Erdoğan: 31 Mart Daha Büyük Zaferlerin Habercisi

Katıldığı bir iftar programında konuşan Erdoğan, “Çok partili demokrasimiz 31 Mart Pazar günü yapılan mahalli idareler seçimlerinden de başarıyla çıktık. Seçmenin iradesini rehin alma girişimleri bir kez daha sandıkta hüsrana uğradı” dedi ve ekledi:

“Bizler kadere ve takdire inanan insanlarız. Sandık sonuçlarının da davamız, hareketimiz, mücadelemiz açısından Allah’ın izniyle hayra tebdil olacağına yürekten inanıyoruz. Bu tarz neticeler insanlık tarihi boyunca kiminin pervasızlığını kiminin de sabrını, metanetini, dayanışmasını, birlikteliğini ve mücadele azmini artırmıştır. 31 Mart yeni bir dönüm noktası değil aynı zamanda daha büyük zaferlerin müjdecisi, muştusu ve habercisi olacaktır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İbn Haldun Üniversitesi’nde düzenlenen TÜRGEV iftar programında konuştu. Erdoğan, konuşmasında şunları söyledi:

“Meyve veren ağaç taşlanır. Birileri eline gelen her fırsatı TÜRGEV gibi gençliğe hizmet çatılarını yıkmak için kullandı. Ne siz ne de biz bunların hiçbirine aldırmadık. Hukuk, meşruiyet, hakka ve halka hizmet yolundan ayrılmadık. Bizi yok etmeye gelenlerin bizde hayat bulacağı yüksek bir ruh haliyle mücadelemizi kararlılıkla devam ettirdik.

Sen doğru olursan, sen dürüst, samimi olursan eğri er ya da geç mutlaka bulur diyoruz. Ağızlarını her açtıklarında hak, hukuk, adalet kavramları üzerinden gönüllü kuruluşlarımıza dil uzatanların iki yüzlülüklerini çok iyi biliyoruz. Sürekli ahlak tüccarlığı yapan, işçinin emekçinin hakkından bahseden bu çevreler, önceki gün Beşiktaş’ta hayatını kaybeden 29 kişiyle ilgili çıkıp tek cümle kurmadılar.

Bu binaya inşaat ruhsatını veren, imar ruhsatını veren ve binanın en alt bodrum katlarını gazino haline getirmeye müsaade edenler kim? Şimdi tabii ki savcılarımızla bunu takip ediyoruz. Bunu kovalıyoruz, kovalamaya devam edeceğiz. Kimler bunlar? 29 vatandaşımızın ölümüne göz yumanlar kimler? Skandallar zinciri karşısında başlarını kuma gömmeyi tercih ettiler. Birileri hemen koşup gittiler. Kendi günahlarını nasıl örtüreriz, bunun peşinde koştular. Daha önce aynı vicdansızlığı evlatlarını bölücü alçakların pençesinden kurtarmak için çırpınan annelere bunlar göstermişlerdir. Yüreği kan ağlayan bu anneleri yalnız bırakmışlardı.

Biz yaklaşık yarım asırdır, vakfımız 28 yıldır çetin mücadelenin içerisindeyiz. Bu zorlu süreçte sizlere hizmet etmekten, sizleri en donanımlı şekilde hayata hazırlamaktan başka gayemiz olmadı. Hep daha fazla çalıştık, daha fazla koştuk. Ne yaptıysak siz gençlerimiz için yaptık.

Ülkemizi çok daha ileri götürebilmek için sizin enerjinize, yeteneklerinize, heyecanınıza ihtiyacımız var. Bunun için kendimizi başkalarına göre tanımlayacak, başkalarının bizi kendi kalıplarına hapsetmelerine izin vermeyeceğiz. İşimizi, görevimizi, sorumluluğumuzu ülkemize, milletimize ve umudunu bizlere bağlamış ailelere karşı vazifelerimizi en güzel şekilde yerine getirmeye çalışacağız.

Tefekkürü, tezekkürü hayatının her alanına uygulayan bir gençlik, Türkiye ile birlikte İslâm aleminin hatta tüm insanlığın umududur. Sizlerden kendi şahsi geleceğinizin yanında ülkenizin istikbali ile ilgili hayaller kurmanızı, hedefler belirlemenizi istiyorum. Kişiye değer katan üretmektir. Yaptıklarının üzerine koymak kendini aşmaktır. İnsan ürettikçe mutlu ve motive olur. Düşünüp, tefekkür edip, çalışıp, çabalayıp ortaya iş koyduğunda mutlu, huzurlu kendisiyle barışık olur.

İmkan size gelmez, siz imkanlara gideceksiniz. Proje, plan, tezlerinizle beraber mücadele azminiz de varsa hiçbir güç sizi yolunuzdan geri döndüremez. Azminizi, kararlılığınızı, inancınızı asla ama asla kaybetmeyin. Sizlerden yarını değil daha ötesini görerek çalışmanızı, kendinizi geliştirmenizi bekliyoruz. Bunları başardığınızda Allah’ın izniyle sizlerin önünüzde durabilecek hiçbir engel tanımıyoruz. Sizlerden beklentimiz dijital kültürde sadece takipçi değil içerik üreticisi olmanızdır.

Menderes’ten bu yana canımızla, kanımızla, emeklerimizle büyüterek bugünlere getirdiğimiz çok partili demokrasimiz 31 Mart Pazar günü yapılan mahalli idareler seçimlerinden de başarıyla çıktık. Seçmenin iradesini rehin alma girişimleri bir kez daha sandıkta hüsrana uğradı. Bizler kadere ve takdire inanan insanlarız.

“Milletimiz için nice ihanetleri püskürttük”

Sandık sonuçlarının da davamız, hareketimiz, mücadelemiz açısından Allah’ın izniyle hayra tebdil olacağına yürekten inanıyoruz. Bu tarz neticeler insanlık tarihi boyunca kiminin pervasızlığını kiminin de sabrını, metanetini, dayanışmasını, birlikteliğini ve mücadele azmini artırmıştır. 31 Mart yeni bir dönüm noktası değil aynı zamanda daha büyük zaferlerin müjdecisi, muştusu ve habercisi olacaktır.

Siyasette yarım asra yaklaşan mücadelemizin zafer sancağını burca dikecek ve ardından gönül huzuruyla nöbeti sizlere devredeceğiz. Bugüne kadar gençlerle yürümüş, gençlerin yoldaşlığından güç ve cesaret almış bir büyüğünüzüm. Mensubu ve hizmetkârı olmaktan şeref duyduğumuz milletimiz için nice ihanetleri püskürttük. Bizim karşılaştığımız sıkıntıları gençlerimiz yaşamasın diye emek verdik.

Gerektiğinde ölümü göze alarak vesayet odaklarına meydan okuduk. Bölgemize, insanımıza ve siz gençlerimize bedel ödettirmemeye çalıştık. İmkanlarımızı zorlayarak üzerimize düşeni yapmanın gayretindeyiz. Sizler de sorumluluklarınızı yerine getireceksiniz. Artık biz siz gençlerimizin zamanının misafiriyiz. Bizden önceki aksiyon, fikir ve gönül adamlarının namusumuza emanet ettiği, bizim de canımız pahasına sahip çıktığımızı davamızı inşallah yakında sizler omuzlayacaksınız.

Bu emaneti sizler taşıyacak, yükseltecek ve yücelteceksiniz. Sizlerin şu vakur duruşunuzu gördükçe verdiğiniz mücadelenin boşa gitmediğini görmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Rabbime hamdediyorum sizler gibi mücadele arkadaşlarını bahşettiği için. Allah’ın izniyle yarınlarımızın bugünden çok daha aydınlık olacağına inanıyorum. Her birinizi ayrı ayrı alkışlıyorum.”

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Hükümete Açık Mektup: Gerekli Adımlar Atılacak

Mehmet Şimşek’e “Açık Mektup” gönder Merkez Bankası (TCMB), mektubunda, asgari ücretin yılda bir kez güncellenmesi, yönetilen/yönlendirilen fiyatlar ile ücret ve vergi ayarlamalarında OVP’de sunulan enflasyon tahminlerinin gözetilmesinin önem taşıdığı belirtildi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB), mektubunda, hizmet enflasyonundaki katılığın, enflasyon beklentilerinin, jeopolitik risklerin ve gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki riskleri canlı tuttuğunu bildirdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) hükümet adına Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e “Açık Mektup” gönderdi. Merkez Bankası’nın mektubu şu şekilde:

“1211 sayılı Merkez Bankası Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca, enflasyon hedefine ulaşılamaması halinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) hedeften sapmanın nedenlerini ve alınması gereken önlemleri Hükümet’e yazılı olarak bildirmesi ve kamuoyuna açıklaması gerekmektedir.

2023 yılı enflasyonu, hedef etrafında konulan belirsizlik aralığının belirgin şekilde üzerinde gerçekleşmiştir. Bu metin, enflasyonun hedeften sapmasının nedenleri ile hedefe ulaşmak için alınan ve alınması gereken önlemleri açıklamaktadır.

Bu belgeyle birlikte, 2023 yılında enflasyon üzerinde etkili olan unsurlara dair analiz ve değerlendirmeleri de içeren 2024 yılının ilk “Enflasyon Raporu” ile kısa ve orta vadede enflasyon hedefine ulaşmak için uygulanacak para politikasını daha detaylı olarak açıklayan “2024 Yılı Para Politikası” metni ekte bilgilerinize sunulmaktadır. 2022 yılı sonunda yüzde 64,3 olan yıllık tüketici enflasyonu, 2023 yılının ilk yarısında baz etkilerine ek olarak döviz kurundaki yatay seyir, düşen yabancı para cinsi ithalat fiyatları ve enerji sübvansiyonlarının etkisiyle gerilemiştir. Böylece, haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 38,2 olarak gerçekleşmiştir.

Diğer taraftan, parasal koşulların etkisiyle kredi büyümesinde gözlenen yüksek oranlı artışlar, ücret güncellemeleri ve hane halkına yapılan transferler yılın ilk yarısında enflasyon üzerinde talep yönlü unsurların etkisini belirgin hale getirmiştir. Söz konusu gelişmeler, enflasyondan korunma saiki ile cari açığın altın ve tüketim malı ithalatı kanalıyla yükselmesine neden olmuş ve finansal piyasalarda belirsizliği artırmıştır.

Ayrıca şubat ayında yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin, konut piyasası başta olmak üzere mal, hizmet ve iş gücü piyasalarında oluşturduğu arz-talep dengesizlikleri ile yeniden inşa faaliyetlerinin kamu maliyesi üzerindeki kısa ve orta vadeli etkileri enflasyon üzerindeki baskıları artırmıştır. Bu gelişmeler, fiyatlama davranışlarını olumsuz etkileyerek, yılın ilk yarısında gerileyen enflasyonun ikinci yarıda artmasına zemin oluşturmuştur.

“Parasal sıkılaştırma ayrıca, seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma adımları ile desteklenmiştir”

2023 yılı haziran ayında Para Politikası Kurulu (Kurul), dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için güçlü bir parasal sıkılaştırma sürecinin başlatılmasına karar vermiştir. Bu çerçevede, haziran-aralık döneminde politika faizi toplamda 34 puan artırılarak yüzde 8,5 düzeyinden yüzde 42,5’e yükseltilmiştir. Parasal sıkılaştırmayla eşanlı olarak, makroihtiyati çerçevede, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleşmeye gidilmiştir. Parasal sıkılaştırma ayrıca, seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma adımları ile desteklenmiştir.

2023 yılının üçüncü çeyreğinde, yurt içi talepte süregelen güçlü seyrin birikimli etkileri, vergi ayarlamaları, döviz kuru gelişmeleri, ücret artışları, hizmet enflasyonundaki katılık ve ham petrol fiyatlarındaki ani yükseliş enflasyon dinamiklerinde etkili olmuştur. Ayrıca tüm bu gelişmelerin kısa bir süre zarfında aynı anda gerçekleşmesinin fiyatlama davranışlarında oluşturduğu ilave bozulma sebebiyle de enflasyon yükselmiştir.

Bu gelişmeler çerçevesinde enflasyon, haziran-eylül ayları arasında 23,3 puan artarak yüzde 61,5 seviyesine ulaşmıştır. Bu artışın 4,7 puanı, vergi dahil kur etkisi hariç olmak üzere, akaryakıt fiyatlarındaki gelişmelerden; 3,8 puanı döviz kurundaki yükselişten; 2,8 puanı akaryakıt haricindeki vergi artışlarından kaynaklanmıştır. Ücret artışı ve talebin halen oldukça güçlü olduğu bu dönemde, şokların bir arada gerçekleşmesinin fiyatlama davranışında oluşturduğu ilave bozulmanın ise enflasyon üzerinde 10,0 puan artırıcı yönde etkisi olmuştur. Bunların dışındaki faktörlerin etkisi ise toplamda 2,0 puan ile sınırlı kalmıştır.

Parasal sıkılaştırmanın ilk etkileri finansal koşullar üzerinde gözlenmiş, kısmen talep koşullarına da yansımaya başlamıştır. Yılın ikinci yarısında, dış finansman koşullarının belirgin şekilde iyileştiği, rezervlerin istikrarlı artış kaydettiği, talep koşullarının cari işlemler açığına yansıyacak şekilde güç kaybetmeye başladığı, Türk lirası mevduat payının yükseldiği, Türk lirası varlıklara yurt içi ve yurt dışı talebin güçlenerek arttığı gözlenmiştir. Tüm bu gelişmeler para politikasının etkinliğine katkıda bulunmuştur.

Yılın son çeyreği özelinde bakıldığında, parasal sıkılaştırma sürecinin finansal koşullar ve iç talep üzerindeki etkileriyle tüketici yıllık enflasyonu 3,2 puan ile sınırlı bir oranda yükselmiş, bu etkinin 2,4 puanlık önemli kısmı doğal gaz tüketiminin artmasıyla birlikte hanelerin bedelsiz kullanım sınırını aşmasına bağlı yukarı yönlü mekanik etkiden kaynaklanmıştır. Bu dönemde enflasyonun ana eğilimi de gerileme kaydetmiştir. Fiyatlama davranışları, özellikle dayanıklı mal gruplarında olmak üzere, öncelikle temel mallarda görece daha kuvvetli düzelme işaretleri göstermiştir. Hizmet enflasyonu katılık gösterse de talep ve maliyet koşullarına daha duyarlı olan ulaştırma ve yemek hizmetleri enflasyonunda da eğilim son çeyrekte yavaşlamıştır.

Konut fiyatlarında süregelen aşırı artışlar ise yerini enflasyonun altında kalan bir aylık yükselişe bırakmış, öncü göstergeler yeni kiralık ilan fiyat artışlarında yavaşlamaya işaret etmiştir. Takip edilen çekirdek, istatistiksel ve model-bazlı göstergeler, yılın son çeyreği boyunca enflasyon ana eğiliminin yavaşladığına işaret etmiştir. Böylelikle, 2023 yılsonu enflasyonu yüzde 64,8 ile yılın son Enflasyon Raporu’nda paylaşılan tahmin aralığının orta noktasına yakın gerçekleşmiştir. Son çeyrek gelişmeleri, enflasyon üzerinde etkili olan unsurlarda parasal sıkılaştırmaya bağlı olarak kademeli bir geri çekilme yaşandığını ortaya koymuştur.

Bu dönemde, dış finansman koşulları, rezervlerdeki güçlenme, cari dengedeki iyileşme ve Türk lirası varlıklara talep, döviz kuru istikrarına ve para politikasının etkinliğine katkıda bulunmuştur. 2023 sonu itibarıyla Türk lirası mevduatın payı, yıl içinde gerilediği yüzde 32 seviyesinden yüzde 42’nin üzerine çıkmış, tüketici kredileri yıllık büyümesi tepe noktası olan yüzde 60’tan yüzde 40’ın altına, 12 aylık birikimli altın ve tüketim malı ithalatı yıllık büyümesi ise tepe noktası olan yüzde 125’ten yüzde 53’e gerilemiştir. Kurul 2024 yılına girildiğinde, politika faizini ocak toplantısında yüzde 45’e yükseltmiş, şubat ayında ise parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkileri ve parasal aktarımı destekleyen diğer politika adımlarını da göz önünde bulundurarak sabit tutmuştur.

Mart ayına gelindiğinde ise, aylık enflasyonun ana eğilimi öngörülenden yüksek gerçekleşmiş, yakın döneme ilişkin göstergeler yurt içi talepte dirençli seyrin sürdüğüne işaret etmiştir. Bu bağlamda Kurul, enflasyon görünümündeki bozulmayı dikkate alarak Mart ayı toplantısında politika faizini yüzde 50 düzeyine yükseltmiştir.

Ayrıca, operasyonel çerçevede değişikliğe giderek, Merkez Bankası gecelik vadede borçlanma ve borç verme oranlarının bir hafta vadeli repo ihale faiz oranına kıyasla -/+ 300 baz puanlık bir marj ile belirlenmesine karar vermiştir.

Operasyonel çerçevedeki değişiklik, faiz oranlarının geldiği yüksek seviye göz önünde bulundurularak yapılan teknik bir düzeltme olup bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı temel politika faizi olarak kullanılmaya devam edilecektir. TCMB aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşunu sürdürecektir. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruşun; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşüreceği ve dezenflasyonu 2024 yılının ikinci yarısında tesis edeceği öngörülmektedir.

“TCMB’nin temel amacı ve önceliği fiyat istikrarını sağlamaktır”

TCMB’nin temel amacı ve önceliği fiyat istikrarını sağlamaktır. Para politikası bu amaç doğrultusunda oluşturulacaktır. Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı politika faiz oranı olmayı sürdürecek, kredi büyümesi ve mevduat faizinde öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda ise parasal aktarım mekanizmasını destekleyecek politika adımları atılmaya devam edilecektir. 2024 Para Politikası metninde belirtildiği gibi, enflasyonun gelecek dönemdeki seyri konusunda iktisadi birimlere rehberlik etmesi öngörülen göstergeler, kısa vadede enflasyon tahminleri, orta vadede ise enflasyon hedefidir.

Bu çerçevede, para politikası enflasyonu geriletecek ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirlenmeye devam edilecektir. Parasal duruşun sürdürülmesi ile enflasyonun 2024 yılı sonunda yüzde 36 olarak gerçekleşeceği, 2025 yılı sonunda yüzde 14 ve 2026 yılı sonunda ise yüzde 9 seviyesine geriledikten sonra yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağı öngörülmektedir. Hizmet enflasyonundaki katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyon üzerindeki riskleri canlı tutmaktadır.

Dezenflasyon sürecinde para ve maliye politikalarının eş güdümü büyük önem arz etmekte olup öngörülebilirliğin artmasını sağlayan Orta Vadeli Program (OVP, 2024-2026) ile somutlaşmış olan kamu politikalarına dair varsayımlar TCMB’nin enflasyon tahminlerine yansıtılmıştır. Bu kapsamda, asgari ücretin yılda bir kez güncellenmesi, yönetilen/yönlendirilen fiyatlar ile ücret ve vergi ayarlamalarında OVP’de sunulan enflasyon tahminlerinin gözetilmesi ve para politikasındaki sıkı duruşun ihtiyatlı maliye politikası ile desteklenmesi, öngörülen dezenflasyon patikasının tesis edilmesi açısından kritik bir önem taşımaktadır.

OVP kapsamında ilan edilen fiyat istikrarı ve finansal istikrarı destekleyici diğer tedbirlerin de dezenflasyon sürecine katkı vermesi beklenmektedir. OVP’de ilan edilen orta vadeli hedeflere dezenflasyon patikasıyla uyumlu olacak şekilde bağlı kalınması, fiyat istikrarının tesis edilmesinde kritik rol oynayacaktır. Diğer taraftan, enflasyondaki katılık ve oynaklıkları azaltacak yapısal reformlara devam edilmesi ve arz kapasitesini geliştirecek teknolojik ve dijital dönüşümün desteklenmesi, fiyat istikrarına ve dolayısıyla toplumsal refaha orta ve uzun vadede olumlu katkıda bulunacaktır.

Bu kapsamda TCMB, yapısal unsurları analiz etmeye, ilgili politika önerileri geliştirmeye ve enflasyonla mücadelenin önemi konusunda ilgili paydaşlar ve kamuoyu nezdinde farkındalık oluşturmaya yönelik çalışmalarına devam edecektir.”

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 33 Bin 91’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 182. günü geride kalırken, Gazze’de İsrail saldırılarında ölü sayısı33 bin 91’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralı sayısı ise 75 bin 750’ye ulaştı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nde İsrail’e silah satışının durdurulması ve İsrail’in Gazze Şeridi’nde işlenmiş olası savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu tutulması çağrılarının yapıldığı bir karar tasarısı kabul edildi.

Kararda, “İşgal Altındaki Filistin topraklarında, olası savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar da dâhil olmak üzere, ciddi insan hakları ihlalleri ve uluslararası insani hukukun ağır ihlallerine ilişkin raporlardan ciddi endişe duyulduğu” ifade ediliyor.

BM İnsan Hakları Konseyi kararında ayrıca “Gazze Şeridi’nde olası bir soykırım tehlikesi” nedeniyle İsrail’e yapılan tüm silah ve mühimmat sevkiyatlarının durdurulması talep ediliyor, “Cezasızlığa son vermek için tüm uluslararası insani hukuk ihlalleri ile ilgili hesap verilebilirliğinin güvence altına alınması gerekliliğine” vurgu yapılıyor.

İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah’a askeri harekatının “yıkıcı insani sonuçları olabileceği” uyarısının yapıldığı kararda, “Gazze’deki sivillerin aç bırakılmasının da İsrail tarafından bir savaş yöntemi olarak kullanılması” kınanıyor.

Türkiye’nin de ortak sunucuları arasında yer aldığı ve İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından sunulan karar tasarısı bugün Cenevre’de, 47 üyeli konseyde yapılan oylamada, 28 ülkenin lehte oy kullanmasıyla kabul edildi. Aralarında ABD ve Almanya’nın da bulunduğu altı ülke aleyhte oy kullanırken, 13 ülke çekimser kaldı.

Ayrıca, aralarında Çocukları Kurtarın Vakfı (Save the Children) Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütü ve Oxfam’ın da bulunduğu 13 uluslararası insani yardım kuruluşu, Gazze Şeridi’ne yardım girişini kısıtladığı için İsrail’i ağır biçimde eleştirdi.

Keza ABD merkezli gıda yardımı kuruluşu çalışanı 7 kişinin İsrail saldırısı sonucu ölmesi, diğer yabancı STK’ları da alarma geçirdi.

İsrail’e silah sağlayan ülkeleri “soykırıma karşılık gelen” bu duruma ortak olmakla suçlayan MSF Fransa Misyonu Başkanı İsabelle Defourny, “ABD, İngiltere, Fransa ve diğer ülkeler İsrail’e askeri destek sağlayarak bizim gözümüzde soykırım anlamına gelen bu olaya ahlaki ve siyasi olarak ortak oluyorlar.” dedi.

Ortak açıklama yapan yardım kuruluşları ayrıca İsrail’in bir milyondan fazla sivilin barındığı Gazze’nin güneyindeki Refah’a yönelik kara harekâtı planlarından vazgeçmesini talep etti.

İsrail’den insani yardım için “geçici” adım

İsrail, ülkenin kuzey sınırı üzerinden Gazze’ye daha fazla insani yardım ulaştırılmasını kolaylaştıracak “geçici” adımlar atacağını duyurdu. Buna göre, Gazze’nin kuzeyindeki Erez Sınır Kapısı savaşın başlamasından bu yana ilk kez geçici olarak yeniden açılacak ve Aşdod Limanı da insani yardım sevkiyatı için kullanılacak.

Ayrıca, Ürdün’den daha fazla yardımın Kerem Şalom Geçidi üzerinden girişine izin verilecek. İsrail Başbakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Artan yardım, insani bir krizi önleyecektir. Çatışmaların devamını sağlamak ve savaşın hedeflerine ulaşmak için gereklidir” ifadesine yer verildi.

İsrail’den gelen açıklama, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Joe Biden arasındaki gergin telefon görüşmenin ardından geldi.

Paylaşın

İYİ Parti’de Kurultay Tarihi Kesinleşti: 27 Nisan

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil girme” kararı alan ve seçimlerde istediği sonuçlara ulaşamayan İYİ Parti’de olağanüstü kurultay 27 Nisan’da yapılacak.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkan Meral Akşener, seçimler sonrası yaptığı açıklamada, kongrede aday olup olmayacağına dair net bir mesaj vermemişti. Akşener’in başkanlığı bırakıp bırakmayacağı kamuoyunun yanı sıra parti içinde de merak ediliyor.

Akşener, seçimler sonrası yaptığı açıklamada, “Elbette siyaset kurumu olarak sandıklardan çıkan mesajı duymak hepimizin görevidir. Bu doğrultuda Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik bir devlet olma vasfı gereğince, İYİ Parti olarak biz de üzerimize düşen sorumluluğu alacağız. Her zaman yaptığımız gibi seçim sonuçlarına ilişkin muhasebemizi ve özeleştirilerimizi yapacağız.

Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da milletimizin bize vermiş olduğu mesaj ve bizim için çizdiği istikamet doğrultusunda gereken adımları atacağız. Nitekim tam da bu sebeple parti tüzüğümüzün Genel Başkan olarak bana verdiği yetki gereği en kısa sürede olağanüstü seçimli kongremizi toplayacağız” demişti

Akşener, 31 Mart’taki yerel seçimlerde “hür ve müstakil siyaset” kararı alarak CHP’nin ittifak önerisini ret etmiş seçimlere kendi adaylarıyla girmişti. Akşener’in, parti içinde yaklaşımı ve CHP’yi hedef alan tutumu gibi gerekçelerle eski vekiller Durmuş Yılmaz, Bahadır Erdem ile İstanbul Milletvekili Ayşe Yanıkömeroğlu’nun istifaları İYİ Parti’deki dalgalanmayı ortaya koymuştu.

Yerel seçimlerin yapıldığı gece ilk istifa açıklaması, İYİ Parti Ekonomi Politikaları Başkanlığı görevinden ayrıldığını duyuran Prof. Dr. Bilge Yılmaz’dan gelmişti. Partideki genel başkan yardımcılığından istifası yanı sıra Yılmaz, Meral Akşener’e de istifa etmesi çağrısında bulunmuştu.

Buğra Kavuncu, Akşener’in A Takımı olarak nitelendirilebilecek Başkanlık Divanı’ndaki genel başkan yardımcılığı konumundaki Teşkilat Başkanlığı’ndan istifasını açıklamıştı. Kavuncu, 2019’da İstanbul İl Başkanı’yken seçimi kazanması için çalıştığı CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu karşısında bu seçimde İYİ Parti’nin adayı olarak yarışmıştı.

Başkanlık Divanı’ndan bir başka istifa açıklaması da Yerel Yönetimler Başkanlığı görevindeki Burak Akburak tarafından yapılmıştı. Akburak, “Büyük bir onurla yapmış olduğum Yerel Yönetimler Başkanlığı görevimden istifa ediyorum. Büyük Kongremizin, Türkiye’nin umudunun İYİ Parti olduğunun tescillendiği bir kongre olacağının bilinmesini istiyorum. Her daim liderimizin yanındayım” demişti.

İYİ Parti GİK üyesi Ahmet Zeki Üçok da başarısızlığın sorumlusu olarak Meral Akşener gördüğünü belirterek parti yönetimine tepki göstermişti. İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz ise Akşener’in seçim öncesi “Başarısız olursam gereğini yapacağım” açıklamalarını hatırlatıp “Akşener’in aday olmayacağını düşünüyorum” demişti.

Akşener’in muhtemel rakipleri

Akşener’in adaylık kararı alması halinde, muhtemel rakipleri konusunda da İYİ Parti kulisleri hareketli. İYİ Parti Grup Başkanı Koray Aydın, Balıkesir Milletvekili Turan Çömez, Genel Başkan Yardımcısı Tolga Akalın ve Grup Başkanvekili Erhan Usta parti kulislerinde konuşulan isimler.

Akşener’in aday olmaması halinde, Buğra Kavuncu’nun da adaylık yarışına girmesi, Koray Aydın’ın ise kendisi aday olmaması halinde karşı aday çıkarması da olasılıklar arasında görülüyor.

Paylaşın

Yerel Seçimler: AK Parti, Dört Kademeli İnceleme Yapacak

31 Mart yerel seçimlerinden umduğunu bulamayan Erdoğan liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) seçim sonuçlarını değerlendirmek için dört kademeli inceleme yapılacak.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in haberine göre; Seçimde hedeflenen oyların çok altında kalmasında adayın etkisi, teşkilatların etkisi, milletvekillerinin çalışma performansı ve genel stratejinin başarısı sorgulanacak.

AK Parti yaklaşık 10 ay önce yapılan seçimlerde birinci parti çıkmasına karşılık, aradan geçen süreçte neden oy kaybı yaşayarak ikinci parti konumuna düştüğünü inceleyecek. Seçimler sonrasında AK Parti’nin MYK toplantısından Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kurmaylarına seçim sonuçlarının irdelenmesi talimatını vermişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan MYK toplantısında yaptığı konuşmada “Nerede bir eksik, hata, kasıt veya ihanet varsa, üzerine gitmek boynumuzun borcudur. Diğer türlü, Allah korusun, daha büyük felaketlerin, daha sarsıcı kayıpların yaşanmasına mani olamayız” ifadelerini kullanmıştı. Bu kapsamda AK Parti seçim başarısızlığının nedenlerini dört kademeli bir şekilde inceleyecek.

Örgütler ne kadar başarılı?

İncelemenin ilk aşamasında seçim sürecinde örgütlerin çalışma performansı ele alınacak. Parti örgütleri ne kadar çalıştı. Hangi etkinlikleri düzenledi. Kaç vatandaş ziyareti yaptı. Ne kadar toplantı ve miting düzenlendi. Bunlara katılım oranları ne oldu. Kaç evin kapış çalındı. Bu süreçte ne kadar yeni üye yapıldı. Teşkilatta ana kademi ile gençlik ve kadın kollarının çalışmasında uyum oranı neydi? Gibi kriterle üzerinden teşkilatların başarı oranları değerlendirilecek. Başarısız bulunan teşkilat yöneticilerinin değiştirilmesi mümkün olabilecek.

Adayların performansı nasıl?

AK Parti’nin seçim analizinde bakacağı bir başka başlık ise belediye başkan adaylarının performansı olacak. Başkan adaylarının söylemleri, seçim boyunca yürüttükleri kampanya, genel söylem ile uyumlulukları, kampanya çerçevesinde vatandaşı rahatsız eden yöntemler kullanıp kullanmadıkları, vatandaşlar ile diyalogları gibi başlıklar değerlendirilecek.

Milletvekilleri ne kadar çalıştı?

AK Parti’nin milletvekillerinin performansları da seçim sonuçları kapsamında değerlendirilecek. Milletvekillerinin kendi seçim bölgesinde yaptığı çalışmalar, teşkilat ile uyumları, belediye başkan adayına destek olup olmadıkları incelenecek. Yine milletvekillerinin kendi oyları ile belediye başkan adaylarının aldığı oy oranındaki artışta hesaplanarak, bu azalmanın sebepleri sorgulanacak.

Strateji değerlendirilecek

AK Parti seçim öncesinde genel merkezde bir strateji heyeti oluşturmuştu. Seçim kampanyası, seçimde kullanılacak slogan ve müzikler, söylemler bu ekip tarafından belirlenmişti. Strateji heyetinin hataları da yine incelenecek başlıklar arasında yer alacak. Strateji heyetinin başarı oranı rapor haline getirilecek. Bu dört başlıkta hazırlanacak raporlar AK Parti MYK ve MKYK’sında ele alınacak.

Paylaşın

Şimşek’ten Dikkat Çeken ‘Cari Açık’ Mesajı

Cari açığa ilişkin açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Cari açığı milli gelire oran olarak yüzde 2,5’in altına çekerek rezerv birikimi sağlayacağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Büyümedeki dengelenmenin katkısıyla azalan cari açık ve Döviz ihtiyacımız ile artan dış kaynak girişi makro finansal istikrarımızı güçlendiriyor.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından dış ticaret verilerine ilişkin açıklamalar yaptı. Şimşek açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“2024 yılı ilk çeyreğinde yıllık dış ticaret açığındaki iyileşme 14,3 milyar dolara ulaştı. Bu yıl OVP’de öngördüğümüz 34,7 milyar doların oldukça altında cari açık bekliyoruz.

Cari açığı milli gelire oran olarak yüzde 2,5’in altına çekerek rezerv birikimi sağlayacağız. Büyümedeki dengelenmenin katkısıyla azalan cari açık ve Döviz ihtiyacımız ile artan dış kaynak girişi makro finansal istikrarımızı güçlendiriyor.”

Ocak – Mart döneminde dış ticaret açığı 20,4 milyar dolar

2024 yılının ilk 3 aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre; İhracat, yüzde 3,6 oranında artarak 63 milyar 656 milyon dolar, ithalat, yüzde 12,6 oranında azalarak 84 milyar 128 milyon dolar oldu. Başka bir ifadeyle 3 aylık dönemde dış ticaret açığı 20 milyar 472 milyon dolar oldu.

Öte yandan ihracat Mart’ta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 4,1 azalarak 22 milyar 578 milyon dolar olarak gerçekleşti. İthalat ise yüzde 5,7 oranında azalarak 30 milyar 95 milyon dolar oldu.

Paylaşın

Seçimlerde Umduğunu Bulamayan İYİ Parti’de Değişim Sesleri

31 Mart yerel seçimlerinden umduğunu bulamayan İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener’in kongrede yeniden aday olup olmayacağı, aday olursa karşısına bir rakip çıkıp çıkmayacağı İYİ Parti kulislerinin en sıcak konusu.

Akşener’in parti yönetiminin desteğini alması halinde aday olmaya sıcak baktığı kaydediliyor. Akşener, kurmaylarıyla birebir görüşmeler yaparak hem seçim sürecine hem de yaklaşan kongreye dair değerlendirmelerini alıyor. İYİ Parti yöneticilerine göre kongre öncesi ‘nabız yokluyor’.

İYİ Parti’de seçim sonuçlarının değerlendireceği ilk geniş toplantı bugün gerçekleşecek. İYİ Parti Başkanlık Divanı üyeleri ve milletvekilleri genel merkezde bir araya gelecek. Seçim sürecinde atılan tüm adımların masaya yatırılacağı toplantıda, bazı İYİ Parti kurmaylarının tanımlamasıyla, ‘herkes eteğindeki taşları dökecek’. İYİ Parti yöneticilerinin, yaklaşan seçimli olağanüstü kongrede alacakları pozisyonlar da bu toplantıdan sonra netleşecek.

‘Hür ve müstakil’ olarak tanımladığı seçim stratejisinden beklediği sonucu alamayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisini seçimli olağanüstü kongreye götüreceğini açıkladı. Akşener’in kongre açıklamasıyla birlikte görevi bırakacağı da iddia edildi ancak Akşener değil yakın kurmaylarından istifa kararları geldi.

Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Buğra Kavuncu istifasını açıklayan ilk isimdi. Kavuncu’nun ardından Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Akburak da istifa ettiğini ve Akşener’in yanında olduğunu duyurdu. Parti kulislerinden edinilen bilgilere göre iki isim de seçim sonuçlarına dair sorumluluğu üstlenerek kongre sürecinde Meral Akşener’in elini rahatlatmak için istifa etti.

Akşener’in kongrede yeniden aday olup olmayacağı, aday olursa karşısına bir rakip çıkıp çıkmayacağı İYİ Parti kulislerinin en sıcak konusu. Akşener’in parti yönetiminin desteğini alması halinde aday olmaya sıcak baktığı kaydediliyor.

Gazete Duvar’dan Ceran Bayar‘ın edindiği bilgilere göre Akşener, kurmaylarıyla birebir görüşmeler yaparak hem seçim sürecine hem de yaklaşan kongreye dair değerlendirmelerini alıyor. İYİ Parti yöneticilerine göre kongre öncesi ‘nabız yokluyor’.

Parti kurmayları Akşener’in kongrede yeniden aday olmak için gerekli desteği almasına kesin gözüyle bakıyor. Bazı İYİ Parti kurmayları seçim başarısızlığına rağmen İYİ Parti’nin bir lider partisi olduğunu, Akşener olmadan yoluna devam edemeyeceğini dile getiriyor. Bu sebeplerle de Akşener’in genel başkanlığı bırakmayacağı ifade ediliyor.

Akşener’in genel başkan olarak devam etmesi gerektiğini dile getirenlerin yanı sıra İYİ Parti’de genel başkanlık dahil köklü bir değişimin şart olduğunu dile getiren parti yöneticileri de var. Seçim sonuçlarının İYİ Parti için büyük bir başarısızlık olduğunu, bu başarısızlığın sorumluluğunun üstlenilmesi gerektiğini dile getiren bazı yöneticiler, İYİ Parti’nin yok olup gitmemesi için değişimin şart olduğunu söylüyor.

Meral Akşener sözünü tutmalı

Akşener’in seçimden önce verdiği ‘başarısız olursa gideceği’ne dair sözü tutması gerektiğini de ifade eden bu kurmaylar, verilen büyük sözün tutulmamasının partiye zarar vereceğini ifade ediyor. İYİ Partili kurmaylar, Akşener’in İYİ Parti’yi var eden lider olduğunu kabul etse de aslolanın Akşener değil parti olduğunu dile getiriyor.

Seçime hür ve müstakil girme kararının yanlış olduğunu savunan kimi kurmaylar, seçimden önce yapılan toplantılarda yapılan açık – kapalı yönlendirmelerin bu kararı beraberinde getirdiğini ifade ediyor. CHP ile bu denli ters düşülmesinin, muhalefetten ayrışmanın İYİ Parti’ye büyük zarar verdiği ama yeni bir başlangıcın hala mümkün olduğunu kaydediliyor.

Seçim sürecinde Akşener’in kullandığı dili ve üslubunu da eleştiren İYİ Partililer, muhalefete karşı bu kadar sert bir dilin kullanılmasının, Mansur Yavaş ve CHP’nin sürekli eleştirilmesinin, geleceğe dair neredeyse hiçbir söz söylenmemesinin yanlış olduğuna dikkat çekiyor.

İYİ Parti’nin güçlenmesi ve yeniden iktidara alternatif bir parti haline gelmesi için genç ve uzman, yepyeni bir yönetim kadrosuyla yola devam etmesi gerektiğini belirten kurmaylar, teşkilatların talebinin de bu yönde olduğunu ifade ediyor.

Seçimli kongrenin İYİ Parti’nin geleceği açısından bir şans olduğunu ifade eden İYİ Partililer, bugün gerçekleşecek Başkanlık Divanı ve milletvekili toplantısının alınacak kararlarda belirleyici olacağını söylüyor.

Parti kulislerinde Akşener’in mevcut gücü ve kendisinin siyasete kazandırdığı isimlerin desteğiyle yeniden adaylaşmasının kesin olduğu görüşü hakim. Değişim isteyenlerin atacağı adımları Akşener’in arkasındaki desteğin büyüklüğü belirleyecek. Akşener beklenen desteği almaz ve değişim sesi güçlenirse İYİ Parti’nin birden fazla adayın yarıştığı bir kongre gerçekleştirmesi şaşırtıcı olmayacak.

Değişim talep edenlerin parti içi muhalefete dönüşmesi halinde adaylık yarışına dahil olabilecek isimlerse şimdiden dillendirilmeye başlandı. Genel Başkan Yardımcısı Tolga Akalın, Grup Başkanvekili Erhan Usta, Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez bu isimler arasında yer alıyor. İYİ Parti Grup Başkanı Koray Aydın’ın da süreci izlediği, başkanlık yarışına dahil olabileceği, olmasa bile aday olabilecek bir ismi destekleyebileceği kaydediliyor.

Öte yandan kurultayın sonucuna göre, hatta kurultayı beklemeden, İYİ Parti’den istifa etmeyi planlayan milletvekilleri olduğu da kulislerde konuşulanlar arasında.

Paylaşın

HTŞ Liderlerinden Ebu Maria Kahtani Öldürüldü

Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) örgütünün önde gelen isimlerinden Ebu Maria Kahtani’nin Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) düzenlediği canlı bomba saldırısı sonucu öldüğü duyuruldu.

Gerçek adı Maysa Ali Musa Abdullah Cuburi olan Kahtani, El Kaide örgütünden ayrılan militanların oluşturduğu El Nusra Cephesi’nin kurucuları arasındaydı.

2012’de ABD’nin yaptırım listesine aldığı HTŞ Şura Meclisi üyesi Kahtani, 2003-2011’de Irak Savaşı’nda Amerikan ordusuna karşı çatışmalara girmişti.

Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) medya organı Amjad’dan dün yapılan açıklamada, Iraklı Kahtani’nin IŞİD’in düzenlediği canlı bomba saldırısı sonucu öldüğü duyuruldu. Birleşik Krallık merkezli muhalif Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) de canlı bombanın saldırısında Kahtani’nin öldürüldüğünü, yanındaki iki kişinin de ağır yaralandığını aktardı.

SOHR’un açıklamasında canlı bombanın kimliği paylaşılmazken, olayın İdlib’deki Türkiye sınırına yakın Sarmada kasabasında gerçekleştiği belirtildi. IŞİD veya herhangi bir örgüt saldırıyı henüz üstlenmedi.

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre, gerçek adı Maysa Ali Musa Abdullah Cuburi olan Kahtani, El Kaide örgütünden ayrılan militanların oluşturduğu El Nusra Cephesi’nin kurucuları arasındaydı.

Suriye iç savaşında Devlet Başkanı Beşar Esad yönetimine karşı savaşan El Nusra, 2017’de farklı örgütlerin de katılımıyla HTŞ adı altında faaliyet göstermeye başladı. İdlib’in yarısına ek olarak Hama, Halep ve Lazkiye’nin bir kısmı HTŞ’nin kontrolünde.

2012’de ABD’nin yaptırım listesine aldığı HTŞ Şura Meclisi üyesi Kahtani, 2003-2011’de Irak Savaşı’nda Amerikan ordusuna karşı çatışmalara girmişti.

Öte yandan HTŞ yönetimi, rakip örgütlerle bağlantı kurduğu gerekçesiyle 47 yaşında olduğu tahmin edilen Kahtani’yi ağustosta hapse atmıştı. Militan, daha sonra suçsuz olduğuna karar verilmesiyle 7 Mart’ta serbest bırakılmıştı. SOHR, saldırının Kahtani serbest bırakıldıktan kısa süre sonra gerçekleştiğini aktardı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

YRP Lideri Erbakan, İsrail İle Ticaret Üzerinden İktidara Yüklendi

İsrail’e bor madeni ihracatı üzerinden yüklenen YRP Lideri Fatih Erbakan, “Yeniden Refah Partisi olarak yetkililere bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; Bu vebalden bir an önce kurtulun” ifadelerini kullandı.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, sosyal medya hesabından, İsrail’e yönelik bor ihracatına yönelik ilk kez gazeteci Metin Cihan’ın yayınladığı belgeyi paylaştı.

Türkiye Varlık Fonu (TVF) şirketlerinden Eti Maden’in 23 Mart tarihinde İsrail’deki Fertilizers & Chemicals şirketine bor madeni gönderdiğini gösteren belgeyi paylaşan Fatih Erbakan, “Doğrudan Sayın Cumhurbaşkanı’na bağlı olan Türkiye Varlık Fonu’nun şirketlerinden ETİ Maden’in, seçimlerden bir hafta önce İsrail’e 21 ton borik asit formunda bor madeni ihracatı yaptığına dair bir belge ortaya çıktı. Yeniden Refah Partisi olarak yetkililere bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; Bu vebalden bir an önce kurtulun” ifadelerini kullandı.

Metin Cihan’ın ortaya çıkardığı belge neydi?

7 Ekim’de savaşın başlamasından bu yana Türkiye’nin İsrail ile sürdürdüğü ticarete ilişkin olarak liman kayıtlarını sosyal medya hesabından paylaşan gazeteci Metin Cihan, bu kez de Türkiye Varlık Fonu’nun bir şirketi olan Eti Maden ile İsrail ordusuna da hizmet veren büyük bir şirket olan Fertilizers & Chemicals arasındaki sevkiyatı gündeme getirdi.

Cihan’ın paylaştığı bilgilere göre; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başında olduğu Türkiye Varlık Fonu şirketi Eti Maden, 23 Mart 2024’te Fertilizers & Chemicals’a 25 kilogramlık paketler halinde olmak üzere toplamda 21 ton bor madeni gönderdi.

Bor madeninin 23 Mart 2024’te Gemlik Limanı’ndan yüklendiğini yazan Cihan, sevkiyatın 29 Mart 2024’te İsrail’in Aşdod Limanı’na, ardından da 1 Nisan’da Hayfa Limanı’na vardığını ve teslimatın yapıldığını ifade etti.

“Gazze’de katliam devam ederken devletimizin İsrail ile doğrudan ticaretinin belgesidir” diyerek, sevkiyatın belgesi olduğunu iddia ettiği belgeyi paylaşan Cihan, haberi duyurduğu sosyal medya paylaşımında, “Katliam tedarikçiliğine ve Filistin’e dua İsrail’e gemi ikiyüzlülüğüne artık bir son verilmesi dileğiyle.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İran İle İsrail Arasında Gerilim Tırmanıyor: Misilleme Uyarısı

Güvenlik kabinesi toplantısı öncesinde açıklama yapan İsrail Başbakanı Netanyahu, “Her kim bize zarar verir ya da zarar vermeyi planlarsa biz de ona zarar veririz” diyerek İran’ın ülkesine saldırması halinde bunun sonuçlarına katlanması gerekeceğini söyledi.

İran, 1 Nisan’da Şam’daki İran büyükelçilik yerleşkesinde yer alan konsolosluk binasına düzenlenen saldırı sonrasında misilleme tehdidinde bulunmuştu. İran’ın dini lideri Ali Hamaney, İsrail’den intikam alınacağını, “İsrail buna pişman olacak” açıklamasıyla duyurmuştu.

İran ile İsrail arasında gerilim tırmanıyor. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, “Her kim bize zarar verir ya da zarar vermeyi planlarsa biz de ona zarar veririz” diyerek İran’ın ülkesine saldırması halinde bunun sonuçlarına katlanması gerekeceğini söyledi.

Güvenlik kabinesi toplantısı öncesinde açıklama yapan Netanyahu, İran’ın yıllardır doğrudan veya vekilleri aracılığıyla İsrail’e karşı faaliyetler yürüttüğünü kaydetti, “İsrail bu nedenle İran ve vekillerine karşı, savunma ve saldırı amaçlı olarak eyleme geçiyor” diye konuştu.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; İsrail’in olası saldırılar karşısında kendisini savunacağını söyleyen Netanyahu, “Basit bir ilke uyarınca hareket edeceğiz: Her kim bize zarar verir ya da zarar vermeyi planlarsa biz de ona zarar veririz” dedi.

İran, 1 Nisan’da Şam’daki İran büyükelçilik yerleşkesinde yer alan konsolosluk binasına düzenlenen saldırı sonrasında misilleme tehdidinde bulunmuştu. İran’ın dini lideri Ali Hamaney, İsrail’den intikam alınacağını, “İsrail buna pişman olacak” açıklamasıyla duyurmuştu.

İsrail’in resmi olarak üstlenmediği saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun ikisi general rütbesinde toplam yedi mensubu hayatını kaybetmişti.

ABD’den İsrail’e destek açıklaması

Bu arada İran’ın misilleme tehdidinin dün Netanyahu’nun ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı telefon görüşmesinde de ele alındığı açıklandı. Beyaz Saray, bu tehditlerle ilgili olarak Biden’ın ABD’nin desteğini Netanyahu’ya ilettiğini duyurdu.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, ABD’nin İsrail’e bir dizi tehdide karşı kendisini savunması için verdiği desteğin “sarsılmaz” olduğunu söyledi.

Axios haber portalının İsrailli yetkililere dayandırdığı habere göre, İsrail gelişmeleri müttefiki ABD ile görüştü, İran’ın Suriye’deki saldırıya misilleme olarak kendi topraklarından İsrail’e bir saldırı düzenlemesi halinde İsrail’in güçlü bir yanıtıyla karşılaşacağını ve bunun mevcut ihtilafı başka bir boyuta taşıyacağını iletti.

İran ile gerilimin tırmanması üzerine hava savunmasını güçlendirmek amacıyla önlemler alan İsrail’in muharip birliklerinin ev izinlerini askıya aldığı, yedek askerlerini de göreve çağırdığı bildiriliyor.

İsrail ordu sözcüsü Daniel Hagari , ülkedeki GPS konumlandırma sisteminin “tehditleri etkisiz hale getirmek” amacıyla kasıtlı olarak devre dışı bırakıldığını doğruladı. İsrail medyası bunun sebebinin İran’dan gelen tehditler olduğunu öne sürdü.

Bu arada Hagari, sosyal medya hesabı üzerinde yaptığı paylaşımda jeneratör satın almaya, gıda stoklamaya ve ATM’lerden para çekmeye gerek olmadığını yazdı.

Paylaşın