ABD’den Türkiye’ye “Yahudi Karşıtlığı” Uyarısı

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Dini Özgürlükler Raporu’nda İsrail’in Gazze’deki eylemleri sonrası Türkiye’de Yahudi karşıtlığının arttığına yer verildi. Raporda antisemitik söylem ve nefret söyleminin devam ettiği ifade edildi.

Raporda Türkiye’nin azınlıklarla ilgili bazı olumlu adımlarına da yer verildi. Türkiye’nin ülkedeki Uygur Müslümanları’nı korumaya istekli olduğunu gösterdiğini yazan ABD Dışişleri Bakanlığı, 2023 yılı boyunca hiçbir Uygur’un Çin’e sınırdışı edilmediğini kaydetti.

Rapor için üst düzey ABD elçilik ve konsolosluk yetkililerinin yıl boyunca Dışişleri Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü dahil hükümetten yetkililerle din özgürlüğü konularını görüşmek üzere düzenli olarak temaslarda bulunduğu kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 2023 yılında 200 kadar ülkede inanç meselelerini incelediği Dini Özgürlükler Raporu’nu yayınladı. VOA Türkçe’den Dilge Timoçin’in aktardığına göre; Raporun Türkiye bölümünde, özellikle Hamas’ın 7 Ekim saldırısı ile İsrail’in Gazze’deki eylemleri sonrası Yahudi karşıtlığının arttığına yer verildi.

“Yahudi vatandaşlar, hükümetin İsrail karşıtı söyleminin açıkça antisemitik halk protestolarına ivme kazandırdığını söyledi” denilen raporda 18 Ekim’de Samsun Atakum Belediye Meclisi Üyesi Süleyman Sezen’in 17 Ekim’de Gazze’deki bir hastanede meydana gelen ve başlangıçta “yanlış bir şekilde” İsrail’in sorumlu tutulduğu patlamayı kınarken Hitler’i Yahudiler’i öldürdüğü için övmesi hatırlatıldı.

AK Partili Meclis Üyesi Sezen, “Hitler’i bir kez daha rahmetle anıyorum. (…) Dünya Yahudiler’den temizlendikten sonra barışa ve huzura kavuşacaktır” demişti.

1 Ocak 2023 ile 31 Aralık 2023 arası dönemi kapsayan rapor antisemitik söylem ve nefret söyleminin sosyal ve yazılı medyada devam ettiğini kayda geçirdi ve “Ekim ayında İsrail-Hamas çatışmasının tırmanmasının ardından, İslami Yeni Akit gazetesinde yer alan bir köşe yazısında hükümete İsrail ordusunda görev yapan Türk Yahudileri’nin vatandaşlıklarının iptal edilmesi çağrısı” örnek verildi.

Şubat ayında İstanbul polisinin IŞİD Horasan (IŞİD-K) ile bağlantılı 15 şüpheliyi şehirdeki sinagog ve kiliseleri hedef almayı planladıkları iddiasıyla tutuklaması da raporda yer aldı.

2023’ün Mart ayında Üsküdar Amerikan Lisesi ile Ulus Musevi lisesi arasındaki futbol maçında öğrencilerin Nazi selamı vermesi de rapora girdi.

Rapora göre hükümetin, özellikle İsrail-Hamas çatışmasına ilişkin Filistin yanlısı protesto dalgaları sırasında ekstra güvenlik taleplerine duyarlı olduğunu söyleyen Yahudi Cemaati üyeleri, hükümetin resmi söyleminin İsrail’in politikalarını ve liderliğini güçlü bir şekilde eleştirdiğini ancak bunun Yahudiler’e karşı nefret söylemi oluşturduğunu düşünmediklerini söyledi.

Ancak Yahudi temsilciler, yasanın “kin ve düşmanlığa tahriki” suç saymasına rağmen hükümetin halk arasında veya sosyal medyada nefret söylemini kovuşturmadığını ve yetkililerin yasayı Müslümanlar nefret söylemine maruz kaldığında uyguladığını da savundu.

“Ceza kanunu dine küfrü yasaklamakta ve dini inançlara karşı alenen saygısızlık göstermek de dahil ‘kin ve düşmanlığa tahrik’ için ceza öngörmekte ve ‘bir din tarafından kutsal sayılan değerlere hakareti’ suç sayıyor” hatırlatması yapılan raporda, başka eleştiriler de sıralandı.

Rapora göre bu eleştirilerin bazıları şu şekilde; “Hükümet, özellikle de yalnızca Ermeni Apostolik Ortodoks Hristiyanlar’ı, Yahudiler’i ve Rum Ortodoks Hristiyanlar’ı kapsayan 1923 Lozan Antlaşması’nın hükümet tarafından yorumlanması kapsamında, gayrimüslim dini azınlık olarak tanınmayanların haklarını sınırlamaya devam etti.

Aleviler, devlet tarafından tanınmayı hak eden bir dini inanç olduklarını ifade etmeye devam ederken, hükümet Alevi ibadetini dini değil kültürel olarak sınıflandırmaya ve Yargıtay’ın 2018’de bu yönde verdiği bir karara rağmen Alevi ibadethanelerini (cemevleri) tanımamaya devam etti. Diyanet İşleri Başkanı 2018’de camilerin hem Aleviler hem de Sünniler için uygun ibadet yerleri olduğunu söyledi.

Heybeliada’daki Rum Ortodoks Heybeliada Ruhban Okulu kapalı kalmaya devam etti.

Hükümet Sünni olmayan dini gruplara cezaevlerinde din görevlisi sağlamadı; ancak bu grupların din görevlileri savcının izniyle mahkumları ziyaret edebildi ve onlara vaaz verebildi.

Hükümet, Sünni Müslüman din adamlarına eğitim vermeye devam ederken, diğer dini grupların ülke içinde din adamı yetiştirmesini kısıtladı. Rum Ortodoks ve Ermeni Ortodoks Patrikhaneleri ülke içinde resmi teoloji eğitimi verememeye devam etti.

2020’de müzeden camiye dönüştürülmesi planlanan beşinci yüzyıldan kalma Kariye Kilisesi, restorasyon süresince yıl sonunda kapalı kalmaya devam etti.

Ocak ayında 17 İranlı Hıristiyan’ı tutuklayan ve İran’a geri gönderilmek üzere geri gönderme merkezlerinde tutan Bolu’daki hükümet yetkilileri, daha sonra evde ibadet etmeyi bırakmayı kabul ettiklerini bildirmeleri üzerine bu kişileri serbest bıraktı.

Altıncı yüzyılda kilise olarak inşa edilen ve hükümet tarafından 2020 yılında camiye dönüştürülen Ayasofya’nın hasar gördüğüne dair haberler gelmeye devam etti.”

ABD Dışişleri Bakanlığı, Yehova’nın Şahitleri’nin 2023 yıllık raporuna da atıfta bulunarak, “Hükümet zorunlu askerlik hizmetine alternatif sivil hizmet sağlamadı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Yehova’nın Şahitleri lehine verdiği kararlara uygun yasal değişiklikler yapmadı.

Raporda ayrıca Yehova Şahitleri’nin imar kısıtlamaları ve bina şartnameleri nedeniyle uygun ibadet yerleri kuramadıkları ve grup üyelerinin kapı kapı dolaşarak ya da halka açık yerlerde vaaz verdikleri için para cezalarına çarptırıldıkları belirtildi” denildi.

Olumlu adımlar

Raporda Türk hükümetinin azınlıklarla ilgili bazı olumlu adımlarına da yer verildi. Hükümetin ülkedeki Uygur Müslümanları’nı korumaya istekli olduğunu gösterdiğini yazan ABD Dışişleri Bakanlığı, 2023 yılı boyunca hiçbir Uygur’un Çin’e sınırdışı edilmediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Eylül’de Yahudiler’in yeni yılı Roş Aşana için “en içten” dileklerini ilettiği rapora girdi. Aralık ayında da Erdoğan’ın Hanuka Bayramı vesilesiyle ülkenin Yahudi vatandaşlarını tebrik ettiği hatırlatıldı.

Mart ayında Süryani Ortodoks cemaatinin, Türkiye’nin kurulduğu 1923 yılından bu yana yeni inşa edilen ilk kilise olan İstanbul’daki Mor Efrem Kilisesi’nin inşaatını tamamladığı belirtilen raporda, “Mor Efrem, 8 Ekim’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlar ve üst düzey din adamlarının konuşmalarıyla resmen açıldı ve ardından 15 Ekim’de Süryani Patriği tarafından dini takdis edildi” denildi.

Rapor için üst düzey ABD elçilik ve konsolosluk yetkililerinin yıl boyunca Dışişleri Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü dahil hükümetten yetkililerle din özgürlüğü konularını görüşmek üzere düzenli olarak temaslarda bulunduğu kaydedildi.

Büyükelçilik ve konsolosluk yetkililerinin, Rum Ortodoks, Ermeni Apostolik Ortodoks, Yahudi, Süryani Ortodoks, Protestan, Alevi, Keldani Katolik ve Bahai İnanç dahil çeşitli Müslüman ve dini azınlık liderleri ve cemaat temsilcileriyle biraraya geldiği kaydedilen raporda, “Görüşülen konular arasında azınlık nüfusunun azalmasına yönelik baskılar; patrikhanelerin yasal statülerinin olmaması; Doğu Ortodoks Heybeliada Ruhban Okulu’nun kapatılmaya devam edilmesi; İsrail, Yunanistan ve Ermenistan ile jeopolitik sorunlardan kaynaklanan sosyal ayrımcılık; Aleviler’in dini bir inanç olarak tam olarak tanınmaması; zorunlu din eğitimi ve Protestan Hıristiyanların giriş yasakları ve sınırdışı edilmeleri yer aldı” denildi.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervleri 12 Milyar Doları Aştı

Merkez Bankası’nın (TCMB), 21 haziran ile biten haftada, swap hariç net rezervleri 12,7 milyar dolara yükseldi. Bankanın toplam rezervleri ise 44,9 milyar dolara geriledi.

Haber Merkezi / Aynı hafta Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları toplam büyüklük 35,8 milyar lira geriledi. Toplam Kur Korumalı Mevduat büyüklüğü 2 trilyon 33 milyar lira olarak gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 21 haziran ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı. Buna göre; Merkez Bankası’nın (TCMB) 21 haziran ile biten haftada brüt rezervleri 147,6 milyar dolara yükseldi.

Bankanın net rezervleri ise aynı dönemde 44,9 milyar dolara geriledi. Aynı hafta swap hariç net rezervlerde 12,7 milyar dolar oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, aynı hafta Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları toplam büyüklük 35,8 milyar lira geriledi. Toplam Kur Korumalı Mevduat büyüklüğü 2 trilyon 33 milyar lira olarak gerçekleşti.

Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatları geçen hafta 2,3 milyar dolar artışla 165,1 milyar dolar oldu. Parite etkisinden arındırıldığında artışın 1,63 milyar dolar seviyesinde kaldığı görüldü.

Parite etkisinden arındırılmış verilere göre gerçek kişilerin döviz mevduatları 44 milyon dolar artarken, tüzel kişilerin mevduatındaki artış ise 1,6 milyar dolar oldu.

Merkez Bankası, faizi sabit tuttu

Merkez Bankası (TCMB), haziran ayında piyasaların beklediği gibi politika faizini yüzde 50’de sabit tuttu. Banka, politika faizini son olarak mart ayında yükseltmiş; Nisan ve Mayıs aylarında faizi yüzde 50’de sabit bırakmıştı.

Anadolu Ajansı (AA) Finans’ın haziran ayı faiz oranıyla ilgili beklenti anketine katılan ekonomistlerin tamamı, Merkez Bankası’nın (TCMB), politika faizini bu ay yüzde 50’de sabit bırakmasını beklediğini söylemişti.

Bloomberg’in anketine katılan ekonomistlerin tamamı da bankanın faizi üçüncü kez yüzde 50’de sabit tutmasını beklediklerini ifade etmişlerdi.

Merkez Bankası (TCMB), 2023 yılı Haziran ayında 650, Temmuz’da 250, Ağustos’ta 750, Eylül’de 500, Ekim ve Kasım aylarında da 500’er, Aralık ve Ocak aylarında 250’şer olmak üzere son 8 toplantıda toplam 3 bin 650 baz puan faiz artırmıştı.

Şubat ayındaki yılın ikinci faiz kararında faizin sabit tutulması ile toplam 3 bin 650 baz puan faiz artış serisi devam etti. Mart ayında faiz 500 baz puan arttırılarak politika faizi yüzde 50’ye çıkarıldı. Nisan ve Mayıs ayında ise politika faizi sabit tutuldu. Merkez Bankası, son bir yılda 4 bin 150 baz puanlık faiz artışı yaptı.

Paylaşın

Bolivya’da Darbe Girişimi: Genelkurmay Başkanı Tutuklandı

Bolivya’da Genelkurmay Başkanı Juan Jose Zuniga Macias, Sosyalizme Doğru Hareketi (MAS) iktidarına karşı darbe girişiminde bulundu. Darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanırken Zuniga Macias tutuklandı.

Haber Merkezi / Devlet Başkanı Luis Arce, Bolivya halkının her zamankinden daha çok demokrasiye bağlı bir halk olduğunu ortaya koyduğunu belirterek darbeye kalkışan askeri birlikleri kınadı.

Zuniga Macias’ın yerine Jose Wilson Sanchez, “sokaklarda gördüğümüz görüntüleri kimsenin istemediğini” belirterek, sokaklara dökülen tüm birliklere kışlalarına dönme emri verdi.

Bolivya’da Genelkurmay Başkanı Juan Jose Zuniga Macias, beraberindeki askeri birlikler ve zırhlı araçlarla dün başkent La Paz’da devlet kurumlarının ve bakanlıkların olduğu Plaza Murillo meydanının kontrolünü ele geçirdikten sonra başkanlık sarayının etrafını sardı. Zuniga, kısa süreliğine başkanlık sarayına girdi.

Askerlerin hükümet binasına zorla girmesinin ardından Devlet Başkanı Luis Arce, askeri kalkışmaya karşı halkı demokrasiyi savunmaya çağırdı.

Ulusal seslenen Arce, halka sakin olmaları çağrısında bulunarak, “Bolivya’nın devlet başkanı ve bakanları görevlerinin başındadır ve halkı demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyorum. Askerler, derhal çekilmeli ve görevlerinin başına dönmelidir. Demokrasiye ve anayasaya saygı duymalarını istiyorum” ifadelerini kullandı.

Hükümetini destekleyen ülkelere teşekkür eden Arce, “Bize destek olan kardeş ülke devlet başkanlarını selamlıyoruz ve onlara teşekkür ediyoruz. Demokrasiye sahip çıkan belediye başkanlarına, valilere ve polis müdürlerine teşekkür ediyoruz. Demokrasiye sahip çıkan halkımızı selamlıyoruz” diye konuştu.

Devlet başkanı Luis Arce, darbeci Zuniga ile görüşmesinin ardından genelkurmay başkanlığına General Jose Sanchez Velasquez’i atadı. Velasquez’in, Plaza Murillo’daki askerlere görev yerlerine geri dönün çağrısından kısa bir süre sonra darbeci askerler geri çekildi. Gözaltına alınan Zuniga ve darbeye katılanlar hakkında cezai soruşturma başlatıldı.

Bolivya İçişleri Bakanı Eduardo del Castillo ise ülkedeki başarısız darbe girişimi sırasında dokuz kişinin yaralandığını açıkladı.

Darbe girişimine başta Latin Amerika ve Avrupa ülkeleri olmak üzere çok sayıda tepki geldi. Darbe girişiminin ardından konuşan Arce, darbeye karşı destekte bulunan ülkelere teşekkür etti.

Askerler hükümet binasını basmadan önce meydandaki gazetecilere konuşan Genelkurmay Başkanı Zuniga Macias, Bolivya’daki ekonomik durum nedeniyle halkın öfkesinin arttığını savundu.

“Silahlı kuvvetlerin komutanları bu durumdan duydukları üzüntüyü ifade etmek için buraya geldi” diyen Zuniga Macias, yeni bir bakanlar kurulu oluşturulmasını talep etti, “Ülkemizi yok etmeyi ve yoksullaştırmayı, ordumuzu aşağılamayı bırakın” ifadelerini kullandı.

Genelkurmay Başkanı Zuniga Macias, açıklamasında ordunun demokrasiyi “yeniden yapılandırmayı” ve “gerçek bir demokrasiye” dönüştürmeyi hedeflediğini öne sürdü.

Bolivya’da 2025 yılında yapılacak devlet başkanlığı seçimleri öncesinde ülkede siyasi gerginlik yaşanıyor. Eski sosyalist Devlet Başkanı Evo Morales, 2025 yılında yapılacak başkanlık seçimlerinde yeniden aday olmayı planlıyor.

İlk kez 2006 yılında seçilen Morales, seçimlerde usulsüzlük yaptığı iddiaları üzerine 2019 yılında ordunun baskısı sonucu istifa etmek zorunda kalmıştı. General Zuniga da daha önce yaptığı bir açıklamada, aday olma planlarını gerçekleştirmesi halinde Morales’i gözaltına alacağını belirtmişti.

Paylaşın

EURO 2024: Türkiye Adını Son 16’ya Yazdırdı

2024 Avrupa Şampiyonası (EURO 2024) F Grubu üçüncü maçında Türkiye ile Çekya, Hamburg’daki Volkspark Stadı’nda karşı karşıya geldi. Türkiye, sahadan 2-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Türkiye’ye galibiyeti getiren golleri, 51. dakikada Hakan Çalhanoğlu ve 90+3. dakikada Cenk Tosun kaydetti. Çekya’nın tek golünü ise 66. dakikada Tomas Soucek attı.

Böylece Türkiye, 2008’den sonra ilk kez Avrupa Şampiyonası’nda gruplardan çıktı. Türkiye, 2008’de yarı final oynayarak turnuva tarihindeki en büyük başarısını göstermişti.

İlk kez 1996 yılında bu kupaya katılan ve turnuvayı puansız kapatan Türkiye, EURO 2000’de çeyrek finalde elenirken EURO 2016 ve EURO 2020 şampiyonalarında gruptan çıkamamıştı.

Grubun diğer karşılaşmasında Gürcistan, Portekiz’i 2-0 mağlup etti. Gürcistan’a galibiyeti getiren golleri, 2. dakikada Kvaratskhelia ve 57. dakikada Mikautadze kaydetti.

Gürcistan, Portekiz karşısında aldığı galibiyetle birlikte en iyi 3.’ler arasına girdi ve son 16 turuna yükseldi.

Grubu lider tamamlamayı garantileyen Portekiz, Slovenya ile eşleşirken, Gürcistan ise son 16 turunda İspanya ile karşılaşacak. Türkiye ise, son 16 turunda Avusturya ile karşı karşıya gelecek.

Goller

51. dakikada Kenan’ın ceza sahası içinden şutunu kaleci zorla da olsa kurtarmayı başardı. Atağın devamında İsmail’in pasında topu alan Hakan ayağının dışıyla ceza sahası içi sol çaprazından harika vurdu ve top köşeden ağlarla buluştu: 1-0.

66. dakikada ceza sahasına yükseltilen topta Tomas Soucek, Mert Günok’la hava topu mücadelesine çıkıp topu önünde buldu. Soucek boş kaleye topu ağlara yolladı: 1-1.

90+3. dakikada Cenk Tosun topu sol kanatta alıp ceza sahasının içine girdi ve sert bir şutla topu köşeden ağlarla buluşturdu: 2-1.

Paylaşın

“10 Ekim Gar Katliamı” Davası 1 Temmuz’a Ertelendi

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “10 Ekim Gar Katliamı” davası, sanıklardan Erman Ekici’nin avukatının rapor alması ve diğer sanıkların avukatlarının mahkemede hazır bulunmaması nedeniyle 1 Temmuz’a ertelendi.

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı Meydanı’nda düzenlediği saldırıda 103 kişinin hayatını kaybetmişti.

Artı Gerçek’ten Seda Taşkın’ın haberine göre; Duruşma öncesi Adliye önünde açıklama yapıldı. Açıklamaya 10 Ekim Derneği üyeleri, katliamda ölenlerin aileleri, siyasetçiler, Sivil Toplum Kuruluşu (STK) temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, “Türkiye’de yaşanmış en büyük katliamı, 104 insanımız hayatını kaybetti, yüzlerce insanın yaralandı. Yüzlerce meslektaşımızın yaşam hakkını koruması zorunlu bir unsurdur ve TBB’nin duruşma katılması zorunludur. Katliamda bir avukat olan Avukat Uygar Coşkun da hayatını kaybetti” diyerek duruşmaya TBB’nin katılmak talebinde bulundu. Mahkeme, katılan sıfatıyla katılmasına karar verildi.

Avukat İlke Işık şöyle konuştu: “Bugün 25 celsedeyiz. 2019 yılında insanlığa suç iddianamesi düzenlendi, mahkemeniz tarafından kabul edildi. Bu dosyanın 3’ncü heyetsiniz. Verdiğimiz dilekçeleri her duruşma özetledik, tane tane anlattık. Sizin döneminizde sizinle birlikte yaptığımız duruşmalarda 35 talep sunduk sadece 6’sını kabul ettiniz. Bütün kararları ret biçiminde kurdurunuz. İnsanlığa suç demek neden bu kadar zor, Türkiye yargısı buna neden bu kadar direniyor? IŞİD sadece Türkiye’de katliamlar yapmadı, Ezidilere, Kürtlere karşı soykırım uyguladı. Tek bir kamu görevlisine bile soruşturma açılmadı, Ankara’nın orta yerinde yapılan bir katliamla ilgili hiçbir kamu görevlisinin suçu yok diyorsunuz”

“Bu meseleyi çözemiyorsanız o cübbeye çıkaracaksınız”

Avukatlar alkışlarla cübbelerini bırakıp ailelerin yanına geçti. Duruşma salonunda “adalet istiyoruz” sloganları atıldı. Ardından katliamda ölenlerin aileleri söz istedi. Bir kişi, “Sayın başkan oğlumu kaybettim, adalet istiyorum, sizden adalet istiyorum, arkanızda yazan yazıya saygı duymanızı istiyoruz” dedi. Mahkeme salonunda hoparlör olmamasına duruşma salonundakiler tepki gösterdi. Mahkeme başkanı ise “Hoparlör yok” yanıtı verdi. Bunun üzerine Avukat Mehtap Coşkun Sakinci, “Biz söz hakkımızı kullanmadan, karar veremezsiniz. Bu hukuka aykırıdır. Hoparlör getirilene kadar bekleyeceğiz” dedi. Avukat Murat Yılmaz, “Bu meseleyi çözemiyorsanız o cübbeye çıkaracaksınız” diyerek tepki gösterdi.

Mahkemeye 15 dakika ara verildi. Aranın ardından ilk söze 10 Ekim Derneği Başkanı İsa Kocabıyık söz aldı. Kocabıyık, adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini belirterek, “Bizi insan olduğumuz için katlettiler. İnsanlığa karşı suç değilse ne bu, bu alacak verecek davası mı? O dönemin başbakanı 7 Haziran ile 1 Kasım arasında olanları açıklarsam yer yerinde oynar demesi bu yargılamanın konusu değil mi? Arkanızda ‘adalet mülkün temeli’ yazıyor. Biz mülk istemiyoruz, adalet istiyoruz. Birkaç IŞİD’li katile diz çökmeyiz, biz adaletin peşindeyiz” dedi.

Katliamda hayatını kaybeden Güney Doğan’ın annesi Derman Doğan, “Benim torunum babasını hiç göremeyecek. O gün bana ‘babaanne bana dokunma, baba acısı çekiyorum’ diyor. Anne olarak evladınızı görmek istiyorsunuz ama hayatta en çok istediğiniz ne diye sorsalar bir kez evladıma sarılmak isterim. Siz adaletin anlamını anca anlarsınız. Bu mücadelenin devamını, biz adalet istiyoruz. Gerçek adaleti istiyoruz. Onlar orada keyif çatarken, biz acı çekiyoruz. Onlar yaşarken ben evladımı göremiyorum. Bunu düşünerek adalet, adalet, adalet istiyorum” dedi.

Kormaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik ise şunları söyledi: “Çocuklarımız ne askerler ne insanlar ölsün diye barış talep etti. Biz orada çocuklarını kaybedenler olarak siz bizim oradaki duygularımızı yok sayarak ret verdiniz. İnsanlık suçunu reddediyorsunuz ama bunun ucu size de dokunacaktır. Hiç suçu olmayan çocuklar katledildi. Siz bunu mahkemece değerlendirdiniz mi? Bu insanlık suçunu tüm ısrarlara rağmen reddediyorsunuz. Siz burada ısrarla suçlulara ceza vermiyorsunuz, tutuklamaktan imtina ediyorsunuz.

Korkmaz’ım yaşasaydı düğün yapacaktım, benim en çok istediğim şeydi. Benim çocuğum ölürken üzerine gaz bombası atıldı, nefesi kesilerek hayatını kaybetti. Hiç vicdanınız yok mu, bizim ciğerimiz yanıyor. Bu ülkede belki sizin yerinizde onlar oturacaktı. Bizim buradaki tek talebimiz adalet istiyoruz, hala adalete güvenimiz var. İnsanlığa karşı suç işlemiş katile, suç işlememiş diyorsunuz. Bir gün sıra sizin çocuklarınız başına da gelecektir. Bir gün bizler suçluları yargılayacağız.”

Başak Sidar Çelik’in annesi Hatice Çevik yıllardır davayı takip ettiklerini belirterek, “Bilindiği halde engellenmeyen bir katliam var. Sizlerden adaletin sağlanması için elinizden geleni yapmanızı istiyoruz. Bizler hala başımızı yastığa koyduğumuzda uyuyamıyoruz. Bizler ölene kadar bu yas devam edecek. Sizin de başınızı yastığa rahat uyuyabilecek bir karar vermenizi talep ediyoruz. Sanık sandalyeleri boş, tüm faillerin buraya getirilmesi, yargılanmasını istiyoruz” dedi.

Daha sonra konuşan EMEP Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ise şunları söyledi: “Bu ülkede en büyük adalet sarayları yapılıyor ama içlerinde adalet yok. En büyük şehir hastaneleri yapılıyor ama içinde emekçiler için sağlık yok. En büyük hukuk fakülteleri yapılıyor ama içinde bilimsel bir yargı yok. Bugün ailelere görülen reva burada bir mikrofon olmaması, insanların birbirini duymaması, ona göre tutum almasına engel oluyor. Çünkü burada işledikleri suçu gizlemek istiyorlar.

Buradaki yargılamanın, buradaki hukuksuzluğun dünyanın gözü önünde olmasını istemiyorlar. Türkiye’de eşitlik, barış isteyenler göz göre göre katledildiler. Burada hakimler, savcılar var ama bunun bir mahkeme olduğunu iddia etmek zordur. Ailelerin 9 yıldır talepleri görmezden gelinmiştir. Bu adalet talebi bastırılmıştır. Sorumlular yargılanmadan, onlar sanık sandalyelerine oturmadan adalet talebinin yerine gelmesi mümkün değildir. Katliamlara uğramadan yaşamak istiyorsak, karanlıkların açığa çıkarılması gerekir. Umuyoruz bundan sonra gerçek anlamda bir adalet olur. Bu dava biz bitmedi demeden bitmeyecek.”

HDP Eş Genel Başkanı Cahit Kırkazak ise şunları söyledi: “Bu davanın barışa yönelik bir saldırının yargılanması olduğunu bilincinde olmanız gerekiyor. Bu katliamı yapanlar IŞİD’liler ama IŞİD tek başına mıydı ona bakmak lazım. IŞİD bu katliamı tek başına yapmadı. 2 duruşma öncesinde o katillerden Yakup Şahin, mahkemenin olaydan 3 gün önce teknik takibe almış. Bütün bunlara bakıldığı zaman IŞİD bu katliamı tek başına yapmadı. İşbirlikçisi var o da AKP’dir. İnsanlığa suç tanımı çok açık net ceza sistemine girdi. Bu kavram mevzuatla sınırlandırılamaz. Vicdan şudur; ortak kanı, ortak akıl, empati kurmaktır, vicdan en yumuşak yastıktır. Barış mücadelesine bir katkı sunabilirsiniz.”

Ardından konuşan Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk ise, “Biliyoruz ki esas sorumlular yargılanmadığı sürece bu davanın kapaması bizim açımızdan mümkün değildir. Arkadaşlarımızı anmak istediğimizde bize saldırdılar, onların yasını tutamadık. Bu davalar bize yetmez gibi hakkımızda yeni davalar açılabildi. Zaten bu yargı bu devlet tarafını defalarca kez belli etti. 10 Ekim’de katledilen hiçbir arkadaşımızı unutmadık, katillerinden hesap soracağız demek için buradayız. Sarayın iktidarına, yargısına güvenmiyoruz. Biz azmimizi mücadelemizden alıyoruz. Gözümüzün içine bakamayanlar şunu bilsin ki tüm dünyanın tarihini ezilenler yazmıştır. Siz bugün burada alacağınız kararla insanlığa karşı işlenmiş suç olarak kabul etmezseniz, siz de tarihin çöplüğünde yerinizi almaya karar vermiş olacaksınız” dedi.

KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak ise şunları söyledi: “O gün 27 KESK üyemiz hayatını kaybetti. İnsanlık suçu ya da savaş suçu bu konularla ilgili oluşturulmuş olan uluslararası hukuksal metinler, insanlık tarihin yaşamış olduğu çok büyük acılar sonrası ortak akılla oluşturulmuştur. O metinleri dikkate almamak, acıları görmezden gelmektir. Eğer orada güvenlik alınmadıysa, alınmak istenmediği içindir.

Burada alınacak karar bizlerin savaşlar karşısında, hukuksuzluklar karşısında halkın, emekçilerin tavır koyma hakkının da devamının güvenceye alınıp alınmaması anlamına gelir. Bugün burada adaleti en azından bir düzeyde de olsa buradakiler acısından karar çıkmadığı taktirde ülke büyük bir karanlığa çekilir. Umutların tükendiği bir yerden size sesleniyoruz; biz umudun yeniden yeşermesini istiyoruz. Sonuna kadar barış mücadelesinin içinde olacağız.”

Ankara Baro Başkanı Mustafa Köroğulu, ise şunları söyledi: “Acaba burada bu yargılamada etik müzakere yapıldı mı? Hakimlerin insan olmaları dolayısıyla etiğin gerekliliklerine uyması gerekiyor. Başkalarını kaderini etkileyen her karar etik bir karardır hakim bey. Savcının mütalaasına baktığımızda etik bir müzakere yapılmadığını görüyoruz. Bu dosyada insanlığa karşı kavramının tartışılacak bir yanı yok. Ben vicdanınıza seslenmiyorum, ben sizden de bir insan ve değerler sistemi sonucu etik kararlarla ilgili bir karar vermenizi hatırlatmanızı istiyorum. Bugün vereceğin kararın bir yerinde bunun insanlığa karşı işlenmiş suç yazılması gerektiğini düşünüyorum.”

Daha sonra konuşan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ise şöyle konuştu: “Bütün mahkeme kararlarına baktığımızda, bütün katliamlara baktığımızda mahkemelerin ağır suçluları beraat ödüllendirme yöntemiyle devam ettiğini ve yeni katliamlara yol açtığını görüyoruz. ‘Barış getireceğiz kardeşlik getireceğiz’ dediler. Cehenneme giden yolun taşlarını döşediklerini gördük. Uzunca süredir bir çete düzeni ve organize kötülükle karşı karşıyayız. Ama ısrarla birlikte yaşama kültürüne, iyiliği örgütlemek için verdiğimiz mücadeleye karşın organize kötülük kanla, gözyaşıyla terbiye etme çabası içindeler. Bugün böyle bir davada insanlığa karşı suç işlenmediğini ısrarla gündeme getirme çabası bu sürecin bir parçası. 10 Ekim iktidarın kendi iktidarını sürdürmesi için önemli bir karardı. Siz bu vesayetten kurtulabilirseniz bu ülkede bir şey olacak.”

“Mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz”

Ardından söz alan Dersim Gül, mitingin tertip komitesinde yer aldığını ifade ederek “Tertip komitesi olarak yaşadığımız her şeyi anlattık. Geri dönüp baktığımızda miting için Ankara Valiliğine başvuran biri olarak patlamadan hemen önce yaşananları öğrendik ve taşlar yerine oturdu. Bizim kanaatimizde insanlığa karşı işlenmiş suç olarak tarihe geçmiş bu davanın, hukuksal anlamda da aynı şekilde değerlendirilmesi. Mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Avukat Nuray Özdoğan ise , “bu katılama eli değmiş kim varsa hepsinden şikayetçiyiz, hiç kimsenin kanı yerde kalmayacak”

Duruşmaya 14:30’a kadar ara verildi. Aranın ardından ilk sözü Mustafa Çete aldı. Çete “Zamanında araştırma yapılsaydı katliam olmayacaktı. İnsan yaralandıktan sonra kendini nasıl kurtarmayı düşünür. Bir katliamda canını kurtarmak aklına gelir ama bizin aklımıza 1 Mayıs katliamı geliyor. Bu ülke katliamlar ülkesine dönecek. Hem tertip komitesinin hem de yetkili emniyetin dinlenmesini istedim. Tertip komitesi dinlendi ama emniyetten kimse yok. Elinizde bu kadar delili var ama araştırma yapılmıyor. Onca talepte bulunduk, ben 600 km yolu aşıp buraya gelirken sizden bunları dinlemeye mi geliyorum? Bu kadar anne ağladı, ben hala ağlıyorum. Sizde hiç vicdan yok mu? Adalet gelsin bu ülkeye ben hiçbir mahkemeyi kaçırmıyorum. Bu mahkeme o gün biber gazını atıldığını bile kabul etmiyor, bunun hesabını siz sormayacaksak kim soracak, siz hesabını sormayacaksanız biz mi soracağız bunun hesabını?” diye sordu.

Daha sonra katliamda ölen Mesut Mak’ın eşi Evrim Mak söz aldı. Mak, “Sizden dilenmiyorum, talep ediyorum bu dava sizin boynunuzun borcu. Bugün avukatlara teşekkür ederim. Yıllardır bu dosyaya emek veren avukatlarımıza cübbelerini çıkarttıran adalet sistemi utansın.” dedi.

Osman Turan Bozacı’nın oğlu Çağlayan Bozacı şunları söyledi: “Açıkça düşman hukuku işletilen bir ortamda, sizlerin vicdanına hitap etmeyi doğru bulmuyorum. Çünkü vidan iyi ile kötü orasında süregelen savaşta muhakeme edebilmektir. Ancak bu açıkça savaştır. Hukuka göre karar vereceksiniz ama bence adil olmayacak. Siz hukuka göre karar vermek istemiyorsunuz. Neden insanlığa karşı suç tanımını inatla vermiyorsunuz.

Buradan sizin çıkarınız nedir? Hepimiz aslında bildiğimiz şeyi birbirimize söylüyoruz. Biz bir tane bekçinin düğmesini kopardığımızda bu işin sonunu nereye gideceğini herkes biliyor. Adalet beklemek, vicdanlara seslenmek düşman hukuk işletildiği bir ortamda doğru gelmiyor. Bugün adalet isteyenler günün birinde adalet dağıtacak bir konuma eriştiklerinde inanın hepinize adaleti en doğru şekilde tartarak verecektir. Bir gün bu kantar sizi de tartacaktır, bizi hayata bağlayacak şey o büyük günün geleceğine olan inancımızdır.”

Ata Önder Atabay’ın annesi Halime Atabay ise “Benim çocuğum öğrenci yetiştirecekti. Bu devlet insanları yaralı bıraktı. Bizler adalet istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. Biz yanıyoruz. Ben çocuğumun her gün mezarına gidiyorum, köz gibi yanıyorum. Düğün tarihi aldım ama düğününü yapamadım. Bu acı değil mi? Anlayana acı, vicdansıza değil. Biz adalet istiyoruz. Biz 9 yıldır yollardayız. Devletin her kademesinden şikayetçiyim” dedi.

Mustafa Budak’ın eşi Hanife Budak, “Katliamın en büyük suçlusu vali. Bizim gördüğümüz acıyı onlar da yaşasınlar eğer adaleti yerine getirmiyorlarsa. Adalet istiyoruz, sanıkların yargılanmasını istiyoruz. Herkes için adalet istiyoruz” dedi.

SES Eş Genel Başkanı Sıddık Akın ise şöyle konuştu: “’Sıddık bize yardım et’ sözü hiç aklımdan çıkmıyor. Ben arkadaşlarıma müdahale etmeye çalışırken, bizim üstümüze gaz attılar. Arkadaşımın eli elimdeyken, müdahale etmek için o gazın dağılmasını bekledim. Hiç aklımdan çıkmıyor. Toplumun örgütleri yapıları bir miting almada tereddüt ettiler. Bu devlet güvenliğimizi sağlayacak mı? Bu ülkeye yapılan kötülüklerden birisi demokrasiden uzaklaşmaktır. Orada yaralıyken bizim zamanında onlara müdahale edemediğimiz arkadaşlarımız için dönemin emniyet müdürünün burada yargılanmasını istiyorum.”

İHD Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban şunları söyledi: “Yaşamın her alanına yayılan cezasızlık kültürüne son verilmesi gerekiyor. Böyle katliamların bir daha yaşanmaması için etkili bir soruşturma yapılması gerekmektedir. Bu dava insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Türkiye tarihinde onlarca benzer suçlar işlenmiş ancak gerçek failler yargılanmamıştır. Heyetinizden talebimiz katliam mağdurlarının acılarını dindirecek şekilde bu davanın insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmesidir.”

Kokmaz Tedik’in babası Erdoğan Tedik ise, “Gerek Ortadoğu’da gerekse ülkemizde bir savaş ortamında emek ve demokrasi güçleri Ankara’da bir barış mitingi düzenledi. Ben de ailemle birlikte Ankara’ya geldim. Gaziantep’ten çıktıklarında yolda arama noktaları kaldırılmış ve bu kişiler alana kadar getirilmiş. Bu insanlar için hiçbir işlem yapılmadı. 19 tane İŞİD’liye ceza vermeleri bizim içimizi soğutmadı. Bunlara yol veren tüm kamu görevlilerin yargı önüne çıkarılmasını talep ediyoruz. Kamu görevlilerin görmemezliğini es geçiyorsunuz. Asla bu davanın takipçisi olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Biz gerçek yargılama istiyoruz, adalet istiyoruz. Yaşamımız değişti. Barış bedel istiyor, barış bedel istiyor” dedi.

KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz ise şunları söyledi: “Ben burada sapa sağlam duruyorum. Arkadaşlarım öldüğü için sağlam duruyorum. Karar verildi aslında biz dönüp tarihi davaları okuyoruz. Biz yaşadık, biz kıyameti yaşadık. Biz bunu hak etmiyoruz, bu devlet bize bunu yapmamalı. Bu yargılamalar neden işkenceye döner? Bu davanın kararı da kamunun vicdanında verildi. Yakınlarını kaybetmiş herkese karşı kendimi suçlu hissediyorum. Yok mudur bu devletin keşkesi? Biz bugün devletin hakimine biz katledildik, içişleri bakanı biliyordu emniyet biliyordu diyoruz. Bunun kendisi psikolojik baskıdır, işkencedir. Evet beden bütünlüğümüzde bir şey yok ama ülke olarak çöktük. Biz bitti demeden bu dava bitmez, bu dava da öyle olacak.”

Şebnem Yurtman’ın annesi Şafak Yurtman ise şunları söyledi: “Siz empati kuramazsınız, kendinizi de bizim yerimize koyamazsınız. Çünkü biz çektiğimiz acıyı biliyoruz. Hükümet bize ‘sıralı ölüm’ vermedi. Ben 9 yıldır Şebnem’in sevdiği yemekleri yapmıyorum. Siz empati kurmayın, bizi azarlayan sizsiziniz. Bir anne çocuğunun mezarını sularken siz empati kurmayın, adalet verin bize. Benim kuzum 23 yaşındaydı. Ben çocuğuma hasretim. Kız çocuğu okusun kendisini kurtarsın dedim. Şebnem evimin en küçüğüydü. Benim için açılmamış bir gonca güldü. Bana polis haberin var mıydı diye soruyor, eskiden şebnem bizim peşimizden yürüyordu, sonra biz çocuğumuzun peşinden gittik. Kimse sorgulayamaz benim çocuğumu.”

“Firarileri gerçekten devlet getirtemiyor mu, bir gücünüz yok mu?”

10 Ekim Ankara Katliamında ölen Dicle Deli’nin babası Faik Deli ise şöyle konuştu: “Miting günü hiçbir güvenlik tedbiri alınmadı. Hak hukuk adalet derken, aynı zamanda halay çekenleri izliyorduk. Bir anda iki canlı bomba yaşam sevincimizi yok eden bu katliam yaşandı. Bir devlet iki canlı bombayı görmeyecek, duymayacak öyle mi? Çeşitli kurumların raporları sizlere ulaştırıldı. Onlarca kanıt belgeler avukatlar aracılığı ile size uluşturuldu.

Ama sizlerin mahkeme heyeti olarak hakikati ortaya çıkarmak için kaç tane belge topladığını bilmiyoruz. İŞİD devletten aldığı güçle bir yere geldi. Bu ülkenin cumhurbaşkanı bu teröristlerle mücadele eden insanlara ‘Kobane düştü düşüyor’ dedi. Onlar da aynı düşünüyor. Gelinen aşamada bu davanın bu mütalaa ile bitmeyeceğini de sizlerin de kabul etmesi gerekiyor. Firarileri gerçekten devlet getirtemiyor mu, bir gücünüz yok mu? Bunların ifadelerine başvurmamışken bu dosya nasıl tamamlanabilir. Burada kağıt üzerinde kapatabilirsiniz ama kamuoyu vicdanında kapatamazsınız.”

Duruşmada son sözü ise Uygar Coşkun’un eşi Avukat Mehtap Coşkun Sakinci aldı. Sakinci şunları söyledi: “Bu kadar klasörü okuyup özümseyebilmek insan üstü bir durum. Derdimiz bizim kendimizi size anlatma noktamız olmamalı. Biz müştekiyken günlerce konuşabiliriz. Bu zamana kadar gerçek anlamda bir yargılama ile karşı karşıya kalmadık.

Bu gerçek bir yargılama değil. Sayın Başkan bu dosyada hakim olmak, mesleki olarak görev almak sizin için talih midir talihsizlik midir? Müşteki ve katılanlar olarak empati kurmanızı istiyorsak, bu insanları bu noktaya ne getirdi. İnsanlığa karşı suç meselesinden vazgeçmiyoruz. Bu ülkede herkes mi zalim, yıllardır avukatım. Bizim için işletilmeyen adalet, başka dosyalar için işletiliyor. Meslek şerefimizi koruyarak yaşayalım, vereceğiniz karar en azından ölürken sizi rahatlatacak bir karar olsun. Biz vicdanen çok rahatız.”

Paylaşın

İstanbul’da Evlenmenin Ortalama Maliyeti 600 Bin Lira

İstanbul’da yeni bir ev kurmanın ve salonda düğün yapmanın toplam maliyeti 589 bin 405 lira, salon düğünü yerine kır düğünü tercih edilmesi durumunda 754 bin 405 lira olarak hesaplandı.

Haber Merkezi / Maliyet hesaplamasında beyaz eşya, mobilya, düğün mekanı kiralama, yeni bir ev kurma masrafları ve diğer tüm giderler bu kategori içerisine dahil edilirken; kına, nişan, takılar ve balayı masrafları hariç tutuldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı 2024 yılında İstanbul’da evlilik maliyetleriyle ilgili yapılan çalışmayı açıkladı.

Buna göre, evlilikle ilgili tüm harcamalar 5 kategori altında toplamda 79 kalem baz alınarak hesaplandı.

Yeni bir ev kurmanın ve salonda düğün yapmanın toplam maliyeti 2023 yılına göre yüzde 69,4 artarak 589 bin 405 lira, kır düğünü yapmanın toplam maliyeti ise, geçen seneye göre yüzde 62,6 artış göstererek tüm masraflar dahil 754 bin 405 lira olarak hesaplandı.

Maliyet hesaplamasında beyaz eşya, mobilya, düğün mekanı kiralama, yeni bir ev kurma masrafları ve diğer tüm giderler bu kategori içerisine dahil edilirken; kına, nişan, takılar ve balayı masrafları dahil edilmedi.

2023 yılında düğün için salon kiralama fiyatı ortalama 33 bin 843 lira olarak hesaplanırken; 2024 yılında bu fiyat yüzde 106,8 artarak ortalama 70 bin 000 lira oldu. Kır düğünü alanı kiralamanın maliyeti ise geçen seneye göre yüzde 56,7 artış göstererek 235 bin lira olarak hesaplandı.

Beyaz eşya masrafları 2023 yılına göre yüzde 67 artarak 105 bin 7 lira, mobilya masrafları ise yüzde 69,9 artarak 147 bin 875 lira oldu.

Evlenirken İstanbul’da kiralık ev tutma maliyeti kira, depozito ve emlak komisyon ücreti dahil olmak üzere 2023 yılında 63 bin 388 lira iken, 2024 yılında yüzde 52,1 artış göstererek 96 bin 424 lira olarak hesaplandı.

Çeyiz alışverişi harcamaları olarak ev gereçleri, elektronik ev aletleri, dekorasyon, ev tekstili ve mutfak gereçlerinden oluşan diğer düğün masrafları, 2023 yılında 100 bin 801 lirayken 2024 yılında yüzde 68,7 artarak 170 bin 99 lira oldu.

Paylaşın

EURO 2024: Gürcistan Son 16’da

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) F Grubu üçüncü maçında Portekiz ile Gürcistan, Schalke Arena’da karşı karşıya geldi. Karşılaşmayı Gürcistan 2-0 kazandı.

Haber Merkezi / İsviçreli hakem Sandro Scharer’in yönettiği karşılaşmada Gürcistan’a galibiyeti getiren golleri, 2. dakikada Kvaratskhelia ve 57. dakikada Mikautadze kaydetti.

Grubun diğer karşılaşmasında Türkiye, Çekya’yı 2-1 mağlup etti.

Grubu lider tamamlamayı garantileyen Portekiz, Slovenya ile eşleşirken, Gürcistan ise son 16 turunda İspanya ile karşılaşacak. Türkiye ise, son 16 turunda Avusturya ile karşı karşıya gelecek.

Karşılaşmanın 2. dakikasında Gürcistan, Khvicha Kvaratskhelia’nın ceza sahasında kaleciyle karşı karşıya pozisyonda bulduğu golle 1-0 öne geçti. İlk yarı Gürcistan’ın 1-0’lık üstünlüğüyle tamamlandı. İkinci yarıya da hızlı başlayan Gürcüler, 57. dakikada Georges Mikautadze’nin penaltıdan kaydettiği golle skoru 2-0’a getirdi.

Paylaşın

Türkiye Savunma Harcamalarını Artırdı; ABD’den Memnuniyet Açıklaması Geldi

ABD, Türkiye’nin yüzde 2’lik savunma harcaması hedefini ilk kez tutturmasından memnuniyet duyduğunu bildirdi. NATO, üye ülkelerden gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYH) yüzde 2’sinden fazlasını savunmaya ayırmalarını istiyor.

Türkiye’nin, NATO’da GSYH’nin en az yüzde 2’sinin savunmaya ayrılması hedefini ilk kez tutturduğu açıklandı Geçen 10 yılda ortalama yüzde 1,58’de seyreden ve yüzde 1,86’yla hedefe en fazla 2020’de yaklaşan Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda da yüzde 2’nin üzerinde kalması bekleniyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), gelecek ay Washington’da yapılacak NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Zirvesi öncesi Türkiye’nin yüzde 2’lik savunma harcaması hedefini ilk kez tutturmasından memnuniyet duyduğunu bildirdi.

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Büyükelçi Jeff Flake’in şu sözlerine yer verdi: “Türkiye’nin, NATO savunma harcaması hedefini ilk defa gerçekleştirerek başarı kaydettiği bu tarihi ana tanıklık etmek harika. Bu muhteşem ortaklık için Türkiye Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı’na teşekkürler.”

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Büyükelçilik, paylaşımda ABD’nin Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien’ın görüşlerine de yer verdi.

O’Brien sosyal medya hesabından, “Rekor sayıda müttefikin GSYH’nin yüzde 2’si oranında savunma harcaması taahhüdünü yerine getirmesi veya aşmasıyla NATO gerçekten her zamankinden daha güçlü. Bu yıl Fransa, Karadağ, Norveç ve Türkiye’nin de katılımıyla 23 müttefik bu önemli taahhüdü yerine getirmiş oldu” ifadelerini paylaştı.

NATO, üye ülkelerden gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYH) yüzde 2’sinden fazlasını savunmaya ayırmalarını istiyor. Türkiye’nin geçen hafta, NATO’da GSYH’nin en az yüzde 2’sinin savunmaya ayrılması hedefini ilk kez tutturduğu açıklandı. 32 üyeli ittifakta hedef tutturan ülke sayısı 23’e çıktı.

Geçen 10 yılda ortalama yüzde 1,58’de seyreden ve yüzde 1,86’yla hedefe en fazla 2020’de yaklaşan Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda da yüzde 2’nin üzerinde kalması bekleniyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in geçen hafta açıkladığı verilere göre, savunma harcamalarında Polonya (yüzde 4,12), Estonya (yüzde 3,43) ve ABD (yüzde 3,38) ilk üçü oluştururken son üç sırada Lüksemburg ve Slovenya (yüzde 1,29) ile İspanya (yüzde 1,28) yer aldı. Türkiye’nin yüzde 2,09 oranıyla Fransa ve Hollanda’nın hemen önünde yer aldığı tabloda NATO’nun iki yeni üyesi Finlandiya (yüzde 2,41) ve İsveç (yüzde 2,14) de hedefi tutturanlar arasında yer aldı.

NATO Zirvesi 9-11 Temmuz’da Washington’da yapılacak. Zirveye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılması bekleniyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan Cumhur İttifakı Mesajı: Tuzağa Düşmeyeceğiz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan Erdoğan, “Yol arkadaşımız ittifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile omuz omuza yürüyoruz. Yapılan saldırılara eyvallah demeyiz. Bu saldırılara müsamaha göstermeyiz ve geçit vermeyiz” dedi ve ekledi:

“Bitleri kanlanan FETÖ’nün tetikçi kalemleriyle nereye varılmak istendiğini çok iyi biliyoruz. Gerek Sayın Bahçeli gerekse şahsım yapılan saldırıları açık şekilde görüyoruz. Bunların meselesi MHP’den ziyade Türkiye’nin güvencesi olan Cumhur İttifakı’dır, bu tuzağa düşmeyeceğiz. 15 Temmuz gecesi darbecilere karşı kurulan Cumhur İttifakı sapa sağlam ayaktadır. Biz CHP’nin eski kötü alışkanlıklarından vazgeçmesini istiyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“İsrail daha önceki bayramlarda olduğu gibi bu bayramda da kan dökmeye, çocukların ve sivillerin üzerine bomba yağdırmaya devam etti. Yüzlerce Filistinli kardeşimiz şehit oldu. Buradan bir kez daha 38 bini aşkım şehit kardeşimizi rahmetle anıyorum. Ecdadınız tarih boyunca Filistin’e nasıl sahip çıktıysa, kuruluşundan beri Türkiye Cumhuriyeti Filistin’e nasıl sahip çıktıysa biz de aynı ruhla sahip çıkmaya devam edeceğiz. Birileri icazet kapıları olan Avrupa’da farklı konuşabilir, ama biz içeride ve dışarıda hakkı konuşacağız. Zalimlerin karşısında duracağız. Kimse bizden zalimler karşısında düğme iliklememizi beklenemesin.

İtalya ve İspanya ziyaretlerinde Gazzeli kardeşlerimize yönelik zulmü gündeme getirdik. İsrail’e karşı verilecek en etkili yanıtın Filistin devletinin tanınması olacağını duyurduk. Alınan ve açıklanan son kararlarla özellikle 149’e yükselen tanıma adımlarının çok önemli olduğunu ifade ediyorum. Şu ikazı da buradan duyurmalıyım. Gazze’yi yakıp yıkan İsrail’in gözünü Lübnan’a çevirdiğini görüyoruz. Netanyahu’nun savaşı bölgeye yayma planları büyük bir felakete yol açacaktır. Ortadoğu ve kardeş ülkelerin tepki göstermesi gerekiyor. Fakat İslam dünyası ülkelerinin ölü toprağı serpilmiş gibi olduklarını üzülerek görüyoruz.

Bayram tatilinde otoyollarımızı kullanan araç sayısı 21 milyonun üzerine çıktı. Uzakları yakınlaştırmak sevenleri buluşturmak ve konforlu seyahat amacıyla hizmete verdiğimiz ulaştırma yatırımlarının karşılığını kat ve kat alıyoruz. Diyarbakır ve Mardin’de çıkan yangınlarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. 15 insanımızı kaybettiğimiz bir felaket üzerinde tepinenleri Allah’a havale ediyoruz. Bir taraftan devletimiz yangını söndürmek için canını dişine takıyor. Bir taraftan bir avuç kefen hırsızı selden kütük kapma yarışına giriyor. Kimse kusura bakmasın bunun adı siyasi nebbaşlıktır. Milletin yürek yangınını istismar etmektir. Mardin Valiliği çok çirkin bir provokasyonun da önüne geçmiştir. Portekiz maçı sonrasında bu zihniyete mensup kansızların milletin sinir uçlarıyla oynama girişimi asla masum değildir.

Millilerimizin inşallah bu akşam tarihi bir zafere imza atacaklarına inanıyorum. İnşallah bu akşam 85 milyon tek yürek olarak dualarımızla A Milli Futbol Takımı’mızın yanında olacağız.

AK Parti kurulduğu günden itibaren bugüne kadar kutuplaşmanın kamplaşmanın tarafında olmadı, asla ve asla gerilim siyaseti gütmedi. Türkiye’yi 85 milyon vatandaşıyla bir bütün olarak kucakladık. Hiçbir zaman ayrımcılık yapmadık. Vatandaşımızın rengine, diline, dinine ve yaşam tarzına hiçbir zaman bakmadık. Bizim siyasetimiz insan odaklı siyasettir. Her seçimde milletimizin yoğun tercihine mazhar olmamızın nedeni budur.

“Uzlaşı ve yumuşama olur ama ittifak olmaz”

Bize yapılan saldırılarda ana muhalefet partisi bırakın bizim yanımızda olmayı, hukukun yanında da olmadı. Sıkılı yumrukları açacak olan muhalefettir. Hançerleri kınına koyacak olan muhalefettir. Dilini söylemini siyaset tarzını düzeltecek olan muhalefettir. Bizim çabamız aslında muhalefeti normalleştirmektir. Yani yumuşaması gereken normalleşmesi gereken muhalefettir. İktidar partisi ve ana muhalefet partisi arasında siyasi ittifak olmaz. Uzlaşı olur, yumuşama olur ama ittifak olmaz. Biz de zaten böyle bir çaba içerisinde değiliz.

Tüm çabamıza ve iyi niyetimize rağmen muhalefetin çabamıza nasıl karşılık verdiğini görüyorsunuz. Karşımızdakilerin ciddi bir hazım problemi yaşadıkları anlaşılıyor. 22 yıl boyunca CHP’den hoşgörü ve nezaket görmedik. Bundan dolayı da bir şey kaybetmedik. Siyasi bir kazanç peşinde de değiliz. Diyaloğa şans tanıma arzumuz partimize ve Cumhur İttifakı’na yönelik hadsizliklere göz yumacağız anlamına gelmez. Yumuşak başlıyız ama boynu çekilecek uysal koyun da değiliz. Şimdi çıkmış sabah akşam suç ortakları diyor. Suç ortağı arayanlar para kulelerine baksınlar, sözde kent uzlaşısında kimlerle yol yürüdüklerini sorgulasınlar. Muhalefetten eski alışkanlıklarını artık terk ederek normalleşmelerini bekliyoruz. Eleştiri sınırını aşan yakışıksız ifadelere izin vermeyiz. Kimseyi de başarı hikayemize ortak etmeyiz.

Yol arkadaşımız ittifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile omuz omuza yürüyoruz. Yapılan saldırılara eyvallah demeyiz. Bu saldırılara müsamaha göstermeyiz ve geçit vermeyiz. Bitleri kanlanan FETÖ’nün tetikçi kalemleriyle nereye varılmak istendiğini çok iyi biliyoruz. Gerek Sayın Bahçeli gerekse şahsım yapılan saldırıları açık şekilde görüyoruz. Bunların meselesi MHP’den ziyade Türkiye’nin güvencesi olan Cumhur İttifakı’dır, bu tuzağa düşmeyeceğiz. 15 Temmuz gecesi darbecilere karşı kurulan Cumhur İttifakı sapa sağlam ayaktadır. Biz CHP’nin eski kötü alışkanlıklarından vazgeçmesini istiyoruz.”

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervlerinde Yeni Rekor: 146,3 Milyar Dolar

Merkez Bankası’nın (TCMB), 14 haziran ile biten haftada, toplam rezervleri 146 milyar 301 milyon dolara yükseldi. Bankanın brüt döviz rezervleri ise 88 milyar 433 milyon dolara yükseldi.

Haber Merkezi / Aynı hafta Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarının toplam büyüklüğü ise 2 trilyon 98 milyar liradan 2 trilyon 68,6 milyar liraya geriledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 14 haziran ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı.

Buna göre; Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam rezervleri, 14 Haziran haftasında bir önceki haftaya kıyasla 149 milyon dolar artarak 146 milyar 152 milyon dolardan, 146 milyar 301 milyon dolara çıktı.

Aynı hafta Merkez Bankası (TCMB) brüt döviz rezervleri 2 milyar 77 milyon dolar artışla 88 milyar 433 milyon dolara yükseldi. Altın rezervleri ise 1 milyar 928 milyon dolar düşüşle 59 milyar 796 milyon dolardan, 57 milyar 868 milyon dolara geriledi.

Ayrıca Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatları 14 Haziran haftasında 2,7 milyar dolar azalışla 162,8 milyar dolara geriledi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 7 haziran ile biten haftada 2 trilyon 98 milyar liradan 2 trilyon 68,6 milyar liraya geriledi.

Aynı haftada krediler 13 trilyon 532 milyar liradan 13 trilyon 683 milyar liraya, mevduat 15 trilyon 893 milyar liradan 16 trilyon 381,8 milyar liraya çıktı.

Tüketici kredileri 1 trilyon 690 milyar liradan 1 trilyon 704,2 milyar liraya, bireysel kredi kartları 1 trilyon 440 milyar liradan 1 trilyon 476,5 milyar liraya yükseldi.

Takipteki alacaklar ise 213,7 milyar liradan 212,4, milyar liraya geriledi.

Paylaşın