Erdoğan’dan Avrupa Birliği Çıkışı: Makul Bir İzahı Yok

Avrupa Siyasi Topluluğu Genel Oturumu’nda konuşan Erdoğan, “Türkiye gibi kıtanın refahı ve güvenliğine önemli katkılar sunan bir aday ülkenin katılım sürecinin yıllardır engellenmesinin makul bir izahı yoktur” dedi ve ekledi:

“Mevcut jeopolitik konjonktürde üyelik perspektifimizin güçlendirilmesinin, hem Avrupa’nın hem yakın coğrafyamızın yararına olacağı açıktır. Türkiye olarak, AB ile ilişkilerimizin sağlıklı bir zeminde ilerletilmesi için diyalog ve işbirliğine hazırız.”

AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de, Avrupa Siyasi Topluluğu Beşinci Zirvesi Genel Oturumu’nda hitap etti. Cumhuriyet’in aktardığına göre; Misafirperverliği ve nazik daveti için Macaristan Başbakanı Viktor Orban’a teşekkür eden Erdoğan, “Bugün burada Avrupa’nın yüzleştiği çok boyutlu güvenlik sınamalarını ele almak üzere toplanmış bulunuyoruz.” ifadesini kullandı.

Güvenlik sınamalarının yalnızca askeri tehditler, terörist saldırılar ve hibrit savaş taktiklerinden ibaret olmaktan çıktığını belirten Erdoğan, enerji arzından siber saldırılara, göç hareketlerinden salgınlara, uluslararası hukukun sistematik ihlallerinden savaşlara kadar geniş bir yelpazeye yayılan meydan okumaların herkesi etkilediğini bildirdi.

“Huzurumuza, istikrarımıza ve refahımıza kasteden tehditlerin önemli bir kısmı tek başımıza üstesinden gelemeyeceğimiz boyutlara varmıştır.” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa Siyasi Topluluğu’nu, kıtamıza yönelik ortak tehditleri samimi bir ortamda ele aldığımız bir platform olarak görüyoruz.

Türkiye, civar bölgelerle yakın kültürel bağları, güçlü ordusu, köklü devlet tecrübesi, ilkeli dış politikası ve yetişmiş insan kaynağıyla bir istikrar adası vazifesi görmeye devam edecektir. Avrupa coğrafyasında maalesef savaşın üçüncü yılını geride bırakıyoruz. Ukrayna’daki savaşın yol açtığı olumsuzluklar her geçen gün daha da derinleşiyor. Savaşın uzaması diplomasiye giderek daha az alan bırakıyor. Biz, en başından beri her iki tarafın da masada olduğu bir müzakere sürecini ve devamında kalıcı, adil bir barışa ulaşılmasını savunduk.”

Gecen hafta Kazan’da Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüğünü belirten Erdoğan, bu görüşmeden önce de Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha’yı Ankara’da kabul ettiğini hatırlattı. Erdoğan, her iki görüşmede de diplomasiye alan açılması yönündeki mesajlarını bir kez daha taraflara ilettiğini, barışın tesisi için üzerlerine düşen ne varsa yapmaya hazır olduklarını ve çözüme yönelik çabalara desteklerinin süreceğini ifade ettiklerini bildirdi.

Diğer yandan, yol açtığı yıkım ve sivil zayiat bakımından Ukrayna’daki savaştan çok daha büyük bir insanlık trajedisinin Orta Doğu’da yaşandığını belirten Erdoğan, şunları söyledi: “Gazze’de bir yıldır süren soykırım tüm insanlığın ortak utancıdır. Buna son dönemde Batı Şeria ve Lübnan’a gerçekleştirilen gayriahlaki ve gayrihukuki saldırılar da eklenmiştir.

Şunu vicdan sahibi herkes görüyor, kabul ve ikrar ediyor, 50 bine yaklaşan can kaybı dikkate alındığında ateşkesin ivedilikle sağlanması, kesintisiz ve yeterli miktarda insani yardımın bölgeye ulaşması için İsrail’e her boyutta baskı yapılması elzemdir. İsrail’in saldırganlığına kayıtsız şartsız destek verenler, işlenen suçların da ortağı haline geldiklerini bilmelidirler.”

Erdoğan, İsrail’e silah ve mühimmat transferinin durdurulmasını sağlamaya yönelik Birleşmiş Milletler’de bir girişim başlattıklarını, 50’yi aşkın ülke ve uluslararası kuruluşun imzasını taşıyan mektubu BM Genel Sekreteri’ne, BM Güvenlik Konseyi Kasım Ayı Dönem Başkanı Birleşik Krallık’a ve BM Genel Kurul Başkanı’na ilettiklerini belirtti.

Bir diğer önemli hususun da Filistin’in devlet olarak tanınması olduğunu vurgulayan Erdoğan, “İrlanda, Norveç, İspanya ve Slovenya’nın bu yönde attıkları adımları takdirle karşılıyor, kendilerini ülkem ve milletim adına tebrik ediyorum. Bu tanıma kararlarının, bölgede barış isteyen Avrupalı devletler için de bir emsal teşkil ettiğine inanıyorum. Küresel adalete ve barışa katkı vermeleri için Filistin’i henüz tanımayan tüm ülkelere bunu yapmaları çağrısında bulunuyorum.” ifadesini kullandı.

Terörizme karşı işbirliği ve dayanışma halinde, terör örgütleri arasında fark gözetmeksizin mücadelenin herkesin sorumluluğu olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti: “PKK terör örgütüyle mücadelede Avrupalı ortaklarımızdan somut işbirliği görmek istiyoruz. FETÖ’nün etkin varlık gösterdiği Avrupa ülkelerinden adli ve idari işbirliği taleplerimizin karşılanmasını bekliyoruz.

DEAŞ, ülkemizin de önemli katkılarıyla Suriye ve Irak’ta toprak hakimiyetini kaybetmiş olsa da küresel ölçekte güvenliği tehdit ediyor. Örgütün odağının kaymaya başladığı Batı Afrika ve Orta Asya’daki yabancı terörist savaşçı hareketliliğinin dikkatle takip edilmesini ve bu alanda işbirliğini önemsiyoruz.”

Erdoğan, Türkiye’nin, Avrupa-Atlantik bölgesinde barış, refah ve istikrar için bugüne kadar en çok katkı veren ülkeler arasında yer aldığına işaret ederek, “NATO’nun en önde gelen müttefiklerinden biri olarak, Asya-Pasifik’ten Kuzey Afrika’ya uzanan geniş coğrafyadaki ortaklarımızla istişareleri ve işbirliğimizi sürdürüyoruz.” diye konuştu.

“AB’nin savunma alanındaki gayretlerine Türkiye’nin tam olarak dahil edilmesi Avrupa’nın barış ve güvenliği için olmazsa olmazdır.” diyen Erdoğan, şunları kaydetti: “Avrupa Savunma Ajansına ve Avrupa Daimi Yapılandırılmış İşbirliği kapsamındaki projelere katılımımızın gecikmeksizin önünün açılmasını bekliyoruz. Avrupa’yı ve ötesini etkileyen geniş çaplı sorunlara çözüm bulunabilmesi için Türkiye’nin desteği şarttır.

Avrupa’da nefret, İslam karşıtlığı ve ırkçılık, sosyal uyumu ve istikrarı zedeliyor. Müslümanlar başta olmak üzere göçmenlere karşı artan ötekileştirme, ırkçılığın yeni bir yüzü olarak karşımıza çıkıyor. Yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığının yalnızca Müslümanları ve göçmenleri değil, toplumun tamamının huzur ve güvenliğini tehdit eden bir temel insan hakları sorunu olduğu artık kabullenilmelidir.

Küresel dengelerin yeniden kurulduğu böylesine belirsiz bir dönemde, hemen her alanda yeni ve etkin politikalar geliştirmemiz elzemdir. Daha derin işbirliği tesis etmemizin önündeki siyasi engellerin, ön yargılı birtakım tutumların artık geride bırakılması gerekiyor. Aksi takdirde, Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu fikri ve ekonomik dönüşümleri yakalaması mümkün olamayacaktır.”

Bu vesileyle Avrupa kıtasının güvenlik ve istikrarı için AB’nin genişleme politikasının önemine de dikkati çekmek istediğini belirten Erdoğan, “Hakkaniyetli bir genişleme politikasının Birliğin en önemli jeopolitik aracı olduğu açıktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, “Türkiye gibi kıtanın refahı ve güvenliğine önemli katkılar sunan bir aday ülkenin katılım sürecinin yıllardır engellenmesinin makul bir izahı yoktur. Mevcut jeopolitik konjonktürde üyelik perspektifimizin güçlendirilmesinin, hem Avrupa’nın hem yakın coğrafyamızın yararına olacağı açıktır. Türkiye olarak, AB ile ilişkilerimizin sağlıklı bir zeminde ilerletilmesi için diyalog ve işbirliğine hazırız.” dedi.

Paylaşın

MSB’den F-16 Açıklaması: Tedariki Süreci Olumlu Devam Ediyor

MSB, Türkiye’nin ABD’den F-16 savaş uçakları tedarik etmesine yönelik sürecin olumlu şekilde devam ettiğini bildirdi. Türkiye ile ABD arasında F-16 savaş uçağı alımıyla ilgili süreç 2021’den beri devam ediyor.

Türkiye, ABD’den 40 adet yeni F-16 savaş uçağı ve mevcut 79 adet F-16’nın modernize edilmesi ile bunlara ait mühimmat, malzeme ve teçhizat talep ediyor.

Türkiye F-16’ların yanısıra Almanya, İtalya, İngiltere ve İspanya ortak üretimi Eurofighter Typhoon jetleriyle de ilgileniyor ancak Berlin’in isteksizliği nedeniyle ilerleme kaydedilememesini eleştiriyor.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları, bakanlıktaki basın brifinginin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; ABD’de Donald Trump’ın kazandığı başkanlık seçimleri sonrasında Türkiye’nin F-16 tedariki konusunda sorun olup olmayacağı konusunda MSB kaynakları, savaş uçakları konusunda sözleşmelerin imzalandığını hatırlattı; “Süreç olumlu şekilde devam etmektedir” dedi.

Gazetecilere bilgi veren kaynaklar, “Türkiye-ABD ilişkileri zaman zaman ortaya çıkan sorunlara rağmen ortak değerlere ve çıkarlara dayanmaktadır. Ülkelerimiz, 75 yılı geride bırakan dünyanın en başat güvenlik örgütü NATO’nun önemli iki üyesidir. Türkiye-ABD ilişkilerinin, ABD seçim sonuçlarından bağımsız olarak stratejik müttefiklik temelinde ilerlemeyi sürdüreceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile ABD arasında F-16 savaş uçağı alımıyla ilgili süreç 2021’den beri devam ediyor. Ankara’nın önce Finlandiya sonra da İsveç’in NATO’ya üyelik protokollerini onaylamasının ardından Washington’dan yeni F-16 Block 70 savaş uçakları ve modernizasyon kiti alma talebi onaylanmıştı.

Ankara’nın 2021’de ABD’den talep ettiği F-16 uçakları ve modernizasyon kitleri için, yabancı ülkelere silah satışından sorumlu olan ABD Kongresi 2024 başında yeşil ışık yakmıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı da 6 Haziran’da Türkiye’nin bugüne kadarki en gelişmiş F-16’ları satın almak için teklif ve kabul mektubunu imzaladığını açıklamıştı.

Türkiye, ABD’den 40 adet yeni F-16 savaş uçağı ve mevcut 79 adet F-16’nın modernize edilmesi ile bunlara ait mühimmat, malzeme ve teçhizat talep ediyor. Savunma Bakanlığı, üretim ve modernizasyon faaliyetlerinin Türkiye’de yapılmasını önermişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül ayında BM Genel Kurulu için gittiği New York’ta ABD ile ilişkiler hakkında konuşurken, “F-16 modernizasyon projesi ile yeni bir sayfa açtığımızı umuyorum” demişti.

Erdoğan, ayrıca Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası’na (CAATSA) atıfta bulunarak, “Bu alandaki ihracat kısıtlamalarının kalıcı olarak kaldırılmasını bekliyoruz” diye konuşmuştu.

Türkiye, kurucu ortaklarından olduğu F-35 programından, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın almasının ardından çıkarılmış, Amerikalı yetkililer S-400’lerin beşinci nesil savaş uçağı olan F-35’ler için güvenlik riski oluşturduğunu belirtmişti.

2019 yılında Rusya’dan S-400 sistemi satın alan Türkiye, Rusya ile kapsamlı savunma işbirliği yapan ülkelere yaptırım öngören CAATSA kapsamında yaptırım uygulanan ilk NATO ülkesi olmuştu.

Türkiye F-16’ların yanısıra Almanya, İtalya, İngiltere ve İspanya ortak üretimi Eurofighter Typhoon jetleriyle de ilgileniyor ancak Berlin’in isteksizliği nedeniyle ilerleme kaydedilememesini eleştiriyor.

Paylaşın

Yeni Kayyımlar Atanacak İddiaları: Özel’den “MİT’e Talimat Verildi” Açıklaması

CHP Lideri Özgür Özel, yeni kayyımlar atanacak iddialarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bir kere Esenyurt meselesindeki tavrımız, tutumumuz, halkın seçtiği halkın hesap verir. Suç işlediyse mahkemeye hesap verir. Mahkeme sonuçlanıp kesinleşince halk adına kararını ilan eder. O güne kadar soruşturmanın başladığı gün kayyum atamak, mahkemeyi de halkı da tanımamaktır” dedi ve ekledi:

“Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız hakkında geçmişte olmuş ve soruşturmaya gerek duyulmamış hususları, birtakım soruşturma yürütülüyor falan. Bir taraftan da şunu duyuyorum; MİT’e verilmiş bir talimat ‘Eşeleyin eşeleyin, bir şeyler bulun’, işte bir türlü ilişkilendirmeler yapalım’. Buna kalkışmasınlar, her şeyden haberimiz var.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Karşıyaka Mezarlığı’nda gerçekleşen yazar ve yayıncı İlhan Erdost’u anma programı sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. BirGün’ün aktardığına göre; Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan hakkında soruşturma başlatılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Ben sayın Bakırhan’ın ifade ettiği görüşlere katılmıyorum” diyen Özel, “En sert şekilde de bu görüşlere karşı çıkıyorum ama söz söyledi, sözün cevabının sözle verilmesi gerekir” ifadelerini kullandı. Özel, şöyle devam etti: “Bir siyasi partinin genel başkanına kullandığı ifadelerden dolayı soruşturma başlatılalım, dokunulmazlık tartışması başlatalım falan, ülkeyi bu tip yönetmenin getirdiği durum ortada. Tuncer Bakırhan’ın tartışılan cümleleriyle herhangi bir mutabakatım olmadığı gibi en sert şekilde karşı çıkıyorum.”

Esenyurt’un ardından diğer belediyelere de kayyum atanacağı, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin de ismi geçtiği şeklindeki soruya Özel, “Bir kere Esenyurt meselesindeki tavrımız, tutumumuz, halkın seçtiği halkın hesap verir. Suç işlediyse mahkemeye hesap verir. Mahkeme sonuçlanıp kesinleşince halk adına kararını ilan eder. O güne kadar soruşturmanın başladığı gün kayyum atamak, mahkemeyi de halkı da tanımamaktır” ifadelerini kullandı.

Özel, şunları ifade etti: “Melih Gökçek’in trol orduları, Melih Gökçek’in birtakım operasyon adamları ve hesapları, şimdi de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız hakkında geçmişte olmuş ve soruşturmaya gerek duyulmamış hususları, birtakım soruşturma yürütülüyor falan. Bir taraftan da şunu duyuyorum; MİT’e verilmiş bir talimat ‘Eşeleyin eşeleyin, bir şeyler bulun’, işte bir türlü ilişkilendirmeler yapalım’. Buna kalkışmasınlar, her şeyden haberimiz var.

“Bu arada sayın MİT Başkanı’na bir yazı yazmıştım” diyen Özel, şunları kaydetti: “AK Parti Grubuna bir sunum yapmıştı, onlara ne sunumu yaptınız, bizim bilmemiz gereken ve bilmediğimiz ne var? Eğer AK Parti’nin FETÖ meselesinde kendi zaafiyeti varsa onu söyleyin, yok güvenlik ile ilgili bir bilgi ülkenin ikinci partisiyle paylaşılıyorsa, birinci partisinden niye esirgiyorsunuz demiştim. Sayın MİT Başkanı 29 Ekim’de yazıyı aldığını, hızla dönüş yapacağını söylemişti. O geri dönüşü bekliyoruz.”

“MİT’in içinde böyle bir şey olabileceğini düşünmüyorum” ifadesini kullanan Özel, “Ama MİT’in içine Saray’dan birilerinin ‘Bir şeyleri araştırın, Ankara Büyükşehir’i bu işlere karıştırın’ şeklinde bir yaklaşım olduğunu duymuş durumdayım. Bu konu hakkında da kısa sürede sayın MİT Başkanı’nı duyarlılık gösterip beni, partimi ve tüm siyasi partileri bilgilendirmesini bekliyorum” diye konuştu.

Dilruba Kayserioğlu ile ilgili yaptığı açıklamayı ve Kayserilioğlu’nun verdiği yanıt sorulan Özel, şunları söyledi: “Neyi nereden okudu bilmem. Doğruluyor aslında. Ben Dilruba geldi demedim. Bizim arkadaşlarımız İzmir’deki organizasyonu yapan arkadaşlar, il ive ilçe yönetimimiz, Dilruba’yı ziyaret ettiğim gün güya bana iyi bir şeyler yapacaklarını düşünerek yanımdaki koltuğa Dilruba’yı getirdiler. ‘Bu görüntü doğru değildir, belki Dilruba’nın düzeltmesinden sonra olsa olurdu’ dedim. İçeride de Dilruba’ya tutukluluğuna itiraz ediyoruz, çok yakında serbest kalacaksın, ne dediğini belki tam anlatamadın, bu konuda üzülenler olduysa ifadelerini düzeltmen iyi olur’ demiştim. Ben zaten Dilruba kendi geldi demedim.”

“Süleyman Soylu, siyasi bukalemundur”

Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun geçmişte ‘CHP iktidara gelirse Öcalan serbest kalır’ sözleri ve son olarak PKK lideri Abdullah Öcalan için yaptığı çağrıyı desteklemesi sorulan Özel, şunlar kaydetti:

“Süleyman Soylu, siyasi bukalemundur. Süleyman Soylu geçmişte Erdoğan’a neler diyordu, yanına çağırdı koşarak gitti. Erdoğan’ı en çok savunan oydu. Geçmişte çözüm süreci konusunda önce olumlamaları vardı, sonra çözüm süreci terkedildikten sonraki en sert ve hak ihlalleriyle dolu süreci de en çok savunan, o sürecin cellatlarından biriydi. Süleyman Soylu, siyasi bukalemundur. Teşbihte hata olmaz. Hayvanat bahçesini gezerken atın renk değiştirdiğini görürseniz şaşırırsınız. Bukalemunun renk değiştirdiğini gören niye şaşırsın!”

Paylaşın

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: Bahçeli’nin Çağrısı Önemli

Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısını değerlendiren DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “DEM Parti’nin bu konudaki tavrı merak edildiği için bir daha yenileyerek ifade edeceğiz. Bahçeli’nin önemli bulduğumuz tespitleri var. Sayın Öcalan’a yaptığı çağrı önemli bir çağrı. Muhataplığının kabulü tabii ki kritik. Teklifinde ısrarcı olduğunu söylemesi yine öyle. Arkasında durduğunu söylemesi DEM Parti açısından şüphesiz ki önemli açıklamalar. Yıllardır söylediğimiz tecrit tespiti önemli” dedi ve ekledi:

“DEM Parti’nin sanki tavrında bir belirsizlik varmış gibi tartışmalar sürüyor. En başta şu tespiti yapalım; bu doğru değil. Buradan spekülasyonlar yaratılmak isteniyor. DEM Parti’nin beklentisi çok açık. DEM Parti diyor ki biz Sayın Öcalan’ı duymuyoruz. Türkiye kamuoyu duymuyor. Tecrit sürüyor. 3 satır gibi görünen bu mesajın içinde çok mesaj var. Tecridi kaldırmıyorsunuz, sürdürüyorsunuz, Sayın Öcalan’ın mesajında dikkat çektiği koşullar sağlanmıyor, koşullar oluşursa ‘ben buna hazırım’ dedi.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısıyla gündeme yönelik açıklamalarda bulundu.

Ülkenin mevcut anayasa ile yönetilmediğini söyleyen Doğan, “Yani mevcuttaki darbe anayasası dahi hayata geçirilmiyor. Bu anayasal hakka nasıl müdahaleler görüyoruz günlerdir? İnsanlar vazgeçmeyecekler. Boşuna bu çabalar. Yıllardır bu yolu deniyorsunuz, yıllardır bu yöntemden medet umuyorsunuz. Yıllardır bu yöntemle insanların vazgeçeceklerini zannediyorsunuz. Vazgeçmiyorlar. Vazgeçmeyecekler. Bedeli ne olursa olsun vazgeçmeyeceklerini söylüyorlar. Kayyım değil, yerel demokrasi diyorlar. Darbe değil, özgürlükler için demokratik protesto hakkını kullanıyorlar. Peki siz ne yapıyorsunuz? Ters kelepçe, çocuklara gözaltı, sokaklarda olmaması gereken görüntülere neden oluyorsunuz. Hem insanların iradelerine kayyım atayacaksınız, hem de seçme ve seçilme hakkınız yok diyeceksiniz” diye konuştu.

Doğan, şunları söyledi: “Esenyurt’tan Halfeti’ye kadar, ‘Seçemezsiniz, nerede olursanız olun siz seçemezsiniz, seçilemezsiniz, demokratik siyaset yapamazsınız, milletvekili seçilirsiniz tutuklarız, hapsederiz, vekilliğinizi düşürürüz, belediye başkanı seçilirsiniz, seçtiğiniz belediye başkanının yerine memur atarız, atanmış biriyle yönetiriz, belediye meclis üyelerinizi tanımayız, belediye meclisini fesh ederiz, orada hangi siyasi partiden temsiliyet olursa olsun biz oraları yalnızca siz kazandığınız için size yönettirmeyiz’ deniliyor. Hem gasp edeceksiniz hem de bu gaspa karşı demokratik direniş hakkını kullanan insanlara anti demokratik muamele ile işkence uygulamaya kalkışacaksınız. Kim olduğu belli olmayan, bereli ve maskeli, pervasızca insanlara işkence uygulayan, kim oldukları belirsiz insanları sokağa indireceksiniz, sonra da hiçbir şey olmadığı gibi susacaksınız. Günlerdir soruyoruz, sokaklardaki bu şiddetin nedeni ne?”

Doğan, şöyle devam etti: “Bugüne kadar kayyımlarla ne kazanıldı? Kayyımların bugüne kadar Türkiye’ye faydası oldu mu? Yolsuzlukla, irade gaspıyla anılıyorsunuz. Darbeyle anılıyorsunuz. Bir de yetmiyor bu kayyım uygulamasının inkarı için yeni kavramlar arayışına girmişler. Geçici görevden uzaklaştırma gibi bir söz kurulmuş. Bugüne kadar kayyım atanıp yerine geri dönebilmiş kaç belediye başkanı eşbaşkanı var? Seçim süreci boyunca açık ve şeffaf bir şekilde davrandık. Kazandığımız seçim tekrar edildi, bir kez daha seçime girmek durumunda kaldık ve binlerce oy farkı ile tekrar kazandık. Yine kazanacağız. Vazgeçmeyeceğiz. Bu belediyeleri peşkeş çekmenize izin vermeyeceğiz. Halkın kaynaklarını bazı odakların hizmetine sunmak için bu belediyelerimiz bizden alınıyor.

Bahçeli’nin çağrılarına gelirsek; DEM Parti’nin bu konudaki tavrı merak edildiği için bir daha yenileyerek ifade edeceğiz. Bahçeli’nin önemli bulduğumuz tespitleri var. Sayın Öcalan’a yaptığı çağrı önemli bir çağrı. Muhataplığının kabulü tabii ki kritik. Teklifinde ısrarcı olduğunu söylemesi yine öyle. Arkasında durduğunu söylemesi DEM Parti açısından şüphesiz ki önemli açıklamalar. Yıllardır söylediğimiz tecrit tespiti önemli.

DEM Parti’nin sanki tavrında bir belirsizlik varmış gibi tartışmalar sürüyor. En başta şu tespiti yapalım; bu doğru değil. Buradan spekülasyonlar yaratılmak isteniyor. DEM Parti’nin beklentisi çok açık. DEM Parti diyor ki biz Sayın Öcalan’ı duymuyoruz. Türkiye kamuoyu duymuyor. Tecrit sürüyor. 3 satır gibi görünen bu mesajın içinde çok mesaj var. Tecridi kaldırmıyorsunuz, sürdürüyorsunuz, Sayın Öcalan’ın mesajında dikkat çektiği koşullar sağlanmıyor, koşullar oluşursa ‘ben buna hazırım’ dedi.

Biz de DEM Parti olarak hazır olduğumuzu söyledik. KCK açıklama yaptı, ‘Koşullar sağlanırsa varız’ dediler. Kamuoyu çözüme dair önerileri duymuyor. Bu tartışmalara hiçbir şekilde dahil edilmiyor. Sonra da ‘DEM Parti gereğini yapmıyor’ gibi yorumlar yapılıyor. DEM Parti mi iktidar? Bugün kim bu çağrıyı yapıyor; iktidar bloğu. Tecridi kim kaldırabilir; iktidar. Ne duruyorsunuz, niye yapmıyorsunuz, niye oluşturmuyorsunuz bu koşulları. Buyurun, biz hazırız, buradayız, çözüme varız, diyaloga varız. Ne bekliyorsunuz? Devlet bu konuda kararlı mı, hazır mı, bütüncül bir yaklaşımı var mı? diye sorduk. Yine soruyoruz; Devletin bu konuda bütüncül bir yaklaşımı var mı, devlet hazır mı? Biz zaten hazırız. Sayın Öcalan da hazır olduğunu söyledi. O halde sözün gereği yapılmalı ve artık ertelenmemeli.

“Birileri, Tuncer Bakırhan’ın konuşmasını maksatlı bir biçimde çarpıtıyor”

Tuncer Başkan bir kaç gün önce ‘Bizim heybemizde barış var diyalog var müzakere var. Bunun için ödenmiş bedeller, acılar, kayıplar, sürgünler var. Bunların son bulmasını istiyoruz’ demişti. Demek ki gerçekten Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan’ın dediği gibi heybelerinde kayyım var, soruşturma var. DEM Parti’yi susturma girişimi var. Eskiden geçen yıllardan hiç bir şey öğrenilmediği, aynı politikalarda ısrar edileceği ortada.

İçişleri Bakanlığı,  Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan’ın yaptığı konuşma dolayısıyla yasal işlem başlatmış. Bu konuşmada ne söylendiği son derece açık. Fakat bu konuşma farklı bir biçimde çarpıtıldı. Birileri çıkıp, Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan’ın konuşmasını maksatlı bir biçimde çarpıtıyor. Üstelik suç işleyerek. Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan’ın sözleri, ima etmediği bir bağlama çevrilmeye çalışılıyor. Tabi ki eş genel başkanımız şunu söylüyor; Biz bu gaspa karşı bu demokratik protesto hakkımızı ve direniş hakkımızı koruyacağız, mücadele edeceğiz.”

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

UEFA Avrupa Ligi: Galatasaray’dan Kritik Galibiyet

UEFA Avrupa Ligi 4. hafta maçında Galatasaray ile Tottenham, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. Hakem Lawrence Visser’in yönettiği karşılaşmadan Galatasaray, 3-2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın gollerini 6. dakikada Yunus Akgün ile 32 ve 39. dakikalarda Victor Osimhen attı. Tottenham’ın gollerini ise 18. dakikada Will Lankshear ve 69. dakikada Dominic Solanke kaydetti.

Galatasaray, bu sonucun ardından 10 puana yükseldi. Tottenham ise 9 puanda kaldı.

Bu sezon UEFA Avrupa Ligi’nde kaybetmeyen Cimbom, 3 galibiyet, 1 beraberlik aldı. Aslan bu süreçte PAOK’u 3-1 ve Elfsborg’u da 4-3 yenerken, RFS ile ise 1-1 berabere kaldı.

Hafta sonunda ligde Samsunspor ile karşı karşıya gelecek olan Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi’ndeki bir sonraki maç haftasında AZ Alkmaar deplasmanına gidecek.

6. dakikada Gabriel Sara’nın kullandığı serbest vuruşta top Tottenham savunmasından döndü. Yunus Akgün dönen topu ceza sahası dışından çektiği şutla takımını öne geçirdi: 1-0

19. dakikada savunma arkasına atılan pasta topla buluşan Brennan Johnson ceza sahasının ortasına çevirdi. Boş pozisyonda bulunan Will Lankshear ağları buldu: 1-1

32. dakikada savunma arkasına atılan pasta kaleciyle karşı karşıya kalan Osimhen güzel bir vuruşla Forster’i mağlup etmeyi başardı: 2-1

39. dakikada Dries Mertens’in ceza sahasında gönderdiği ortada altıpas önündeki Osimhen, meşin yuvarlak yere inmeden tek vuruşla takımını 2 farklı öne geçiren golü kaydetti: 3-1

69. dakikada Porro’nun ceza sahası sağ çaprazından son çizgiye inerek ön direğe ortaladığı meşin yuvarlağı Solanke topukla filelere yolladı: 3-2

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Lawrence Visser, Rien Vanyzere, Thibaud Nijssen

Galatasaray: Fernando Muslera, Kaan Ayhan, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz, Lucas Torreira, Gabirel Sara (Berkan Kutlu dk. 85), Yunus Akgün (Elias Jelert dk. 80), Dries Mertens (Hakim Ziyech dk. 73), Victor Osimhen (Kerem Demirbay dk. 80), Mauro Icardi (Michy Batshuayi dk. 85)

Tottenham: Fraser Forster, Pedrp Porro, Radu Draguşin, Ben Davies, Archie Gray, Yves Bissouma, James Maddison (Pape Sarr dk. 66), Lucas Bergvall (Dominic Solanke dk. 66), Brennan Johnson (Rodrigo Bentancur dk. 46), Heung-Min Son (Dejan Kulusevski dk. 46), William Lankshear

Goller: Yunus Akgün (dk. 6), Victor Osimhen (dk. 31 ve 39) (Galatasaray), William Lankshear (dk. 18), Dominic Solanke (dk. 69) (Tottenham)

Paylaşın

Evlenen Kadınların Soyadına İlişkin Teklif Geri Çekildi

9. Yargı Paketi içerisinde yer alan, evlenen kadınların kocasının soyadını almasını zorunlu kılan teklifin geri çekildiği açıklandı. Kadın hakları savunucuları yasa teklifinin TBMM’ye sunulmasına tepkili.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşülen 9’uncu Yargı Paketi’nde yer alan kadınların soyadına ilişkin düzenlemenin geri çekildiğini açıkladı.

Ali Mahir Başarır, “İki gündür CHP bir direnç gösteriyor. Kadın istediği soy ismini kullanır. Bu kadının takdirindedir. Buna müdahale etmek AK Parti iktidarının ya da grubunun haddi değildir” dedi.

Mücadele sonucunda söz konusu düzenlemenin tekliften çıkarıldığını belirten Başarır, “Ben grubuma, milletvekili arkadaşlarıma, kadın milletvekillerine, kadın örgütlerine, derneklerine, bu maddeye karşı çıkan milyonlarca Türk kadınına çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

İstanbul 8’inci Aile Mahkemesi, “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir” düzenlemesinin iptali için 2023 yılında AYM’ye başvurdu.

Mahkeme, başvurusunu erkeğin doğumla kazandığı soyadını ömrü boyunca kullanması mümkünken aynı hakkın kadına tanınmamasının eşitlik ilkesine bağdaşmadığı şeklinde gerekçelendirdi.

AYM de bu başvuruyu değerlendirerek hükmün iptaline karar vermiş, kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğunu ailenin “eşler arası eşitliğe” dayandığını vurgulamıştı. Kararda ayrıca kadının yargı yoluna başvurarak evlenmeden önceki soyadını kullanabildiği anımsatılmış, kadınların mahkeme kararı olmadan da evlenmeden önceki soyadını kullanabilmesinin önü açılmıştı.

Nisan 2023’te çıkan kararın 9 ay sonra uygulamaya geçmesi öngörülmüştü. Temmuz ayında TBMM’ye sunulan 9. Yargı Paketi olarak bilinen “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, AYM’nin karınların soyadına ilişkin kararını dikkate almayarak eski uygulanın devamını öngören bir kanun maddesi önerdi.

Yeni pakette kadının evlenmeden önceki soyadının ancak kocasının soyadıyla birlikte kullanması yer aldı. Maddenin gerekçesinde ise “anne babanın ayrı soyadı kullanmalarının çocuk üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği ve çocuğun hangi soyadını kullanacağı tartışma konusu haline gelebileceği” ifadeleri kullanıldı.

Peki hangi ülkelerde kadınlar evlenmeden önceki soyadını kullanmaya devam edebiliyor?

ABD, Birleşik Krallık, Hollanda, Fransa, Belçika ve İtalya gibi ülkelerde kadınlar evlendikten sonra evlenmeden önceki soyadlarını kullanmaya devam edebiliyorlar. Pek çok ülkede çocuklar babanın soyadını alıyor. Fransa gibi kimi ülkelerde çocukların hangi soyadını kullanacaklarına ebeveynler birlikte karar veriyor.

Paylaşın

“Asgari Ücret”in Alım Gücü Yüzde 40 Eridi

Asgari ücretin alım gücü yılbaşından buyana yüzde 39.77 eriyerek 12 bin 164 liraya geriledi. Temmuz ayında 12 bin 500 liraya çıkarılan en düşük emekli maaşı da bin 345 lira eriyerek 11 bin 155 liraya düştü.

Temmuz ayında 42 bin 750 lira olan üniversite mezunu devlet memuru maaşının bugünkü alım gücü 37 bin 989 liraya, öğretmen maaşı ise 41 bin 844 liradan 37 bin 341 liraya düştü.

Bu yıl 17 bin 2 lira olarak belirlenen asgari ücretin alım gücü, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon verilerine göre 10 ayda 12 bin 164 liraya gerilerken düşük emekli maaşının alım gücü ise 11 bin 156 TL’ye düştü. İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) enflasyon verilerine göre asgari ücret 11 bin 482 liraya, Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verilerine göre ise 9 bin 999 liraya kadar indi.

Temmuz ayında zam yapılmayan asgari ücretin alım gücü TÜİK enflasyon verileriyle yılın başından bu yana 4 bin 838 lira eriyerek 12 bin 164 liraya düştü. İTO’nun enflasyonuna göre asgari ücret 11 bin 482 liraya, ENAG’ın enflasyon verilerine göre ise 9 bin 999 liraya geriledi.

2025’te uygulanacak asgari ücret için görüşmeler aralık ayında yapılacak. Yeni zam oranının 2025’in enflasyon tahminlerine göre belirlenmesi planlanırken kulislerde yüzde 25-30 civarında bir artış konuşuluyor. Alım gücü açısından yılın başındaki 17 bin 2 lira asgari ücret, TÜİK verilerine göre yüzde 39.77 oranında düşüşle 12 bin 164 liraya indi.

Temmuz ayında 12 bin 500 liraya çıkarılan en düşük emekli maaşı, dört ayda TÜİK enflasyonuna göre 1.345 lira eriyerek 11 bin 155 liraya düştü. İTO enflasyonuna göre bu düşüş 1.592 lira olurken, ENAG verilerine göre erime 2 bin 243 liraya ulaştı.

TÜİK verilerine göre temmuz ayında 42 bin 750 lira olan üniversite mezunu devlet memuru maaşının bugünkü alım gücü 37 bin 989 liraya, öğretmen maaşı ise 41 bin 844 liradan 37 bin 341 liraya düştü.

Profesör maaşı ise 83 bin 457 liradan 74 bin 475 liraya geriledi. Tüm çalışanların maaşlarındaki 4 aylık erime yüzde 12.06 olarak kaydedildi. Temmuzda zam almayan özel sektör çalışanlarının maaşlarındaki erime TÜİK’e göre yüzde 39.77, ENAG verilerine göre ise yüzde 70.03’ü buldu.

(Kaynak: Cumhuriyet)

Paylaşın

Copernicus: 2024 Kayıtlardaki En Sıcak Yıl Olacak

AB’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), 2024 yılının kayıtlardaki en sıcak yıl olmaya doğru ilerlediğini ve yıllık küresel sıcaklığın ilk kez sanayi öncesi seviyelerin 1,5 santigrat derece üzerinde olmasının tahmin edildiğini açıkladı.

Haber Merkezi / C3S açıklamasında, 2024’ün önceki sıcaklık rekorlarını geçeceğinin artık “neredeyse kesin” olduğunu, yılın geri kalan aylarındaki ortalama sıcaklık anomalisinin yeni bir zirveye ulaşmaması için neredeyse sıfıra düşmesi gerektiğini belirtti.

C3S verileri, 2024 yılının ilk 10 ayı için küresel ortalama sıcaklığın, 1991 – 2020 temel çizgisinin 0,71 santigrat derece üzerinde olduğunu ve bu dönemde kaydedilen en yüksek seviyeye işaret ettiğini gösterdi.

C3S’ye göre, Ekim 2024’te sanayi öncesi seviyelerin 1,65 santigrat derece üzerinde sıcaklıklar kaydedildi; bu, küresel ortalama yüzey hava sıcaklığının sanayi öncesi seviyelerin 1,5 santigrat derece üzerine çıktığı 16 aylık dönemde 15’inci oldu.

2023’te sıcaklıkların sanayi öncesi seviyelerin 1,48 santigrat derece üzerinde görüldüğü göz önüne alındığında C3S, 2024’teki yıllık sıcaklığın sanayi öncesi seviyelerin 1,5 santigrat derece üzerinde olacağını ve muhtemelen 1,55 santigrat dereceyi aşacağını tahmin ediyor.

C3S direktör yardımcısı Samantha Burgess, bu eğilimin “küresel sıcaklık kayıtlarında yeni bir dönüm noktası” olduğunun altını çizerek, Azerbaycan’ın Bakü kentinde yapılacak olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP29) öncesinde harekete geçilmesi yönünde çağrıda bulundu.

Yüksek sıcaklıklar temel olarak insan kaynaklı iklim değişikliğinden kaynaklanıyor. Bilim insanları, küresel ısınmanın COP29 öncesinde bir alarm zili görevi görmesi gerektiğini söylüyor.

Reading Üniversitesi’nde iklim bilimi profesörü olan Ed Hawkins, “2025 ve sonrasında neler olacağını izleyeceğiz” diyor. Prof. Hawkins, “Daha sıcak hava koşulları fırtınaları daha şiddetli, sıcak hava dalgalarını daha sıcak ve yağışları daha şiddetli hale getiriyor” diyor ve ekliyor:

“Küresel sıcaklıkları net sıfır emisyona ulaşarak dengelemek, bu felaketlerin maliyetlerine ekleme yapmayı durdurmanın tek yoludur.”

Paylaşın

KİT’lerin Görev Zararı 180 Milyar Lira

KİT’lerin görev zararı 2023 yılında önceki yıla göre yüzde 820 oranında artışla 179,62 milyar lira oldu. 2018 yılına kadar merkezi bütçe içerisinde “görev zararı” olarak belirtilen bu gider kaleminin ismi daha sonra artan zararın yarattığı olumsuz algı nedeniyle “görevlendirme bedeli” olarak değiştirildi.

2019 yılında 1,67 milyar TL olan görev zararı 2020’de 2,10 milyar TL’ye, 2021’de 23,84 milyar TL’ye çıktı. 2022 yılında 19,52 milyar TL’ye gerilese de 2023 yılında yaklaşık 9 kat artarak 179,62 milyar TL’ye ulaştı. 2023 yılında yapılan toplam görevlendirme bedeli ödemelerinin yüzde 43,2’si EÜAŞ’a, yüzde 41,2’si BOTAŞ’a, yüzde 11,9’u ise TMO’ya yapılan ödemelerden kaynaklandı.

İktidarın kötü yönetim örneği olan ve seçim dönemlerinde propaganda aracına dönüştürülen Kamu İktisadi Teşebbüsleri’nin (KİT), görev zararı bir önceki yıla göre yüzde 820 oranında büyüdü. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın genel seçimlerin yapıldığı 2023 yılına ilişkin Kamu İşletmeleri Raporu, arpalığa dönüşen KİT’lerin mali durumlarını açığa çıkardı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre; 2023 yılında 179,62 milyar TL oldu. 2023 yılsonu itibarıyla 8 kuruluşa görevlendirme bedeli ödemesi yapıldı.

2018 yılına kadar merkezi bütçe içerisinde “görev zararı” olarak belirtilen bu gider kaleminin ismi daha sonra artan zararın yarattığı olumsuz algı nedeniyle “görevlendirme bedeli” olarak değiştirildi.

Rapor, KİT’lerin ‘görevlendirme bedelinin’ son beş yıl içerisinde devasa büyüklüğe ulaştığını gözler önüne serdi. 2019 yılında 1,67 milyar TL olan görev zararı 2020’de 2,10 milyar TL’ye, 2021’de 23,84 milyar TL’ye çıktı. 2022 yılında 19,52 milyar TL’ye gerilese de 2023 yılında yaklaşık 9 kat artarak 179,62 milyar TL’ye ulaştı. 2023 yılında yapılan toplam görevlendirme bedeli ödemelerinin yüzde 43,2’si EÜAŞ’a, yüzde 41,2’si BOTAŞ’a, yüzde 11,9’u ise TMO’ya yapılan ödemelerden kaynaklandı.

Seçim dönemlerinde artan gıda enflasyonunun yarattığı toplumsal tepkinin önüne geçmek için ucuz gıda ürünlerinin satıldığı Tarım Kredi Kooperatifleri’ne (TKK) ve kamu sermayeli bankalara yapılan gelir kaybı ödemeleri 2023 yılında önceki yıla göre yüzde 92 artarak 37,17 milyar liraya çıktı. 2019 yılında 5,21 milyar TL, 2020 yılında 7,50 milyar TL, 2021 yılında 9,96 milyar TL ve 2022 yılında 19,35 milyar TL gelir kaybı ödemesi adı altında bütçeden aktarıldı.

KİT’lerde 2019 yılında ortalama 100 bin 516 kişi istihdam edilmekte iken bu sayı 2023 yılında 98 bin 922 kişiye geriledi. KİT’lerin toplam istihdam gideri bir önceki yıla göre yüzde 109,7 artarak 62 milyar TL olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Dikkat Çeken Rapor: Türkiye’de 613 Bin Çocuk Eğitimin Dışında

2023 – 2024 eğitim öğretim yılı içerisinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 612 bin 814 çocuğun eğitimin dışında kaldığı, bu sayının bir önceki yıla kıyasla yüzde 38,4 oranında arttığı ifade edildi.

15 – 17 yaş grubunda eğitim dışındaki çocuk oranının en yüksek olduğu iller yüzde 35,6’yla Muş, yüzde 32,4’le Ağrı ve yüzde 28,7’le Gümüşhane olduğu, 15 – 17 yaş grubunda eğitim dışındaki öğrencilerin ise Orta Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da yoğunlaştığı belirtildi.

Eğitim Reformu Girişimi (ERG), Eğitim Gözleme Raporu 2024’ü (EİR) İstanbul Karaköy’de bulunan Minerva Han’da düzenlenen etkinlikle açıkladı.

BirGün’ün aktardığına göre; Politika Analistleri Kayıhan Kesbiç ile Özgenur Korlu, Kıdemli Politika Analisti Ekin Gamze Gencer ve Araştırmacı Gülen Naz Terzi’nin hazırladığı raporda, eğitim politikaları “nitelikli eğitimi izlemek için temel göstergeler”, “eğitimde yönetişim”, “öğretmenler” ve “ekonomik kriz ve eğitim” olmak üzere dört ana başlıkta incelendi.

2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 612 bin 814 çocuğun eğitimin dışında kaldığına dikkat çekilen raporda bu sayının bir önceki yıla kıyasla yüzde 38,4 oranında arttığı ifade edildi. Geçici koruma altındaki Suriyeli göçmen çocukların 199 bin 87’sinin yabancı uyruklu çocukların 43 bin 273’ünün örgün eğitim dışında kaldığı belirtilen raporda ülke geneli ise bu sayının 855 bin 174’e ulaştığı ifade edildi.

Rapora göre, 15-17 yaş grubunda eğitim dışındaki çocuk oranının en yüksek olduğu iller yüzde 35,6’yla Muş, yüzde 32,4’le Ağrı ve yüzde 28,7’le Gümüşhane. 15-17 yaş grubunda eğitim dışındaki öğrencilerin ise Orta Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da yoğunlaştığı belirtilen raporda Siirt, Bitlis ve Ağrı’da 17 yaşındaki her üç kız çocuğundan birinin eğitim dışında olduğu vurgulandı.

17-20 yaş grubunda zorunlu eğitim çağındaki her 20 çocuktan birinin eğitim dışında olduğuna dikkat çekilen bu sayının 612 bin 814 olduğu ifade edildi. Eğitim dışındaki çocuk oranın en düşük yüzde 0,5 ile Rize’de iken en yüksek yüzde 35,6 ile Muş olurken 15-17 yaş grubundaki yaklaşık 8 çocuktan birinin eğitim dışında kaldığı belirtildi.

Paylaşın