A Milli Kadın Basketbol Takımı EuroBasket 2025’te

A Milli Kadın Basketbol Takımı, FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası Elemeleri F Grubu 4. maçında Slovakya’yı 65-50 mağlup ederek FIBA EuroBasket 2025’e katılmayı garantiledi.

FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası Elemeleri F Grubu’nda A Milli Kadın Basketbol Takımı, GOPASS Arena’da Slovakya ile karşı karşıya geldi. İlk periyodu 19-9 üstün tamamlayan A Milli Kadın Basketbol Takımı, soyunma odasına da 32-18 önde girdi.

Diğer periyotlarda da rakibine karşı etkin oyununu sürdüren A Milli Kadın Basketbol Takımı, salondan 65-50 galip ayrıldı. Bu sonuçla grubu lider tamamlamayı garantileyen A Milli Kadın Basketbol Takımı, FIBA EuroBasket 2025 biletini aldı.

A Milli Kadın Basketbol Takımı’nda Teaira McCowan 24 sayı – 13 ribaund, Alperi Onar 12 sayı – 3 asist ve Sevgi Uzun 5 sayı – 5 asist – 3 ribaund ile oynadı. Slovakya’da ise Miroslava Mistinova 11 sayı kaydetti.

Gruptaki ilk maçında konuk ettiği Slovakya’yı 75-40 yenen A Milli Kadın Basketbol Takımı, İzlanda’yı deplasmanda 72-65, sahasında da Romanya’yı 101-54 mağlup etti. Son olarak ikinci kez Slovakya ile karşılaşan A Milli Kadın Basketbol Takımı, bu müsabakadan da 65-50 galip ayrıldı ve F Grubu’nda liderliğini namağlup bir şekilde sürdürmeye devam etti.

Bugüne kadar Avrupa Şampiyonası’na 10 kez katılan A Milli Kadın Basketbol Takımı, bu turnuvada birer kez gümüş ve bronz madalya kazandı.

Polonya’da 2011 yılında düzenlenen şampiyonanın finalinde Rusya’ya 59-42 mağlup olan A Milli Kadın Basketbol Takımı, organizasyonu ikinci olarak tamamlamıştı. Fransa’da düzenlenen 2013 Avrupa Şampiyonası’nın üçüncülük maçında Sırbistan’ı 92-71 mağlup eden A Milli Kadın Basketbol Takımı, turnuvadan bronz madalya ile ayrılmıştı.

Paylaşın

Bahçeli’nin “Öcalan” Çağrısı AK Parti’de Kafaları Karıştırdı

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Öcalan” çağrısının üzerinden neredeyse 20 gün geçmiş olmasına karşın Erdoğan’ın bu çağrıya dair tek kelime etmemesi AK Parti’de de kafaları karıştırdı.

Erdoğan’ın net pozisyon almaması nedeniyle nasıl tutum alacaklarını bilmeyen birçok AK Partiliye göre sorun Bahçeli’nin söyleminde değil, söylem hızında. AK Partili birçok isim siyasi partilerin büyük kısmının olumlu mesajlar vermesine karşın kamuoyunun bir ‘sürecin’ çok uzağında olduğunu söylüyor.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Öcalan’ın Meclis kürsüsünden “örgütün lağvedildiğini açıklaması” durumunda ‘umut hakkı’ndan yararlanabileceği sözlerinin siyasetteki yankıları sürüyor. Çok kişi konuştu ama AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, üzerinden neredeyse 20 gün geçmiş olmasına karşın bu çağrıya dair tek kelime etmedi.

Bu durum Erdoğan’ın söz konusu çağrıdan bilgisi olmadığı yorumlarına neden olurken AK Parti’de de kafalar karışık. Cumhurbaşkanının net pozisyon almaması nedeniyle nasıl tutum alacaklarını bilmeyen birçok AK Partiliye göre sorun Bahçeli’nin söyleminde değil, söylem hızında. AK Partili birçok isim siyasi partilerin büyük kısmının olumlu mesajlar vermesine karşın kamuoyunun bir ‘sürecin’ çok uzağında olduğunu söylüyor.

Kulislerde, “Siyasetçilerle kamuoyu arasında fark var. Partilerin büyük kısmı yapılan çağrıya kategorik olarak karşı çıkmadı ama seçmen rahatsız oldu. Bu hız doğru değil. Adım adım ilerleyen, tüm tarafların yavaş yavaş içine dahil edileceği, toplumun kaygı ve endişelerinin giderileceği bir süreç işletilmeliydi. Bahçeli’nin bu önemli adımı bir kenara bırakılamaz ama hem devlet kurumlarının adaptasyonu hem de toplumun hazırlanması için ne yapılması gerektiği düşünülmeli. Bu noktada adımlar atılmalı” deniliyor.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Kulislerde, Erdoğan’ın da toplumun sürece mesafeli olduğunu gösteren bu nabzı ölçtüğü için açıklama yapmaktan kaçındığı kaydediliyor. Meseleleri sadece siyasilerin gözünden görmenin doğru olmayacağını kaydeden AK Partililer, “Vatandaşa kulak vermek, durumunu, tutumunu ölçüp ona göre davranmak zorundayız” diyor.

Paylaşın

Süper Lig: Galatasaray Üç Puanı Üç Golle Aldı

Süper Lig’in 12. hafta maçında Galatasaray ile Samsunspor, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. Hakem Halil Umut Meler’in yönettiği karşılaşmadan Galatasaray, 3 – 2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın gollerini 3 ve 55. dakikalarda Victor Osimhen, 85. dakikada ise Michy Batshuayi kaydetti. Samsunspor’un gollerini ise 50. dakikada Olivier Ntcham’dan, ikinci gol 90+3. dakikada Bennasser attı.

Galatasaray bu galibiyetle puanını 31’e çıkarıp liderliğini sürdürdü. 7 maç sonra yenilgi alan Samsunspor ise 25 puanda kaldı.

2024-2025 sezonunda son olarak UEFA Şampiyonlar Ligi play-off rövanşında İsviçre ekibi Young Boys’a kaybeden Galatasaray, daha sonra 9’u Süper Lig, 4’ü de UEFA Avrupa Ligi olmak üzere 13 maçta kaybetmedi. Galatasaray bu süreçte 11 galibiyet, 2 beraberlik aldı.

3. dakikada Torreira’nın sağdan ortasında Osimhen’in penaltı noktası yakınından yaptığı kafa vuruşunda top filelerle buluştu: 1-0.

48. dakikada soldan ceza alanına giren Dimata, Davinson Sanchez ile ikili mücadelesinde yerde kalınca hakem Halil Umut Meler, penaltı noktasını gösterdi. 50. dakikada penaltı vuruşunu kullanan Ntcham, meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu: 1-1.

 55. dakikada Sara’nın pasıyla ceza sahasına giren Yunus Akgün, son çizgiye yakın noktadan ortasını yaptı. Kaleci Okan Kocuk’un elinde kaçırdığı topu Osimhen, arka direkte yaptığı kafa vuruşuyla ağlara gönderdi: 2-1.

85. dakikada Muslera’nın uzun pasında savunmadan seken top Ziyech’in önünde kaldı. Ziyech’in savunma arkasına pasında Batshuayi, ceza sahası içi sol çaprazından çektiği şutla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu: 3-1

90+1. dakikada Soner Aydoğdu ile Nelsson’un ceza sahası içindeki ikili mücadelesinde hakem Halil Umut Meler, oyunu devam ettirdi. Hakem Meler, VAR hakemlerinin uyarısı üzerine pozisyonu saha kenarındaki ekrandan izledikten sonra penaltı kararı verdi. 90+3. dakikada penaltıda topun başına geçen Bennasser, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 3-2.

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Halil Umut Meler, İbrahim Bozbey, Anıl Usta

Galatasaray: Fernando Muslera, Barış Alper Yılmaz (Berkan Kutlu dk. 75), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira, Gabriel Sara, Roland Sallai, Dries Mertens (Michy Batshuayi dk. 75), Yunus Akgün (Elias Jelert dk. 87), Victor Osimhen (Hakim Ziyech dk. 82)

Samsunspor: Okan Kocuk, Zeki Yavru (Arbnor Muja dk. 80), Lubomir Satka, Rick van Drongelen, Marc Bola, Youssef Bennasser, Olivier Ntcham (Flavien Tait dk. 89), Emre Kılınç (Gaetan Laura dk. 65), Carlo Holse (Soner Aydoğdu dk. 79), Landry Dimata (Kingsley Schindler dk. 65), Marius Mouandilmadji

Goller: Victor Osimhen (dk. 3 ve 55), Michy Batshuayi (dk. 85) (Galatasaray), Olivier Ntcham (dk. 50 pen.), Mouandilmadji (dk. 90+2 pen.) (Samsunspor)

Paylaşın

DEM Parti: Kürt Meselesi Sadece İktidara Bırakılmaz

DEM Parti MYK toplantısı sonrası yapılan açıklamada, “Siyasal ve toplumsal muhalefetin bütün çevrelerine de açık çağrıda bulunuyoruz. Kürt meselesi sadece iktidara bırakılmayacak bir meseledir. Bu anlamda muhalefetin çözüme dönük yaptığı her açıklama ve aldığı her tutum toplumu olumlu anlamda ileriye taşıyacaktır” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı: Muhalefet, iktidardan daha ileri tutum almaktan ve cesur adımlar atmaktan uzak durmamalıdır. Kadın hareketleri, emek ve meslek örgütleri, gençlik örgütleri, sivil toplum örgütleri, her alanda faaliyet yürüten demokratik kuruluşlar, inanç kuruluşları, çevre ve ekoloji hareketleri, toplumun vicdanı olan aydınlar ve kanaat önderleri de barışın toplumsallaşmasının yolunu açmak için kararlı bir tutum göstermelidir.

Derdi ülkenin geleceği ve demokrasisi, adalet, eşitlik, özgürlük, hukuk, ekmek ve adalet, iş ve aş olan herkese diyoruz ki, suya hasret topraklar misali ülkemiz toplumsal barışa hasrettir. Gelin birlikte siyasal çıkar, kibir, parti öncelikleri ve kısır çekişmelerin çok üstünde bir evrensel değer olan barışı birlikte kuralım, birlikte inşa edelim. Tarihsel bir görev olan büyük bir demokrasi ve barış yürüyüşünü hep birlikte gerçekleştirelim.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunu Kürt meselesidir. Kürt meselesinin bugün ulaştığı düzey, bütün varlığıyla demokratik ve barışçı bir çözümü dayatmaktadır. Gelişmeler de göstermektedir ki, sorun ülke sınırlarını çoktan aşmış, bölgesel ve küresel bir boyut kazanmıştır. Ülkenin demokratik ve ortak geleceğini düşünen hiç kimse, dünyanın ve Ortadoğu’nun bugünkü ortamında bu gerçeğe gözlerini kapatamaz. Cumhuriyetin demokratikleşmesi ile doğrudan bağlantılı ve iç içe geçmiş olan bu sorunun demokratik ve barışçı çözümü için adımlar atılması gereklidir. Bu çözüm, tüm toplumsal kesimlerin katılımını ve uzlaşısını esas almalıdır. Toplumsal barış ancak bu yolla sağlanabilir.

Toplumsal barış ve demokratik uzlaşı temelinde kapsamlı bir siyasal çözüm için sorunlarımızı şiddet veya çatışmayla değil konuşarak, müzakere ederek, diyalog yoluyla çözmek temel düsturumuzdur. Kürt meselesinin çözümü, en temel yaklaşımla, birlikte eşit yaşamı savunan ve farklı kültür, anadili, kimlik ve inanca sahip olan herkesin eşit yurttaşlık haklarıyla özgürce yaşadığı bir demokratik cumhuriyetin inşasını gerektirir.

İmralı’da yapılan son aile görüşmesinde “Tecrit devam ediyor. Koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekecek teorik ve pratik güce sahibim” diyen Sayın Öcalan’ın durumunun halen değiştirilmemesi; sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının henüz oluşturulmamış olması, toplumsal barışın önünde ciddi bir engel olarak durmaya devam etmektedir. Öcalan’ın konunun muhatabı olarak rol almasının önemi, kalıcı bir barış ve demokratik çözüm için temeldir. Tecrit politikalarının sona erdirilmesi, çalışma koşullarının oluşturulması, toplumsal barış umudunun büyütülmesi ve demokratik çözüm şansının somutluk kazanması için elzemdir ve tarihsel bir sorumluluktur.

DEM Parti, demokratik ve barışçı çözüm konusunda üzerine düşen her şeyi yapmaya, aktif ve yapıcı bir rol üstlenmeye, barışın toplumsallaşması için çaba sarf etmeye hazırdır. Bu bağlamda, kapsayıcı politikalar geliştirilmesini ve diyalog süreçlerine katkı sağlanmasını öncelikli görevi olarak değerlendirir. Demokratik siyaset alanında faaliyetini sürdüren DEM Parti, TBMM’yi bir diyalog ve çözüm zemini olarak değerlendirerek, demokratik müzakere yöntemleriyle tüm toplum için geleceğin kazanılmasına önayak olmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda siyaset ve hukuk zeminlerinde, evrensel kimlik ve kültür haklarını kapsayan yasal ve anayasal düzenlemelerin yapılması DEM Parti’nin önceliğidir.

Kürt meselesinin çözümü için söz kurmak, irade beyan etmek son derece önemlidir. Bu bağlamda iktidar ittifakının son dönemde bu konuya dönük yaptıkları açıklamaları önemsemekteyiz. Öte yandan siyasal ve toplumsal muhalefetin de konuya ilişkin sorumlu açıklamaları ve tutumları önemlidir. Çünkü Kürt meselesi siyasetin ve toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren hayati bir meseledir. Kürt meselesinin çözümünün dar ve güncel siyaset malzemesi yapılamayacak kadar önemli olduğu açıktır. Bu nedenle Kürt halkının demokratik özlemleriyle oynanmaması, toplumun demokratik çözüm ve barış taleplerinin küçük hesaplara ve çıkarlara kurban edilmemesi elzemdir.

Demokratik çözüm konusunda rol üstlenmek isteyen herkesin öncelikle meselenin ciddiyetine uygun bir tavır takınması, somut öneriler sunması önemlidir. Kürt halkının hak ve özgürlük talepleri ise, bir ayrışma özlemi olarak değil Türkiye’nin demokratikleşmesinin, ortak ve eşit bir yaşam amacının bir parçası olarak görülmelidir. Tarihsel olarak bakıldığında ise Türk-Kürt ittifakının, aynı zamanda bir halklar ittifakının oluşması hedeflidir.

Kayyım uygulamaları, demokratik temsili ve yerel yönetimlerin demokratik işleyişini baltalamaktadır. Merkezi otoritenin demokratik yerel iradeyi ve halk iradesini çiğnemesi, toplumsal güvensizlik ve yönetim krizleri yaratmakta ve yerel demokrasiyi yok etmektedir. Kürt halkının temsilini yok sayan, seçme-seçilme hakkını çiğneyen; sandık ve seçim adaletine, kendini yönetme hakkına ipotek koyan, yerel demokrasiyi işlemez hale getiren bir yönetim biçimi haline gelen kayyımlar rejimi anlayışına son verilmesi için yasal düzenlemenin yapılması acil ihtiyaçtır.

DEM Parti, Türkiye’deki tüm demokrasi güçlerini ortak bir mücadeleye davet ederek, vicdan sahibi her kesime güçlü bir birliktelik çağrısında bulunmaktadır. Öncelikle bu ülkeyi yöneten iktidara somut adımlar atma ve tecridi kaldırma çağrısında bulunuyoruz. Kürt meselesini demokratik ve barışçı bir biçimde çözen bir Türkiye, bölgenin yükselen demokratik değeri ve güçlü modeli haline gelecektir. Ülkemizde ortaya çıkacak barışçı bir çözüm, Ortadoğu’nun diğer ülkelerinde de demokrasi ve barış açısından önemli adımlar atılmasını sağlayacaktır.

“Muhalefet, cesur adımlar atmaktan uzak durmamalı”

Siyasal ve toplumsal muhalefetin bütün çevrelerine de açık çağrıda bulunuyoruz. Kürt meselesi sadece iktidara bırakılmayacak bir meseledir. Bu anlamda muhalefetin çözüme dönük yaptığı her açıklama ve aldığı her tutum toplumu olumlu anlamda ileriye taşıyacaktır. Muhalefet, iktidardan daha ileri tutum almaktan ve cesur adımlar atmaktan uzak durmamalıdır. Kadın hareketleri, emek ve meslek örgütleri, gençlik örgütleri, sivil toplum örgütleri, her alanda faaliyet yürüten demokratik kuruluşlar, inanç kuruluşları, çevre ve ekoloji hareketleri, toplumun vicdanı olan aydınlar ve kanaat önderleri de barışın toplumsallaşmasının yolunu açmak için kararlı bir tutum göstermelidir.

Derdi ülkenin geleceği ve demokrasisi, adalet, eşitlik, özgürlük, hukuk, ekmek ve adalet, iş ve aş olan herkese diyoruz ki, suya hasret topraklar misali ülkemiz toplumsal barışa hasrettir. Gelin birlikte siyasal çıkar, kibir, parti öncelikleri ve kısır çekişmelerin çok üstünde bir evrensel değer olan barışı birlikte kuralım, birlikte inşa edelim. Tarihsel bir görev olan büyük bir demokrasi ve barış yürüyüşünü hep birlikte gerçekleştirelim.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan “Kayyım” Açıklaması: Günü Gelir Hesabı Sorulur

Belediyelere kayyım atanmasını eleştiren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Özellikle kayyum uygulamasıyla insanların hakkına, hukukuna müdahale eden müdahale eden o anlayışa karşı, size söz veriyorum; bu kardeşiniz demokrasi için, hukuk için, adalet için, insan hakları için, özgürlük için sonsuz mücadele vermeye çok kararlı. Bu ülke, bütün hücrelerine kadar cumhuriyete de inanıyor, demokrasiye de inanıyor. Hakkın ve hukuk önde olmasını istiyor” dedi.

Hakkında siyasi yasak istenen davaya değinen İmamoğlu, şöyle devam etti: “Bu millet, tehdit edeni sevmez. Bu millet, tehdit edene boyun eğmez. Ben, bu milletin gücüne görüyorum ve ona inanarak, o kudretle konuşuyorum. Efendim birini tutukla, meclis üyelerini belediyeye sokma… Bu insanlar, bu millet bunu yemez kardeşim. Gerektiğinde sandıkta hesabını sorar. Günü gelir adalet tesis edilir.

O adalet, hukuki yöntemlerle, hukuksuz davrananlardan hesap sorar kardeşim. Dolayısıyla neymiş? Ekrem’i, bir davadan dolayı siyasi yasaklı yapacaklarmış. Vız gelir tırıs gider. Neymiş? Ekrem’i oradan, buradan, şuradan kuşatacaklarmış. Efendim, uydurma belgelerle operasyon yapacaklarmış da şuymuş, buymuş; vız gelir tırıs gider kardeşim. Dolayısıyla sevgili dostlarım; kendinize güvenin. Ben kendime güveniyorum. Bu millet, öyle bir kişinin partizanlığına, siyasi baskısına boyun eğmez.”

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Hatay’ın Defne ilçesinde düzenlenen “TBB hizmet araçları tanıtım töreni”nde konuştu.

Toplam 23 aracın, Hatay Büyükşehir Belediyesi ve 13 ilçe belediyesine hibe edildiğini aktaran Ekrem İmamoğlu, “TBB olarak bugün, Hatay ilimize ve ilçelerine 23 araç hibe ediyoruz. Araçların iki tanesi, biri burada, biri arkamızda. 23 tane önemli belediye hizmet aracı, 1000 adet çöp konteyneri hibe etmek için geldik. TBB olarak, 3 aracımız daha önce teslim edildi. Bugün de 7 aracımızı teslim ediyoruz. Yaklaşık bir ay içinde de 15 Aralık’a kadar da kalan 13 tane aracı teslim edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Teslimini sağladıkları ve sağlayacakları araçlar içerisinde arazöz, çöp kamyonu, damperli kamyon, ekskavatör, itfaiye aracı ve kepçe gibi olan araçlar bulunduğunu dile getiren İmamoğlu, “Bakın bu destek olduğumuz belediyeler Altınözü, Arsuz, Antakya, Belen, Defne, Dörtyol, Erzin, Hassa, Kırıkhan, Payas, Reyhanlı, Samandağ, Yayladağ ve Hatay Büyükşehir’e bu desteklerimizi sunuyoruz. Az önce saydığım belediyelerin 7’si AK Partili, 3 tanesi CHP’li, 1 tanesi MHP’li, 1 tanesi Türkiye İşçi Partili. Yani biz adalete, hakkaniyete önem veririz. Partizanlığı asla kabul etmeyiz. Onların yaptığı gibi yapmayız. Herkese adaletli davranırız. Bu kardeşiniz, İstanbul’un sokaklarından, caddelerinden, ilçelerinden, belediyelerinden partizanlığı söküp attı; Allah’ın izniyle Türkiye’den de söküp atacak” dedi.

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk ve Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın izne çıktığını söyleyen İmamoğlu, “Bu kardeşiniz o kadar alıştı ki bu kaçamak işlere. Bugün biz buraya geldik diye, şehrin Valisi de izne çıktı, şehrin Büyükşehir Belediye Başkanı da. Bunlara ben, eskiden üzülüyordum. Onlar için dua ediyorum. Diyorum ki, Allah sizi ıslah etsin, Allah size akıl versin. Bu tam bir nezaketsizliktir ama önemli değil. Benim için önemli olan ne biliyor musunuz? Benim için önemli olan hakkını vermeyen vekil değil, hakkını vermeyen yönetici değil. Benim için asıl olan millet, sizsiniz, siz. O bakımdan ben, onlara dua etmeye devam edeceğim. Allah akıl versin” şeklinde konuştu.

“Bu ara bir moda var: ‘Ekrem İmamoğlu’na laf atarsak birinin gözüne gireriz’. Onların kimin gözüne girmek istediğini biliyorsunuz değil mi?” diyen İmamoğlu, “Bir kişi! Yeter ki onun gözüne girsinler. Hatta onun bakışı böyle ya mesela. Ona görünsünler yeter ki. Hani kameraya görünmek isteyenleri hatırlıyorsunuz değil mi? Yanında durmaya çalışanları. Yahu onun değil, milletin yanında olacaksın, milletin yanında duracaksın milletin. Ama biz bunu, bunlara öğreteceğiz. Ne yapalım? Olamıyor hızlı. Ama yavaş yavaş olacak” ifadelerini kullandı.

Eksikleri, hataları olduğunu ve bunu düzelteceklerini belirten İmamoğlu, şunları söyledi: “Şimdi, o bir çift göze girmek isteyenler, ona görünmek isteyenler, bir de bu ara moda ne? Ekrem İmamoğlu’na hakaret etmek. Ekrem İmamoğlu’na laf etmek, büyük büyük iş. Büyük iş başarıyorlar. Bazı büyükşehir belediye başkanları da çıkıyor, bana hakaret ediyor vesaire. Hani bu meşhur bir tane dava var ya ‘ahmak davası’ hakkımda. Güya bana hakaret ediyor Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı. Ona da Allah akıl versin. Onun cesaretini de biliyorum.

O demeçle falan değil. İnşallah yüz yüze geliriz onunla en yakın zamanda. Halbuki o bana hakaret eden bakanın hakaret ettiği konuşmayı yaptığımda, benim ilk elimi sıkan kendisiydi, ilk tebrik eden kendisiydi konuşmadan sonra. Ben bu anıları onlarla yaşıyorum. Biri oradan, öbürü Konya’dan, Ekrem İmamoğlu’na laf sokacaklar. Yahu kardeşim, size o laf sokmalarınız itibar kazandırmaz. Birinin gözüne girmek itibar kazandırmaz. Siz, eğer tarihe geçmek istiyorsanız, milletinize hizmet edin. İşinize bakın.

Bir de diyorlar ki diyorlar ki, efendim neymiş, Ekrem İmamoğlu üzerinden yine; boş işlerle uğraşıyormuşuz, şehrin işleriyle uğraşmıyormuşuz. Bunu alacak akılları, kafaları bile yok. Halbuki, onun yaptığı görevin onurunu kurtarmak için mücadele ediyorum. Neyle uğraşıyorum? Adaletsiz ve hukuksuz bir biçimde belediyelere kayyum atayan, o hukuksuz uygulamaları yapanlarla uğraşıyorum. Yani senin görevinle ilgili mücadele yapıyorum. Milletin iradesini yok sayanlarla uğraşıyorum. Onlar zannediyorlar ki Ekrem İmamoğlu’nu yıldırırız. Ben 11 senedir sizinle uğraşıyorum, siz gidene kadar sizinle uğraşacağım, siz gidene kadar. Yani bu şehirlerin insanları, birilerini seçecek; uydurma iddianamelerle, uydurma tavırlarla, uydurma uydurma bir takım yaptığınız işlerle ama yargıda ama mülki amirler üzerinden bunları yapacaksınız, biz de öyle köşede oturacağız öyle mi?

11 partiyle irtibat kurduk. Ben, pazartesi günü 10 genel başkanla görüştüm. Bir tanesi de vermedi randevu. Yani ‘istismar edilir’ dedi. Saygı duyuyoruz şimdilik. Ama ondan da istemeye devam edeceğim randevuyu. Hiç elimizden kurtulamaz. Sonuna kadar isteyeceğim. Ama 10 parti genel başkanı, bu konuda haksızlık, hukuksuzluk yapıldığını, hakkında olumsuz karar verilen, hukuksuz karar verilen kişilerle aynı fikirde olmamasına rağmen, onun fikirlerine karşı çıkmasına rağmen, birkaç genel başkan, ‘Ben uygulamaya bakarım’ dedi. ‘O haksızlığa karşıyım’ dedi. ‘Milletin iradesine kimse dokunamaz’ dedi. Şimdi Meclis’te bunun çalışması yapılacak. Genel Başkanımızla konuştuk. Onun talimat verdiği Grup Başkanvekillerimiz buna çalışma yapacak, ortak bir kanun maddesini Meclis’in gündemine getirecekler.

Öyle bir dedikodu harmanı var ki; adliyeden adliyeye, bilmem hangi birinden öbürüne. Yok İstanbul’un şu ilçesine operasyon yapılacakmış. Yok bu ilçesine operasyon yapılacakmış. Yok şu şehre operasyon yapılacakmış. Gazetecilere, hukukçulara, eşe, dosta, palavra cümleler ve boylarını aşan ifadelerde bulunan devleti temsil eden insanların çevresinden oluşturulan o dedikoduları duyuyoruz. Bu millet sizi uyarıyor. Bu millet size diyor ki; ‘Aklınızı başınıza alın’. O yüzde 22-23 desteği olan partiye, onun başındaki insanlara güvenerek, bu yanlış ve kötü işlere girmeye sakın kalkışmayın.

Kapıda vali bekletiyor; insanları, meclis üyelerini belediyedeki grup odasına almıyor. Niyeymiş? Ona güvenmiyormuş. Kendine güveniyor, milletin seçtiği meclis üyelerine güvenmiyor. Hadi oradan. Hadi oradan. Hadi oradan. İşine bak. Kraldan fazla kralcılık oyunu bu işler. Hepsiyle, bir adım geri at adım atmadan konuşacağız. Oturduğu yerden milleti ‘terörist’ ilan etmeler… Ama 10 yıl önce yemek yiyen terörist değil, uydurma bir telefon konuşması üzerinden birileri terörist.

Bunların adaletsizliğini en iyi kim biliyor biliyor musunuz? Hataylılar biliyor. Depremin en acı gününde, en acı zamanında sizlere, ‘Oy vermezseniz hizmet de olmaz’ dedi mi? Bu var ya, bir millete asla denmeyecek bir sözdür. Yahu oy için bu denir mi? Böyle bir akıl olur mu? O seçim kazanacak diye. Kardeşiniz, hemşeriniz, Hatay’ı şuraya koymuş, zihninden hiç çıkarmayacak, sizin ve bütün deprem bölgesindeki insanlarımızın bu yokluğu, bu huzursuzluğu, bu mutsuzluğu bittiği gün, benim de başım öne eğik olmayacak, başım dik olacak.

Daha sonra Hatay’ın Samandağ ilçesine geçen Ekrem İmamoğlu, içinde Hz. Hızır Türbesi’ni de barındıran ve İBB tarafından yenilenen Samandağ Parkı’nın hizmete açılması nedeniyle düzenlenen törene katıldı.

Depremzedelerin sitemlerinin farkında olduklarının söyleyen İmamoğlu, “Kesinlikle bu moloz yığınını, bu memleketin üstüne yığılan moloz yığını hep beraber kaldıracağız. Bu büyük acıdan sıyrılmak, ayağa kalkmak, hep beraber yine o eski günlerden daha iyi günlere kavuşmak, koşmak için büyük bir mücadele vereceğiz. O mücadeleyi verip, buradaki çocuklarımızın gözünde hiçbir endişenin kalmadığı, kendilerini mutlu, huzurlu ve güvende hissettikleri gün, işte biz görevini yapmış insanlar olacağız. Bu bakımdan dilinizde sitem, içinizde hüzün var çoğu zaman. Dönem dönem o yalnız bırakıldığınız anları yaşadığınızın da farkındayım. 6 Şubat’ta depremi gördük. Çok acı, çok büyük bir sarsıntı. Ama biz bu kadar yıkılmamalıydık. Biz bu kadar yalnız kalmamalıydık. Biz bu kadar tedbirsiz olamayız” dedi.

Depreme hazırlık çalışmalarının siyaset üstü görülmesi gerektiğini belirten İmamoğlu, “Bu tür konular siyasi malzeme yapılacak, üzerinde tepilecek meseleler değildir. On binlerce canımızı, insanımızı yitirdik. Şimdi bundan sonra akıl, bilim ve mutlak doğruları yapma bilinci, dayanışma, makamın, sizin seçtiğiniz o makamların bir kişiye, bir siyasi partiye ait olmadığını, millete ait olduğunu ve bu milletin aklının kendine yetebileceğini; bu şehrin, bu ilçenin dahi, o zeki insanlara, beyinleri güçlü insanlara hakkını verdiğinizde, onları dinlediğinizde, inanılmaz güçlü, daha kuvvetli, daha dayanıklı şehirler, ilçeler, beldeler hatta bir ülke var etme konusunda hiç endişe duymamanız gerektiğini herkes öğrenecek” diye konuştu.

“Bir kısım haksızlıkla, hukuksuzlukla uğraşıyoruz” diyen Ekrem İmamoğlu, belediyelere kayyım atanmasını eleştirdi. İmamoğlu, “Özellikle kayyum uygulamasıyla insanların hakkına, hukukuna müdahale eden müdahale eden o anlayışa karşı, size söz veriyorum; bu kardeşiniz demokrasi için, hukuk için, adalet için, insan hakları için, özgürlük için sonsuz mücadele vermeye çok kararlı. Bu ülke, bütün hücrelerine kadar cumhuriyete de inanıyor, demokrasiye de inanıyor. Hakkın ve hukuk önde olmasını istiyor” ifadelerini kullandı.

Hakkında siyasi yasak istenen davaya değinen İmamoğlu, şöyle devam etti: “Bu millet, tehdit edeni sevmez. Bu millet, tehdit edene boyun eğmez. Ben, bu milletin gücüne görüyorum ve ona inanarak, o kudretle konuşuyorum. Efendim birini tutukla, meclis üyelerini belediyeye sokma… Bu insanlar, bu millet bunu yemez kardeşim. Gerektiğinde sandıkta hesabını sorar. Günü gelir adalet tesis edilir.

O adalet, hukuki yöntemlerle, hukuksuz davrananlardan hesap sorar kardeşim. Dolayısıyla neymiş? Ekrem’i, bir davadan dolayı siyasi yasaklı yapacaklarmış. Vız gelir tırıs gider. Neymiş? Ekrem’i oradan, buradan, şuradan kuşatacaklarmış. Efendim, uydurma belgelerle operasyon yapacaklarmış da şuymuş, buymuş; vız gelir tırıs gider kardeşim. Dolayısıyla sevgili dostlarım; kendinize güvenin. Ben kendime güveniyorum. Bu millet, öyle bir kişinin partizanlığına, siyasi baskısına boyun eğmez.”

“Birlik” çağrısı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, temelini CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile birlikte 6 Şubat 2023 Maraş depremlerinin birinci yıldönümünde attıkları “İBB Emekçileri Kırıkhan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi”ni Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne teslim etti. İBB Şehircilik Grubu şirketlerinden KİPTAŞ tarafından yaklaşık 9,5 ayda tamamlanan eğitim kurumunun teslimi için Kırıkhan’da tören düzenlendi.

İBB’nin, 11 ilde on binlerce can kaybına ve yıkıma yol açan 6 Şubat 2023 depremlerinden hemen sonra, AFAD tarafından Hatay ile eşleştirildiğini hatırlatan İmamoğlu, “Afetin ilk gününden itibaren, burayı hiç unutmayacağımızı, her an bir gözümüzün, kulağımızın, elimizin bir şekilde burada olacağını hep ifade etmiştik. Tam da o duyguyla buradayız” dedi. Bu süreçte, İBB emekçilerinin katkılarıyla temelini attıkları Kırıkhan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin yapımını, gerekli izinler alındıktan sonra başlattıklarını aktaran İmamoğlu, 6 Şubat depremlerinin devletin tüm yetkili kurumlarına büyük sorumluluklar yüklediğinin altını çizdi.

İmamoğlu, “Ne yazık ki, felaketin yaşandığı an ve sonrası tartışılsa da ‘Biz niçin yıkıldık? Niçin insanlarımızı kaybettik? 21. yüzyılın 2023 yılında, İstanbul ve çevresinde depremin hissedildiği 99 depreminden bu yana niçin doğru adımlar atamadık ve bu çareyi, çözümü bulamadık, tedbirli davranamadık, öncü konuları önümüze öncelikli bir şekilde koyamadık; sorularını sorar olduk, sormalıyız. Gece gündüz sormalıyız. Hep birlikte hesabını vermeliyiz, tedbirler almalıyız. Ben meseleye böyle bakıyorum” şeklinde konuştu.

Hatay’ın ve depremde ağır şekilde sarsılan bütün illerin eksiklerin giderilmesi konusunda herkese sorumluluk düştüğünü vurgulayan İmamoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Hatay’ın ve diğer illerimizin acılarının hafiflemesi ve bir an önce eksiklerinin giderilmesi konusunda, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün fertleri sorumludur. Yere düşen bu bölgedeki halkımızın ayağa kalkıp, her birimizle eşitlendiği ana kadar sorumluluğumuz devam edecektir. Yarın 10 Kasım. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha saygıyla, minnetle, özlemle anacağız, rahmetle anacağız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Şahsi davam’ dediği Hatay meselesini çözmek için, gerekirse cumhurbaşkanlığından ve milletvekilliğinden istifa edeceğini ve serbest bir Türk vatandaşı olarak, bu işte çalışan arkadaşlarıyla birlikte Hatay topraklarına gidip, orada mücadeleci edeceğini, oraya geçeceğini ifade etmişti. Biz, bu bayrağı ondan, bu milletin ve özellikle makamın, koltuğun, unvanın önünde tutan o güzel akıldan, o zihniyetten devraldık. Dolayısıyla biz de her zaman 6 Şubat’tan itibaren, ‘Hatay benim davamdır, benim meselemdir’ diyen bilinçle, şiarla yol yürüyoruz, yürümeye devam edeceğiz.”

Siyasetin amacının toplumun hiçbir ferdini ayırmadan zorluklarla başa çıkmak olduğunu belirten İmamoğlu, şunları söyledi: “Siyaset; aklın, bilimin ışığında vatandaşa hizmetteki araçtır. Siyaset, millet için yapılır. Milletin birliği, beraberliğini, eksikliğini gidermek için yapılır. Siyaset, insanları ayrıştıran bir unsur asla olmaz, olamaz. Siyasetin amacı, hiçbir ayrım yapmadan, her vatandaşı için, herkes için sağlığını, güvenliğini, mutluluğunu sağlamak için kullanılan bir yöntemin, sürecin ya da görev bilincinin tarifidir. Siyaset, ‘Bize oy verene yardım edelim, vermeyene ne hali varsa görsün diyelim’ diye yapılmaz, yapılamaz. ‘Depremlerde hiç kimse ölmesin’ diye görev yapmak zorunda olduğumuz sürecin içerisindeki insanlarız.

Siyaset; afetleri, krizleri, vatandaşın yaşadığı zorlukları yenmek için yapılması gereken bir görevdir. Yapamamışsanız, milletin vicdanında kesinlikle bir yerde durmazsınız ve bu milletin vicdanı sizi cezalandırır. O bakımdan temennimiz ve isteğimiz, tam da bu yöntemle siyaseti yapmak, insanlarımızın beklentilerini karşılamak ve bizim siyasetimizin temeline de 7’den 70’e herkesi, güvenli ve refah içerisinde hayat sunma konusunda prensipleri, asla vazgeçmeden yerine getiren bir dönemi var etmek. Gençlerin, geleceğini kendi ülkesinde görebilmesini sağlamak, umutlarını burada yükseltmesini sağlamak. Çocuklarımızın daha huzurlu, mutlu, korunduğu günlere uyanmasını sağlamak.”

Paylaşın

Süper Lig: Trabzonspor Kazanmayı Unuttu

Süper Lig’in 12. hafta maçında Rizespor ile Trabzonspor, Rize Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Zorbay Küçük’ün yönettiği karşılaşmadan Rizespor 3-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Rizespor’a galibiyeti getiren golleri 45+10. dakikada Amir Hadziahmetovic, 71. dakikada David Akintola ve 81. dakikada Ibrahim Olawoyin kaydetti. Trabzonspor’un tek golü 23. dakikada Edin Visca’dan geldi.

Rizespor bu sonuçla puanını 13’e çıkardı. Trabzonspor ise 12 puanda kaldı.

Trabzonspor’da teknik direktör Şenol Güneş “Üç puan kaybederek ve zor bir duruma tekrar düşerek hayal kırıklığı yaşadık” dedi.

24. dakikada ceza sahasının içerisinde Ozan Tufan’ın pasında topla buluşan Edin Visca kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda çektiği şutla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 0-1

45+10. dakikada Trabzonspor defasından dönen topu kontrol eden Hadziahmetovic’in ceza sahasının dışından sert şutunda meşin yuvarlak ağlara gitti: 1-1.

71. dakikada Olawoyin’in şutunda Trabzonspor defasından dönen topla buluşan Akintola’nın sert şutunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 2-1.

81. dakikada savunmanın hatasında topu alan Taha’nın pasında arka direkte bomboş durumda Olawoyin meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu: 3-1

Stat: Rize

Hakemler: Zorbay Küçük, Deniz Caner Özaral, Furkan Ürün

Çaykur Rizespor: Grbic, Taha Şahin, Mocsi, Alikulov, Mithat Pala, Hadziahmetovic, Olawoyin (Anıl Yaşar dk. 90+2), Ghezzal (Eray Korkmaz dk. 90+3), Varesanovic (Buljubasic dk. 69), Akintola (Emrecan Bulut dk. 90+2), Sowe (Jurecka dk. 90)

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Malheiro, Mendy, Denswil (Cham dk. 79), Eren Elmalı, Lundstram, Okay Yokuşlu, Visca (Umut Bozok dk. 85), Ozan Tufan (Cihan Çanak dk. 59), Enis Destan (Draguş dk. 59), Banza

Goller: Hadziahmetovic (dk. 45+10), Akintola (dk. 71), Olawoyin (dk. 81) (Çaykur Rizespor), Edin Visca (dk. 24) (Trabzonspor)

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan Bahçeli’nin “Öcalan” Çıkışına Sert Eleştiriler

Bahçeli’nin “Öcalan” çıkışını değerlendiren İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Bahçeli’nin konuşmalarında özneyi seçemezsiniz. 1999 seçimlerinden sonra der ki ‘Fazilet ve DYP dinlensin’. Cümlenin öznesini ‘Fazilet ve DYP’ zannedersiniz. Gerçek özne Ecevit başbakan olsundur” dedi ve ekledi:

“Cumhurbaşkanı seçimi olur 2017’de. ‘Demokrasi, hukuk, adalet ve anayasanın gereklerini yerine getireceğiz ve bu sebeple TBMM’ye gireceğiz’. Özneyi hukuk, adalet, anayasa zannedersiniz ama özne ‘Abdullah Gül cumhurbaşkanı olsun’dur. Burada da özne Meclis kürsüsü olarak gösterildi. ‘Abdullah Öcalan TBMM’ye gelsin, DEM Parti grubunun kürsüsünde konuşsun, terörün bittiğini açıklasın’ dedi. Ama gerçek özne Meclis kürsüsü değil, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasıdır.”

Müsavat Dervişoğlu, sözlerini “Abdullah Öcalan, Aşağı Ayrancı’da oturmuyor. TBMM’ye gelmesi için önce İmralı’daki mahpushaneden çıkması lazım. Ama bu özneleri saklayarak tefsire muhtaç konuşmalar yapıyor. Türk siyasi hayatına çıktığı andan itibaren de buna benzer işleri yaşama geçiriyor” ifadeleriyle sürdürdü.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Partililerle tokalaşmasıyla başlayıp terör örgütü PKK’nin elebaşısı Abdullah Öcalan’a yaptığı çağrıyla devam eden tartışmalar, siyaset gündemindeki yerini korurken; İYİ Parti ile MHP arasında da gerileme neden oldu. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu; söz konusu tartışmalar, yeni anayasa konusu başta olmak üzere gazetemiz Cumhuriyet’e siyaset gündemini değerlendirdi. Bahçeli’nin “Öcalan” çıkışına yönelik sert eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, şunları kaydetti:

“Sayın Bahçeli benzer çıkışlar, zaman zaman karakteriyle mütenasip olmayan, ideolojik geçmişi, müktesebatıyla ilgili olmayan, ilişkilendirilemeyen çıkışları yapar. Bahçeli’nin konuşmalarında özneyi seçemezsiniz. 1999 seçimlerinden sonra der ki ‘Fazilet ve DYP dinlensin’. Cümlenin öznesini ‘Fazilet ve DYP’ zannedersiniz. Gerçek özne Ecevit başbakan olsundur. Cumhurbaşkanı seçimi olur 2017’de. ‘Demokrasi, hukuk, adalet ve anayasanın gereklerini yerine getireceğiz ve bu sebeple TBMM’ye gireceğiz’. Özneyi hukuk, adalet, anayasa zannedersiniz ama özne ‘Abdullah Gül cumhurbaşkanı olsun’dur. Burada da özne Meclis kürsüsü olarak gösterildi. ‘Abdullah Öcalan TBMM’ye gelsin, DEM Parti grubunun kürsüsünde konuşsun, terörün bittiğini açıklasın’ dedi. Ama gerçek özne Meclis kürsüsü değil, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasıdır.”

Son yaptığı TBMM grup toplantısındaki sözlerini anımsatan Dervişoğlu, “Abdullah Öcalan, Aşağı Ayrancı’da oturmuyor. TBMM’ye gelmesi için önce İmralı’daki mahpushaneden çıkması lazım. Ama bu özneleri saklayarak tefsire muhtaç konuşmalar yapıyor. Türk siyasi hayatına çıktığı andan itibaren de buna benzer işleri yaşama geçiriyor” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, “Tabii ben bunun önceden planlanmış projelere ve belki de önceden verilmiş taahhütlere bağlı olduğuna hükmedebilirim. Abdullah Öcalan teslim edildiğinde o dönem konuşuluyordu. Abdullah Öcalan Türkiye’ye teslim edildi ve 25 yıldan bahsedilmişti. Yani 25 yıl sonra çıkarılmak üzere Türkiye’ye teslim edildi” ifadelerini kullandı.

Söz konusu 25 yılın sonuna gelindiğine işaret eden Dervişoğlu, “Dolayısıyla bir taahhüdü yaşama geçirmek adına atılması icap eden bir adım da gerekebilir. Buna en çok tepki göstermesi muhtemel alanı, tepkileri yönüyle bloket etmek üzere de Türk milliyetçiliği markasının kendisini sahibi zannettiği yani sahibi zannettiği bir kişiye bu telaffuz ettirilebilir. Buna benzer hamleler yapıldığında kendi partisine zarar veren birçok hamle yaptı. Siyaseten partisinin göreceği zararı nazar itibari almak yerine belki de bir taahhüdün yerine getirilmesi noktasında kendisini vazifeli adletmiş olabilir” açıklamalarında bulundu.

Dervişoğlu, Bahçeli’nin DEM Partililerle tokalaşmasına yönelik de “Devlet Bey el sıkışmadı, el uzattı. Çünkü el sıkışmayı çok yaşadı Türkiye. Sayın Bahçeli, TBMM’de o yasama yılı açılışında Tayyip Bey’in yaptığı konuşmaya istinaden, durumdan vazife çıkararak DEM’e el uzattığını söyledi. Dolayısıyla Cumhur İttifakı adına el uzattığını da ifade etti. O elin gerçek sahibi Recep Tayyip Erdoğan” değerlendirmesinde bulundu.

Kayyum atamalarını Bahçeli’nin sözleriyle ilişkilendirmediğinin altını çizen Dervişoğlu, “Geçmişe baktığınızda birbirleriyle ilgili neler söylediler. Dolayısıyla onların söylemlerini merkeze alarak bir değerlendirme yapmanın faydası olduğunu düşünüyorum” dedi. Dervişoğlu, “Türkiye’deki gerginliğin sebebinin esas itibarıyla Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olmasını temin edecek altyapı çalışmalarından kaynaklandığına inanıyorum. Sayın cumhurbaşkanına öncelikle bir daha aday olamayacağının bütün siyasiler tarafından hatırlatılması lazım. Anayasanın kendisine iki defa cumhurbaşkanı olabilir hakkı tanıdığı Erdoğan 22 yıldır bu ülkeyi yönetiyor. Anayasada bir takım imkânlar kendisine sunulmuş diye bunun arkasından dolanmaya çalışmanın bir anlamı yok” diye konuştu.

“Dezavantajları avantaja dönüştürebilir”

Anayasaya göre Erdoğan’ın iki kez aday olamayacağını vurgulayan Dervişoğlu, “Bunun bir şartı var, aday olmasının. TBMM, beşte üçlük bir çoğunlukla yani nitelikli çoğunlukla erken seçim kararı alırsa Recep Tayyip Erdoğan bir kere daha aday olabilme hakkına sahip oluyor. Şimdi bunu muhalefete telaffuz ettirdiler. Ben diyorum ki muhalefet çıksın ‘Recep Tayyip Erdoğan aday olamaz’ desin” dedi. Dervişoğlu, “Bir de şu tarafı var ama yani Erdoğan bunu temin edebilmek ve siyaseti tanzim edebilmek adına gerginlik üzerinden strateji geliştirmeye elverişli bir siyasi karaktere sahip. Muhalefet, kapılarını anayasa değişikliğine, erken seçime ve Erdoğan’ın stratejilerine kapattığı andan itibaren Türkiye’de sosyal gerginlik yaratmak adına bir gerekçede kalmayacak” açıklamasını yaptı.

Türkiye’nin jeopolitiğinden kaynaklı olarak hem avantajlara hem dezavantajlara sahip bir konumda olduğunun altını çizen İYİ Parti lideri Dervişoğlu, “Türkiye, eğer güçlü bir devlet olursa bu jeopolitikten kaynaklı dezavantajları avantaja dönüştürebilir. Biz bunu Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşadık. Ama Türkiye buradaki siyasi iktidarın varlığını sürdürmesi amacıyla emperyalist emellere teslim olduysa ayrı bir değerlendirmeyi getirir” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, “Biliyoruz ki Ortadoğu’da, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında bizim bilgimiz dışında emel ve hedefleri olan devletler var. Türkiye burada şah olması icap eden bir coğrafyada kendisini piyon durumuna düşürdüyse ayrı bir değerlendirme gerekir. İktidarın işbaşına geldiği andan itibaren BOP’un eşbaşkanlığının büyüsüne kapılmış bir kişi yönetimde bulunuyor, 22 yıldır. Dolayısıyla her hataya bir devlet aklı aramanın anlamlı olduğu kanaatini taşımıyorum” dedi.

Paylaşın

2024 Yılında Türkiye’den Almanya’ya 27 Bin 494 İltica Başvurusu!

2024 yılının ilk on aylık döneminde, Türkiye’den Almanya’ya  27 bin 494 iltica başvurusu yapıldı. Türkiye, iltica başvuru sıralamasında,  Suriye ve Afganistan’ın ardından üçüncü sırada yer aldı.

Ekim ayında ise Almanya’ya yapılan iltica başvurular sıralamasında Türkiye ikinci, Suriye birinci ve Afganistan üçüncü sırada yer aldı.

Almanya’da bu yıl ocak ayının başından ekim ayının sonuna kadar yapılan iltica başvurularının sayısı, 2023 yılındaki başvuru sayısının altında kaldı.

DW Türkçe‘nin aktardığına göre, Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) tarafından bugün yapılan açıklamaya göre, bu yılın ilk 10 ayında toplam 217 bin 780 iltica başvurusu yapıldı. İlk kez yapılan iltica başvurularının sayısı ise 199 bin 947 olarak kaydedildi. Geçen yıl ocak-ekim dönemindeki ilk kez yapılan iltica başvuru sayısı 267 bin olmuştu.

Başvurunun yapıldığı ülkeler sıralamasında, 27 bin 494 başvuru ile Türkiye, Suriye ve Afganistan’ın ardından üçüncü sırada yer aldı. Ocak-ekim döneminde Suriye’den toplam 68 bin 842, Afganistan’dan ise 32 bin 62 başvuru yapıldı. Türkiye’yi takip eden Irak’tan toplam 8 bin 2 başvuru, beşinci sıradaki Somali’den ise 6 bin 991 başvuru gerçekleşti.

Bu yılın ekim ayında ise toplam 19 bin 785 iltica başvurusu kayıtlara geçti. Ekim’de, başvurunun yapıldığı ülkeler sıralamasında Türkiye 2 bin 726 başvuru ile ikinci sıraya yerleşti. İlk sırada 7 bin 543 başvuru ile Suriye, üçüncü sırada ise 2 bin 320 başvuru ile Afganistan yer aldı.

BAMF’ın açıklamasına göre, ocak ayının başından ekim ayı sonuna kadar toplam 253 bin 970 başvuru karara bağlandı, bu başvuruların yüzde 45,7’si kabul edildi. Bir önceki yılın aynı döneminde ise 216 bin 603 başvuru karara bağlanmıştı.

Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, iltica başvurularındaki düşüşü “İltica sayılarındaki belirgin düşüş eğilimi sürüyor. Ekim 2024, Ekim 2023 ile karşılaştırıldığında yüzde 35 düşüş var. Bu keskin bir düşüş ve önemli bir rahatlama sağlıyor” sözleri ile değerlendirdi. Faeser, geçen yıla göre sınır dışı işlemlerinin de yüzde 22 arttığına dikkati çekti.

“Bu, düzensiz göçü sınırlandırmak için girişimlerimizin etkili olduğunu gösteriyor” diyen Sosyal Demokrat Partili (SPD) Bakan Faeser, Almanya’nın bütün kara sınırlarındaki kontroller, geri göndermeleri kolaylaştıran yasal düzenleme, iltica sürecinin dijitalleşmesi ve personel sayısının artırılması ile belirgin bir değişimi sağladıklarını ifade etti.

Almanya, düzensiz göçle mücadele ve iç güvenliğin artırılması hedefiyle eylül ayı ortasından itibaren bütün kara sınırlarında kontroller uygulamaya başlamıştı.

Paylaşın

Antonio Guterres: Dünya İklim Çöküşü Risklerini Hafife Alıyor

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, The Guardian’a verdiği röportajda, dünyanın hala felaket boyutunda iklim bozulması ve ekosistem çöküşü riskini hafife aldığını söyledi.

Guterres, hükümetlerin küresel ısınmayı güvenli seviyelerde sınırlamak için gereken sera gazı emisyonlarını derinlemesine azaltmaması nedeniyle insanlığın Amazon yağmur ormanları ve Grönland buz örtüsünün çökmesi gibi geri döndürülemez dönüm noktalarına yaklaştığını söyledi.

Antonio Guterres, Donald Trump’ın yeni başkanlığı döneminde ABD’nin Paris iklim anlaşmasından ikinci kez çekilmesinin süreci sekteye uğratabileceğini ancak anlaşmanın ayakta kalacağına inandığını söyledi.

Öte yandan küresel ısınmayla mücadele etmekle görevli Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) yakın tarihli bir raporuna göre, Dünya şu anda karbon emisyonlarında yalnızca yüzde 2,6’lık bir azalmaya ulaşma yolunda.

UNFCCC, 2015 anlaşmasına dahil olan yaklaşık 200 ülke tarafından sunulan karbon kesme planlarını analiz etti. Karbon azaltma planlarını önemli ölçüde hızlandırmazlarsa, Dünya’nın toplam ısınmasını sanayi öncesi seviyelerden 1,5º C daha sıcak tutmak imkansız olacak.

UNFCCC Yürütme Sekreteri Simon Stiell BBC’ye, “Raporun bulguları çarpıcı ama şaşırtıcı değil” dedi ve ekledi: “Mevcut iklim planları, küresel ısınmanın her ekonomiyi felç etmesini ve her ülkede milyarlarca hayatı ve geçim kaynağını mahvetmesini durdurmak için gerekenin çok gerisinde kalıyor.”

Bazı bilim insanları küresel ısınmayı sanayi öncesi eşiğin altında tutma olasılığını çoktan gözden çıkardı. Nature Climate Change dergisinde ağustos ayında yayınlanan bir araştırmanın yazarları, sanayi öncesi seviyelerin 1,6º C üzerinde bir sıcaklığın insanlığın bu noktada gerçekçi bir şekilde elde edebileceği en iyi sıcaklık olduğunu belirledi.

Yazarlar, karbon nötr enerji teknolojilerine nihai geçişe atıfta bulunarak, “Hızlandırılmış enerji talebi dönüşümü, 2º C’nin altında kalma maliyetlerini azaltabilir, ancak ısınmayı 1,6° C ile sınırlama olasılığını daha da artırmada yalnızca sınırlı bir etkiye sahip olabilir” diye yazdı.

Carnegie Bilim Enstitüsü Küresel Ekoloji Bölümü’nde atmosfer bilimcisi olan Dr. Ken Caldeira, “1,5 C’nin üzerinde bir yıl insanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir durum” demiş ve eklemişti: “Yine de, her karbondioksit emisyonunun küresel ısınmada bir artışa neden olduğunu hatırlamak önemlidir.”

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (United Nations Framework Convention on Climate Change / UNFCCC), Birleşmiş Milletler öncülüğünde imzalanan küresel ısınmaya yönelik hükûmetlerarası ilk çevre sözleşmesidir.

Sözleşme; insan kaynaklı çevresel kirliliklerin iklim üzerinde tehlikeli etkileri olduğunu kabul ederek atmosferdeki sera gazı oranlarını düşürmeyi ve bu gazların olumsuz etkilerini en aza indirerek belli bir seviyede tutmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda genel ilkeler, eylem stratejileri ve ülkelerin yükümlülüklerini düzenlemektedir

Sözleşme; hükûmetlerarası düzeyde iklim değişikliğine yönelik ilk çevre mutabakatı olmasıyla önemli olsa da yaptırım gücü zayıftır, taraf ülkeler iyi niyet düzeyinde sözleşmeyi desteklemişlerdir. Bu sözleşme kapsamında 1997 yılında imzalanan Kyoto Protokolü daha somut hedefler içermektedir.

Sözleşme (kısaca İDÇS), 1992 yılında Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen “Rio Çevre ve Kalkınma Konferansı”nda imzaya açılmış ve ülkelerin onaylamasıyla 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Konferansta ayrıca “Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi” ve “Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi” kabul edilmiştir.

Paylaşın

FAO: Küresel Gıda Fiyatları 18 Ayın Zirvesine Ulaştı

Gıda ve Tarım Örgütü (FOA), küresel gıda fiyatlarının ekim ayında bitkisel yağın maliyetindeki keskin artışla birlikte 18 ayın en yüksek seviyesine çıktığını bildirdi.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FOA), dünya gıda emtia fiyatlarını ölçtüğü Gıda Fiyat Endeksi, bitkisel yağ fiyatlarında yaşanan keskin artışın etkisiyle ekim ayında 18 ayın en yüksek seviyesine çıktı.

Endeks, ekim ayında ortalama 127,4 puan olurken, endeks eylül ayına göre yüzde 2,0 ve bir yıl öncesine göre yüzde 5,5 arttı. Bununla birlikte endeks, mart 2022 zirvesinin yüzde 20,5 altında kaldı.

Bitkisel yağ fiyatları, üretimle ilgili endişelerden kaynaklı ekim ayında yüzde 7,3 artarak iki yıllık zirveye ulaştı.

Tahıl fiyatları, buğday ve mısır ihracat fiyatlarındaki artışın etkisiyle ekim ayında yüzde 0,9 arttı. Mısır fiyatları da, Brezilya’daki güçlü iç talep ve ulaşım zorlukları nedeniyle kısmen arttı. Buna karşılık, pirinç fiyatları, ekim ayında yüzde 5,6 geriledi.

Şeker fiyatları, yüzde 2,6 artarken, süt ürünleri fiyatları ekim ayında yüzde 1,9 artarak geçen yılın aynı dönemine göre ortalama yüzde 21,4 yükseldi. Artış öncelikle uluslararası peynir ve tereyağı fiyatlarındaki artıştan kaynaklandı.

Gıda fiyatlarındaki genel yükseliş eğilimine karşı et fiyatları, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 0,3 düştü. Kümes hayvanı fiyatları ekim ayında hafif düşerken, küçükbaş hayvan eti fiyatları sabit kaldı. Buna karşılık, sığır eti fiyatları orta düzeyde arttı.

Gıda ve Tarım Örgütü (FOA), açlığı yok etmek ve beslenme şartlarını iyileştirmek amacıyla 1943’te kurulan ve 1946’da Birleşmiş Milletlerin uzmanlık kuruluşu haline gelen bir örgüttür.

Açlığa karşı mücadelede çok yönlü etkinlikleri vardır. Hükûmet ve teknik kuruluşların tarımı, ormancılığı ve balıkçılığı geliştirme projelerine aracı ve yardımcı olur. Bu tip konularda ülkeler düzeyinde teknik yardımlar sağlar. Eğitsel projeler geliştirerek, araştırmalar yapar ve seminerler verir.

Dünyadaki tarımsal ürünlerin üretimi, tüketimi, ticareti ve depolanması, tabii kaynakların geliştirilmesi, ağaçlandırma gibi konularda danışmanlık yapar. İstatistikler tutarak bültenler yayınlar.

Paylaşın