkesinde endişe hakim. Krizin nerede patlak vereceğini kimse bilmiyor. Türkiye istikrar adası olarak yükselmekte” dedi.

Erdoğan konuşmasında muhalefete yönelik eleştirilerde bulunarak şunları kaydetti: Bunların tek bir derdi var o da menfaatlerini korumak: Deste deste para balyalarından yapılan kuleleri siz de izlediniz. Her televizyona çıkan farklı açıklama yapıyor. Yöneticilerinin hepsi ayrı telden çalıyor. Hiç kimse şüphe bulutlarını giderecek mantıklı cümle kurmuyor. Meşhur hesap uzmanının ortalıkta esamesi yok, kayıp.

Ankara’da bir daire tutmuşlar vaktini orada geçiriyor. Bay bay kemal demiştim, dediğim çıktı. Kimse böyle bir skandalı üç maymunu oynayarak geçiştiremez. Milleti kendi suçuna ortak ederek bu rezaletten kendini kurtaramaz. Çantalar dolusu para kimden alındı? Bu paralar belgeleriyle şeffaf şekilde açıklanmak zorunda. CHP’nin DEM’den transfer ettiği aday çıkıyor İstanbul’un bir ilçesi için akla ziyan sözler ediyor.

Özgür efendi akılla mantıkla bağdaşmayacak darbe açıklaması yapıyor. Darbecilerden kendisine milli iradenin yerle yeksan edildiğine dair telefon gelecekmiş, o da bunu gençler yapıyor diye sevinecekmiş. Darbe şakşakçılığını bıraksın görevini yapsın. Devrik başkanları darbecilerin tanklarının arasından kaçmıştı. Özgür efendi yanına İBB Başkanı’nı da alsın Türk siyasetine bulaştırdıkları bu lekeden dolayı milletten özür dilesin.

Siyasi rüştünü ispat etmek istiyorsa beklenen tavır budur. Sadece şu olaylar bile farkımızı ortaya koymaya kafidir. Biz sadece işimize bakıyoruz. Hizmet ve eser siyasetini devam ettirmenin yollarını arıyoruz. Bunun için 21 yılda 60 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık.”

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 32 Bine Dayandı

Filistin – İsrail savaşının 166. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında ölü sayısı son 24 saatte 104 artarak 31 bin 923’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralı sayısı ise 74 bin 96’ya ulaştı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Bu arada Katar’da insani ara ve rehinelerin serbest bırakılması için yeni müzakereler başladı. İsrail televizyonu, İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın başkanı David Barnea’nın emirlikteki arabulucularla bir araya geldiğini bildirdi. Görüşmelerin en az iki hafta sürebileceği tahmin ediliyor.

Hamas kısa bir süre önce Katar, Mısır ve ABD’li arabuluculara yeni bir teklif sunmuştu. Buna göre Hamas, savaş sona ermeden İsrail’in elinde tuttuğu Filistinli tutuklularla rehinelerin takas edilmesi talebinden vazgeçtiğini duyurdu. Ancak medyada yer alan haberlere göre İsrail Hamas’ın bu teklifine mesafeli yaklaşıyor.

“1 milyondan fazla kişi açlıkla karşı karşıya”

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP’nin başkanı Achim Steiner İsrail’in operasyonlarını sürdürdürdüğü Gazze’ye ilişkin uyarılarda bulundu. Alman Phoenix kanalına konuşan Steiner, Gazze Şeridi’ndeki insani krizin giderek derinleştiğine dikkat çekerek “Gazze’de ciddi bir kıtlığın yaşandığı bir noktadayız” dedi. Steiner, bölgenin altyapsının yüzde 70’inin çökertildiğini söyledi.

Gazze’deki kıtlığın “felaket boyutuna” geldiğini ve bu durumun sadece savaşın bir sonucu olmadığını, aynı zamanda bir silah olarak da kullanıldığını belirten Steiner, “En feci krizlerin ve savaşların ortasında dahi gıdaya erişim silah olmamalı” dedi. BM Yetkilisi, yardım görevlileri için insanlara erişimin ve insani yardım sağlamanın giderek zorlaştığını ifade etti.

Dünya genelindeki kriz ve savaşların artışından duyduğu tedirginliği de dile getiren Steiner, 1945 yılından bu yana dünya üzerinde yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan insanların sayısının geçen yıl rekor kırdığını söyledi. BM yetkilisi, uluslararası toplumun ülkeler arasındaki eşitsizliği gidermek ve uzun dönemli olarak güvenlik ve istikrarı sağlamak için üzerine düşeni yapması gerektiğini ifade etti.

Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, Gazze’de bir milyondan fazla insan kıtlık tehlikesi ile karşı karşıya. BM Gıda Programı, hafta başında Roma’da yaptığı açıklamada, Gazze’de 1 milyon 100 bin dolayında kişinin gıda stoklarını kullandığını ve ağır bir açlık felaketi ile karşı karşıya olduğunu duyurmuştu.

Gazze’de açlık krizi

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı Josep Borrell de İsrail’i Gazzelileri kasten aç bırakmakla suçladı. Borrell, “Gazze’de artık açlığın eşiğinde değiliz. Açlığın içindeyiz. Bu kabul edilemez. Açlık bir savaş silahı olarak kullanılıyor. İsrail açlığı provoke ediyor” dedi.

İsrail ise Gazzelileri kasten aç bıraktığı suçlamasını reddediyor; yaşananlardan lojistik sorunlar yarattığını söylediği Birleşmiş Milletler’i ve gıda yardımlarına el koymakla suçladığı Hamas’ı sorumlu tutuyor. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da geçen hafta Gazzelilerin açlık çektiğini reddetti, “Bizim elimizdeki bilgi bu değil ve yakından izliyoruz” dedi.

Ancak Gazzeliler açlık çekiyor. Dünya Gıda Programı’nın Orta Doğu Programı Sözcüsü Abeer Etefa, “Görünen köy kılavuz istemiyor. 1,1 milyon kişi IPC aşama 5’te. Bu feci açlık hali. İki yaşından küçük çocukların üçte biri akut yetersiz beslenmeyle karşı karşıya. Yani ölüm riskleri var” dedi.

Geçen Cuma günü yardım kuruluşu World Central Kitchen’ın yolladığı 200 ton gıda, kurumun İsrail saldırılarında yıkılan binaların molozlarından inşa ettiği bir iskeleyle ulaştırıldı. Yardımın Gazze’nin kuzeyi ve orta kesimlerindeki büyük gıda sıkıntısını biraz hafifletmesi ve Ramazan ayının geri kalanında bir parça rahatlama sağlaması umuluyor.

Ancak bu insani yardım girişimleri İsrail’e, Gazze’nin sivil nüfusuna karşı insani sorumluluklarını terk etme ve boşluğu yardım kuruluşları ve diğer ülkelerin doldurmasını bekleme suçlamasını beraberinde getirdi. BM yardım kuruluşu UNRWA’nın sözcüsü Juliette Touma, “İsrail, işgalci güç olarak nüfusun ihtiyaçlarını gidermek ya da insani yardımın ulaştırılmasını kolaylaştırmak zorunda ve bunu yapmıyorlar. Yeterince yapmıyorlar” dedi.

Paylaşın

Murat Kurum Mu, Ekrem İmamoğlu Mu? Fark 5 Puan

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kalırken, Spectrum House Araştırma Merkezi’nin son anketine göre Ekrem İmamoğlu, Murat Kurum’un 5 puan önünde.

İmamoğlu’na DEM Parti seçmeninin yüzde 47,4’ü, İYİ Parti seçmeninin yüzde 52,3’ü, MHP seçmeninin yüzde 13,6’sı, AK Parti seçmeninin yüzde 8,3’ü, YRP seçmeninin yüzde 19,4’ü, Zafer Partisi seçmeninin yüzde 18,8’i, TİP seçmeninin ise yüzde 80,8’i oy verecek.

Spectrum House Araştırma Merkezi’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı seçimleri ile ilgili yaptığı son araştırmaya göre mevcut İBB Başkanı ve CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu yüzde 43,9; AK Parti ve MHP’nin adayı Murat Kurum ise yüzde 39 oy alıyor.

Araştırmada DEM Parti adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni’nin oyu yüzde 4,7; İYİ Parti adayı Buğra Kavuncu’nun oyu yüzde 2,6; Yeniden Refah Partisi (YRP) adayı Mehmet Altınöz’ün oyu yüzde 3,7; Zafer Partisi’nin adayı Azmi Karamahmutoğlu’nun oyu ise yüzde 3,3 olarak ölçüldü.

15-20 Mart tarihleri arasında İstanbul’un 26 ilçesinde 2 bin 158 kişi ile yapılan araştırmaya göre kararsızlar dağıtılmadan önce İmamoğlu ve Kurum arasındaki oy farkı ise daha yüksek. Kararsızlar dağıtılmadan İmamoğlu yüzde 36,9; Murat Kurum ise yüzde 31,5 oy alıyor. Bulgulara göre kararsızlar arasında sandığa gitmesi halinde Murat Kurum’a oy vereceğini söyleyenlerin yüzdesi daha yüksek.

Araştırmada, DEM Parti seçmeninin 41.6’sı, İYİ Parti seçmeninin yüzde 30,7’si kendi adaylarına oy vereceğini söyledi.

Ekrem İmamoğlu bütün partilerden oy alıyor

Öte yandan araştırmaya göre Ekrem İmamoğlu’na DEM Parti seçmeninin yüzde 47,4’ü, İYİ Parti seçmeninin yüzde 52,3’ü, MHP seçmeninin yüzde 13,6’sı, AK Parti seçmeninin yüzde 8,3’ü, YRP seçmeninin yüzde 19,4’ü, Zafer Partisi seçmeninin yüzde 18,8’i, TİP seçmeninin ise yüzde 80,8’i oy verecek.

Paylaşın

DEM Partili Tülay Hatimoğulları: AKP Çalmadan Duramıyor

Tatvan’da düzenlenen Newroz kutlamasında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları, “Seçimlere sayılı günler kaldı… O gün sandıkları sıkı sıkı koruyacağız. Çünkü biliyorsunuz AKP çalmadan çırpmadan duramıyor. Bunlar eğitimlerini Saray’dan aldı ya, öyle rahat duramıyorlar çalmadan ” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Tatvan’da düzenlenen Newroz kutlamasında konuştu. Tülay Hatimoğulları, konuşmasında şunları söyledi:

“Silav Tetwan, gelê me, silav dayikên birûmet, ciwanên egîd, hûn bi xêr hatin li ser seran li ser çavan hatin. Merhaba Newroz ateşi için bedenini feda edenlere, bedeniyle Newroz ateşini harlayanlara; merhaba Mazlumların, Rahşanların, Demirci Kawaların yoldaşlarına. Kürt halkına, Tatvan halkına, bütün halklara binlerce kez selam olsun. Baskılara rağmen baş eğmeyen, 8 Mart’ın ruhunu Newroz’la buluşturan kadınlara binlerce kez selam olsun.

Umudu ve geleceği yeşerten, halkların meşalesi olan gençlere selam olsun. Ömrünü halkının mücadelesi için veren ve aynı zamanda Bitlis halkının avukatlığını da yapmış olan, mücadelemizin önemli neferlerinden Şevket Epözdemir’i de saygıyla anıyorum. Ve Kürtçenin rusipîsi Feqî Huseyîn Sağnıç’ı huzurlarınızda saygıyla anıyorum. Selam olsun onlara, selam olsun bıraktıkları eserlere, selam olsun verdikleri mücadeleye.

Bizler Ortadoğu, Kürdistan ve Türkiye’nin dört bir yanında Newroz ateşini yaka yaka 21 Mart günü yapılacak Büyük Amed Newrozu’na hazırlanıyoruz. Burada, Bitlis’te meydanları dolduran sizler bu mücadelenin asıl neferlerisiniz. Sizler bu mücadelenin asıl omuzlayıcısı, asıl emektarlarısınız. Eli öpülesi Barış Anneleri, beyaz tülbentleriyle barış demekten asla vazgeçmeyen annelerimiz burada. Bitlis’teki, Garzan Mezarlığındaki cenazeleri plastik kutularla İstanbul Kilyos’a kaldırımın altına taşıyanların, ölümüze saygı duymayanların, mezarlarımızı tahrip edenlerin, bu vicdanını kaybetmiş iktidarın Kürdistan’daki küçük ortakları utanmadan gelmiş bir de oy istiyor. Onları 31 Mart’ta hep beraber sandığa gömecek miyiz?

“Erdoğan aynaya bak, asıl ayrımcı sensin!”

Erdoğan dün Ankara Mamak’ta yaptığı mitingde, “Hangi kökene, meşrebe, fikre, siyasi görüşe mensup olursa olsun her vatandaşımız başımızın tacıdır. Her kim bölgecilik yapıyorsa, insanları etnik kökenine göre ayırıyorsa bu milletin huzurunu istemiyor demektir” demiş. Erdoğan aynaya bakıp kendini anlatmış, kendi ayrımcılığını anlatmış. Bu toplumu Kürt, Türk, Arap, Alevi, Sünni diye ayıran bu iktidarın ta kendisidir. Ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, ötekileştirici siyaset yapan bizzat Saray’ın kendisidir, iktidarın ta kendisidir.

Buradan diyoruz ki aynaya bak, kendini konuşuyorsun ve o aynada gördüğün sensin, ayrımcı sensin. Onlarınki Kürt’ün iradesini yerel yönetimlerde tanımayan siyasettir, Kürt’ün iradesini kayyımlarla gasp eden siyasettir. “Ya benimsin ya kayyımın” dercesine Kürt’ün iradesini yok sayan, gasp eden, seçme ve seçilme hakkımızı elimizden alan bu iktidar ayrıştırıcı, ötekileştirici değil de nedir?

Kürdistan’da kayyım atanmış belediyelerde zaten hiçbir hizmet yapmamışlar. Kaldırım yok, içme suyu yok, asfalt yok. Her yer çamur deryası. Kürdistan’ın tamamına baktığımızda ise seçimle kazanmış oldukları belediyelerde de bu hizmetsizlik var, bu ayrımcılık var. Bugün Kürt gençleri geçimlerini sağlamak için İstanbul’a, batıya ya da yurt dışına gitmek zorunda. Ayrımcılık yok diyorlar ama bir tane bile fabrika kurmadılar, bir tane bile istihdam alanı yaratmadılar. Ve bunlar ayrımcı değilmiş. Hadi oradan ayrımcılar, hadi oradan toplum düşmanları!

Bunlar, toplumu cebren ve hile ile yönetmeye kalkışanlardır. Bunlara asla ve asla geçit vermeyeceğiz. Bunlar, toplumun huzurunu bozanlardır. DEM Parti olarak bunlara asla geçit vermedik, vermeyeceğiz. DEM Parti Kürt’tür, Türk’tür, Arap’tır, Laz’dır, Çerkes’tir, Alevi’dir, Ermeni’dir, Süryani’dir, Sünni’dir. Ezcümle bu toplumda ve bu coğrafyada yaşayan 72 milletten insana aynı nazarda bakan bir siyasi partiyiz biz.

DEM’in ağacının kökleri binlerce yıllık mücadele tarihine dayanıyor. Anadolu ve Mezopotamya topraklarından beslenen ağacımızın dallarını budamaya çalışıyorlar. Gözaltı ve tutuklamalarla bunu başaracaklarını zannediyorlar. Fakat köklerimiz o kadar derin ki, DEM Parti ağacının kökleri o kadar derinlerde ki onlar DEM’in kökünü söküp alamazlar. DEM halktır, halk buradadır.

Kürt sorununu seçimden seçime hatırlayanlar, Ankara’da tek kelime Kürtçeye tahammül etmeyip Kürdistan’da seçim müziklerini Kürtçe yapanlar, başta AKP iktidar partisi olmak üzere ve onun Hizbulkontra ortakları Kürt halkının oylarına talip oluyor. Kürt halkı tabii ki şunun farkındadır; Kürt sorunu seçimden seçime hatırlanacak bir sorun değildir. Kırk yıldır bu halk bedel ödüyor.

Bugün bu alanda bulunan insanlarımızın neredeyse hepsinin ailesinde en az bir şehit, en az bir gözaltı, en az bir tutuklu, en az bir yargısız bir infaz var. Herkesin, her evin, her hanenin acısı büyük. Kırk yıldır devam eden bu savaş ve çatışma sürecini seçimden seçime hatırlayanlara bizler buradan bir kez daha diyoruz ki; Kürt sorunu demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmelidir, Kürt sorunu müzakereyle çözülmelidir. Bunu seçimde hatırlayıp bir seçim malzemesi haline getirmek değildir.

Sayın Öcalan’ın 2013’teki Newroz mesajındaki bir cümleyi hatırlatmak isterim. “Bölge halkları yeni şafakların doğuşuna şahitlik ediyor. Savaşlardan, çatışmalardan, bölünmelerden yorgun düşen Ortadoğu halkları artık kökleri üzerinde yeniden doğmak, omuz omuza ayağa kalkmak istiyor.” Evet Sayın Öcalan’ın 2013’te yayınladığı Newroz mesajı hala geçerlidir. Mesajın gerekliliklerinin yerine gelmesi gerekiyor.

Bu ülkede yaşayan farklı halkların ve inançların bir arada eşit yurttaşlık hakkı temelinde yaşaması şarttır. Anadilinde eğitim bir toplumu bölmez, aksine güçlendirir. O yüzden Kürt halkı başta olmak üzere bütün halkların anadilinde eğitim hakkının sağlanması şarttır. Demokratik bir anayasa yapım sürecinin oluşmasının koşulları şarttır. Buradan bir kez daha diyoruz ki Sayın Öcalan üzerindeki tecrit derhal kaldırılsın, Sayın Öcalan için başlatılmış olan eylem zincirlerindeki halkın sesi duyulsun.

“AKP çalmadan duramıyor”

Seçimlere sayılı günler kaldı. Büyük bir zafere hazırlanıyoruz Tatvan ve Bitlis’te. Gece gündüz demeden hep beraber çalışarak, gitmediğimiz evlerin kapılarını çalarak, sıkmadığımız eli sıkarak, bugüne kadar bize hiç oy vermemiş olan ailelerimizi ziyaret ederek neden DEM Parti’ye oy vermeleri gerektiğini anlatmak üzere bu sayılı günleri ve saatleri hep beraber değerlendireceğimize inanıyorum. Ayrıca o gün sandıkları sıkı sıkı koruyacağız. Çünkü biliyorsunuz AKP çalmadan çırpmadan duramıyor. Bunlar eğitimlerini Saray’dan aldı ya, öyle rahat duramıyorlar çalmadan. O yüzden bizler sandıklarımızı gözümüz gibi koruyacağız. Bunun için gençler ve kadınlar hep beraber var mıyız?

Oyu burada olduğu halde kendisi burada olmayan akrabalarınızı, arkadaşlarınızı, kardeşlerinizi lütfen arayın ve deyin ki en yakın DEM Parti ilçe binasına gidip isimlerini yazdırsınlar. Onların Tatvan ve Bitlis’e gelmelerini biz sağlayacağız. Gelip burada oylarını kullansınlar. Bizi katledenlere, Rojava’daki kardeşlerimize İHA-SİHA’larla saldıranlara, burada Kürtçe konuşup Ankara’da sus pus olanlara, AKP’nin Kürt düşmanlığını bilerek gidip Ankara’da onunla ittifak eden Hizbulkontra güçlerine 31 Mart’ta en güçlü yanıtı vermek üzere hazır mıyız Tatvan?

Değerli arkadaşlar, lütfen pusulamızı bütün evlere tek tek giderek tanıtın. DEM ağacının önemini anlatın. Bütün kentlere DEM ağacını dikeceğimizi ve dil, din ayrımı olmadan herkesin o ağacın gölgesinde barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşayabileceğini anlatalım. Bizler dallarımızı budamaya çalışanlara karşı DEM ağacının halk olduğunu, DEM Parti’nin halk, halkın DEM Parti olduğunu tek tek anlatalım. Sevgili gençler, lütfen her yerde, sosyal medyanızda paylaşın. “DEM ağacı çok güzel, çayımız da çok güzel. Haydi sen de gelsene” diyecek miyiz arkadaşlarımıza?

Değerli kadınlar, sevgili kadınlar; DEM Parti olarak eş başkanlık ve eşit temsiliyet çizgimize gerçekleştirilen saldırılara karşı asla boyun eğmedik, kadınlar bu partinin asli unsurudur dedik. Kadın temsiliyetini en öne alan bir siyasi partiyiz. Çünkü bizler Sêvêlerin ve Sakinelerin yoldaşları olarak, onların yol arkadaşları ve mücadele arkadaşları olarak “Jin Jiyan, Azadî” şiarıyla mücadele edenleriz.

Ve bizler Kobanî Kumpas Davasının tarafı olan, bölgede harıl harıl çalışan Hizbulkontra güçlerine bir kez daha diyoruz ki; cezaevindeki arkadaşlarımız Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel, Ayla Akat, Selahattin Demirtaş onurumuzdur. Bizlere acıyı, kanı ve şiddeti reva görenlere, şimdi de Irak’ta ABD ve Irak arasında mekik dokuyarak savaş senaryosu yazanlara; AKP iktidarına ve onun Hizbulkontracı, Ergenekoncu ortaklarına buradan bir kez daha diyoruz ki halkımız, kadınlar ve gençler el ele vererek sizleri 31 Mart seçimlerinde sandıklara gömeceğiz. 31 Mart’ta bizler 8 Mart ve Newroz ruhuyla seçim zaferini hep beraber kutlayacağız. Yolumuz açık olsun. Serkeftin.”

Paylaşın

Türkiye’nin Kredi Risk Priminde Bir Eşik Daha Aşıldı

Türkiye’nin 5 yıllık CDS (Credit Default Swap) puanı 341 seviyesine yükseldi. Böylelikle Türkiye’nin kredi risk primi 1 Aralık’tan bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

BloombergHT’de yer alan habere göre; Son dönemde Türkiye’nin risk priminde görülen yukarı yönlü ivmede yeni bir eşik aşıldı.

Türkiye’nin 5 yıllık kredi temerrüt takası (CDS) günlük olarak 19 baz puan artışla 341 baz puana geldi. Böylelikle risk primi 1 Aralık’tan bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Türkiye’nin risk primi geçen sene yaşanan seçim sürecinin ardından düşüş ivmesi yaşamıştı. Seçim öncesinde 700 baz puanı test eden risk primi Aralık ayında 300 baz puanın altına kadar gerilemişti.

CDS primi nasıl hesaplanıyor?

Ülkelerin dış borçlanmalarına karşı CDS’leri genelde büyük uluslararası yatırım bankaları sağlıyor ve o ülkelerin borcunu çevirememesi halinde ödemeyi bu banka üstlenmiş oluyor. Bu bankalar da söz konusu ülkenin geri ödeme yeteneğini, makroekonomik koşullarını inceleyerek bir risk oranı belirliyor.

Bu oran belirlenirken uluslararası derecelendirme kuruluşlarının verdiği notlar önemli bir rol oynasa da bunun dışında da bir çok faktör göz önünde bulunduruluyor.

Ekonomisi sağlam ve geri ödeme sorunu yaşamayacağı düşünülen ülkelerin risk primi düşük olurken geri ödemekte sorun yaşayacağı düşünülen ülkelerin risk primi yüksek bir orandan belirleniyor.

Türkiye’nin CDS oranı neden yükseliyor?

Ekonomist Mahfi Eğilmez’e göre ülke CDS priminin yükselmesine iç ve dış nedenler olmak üzere iki etken grubu yol açıyor. Koronavirüs salgını ya da Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve yükselen enerji fiyatları bu dış nedenlere örnek olarak verilebilir.

İç nedenler ise enflasyonun yükselmesi, dış borçların artması, kurların yükselmesi, sosyal çalkantılar ve afetler olarak sıralanabilir.

Dış nedenler konusunda yapılabilecek şeylerin sınırlı olmasına rağmen iç nedenleri yönetmenin mümkün olduğunu vurgulayan Eğilmez bu sayede dış nedenlerin de etkisinin azaltılabileceğini belirtiyor.

Türkiye’nin CDS primlerinin 2008 yılındaki küresel mali kriz sırasında yükseldikten sonra gerilediği görülüyor. Ülkenin makroekonomik dengelerinin bozulmaya başladığı 2018 yılından itibaren ise dalgalı bir seyirle de olsa yükseliş trendini sürdürdüğü görülüyor.

CDS priminin artmasının sonuçları ne olur?

Kamunun ve özel sektörün dış borçlanma maliyetleri CDS primine paralel olarak artar.

Burada kendini besleyen bir döngü oluşur. Borçlanma maliyetinin artması döviz girişini azalttığı için dış borcu ödemeyi zorlaştırır. Bu da riski daha da çok yükseltir.

Artan maliyetler, daha fazla kaynağın borç ödemesine ayrılması ve daha az harcanabilir gelir (yani refah kaybı) anlamına gelir.

Döviz girişinin azalması içerideki likidite krizini daha da derinleştirirken enflasyonist baskıları artırır.

Ulaşılabilecek en uç nokta, CDS ile sigortalanan temerrüt riskinin gerçekleşmesi durumudur. Dış borcun çevrilemez hale gelmesi ya da “iflas” durumu, başta enerji olmak üzere ithal ettiğimiz pek çok ürünü alamayacak hale gelmemiz, ithal ara malına dayalı üretim yapımızın durması anlamına gelir.

Paylaşın

Dünyanın En Mutlu Ülkesi Finlandiya, Türkiye 98. Sıraya Yükseldi

Dünyanın en mutlu ülkeler sıralamasının ilk üçünde Finlandiya, Danimarka ve İzlanda yer alırken, son sırada Afganistan yer aldı. Geçen yıl 102. sırada yer alan Türkiye ise, bu yıl 98. sıraya yükseldi.

20 Mart’ta kutlanan Ulusal Mutluluk Günü’nde ‘Dünya ülkeleri mutluluk endeksi’ de yayımlandı. 143 ülkede yaşayan insanlarla yapılan ankete göre oluşturulan raporda Oxford Refah Araştırma Merkezi, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı ve bir yayın kurulunun katkıları bulunuyor.

ABD’nin ilk 20 ülke arasında yer almadığı raporda, mutluluk sıralamasında önemli değişiklikler yaşandı. Listenin son sırasında Afganistan yer alırken, Lübnan, Lesotho, Sierra Leone ve Kongo gibi ülkeler ise en mutsuz ülkeler olarak belirlendi.

Çekya (18), Litvanya (19) ve Slovenya (21) gibi ülkelerin listeye girmesiyle ABD ilk 20’nin dışına çıktı ve 23. oldu.

İşte güncel rapora göre dünyanın en mutlu ve en mutsuz ülkeleri:

1. Finlandiya
2. Danimarka
3. İzlanda
4. İsveç
5.İsrail
6. Hollanda
7. Norveç
8. Lüksemburg
9. İsviçre
10. Avusturalya

Listenin son sırasında Afganistan yer alırken Lübnan, Lesotho, Sierra Leone ve Kongo en mutsuz ülkeler olarak dikkat çekti.

Listede geçen yıl 102. sırada yer alan Türkiye, bu yıl 98. sıraya yerleşerek listede yükseldi. Rapor, Türkiye’de gençlerin yaşlılara göre daha mutsuz olduğunu gösteriyor. Türkiye, 30 yaş altı gençlerde 101.; 60 yaş ve üzeri kategorisinde ise 92. sırada bulunuyor.

Raporda mutluluk eşitsizliğinin Avrupa hariç her bölgede arttığı ve bunun “endişe verici bir eğilim” olduğu belirtildi. Bu artışın “gelir, eğitim, sağlık hizmetleri, sosyal kabul, güven ve aile, toplum ve ulusal düzeylerde destekleyici sosyal ortamların varlığı” konularındaki eşitsizlikleri yansıttığı ifade edildi.

Rapor, genç kuşakların dünyanın çoğu bölgesinde yaşlı akranlarından daha mutlu olduğunu ortaya koyuyor. Kuzey Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda’da 30 yaş altı grupların mutluluğu 2006-10 döneminden bu yana önemli ölçüde düştü, daha yaşlı kuşaklar gençlerden daha mutlu hale geldi.

Orta ve Doğu Avrupa’da mutluluk aynı dönemde her yaşta önemli ölçüde artarken, Batı Avrupa’da her yaştan insan benzer düzeyde mutluluk bildirdi.

Mutluluk sıralaması, bireylerin yaşam memnuniyetine ilişkin kendi değerlendirmelerinin yanı sıra kişi başına düşen milli gelir, sosyal destek, sağlıklı yaşam beklentisi, özgürlük ve yolsuzluk gibi kriterlere dayanıyor.

IMF’in en mutlu ülkeler listesinde Türkiye 106. sırada

Öte yandan Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) yakın zamanda açıkladığı en mutlu ülkeler sıralamasının ilk üçünde Finlandiya, Danimarka ve İzlanda, son üçünde ise Sierra Leone, Lübnan ve Afganistan yer almıştı. Türkiye ise listede kendisine 106. sırada yer bulmuştu.

IMF, Birleşmiş Milletler’in yayımladığı Mutluluk Raporu ile ülkelerdeki kişi başına düşen gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) arasındaki ilişkiyi sorgulamıştı.

IMF’in yayınladığı listede dünyadaki en mutlu 10 ülke şöyle olmuştu:

1- Finlandiya (7,80)
2- Danimarka (7,59)
3- İzlanda (7,53)
4- İsrail (7,47)
5- İsveç (7.40)

6- Hollanda (7,40)
7- Norveç (7.32)
8- Lüksemburg (7,23)
9- Yeni Zelanda (7,12)
10- Avusturya (7,10)

Türkiye, bu listede 4,61 puanla 106. sırada yer almıştı.

En mutsuz üç ülke ise savaş ve kaosun sürdüğü ülkeler ise şöyle listelenmişti:

135- Sierra Leone (3,14)
136- Lübnan (2,39)
137- Afganistan (1,86)

Paylaşın

CHP Lideri Özel, ‘Emekli Maaşları’ Üzerinden İktidara Yüklendi

Trabzon’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, emekli maaşları üzerinden iktidara yüklenerek, 3 Kasım 2002 AKP’nin iktidara geldiği gün. En düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret. Hiç size dokunmasalar, hiç düzeninizi bozmasalar, hiç size ilişmeseler 1,5 asgari ücret bugün 26 bin lira” dedi ve ekledi:

“Ama bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lira. 3 Kasım 2002’de emekli en düşük emekli maaşını çekse kuyumcuya gitse 8 tane çeyrek altın alıyor. Bugün 10 bin lirayı alın, aynı kuyumcuya gidin 2 – 2,5 çeyrek altın alınıyor. Emekliler bir seferlik değil her ay, 1 çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın kaybettiler. Kaybetmeye de devam ediyorlar. 5,5 çeyrek altını nerede kaybettik? Bir seçim sandığında kaybettik. Kaybettiğimizi gelen ilk seçim sandığında orada arayacağız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında partisinin Trabzon’da düzenlediği halk buluşmasında açıklamalarda bulundu. Konuşmasının büyük bir bölümünü emekli maaşlarına ayıran CHP Lideri Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Trabzon’daki emekli sayısı inanılmaz bir noktaya ulaştı. Ben bundan 1,5 ay önce meydanlara ilk çıktığımda, emeklilerle ilgili ilk konuşmaya başladığımızda kimse emeklinin sesini duymuyor, sesini dinlemiyordu. O gün bir çağrı yaptım, ben iki emekli öğretmenin evladıyım, emeklilerin ne çektiğini bilirim ve dedim ki, ’emekliler ses yükseltmeye var mısınız? Benimle birlikte olmaya, meydanlara koşmaya var mısınız?’. O gün yaptığımız çağrı her geçen gün bir adım ileriye gitti. Her gün yeni ayaklar eklendi ayaklarımıza. Her gün yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerimizi. Çoğaldık, çoğaldık, çoğaldık…

3 Kasım 2002 AKP’nin iktidara geldiği gün. En düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret. Hiç size dokunmasalar, hiç düzeninizi bozmasalar, hiç size ilişmeseler 1,5 asgari ücret bugün 26 bin lira. Ama bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lira. 3 Kasım 2002’de emekli en düşük emekli maaşını çekse kuyumcuya gitse 8 tane çeyrek altın alıyor. Bugün 10 bin lirayı alın, aynı kuyumcuya gidin 2 – 2,5 çeyrek altın alınıyor. Emekliler bir seferlik değil her ay, 1 çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın kaybettiler. Kaybetmeye de devam ediyorlar. 5,5 çeyrek altını nerede kaybettik? Bir seçim sandığında kaybettik. Kaybettiğimizi gelen ilk seçim sandığında orada arayacağız.

Ramazan mübarek gün, söyledikleri sözleri söylemem ama hakaret ediyorlar, iftira ediyorlar, kötü söz söylüyorlar, hatta küfür ediyorlar. Ama biz başka bir yerdeyiz. Biz umudun ittifakıyız, biz sevginin ittifakıyız, biz kardeşliğin ittifakıyız. Ötekileştirenlere inat biz kucaklaştırıyoruz. Şeytanlaştıranlara inat kardeşleştiriyoruz. Hep birlikte bir yola çıktık ve bu seçimde onların tarif ettikleri ittifakı biz meydanlarda yapıyoruz, vicdanlarda yapıyoruz.”

Özel’den İmamoğlu vurgusu

Mitinge katılanlara “İmamoğlu’nu seviyor musunuz?” diye soran Özgür Özel, ayrıca şu ifadeleri kullandı: “Ahmet kardeşimiz belediye başkanı olursa, kardeş belediye protokolüyle Trabzon’da muhteşem bir hikaye yazacağız. Ekrem İmamoğlu İstanbul’da büyükşehirde iken Trabzon’da 4 AKP’li milletvekili vardı, 4 bakan vardı, büyükşehir de AKP’deydi. 10 AKP’li Trabzon’a bir hafif raylı sistem yapmadı, bir Trabzonlu İstanbul’a 10 metro yaptı.”

Özel’den, Erdoğan’a ‘mazot’ çağrısı

CHP Lideri Özgür Özel daha sonra partisinin Giresun mitinginde açıklamalarda bulundu. Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde: “Fındık üreticisinin derdi tasası bitmiyor. ‘Güvenin kardeşinize, mazot düşecek, enflasyon düşecek’ diyorlardı. Ben Isparta’dayım mazot 41 liraydı, Antalya’da 42 oldu. Bugün 44 liraya dayandı. Çiftçinin artık bıçak kemiğine dayandı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘milletin efendisi’ dediği köylüler milletin en büyük çilesini çekiyorlar. Buna Giresun’dan bir itiraz yükseltmek gerekiyor. 44 lira mazotla geçim, tarım olmaz. Uzun süredir unutturdukları bir şey var. ÖTV ve KDV. Lüks yatlara, gezinti teknelerine, denizlerdeki gemilere ÖTV’siz, KDV’siz verilen mazot bugün 44 liradan çiftçiye verilmesi kabul edilemez.

Buradan, her söylediğimize bir kulp takan Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum, bugün ÖTV’siz, KDV’siz mazot 27 lira. Fındık üreticisine ve ulaştırmada çalışanlara, taksicilere kamyonculara ÖTV’siz ve KDV’siz mazot verilemesinin çağrısını yapıyorum. Sana sesleniyorum, hodri meydan. Açalım Meclisi, düşürelim ÖTV’yi, KDV’yi güldürelim yüzleri.

Emekli için dedim ki ben, emekli kart çıkaralım. Hiç duymadı şimdi hazırlık yapıyoruz diyor.  7’şer bin lira seyyanen zam yapalım, emekli maaşını asgari ücret seviyesine çıkaralım dedim, kabul etmedi. Şimdi dün çıkmış genel sekreterleri ‘bir hazırlık yapılıyor’ Tayyip bey söyleyecek. Şimdi de siz oyu bana verin, ben seçimden sonra emeklinin durumuna bakacağım diyor.

Yok öyle yağma. Diyormuşsun ki emekliyi Özgür Özel kışkırtıyor. Şimdi diyormuşsun ki son hafta söz veririm. Gel sana çağrı yapıyorum  hodri medyan haftaya pazartesi Meclis’i açalım, Salı günü emekliye zammı yapalım. Samimiysen gel hadi… Bu sene Türkiye’de küçülen tek sektör tarım oldu. AKP iktidarında tarım Belçika kadar toprak kaybetti.”

Paylaşın

İhtiyaç Kredi Faizleri, Mart Ayı Boyunca Yükseldi

Bankaların mart ayı boyunca ihtiyaç kredi faizi artışı neredeyse 200 baz puana dayandı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizi artırım sürecinin başlamasıyla birlikte ivmelenen ihtiyaç kredi faizleri aylık yüzde 6,7’ye dayandı.

Bankalar yeni haftaya 50-70 baz puanlık ihtiyaç kredi faizi artırımıyla başlarken 10 bin liralık 12 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinin geri ödemesi 16 bin 832 liraya yıllık bileşik maliyeti de yüzde 187,6’ya kadar çıkıyor.

Merkez Bankası (TCMB) verileri 13 haftalık yıllıklandırılmış kur etkisinden arındırılmamış olarak tüketici kredisinde büyümenin sürdüğünü ortaya koyuyor. Faizler bu denli yüksekken bile bankacılık sektöründe tüketici kredi büyümesi 8 Mart ile biten hafta itibariyle yüzde 34,1’e yükseldi.

Ekonomim’deki habere göre, parasal sıkılaştırma kendini en çok bireysel ihtiyaç kredileri faizinde gösteriyor. Merkez Bankası’nın politika faizi artırım sürecinin başlamasıyla birlikte ivmelenen ihtiyaç kredi faizleri aylık yüzde 6,7’ye dayandı.

Bankalar yeni haftaya 50-70 baz puanlık ihtiyaç kredi faizi artırımıyla başlarken 10 bin liralık 12 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinin geri ödemesi 16 bin 832 liraya yıllık bileşik maliyeti de yüzde 187,6’ya kadar çıkıyor. Bu yüklü maliyete rağmen Merkez Bankası verilerine göre 13 haftalık yıllıklandırılmış tüketici kredi büyümesi yüzde 34,1’e çıktı. Geçen yılsonunda büyüme oranı yüzde 30’un altında seyrediyordu.

Merkez Bankası, şubat Para Politikası Kurulu toplantısında faiz artışına gitmese de ihtiyaç kredi faizlerinin yukarı yönlü hareketi hız kesmedi. Mart ayı başında ihtiyaç kredilerinin aylık büyüme sınırını yüzde 3’ten yüzde 2’ye düşüren Merkez Bankası’nın geçen hafta sonu kredi kartından nakit çekim faiz oranlarını yükseltmesi de bu hafta ihtiyaç kredi faizlerini de hareketlendirdi. Ayrıca 70 bin liraya kadar ihtiyaç kredilerinin menkul kıymet tesisinden muafiyeti devam ediyor.

Mart ayı boyunca faizler yükseldi

Bankaların mart boyunca ihtiyaç kredi faizi artışı neredeyse 200 baz puana dayandı. Bir özel bankanın ihtiyaç kredi faizi değişimleri incelendiğinde şubat sonunda yüzde 4,49 olan aylık faiz 4 Mart haftasında değişmedi.

Ancak 11 Mart’ta ki bu Merkez Bankası’nın ihtiyaç kredi büyüme sınırını daha da sıkılaştırmasının ardından gerçekleşti, ihtiyaç kredi faizi yüzde 5,39’a yükseltildi. Bu hafta aynı bankanın ihtiyaç kredi faizi yüzde 6,1’e çıktı. Ancak bu oranlar bankadan bankaya değişim göstermekle birlikte yükseliş trendi aynı patikayı izliyor.

Bankaların internet sitelerinde ihtiyaç kredisi için hesaplama imkanı veren uygulamalar bulunuyor. Uygulamalar yardımıyla 10 bin lira ve 12 ay vadeli ihtiyaç kredisine göre hesaplamalar yapıldğında, bu hafta 10 bin lira ihtiyaç kredisi kullanan bireysel müşteri en düşük 11 bin 216 lira, en yüksek ise 16 bin 832 lire geri ödeyecek.

Kamu bankaları arasında en yüksek geri ödeme Halkbank’ta gerçekleşiyor. Halkbank’ın aylık yüzde 5,2 faizi ve yüzde 120,5 yıllık bileşik faiz oranıyla 10 bin liralık kredinin geri ödemesi 14 bin 915 lira oluyor. Bir diğer kamu bankası Vakıfbank aylık yüzde 5,04 faiz oranı ilan etmiş durumda.

Bunun yıllık bileşik maliyeti yüzde 116,75 ve geri ödemesi de 14 bin 749 lira. Ziraat Bankası kamu bankaları arasında geri ödemesi en düşük olan banka. Yüzde 4,94 aylık kredi faizi ve yüzde 113,6 yıllık bileşik maliyetiyle Ziraat Bankası’ndan çekilen kredinin geri ödemesi 14 bin 646 lira.

Merkez Bankası verileri 13 haftalık yıllıklandırılmış kur etkisinden arındırılmamış olarak tüketici kredisinde büyümenin sürdüğünü ortaya koyuyor. Faizler bu denli yüksekken bile bankacılık sektöründe tüketici kredi büyümesi 8 Mart ile biten hafta itibariyle yüzde 34,1’e yükseldi.

Geçen yıl sonunda büyüme oranı yüzde 30’un altında bulunuyordu. Özel bankalarda tüketici kredi büyümesi yüzde 53,34 ile hızlı yükselişini sürdürdü. Yine 2023 sonunda bu oran yüzde 43,88 seviyesinde bulunuyordu. Kamu bankalarında ise negatif olan tüketici kredi büyümesi 8 Mart itibariyle yüzde 4,32 ile hızla pozitif tarafa geçti.

Paylaşın

Ertuğrul Doğan: Trabzonspor Camiası, Yapılanları Asla Unutmayacak

Fenerbahçe maçında yaşanan olaylara dair açıklama yapan Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, “Kimse aklından şunu çıkarmasın; Trabzonspor camiası, yapılanları asla unutmayacak. Televizyonda şaklabanlık yapanları da unutmayacak, sosyal medya delikanlılarını da unutmayacak, klavye delikanlılarını da unutmayacak ve hepsinin peşinden tek tek giderek hesabını soracak” dedi.

Yaşananlardan dolayı Trabzonspor’un ceza alacağını belirten Doğan, “Ceza almalıdır” diye konuştu. “Sahada ne olursa olsun, seyircimiz ne kadar davasında haklı olursa olsun, ki haklıdır, hiçbir şekilde sahanın içerisine müdahale olmaması gerekiyordu” diyen Doğan, “Yaşananlar seyircimizi tahrik etmiştir” ifadesini kullandı.

Trabzonspor Başkanı Doğan, Trabzonspor yönetim kurulu ile Fenerbahçe yönetim kurulu arasında hiçbir sıkıntının bulunmadığını belirtti.

Trabzonspor Kulübü Başkanı Ertuğrul Doğan, Süper Lig’deki Trabzonspor-Fenerbahçe maçında yaşanan olaylara dair açıklamalar yaptı. Birgün’ün aktardığına göre; Ertuğrul Doğan’ın açıklamasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Konuşulacak çok şey var ama işin sonunda söyleyeceğimi başında söyleyeyim. Türkiye’de hiç kimse, hiçbir camia, hiçbir kurum, hiçbir basın bu güzide şehrimizin şerefli taraftarları hakkında bugüne kadar konuştuklarının hesabını bize verecekler. Bu konuşulanlar, bu davranış şekli Trabzonspor camiası tarafından unutulmayacak, hesabı tek tek sorulacak… Pazar günü bizim de istemediğimiz, sonuçlarını tasvip etmediğimiz bir maç oynandı.

Ali Koç Bey çok güzel açıklamalar yaptı. Çok teşekkür ederim. Doğrudur. Ali Bey ile maçtan önce konuştuk. Bizim Fenerbahçe Yönetim Kurulu ile aramızda hiçbir sıkıntımız yoktur. Üzerine basarak söylüyorum. Ali Bey maçtan önce beni aradı, durum hakkında bilgi aldı, konuştuk, yöneticilerle görüştük. Kadıköy’de bizi misafir ettikleri gibi, Trabzon misafirperverliğini göstermek için kendileriyle görüştük.

Ali Bey örnek verdi, ‘oğlumu Ertuğrul’a emanet ettim’ dedi, doğru dedi. Trabzon’a oğlunu gönderdiği zaman benim kendi çalışanlarımca ilgilenildi, gezdirildi. Gayet de güzel yaptı beni aramakla. Bunun böyle olması lazım. Üzerine basarak söylüyorum. Benim de oğlum Galatasaray maçına gideceği zaman Dursun Başkan’ı, Beşiktaş maçına gidecekse Hasan Başkan’ı arayabilirim. Bunlar futbolun güzelliği.

Trabzonspor camiası içerde birbirini yiyebilir ama dışarıda her zaman tek yumruk halindedir. Siyasetçisinden iş adamına, tüccarına her türlü Trabzonlu, Trabzonspor’un haklarını savunmak için her şeyi yapacaktır.

Açık açık söylüyorum. İki takım üzerine kurulan bir lig, iki takım üzerine oynanan bir oyun, net olarak söylüyorum, iki takımın mücadelesinin Anadolu takımlarına yansıtılması. Anadolu takımlarından hunharca hesap sorulur gibi tüm sezon boyunca haklarının gasp edilmesi… Trabzonspor, Anadolu’nun ağabeyidir, en büyük savunucusudur. Bu şehrin taraftarları ve gençleri, futboldan ciddi anlamaktadır.

Sahada neyin ne olduğunu görmüştür. Bu uzun zamandır bizleri, şehrimizi, Anadolu takımlarının başkanlarını, yöneticilerini sezon başından beri germektedir. Trabzonspor maçlarında devreye girmeyen VAR’daki sahtekarlar, Galatasaray ve Fenerbahçe maçları olunca 3-5 pozisyon geriye giderek, bir şekilde bir bahane üreterek 90’larda, 90 artılarda yapılanları bu insanlar görmüyor mu!

“Biz geldiğimiz günden beri adalet diyoruz, yıllardır adalet diyoruz”

İlk golden önce faul için VAR’ın devreye girmemesi, penaltıda kırmızı kartın verilmemesi, üçüncü golden önceki yine faulün verilmemesi… Bunun gibi şeyler gerçekten, bizim seyircimizi tahrik etmiştir. Bu doğrudur. Bu bizi de çok üzüyor. Şunu asla unutmamak lazım. Biz geldiğimiz günden beri adalet diyoruz, yıllardır adalet diyoruz.

Kendi içimize de bakacağız. Sahada ne olursa olsun, seyircimiz ne kadar davasında haklı olursa olsun, ki haklıdır, hiçbir şekilde sahanın içerisine müdahale olmaması gerekiyordu. Sahaya inmekle bir şey olmuyor. Olacaksa biz yaparız, hem de kralını yaparız ama bir şey olmuyor… Trabzonspor bu maçtan dolayı bir ceza almalıdır, alacaktır.

Bu maçta, sahaya giren ve güvenlik tarafından etkisiz hale getirilen bir kişiye şerefsizce saldırıldı. Bu ne adamlığa ne delikanlılığa sığar.

Tribünlere bakmak, elleri cebinde havalimanında o bakışları atmak… Bunun ne anlama geldiğini Fenerbahçeliler de biliyordur, zaten herkesi kast etmiyorum. Tribünlere el kol hareketi yapılırsa olta çekme hareketi yapılırsa… Sonra da ‘Sevinmek bizim hakkımız değil mi?’ diyorlar. Tabii ki sevinmek herkesin hakkı. Trabzonspor ilk defa evinde maç kaybetmiyor.

Fenerbahçe içinde de oyuncuların abartmasını engellemek isteyenler vardı. Mesela Serdar Dursun, ben kendi arkadaşlarını kaç kere uyardığını gördüm. Son olarak biraz önce bir haber aldık, 2 taraftarımızın tutuklandığını öğrendik. Ben merak ediyorum. Türkiye’nin neresinde, hangi şehrine sahaya giren biri herhangi bir darp olayına girmediği halde tutuklanmıştır. Bunun neresinde adalet var?

Kimse aklından şunu çıkarmasın; Trabzonspor camiası, yapılanları asla unutmayacak. Televizyonda şaklabanlık yapanları da unutmayacak, sosyal medya delikanlılarını da unutmayacak, klavye delikanlılarını da unutmayacak ve hepsinin peşinden tek tek giderek hesabını soracak.”

Paylaşın