“Dört Büyükler” Toplam 4,5 Milyar Lira Zarar Etti

‘Dört Büyükler’ olarak bilinen Süper Lig ekiplerinden Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor, 2024-25 sezonunu toplam 4 milyar 473 milyon 454 bin lira zararla kapattı.

Dört kulüp tarafından Kamuoyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan bildirimlere göre, en fazla zarar açıklayan kulüp, 1 milyar 546 milyon 97 bin lira ile Trabzonspor oldu.

Süper Lig’in dört büyük kulübü, 2024-2025 sezonuna ait mali tablolarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan finansal raporlar, Türk futbolunun devlerinin büyük zararlar yaşadığını ortaya koydu. Son 12 aylık dönemde, 4 büyük takım da zarar açıklarken en yüksek kaybı Trabzonspor yaşadı.

Finansal raporlarını ilk açıklayan kulüp olan Fenerbahçe, 31 Mayıs 2025 itibariyle sona eren 12 aylık mali dönemde 764 milyon 627 bin TL zarar ettiğini duyurdu. Sarı-lacivertliler, geçen yıl aynı dönemde 2 milyar 149 milyon 86 bin TL kar açıklamıştı. Fenerbahçe bu yıl daha büyük bir zarar açıklamış oldu.

Son üç sezonun Süper Lig şampiyonu olan Galatasaray, aynı mali dönemde 886 milyon 699 bin TL zarar açıkladı. Sarı-kırmızılı kulüp, sportif başarıya rağmen finansal tablolarında eksiye düştü.

En çok zarar açıklayan takım Trabzonspor 

4 büyükler arasında mali açıdan en yüksek zararı açıklayan kulüp Trabzonspor oldu. Bordo-mavililer, yaptığı sermaye artışıyla borcunu 3 milyar TL seviyelerine kadar düşürmeyi başarsa da, 12 aylık mali dönemde 1 milyar 546 milyon 97 bin TL zarar ettiğini duyurdu.

Avrupa kupalarında da boy gösteren Beşiktaş, açıklanan rapora göre 31 Mayıs 2025 itibarıyla sona eren 12 aylık dönemde 1 milyar 274 milyon 31 bin TL zarar ettiğini bildirdi. Siyah-beyazlı kulüp, Trabzonspor’un ardından en fazla zarar eden takım oldu.

Dört büyük kulübün toplam zararı 4.4 milyar TL’yi aştı.

Paylaşın

Hazine, Her 100 Lira Ödeme İçin 400 Lira Borçlandı

Hazine’nin ödediği her 100 liralık anapara borcuna karşılık tam 407 lira yeni borç aldığı ortaya çıktı. 2025 yılının ilk yedi ayında, Hazine 519,5 milyar lira anapara ödemesi yaparken, 2,1 trilyon lira borçlandı.

Ekonomist Alaattin Aktaş, Türkiye’nin borçlanma dinamiğine ilişkin yaptığı son analizle ekonominin röntgenini çekti ve “Böyle bir dengesizlik daha önce hiç görülmemişti” diyerek uyarıda bulundu. Hazine’nin iç borçlanma verilerini yeniden hesaplayan Aktaş’a göre, Hazine’nin ödediği her 100 liralık anapara borcuna karşılık tam 407 lira yeni borç aldığı ortaya çıktı.

İç borç çevirme oranı genellikle “anapara + faiz ödemesi / toplam borçlanma” formülüyle hesaplanıyor. Ancak Aktaş, faizin bütçeden ödendiğini hatırlatarak, Hazine’nin yeni borcu aslında sadece anaparayı ödemek için aldığını vurguladı. Bu nedenle, gerçeğe en yakın oranın yalnızca anapara ödemesi ile borçlanma miktarı karşılaştırılarak bulunabileceğini belirtti.

Klasik yönteme göre bu yılın ilk yedi ayında iç borç çevirme oranı yüzde 141 seviyesinde gerçekleşti. Ancak yalnızca anapara ödemesi dikkate alındığında oran yüzde 407’ye ulaştı. Aktaş, “100 birim borç ödemek için 407 birim borç alındı” ifadesini kullanarak durumun vahametini ortaya koydu.

Verilere göre, Hazine 519,5 milyar lira anapara ödemesi yaparken, 2,1 trilyon lira borçlandı. Bütçeden yapılan faiz ödemesi ise 985,6 milyar lira oldu. Böylece, Hazine sadece yedi ayda ödediği anaparadan 1,6 trilyon lira daha fazla borç aldı.

Aktaş’a göre bu tablo, bütçe açığının büyüklüğünden kaynaklanıyor. Açığın kapatılması için Hazine sürekli yeni borçlanmaya gidiyor. Ancak borçlanma miktarının ödemelerin çok üzerinde olması, borç yükünü her geçen yıl artırıyor ve faiz yükünün de bütçe üzerinde ağır bir baskı oluşturmasına yol açıyor.

Ekonomist Aktaş, durumu bir aile şirketi örneğiyle anlatarak, borç sarmalının nasıl kalıcı hale geldiğini vurguladı. Hazine’nin giderek büyüyen borç yükü, vade sonunda hem anapara hem de faiz olarak yeniden ödenecek ve bu da kısır döngünün devam etmesine neden olacak.

Paylaşın

Fenerbahçe, 12 Ayda 764 Milyon Lira Zarar Etti

Fenerbahçe’nin, son 12 ayda 764 milyon 627 bin 102 lira zarar ettiği açıklandı. Fenerbahçe, geçen yıl aynı dönemde ise 2 milyar 149 milyon 86 bin 389 lira kar etmişti.

Fenerbahçe, 31 Mayıs 2025 itibarıyla sona eren mali döneme ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Fenerbahçe’nin söz konusu dönemdeki zararı 764 milyon 627 bin 102 TL olarak açıklandı. Geçen yıl aynı dönemde ise 2 milyar 149 milyon 86 bin 389 TL kar elde edilmişti.

Açıklamada, 31 Mayıs 2025 itibarıyla kulübün kısa vadeli yükümlülüklerinin, “ilişkili taraflardan diğer alacaklar” hariç tutulduğunda, dönen varlıklarını 7 milyar 567 milyon 56 bin 185 TL aştığı belirtildi. Bu rakam, 2024 yılında 5 milyar 666 milyon 912 bin 385 TL seviyesindeydi.

Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“31 Mayıs 2025 tarihinde sona eren döneme ilişkin zararı 764.627.102 TL (31 Mayıs 2024: 2.149.086.389 TL kar) tutarında gerçekleşmiştir. Aynı tarihte kısa vadeli yükümlülükleri dönen varlıklarını “İlişkili taraflardan diğer alacaklar” hariç 7.567.056.185 TL (31 Mayıs 2024: 5.666.912.385 TL) aşmaktadır. Grup’un özkaynakları aynı dönem itibarıyla eksi 1.189.534.513 TL (31 Mayıs 2024: eksi 1.430.226.298 TL)’dir. 31 Mayıs 2025 tarihi itibarıyla Grup’un kısa vadeli banka kredilerinin tutarı 868.103.403 TL (31 Mayıs 2024: 908.784.872 TL)’dir.”

Paylaşın

NATO’dan Ukrayna’nın İşgal Altındaki Toprakları İçin “Baltık Modeli” Önerisi

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Donald Trump – Vladimir Putin görüşmesi öncesi, Ukrayna’nın işgal altındaki toprakları için “Baltık modeli”nin uygulanması önerisinde bulundu.

NATO Genel Sekreteri Rutte ayrıca görüşmelerde Ukrayna’nın da masada olması gerektiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, 15 Ağustos Cuma günü, ABD’nin Rusya’ya komşu eyaleti Alaska’da bir araya gelmeleri bekleniyor.

Putin’in 2015’ten bu yana ilk kez ABD toprağına ayak basacağı görüşmeden beklentilere dair Amerikan ABC News kanalına mülakat veren NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bu toplantının savaşı bitirmek konusunda Putin’in ciddi olup olmadığını test etme imkânı verdiğini söyledi.

Rutte, olası bir anlaşmanın Ukrayna’nın askeri kapasitesine yönelik sınırlamalar veya NATO’nun Letonya, Estonya ve Finlandiya gibi ülkelerdeki varlığına dair kısıtlama içermemesi gerektiğini vurguladı.

“Şu anda Rusya’nın Ukrayna topraklarının bir kısmını kontrol ettiğini kabul etmemiz gerekiyor” diyen Rutte, işgalin fiili olarak kabul edilebileceğini ancak resmen tanınmaması gerektiğini şu sözlerle ifade etti:

“Mesele gelecekteki bir anlaşmada Rusya’nın fiilen Ukrayna topraklarının bir kısmını kontrol ettiğinin kabul edilmesi olduğunda, bunun siyasi ve hukuki bir tanıma değil, fiili bir tanıma olması gerekir.”

Rutte, bu noktada Sovyetlerin Baltık ülkelerini işgalini hatırlatarak “Hepimiz hatırlıyoruz ki; Litvanya, Estonya ve Letonya’nın 1940 ile 1991 yılları arasında Washington’da büyükelçilikleri vardı; (ABD) Sovyetler Birliği’nin o toprakları kontrol ettiğini kabul ediyordu ancak bunu hukuken asla onaylamamıştı” dedi.

Rutte ayrıca Alaska’daki görüşmelerde Ukrayna’nın da masada olması gerektiğini belirtti. Kiev ve Avrupa başkentlerinde Trump’ın, Ukrayna olmadan Rusya ile bir anlaşmaya varmasından endişe ediliyor.

Trump geçen hafta yaptığı açıklamada, bir anlaşmanın “her iki tarafın (Rusya ve Ukrayna) da yararına olacak şekilde bazı toprak takaslarını içereceğini” söylemişti. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise ülkesinin bulunmadığı bir masada alınacak kararın “ölü doğmuş” ve “uygulanamaz” olacağını belirtiyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

OECD Raporu: Türkiye, Eğitim Yatırımlarında Sonuncu

Türkiye, OECD’ye üye ülkeler arasında ilkokul düzeyinde öğrenci başına en az harcama yapan ülkeler arasında yer aldı. 2021 verilerine göre Türkiye’de öğrenci başına yapılan harcama 4 bin 38 dolar seviyesinde bulunuyor.

Türkiye’den yurtdışına yönelen nitelikli insan gücünün ardındaki nedenlerden biri, OECD’nin (Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü) son raporunda açıkça görülüyor.

Karar’dan Büşra Akdaş’ın haberine göre; OECD’nin 2024 “Education at a Glance” raporuna göre Türkiye, üye ülkeler arasında ilkokul düzeyinde öğrenci başına en az harcama yapan ülkeler arasında yer aldı.

2021 verilerine göre Türkiye’de öğrenci başına yapılan harcama 4.038 ABD doları seviyesinde bulunuyor. Bu rakam, OECD ortalaması olan 11.902 doların oldukça altında.

Listenin en üstünde yer alan Lüksemburg’da öğrenci başına harcama 25.584 dolar ile Türkiye’nin yaklaşık altı katı seviyesinde. Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Meksika ile birlikte listenin son sıralarında yer alıyor.

Uzmanlar, asıl “beka” meselesinin beşeri sermayenin güçlendirilmesi olduğunu belirtiyor. Nitelikli mezunların yurtdışına yönelmesi ise Türkiye’nin eğitimden elde ettiği potansiyel faydayı azaltan faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

OECD verileri, ülkeler arasında öğrenci başına harcama miktarının ciddi şekilde değiştiğini ortaya koyuyor. Norveç, İzlanda, Danimarka ve ABD gibi ülkeler listenin üst sıralarında yer alırken, Latin Amerika ve Doğu Avrupa ülkelerinin önemli bir kısmı listenin alt sıralarında bulunuyor.

Paylaşın

Balıkesir’de 6,1 Büyüklüğünde Deprem

Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde saat 19.53’te 6,1 büyüklüğünde deprem meydana geldiği duyuruldu. Sındırgı Belediye Başkanı Serkan Sak, 10’dan fazla binanın yıkıldığı bilgisini aldıklarını söyledi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya depremle ilgili, “AFAD ve ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri derhal saha taramalarına başlamıştır. An itibarıyla herhangi olumsuz bir durum bulunmamaktadır. An be an takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde şiddetli bir deprem meydana geldi. Avrupa-Akdeniz Sismoloji Merkezi (EMSC) 6.0, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ise 6.1 olarak bildirdi.

Sındırgı Belediye Başkanı Serkan Sak, 10’dan fazla binanın yıkıldığı bilgisini aldıklarını aktardı. Sak, çöken bir binada bulunduğu tespit edilen altı kişiden dördünün kurtarıldığını, ikisinin de kurtarma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya depremle ilgili sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Yerlikaya “Balıkesir Sındırgı’da 6.1 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. İstanbul ve çevre illerden de hissedilen depremle ilgili olarak, AFAD ve ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri derhal saha taramalarına başlamıştır. An itibarıyla herhangi olumsuz bir durum bulunmamaktadır. An be an takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye, sismik aktivitenin çok yoğun olduğu bir ülke. Kuzey Anadolu Fayı ve Doğu Anadolu Fayında her yıl sık sık depremler meydana geliyor. Bunların son dönemde en yıkıcı örneği, 6 Şubat 2023 depremleri oldu.

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde, aynı gün içinde önce 7.8 sonra 7.5 şiddetinde gerçekleşen depremler, resmi rakamlara göre 58.537 kişinin ölümüne sebep oldu.

Paylaşın

MHP’den “Türkiyeli” İfadesine Tarihsel Açıklama

“Türkiyeli” kelimesinin kullanımına dair tarihsel bir değerlendirmede bulunan MHP’li Feti Yıldız, ifadenin ilk kez 1924’te yürürlüğe giren Muhâmat Kanunu’nda, ‘tebâ’ kelimesi yerine vatandaşlığı tanımlamak amacıyla yer aldığını söyledi.

Feti Yıldız,  ancak 1938 yılında “Türk” ifadesiyle değiştirildiğini ve kullanımının sona erdiğini ifade etti.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, “Türkiyeli” kelimesinin kullanımına dair tarihsel bir değerlendirmede bulundu. Yıldız sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“’Türkiyeli’ kelimesi ilk kez ‘tebâ’ yerine, vatandaşlığa terfî amacıyla, 3 Nisan 1924 tarihli Muhâmat Kanunu’nda kullanılmış ve 1938’de ‘Türk’e dönüşerek tarihe karışmıştır. Muhâmat Kanunu ile bazı avukatlar tasfiyeye tabi tutulmuş, avukatlık kurumu yeniden düzenlenmiştir. Tasfiyeler, kanuni şartları avukatlık yapmaya uygun olmayanlar ile Mütareke Döneminde ülke aleyhine çalışanlara yöneliktir.”

Paylaşın

KKM’nin Faturası Ağır Oldu: 60 Milyar Dolar

2021 sonunda döviz kuru dalgalanmalarına karşı Türk Lirası (TL) mevduatlarını korumak amacıyla hayata geçirilen Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemi, yaklaşık dört yılın ardından sona yaklaşıyor.

Bir zamanlar 140 milyar dolarlık devasa büyüklüğe ulaşan KKM, son bir yılda uygulanan kademeli çıkış stratejisiyle 11,8 milyar dolara kadar geriledi. Toplam mevduatlar içindeki payı ise yüzde 26,2’den  yüzde 2’ye düştü.

Ekonomim’in haberine göre, KKM’nin uygulandığı dönemde TL, dolar karşısında ciddi değer kayıpları yaşadı. Bu kayıplar, Hazine’nin üstlendiği kur farkı ödemelerini astronomik seviyelere çıkardı.

Sistem, 2021’de yüzde 44, 2022’de yüzde 29, 2023’te yüzde 37 ve 2024’te yüzde 16 olmak üzere, TL’nin değer kaybına engel olamadı. Yapılan hesaplamalara göre, KKM’nin Türkiye’ye toplam faturası 60 milyar dolar olarak belirlendi.

Ekonomi çevreleri, KKM’nin maliyetli ve sürdürülebilir olmayan bir politika olduğu konusunda baştan beri uyarıyordu. Önde gelen ekonomistlerin görüşleri şu şekilde:

Dr. Mahfi Eğilmez: KKM’nin döviz talebini ötelediğini, kamu maliyesine büyük bir yük getirdiğini ve kalıcı güven inşasını engellediğini belirtti.

Prof. Dr. Emre Alkin: Sistemi “pansuman politikası” olarak nitelendirdi ve 60 milyar dolarlık maliyetin başka yatırımlara aktarılsaydı daha faydalı olacağını savundu.

Prof. Dr. Hakan Kara: KKM’nin para politikasının etkinliğini azalttığını ve risk primini yükselttiğini ifade etti.

Esen Çağlar: Sistemin en büyük sorunlarından birinin, kur farkı ödemelerinden orantısız bir şekilde büyük mevduat sahiplerinin yararlanmasıyla adil olmayan bir gelir dağılımı yaratması olduğunu vurguladı.

Uğur Gürses: KKM’nin TL’yi güçlendirmesi beklenirken, aslında TL’den çıkışı hızlandıracak beklentileri pekiştiren dövize endeksli bir ürün olduğunu belirtti.

Mayıs 2023 seçimlerinden sonra geleneksel para politikalarına dönülmesiyle birlikte KKM’den çıkış süreci hızlandı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sıkı para politikası sayesinde KKM bakiyesinin istikrarlı bir şekilde azaldığını ifade etti. KKM’nin getirileri politika faizinin yüzde 40’ı ile sınırlandırıldığı için sistem, cazibesini yitirdi.

Bankacılar, KKM’nin resmi hedef tarihten daha önce tamamen bitebileceğini öngörüyor. Son olarak, KKM hesaplarındaki miktar 477 milyar liraya düşerek, toplam mevduatın yalnızca yüzde 2.04’ünü oluşturdu.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Süreç Komisyonu” Yorumu: Türk Siyaseti Psikolojik Bir Eşiği Daha Aştı

“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” hakkında konuşan Erdoğan, “Türk siyaseti psikolojik bir eşiği daha aştı, bir ön yargıyı daha kırdı. Demokratik zeminde meseleleri konuşarak çözme yolunda kıymetli bir adım daha attık” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, DEİK 38. Olağan Mali Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni’nde konuştu. Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“DEİK 38. Genel Kurulu’nda sizlerle olmaktan, 40. yılınızı paylaşmaktan memnuniyet duyuyorum. Tüm iş adamlarımıza şükranlarımı sunuyorum. 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ı burada özellikle yad ediyorum. Kendisi çok farklı bir cumhurbaşkanıydı. Onca engele rağmen Türkiye önünde yeni ufuklar açmış, devrinin ötesinde hizmetler yapmış bir siyaset ve devlet adamıydı. DEİK Türk iş dünyasının lokomotif kuruluşu olarak 40. yılını kutluyor. DEİK bugün devasa bir çınara dönüştü. DEİK ailesine başarılarla dolu nice 40 yıllar diliyorum. Özal’ın yadigârı olan DEİK’i güçlü biçimde destekledik.

Gazze’deki soykırımla başlayan, ardından İsrail’in Lübnan’a, Yemen’e, İran ve Suriye’ye saldırmasıyla artan jeopolitik riskleri çok net okuyoruz. Türkiye için, 86 milyonun tamamı için, yüzünü ülkemize çevirmiş mazlumlar için en doğrusu neyse onu kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Ne zulme sessiz kalıyoruz ne de macera peşinde koşuyoruz. Ne pısırık davranıyoruz ne de muhalefetin kışkırtmalarına prim veriyoruz. Kendi ülkesini Batılı televizyon kanallarına şikâyet eden ezik siyasetçiler gibi değil, hadiselere Ankara merkezli bakarak politikalarımızı belirledik. Türkiye barış masalarının aranan aktörü haline geliyor. Türkiye kendisine güveniyor, inanıyor, özgüvenli bir şekilde hedeflerine sağlam adımlarla ilerliyor.

“Türk siyaseti psikolojik bir eşiği daha aştı”

İç cephemizin tahkimatına yönelik çabalarımızda da güzel haberler alıyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizde bu hafta yeni bir evreye daha geçildi. Sürece siyasi desteği çağrılarımız olumlu yanıt buldu. TBMM’de bir komisyon kuruldu. Böylece Türk siyaseti psikolojik bir eşiği daha aştı, bir ön yargıyı daha kırdı. Demokratik zeminde meseleleri konuşarak çözme yolunda kıymetli bir adım daha attık. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun başlamasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Komisyona katılan siyasi partilerin temsilcilerinin ilk toplantıda verdikleri yapıcı mesajları takdirle karşılıyoruz. İlk güne hâkim olan müspet atmosferin ilerleyen günlerde daha da güçlenmesini ümit ediyoruz.

Bugün de Milli Savunma Bakanımız, İçişleri Bakanımız ve MİT Başkanımız davet üzerine komisyona bilgi verdiler. Bölgemizde yeni oyunlar oynanırken Türkiye’nin bu oyunları bozacak adımları kararlılıkla atması devlet aklının bir gereğidir. Etrafımızı saran bu ateş çemberinden mevzi kazanımlarla değil, ancak stratejik bir yaklaşımla birbirimize güvenerek, inanarak, güçlü bir irade koyarak çıkabiliriz. Hangi riske giriyorsak bunun için giriyoruz. Cumhur İttifakı olarak yalnızca elimizi değil, tüm gövdemizi taşın altına bunun için koyuyoruz. Türkiye’nin yarım asırlık terörle mücadelesinin yaklaşık faturası 2 trilyon dolardır. Terör, sivil siyaseti de yıllarca baskı altında tuttu. Ülkemizde ve bölgemizde yeni bir dönemin kapılarını açmak istiyoruz. Zarfımız birlik, mazrufumuz kardeşliktir.”

Paylaşın

Türkiye’de Her Yıl 23 Milyon Ton Gıda İsraf Ediliyor

TİSVA’nın raporuna göre; Türkiye’de her yıl ortalama 23 milyon ton gıda israf ediliyor. İsraf en çok evlerde, hizmet sektöründe, perakendede ve dağıtım süreçlerinde görülüyor.

Haber Merkez / Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA), “2025 Yılı İsraf Raporu”nu yayınladı. ​TİSVA, raporunda israfa ilişkin dikkat çeken verilere yer verdi:

“Türkiye’de bir yılda kişi başına çöpe atılan yiyecek miktarının 102 kilogram olduğu ve her yıl ortalama 23 milyon ton gıdanın israf edildiği tahmin ediliyor.

İsraf en çok evlerde, hizmet sektöründe, perakendede ve dağıtım süreçlerinde görülüyor. Tedarik zinciri ile hasat ve depolama süreçlerindeki hatalar ve plansızlıklar da israfı artırıyor.

Türkiye’de her gün yaklaşık 12 milyon ekmek çöpe atılıyor, bu yılda 4 milyar 380 milyon ekmek demek…

Çöpe giden gıda miktarının yüzde 5 azaltılması halinde on milyarlarca liralık tasarruf edilebilir. 900 bin ailenin 1 yıllık geçim gideri karşılanabilir.

Küresel maliyeti 1 trilyon dolar

Dünyada üretilen gıdaların yaklaşık üçte biri ya kaybediliyor ya da israf ediliyor. Bunun küresel ekonomiye maliyeti 1 trilyon dolar.

2024 yılında 74 ülkede akut gıda güvensizliği yaşayan kişi sayısı yüzde 10 artarak 343 milyon kişiye çıktı.

Her yıl 1.5 milyar ton gıda israf ediliyor. Beş tabaktan birisi çöpe gidiyor.

Dünyada her 11 kişiden birisi yatağa aç giriyor, 783 milyonu aşkın insan açlık çekiyor. Günde 25 binden fazla çocuk açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybediyor.”

Paylaşın