Hatimoğulları, YSK’ya Seslendi: AKP’nin Koltuk Değneği Olmaktan Vazgeç

Şırnak’ta açıklamalarda bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) seslenerek, “YSK, AKP’nin koltuk değneği olmaktan vazgeç. Türkiye’nin siyasi haritası değişmiştir. Türkiye’de artık AKP iktidarının istediği gibi borusunun ötmeyeceği bir yeni siyasi harita oluşmuştur. Bu siyasi haritaya bakarak 3-5 seneyi düşünmek zorundasınız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bugün YSK zaten güvenilirliğini yitirmiştir. Ancak şu saatten sonra alacağı kararlar için bizler YSK’yi asli görevini yerine getirmeye çağırıyoruz. Asli görevini yerine getir YSK. Senin görevin AKP’nin çıkarlarını korumak değil, iktidarın hırsızlarını korumak değil, halkın iradesini çalanları korumak değil. Senin görevin, yurttaşın seçme ve seçilme hakkını korumaktır.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Şırnak’ta seçim sonuçlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Hatimoğulları, şunları söyledi:

“Bugün Şırnak’tayız. AKP iktidarı 31 Mart’ta Şırnak halkının iradesini asker ve polisiyle gasp etmiştir, seçimi çalmıştır, gayrimeşrudur. 31 Mart seçimleri tarihe Şırnak açısından böyle geçecektir. Seçim çalışmalarımız süresince Türkiye’nin birçok yerinde askerin ve polisin baskısını gördük. Doğrudan seçim çalışmalarına müdahalelerini gördük. Ayrıca tam 32 merkeze, belediye kazandığımız 32 merkeze asker ve polis kaydırdıklarını biliyoruz. Ancak Şırnak’taki durumun benzerini başka yerde görmedik. Şırnak’ı adeta açık hava karakolu haline getirmiş bu iktidar.

Şırnak’ta seçim günü bulunan her iki kişiden biri asker veya polisti. Elimdeki bir notu sizinle paylaşmak isterim. Tümgeneral Ömer Keçecigil İlköğretim Okulunda sadece ve sadece askerler oy kullanmış. 5 bin 940 seçmen, 5 bin 940 erkek. Aileleri burada değil, herhangi bir konutta ikamet etmiyorlar. Ama bunlar sadece bir okulda oy kullanmışlar ve o okuldan tamamen AKP çıkmış. “Konuş, sen nerelisin?” diyen Şırnaklı abimiz aslında bu seçimin fotoğrafını çizmiştir. Şırnak’ta seçimleri asker ve polis çalmıştır.

Şırnak’ta şu an mazbatayı alan belediye başkanı meşru değildir. Hırsızlıkla Şırnak halkını yönettiğini zanneden, Şırnak sokaklarında onursuzca yürümeyi göze alarak bu görevi kabul eden bu belediye başkanına derhal istifa etmesi çağrısı yapıyoruz. Şırnak halkı seni istemiyor. Kayıtlara “hırsız başkan” olarak girdin. Bu yaftayla Şırnak’ta belediyeyi yönetebileceğini sanıyorsan, bu onursuzluğu üzerinde taşıyacaksan evet korumalarınla gezmeye devam edebilirsin. Ancak bizim açımızdan belediye başkanı, bu sokaklarda aldığı oyları büyük bir gururla taşıyarak dolaşandır.

Oysa, biraz önce kurumlar adına konuşan arkadaşımızın da dediği gibi, Şırnak’ta hiçbir zaman bulunmamış olanları, Şırnak’ın yolunu bilmeyenleri seçim sabahı otobüslerle taşıdılar ve Şırnak halkının iradesini gasp ettiler. Üstelik sadece Şırnak’ta da değil, Uludere ve Beytüşşebap’ta da durum aynı şekilde. Hırsızlıkla atanmış belediye başkanlarınca sözüm ona kazanılmış seçimler… Biz bu seçimleri gayrimeşru görüyoruz. Biz bu seçimleri çalınmış olarak ilan ediyoruz. Beytüşşebap, Uludere ve Şırnak’taki belediye başkanlarını hırsız ilan ediyoruz, gayrimeşru ilan ediyoruz.

“YSK, AKP’nin koltuk değneği olmaktan vazgeçmelidir”

Bizim oylarımızı her yerde çalmaya kalkıştılar. Bitlis’te ve birçok yerde itirazlarımızı reddeden YSK, şimdi de Şırnak’la ilgili konuyu görüşecek. Biz buradan çağrımızı yineliyoruz. YSK, AKP’nin koltuk değneği olmaktan vazgeçmelidir. Türkiye’nin siyasi haritası değişmiştir. Türkiye’de artık AKP iktidarının istediği gibi borusunun ötmeyeceği bir yeni siyasi harita oluşmuştur. Bu siyasi haritaya bakarak 3-5 seneyi düşünmek zorundasınız. YSK zaten güvenilirliğini yitirmiştir. Ancak şu saatten sonra alacağı kararlar için bizler YSK’yı asli görevini yerine getirmeye çağırıyoruz. Asli görevini yerine getir YSK. Senin görevin AKP’nin çıkarlarını korumak değil, iktidarın hırsızlarını korumak değil, halkın iradesini çalanları korumak değil.

Senin görevin yurttaşın seçme ve seçilme hakkını korumaktır. Şırnaklının, Bitlislinin, herkesin hakkını korumaktır görevin. Ve seni bu görevi yerine getirmeye davet ediyoruz. YSK bu görevi yerine getirmezse, o da bu iktidar gibi tarihin çöp sepetine atılacaktır. Ve tarihin çöp sepeti YSK’yı da tıpkı AKP-MHP iktidarı gibi hırsızlardan oluşmuş olan bir birim olarak anmaya devam edecektir. Buradan YSK’ya bir kez daha sesleniyoruz. Görevini yerine getir, Urfa’da verdiğin kararlardan geri dön. Siverek’te AKP adayının akrabaları ve yandaşları sandıkları ve pusulaları yaktı. Sonra kalkıp AKP, sandıklar yakıldı diye seçim tekrarı istedi ve YSK şimdi o seçimleri tekrarlayacak.

Urfa’da kazanamadıkları seçimi hileyle elimizden almaya kalkıyorlar ve üç yerde seçim tekrarlanacak. İkisiyle ilgili karar alındı. Üçüncüsü ile ilgili itirazlarımız şu anda YSK’da değerlendiriliyor. Bir kez daha YSK’ya sesleniyoruz. Urfa’da halkın iradesini, Şırnak’ta çaldığın gibi çalmana izin vermeyeceğiz. İptal ettiğin seçimleri oylarımızı katlayarak yeniden kazanacağız. Buradan da bütün halklarımıza sözümüz olsun.

Seçimleri ortadan kaldırmak isteyen AKP-MHP iktidarı, adeta padişahlık dönemi gibi emirlikler kurmak istiyor bu ülkede. Ama seçimlerde Türkiye halkları buna asla müsaade etmeyeceğini göstermiştir. Bu seçimde AKP ve ortaklarının yaşadığı hezimetin daha büyüğünü önümüzdeki seçimlerde yaşayacaklar. Çünkü halk kayyımcı rejime dur demek istiyor. Çünkü halk oy hırsızlarına, irade hırsızlarına, yaşamına müdahale edenlere artık geçit vermeyecek. Halk bu seçimlerde kırmızı kart göstermiştir.

DEM Parti olarak hangi itirazda bulunduysak itirazlarımız reddedildi. Ama AKP-MHP nerede itiraz ettiyse YSK kabul etti. Buradan bir kez daha Erdoğan’a diyoruz ki seçmen iradesine saygı duyacağını söylediğin balkon konuşmasının arkasında dur. Uludere’yle, Şırnak’la, Urfa ilçeleriyle uğraşmaktan vazgeç. Halklarımız iradesini çaldırmayacağını sana bir hezimet yaşatarak zaten göstermiştir. Bunun sonucunu ve gereklerini yerine getirmelisin.

“AKP’nin bu hırsızlıklarını teşhir etmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz”

Buradan bir kez daha uyarıyoruz. Halkın olanı halka bırakın. Dışarıdan getirdiğiniz seçmenle, 10 bini aşkın asker ve polisle Şırnak halkının iradesini gasp edemezsiniz. Bakın bu konuyla ilgili sadece Türkiye kamuoyunu bilgilendirmiyoruz. Tek tek hangi sandıkta oylarımız çalınmışsa, hangi sandıkta dışarıdan getirdiğiniz asker-polis oy kullanmışsa raporu tutulacak ve bütün Avrupa’yla paylaşılacak. Bütün dünya bilecek ki AKP burada yaşadığı bu hezimete rağmen hırsızlığa devam ediyor. Bunu bütün Avrupa bilecek, bütün dünya bilecek. Bizim mücadelemiz burada bitmiyor. Şırnak’ın mücadelesi Şırnak’la sınırlı kalmayacaktır. Burada halkımız iradesine sahip çıkmaya devam edecek. Bizler de Ankara’da Türkiye ve dünyanın dört bir yanında sonuna kadar hakkımızı aramak üzere, AKP’nin bu hırsızlıklarını teşhir etmek üzere çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Halkın olan halkın kalacaktır. Halkın iradesine hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Taşımalı askerlerle buradaki Kürt halkına diz çöktüreceğini zannediyorsan büyük yanılıyorsun. Büyük yanılıyorsun AKP. Kayyım atadığın yerleri katlayarak geri aldıysak, burada halkın iradesi var demektir. Askerinle, polisinle Kürt halkına, halklara diz çöktüremeyeceğini bu seçimde sana gösterdik. Bir kere daha göstereceğiz. Daha güçlü göstereceğiz. Şırnak halkıyla olmaya, bu dayanışmayı sürdürmeye, bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Hırsızlara asla geçit vermeyeceğiz. Hırsızlar derhal istifa.”

Paylaşın

Süper Kupa Maçı Yarıda Kaldı: Fenerbahçeli Oyuncular Sahayı Terketti

Süper Kupa Finali’nde Galatasaray ile Fenerbahçe Şanlıurfa’da karşı karşıya geldi. Hakem Volkan Bayarslan’ın yönettiği karşılaşmanın 2. dakikasında Fenerbahçe, sahadan çekildi.

Haber Merkezi / Volkan Bayarslan maçı tatil ederken, maçla ilgili son kararı Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) verecek. Öncelikle TFF, müsabaka görevlilerinin raporlarını bekleyecek (Futbol Müsabaka Talimatı Madde 26-3).

Raporlar geldikten sonra Disiplin Kurulları’nın görev zamanı başlayacak (Madde 23-3). Disiplin Kurulları, Madde 22-a’ya göre hükmen mağlubiyet kararını verecek. Ardından, bu kararı madde 26-1’e göre TFF Yönetim Kurulu onaylayacak. Tüm bu süreçlerin 1 hafta içerisinde tamamlanması bekleniyor.

TFF Futbol Müsabaka Talimatnamesi İlgili Maddeleri

Madde 22 – Hükmen Yenik Sayılmalar

a) Müsabakanın ilan edildiği sahaya belirlenen saatte 9 (dokuz) kişiden az bir kadro ile çıkmak ya da müsabaka esnasında herhangi bir sebeple takımın sahadaki futbolcu sayısının 6 (altı) kişiye inmesi (Bu durumda müsabakaya devam edilmez.)

Madde 23 – Hükmen Mağlubiyet Sürecinde Uygulanacak usul ve sonuçlar

3) Bu talimatın 19. maddesi (Güvenlik nedeniyle müsabakaların tamamlanamaması maddesi) kapsamı dışında kalan hükmen mağlubiyet kararlarını vermeye Disiplin Kurulları yetkilidir.

4) Hükmen yenik sayılma halinde galip gelen takım lehine 3 gol verilir. Hükmen yenik sayılan takım, gol atmış olsa dahi hiçbir golü geçerli kabul edilmez. Hükmen galip gelen takımın üçten fazla attığı goller geçerli olarak kabul edilir.

Madde 26 – Müsabaka Sonuçlarının Tescili

1) TFF tarafından düzenlenen veya izin verilen müsabakaların sonuçları, TFF tarafından tescil edilmeden geçerli sayılmaz.

3) TFF, Uluslararası Futbol Oyun Kuralları’nın öngördüğü süreç içerisinde herhangi bir nedenle tamamlanamayan müsabakaların sonuçlarını, müsabaka görevlilerinin raporlarına ve gerektiğinde yapılacak araştırmaya göre karara bağlar ve ilan eder.

Süper Kupa sürecinde neler oldu?

Daha önce 29 Aralık 2023 tarihinde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bulunan Al-Awwal Park’ta oynanması planlanan 2023 Süper Kupa maçı, Riyad’da maç öncesinde yaşanan krizden dolayı ertelendi.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), 21 Şubat 2024 tarihinde yaptığı açıklamayla Süper Kupa karşılaşmasının 7 Nisan 2024 tarihinde Şanlıurfa 11 Nisan Stadyumu’nda oynanacağını açıkladı.

Bu gelişmelerin ardından Fenerbahçe maçın tarihinin ertelenmediği ve maça yabancı hakem atanmadığı için finale U19 takımıyla çıkacağını duyurdu.

Süper Kupa

İlki 1966 yılında oynanan ve Türkiye 1. Ligi’nin şampiyonu ile  Türkiye Kupası şampiyonunun karşılaştığı Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın adı 1981-1982 sezonu sonunda Devlet Başkanlığı Kupası adı altında oynandı. 1998 yılında ara verilen kupa mücadelesine, 2006 yılından itibaren Süper Kupa adıyla tekrar başlandı.

Beşiktaş, Süper Kupa’yı müzesine götüren takım oldu. Beşiktaş, 30 Temmuz 2006’da Almanya’da oynanan maçta Galatasaray’a 1-0 üstünlük kurarak kupayı aldı.

Süper Kupa’yı şimdiye dek en çok kazanan takım Galatasaray oldu. Galatasaray, ilk organizasyonda Beşiktaş’a boyun eğmesine rağmen sonraki süreçte 6 kez mutlu sona ulaştı. Galatasaray, 2008, 2012, 2013, 2015, 2016 ve 2019’da Süper Kupa’yı müzesine götürdü.

Fenerbahçe’nin 3 kez kazandığı kupayı, Beşiktaş ve Trabzonspor ikişer, Atiker Konyaspor ve Akhisarspor ise birer kez havaya kaldırdı.

Süper Kupa’nın ilk 3 organizasyonu Almanya’da gerçekleştirildi. Beşiktaş ile Galatasaray’ın karşılaştığı ilk kupa maçı Frankfurt kentinde oynanırken, daha sonra sırasıyla Köln ve Duisburg şehirlerinde karşılaşmalar yapıldı.

Almanya’daki maçlarda Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray birer kez kupa sevinci yaşadı.

2020-2021 sezonunun Süper Kupa maçı ise Katar’da gerçekleştirildi. Doha’da bulunan Ahmed Bin Ali Stadı’nda oynanan maçta Beşiktaş, normal süresi ve uzatma bölümü 1-1 tamamlanan maçta Antalyaspor’a penaltılarda 4-2 üstünlük kurarak şampiyon oldu.

Almanya’daki kupa maçlarının ardından mücadele Türkiye’ye taşınırken, yurttaki ilk kupayı Fenerbahçe havaya kaldırdı. İstanbul’da 2009’da oynanan müsabakada Fenerbahçe, Beşiktaş’a üstünlük kurarak kupanın sahibi oldu.

Türkiye’de İstanbul (3), Konya (2), Ankara (2), Erzurum, Kayseri, Manisa ve Samsun’da yapılan 11 karşılaşmada Galatasaray 5 kez kupayı müzesine götürdü. Yurt içinde oynanan maçlarda Fenerbahçe ve Trabzonspor ikişer, Konyaspor ve Akhisarspor ise birer kez kupa sevinci yaşadı.

Paylaşın

AK Parti Kulisleri: CHP’li 5 Başkana Yargı Takibi

31 Mart yerel seçimleri tamamlandı. Ancak AK Parti kulislerine göre seçim sonrası bazı CHP’li belediye başkanları haklarındaki davalar nedeniyle sorun yaşayabilir.

İsim verilmiyor ama CHP’den seçilen 4-5 belediye başkanı hakkında Yargıtay safhasına gelmiş davalar olduğu, söz konusu davalarda 1 yılın üstü cezaların onanması halinde bu kişilerin başkanlıklarının düşeceği kaydediliyor. Görünen o ki AK Partililer hukuki süreçleri yakından takip ediyor.

31 Mart yerel seçimleri tamamlanırken kesin olmayan sonuçlara göre Türkiye geneli belediye başkanlığında CHP 35, AK Parti 24, DEM Parti 10, MHP 8, Yeniden Refah Partisi 2, BBP 1, İYİ Parti 1 belediye başkanlığı kazandı. 973 ilçede yapılan seçimlerde de AK Parti 356 ilçeyi, CHP ise 337 ilçeyi kazandı. Birçok belediye başkanı itiraz süreçlerinin tamamlanmasının ardından mazbatalarını alarak görevlerine başladı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; AK Parti kulislerine göre seçim sonrası da bazı CHP’li belediye başkanları haklarındaki davalar nedeniyle sorun yaşayabilir. İsim verilmiyor ama CHP’den seçilen 4-5 belediye başkanı hakkında Yargıtay safhasına gelmiş davalar olduğu, söz konusu davalarda 1 yılın üstü cezaların onanması halinde bu kişilerin başkanlıklarının düşeceği kaydediliyor. Görünen o ki AK Partililer hukuki süreçleri yakından takip ediyor.

Özgür Özel’ liderlik notu

Seçimlerin kazananı tartışılmaz bir şekilde CHP oldu. İstanbul, Ankara Büyükşehir Belediyelerini Meclis çoğunluğunu da elde ederek kazanan CHP, bu büyükşehirlere Bursa, Balıkesir, Manisa, Denizli’yi de ekledi. Adıyaman, Kırıkkale, Kastamonu gibi birçok kent de CHP’ye geçti. Bu büyük başarıdan sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yapacağı ilk konuşma önemliydi.

Seçim sonuçlarının ortaya çıkmasının ardından parti genel merkezinde bir basın toplantısı düzenleyen Özel kapsayıcı bir konuşma yaptı. Özel’in konuşmasındaki, “Bu galibiyetin bir kaybedeni yoktur. Bizim başarımız kimsenin hezimeti olmayacaktır”, “Bu sonuçları bir galibiyet değil, seçmenin bize açtığı kredi olarak görüyoruz. Tüm seçmen gruplarından gelen Türkiye siyasetinin akışını esastan değiştiren bu desteğin partimize büyük bir sorumluluk yüklediğinin farkındayız”, “Bugün bize bakanlar kibri değil tevazuyu, böbürlenmeyi değil başarıyı bölüşebilmenin erdemini hissetmelidir” ifadeleri dikkat çekiciydi.

AK Partili yöneticiler de Özel’in konuşmasını çok dengeli ve olumlu bulurken, bir parti kurmayı, “Çok iyi bir konuşma yaptı. Özgür Özel liderlik yolunda ilerliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 33 Bin 175’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 184. günü geride kalırken, Gazze’de İsrail saldırılarında ölü sayısı 33 bin 175’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralı sayısı ise 75 bin 886’ya ulaştı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail, bir tugay hariç tüm kara birliklerini Gazze Şeridi’nin güneyinden çektiğini duyurdu. İsrail ordu sözcüsü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin güney kısmında bulunan asker sayısının azaltıldığını söyledi. Sözcü, bir tugay hariç bütün askeri birliklerin güneyden çekildiğini söyledi.

Birkaç bin kişiden oluşan bir tugay bölgede kalırken Refah kentine İsrail’in yapmayı planladığı saldırının gecikip gecikmeyeceği belli değil. Çekilmenin nedenine dair detay verilmedi.

Ayrıca İsrail’in ağır saldırıları Gazze’de büyük yıkıma neden olmaya devam ederken, Mısır’ın başkenti Kahire’de ateşkes görüşmeleri sürüyor.

Hamas, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini ve askeri operasyonları sonlandırmasını istiyor. Örgüt ayrıca bombardımanlar nedeniyle Gazze’nin güneyine kaçan Filistinlilerin özgür şekilde tekrar kuzeye dönmelerini talep ediyor.

Tel Aviv yönetimiyse Gazze’den tamamen çekilme seçeneğine yanaşmazken, kuzeye dönecek Filistinlilerin detaylı aramalardan geçirilmesi gerektiğini savunuyor.

ABD Başkanı Joe Biden, Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah Sisi ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani’ye dün mektup göndererek, ateşkes görüşmelerinde Hamas’a baskı yapmalarını istemişti.

Biden ayrıca perşembe günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yla yaptığı telefon görüşmesinde de “Gazze’de gerekli adımların atılmaması durumunda politikamızda değişikliğe gideceğiz” demişti.

Gazze’de 6 ayın bilançosu

İsrail, resmi verilerine göre 1200 kişinin öldüğü 260 kişinin de rehin alındığı 7 Ekim Hamas saldırısına misilleme olarak başlattığı hava ve kara operasyonlarında 6. ayına girdi.

Birleşmiş Milletler (BM) kıtlık uyarısını yineledi ve Gazze’ye yardım ulaştırılması ve dağıtılması önündeki engelleri eleştirdi. Kıtlık tehlikesi ABD’nin de dikkat çektiği bir konu.

İsrailli yetkililer Gazze’ye yardım erişimini arttırdıklarını ve gecikmelerden sorumlu olmadıklarını söylüyor. Gazze içindeki yardım dağıtımını BM insani yardım kuruluşları sorumluluğunda olduğunu da savunuyor. İsrail Hamas’ı yardımları çalmakla suçluyor. Hamas bu suçlamaları reddediyor.

Gazze’de son olarak Amerika merkezli sivil toplum kuruluşu World Central Kitchen gönüllüsü 7 kişi hayatını kaybetti. Kurucu Amerikalı ünlü şef Jose Andres, İsrail saldırısının World Central Kitchen yardım kuruluşuna ait konvoyu sistematik bir şekilde “araç araç kasıtlı olarak hedef aldığını” söyledi.

Gönüllü kuruluşun konvoyunda hayatını kaybedenler arasında Avustralya, İngiltere ve ABD vatandaşları da bulunuyordu.

İsrail ordusu, konvoydaki araçların ayrıntılarını içeren mesajı gözden kaçırdıklarını, konvoydaki kişilerden birinde silah olduğu gerekçesiyle yanlışlıkla vurduklarını savundu. Ancak insan hakları grupları ve yardım çalışanları bunun sık rastlanılan bir durum olduğunu iddia ediyor.

İsrail’in 7 Ekim terör saldırılarının ardından Hamas’ı yok etme çabasında, ordunun neyi hedef aldığı ve kaç sivilin ölümüne izin vereceğini belirleme konusunda kendisine geniş bir hareket alanı tanıdığını söylüyor.

Hamas kontrolündeki Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail saldırılarında üçte ikisi kadın ve çocuklardan oluşan 33 binden fazla Filistinli öldürüldü. Bu sayı siviller ve Hamas mensupları arasında ayrım yapılmadığını ortaya koyuyor.

İsrail’in gerçekleştirdiği binlerce saldırının yanısıra kara operasyonlarındaki bombardımanlarda hedefin yanlış tespit edilip edilmediğini bilmek imkansız.

Neredeyse her gün, içinde Filistinli ailelerin bulunduğu binalar vuruluyor, kadınlar erkekler ve çocuklar öldürülüyor. Hedefle ilgili hiçbir açıklama yapılmıyor ya da saldırının orantısız olup olmadığı konusunda bağımsız bir hesap sorma mekanizması yok.

İsrailli insan hakları grubu B’Tselam sözcüsü, World Central Kitchen saldırısının sadece yabancılar öldürüldüğü için dünyanın dikkatini çektiğini söyledi.

Filistinli tanıklar aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu kişilerin beyaz bayrak taşırken İsrail’in hedef olduğunu anlatıyor. El Cezire haber kanalı tarafından Mart ayında yayınlanan görüntülerde Gazze sahilinde yürüyen ve ellerinde beyaz bayrak bulunan iki Filistinlinin öldüğü bir kişinin de yaralandığını saldırıyı İsrail ordusu kabul etmişti.

Aralık ayında Maghazi kampında en az 68 kişinin ölümüne neden olan saldırıda hedefin yakınlarındaki binaların da vurulduğunu ve muhtemelen sivillere de zarar verdiği İsrail Ordusu tarafından kabul edilmişti.

İsrail Ordusu ayrıca Gazze’de Hamas esaretinden kurtulan ve elinde beyaz bayrak sallayan üç İsrailli rehinenin de yanlışlıkla vurularak öldürüldüğünü kabul etti.

Sınır Tanımayan Doktorlar grubunun bombalandığı saldırının soruşturmasında yer alan eski İngiliz Ordusu mensubu Chris Cobb-Smith, İsrail ordusunun son derece pervasız davranışlardan oluşan tutarlı bir model izlediğini savundu.

Eski bir İngiliz istihbarat subayı olan Cristal Lincoln-Jones ise AP haber ajansına yaptığı açıklamada İsrail’in savaş kurallarına uymadığını şu sözlerle savundu: “Bunu bir NATO insansız hava aracı pilotunun yapmasına imkan yok. Bu eylem, yargılanma hatta hapis cezası ihtimali ile karşı karşıya kalmayı gerektirebilir.”

Paylaşın

TFF”den “Seçimli Genel Kurul” Kararı

Bir dizi etkinliklerde bulunmak üzere Adıyaman’da bulunan TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, 18 Temmuz’daki mali genel kurulu, seçimli genel kurul olarak yapacaklarını açıkladı.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Mehmet Büyükekşi başkanlığındaki TFF heyeti, dün İslahiye ve Nurdağı Konteyner Kent ziyaretlerinin ardından bugün de Kahramanmaraş ve Adıyaman’daki Konteyner Kentlerde depremzede vatandaşlarımızla bir araya gelerek bayramlaştı.

Ziyarette TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi ve Yönetim Kurulu Üyelerinin yanı sıra A Millî Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella, A Millî Takım Yardımcı Antrenörü Selçuk Şahin, U18 Millî Takım Teknik Direktörü Sabri Sarıoğlu, Genç Millî Takım Antrenörü Gökhan Gönül ve geçmişte A Millî Takımımızda da forma giyen eski futbolcu Hasan Kabze yer aldı.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, büyük üzüntü yaratan depremlerin ardından TFF olarak Omuz Omuza Dayanışma ve Yardım Kampanyası başlattıklarını hatırlatıp “6 Şubat’taki depremden sonra Türk halkı büyük bir kadirşinaslık gösterdi. Aynı kadirşinaslığı Türk futbol ailesi olarak bizler de gösterdik. Biliyorsunuz birçok kulübümüz tırlarla buraya malzemeler gönderdi. Biz de Futbol Federasyonu olarak bütün kulüplerimizi topladık. Bir Omuz Omuza Kampanyası düzenledik. Televizyonda canlı yayında Türkiye Futbol Federasyonu, Kulüpler Birliği Vakfı, beIN Sport’la birlikte Omuz Omuza Kampanyası organize ettik. O kampanyada topladığımız yardımlarla Adıyaman’da, Kahramanmaraş’ta, Nurdağı’nda, İslahiye’de, Hatay’da, Malatya’da güzel konteyner kentler oluşturduk” diye konuştu.

Deprem bölgelerine bayramlaşmaya geldiklerini ifade eden Mehmet Büyükekşi, “Geçen sene bayramda yine ben buradaydım. Bayramlaşmaya geldik. Bayramda çocuklarımızı mutlu etmek için Milli Takım Teknik Direktörümüz Vincenzo Montella’yı getirdik. Yine milli takımlarda görevli Selçuk Şahin, Sabri Sarıoğlu, Gökhan Gönül ve Hasan Kabze’yle birlikte çocuklarımıza Türk Milli Takım formaları dağıttık ve onlarla güzel bir maç yaptık. Onları mutlu ederek biz de mutlu olmak istiyoruz. Ayrıca konteyner kentteki vatandaşlarımızı ziyaret ediyoruz. Onlarla hemhal oluyoruz, dertlerini dinliyoruz” dedi.

“18 Temmuz tarihinde seçimli genel kurul yapmayı planlıyoruz”

TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, genel kurul konusunda da şu açıklamayı yaptı: “Biliyorsunuz Temmuz ayında Türkiye Futbol Federasyonu yönetiminde 2 yılımızı geride bırakmış olacağız. Yönetim Kurulumuzda aldığımız karar ile 18 Temmuz’da yapacağımız Mali Genel Kurulumuzu Seçimli Genel Kurul olarak yapmaya karar verdik. 18 Temmuz’da yapacağımız Seçimli Genel Kurulumuz, Türk Futboluna hayırlı uğurlu olsun.”

2024 Avrupa Futbol Şampiyonasında A Milli Takımın başarılı olacağına yürekten inandığını da vurgulayan Başkan Büyükekşi, “Önümüzde EURO 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası var. Milli Takımımızın başarılı olacağına yürekten inanıyoruz. İnşallah ikinci ev sahibi olarak oynayacağımız bu büyük turnuvada hepimizi çok sevindirecek sonuçlar alırız” ifadelerini kullandı.

Türkiye Futbol Federasyonu, 6 Şubat 2023 tarihinde ülkemizi yasa boğan ve 11 ilimizi derinden etkileyen asrın felaketi sonrası yaraları bir nebze olsun sarabilmek için “Omuz Omuza Dayanışma ve Yardımlaşma Kampanyası” başlatmıştı. Türk futbolunun paydaşlarının omuz omuza vermesi, vatandaşlarımızın bağışları ve AFAD’ın koordinasyonuyla deprem bölgesinde 9 ayrı noktada 4 bin konteyner yapılarak depremzede ailelere teslim edildi. Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay, Adıyaman ve Malatya’da yapılan bu konteyner kentlerde 20 bini aşkın afetzede vatandaşımızın barınma ihtiyaçları karşılandı. Burada yaşayan ailelere gıda desteğinin yanı sıra rutin olarak sağlık hizmetleri de veriliyor.

TFF yetkilileri, 6 Şubat depremlerinden bu yana afet bölgesinde vatandaşlarımız için destek çalışmalarını sürdürüp sık sık ziyaretler düzenliyor. Dün Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde bulunan depremzede vatandaşlarımızla bir araya gelip yaklaşan Ramazan Bayramı öncesi bayramlaşan TFF heyeti, bugün de önce Kahramanmaraş, daha sonra da Adıyaman’daki konteyner kentleri ziyaret etti.

Başkan Mehmet Büyükekşi ve Yönetim Kurulu Üyeleri depremden etkilenen vatandaşlarla bir süre sohbet etti. Konteyner kentlerde yaşamını sürdüren vatandaşlar bugüne kadar verilen destek ve sağlanan imkanlar için TFF yönetimine özel olarak teşekkür etti. Ziyaretler sırasında ailelere gıda çeki ve alışveriş kartları, çocuklara Millî Takım formaları, oyuncak, ayakkabı ve çeşitli spor malzemelerinden oluşan bayramlık hediyeler verildi. Büyük bir mutluluk yaşayan miniklerin coşkusu karşılarında Millî Takım teknik ekiplerini görünce daha da katlandı.

Kahramanmaraş ve Adıyaman’daki ziyaretler sırasında TFF tarafından konteyner kent bölgesinde yaptırılan futbol sahaları da ziyaret edildi. A Millî Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella, A Millî Takım Yardımcı Antrenörü Selçuk Şahin, U18 Millî Takım Teknik Direktörü Sabri Sarıoğlu ve Genç Millî Takım Antrenörü Gökhan Gönül ve geçmişte A Millî Takımımızda da forma giyen eski futbolcu Hasan Kabze, konteyner kentlerde yaşayan çocuklarla maç yaptı. Müsabaka sırasında renkli görüntüler oluştu. Oynanan maçın ardından günün anısına birlikte hatıra fotoğrafı çektirildi.

(Kaynak: tff.org)

Paylaşın

Erdoğan, Yerel Seçimler Sonrası ‘Yeni Yol Haritası’ Çizdi

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart Pazar günü yapılan yerel seçimlerde partisinin aldığı başarısız sonucun ardından “yeni yol haritası”nı çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnanan insanlarız, ‘Bunda da hayır var’ diyeceğiz. Artık ekonomiye odaklanacağız. Mağduriyetleri giderecek çalışmalarımız olacak” dedi.

Sabah’tan Zübeyde Yalçın’ın haberine göre, Erdoğan, partisinin yetkili kurulları ve kurmayları ile yaptığı toplantılarda 31 Mart seçimleriyle ilgili önemli tespitler yapıp AK Parti ve hükümetin önümüzdeki sürece ilişkin yol haritasını çizdi. Neler yapacaklarını tek tek anlattı.

“Sonuçlar elbette ki hepimizi üzdü” diyen Erdoğan, şöyle devam etti: Hayatta kaybetmek de var. Biz inanan insanlarız. ‘Bunda da bir hayır vardır’ diyeceğiz. Bundan sonraki süreçte kendimizi hesaba çekip eksiğimizi, fazlamızı tespit edeceğiz. Önümüzde, seçimlere kadar yeterli bir dönem var. Bu dönemi iyi değerlendirmemiz lazım. Bu süreci çok iyi yönetip, yine milletin gönlüne gireceğiz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerde katılımın az olması ve sandıktan çıkan oylara ilişkin detaylı bir analiz yapılması talimatı verirken, “Sandığa küsen vatandaşlarımızı iyi analiz edeceğiz. Neden böyle bir tavır sergilediğini iyi anlayacak ve gerekenleri yapacağız” dedi.

Türkiye’nin önünde seçimsiz 4 yıl olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçim analizi yaparken artık ekonomiye odaklanacağız. Bu konuda özellikle dar ve sabit gelirliler için mümkün olan adımları atacağız” mesajı verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan; emekliler ve dar gelirli vatandaşlara yönelik de “Mağduriyet oluştu. Bu mağduriyetleri giderecek çalışmalarımız olacak. Ekonomik program ve bütçe kapsamında gerekli adımlar zaman içinde atılacak” dedi.

Paylaşın

İran’dan İsrail’e Tehdit: Siyonist Rejimin…

İran’ın ruhani lideri Ali Hamaney’in  “Siyonist rejimin elçilikleri bundan böyle güvende değil” diyerek, İsrail’in “korktuğu için Cumartesi günü 27 büyükelçiliğini kapattığını” öne sürdü. Safavi, İsrail’in elçiliğini kapattığı ülkeler arasında Ürdün, Mısır, Bahreyn ve Türkiye’yi saydı.

Gazze Savaşı’nın başlamasından bu yana geçen altı ay içinde İsrail pek çok kez Suriye ve Lübnan’daki İran’a ve Tahran’ın müttefiklerine ait birçok hedefi vurdu.

İran, Suriye’nin başkenti Şam’daki konsolosluk binasına saldırıdan sorumlu tuttuğu İsrail’in yurt dışı temsilciliklerini tehdit eden bir açıklamada bulundu.

İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’nın (ISNA) bildirdiğine göre, ülkenin ruhani lideri Ali Hamaney’in üst düzey danışmanlarından Yahya Rahim Safavi yaptığı açıklamada, “Siyonist rejimin elçilikleri bundan böyle güvende değil” diyerek, İsrail’in “korktuğu için Cumartesi günü 27 büyükelçiliğini kapattığını” öne sürdü. Hamaney’in danışmanı Safavi, İsrail’in elçiliğini kapattığı ülkeler arasında Ürdün, Mısır, Bahreyn ve Türkiye’yi saydı.

“Direniş cephesi hazır, (cevabın) nasıl olacağını beklemek zorundayız” ifadelerini kullanan Safavi, İsrail’i kastederek, “Bu zalim rejimle yüzleşmenin yasal ve meşru bir hak olduğunu” savundu.

Ne olmuştu?

İsrail, İran’ın Şam’daki büyükelçilik yerleşkesinde yer alan konsolosluk binasına 1 Nisan’da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü’nün üst düzey komutanlarından Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi ile Tuğgeneral Muhammed Hadi Hac Rahimi dâhil 7 askeri yetkili ile 6 Suriye vatandaşı hayatını kaybetmişti.

Saldırıya hızlıca misillemede bulunacağını duyuran İran, olaydan ABD’yi de sorumlu tutmuştu. İran, Suriye’deki saldırı sonrası 2 Nisan’da ABD’nin İran’daki çıkarlarını temsil eden İsviçre’nin Tahran Büyükelçisi’ni Dışişleri Bakanlığı’na çağırarak ABD’ye mesaj ilettiğini açıklamıştı.

İran basınında, Tahran yönetiminin İsviçre aracılığıyla ABD’ye “İsrail hedeflerini vuracağına” dair bilgi verdiği iddia edilmişti. İsrail ise bugüne dek konuyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadı.

Gazze Savaşı’nın başlamasından bu yana geçen altı ay içinde İsrail pek çok kez Suriye ve Lübnan’daki İran’a ve Tahran’ın müttefiklerine ait birçok hedefi vurdu.

Paylaşın

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç: Türk Futbolunun Reset Zamanı Gelmiştir

Süper Kupa öncesi açıklamalarda bulunan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, “Türk futbolunun reset zamanı gelmiştir. Bataklığı kurutup, Türk futbolunun kendini yeniden inşa etmesi gereken bir dönemdeyiz” dedi.

Ali Koç açıklamasında ayrıca, “Türk futbolunda hakemler üzerinden ligin gidişatını yıllardır dizayn eden bir çete, şebeke var. Bahis konusunu daha önce de dile getirdik. Acaba bunun bahisle bir ilgisi var mıdır? Bahis olayının dibine kadar inilmemesi ise sorgulanması gereken konulardan biridir” ifadelerini kullandı.

Fenerbahçe Yönetimi ve U19 Takımı, Galatasaray ile oynanacak 2023 Süper Kupa maçı için Şanlıurfa’ya geldi. Karşılaşma öncesinde Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Ali Koç’un açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Açıklayacak çok şey var. Öncelikle bugün ne yaşanacaksa bugüne kadar ne yaşandıysa tüm Fenerbahçe taraftarlarına şunu söylemek istiyorum. İslam Çupi’nin sözlerini hatırlamanın tam da günüdür. Geldiğimiz nokta itibarıyla Fenerbahçe Spor Kulübü, yüzde 50-50 şansı olan bir Süper Kupa müsabakasına A takımını getirmeyip, kupa şansını çok daha zayıflatmış, bunu da inandığı ilkeler, değerler ve uğradığı haksızlıklara isyan etme noktasına geldiği için yapmıştır.

Yaşadığımız haksızlıklar, terör örgütünün kurduğu kumpaslar, Futbol takımımıza yapılan suikast girişimi, son deplasman maçımızda futbolcularımıza yapılan linç teşebbüsü, zorbalıkla çalınan özellikle üç defa son haftada çalınan şampiyonluklarımız. Suikast girişiminin bizi en çok acıtan en çok içinde bulunduğumuz durumu sorgulatan unsurlardan bir tanesi suikast girişiminin halen faili meçhul kalması.

O zamanın yönetimi de bir müddet ligden çekilmeyi maçlara çıkmamayı maçların tehir edilmesini istemişti. Devletimizin en önemli kademelerinden teminatlar verilip, ‘merak etmeyin, biz suçluları bulacağız’ deyip maçlara devam edildi. Aradan 9 sene geçti. Hala bir ilerleme yok. 3 Temmuz Kumpası sürecinde sonra açılan davaların halen havada kalması, sonuçlanmaması. Bunlar sadece saydığım bazı olaylar. Bu listeyi çoğaltabiliriz.

Bütün bunların, bütün bu kötülüklerin, anormalliklerin bir kulübün başına gelmesi olayların sıradanlaştırılması artık Fenerbahçe Spor Kulübü’nü isyan edecek noktaya getirmiştir. İsyanımızın ilk adımını bugün istemeyerek, arzu etmeyerek, bu değerli şehrimiz Şanlıurfa’da atmak zorundayız.

Yalnız şunu da ifade etmek istiyorum. Kötülüklerin, kötülüğün tarihi hiçbir alanda futbol alanında olduğu kadar somut, delilli ve gerçek olmamıştır. Bu gidişata son verilmediği için kötülükler, kötülük, kötülük yapanlar arsızlaşmış, beden bulmuş ve de artarak devam etmektedir.

Fenerbahçe taraftarına özellikle bugünkü cümlelerimi dikkatle dinlemelerini rica ediyorum. Nedenini biraz sonra söyleyeceğim. Tabii son 20 yılı konuşuyoruz, özellikle de 3 Temmuz Kumpas sürecinden beriki dönemi konuşuyoruz. Bu garip, şaibeli pek çok soru işaretine mahal verecek sürecin kazananını da bellidir. Bizim bugünkü isyanımız, bugünkü tepkimiz Süper Kupa’daki duruşumuzu sadece maçın tarihi ile veya sadece son deplasmandaki yaşadıklarımızla ilgili, alakalı değildir.

Olağanüstü Genel Kurulumuzdaki paylaştığımız videoda yaşadıklarımızı gösterdik. Esas burada sorgulanması gereken, niye Fenerbahçe bunları yaşıyor? Niye bunlar hep Fenerbahçe’nin başına geliyor demektense isyanımız ve isyanımız doğrultusundaki ilk adımımızı atarken işi basitleştirmek, sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi ‘ya ne olacak, maç tarihinde oynasanız. Başkaları da oynuyor’ demek bizim açımızdan kabul edilebilir bir durum hiç ama hiç değildir.

Son deplasmanda yaşadıklarımızdan sonra ne oldu! FIFA Başkanı çıktı, hiç kimsenin beklemediği bir şekilde dedi ki, futbolcuların güvenliği ve emniyetinden bahsetti. Bunun sağlanmasının olmazsa olmaz bir durum olduğunu söyledi. Kim sorumlu bunu sağlamakta? Her deplasman maçında olduğu gibi ev sahibi, TFF ve devlet, yani Valilik, Emniyet güçleri. Size soruyorum, size göre Trabzon maçında bu güven ortamı sağlandı mı, emniyetli bir ortam oluşturuldu mu? Güvenli ortam sağlansaydı futbolcularımıza yapılan linç girişiminde futbolcularımız kendilerini korumak zorunda kalmazlardı.

Sonra ne oldu? Tek bir geçmiş olsun mesajı paylaşılmadı. Ne devletten ne siyasetçilerden, herhangi bir siyasi partiden, futbolun paydaşlarından, buna TFF dahil olmak üzere. Bunu bir kere not ettik ama önemli olan kısım bu değil. Önemli olan kısım, bırakın geçmiş olsun mesajlarını, bazı rakiplerimiz Fenerbahçeli futbolcuların ceza alması için sıkı, alttan alttan, ince ince çalıştılar, bazıları açık açık. İnanabiliyor musunuz? Futbolcularımıza hapis cezası verilmesi gerekn diyenler bile oldu.

Bu Baskıya dayanamayan TFF, iki futbolcumuza ceza verilmesini sağladı. Futbolcularımızın, teknik kadromuzun güvenliğinden sorumlu ve sağlayamayanlar ne ceza verilecek? Hakem yüksek puan aldı, onu gördük. TFF yerinde duruyor. Valiye, Emniyet müdürüne herhangi bir işlem yok. Buradan ne mesaj çıkarmamız gerekiyor? Bakın arkadaşlar, Türk futbolunda şu döneme kadar az, şimdi daha sık dillendiriliyor ama eksik ve bize göre net olan bir tespit var. Türk futbolunda hakemler üzerinden ligin gidişatını dizayn eden bir şebeke mi, çete mi dersiniz bir sistem var. İstedikleri şekilde manevra edebiliyorlar.

Bahis konusun daha önce gündeme getirmiştik. Tam yeri değil ama değineceğim. Acaba bunların bahisle alakası var mıdır, inceleyen bir merci var mıdır? Sosyal medya fenomenlerine bahis çetesi soruşturması yapıldı. Bir de bunun esas baronları var. Bence bahis olayının dibine kadar inilmemesi sorgulanması gereken unsurlardan bir tanesi.

Trabzonspor deplasmanına dönersek; Trabzon’da yaşananlar basit bir holiganizm değildir. Bu işi böyle ele almak büyük hata olur. Nasıl Rize dönüşü kurşunlandığımız zaman o olay basit bir olay değilse ve hala faili meçhulse bu da basit bir olay değildir. Valiliğinin ve emniyet yetkililerinin, gergin geçeceği belli bir maçta gereken önlemleri almadılar. Hadi almadılar, onu bir kenara koyalım.

Buna rağmen maçın başından itibaren olayın gerginliği ve artarak devam etmesi… Hiç sezemediler mi? Sezmediler mi bari ikinci yarı gerekli önlemleri alalım diye. Olmadı, almadılar. Tecrübeli devlet görevlisi, emniyet görevlisi maçın nereye gidebileceğini çok rahat sezebilirdi. Sezemediler mi, sezmediler mi? Bunun cevaplanması lazım. Burada o şehirdeki devletimizin en üst temsilcilerinin bu olaya sebebiyet vermeleri hiçbir şekilde hafife alınacak bir olay değildir. Şu ana kadar da ciddi anlamda hafife alındığını görüyoruz.

Biz çok şey yaşadık, sabırlı davrandık, sakin olmaya çalıştık, haksızlıkları haykırdık, tüm kumpaslara, suikast girişimlerine, haksızlıklara, zorbalıklara rağmen spora ve sporcuya odaklandık. Milli takımlara nereden bakarsanız bakın olimpiyatlara net en çok sporcu veren kulüplerin başında bir veya ikinci sırada Fenerbahçe’dir. Ama artık bu haksızlıklara, adaletsizliklere, çifte standarda ve göz göre göre haksız rekabet tohumları ekenlere ve emeğimizin çalınmasına isyan etmemiz gereken bir döneme girdik. Onun için diyorum ki, bugün attığımız adım, bundan sonra atacağımız adımların ilk ve somut adımıdır.

Türk futbolunun artık ‘reset’ edilmesi lazım. Türk futbolunun artık bir ‘reset’ zamanı gelmiştir. Bataklığı kurutup Türk futbolunun kendisini yeniden inşa etmesi gereken bir dönemdeyiz. Tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok. Niyet, arzu, cesaret olsun Türkiye’de bunu yapacak liyakatli kadrolar mevcuttur. Bu doğrultuda kulübümüzün haklı isyanları ve zorunluluktan yapmaya karar verdiğimiz eylemler süreci yapılması gereken temizliğin inşallah fitilini ateşler. Çünkü temiz bir Türk futbolu sadece Fenerbahçe için değil sadece futbolun paydaşları için, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için artık olmazsa olmaz bir konu haline gelmiştir. Zaman tarafsızlık, adil rekabet ve sportif ahlakın öne çıkması gereken zamandır.

TFF. İsteseniz, planlasanız, kurgulasanız bu kadar çok olayı aynı sezona hiç kimse sığdıramazdı. Sihirbaz bile olsanız yapamazdınız. Daha ne olması gerekiyor aynaya bakıp yüzleşmek için? Yalpalayan, yolda giderken anlık refleksle kararlar alan, aldığı pek çok karardan dönen, bir maç planlamasını dahi yapmaktan uzak, hatta bile bile mi Türkiye’nin büyük camialarını karşı karşıya getiriyorlar onu da bilemiyorum ama pek çok uygulama ve adım buna sebebiyet veriyor. Normal bir federasyon, 15 Mart’a kadar bekler, Türkiye’yi temsil eden takımların tur atlayıp atlamamasına göre ondan sonraki takvimi yapar. Onlar ne yaptılar? Beklemeden tarih açıkladılar. Bir Süper Kupa için tüm ligleri tatil ettiler. Herhalde onun için yayıncı kuruluşa çok sempatik gözüküyorlar.

Yalnız bu maç planlaması üzerine konuşmak istiyorum çünkü bizim isyanımızı tarihte olmasını istemediğimiz ama yapmak zorunda bırakıldığımız konuları bir maç tarihine bağlayan arkadaşlara sesleniyorum. Gerçekten kötü niyetlisiniz. Veya bilerek, isteyerek süreci ajite etmek istiyorsunuz.

Maç planlamasına bakalım. Geçen yaz oynanmalıydı, Riyad’da olmadı falan hepsini geçiyorum. 15 Mart’ı da geçiyorum. Yunan federasyonunu örnek olarak gösterdiniz. ‘Yok efendim öyleymiş, böyleymiş, haftaya maçları erteliyorlarmış, biz de bunları Fenerbahçe’ye teklif ettik, Fenerbahçe kabul etmedi…’ Kendi beceriksizliklerini ve yarattıkları bu sıkıntılı ortama kılıf olarak Yunan federasyonunun aldığı kararları paylaşıyorlar. O zaman Yunan federasyonu yabancı hakem getiriyor, siz de getirin.

Yoksa bu an için mi Yunan federasyonu sizin açınızdan geçerli? Yunan federasyonunun kararlarını paylaşarak ‘onun için biz de böyle davrandık’ savunmaları son derece futbol fakiri değerlendirmelerdir. Yunan rakibimizin oynayacağı maçın ağırlığı, seyahat edeceği mesafeler vs vs. bugün oynanması gereken Süper Kupa finalinin Şanlıurfa’daki mesafesi vs. karşılaştırmak abesle iştigaldir. Bu herhangi bir lig maçı değildir. Bu maçın uzamaya gitme ihtimali de söz konusudur. Tek maçlık bir kupadan bahsediyoruz.

Peki size şunu soracağım: Galatasaray da turu atlasaydı bugün bu maç oynanacak mıydı? İstanbul – Şanlıurfa arası mesafesi, bizim gideceğimiz bir sürü Avrupa deplasmanıyla aynı mesafededir. Atina’dan iki misli neredeyse. İki olayı birbiriyle eş değer tutmak aslında samimiyetsizdir. Biz ‘Karagümrük maçını ertelemeyin, onu oynayalım ama bu maçı erteleyin’ dedik. Takvime sığdıramadınız, sezon başına erteleyelim.

Rakibimizi mazeret kullanarak ‘onlar istemiyor’ diyorlar. ‘Karagümrük de istemiyor, onları ne yapacaksınız?’ diyoruz, ‘hallederiz’ diyorlar. Karagümrük’e gücün yetiyor, Galatasaray’a yetmiyor, öyle mi? Biraz evvel ‘bütün bu sıkıntılı dönemde aslında kazananın adresi belli’ dedik. Şimdi keşke gelselerdi, şöyle yapsalardı, depremzedeler, onlara yaratacağımız kaynak, zavallı çocuklar vs. vs. adı altında algı yapmaya devam ediyorlar.

“Yıllarca tohumları ektiler ve bu ortamı sağladılar”

Gelelim rakibimize. ‘Adres belli’ dedik. Öncelikle kendilerini canıgönülden kutluyorum. Kutluyorum çünkü adım adım, ilmek ilmek, tuğla tuğla futbolun tüm unsurlarını kendi lehine hizmet eder haline getirmeleri bu süreçte olağanüstü başarı. Gerçekten başarı. Demin saydıklarımdan birini söyleyin onların başına gelen. Eski rekabet ortamı olsaydı bu maçın tarihini zaten Galatasaraylı yöneticiler değiştirmek için başvururdu.

Yıllarca tohumları ektiler ve bu ortamı sağladılar. Kazanmak için her yol mubahtır anlayışının sonucudur bu geldiğimiz nokta. Hedeflerine ulaşmakta o kadar mahirler ki, öylesine becerikliler ki. Ellerindeki algı yaratma gücüyle TFF’sinden, kurullarından hakemine kadar aslında tüm paydaşları hoşlarına gitmeyen pek çoğunu baskı altına alarak, tehditler oluşturarak bir sistem kurmuşlar. Ama en küçük bir rahatsızlıkta öyle bir isyan ederler ki, öyle bir isyan bayrağı açarlar ki bu kendi kurdukları sisteme, zannedersin dünyanın en mağdur takımı. Onun için onların Şanlıurfa’yla vs. ile ilgili söylediklerini hiç samimi bulmuyorum.

İtidal çağrıları, kardeşlik, dostluk barış… Bunları hiç samimi bulmuyorum. Daha evvel de defalarca samimi olmadığını söylemiştim. Ama benim en beğendiğim, hakikaten ‘bravo’ dediğim olay, bütün her şeyi kendi lehlerine çevirecek ortamı yaratıp ondan sonra bu ortamın mağduru olduklarını gösterecekleri strateji ve taktiklere hakikaten helal olsun. Şampiyonlar Ligi. Vallahi bravo. Bu zihin yapısına laf atmak, ölmüş bir hastaya ilaç verip canlanmasını beklemek gibi bir şeydir. Kendi maçlarından çok bizim maçlarımızla ilgileniyorlar. Dolayısıyla onlarla ilgili söyleyecek fazla bir şeyim yok.

Gelelim Şanlıurfa’ya. Biz Şanlıurfa’ya borçluyuz. Hiçbir şekilde bunun farklı bir durumu yok. Şanlıurfa’daki Fenerbahçe taraftarlarına borçluyuz, buranın esnafına, güzel insanlarına borçluyuz. Borcumuzu telafi edeceğimizi daha evvel söyledik. Öncelikle biletlerin hepsini Fenerbahçe Spor Kulübü satın almıştır. Dolayısıyla biletlerden kaybedilen herhangi bir kaynak yoktur.

Biliyorsunuz 2011 Süper Kupa’sı hala oynanmadı. Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’ın başvurusu olmasına rağmen hala oynanmadı. TFF gereken cevabı henüz vermedi, ben değerlendirdiğini de hiç sanmıyorum. Aslında TFF’nin bu konuda bu kadar temkinli davranmasını, neredeyse hiç adım atmamasını, gündeme almamasını biz son derece manidar buluyoruz ve başka yerlere çağrışım yapan bir durum olarak değerlendiriyoruz.

Artık nereye çekerseniz çekin. ‘Sadakat’ mi dersiniz, ‘vefa’ mı dersiniz, ne dersiniz bilmiyorum. Hepimizden kaynak yaratmak istiyor, Türk futbolunun marka değeri, önemli maçlar, kupalar vs. hepimizden çok en önde koşar adımla bu maçların organizasyonunu sağlıyor olması gerekirdi, imtina ediyorlar. Beşiktaş başkanıyla konuştum, o kupa öyle de böyle de oynanacak. Onların da kabulüyle bu kupayı Şanlıurfa’da oynamayı teklif edeceğiz federasyona.

Şunun da bilinmesini isteriz, Riyad’da oynanmayan Süper Kupa’nın Şanlıurfa’da oynanmasını öneren, dile getiren, kamuoyuna açıklayan Fenerbahçe Spor Kulübü’dür. Depremzedelere olan önemi, hassasiyeti unutmayalım, unutturmayalım çünkü zaman içinde çabuk unutulabiliyor bu tip şeyler. Hep gündemde tuttuk. Onun için maçın burada yapılmasını önerdik. Kabul ettiler. 11 şehirden Şanlıurfa’yı seçtiler. Biz de burada bu maçı oynamak isterdik ama bizim birinci önceliğimiz Fenerbahçe’nin menfaatleri ve çıkarlarıdır. O yüzden verdiğimiz kararın da arkasında duruyoruz.

Şanlıurfa halkının anlayışına sığınıyoruz. Şanlıurfa’daki Fenerbahçeliler sizler de bizim gibi düşünüyorsunuzdur. Yaşadıklarımız ortada. Süreç, çok uzun bir zamana yayıldığı için bazılarını insanlar unutabiliyor. Hepsi 20 dakikalık bir videoda seyredildiği zaman ‘neler olmuş, hakikaten bunlar yaşanmış mı’ dedirten bir şeyler yaşadık biz. Bizi yönetenler, bizden sorumlular gerek futbol tarafında gerek ülke tarafında bu konuya kulaklarını kapadıkları için, göz ardı ettikleri için biz artık isyan etmek durumuna geldik. Ama Şanlıurfa rahat olsun, bizim sözümüz var. İnşallah önümüzdeki sezon başlamadan TFF takvimi becerebilirse burada bir Süper Kupa maçı daha oynanacak.

Gelelim yayıncı kuruluşa. Birkaç gündür sizi izliyorum. Konuyu ne kadar bilerek ajite ettiğinizin, neler yapmaya çalıştığınızın farkındayım. Yayıncı kuruluş kendi menfaat ve çıkarları çerçevesinde Fenerbahçe’nin niye mağdur olduğunu, niye bu kararı aldığını dürüst ve adil bir şekilde anlatacağına okları yönetime ve özellikle bana ve Fenerbahçe camiasını ayrıştıracak söylemler içinde günlerdir program yapıyorsunuz. Türkiye Kupası artık sizin olsun. Türkiye Kupası’nın ihaleye çıkarılmasını başkanlar istediği zaman baskı yaptınız, bir sürü başkana geri adım attırdınız.

Dünyada hiçbir şekilde olmayan bir format önümüzdeki sezon Türkiye Kupası’na geliyor. Grup formatı. Biz de garip bir ülkeyiz. Dünyada kendi ülke kupasını grup formatında oynayan tek ülke olduğumuz söylendi. Haydi o da iyi bir şey, marka değerini arttırır ama bizim 4 yıldır bu kupadan aldığımız gelirle bir kuruş artmadı, bu kadar enflasyonun olduğu ortamda. Sizin sponsorluktan ne aldığınızı bilmek istiyoruz.

Onu da söyleyen kimse yok veya söylemeye cesaret eden kimse yok. Futbolun en önemli paydaşlarından olan Fenerbahçe’yi hedef aldınız –Süper Kupa özelinde söylüyorum- hem kendi camiamızı ayrıştırmak hem Şanlıurfa vatandaşlarını ajite etmek hem de büyük kulüpleri birbirine düşürmek için garip bir yayın yaptınız son 3 gündür. Bizim için sizin krediniz bitmiştir. Bizim için sizin kredinizin bitmiş olmasının sizin hiçbir kıymeti harbiyesi olmayabilir. Bunda sonrasını zaman gösterecektir.

Fenerbahçe taraftarları, Fenerbahçe camiası. Olağanüstü Genel Kurul’da da anlattığım gibi camiamız kırılgan, ayrıştırmaya müsait, böl ve yönetmeye açık. Sizlere dedim ki, ‘Bütün bu yaşananlar içinde isyanımız ve bundan sonraki süreçte başarılı olabilmemiz için Türk futbolunu bataklıktan kurtarıp temizlik sürecine girebilmek için omuz omuza yek vücut olmamız lazım.’ Ama üç günde ne kadar ayrıştırıldığınızı üzülerek görüyorum. Gücü de buradan alıyorlar.

Bu şekilde yayın yapma gücü de buradan alınıyor, Fenerbahçe’ye haksızlık, çifte standart yapma gücü de buradan alınıyor. Size bir şey söyleyeyim, bugün U19 maçımız vardı. Biliyor musunuz bütün U19 maçları cumartesi günü oynandı ve bizimki de cumartesi günü oynanacaktı. Federasyon tuttu bir danışmanlık şirketi cuma-cumartesi kulübümüzde olacağı için maç pazara alındı ancak toplantılar Çarşamba-Perşembe yapıldığı için hem Giresunspor hem Fenerbahçe Spor Kulübü U19 maçını cumartesi oynamak için başvuru yaptı, kabul etmediniz.

Federasyona soruyorum, niye kabul etmediniz? İki kulüp başvuruyor, bütün maçlar cumartesi oynanıyor. Kötü olduğunuz için. Kötülükle bezendiğiniz için. Fenerbahçe’ye zorluk çıkartmak istediğiniz için. Ve bunu yapacak gücü de camiamızın kırılganlığından aldıkları için yaptılar Fenerbahçeliler. Dolayısıyla camiamıza çok dikkatli olmalarını, uyanık olmalarını, birlik ve beraberliği bırakmamalarını önemle rica ediyorum. Bıraktığınız zaman neler olabileceğini, 3 günde ne kadar ayrıştırıldığımızı görüyorsunuz.”

Süper Kupa sürecinde neler oldu?

Daha önce 29 Aralık 2023 tarihinde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bulunan Al-Awwal Park’ta oynanması planlanan 2023 Süper Kupa maçı, Riyad’da maç öncesinde yaşanan krizden dolayı ertelendi. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), 21 Şubat 2024 tarihinde yaptığı açıklamayla Süper Kupa karşılaşmasının 7 Nisan 2024 tarihinde Şanlıurfa 11 Nisan Stadyumu’nda oynanacağını açıkladı.

Bu gelişmelerin ardından Fenerbahçe maçın tarihinin ertelenmediği ve maça yabancı hakem atanmadığı için finale U19 takımıyla çıkacağını duyurdu.

TFF Futbol Müsabaka Talimatnamesi’ne bakıldığında bir futbol takımı esame listesinde en az 9 futbolcu ismi yazıp sahaya çıkabiliyor. Müsabakanın devam edebilmesi için ise sahada mücadele eden oyuncu sayısının en az 7 olması şart. Buna göre; Fenerbahçe sahaya U19’dan 9 futbolcusuyla çıkacak. 3 oyuncunun peşpeşe sakatlık yaşamasıyla ise sahadaki oyuncu sayısı 7’nin altına düşecek. Bu durumda ve talimat gereği hakem maçı oynatamayacak. Bu eyleme yönelik bir cezai işlem olmayacağı düşünülüyor.

2. Fenerbahçe U19 Takımı oyuncuları karşılaşmanın hakemini alkışlama veya benzeri tepkilerle kart görerek maçın ilerlemesine izin vermeyecekler. Fenerbahçe U19 takımı sahaya çıkacak ve başlama vuruşundan sonra sahayı terk ederek 3-0 hükmen mağlup sayılacak. Fenerbahçe U19 takımı maça hiç çıkmayacak. Talimatnameye göre bunun cezası ise “Bir sonraki sezon Türkiye Kupası ve Süper Kupa’dan men edilmek” olacak.

Paylaşın

31 Mart Yerel Seçimlerinde CHP’yi Şaşırtan 3 İl

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 31 Mart yerel seçimlerinde 14 büyükşehir, 21 il belediyesi, 337 ilçe ve 61 belde belediye başkanlığı olmak üzere toplamda 433 belediye kazandı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; CHP’nin 31 Mart yerel seçimlerinde aldığı sonuç “tarihi bir başarı” olarak nitelendirildi. İstanbul ve Ankara’nın açık ara farkla alınmasının yanı sıra birçok büyükşehir ve il de CHP’ye geçti. CHP’li yetkililer seçim öncesi Bursa, Balıkesir, Manisa’nın potada olduğunu, Afyon, Uşak, Kastamonu gibi birçok ili kazanmanın sürpriz olmayacağını söylüyordu.

Sonuçlar da hem sahada tutulan nabzı hem de anketleri doğruladı. CHP için sürpriz olan iller ise aday belirleme ve kampanya sürecinde kimi sıkıntılar yaşanan Edirne, Artvin ve Bartın oldu. 2019 seçimlerinde CHP’nin kazandığı bu illerde anketler olumsuz sonuçlar veriyor, ciddi risk bulunduğu söyleniyordu. Bu nedenle kampanya sürecinde bu kentlerdeki çalışmalara ayrıca özen gösterildi. Böylece korkulan olmadı.

CHP 31 Mart yerel seçimlerinde 14 büyükşehir, 21 il belediyesi, 337 ilçe ve 61 belde belediye başkanlığı olmak üzere toplamda 433 belediye kazandı. Yeni büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanları 21 Nisan’da Ankara’da bir araya gelecek. Yapılacak toplantıda seçim sonuçlarının değerlendirilmesi, 5 yıllık görev süresince yapılacak çalışmalarda belirli ilkeler çerçevesinde eşgüdüm içinde, deneyim aktarımını da içeren ortak bir hizmet anlayışının belirlenmesi bekleniyor.

CHP’nin bayramdan sonraki hafta önemli bir gündem maddesi de grup başkanvekilliği seçimi olacak. Afyon Milletvekili Burcu Köksal’ın belediye başkanı olmasının ardından boşalan grup başkanvekilliği koltuğu için yapılacak seçimde yine bir kadın milletvekilinin bu görevi üstlenmesi isteniyor. Parti grubunda da bu yönde bir tutum alınması durumunda 18 Nisan’da yapılacak kapalı grup toplantısında aday olacak kadın milletvekilleri arasından yeni grup başkanvekili seçilecek.

“En az 2 yıl erken seçim tartışmaları olmaz”

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ülke genelinde yüzde 37,7 oy alan CHP, AK Parti’yi 22 yıldır oturduğu “birinci parti” koltuğundan indirdi. Bu sonucun erken seçim tartışmasını tetikleyeceği yorumları yapılırken CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Ben bir erken seçim çağrısı yapmıyorum. 10 ay önce altı parti yüzde 25 oy aldık. ‘Tek başına yüzde 38 benim oyum’ dersek bu kibir olur. Türkiye ittifakının oyu içinde AK Partilisi de var, MHP’lisi de var, DEM’lisi de var. Seçimi kazandıktan sonra ‘Bu güvensizlik oyudur, erken seçime gir’ dersem bana itimat eden AK Partili ve MHP’lilere haksızlık yapmış olurum” dedi.

Özel’in sözleri farklı siyasi yorumlara hatta eleştirilere yol açsa da 14 Mayıs seçimlerinde ilk kez seçilip milletvekili olmaya hak kazanmış yüzlerce vekil tarafından olumlu karşılandı. Çünkü milletvekillerinin milletvekili özlük haklarıyla emekliliği kazanmaları için 2 yıl görev yapmaları gerekiyor. Bu nedenle Meclis kulislerinde erken seçim tartışması olacaksa bunun en az 2 yıl, yani 2025 mayıs ayından önce yapılmayacağı konuşuluyor.

Paylaşın

Fitch’ten Türkiye İçin Yıl Sonu Enflasyon Tahmini: Yüzde 58

Türkiye ekonomisine ilişkin açıklama yapan Fitch Ratings, “Türkiye TÜFE ortalamalarının 2024’te yüzde 58 ve 2025’te yüzde 29 olacağını varsayarsak, net parasal kaybın 2024’te yaklaşık 2,8 milyar dolara çıkmasını, ardından 2025’te yaklaşık 1,4 milyar dolara düşmesini bekliyoruz” dedi ve ekledi:

“Enflasyondaki düşüş, en azından beklentilerimizle aynı doğrultuda olursa ve 2025’ten sonra da devam ederse, Körfez İşbirliği Konseyi bankaları muhtemelen 2027’den itibaren hiperenflasyon raporlamasını kullanmayı bırakacak.”

ABD merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye’de iştirakleri olan Körfez İşbirliği Konseyi bankalarının Türkiye’nin makroekonomik uyumundan, daha geleneksel ve tutarlı ekonomi politikalarına geçişinden faydalanması gerektiğini söyledi.

Fitch’e göre, enflasyonun düşmesi, bağlı ortaklıkların net parasal kayıplarını azaltacak ve Türk lirasındaki daha yavaş değer kaybı, para çevrimi kayıplarından kaynaklanan olumsuz sermaye etkisini azaltacak. Körfez İşbirliği Konseyi bankalarının Türk iştiraklerinin 2023 yılında net parasal zararı 2,6 milyar dolar oldu.

Birgün‘ün aktardığına göre açıklamada, “Türkiye TÜFE ortalamalarının 2024’te yüzde 58 ve 2025’te yüzde 29 olacağını varsayarsak, net parasal kaybın 2024’te yaklaşık 2,8 milyar dolara çıkmasını, ardından 2025’te yaklaşık 1,4 milyar dolara düşmesini bekliyoruz.

Enflasyondaki düşüş, en azından beklentilerimizle aynı doğrultuda olursa ve 2025’ten sonra da devam ederse, Körfez İşbirliği Konseyi bankaları muhtemelen 2027’den itibaren hiperenflasyon raporlamasını kullanmayı bırakacak” denildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mart ayında, yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 37,78’den yüzde 44.19’a yükseltmişti. Banka, 12 ay sonrası enflasyon beklentisini ise yüzde 37,78’den yüzde 36,70’e çekmişti.

Paylaşın