CHP Lideri Özel’den Emeklilere “Kırmızı Kart” Çağrısı

Mersin Büyükşehir Belediyesi (MBB) tarafından düzenlenen toplu açılış etkinliğinde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, emeklilere ve geçim sıkıntısı yaşayan tüm kesimlere AKP iktidarına ‘kırmızı kart’ göstermesi çağrısında bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen toplu açılış etkinliğinde konuştu. Özgür Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Burada biraz önce bir rekortmeni dinlediniz. 2019 yılındaki seçimlere giderken Mersin sokaklarında maalesef huzurun değil kaygının olduğu, belediyecilik namına hemen hiçbir şeyin olması gerektiği gibi olmadığı, çetelerin gezdiği, hesaplaşmaların olduğu, bu güzel kentin sahilinin tehdit altında olduğu, büfelerin, kafelerin bir siyasi partinin yan örgütlerine, onların gelirine yönlendirildiği, Mersinlilerin huzurunun kalmadığı günlerde Cumhuriyet Halk Partisi güvendiği bir evladını, kente milletvekili olarak hizmet etmiş birini Mersinlilerin huzuruna çıkardı.

O günlerde tüm parti bunun mümkün olduğuna inanıyordu ve Mersin de bu inanca, bu çabaya destek verdi. Vahap Seçer seçildiği günden sonra işe öyle bir başladı ki hem dayanışma belediyeciliğini, sosyal belediyeciliği, hem refah belediyeciliğini, hem de hizmet belediyeciliğini bir anda götürmeye başladı. Gitmediği köy, dokunmadığı insan, derdiyle dertlenmediği kimse olmadığı gibi toplumun bütün kırılgan kesimlerine sahip çıkan bir anlayışla beş yıl boyunca durmadan koştu. Şüphesiz tek başına değil, örgütümüzle, o gün sayıları üç olan belediyelerimizle, diğer başkanlarımızla beraber muazzam bir mücadele verdiler.

Sonunda yeniden kantara çıkmak, yeniden Mersinlilere sorma vakti geldiğinde diğer partiler Vahap Seçer’in karşısında kimi aday göstereceklerini değil Vahap Seçer’in bu hizmetlerinin karşısında ne diyeceklerini şaşırmışlardı. Seçim akşamı hiç şaşırtmayan bir şey oldu. Aylar öncesinden Mersin, kimi seçeceğine zaten karar vermişti. Ama seçim gecesi Mersin’den gelen haber rekordu; Türkiye rekoruydu. İşte o rekortmen, bugün kışın ortasında, haftanın ortasında, günün ortasında, bir açılış için bizi davet ettiğinde şuraya bir bakın Mersinliler. Türkiye bir görsün. Buradan bakıyorum, en arkada duranların yüzünü göremiyorum.

Gözün alabildiğine insan var burada. Memnun, gururlu, şehrini seven, başkanını seven Mersin’e selam olsun. Hepinizi çok seviyoruz. Mersin’deki kıymetli milletvekillerime… Hepsini siz seçtiniz. Grup başkanvekilimize, milletvekillerimize, üç olan belediyemiz Mezitli, Tarsus, Yenişehir’in yanına Toroslar’ın, Anamur’un, Aydıncık’ın, Silifke’nin eklenmesinde emeği olan kıymetli örgütüme, il başkanıma, ilçe başkanlarıma, kadın kollarına, gençlik kollarına ve Mersin’in bütün güzel insanlarına yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Vahap Başkan’ın neler yaptığını ben anlatacak değilim. Anlat anlat bitmez. Kendi de yetiştiremedi. Yani belediyecilik anlamında bir kentte ne yapılabilecekse Mersin’de var. Türkiye’de kim belediyecilikte ne yaptıysa, Mersin’de var. Mersin’den örnek alınanlar var, Türkiye’de yapılıp da Mersin’de yapılmayan neredeyse hiçbir hizmet yok. Bugün pek çok hizmetin yanında Toroslar’da, burada bir Spor Parkı tesisinin açılışını yaparken bir yandan Çiftlikköy Okuma Salonu’nun, Güvenevler Okuma Salonu’nun, diğer yandan Mezitli’deki Çocuk Kampus’ünün, diğer taraftan yine Tarsus’taki Matematik Evi’nin, yine buradaki Çocuk Gelişim Merkezi’nin açılışını aynı anda yapıyoruz.

Her birinde kreşler var. Anneler evde kalıp çocuk bakmak yerine çocuk gelişsin, yetişsin; anne de sosyal hayata, iş hayatına katılsın diye her detayı düşünülmüş bu altı projeyi birden buradan açacak olmak her birimiz için büyük bir mutluluk. Ancak ben yapılan işler yazıldığında; ‘Geçmişte Mersin’de neler yapıldı?’ Çok önemli bir işin atlandığını fark ettim. 6 Şubat’ta, bundan neredeyse iki yıl önce, gelecek ay ikinci yılı dolacak büyük bir deprem yaşandı. Fay hattı önüne kattığı 10 şehri yerle bir etti. Mersin, o şehirlere en yakın ilimizdi. Vahap Başkan ve Mersin’deki üç belediyemiz tam 450 bin depremzedeye hepimiz adına ev sahipliği yaptılar. Bu iktidar, bu ev sahipliği için Mersin’e bir kuruş ilave bir şey yollamadı. Depremden önce 1 milyon 950 bin olan nüfusu o dönemde 2,5 milyon ölçüldü. Baz istasyonlarından, su tüketiminden, 500 bin depremzedenin bulunduğu, hizmet aldığı kentte beklersiniz ki diğer hizmetler aksasın. Bu olsun diye ellerinden gelen her engellemeyi yaptılar.

Meclis’te kanun teklifleri verdik, ‘Yeni nüfusa göre katkı sağlayın’ dedik. Kabul etmediler. Yurtdışından çeşitli kuruluşlardan destek bulundu, imza atıp o paraların gelmesine dahi engel oldular. Depremzedeler için yeni tesislerin, yeni olanakların kurulmasına, sırf bunları yapacak olan Vahap Seçer diye; Cumhuriyet Halk Partili bir büyükşehir belediyesi diye engel oldular. Şimdi dahi Mersin’de 240 bin depremzede var. 240 bin depremzede halen daha Mersin’de, Mersin’in deprem öncesi rakamlarına göre yollanan kaynaklarla bakılmaya çalışırken, bir yandan da halen daha Recep Tayyip Erdoğan hazımsızlığından bütün belediyelerimizle birlikte kendi deyimiyle belediyelerimizi ‘silkelemeye’, SGK’ya olan borçları faiziyle birlikte tahsil etmeye, maalesef sadece ve sadece ‘Onları parasız, zor durumda bırakayım ki hizmet edemesinler’ anlayışı ile Mersin’in önüne takoz olmaya, köstek olmaya devam ediyor. Biz buradan Tayyip Erdoğan’a şunu söylüyoruz. Geçmişte bunu yaptın. Ne oldu?

31 Mart akşamı Mersinliler geldi, kararını verdi. Senin engellemelerine değil; hizmete, gayrete, çalışkanlığa, alın terine, bir kenti sevmeye oy verdiler. Bundan sonraki seçimde de istediğin kadar bize engel olmaya çalış Mersinliler de Türkiyeliler de artık neyin ne olduğunu ve bundan sonra kimin gideceğine, kimin geleceğine çoktan karar verdiler. Nasıl olmasın ki, nasıl olmasın. Mersin, narenciye üretiminde en önemli kent. Biraz önce Mersin’in dört bir yanında narenciye üretenlerle görüştüm. Limonda yaşananlar gerçekten utanç verici. Limonun fiyatı her geçen gün geriledi, 1 liranın altına kadar geldi ve dalında kaldı. Olanları Sayın Başkan aldı, başka şehirlere yolladı, yardımcı olmaya çalıştı. Ama marketlerde limon 100 liraya çıktı ama dalındaki limona Vahap Seçer dışında sahip çıkan kimse olmadı. Şimdi limonu dalında bırakanlar bir tarafta, dalında kalan limonu toplayıp hemşerilerine sahip çıkanlar başka bir tarafta duruyorlar.

Erdoğan, fahiş fiyat uygulamalarına bakıp, kendi hatalarını görmek yerine yüksek fiyatlara ‘Bunları protesto edin, bunlardan alışveriş yapmayın. Fahiş fiyatlara tepki gösterin’ diyor. Oysa bugün TÜİK’e göre enflasyon yüzde 44’ken, gerçek enflasyon yüzde 80’ken, dar gelirlinin, güç durumda olanın enflasyonu yüzde 100’ü geçmişken, Mersin’de kiralar ikiye katlanmışken ve tüm giderler ikiye katlanmışken bugün asgari ücretliye yüzde 30, emekliye yüzde 11 – yüzde 15 zam verenler, en düşük emekli maaşını 12 bin 500 liradan 14 bin 500 lira yapmaya, utanmadan sokağa çıkmaya, emeklinin yüzüne bakmaya kalkıyorlar. Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyorum.

Bakın Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘’Yüksek fiyatların sorumlularını boykot edin.’ Ben bu çağrıyı duyuyorum, bu çağrıyı sahipleniyorum. Enflasyon yüzde 80’ken, kendi TÜİK enflasyonu yüzde 44’ken, iğneden ipliğe her şeye zam yapılırken; asgari ücretliyi yüzde 30’a, emekliyi yüzde 15’e razı etmeye çalışıp, çorbayı kaynattırmayanlara, evde yanacak doğalgazın faturasını ödenemez hale getirenlere, ‘evin kiraysa, maaşla kirayı versen aç kalırsın, karnını doyursan sokakta kalırsın’ çıkmazına emekliyi, emekçiyi sürükleyenlere, tarımda çiftçiyi, limon üreticisini perişan edenlere, esnafı siftahsız kepenk kapatmaya mahkum edenlere karşı evet bundan sonra protesto haktır.

“Tüm ezilenleri bu iktidara kırmızı kart göstermeye davet ediyorum”

31 Mart seçimlerinde ‘Bugün bu iktidarı uyarmanın, bugün iyi belediye başkanları seçmenin, bugün bu iktidara ‘Aklını başına al, beni gör, görmezsen bu iş kötü’ demenin ve bir sarı kart göstermenin zamanı’ demiştim. O gün siz sarı kartı gösterdiniz ama Tayyip Bey anlamadı. Soruyorum… 31 Mart’ta sarı kartı gösterdiniz, Tayyip Bey anladı mı? Sizin sesinizi duydu mu? Peki bu verdiği maaşla 14 bin 500 lirayla geçim olur mu? Bu asgari ücretle geçim olur mu? O zaman anladığı dilden konuşacağız. O zaman söylediğini ve hak ettiğini yapacağız. Hazır mısınız? Mersin’den başlıyoruz ve bütün Türkiye’deki emeklileri, asgari ücretlileri, tüm ezilenleri bu iktidara kırmızı kart göstermeye davet ediyorum.

Bu elimizdeki kartlar Türkiye’nin umududur. Emekliler, bundan sonra Türkiye’nin dört bir yanında, cebinizde bir kırmızı kartı bulundurmaya, bu yüksek fiyatları gördükçe, bu düşük maaşları çektikçe, bu zammı, bu zulmü gördükçe, bu iktidar gidene kadar bu kırmızı kartları ona göstermeye var mıyız? Türkiye kırmızı kartı göstermeye hazır mıyız? Biz bu iktidarı değiştireceğiz. O seçim sandığını getireceğiz. Bu iktidar gidecek; emeklinin, halkın, esnafın, çiftçinin ve yoksulun iktidarı gelecek. Biz geleceğiz, Mersin’i nasıl güldürdüysek Türkiye’nin yüzünü öyle güldüreceğiz.

Bugün sabah Mersin’de çarşıyı gezdim. Tek tek esnafların dükkanlarına girdim. Yanımda siyaset arkadaşlarımız, belediye başkanlarımız olduğu halde tek tek dolaştık. Tayyip Erdoğan’ın en sevmediği, en rahatsız olduğu şeyi yaptık. Diyor ya, ‘Özgür Bey eline almış bir hesap makinası. Kuyumcu kuyumcu geziyor, altın hesabı yapıyor. Mersin’deki kuyumculara sordum. Önlerine koyduk. 22 yıl önce emekli maaşı, çeyrek altın kaç para, bugün kaç para? Emekliler için hesap son derece felaket bir durumda. 22 yıl önce, Tayyip Bey geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret. Yani bugünkü para ile en az 33 bin lira. Ama bugün 12 bin 500 verdi, ‘Ocakta 14 bin 500 verelim’ diyor ve ‘Bununla geçinsinler’ diyor. O geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyormuş. Oysa bugün söylediği emekli maaşıyla ancak ve ancak 3 çeyrek altın alınabiliyor; 2,8 çeyrek altın. Yani emeklinin cebinden 5 çeyrek altını Tayyip Erdoğan iktidarı çalmış durumda.

geldiğinde asgari ücretli 7 çeyrek altın alabiliyordu. Bu ay verdiği, verilmesini söylediği asgari ücretle ancak 4,5 çeyrek altın alınacak. O da altın, ocak ayı boyunca artmazsa. 7 çeyrek altından 4,5 çeyrek altına. Her bir asgari ücretlinin cebinden 2,5 çeyrek altını almış. Her bir emeklinin cebinden 5,5 çeyrek altını almış. Bu şartlar altında bizlerden sessiz kalmamızı, sizlerden bu şartlara boyun eğmenizi istiyor. Ben altın hesabını Türkiye’nin dört bir yanında yapıyorum, çıldırıyor, ‘Altın hesabını bırak’ diyor.

Ben de ona gittiğim yere göre ‘Haydi bakalım’ diyorum, ‘Burada ne meşhur? Onun hesabını yapalım.’ Mersin’de herkesin eskiden alıp yiyebildiği, şimdi artık onun da mümkün olamadığı neyi ile meşhur? ‘Tantuni’ diyorlar. Ey Tayyip Erdoğan, ben Mersin’deyim, meydandayım, sokaktayım. Ben bugün Mersin Çarşısı’ndaydım, şimdi de sokaktayım. Sen yine salonlardasın, kendi atadıklarına kendini alkışlatmakla meşgulsün. Ben, senin aç bıraktıklarına, yoksul bıraktıklarına, oyunu alıp sırtını döndüklerine, oyunu alıp yüzüne bakmadıklarına senin yaptıklarını anlatmakla ve onları senden kurtarmakla meşgulüm.

Bugün Mersin’de sordum; tantuniciye, sokaktaki insana. ‘Geçen sene tantuni kaç liraydı?’ dedim, ‘110 lira’ dediler. Doğru mu? Mersinliler söylüyor, Erdoğan dinle. Tantuni geçen sene 110 liraydı. Bu sene tantuni kaç para oldu? 240 lira oldu. Doğru mu? Geçen sene tantuni 110 lirayken, asgari ücret 17 bin lirayken, 155 tantuni alıyordu. Bu sene asgari ücret 22 bin 104, tantuni 240; 92 tantuni alıyor. 155’ten 92’ye düşmüş. Ayrıca eğer ki en düşük emekli maaşı olan birisi tantuniciye geçen sene gitse 90 tantuni alıyordu, bu sene 60 tantuni alıyor. 90’dan 60’a düşmüş. Mersinlinin tantuni hesabıyla alım gücü. Altını beğenmedin, gittik fındıkla yaptık. Onu beğenmedin; Gaziantep’te fıstıkla yaptık, Malatya’da kayısı ile yaptık, Manisa’da üzümle yaptık, Kars’a gittik kaşardan yaptık. Mersin’e geldik, tantuni hesabında da sınıfta kaldın Tayyip Erdoğan, sınıfta kaldın. 90 tantuni alan emekli maaşını 60’a indiriyorsun, alım gücünü ortadan kaldırıyorsun.

Para lazım olduğunda parayı vatandaşa değil yandaşa buluyorsun. Geçen sene ‘Bir asgari ücret verelim’ dediğimde bana ‘10 bin lirayı 12 bin 500 lira yaptık, 33 milyar lira maliyeti var. Özgür Özel’in dediğini yapmamız için 66 milyar liraya daha ihtiyaç var’ dedi. Bu paranın olmadığını söyledi. Geçen sene büyük şirketlerin, beşli çetelerin, 40 Haramiler’in tam 660 milyar ödemesi gereken kurumlar vergisinden vazgeçti; almadı. Emekliye bulamadığı paranın 10 katını kendi müteahhitlerine buluyor. Bu sene bütçeye 701 milyar lira koymuş alınmayacak vergiler için.

Ama emekliye verecek 100 milyar lirayı, asgari ücreti 30 bin lira yapmak için gerekli 250 milyar lirayı bulamıyor. Onun için bütün Mersinlilere ve bütün vatandaşlarımıza söylüyorum. Para var, yok değil. Ama siyaset tercih belirleme işi. Onun tercihi zenginden yana. Eğer bu iktidarı değiştirirseniz, yerine halkı koruyacak, emekliyi koruyacak, asgari ücretliyi koruyacak, çiftçiyi koruyacak bir iktidar getirirseniz; 250 milyar lira verir, asgari ücret 30 bin lira olur. 100 milyar lira verir, her emekliye asgari ücret vermiş olur.

400 milyar lira verir, bütün çiftçilerin cebinden çalınan para, onu da koyar toplamı yine de 700 milyar lira yapar. Bunun 40 kişiye verdiği para, bu memleketteki herkesin sorununu çözer. Bugün 30-35 bin lira asgari ücret olsa, 30-35 en düşük emekli maaşı olsa, çiftçiye verilen destekleme kanunda yazdığı gibi yüzde 1 olsa… Bunlar 0,2 veriyor. Herkesin yüzü gülse, beş kat destekleme olsa bugün bu para AK Parti’nin yaptığı bu bütçede yerinde duruyor. Vazgeçilen kurumlar vergisi toplamı 701 milyar lira. O yüzden ‘Para yok’ diyenlere, ‘Kriz var’ diyenlere inanmayın.

Onlar ki bu ülkenin başına 4.5 milyon Suriyeli sığınmacı getirdiler. Dedik ki ‘Biz sığınmacı düşmanı değiliz ama sığınmacı yaratan politikaların düşmanıyız, politikacıların da tam karşısındayız.’ Şimdi Suriye’de sorun bitti, Esad gitti. Onun hep söylediği gerekçeler ortadan kalktı. Diyoruz ki ‘Suriye hızla askeri ve siyasi istikrara kavuşsun, hızla Suriyeli sığınmacılar için Avrupa Birliği’nden de kaynaklar alınsın, Suriyeliler memleketine gitsin.’ Bana diyor ki ‘Hayır. İsteyen gider, dileyen kalır.

Kalanların yeri başımın üstünedir.’ Ben de ona diyorum ki ‘Tayyip Erdoğan, Suriyeliler senin başının üstünde değil ama Mersinlilerin aşının ve işinin üstünde oturmaktadırlar.’ Bunun için düşmanlık yapmadan, kabalık yapmadan, ama zaman da kaybetmeden Suriyeliler için bir dönüş takvimi hızla planlanmalı, hepsi birden hızla memleketlerine dönecekleri sürece dahil edilmelidirler. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak belediyelerimizle zor günlerinde her zaman destek olduklarımıza yine destek olmaya, ancak yurtlarına, memleketlerine dönmek için her teşviki yapmaya ve artık Türkiye’yi bu sorundan kurtarmaya kararlıyız.

Şimdi buradan Mersin’den, bundan sonra gittiğimiz her yerde diyeceğiz ki, Mersin’de böyle başlamıştık. Bir kez daha size soruyorum, bu iktidarın yaptıklarından memnun musunuz? Verdiği zamdan memnun musunuz? Bu ülkede Erdoğan’ın emekliye yaptığından memnun musunuz? Asgari ücretliye yaptıklarından memnun musunuz? Mersinli çiftçiye yaptıklarından memnun musunuz? Geçim var mı? Geçim yoksa, seçim var. Seçimi getirene kadar Erdoğan’a kırmızı kartı gösteriyoruz. Onu gördüğünüz yerde ona kırmızı kartı gösterin. Bu kırmızı kart, ay yıldızlı al bayraktan renklerini alan, millet ittifakının varlığıdır, bayrağıdır, sembolüdür.

Bundan sonra Türkiye İttifakı kırmızı kartı çekecek, halkın iktidarını kuracaktır. Buradan bütün sosyal demokratlara, bütün milliyetçi demokratlara, bütün muhafazakar demokratlara, bütün Kürt demokratlara selam olsun. Kırmızı kartı çakın alınlarına, getirin sandığı. Bıktık artık sizden! Gidiyorsunuz, halkın iktidarı geliyor. Hepinize selam olsun. Kırmızı kartı elinizden, cebinizden eksik etmeyin. Canı sıkılan, yolda bunalan, daralan… Kartı çıkarın. Karşınızda biri daha olacak. Bu kartı cebinizden, gönlünüzden eksik etmeyin. Bu kart, Türkiye İttifakı’nın bayrağıdır, bu kart, halkın iktidarının müjdeleyicidir. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”

Paylaşın

Son Bir Ayda 52 Binden Fazla Suriyeli Ülkesine Geri Döndü!

Hatay sınırında açıklama yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “8 Aralık’tan bugüne 52 bin 622 Suriyeli ülkelerine gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli bir şekilde dönüş yaptı” dedi ve ekledi:

“Bu 52 bin 622 dönen Suriyeli kardeşimizin 41 bini aile, geriye kalanlar ise tek giden kişiler olduğunu ifade etmek istiyoruz.”

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Hatay Cilvegözü sınırında açıklamalarda bulundu. Karar Gazetesi’nin aktardığına göre; Yerlikaya, açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Bugün itibarıyla 2 milyon 880 bin Suriyeli bulunuyor. Onurlu, güvenli bir şekilde geri dönüşleri devam ediyor. 2017’den bugüne güvenli, onur dönenlerin sayısı 792 bin 625 olmuştur. Suriye özgürlüğüne kavuşmadan önce dönüşlerde aylık ortalama 11 bin 66’tü.

8 Aralık’tan bugüne 52 bin 622 Suriyeli ülkelerine gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli bir şekilde dönüş yaptı. Bu 52 bin 622 dönen Suriyeli kardeşimizin 41 bini aile, geriye kalanlar ise tek giden kişiler olduğunu ifade etmek istiyoruz.

8 Aralık’tan sonra gönüllü ve güvenli geri dönüşle ilgili Suriyeli sivil toplum kuruluşlarıyla istişarelerde bulunduk. Bizden bir ricası vardı. Kış zamanı çoluk çocuk gitmeyelim, önden eksikleri giderelim. Buna bir isim konuldu: Öncü Göçmen.

1 Ocak-1 Temmuz arasında öncü göçmenler, diğerleri adına Göç İdaresi’ne müracaat ettikleri zaman aynı gün içinde izin veriliyor. 6 ay içinde 3 kere giriş çıkış yapabilecekler. 10 günlük sürede bin 766 öncü göçmen gitti.”

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan MHP’ye Sert Sözler: Rakibimiz Ve Muhatabımız Değil

Ankara Çukurambar’da konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Biz hep konuşan Türkiye ve demokrasi çağrısı yaptık. İktidara payanda olmakla yetindiği için MHP bizim siyasi rakibimiz ve muhatabımız bile değildir” dedi ve ekledi:

“Kendilerini bugün karşı karşıya bulundukları panik halinden uyanmaya davet ediyorum. Şahsımın tehdit edilmesi umurumda değildir. Üniter devlet yapımıza halel getirecek her adıma karşı çıkacağıma söz veriyorum.”

Dervişoğlu, konuşmasının devamında, “Bu cüret nereden kaynaklanıyor? Nereden beslenmektedirler? Bu ucube rejim, tek adamlık anlayışı tetikçileri içeri yollayıp azmettiricileri dışarıda gezdiriyorsa yazıklar olsun bu memleketin adalet nizamına. Bizi yıldırmak, korkutmak istiyorlar. Biz ilk kez tehdit ve saldırıyla karşılaşmadık. Türkiye’de istibdada asla geçit vermeyeceğiz ve yolcuğumuzu adalet, eşitlik ve hürriyet için sürdürmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’a yanıt amacıyla Sinan Ateş’in öldürüldüğü yerde açıklama yaptı. Dervişoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Ben bu ahlaksızlığa cevap verirsem onlara paye vermiş olurum. Siyasi muhataplarım bellidir. Sorumluluğu olanları sorumluluklarını hatırlatmak için buradayım. Bir tehditle karşı karşıya bırakıldım. Adresimi bilemeyebilirler, onların en iyi bildiği yer basın toplantısını düzenliyorum. Tehdidin üzerinden 16 saat geçti.

Üzerinden 16 saat geçmiş olmasına rağmen Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı tarafından atılmış bir adım yoktur. Bir tweet’ten, dil sürçmesinden, köşe yazısından insanları sabaha karşı evinden alıp savcılığa götüren sorumlular bugün neden vaziyet almıyorlar bunun cevaplanmasını istiyor ve kendilerini görevlerini doğru biçimde yapmaya davet ediyorum.

Korkuyorlar mı? Öyleyse kimden? Bu katillerin, tehditkarların hamilerinden mi çekiliyorlar? Biz anayasal hakkımızı kullanarak siyaset yapıyoruz. Bu suçlar sıradan suçlar değil. Bazı insanların suç işleme veya suça azmettirme imtiyazları ve özgürlükleri mi var? Can ve mal güvenliğimiz TBMM’deki sıfatlarımızdan değil vatandaşlık haklarımızdan kaynaklanıyor.

Şahsıma yöneltilen saldırılar ne zaman başladı? Her şeyin miladı 22 Ekim’dir. Abdullah Öcalan’a TBMM’de kürsüde söz hakkı verilmesine talep edildiği noktada ona karşı duruşumdan dolayı bir tehdidin muhatabı oldum. Abdullah Öcalan TBMM’ye gelip konuşacak ona umut hakkı vaat edilecek ama Müsavat Dervişoğlu Ankara’nın sokaklarında gezemeyecek öyle mi? Havanızı alırsınız.

Biz hep konuşan Türkiye ve demokrasi çağrısı yaptık. İktidara payanda olmakla yetindiği için MHP bizim siyasi rakibimiz ve muhatabımız bile değildir. Kendilerini bugün karşı karşıya bulundukları panik halinden uyanmaya davet ediyorum. Şahsımın tehdit edilmesi umurumda değildir. Üniter devlet yapımıza halel getirecek her adıma karşı çıkacağıma söz veriyorum.

Bu cüret nereden kaynaklanıyor? Nereden beslenmektedirler? Bu ucube rejim, tek adamlık anlayışı tetikçileri içeri yollayıp azmettiricileri dışarıda gezdiriyorsa yazıklar olsun bu memleketin adalet nizamına. Bizi yıldırmak, korkutmak istiyorlar. Biz ilk kez tehdit ve saldırıyla karşılaşmadık. Türkiye’de istibdada asla geçit vermeyeceğiz ve yolcuğumuzu adalet, eşitlik ve hürriyet için sürdürmeye devam edeceğiz.”

Tartışma nasıl başladı?

Tartışma, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 7 Ocak Salı günü düzenlenen grup toplantısı sırasında, isim vermeden İYİ Partililere atıfta bulunmasıyla başladı. Bahçeli, “Kurt, kurdu tanır ancak biz bunları tanımıyoruz ve hiç de takmıyoruz. Bizim dava ve vatan sevdamızı tartıya çıkaracak, bununla da kalmayıp tartışmaya açacak, ülke ve ülkü heyecanımızı kurcalayıp aşındıracak bir siyasi fırıldağı henüz hiçbir kundak sarmamıştır” dedi.

İYİ Parti, 25 Ekim 2017’de, eski MHP’li Meral Akşener, Koray Aydın, Ümit Özdağ, Nuri Okutan gibi isimler tarafından kuruldu.

Müsavat Dervişoğlu, Bahçeli’nin açıklamalarına cevap olarak 8 Ocak Çarşamba günü düzenlenen İYİ Parti Grup Toplantısı sırasında Bahçeli’ye seslendi: “Şahsına bu zamana kadar gösterdiğim saygıyı, o koltuğun gerçek sahibine duyduğum vefanın sadakası saymanı da temenni ediyorum. Bu kadarı sana yeter, fazlası da zaten bana yakışmaz. Biz seni topaç gibi kimlerin çevirdiğini biliyoruz.”

Bunun üzerine Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, aynı günün akşamı sosyal medyadan bir video yayınladı. Bu videoda Yıldırım’ın, “Bizim değerlerimize, bizim davamıza, bizim liderimize laf söyleyene biz haddini bildiririz. Kimse bizim sınırlarımızı ihlal etmeye kalkışmasın” dediği görülüyor.

Ülkü Ocakları, Türk milliyetçiliğini, Türk kültürünü ve tarihini savunan, Türk gençliğini idealist ve milli değerlerle yetiştirmeyi amaçlayan, MHP’nin ideolojik temellerine yakın bir çizgide faaliyet gösteren bir kuruluş.

Paylaşın

DEVA Partisi, Saadet Partisi Ve Gelecek Partisi “Yeni Yol”da Buluşuyor

Meclis’te güçlü bir grup kurmayı hedefleyen Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi, “çatı parti” kuruluşunda anlaştı. Edinilen bilgilere göre, “çatı parti” için ağırlık kazanan isim ise “Yeni Yol Partisi”.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, çatı partiye son biçimini vermek için yarın bir araya gelme kararı aldı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın‘ın parti kaynaklarından edindiği bilgilere göre, her üç parti kurumsal kimliklerini koruyacak ve mevcut genel başkanlar da partilerinin başında kalacak. Ancak milletvekilleri , TBMM’de yeni parti çatısı altında grup kurarak temsil edilecek.

Partinin kuruluş dilekçesinin Cuma günü İçişleri Bakanlığı’na verilmesi, gelecek hafta başında da Meclis Başkanlığı’nda grup kuruluşuna ilişkin başvurulması hedefleniyor.

Çatı partinin logosunun netleştiği, ismi üzerinde de büyük ölçüde uzlaşma sağlandığı öğrenildi. Parti ismi için “Demokrasi İçin Birlik”, “Türkiye İçin Birlik” ve “Yeni Yol” Partisi isimleri gündeme geldi. Ancak parti kulislerinden yansıyan bilgilere göre, “Yeni Yol Partisi” ismi ağırlık kazandı.

Çatı parti formülü üzerinde üç partinin uzlaştığı bildirilirken, Gelecek Partisi’nin ardından DEVA Partisi’nde de arka arkaya istifalar yaşandı.

Ankara Milletvekili Nedim Yamalı’nın geçen ay istifasıyla Saadet Partisi çatısı altında Gelecek Partisi’nin katılımıyla oluşturulan Meclis grubu düşmüş, DEVA Partili Mehmet Emin Ekmen ve Ertuğrul Kaya’nın bu partiye katılımıyla, grubun yeniden oluşması sağlanmıştı.

Çatı parti oluşumu, DEVA Partisi’nden de istifaları getirdi. İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “atalet içinde olmakla” eleştirdiği partisinden 26 Aralık’ta istifa etti.

Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın ise “DEVA Partisi bir çatı bünyesinde farklı bir yola giriyor” açıklamasıyla, Salı günü partisinden ayrıldı. Dalgın’ı, Çarşamba günü ise eski Devlet Bakanı da olan Selma Aliye Kavaf izledi. Kavaf, “Çatı parti kararını doğru bulmadığını” belirterek, istifasını açıkladı.

Son istifalarla, DEVA Partisi’nin milletvekili sayısı resmi olarak 10’a düştü. Çatı Parti kuruluşuna kadar yeni istifalar olmazsa, yeni Meclis grubunun 30 üyeli olması bekleniyor.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’nun ‘Siyasi Yasak’ Davası 11 Nisan’a Ertelendi

Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde ‘ihaleye fesat karıştırdığı’ iddiasıyla yargılandığı ve yargılama kapsamında siyasi yasak ve hapis cezası talep edilen dava 11 Nisan 2025 tarihine ertelendi.

Davaya ilişkin hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 7 kişinin ‘ihaleye fesat karıştırma’ iddiasıyla 3’er yıldan 7’şer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Ayrıca 7 kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi gereğince siyasi yasak uygulanması da istenmişti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde ‘ihaleye fesat karıştırdığı’ iddiasıyla yargılandığı davanın sekizinci duruşması bugün Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Saat 15:00’da başlayan duruşmada savcı, mütalaa vermek için ek süre istedi. Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat ise savcının dosya birleştirme talebine itiraz ederek duruşmaya ara verilmesini ve mütalaanın açıklanmasını istedi. Kararını açıklayan mahkeme, davayı 11 Nisan saat 15.00’a erteledi.

Siyasi yasak davası nedir?

Ekrem İmamoğlu, ilk kez İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığına seçildiği 2019 yılının kasım ayında Fransa’nın Strazburg kentinde düzenlenen Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’ne davetli olarak katılmış ve bir konuşma yapmıştı.

O dönem Türkiye İçişleri Bakanı olarak görev yapan AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, İmamoğlu için “Avrupa Parlamentosu’na gidip, Türkiye’yi şikayet eden ahmağa söylüyorum. Bunun bedelini bu millet sana ödetecek” demişti.

İmamoğlu ise Soylu’ya “31 Mart’ta seçimi iptal edenler ve dünyada, Avrupa’da, onların gözünde nereye düştüğümüz noktasında, o olan şeylere, biten şeylere baktığımızda, tam da işte 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır. Önce ona bir odaklansın” cevabını vermişti.

Bunun üzerine Türkiye’deki seçimleri organize eden Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) üyeleri hakarete uğradıklarını ve mağdur olduklarını belirterek İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı suç duyurusunda bulunmuştu.

Başsavcılığın hazırladığı iddianamede “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen hakaret” suçundan İmamoğlu’nun 1 yıl 3 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenmişti.

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk ayağında Ekrem İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve siyasi yasak cezası verilmişti.

Dava, son iki yıldır Türkiye’de “Temyiz Mahkemesi” olarak da kabul edilen Yargıtay’ın bir alt basamağı İstinaf Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor.

Paylaşın

Türkiye Kupası: Galatasaray İle Başakşehir Puanları Paylaştı

Türkiye Kupası C Grubu ilk hafta maçında Galatasaray ile Başakşehir, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. Hakem Ali Şansalan’ın yönettiği karşılaşma, 2 -2 eşitlikle sona erdi.

Haber Merkezi / Başakşehir’in gollerini 35. dakikada Deniz Türüç ve 53. dakikada Krzysztof Piatek, Galatasaray’ın gollerini ise 51. dakikada Davinson Sanchez ve 74. dakikada Abdülkerim Bardakçı kaydetti.

Başakşehir’den Onur Ergün, 86. dakikada kırmızı kart görerek, takımını 10 kişi bıraktı.

C Grubu’nun gün içerisinde oynanan diğer karşılaşmasında Eyüpspor, Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda ağırladığı Boluspor’u 1-0 yenmişti. Karşılaşmanın tek golü 70. dakikada Ahmed Kutucu’dan gelmişti.

35. dakikada Piatek’in pasıyla sol kanatta topla buluşan Lima’nın arka direğe yaptığı ortaya iyi yükselen Deniz Türüç, kafayla meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 0-1

51. dakikada ceza sahası dışı sağ çaprazdan Mertens’in kullandığı serbest vuruşta altıpas önünde Sanchez’in kafa vuruşunda meşin yuvarlak direğe çarpıp ağlara gitti. 1-1

53. dakika ceza yayı sağ tarafında Figueiredo’nun yaptığı ortada altıpas gerisinde Piatek kafayla topu kaleci Günay Güvenç’in solundan filelere gönderdi. 1-2

74. dakikada pasla kullanılan serbest vuruşta sağ kanattan Mertens’in yaptığı ortada ön direkte Batshuayi’nin kafa vuruşunda Muhammed Şengezer topu çeldi. Pozisyonun devamında Abdülkerim Bardakcı’nın vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu. 2-2

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Ali Şansalan, Mustafa Savranlar, Osman Gökhan Bilir

Galatasaray: Günay Güvenç, Metehan Baltacı (Dk. 46 Mertens), Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Jelert (Dk. 57 Barış Alper Yılmaz), Efe Akman (Dk. 64 Sara), Berkan Kutlu (Dk. 86 Jakobs), Yusuf Demir (Dk. 46 Yunus Akgün), Kerem Demirbay, Sallai, Batshuayi

Başakşehir: Muhammed Şengezer, Hamza Güreler, Ba, Opoku, Lima, Crespo (Dk. 75 Onur Ergün), Deniz Türüç (Dk. 89 Ömer Ali Şahiner), Kemen, Berat Özdemir, Figueiredo (Dk. 75 Davidson), Piatek (Dk. 81 Keny)

Goller: Dk. 35 Deniz Türüç, Dk. 53 Piatek (Başakşehir), Dk. 51 Sanchez, Dk. 74 Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray)

Kırmızı kart: Dk. 85 Onur Ergün (Başakşehir)

Paylaşın

Saadet Partisi Lideri Arıkan: 85 Milyonun Kazandığı Bütün Süreçlerin Yanında Oluruz

Saadet – Gelecek ortak grup toplantısında konuşan Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, DEM Parti İmralı heyetinin ziyaretleriyle ilgili, “Bu süreçte temel bir ilkemiz var; çözümün olduğu, milletin menfaatinin olduğu, birkaç kişinin değil herkesin, 85 milyonun kazandığı bütün süreçlerin yanında oluruz. Sürecin en önemli parametresinin şeffaflık olduğuna inanıyoruz. Hangi düzeyde olursa olsun, böyle önemli bir konuda ‘kapalı kapı’ siyasetini desteklemiyoruz.” dedi.

Sürece katkı sağlayabileceklerini ancak bazı kaygıları da olduğunu dile getiren Arıkan, “Adada konuşanların siyasete katıldığı ama salonda konuşanların nezarete atıldığı bir süreç kimseye fayda getirmez. Sürecin amacının siyasi hesaplar değil, meseleye kalıcı çözüm üretmek olduğu ve tüm tarafların samimiyeti konusunda kamuoyu ikna edilmelidir. Bu süreçte; kaygıların giderilmesine bakacağız, şehit analarına bakacağız, şehit çocuklarına bakacağız, en önemlisi milletimizin arzusuna bakacağız. Zaten bunlar sağlanırsa, çözüm kolay demektir. Bunlar sağlanmazsa bir çözüm yok demektir.” ifadelerine yer verdi.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Saadet – Gelecek Grup Toplantısında yaptığı konuşmada önemli mesajlar verdi. Ülkenin temel sorunlarına yönelik kapsamlı bir değerlendirme yapan Arıkan, gündemin sıcak başlıklarını ele aldı. Engelli vatandaşların sorunlarından Filistin meselesine, gazetecilerin haklarından ekonomik sıkıntılara kadar geniş bir yelpazede açıklamalar yapan Arıkan, iktidarın politikalarını sert bir dille eleştirdi.

Konuşmasına, Saadet Partisi’nin TBMM’deki duruşuna destek veren siyasi partilere teşekkür ederek başlayan Arıkan, “Sesimize ve sözümüze destek veren, parlamento tarihimiz açısından tarihe geçen bir duruş ortaya koyan Sayın Özgür Özel’e ve çok değerli çalışma arkadaşımız Sayın Ali Fazıl Kasap Bey’e içtenlikle teşekkür ediyorum. Ayrıca yine tüm parlamentolara örnek olacak bir tavır gösteren, bundan sonra yapacağımız güzel çalışmaların temelini atan, DEVA Partisi Genel Başkanı Sayın Ali Babacan’a, milletvekili arkadaşlarımız Mehmet Emin Ekmen ve Ertuğrul Kaya vekillerimize teşekkür ediyorum.” dedi.

Arıkan, konuşmasının önemli bir bölümünü Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası’na ayırarak, bu haftanın toplumsal farkındalığı artırma potansiyeline dikkat çekti. Görme engelli bireylerin karşılaştığı zorluklara ve toplumsal hayata tam katılımlarının önemine vurgu yapan Arıkan, bu konuda şunları ifade etti: “İçerisinde bulunduğumuz bu hafta Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası. Bu vesileyle bu anlamlı haftanın bir farkındalığa vesile olmasını temenni ediyorum. Görme engelli vatandaşlarımızın hayatın her alanında olması, güvenli ve bağımsız bir şekilde yaşamaları için devlete ve topluma büyük bir ödev düşmektedir.”

Ayrıca, engellilerin hayatını daha da zorlaştıran ÖTV düzenlemesine de değinerek, “Yakın zamanda başta görme engelliler olmak üzere engellilerimizin önüne yeni engeller konuldu. 2024 yılının son günlerinde Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklik engelli vatandaşlarımızı üzdü. Mecliste bunun sakıncalarını belirtmemize rağmen, bu düzenleme maalesef Ak Parti ve MHP oylarıyla meclisten geçti. Bu düzenleme; gelir kriteri bahanesiyle binlerce bakıma muhtaç bireyin kaderine terkedilmesi, KDV kanunu değişikliği ile ithal protez, ortotik cihaz ve tekerlekli sandalyelere erişemez hale gelmesi, ehliyet kodları ile ortopedik ve işitme engellilerin ehliyetlerinin iptal edilmesi, hafif zihinsel engellilerin eğitim haklarının yok sayılması demektir. Tüm bunlar doğrudan olmasa da dolaylı yollardan, engellilerimizin haklarının gasp edilmesi demektir.” dedi.

Arıkan, basın özgürlüğünün ve doğru haberciliğin önemine vurgu yaparak, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. Özellikle dezenformasyonun yaygınlaştığı bir dönemde, etik ve tarafsız haberciliğin önemine dikkat çeken Arıkan, bu konuda şunları söyledi: “Toplumun haber alma hakkı için gece gündüz çalışan, doğru, etik ve tarafsız bir habercilik örneği ortaya koyan tüm gazetecilerimizin çok önemli bir vazifeyi icra ettikleri unutulmamalıdır. Dezenformasyonun ve yandaş muhabirliğin geçer akçe olduğu bir dönemde gerçekten ve meslek etiğinden ödün vermeyen tüm gazetecilerimize teşekkürü bir borç biliyoruz.”

Ayrıca, Gazze’deki gerçekleri dünyaya duyuran gazetecilere de özel bir selam göndererek, “Siyonizm’in vahşeti altında canını hiçe sayarak yaşanan soykırımı, tüm dünyaya duyuran kahraman gazetecilerimize selam ediyor; bu uğurda hayatını kaybedenleri rahmet ve minnetle yâd ediyorum.” dedi.

Arıkan, Saadet Partisi’nin önceliklerinden birini oluşturan Gazze konusuna tekrar değinerek, bölgedeki insani krize dikkat çekti. Uluslararası toplumun ve özellikle İslam ülkelerinin sessizliğine tepki gösteren Arıkan, “Gündemimiz; bombalardan, kimyasal silahlardan, sağ çıkıp donarak ölen Gazzeli masum çocuklardır. Savaşla ve açlıkla sınanan el kadar yavruların bedenleri soğuğa yenik düşüyor. 2025 yılında, tüm dünyanın gözü önünde çocuklar donarak can veriyor. Bunda sessiz kalan herkesin suçu var. Kemal Advan Hastanesi’nin boşaltılmasında, yaralıların ölüme terk edilmesinde herkesin suçu var. Bu apaçık bir savaş suçudur. Savaş suçu işleyenlerle kol kola yürüyenler de bu kara lekenin ortaklarıdır.” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, iktidarın Filistin ve Gazze’ye yönelik politikalarını eleştirerek, iktidarın asıl görevinin protesto düzenlemek ve algı yönetmek olmadığını, aksine yaşanan soykırımı engellemek için etkin diplomasi yürütmek, İslam ülkelerine önderlik etmek ve caydırıcı kararlar almak olduğunu ifade  eden Arıkan, “Çok şeyler söyledik ama iktidarın İsrail politikasını birkaç cümle ile ifade edecek olursak; Üstü hamaset, ortası ticaret, alt tarafı nedamet olan politikayı takip ediyorlar. Böyle oluncada Filistin’de hamaset sebep, sefalet sonuç oluyor.” dedi.

Arıkan, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu zor durumu rakamlarla ortaya koyarak, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Özellikle enflasyon ve maaş zamları arasındaki uçuruma dikkat çeken Arıkan, vatandaşların alım gücünün ciddi şekilde azaldığını vurguladı. Bu konuda Arıkan, “Nereye giderseniz gidin Dünyanın her yerinde zamlar, mevcut enflasyona göre yapılırken, iktidar tarihte ilk kez beklenen enflasyon yani 2025 enflasyon oranlarına göre zam vererek 85 milyon insanımızın hakkını, emeğini, alınterini çaldı. Bakınız; kira artışı %5851, gıda enflasyonu %43,5, yeniden değerleme oranı %43,93, akaryakıt fiyat artışı %50, elektrik ve doğalgaz zam artışı %38 olarak gerçekleşti. Fakat maaş zammı bununla doğru orantılı olmadı. Asgari ücrete: %30, emekliye: %15,75, memur ve memur emeklisine: %11,55 zam artışı gerçekleşti. Şu rakamlar, bu tablo ne demek biliyor musunuz? Maaş 22.000 lira, açlık sınırı 22.000 lira demektir. Böyle bir şey hiçbir lisanda açıklanamaz.” diyerek iktidarı sert bir şekilde eleştirdi.

Emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısına dikkat çeken Arıkan, en düşük emekli aylığının yetersizliğini vurguladı. Geçmiş dönemdeki düzenlemelerle kıyaslama yaparak, emeklilerin hak kaybına uğradığını savunan Arıkan, “Bakınız sadece 2008’de yapılan düzenlemeler bile korunsaydı, bugün en düşük emekli maaşı 30.000 TL’nin üzerinde olacaktı. Fakat sisteme yapılan saçma sapan müdahalelerden dolayı, bugün en düşük emekli maaşı 7-8 bin liraya kadar düştü. Milyonlarca emekli ve asgari ücretlinin açlık sınırının altında bir maaşla yaşam mücadelesi vermesi haksızlıktır, zulümdür.” ifadelerini kullandı.

Arıkan, iktidarın ekonomi anlayışını “asansör modeli” olarak tanımlayarak, bu modelin eşitsizliği derinleştirdiğini savundu. Bir kesimin zenginleşmesi pahasına geniş halk kitlelerinin yoksullaştığını belirten Arıkan, “Bilirsiniz asansörlerin yukarı çıkması için yan taraflarına bağlanan ağırlıkların aşağı inmesi lazım. İşte iktidarın yaptığı tam olarak bu. Faiz lobileri, ihale sahipleri, rantçı iş insanları asansörde yükseliyor; aziz milletimiz diğer taraftan zemine çakılıyor.” dedi.

Kuzey Marmara Otoyolu’na yapılan örtülü zamma ve iktidarın ekonomi politikalarına sert eleştirilerde de bulunan Arıkan, “Kuzey Marmara Otoyolu’na yapılan örtülü zam oranı %65. Araç geçiş ücretine zam yapmayan iktidar; garanti araç geçiş sayısına %65 zam yaptı. Bu Beşli çetenin cebine girecek olan zam oranıdır. 208 milyon adet olan garanti geçişi, bu sene 344 milyona çıkarıldı. Bu da şu anlama geliyor. Şu anda Türkiye’deki mevcut olan bütün araçlar otoyolu 22 defa kullansa bile bu rakama ulaşılamıyor. Asgarî ücretliye %30, memura %11, emekliye %15  zam yapılırken; Ekonomi çetelerine giden paraya da %65 zam yapılıyor. Şimdi niçin ‘büyüyoruz’ dediklerini daha iyi anlıyoruz. Çünkü onlar gerçekten büyüyorlar, uçuyorlar, yükseliyorlar. Ama emekçimiz gittikçe yoksullaşıyor.” dedi.

“2024’te emeklinin başına gelen, 2025’te Ailenin başına gelmez!”

Arıkan, ekonomik sorunların toplumsal dokuyu da olumsuz etkilediğini vurgulayarak, aile kurumunun zayıflaması, kadına şiddet ve çocuklara yönelik suçların artması gibi sorunlara dikkat çekti. Toplumsal değerlerin erozyona uğradığını savunan Arıkan, “2025 yılını Aile Yılı ilan ettiler. Çökmek üzere olan aile kurumu bu kararla birlikte tamamen çökecektir. Çünkü iktidar neresi en çok bozulmuşsa, orada iş yapıyormuş gibi görünmeyi sever. 2024 yılını Emekliler Yılı ilan etmişlerdi. Cumhuriyet tarihi boyunca emeklinin bu kadar mağdur olduğu bir yıl olmamıştı. Şimdi sıra aileye geldi. İnşallah 2024’te emeklinin başına gelen, 2025’te Ailenin başına gelmez!” ifadelerini kullandı.

“Biz ekonomiyi düzeltiriz. Fabrikalar açarız, enflasyonu bitiririz, üretimi artırırız. Milli Görüş için ekonomi yönetimi elbette zor değildir. Çünkü biz bunu yaptık, aziz milletimiz razı oldu, ülkemiz kalkındı. Biz yine yaparız. Ama bozulan bir nesilse, bir anlayışsa orada iş zordur. Her nesil bir sonraki nesillerin mayası ve hamurudur. Siz bu nesli bozarsanız sonrasında toparlaması imkânsız olur. Kötülüğün cezalandırılmadığı toplumlarda ahlaklı nesil yetiştirmek imkansızdır. Bizim nesil kaybetme lüksümüz yok, bizim kötü alışkanlıklara teslim edeceğimiz tek bir insanımız yok. Bütün bunlardan görüyoruz ki; Türkiye’nin tek çözüm yolu ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ ilkesine geri dönmektir.”

Arıkan, DEM Parti heyetinin ziyaretini değerlendirerek, siyasi diyalogun önemine vurgu yaptı. Başlayan sürecin şeffaflık içinde yürütülmesi gerektiğini belirten Arıkan, “Bu süreçte temel bir ilkemiz var; çözümün olduğu, milletin menfaatinin olduğu, birkaç kişinin değil herkesin, 85 milyonun kazandığı bütün süreçlerin yanında oluruz. Sürecin en önemli parametresinin şeffaflık olduğuna inanıyoruz. Hangi düzeyde olursa olsun, böyle önemli bir konuda ‘kapalı kapı’ siyasetini desteklemiyoruz.” dedi.

Sürece katkı sağlayabileceklerini ancak bazı kaygıları da olduğunu dile getiren Arıkan, “Adada konuşanların siyasete katıldığı ama salonda konuşanların nezarete atıldığı bir süreç kimseye fayda getirmez. Sürecin amacının siyasi hesaplar değil, meseleye kalıcı çözüm üretmek olduğu ve tüm tarafların samimiyeti konusunda kamuoyu ikna edilmelidir. Bu süreçte; kaygıların giderilmesine bakacağız, şehit analarına bakacağız, şehit çocuklarına bakacağız, en önemlisi milletimizin arzusuna bakacağız. Zaten bunlar sağlanırsa, çözüm kolay demektir. Bunlar sağlanmazsa bir çözüm yok demektir.” ifadelerine yer verdi.

Paylaşın

Türkiye Kupası: Trabzonspor, Üç Puan İle Başladı

Türkiye Kupası A Grubu ilk maçında Trabzonspor ile Alanyaspor, Trabzon Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşmadan 3 – 0 galip ayrılan Trabzonspor, gruplara üç puan ile başladı.

Haber Merkezi / Hakem Atilla Karaoğlan’ın yönettiği karşılaşmada, Trabzonspor’un gollerini 51. dakikada Edin Visca, 58. dakikada Simon Banza ve 69. dakikada Anthony Nwakaeme kaydetti.

Trabzonspor, bu galibiyet ile Türkiye Kupası A Grubu’na 3 puan ile başladı.

A Grubu’nun gün içerisinde oynanan diğer karşılaşmasında Fatih Karagümrük, Atatürk Olimpiyat Stadı’nda ağırladığı Rizespor’u 1 – 0 yenmişti. Karşılaşmanın tek golü 86’ncı dakikada Çağtay Kurukalıp’tan gelmişti.

A Grubu’nun dün oynanan karşılaşmasında ise Ankaragücü, Eryaman Stadyumu’nda İskenderunspor ile 1 – 1 berabere kalmıştı. Ankaragücü’nün golü dakika 45’te Varga’dan, İskenderunspor’un golü ise dakika 79’da Muhammet Beşir’den gelmişti.

51. dakikada Cham’ın pasında ceza sahası içinde topla buluşan Visca’nın şutunda meşin yuvarlak kaleci Mert Furkan Bayram’ın sağından ağlarla buluştu (1-0).

58. dakikada Cham’ın vuruşunda savunmadan dönen topu önüne alan Banza’nın vuruşunda meşin yuvarlak filelere gitti (2-0). 69. dakikada Visca’nın pasında ceza sahasında Nwakaeme ayağının içiyle yaptığı vuruşta topu ağlara gönderdi (3-0).

Stat: Trabzon

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Furkan Ürün, Suat Güz

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Malheiro (Serkan Asan dk. 70) Lundstram, Batagov, Arif Boşluk (Barisic dk. 83), Mendy, Umut Güneş, Ozan Tufan (Nwakaeme dk. 46), Cham (Cihan Çanak dk. 70), Visca (Salih Malkaçoğlu dk. 78), Banza

Alanyaspor: Mert Furkan Bayram, Lima, Fatih Aksoy, Fidan Aliti, Jure Balkovec (Lezama dk. 78), Buluthan Bulut, Serdar Dursun (Hwang Ui-Jo dk. 71), Coelho (Janvier dk. 62), Lopes, Augusto (Yusuf Özdemir dk. 62), Makouta (Hadergjonaj dk. 62)

Goller: Visca (dk.51), Banza (dk. 58), Nwakaeme (dk. 69) (Trabzonspor)

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti’nin Demirtaş Ve Yüksekdağ’ı Ziyaret Edeceği Tarih Netleşti

DEM Parti İmralı Heyeti, Edirne F Tipi Cezaevi’nde bulunan Selahattin Demirtaş’ı 11 Ocak Cumartesi günü, Kandıra Cezaevi’nde bulunan Figen Yüksekdağ’ı 12 Ocak Pazar günü ziyaret edecek.

Haber Merkezi /  28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşme yapan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder ile yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ten oluşan heyet görüşme turlarına devam ediyor.

DEM Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre, DEM Parti İmralı Heyeti, Edirne F Tipi Cezaevi’nde bulunan Selahattin Demirtaş’ı 11 Ocak Cumartesi günü, Kandıra Cezaevi’nde bulunan Figen Yüksekdağ’ı 12 Ocak Pazar günü ziyaret edecek.

DEM Parti İmralı Heyeti, yılbaşından sonra siyasi partilerle temaslara başlamıştı. 2 Ocak’ta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen DEM Parti heyeti, daha sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmişti. DEM Parti heyeti bu hafta ise AK Parti, CHP, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Yeniden Refah partisine ziyaretler gerçekleştirmişti.

28 Aralık’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan’a ilk ziyareti yapan DEM Partili Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in ikinci kez İmralı’ya gitmesi bekleniyor.

Çözüm Süreci: Çözüm süreci, Türkiye’de 2013-2015 yılları arasında başlayan müzakereleri ifade ediyor. Bu süreç, Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmek amacıyla başlatılmıştı.

Sürecin temel unsurları arasında, silah bırakma, demokratik reformlar ve Kürt kimliğine yönelik hakların genişletilmesi yer almaktaydı. PKK lideri Abdullah Öcalan, bu müzakerelerde kilit bir figür olarak rol almıştı. Ancak 2015’te çatışmaların yeniden başlamasıyla çözüm süreci fiilen sona ermişti. Bu dönem, Türkiye’deki siyasi dinamiklerde önemli değişimlere neden olmuştu.

28 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kurulan PKK, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Fransa, Türkiye ve pek çok başka devlet tarafından terör örgütü kabul ediliyor. PKK lideri Öcalan, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı 1999 yılından beri, Marmara Denizi’ndeki İmralı Cezaevi’nde bulunuyor.

Paylaşın

BM, İran’ın 2024 Yılında 900’den Fazla Kişiyi İdam Ettiğini Duyurdu

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), İran’ın 2024 yılında 31’i kadın olmak üzere 901 kişiyi idam ettiğini açıkladı. İran’da 2023 yılında 853 kişi idam edilmişti.

Haber Merkezi / İran’da 2025 yılının ilk haftasında ise en az 15 kişi idam edilirken, ülkede son dönemde en fazla idam cezası 2015 yılında uygulandı ve en az 972 kişi idam edildi.

Uluslararası Af Örgütü’ne göre, 2023 yılında Çin hariç olmak üzere, dünya genelinde kaydedilen tüm idam infazlarının yüzde 74’ü İran’da gerçekleşti.

OHCHR, idamların çoğunun uyuşturucuyla ilgili suçlardan kaynaklandığını, ancak 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ahlak polisi gözetiminde hayatını kaybetmesiyle başlayan 2022 protestolarıyla bağlantılı siyasi muhaliflerin de idam edilenler arasında olduğunu açıkladı.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, “İran’da ölüm cezasına çarptırılanların her geçen yıl arttığını görmek çok rahatsız edici” dedi. Volker Türk, “İran’ın bu giderek artan idam cezalarını durdurmasının zamanı geldi” diye ekledi.

OHCHR sözcüsü Liz Throssell, “İdam edilen kadınların önemli bir bölümü ev içi şiddet, çocuk yaşta evlendirme ya da zorunlu evlilik kurbanları” diye konuştu. Throssel, cinayet suçundan idam edilen kadınlardan birinin, kızına tecavüz etmeye kalkışan kocasını öldürmekten hüküm giydiğini kaydetti.

İran yasaları, cinayet, uyuşturucu ticareti, tecavüz ve cinsel istismar gibi suçlara idam cezası öngörüyor. İnsan hakları örgütleri, Ayetullah Ali Hamaney liderliğindeki rejimi, 2022’deki kitle gösterileri sonrasında idam cezasını halkın gözünü korkutmak için kullanmakla suçluyor.

Paylaşın