EURO 2024: Danimarka İstediğini Aldı

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) C Grubu üçüncü maçında Danimarka ile Sırbistan, Allianz Arena’da karşı karşıya geldi. Karşılaşma 0-0 berabere sona erdi.

Haber Merkezi / Danimarka, bu sonuçla birlikte puanını 3’e çıkardı ve grubu ikinci sırada noktaladı. Sırbistan ise aldığı 2 puanla grup sonuncusu oldu ve turnuvaya veda etti. Danimarka, son 16 turunda Almanya ile karşı karşıya gelecek.

Fransız hakem François Letexier’in düdük çaldığı karşılaşmanın ilk yarısında iki takım da pozisyonlar bulmasına rağmen gol sesi çıkmadı ve 45 dakikalık bölüm 0-0’lık skorla tamamlandı. Müsabakanın ikinci yarısında da tarafların golü bulamamasıyla karşılaşma berabere sonuçlandı.

Grubun diğer maçında İngiltere ile Slovenya Köln Stadı’nda karşılaştı. Mücadele başladığı gibi sona erdi. Puanını 5’e yükselten İngiltere grup lideri olarak bir üst tura adını yazdırdı. 3 puanlı Slovenya ise en iyi 3. kontenjanından son 16 turuna kalan takım oldu.

Paylaşın

EURO 2024: Slovenya Bir İlki Başardı

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) C Grubu üçüncü maçında İngiltere ile Slovenya, Köln Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşma 0-0 berabere sona erdi.

Haber Merkezi / Bu sonuçla birlikte 5 puana ulaşan İngiltere grubu lider olarak tamamlarken, 3 puanda kalan Slovenya en iyi üçüncüler arasına girmeyi başardı ve gruptan çıkarak bir ilki başardı.

Fransız hakem Clement Turpin düdük çaldığı karşılaşmanın ilk yarısında iki takım da pozisyonlar bulmasına rağmen gol sesi çıkmadı ve 45 dakikalık bölüm 0-0’lık skorla tamamlandı. Müsabakanın ikinci yarısında da tarafların golü bulamamasıyla karşılaşma berabere sonuçlandı.

Grubun diğer maçında Danimarka ile Sırbistan, Allianz Arena’da karşı karşıya geldi. Karşılaşma 0-0 berabere sona erdi. Danimarka, bu sonuçla birlikte puanını 3’e çıkardı ve grubu ikinci sırada noktaladı. Sırbistan ise aldığı 2 puanla grup sonuncusu oldu ve turnuvaya veda etti.

Paylaşın

EURO 2024: Fransa İle Polonya Yenişemedi

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) D Grubu üçüncü maçında Fransa ile Polonya, BVB Dortmund Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşma 1-1 berabere sona erdi.

Haber Merkezi / İtalyan hakem Marco Guida’nın yönettiği müsabakada Fransa’nın golünü 56. dakikada penaltıdan Kylian Mbappe, Polonya’nın golünü ise 79. dakikada penaltıdan Lewandowski kaydetti.

Bu sonuçla birlikte Fransa, puanını 5 yaptı ve gruptan ikinci çıktı. Polonya ise Avrupa Şampiyonası’nı aldığı tek puanla dördüncü sırada tamamladı.

Müsabakanın ilk yarısında gol sesi çıkmadı. İkinci yarıda ise Fransa’nın kazandığı penaltıda topun başına Kylian Mbappe geçti. 25 yaşındaki futbolcu 56. dakikada kullandığı penaltıyı gole çevirerek takımını 1-0 öne geçirdi.

Beraberlik golünü arayan Polonya 76. dakikada penaltı kazandı. Lewandowski, 77. dakika kullandığı penaltı vuruşunda kaleci Maignan’ı geçemedi. Ancak hakem, Maignan’ın ayaklarının çizgide olmaması nedeniyle penaltı atışını tekrarladı. Topun başına tekrar geçen Lewandowski, bu kez golü atmayı başardı ve skorda eşitliği sağladı.

Paylaşın

Erdoğan: Hukuk Devletinden Asla Sapmayacağız

Polis Akademisi Mezuniyet Töreni’nde açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Ne yapıyorsa hukuk içinde yapacağız, hukuk devletinden asla sapmayacağız. Sizler herhangi bir grubun, hizbin, ideolojinin değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin polisisiniz” dedi.

Erdoğan, “Hukukun dışına çıkılarak devlete hizmet edilmez. Kanunun arkasından dolanarak toplumda düzen sağlanmaz. Kamu görevlileri anayasa ve yasalarla sınırlıdır. Bunun istisnası yoktur ve olamaz. Vatandaşımız kolluk kuvvetlerine baktığında sadece kamu otoritesini değil, hukuk devletini de görmek ister. Geçmişte devletimiz kendini hukukun üstünde görenlerden çok çekmiştir” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Gölbaşı Polis Akademisi’nde “Polis Akademisi Mezuniyet Töreni”nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

“Sizlerin en donanımlı yetişmelerinizi sağlayan hocalarınıza, amirlerinize, kıymetli ailelerinize ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Afrika’dan Türk cumhuriyetlerine, Balkanlardan Güney Asya’ya gönül coğrafyamızın dört bir ucunda görev yapacak siz kardeşlerime başarılar diliyorum. Yurtdışı ziyaretlerimizde Türkiye mezunlarının hayatın farklı alanlarında farklı konumlara geldiğini görüyoruz. Çok geniş bir yelpazede Türkiye’yi tanıyan, milletimizi seven kardeşlerimizin elde ettiği başarılardan biz de iftihar ediyoruz.

Her ne kadar son dönemde ülkemizde böyle bir ufuktan rahatsız olan kimi kendini bilmezler türemişse de biz onlara kulak asmıyoruz. Türkiye gibi devleti ırkçı lümpen faşizmin sığ sularına hapsetmeye kimsenin gücü yetmez. Ekonomi, turizm, ticaret ve kamu diplomasisine zarar verme girişimlerine eyvallah etmeyeceğiz. Ülkemizin gönül elçileri kadrosuna katılan bugünkü mezunlarımızın da gayretleriyle inşallah hedeflerimize ulaşacağız. Rabbim yolunuzu, bahtınızı, açık etsin diyorum.

Emniyet teşkilatımız saflarına eklenen 2766 yeni neferle milletimize karşı sorumluluklarını çok daha etkin şekilde yerine getirecektir. Bu çatı altında eğitim hayatınız boyunca edindiğiniz nitelik, disiplin ve prensipler sizlere rehberlik edecektir. Mesuliyeti yüksek bir mesleği icra ederken her birinizin hukuka ve kanunlara harfiyen uyacağınıza inanıyorum. Hukukun dışına çıkılarak devlete hizmet edilmez. Kanunun arkasından dolanarak toplumda düzen sağlanmaz. Kamu görevlileri hangi konumda olursa olsun Anayasa ve yasalarla mukayyettir. Görev ve yetkileri mevzuatla sınırlandırmıştır. Bunun istisnası yoktur ve olamaz.

Vatandaşımız kolluk kuvvetlerine baktığında sadece kamu otoritesinin müessir gücünü değil aynı zamanda hukuk devletini de görmek ister. Geçmişte ülkemiz kendini hukukun ve yasaların üstünde gören bürokratik vesayetten çok çekmiştir. Devletin güvenliği öne sürerek hukukun üstünlüğü çiğnenmiş, milli irade yok sayılmış, anayasa askıya alınmış, milletimizin özgürlük alanları daraltılmıştır.

Biz bu dönemi Türkiye’nin kayıp yılları olarak değerlendiriyoruz. 2002’den itibaren hayata geçirdiğimiz reformlarla güvenliği hukuk ve demokrasinin tam karşısında konumlandıran zihniyete son verdik. Devletimizin güvenliğini, milletimizin huzurunu temin etmeye çalıştık. Bugün de aynı ilkeyi titizlikle gözetiyoruz. Hem güvenliğimizi sağlıyor bunu hukuk devletin hudutları dahilinde, demokrasiden ödün vermeden hak ve hürriyete sahip çıkarak gerçekleştirmeye gayret ediyoruz.

Sizlerden de bu hassasiyetle hareket etmenizi istiyorum. Milletimizin de sizden beklentisi bu yöndedir. Vatandaşın canına, malına, namusuna, özgürlüklerine ve güvenliğine kast eden alçaklara karşı asla müsamahakar davranmayacaksınız. Suç işleyerek sınırı aşan her kim olursa olsun yargıya teslim ederek hak ettiği cezayı almasını temin edeceksiniz.

Hukukun dışına çıkanlara nasıl nefes aldırmıyorsanız, insanımıza karşı müşfik olacak, görevinizi yaparken ölçüyü kaçırmayacaksınız. Kolluk kuvvetlerinin halka yaklaşımını, devletin vatandaşıyla kurduğu bağın niteliğini ortaya koyan ayna gibidir. Polisimiz zehir tacirleri, suç örgütleri, çetelerin, şehir eşkıyaların, emperyalistlerin uşaklığını yapan teröristlerin kabusu haline gelirken halkımızın güven kaynağı olmak zorundadır.

Aksi durumda ne toplumda asayişi temin edebiliriz ne de ülkemizi asırlık hedefleriyle buluşturabiliriz. Türk polisine yakışır şekilde sorumluluklarınızı hakkaniyete ve adalete uygun olarak yerine getireceğimizden şüphe duymuyorum. Rabbim kazadan, beladan, saldırıdan muhafaza buyursun diliyorum. Bir kez daha 81 vilayetimizin tamamında asayişi, güvenliği, huzuru temin etmek için fedakârca görev yapan tüm polislerimize teşekkür, kahraman şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

Türkiye stratejik, coğrafi konumu, iddiaları ve savunduğu değerler itibariyle asimetrik tehditlerle yüzleşen bir ülkedir. Teyakkuz halinde olmak, tedbir geliştirmek, proaktif anlayışla mücadele etmek gibi mecburiyetimiz bulunuyor. Terörle mücadelede artık 40 yılı geride bırakmak üzereyiz. Bu mücadelede son yıllarda tarihi kazanımlar elde ettik. Asker, polis, jandarma, istihbaratçı ve güvenlik korucularımızın muazzam çabalarıyla terör örgütünü özellikle sınırlarımız içerisinde kıpırdayamaz hale getirdik. İHA, yerli ve milli imkanlarla ürettiğimiz silahlarla eli kanlı canilere nefes aldırmıyoruz.

Sadece son 1 yılda PKK/KCK’ya yönelik 4977 şehir olmak üzere 34 bin 765 operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda 7’si kırmızı, 1’i yeşil, 15’i turuncu, 34’ü gri kategoride toplam 1045 terörist etkisiz hale getirildi. Bölücü terör örgütüne katılımlar her geçen gün azalıyor. Bir dönem binlerle ifadelerle sayılar bugün 10’lu 20’li rakamı ancak buluyor. FETÖ, DEAŞ ve sol terör örgütlerinin tepesine biniyoruz.

FETÖ’ye geçen yıl 5827 operasyon yapıldı. 9350 şüpheli gözaltına alındı. Yurt dışına kaçan firarilerin ülkemize iadesiyle ilgili olarak Dışişleri ve Adalet Bakanlıklarımız çalışmaktadır. Devletimizin kurumlarının nefesi nereye kaçarsa kaçsınlar FETÖ’cü alçakların ensesinde olmaya devam edecektir. Organize suç örgütlerine karşı son 1 yılda elde edilen başarıları milletimiz zaten takdir etmektedir.

“Son 1 yılda her 100 olaydan 93’ü aydınlatıldı”

Emniyet ve MİT tarafından toplamda 603 çete çökertilmiştir. Zehir tacirleri hedefe koyduğumuz hedefe koyduğumuz bir diğer mülevves yapıdır. Son 1 yılda önemli mesafe kat ettik. Son 1 yılda her 100 olaydan 93’ü aydınlatıldı. Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmıyor. Kolluk kuvvetlerimiz asayişi, huzuru, güvenliği temin etmek için gerçekten büyük fedakârlıkla çalışıyor.

Askerlerimizin operasyonlarıyla hudutlarımızda 168 bin yasadışı geçiş engellenmiş, 13 bin 681 düzensiz göçmen yakalanmıştır. 1473’ü Suriye’de, 1052’si Irakta olmak üzere terörist etkisiz hale getirilmiştir. 3158 mağara, sığınak, barınak, depo imha edilmiştir. Yaz ayları boyunca çok daha kararlı, sonuç alıcı operasyonlar gerçekleştireceğiz. Son terörist de ülkemiz için tehdit unsur olmaktan çıkarılıncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz.

Tüm başarıların bize gösterdiği gerçek; güvenlik birimlerimiz FETÖ ve vesayet odaklarından temizlendikçe terör ve suç örgütlerine karşı başarılarımız katlanarak artıyor. Hangi görünüm, hangi kisve altında olursa olsun kendini devlet ve milletin menfaatlerinin üstünde gören hiçbir yapıya tahammülümüz yoktur. Emniyet teşkilatımıza ve dolayısıyla devletimize olan inancımızı zedeleyecek en küçük yanlışa göz yummayacağımızı vurgulamak isterim.

Eski Türkiye’nin kötü alışkanlıklarının güvenlik birimlerimiz dair hiçbir yapının devlette nüksetmesine izin vermeyeceğiz. Ne yapıyorsa hukuk içinde yapacağız, hukuk devletinden asla sapmayacağız. Sizler herhangi bir grubun, hizbin, ideolojinin değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin polisisiniz. Sizler bu milletin bağrından çıkmış, gerektiğinde vatan ve millet için can vermeye hazır birer nefersiniz.

Sizler güvenliğimizin olduğu kadar demokrasi ve ekonomideki kalkınma hamlelerimizin de teminatısınız. Kamu otoritesi adına hareket eden kanun adamlarının herkesten daha fazla dikkatli olması beklenir. Sizlerin de bu beklentilerin bilinciyle davranacağınıza inanıyorum. Misafir öğrencilerimizi bir kez daha kutluyor, ülkelerine bizlerden selam götürmesini diliyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun diyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

EURO 2024: Avusturya’dan Tarihi Galibiyet

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) D Grubu maçında Hollanda ile Avusturya, Berlin Olimpiyat Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Avusturya, karşılaşmadan 3-2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Slovak hakem Ivan Kruzliak’ın düdük çaldığı karşılaşmada Avusturya’nın gollerini 6. dakikada Donyell Malen kendi ağlarına, 59. dakikada Stevan de Vrij kendi ağlarına ve 80. dakikada Marcel Sabitzer kaydetti.

Hollanda’nın gollerini ise 47. dakikada Cody Gakpo ve 75. dakikada Memphis Depay kaydetti.

Bu sonuçla Avusturya, grupta 6 puanla lider olarak son 16 turuna kaldı. Grupta 4 puanla üçüncü olan Hollanda ise en iyi 4 grup üçüncüsü arasına girmeyi garantileyerek adını son 16 turuna yazdırdı.

Karşılaşmanın 6. dakikasında Donyell Malen’in topu kendi ağlarına göndermesiyle Avusturya, erken golü bularak 1-0 öne geçti. Karşılıklı ataklarla geçen ilk yarıda başka gol sesi çıkmadı. Mücadelenin ikinci yarısı ise gol düellosuna sahne oldu. Henüz 47. dakikada Cody Gakpo meşin yuvarlağı ağlara göndererek karşılaşmada beraberliği sağladı.

Avusturya, bu gol sonrası 59. dakikada Romano Schmid’in golüyle yeniden öne geçti. Dakikalar 75’i gösterdiğinde bu kez Hollanda adına Memphis Depay sahneye çıktı ve yaptığı şık vuruşla skoru 2-2’ye getirdi. Avusturya’nın bu gole de cevabı gecikmedi ve yalnızca 5 dakika sonra, 80. dakikada kaptanı Marcel Sabitzer’in golüyle skoru 3-2 lehine çevirdi.

Stat: Berlin Olimpiyat

Hakemler: Ivan Kruzliak, Branislav Hancko, Jan Pozor (Slovakya)

Hollanda: Verbruggen, Geertruida, De Vrij, Van Dijk, Ake (Dk. 66 Van de Ven), Reijnders (Dk. 66 Wijnaldum), Schouten, Veerman (Dk. 35 Simons), Malen (Dk. 72 Weghorst), Gakpo, Depay

Avusturya: Pentz, Posch, Wöber, Lienhart (Dk. 69 Querfeld), Prass, Seiwald, Grillitsch (Dk. 69 Laimer), Wimmer (Dk. 68 Baumgartner), Sabitzer, Schmid (Dk. 90+2 Weimann), Arnautovic (Dk. 78 Gregoritsch)

Goller: Dk. 6 Malen (Kendi kalesine), Dk. 59 Schmid, Dk. 80 Sabitzer (Avusturya), Dk. 47 Gakpo, Dk. 75 Depay (Hollanda)

 

Paylaşın

Hüda Kaya Hakkında Tahliye Kararı: Barış İstemeye Devam Edeceğim

Hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye kararı verilen Hüda Kaya, savunmasında, “28 Şubat’ta idamlarla yargılanırken de şeriatçı olmakla yargılandık. İktidarlar değişti yargılama biçimi değişmedi” dedi ve ekledi:

“O zaman ‘şeriatçı’ olarak yargılanıyorduk bugün ise ‘terörist, bölücü olarak’ yargılanıyoruz. İyilik ve barış istemek iktidarlara göre değişmez. İyilikle, barışla teröristlik bir arada olamaz. Dün alanda, sokakta, kürsüde ne istediysem, bugün tüm tabiat, canlılar, toprak için, insanlar için aynen iyilik, barış ve mutluluk istemeye devam edeceğim.”

6-8 Ekim 2014 tarihindeki protestolar gerekçe gösterilerek eski HDP milletvekilleri Hüda Kaya, Serpil Kemalbay, Fatma Kurtulan, Pero Dündar ve Garo Paylan hakkında açılan davanın ilk duruşması başladı.

Sincan Cezaevi Kampüsü’nde bulunan Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan duruşmayı Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, milletvekilleri ve Demokratik İslam Kongresi (DİK) üyeleri takip etti.

Tutsak siyasetçi Hüda Kaya, duruşmaya Silivri Kadın Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

Duruşmada, mahkeme iddianamede geçen suçlamaları hatırlattı. Daha sonra söz alan tutsak siyasetçi Hüda Kaya, “Bu iddianame öncekilerin kötü bir kopyası olarak önüme geldi. Baştan sona konuşmalarımda tek bir hakaret içermeyen konuşmalarım nedeniyle yargılanıyorum. Her zaman barış ve eşitlikten yana olan konuşmalarım siyasi bir öç olarak karşıma konuldu. Tek başımıza da kalsak yalana, haksızlığa sarılmayız” dedi.

Yaptığı konuşmaların ve katıldığı tüm etkinliklerin suçlama konusu yapıldığını belirten Kaya, “Adalet mülkün temeli değil de mülk adaletin temeli olunca, egemenlik halkın değil egemenlerin olunca, hukukun üstünlüğü değil üstünlerin hukuku geçerli olunca elbette sanık sandalyesinde olan bizler oluyoruz. Biz mağdur değiliz çünkü çok şükür çalmadık, insanların özgürlüklerini çalmadık, yalan söylemedik, şiddetin her türlüsüne karşı olduk.

Bütün bunlara rağmen savcılığın talep ettiği suçlara karşı ifade vermem hukuksuzca engellendi ve 8 aydır haksız şekilde tutuklu bulunuyorum. Bir milletvekili temsil ettiği insanların açısında, taziyesinde, haksızlığa uğradığında onların sesi olmak için çalışır. Hala görevde olan milletvekilleri de bunun için çalışıyor. Bizleri özgürlüğümüzden alı koyanların verdiği kararların siyasi olduğunu söylüyorum” diyerek, tepki gösterdi.

Kaya, Cizre olaylarında yaralıların kurtarılması için yaptığı yardım çağrısının dosyaya alındığına şaşırdığını söyleyerek, şöyle devam etti: “Şiddet karşıtı ve barış yanlısı bir insanım, buna karşı size vereceğim cevabım zaten dosyanın içindedir. Dinler insanı ve toplumu vicdani ve öz anlamında geliştirmek içindir diyebiliriz.

Onca öğreti ve öncü ve elçilere rağmen toplumlar birçok şeyi yozlaştırıp egemenlik aracı kıldığı gibi egemenler dinleri de baskı, sömürü ve cinsiyetçilik aracı haline getirdi. Yine Meclis’te yaptığım bir konuşma dosyaya konulmuş, kürsü dokunulmazlığı ihlal edilerek anayasaya aykırılık yapılıyor. Asıl bu hukuksuzluğu yapanlar, bunu dosyaya koyanlar hakkında işlem yapılmalıydı. Yaptığım konuşmanın nasıl dosyaya alınıp suç olarak geri döndüğünü anlamak mümkün değil.”

Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “İHD’nin İstanbul Şubesi’nde Kobani olaylarına ilişkin bir konuşma yapmışım. Ne demişim,‘Kobani olaylarının ortaya çıkması ve aydınlatılması için önerge verdik ama bu olayların ortaya çıkartılmasını engelleyen AKP-MHP’dir. Derin devlet ve devletin karanlık yüzü olayların ortaya çıkmasını istemeyenlerin kim olduğunu tahmin etmek zor değil’ demişim. Yani ne konuşalım ne diyelim, barış konuşmayalım mı, iyilik konuşmayalım mı hep savaş hep çatışma mı konuşalım?

Ülkenin iyi geleceği olsun diye yaptığımız çırpınışların ödüllendirilmesi gerekirken bunlarla yargılanır hale gelmişiz. Yine 6 Eylül’de Mardin Belediyesine atanan kayyım belediyesi protestolarında zılgıtlar çekilmiş, şarkılar söylenmiş ve burada bir konuşma yapmışım. Bu da dosyada yer alıyor, ‘Hırsızlara boyun eğmeyeceğiz, itaat etmeyeceğiz’ demişim. Hakim bey bunu okurken gülsek mi bilemiyoruz iddianamede defalarca ‘hırsızlıklar’ kelimesi geçiyor. ‘Seçilmişlerin, halkın iradesi üzerine irade tanımıyoruz” diyerek konuşmama devam etmişim.

Süleyman Soylu’ya yine burada ‘sözde içişleri bakanı’ diyerek, ‘insanlar sizin yüzünüzden dinden uzaklaştı, hırsızlıkla yalanı her türlü kötülüğü inançla bütünleştirdiniz, sizin kötülüklerinize teslim olmayacağız. Kim olursa olsun çocukların, ezilenlerin, kadınların yanında olarak hakkın hakikatin yanında olmaya devam edeceğiz. Bu ülke bu halk kötülüğe teslim olmayacak, işte bu kayyım politikaları da kötülüğün sesinin halkların sesini kesmeye çalışmasıdır. Bu kötülük sesine yenilmeyeceğiz. Bu halk size dersinizi verdi vermeye devam edecek’ demişim.

Gerçekten ibretlik alıntılardan bir tanesidir bu. Politik mi, sosyolojik mi hangi açıdan değerlendirilse eksik kalır. Nerede olursam olayım, şiddete karşı, haksızlığa karşı olup, canlıların, insanların özgürlüğünün yanında olduğumu her yerde anlatmışımdır. Tüm bunları yetkililere söylememek onları incitmemek mi gerekiyor? İktidarın gücüyle bizlerde bir yerde yerleşip yurtlanırdık ama çok şükür hiçbirimiz bunu istemedik, buradan yana olmadık. Yine bu seçimlerde halk Mardin’de Ahmet Türk demedi mi her şeye rağmen, halk işte böyle dersini egemenlere verir.

28 Şubat dönemindeki yargılamalara değinen Kaya, bugün aynı sistemin AKP eliyle işletildiğini söyledi. Kaya, “28 Şubat’ta idamlarla yargılanırken de şeriatçı olmakla yargılandık. İktidarlar değişti yargılama biçimi değişmedi. O zaman ‘şeriatçı’ olarak yargılanıyorduk bugün ise ‘terörist, bölücü olarak’ yargılanıyoruz. İyilik ve barış istemek iktidarlara göre değişmez. İyilikle, barışla teröristlik bir arada olamaz. Dün alanda, sokakta, kürsüde ne istediysem, bugün tüm tabiat, canlılar, toprak için, insanlar için aynen iyilik, barış ve mutluluk istemeye devam edeceğim.”

Hakkında beyanlarda bulunan tanık Gül Tanrıverdi’nin Kandil’e gittiğine ilişkin iddialarına yanıt veren Kaya, Kandil’e çözüm sürecinde açık bir biçimde gittiğini ve bu röportajların yayınlandığını belirtti. İkinci gidişinde ise bir heyet eşliğinde gittiğini söyleyen Kaya, tarihleri ve verileriyle birlikte olduğunu söyledi. Gizli tanığın iddia ettiği üzere Halklar ve İnançlar Komisyonu ile gittiğine ilişkin beyanların gerçeği yansıtmadığını dile getiren Kaya, 6 Ekim’de HDP MYK toplantısına ise katılmadığını ve o tarihlerde Muş’ta olduğunu anımsattı.

Kaya’nın beyanları ardından söz alan avukat Zilan Leventoğlu, 2013-15 arasında yaşanan sürece dikkat çekerek, bu süreç üzerinden 11 yıl geçtiğini hatırlattı. Leventoğlu, Bu sürecin içinde yer alan AKP’lilerin ise faaliyetlerinden yargılanmadığını ancak HDP’li siyasetçilerin ise yargılandığını söyledi. Leventoğlu, söz konusu faaliyet ve çalışmaların suç olmadığını ve devletin bilgisi ile yapıldığını paylaştı.

Leventoğlu, müvekkilinin yurt dışında bir konferansa katılmak için havalimanında bulunduğunu ancak havuz medyasının “kaçacaktı” şeklinde haberler servis ettiğini anımsatarak, tepki gösterdi. HTS kayıtlarına değinen Leventoğlu, “Müvekkilin oğlu ile konuşmalarına dahi değinilerek dosyaya konulması ne kadar hakkaniyetli tartışılır. Bir yıl önce başlatılan soruşturmada gizlilik kararı kaldırılmamış, müvekkilin savunma yapması engellenmiştir.

Dosyada ithaf edilen suçlara ilişkin tek bir delil yok. 8 aydır müvekkilimiz hukuksuz bir biçimde tutukludur. Kobani Davası’nda görülen karar duruşmasında müvekkilimize atılı aynı suçlardan siyasetçiler beraat etmiştir. Tutukluluk halinin hiçbir hukuki ve makul bir gerekçesi kalmamıştır. Soruşturmaya yine konu olan son derece demokratik bir çağrı olan 6-8 Ekim çağrısında milletvekilimizin ne imzası vardır, ne toplantıya katılmıştır ne de paylaşım yapmıştır. Buna ilişkin tek bir delil, tanık ve belge yoktur” diye konuştu.

Savunmaların ardından mütalaasını sunan iddia makamı, Kaya’nın tutukluluğunun devamına karar verilmesini talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Kaya’nın ayda bir kez imza atma yükümlülüğü ve yurt dışı çıkış yasağıyla birlikte tahliyesine karar verdi.

Birinci Kobani Davası

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 108 siyasetçinin yargılandığı davanın karar duruşması 16 Mayıs’ta görülmüştü. Ankara 22’inci Ağır Ceza Mahkemesi, 18’i tutuklu 108 siyasetçinin yargılandığı davada ceza yağdırmış, Mahkeme Selahattin Demirtaş’a 42 yıl, Figen Yüksekdağ’a 30 yıl 3 ay ceza vermişti. Mahkeme, 24 kişi hakkında toplam 407 yıl 7 ay hapis cezası vermişti.

(Kaynak: MA)

Paylaşın

Türkiye, Tarım Ve Hayvancılıkta “Dışa Bağımlı” Olma Yolunda

İstanbul Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Hasan Murat Kapıkıran, “Türkiye’nin artan nüfusu ile doğru orantılı bir tarım ve hayvancılık politikası ortaya koyamadığını söyledi ve ekledi:

“Gıda üretimi politikaları çiftçiyi, üreticiyi desteklemekten uzaklaştıkça, ithalat daha cazip hale geldi. Dünyanın en büyük sanayi ülkeleri aynı zamanda en büyük tarım ülkeleridir. Türkiye ise tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlı olma yolunda gidiyor.”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2019’da 14,9 milyar dolar seviyesinde olan Türkiye’nin gıda ürünleri ithalatı, 2023 sonu itibariyle 21,1 milyar dolara ulaştı. Gıda sektörü aynı dönemde 26,5 milyar dolarlık ihracatla 5,4 milyar dolarlık dış ticaret fazlası vermiş olsa da, gıda ürünleri ithalatındaki yüksek fatura giderek kabarıyor.

Yüksek enflasyona karşı hala gözle görülür bir iyileşmenin yaşanmadığı Türkiye’de, milyonlarca insanın en önemli harcama kalemi olan gıda ürünlerinde fiyat artışları el yakıyor. Son açıklanan resmi verilere göre gıda enflasyonu yüzde 70 bandında seyrediyor. Bağımsız kuruluşların hesaplamalarına göre ise özellikle dar gelirlilerin gıda enflasyonu yüzde 110’u aşmış durumda. Yaz mevsiminde tarımsal üretimin artmasına rağmen başta et ve süt ürünleri olmak üzere, gıda fiyatlarında yükseliş durmuyor.

Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) dana ve kuzu kesim fiyatlarının son 2 ayda 410 TL’den 310 TL’ye kadar gerilediği belirtiliyor. Ancak üretici tarafında yaşanan bu düşüş lokanta, market ve kasaplara yansımadı. Girdi maliyetlerindeki artış nedeniyle vatandaşın satın aldığı et fiyatlarındaki yükseliş sürüyor. 1 kilo dana kıyma 500-700 TL, 1 kilo kuzu kuşbaşı ise 700-800 TL civarında satılıyor. Son olarak 20 Haziran’da İstanbul’da İBB tarafından satılan Halk Ekmek’e de yüzde 60 zam geldi. Böylelikle 250 gramlık bir ekmeğin fiyatı 5 liradan 8 liraya çıktı.

Fatura giderek kabarıyor

Türkiye’de vatandaşlar bir yandan gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle sıkıntı yaşarken, diğer yandan iç talebi karşılayabilmek için gerçekleştirilen gıda ürünleri ithalatı da her geçen yıl artıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2019’da 14,9 milyar dolar seviyesinde olan Türkiye’nin gıda ürünleri ithalatı, 2023 sonu itibariyle 21,1 milyar dolara ulaştı. Gıda sektörü aynı dönemde 26,5 milyar dolarlık ihracatla 5,4 milyar dolarlık dış ticaret fazlası vermiş olsa da, gıda ürünleri ithalatındaki yüksek fatura giderek kabarıyor.

Geçen yıl ithalatta ise en fazla ithal edilen ürün 3 milyar 402,4 milyon dolar ile buğday oldu. Buğdayı 1 milyar 679,3 milyon dolar ile soya fasulyesi ve 1 milyar 303,9 milyon dolar ile ham ayçiçeği yağı takip etti. Bu 3 ürün, geçen yıl itibarıyla toplam ithalatın yüzde 29,9’unu oluşturdu.

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran‘a konuşan İstanbul Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Hasan Murat Kapıkıran’a göre, 1980 sonrasında uygulanan neoliberal politikalar Türkiye’nin gıda ürünlerinde ithalatçı hale gelmesine neden oldu.

Türkiye’nin artan nüfusu ile doğru orantılı bir tarım ve hayvancılık politikası ortaya koyamadığını dile getiren Kapıkıran, “Gıda üretimi politikaları çiftçiyi, üreticiyi desteklemekten uzaklaştıkça, ithalat daha cazip hale geldi. Dünyanın en büyük sanayi ülkeleri aynı zamanda en büyük tarım ülkeleridir. Türkiye ise tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlı olma yolunda gidiyor” diye konuşuyor.

Türkiye’de tarımsal üretimin artık kimse için cazip olmadığını, tarımsal üretim düştükçe fiyatların daha da arttığını vurgulayan Kapıkıran, şunları söylüyor:

“Türkiye’de şu anda kırsal nüfusun yaş ortalaması 58. Bunlar da 3 -5 sene içerisinde tarım yapamayacak hale gelecekler. Şu anda Türkiye nüfusu içinde tarım nüfusu yüzde 5,4’e kadar inmiş durumda. Kendi topraklarımızı ekme geleneğimizi yitirmeye başladık. Gençler, orta yaşlılar tarım ve hayvancılık yapmak istemiyor. Çünkü garantisi yok, geçinemeyeceğini düşünüyor. Neredeyse Konya büyüklüğünde bir tarım arazisi artık ekilmez duruma geldi. Bu ekilmezlikle beraber de üretilen ürün yani gıda güvencesini tehlikeye atar duruma geldik.”

2023’teki gıda ithalatında, buğday nedeniyle Rusya ve Ukrayna ilk sırada yer aldı. Sektörel bazda ise en fazla ithalat 5 milyar 119 milyon dolar ile hayvan yemi, 3,7 milyar dolar ile un ve 3,5 milyar dolar ile bitkisel yağ sektörlerinde gerçekleştirildi. Aynı dönemde et fiyatlarını düşürmek için yapılan canlı hayvan ithalatı ise 1,2 milyar dolar oldu.

Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu’nun (TGDF) TÜİK’in dış ticaret verilerini temel alarak hazırladığı TGDF Dijital Veri Paneli’ne göre, 2024’ün ilk 4 ayındaki gıda ürünleri ithalatı ise 7,5 milyar dolara ulaşmış durumda. 2024 sonunda gıda ürünleri ithalatının yaklaşık 25 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.

Gıda ithalatında hayvan yeminin ilk sırada yer almasının tarım politikalarındaki yanlışları gösteren çarpıcı bir işaret olduğunu vurgulayan Kapıkıran, “Türkiye hayvanlarını besleyecek meralarını koruyamadı. Meralar yapılaşmaya açıldı; mera arazilerinde madencilik ruhsatları, otel ruhsatları verildi” diyor.

Resmi verilere göre, Türkiye’de toplam mera arazisinin 14,5 milyon hektar civarında olduğuna işaret eden Kapıkıran, “Ama bizim sahadan aldığımız bilgiler aslında bunun 10 milyon hektarın altına düştüğü yönünde. Bu yüzden son 10 yılda yalnızca hayvan yemine değil, sadece hayvan ithalatına 10 milyar dolara yakın para harcadık” diye konuşuyor.

Kapıkıran’a göre, yakın gelecekte çiftçinin birikimini korumayan bir tarım politikası nedeniyle, Türkiye’de tüketicilerin gıda ürünlerini sürekli artan fiyatlarla almaya devam edecek.

Son açıklanan resmi verilere göre, Türkiye’de gıda enflasyonu Mayıs 2024 sonu itibariyle yüzde 70,1 düzeyinde seyrediyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Merkezi’nin resmi verileri baz alarak yaptığı hesaplamalara göre ise, TÜİK’in hesapladığı gıda enflasyonu gerçeği yansıtmaktan uzak.

DİSK-AR’ın TÜİK verilerinden yararlanarak yaptığı hesaplamaya göre, emeklilerde gıda enflasyonu yüzde 86,1 olurken, en yoksul yüzde 20’lik gelir grubuna mensup milyonlar insanın gıda enflasyonu ise yüzde 110,1 olarak gerçekleşti.

Dünyada düşüyor, Türkiye’de artıyor

Pandemi dönemi hariç tutulduğunda son 10 yıldır gıda fiyatları küresel ölçekte düşerken, Türkiye’de ise giderek artıyor.

İstanbul Kültür Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, 2023’te OECD ülkelerinde gıda fiyatlarının yaklaşık yüzde 11 düşerken, Türkiye’de resmi verilere göre yüzde 78 arttığına işaret ediyor. Bugün Türkiye’de milyonlarca insanın yüksek enflasyondan en çok etkilendiği alanın gıda olduğunu kaydeden Prof. Alçın, “Geniş halk kesimlerinin harcamaları 3 alanda yoğunlaşıyor: Gıda, ulaştırma ve barınma. Sadece tüketici açısından değil, tarım üreticisi açısından da tablo çok kötü. Örneğin son bir yıl içerisinde süt fiyatı markette yaklaşık iki katına çıkmışken süt üreticileri geçtiğimiz yıldan bu yana ancak yüzde 12 düzeyinde fiyat artışı gerçekleştirebildi” şeklinde konuşuyor.

Yüksek gıda fiyatlarını engelleyemeyen Türkiye’nin son 40 yılda ‘tarımsızlaşma’ politikalarının sonuçlarını yaşadığını ifade eden Sinan Alçın, “Mevcut enflasyon hem temel besinlerini almakta zorlanan tüketiciyi hem de tarımsal üretici ve besiciyi canından bezdirmiş durumda” diyor.

Normalde yaz aylarında üretimin artmasıyla gıda fiyatlarının düşüşe geçtiği Türkiye’de, son 3 yıldır yaz aylarında fiyat düşüşleri yerine artışlar olduğuna vurgu yapan Alçın’a göre, gıda üretiminin yaz aylarında enflasyon üzerindeki olumlu etkisi giderek kayboluyor. Alçın, “Mevcut olumsuz tabloya bakacak olursak, gıda ürünlerinde fiyat artışlarının devam edeceğini söyleyebiliriz” diye konuşuyor.

Paylaşın

Çin, Ay’ın Karanlık Yüzünden Örnekler Getiren İlk Ülke Oldu

Çin’e ait uzay aracı Chang’e-6, Ay’ın karanlık yüzünden aldığı örneklerle Dünya’ya dönerek tarihe geçti. Bilim insanları, uzay kapsülünün içindeki örneklerin, en yakın komşumuz olan Ay’ın nasıl oluştuğuna dair yeni bir pencere açabileceğini söylüyor.

Bu başarı, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in “ebedi hayal” diye adlandırdığı dominant uzay gücü olma hedefi açısından önemli bir adım anlamına geliyor. Tebrik mesajı yayımlayan Şi, “uzay, bilim ve teknoloji açılarından güçlü bir ülke yaratmak için bir başka dönüm noktası niteliğindeki kazanım” ifadesini kullandı.

Çin’in keşif aracı bugün geri dönerek tarihi görevini başarıyla tamamladı. Ay’ın uzak yüzünden numune toplayıp bunları Dünya’ya getiren ilk uzay aracı, Chang’e-6 oldu.

Devlet kanalı CCTV, keşif aracının modülünün yerel saatle 14.00’te (Türkiye saatiyle 09.00) ülkenin İç Moğolistan bölgesindeki önceden belirlenmiş bölgeye indiğini bildirdi. Yapılan canlı yayında, modülün paraşütle inmesinin görev kontrol odasında alkışlarla karşılandığı görüldü.

Odadaki Çin Ulusal Uzay İdaresi Başkanı Zhang Kejian, “Chang’e-6 Ay keşif görevi tam bir başarıyla sonuçlandı” dedi.3 Mayıs’ta fırlatılan Chang’e-6’yla Çin şimdiye kadar gerçekleştirdiği en karmaşık görevi tamamlamış oldu.

Bu başarı, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in “ebedi hayal” diye adlandırdığı dominant uzay gücü olma hedefi açısından önemli bir adım anlamına geliyor. Tebrik mesajı yayımlayan Şi, “uzay, bilim ve teknoloji açılarından güçlü bir ülke yaratmak için bir başka dönüm noktası niteliğindeki kazanım” ifadesini kullandı.

Chang’e-6’nın toplam ağırlığı iki kilogramı bulan Ay tozu ve taşı getirdiği tahmin ediliyor. Getirilenleri önce Çinli bilim insanları inceleyecek, diğerlerinin erişimineyse onlardan sonra açılacak.

Örnekler, Ay’ın uzak yüzünde bulunan, Dünya’dan asla görülmeyen ve 4 milyar yıl önce oluştuğu düşünülen bir çarpma krateri olan Güney Kutbu-Aitken Havzası’ndan bir sonda ve robotik kolla alındı.

Örneklerin analiziyle Ay, Dünya ve Güneş Sistemi’nin nasıl oluşup geliştiği konusunda daha fazla bilgi edinilebilir. Chang’e-6, Çin’in Ay’daki kaynaklardan faydalanma hedefine de yardımcı olabilir.

Bilim insanları örneklerin hangi bulguları ortaya çıkaracağını merakla bekliyor. Brown Üniversitesi’nden gezegen bilimcisi James Head, “Bu bir altın madeni, hazine sandığı. Uluslararası bilim camiası bu görevden dolayı çok heyecanlı” dedi.

Hong Kong Üniversitesi’nden gezegen jeoloğu Yuki Qian da hem bilim dünyasının bazı sorularının yanıtlanacağını hem de Ay’daki kaynakların değerlendirilmesi için önemli bir adım atıldığını vurguladı.

Pekin, 2030’a kadar Ay’a insan göndermeyi ve uydunun Güney Kutbu’nda bir araştırma üssü kurmayı planlıyor. Buzlaşmış su bulunduğuna inanılan bu bölgede ABD de benzer bir yapı oluşturmak istiyor. ABD de Artemiz göreviyle 50 yılı aşkın süre sonra 2026’ya kadar Ay’a astronot göndermeyi hedefliyor.

NASA Başkanı Bill Nelson, nisanda ABD’li parlamenterlere yaptığı konuşmada iki ülkenin yarış halinde olduğunu bildirmişti:

Güney Kutbu’na ilk onların gidip sonra ‘Burası bizim bölgemiz, siz gelmeyin’ demelerinden endişeleniyorum. Orada su olduğunu düşünüyoruz, su varsa roket yakıtı da vardır. 2026’da Chang’e-7’yi ve 2028’deyse Chang’e-8’i Ay’a göndermeye hazırlanan Çin ise uzaydaki keşiflerinin tüm insanlığa faydalı olacağını savunuyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Özel’den “Tasarruf Paketi” Tepkisi: Yoksullaşan Vatandaş Zenginleşen Yandaş

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Açıkladıkları tasarrufun tümünü yapsalar 100 milyar TL yani bu yılın bütçesinin yüzde 1’i bile değil. Ama emekçinin servisini kaldıralım, öğretmen atamayalım, emekliye, asgari ücrete zam vermeyelim diyorlar” dedi ve ekledi:

“Daha 1 ay geçti temsil ve ağırlama gideri 7 kat, 350 milyon TL artmış. Haberleşme gideri bir ayda 150 milyon TL artmış. İkisinin toplamı yarım milyar. Yani 100 milyar tasarruf edecek olanlar 2 kalemde yarım milyar israf etmiş.

Araç kiralama, kamu binası kiralama giderleri azalmamış artmış. Geçen sene Merkez Bankası 800 milyar TL zarar etti, KKM’ye 1.2 trilyon verdiler, Kamu özel işletmelerine 3 yılda 675 milyon ödeyecekler. Bütçeden faize 1.3 trilyon ödenecek. Yoksullaşan vatandaş zenginleşen yandaş.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Geçtiğimiz hafta Diyarbakır ve Mardin’de 15 bin hektar alan yandı ve 15 vatandaşımızı kaybettik. Heyetimiz acılı ailelerin yanındaydı, taziyede bulundular. En kısa zamanda ben de taziye için gitmeyi planlıyorum. İçişleri Bakanlığı’nın doğru söylemediği, meselenin bir anız yangınından kaynaklanmadığı ortaya çıktı.

Çok sayıda rapor DEDAŞ’ın inanılmaz ihmallerini anlatıyor. DEDAŞ bölgenin en çok şikayet edilen kurumudur. En çok Urfa’da şikayet ediliyor. Urfa’yı kavurucu sıcakta elektriksiz dolayısıyla susuz bırakıyor. Diyaliz, solunum cihazlarına bağlı insanların hayatı tehlike altında. Düşük yüksek voltaj nedeniyle aletler bozuluyor, tazminat talepleri kabul edilmiyor. Bu özelleştirmeler yapılırken karşı oylarımızı, raporlarımızı dinlemediler. Tam da bunu söyledik.

Elektrik yaşam hakkıdır, böyle stratejik bir alanı özelleştirmeyin, dedik. Şimdi orman yangınına bakın 15 can DEDAŞ’ın ihmalinden kaynaklanıyor. Bütün itirazlara rağmen iyileştirme yapılmadığı gibi dezenformasyon yapılıyor. Kaçak kullanılıyor da ondan oluyor diyorlar. Kaçak kullanan varsa ona yapılacak başkadır. Meclis açılır açılmaz ilk iş orman yangınları konusunda araştırma önergesi verdik. Yangınlar tüm yönleriyle araştırılmalı.

Açıkladı tasarrufun tümünü yapsalar 100 milyar TL yani bu yılın bütçesinin yüzde 1’i bile değil. Ama emekçinin servisini kaldıralım, öğretmen atamayalım, emekliye, asgari ücrete zam vermeyelim diyorlar. Daha 1 ay geçti temsil ve ağırlama gideri 7 kat, 350 milyon TL artmış. Haberleşme gideri bir ayda 150 milyon TL artmış. İkisinin toplamı yarım milyar.

Yani 100 milyar tasarruf edecek olanlar 2 kalemde yarım milyar israf etmiş. Araç kirama, kamu binası kiralama giderleri azalmamış artmış. Geçen sene Merkez Bankası 800 milyar TL zarar etti, KKM’ye 1.2 trilyon verdiler, Kamu özel işletmelerine 3 yılda 675 milyon ödeyecekler. Bütçeden faize 1.3 trilyon ödenecek. Yoksullaşan vatandaş zenginleşen yandaş.

6 Şubat depreminin üzerinden 16 ay geçti. Bir arpa boyu yol alınmadığını, hayatın konteyner, çadır ya da göç edilen yakınların yanında sürdüğünü ama kimsenin yüzünün gülmediğini söylemeliyim. 1 yılda 650 bin konut sözü verenler 1,5 yılda 79 bin konut yaptılar. Sözlerinin yüzde 12’sini tuttular, önemli bir kısmı köy evi. Malatya’daki ortalama yüzde 6,7. Bu sıcakta çadırda, konteynerda sağlık sorunlarıyla karşı karşıyalar.

3 ayda bütün şehirlerde sadece 2500 konut teslim ettiler. Bütün ilgili odalar, muhalefet partiler bu yöntemle bu konutlar olmaz demişti. Bu ay kira yardımı da bitiyor. Uzatmayı da düşünmüyorlar. Bu konuda hem sağduyulu, meseleyi bir siyasi çekişme haline getirmeden hızla bir çözüm bekliyoruz. Gerekli öneride bulunacağız. Ne halleri varsa görsün diyorlarsa bilsinler ki deprem bölgesindeki kimse sahipsiz değildir.

Deprem bölgesinde en önemli itiraz belirsizlik. Az hasarlı konutlara ‘yap geç’ diyorlar. Borç harç yapınca ‘rezerv alan ilan edildi’ diyorlar onu da alıyorlar. Orta hasarlı evlere yıkılacak dediler, gittim kapıyı pencereleri söktüm sattım harçlık yaptım, şimdi diyorlar ki oturun, evde bir şey kalmadı. Bu belirsizlik olacak iş değil. Bu iki mesele çözülmeli. Kiracılar hak sahibi sayılmadığı için yeni konutlardan yararlanamıyor.

Eurosat verilerine göre Türkiye kira artışlarında Avrupa birincisi oldu. İkinci Macaristan. Pandemi, kriz, enflasyon her yerde oldu. Herkes tedbir aldı, bizimkiler almadı. Geçen sene yüzde 125. Avrupa’da en yüksek 12 Türkiye’de 125. Kira artışına tavan koyan tek ülke biziz. AB ülkeleri yüzde 3’te tutmuş. Bir de birileri yönü batıdan çeviriyor.

Şimdi de ev kirasına yüzde 20 stopaj getiriyorlar. Her ev sahibi olan zengin değil artık. Nerde görülmüş stopajı ev sahibinin verdiği. Ev kiralarına yansımazsa gelin bana sorun. Kim nereye vergi getiriyorsa aslından garibanın sırtına yüklüyor.

Memleketi 22 yıldır yönetenler batırmaktan beter etmişler, hala yalan yanlış işlerde ısrar ediyorlar. Ana muhalefet partisi gel ben sana anlatayım deyince,’ ortak program mı çalışacaklar’ diyorlar. ün müstakbel ekonomi bakanımız Yalçın Karatepe, zengine rasyonel vatandaşa irrasyonel politikacıların uygulayıcısı Mehmet Şimşek’le görüştüler. Siyaset hem müzakere hem mücadele işi. Bu krizin müsebbibi toplumun kırılgan kesimleri değil. Bu krizi onlar yaratmadı.

Bu krizi bütün dünya yönetirken yönetmeyen anlayış, yoksuldan zengine kar aktaranlar, bilerek enflasyonist ortam yaratanlar, seçim ekonomisi uygulayanlar, Ecevit’ten yüzde 29 enflasyonla alıp yüzde 100’lere çıkaranlar yarattı. Emekliler, emekçiler, esnaf kemer sıkacak, senin yandaşlar bir düğme daha açacak, öyle yağma yok demeye gittik. Emekliye 10 bin TL maaş olmaz 25 bin TL olsun demeye gittik. Önce asgari ücret yapın biz gelince 1,5 asgari ücret yapacağız dedik. Geldiklerinde 2 koç alıyordu emekliler, şimdi 2 emekli 1 kurban kesemiyor.

Asgari ücret 10 bin 2 lira. Verildiğinden beri yüzde 25 eridi. Gerçek gıda enflasyonu, asgari ücret yüzde 41 eridi. Açlık sınırının altında. Karatepe’nin ‘bir değişiklik iradesi görmüyorum’ dediği asgari ücrete zam yapmayacaklarına niyetlenmeleridir. Bu insanları açlığa sürüklemenize izin vermeyeceğiz.

Tarım meselesinde taban fiyatlar mutlaka düzenlenmeli. Kredi kartlarının yüksek faiz oranları acilen düşürülmeli. Faizden alınan yüzde 30 vergi sıfırlanmalı. Çiftçi ve esnafın faizleri bir kereye mahsus silinmeli.

Bir de makro önerimiz var; vergide adalet istiyoruz. Çok kazananın çok, az kazananın az vergi vermesini istiyoruz. Dolaylı vergi yüzde 68. Yüzde 21 herkesin aldığı maaşlarından kesilen vergi. CHP iktidarında vergide adalet gelecek, Mehmet Şimşek istediği kadar dirensin. 226 milyar TL gelir elde etmeye çalışıyorlar. Geçen sene yandaş müteahhitlerin 660 milyar TL kesinleşmiş vergisini mücadele etti. 226 milyar için emeklinin, emekçinin, çiftçinin, esnafın boğazına çökecekler.

Peki ne yapacağız? Anlattık ama anlamadılar. O zaman hepinizi 30 Haziran günü emeğin başkenti Kocaeli’ne bekliyoruz. Asgari ücrete, emekli maaşına, çaya buğdaya zammı söke söke almak için bütün geçinemeyenleri Kocaeli’ne bekliyoruz.”

Bahçeli’ye geçmiş olsun mesajı

Grup toplantısı çıkışı gazetecilerin Bahçeli ile ilgili sorusunu yanıtlayan Özel, “Kendisine geçmiş olsun diliyorum. Konuşmada MHP ile ilgili kısmı da o yüzden atladık. Acil şifalar diliyorum” dedi.  Özel, Yılmaz Özdil ile ilgili soruyu ise yanıtsız bıraktı.

Paylaşın

Şimşek’ten CHP İle Görüşme Açıklaması: Normalleşme Ruhunu Zedelemez

CHP’li Yalçın Karatepe ile görüşmeye ilişkin açıklamada bulunan Mehmet Şimşek, “Gündeme getirilen tüm konularla ilgili perspektifimizi şeffaf bir şekilde kendilerine anlattık. Önerilerini, demokratik nezaket ve ekonomik-mali gerçekler kapsamında not ettik” dedi ve ekledi:

“Ayrıca uyguladığımız ekonomi programımıza ilişkin detaylı bir de sunum yaptık. Ancak sonrasında görüşmeye ilişkin kamuoyuna yönelik mesajlarının tribün ve taraftar kaygısıyla verilmiş olduğunu izledik. Umarım bu tutum ve yaklaşım diyalog ve normalleşme ruhunu zedelemez.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile CHP’nin Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe arasında dün gerçekleşen görüşme gündemdeki yerini koruyor. Karatepe’nin görüşme sonrası yaptığı açıklamalarla ilgili sosyal medya hesabından paylaşım yapan Şimşek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayı ile Karatepe’yi ağırladıklarını ve protokol kurallarını uygulamadan binanın girişinde karşıladığını söyledi.

Mehmet Şimşek, “Gündeme getirilen tüm konularla ilgili perspektifimizi şeffaf bir şekilde kendilerine anlattık. Önerilerini, demokratik nezaket ve ekonomik-mali gerçekler kapsamında not ettik. Ayrıca uyguladığımız ekonomi programımıza ilişkin detaylı bir de sunum yaptık. Ancak sonrasında görüşmeye ilişkin kamuoyuna yönelik mesajlarının tribün ve taraftar kaygısıyla verilmiş olduğunu izledik. Umarım bu tutum ve yaklaşım diyalog ve normalleşme ruhunu zedelemez” dedi.

Ne olmuştu?

Karatepe ziyaret sonrası yaptığı açıklamada, “Görüşmede dört ana talep ilettik. Asgari ücrete ara zam, emekli aylıklarla ciddi şekilde artış yapılması, tarımsal desteklerin arttırılarak tarım kanununun öngördüğü şekilde yüzde bir oranında çiftçilere ödenmesi, bu kapsamda şimdiye kadar açıklanmış olan çay ve buğday gibi alım fiyatlarının güncellenmesi ve dördüncü olarak da ekonomide önemli sorunlardan birisi olarak gördüğümüz vergide adaletsizliğin giderilmesi. Biz bu önerilerimizi sunduk ve takipçisi olacağız. Görüşmeye dört taleple gittik. Ancak dört saatin sonunda acı reçeteyi yine vatandaşa çıkaran anlayışlarında bir değişim iradesi olmadığını maalesef gördük” demişti.

Paylaşın