Süper Lig: Trabzonspor’dan Farklı Galibiyet

Süper Lig’in 19. hafta maçında Trabzonspor ile Antalyaspor, Trabzon Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Cihan Aydın’ın yönettiği karşılaşmadan Trabzonspor, 5-0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Trabzonspor’a galibiyeti getiren golleri, 21. dakikada Simon Banza, 52, 64 ve 87. dakikalarda Pedro Malheiro ve 70. dakikada Muhammed Cham kaydetti.

Trabzonspor, bu galibiyet ile puanını 22’ye yükseltti, Antalyaspor ise 22 puanda kaldı. Trabzonspor, 18 maç sonunda 5 galibiyet, 7 beraberlik, 6 mağlubiyet ile Süper Lig’de 9. sırada yer alıyor.

21. dakikada Visca yarı sahadan kaptığı topla birlikte ceza sahası içine girdi. Visca’nın pasında Simon Banza, meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 1-0

52. dakikada Visca’nın ortasında, savunmanın arkasında Malheiro’nun kafa şutunda, top kaleci Kenan Piric’in sağ üst köşesinden filelere gitti. 2-0

64. dakikada hızlı gelişen Trabzonspor atağında Visca’nın ara pasında ceza alanı çizgisi üzerinde Malheiro’un düzgün vuruşunda, top yan direğe çarparak filelerle buluştu. 3-0

70. dakikada Banza’nın pasıyla sol taraftan ceza alanına giren Cham, topu kaleci Kenan Piric’in solundan filelere göndererek farkı 4’e çıkardı. 4-0

87. dakikada Mendy’nin pasında ceza yayı içinde topu kontrol eden Malheiro’nun dönerek yaptığı sert şutta meşin yuvarlak filelerle buluştu. 5-0

Stat: Trabzon

Hakemler: Cihan Aydın, Kerem Ersoy, Mehmet Akıncık

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Malheiro (Ali Şahin Yılmaz dk. 88), Lundstram, Batagov, Eren Elmalı, Mendy, Umut Güneş, Muhammed Cham, (Ozan Tufan dk. 73) Visca (Barisic dk. 85), Nwakaeme (Cihan Çanak dk. 85), Banza (Enis Destan dk. 73)

Antalyaspor: Kenan Piric, Bünyamin Balcı, Bahadır Öztürk (Emrecan Uzunhan dk. 57), Thallisson da Silva, Güray Vural, Jakup Kaluzinski, Petrusenko (Djenepo dk. 57), Ertal Rakip, Streek (Townsend dk. 57), Larsson, Samudio

Goller: Banza (dk. 21), Malheiro (dk. 53, 65 ve 87) Cham (dk.70) (Trabzonspor)

Paylaşın

“İsrail, Suriye’yi Kantonlara Bölme Planı Yapıyor” İddiası

Israel Hayom Gazetesi, İsrail’in Suriye’yi özerk kantonlara bölmeyi planladığını yazdı. Haberde, İsrail’in böyle bir planla ilişkilendirilmesinin Suriye içinde güçlü bir muhalefetle karşılaşacağı da vurgulandı.

8 Aralık’ta muhaliflerin başkent Şam’ı ele geçirmesinin ardından İsrail, 1967’den beri işgali altındaki Golan Tepeleri’ni Güney Suriye’nin geri kalan kısmından ayıracak bir harekata girişmiş ve Birleşmiş Milletler devriyesindeki tampon bölgede ilerlemişti.

Israel Hayom gazetesinin haberinde İsrail kabinesinin, Suriye’yi etnik ve mezhepsel hatlar üzerinden özerk kantonlara bölme planını görüştüğü ve bu planın, Beşar Esad hükümetinin devrilmesinden bu yana İsrail yetkilileri tarafından dile getirildiği ifade edildi.

İsrail’in böyle bir planla ilişkilendirilmesinin Suriye içinde güçlü bir muhalefetle karşılaşacağı da vurgulandı.

Gazete, Savunma Bakanı İsrael Katz’ın çarşamba günü kabine toplantısına başkanlık ettiğini ve toplantıda Türkiye’nin Suriye’deki nüfuzunun ele alındığını ileri sürdü. Ancak iddianın kaynağını açıklamadı.

Toplantıya katılan bakanların, İsrail’in Suriye’nin fiili lideri Ahmed eş-Şara hakkındaki endişelerini ve Suriye’deki Dürzi ve Kürt nüfusun “güvenliğini” ele aldığı iddia edildi.

Buna göre, İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen, Suriye’deki durumu görüşmek üzere uluslararası bir konferans yapılmasını öneriyor. Cohen temel amaçlarının Suriye’deki silahlı gruplardan gelebilecek olası tehditlere karşı “İsrail’in kuzey sınırını güvence altına almak” olduğunu söylüyor.

8 Aralık’ta muhaliflerin başkent Şam’ı ele geçirmesinin ardından İsrail, 1967’den beri işgali altındaki Golan Tepeleri’ni Güney Suriye’nin geri kalan kısmından ayıracak bir harekata girişmiş ve Birleşmiş Milletler devriyesindeki tampon bölgede ilerlemişti.

Suriye’deki azınlık Dürzi topluluğu çoğunlukla ülkenin güneyinde, Golan Tepeleri yakınlarında yaşıyor.

Esad’ın devrilmesinden kısa bir süre sonra sosyal medyada yayılan bir videoda, Dürzilerin yeni İslamcı yönetimden korktuğu ve kasabalarının ilhak edilmesi için İsrail’e çağrıda bulunduğuna yönelik ifadeler yer alıyordu.

Ancak New Arab’ın haberine göre video Dürzi liderler tarafından yalanlanmıştı.

Öte yandan, Esad sonrası kurulan yeni yönetimin Şam Valisi Mahir Mervan, ABD’de yayın yapan NPR radyosuna verdiği röportajda İsrail’in ülkesinin topraklarına asker sokmasını “anlaşılır” bulduğunu belirtmiş ve barış sinyalleri yollamıştı.

Vali Mervan, ”İsrail yeni yönetim nedeniyle korkmuş ve endişelenmiş. Bu yüzden biraz ilerledi ve bombaladı,” demişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Bülent Arınç: Türkiye’de Adalet Olmadığını Herkes Biliyor

“Demokrasiyi Yaşatmak ve Güçlendirmek” panelinde konuşan Bülent Arınç, “Türkiye’de adalet olmadığını herkes biliyor. Bir toplumsal çöküş var. İnançlarda da çöküş var” dedi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullan Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin de konuşan Bülent Arınç, “Bu süreç bizzat MHP tarafından yönetilmeli. Deneyimli değiller ama yapacaklarına inanıyorum. Şüphesiz iyi insanlardan bir heyet oluşturacaklardır. Onlar da sorumluluk almış olacaklardır” ifadelerini kullandı.

AK Parti kurucularındanve eski TBMM başkanı Bülent Arınç, Ekopolitik Düşünce Merkezi’nin düzenlediği “Demokrasiyi Yaşatmak ve Güçlendirmek” panelinde konuştu. T24 ve Gazete Duvar’da yer alan haberlere göre; Bülent Arınç’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

Türkiye’de adalet olmadığını herkes biliyor. Bir toplumsal çöküş var. İnançlarda da çöküş var. Müslümanlık anlayışında bile bir gerileme-yok olma var. İslam’a ait güzel örneklerin kaybolduğu, birtakım cübbeli-cübbesiz palyaçoların ortalıkta endam ettiği bir dönemdeyiz.

Çok sekülerleştik biz, sekülerleşmek kötü bir şey değil ama inançlı olmaktan, dindar olmaktan, ölçüsünü ona göre korumaktan sekülerleşmeye gidince birden,  iki yüz kilometre hızla giden arabanın sert bir virajda tepetaklak gitmesine döndük. Türkiye’de bunu başkaları da yaşıyor. Adam geçmişte marksist; komünist partisi ile ilişkisi var. Onların avukatlığını yapmış vesaire… Ama şimdi bakıyoruz devletten daha fazla devletçi, faşistten daha fazla faşist, bilmem neden daha fazla bilmem ne… Sen kimin yarisin yavrum, her yanın oynak? Nasıl döndün sen, nasıl fırıldak oldun böyle?

İçeride benim bildiğim terörist kalmamış, ben Soylu’nun yalancısıyım. Ayakkabı numarası bile belli olan birkaç yüz kişiden bahsediliyor. Demek hedef onlar değil, hedef dışarıda. Bir rivayete göre 100 binin üzerinde, bir rivayete de göre de en az 40 bin civarında silahlı gruplar. Bunları ne kadar etkileyecek, hep deneme yanılmalarla gidiyoruz. Ümit ediyorum, kesinlikle hafife almıyorum ama tecrübeme dayanarak söylüyorum DEM Parti’nin inisiyatifinde bir gidiş kesinlikle eksik olur. Düşünebiliyor musunuz içlerinde bir belediye başkanı var ama 3 defa görevden alınmış, yerine kayyım atanmış.

Meclis Başkan Vekili var, hala mahkemelerinden birkaç tanesi devam ediyor, cezaevine girdi-çıktı. Onları seviyorum ve takdir ediyorum yanlış anlaşılmasın. Ama DEM Parti bu heyetle bir partinin karşısına gittiği zaman… Topal ördek gibi afedersiniz. Yahu sen gelmişsin, cezaevine gireceksin, sen neyi temsil ediyorsun? Siyaseti hakkıyla temsil eden, içimizden başka bir ekip de olabilir diye düşünebilirler. Yarın orada ne yapacağını kimse kestiremez.

“Süreç MHP tarafından yönetilsin”

Benim teklifim bu sürecin bizzat MHP tarafından yönetilmesidir. MHP bu konuda çok yetenekli ve deneyimli değil biliyoruz ama isterlerse bu süreci başarıyla yönetecek iyi insanlardan bir ekip bulmaları lazım. Çünkü MHP’nin akreditasyonu var. Gittikleri partilerde yapılacak konuşmalarda bir güven tertip edebilirler. Şüphesiz Sayın Cumhurbaşkanı bu işin içinde olmayı istemez. Ama en son parti ziyaretinde genel başkan vekilinin de içinde bulunduğu bir heyet bunları karşıladığına göre bunun belki sonuç kısmında mutlaka olurunun alınmasına ihtiyaç olacaktır.”

Paylaşın

Demirtaş, “Yeni Sürece” İsim Koydu: Demokratikleşme, Barış Ve Kardeşlik

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullan Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin açıklama yapan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, kendileri açısından bunun ‘Demokratikleşme, barış ve kardeşlik’ süreci olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Abdullah Öcalan’a desteğini de ifade eden Demirtaş, “Sayın Öcalan, koşulları oluştuğunda bu konuda bir inisiyatif alacaksa yanında olacağımızı belirtiyoruz. Olası bir çağrının tüm inisiyatifi elbette kendisindedir. Kendisinin de belirttiği gibi, böylesi bir çağrının hukuki, siyasi zeminini oluşturma sorumluluğu da iktidar ve parlamentodadır. Bizler, barış girişimlerine bu aşamada her türlü desteği sunarız. Ancak çağrıyı yapacak olan da olası bir çağrının muhatabı da biz değiliz” dedi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, DEM Parti heyeti ile görüşmesinin ardından yeni sürece ilişkin açıklama yaptı. DEM Parti TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, Van Milletvekili Pervin Buldan ve yerine kayyum atanan eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ten oluşan DEM Parti heyetinin Edirne F Tipi Cezeavi’nde kendisini ziyareti sonrası Demirtaş, sosyal medya hesabı üzerinden bir yazılı açıklama yayınladı. Demirtaş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Değerli Kardeşlerim, DEM Parti İmralı Heyeti’mizin ziyareti vesilesiyle herkese yürek dolusu selam, sevgilerimi iletiyorum. Büyük bir fedakarlık ve ciddiyetle çalışmalarını sürdüren heyetimize de teşekkürlerimi sunarken ayrıca kendilerine, partimiz DEM Parti’ye, özellikle İmralı Tecrit Adasında demokratik çözüm ve barış için büyük çaba sarf eden Sayın Abdullah Öcalan’a güven ve desteğimin tam olduğunu belirtmek istiyorum.

Bu dönemin en hassas konusu kamuoyu desteğidir. Bu nedenle şeffaflık son derece önemli ve gereklidir. Heyetimizin, şeffaflığın gereği olarak Meclis’teki siyasi partileri bilgilendirmesi, önümüzdeki günlerde de sivil toplum örgütlerini, siyasi ve toplumsal çevreleri bilgilendirecek olması değerlidir. Ayrıca barış dilinin tüm çevrelere hakim olması da önemlidir. Bu konularda konuşan herkes tehdit, şantaj, aşağılama dilinden ve provokatif söylemlerden uzak durmalı, yenme ve yenilme üzerinden boş ve anlamsız bir retorik oluşturmak yerine herkesin, hepimizin kazanacağı ortak bir gelecek üzerinde durmalıdır.

Her ne kadar sürece bir isim konulmasından ısrarla kaçınılıyor olunsa da bizim açımızdan bu süreç, “Demokratikleşme, Barış ve Kardeşlik” sürecidir. Bizler demokratik, barışçıl zeminde siyaset yapan aktörler olarak çatışmaların, şiddetin kalıcı şekilde son bulmasını arzuluyor, istiyor, destekliyoruz. Sayın Öcalan, koşulları oluştuğunda bu konuda bir inisiyatif alacaksa yanında olacağımızı belirtiyoruz. Olası bir çağrının tüm inisiyatifi elbette kendisindedir. Kendisinin de belirttiği gibi, böylesi bir çağrının hukuki, siyasi zeminini oluşturma sorumluluğu da iktidar ve parlamentodadır. Bizler, barış girişimlerine bu aşamada her türlü desteği sunarız. Ancak çağrıyı yapacak olan da olası bir çağrının muhatabı da biz değiliz. Siyasetçiler olarak bizim rolümüz ve misyonumuz, barış zeminini güçlendirmek, tarafları barış için cesaretlendirmek, teşvik etmek ve barışı kolaylaştırmaktır. Fakat bundan da öte temel sorumluluğumuz; demokrasi, özgürlükler, eşitlik, adalet ve temel insan hakları için barışçıl, sivil, siyasi mücadeleyi büyütmektir. Bu mücadelenin kanal ve imkanlarının şimdiden açılması gerekir ki barış zemini de güçlensin. Bu hususu da ilgililerin dikkatine sunmak isteriz.

Herkes şunu bilmeli ki, ortada bazı iyi niyetler ve bu iyi niyetlerle yürütülen hazırlıklar var. Ancak sürecin ete kemiğe bürünebilmesi için, güven verici somut adımların hızlıca atılması gerekiyor. Yıllardır bu topraklarda tarifi imkansız acılara neden olan ve ülkenin bütün enerjisini tüketen çatışmaların ortadan kaldırılması, siyasal bir barışın sağlanması için her türlü desteği vermeye hazırız. Ancak siyasal barış, beraberinde toplumsal barış yani demokratikleşme, eşitlik, adalet ve özgürlükler mücadelesinin tüm kanallarını açacak şekilde yapılırsa kalıcı olur, herkesin ve ülkenin yararına olur. Bu şekilde, siyasal barışın toplumsal desteği de artar, halkın ekseriyetinin sahiplenmesiyle tüm provokasyonlar ve baltalama girişimleri de boşa çıkar.

Yine bu kritik ve tarihi dönemde, Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Özgür Özel ve diğer tüm parti liderlerine, barış için aldıkları ve alacakları inisiyatifler nedeniyle teşekkürlerimi sunuyor, desteğimi iletiyorum. Her türlü kişisel, partisel çıkarın ötesinde, demokrasinin güçlenmesine dair atılacak her adımın tereddütsüz yanında olacağımı belirtiyorum.

Son olarak şunu da özellikle belirtmek istiyorum; Kürtlerin çoğunun yönü de yüzü de Türkiye’ye dönüktür. Barış ve güçlü bir demokrasi inşa edilebilirse bu süreçten hep birlikte kazanarak çıkacağımıza inanıyorum. Bunun için, Türkiye Cumhuriyeti devletinin de yönünü, yüzünü tüm Kürtlere çevirerek büyük ve onurlu barışın inşasını sağlayacağını umuyor, diliyorum. Heyetimize tekrar teşekkür ederken başarı dileklerimle birlikte, bir kez daha hepinize sıcak selam, sevgilerimi iletiyorum.”

“Geniş açıklama yapılacak”

Demirtaş’la birlikte eski Diyarbakır Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret eden heyetten de açıklama geldi. Heyet adına konuşan Sırrı Süreyya Önder ”Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı ile görüştük. Sağlıklarını ve morallerini çok iyi olduğunu gördük. Gelişmekte olan sürece katkılarının ve desteklerinin tam olduğunu size iletmemizi istediler,” dedi.

Önder, sürece dair ”Şu an çözersek iki tarafla çözeceğiz. Eğer bu fırsatı da kaçırırsak 72 taraf bu sürece müdahil olacak. Var gücümüzle heyetimiz, partimiz, dostlarımız, aydın, sanatçı, sürece destek veren bütün kardeşlerimiz ilk defa böyle bir geniş paydada buluştuk. Televizyonlardaki arkadaşlardan da bu duyarlılığı bekliyoruz,” dedi.

İmralı’da yapılacak ikinci görüşmenin tarihi için de açıklama yapan Önder, “Şimdilik belli değil ama çok uzayacağını düşünmüyoruz” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçen yılın Ekim ayında “Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun” çağrısının ardından DEM Partili milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ile Pervin Buldan 28 Aralık Cumartesi günü İmralı’ya giderek PKK lideri Öcalan ile görüşmüşlerdi.

Görüşmede Öcalan’ın, “Sayın (MHP lideri Devlet) Bahçeli’nin ve Sayın (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim … gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım” dediği aktarılmıştı.

İmralı ziyareti sonrası Ankara temaslarına başlayan DEM Parti heyeti, AK Parti temsilcileri de dahil bir dizi temasta bulunmuş, Cumartesi günü de 2016 yılından bu yana ceaevinde olan Demirtaş’ı ziyaret etmişti. Heyetin 12 Ocak Pazar günü de Kocaeli Kandıra Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ile görüşmesi bekleniyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Türkiye’de Çift Haneli Enflasyon 2025’te De Devam Edecek

Birleşmiş Milletlerin “Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentileri 2025” raporunda, “Türkiye’de enflasyonun 2024 yılına göre 2025 yılında azalacağı ancak çift haneli rakamlarda ve yüksek oranlarda kalacağı öngörülmektedir” ifadesi kullanıldı.

Raporda, 2024’te Türkiye’de, Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 50’de sabit tutmasıyla sıkı para politikası duruşunu sürdürdüğü, ancak geçtiğimiz yıl enflasyondaki düşüşle birlikte 2025 yılında ılımlı bir gevşeme beklenildiği kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (DESA) “Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentileri 2025” raporunu yayınladı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre; raporda, Türkiye’de enflasyonun 2024 yılında ortalama yüzde 60 civarında gerçekleştiği belirtilerek, “Bu oran tarihsel seviyelerin oldukça üzerinde. Türkiye’de enflasyon 2010-2019 yılları arasında yılda ortalama yüzde 10 oranında seyretmiştir. Yüksek hizmet fiyatları, jeopolitik riskler, artan gıda ve enerji fiyatları enflasyonist baskıları devam ettirmiş, yüksek enflasyon beklentilerini daha da arttırmıştır. Türkiye’de enflasyonun 2024 yılına göre 2025 yılında azalacağı ancak çift haneli rakamlarda ve yüksek oranlarda kalacağı öngörülmektedir” ifadesi kullanıldı.

Raporda, Türkiye’de hükümetin yüksek enflasyonu kontrol altına almak için bazı mali kısıtlama tedbirleri uygulamakta olduğu belirtilerek, “Yetkililer kamu harcamalarını kısmak için belirli bazı adımlar attı. Temmuz 2024’te hem yerel hem de çok uluslu şirketler için asgari kurumlar vergisi ve asgari gelir vergisi içeren kapsamlı bir vergi yasa tasarısı kabul edildi. Yeni tedbirlerin 2025 yılında mali açığın daraltılmasına yardımcı olması ve enflasyonist baskıları azaltması bekleniyor” ifadesi kullanıldı.

Raporda, Türkiye’deki ekonomik büyümenin 2023 yılında yüzde 5,1’den 2024’te tahmini yüzde 3 oranına gerilediği, 2025 yılındaysa sınırlı bir artışla yüzde 3,1 oranına yükselmesinin beklendiği kaydedildi. Türkiye’de, Haziran 2023’te başlatılan parasal sıkılaştırma ve mali konsolidasyonun 2024 yılının ikinci çeyreğinden itibaren etkisini göstermeye başladığı, özel tüketim harcamalarının büyümeye katkısı ikinci çeyrekte 1,1 puana gerileyerek son dört yılın en düşük seviyesine indiği belirtildi.

Türkiye’de geçtiğimiz yıl zayıflayan iç talep arzının ithalatın azalmasına yol açtığı, bunun da ihracatın yatay seyretmesiyle birlikte cari açığın daralmasına neden olduğu vurgulandı. 2024’te Türkiye’de, Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 50’de sabit tutmasıyla sıkı para politikası duruşunu sürdürdüğü, ancak geçtiğimiz yıl enflasyondaki düşüşle birlikte 2025 yılında ılımlı bir gevşeme beklenildiği kaydedildi.

“ABD ekonomisi yavaşlayabilir”

Raporda, ABD’de bu yıl tüketici harcamalarında azalma beklentisinin ülke ekonomisinde bir yavaşlama yaşanmasına neden olabileceği kaydedildi. Raporda, Çin’deki istikrarlı performansın desteğiyle nispeten güçlü büyümeyi sürdüreceği, Hindistan’ın da devam eden ekonomik büyümesi sayesinde en hızlı büyüyen bölge olmaya sürdüreceğinin tahmin edildiği belirtildi.

Raporda, 2025 yılında gıda enflasyonun birçok gelişmekte olan ülkede önemli bir sorun olmaya devam edeceği kaydedildi. Gelişmekte olan ülkelerin bu yılda enflasyonist baskılarla karşı karşıya kalmasıyla birlikte her beş ülkeden birinin enflasyonda çift haneli oranlara ulaşmasının beklendiği kaydedildi.

Gelişmekte olan ülkelerin neredeyse yarısında yüzde 5’in üzerinde seyreden gıda enflasyonunun önemli bir sorun olmaya devam ettiği, bu olumsuz durumun, özellikle aşırı hava olayları, çatışmalar ve ekonomik istikrarsızlıkla boğuşan düşük gelirli ülkelerde gıda güvensizliğini daha da derinleştirdiği kaydedildi. Raporda, bu yıl devam etmesi beklenen yüksek gıda enflasyonunun, birçok ülkedeki yavaş ekonomik büyümenin de tetikleyici etkisiyle birleştiğinde, milyonlarca kişinin daha da yoksullaşmasına neden olacağı belirtildi.

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti, Demirtaş Ve Mızraklı’yı Ziyaret Etti

28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşme yapan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder ile yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ten oluşan heyet görüşme turlarına devam ediyor.

Haber Merkezi / DEM Parti İmralı Heyeti, son olarak Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etti. Ziyaret sonrası açıklama yapan Sırrı Süreyya Önder, Ahmet Türk ve Pervin Buldan şunları söyledi:

Sırrı Süreyya Önder:” Sayın Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş ve Dr. Mızraklı kardeşimizle, yoldaşımızla konuştuk. Öncelikle sağlıklarını ve morallerini çok iyi gördük. Bu bizim için en önemlisiydi. Gelişmekte olan sürece katkı ve desteklerinin tam olduğunu iletmemizi istediler. Selahattin Bey’in Twitter hesabından da geniş bir açıklama yapılacak.

Esas şeyleri oradan alırsınız. Bizim söyleyeceğimiz bir tek bir şey var. Özellikle televizyonlarda bu konuda spekülasyon yapılıyor, sürecin şeffaf yürümediğine dair eleştiriler var. “Daha ne geziyorlar?” şeklinde serzenişler var. Arkadaşlar bunlara gerek yok. Bunlar, gelmekte olan barışa hizmet eden şeyler değil. 40 yıldır süren bir şey, boyacı küpü değil ki daldırıp çıkarasın.

Nitelikli bir emek ve çaba için, mümkün olan en geniş katılımı sağlamak için uğraşıyoruz. Bu anlamda süreci ifsad edecek ya da süreçten şüphelenecek herhangi bir tutum içine girmelerini gerektirecek herhangi bir şey yok. Şu an çözersek, iki tarafla çözeceğiz; eğer bu fırsatı da kaçırırsak, 72 taraf bu işe müdahil olacak.

Var gücümüzle heyetimiz, partimiz, dostlarımız, aydın ve sanatçı sürece destek veren bütün kardeşlerimiz olarak her siyasi görüşten ilk defa böyle geniş bir paydada buluştuk. Özellikle televizyonlardaki arkadaşlardan bu duyarlılığı bekliyoruz. Yarın Figen Hanım’ı ve diğer arkadaşlarımızı da ziyaret ettikten sonra Ankara’da geniş bir açıklama yapacağız. Bu kadar beklediğiniz için heyet olarak teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Barışın kaybedeni olmaz. Bunu hiç aklımızdan çıkarmamız gerekiyor. Herkes kazanır, kaybeden hiç yoktur. Onun için barış bu anlamda kıymetli bir şeydir. Kamuoyunda sıklıkla çözüm ile barış kavramları birbirine karıştırılıyor. Bu doğru değil. Barış bir sarılmayla oluşturulacak bir şeydir. Çözüm demokratik bir mücadele ve uzun soluklu bir iştir.

Sorun alanlarıyla ilgili olarak bunun uzunluğu ve derinliği değişir. Şu anda kurmaya çalıştığımız barıştır. Bunun için herkesten destek bekliyoruz. Kamuoyundan gizlediğimiz ya da gizleyeceğimiz hiçbir şeyin olmayacağını açık kalplilikle söylüyoruz. Bizleri tanıyorsunuz, yüreğimiz elimizde geziyoruz barış için. Herkesin de desteğini, katkısını, önerisini ve eleştirisini kıymetli buluyoruz. Tekrar teşekkür ederiz.

Ahmet Türk: Ben bir iki kelime söylemek istiyorum. Bin yıllık Türk ve Kürt kardeşliği var, kadim bir geçmiş var. Son yüzyılda bunun bozulduğunu görüyoruz. Bizim amacımız binlerce yıl beraber yaşamış iki halkın yeniden kucaklaşması, kadim dostluğun gereğinin tekrar yerine getirilmesidir.

Bizim çabamız barış içindir. İnanıyor ve umut ediyorum ki Türkiye’de Kürt’ün Türk’e, Türk’ün Kürt’e ihtiyacı var. Biz aslında burada bir barışı sağlayacağız. Türkiye’nin Ortadoğu’da demokrasi ihraç edebilecek bir noktaya gelmesini istiyoruz. Bizim amacımız halklarımızın kardeşliğidir, dostluğudur. Halklarımızın demokratik ve özgür bir şekilde birlikte olmasıdır.

Pervin Buldan: Sayın Demirtaş ve Mızraklı’yı ziyaret ettik. Bu ziyaretten büyük bir moralle ayrılıyoruz. Demirtaş ve Mızraklı’nın bu sürece dair değerlendirmeleri oldukça açık ve net. Her koşulda ve şartta bu sürecin arkasında olacaklarını ifade ettiler. Bu bizim için çok kıymetli. Yürüttüğümüz süreç açısından çok kıymetli. O yüzden biz de heyetimiz adına hem Sayın Demirtaş’a hem Sayın Mızraklı’ya teşekkür ediyoruz. Hepimizin desteğiyle bu sürecin bir barış sürecine evrileceğinden hiçbir kuşkumuz yok. Hepimizin yolu açık olsun.

DEM Parti İmralı Heyeti, yılbaşından sonra siyasi partilerle temaslara başlamıştı. 2 Ocak’ta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen DEM Parti heyeti, daha sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmişti. DEM Parti heyeti bu hafta ise AK Parti, CHP, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Yeniden Refah partisine ziyaretler gerçekleştirmişti.

28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan’a ilk ziyareti yapan DEM Partili Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in ikinci kez İmralı’ya gitmesi bekleniyor.

Çözüm Süreci: Çözüm süreci, Türkiye’de 2013-2015 yılları arasında başlayan müzakereleri ifade ediyor. Bu süreç, Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmek amacıyla başlatılmıştı.

Sürecin temel unsurları arasında, silah bırakma, demokratik reformlar ve Kürt kimliğine yönelik hakların genişletilmesi yer almaktaydı. PKK lideri Abdullah Öcalan, bu müzakerelerde kilit bir figür olarak rol almıştı. Ancak 2015’te çatışmaların yeniden başlamasıyla çözüm süreci fiilen sona ermişti. Bu dönem, Türkiye’deki siyasi dinamiklerde önemli değişimlere neden olmuştu.

28 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kurulan PKK, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Fransa, Türkiye ve pek çok başka devlet tarafından terör örgütü kabul ediliyor. PKK lideri Öcalan, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı 1999 yılından beri, Marmara Denizi’ndeki İmralı Cezaevi’nde bulunuyor.

Paylaşın

Babacan’dan “Süreç” Yorumu: İhtiyatlı Bir İyimserlikle İzliyoruz

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişin konuşan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Kısaca özetlemek gerekirse biz bir ihtiyatlı iyimserlikle bu süreci izliyoruz. Memleketimizin gerçekten kadim bir sorunudur. Bu sorunun çözülmesiyle alakalı, çok küçük bir ihtimal bile olsa, yüzde 5 bile ihtimal olsa biz o ihtimali destekleriz diyoruz ” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Öte yandan da haklı sorularımız var. Yani bir yol haritası var mıdır, bilmiyoruz. Bir görüşme trafiği var ama bunun arkasında gerçekten bir plan-program var mı, yol haritası var mı bilmiyoruz. Bu süreç samimi bir süreç midir, bilmiyoruz, henüz o samimiyet testinden de geçtiğini düşünmüyoruz. Aynı zamanda Sayın Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı’nın bu konunun, bu sürecin neresinde durduğunu da bugün itibariyle henüz anlamış değiliz. Dolayısıyla bütün bu sorularımızın da cevabı ümit edelim ki en kısa zamanda verilir. Ama genel anlamda dediğim gibi, ihtiyatlı bir iyimserlikle bu süreci izliyoruz.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Diyarbakır’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Ali Babacan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Dün üç partinin genel başkanı, oturduk ve en son bu sürecin, bu yeni yapılanmanın detayları konusunda mutabakata vardık. Bugün kurucular kurulu bir araya geldi. Ve kuruluşla ilgili dilekçe İçişleri Bakanlığına saat dört civarında teslim edildi. Yani tüzel kişilik böylece kurulmuş oldu ve bizim genel başkan yardımcımız, Anayasa Mahkemesi üyeliği de yapmış; hakka hukuka, adalete özeniyle de herkesin takdir ettiği bir isim, Mümtaz Akıncı da bu yeni yapılanmanın genel başkanı oldu. Ben hayırlı olsun diyorum. Bu yeni yapı bu aşamada Meclis çatısı altında üç partinin çalışmalarının bir grup faaliyeti olarak yürümesini sağlayacak. Bugünkü ilk etapta yeni yapının amacı bu.

Avrupa siyasetine baktığımızda, Avrupa Parlamentosuna baktığımızda aslında farklı partilerin bir araya gelip grup oluşturması mümkün; pek çok Avrupa ülkesinde bu mümkün ama bizim mevzuatımız izin vermiyor. Dolayısıyla biz kendi mevzuatımıza uygun, üç partinin beraber bir grup oluşturması nasıl olabilir diye incelediğimizde yeni bir parti tüzel kişiliğinin oluşması ve bu tüzel kişilik altında milletvekillerimizin çalışmalarını sürdürmesinin mümkün olduğunu değerlendirdik ve bir yola çıktık. Bundan sonraki süreçte bu üç partinin çalışmaları daha yakın olacaktır. Ama DEVA Partisi’nin tüzel kişiliği duruyor. Saadet Partisi’nin tüzel kişiliği duruyor. Gelecek Partisi’nin tüzel kişiliği duruyor. Hatta milletvekillerinin hepsi bu yeni grupta yer almayacak. Her partiden belli sayıda milletvekili, kendi partilerinin milletvekili olarak devam edecekler. Böylece her üç parti de Meclis’te temsil edilen siyasi partiler listesinde de yerlerini koruyacaklar.

İlerleyen Türkiye’nin, demokrasisini ilerleten Türkiye’nin aynı Avrupa demokrasilerinde olduğu gibi yeni modellere ihtiyacı var. Dolayısıyla biz bu birlik beraberliğin, partilerin işbirliği modellerinin gelişmesini istiyoruz, ilerlemesini istiyoruz. Özellikle 2017 Anayasa Değişikliği yapıldıktan sonra siyasi partilerin birlik beraberlik içerisinde, güç birliği içerisinde daha iyi neticeler alacağına inanıyoruz ve şuna bakıyoruz biz: Her partinin farklı programı olabilir, her partinin farklı geçmişi olabilir ama Türkiye’nin yarınlarında buluşabiliyor muyuz, biz buna bakıyoruz. Şunu gördük ki hem Saadet Partisi’yle hem Gelecek Partisi’yle ülkenin yarınlarında buluşuyoruz. Bu gerçekten önemli bir zemin, önemli bir iş birliği.

12 Ekim’de yaptığımız 2. Büyük Olağan Kongremizde de söylemiştim. Demiştim ki, ‘Türkiye’nin gerçekten bu ana muhalefetle iktidar bloğu arasında sıkışıp kalmaması gerekiyor, vatandaşlarımızın önüne yeni ve güçlü tercihler koymamız gerekiyor. Bu yeni ve güçlü tercihlerin de ancak güç birliğiyle oluşması gerekiyor. Türkiye için yeni bir yol gerekiyor’ demiş idim. ‘Bu yolu dostlarımızla, ülkemiz için aynı hayali, aynı hedefi paylaştığımız dostlarımızla beraber yürümek istiyoruz’ demiştim. O 12 Ekim’de yaptığım çağrı ve diğer partilerin de; hem Saadet hem de Gelecek Partisi’nin genel başkanlarının daha önce birlik ve beraberlik çağrıları da vardı biliyorsunuz. Dolayısıyla bütün bu birlik beraberlik çağrılarını bir araya getirdik; şimdi beraber bir yol yürümeye başladık inşallah.”

Ali Babacan, Akdeniz Belediyesi’ne kayyum atanmasıyla ilgili ise şu ifadeleri kullandı: “Biliyorsunuz, bizim DEVA Partisi olarak bu kayyum uygulamasıyla alakalı tutumumuz çok net. Tabii ki her bir kayyum uygulamasının dosyası farklı farklı, dosyaların içeriğini bilemiyoruz. Ama bizim prensibimiz var. Biz diyoruz ki bağımsız, tarafsız bir yargı kararı olmadıkça hiçbir belediye başkanı görevinden alınmamalı. Seçilmiş bir belediye başkanı, halkın iradesini temsil eden bir belediye başkanı, atanmış bir kişinin imzasıyla görevden alınmamalı. Bağımsız, tarafsız bir yargı kararıyla diyelim bir görevden alınma uygulaması olsa dahi, onun yerine seçilecek belediye başkanının mutlaka belediye meclisi içerisinden, yani seçilmişler içerisinden tekrar seçilmesi lazım. Bizim bu konudaki duruşumuz çok net.”

“İhtiyatlı bir iyimserlikle bu süreci izliyoruz”

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişin ise Babacan, şunları söyledi: “Kısaca özetlemek gerekirse biz bir ihtiyatlı iyimserlikle bu süreci izliyoruz. Memleketimizin gerçekten kadim bir sorunudur. Bu sorunun çözülmesiyle alakalı, çok küçük bir ihtimal bile olsa, yüzde 5 bile ihtimal olsa biz o ihtimali destekleriz diyoruz. Öte yandan da haklı sorularımız var. Yani bir yol haritası var mıdır, bilmiyoruz. Bir görüşme trafiği var ama bunun arkasında gerçekten bir plan-program var mı, yol haritası var mı bilmiyoruz. Bu süreç samimi bir süreç midir, bilmiyoruz, henüz o samimiyet testinden de geçtiğini düşünmüyoruz. Aynı zamanda Sayın Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı’nın bu konunun, bu sürecin neresinde durduğunu da bugün itibariyle henüz anlamış değiliz. Dolayısıyla bütün bu sorularımızın da cevabı ümit edelim ki en kısa zamanda verilir. Ama genel anlamda dediğim gibi, ihtiyatlı bir iyimserlikle bu süreci izliyoruz.”

Paylaşın

ABD’den Nicolas Maduro Hakkında Bilgi Paylaşanlara ’25 Milyon Dolar’ Ödül

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalanmasına yardımcı olacak bilgi ödülünü 25 milyon dolara çıkardığını duyurdu.

Haber Merkezi /Ödül, Nicolas Maduro’nun seçim zaferinin ardından üçüncü kez Venezuela Devlet Başkanı olarak yemin etmesinin ardından duyuruldu.

ABD ayrıca, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello yakalanması için 25 milyon dolar, Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino yakalanması için de 15 milyon dolar ödül koydu.

ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca, Maduro’ya yakın yetkililere yönelik yeni vize kısıtlamaları getirdi ve bu yetkililerin “seçim sürecini baltalamaktan ve baskıcı eylemlerde bulunmaktan sorumlu” olduğunu belirtti.

İngiltere ise, insan hakları ihlalleri iddiasıyla yargıçları, askeri liderleri ve güvenlik güçlerini hedef alan 15 Venezuelalı yetkiliye yaptırım uyguladı.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, Maduro yönetimini “sahtekar” olmakla eleştirerek, demokratik değerleri aşındırmakla suçladı.

Ne olmuştu?

Venezuela Ulusal Seçim Konseyi Başkanı Elvis Amoroso, Maduro’nun oyların yüzde 51’ini aldığını, rakibi Edmundo Gonzalez’in ise yüzde 44 oy aldığını belirtmişti.

Ancak seçimlerde hile gerçekleştirildiğini iddia eden ve orduyu harekete geçmeye çağıran muhalefet, yüzde 70’le kendi adaylarının kazandığını açıklamıştı.

Muhalefet temsilcileri, seçim merkezlerindeki kampanya temsilcilerinden topladıkları sayımların Gonzalez’in Maduro’yu geride bıraktığını gösterdiğini söylemişti. Muhalefet lideri Maria Corina Machado, Gonzalez’in oyların yüzde 70’ini kazandığını açıklamıştı.

Eski bir diplomat olan 74 yaşındaki Gonzalez Urrutia sonuçların ilanının ardından, ordudan gerçek sonuçlara saygı göstermesini ve bu yönde hareket etmesini istemişti.

Muhalif siyasetçi Maria Corina Machado da “Venezuela halkı ve tüm dünyaya söylüyoruz ki ülkenin yeni başkanı Edmundo Gonzalez Urrutia’dır. Biz kazandık” demişti. Ordudan duruma müdahale etmesini isteyen Machado, “Halk konuştu ve Maduro’yu istemediğini söyledi. Tarihin doğru tarafında olma zamanı” ifadelerini kullanmıştı.

Devlet Başkanlığı Sarayı Miraflores’in önünde toplanan binlerce destekçisine seslenen Maduro, Ulusal Seçim Konseyinin (CNE) açıkladığı 28 Temmuz seçim sonuçlarına herkesin saygı duymasını istemişti.

Maduro, demokrasiyi savunmaya devam edeceklerini vurgulayarak “Sizler bana yetki verdiniz. Vatanımız için, halkımız için ülkemizde her daim barış olacak. Kimse şiddete başvurmaya kalkışmasın, faşizm yapmaya çalışmasın. Ayrışma ve kutuplaşma Venezuela’ya zarar verir. Sokaklarda şiddet olması, kime fayda sağlar?” ifadelerini kullanmıştı.

Barış insanı olduğunu söyleyen Maduro, “Ülkedeki siyasi partilere ve bütün sektör temsilcilerine diyalog çağrısında bulunuyorum. Halka ve anayasa saygılı olun. Herkesle konuşmaya hazırım” demişti.

Maduro, Venezuela’da faşizmin kaybettiğini kaydederek, “Ekonomik yaptırımlarla yapamadılar, saldırganlık ve tehditlerini bertaraf etmeyi başardık. Şimdi de yapamayacaklar ve asla başaramayacaklar. Venezuela halkının onuruyla oynamalarına asla müsaade etmeyeceğiz” diye konuşmuştu.

CNE’nin internet sitesinin yurt dışı kaynaklı “büyük” bir siber saldırıya maruz kaldığını da aktaran Maduro, olayla ilgili ulusal savcılığın soruşturma başlatacağını bildirmişti. Maduro, seçimleri takip eden uluslararası gözlemcilere de teşekkür etmişti.

ABD’den sonuçlara tepki

Sonuçlara ABD ve komşu ülkelerden de tepki geldi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken sonuçların halkın tercihini yansıtmadığı konusunda ciddi endişeler olduğunu söylemişti.

Paylaşın

Yeni Yol Partisi Kuruldu; Genel Başkan Celal Mümtaz Akıncı

TBMM’de güçlü bir grup kurmayı hedefleyen Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi, “Yeni Yol” olarak belirledikleri çatı partinin kuruluş dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na teslim etti.

Haber Merkezi / Bu adımla birlikte, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet Partisi’nin Meclis’te güçlü bir grup oluşturma hedefi somut bir aşamaya geçildi. Yeni Yol Partisi’nin Genel Başkanlığı’na ise geçmişte baro başkanlığı ve Anayasa Mahkemesi üyeliği yapan Celal Mümtaz Akıncı getirildi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gelecek Partisi Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, konuya ilişkin yaptıkları ortak açıklamada şu ifadeleri kullanmışlardı:

“Üç partinin Genel Başkanı bugün akşam saatlerinde buluşmuş ve ortak grup yapısıyla ilgili çalışmaları mutabakatla tamamlamıştır. Genel Başkanlar, partiler arasında kurulan ortak komisyonun önerisi üzerine, ortak grup amacıyla kurulacak parti tüzel kişiliğinin isminin ‘Yeni Yol’ olmasına karar vermiş, kurucular kurulunda yer alacak isimleri ve program ve tüzük taslağını onaylamışlardır.”

Üç parti, çatı parti formülü üzerinde uzlaşırken, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nde arka arkaya istifalar yaşandı.

Ankara Milletvekili Nedim Yamalı’nın geçen ay istifasıyla Saadet Partisi çatısı altında Gelecek Partisi’nin katılımıyla oluşturulan Meclis grubu düşmüş, DEVA Partili Mehmet Emin Ekmen ve Ertuğrul Kaya’nın bu partiye katılımıyla, grubun yeniden oluşması sağlanmıştı.

Çatı parti oluşumu, DEVA Partisi’nden de istifaları getirdi. İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “atalet içinde olmakla” eleştirdiği partisinden 26 Aralık’ta istifa etti.

Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın ise “DEVA Partisi bir çatı bünyesinde farklı bir yola giriyor” açıklamasıyla, Salı günü partisinden ayrıldı. Dalgın’ı, Çarşamba günü ise eski Devlet Bakanı da olan Selma Aliye Kavaf izledi. Kavaf, “Çatı parti kararını doğru bulmadığını” belirterek, istifasını açıkladı.

Son istifalarla, DEVA Partisi’nin milletvekili sayısı resmi olarak 10’a düştü. Çatı Parti kuruluşuna kadar yeni istifalar olmazsa, yeni Meclis grubunun 30 üyeli olması bekleniyor.

Akıncı kimdir?

Celal Mümtaz Akıncı, doğduğu şehir olan Afyonkarahisar’da 10 yıla yakın bir süre Baro Başkanlığı yaptı. Akıncı, daha sonra Baro Başkanları tarafından yapılan seçimde en yüksek oyu alarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderilen 3 aday arasına girdi ve 2010 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeliğine seçildi. 12 yıla yakın bir süre de AYM üyeliği yapan Akıncı, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığına seçildi.

Akıncı, 2022 yılında görevinden emekli oldu. DEVA Partisi’ne katılan Akıncı, 12 Ekim 2024 tarihinde yapılan Olağan Büyük Kongre’de DEVA Partisi GMYK üyeliğine seçildi, Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.

Paylaşın

Erdoğan’dan CHP’ye: Bunlar Çalışmayı Sevmiyor, Tembel

Partisinin Denizli İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Millete ve memlekete hayrı dokunan hiçbir işin ucundan tutmadılar. Muhalefet bize köstek olmasaydı çok büyük başarı hikayelerine imza atardık. İş yapacağımız vakti bunların önümüze çıkardığı bariyerleri kaldırmak için kullandık. Hizmet edeceğimiz enerjiyi muhalefetin sabotajlarını savurmak için uğraştık” dedi ve ekledi:

“Muhalefette isimler değişse de zihniyet, hizmet ve yatırım düşmanlığı değişmiyor. CHP’nin genel başkanlık koltuğunda oturan isimler değişse de hizmet düşmanlığı değişmiyor. Bunlar çalışmayı sevmiyor. Bunlar tembel. Millete hizmet yolunda şantiye tozu yutmak yerine çilingir sofrasında kadeh tokuşturmak daha çok hoşlarına gidiyor.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hasan Güngör Spor Salonu’nda partisinin Denizli 8. Olağan İl Kongresi’nde konuşuyor. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle: “”Sanayinin, ihracatın, üretimin, turizmin ve tarımın kalbi Denizli’de bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Coşkuyla, heyecanla, aşkla partisine ve davasına sahip çıkan Denizlili kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.

Bu kongre sonrasında AK Parti Denizli’de daha da güçlenecek, kardeşliğe daha çok katkı sunacaktır. El ele, gönül gönüle verilerek AK Parti’yi Denizli’de yine görkemli günlerine kavuşturacağız. 31 Mart seçimlerinde yaşanan yol kazasını ilk fırsatta telafi edeceğiz.

Bundan 24 sene evvel yola revan olduk. Gayemizi de Yunus Emre’den ilhamla ‘Gönüller yapmaya geldik’ diyerek yola revan olduk 2001’den beri bu kutlu yolda sabırla yürüyoruz. İstikametimizi milletimiz belirlemişti. Milletin çizdiği rotadan asla sapmadık. Hizmet etme ruhumuz hiçbir zaman eksilmedi ve eskimedi. Milletimize mahcup olmamak için gece gündüz çalıştık.

Türkiye’ye Cumhuriyet tarihinin en büyük başarılarını, eserlerini kazandırmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz. 22 yıl öncesinin Türkiye’si ile günümüzün Türkiye’si arasında her alanda devasa farklar var. Ekonomide, ihracatta, üretimde, istihdamda, turizmde 22 yıl öncesine göre ortada muhteşem ve muazzam başarıyla karşılaşırsınız.

Merkez Bankamızın rezervlerini göreve geldiğimizde 27,5 milyar dolardan devraldık. Aralık ayında bankamızın rezervleri 163,5 milyar dolarla rekor kırdı. Nereden nereye… Hesap bilmeyenler bu işi anlamaz. Sayın Özel milli gelirimizi 236 milyar dolardan aldık. 2023 yılında 1 trilyon 130 milyar dolara çıktı. Nereden nereye… 2024 sonunda bu rakamın 1 trilyon 331 milyar dolara, kişibaşı gelirimizin 15 bin 551 dolara yükselmesini bekliyoruz.

Bu milletin her bir ferdi iktidarda kimin olduğuna bakmadan, ülkesinin gelişmesini, kalkınmasını ister. Biz her şey Denizli için her şey Türkiye için dediğimizde bunu slogan olarak, seçim sözü olarak söylemiyoruz. Tüm kalbimizle inandığımız için ifade ediyoruz. Her dem tazelenerek, kendimizi yenileyerek, hedef ve ölçek büyüterek yolumuza devam edeceğiz.

Türkiye tüm bu başarılarını müzmin muhalefete rağmen elde etmiştir. Millete ve memlekete hayrı dokunan hiçbir işin ucundan tutmadılar. Muhalefet bize köstek olmasaydı çok büyük başarı hikayelerine imza atardık. İş yapacağımız vakti bunların önümüze çıkardığı bariyerleri kaldırmak için kullandık. Hizmet edeceğimiz enerjiyi muhalefetin sabotajlarını savurmak için uğraştık.

Muhalefette isimler değişse de zihniyet, hizmet ve yatırım düşmanlığı değişmiyor. CHP’nin genel başkanlık koltuğunda oturan isimler değişse de hizmet düşmanlığı değişmiyor. Bunlar çalışmayı sevmiyor. Bunlar tembel. Millete hizmet yolunda şantiye tozu yutmak yerine çilingir sofrasında kadeh tokuşturmak daha çok hoşlarına gidiyor.

Öyle bir ruh hali içindeler ki AK Parti ve Cumhur İttifakı yıpransın da Türkiye’ye ne olursa olsun diyorlar. Türkiye’nin diplomatik, ekonomik, askeri ve siyasi kazanımlarından mutlu olamıyorlar. Bunun en son örneği Suriye krizidir. Suriye’de 13 yıl süren kanlı katliamlar sonrasında Esed rejimi devrildi. Baas diktatörlüğü çöktü, muhalifler Şam’ı tekrar fethetti. Muhaliflerin 13 yıllık zulme son vermesinden Türkiye olarak biz de memnuniyet duyduk.

Biz 911 km sınırımızın olduğu Suriye’deki çatışmaların olumsuz etkisini en fazla hisseden ülkeydik. Pek çok alanda ciddi bedeller ödedik. Terör örgütü PKK ve DEAŞ bu ülkedeki istikrarsızlıktan beslendi. DEAŞ bahanesiyle bölücü örgüte binlerce TIR dolusu silah ve mühimmat gönderdiler. Zalim Esed Suriye’yi devasa uyuşturucu üretim çiftliğine dönüştürmüştü. Ölüm ve işkence merkezi hapishaneleri, yargısız infazları burada saymıyorum.

“Bunlar çalışmayı sevmiyor, tembel”

Suriye’de büyük bir halk ihtilali gerçekleşti. CHP’de matem havası var. Fikri akrabalıkları olan Baas rejiminin düşmesini hazmedemediler. Hadi eski genel başkanlarının kuyruk acısını biliyoruz. Onun Baas rejimi ve Esed sevgisinin ardından farklı sebepler var. Yeni yönetimin niçin rahatsız olduğunu hepimiz merak ediyoruz.

Sayın Özel’e soruyorum; Halep Kalesi’ne asılan al sancak CHP’ye niye dokunuyor. Hama’nın, Humus’un camilerinde Türkiye için yapılan dualar sizde neden hazımsızlık oluşturuyor? Emevi Camisi’nde kılınan namaza CHP’nin tepki göstermesinin sebebi nedir? 1 milyon evladını kaybetmiş Suriye halkıyla alıp veremediğiniz nedir? Haktan hukuktan dem vurmayı seviyorsunuz, niçin belediye başkanlarınızın hukuk tanımazlıklarına sesinizi çıkarmıyorsunuz?

Lafa gelince Atatürk’ün kurduğu partiyiz derler. Gazi’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da verdiği mücadeleyi vermezler. Tek parti faşizmin oryantalist kodlarından kendilerini kurtaramadılar. Biz böyle bir zihniyete rağmen Türkiye’yi bu seviyelere taşıdık.

Bunlar sadece birer başlangıç çok daha iyi yerlerde olacağız. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Türkiye Yüzyılı’nı mutlaka inşa edeceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuzun gerçekleşmesi için çoğu gitmiş azı kalmıştır. Tarihi bir sorumluluk üstlendik. Dünyada kartların yeniden karıldığı dönemde ağır bir mesuliyetle karşı karşıyayız. Türkiye’yi güçlenerek çıkarmayacağız, asırlık hayallerimizi gerçeğe dönüştüreceğiz. Bu yolculukta rehavete kapılmak gibi lüksümüz yok. Gün bugündür diyerek daha fazla çalışmanızı bekliyorum.”

“Yol medeniyettir”

Erdoğan, Denizli 8. Olağan İl Kongresi’nin ardından Aydın-Denizli Otoyolu’nun açılış töreninde konuştu. Erdoğan’ın burada yaptığı konuşmasından öne çıkanlar ise şöyle: “3 gidiş 3 geliş olmak üzere 6 şeritli 140 km ana yol, 23 km bağlantı yolundan oluşuyor ve toplam 163 kilometre uzunluğa sahip toplam 11 bin 622 metre uzunluğunda 18 adet viyadük 30 adet üst geçit ve 5 adet hizmet tesisi yer alıyor.

Otoyol güzergahının 3 kasım 2023’te trafiğe açılan ilk etabı Kocabaş’tan başlayıp Kuyucak’a ulaşmıştı. 17 Ekim’de açılan 2. Etabı ise Aydın’da sonlanmıştı. Şimdi tüm kesimlerini resmi olarak tüm Ege bölgemizin istifadesine sunuyoruz. 2 saati bulan yolculuk süresi 1 saatin altına iniyor. Denizli Batı Kavşağı ile İzmir merkezi liman kavşağı arasındaki 220 km’lik otoyol geçiş süresi 1 saat 40 dakikaya inmiş oluyor.

Yıllık toplam 7,4 milyar TL tasarruf edeceğiz. CO2 emisyonu 61 ton azalmış olacak. Devlet yolu üzerinden Aydın’dan Denizli’ye ulaşım süresiyle otoyoldan İzmir’den Denizli’ye ulaşım süresi eşitleniyor. Yol medeniyettir. Yol demek ulaşım demektir. Emniyet, kalkınma demektir.

Aydın – Denizli otoyolunun hizmete sunulması ile birlikte tarım ürünlerimiz bölgenin en önemli ticaret limanlarından olan İzmir ve Aliağa gibi bölgelere daha hızlı nakledilecektir. Turizm gelirlerimizi de artıracaktır. Yeni turizm tesislerinin açılmasına öncülük edecek, yeni istihdam imkanı sunacak ve bölgeyi kalkındıracaktır.

Ulaştırma yatırımlarımızı da eleştirenlere iki çift lafım var. Sizinle bizim aramızda niyet, anlayış, zihniyet farkı var. Biz 22 yıldır Türkiye’yi büyütmek ve kalkındırmak için çalışıyoruz. Ulaştırma alanında bugüne kadar tarihimizin en büyük atılımlarını gerçekleştirdik. 22 yılda 63 bin 629 kilometre bölünmüş yol inşa ederek toplam bölünmüş yol uzunluğumuzu 29 bin 730 kilometreye yükselttik. Yollarımızda ortalama hız 40 km/s idi, şimdi ise yaklaşık 90 km/s.”

Paylaşın