Şam Valiliği, Ekrem İmamoğlu’nun Ziyaretini İptal Etti

Oyun Geliştirme Merkezi (OGEM) buluşması sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ekrem İmamoğlu, “Şam Valiliği TBB heyeti ile görüşme, ‘Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın ziyareti sonrasına ertelendi’ diye iptal etti. Bu vahim bir durumdur” dedi.

Suriye’de Beşar Esad’ın devrilmesi sonrası ilk ziyaret Milli İstihbarat Başkanı (MİT) İbrahim Kalın tarafından gerçekleştirilmişti. Daha sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Şam’a giderek geçici yönetimin lideri Ahmed Hüseyin eş-Şara ile görüşmüştü.

Türkiye Belediyeler Birliği (TTB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Oyun Geliştirme Merkezi (OGEM) buluşması sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. İmamoğlu 27 Aralık’ta İmamoğlu, TBB heyetinin Suriye’yi ziyaret edeceğini duyurmuştu. Ziyarete ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtlayan İmamoğlu şunları söyledi:

“Şam Valiliği yazılı olarak TBB heyetiyle görüşme, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ziyaretinin sonrasına ertelendi diyerek randevuyu iptal etti. Bu çok vahim bir durumdur. Bu iptali doğru bulmuyorum. Cumhurbaşkanı ziyaretinden önce bu görüşmenin yapılmasının nesi doğru değil? Bu tür kurum ve kuruluşların gitmesini de ben olumlu bulurum.

Teyitli bir randevunun altı saat sonra iptali için kimler devreye girdi, kimler müdahale etti? Bu soruları soruyorum ama cevabını bildiğim bir soruyu sorduğumu da düşünüyorum. Aynı zamanda toplumunda özellikle bu işle ilgilenen herkesin bunun cevabını bildiğini ve devreye girenlerin kim olduğunu herkesin bildiğini biliyorum.”

Ne olmuştu?

Suriye’de 13 yıldır devam eden iç savaş, HTŞ ve diğer muhalif grupların son 12 günlük operasyonunun ardından Esad ailesinin 54, Baas Partisi’nin 61 yıllık iktidarının bitişiyle sonuçlandı.

Ülkenin kuzeybatısında, İdlib’de konumlanmış ve yaklaşık 4 milyonluk bir nüfusu idare ettiği belirtilen HTŞ tarafı, 27 Kasım Çarşamba günü sabahı Türkiye’nin de desteklediği Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) yardımıyla, Şam’daki Suriye hükümetine ve ordusuna karşı “Saldırganlığı Caydırma – Rad’ul Udvan” operasyonunu başlattı.

Hızla ilerleyen muhalifler 28 Kasım’da Halep’i Şam’a bağlayan otoyolu kesti, aynı gün 46. Alay Üssü’nü ve en az 8 köyü ele geçirdi. 29-30 Kasım tarihlerinde ülkenin en büyük ikinci kenti Halep, muhaliflerin elindeydi. Bu gelişme sonrası Rus ve Suriyeli savaş uçakları, 2016’dan bu yana ilk kez, 2024’te muhaliflerin ele geçirdiği düşünülen mevzileri bombaladı.

HTŞ’nin kontrolündeki muhalif gruplar 4 Aralık’ta Hama, 7 Aralık’ta Humus ve 8 Aralık’ta Esad’ın ülkeyi yönettiği Şam’ı ele geçirdi. Bu gelişmelerden sonra Esad, Rusya’nın “insani gerekçelerle” tanıdığı sığınma hakkı kapsamında ailesiyle beraber Moskova’ya uçtu.

HTŞ lideri Colani veya gerçek adıyla Ahmed Hüseyin el-Şara ise aynı gün Suriye devlet televizyonunda Esad’ı devirdiklerini açıkladı. ABD, Kanada, İngiltere ve Türkiye, HTŞ’yi “terör örgütü” olarak tanıyor. Ancak ülkeler bir bir HTŞ ile ilişki kurmaya başladı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de HTŞ’nin artık ‘fiilen’ terör örgütü olmadığını söyledi.

Paylaşın

YRP Lideri Erbakan, “Erken Seçim” Çağrısı Yineledi

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, memur ve emeklilere yapılan zam oranları nedeniyle hükümeti sert bir dille eleştirerek erken seçim çağrısını yineledi:

“Milletimiz kendisine bu sefalet maaşlarını reva gören iktidara gerekli cevabı sandıkta verecek. Bu sebeple bir an önce seçim sandığını milletin önüne koymak, yapılacak bir erken seçimle bu haksızlıklardan kurtulmak gereklidir. Her şeyin bir vakti vardır. İktidar için artık gitmenin vakti gelmiştir.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, sosyal medya hesabı üzerinden memur ve emeklilere yapılan zam oranlarına yönelik açıklama yaptı. Karar Gazetesi’nin aktardığına göre; YRP Lideri Erbakan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bilindiği üzere iktidar SGK ve Bağ-Kur emeklileri için en düşük emekli maaşını yüzde 15,75 zam ile 14 bin 469 lira olarak açıkladı. Memur ve memur emeklisinin yüzde 11,54’lük maaş zammına itirazını ve feryadını duymayan iktidar, SGK ve Bağ-Kur emeklilerini de duymadı. Bu açıklama ile vurdumduymaz bir iktidarla karşı karşıya olduğumuz bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bugün ülkemizde açlık sınırı 23 bin 256 lira, yoksulluk sınırı ise 71 bin 48 lira olmuş.

Bu gerçeklik karşısında yoksulluk sınırı şöyle dursun açlık sınırı altında kalmış maaşları milletimize reva görenler bir de üstüne ‘hayırlı olsun’ tebriğinde bulunanlar, milletimizin değil haksız yere zenginleşenlerin iktidarı olmuştur. İktidar ‘önce millet’ demeyi unutmuştur. İktidar adil yönetim anlayışından kopmuştur. İktidar, paylaşımda adalet ilkesinden sapmıştır. Tüm bu asil ilkeler yerine; haksız zenginleşme, kamu malını israf etme ve önce imtiyazlar anlayışını getirmiş.

Milletimiz kendisine bu sefalet maaşlarını reva gören iktidara gerekli cevabı sandıkta verecek. Bu sebeple bir an önce seçim sandığını milletin önüne koymak, yapılacak bir erken seçimle bu haksızlıklardan kurtulmak gereklidir. 54. Hükümet döneminde bilhassa ezilen dar gelirli milyonlara yapılan yüzde 120 ile yüzde 325 arasındaki maaş zamlarını ve içinde bulunduğumuz 2025 yılında da bu zamları milletimize verebilmenin mümkün olduğunu hatırlatıyoruz.

Bu vesileyle milletimizi adil bir paylaşım ve adil bir yönetim için milli görüşün adresi Yeniden Refah Partisi çatısı altında toplanmaya davet ediyoruz. Ezilenlerin taleplerine karşı kör sağır ve vurdum duymaz olmuş iktidara ise ‘Artık miadınız doldu, milletimizden koptunuz, haksız şekilde zenginleşenlerin, imtiyazlıların partisi oldunuz, artık gitme vaktiniz geldi’ diyoruz. Her şeyin bir vakti vardır. İktidar için artık gitmenin vakti gelmiştir. Artık vakit tamamdır. Aziz Milletimizin selameti için Milli Görüş’ün, adil düzenin ve elbette Yeniden Refah’ın vakti gelmiştir.”

Paylaşın

CHP’den “Akdeniz Belediyesi” Tepkisi: Kayyım Zorbalığını Reddediyoruz

Akdeniz Belediyesi eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Aslan’ın gözaltına alınması ve yerlerine “kayyım” atanmasına tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, “Kayyım zorbalığını reddediyoruz” dedi.

Haber Merkezi / CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel ise, “‘Türkiye Yüzyılı’ ve ‘İleri Demokrasi’ masallarıyla milleti uyuttuğunu zanneden AKP’nin antidemokratik kayyım uygulamalarına bir yenisi daha eklendi” dedi.

Mersin’in Akdeniz Belediyesi DEM Partili eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan gözaltına alındı. Gözaltına alınan Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan’ın yerine kayyım atandı. Kayyım kararı ve gözaltı işlemiyle ilgili henüz İçişleri Bakanlığı ya da Mersin Valiliği’nden açıklama gelmedi.

Akdeniz Belediyesi’ne 2016’da da kayyum atanmıştı. O dönem Demokratik Bölgeler Partisi’nden (DBP) seçilen eş başkanlar için 12 Aralık’ta operasyon düzenlenmiş ve belediyeye Akdeniz ilçesi Kaymakamı Hamdi Bilge kayyum atanmıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Deniz Yücel ve Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut’tan tepki geldi.

Deniz Yücel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “‘Türkiye Yüzyılı’ ve ‘İleri Demokrasi’ masallarıyla milleti uyuttuğunu zanneden AKP’nin antidemokratik kayyım uygulamalarına bir yenisi daha eklendi” dedi.

Yücel şöyle devam etti: Demokrasiden, sandıktan, millet iradesinden bu kadar korkan bir anlayış bu ülkeyi yönetemez. Bu millet ilk seçimde size Kırmızı kartı gösterecek!

Burhanettin Bulut da paylaşımında “Akdeniz Belediyesi’ne gözaltılarla, kayyım atanmasının taşlarının döşenmesi demokrasiye, halkın iradesine vurulan bir darbedir. İktidarın sandıkta kazanamadığı belediyeleri masa başında gasp etmesini, kayyım zorbalığını reddediyoruz” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bedeli ne olursa olsun kayyım darbelerine karşı mücadele edeceğiz, halkımızın iradesini her koşulda savunacağız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

2024, 1,5 Derece Isınma Sınırını Aşan İlk Yıl Oldu

Avrupa Kopernik Gözlemevi’nin (Copernicus) İklim Değişikliği Servisi (C3S), 2024’ün küresel ısınmanın Paris İklim Anlaşması ile belirlenen uzun vadeli sınır olan 1,5 derecelik ısınmanın ötesindeki “ilk yıl” olduğunu açıkladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Paris İklim Anlaşması’nın en iddialı sınır olan küresel ısınma sınırını, geri dönülmez eşik olarak tanımlanan 2°C’nin çok altında tutmayı ve “Sanayi öncesi döneme kıyasla 1,5°C’yi aşmama” hedefini içeriyordu.

Copernicus İklim Değişikliği Servisi Direktörü Carlo Buontempo da “Gelecek bizim elimizde. Hızlı ve kararlı bir eylem gelecekteki iklimimizin gidişatını değiştirebilir” dedi. Copernicus C3S Yardımcı Direktörü Samantha Burgess de “Son on yıl her yıl kayıtlara geçen en sıcak on yıl arasında yer aldı” tespitinde bulundu.

İnsan kaynaklı küresel ısınma, kıtaların ve okyanusların yüzeyinde gözlenen aşırı sıcaklıkların başlıca nedeni olmaya devam ediyor. Olağanüstü doğal afetlerle geçen 2024 yılında, küresel ısınma ilk kez +1,5°C eşiğini aştı. Okyanuslarda sıcaklık rekoru kırıldı, atmosfer daha çok nemle yüklendi ve doğal afetler sonunda olağanüstü maliyetler kaydedildi.

2024 yılı öngörüleri doğrulayarak sıcaklık kayıtlarının tutulmaya başlandığı 1850 yılından bu yana kaydedilen, en sıcak yıl oldu. Haziran ayında Mekke’de hac sırasında aşırı sıcaklar nedeniyle yaşanan bin 300 ölüm, İspanya’nın Valencia bölgesi başta olmak üzere Batı ve Orta Avrupa’daki tarihi seller, ABD ve Karayipler’deki şiddetli kasırgalar ve Los Angeles’da devam eden yangınlar, tarihe geçti.

Avrupa Kopernik Gözlemevi’nin (Copernicus) İklim Değişikliği Servisi (C3S) bu sabah yayımladığı raporunda, felaketler ve rekorlarla dolu 2024’ün, son rekoru elinde tutan 2023’ten bile daha sıcak bir yıl olduğunu açıkladı. Copernicus, küresel ısınmanın Paris İklim Anlaşması ile belirlenen uzun vadeli sınır olan 1,5°C’lik ısınmanın ötesindeki “ilk yıl” olduğunu açıkladı.

Copernicus açıklamasında, dünyanın sadece 2024 yılında değil, aynı zamanda 2023-2024 yıllarının ortalamasında da sanayi öncesi döneme kıyasla 1,5°C’lik bir ısınma yaşadığını açıkladı. Avrupa Gözlemevi, bu rakamların “modern tarihte sıcaklıklarda sürekli ve benzeri görülmemiş bir artışın işareti olduğunu” duyurdu.

BM Paris İklim Anlaşması’nın en iddialı sınır olan küresel ısınma sınırını, geri dönülmez eşik olarak tanımlanan 2°C’nin çok altında tutmayı ve “Sanayi öncesi döneme kıyasla 1,5°C’yi aşmama” hedefini içeriyordu.

ERA5 atmosferik yeniden analiz sistemine dayanan Copernicus’a göre, geçen yıl 15,1°C olan küresel ortalama sıcaklık, sanayi öncesi seviye olarak adlandırılan 1850-1900 yılları arasındaki sıcaklık tahmininden 1,6°C daha yüksek.

Ancak uzun vadeli eğilimlere atıfta bulunan Paris Anlaşması’na göre, “sınırın aşıldığını kabul etmek için” ortalama 1,5°C’lik ısınmanın en az 20 yıl boyunca gözlemlenmesi gerekiyor.

Copernicus, bu 20 yılın ilk adımının 2024’te atıldığını kaydediyor. Copernicus’un açıkladığı verilere göre, Ocak-Haziran 2024 arasındaki her ay, bir önceki yılın kayıtlara geçen aynı döneminden daha sıcak oldu. Ayrıca günlük ortalama sıcaklığın 17,16°C olduğu 22 Temmuz 2024’te yeni bir rekora imza atıldı.

Copernicus’a göre bu durum, küresel sıcaklıklar, modern insanların deneyimlediği seviyenin ötesine geçiyor. Bilim insanlarına göre iklimin şu anki ısınması en az 120 bin yıldır görülmemiş düzeyde.

Kopernik’in İklim Değişikliği Servisi’ne (C3S) göre, aylardır tahmin edilen ve 31 Aralık’a kadar olan tüm sıcaklıklarla teyit edilen 2024 yılı, kayıtların 1850’de tutulmaya başlanmasından bu yana kaydedilen en sıcak yıl oldu.

Okyanuslarda rekor sıcaklık

Okyanuslar da aşırı ısınmaya devam ediyor. Antarktika’da üst üste ikinci yıldır rekor veya rekora yakın düşük değerlere ulaşıldı.

Kutup bölgeleri hariç, yıllık ortalama deniz yüzeyi sıcaklığı da 1991-2020 ortalamasına göre 0,51 derece artarak 20,87 derece ile rekor kırdı. Raporda ayrıca, küresel iklim ‘istikrarının’ önemli bir göstergesi olan Arktika ve Antarktika çevresindeki deniz buzu kapsamının, “geçen yılki buzlu deniz suyu kapsamının ortalamasının önemli ölçüde altında olduğunu” belirtiyor.

Deniz ısı dalgalarının mercanlar ve balıklar üzerindeki ani etkilerine ek olarak, okyanusların bu kalıcı aşırı ısınması, Dünya ikliminin başlıca düzenleyicisi olup, deniz ve atmosfer akıntılarını etkiliyor. Daha sıcak denizler atmosfere daha fazla su buharı salarak tayfunlar, kasırgalar ve fırtınalar için ek enerji sağlıyor.

Rapora göre ayrıca, 2024 yılında, küresel ısınmaya neden olan iki ana sera gazı olan “karbondioksit ve metan gazının” atmosferdeki yoğunlukları da artmaya devam etti. Bunlar sırasıyla milyonda 422 parça (ppm) ve milyarda 1897 parça (ppb) olmak üzere rekor yıllık seviyelere ulaştı.

Küresel ısınma atmosferin su alma kapasitesini de artırıyor: Clausius-Clapeyron formülüne göre, her ilave derece atmosferin maksimum su içeriğini yüzde 7 artırıyor. C3S’ye göre, geçen yıl atmosferdeki toplam su buharı miktarı rekor seviyeye ulaşarak 1991-2020 ortalamasından yaklaşık yüzde 5 daha arttı.

Avrupa İklim Kurumu, “Bu nem fazlalığı, aşırı yağış potansiyelini artırdı. Ayrıca yüksek deniz yüzeyi sıcaklıklarıyla birleşince tropikal siklonlar da dahil olmak üzere büyük fırtınaların oluşumuna katkıda bulunmuştur” diye değerlendiriyor.

Mayotte’deki fırtına ve California’daki yangınların da ortaya çıkardığı bir başka gerçek ise iklim değişikliğiyle birleşen doğal afetlerin, geçen yıl olağanüstü yüksek ekonomik kayıplara yol açması. Sigorta şirketlerinin rakamlarına göre, 140 milyar dolara ulaşan sigortalı kayıplarla, 2024 yılı 1980’den bu yana en maliyetli üçüncü yıl oldu.

AFP’ye açıklama yapan Bavyera sigorta şirketi Munich Re grubunun hesaplamalarına göre, toplam ekonomik kayıplar 2023’teki 268 milyar dolara kıyasla yüzde 19 artışla 320 milyar dolara ulaştı. Grubun baş iklim uzmanı Tobias Grimm, “Gezegenimizin iklim makinesi yüksek vitese geçiyor” uyarısında bulundu.

Copernicus İklim Değişikliği Servisi Direktörü Carlo Buontempo da “Gelecek bizim elimizde. Hızlı ve kararlı bir eylem gelecekteki iklimimizin gidişatını değiştirebilir” dedi. Copernicus C3S Yardımcı Direktörü Samantha Burgess de “Son on yıl her yıl kayıtlara geçen en sıcak on yıl arasında yer aldı” tespitinde bulundu.

(Kaynak: VOA Türkçe / Arzu Çakır)

Paylaşın

Bakırhan Ve Hatimoğulları: Boyun Eğmedik, Eğmeyeceğiz

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Mersin Akdeniz Belediyesi eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Aslan’ın gözaltına alınması ve yerlerine “kayyım” atanmasına tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Tülay Hatimoğulları, “Her seçimde yenilgiye uğrasa da iktidar, kayyım darbesinde ısrarcı. Bu ısrar halkın seçme ve seçilme hakkının elinden alınmasıdır” ifadelerini kullanırken, Tuncer Bakırhan ise, “Sizlerin darbeci pratiklerine, zulmünüze hiçbir zaman boyun eğmedik, eğmeyeceğiz” dedi.

Mersin’in Akdeniz Belediyesi DEM Partili eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan gözaltına alındı. Gözaltına alınan Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan’ın yerine kayyım atandı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, gözaltı ve kayyım kararına tepki gösterdi. Hatimoğulları, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Akdeniz belediye Eş Başkanlarımız Nuriye Aslan ve Hoşyar Sarıyıldız’ın gözaltına alınması, halk iradesine yönelik gerçekleştirilmiş açık bir darbedir. Her seçimde yenilgiye uğrasa da iktidar, kayyım darbesinde ısrarcı.

Bu ısrar; halkın seçme ve seçilme hakkının elinden alınmasıdır. Birlikte yaşama ve yönetme modeli olarak bir demokrasi anahtarı olan kent uzlaşısına saldırıdır. Biz barış için yol almak isterken, halkın iradesine bir kez daha el uzatılmıştır. Her yerde bu kayyımcı anlayışa karşı durmaya, halkların iradesini savunmaya devam edeceğiz. Asla mücadeleden geri durmayacağız.”

Tuncer Bakırhan, ise sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Akdeniz Belediye Eşbaşkanlarımız Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız ile Meclis üyelerimiz siyasi kumpasla gözaltına alındı. Akdeniz’de yaşayan halkların siyasi iradesine yönelik sergilenen bu düşmanca tutumla demokratik siyasetin ve yerel yönetimlerin tasfiyesi hedeflenmektedir.

Darbelerle bizi hizaya getirmeye çalışacağını zanneden acizlere, bir elinde kadife diğer elinde demir eldivenle dolaşan iktidara bir çift sözümüz var. Bu iki eli de çok iyi tanıyoruz ama siz de bizi çok iyi bilirsiniz. Sizlerin darbeci pratiklerine, zulmünüze hiçbir zaman boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun kayyım darbelerine karşı mücadele edeceğiz, halkımızın iradesini her koşulda savunacağız.”

DEM Parti, Sarıyıldız ve Aslan ile dört belediye meclis üyesinin gözaltına alınmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. “AKP iktidarı halk iradesine karşı darbeci pratiklerinden vazgeçmiyor” diyen DEM Parti, açıklamanın devamında şunları kaydetti:

“Gözaltı ve kayyım gerekçesi yapılan soruşturmanın 2024 yılına ait olduğu söyleniyor. Bu yöntemlerin tamamını iktidarın yıllardır halk iradesine karşı yürüttüğü darbe pratiklerinden gayet iyi biliyoruz. İçeride ve dışarıda Kürt düşmanlığı yürüten, halk iradesine tahammül edemeyen iktidar ne yaparsa yapsın daha büyük kaybetmeye mahkûmdur. Her yerde bu kayyımcı anlayışa karşı durmaya, halkımızın iradesini savunmaya devam edeceğiz.”

DEM Parti tarafından yapılan açıklamada dört belediye meclis üyesinin de gözaltına alındığı belirtildi.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “terör örgütü propagandası yapmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunu’na aykırılık” ve “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlarına yönelik soruşturma başlattığı belirtildi.

Paylaşın

DEM Partili Akdeniz Belediyesi’ne Kayyım Atandı; Eş Başkanlar Gözaltında

Mersin’in Akdeniz Belediyesi DEM Partili eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan gözaltına alındı. Gözaltına alınan Sarıyıldız ve Arslan’ın yerine kayyım atandı.

Haber Merkezi / Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan “Akdeniz Belediye Eşbaşkanlarımız Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan ile Meclis üyelerimiz siyasi kumpasla gözaltına alındı” dedi ve ekledi:

“Mersin’in huzuru yine kayyumla bozulmaya çalışılıyor. Bu irade gaspı girişimini Mersin kabul etmeyecektir. Başta Mersin’in seçilmişleri olmak üzere tüm halkımızı, Akdeniz Belediyesi’nin gasp edilmesine karşı iradesine sahip çıkmaya davet ediyoruz.”

DEM Parti, Sarıyıldız ve Aslan ile dört belediye meclis üyesinin gözaltına alınmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. “AKP iktidarı halk iradesine karşı darbeci pratiklerinden vazgeçmiyor” diyen DEM Parti, açıklamanın devamında şunları kaydetti:

“Gözaltı ve kayyım gerekçesi yapılan soruşturmanın 2024 yılına ait olduğu söyleniyor. Bu yöntemlerin tamamını iktidarın yıllardır halk iradesine karşı yürüttüğü darbe pratiklerinden gayet iyi biliyoruz. İçeride ve dışarıda Kürt düşmanlığı yürüten, halk iradesine tahammül edemeyen iktidar ne yaparsa yapsın daha büyük kaybetmeye mahkûmdur. Her yerde bu kayyımcı anlayışa karşı durmaya, halkımızın iradesini savunmaya devam edeceğiz.”

DEM Parti tarafından yapılan açıklamada dört belediye meclis üyesinin de gözaltına alındığı belirtildi.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “terör örgütü propagandası yapmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunu’na aykırılık” ve “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlarına yönelik soruşturma başlattığı belirtildi.

Paylaşın

DEVA Partisi, Saadet Partisi Ve Gelecek Partisi’nden “Yeni Yol” Hamlesi

TBMM’de güçlü bir grup kurmayı hedefleyen Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi, çatı partide anlaştı. “Yeni Yol” ismiyle kurulacak çatı partinin resmi kuruluş süreci, 10 Ocak Cuma günü başlayacak.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gelecek Partisi Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, akşam saatlerinde bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmede, partiler arasında oluşturulan ortak komisyonun önerisi doğrultusunda, kurulacak partinin tüzel kişiliğinin isminin “Yeni Yol” olmasına karar verildi. Ayrıca, kurucular kurulunda yer alacak isimler ile partinin program ve tüzük taslakları da genel başkanlar tarafından onaylandı.

Partinin kuruluş dilekçesinin, 10 Ocak Cuma günü İçişleri Bakanlığı’na sunulmasıyla resmi sürecin başlayacağı açıklandı. Bu adımla birlikte, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi’nin Meclis’te güçlü bir grup oluşturma hedefinin somut bir aşamaya geçtiği vurgulandı.

Üç partinin genel başkanları tarafından yapılan ortak açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Üç partinin Genel Başkanı bugün akşam saatlerinde buluşmuş ve ortak grup yapısıyla ilgili çalışmaları mutabakatla tamamlamıştır. Genel Başkanlar, partiler arasında kurulan ortak komisyonun önerisi üzerine, ortak grup amacıyla kurulacak parti tüzel kişiliğinin isminin ‘Yeni Yol’ olmasına karar vermiş, kurucular kurulunda yer alacak isimleri ve program ve tüzük taslağını onaylamışlardır.”

Üç parti, çatı parti formülü üzerinde uzlaşırken, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nde arka arkaya istifalar yaşandı.

Ankara Milletvekili Nedim Yamalı’nın geçen ay istifasıyla Saadet Partisi çatısı altında Gelecek Partisi’nin katılımıyla oluşturulan Meclis grubu düşmüş, DEVA Partili Mehmet Emin Ekmen ve Ertuğrul Kaya’nın bu partiye katılımıyla, grubun yeniden oluşması sağlanmıştı.

Çatı parti oluşumu, DEVA Partisi’nden de istifaları getirdi. İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “atalet içinde olmakla” eleştirdiği partisinden 26 Aralık’ta istifa etti.

Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın ise “DEVA Partisi bir çatı bünyesinde farklı bir yola giriyor” açıklamasıyla, Salı günü partisinden ayrıldı. Dalgın’ı, Çarşamba günü ise eski Devlet Bakanı da olan Selma Aliye Kavaf izledi. Kavaf, “Çatı parti kararını doğru bulmadığını” belirterek, istifasını açıkladı.

Son istifalarla, DEVA Partisi’nin milletvekili sayısı resmi olarak 10’a düştü. Çatı Parti kuruluşuna kadar yeni istifalar olmazsa, yeni Meclis grubunun 30 üyeli olması bekleniyor.

Paylaşın

Türkiye Kupası: Fenerbahçe, Rahat Kazandı

Türkiye Kupası B Grubu ilk hafta maçında Kasımpaşa ile Fenerbahçe, Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Fenerbahçe, sahadan 3 – 0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Hakem Kadir Sağlam’ın yönettiği karşılaşmada Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri, 2. dakikada Youssef En-Nesyri, 27. dakikada Yusuf Akçiçek ve 45+1. dakikada Bartuğ Elmaz kaydetti.

Türkiye Kupası B Grubu’nun diğer karşılaşmalarında Gaziantep FK, İstanbulspor’u 4 – 0, Göztepe de Erzurumspor’u 1 – 0 mağlup etti.

2. dakikada İrfan Can Kahveci’nin ara pasında sağ taraftan defansın arkasına sarkan Cenk Tosun topla buluştu. Cenk’in ceza sahası içi sağ tarafından ortasında Youssef En-Nesyri kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 0-1

27. dakikada İrfan Can Kahveci’nin sağ kanattan kullandığı serbest vuruşta ceza sahası içinde savunmadan seken topu arka direkte bulunan Mert Müldür, Yusuf Akçiçek’e indirdi. Kale önünde topla buluşan Yusuf’un kontrol ettikten sonra yaptığı vuruşta meşin yuvarlak filelere gitti. 0-2

45+1. dakikada İrfan Can Kahveci’nin sol kanattan ortasında ceza sahası içinde savunmanın uzaklaştırdığı topa penaltı noktası yakında Bartuğ Elmaz gelişine vuruşla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 0-3

Stat: Recep Tayyip Erdoğan

Hakemler: Kadir Sağlam, Anıl Usta, Murat Ergin Gözütok

Kasımpaşa: Ali Emre Yanar, Taylan Utku Aydın, Yunus Emre Atakaya, Berkay Muratoğlu, Adnan Aktaş, Beraat Doğan Yıldız, Yaman Suakar (Dk. 88 Kaan Doğan), Yusuf İnci (Dk. 76 Dağhan Erdoğan), Emirhan Yiğit (Dk. 88 Muhammed Ayeş), Sarp Yavrucu (Dk. 87 Bünyamin Çetinkaya), Sinan Alkaş (Dk. 70 Aras Özden)

Fenerbahçe: Ertuğrul Çetin, Mert Müldür (Dk. 80 Muharrem Cizgili), Çağlar Söyüncü (Dk. 71 Amrabat), Yusuf Akçiçek, Osayi-Samuel, İrfan Can Kahveci, Bartuğ Elmaz, Szymanski (Dk. 46 Mert Hakan Yandaş), Kostic (Dk. 46 Levent Mercan), Cenk Tosun, En Nesyri (Dk. 62 Cengiz Ünder)

Goller: Dk. 2 En Nesyri, Dk. 27 Yusuf Akçiçek, Dk. 45+1 Bartuğ Elmaz (Fenerbahçe)

Paylaşın

MHP’li Yalçın’dan Müsavat Dervişoğlu’na Yanıt: Ateşle Oynama

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu’nun açıklamalarına yanıt veren MHP’li Semih Yalçın, “Müsavat Dervişoğlu bilmelidir ki Sinan Ateş üzerinden ateşle oynamaktadır” dedi.

Haber Merkezi / Semih Yalçın, MHP camiası olarak, vaktiyle saflarında yer alıp çeşitli nedenlerle aralarından ayrılarak farklı partilerde siyasete soyunan “tatlı su milliyetçilerinin perişanlık ve derbederliklerini dehşet ve ibretle izlediklerini” ifade etti.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürüldüğü yerde yaptığı açıklamalara yanıt verdi.

Semih Yalçın, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “MHP camiası olarak; vaktiyle saflarımızda yer alıp doku uyuşmazlığı, aidiyet hissi yokluğu, mensubiyet şuuru mahrumiyeti, ahlak düşkünlüğü ve muhtelif çıkar hesapları gibi saiklerle aramızdan ayrılarak farklı partilerde siyasete soyunan tatlı su milliyetçilerinin perişanlık ve derbederliklerini dehşet ve ibretle izlemekteyiz.

Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin başlattığı terörsüz Türkiye hamlesi millet ve devlet nezdinde karşılık bulmaya başlayalı beri, bundan rahatsız olan malum politika atıkları; ter ter tepinmekte, gürültü çıkarmakta, bir tiyatro sahnesindeymişçesine bol bol rabarba yapmaktadır. Bunlar o kadar şaşkın, kızgın ve hırslılardır ki nefislerini yenemeyerek saldırgan ve küfürbaz bir üsluba başvurmaktadırlar. MHP’nin siyasi itibarına dönük içlerinde yükselen öfkeyi küfür, istiskal ve istihkârla teskin etmeye çalışmaktadırlar.

Seviyesizlikleri, kalitesizlikleri, zavallılıkları büsbütün dışa vurmuş; sefaletleri paçalarından akmaya başlamıştır. Siyasi ihtirasları boylarını aştığı için, boğulmak üzeredirler. Çırpındıkça batmakta, debelendikçe tükenmektedirler.

Son günlerde MHP aleyhtarlığı ve hazımsızlığı kervanının başını, Ümitsiz Vaka Özdağ ile Müsait Dervişoğlu çekmektedir. Bu ikisinin çıkardıkları avaza, yaydıkları kuru gürültüye bakmayınız. Bunların çığlıkları, aslında nefessiz kalmış iki kara vicdanın boğaz hırıltılarından ibarettir. ‘Kör bıçak ele yavuz, ehliyetsiz ve liyakatsiz siyasetçi dile yavuz.’ misali, tahammülsüzlükleri ve hazımsızlıkları üsluplarına vurmuştur.

Adama sorarlar: Taş mısın ki baş yarasın? Özdağ da Dervişoğlu da, ateş olsalar cürümleri kadar yer yakarlar. Onların sözleri bizim için birer kıvılcım, birer küçük çıngı bile değildir. Hele partisi sele giderken namert köprüsünde balık avlamaya çalışan Dervişoğlu; değil balık, solucan bile yakalayamaz. Partisindeki çözülmeyi durdurmak için sağa sola efelenmesinin hiç faydası yoktur. Müsait Dervişoğlu; ne kendisini, ne de dağılma sürecine giren partisini kurtarabilecektir.

Dervişoğlu; anut, haşin ve uyumsuz biridir. Tabiatı ve seciyesi, siyaset yapmaya pek müsait değildir. Müsait Dervişoğlu, MHP ile yetinmeyip hızını alamayarak Ülkü Ocakları’nın ismetine dadanmaya, Ocaklı Ülkücülere tasalluta cüret etmektedir. Kendisine birinci sorumuz şöyledir:

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürüldüğü yerde basın toplantısı düzenlemeye yeltenen Dervişoğlu, cinayet mahallini ‘iyi’ bildiğine göre, saldırının ayrıntıları hakkında da malumat sahibi midir? Müsait Dervişoğlu, bilmelidir ki Sinan Ateş üzerinden ateşle oynamaktadır. Sahte kahramanlığa soyunan Dervişoğlu’na, bu provokasyon girişiminin milletin ilgisini değil, nefretini çekeceğini hatırlatırız. Ayrıca, bu çirkin ve alçakça provokasyon hamlesinin doğuracağı sonuçlardan sorumlu olacağının da şimdiden altını çizmek isteriz. Kendisine tavsiyemiz, binlerce şehidimizin hanesi ve okulu olan bu güzide kuruluşumuzu denî siyasetine alet etmemesi, Ülkü Ocakları’ndan uzak durması, pis ellerini üzerinden çekmesidir.

İkinci sorumuz şudur: Müsait Dervişoğlu; MHP ve Ülkü Ocakları aleyhtarlığını, CHP’ye iltihak ve sığınma için mi, yoksa yeni bir kirli ittifak için mi bahane olarak kullanmak istemektedir? Gelelim Ümitsiz Vaka Özdağ’a… Bu kaçık şahıs; lakabının tam manasıyla Ümitsiz Vaka, klinik vakadır.  Davranışları ve sözleri, psikosomatik rahatsızlığını ele vermektedir. Tedaviye muhtaçtır. Ümitsiz Vaka Özdağ’ın klinik bir fenomen olduğu artık kamuoyunda da genel kabul gören bir realitedir. Ne davranışları normaldir, ne de üslubu ve söylemleri… Partimize saldırırken ‘dişi karakterli’ ifadesini kullanması göstermektedir ki; Ümitsiz Vaka, çarpık siyaset anlayışını yeni bir cinsiyet türü üzerinden şekillendirmiştir. Buna göre; kendisi, LGBTİ benzeri bir eda içinde, siyasette üçüncü cinsi temsil etmektedir.

Politikayı iki bacağın arasına indiren bu ahlak düşkünü âdem, yeni mevkiini, âdeta pavyon pavyon gezer gibi, masa masa, parti parti dolaşarak konsomasyon yapmasına borçludur. En küçük erdemi, ahlakı, şerefi, haysiyeti olan bir adam; vaktiyle birlikte çalıştığı bir partinin genel başkanına, hem de Başbuğ Alparslan Türkeş’in makamında oturan bir insana galiz ifadelerle saldırmaz. Saldırdığı takdirde hakkını avucuna veririz.

Anladığı dilden konuşur, kendisini de layık olduğu üslupla tarif ve tasnif ederiz. Esasen Ümitsiz Vaka’nın partimize karşı sergilediği tutum; politik sinizminin olduğu kadar, ahlaki çürümüşlüğün de ifadesidir. Elbette siyasetin tabiatında kavga, mücadele, atışma, çatışma, eleştiri vardır; ama siyasetin temeli de ahlak, edep, uyum ve diyalog üzerine kuruludur. Siyasetçi; kavga adamından çok, etrafına ‘usulet ve suhulet’le muamele eden, ahlaklı ve iyi insan olmalıdır. Sorumluluk sahibi olmalıdır.

Aynı camiadan yetiştiği insanlarla bile diyalog kuramayan, empati yapmayan, karşısındakini anlamaya çalışmayan, sürekli başkalarına hakaret eden Dervişoğlu ve Özdağ’ın; bırakınız ülkeyi veya partilerini yönetmeyi, iki keçiyi bile güdemeyecekleri açıktır. Müsait Dervişoğlu ve Ümitsiz Vaka Özdağ gibi Devlet Bahçeli aleyhtarlığından ve MHP düşmanlığından beslenenlere, onun adı üzerinden makam tartışması çıkaranlara  hatırlatırız.

Devlet Bahçeli, Genel Başkanlık makamına gökten zembille inmemiştir. Kendisini bulunduğu makama, mevkie getiren Milliyetçi-Ülkücü iradedir. Devlet Bahçeli’ye karşı çıkmak, Milliyetçi-Ülkücü iradeye karşı çıkmaktır. Hem Ülkücülük taslamak, hem de Ülkücülerin yıllardır defalarca sergilediği iradeye başkaldırmak; kötü niyet, samimiyetsizlik, cahillik ve fesat işaretidir. Aslında bunların MHP hakkındaki sızlanmalarının, yakınmalarının, sancılanıp kıvranmalarının nedeni bellidir: Sayın Genel Başkanımızın ‘terörsüz Türkiye’ için gösterdiği gayretler, millet ve devlet nezdinde karşılık bulmuştur. Kamuoyunda çok büyük destek görmüştür.

Alkışlanmıştır. Demek ki taş gediğine konulmuştur. MHP’nin milletin gönlündeki mümtaz yer daha bir perçinlenmiş ve partimizin saygınlığı yükselmiştir. MHP’nin isabetli ve tutarlı politikalarının sonuç vermeye başlaması adı geçenleri kudurtmuştur. Huşunetleri, küfürbazlıkları, düzenbazlıkları bundandır. Bunlar; rol çalamadıkları, etkin olamadıkları için hırçındır. MHP’nin gölgesinde ve gündemin gerisinde kalıp nal topladıkları için öfkelidir.

Oysa atalarımız, ‘Öfkeyle kalkan zararla oturur.’ demiştir. Bunlar, sergiledikleri hazımsızlık, huşunet yüzünden sürekli ayak altında kalmaya, masa altına süpürülmeye mahkûmdur. Eski MHP atıkları, şimdi altılı masa artığı olmuştur. Zaten parçalanmış olan siyasi prestijleri, büsbütün yırtılmıştır. Yırtık dikiş tutmayacaktır. Bahsettiğimiz isimler ve partileri, birbirleriyle de kavgalıdır. Ancak şimdi MHP aleyhtarlığında ittifak etmektedirler.

Siyasi rant uğruna birbirini yiyen, birbirinin izine kurşun sıkan bu fikir, inanç ve bağlılık yoksunları, MHP’ye karşı birleşmiştir. Teşbihte hata olmaz, kurt düze inince mahallenin küskün itleri kardeş olurmuş. Siyasi çıkar uğruna Türk milliyetçiliği davasına zarar verenleri tarih de, millet de affetmez. Türk milliyetçiliği davasının bütün siyaset gemilerinin dümeni MHP’dedir. Dümeni dinlemeyen gemi şapa oturur. Lakin siyasi ihtirastan gözleri kör olanlara gerçeği göstermek, okyanusta devasa dalgalarla boğuşmaktan zordur. Bunların gözleri görmediği gibi; kalpleri körelmiş, vicdanları da kararmıştır.

Kararan vicdanları, körelen yürekleri arıtmanın çaresi; pişmanlıktır, nedamettir, tövbedir. Lakin bunların tövbesi de dikiş tutmayacaktır. Çünkü aynı hatayı işlemekte, aynı yanlışlar ummanında boğulmakta, aynı kirli günahın batağında debelenmekte ısrarcıdırlar. Her vicdan sahibi Türk bilir ki Türk milliyetçiliği ile kirli siyaset aynı kefeye konmaz. Kirli siyaset, milliyetçiliğe sığmaz. Milliyetçi çamura yatmaz. Milletini seven, millet sevdalılarına çamur atmaz. Eğer varsa; davasına inanan, siyasi rant ve menfaat uğruna milletin mukadderatını satmaz. Türk milliyetçiliği davasının alemdarı, bayraktarı olan MHP’nin samimiyetini, ciddiyetini ise hiç kimse sorgulayamaz.

MHP, sadece millete hesap verir. MHP olarak muhatabımız, derdimiz millettir. MHP; milletin hayrına, milletin menfaatine olmayacak hiçbir adımı atmaz. MHP’nin gayesi; daima milletimizin bekası, devletimizin güvenliği, insanımızın refah ve saadeti, huzur ve sükûnu için çalışmak olmuştur. Bu gerçek, hiçbir zaman değişmeyecektir.

Millet, terör belasından kırk yıldır çok çekmiştir. Şehitlere, şehitler kervanı eklenmiştir. Buna bir son verilmesinin zamanı çoktan gelmiştir. Sayın Genel Başkanımızın, terörün bitmesi ve anaların ağlamaması için ortaya koyduğu tavır; bu açıdan çok ama çok kıymetlidir. Bu tavır; müzakere, pazarlık gibi kavramlarla iğdiş edilemez.

Bu tutum; haksız isnat, suçlama, aşağılama ve çamur atmalarla değersizleştirilemez. MHP aleyhtarlığını köpürtmek için olanca marifetlerini kullanmaya çalışanlar; başarısız olmakla kalmayacaklar, çırpındıkça  batacaklardır. Sık sık müracaat ettikleri problemli dil, MHP muarızlarının sonunu getirecektir. Uyum gözetmeyen, diyalog üretmeyen, halkı tatmin etmeyen ve sürekli kavga atmosferini körükleyen ahlaksız siyasi telakki, yolda kalacaktır. MHP’nin tekerleğiyse asla tümsekte kalmayacaktır.”

Tartışma nasıl başladı?

Tartışma, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 7 Ocak Salı günü düzenlenen grup toplantısı sırasında, isim vermeden İYİ Partililere atıfta bulunmasıyla başladı. Bahçeli, “Kurt, kurdu tanır ancak biz bunları tanımıyoruz ve hiç de takmıyoruz. Bizim dava ve vatan sevdamızı tartıya çıkaracak, bununla da kalmayıp tartışmaya açacak, ülke ve ülkü heyecanımızı kurcalayıp aşındıracak bir siyasi fırıldağı henüz hiçbir kundak sarmamıştır” dedi.

İYİ Parti, 25 Ekim 2017’de, eski MHP’li Meral Akşener, Koray Aydın, Ümit Özdağ, Nuri Okutan gibi isimler tarafından kuruldu.

Müsavat Dervişoğlu, Bahçeli’nin açıklamalarına cevap olarak 8 Ocak Çarşamba günü düzenlenen İYİ Parti Grup Toplantısı sırasında Bahçeli’ye seslendi: “Şahsına bu zamana kadar gösterdiğim saygıyı, o koltuğun gerçek sahibine duyduğum vefanın sadakası saymanı da temenni ediyorum. Bu kadarı sana yeter, fazlası da zaten bana yakışmaz. Biz seni topaç gibi kimlerin çevirdiğini biliyoruz.”

Bunun üzerine Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, aynı günün akşamı sosyal medyadan bir video yayınladı. Bu videoda Yıldırım’ın, “Bizim değerlerimize, bizim davamıza, bizim liderimize laf söyleyene biz haddini bildiririz. Kimse bizim sınırlarımızı ihlal etmeye kalkışmasın” dediği görülüyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’a yanıt amacıyla Sinan Ateş’in öldürüldüğü yerde açıklama yaptı. Dervişoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Biz hep konuşan Türkiye ve demokrasi çağrısı yaptık. İktidara payanda olmakla yetindiği için MHP bizim siyasi rakibimiz ve muhatabımız bile değildir.

Ülkü Ocakları, Türk milliyetçiliğini, Türk kültürünü ve tarihini savunan, Türk gençliğini idealist ve milli değerlerle yetiştirmeyi amaçlayan, MHP’nin ideolojik temellerine yakın bir çizgide faaliyet gösteren bir kuruluş.

Paylaşın

DEM Parti’den “Süreç” Açıklaması: Kimlerin Çözüme Karşı Olduğunu Biliyoruz

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin açıklama yapan DEM Parti, açıklamasında, “Çözüm karşıtlarının kim ya da kimler olduğunu gayet iyi biliyoruz” ifadelerine yer verdi:

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Bütün yapıcı yaklaşımlarına ve çabalarına rağmen partimize ve değerlerine hakaret edenler, her gün halkları tehdit edenler en büyük çözüm ve süreç karşıtıdır” denildi.

Açıklama, “Yalan, iftira ve çarpıtma konusunda Hitler zihniyetine ve Goebbels taktiklerine rahmet okutan, gazeteciliği emir erliği sanan ve ekranlarda savaşçılık oynayan yandaş kalemşörlerin yazdıklarını reddediyoruz. Süreci büyük bir fedakarlık ve kararlılıkla yürüten Sayın Öcalan’a yaklaşım konusunda ilgili herkesi ciddiyete davet ediyoruz” ifadeleriyle devam etti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin, provokatif yayınlara ilişkin açıklamada bulundu. DEM Parti Basın Bürosu’ndan yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“DEM Parti İmralı Heyetinin Sayın Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşme kamuoyunda iyimser bir hava oluşturdu. Çözüm ihtimalinin kendisi bile toplumda rahatlama yarattı, umutların yeşermesine neden oldu. Barış ve çözüm mücadelesinde yıllardır ağır bedeller ödeyen partimiz, sadece bu dönemin siyasi bir aktörü değil aynı zamanda emektarıdır. Dolayısıyla partimiz savaşa karşı barıştan yanadır, çözümsüzlüğe karşı çözüm üretendir. Hiç kimse bu gerçeği çarpıtamaz, farklı bir yere çekemez.

Bu vesileyle malum çevrelere bir kez daha hatırlatıyoruz: Israrla ve inatla partimizin ve siyasi aktörlerimizin yaptığı kimi siyasi değerlendirmeleri ‘aman tehdit ediyorlar’, ‘aman DEM Parti süreç karşıtıdır’ diyerek oyunbozanlığın ve kaçışın gerekçesini şimdiden oluşturmaya çalışanların farkındayız. Ancak buradan kimseye ekmek çıkmaz. Hiç kimse DEM Parti’den ‘süreç karşıtlığı’ çıkaramaz.

Çözüm karşıtlarının kim ya da kimler olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bütün yapıcı yaklaşımlarına ve çabalarına rağmen partimize ve değerlerine hakaret edenler, her gün halkları tehdit edenler en büyük çözüm ve süreç karşıtıdır.

Yalan, iftira ve çarpıtma konusunda Hitler zihniyetine ve Goebbels taktiklerine rahmet okutan, gazeteciliği emir erliği sanan ve ekranlarda savaşçılık oynayan yandaş kalemşörlerin yazdıklarını reddediyoruz. Süreci büyük bir fedakarlık ve kararlılıkla yürüten Sayın Öcalan’a yaklaşım konusunda ilgili herkesi ciddiyete davet ediyoruz. Süreci yalan ve basit magazine indirgeyenlerin, bu konuda uydurulan yalanlara iman edip ısrarla dolaşıma sokanların amacı, Sayın Öcalan’ın ideolojik ve politik kimliğine saldırmaktır.

Kimse kurnazca elindeki medya gücüne güvenerek ve her türlü algıyla şimdiden sorumluluktan kaçmanın hesabını yapmasın. Çözüm talep eden halkımız kesinlikle bu ucuzluklara prim vermeyecektir.

Bu topraklara demokratik çözüm ve onurlu barış mutlaka gelecektir. DEM Parti, bu kesimlerin olası bir çözüm ihtimalini zehirlemesine asla izin vermeyecektir. Partimiz her zamankinden daha hassas ve duyarlı yaklaşarak bu sürecin bütün sorumluluğunu omuzlamaya devam edecektir. Partimiz ilgili bütün çevreleri de aynı duyarlılıkla hareket etmeye, tehdit ve şantaj dilini terk etmeye davet ediyor.”

Paylaşın