Erbakan, Ekonomik Kriz Üzerinden İktidara Yüklendi

Şanlıurfa’da halka seslenen Yeniden Refah Partisi Fatih Erbakan, “Asgari ücretliyi ve emekliyi açlık grevine mahkum ettiniz. Açlık grevinde bile şeker ve su takviyesi oluyor. Bu ücretler ancak açlık grevine yeter” dedi.

Fatih Erbakan, Sağlık Bakanlığının açıkladığı diyet listesinin maliyetinin 32 bin lira olduğunu anımsatarak, “Yani Sağlık Bakanlığı kendi ağzıyla iktidarın milyonlarca insanı açlığa mahkum ettiğini ilan etmiş oluyor” diye konuştu.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, yerel seçimler kapsamında partisinin Şanlıurfa mitinginde konuştu.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; Mehmet Kasım Gürpınar ile Şanlıurfa’nın yeniden milli görüş belediyeciliği ile buluşacağını söyleyen Erbakan, “Bütün engellemelere, ambargolara, çarpıtmalara, çamur atmalarına ve algı operasyonlarına rağmen, Cenabı Allah doğru ve haklı olanların kazanmasını istiyor. İşte haklının zaferini 3 Mart’ta yaşayacağız” dedi.

“Partimiz büyük bir rüzgarla büyüyor. Bugün itibarıyla üye sayımız 500 bine dayandı” diyen Erbakan, partisinin 31 Mart seçimlerinin parlayan yıldızı olacağını ifade ederek “Genel seçimlerde de iktidara taşıyacağız” dedi. Erbakan şunları söyledi:

Milletimiz neden Yeniden Refah’a koşuyor? Çünkü bu millet rantçı belediyeden bıktı artık. Değişim istiyor, samimi, dürüst, tevazu sahibi belediye başkanları istiyor. Milletin derdi ile dertleneceğine kendi makam aracı ile dertlenen, millet ile arasına mesafe koymuş belediyeleri istemiyor.

“Asgari ücretliyi ve emekliyi açlık grevine mahkum ettiniz”

Emeklilerin sorunlarına dikkat çeken Erbakan, “10 bin lira emekli maaşını elinizi vicdanınıza koyun düşünün. 10 tane hurma 150 lira emekliye 10 bin lira… 6 kilo pastırma parasını reva göreceksin. Emekliler bayram gelecek diye korkuyor. ‘Torunum gelirse nasıl harçlık vereceğim diye. Bu hale gelmiş bu insanlar” ifadelerini kullandı.

Çay ve simi hesabı ile iktidar olanlara hurma hesabı yaptığını anımsatan Erbakan, “5 kişilik bir aile 3 tek hurma, çeyrek pide, sahurda yine aynısını yapacak. 5 kişilik ailenin aylık masrafı 11 bin liraya geliyor. Gerçekten de söylerken utanıyorum” dedi.

“Asgari ücretliyi ve emekliyi açlık grevine mahkum ettiniz. Açlık grevinde bile şeker ve su takviyesi oluyor. Bu ücretler ancak açlık grevine yeter” diyen Erbakan Sağlık Bakanlığının açıkladığı diyet listesinin maliyetinin 32 bin lira olduğunu anımsatarak “Yani Sağlık Bakanlığı kendi ağzıyla iktidarın milyonlarca insanı açlığa mahkum ettiğini ilan etmiş oluyor” diye konuştu.

Paylaşın

Faizin Faturasını Vatandaş Ödüyor

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) para­sal sıkılaştırmanın dozunu giderek artırırken, faturası ise düşen alım gücü karşısında borçlanarak ge­çinmeye çalışan vatandaşa çıkıyor.

TCMB’den daha yüksek maliyetle borçlanan bankalar ihtiyaç kredisi faizinde geçen hafta 13 puanlık artışa imza attı. TCMB verilerine göre ortalama İhtiyaç kredisi faizi geçen hafta yüzde 76’ya yükselerek son 22 yılın zirvesine ulaştı. İhtiyaç kredi faizleri aylık yüzde 7’ye dayanırken; örneğin 10 bin liralık 12 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinin geri ödemesi 16.832 li­raya, yıllık bileşik maliyeti de yüzde 187.58’e kadar çıkıyor.

Sözcü’den Mehtap Özcan Ertürk’ün haberine göre, iktidarın tutarsız faiz politikası 2019’dan bu ya­na sık sık Merkez Bankası başkanlarının görevden alınmasına neden olurken, Türkiye’yi de derin bir kri­ze sürükledi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “faize rıza” gösterdiği için ya da “nas ne diyorsa o” sözleriyle değişen faiz politikası her seferinde Merkez Bankası Başkanı’nın da gö­revden alınmasına neden oldu.

Son 8 yılda 6 Merkez Bankası Başkanı göreve gelirken, 5 başkan da görevden alındı. Her başkan; ya düşük faiz ısrarının bir sonucu olan yüksek enflasyonun sorumlusu gös­terilerek ya da enflasyonu kontrol altına almak için devreye alınan yüksek faiz politikasının ardından faiz lobileri işaret edilerek görevden alındı.

Yasal olarak görevi enflasyon hedeflemesi yapmak olan Merkez Bankası başkanlarını görevden alan Erdoğan bu süreçte ne söylediyse tersi yaşandı. “Ben ekonomistim” diyen Erdoğan’ın ‘faiz sebep, enf­lasyon neticedir’ iddiası Türkiye’yi Cumhuriyet tarihinin en derin krizi ile baş başa bıraktı. Son olarak Ma­yıs 2023’teki seçimlerinin ardından keskin bir ‘U dönüşü’ ile şimdilik faiz tartışması sona erdi. Yaşanan süre­cin bedelini ise vatandaşlar ödüyor. Türkiye yüzde 50 faiz oranı ile dün­yada 4’üncü, yüzde 67.07 enflasyon oranı ile dünyada 5’inci ülke oldu.

İktidarın U dönüşünden önceki Mart 2021-Haziran 2023 tarihleri aralı­ğında TCMB’nin kaptan koltuğunda oturan Şahap Kavcıoğlu, enflasyon yüzde 16 iken görevi devraldı, yüzde 85.51’i görerek yüzde 39.59’a gerile­diğinde ise görevi devretti. Kavcıoğ­lu’nun görevde kaldığı 26 ayda faiz yüzde 19’dan yüzde 8.5’e indi ama döviz kurları kontrol edilemez hale geldi, enflasyon 22 yıllık AKP iktidar­larının zirvesine ulaştı.

Merkez Bankası (TCMB) para­sal sıkılaştırmanın dozunu giderek artırırken, faturası ise düşen alım gücü karşısında borçlanarak ge­çinmeye çalışan vatandaşa çıkıyor. TCMB’den daha yüksek maliyetle borçlanan bankalar ihtiyaç kredisi faizinde geçen hafta 13 puanlık artışa imza attı. TCMB verilerine göre ortalama İhtiyaç kredisi faizi geçen hafta yüzde 76’ya yükselerek son 22 yılın zirvesine ulaştı. İhtiyaç kredi faizleri aylık yüzde 7’ye dayanırken; örneğin 10 bin liralık 12 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinin geri ödemesi 16.832 li­raya, yıllık bileşik maliyeti de yüzde 187.58’e kadar çıkıyor.

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, 21 Nisan 2023’te İstanbul’da Gaziosmanpaşa Meydanı’ndaki mitingde “Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece, faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir. Amerika’da faiz yükselebilir, Avrupa’da yükselebilir ama Türkiye’de faiz düşecek. Ve göreceksiniz enflasyon da faizle beraber düşecek. Ni­tekim, milletim 21 yıldır bize güvendi, inandı, hep arkamız­da durdu” demişti. Erdoğan, bu konuşmayı yaptığı sırada enflasyon yüzde 43.68, TCM­B’nin politika faizi ise yüzde 8.5’ti. Bugün enflasyon yüzde 67.07, faiz ise yüzde 50 düzeyinde bulunuyor.

Paylaşın

Bakırhan: Kürtler, Coğrafyasından Asla Vazgeçmeyecek

Şanlıurfa Newroz kutlamalarında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Türkiye’nin geleceği operasyonlarda değil, savaşta değil, Kürdistan’ın dört bir yanında sivil Kürt insanlarını öldürmekte değil; Türkiye’nin geleceği 31 milyon Kürt’ün iradesiyle, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümündedir. Bunun için sizleri tekrar diyaloğa ve müzakereye çağırıyoruz” dedi ve ekledi:

“Ama ne yapıyorlar değerli halkımız? Kürtlerin yaşadığı her yere ‘teröristan’ diyorlar. Milletvekilleriniz Meclis’te iki kelime Kürtçe konuştuğunda seslerini kısıyorlar, ‘bilinmeyen dil’ diyorlar. Teröristan dedikleri yer Kürdistan’dır, bilinmeyen dil dedikleri Kürtçedir. Kürtler var olduğu sürece coğrafyasından, dilinden, toprağından ve özgürlüğünden asla vazgeçmeyecektir. Bir an önce teröristan kavramından, bilinmeyen dil tarifinden vazgeçin.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Şanlıurfa Newroz kutlamalarında konuştu. Tuncer Bakırhan, konuşmasında şunları söyledi:

“Kürtlerin, Arapların, Türkmenlerin, Êzidîlerin, farklı etnik ve inanç grubunda bulunan bütün Urfa halkımızın Newroz’u kutlu olsun. Newroza we pîroz be. Urfa deyip geçmemek lazım. Güneşin doğduğu kadim bir kenttir. Urfa Kürtlere, Türkiye’ye ve Ortadoğu’ya siyaseti ve devrimciliği öğreten; duruşu, dili, kimliği ve onurlu bir mücadeleyi öğreten bir kenttir. Bugün Urfa’da sizlerle birlikte olmaktan onur duydum, gurur duydum. Her Bijî Urfa.

Urfa bize öğretti, Urfa üretti; Urfa, Kürt halkının bugünkü onurlu direnişini ve duruşunu meydana çıkarttı. Onun için ne kadar kendinizle övünseniz yeridir. Urfa’dan Hewlêr’e, Urmiye’ye, Mehabad’a, Qamişlo’ya selam gönderiyoruz. Kürt halkının, Kürdistan halkının Newroz Bayramını kutluyorum. Şu an Ankara’da adalet nöbeti tutan Emine Şenyaşar’a selamlarımızı gönderiyoruz. Bir gün muhakkak Kürtlerin kanına giren bu eli kanlı insanlardan demokratik bir yargı önünde hesap soracağız.

Şenyaşar Davası sadece Şenyaşar ailesinin değil Kürtlerin davasıdır; Urfalıların, devrimcilerin, demokratların, onurlu bütün insanların davasıdır. Bu davayı takip etmeye devam edeceğiz. Viranşehir Belediye Başkanlığımızı ve milletvekilliğimizi yapmış olan, şu an cezaevinde bulunan Leyla Güven şahsında Selahattin Demirtaşların, Gültan Kışanakların, Sabahat Tuncellerin, Ayşe Gökkanların ve binlerce yoldaşımızın Newroz Bayramını kutluyorum.

Feridun Yazar, Muhsin Melik ve İbrahim Ayhan şahsında HEP’ten bugüne kadar partimize emek vermiş, bedel ödemiş bütün arkadaşlarımızı da rahmetle ve minnetle anıyorum. Bir kez daha Urfa’dan, bu meydandan şunu söylemek istiyorum. Zalimlere, Dehaqlara karşı nasıl Kawalar direndiyse; Urfalılar da darbelere, faşizme ve zulme karşı direndi, direnmeye devam edecek. Urfa demek, mazlumların direnişi demektir; Rahşanların, Zekiyelerin direnişi demektir. Siz var olun, hûn her hebin hûn her bijîn.

Televizyonları açıyorsunuz iktidar partisi ve onun küçücük ortakları sabah akşam DEM Parti diyorlar, Kürtler diyorlar. Sabahtan akşama bizlere iftira atıyorlar. “Hani gençler nerede?” diyorlardı. Gençler Urfa’da Newroz alanında. İktidar partisinin başkanı, “Bunların kuvveti, kudreti kalmadı” diyordu. Al sana kuvvet, al sana kudret, al sana birlik, direniş, mücadele! Eğer genç görmek istiyorsan, direniş görmek istiyorsan, kuvvet görmek istiyorsan, kudret görmek istiyorsan al sana Urfa, al Newroz alanı.

Newroz’dan sonra delirmeye başladılar. Şirazeleri bozuldu. İstanbul’da bir milyonun üzerinde kitleyi topladığımızda şaşkına döndüler. Amed’de bir milyon insanımız bir araya geldi. Van’da yüz binler. Batman’da, Siirt’te, Türkiye ve Kürdistan’ın birçok yerinde on binler, yüz binler, milyonlar hep bir ağızdan “Newroz pîroz be!” dedi. Halkımız hep bir ağızdan, bize sabah akşam terör diyenlere Newroz alanlarında, “biz varız, vardık, var olmaya devam edeceğiz” dedi. Onlar sabah akşam kin kusuyor, sabah akşam savaş diyorlar, operasyon diyorlar.

Biz onlara diyoruz ki aklınızı başınıza toplayın. Milyonlarca Kürt barış diyor, özgürlük diyor, demokrasi diyor. Milyonlarca Kürt savaş politikalarınıza karşı meydanda ve ayaktadır. Değerli Urfa halkı, bu savaş politikalarına geçit verecek miyiz? 31 Mart’ta dilimizi yok sayan, bizi yoksullaştıran, belediyelerimize kayyım atayan bu haramzadelere, bu kayyımcı anlayışa sandıkta ders verecek mi Urfa? Urfa, siz Nemrut’a karşı İbrahimi bir duruş ortaya koyuyorsunuz. Her bijî Urfa!

Dünya’nın dört bir yanında Kürt karşıtı diplomasi yapmanıza, yurt dışına gitmenize gerek yok. Kürt sorununun çözümü bir ada mesafesindedir. Buyurun İmralı’ya. Sayın Öcalan üzerindeki tecridi kaldırın, Kürt meselesini diyalogla ve müzakereyle çözelim. Bu vesileyle bilge insanın, hemşeriniz ve yoldaşınız Sayın Öcalan’ın Newroz’unu hep birlikte kutluyoruz. Newroza te pîroz be!

Değerli halkımız, Araplar, Türkmenler, Kürtler; Türkiye 2 yıl çok iyi bir süreç geçirdi Çözüm Sürecinde. Her yerde esnaf rahattı, ticaret yapabiliyordu. Enflasyon bu kadar yüksek değildi. İnsanlar geleceğe umutla bakıyordu. Hepimiz rahattık, huzurluyduk. Kürt ve Türk gençlerinin cenazeleri gelmiyordu. Türkiye 100 yıllık tarihinde en rahat ve huzurlu iki yılı geçirdi. Ne yaptılar? Çözüm Sürecini buzdolabına kaldırdılar ve sürecin mimarı olan, Türkiye halklarının insanca yaşaması için bir çözüm deklarasyonu ortaya koyan Sayın Öcalan üzerinde görülmemiş bir tecrit uyguladılar.

O iki yıl mı daha iyiydi; yoksa şimdi emekçinin ve emeklinin perişan olduğu, esnafın siftah yapamadığı, her gün gençlerin cenazesinin geldiği, insanların terk ettiği uçurumun kenarındaki bu Türkiye mi daha iyi? Bizler devleti, devlet aklını, AKP iktidarını bir kez daha uyarmak istiyoruz. Türkiye’nin geleceği operasyonlarda değil, savaşta değil, Kürdistan’ın dört bir yanında sivil Kürt insanlarını öldürmekte değil; Türkiye’nin geleceği 31 milyon Kürt’ün iradesiyle, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümündedir. Bunun için sizleri tekrar diyaloğa ve müzakereye çağırıyoruz.

Ama ne yapıyorlar değerli halkımız? Kürtlerin yaşadığı her yere “teröristan” diyorlar. Milletvekilleriniz Meclis’te iki kelime Kürtçe konuştuğunda seslerini kısıyorlar, “bilinmeyen dil” diyorlar. Teröristan dedikleri yer Kürdistan’dır, bilinmeyen dil dedikleri Kürtçedir. Kürtler var olduğu sürece coğrafyasından, dilinden, toprağından ve özgürlüğünden asla vazgeçmeyecektir. Bir an önce teröristan kavramından, bilinmeyen dil tarifinden vazgeçin.

Türkiye’yi batırdınız, bitirdiniz, emeklileri 10 bin lirayla geçinmek zorunda bıraktınız. Ramazan ayındayız. İnsanlar aç, hurmayı taneyle alıyor. İnsanlar evinde iftar sofrası kuramıyor. Hayvancılıkla ve tarımla uğraşan insanlar, çocuklarına ayda bir defa et yedirmek için bir gün ucuz et kuyruğunda bekliyor. Sorsanız Türkiye mutlu mesut, çünkü onlar başını Saray’dan çıkarmıyor. Onlar Urfa’daki bu meydanı görmüyorlar, İstanbul’daki milyonları görmüyorlar. Daha güçlü, daha diri, daha büyük bir şekilde bu haramzadelere, bu Türkiye’yi batırıp bitirenlere 31 Mart’ta gerekli cevabı verecek mi Urfa?

“Faiz 22 yıl önce geldiklerinden daha yüksek”

Bu iki yüzlüler Filistin halkı diyor, Gazze diyor ama İsrail’le en büyük ticareti yapan ülke Türkiye. Gazze’nin, Ramallah’ın etrafını çeviren o betonların çimento ve demirleri nereden gidiyor? Türkiye. Bunlar sadece Kürt düşmanı değil; ezilen, sömürülen halkların, emekçilerin, emeklilerin, kadınların da düşmanıdırlar.

31 Mart, Türkiye halklarının onlardan sandıkta hesap soracağı büyük bir gündür. Sizin sayenizde, bizi yok sayan bu savaş çığırtkanlarına en büyük cevabı sandıkta vereceğiz. Erdoğan faizin haram olduğunu söylüyordu. Faiz yüzde 50’lere çıktı. Erdoğan Nas’ı örnek gösteriyordu. Nas’ı faize yedirdiler, faize! Şu anda Türkiye’deki faiz 22 yıl önce geldiklerinden daha yüksektir. Bunlara inanmayın. Bunlar gerçekten ülkeyi batırıp bitirdiler. Sen 22 yıldır batırdın, bitirdin, hizmet etmedin. Şimdi son bir haftada mı hizmet edeceksin? Urfa halkı bu yalana kanar mı? Kanmaz.

Erdoğan dün diyor ki DEM Parti seçmenin iradesi yok. Hele bize bunu diyene bakar mısınız Allah aşkına? Newroz’daki milyonları görsün baksın, DEM Parti seçmeninin iradesi var mı yok mu? Newroz bunların şirazesini bozdu, bunların aklını başından aldı. Bizim seçmenimiz onurludur. Bizim seçmenimiz yiğittir, fedakardır. Bizim seçmenimizi en iyi Erdoğan tanır. 22 yıldır seçmenimiz üzerinde estirdiği zulüm, faşizm, baskı, ölüm ve yıkımın sonuç vermediğini en iyi kendisi biliyor. Türkiye’nin, dünyanın en iradeli seçmeni DEM Parti’nin seçmenidir. Bizim seçmenimiz öyle bir seçmendir ki yeri geldiğinde iple partisinin yerini pusulada bulur, mührünü altına basar. İple partisinin yerini bulan bu seçmene iradesiz demek kimsenin haddi de değil hakkı da değil!

“İradesini Bahçeli’ye veren biri seçmenimize laf söyleyemez”

Değerli halkımız, huzurunuzda Erdoğan’a bir çağrı yapmak istiyorum. O ampul rozetli vali ve kaymakamların zorla, tehditle miting alanlarına topladığı kitleyi bir günlüğüne Erdoğan bıraksın da bakalım kimin seçmeni var, kimin seçmeni iradeli, kimin seçmeni kudretli? Erdoğan gittiği gün yüz tane insanı etrafında bulamaz. Kırk yıldır baş eğmeyen bu onurlu halkın iradesi de kudreti de partisine bağlılığı da partisindeki sözü de kıymetlidir. Erdoğan adayları nerede belirledi?

Ankara’daki sarayından. Bizim adaylarımızı kim belirledi? Ön seçimle halkımız. Kimin seçmeninin iradesi varmış, kimin yokmuş ön seçime bakarak Türkiye halkı karar versin. Bizim seçmenimiz çeliktendir, leblebi değil! Yılmayan, yorulmayan, karanlığı aydınlatan, onurlu bir seçmenimiz var. Bunun için bile sizlere binlerce kez teşekkürler. Partinize sahip çıktığınız, yalnız bırakmadığınız, sizi yok sayan bu sisteme en iyi cevabı verdiğiniz için binlerce kez teşekkürler, önünüzde saygıyla eğiliyoruz.

Beyefendi seçmenin iradesini soracağına kendisine baksın. Erdoğan’ın iradesi nerede sizce? İradesini Bahçeli’ye vermiş biri bizim seçmenimize laf söyleyemez. İradesini JİTEM’cilere, Çillerlere, Ergenekonculara veren biri irademize laf edemez. İrade burada, Urfa’da. İrade ayaktadır, güçlüdür, vardır, var olmaya devam edecektir.

22 yıldır kim iktidar? AKP. Riha Belediyesi kimde? AKP’nin ve diğer partilerin. Sizlere soruyorum. Gerçekten temiz, eşit, hakkaniyetli bir hizmet aldınız mı? Bu utanmazlar altyapı yapmadığı için, sel ve toprak kaymasının olduğu yerlere imar izinleri verdiği için selde 17 vatandaşımız bir yıl önce yaşamını yitirdi. 17 vatandaşımızı rahmetle anıyorum. Altyapı, temizlik, iş, Kürt’e hizmet yok ama ayrımcılık var. Kürt genci işe girmiyor, Kürt gencini eşit saymıyorlar. Çalıyorlar, çırpıyorlar, rantçılık yapıyorlar.

Onlara bir de bizim 25 yıllık belediyecilik pratiğimize baksın. Bizim belediyelerimiz halkın yanındadır. Bizim belediyelerimiz çok dilli belediyecilik hizmeti veriyor. Bizim belediyelerimizde kadın müdürlükleri var, kadın kooperatifleri var. Bizim belediyelerimiz gençlerin iş ve aş bulmalarını sağlıyor. Bizim belediyelerimiz çalmaz çırpmaz. Bu 25 yılda tek bir DEM Parti geleneğinden belediye başkanı yolsuzluktan ceza aldı mı? Ancak AKP belediyelerinin, kayyımlarının yolsuzluğunu anlatsak buradan İstanbul’a yol olur.

Bu tarihi kenti, bu Kürtlerin yüreğindeki büyük kenti, peygamberler diyarını DEM Parti belediyecilik anlayışı ile buluşturacak mıyız? Bizim belediyemiz burada yaşayan her halktan insanın evi olacaktır. Belediyemiz ayrımcılık ve hırsızlık yapmayacak, kaynaklarını Urfa halkı için harcayacaktır. Urfa, bizim olanı, sizin olanı almaya var mısın? Hiç şüphemiz yok, size güveniyoruz. Osman Baydemir’in kapısını araladığı belediyeyi Celalettin ve Gülşen Başkanla yeniden alacağımıza eminim.

Seçime 9-10 gün kaldı. Urfalı emekçiler, mevsimlik işçi olarak diğer kentlere çalışmaya gidiyorlar. Oyu burada olup çeşitli sebeplerden dolayı Urfa dışında olan kardeşlerimizi oy vermeleri için Urfa’ya davet edeceğiz. Farz edelim ki bir arkadaşımız Tekirdağ’da, Mersin’de ulaşım imkanı yok. Ne yapacak? Bulunduğu yerdeki il ve ilçe örgütümüze gidecek, iftar sofrasında kaçak demli bir çayını içecek ve otobüs biletini alıp oy kullanmaya gelecek.”

Paylaşın

TFF Son Noktayı Koydu: Süper Kupa, 7 Nisan’da Oynanacak

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanacak Süper Kupa karşılaşmasının daha önce belirlendiği gibi 7 Nisan Pazar günü saat 21.30’da Şanlıurfa’da oynanacağını açıkladı.

Haber Merkezi / Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Süper Kupa karşılaşmasının tarihiyle ilgili açıklama yaptı. TFF’den yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“2023 Turkcell Süper Kupa müsabakası, 2022-2023 Sezonu Süper Lig Şampiyonu Galatasaray A.Ş. ile 2022-2023 Sezonu Ziraat Türkiye Kupası Şampiyonu Fenerbahçe A.Ş. kulüpleri arasında, daha önce 21 Şubat 2024 tarihinde duyurulduğu gibi, 7 Nisan 2024 Pazar günü, saat 21.30’da Şanlıurfa 11 Nisan Stadyumu’nda oynanacaktır.”

Ne olmuştu?

Fenerbahçe, Süper Kupa karşılaşmasının tarihinin değiştirilmesi için TFF’ye resmen başvuruda bulunmuştu. UEFA Konferans Ligi’nde çeyrek finale yükselmesiyle Fenerbahçe sıkışık fikstür nedeniyle maçın tekrar ertelenmesini talep etmişti. Fenerbahçe, çeyrek finalinde 11 Nisan’da Olympiakos ile karşılaşacak.

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, “Bize iletilen, 7 Nisan’da oynanacağı şeklindedir. Galatasaray’ın bir yönetimi var, böyle bir talep geldiğinde değerlendirme yapılacaktır” açıklaması yapmıştı.

Paylaşın

Erdoğan, Mansur Yavaş’ı Hedef Aldı: 5 Yılda Ne Yaptı?

Ankara’da halka seslenen Erdoğan, ABB Başkanı Mansur Yavaş’ı hedef alarak, “Mevcut Ankara Belediye Başkanı 5 yılda ne yaptı? Yollarımızın hali ortada; çöp, çukur, çamur. Bundan başkasını yapamaz. İstanbul’da da öyle. Bunlardan artık kurtulalım. 5 yıl boşuna geçti. 31 Mart çok önemli. Nedir bu yavaşlardan çektiğimiz?” dedi ve ekledi:

“Ankara’yı taşlarına, dar sokaklarına bakıp gözyaşlarımızı silip başkent yapmış olabiliriz. Ama Ankara’yı aynı vizyonsuzlara teslim etmek zorunda değiliz. Ankara her şeyin en güzeline, en modernine layıktır. Türkiye Yüzyılı’na hazırlamayı vadediyoruz. Başkentimizi huzurla ‘işte benim şehrim’ diyeceği konuma getirmek amacındayız. Ankara buraya gelen, herkesin hayranlık duyacağı bir şehir olmalı. Caddeleriyle, parklarıyla, ulaşımıyla, altyapısıyla, sosyal ve kültürel donatılarıyla hepimizin gurur duyacağı bir Ankara’nın peşindeyiz. Türkiye’ye yakışır bir başkent için 31 Mart’ta…”

Erdoğan, CHP’yi ise “para sayma görüntüleri” ve yaptığı ittifak tercihleri üzerinden eleştirdi. CHP’nin yerel seçimlerde de “adını koyamadıkları kirli bir pazarlığa giriştiğini” savunan Erdoğan, şu görüşleri dile getirdi:

“Kapağını kaldırdıkça yeni şeyler çıkan bir matruşka ittifakı. Bundan seçmenin haberi yok… Yeni adıyla DEM’e oy veren vatandaşlarımızla CHP’ye oy veren vatandaşlarımız bu kirli ilişkiyi içlerine sindiremiyor… Bir de ortaya deste deste dolarla, eurolar çıktı. Mahkemelerde hesap veriyorlar. CHP’de hiçbir Allah’ın kulu izahını yapamadı. Son derece makul soruları cevaplamak yerine suçu AK Parti’ye yüklemeye çalıştılar.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Ankara’da düzenlediği mitingde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle: “Moskova’da gerçekleştirilen terör saldırısı dolayısıyla Rusya’ya taziyelerimizi iletiyoruz. Bu menfur terör saldırısını şiddetle kınıyoruz. Faili kim olursa olsun terör kabul edilemez. Terörün kanlı ve kalleş yüzünü çok iyi bilen bir ülke olarak Rus halkının acısını paylaşıyoruz. Teröre karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.

Ankara’da katılım 200 bin. 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı’na verdikleri destek için teşekkür ediyorum. Milletvekilliğinde yüzde 47, Cumhurbaşkanlığı’nda yüzde 49’luk oy oranları ile milli irade bayrağını burçlara bir kez daha diktiniz. 31 Mart’ta Ankara’yla aramızdaki muhabbetin derinliğine uygun bir sonuçla bunu telafi edeceğiz.

Ankara’nın başkent oluşu tesadüf değildir. Ankara, bir bozkır kasabasıydı diyerek bu şehri küçümseyenler, onun geçmişinden habersizler. Ankara ahilerinin mücadelesi bile bu şehri tarihte seçkin bir yere taşımaya yeter. Ankara mazlumların ümidi olmaya devam edecektir.

Biz de bu dünya şehrine layık olmaya çalışıyoruz. Bu şehir devletin gücü sıfatıyla sahip olduğu kamu gücünden ibaret değil. Ülkemizin parlayan yıldızı… Bugün burada sadece Ankara’ya, sadece ülkemize değil, tüm dünyaya mesaj veriyorsunuz. Burayı kim yaptı? Murat Kurum kardeşimiz burayı yaptı. Murat Kurum şimdi İstanbul’da. İstanbul’u kazanmak Murat kardeşimize yakışır. Keçiören’de de Turgut Altınok kardeşimiz damgasını vurdu.

Bir asır önce düşman Ankara’nın kapısına kadar dayanmıştı. O zor günlerde ortaya konan güçlü iradenin yankıları devam ediyor. Aynı irade 15 Temmuz gecesi darbecileri sokaklara çıktığına pişman eden ruhun adıdır. Bu ruh hem Milli Mücadele’yi kazandı hem Cumhuriyet’i kurdu hem atılımlarımıza ilham oldu.

Ülkenin her karışını ördüğümüz yatırımlarımızın hazırlıklarını Ankara’da yaptık. Hazırladığımız 2023 hedeflerimizi Ankara ile fiiliyata geçirdik. Aynı hissiyatı, heyecanı, azmi görüyorum. Ankara Türkiye Yüzyılı’nın inşasına hazır. Türkiye Yüzyılı ile ülkemizi dünyanın devler ligine yükseltme mücadelemizde bizimle yol yürüyeceğinize inanıyorum.

Ankara’yı bilmek, anlamak, sevmek önemli. Ankara’yı tüm vasıflarına uygun eser ve hizmetlerle donatmaktır. Mevcut Ankara Belediye Başkanı 5 yılda ne yaptı? Yollarımızın hali ortada; çöp, çukur, çamur. Bundan başkasını yapamaz. İstanbul’da da öyle. Bunlardan artık kurtulalım. 5 yıl boşuna geçti. 31 Mart çok önemli. Nedir bu yavaşlardan çektiğimiz?

Ankara’yı taşlarına, dar sokaklarına bakıp gözyaşlarımızı silip başkent yapmış olabiliriz. Ama Ankara’yı aynı vizyonsuzlara teslim etmek zorunda değiliz. Ankara her şeyin en güzeline, en modernine layıktır. Türkiye Yüzyılı’na hazırlamayı vadediyoruz. Başkentimizi huzurla ‘işte benim şehrim’ diyeceği konuma getirmek amacındayız. Ankara buraya gelen, herkesin hayranlık duyacağı bir şehir olmalı. Caddeleriyle, parklarıyla, ulaşımıyla, altyapısıyla, sosyal ve kültürel donatılarıyla hepimizin gurur duyacağı bir Ankara’nın peşindeyiz. Türkiye’ye yakışır bir başkent için 31 Mart’ta…

Demokrasi ve kalkınma yolculuğu uzun ve meşakkatlidir. Türkiye pek çok kesintiler yaşamıştır. Kayıpların telafisi son 21 yılda mümkün olmuştur. Ülkemizi büyütmek ve güçlendirmek, hak ve özgürlükleri genişletmek için attığımız her adımda nice engellemelerle karşılaştık. Bunların bir kısmını bertaraf ettik, bir kısmının üstünden beden ödeyerek geldik.

“CHP’nin tutumu endişe verici”

Emperyalistlerin sergilediği oyunlara içeriden destek veren figüranlar da çıktı. Gece gündüz Türkiye aleyhinde çalışanlar var. CHP’nin takındığı tutum ülkemiz adına endişe verici. Tek parti döneminde işlediği günahları bir kenara koyuyorum. Son 21 yılda bu parti bir dönem vesayetin sözcülüğünü yürüttü. FETÖ ihanet çetesinin taşeronluğunu üstlendi. PKK’nın ve Suriye’deki uzantılarının savunuculuğuna soyundu. ABD’nin, Avrupa’nın sesi oldu.

Geçtiğimiz mayıs ayındaki seçimlerde kurulan tuhaf ittifakı hatırlıyor musunuz? Ne oldu? Hepsi dağıldı mı? Bu altılı masadan parlamentoya giren var mı? Benim milletim istemezse hiçbir şey olmaz. Bay bay Kemal ne oldu? Bunların hepsinin akıbeti aynı olacak.

CHP gizli saklı işbirliği yapmıştı. Bu seçimde de adını koyamadıkları kirli bir pazarlığa giriştiler. Kapağını kaldırdıkça yeni şeyler çıkan bir matruşka ittifakı. Bundan seçmenin haberi yok. Yeni adıyla DEM’e oy veren vatandaşlarımızla CHP’ye oy veren vatandaşlarımız bu kirli ilişkiyi içlerine sindiremiyor.

Bir de ortaya deste deste dolarla, eurolar çıktı. Mahkemelerde hesap veriyorlar. CHP’de hiçbir Allah’ın kulu izahını yapamadı. Son derece makul soruları cevaplamak yerine suçu AK Parti’ye yüklemeye çalıştılar. Türk siyaseti çok yüzsüzlük, pişmanlık, utanmazlık gördü ama böylesiyle ilk defa karşılaşıyoruz.

Genel başkanı darbe çığırtkanlığı yapıyor, bir diğeri terör örgütünü övüyor, ötekisi tembelliğine methiye düzer. Böyle ana muhalefet partisi olur mu? CHP amblemi altında seçime girenler, kendilerini bunların vebalinden kurtarabilir mi? Milletimiz 31 Mart’ta CHP’ye de DEM’e de ortada dolananlara da hak ettiği cevabı verecektir.”

Turgut Altınok vaatlerini anlattı

Büyükşehir adayı Turgut Altınok ise konuşmasında seçilmesi halinde yaşama geçireceği vaatleri anlattı. Ankara’da trafik, ulaşım sorununu çözeceklerini kaydeden Altınok, emeklilerin belediye otobüslerinden sınırsız olarak ücretsiz yararlanacağını söyledi. Yavaş’ın emeklilere bin lira destek sözüne göndermede bulunan Altınok, seçilmesi halinde 15 Nisan’da emeklilere 5 bin lira destek vaat etti.

Halen evi olmayan 20 bin kişiyi “kira öder gibi ev sahibi” yapacaklarını belirten Altınok “Ankara’nın köylerini Avrupa’nın köyleri gibi yapacağız. Uzaya astronot gönderdik, Ankara’da 21. asırda hala suyu kanalizasyonu olmayan köyler var. Ankara buna layık değil” dedi.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan ’17 Bakan’ Eleştirisi: Toplanmışlar, İstanbul’a Gelmişler

Silivri’de halka seslenen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 17 bakanın İstanbul’a seçim çalışması yapmasını eleştirerek, “Toplanmışlar, Ankara’dan İstanbul’a gelmişler. Bütün bakanlar burada. Sanki Türkiye’nin dış ilişkilerle ilgili hiçbir sorunu yok. Dışişleri Bakanı burada. İçişleri Bakanı burada. Yetmez; Sağlık Bakanı burada. Daha da yetmez; Adalet Bakanı burada” dedi ve ekledi:

“Yahu hepiniz toplandınız, geldiniz. Hepiniz gelin, önemli değil. Ama adayınıza yazık, adayınıza. Bu kadar küçük düşürmeyin. Bakın küçük düşürmeyin. Bu neye benziyor biliyor musunuz? ‘Toplanalım Silivri’ye gidelim.’ Kardeşim, bizim burada aslan gibi başkanımız var, ekip arkadaşları var, ilçe başkanı var, meclis üyeleri var; çalışıyor. Biz seçim boyunca iki defa geliriz, yeter. Ama onlar, Ankara’dan toplanmış gelmişler. E iyi yapmışlar, hoş gelmişler.”

İmamoğlu konuşmasının devamında, “Dertleri ne biliyor musunuz? Bunların derdi, milletin seçim kazanması değil. Bunların derdi, bir avuç insanın seçim kazanması. Korkuyorlar. En çok da neden korkuyorlar biliyor musunuz? Bir kişiye hesap verememekten, bir kişiye. Bizim bir tek Allah korkumuz var. Bir de milletimize mahcup olma korkumuz var. Onun dışında Allah kulundan korkmayız biz. Biz, 100 yıl önce, bu topraklara Cumhuriyeti emanet eden, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığından giden, Cumhuriyetin, milletin evlatlarıyız. Bundan hiç vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, yerel seçimler kapsamında partisinin Silivri halk buluşmasında konuştu. İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yaklaşık 1 hafta sonra sandığa gidileceğiz. Sandıktan çıkacak sonuç, hepimizin tabii ki başının üstüne. Biz, milletçe seçim sonuçlarını saygıyla karşılamayı biliriz. Öyle değil mi? sonuç ne olursa olsun, vatandaşlar olarak, birbirimize saygı gösteririz; öyle değil mi? Ama bu ülkede sonuçları beğenmediği zaman, seçimleri yok sayan bir anlayış var.

Aynı zarftan dört pusula çıkarıp, sadece birini geçersiz sayan ve geçersiz gösteren o anlayışı hatırlıyoruz değil mi? Seçimi iptal ettirdi. Bununla yetinmedi ne yaptı? Bizi çalmakla suçladı. Sandık görevlilerini terörist ilan etti. ‘Hırsız’ dedi mi? İftira attı mı? Ama ne yaparlarsa yapsınlar, mahkemeden döndü, milletten döndü. Millet, onlara yalanlarının bedellerini ödetti mi? İşte hep söyledik; o iftiraları, yalanları söylemeyin. Onlar ne yaptılar? Yalanları söylediler, iftiraları attılar. Seçim bitti, 806 bin oy farkı yediler. Millet gereken cevabı verdi. Hiçbir şey yokmuş gibi seçimden sonra ne dedi; hatırlayın? ‘Siyaseten söyledik’ dediler. Birine siyaseten yalan söylenir mi? Birine siyaseten iftira atılır mı? Böyle bir şey olabilir mi?

2019’da neyseler, bugün de aynısını yapıyorlar. Dürüst ve adil değildiler; bugün de değiller. O zaman da demokrat değildiler, bugün de değiller. O zaman da kumpas yaptılar, öyle değil mi? Bugün de yapıyorlar. Kurgular, kışkırtmalar… Seçimi bütün bu ayak oyunlarıyla kazanmaya çalışıyorlar. Ama 31 Mart; yalanla, iftirayla milleti bölmeyle, ayrıştırmayla siyasetin hangi günü biliyor musunuz? Onların hepsini tarihe gömme günü. Tarihe gömeceğiz. Siz, ayrımcılık yapanı değil, birleştireni seçeceksiniz. Onlar particilik yapıyorlar, partizanlık yapıyorlar. Ama siz, partizanları değil, belediyecilik yapanı seçeceksiniz. Çünkü siz, farkı gördünüz. İcraat nasıl yapılır, gördünüz.

Burayı, başka partili değil görmezden gelmedik. Burada bazı konularda bizi yok saysalar da arkamızdan kötü konuşsalar da ekranda siyaset yapsalar da biz, Silivri halkına hizmet etmekte en önde koştuk. 39 ilçede aynısını koştuk. İstanbul’da çok çalıştık. İcraatçı, halkçı belediyeciliği size yaşatmak istedik. Şimdi o icraatçı, halkçı, cumhuriyetçi, vatandaşını seven, insanını seven, siyasi talimat geldiğinde ‘pıt’ deyip susan değil, vatandaşının hakkını arayan, hukukunu koruyan bir Belediye Başkanı İstanbul’da.

Ekrem İmamoğlu İstanbul’da, Bora Balcıoğlu Silivri’de belediye başkanı olacak. Biz, kim hangi partiden, hangi görüşten, hangi inançtan; dönüp bakmadık, bakmayız. Böyle bir şeyi aklımızın ucuna getirmeyiz. Canla, başla çalışırız. O sayede biz, Silivri’ye 5 yılda, yıllardır görmediği hizmeti sunduk. Bunlar, her yolu kendine mubah görsünler; biz çalışmaya devam edeceğiz.

Toplanmışlar, Ankara’dan İstanbul’a gelmişler. Bütün bakanlar burada. Sanki Türkiye’nin dış ilişkilerle ilgili hiçbir sorunu yok. Dışişleri Bakanı burada. İçişleri Bakanı burada. Yetmez; Sağlık Bakanı burada. Daha da yetmez; Adalet Bakanı burada. Yahu hepiniz toplandınız, geldiniz. Hepiniz gelin, önemli değil. Ama adayınıza yazık, adayınıza. Bu kadar küçük düşürmeyin. Bakın küçük düşürmeyin. Bu neye benziyor biliyor musunuz? ‘Toplanalım Silivri’ye gidelim.’ Kardeşim, bizim burada aslan gibi başkanımız var, ekip arkadaşları var, ilçe başkanı var, meclis üyeleri var; çalışıyor.

“Korkuyorlar”

Biz seçim boyunca iki defa geliriz, yeter. Ama onlar, Ankara’dan toplanmış gelmişler. E iyi yapmışlar, hoş gelmişler. Dertleri ne biliyor musunuz? Bunların derdi, milletin seçim kazanması değil. Bunların derdi, bir avuç insanın seçim kazanması. Korkuyorlar. En çok da neden korkuyorlar biliyor musunuz? Bir kişiye hesap verememekten, bir kişiye. Bizim bir tek Allah korkumuz var. Bir de milletimize mahcup olma korkumuz var. Onun dışında Allah kulundan korkmayız biz. Biz, 100 yıl önce, bu topraklara Cumhuriyeti emanet eden, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığından giden, Cumhuriyetin, milletin evlatlarıyız. Bundan hiç vazgeçmeyeceğiz.

Silivri’de; Selimpaşa’dan Ortaköy’e, Kadıköy’den Çanta’ya, Seymen’den Silivri’nin merkezine kadar hemen her noktayı sayabilirim. O bir tane sayamaz, onu söyleyeyim. Listeyi verseniz okuyamaz. Vallahi ‘Ortaköy’ deseniz, zanneder ki bu Beşiktaş’taki Ortaköy, üstünü çizer. ‘Kadıköy’ deseniz; zanneder öbür Kadıköy, üstünü çizer. ‘Arkadaşlar yanlış yazmış’ der, söyleyeyim. Neyse, daha fazla bahsetmeyelim. Şimdi onun da canını sıkmayalım, inşallah 31 Mart’ı çıkarsın, bir hayat dersi alsın.

Zaten Sayın Cumhurbaşkanı ona ne dedi televizyonda? Hatırlayın. Bakın bunu anlatacağım. Ne dedi? ‘Metrolara sahip çık ha’ dedi. Yahu, sanki kendi babasının malına sahip çıkacak. Yahu, onu yapan bakanlık kimin? Milletin. Benim, senin; öyle değil mi? Bizim yaptığımız metrolar kimin? Senin, benim, milletin; öyle değil mi? O diyor, ‘Sahip çık’ ona. Ben de dedim ki, ‘Yeni görevi belli oldu. İstanbul merkezden Gayrettepe’den, Halkalı’dan İstanbul Havalimanı’na gidecek metroların herhalde güvenlik şefi yapacak onu’ dedim. Bu kadar anlayışları bozulmuş bir düzene, artık kendi görevlerini hatırlama zamanı. Geçmişten bugüne notlarını verdiğiniz bu insanlara, 31 Mart’ta, hak ettikleri notu verecek misiniz? Tabii ki sıfır değil mi?

“Onlar ‘kanal’ diyor, biz ‘İstanbul’ diyoruz”

Onlar ‘kanal’ diyor, biz ‘İstanbul’ diyoruz. Yatıyorlar, kalkıyorlar ‘kanal.’ Gündemlerinde yokmuş gibi davranıyorlar ama inanmayın. İnanmıyorsunuz değil mi? Allah korusun; sakın ha. Çünkü onlar, Kanal İstanbul’u yapmaya mecburdurlar. Şimdi bakın; ne Büyükşehir adayları ‘Kanala karşıyım’ diyebilir ne buradaki ne Silivri’deki ne başka bir yerdeki diyemez. Korkarlar, fırça yerler diye. Öyle değil mi? Onun için, bir yandan ihalelere devam ediyorlar. Verilmiş sözleri var, taahhütleri var. Hem de çoğu yurt dışından, buradan da değil.

Onlar İstanbul’un kaynaklarını yerli, yabancı, bir avuç insana aktarmaya çalışıyorlar. Vatandaşa kaşıkla verdiklerini, kepçeyle geri alıyorlar. Size söz; şart olsun, görevimin son anına kadar, milletimin en zor anında yanında olacağım. Milletin parasını, millet vereceğiz. Ben, halka ait alanları halka açacağım. Ben İstanbul’un muhafızı olmayı, bu şehrin doğal ve tarihi zenginliklerine gözüm gibi bakmayı bilirim. Siz beni bu şehri israftan, ranttan, ihanetten koruyun diye işbaşına getirdiniz; öyle değil mi? Ben sizin yüzünüzü kara çıkarmayacağım. Yeter ki siz bizim arkamızda durun, bizi desteklemeye devam edin. Ben size layık olmaya devam edeceğim.

5 yılda 25 yıla bedel iş yaptık, 10 yılda 50 yıla bedel iş yapacağız. Bizi engellemeye çalıştılar. Başaramayacaklar. Yeter ki siz onlara izin vermeyin. Yeter ki siz, 31 Mart’ta israfçıları tarihe gömün. Yeter ki siz, rantçıları tarihe gömün. Bir daha ‘israf, rant’ diyen insanlar, İstanbul’da bir göreve gelemeyecekler. İstanbul’da, bir daha ihaneti gözünden okuduğunuz hiç kimseyi, bu şehirde yönetime getirmeyeceksiniz. Bu şehir artık bağışıklık kazandı, bağışıklık; bu virüslere karşı bağışıklık kazandı. 5 yıl boyunca bunu öğrendi. Dolayısıyla, bir avuç insana çalışana, asla oy vermeyin. Onlara oy vermemek yetmez. Oylarınızı, güçlerinizi birleştirin.

Birleşe birleşe kazanacağız. Silivri, birleşe birleşe kazanacağız. Particilik zamanı değil. Zaman, birlikte olma zamanı. Zaman, hep birlikte mücadele etme zamanı. Zaman, İstanbul ittifakı zamanı. Zaman, halkçı büyük bir ittifak kurmanın zamanı. Zaman, vicdan ittifakı kurma zamanı. Süreç, partiler ötesi bir süreçtir. Onların gözü, ranttan başka bir şey görmüyor. Biz ise, 16 milyon vicdanlı mert, çalışkan, İstanbul’un muhafızı, milletin ittifakının neferleriyiz. Biz kazanacağız. 31 Mart’ta millet kazanacak. 16 milyon kazanacak. İnşallah mertlik kazanacak, mertlik. Belediyecilik kazanacak. Hep birlikte kazanacağız.”

Paylaşın

Leyla Zana: Biz Kimsenin Kölesi De Düşmanı Da Değiliz

Yerel seçimler kapsamında Diyarbakır Hazro’da halka seslenen Leyla Zana, “Hiçbir zora başvurmadan toplum içindeki bütün problemleri diyalog kurarak, birlikte akıl yürüterek çözmek mümkündür” dedi ve ekledi:

“Yeter ki duyabilsinler, kadim halkın sesine kulak kabartsınlar. Biz kimsenin kölesi de düşmanı da değiliz. Biz barış içinde, huzur içinde adaletli bir şekilde var olalım, kendimizi koruyalım ve diğer arkadaşlarımıza da  saygı duyalım. Çünkü her halk saygıyı hak ediyor.”

Leyla Zana, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır İl Eşbaşkanları, Büyükşehir belediye eşbaşkan adayları ile seçim çalışmalarına başladı.

Bu kapsamda DEM Parti Hazro seçim bürosunda konuşan Leyla Zana, “Biz bin 400 yıldır, bu inançla ayakta kalmışız. Kürtler hiçbir zaman İslami inancını siyaset malzemesi yapmamıştır. Kendileri ve Allah arasında inancını yaşamıştır. En güzel şeyde o dur ki insan inancını kendisi ve Rabbi arasında bıraksın. İnsan inancını kirli siyasetin emrine sokmamalıdır. Hezro’ya ne zaman gelsem aklıma dedelerimiz gelir.

Medreselerde küçük çocuklarla birlikte sadece ibadet edilirdi. Onlara terbiye, temiz ahlak öğretiyorlardı. Merhamet öğretiyorlardı. Bugün eğer siyaset boğulmuş ise bu söylediklerim yerine getirilmediği içindir. Ahlaktan bahsediyorlar ama ahlak bırakmamışlar. Temiz dilden bahsediyorlar, dillerinden kin akıyor. Barıştan bahsediyorlar ama savaştan başka bir şey yapmıyorlar” dedi.

Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, Zana şöyle devam etti: “Hezro ben inanıyorum ki siz hiçbir zaman bizi utandırmadınız bizde hiçbir zaman sizi utandırmadık. Takatimiz olduğu müddetçe hem toplumsal hem de ulusal birlik alanında mücadele etmişiz. Hatırlıyorum. Biz ilk Newroz’u kutladığımızda 150 kişiydik. Bugün milyonlar alanda, bu sizin başarınızdır, sizin gücünüzdür.

Ben inanıyorum ki siz yine misyonunuzu yerine getireceksiniz. Bu bizden irademizi isteyen sistem partileri ancak bize diyorlar ki, ancak siz olmayın, görünmeyin. Bu dönemde siz büyük bir cevap ile iradenize sahip çıkın. Parti kimsenin malı değildir. Halkın emeğiyle kurulmuştur. Halkındır, halkın gençlerinin, kadınlarının emeğiyle kurulmuştur.”

Erdoğan’ın ismini vermeden “Biz milletin hizmetkarıyız” sözlerine atıfta bulunan Zana, “Bu sözü de bizden öğrenmişler. Biz ilk kez konuşmalarımızda bunu kullandık. Ben inanıyorum ki halk kendi iradesine sahip çıkacaktır. Bir kez daha Kürtler olarak el ele, omuz omuza vererek, irademizi bir yapalım. Siz bunu yaparsanız, inanın ki barışın yolu da açılacaktır. Kıymetiniz de olacaktır. Herkes diyecek biz nasıl onların desteğini alabiliriz. Kimse bize diyemez; ‘tıpış tıpış oy kullanacaksınız.’ Onlar diyor ki biz ne söylersek Kürtler arkamızdan gelecek. Ama biz diyoruz ki kimsenin arkasından gitmiyoruz. Birlikte başaracağız” şeklinde konuştu.

Ardından Zana ve beraberindekiler Dedaş mahallesine geçti. Dedaş köyünde il eşbaşkanları, büyükşehir belediye eşbaşkan adayları halkı selamladı. Ardından söz alan Borkayi ailesinden Fahreddin Canbeyi, dini siyasete alet edenleri eleştirerek, halkı kendinden olana sahip çıkmaya çağırdı.

Son olarak konuşan Kürt siyasetçi Leyla Zana ise, “‘Kürtleri kandırabiliriz diyorlar’  onlara artık yeter diyeceğiz. İnsan iradesine sahip çıkarsa Allah’ta ona sahip çıkar. Kendimize, dilimize, onurumuza sahip çıkalım” dedi.

“Ben Kürtçeyi copların vurulduğu anlarda öğrendim, zorlandığım anlarda öğrendim” diyen Zana, “Ama Cengiz Çandar arkadaşımız gönüllülük temellinde öğreniyor. En güzeli gönüllü öğrenmektir. Hiçbir zora başvurmadan toplum içindeki bütün problemleri diyalog kurarak, birlikte akıl yürüterek çözmek mümkündür. Yeter ki duyabilsinler, kadim halkın sesine kulak kabartsınlar. Biz kimsenin kölesi de düşmanı da değiliz. Biz barış içinde, huzur içinde adaletli bir şekilde var olalım, kendimizi koruyalım ve diğer arkadaşlarımıza da  saygı duyalım. Çünkü her halk saygıyı hak ediyor” ifadelerin kullandı.

Gençlere seslenen Zana, “Bundan 50 yıl önce anneleriniz, babalarınız yaşamın nasıl ortaklaşabileceğini yeterince idrak edemediler. Kadın hep aşağılandığı, dört duvar arasında olduğu için yıprandı. Suçlamıyorum ama şimdi ki zaman farklı zaman. Zaman sizlerin zamanıdır” dedi.

İftardan sonra herkesi 1 kişiyi ikna etmek için çalışmaya çıkmaya davet eden Zana, “Bunu başardığımız da bu seçimi kazanmışız, demektir. Sizlere olan güvenimi hiç kaybetmedim. Çünkü siz deryasınız, biz çeşmeyiz. Onun için huzur içinde, paylaşımcı, adaletli bir yaşam. En güzeli olan özgürce bir yaşamda buluşmak üzere hepinize selamlar saygılar sunuyorum” diye konuştu.

Paylaşın

2028’de Cumhurbaşkanı Adayı Olacak Mı? Mansur Yavaş Açıkladı

2028 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin konuşan ABB Başkanı Mansur Yavaş, “Şu anda bunu konuşmak mümkün değil ama kendi yorumunu yapmış. Onlar cumhurbaşkanlığı düşündüğü için az hizmet etmiş diyorlar” dedi ve ekledi:

“Benim hiç öyle açıklamam olmadı. Ben altılı masa karar verirse olur demiştim. Seçimlerde cumhurbaşkanlığı yardımcısı sıfatıyla katıldığımız mitinglerde ben sadece 12,5 gün izinli oldum ve o ay maaşımı da almadım.”

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara adayı Mansur Yavaş, Sözcü TV Özel Röportaj programında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yavaş’ın 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin soruya verdiği yanıt dikkat çekti.

Yavaş, 2028 cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili konuşan ve gelecek seçimlerde İmamoğlu-Yavaş rekabeti mi olacak sorusuna da şöyle yanıt verdi:

“Şu anda bunu konuşmak mümkün değil ama kendi yorumunu yapmış. Onlar cumhurbaşkanlığı düşündüğü için az hizmet etmiş diyorlar. Benim hiç öyle açıklamam olmadı. Ben altılı masa karar verirse olur demiştim. Seçimlerde cumhurbaşkanlığı yardımcısı sıfatıyla katıldığımız mitinglerde ben sadece 12,5 gün izinli oldum ve o ay maaşımı da almadım.”

Ekrem İmamoğlu’na rakip olacak mı?

Yavaş, konuşmasının devamında, “O nedenle rekabet olacak falan diye şimdiden herhalde gönülleri öyle istiyor. Bizim aramızda rekabet falan olmaz. Görevde olduğum sürece Ankara için son dakikaya kadar çalışmamı yapacağım. Tek amacım güzel bir isim bırakmak, Ankara’da” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

IŞİD’den Moskova’da Silahlı Saldırı: En Az 133 Ölü

Rusya’nın başkenti Moskova’da yer alan bir konser salonuna düzenlenen silahlı saldırıda, en az 133 kişi hayatını kaybederken, 133’den fazla kişi de yaralandı. Saldırıyı IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) üstlendi.

Haber Merkezi / IŞİD ile bağlantılı Amaq ajansı tarafından Telegram’da paylaşılan kısa açıklamada saldırı üstlenildi; ancak açıklamada, bu iddiayı desteklemek için bir delil ortaya konmadı.

Rusya medyası da saldırının IŞİD tarafından üstlenildiğine dair güvenilir bir bilgi olmadığını belirtiyor. Rusya’nın İngilizca yayın yapan haber kanalı Russia Today de saldırıyı henüz üstlenenin olmadığını duyurdu.

Öte yandan Reuters haber ajansı adını paylaşmadığı bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde ABD’nin saldırıyı IŞİD’in Horasan kolunun gerçekleştirdiğine dair istihbarat bilgisi olduğunu belirtti. Aynı yetkili ABD’nin Rusya’yı saldırı konusunda geride bıraktığımız haftalar içerisine uyardığını da söyledi.

Moskova’daki saldırı, 2004 yılında militanların aralarında yüzlerce çocuğun da olduğu binden fazla kişiyi rehin aldığı Beslan okul kuşatması olarak tarihe geçen saldırıdan bu yanaki en ağır saldırılardan biri.

Rus basınına göre, kamuflaj kıyafetli en az 5 kişi Crocus City alışveriş merkezindeki konser salonu yakınlarında ateş açtı. O sırada “Picnic” adlı bir müzik grubunun konseri vardı. TASS haber ajansı da ateş açılan binada patlama olduğunu ve yangın çıktığını bildirdi.

11 gözaltı

Reuters haber ajansının aktardığına göre, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Devlet Başkanı Vladimir Putin’e saldırıyla bağlantılı olarak 11 şüphelinin gözaltına alındığı bilgisini verdi. Rusya’nın Interfax haber ajansı da Kremlin’e dayandırdığı haberinde, saldırıyla bağlantılı olarak ‘daha fazla suç ortağının tespiti için çalışma yapıldığını’ aktardı.

Putin: Dikkatlice planlanmış bir terör saldırısı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, saldırısının ardından ilk kez konuştu. Tüm saldırganların yakalandığını belirten Rusya Devlet Başkanı Putin, “Saldırganlar Ukrayna’ya kaçmaya çalışıyorlardı” dedi. “Düşmanlarımız bizi bölemeyecek” ifadelerini kullanan Rus lider Putin, “Dikkatlice planlanmış bir terör saldırısının yanı sıra önceden hazırlanmış bir toplu insan katliamıyla karşılaştık” dedi.

Bu saldırı emrini veren herkesin cezalandırılacağını belirten Putin, “Rusya’ya, halkımıza yönelik bu saldırıyı hazırlayan, teröristlerin arkasında duran herkesi tespit edip cezalandıracağız” ifadelerini kullandı. 24 Mart gününü yas günü ilan ettiklerini duyuran Putin, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diledi.

Türkiye, saldırıyı kınadı

Türkiye, Moskova’daki saldırıyı kınadı. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, saldırıda çok sayıda ölü ve yaralı olduğunun üzüntüyle öğrenildiği belirtildi. Açıklamada, “Masum sivilleri hedef alan bu menfur terör saldırısını şiddetle kınıyoruz. Rus halkına ve Rusya hükümetine en derin taziyelerimizi sunuyoruz” denildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile telefonda görüşerek saldırı nedeniyle başsağlığı diledi. Fidan, Lavrov’a, Türkiye’nin saldırıyı kınadığını belirterek, Rus halkı ve hükümetine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Türk halkının başsağlığı dileklerini iletti.

“Ukrayna bağlantısına dair bir işaret yok”

Olayın hemen ardından ABD yönetimi, olayda Ukrayna bağlantısına dair bir işaret bulunmadığını açıkladı. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, “Açılan ateşte Ukrayna’nın ya da Ukraynalıların dahli olduğuna dair bu sefer bir işaret bulunmamakta” ifadelerini kullandı.

Olayın detaylarıyla ilgili konuşabilmek için henüz çok erken olduğunu belirten Kirby, “Ancak görüntüler dehşet verici. Düşüncelerimiz bu korkunç silahlı saldırının kurbanlarıyla. Haberi daha almamış anneler babalar, ağabey ve ablalar, kız ve erkek çocuklar var. Bu çok zor bir gün olacak” diye konuştu.

Saldırıyla ilgili Ukrayna’dan da açıklama geldi. Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin baş danışmanı Mihail Podolyak, Ukrayna’nın olayla hiçbir bağlantısının bulunmadığını belirtti.

“Washinton nereden biliyor?”

Rusya Dışişleri Bakanlığı, olayı “terör saldırısı” olarak nitelendirerek tüm dünyaca kınanması gerektiğini kaydetti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova, Kirby’nin açıklamasına tepki göstererek “Washington’daki yetkililer daha bir trajedinin ortasındayken neye dayanarak birinin masumiyetiyle ilgili çıkarımda bulunabiliyor?” sorusunu yöneltti. Zakharova, Washington’ın elinde bilgiler varsa bunu Rusya ile paylaşması ya da bu tür açıklamalarda bulunmaya son vermesi gerektiğini söyledi.

Moskova’daki ABD Büyükelçiliği, 7 Mart’ta yaptığı açıklamada “aşırılıkçıların” Moskova’da saldırı planları yaptığına dair uyararak ABD vatandaşlarının Moskova’daki kalabalık yerlerden uzak durmaları tavsiyesinde bulunmuştu.

Saldırının arkasında kim var?

Cuma günü kısa bir açıklama yapan IŞİD saldırıyı üstlendi. Cumartesi günü ise saldırganlara ait olduğunu öne sürdüğü ve dört maskeli erkeğin yer aldığı bir fotoğraf paylaştı.

Rus yetkililer, saldırıyı IŞİD’in üstlenmesine dair bir açıklama yapmadı. ABD iki hafta önce Moskova’da büyük etkinliklerin hedef alınabileceğine dair bir uyarı yayımlamıştı. Rus yetkililer, ABD’nin paylaştığı istihbarat bilgisinde pek bir detay olmadığını belirtti.

Vladimir Putin geçen hafta yaptığı bir konuşmada “Batılı kurumların Rusya’da terör saldırısı düzenlenebileceğine dair son dönemde yaptığı provokatif açıklamalar bir şantaj niteliğindedir. Amacı toplumumuzu sindirmek ve istikrarsızlaştırmaktır” demişti.

ABD saldırının arkasında IŞİD’in Horasan kolu olan IŞİD-H’nin olduğunu söyledi. Örgütün bu kolu, eskiden Horasan olarak adlandırılan bölgede bir halifelik kurmak istiyor. Örgütün hak iddia ettiği topraklar Afganistan, Pakistan, Türkmenistan, Tacikistan, Özbekistan ve İran’ı kapsıyor.

New York Times’a konuşan terörizmle mücadele analisti Colin Clarke “IŞİD-H iki yıldır Rusya’ya odaklanmış durumda” diyor ve ekliyor: Örgüt Kremlin’i Afganistan, Çeçenistan ve Suriye’deki müdahaleleri nedeniyle eleştiriyor, Müslümanları katlettiğini söylüyor.

Putin saldırganların Ukrayna’ya kaçmaya çalışırken yakalandığını söyledi, “İlk bulgulara göre Ukrayna tarafında onlar için bir geçiş hazırlanmıştı” dedi. Ukrayna ise bu iddiayı reddetti, “son derece absürt” diye niteledi.

Paylaşın

Vincenzo Montella: Performanstan Memnunum

Macaristan karşılaşması sonrası açıklamalarda bulunan A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, “Genel performanstan memnun olduğumu söyleyebilirim. Macaristan’ın son maçlarına göre onlara çok az fırsat verdik. Kurgusal oyuna geldiğimizde çok memnun olduğumu söyleyebilirim” dedi.

Haber Merkezi /EURO 2024 (Avrupa Futbol Şampiyonası) hazırlıkları kapsamında Macaristan ile Türkiye, Puskas Arena’da karşı karşıya geldi. Hakem Bartosz Frankowski’nin yönettiği karşılaşmadan Türkiye, 1-0 mağlup ayrıldı. Macaristan’a galibiyeti getiren golü 48. dakikada penaltıdan Szoboszlai attı.

A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, karşılaşma sonrası yaptığı açıklamada, “Genel performanstan memnun olduğumu söyleyebilirim. Macaristan’ın son maçlarına göre onlara çok az fırsat verdik. Kurgusal oyuna geldiğimizde çok memnun olduğumu söyleyebilirim. Galler maçına göre sahada çok daha iyi duran bir takımımız vardı. Bizim için çok iyi biri test oldu.

Çok tempolu geçen bir maçtı. Maçın sonucu sadece kötü bir pozisyondan doğdu. Aslında rakibin ceza sahasında da ona benzer bir pozisyon yaşandı. Sadece o pozisyondan dolayı kaybettik. Çok fazla gol kaçırdık, futbolda maalesef böyle şeyler olabiliyor, oraya gelip o pozisyonları bulmak ve değerlendirmek gerek.” ifadelerini kullandı.

Montella, Hakan Çalhanoğlu’nun performansıyla ilgili gelen bir soruyu ise “Hakan’ın çok olgun bir futbolcu olduğunu hepimiz biliyoruz. Ne zaman oyunu hızlandırması ve yavaşlatması gerektiğini çok iyi biliyor. Şu andan itibaren Hakan’a bir eleştiri gelirse bunu anlayamayacağımı söyleyebilirim. Çünkü gerçekten muazzam bir futbolcudan bahsediyoruz.” şeklinde yanıtladı.

Vincenzo Montella, Avusturya maçında ilk 11’de büyük bir değişiklik olup olmayacağı sorusuna da “Hepsi oynamayı hak ediyor. İyi bir değerlendirme yaptıktan sonra kararlarımı vereceğim.” cevabını verdi.

Paylaşın