Tarihi Keşif: Mısır’ın En Güçlü Firavununun Lahiti Bulundu

Arkeologlar, Mısır’da M.Ö. 1279 yılından 1213 yılına kadar hüküm süren ve dönemin en güçlü firavunu olarak kabul edilen Ramesses II’nin kayıp lahitini ortaya çıkardı.

“O kadar etkiliydi ki, sonraki firavunlar ona “Büyük Ata” olarak atıfta bulundular. Ölümünden sonra, altın bir tabutta gömüldü, ancak bu tabut antik çağda çalındı ve yerine konulan alçı tabut ise daha sonra yok oldu.”

Mısır’da arkeologlar, Eski Mısır’ın en güçlü firavunu Ramesses II’nin kayıp lahitini ortaya çıkardı. Ramesses II, Ramesses Büyük olarak da bilinir ve Tutankhamun’dan sonra en tanınmış firavundur. Tutankhamun, mezarıyla daha çok bilinirken, Ramesses II, hükümdarlığı süresince gücü ve etkisiyle tanınır.

Ramesses II, MÖ 1279’dan 1213’e kadar hüküm sürdü ve Eski Mısır’ın en güçlü dönemlerinden birinde tahta çıktı. Ramesses’in gücünü ve etkisini göstermek için döneminde devasa heykeller yapıldı.

“O kadar etkiliydi ki, sonraki firavunlar ona “Büyük Ata” olarak atıfta bulundular. Ölümünden sonra, altın bir tabutta gömüldü, ancak bu tabut antik çağda çalındı ve yerine konulan alçı tabut ise daha sonra yok oldu.”

Arkeologlar şimdi, Mısır’ın en büyük firavununun kalıntılarını içermiş olabilecek bir lahit buldular. Bu lahit, dini bir merkezin zemininde bulundu ve içinde Ramesses’in değil, yüksek bir rahibin mumyalanmış kalıntıları yer alıyordu. Ramesses’in mumyalanmış kalıntıları ise 1881’de sıradan bir ahşap tabutta yeniden keşfedildi.

Fransız Sorbonne Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Mısırbilimci Frédéric Payraudeau, keşfi değerlendirdi. Cumhuriyet’in aktardığına göre; Payraudeau, “Sonuçları okuduğumda şüpheye düştüm. Amerikalı meslektaşımdan dosyayı yeniden incelememi istedim,” dedi.

Payraudeau, “Meslektaşlarım, ‘kral’ kelimesiyle başlayan kartuşun, MÖ 1000 civarında güney Mısır’ı yöneten yüksek rahip Menkheperre’yi belirttiğine inanıyordu. Ancak, bu kartuş aslında önceki bir oymadan kalmıştı ve ilk sahibini belirliyordu,” dedi.

İlk sahibi ise Ramesses II çıktı. Payraudeau, “Kraliyet kartuşu, Ramesses II’ye özgü olan taç giyme adını içerir, ancak bu, taşın durumu ve yeniden kullanım sırasında eklenen ikinci bir oymayla gizlenmişti,” diye ekledi.

Bu keşif, Krallar Vadisi’nin sadece yağmalanmadığını, aynı zamanda sonraki hükümdarlar tarafından defin objelerinin yeniden kullanıldığını gösteren yeni bir kanıt olarak öne çıktı.

Paylaşın

Biden’dan Hamas’a İsrail’in Planını Kabul Et Çağrısı

Gazze Şeridi’ndeki savaşa kalıcı bir son vermek için ateşkese odaklandıklarını kaydeden ABD Başkanı Joe Biden, Hamas’a İsrail’in yeni teklifini kabul etmesi çağrısında bulundu.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 60 artarak 36 bin 284’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 280 artarak 82 bin 57’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

ABD Başkanı Joe Biden Cuma günü Hamas militanlarına, İsrail’in Gazze’de ateşkes karşılığında rehinelerin serbest bırakılması konusundaki yeni teklifini kabul etmeleri çağrısında bulundu ve bunun, kanlı çatışmayı sona erdirmeye başlamanın en iyi yolu olduğunu söyledi.

Biden, “Ateşkesle birlikte yardımlar ihtiyacı olan herkese güvenli ve etkin bir şekilde dağıtılabilir” dedi. Biden’a göre önerinin ilk aşaması tam ateşkes içerecek ve altı hafta sürecek. İlk aşamada ayrıca İsrail kuvvetleri, Gazze’de nüfusun yoğun olduğu bölgelerden çekilecek. Altı hafta içinde İsrail ve Hamas, çatışmalara kalıcı olarak son verecek olan ikinci aşamaya geçmek için müzakerelerde bulunacak.

Bu süre zarfında aralarında yaşlılar ve kadınların da bulunduğu rehineler yüzlerce Filistinli mahkumla takas edilecek. Biden, Filistinli sivillerin kuzey Gazze dahil Gazze’ye geri döneceğini ve her gün 600 TIR’ın Gazze’ye insani yardım getireceğini söyledi.

İsrail’in önerisinin Katar ve Hamas’a iletildiğini söyleyen Biden, müzakerelerin altı haftayı aşması durumunda ateşkesin, görüşmeler devam ettiği sürece yürürlükte olacağını belirtti.

Joe Biden, İsrail önerisinin ikinci aşamasının, sağ olan tüm rehinelerin serbest bırakılması ve İsrail kuvvetlerinin geri çekilmesini kapsayacağını, üçüncü aşamadaysa Gazze için kapsamlı bir yeniden yapılanma ve inşa sürecinin başlayacağını söyledi. Biden, Hamas’ın yeni bir 7 Ekim baskını düzenleme becerisine sahip olmadığını da belirtti.

İsrail’de “süresiz” savaş için baskı yapanlara fikirlerini değiştirmeleri çağrısında bulunan Biden, “İsrail’de bu planı kabul etmeyecek olanlar olduğunu biliyorum. Ve savaşın süresiz olarak devam etmesi çağrısında bulunacaklar. Hatta bazıları hükümet koalisyonunda yer alıyor. Bunu açıkça belirttiler. Gazze’yi işgal etmek istiyorlar. Yıllarca savaşmaya devam etmek istiyorlar ve rehineler onlar için bir öncelik değil. Ben de İsrail’deki liderleri her türlü baskıya rağmen bu anlaşmanın arkasında durmaya çağırdım” dedi.

“İsrail’e yaşamı boyunca bağlılık duymuş biri olarak, savaş zamanında İsrail’e giden tek Amerikan başkanı olarak, İran tarafından saldırıya uğradığında İsrail’i doğrudan savunmak üzere ABD kuvvetlerini gönderen biri olarak, sizden bir adım geri atmanızı ve bu fırsat kaçırılırsa ne olacağını düşünmenizi istiyorum” diyen Biden, “Bu fırsatı kaçıramayız” şeklinde konuştu.

İsrail için küresel arenadan daha fazla tecrit edilme riski bulunduğunu söyleyen Biden, böylesine kapsamlı bir yaklaşımın daha güvenli bir İsrail sağlayacağını, Suudi Arabistan dahil İsrail’in bölgeyle daha fazla bütünleşmesine yardımcı olacağını belirtti.

Filistin halkının kendi kaderini tayin edeceği daha iyi bir geleceği olacağını söyleyen Biden, Amerika’nın, İsrail’in kendini savunması için her türlü gereksinime sahip olacağından emin olacağını kaydetti.

Mısır ve Katar’ın, Hamas’ın İsrail’e karşı askeri operasyonlara yeniden başlamamasını garanti etmek için çalıştığını söyleyen Biden, Filistinliler’in cehennemi yaşadığını, çok fazla sayıda sivilin hayatını kaybettiğini, Hamas’ın da bu anlaşmaya yeşil ışık yakması gerektiğini belirtti, “Bu savaş bitmeli” dedi.

Bazı İsrail medya kuruluşları Biden’ın konuşmasını “etkileyici” olarak nitelendirdi ve doğrudan İsrail halkına hitap etme girişimi olarak yorumladı. Televizyon yayıncısı Kanal 12, Biden’ın konuşmasını canlı yayınlamak için akşam haber programını yarıda kesti. Sunucu Danny Kushmaro, İsrail sansürünün daha önce teklifin ayrıntılarının yayınlanmasını yasakladığını söyledi.

Bu yılın başlarında gündeme getirilen bir rehine anlaşması önerisinde Gazze’deki hasta, yaşlı ve yaralı rehinelerin serbest bırakılması karşılığında bölgeye daha fazla insani yardım ulaştırılabilmesi için altı haftalık ateşkesin uzatılması öngörülüyordu.

Önerilen anlaşma, İsrail’in müzakerelerin bir parçası olarak savaşa kalıcı bir son vermeyi kabul etmemesi ve Gazze’nin güneyindeki Refah kentine yönelik saldırılarını arttırması üzerine bu ayın başlarında gündemden düşmüştü.

Hamas Perşembe günü yaptığı açıklamada, saldırılar devam ederken müzakerelerde yer almayacağını, ancak İsrail’in savaşı durdurması halinde rehine ve esir değişimi dahil “tam bir anlaşmaya” hazır olduğunu söylemişti.

Gazze savaşında İsrail ile İslamcı hareket arasında ateşkes sağlanması için Mısır, Katar ve diğerlerinin arabuluculuğunda yürütülen görüşmeler defalarca duraksamış ve her iki taraf da ilerleme kaydedilmemesinden birbirini sorumlu tutmuştu.

Adının açıklanmaması kaydıyla konuşan ABD’li bir yetkili, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın Cuma günü Gazze’de Hamas tarafından rehin tutulan vatandaşları bulunan 17 ülkenin diplomatlarıyla biraraya geleceğini söyledi.

Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi Cuma günü yaptığı açıklamada, İsrail’in hayatta kalan rehinelerin iadesini de içeren bir anlaşmanın parçası olmayan herhangi bir çatışmayı durdurmayı kabul etmeyeceğini kaydetti.

Pazar günü Refah’ta 45 Filistinli’nin ölümüne yol açan İsrail hava saldırısının Biden’ın açıklamasını gölgede bırakır nitelikte olduğu dile getiriliyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby Salı günü yaptığı açıklamada İsrail’in Refah’taki son kara operasyonlarının ABD’nin daha fazla askeri yardımı geri çekmesine neden olmayacağını söyledi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Özbek’ten ‘Jose Mourinho’ Yorumu: Beşinci Yıldızı Takacağız

Fenerbahçe’nin Jose Mourinho hamlesini değerlendiren Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, “Rakiplerimiz, Galatasaray’ın yükselişini durdurmanın mümkün olmadığını görünce faaliyetlerine ağırlık verdi. Galatasaray’ın 25. şampiyonluğunu ve 5. yıldızını inşallah burada tekrar beraber kutlayacağız” dedi ve ekledi:

“Anamızın ak sütü gibi helal bir kupa kazandık. Kimse bu kupaya bir laf edemez. Siz Galatasaraylılara armağan olsun. İnşallah önümüzdeki sene 5’inci yıldızı takacağız. Burada formalı arkadaşlarım var. Artık o 4 yıldızlı formaları dolaba kaldırın, 5 yıldızlı formalar geliyor, ondan alın. Bana gösterdiğiniz sevgiden dolayı hepinize teşekkür ediyorum.”

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Büyükçekmece’deki Şampiyonlar Anıtı’na Galatasaray bayrağının çekildiği tören sonrası açıklamalarda bulundu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Dursun Özbek, “Yönetim kurulundaki arkadaşlarımla beraber yorulduk. Ama Büyükçekmece’ye geldim, sizler bana sevgi gösterisinde bulundunuz, bütün sezonun yorgunluğu şu anda gitti” sözlerini sarf etti.

Hedeflerinin 25’inci şampiyonluk olduğunu söyleyen Dursun Özbek, Fenerbahçe’nin Mourinho hamlesini de değerlendirdi: “Rakiplerimiz, Galatasaray’ın yükselişini durdurmanın mümkün olmadığını görünce faaliyetlerine ağırlık verdi. Galatasaray’ın 25. şampiyonluğunu ve 5. yıldızını inşallah burada tekrar beraber kutlayacağız.

Anamızın ak sütü gibi helal bir kupa kazandık. Kimse bu kupaya bir laf edemez. Siz Galatasaraylılara armağan olsun. İnşallah önümüzdeki sene 5’inci yıldızı takacağız. Burada formalı arkadaşlarım var. Artık o 4 yıldızlı formaları dolaba kaldırın, 5 yıldızlı formalar geliyor, ondan alın. Bana gösterdiğiniz sevgiden dolayı hepinize teşekkür ediyorum.”

Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün ise, “Galatasaray’ın Büyükçekmece’ye olan bağlılığı fazla. Birazdan anıta bayrağı beraber çekeceğiz. Dursun Özbek Başkanıma, teknik heyete, top toplayıcılara, Icardi gibi golleri atarak şampiyonluğu şampiyonluğu ilan eden Galatasaray Takımı’nın her bir ferdine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Türk futboluna bugüne kadar hizmet etmiş ne kadar takım varsa Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor ve diğerleri… Bodrumspor’a da Süper Lig’e hoş geldin diyorum. Çocuklarımızın geleceği bakımından her sporu desteklemek durumundayız. Her kulüp için biz elimizden geleni yaparız” ifadelerini kullandı.

Açıklamalardan sonra Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek ve Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün sarı-kırmızılı ekibin bayrağını göndere çekti.

Fenerbahçe, Mourinho’yu KAP’a bildirdi

Öte yandan Fenerbahçe Kulübü, Portekizli teknik direktör Jose Mourinho hakkında Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirimde bulundu. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un 2+1 yıllık anlaşma sağladığı Mourinho ile görüşmelere başlandığı duyuruldu.

Koç ve Mourinho, bu akşam oynanacak Şampiyonlar Ligi finalinde bir araya gelecek. Londra’da oynanacak karşılaşmada yorumculuk yapacak olan Mourinho’nun, kısa süre içerisinde İstanbul’a gelmesi bekleniyor.

Fenerbahçe Kulübü’nün KAP’a yaptığı Mourinho açıklamasında, “Şirketimiz, Futbol A takım teknik direktörlük görevi için Jose Mario Dos Santos Mourinho Felix ile görüşmelere başlamıştır. Yatırımcılarımıza saygıyla duyurulur.” denildi.

Paylaşın

Üç İlçe Ve Dört Beldede Seçim Heyecanı

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi’nin ardından Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), seçimlerin yenilenmesine karar verdiği 3 ilçe ve 4 beldede yarın seçim heyecanı yaşanacak.

Haber Merkezi / Kayseri’nin Pınarbaşı, Urfa’nın Hilvan ve Aksaray’ın Güzelyurt ilçeleri ile Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Güneykaya, Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Büyükkarıştıran, Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar ve Aksaray’a bağlı Sağlık beldelerinde yaklaşık 50 bin seçmen, belediye başkanlarını seçmek için sandığa gidecek.

Seçmenler, 08.00-17.00 saatleri arasında oyunu kullanabilecek. Seçimlerle ilgili yayın yasağı kanun gereği 21.00’e kadar geçerli olacak. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), bu süreyi öne çekebilecek.

Kayseri – Pınarbaşı: İYİ Parti, Büyük Birlik Partisi (BBP), Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milli Yol Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) ve Saadet Partisi.

BBP, Pınarbaşı Belediye Başkan adayı Hayrettin Uslu adaylıktan çekilerek, MHP’nin adayı Menduh Uzunluoğlu’nu destekleme kararı aldı.

Şanlıurfa – Hilvan: Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Büyük Birlik Partisi (BBP), Yeniden Refah Partisi (YRP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Hür Dava Partisi (HÜDA PAR), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Bağımsız aday Aziz Salgın.

Aksaray – Güzelyurt: Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Millet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi.

Sivas Yıldızeli – Güneykaya: Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Yeniden Refah Partisi (YRP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi.

Kırklareli Lüleburgaz – Büyükkarıştıran: Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Demokratik Sol Parti (DSP), Yeniden Refah Partisi (YRP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi.

Tunceli Mazgirt – Akpazarı: Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Yeniden Refah Partisi (YRP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi.

Aksaray Merkez – Sağlık: Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi.

Seçimleri hangi partiler kazanmıştı?

Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde seçimi CHP’nin adayı Deniz Yağan 5 bin 82 oy alarak yüzde 33,30 oy oranıyla ilk sırada tamamladı. Yağan’ın MHP’li rakibi ise yüzde 31,18 oy oranıyla ikinci oldu. İki aday arasındaki oy farkı ise 324. DEVA Partisi’nin adayı Fazıl Demircioğlu burada yüzde 11,28 oy aldı. Ancak MHP’nin itirazı sonucunda YSK buradaki belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği seçimlerinin yenilenmesine karar verdi.

Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesindeki belediye başkanlığını ise DEM Parti’nin adayı yüzde 33,20 oy oranıyla Serhan Paydaş kazandı. AKP’nin adayı Aslan Ali Bayık ise yüzde 30,72 oy oranında kaldı. İki aday arasında 521 oy farkı varken yüzde 18,77 oy alan Yeniden Refah Partisi’nin adayı Hanif Düzme üçüncü oldu. Ancak Hilvan’da bazı sandıklarda oy pusulalarının AKP’li adayın yakınları tarafından yakıldığı ortaya çıktı. Buna ilişkin arasında AKP seçim kurulu üyesinin bulunduğu yedi kişi tutuklandı, ardından AKP’nin itirazı üzerine seçimlerin iptaline karar verildi.

Aksaray’ın Güzelyurt ilçesinde seçimler, bir oy farkla sonuçlandı. İYİ Parti’nin adayı Hazim Turan 549, AKP’nin adayı 548, MHP’nin adayı ise 537 oy aldı. CHP’nin bu ilçede aldığı oy sayısı 24.

Sivas’ın Güneykaya beldesini MHP’nin adayı Hasan Erçoban, Tunceli’nin Akpazar belde belediyesini CHP’nin adayı Zeynel Yıldırım kazandı. Kırklareli’nin Büyükkarıştıran beldesini de DSP’nin adayı Hakan Karaman, CHP’nin adayı Ertuğrul Çamlıca’nın önünde 3 oy farkla önde bitirdi.

Aksaray’ın merkeze bağlı Sağlık Beldesi’ni ise MHP’nin adayı Aptullah Tosun, AKP’nin adayı Mehmet Yiğit karşısında bir oy farkla bitirdi.

Paylaşın

Özgür Özel, Selahattin Demirtaş’ı Ziyaret Edecek

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret edecek. Kemal Kılıçdaroğlu da yakın zamanda Selahattin Demirtaş ve Adnan Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etmişti.

Medyascope’den Ferit Aslan’ın haberine göre, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kobani davası kararlarının ardından yaptığı ve verilen cezaların siyasi olduğunu söylediği açıklamasının ardından Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş ile Figen Yüksekdağ’ın eşi Sedat Şenoğlu’nu telefon ile aradı.

Özgür Özel, 4 Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyaret edecek. Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da yakın zamanda Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etmişti.

Paylaşın

Z Kuşağının Neredeyse Yarısı “İkili Hayat” Yaşıyor

Özgünlüğe değer verdiği varsayılan bir nesil için bir şeyler yolunda gitmiyor… Yeni bir araştırmaya göre; Z kuşağının neredeyse yarısı, çevrimiçi ve çevrimdışı arasında “çifte bir hayat” yaşadığını düşünüyor.

Çin merkezli teknoloji firması Lenovo ve Britanyalı araştırma şirketi OnePoll’un çalışması, yaklaşık 2 bin Amerikalının katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırmada katılımcı havuzunun Z, Y, X ve “baby boomers” kuşakları arasında eşit şekilde dağıtıldığı belirtildi.

Çalışmada, Z kuşağından katılımcıların yüzde 46’sının, çevrimiçi ortamlardaki kişilikleriyle gerçek dünyadaki karakterleri arasında büyük fark olduğunu söylediği ifade edildi. “Çifte hayat” yaşadığını söyleyenlerin oranı Y kuşağındakilerde yüzde 38, X kuşağındakilerde yüzde 18 ve “baby boomers” kuşağında yüzde 8 olarak belirlendi.

Ankette ayrıca katılımcılara, internetteki kişiliklerini herhangi bir aile üyesinden saklayıp saklamadıkları soruldu. Her beş kişiden biri buna “Evet” yanıtını verdi. Z kuşağından katılımcıların yüzde 31’i çevrimiçi dünyalarını ailelerinden gizlediğini itiraf ederken, bu oran Y kuşağında yüzde 27 oldu.

Buna ek olarak Z kuşağındakilerin yüzde 53’ü çevrimiçi platformlarda kendilerini daha iyi ifade edebildiğini belirtti. Y kuşağında buna katılanların oranı yüzde 49, X kuşağındaysa yüzde 35 olarak belirlendi. “Baby boomers” kuşağındakilerde oran yüzde 23’tü.

Lenovo’nun Kuzey Amerika biriminin pazarlamadan sorumlu genel müdürü Gerald Youngblood, çalışmanın sonuçlarına ilişkin şunları söyledi:

Dünyadaki gençlerin yaklaşık beşte birinin ruh sağlığı sorunu var, bu da küresel bir krizin yansıması. Bu sosyal deneyin, zihinsel sağlık adına birbirimizin dünyasını anlama ihtiyacına dair arkadaş ve aile arasında daha fazla diyalog kurulmasını sağlamasını umuyoruz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Aziz Yıldırım’dan ‘Jose Mourinho’ Yorumu: İyi Hamle

Fenerbahçe’de seçim çalışmalarını sürdüren başkan adayı Aziz Yıldırım, Ali Koç’un Jose Mourinho ile anlaşmasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Önder Bey ve Mahmut Bey, Jose Mourinho ile görüştü, belli bir noktaya geldik” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Onlara da çağrı yaptık, ‘Gelin bedelini beraber ödeyelim, beraber bu işi halledelim’ dedim. Neyse akılları gelmiş, gitmişler konuşmuşlar. Bana da sordu öbür taraf, ‘Gerekirse imzalayın’ dedim. Çünkü onların yetkisi var, bizim yetkimiz yok şu anda. Onlar da Mourinho’ya talip olmuşlar. İyi bir hamledir.”

Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nda başkanlığa aday olan eski başkan Aziz Yıldırım’dan Ali Koç’un Jose Mourinho ile anlaşmasına ilişkin ilk açıklama geldi. Açıklama, Yıldırım’ın seçim çalışmaları faaliyetlerinin paylaşılması için açılan X hasabından paylaşıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Önder Bey ve Mahmut Bey, Jose Mourinho ile görüştü, belli bir noktaya geldik. Onlara da çağrı yaptık, ‘Gelin bedelini beraber ödeyelim, beraber bu işi halledelim’ dedim. Neyse akılları gelmiş, gitmişler konuşmuşlar. Bana da sordu öbür taraf, ‘Gerekirse imzalayın’ dedim. Çünkü onların yetkisi var, bizim yetkimiz yok şu anda. Onlar da Mourinho’ya talip olmuşlar. Güzel işte Jose Mourinho ile anlaşmaları. İyi bir hamledir. Ben seçilirsem ben de çalışırım. ‘Gelin beraber anlaşalım, imza attıralım, çalışmaya başlasın’ demedim mi! Sonuçta seçilirsek biz de çalışırız, fark etmez.”

Jose Mourinho kimdir?

Jose Mourinho, 26 Ocak 1963 yılında Portekiz’in Setubal kentinde dünyaya geldi. Teknik direktör ve eski profesyonel futbolcudur. İngiliz medyası tarafından “The Special One” olarak adlandırılan Jose Mourinho, gelmiş geçmiş en donanımlı teknik direktörlerden biridir ve yaygın olarak tüm zamanların en iyi teknik direktörleri arasında kabul edilmektedir.

Portekiz liglerindeki sıradan bir orta saha oyuncusu olarak Mourinho, 24 yaşında futbol kariyerini sonlandırdı ve önce Sporting ve Porto’da Sir Bobby Robson’ın tercümanlığını yaptı, ardından da hem Robson hem de halefi Louis van Gaal yönetimindeki Barcelona’da yardımcı antrenör olarak çalıştı.

Benfica ve União de Leiria’daki kısa süreli görevlerinin ardından 2002 yılında Porto’ya teknik direktör olarak dönen Mourinho, iki kez Primeira Liga, bir Taça de Portugal, UEFA Kupası ve Porto’nun 1987’den bu yana ilk Avrupa Kupası şampiyonluğu olan UEFA Şampiyonlar Ligi’ni kazandı.

Bu başarıların ardından Premier League ekibi Chelsea’nin teknik direktörü oldu. Kulüpte geçirdiği üç sezonda iki Premier League şampiyonluğu, bir FA Cup ve iki Lig Kupası kazandı. 2007 yılında kulübün sahibi Roman Abramoviç ile yaşadığı anlaşmazlıklar nedeniyle görevinden ayrıldı.

2008 yılında İtalyan kulübü Inter Milan’a geçen Mourinho, burada Serie A’yı iki kez kazandı ve 2010 yılında bir İtalyan kulübü için ilk olan Serie A, Coppa Italia ve UEFA Şampiyonlar Ligi’nden oluşan Avrupa üçlüsünü elde etti. Bu onu iki kulüple Avrupa Kupası’nı kazanan beş teknik direktörden biri yaptı ve aynı yıl ona ilk FIFA Dünyada Yılın Teknik Direktörü ödülünü kazandırdı.

Mourinho daha sonra İspanya’da Real Madrid’e geçti ve 2011-12 sezonunda rekor bir puanla La Liga’yı kazanarak dört ülkede lig şampiyonluğu kazanan beşinci teknik direktör oldu. Ayrıca bir Copa del Rey ve bir Supercopa de España kazandı.

Mourinho, 2013 yılında Real Madrid’den ayrılarak Chelsea’ye geri döndü ve burada bir lig şampiyonluğu ve Lig Kupası daha kazandı ancak kötü sonuçların ardından 2015 yılında görevine son verildi. İngiltere’de kalarak sırasıyla Manchester United ve Tottenham Hotspur’un başına geçti, ancak her iki kulüpte de görev süresi nispeten kısa sürdü ve hırçın bir şekilde sona erdi. Buna rağmen Mourinho, Manchester United’daki ilk sezonunda UEFA Avrupa Ligi, Lig Kupası ve FA Community Shield’i kazandı ve Tottenham’ı Lig Kupası’nda finale taşıdı, ancak finalin oynanmasına bir haftadan az bir süre kala kovuldu.

Kısa süre sonra Roma tarafından işe alındı ve ilk kez düzenlenen UEFA Avrupa Konferans Ligi’ni kazandı. Bu onu dört kulüple büyük bir Avrupa yarışmasını kazanan ilk teknik direktör ve üç ana UEFA kulüp yarışmasını kazanan üçüncü teknik direktör yaptı.

Portekiz Futbol Federasyonu (FPF) tarafından 2015 yılında Yüzyılın Portekizli Teknik Direktörü seçildi ve transferlere 1 milyar Euro’dan fazla harcayan ilk teknik direktör oldu.

Taktik bilgisi, karizmatik ve tartışmalı kişiliği ve çekici futboldan ziyade sonuçlara öncelik vermesiyle tanınması nedeniyle hem hayranları hem de eleştirmenler tarafından Arjantinli teknik direktör Helenio Herrera ile karşılaştırıldı.

Porto (6 Kupa)

UEFA Şampiyonlar Ligi (1): 2004
UEFA Avrupa Ligi (1): 2003
Primeira Liga (2): 2003, 2004
Taça de Portugal (1): 2003
Supertaça (1): 2003

Chelsea (8 Kupa)

Premier League (3): 2005, 2006, 2015
FA Cup (1): 2007
EFL Cup (3): 2005, 2007, 2015
FA Community Shield (1): 2005
UEFA Süper Kupası İkinciliği (1): 2013

Inter (5 Kupa)

UEFA Şampiyonlar Ligi (1): 2010
Serie A (2): 2009, 2010
Coppa Italia (1): 2010
Supercoppa (1): 2008

Real Madrid (3 Kupa)

La Liga (1): 2012
Copa del Rey (1): 2011
Supercopa (1): 2012
Copa del Rey İkinciliği (1): 2013

Manchester United (3 Kupa)

FA Community Shield (1): 2016
EFL Cup (1): 2017
UEFA Avrupa Ligi (1): 2017
FA Cup İkinciliği (1): 2017-18
UEFA Super Kupası İkiciliği (1): 2017

Roma (1 Kupa)

UEFA Avrupa Konferans Ligi (1): 2022
UEFA Avrupa Ligi İkinciliği (1): 2022-23

İsmail Kartal ile yollarını ayırdı

Fenerbahçe yönetimi teknik direktör İsmail Kartal ile yollarını ayırdı. Sarı lacivertli yönetim yeni sezonda yeni bir teknik adamla yola devam edeceklerini tecrübeli teknik adama iletti. Sarı lacivertliler İsmail Kartal ile ilgili de veda videosu hazırladı.

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Milletvekili Sayısı 36’ya Düştü

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve seçimlerde büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de Antalya Milletvekili Aykut Kaya, partisinden istifa etme kararı aldı.

Haber Merkezi / Aykut Kaya’nın istifasıyla İYİ Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) milletvekili sayısı 36’ya düştü.

Aykut Kaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 2023 genel seçimleri öncesinde İYİ Parti Antalya İl Teşkilatı bünyesinde yapılan milletvekili temayül yoklamasında birinci çıkarak, İYİ Parti Antalya milletvekili adayı olduğunu ve ardından hemşehrilerinin takdiriyle milletvekili seçildiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Bugüne kadar milletin vekili olmayı gaye edindim, özveriyle ve gayretle ülkemiz ve Antalya’mız için çalıştım ve çalışmaya devam edeceğim. Ancak, büyük bir heyecan ve umutla dahil olduğum İYİ Parti’de, milletimize ve ülkemize hizmet etme koşullarının ortadan kalktığını üzülerek görmekteyim.

Bu nedenle, İYİ Parti üyeliğinden istifa etme kararı aldım. Bu karar, şahsım için kolay olmamış ancak milletimize ve Antalya’mıza daha iyi hizmet edebilmek adına, gerekli olduğunu düşündüğüm bir adımdır. Bugünden sonra da siyasete, milletimizin menfaatlerini her şeyin üstünde tutarak devam edeceğim. Gelecek günlerde de, ülkemiz ve milletimiz için, daha güzel yarınlar inşa etmek adına azim ve kararlılıkla çalışacağımı belirtmek isterim.”

Salim Ensarioğlu, Adnan Beker, Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, Bilal Bilici, Nebi Hatipoğlu, Yüksel Arslan istifa etmiş; Ümit Dikbayır da ihraç edilmişti. Hatipoğlu AK Parti’ye, Yanıkömeroğlu CHP’ye geçmişti.

Aykut Kaya kimdir?

1978 yılında Kayseri’de dünyaya gelen Aykut Kaya, ilk ve ortaöğrenimini Antalya’nın Manavgat ilçesinde tamamladı. Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümünü bitirdi. Amerika’da Baldwin-Wallace College’da uluslararası işletme alanında yüksek lisans yaptı.

Yurt içi ve yurt dışında büyük ölçekli inşaat projelerini yürüten özel bir şirketin genel müdürlüğünü üstlendi. 2016’da kurduğu yabancı ortaklı şirkette başkan yardımcısı ve yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptı.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun (DEİK) Türkiye-Estonya İş Konseyi Başkanlığı, Türkiye-Norveç İş Konseyi Başkan Yardımcılığı, Türkiye-İrlanda İş Konseyi Başkan Yardımcılığı, Türkiye-Slovakya Yönetim Kurulu Üyeliği ile Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi Üyeliği görevlerinde bulundu.

Paylaşın

Yeni Anayasa Tartışmaları: Özel’den ‘Önce Var Olana Uyun’ Mesajı

İktidarın yeni Anayasa çağrılarına ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Özgür Özel, “Türkiye’de yürürlükte bir anayasa var. Beğenelim, beğenmeyelim. Bu anayasanın bir maddesine sen, bir maddesine ben, bir maddesine öbürü uymazsa devlet düzeni ortadan kalkar” dedi ve ekledi:

“Ve siz devletin başı olarak anayasayı çiğnemeye başlarsanız insanların anayasaya sadık olmasını ve anayasadan kaynaklı sizin yetkilerinize saygı duymasını bekleyemezsiniz. Bu yüzden benim temel beklentim anayasaya uyum. Bunun içinde Gezi de var, Can Atalay’ın Meclis’e yeniden dönmesi de var, Taksim’in açılması da var, AYM ve AİHM kararına uyulması da var. Anayasa mahkemesi üyelerinin biri hariç Erdoğan tarafından atandı. Buna rağmen AYM dur dediğinde durmayan bir iktidar çılgınlığı var. Bu olabilecek şey değil.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halk Tv”de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

Sorunuzdan bağımsız Türkiye’nin normalleşmesi ve Türkiye’deki insanların biraz daha mutlu olabilmeleri için Vera’nın babasına, Mine Özerden’in yaşlı annesine, Gezi’deki herkesin sevdiklerine, sevdiklerinin onlara kavuşmasını inanılmaz önemsiyorum. Buna vesile olabilirsek çok mutlu olurum ama bunun dışında Türkiye için şöyle bir önemi de var: Gezi’deki arkadaşlarımız burada tutuklu, AKP-MHP Türk heyeti de Avrupa Konseyi’nde tutuklu.

Odasından çıkıyor, dolaşıyor, görüşüyorlar ama her seferinde önlerine Kavala davası geliyor. Çünkü Strazburg’daki bir diğer binada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var ve o binada alınan kararlara Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi Türkiye uymuyor. Bu kabul edilecek bir şey değil. Ve bu Türkiye’nin hem dış politikada, hem ekonomide fevkalade önünü kapatan bir durum. Bu konuda Türkiye’nin hızla demokratikleşmesi lazım.

“Hançer” polemiği

O değerlendirmelerin çok önemli bir kısmını hiç üstüme almadım, hançer mançer. Biz hançer bahsini sayın genel başkanla kurultayda kapattık. Ben bu partide kimsede hançer olmadığını ifade etmiştim. Ve sayın genel başkana yönelik olarak da ne kendime ne siyasi bir arkadaşıma bunu yakıştırmam. Ama şöyle bir gerçek var: Tabii çok farklı değerlendirmeler oluyor.

Hz. Ali filan, hançeri de bazı siyasetçiler üzerinden değerlendiriliyor. Ben genel başkanın böyle bir kastı olmadığını düşünüyorum. Ve CHP’de ne genel başkan ne herhangi birimiz meseleye bu boyutuyla bakmıyor, sosyal demokrat bir partide. Hançer demokrasiye ait bir enstrüman değil. Demokraside itiraz edersiniz, kabul olmazsa daha kuvvetli itiraz edersiniz. Ayrılıklar olabilir, yarışlar olabilir ama en sonunda biz Atatürk’ün kurduğu bir partide aynı partinin evlatlarıyız.

O yüzden kimsenin kimseye böyle demokrasi dışında bir şey yapmasına geçmişte genel başkan izin vermezdi, bugün de ben izin vermem. CHP genel başkanlarının böyle bir sorumluluğu var. Ben izlemedim, ama Kemal Bey çok gergin ve sinirliydi gibi değerlendirmeler geldi. Burada da beni kastetmediği çok açık. Bunu en iyi genel başkan bilir. Ama kimi kastettiği konusunda bir fikrim yok. Bu Kemal Bey’in açıklığa kavuşturması gereken bir husus.

Eğitim müfredatına tepki

Özel, yeni müfredata ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: Bu eğitim sistemiyle bu ülke hiçbir yere gitmez. Milli Eğitim’e müfredat yapmak ülkeye anayasa yapmaktan daha kritik tek iştir. Çünkü o müfredatla yetişen gençler gelecekte anayasaya sahip çıkacaklar ya da yeni bir anayasa yapacaklar veya anayasayı kaldırıp atıp anayasaya karşı suç işleyecekler.

Ülkenin geleceğini yetiştiriyorsunuz ve burada bir mutabakat aramıyorsunuz. Almanların en büyük başarıları, eğitim sistemleri üzerindeki ulusal mutabakattır. Ben altı yıl Alman hocalarla büyüdüm. Onlardan ders aldım, Bornova Anadolu Lisesi’nde. Ve Alman eğitim sistemini gayet yakından tanırım. Alman eğitim sistemi yıllardır üzerinde tam bir mutabakat olan ve sağcısıyla solcusuyla, Hıristiyan demokratıyla, sosyal demokratıyla üzerinde mutabık olmadan değişiklik yapılmayan ve hep iyiye evrilen bir eğitim sistemleri var.

Ve ihtiyaca göre eğitim sistemleri var. Böyle bir eğitim sistemini bir siyasi parti bir siyasi perspektifle oluşturamaz. Eğer bizimki gibi eğitim sistemi yaparsan ülkenin geliri 10 bin dolar olur. Senin ülkenin başbakanı, dünyanın en pahalı limuzin Mercedes’inden on tane üretilmiş, ikisini alır biner. Öbür tarafın milli geliri 60 bin olur, o Mercedes’i de onlar üretir sana satar. Aradaki fark bu.

Bindiğim Mercedes’i Almanlar üretsin, ben bineyim, halkım fakir olsun diyorsan bu eğitim sistemi. Yok Mercedes’i, bu arabaları biz üretelim, dünyaya satalım; cep telefonlarını biz üretelim dünyaya satalım ve biz bugünkünden altı kat zengin olalım diye düşünüyorsak o zaman eğitim sistemini hep birlikte ve çağdaş, bilimsel bir eğitim sistemine kavuşturmamız lazım.

“Anketlerde hâlâ CHP birinci parti”

Sokakta olan duygu CHP’ye güç veriyor. CHP eğer yüzde 38’i doğru okumaz, genel başkanın zaferi ya da iyi adayların zaferi diye yorumlarsa yüzde 25’e geri döneriz. Oysa şu anda bize yüzde 38 oy veren Türkiye ittifakında CHP’nin kemik oylarının çok ötesinde, hatta kemik oyların yarısı kadar daha oy var. Oradaki duygu, “İyi ki oy vermişiz, şımarmadılar, küstahlık yapmadılar, zafer sarhoşluğuna kapılmadılar ve çok dikkatliler” şeklinde. Bu duygu bize verilen kredinin sürmesini sağlıyor. O yüzden bir yerel seçim sonrası bütün anketlerde hâlâ CHP birinci parti.

Yeni Anayasa tartışmaları

Türkiye’de yürürlükte bir anayasa var. Beğenelim, beğenmeyelim. Bu anayasanın bir maddesine sen, bir maddesine ben, bir maddesine öbürü uymazsa devlet düzeni ortadan kalkar. Ve siz devletin başı olarak anayasayı çiğnemeye başlarsanız insanların anayasaya sadık olmasını ve anayasadan kaynaklı sizin yetkilerinize saygı duymasını bekleyemezsiniz.

Bu yüzden benim temel beklentim anayasaya uyum. Bunun içinde Gezi de var, Can Atalay’ın Meclis’e yeniden dönmesi de var, Taksim’in açılması da var, AYM ve AİHM kararına uyulması da var. Anayasa mahkemesi üyelerinin biri hariç Erdoğan tarafından atandı. Buna rağmen AYM dur dediğinde durmayan bir iktidar çılgınlığı var. Bu olabilecek şey değil.

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Karın Tokluğuna Hayat

Zincir market cari fiyatları baz alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda masrafları için harcaması gereken miktar yani açlık sınırı 16 bin 646 liraya yükseldi. 

Haber Merkezi / Başka bir ifadeyle asgari ücret yalnızca bir ailenin gıda masraflarını karşılıyor.

İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) “Kent Gündemi Serisi”nin son raporu ”Enflasyonun Sofra Hali: Türkiye’de ve İstanbul’da Gıda Enflasyonu ” yayınlandı. Raporda öne çıkan bölümler şöyle:

“2017 – 2018 döneminde kişi başı tüketilen sebze miktarı 283,1 kg iken, bu miktar 2022 – 2023 döneminde 261,7 kg’ye düştü. 2010 yılında nüfusun yüzde 69,4’ü her gün en az bir kere sebze veya salata tüketirken bu oran 2022 yılında yüzde 41,2’ye indi.

2010’da nüfusun yüzde 57’si her gün bir kere veya daha fazla meyve tüketirken bu oran 2022 yılında yüzde 36,5’e geriledi. Ocak 2021 tarihinde pazarda 1 kg soğan 1 lira 88 kuruşken, Ocak 2024’te 17 lira oldu. Aynı dönemde 1 kg patatesin fiyatı 1 lira 88 kuruştan 21 liraya, domatesin kilosu da 5 liradan 34,9 liraya çıktı.

Yüksek enflasyon nedeniyle bakliyat fiyatları da cep yakmaya başladı. Ocak 2021 tarihinde pazarda 1 kilo pirinç 7,6 lirayken Ocak 2024’te 1 kg pirinç 48,5 liraya ulaştı. Bu dönemde nohutun kilosu 10.3 liradan 76 liraya, kuru fasulyenin kilosu 13,7 liradan 84 liraya ulaştı.

2024 yılında et ürün gruplarında yıllık fiyat artışı bir önceki yıla göre yüzde 107.79 oranında artış gösterdi. Önceki yıla göre dışarıda yemek yemenin maliyeti yüzde 106.5 oranında arttı.

Dünya Bankası araştırmasına göre nominal gıda enflasyonunun en yüksek görüldüğü ülke Arjantin olurken, Arjantin’i sırasıyla Zimbabwe, Türkiye, Venezuela, Lübnan, Filistin, Myanmar, Mısır, Sierra Leone, Nijerya takip ediyor.

2024 yılı mart ayında BİSAM tarafından TÜİK, İstanbul Halk Ekmek, zincir market cari fiyatları baz alınarak yapılan araştırmaya göre dört kişilik bir aile için açlık sınırı 16 bin 646 liraya ulaştı. Bu sınır ailenin sadece gıda masraflarından oluşuyor. Yani asgari ücret bir ailenin yalnız gıda masraflarına yetiyor.

İstanbullular gıda enflasyonu nedeniyle aldıkları gıda ürünü çeşidini ve miktarını azaltıyor. Gıda enflasyonu nedeniyle pazarlardan kalan ürünleri almak için semt pazarları çıkışını bekleyen İstanbulluların sayısı gün geçtikçe artıyor.”

Gıda enflasyonu

1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 1966 yılında Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Konvansiyonu’nun 11’inci maddesi ile yasal koruma altına alınan gıda hakkı, insan haysiyeti kavramından kaynaklanan temel bir hak olarak tanımlanmaktadır.

İnsan hakkı olarak değerlendirilen sağlıklı ve yeterli gıdaya erişim, insan hakları sözleşmeleri ile devletlerin yükümlülükleri olarak belirlenmiştir. Gıda hakkı çerçevesinde devletlere mevcut kaynaklarını maksimum düzeyde kullanarak vatandaşlarına yeterli beslenme imkanı sağlama görevi verilmiştir.

Gıda maddelerinde arzın yetersiz olmasına karşılık talep fazlalığı ve buna karşılık sürekli artan gıda fiyatları gıdaya erişimi zorlaştırmaktadır. Gıdaya erişim konusunda yaşanan sorunlar ise küresel bir endişe ortamının oluşmasına neden olmaktadır.

Bu gerçekliği daha iyi anlamak ve gıda enflasyonunun daha iyi anlaşılması için enflasyonun bilinmesi gerekmektedir. Enflasyon temel olarak ürün fiyatlarının genel seviyesindeki sürekli artış olarak tanımlanabilir. Enflasyonun yükselmesi paranın alım gücünü azaltırken, enflasyonun düşmesi ise insanların alım güçlerinin artmasını sağlamaktadır.

Gıda enflasyonu ise bir ülkenin tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) gıda kalemlerinde oluşan fiyat artışları anlamına gelmektedir.5 Gıda enflasyonu ekonomide yapısal bir sorun teşkil etmektedir. Temel olarak gıda enflasyonuna neden olan arz ve talep yönlü etkenler bulunmaktadır:

Gıda enflasyonuna neden olan arz yönlü etkenleri; iklim değişikliği, çevresel ve iklimsel koşullarla değişen hasat miktarı ve stok düzeyindeki değişiklikler olarak sıralamak mümkündür.

Gıda enflasyonuna neden olan talep yönlü nedenler ise; gelir, üretim ve nüfusta meydana gelen değişikliklerdir

Kentleşme, döviz kuru dalgalanmaları, petrol fiyatları, ticareti ve ihracatı kısıtlayan politikalar, finansal piyasalarda ortaya çıkan belirsizlik ve spekülasyonlar, tedarik zinciri kesintileri, hammadde kıtlığı, artan enerji maliyetleri ve makroekonomik faktörlerdeki değişim genel olarak gıda enflasyonunun oluşmasında fazlasıyla etkili olmaktadır.

Gıda enflasyonu, ekonomi ve tüketicilerin refahı üzerinde doğrudan etkili olduğundan birçok ülke için endişe kaynağı olmaktadır. Küresel ölçekte bir sorun olmasına rağmen bazı ülkeler gıda enflasyonundan daha fazla etkilenmektedir. Özellikle küresel pazarda gıda ihracatçısı olan, para birimi gün geçtikçe değer kaybeden ve düşük milli gelire sahip birçok ülke gıda fiyatları yükselmesi ve alım gücünün azalması problemi ile mücadele etmektedir.

Bunlarla birlikte, gıda enflasyonunun bazı ülkeleri daha fazla etkilemesinin sebepleri arasında diğer ekonomik sorunlar, tarımsal ve politik faktörler rol oynamaktadır. Gıda enflasyonu gıda üreticisi yoksul haneler dışında gelir dağılımında sorunlara neden olmakta, gelir adaletsizliği ve yoksulluğun etkilerini de artırmaktadır.

Gıda enflasyonunun ekonomiye olduğu kadar sosyal hayata da etkileri bulunmaktadır. En fazla alt ve orta gelir gruplarını etkileyen bu enflasyon ile haneler bütçelerinden büyük bir kısmı gıda harcamalarına aktarmakta, hatta zamanla bazı temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak duruma gelmektedir.

Gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle yetersiz beslenen ülkelerde verim kaybı yaşanmakta; bu verim kaybı da, Gayrisafi Yurt İçi Hasılada (GSYH) azalışa neden olmaktadır. Nüfusun büyük kesiminin yoksul olduğu ülkelerde gıda enflasyonu insanların yaşam kalitesini düşürmekte, yetersiz beslenmeye ve açlığa neden olabilmektedir.

Gıda enflasyonu, gıdaya erişimi zorlaştırmakta ve gıda güvencesini de tehdit etmektedir. Gıda güvencesini olumsuz etkileyen faktörlerin başında çatışmalar, iklim krizinin etkileri ve olağanüstü iklim olayları ile ekonomik krizler gelmektedir.

Gıda enflasyonu beslenme açısından da büyük sorunlar yaratmaktadır. Gıda maddelerinin fiyatlarında yaşanan artış ile bireyler öğünlerindeki besin çeşitlerini azaltarak, tek tip ve daha çok karbonhidrat ağırlıklı beslenmek zorunda kalmaktadır. Bu sağlıksız beslenme özellikle çocukların gelişimi üzerinde doğrudan etkili olmakta, obezite ve diyabet gibi rahatsızlıkları da beraberinde getirmektedir.

Gıda fiyatlarının artmasının bireyler üzerindeki bir başka etkisi de gıda kalitesinin bozulması ve bunun sonucunda bireylerin sağlıklarının olumsuz etkilenmesidir. Gıda maddelerinde fiyatların artması ile özellikle yoksul bireyler daha düşük kalitedeki gıda maddelerine yönelmektedir.

Gıdaya yapılan harcamaların artması farklı harcamalara yapılan kısıtlamaları da beraberinde getirmektedir. Temel ihtiyaç dışı görülen sosyal ve kültürel aktiviteler kısıtlanan harcamaların başında gelmektedir. Bu durum ise bireylerin kendilerini kısıtlamalarına, sosyal hayattan izole olmalarına neden olmaktadır.

Böylelikle bireyler sadece yoksullaşmayıp aynı zamanda sosyal hayattan da yoksun kalmaktadır. Dolayısıyla gıda enflasyonunu, alım gücünde yaşanan düşüşü tekil olarak değerlendirmemek, gündelik yaşamdaki alışkanlıkların devamlılığını sağlayabilmek adına oldukça önemlidir.

Paylaşın