SES’ten Kamu Çalışanlarına Grev Çağrısı

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi kamu çalışanlarına verilen maaş zammının enflasyonda eridiğini belirterek 8 Şubat’ta greve gitme çağrısı yaptı. Sağlık çalışanlarının yanı sıra hekimler de greve gideceklerini açıklamıştı.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şubesi, kamu çalışanlarına 2022’nin ilk 6 aylık dilimi için verilen maaş zammının ocak ayı enflasyonuyla eridiğini belirterek greve gitme çağrısında bulundu.

SES’ten yapılan yazılı açıklamada, “Tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini, geleceklerine sahip çıkmak için, çalışırken ve emeklilikte insanca yaşamaya yetecek ücret için mücadeleye çağırıyoruz ve 8 Şubat’ta gerçekleştireceğimiz ‘g(ö)revimize’ katılma çağrısı yapıyoruz” denildi.

“Enflasyonun gerisinde kaldı”

2021 yılı Sağlık Bakanlığı bütçesinde sağlık çalışanlarına verilen pay 30,7 milyar iken 2022 bütçesinde bu tutarın yüzde 32 artış ile 40,6 milyar TL’ye çıkarıldığını belirten sendika, “Bütçede emekçilere ayrılan kaynak yüzde 32 artırılırken 2022 ocak ayı itibariyle yıllık enflasyon yüzde 48,69 olarak gerçekleşmiş olup, enflasyon oranı sağlık emekçilerine ayrılan bütçeyi reel olarak 2021 yılının gerisine düşürmüştür” eleştirisinde bulundu.

2022 yılının ilk 6 ayında kamu çalışanlarına verilen yüzde 7,5’lik zammın ocak ayı için açıklanan yüzde 11,10’luk enflasyonun çok altında olduğunu belirten SES, kamu çalışanlarına 6 aylık dönem için verilen zammın daha ilk ayın yarısında tükendiğini, ileriye dönük 5,5 aylık dönemde reel gelirlerin de eriyeceği bir döneme girildiğini kaydetti.

Hekimler de greve gidiyor

Sağlık çalışanlarının yanı sıra hekimler de greve gideceklerini açıklamıştı. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ücret yetersizliği ve sağlıkta şiddet nedeniyle 8 Şubat’ta “G(ö)REV” başlıklı bir çağrıda bulunmuştu. Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) da 17-18 Şubat’ta iş bırakacağını açıklamıştı.

Paylaşın

Alper Taş: 2023’te 100 Yılın Hesaplaşması Yaşanacak

Katıldığı bir etkinlikte 2023 seçimlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Sol Partili Alper Taş, ‘‘100 yılın hesaplaşmasını yaşayacağız. Bir kriz sarmalının içerisindeyiz. Kriz basit bir ekonomik kriz değil. Bu krizden son çıkış olacak ve sol çıkış olacak. Bu krize sosyalizmle yanıt vermek zorundayız. Solsuz ve sosyalizmsiz bir hayat istediler, fakat yaşadığımız krizin kaynağı emperyalist ve kapitalist sistemdir. Bunları yenmedikçe krizler yaşamaya devam edeceğiz’’ dedi. 

Sol Parti Denizli İl Örgütü, Merkezefendi Kültür Merkezi’nde “Ekonomik vesiyasi krizin şifreleri ve krizden sol çıkış” başlığı ile söyleşi gerçekleştirdi. Sol Parti PM Üyesi Alper Taş ve Birgün Gazetesi Ekonomi Editörü Ozan Gündoğdu’nun konuşmacı olduğu söyleşiye oda, sendika ve siyasi parti temsilcileri de katıldı. Ozan Gündoğdu ekonomi özelinde bir sunum yaparken Alper Taş krizi ve çıkışı siyasal boyutuyla ele aldı.

Ekonomist tanımıyla söze başlayan Ozan Gündoğdu, “Günümüzde ekonomist deyince, uzmanlaşmış, popüler, finansa indirgenen bir algı yaygın. Dolar, altın ne olacak sorusu akla geliyor. Ekonomistler ekonomi konuşsun siyasetten uzak dursun tezi bizim asıl uzak durmamız gereken bir tez” diye konuştu. Ekonomi politikadaki müdahale ve değişiklikleri sıralayan Gündoğdu, faiz indirirken rezerv eritme taktiğinin geçmişte kısa vadeli etki yarattığını fakat son süreçte yüksek enflasyon nedeniyle politik faiz ile kredi faizi arasındaki bağın koptuğunu ve bu taktiğin artık kısa vadelide etki yaratamadığını ifade etti.

“Millet İttifakı stratejik bir hata yapıyor”

Ekonomideki kötü gidişatın süreceğini belirten Gündoğdu, AKP’nin 2023’ün ilk çeyreğinde görece bir iyileştirme ile beklenti yaratma ihtimaline işaret ederek Millet İttifakı’nın ‘Bekleyelim gidecekler’ tutumunu eleştirdi. Gündoğdu, “Millet İttifakı stratejik bir hata yapıyor. Ana akım parlamenter muhalefetteki bu bekleme halinin son derece tehlikeli olduğunu düşünüyorum. 2023’e kalmadan muhalefetin bir ekonomik program çıkarması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Yaşanan sürecin çok kritik olduğunun altını çizen Sol Parti PM Üyesi Alper Taş, ‘Krizler zamanı’, ‘Çoklu kriz’ değerlendirmeleri yapıldığını ifade ederek süreci ‘Krizler sarmalı’ olarak değerlendirdi.

Krizden çıkışın kapitalizmden kurtulmakla mümkün olduğunu vurgulayan Taş, “Solsuz ve sosyalizimsiz bir dünyayı çok istediler ve bunu becerdiler, 89’dan bu yana yaşıyoruz. Neler anlattılar? Huzur olacak, adalet olacak, eşitlik olacak, zenginlik olacak barış olacak. İdeolojilerin sonunu ilan ettiler. Bunu diyenler 2008’de ABD’de başlayan finansal krizle bütün dünyada kriz tartışması yapmaya başladılar. Burjuva iktisatçılar bile Marx’ı yeniden keşfetmeye başladı. Kapitalist, emperyalist sistemin krizi 2022’de derinleşerek devam ediyor. Bu emperyalist, kapitalist sistemden kurtulmadığımız sürece krizden çıkmak mümkün değil. Krizlerden kriz beğeneceğiz maalesef. ‘Sınıf bitti’ dediler, bakın sınıf ayakta Türkiye’nin dünyanın her yerinde. Sınıf mücadelesi yeniden tarihin öznesi olmaya başlıyor. ‘Sınıf bitti’ dediler tarihin en büyük sınıf zulmünü bütün emekçilere uyguladılar. Sınıf bitti diyenlerin döneminde sınıfın sayısı arttı. Emeğin ve proletaryanın niceliği arttı. Sınıfa en büyük saldırı sınıf bitti edebiyatının yapıldığı dönemde yapıldı. Bu edebiyatın sonuna geldik” ifadelerini kullandı.

“Siyaset yeniden saflaşacaktır”

Göçmen ve mülteciliğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan Taş, “Berlin Duvarı’nı yıkmakla övünenler, dünyanın her tarafına duvar örüyor. Duvarlardan geçilmeyen bir dünya haline geldik. En son Edirne’de mülteciler donarak öldüler. ‘Duvarı yıktık’ diyenler duvarlar örüyorlar. Mültecilik ve göçmenlik 21. yüzyılın en temel meselesidir. Önümüzdeki dönem bizi en çok meşgul edecek meselelerden biri budur. Çok önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Siyaset bu meseleye verilen yanıtlarla yeniden saflaşacaktır. Kriz derinleştikçe bu krizin bütün sorumluluğunu bu yoksul göçmenlere yıkarak, onları hedef göstererek o doğrultuda milliyetçi, faşist hareketleri güçlendirerek krizin bütün sorumluluğunu mültecilere yükleyeceklerdir. Duyarlılık içerisinde olalım” sözleriyle mülteci sorununa dikkat çekti.

Söyleşi sonunda soru cevap kısmında Gündoğdu, yeni kuşağın internet alışkanlığı ve kağıt fiyatlarında yaşanan krizle birlikte basılı gazetelerin yaşadığı zorlukları aktardı.

(Kaynak: Evrensel)

Paylaşın

Bankaların Verdiği Krediler 4,9 Trilyon Liraya Ulaştı

Yüksek enflasyon ortamında yurttaş temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kredilere yükleniyor. Enflasyonun yüzde 48,9 olduğu ocak ayında Türk Lirası krediler yüzde 2’lik artış gösterdi. Yükselen faiz oranları kredi kullanımını sınırlandırsa da bankaların verdiği krediler 24 -31 Ocak günleri arasında, 17 milyar lira artarak 4 trilyon 962 milyar liraya yükseldi.

Bankaların zamanında tahsil edemediği için takibe aldıkları krediler ise söz dönemde 1,5 milyar lira artarak 161,2 milyar liraya çıktı. Geliri enflasyon karşısında reel olarak eriyen yurttaşlar faiz oranlarındaki yükselmeye rağmen bankalara borçlanmaya devam ediyor.

Ocakta yüzde 11,1’lik enflasyon 4 bin 250 lira olan yeni asgari ücretin 472 lirasını silip götürdü. Satın alma gücü açısından ise toplam 1490 lira. Hal böyle olunca yurttaş kaybını karşılamak için bankanın yolunu tutuyor.

Bireylerin bankalara ve finansman şirketlerine olan konut, taşıt, ihtiyaç ve kredi kartı borcu 21-28 Ocak haftasında 7,2 milyar lira artarak 1 trilyon 27 milyar liraya yükseldi. Bu borcun 26,2 milyar lirası vadesinde ödenmediği için takibe alınan kredi ve kredi kartı borçlarından oluşuyor. Yurttaşların bankalar ve finansman şirketlerine olan borcunun 810 milyar lirası bireysel (konut, otomobil, ihtiyaç) kredilerinden, 217 milyar lirası da kredi kartlarından kaynaklanıyor. Son hafta tüketici kredilerinde 2,3 milyar liralık, kredi kartı borçları ise 4,9 milyar liralık artış yaşandı.

Yurttaşların sadece bankalara olan kredi kartı ve tüketici kredisi borçları 1 trilyon 27 milyar liraya ulaştı. Vatandaşların vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icraya verilen takipteki borçları da 19,9 milyar lirası tüketici kredilerinden, 6,3 milyar lirası da kredi kartlarından olmak üzere toplam 26,2 milyar lira düzeyinde bulunuyor.

Yılın ilk günü yürürlüğe giren ve domino etkisi yaratan zamlar küçük işletmelerin de belini büküyor. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, biriken borçlar nedeniyle yapılandırması bozulan esnafın zor zamanlardan geçirdiğini kaydetti. Elektrik, doğalgaz, mazot, benzin ve LPG’ye yapılan zamlarla ilgili konuşan Palandöken, elektrikteki zamların geri alınmasını ve esnafa özel bir tarife uygulanması yönünde çağrı yaptı.

Palandöken, “Esnafın mağduriyetin giderilmesiyle ilgili mutlaka bir çözüm bekliyoruz. Konut da dahil olmak üzere esnafın kullandığı elektrik faturaları astronomik oranda yükseldi. Esnafın bunu ödemesi mümkün değil. Ve esnaf, ‘Bizim bu söylemlerimiz dikkate alınsın. Bu faturaları ödeyecek güçte değiliz’ diyor” şeklinde konuştu.

KOBİ’lerin bankacılık sektörüne olan borcu geçen yıl 225 milyar lira artarak 1 trilyon 131 milyar liraya kadar yükseldi. Bu borcun 56,8 milyar liralık kısmı KOBİ’lerin zamanında ödeyemediği için bankalar tarafından takibe alınan rakamdan oluşuyor. Aynı bankada birden fazla kredi borcu bulunanlar tek, farkı bankalara borçlu olanlar ise borç hesabı sayısı kadar sayıldığında toplam 4 milyon 144 bin KOBİ niteliğinde kredi borçlusu bulunuyor. Bunların 299 bin lirası takipte bulunuyor.

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

‘Tansu Çiller Yeni Parti Kuruyor’ İddiası

Eski Başbakan Tansu Çiller’in, yeni bir parti kurma hazırlığında olduğu ileri sürüldü. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan İYİ Partili Koray Aydın, “Şu anda siyasi alanda boşluk yok, Tansu Çiller’in de itibarı yok, ciddiye alan da yok. Biz de parti olarak ciddiye almıyoruz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, Sözcü gazetesi yazarı Ruhat Mengi’ye açıklamalarda bulundu.

Eski başbakanlardan Tansu Çiller’in yeni bir parti kuracağı iddiaları hakkındaki soruya, “Böyle bir partiyi kurmak istiyorlar ve bol vaatlerle insanları çekmeye çalışıyorlar. Bu partinin görev alanı, tek hedefi sadece İYİ Parti’dir, yüzde yüz böyledir, bunun şüphesi yok” yanıtını veren Koray Aydın, “Tansu Çiller, AK Parti’den oy koparan İYİ Parti’nin oylarını kırmaya çalışmak için Erdoğan tarafından görevlendirilmiş, “İYİ Parti’nin bulunduğu yerde ne yapabilirsen kardır” anlayışıyla iktidar tarafından desteklenen, maddi imkanları iktidar tarafından sağlanan bir proje kişisidir” diye konuştu.

Koray Aydın, konuyla ilgili “Kuracağı parti de böyle bir projenin partisidir. Ama şu anda parti kuracak zemini inşa edemedi çünkü görüşme yaptığı insanların yüzde 97’sinden karşılık alamıyor. Bu bakımdan, parti  kursa bile sadece genel merkezi olan bir tabela partisi gibi olur” dedi.

“Şu anda siyasi alanda boşluk yok, Tansu Çiller’in de itibarı yok, ciddiye alan da yok. Biz de parti olarak ciddiye almıyoruz” diyen Aydın, “Ben bu konuyu takip ediyorum, gördüğüm kadarıyla; sıfır diyecektim ama iyi bir rakam olur, ekside. O şu anda Recep Tayyip Erdoğan’ın emir eri pozisyonunda biridir, siyasal görevi Tayyip Erdoğan’ın verdiği görevdir. Benim tavsiyem; boşuna bu işlerle uğraşmasın, evine gitsin, evinde otursun, onun Türkiye’de artık yapacağı bir şey de kalmamıştır” ifadelerini kullandı. 

Paylaşın

Erdoğan’ın Kovid 19’a Yakalanmasıyla İlgili Bazı Paylaşımlara Soruşturma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın yeni tip koronavirüs (Kovid 19) testlerinin pozitif çıkmasının ardından sosyal medyada bu konuda yapılan bazı paylaşımlar hakkında İstanbul ve Ankara’da soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bazı paylaşımların hakaret içerikli olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldığını açıklayarak, “Sayın Cumhurbaşkanımızın rahatsızlığı ile ilgili suç teşkil eden paylaşımlara yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından re’sen soruşturma başlatılmıştır” ifadesine yer verdi.

Soruşturma kapsamında Erdoğan’a yönelik hakaret içerikli paylaşımlarda bulunduğu gerekçesiyle Pınar Ö. adlı kişi İstanbul Bağcılar’da gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü Ö.’nün gözaltına alındığını doğruladı.

Ankara’da da soruşturma başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da İstanbul gibi Erdoğan’ın rahatsızlığına ilişkin bazı sosyal medya paylaşımlarına yönelik soruşturma başlattı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“5 Şubat 2022 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı tarafından kendisi ve eşinin Covid-19 test sonucunun pozitif çıktığı ve sağlık durumunun iyi olduğu yönünde sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımını ilgi tutarak yapılan bir kısım paylaşımlarda; Cumhurbaşkanı’na hakaret, dini değerleri aşağılama vs suç teşkil eden ifadelerle ilgili olarak, Cumhuriyet Başsavcılığımız yetkisinde tespit edilen şüpheliler hakkında re’sen soruşturma başlatılmış olup konuyla ilgili gerekli adli işlemler kolluk birimleriyle birlikte yürütülmektedir.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 5 Şubat’ta Twitter hesabından yaptığı paylaşımla eşi ve kendisinin koronavirüse yakalandığını açıklamıştı. Erdoğan paylaşımında, “Bugün hafif belirtiler üzerine eşimle birlikte yaptırdığımız COVID-19 testimizin sonucu pozitif çıktı. Omicron varyantı olduğunu öğrendiğimiz hastalığı hamdolsun hafif geçiriyoruz. Görevimizin başındayız. Çalışmalarımıza evde devam edeceğiz. Dualarınızı bekliyoruz” ifadelerine yer vermişti.

Paylaşın

HDP ‘Üçüncü Yol’ İçin Nabız Yoklamaya Başladı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) kurmayları, Tunceli de siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda bir konuşma yapan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, en geniş demokrasi ittifakını oluşturmaya çalışacaklarını söyledi.

Haber Merkezi / Mithat Sancar, Türkiye’nin çoklu krizle karşı karşıya olduğunu savunarak, bu krizleri aşmak için ittifaklara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Demokrasi ittifakı kurma çalışmaları çerçevesinde, görüş alışverişi yapmak amacıyla toplantı düzenlediklerini ifade eden Sancar, iktidarın kendisinden farklı olan bütün çevreleri, çeşitli yöntemlerle ezme ve susturma yolunu var oluş sebebi olarak belirlediğini söyledi.

Bunun karşısında durmak için demokrasi ittifakı kurmaya çalıştıklarını vurgulayan HDP Eş Gel Başkanı Sancar “Demokrasi İttifakı’nı biz en geniş birliktelik olarak tasavvur ediyor, tarif ediyoruz. Bu çerçevede sol, sosyalist 8 parti ve oluşum olarak bir araya geldik. Görüşmeleri devam ettirme kararı aldık. Bunu da basına ortak bir açıklamayla duyurduk. İnanç çeveleriyle aynı şekilde görüşmeler müzakereler yürütüyoruz. Yine Kürdi partilerle bu çerçevede müzakerelerimiz var. Yerel yönetim seçimlerinden kalma ittifakımızı daha da genişletme amacındayız. Kısacası bu ülkede sömürülen, ezilen, dışlanan bütün mağdur ve mazlum kesimleri bir araya getirecek en geniş demokrasi ittifakını kurma amacındayız” dedi.

“Demokrasi ittifakı sadece seçimlere yönelik değil”

Olası bir ittifakın sadece seçimlere yönelik olmayacağını vurgulayan Sancar, ortak mücadele zemini kurmaya çalışacaklarını ifade etti. Demokrasi ittifakını toplantılardan çıkacak sonuçlara göre belirleyeceklerini hatırlatan Mithat Sancar, şöyle devam etti;

“Seçimlerin çok önemli olduğunun farkındayız. Önümüzde Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri var. Erken veya zamanında ne zaman yapılırsa yapılsın bu seçimlerin, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarını belirleyecek kritik bir dönemeç olduğunun farkındayız. Bu nedenle seçimlerin önemini yok saymıyoruz ama sadece seçimlere indirgenmiş ittifak tartışmalarını kısır ve sıkıntılı olduğunu düşünüyoruz. Yani seçimlere odaklı bütün tartışmaların sorunlara çözüm olma konusunda yetersiz kalacağı yönünde inancımız var. Bu inancın gereği olarak Demokrasi İttifakı’nın temelini ortak mücadele olarak açıkladık. Ortak mücadeleyi bütün bu saydığım kesimleri içerecek bir birliktelik olarak hedefledik, öyle de tarif edip yürüyoruz. Sizlerden gelecek olan önerilerle en geniş demokrasi ittifakını kurmak konusunda yapılması gerekenlere dair de fikirler ve öneriler alacağız. Buradan büyük faydalar üreteceğiz, yolumuzu belirlerken bunlardan yararlanacağız.”

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın toplantıda yaptığı konuşmanın tam metni şöyle;

“Sevgili canlar, hepiniz hoş geldiniz. Hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. Geçtiğimiz Haziran’da yine bu güzel şehrimizdeydik. Kültür inanç merkezi, direniş odağı bir coğrafyanın bu şehrinde bulunmaktan ve bir kez daha sizlerle bir araya gelmekten memnuniyet duyuyorum.

HDP olarak bizler yolumuzu bütün demokrasi güçleriyle birlikte belirlemek istiyoruz, yürüyüşümüzü halkla birlikte inşa etmek istiyoruz. O nedenle gittiğimiz şehirlerden bütün çevrelerle, demokrasi çevreleriyle bir araya gelip istişare toplantılarında bulunmayı arzuluyoruz ve bunlardan da yararlanıyoruz. Yolumuzu da sizlerle, halkımızla beraber yürüttüğümüz istişarelerden faydalanarak belirliyoruz.

Geçen buluşmada söylemiştim; burada bulunuşumuz bir olmak, iri olmak, diri olmak içindi. Yani Hacı Bektaş-ı Veli’nin bize rehber olarak verdiği bu talimatın gereğini yerine getirmek içindi. “72 millete bir nazarda bakmayan 40 yıl müderris olsa hakikatte asidir” sözleri ışığında, hakikatin ancak tartışarak bulunabileceği inancını taşıyarak bu toplantıları gerçekleştiriyoruz.

“Çoklu krizlere karşı çoklu birliktelik oluşturma mecburiyetimiz var”

Dersim’in çok yönlü sorunları var. Dersim birçok açıdan kuşatma ve saldırı altında ama bu saldırı ve kuşatma Türkiye’nin her tarafında geçerli. Kimlikleri, inançları doğayı, halkın kaynaklarını talan etmeyi aklına koymuş bir iktidar ve zihniyetle karşı karşıyayız.

Türkiye’de yaşanan krizlerin çok boyutlu olduğunu dile getiriyoruz. Çoklu krizlerle karşı karşıyayız. Bunları aşmak için çoklu birliktelikler ve ittifaklar oluşturma mecburiyetimiz vardır. Halkın değerlerine, halkın ekmeğine, halkın inancına, bütün değerlerine saldırılar var. Bu saldırıları ancak birlik olarak göğüsleyebiliriz. Ortak mücadele ile bunların üstesinden gelebiliriz. Bu toplantılarımızın amacı da budur. HDP olarak son kongremizde belirlediğimiz demokrasi ittifakı hedefi çerçevesinde bu çalışmaları hız kesmeden yürüttük ve yeni bir aşamasında Dersim’deyiz, sizlerle birlikteyiz. Bir kez daha geldiğimiz nokta itibariyle bunları sizlerle ele alacağız, tartışacağız.

“İktidar kendisinden farklı olanı susturmayı varoluş sebebi sayıyor”

Çoklu krizlerin temelinde bu yönetim anlayışı ve iktidar zihniyeti yer alıyor. Bu iktidar bir avuç sermayedara halkın kaynaklarını peşkeş çekiyor, ülkenin doğasını talan ediyor tekçi bir anlayışa baskıcı bir anlayışa sahiptir. Kendisinden farklı olan bütün çevreleri çeşitli yöntemlerle ezme ve susturma yolunu varoluş sebebi olarak belirlemiştir. Bu yolda giderken bütün güçlerin birbiriyle buluşmasını engelleyecek yöntemleri devreye sokuyor. Sürekli olarak ayrıştırma, kutuplaştırma ve gerilim politikaları uyguluyor. Bunu kendisine bağlı medya kuruluşuyla her gün yeniden ve yeniden gündeme taşıyor, ileriye götürüyor. Bu anlayışın karşısında ancak en geniş demokrasi ittifakını oluşturarak durabiliriz ve başarılı olabiliriz. O nedenle başlattığımız çalışmalar, takip ediyorsunuz çeşitli aşamalardan geçerek bize göre başarıya doğru ilerliyor. Elbette eksiklikler vardır, yapılması gereken vardır ama bugüne kadar yaptığımız çalışmaların verdiği neticeler bize umut veriyor.

“En geniş demokrasi ittifakını kurma amacındayız”

Demokrasi ittifakını biz en geniş birliktelik olarak tasavvur ediyoruz, tarif ediyoruz. Bu çerçevede sol sosyalist 8 parti ve oluşum olarak bir araya geldik, görüşmeleri devam ettirme kararı aldık. Bunu da basına ortak bir açıklamayla duyurduk. İnanç çerçeveleriyle aynı şekilde görüşmeler, müzakereler yürütüyoruz. Yine Kurdi partilerle bu çerçevede müzakerelerimiz var. Yerel yönetim seçimlerinden kalma ittifakımızı daha da genişletme amacındayız. Kısacası bu ülkede sömürülen, ezilen, dışlanan bütün mağdur ve mazlum kesimleri bir araya getirecek en geniş demokrasi ittifakını kurma amacındayız.

“Seçimlere indirgenmiş ittifak tartışmaları sıkıntılıdır “

Bu yöndeki çalışmaların temelini ortak mücadele olarak adlandırıyoruz. Yani demokrasi ittifakı olarak kastettiğimiz sadece seçimlere yönelik bir ittifak değil. Bütün bu haksızlıklara, zulümlere karşı ortak mücadeledir. Ortak mücadele zeminini ve hattını oluşturabilirsek seçimler için en geniş ittifakı oluşturmayı sağlarız. Seçimlerin çok önemli olduğunun farkındayız. Önümüzde cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri var. Erken veya zamanında, ne zaman yapılırsa yapılsın bu seçimlerin Türkiye’nin önümüzdeki yıllarını belirleyecek kritik bir dönemeç olduğunun farkındayız. Bu nedenle seçimlerin önemini yok saymıyoruz ama sadece seçimlere indirgenmiş ittifak tartışmalarının kısır ve sıkıntılı olduğunu düşünüyoruz. Yani seçimlere odaklı bütün tartışmaların sorunlara çözüm olma konusunda yetersiz kalacağı yönünde inancımız var. Bu inancın gereği olarak demokrasi ittifakının temelini ortak mücadele olarak açıkladık. Ortak mücadeleyi bütün bu saydığım kesimleri içerecek bir birliktelik olarak hedefledik, öyle de tarif edip yürüyoruz. En geniş demokrasi ittifakını kurma konusunda yapılması gerekenlere dair de sizlerden fikirler ve öneriler alacağız. Buradan büyük faydalar üreteceğiz, yolumuzu belirlerken bunlardan yararlanacağız.

“Dersim’in yaşadığı saldırılar sistematiktir”

Dersim’in yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Dersim’in yaşadığı saldırıların sistematik olduğunun bilincindeyiz. Türkiye’de kurulmak istenen zihniyetin bir laboratuvar araştırması olarak görülmesi gerekiyor. İnancına, doğasına, coğrafyasına, diline saldırılan bir kenttir Dersim. Çünkü Alevilik bugün her alanda ayrımcılığa maruz kalan bir inanç. Sadece son örneklere, son tartışmalara baktığımızda bunları çarpıcı bir şekilde görmemiz mümkün.

Biliyorsunuz cemevleri ibadethane olarak kabul edilmiyor. Son elektrik zamlarından sonra gelen faturalar cemevlerinin çalışmalarını yürütmesini engelleyecek kadar yüksek. Cemevlerine gelen elektrik faturaları ticarethane tarifesinden hazırlanıyor ve ticarethane tarifesine göre ödeme yapmaları isteniyor. Bugün özelleştirilmiş olan elektrik sektörü tam bir soygun sektörü ve iktidar yandaşlarını en fazla besleyen alan.

“Yüksek faturaların ticarethane tarifesiyle cemevlerine ödetilmesi çok açık ayrımcılıktır” 

Halkın evlerinde yüksek elektrik faturalarıyla karşılaştıklarını biliyoruz. Ancak camiler, mescitler, kiliseler ve sinagoglarda ibadethane statüsü nedeniyle ödenmezken, elektrik faturalarının bu kadar yüksek meblağlarda ticarethane tarifesiyle cemevlerine ödetilmesi çok açık ayrımcılıktır ve saygısızlıktır. HDP, bütün inançların eşitliğini ve özgürlüğünü savunan bir partidir. Alevi kimliğine dönük saldırıların ve ayrımcılığın son bulmasını en samimi ve kararlı bir şekilde talep eden ve bu yönde mücadele yürüten bir partidir. Kuruluşumuzdan beri bütün inançların katılımı, eşit etkisi ve ağırlığı olsun istedik. Parti yapımız böyledir. İnançlara saygı partimizin doğasında vardır, partimizin kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

“Dersim bir direniş kentidir”

Öte yandan Dersim’e yönelik saldırılar, doğaya yönelik saldırıların özel bir örneğini oluşturacak yoğunluktadır. Munzur üzerinde çok sayıda HES yapılıyor, bu HES’ler Munzur’un neredeyse kurumasına ve özünü kaybetmesine neden oluyor. Sadece Munzur’la sınırlı kalmıyor etkiler. Munzur Dağı ve bütün Dersim doğası maden ruhsatlarıyla talan edilmek isteniyor. Oysa Dersim kültürü, bütün bunları içerecek bir bütünlüğe sahiptir. Yani inanç, din, dil, kültür, doğa hepsi iç içe geçerek Dersim kimliğini bütünlüklü olarak oluşturmaktadır.

Dersim’in bu şekilde saldırılara maruz kalmasının, bu saldırılara sistematik bir şekilde uğratılmasının nedenlerini çoğumuz biliyoruz. Dersim aynı zamanda direniş kentidir, boyun eğmeme geleneğinin kentidir. Zulme, baskıya, zorbalığa karşı çıkan direnişin ve mücadelenin zaferidir. O nedenle Dersim’in kimliğini her türlü yolla yok etme planları tesadüf değildir. Sistemli yürütülmesi de ayrıca bu söylediklerimizi kanıtlıyor. Dersim’de kimliği yozlaştırma ve yok etme çabaları aynı zamanda yozlaştırma yöntemleriyle de yürütülüyor. Hepimiz farkındayız, son yıllarda burada başta üniversite olmak üzere çeşitli alanlarda cemaatlerin ve tarikatların hakimiyetine geniş bir saha açıldı. Bu yolla Dersim’in kimliği başka yönden de asimile edilmek isteniyor.

“Dersim’in garnizona çevrilmesi yoksulluğu derinleştiriyor” 

Yine yoksulluk ve işsizlik bağlantılı çeşitli sorunlar dolayısıyla göçler yaşanıyor. Dersim durmadan göç veren bir kent haline geliyor. Bugün genç nüfusun en az olduğu şehirlerden biri de Dersim’dir. Yine üretim alanında, meraların ve yaylaların yasaklanması ve güvenlik bölgeleri ilan edilen bölgeleriyle Dersim’in adeta bir garnizona çevrilmesi yoksulluğu derinleştiren faktörlerdir.

“Eğer ortak mücadeleyi başarabilirsek bütün bu saldırıları durdurabiliriz”

Böylece Dersim insansızlaştırmak, inançsızlaştırılmak ve kimliğinden koparılmak isteniyor. Bütün bu saldırılara karşı duruşun tek yolu vardır o da ortak mücadele. Eğer hepimiz demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük çerçevesinde ortak mücadeleyi başarabilirsek Dersim’de bütün bu saldırıları durdurabiliriz. Türkiye’de de aynı başarıyı yakalarız. Ortak mücadele gelecek dönemi kurmanın en vazgeçilmez yolu olarak karşımızda duruyor. Bir başka saldırı da kimliğin en önemli unsuru olan dile yöneliktir. UNESCO’nun yaptığı “Tehlike Altındaki Diller Dünya Atlası” çalışmasında Türkiye’de 18 dilin bu kategoride yer aldığı tespit edilmiş. 18 dil yok olma tehlikesi altındadır. Yani Kırmancki de yok olma tehlikesi altında yer alan dillerdendir. Ermenice, Hemşince, Süryanice Lazca gibi diller de yine yok olma tehlikesi altındaki dillerdir.

O nedenle bu saldırılar dediğimiz gibi boşuna değil. Dili yok etmek kimliği yok etmenin en etkili yöntemlerden biridir. Dile ve kimliğe sahip çıkma aynı zamanda kendi benliğine ve onuruna sahip çıkmaktır. Dillere yönelik saldırıları püskürtmenin, dilleri yaşatmanın yollarını hep birlikte bulmak zorundayız. Çünkü Türkiye’de bu zenginliği ve bu çeşitliliği koruyarak eşit ortak yaşamı inşa edersek eğer bütün halklar için güzel bir gelecek kurmuş olacağız. Güzel bir dünya kurmuş olacağız. Yeni bir yaşamı kurabilmek için de farklıkları koruyabilmemiz ve eşit muamele görebilecekleri bir düzen kurmamız gerekiyor. HDP olarak bunun için üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Eksiklerimiz olabilir, yetersiz kaldığımız konular da olabilir ama özeleştiri yapma ve sizden gelen eleştirileri dikkate alma konusunda samimiyiz.

“İktidar “verdim” dediği şeyleri geri almak için vakit kaybetmiyor”

Krizin ekonomik alanda en derin noktalara ulaştığını da verilerle her gün okuyoruz, yaşıyoruz. Asgari ücrete yapılan zammın, büyük bir şovla takdim edildiği günlerin üzerinden çok fazla zaman geçmedi ama asgari ücret açlık sınırının altına düştü. Yani bu iktidar “verdim” dediği şeyleri geri almak için, daha fazlasını almak için hiç vakit kaybetmiyor. Güya asgari ücrete, işçi memur ücretlerine zam yapıldı ve bunlar yüksek zamlar gibi yansıtıldı. Ama iktidarın zam furyası emekçilerin, halkın eline geçeni şimdiden eritti.

İşçiler her yerde direniyor. Gördüğümüz gibi bu direnişler sonuç da alıyor. Hakkını elde etmek ve sömürüye karşı çıkmak için direnen bütün işçilere, bütün emekçilere Dersim’den selam gönderiyoruz.

“Savaş politikalarına karşı çıkmak iktidarın temel anlayışına karşı çıkmaktır”

Sorumluluğumuz daha da ciddileşmektedir. Kısacası bizler emek için, adalet için, ekmek için, özgürlük için, demokrasi için ve barış için büyük mücadele ortaklığının kurulmasını istiyoruz. Ekmeği özgürlükten, iş ve aşı demokrasiden çıkarmamız mümkün değil. Bu iktidarın sömürü, talan, ayrımcılık ve ayrıştırma zihniyetinin en önemli aracı savaş politikalarıdır. Savaş politikalarına birlikte karşı çıkmak da bu iktidarın temel anlayışına karşı çıkmak demektir. Bu nedenle savaş politikalarını her alanda reddeden ortak duruşu her alana yaymak durumdayız. Savaş politikalarına karşı mücadele yürütüldüğünde aynı zamanda büyük barış için de büyük mücadele yürütülmüş olur. Amacımız Türkiye’de büyük barışı kurmaktır. Bu büyük barışın en büyük anahtarı da Kürt sorununda demokratik çözümdür. Ama sadece bundan ibaret değildir. İnançların eşitliğini ve özgürlüğünü sağlamaktır. Bugüne kadar ayrımcılıktan, katliamdan, zulümden açılan yaraları sarmanın yolu büyük yüzleşmedir. Yüzleşme için en önemli örneklerden biri Dersim Katliamıdır. Dersim Katliamıyla yüzleşmeden Dersim’e yönelik sistemli saldırıların sebebini ve amacını anlamak mümkün değildir. Katliam hangi zihniyetle yapıldıysa, o zihniyet bugün aynı nedenlerle Dersim’i hedef alıyor. O katliama neden olan zihniyetle yüzleşmek ve hesaplaşmak geleceği barış üzerine kurmanın en önemli şartlarından biridir. Bu sadece Dersim için değil bütün Türkiye, Türkiye’deki halklar ve inançlar için geçerlidir.

Bir kez daha bizlerin inançların özgürlüğü ve eşitliği, inançlara saygı konusunda herhangi bir taviz vermemizin söz konusu olmadığını belirtmek isterim. Son günlerde bir milletvekilimizin konuşması üzerinden yürütülen linç kampanyasına da kısaca değinmek istiyorum. Arkadaşımız, iktidarı eleştirirken kullandığı ifadelerinden dolayı “İslam inancına saldırmak”la suçlanıyor. Oysa HDP’nin herhangi bir inanca saygısızlık yapması doğasıyla, yapısıyla çelişir. Bizim herhangi bir inanca saygısızlık yapmamız düşünülemez. Konuşmanın bağlamından koparılarak buraya yerleştirilmesinin özel sebepleri olduğunu biliyoruz. İnanç üzerinden siyaset yürütme çabası, inancı istismar ederek iktidarı sürdürme hevesi ve hırsı bu iktidarın özelliğidir.

“İnançların tamamına saygıda kusurumuz olmaz”

Kendisinin bu özelliğini başkasına yansıtma yoluyla kampanyalar yürüterek sonuç almayı bekliyorsa iktidar yanılıyor. Bizlerin inançlara saygısızlık anlamına gelecek en ufak bir sözü ve davranışı olmaz, olamaz. Olduğunda da mutlaka bu kendi içimizde tartışılır, sorgulanır. Eğer gerçekten herhangi birimiz, herhangi bir şekilde bu ilkelerle bağdaşmayan bir tutum içinde olmuşsa bunun da değerlendirmesini kendi içimizde yaparız. İktidarın trollerinin ve yandaş basının HDP’ye inanç ve İslam düşmanlığı üzerinden saldırması, esasen ayrıştırma ve kutuplaştırma politikasının başka araçlarla her fırsatta yeniden devreye sokulmasından başka bir anlam taşımıyor. İnançların tamamına nerede olursa olsun saygıda en ufak bir kusurumuz olmaz. Buna izin vermemiz de söz konusu olmaz. Çünkü inançlara yönelik ayrımcılığın ne gibi derin yaralara yol açtığını bilen ve bunların olmadığı bir düzen inşa etmeyi hedefleyen bir partiyiz. O nedenle buradan yürütülen kampanyalara da aynı açık sözlülükle cevap verme konusunda en ufak bir sıkıntımız olamaz.

Sizleri dinlemektir esas buluşma nedenimiz. Tekrarlamak istiyorum önümüzde çok önemli bir görev var, tarihi bir görev. Geçen Haziran’da burada yaptığım konuşmada 2022 yılının final yılı olacağın söylemiştim. Tekçi, baskıcı, talancı, rantçı, zihniyet ile eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik ve adalet arayan zihniyet arasında hesaplaşmanın final yılı olacağını belirtmiştim. Bu final yılının gereğini yapabilmek, bu final mücadelesinin hakkını verebilmek için birleşmemiz gerekiyor. Ayrışma nedenlerini değil buluşma noktalarını bulmamız ve onlara yoğunlaşmamız gerekiyor. Nerelerde buluşabileceğimizi konuşmamız gerekiyor.

“Farklılıklarımızla ortak hedefe yürümeyi öneriyoruz, bunun en önemli merkezinin de Dersim olacağına inancımız tamdır”

Mücadele ortaklığı aynı zamanda birlikte tartışmayı da içerir, sorgulamayı ve eleştiriyi de içerir. Eğer birbirimize eleştirimiz, birbirimize herhangi bir uyarımız olacaksa omuz omuza yürürken bunu yapmanın önünde herhangi bir engel yoktur. İlkelerimiz ve hedeflerimiz bellidir. Bunların içini, mücadele ortaklığında ve sahada hayatın her alanında doldurmamız asıl bekleyen görevdir. Elbette farklı fikirler olacaktır. En geniş demokrasi ittifakı dediğimiz zaman herkesin bütün fikirlerde aynılaştığı bir buluşmayı kastetmiyoruz, aksine farklılıklarımızla ortak hedef yürümeyi öneriyoruz. Bunu başaracağımıza inancımız tamdır. Bunun en önemli merkezinin de burası olacağına, Dersim olacağına inancımız tamdır. Dersim zorluklara rağmen farklılıkları ayrışma nedeni yapma tuzağına düşmeyecektir. Tam tersine bütün farklılıklarıyla buluşarak ortak hedefe yürümenin en güçlü örneğini ortaya koyacaktır.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den ‘Atama’ Tepkisi

İktidarın öğretmen atamalarına ilişkin yaptığı açıklamalara tepki gösteren İYİ Parti Lideri Akşener, “İktidarın 90 üstü puan alıp mülakatta elenen, öğrencilerine kavuşamadığı için marketlerde çalışan, çaresizlikten intihar eden öğretmenlerimizin haberi var mı? Yok. Algı zirvede atama yerde… Yazıklar olsun!” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, öğretmen atamalarıyla ilgili sosyal medya paylaşımında bulundu. Akşener, #AlgıZirvedeAtamaYerde etiketiyle yaptığı paylaşımda şunları yazdı:

İktidar, 74 bin öğretmen ataması yaptığını iddia ediyor… Peki ya bu atamalardan; 90 üstü puan alıp mülakatta elenen, öğrencilerine kavuşamadığı için marketlerde çalışan, çaresizlikten intihar eden öğretmenlerimizin haberi var mı? Yok. Yazıklar olsun!

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla 15 bin öğretmenin ataması gerçekleştirilmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan törende yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullanmıştı:

“Mevcut öğretmenlerin yüzde 73’ü bizim hükümetlerimiz döneminde atanmıştı. Sadece son iki yılda 77 bin 572 genç öğretmenimizi okullarıyla buluşturduk. Bu gün gerçekleştireceğimiz 15 bin öğretmen atamasıyla toplam 729 bin 487 öğretmenimizi atamış olacağız.“

Paylaşın

Fenerbahçe Evinde Başakşehir’e Mağlup Oldu!

Süper Lig’in 24. haftasında Fenerbahçe ile Başakşehir Şükrü Saraçoğlu’nda karşı karşıya geldi. Mücadeleyi Başakşehir 61. dakikada Berkay Özcan’ın atığı gole 1-0 kazandı. Bu mağlubiyet ile Fenerbahçe, lider Trabzonspor ‘un 20 puan gerisine düştü.

Haber Merkezi / Bu sonuçla Süper Lig’de 7. mağlubiyetini yaşayan Fenerbahçe, 37 puanda kaldı. Ligde 11. galibiyetini alan Başakşehir ise puanını 37’ye çıkardı. Fenerbahçe, gelecek hafta Giresunspor’a konuk olacak. Başakşehir ise sahasında Gaziantep FK ile karşılaşacak.

Karşılaşmadan dakikalar;

18. dakikada Hasan Ali Kaldırım’ın pasında topu alan Danijel Aleksic’in ceza yayı civarından vuruşunda meşin yuvarlak direğe çarpıp dışarı gitti. 26. dakikada Jose Sosa’nın sol kanattan kullandığı serbest vuruşta meşin yuvarlak direkt kaleye yöneldi ve kaleci Volkan Babacan’da kaldı.

32. dakikada Tolga Ciğerci’nin uzaktan şutu Crespo’ya da çarparak direkten kornere çıktı. 40. dakikada paslaşarak kullanılan köşe vuruşunu Berkay ceza sahasına ortaladı, iyi yükselen Okaka kafayı vurdu ancak yandan auta gitti.

47. dakikada Fenerbahçe ceza sahasına yakın bir bölgeden kazanılan serbest vuruşta Mergim Berisha kaleye çok iyi gönderdi, top üst direkten oyun alanına döndü.

61. dakikada gelişen Başakşehir atağında sol kanatta topla buluşan Chadli yerden pasında ceza sahasındaki Berkay’ı topla buluşturdu. Berkay’ın açısını düzelterek yaptığı vuruş direğin dibinden ağlarla buluştu ve Başakşehir 1-0 öne geçti.

69. dakikada Tolga Ciğerci’nin ceza sahası dışı sağ çaprazından vuruşunda kaleci Berke Özer uzaklaştırdı. 72. dakikada Orta sahada topla buluşan Berkay Özcan’ın rakiplerini geçerek ceza yayından yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kaleci Berke Özer’de kaldı.

Stat: Ülker

Hakemler: Yaşar Kemal Uğurlu, Kemal Yılmaz, Serkan Çimen

Fenerbahçe: Berke Özer, Nazım Sangare, Kim Min-jae, Attila Szalai, Ferdi Kadığolu, Miguel Crespo (Mert Hakan Yandaş dk. 65), Jose Sosa (Serdar Dursun dk. 74), Osayi-Samuel (Burak Kapacak dk. 83 ?), Dimitrios Pelkas (Enner Valencia dk. 65), İrfan Can Kahveci (Ozan Tufan dk. 46), Mergim Berisha

Başakşehir: Volkan Babacan, Caicara, Leo Duarte, Youssouf Ndayishimiye, Hasan Ali Kaldırım, Berkay Özcan (Alexandru Epureanu dk. 90+2 ?), Tolga Ciğerci, Deniz Türüç (Serdar Gürler dk. 62), Danijel Aleksic, Nacer Chadli (Fredrik Gulbrandsen dk. 82 ?), Stefano Okaka

Gol: Berkay Özcan (dk. 61) (Başakşehir)

Paylaşın

Trabzonspor, Kasımpaşa’yı Tek Golle Geçti

Süper Lig’in 24. haftasında Trabzonspor ile Kasımpaşa Medical Park Stadyumu Şenol Güneş Spor Kompleksi’nde karşı karşıya geldi. Mücadele Trabzonspor’un 1-0’lık üstünlüğü ile sona erdi.

Haber Merkezi / Trabzonspor’a galibiyeti getiren golü 6. dakikada Edin Visca kaydetti. Trabzonspor, bu galibiyet ile puanını 57’ye yükseltti. Kasımpaşa ise 27 puanda kaldı.

Trabzonspor, Süper Lig’in 24. haftasında İttifak Holding Konyaspor’u konuk edecek. Kasımpaşa ise Aytemiz Alanyaspor ile karşılaşacak.

Karşılaşmadan dakikalar;

6. dakikada Edin Vsica sahneye çıktı ve Trabzonspor’u 1-0’lık üstünlüğe taşıyan golü kaydetti. Sol kanattan topu alan Andreas Cornelius, ceza sahası dışındaki Dorukhan’a gönderdi o, hemen penaltı çizgisi üzerindeki Visca’yı düşündü, Visca sol ayağıyla vuruşunu yaptı ve topu ağlara gönderdi.

19. dakikada sağ kanattan Florent Hadergjonaj’in ceza sahası içine doğru ortasında arka taraftan topu iyi takip eden Eren vuruşunda top kaleci Uğurcan’da kaldı. 41. dakikada sağ taraftan Ben Ouanes’in ortasında kale sahası içinde Uğurcan Çakır, zamanında çıkarak Ahmet Emin’den önce topu kontrol etti.

44. dakikada Edin Visca’nın sağ taraftan kullandığı serbest vuruşta ceza sahası içinde Vitor Hugo’nun kafa vuruşunu kaleci Ertuğrul kontrol etti. 45. dakikada Trabzonspor savunmasından seken top, Ahmet Emin’in önüne düştü. Bu oyuncunun yakın mesafeden vuruşunda meşin yuvarlak Denswil’den döndü.

51. dakikada Kasımpaşa tehlikeyi yaratan taraf oldu. Kasımpaşa’da Mamadou Fall sağ kanattan içeriye iyi girdi pasını Haris Hajradinovic’e gönderdi, o yanındaki Florent Hadergjonaj’a bıraktı onun ortasında savunma araya girdi. 68. dakikada Kasımpaşa gole çok yaklaştı. Eysseric’in vuruşunda top direkten döndü. Kasımpaşa’da Valentin Eysseric kaleyi cepheden gören bir noktadan sağ ayağıyla müthiş vurdu ancak top direkten oyuna alanına geri geldi.

75. dakikada Bruno Peres ile Eysseric arasında yaşananların ardından Zorbay Küçük iki oyuncuyu da yanına çağırdı. Sarı kartını tam gösterecekken kendisini alkışlayan Bruno Peres’e 2. sarı karttan kırmızı kartı gösterdi. Kasımpaşa’da ise Eysseric önceden sarı kartı bulunması nedeniyle kırmızı kart görerek oyun dışında kaldı. Böylece her iki takım da oyuna 10 kişi ile devam etti. Bu yaşananların ardından Kasımpaşa’nın teknik sorumlusu Sami Uğurlu da kırmızı kart gördü ve oyun dışında kaldı.

79. dakikada Trabzonspor farkı 2’ye çıkartma şansını değerlendiremedi. Sağ kanattan topu alan Serkan arka direğe doğru müthiş kesti orada kafayı Andreas Cornelius ancak top Ertuğrul’da kaldı. 90+4. dakikada Kasımpaşa skoru eşitleme şansından yararlanamadı. Sol kanatta kullanılan köşe vuruşunu savunma karşıladı, dönen topa Mamadou Fall ceza sahası dışından vurdu ancak top üstten auta gitti.

Stat:Medical Park Stadyumu Şenol Güneş Spor Kompleksi

Hakemler: Zorbay Küçük, Ali Saygın Ögel, Esat Sancaktar

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Peres, Denswil, Hugo, Puchacz, Dorukhan Toköz (Dk. 71 Berat Özdemir), Siopis, Abdülkadir Ömür (Dk. 77 Serkan Asan), Visca (Dk. 90+1 Bakasetas), Nwakaeme (Dk. 71 Yusuf Erdoğan), Cornelius (Dk. 90+1 Djaniny)

Kasımpaşa: Ertuğrul Taşkıran, Hadergjonaj, Tarkan Serbest, Brecka, Eren Elmalı, Doğucan Haspolat, Travnik (Dk. 46 Eysseric), Ahmet Engin (Dk. 46 Fall), Ben Quanes (Dk. 87 Tunay Torun), Hajradinovic, Umut Bozok

Goller: Dk. 6 Visca (Trabzonspor)

Kırmızı Kartlar: Dk. 75 Peres (Trabzonspor) Dk. 75 Eysseric, Dk. 75 Sami Uğurlu (Teknik sorumlu) (Kasımpaşa)

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisinin Genel Başkanı Bir Araya Geliyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine altı muhalefet partisinin lideri 12 Şubat Cumartesi günü çalışma yemeğinde bir araya gelecek.

“Güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışmasını Aralık ayı sonu itibariyle tamamlayan altı siyasi partinin lideri ikili buluşmaların ardından, ilk kez ortak bir platformda buluşacak.

CHP Genel Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine çalışma yemeğinde bir araya gelecek.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; CHP kaynaklarının verdiği bilgiye göre bu buluşma, hem “güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışması”nın kamuoyuna duyurulma takvimi hem de seçimlere dönük bundan sonra izlenecek yol haritasının ele alınacağı ilk toplantı olacak.

Kılıçdaroğlu ve CHP’yi hedef alan 10-12 bin hesap var

Öte yandan CHP, Twitter’dan Kılıçdaroğlu ve partiyi hedef alan trol hesaplarla ilgili raporunu da açıkladı. Trol hesaplardan üretilen 754 bin 975 gönderi üzerinden yapılan incelemeye göre CHP ve Kılıçdaroğlu aleyhine aylık bazda “faaliyet gösteren” ortalama 10-12 bin trol hesap bulunuyor ve bu hesaplar yine aylık bazda ortalama 250-300 etiket üretiyor.

CHP’nin tespitine göre bu hesapların ürettikleri paylaşımlar ağırlıklı olarak küfür, hakaret, küçük düşürücü ve aşağılayıcı-alaycı içeriklerden oluşuyor. En önemli trol hesapların isimlerinin yer aldığı raporda, trol hesapların “karakteristik özellikleri” şöyle ifade edildi:

“CHP’yi ve Kılıçdaroğlu’nu hedef alan organize trol hesaplar çoğunlukla gerçek bir kimliğe sahip bulunmamaktadır. Bazı trol hesapların adlarında genellikle dört ve daha fazla rakam bulunmaktadır. Bu durum trol hesapların rastgele oluşturulduklarına işaret etmektedir.

“Trol hesapların bir diğer karakteristik özelliği de kullanıcı adlarının belirli bir siyasal partiye, ideolojiye ya da kişiye atıfta bulunması ya da bunlarla özdeşleşmesidir. Dikkat çekici bir başka özellik ise bu hesapların profilleri ya belirli bir siyasal partinin Genel Başkanının fotoğrafını, ya dini veya milli bir sembolü ya da ‘güzel’ veya ‘yakışıklı’ olarak tanımlanacak kadın/erkek görsellerini içeriyor olmasıdır.”

Paylaşın