Kuzey Kore, “Rakiplerine” Mesaj Olarak Hipersonik Füze Fırlattı

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti resmi haber ajansı KCNA, yeni bir tür orta menzilli hipersonik balistik füzenin başarıyla test edildiğini bildirdi.

Haber Merkezi / Devlet Başkanı Kim Jong Un, füze testine ilişkin yaptığı açıklamada, Pyongyang’ın “rakiplerine” ülkenin “meşru çıkarlarını savunmak için her türlü yolu kullanmaya tamamen hazır olduğunu açıkça gösterdiğini” ifadelerini kullandı.

Kuzey Kore, son yıllarda kıtalararası balistik füzeler, orta menzilli roketler ve hipersonik füzeler de dahil olmak üzere yoğun bir silah testi programı uyguluyor. Kuzey Kore, 2021 yılından bu yana ses hızının beş katından daha hızlı hareket eden ve engellenmeleri zor olan hipersonik füzeleri test ediyor.

Son füze testi, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Güney Kore ve Japonya’yı ziyareti sırasında yapıldı. Güney Kore ve Japonya, ABD’nin bölgedeki iki önemli müttefiki.

Blinken, Kuzey Kore’nin füze testini “BM Güvenlik Konseyi’nin birden fazla kararının bir kez daha ihlali” olarak kınadı ve Pyongyang’ı, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı devam eden savaşına yaptığı maddi ve personel katkıları nedeniyle de eleştirdi.

Ukrayna’nın Ağustos 2024’te sürpriz karşı saldırı başlattığı Rusya’nın Kursk bölgesinde savaşmak üzere konuşlanmış 10.000’den fazla Kuzey Kore askerinin olduğu söyleniyor. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy son aylarda 3.800 kadar Kuzey Kore askerinin öldürüldüğünü ya da yaralandığını söyledi.

Paylaşın

DEVA Partisi’nde İstifa Depremi: Meclis’teki Sandalye Sayısı 11’e Düştü

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın, partisinden istifa ettiğini açıkladı. Burak Dalgın’ın istifasıyla birlikte DEVA Partisi’nin Meclis’teki sandalye sayısı 11’e düştü.

Haber Merkezi / Dalgın, istifa açıklamasında, uzun süredir eleştirilerini parti yönetimine ilettiğini belirterek, “DEVA Partisi bir çatı bünyesinde farklı bir yola giriyor” dedi ve ekledi:

”Milletimizin önce anketlerde beyanlarıyla, sonra 2023 ve 2024 seçimlerinde oylarıyla işaret ve talep ettiği köklü değişim maalesef gerçekleşmedi. Halbuki, aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleyemeyiz.”

Ekim ayındaki büyük kongrede parti yönetiminde görev almadığını hatırlatan Burak Dalgın, son süreçte de ‘karmaşık mekanizmaların siyaset mühendisliği olarak algılanma, kimlik erozyonunu hızlandırma ve geniş kitlelere erişimi zorlaştırma riskleri’ni vurguladığını söyledi.

DEVA’nın programını yazarken amaçlanan ‘vatandaşlarımızın ortak meselelerine somut çözümler sunmak, Türkiye’yi yönetme’ hedefinin arkasında olduğunu belirten Dalgın ”Türkiye’mizin vasatlığı yenmesi, fırsat pencerelerini değerlendirmesi ve dünyayla her alanda yarışabilmesi için çalışmayı artan bir şevkle sürdüreceğim” dedi.

Burak Dalgın kimdir?

1978 yılında Bursa’da dünyaya gelen Burak Dalgın, kariyerine Koç Topluluğu’nun erken aşama teknoloji girişim yatırımlarında başladı, daha sonra McKinsey danışmanlık firmasının New York ve Boston ofislerinde yöneticilik yaptı.

2008’de Türkiye’ye dönen Burak Dalgın, Orta ve doğu Avrupa’yı kapsayan iki girişim sermayesi fonu yönetti. Türkiye’nin muhtelif yerlerindeki yatırımlarıyla yeni fabrikalar açılmasına ve binlerle ifade edilen istihdam oluşturulmasına öncülük eden Burak Dalgın, yatırımlarından biri Harvard Üniversitesi’nde vaka çalışması olarak okutulmaktadır.

Burak Dalgın, Türkiye ve Avrupa ülkelerinde çeşitli şirketlerde ve sivil toplum kuruluşlarında (EDAM düşünce kuruluşu, Keiretsu melek yatırım ağı) yönetim kurulu üyeliği yapmaktadır. TEV yurtdışı bursiyeri ve Eisenhower Fellow’dur.

Burak Dalgın, Boğaziçi Üniversitesi Makina Mühendisliği (lisans) ve Harvard Business School MBA (işletme yüksek lisans) mezunudur.

Paylaşın

Beş Partiden “Cumhuriyetçi Cephe” Kurma Hazırlığı

Aralarında ATA Parti ve Memleket Partisi’nin de olduğu beş siyasi partinin, İYİ Parti şemsiyesi altında bir araya gelerek, “Cumhuriyetçi Cephe” kurma hazırlığında olduğu öğrenildi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yaptığı çağrı ile başlayan İmralı süreci, kendini milliyetçi – cumhuriyetçi olarak tanımlayan siyasi partilerin tepkisini toplamaya devam ediyor.

İYİ Parti ise Meclis’te grubu olan partiler arasında ise sürece ilişkin en net tavrı koyan parti olarak yorumlanıyor.

Sürece karşı tavır koyan 5 siyasi partinin, İYİ Parti şemsiyesi altında “Cumhuriyetçi Cephe” kurma hazırlığında olduğu ve İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun yarın TBMM’de gerçekleşecek grup toplantısında siyasi partilere bu yönde çağrı yapacağı öğrenildi.

Yaşanan gelişmelerin detaylarını ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Cumhuriyet’ten Merve Kılıç‘a değerlendirdi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine bağlı ve bu konuda duyarlı olan siyasi partiler olarak bir araya geldiklerini söyleyen Zeybek, “ATA Parti, Adalet Partisi, Doğru Parti, Memleket Partisi ve Yurt Partisi olarak birlikte hareket edelim diye toplantılar yapıyoruz. Ancak dedik ki bizimle aynı çizgide söylemleri olan, DEM Parti ile görüşmeye karşı olan İYİ Parti var. Çünkü biz DEM’le görüşmenin bölücülüğe katkı olduğunu düşünüyoruz. Meclis’te grubu var. Yukarıya doğru tırmanan ve yüzde 5 ile 9 arasında oyu olan bir parti. İYİ Parti’nin de böyle bir çağrısı oldu” dedi.

Zeybek, “Çağrıya biz uyalım ve sonra başka aynı değerlerde olan başka partiler de katılabilir. Biz oluşuma ‘Milliyetçi Cephe’ değil, ‘Cumhuriyetçi Cephe’ dedik. Tabi ki Cumhuriyetin temel tezlerinden biri milliyetçiliktir. Ancak biz burada ön plana Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerini bağlı kalarak birliğini sürdürmesi konusunu aldık” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti’den kendilerine Genel Başkanlık düzeyinde çağrının gerçekleştiğinin altını çizen Zeybek, gözlerin yarınki İYİ Parti Meclis Grup toplantısında olduğunun altını çizdi.

“Türk siyasetinde ağırlığı olan bir güç haline geleceğiz”

Çağrının açık çağrı olacağını belirten Zeybek, “Tek tek partilere değil, açık çağrı olacak. Tabi İYİ Parti böyle bir çağrı yaparken, gelecekler arasında da seçme yapma hakkına sahiptir. ‘Ben geleceğim’ diyen bir parti emel değerlerde örtüşmüyorsa ya da ortada ciddi bir oluşum yoksa buna göre değerlendirirler. Ama biz 5 parti olarak zaten görüşme halindeyiz” dedi.

Zeybek, “Beklentimiz İYİ Parti’nin bir kurultay düzenlemesi ve temel değerleri ortaya koyan bildirgenin açıklanması. Bunu yapacağız ve Cumhuriyetçiler birliği ile Türk siyasetinde ağırlığı olan bir güç haline geleceğiz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP Lideri Özel: 2025 Mücadelenin Yılı Olacak

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “2025 yılı mücadelenin, emeğin ve emekçinin yılı olacak” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özgür Özel’in açıklamalarından başlıklar şöyle:

“Enflasyona ezdirilen milyonların sesini dile getirmeye çalıştık. Bundan sonra CHP bu sorunları dile getirmeye, çözüm önerileri sunmaya ve mücadele etmeye devam edecek. Ancak bize oy veren, canına tak eden milyonlarla olmaya, sorunları dile getirmeye dile getireceğiz. 2025 mücadelenin, emeğin ve emekçinin yılı olacak.

13 yıl önce söylediği söz sanki o gün olmuş gibi ‘zafer var orada’ diyor. Senin söylediğin zafere Ardahan’da, Kars’ta, Erzurum’da inanan yok. Evlerin ısınması için verilen doğal gaza bu bölgede indirim yapılmalı. Sayın Erdoğan rahatsız olmuş, verdiği destekleri hatırlatıyor. Ben ne destek verdiğini biliyorum. Seçim zamanı Putin ile konuşup doğal gaz toplam faturasını bir yıl erteletip herkese 25 metreküp bedava doğal gaz verdi.

Hali vakti olanlara verme, ihtiyacı olana ver dedik. Seçim rüşveti olarak verdiler, şimdi neden yok? Kış daha mı yumuşak, alım gücü daha mı arttı? Doğal gazı seçim rüşvetine çevirdi, şimdi Özgür Bey bilmez diyor. 1 milyon 7 bin konutun doğal gazı borçtan dolayı kesilmiş. Kars’ta gelen 5 bin TL ile Manisa’daki 2 bin TL aynı asgari ücretle ödenemez.”

Salon adamı Erdoğan, sıcak seven Erdoğan, kendini atadıklarına alkışlatıp sevinen Erdoğan, biz -20 derecelerde gezerken sıcak salonlarından bize laf atıp durdu. ‘Hızlı demiryolu projesine CHP karşı çıkıyor’ dedi. Kuyruklu yalan. Biz neden yapılmadığını sorduk, onun üzerine yaptılar. CHP’nin karşı çıktığı falan yok. ‘Millet 6 kat dolandırılıyor’ diyoruz, o ‘CHP karşı çıkıyor’ diyor. Sahtekarsınız.

Erdoğan, ‘Özgür bey altın hesabını çok seviyor. Hazır elinde hesap makinesiyle kuyumcu kuyumcu dolaşırken CHP’li belediyelerin SGK borçlarının kaç altın ettiğini de hesaplaşın’ demiş. Bu noktaya gelmiş olmaları iyidir, bize küfür etmek yerine espri ile cevap vermeleri iyidir. Madem istedi hesap yaptım. Belediyelerin SGK borcu 10 birim, diğer şirketlerin 90 birim. Gelecek ay şirketlere faiz affetmeyi, borcu bölmeyi planlıyor ama o zamana kadar CHP’li belediyelerden borcu almayı planlıyor.

Hizmeti durdurabilmek için CHP’li belediyelerin hesaplarına haciz uyguluyor. SGK’nın toplam alacağı 270 ton altına karşılık geliyor, 30 tonu belediyelerden 240 tonu ilk 100’deki yandaş şirketlerden. Bütün partilerden belediyelerin toplam borcu 1 kamyon altın. Bunların 3’te 2’i AK Partili, 3’te 1’i muhalefet belediyelerinin. 9 kamyon da yandaş şirketlerin borcu. 9 kamyon altını çek SGK’nın önüne 3’te 1 kamyon altını vermeyen namussuzdur.

Çalışma Bakanı, ‘en düşük emekli maaşını 14 bin 469 liraya yükselttik’ demiş. Bunu yapmak için kanun çıkması lazım güzel kardeşim. Sen oturduğun yerden rakamı açıklayamazsın. Ben konuşmama hazırlanırken en düşük emekli maaşının 12 bin 500 TL olduğunu, kanunla yükseltilmesi gerektiğini, 22 bin TL’den aşağı emekli maaşı olmasın önerisini söyleyecektik.

Geçen sene 10 bin TL’yi 12 bin TL yaptınız 105 miting yaptık O gün anlamanlar 14 bin 469 yapıyorlar. Bütün emeklilere sesleniyorum, bu sefer daha fazlasını yapacağız, sarı kartı değil kırmızı kartı alınlarına çakacağız. Emekli maaşına yüzde 15’lik artışa için emeklilerle birlikte meydan meydan dolaşıp büyük bir mücadeleyi başlatacağız.

“Göstermelik süreçlerin içinde yer almayacağız”

CHP olarak Kürtlerin yaşadığı sorunların demokratik yollarla çözülmesi gerektiğini yıllardır ısrarla savunuyoruz. Tarihsel tutarlılığı sapmamış tek partiyiz. Kısa vadeyi değil, uzun vadeyi de düşünmek zorundayız. Ülkemizin çıkarlarının önüne kendi dar siyasi ajandalarını ekleyen hiçbir planın parçası olmayız. Türkiye’nin adalet sistemini düzeltmek ve demokrasiyi yukarı çekmek temel önceliğimiz.

Cumhur İttifakı meşru bir siyasi partiye ve seçmenlerine bile terörist muamelesi yaparken biz demokrasiden yana olduk, DEM Parti ile seçmenine saygımızdan ötürü görüşmeler, ziyaretler yaptık. Seçim kazanmak için yer yolu mubah görenler, sahte videolardan medet umdular. Biz ne yaptıysak milletin gözünün önünde yaptık. Kürt sorununa Kürt sorunu dedik, terörle mücadeleye sonuna kadar hak ve destek verdik. DEM Parti kapatılsın diyen, hala Kürt sorunu diyemeyen, kapalı kapılar ardında pazarlık edenlere karşı kendi pozisyonumuzu koruduk.

22 Ekim’den itibaren yaşananları yakından takip ettik. Eğer bundan sonraki süreç sorunların çözülmesi için adımların atılacağı sürece evrilirse en hazır parti biziz. Bu çıkarcı iktidar gider, samimi CHP iktidarı gelir, Kürdün de Alevinin de sorununu çözecek iradeye CHP sahiptir. Ne yapılacaksa Meclis çatısı altında yapılmalı. 1 kişinin özgürlüğü 1 kişinin siyasi kariyeri için işletilen göstermelik süreçlerin içinde yer almayacağız.

Bugün DEM Parti’nin heyetiyle görüşme yaptık, teşekkür ediyorum. yaptığımız öneride hiçbir siyasi partinin dışlanmadığı tam yetkili komisyonun kurulmasını önerdik. Tanımı ne olduğu belli olmayan ‘süreç komisyon’ gibi değil, demokratik standartları yükseltecek, Alevilerin, Kürtlerin sorunlarını çözecek bir komisyona önderlik, katkıya hazırız. TBMM Başkanlığı bu çalışmaya önderlik etmeli. Toplumsal mutabakat için sivil toplumun, akademinin katkılarının alınması gerek. Şehit ailesi ve gazi dernekleri komisyonda doğrudan temsil edilmeli.

Birilerinin koltuk hesabının teminatı olmayacağız. Ahmet Türk’e 3 kez kayyım atanların samimiyetinin sorgulanmasından, Türkiye’nin en büyük ilçesinin belediye başkanı Ahmet Özer’in Silivri’de yatıyor oluşu, Gezi davası tutukluları orada yatarken birilerinin demokrasi oyununa soyunurken vatandaşların sürece şüpheyle yaklaşmasına anlayış göstermek gerekir.

‘Akil insanların’ değil, ‘makul insanların’, toplumun genelinin ikna edilmeleri, sürece dahil edilmeleri gerekir. Geçen sefer yine çözüm süreci işletirken ona en sert şekilde itiraz eden Bahçeli’ye kimse karşımıza Türklükle çıkmasın diyordu. Bugün birlikte bu noktaya geldiler. Her türlü adaletsizliği ayaklar altına almak üzere yola çıkmalıyz, her türlü eşitsizliği, ayrımcılığı ayaklar altına almaya varsanız biz varız. Hep birlikte adaletsizliği ayaklar altına alalım, adil güçlü bir Türkiye’yi kuralım.”

Paylaşın

Türkiye Kupası: Beşiktaş, Galibiyetle Başladı

Türkiye Kupası D Grubu birinci hafta maçında Sivasspor ile Beşiktaş, Yeni 4 Eylül Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Beşiktaş, karşılaşmadan 1 – 0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Hakem Halil Umut Meler’in yönettiği karşılaşmada Beşiktaş’ın golünü 20. dakikada Rafa Silva kaydetti. Beşiktaş, bu galibiyet ile Türkiye Kupası D Grubu’na 3 puanla başladı.

20. dakikada sağ kanatta topla buluşan Joao Mario’nun ortasında, ceza sahasında topa gelişine buran Rafa Silva ağları havalandırdı: 0-1

Stat: Yeni 4 Eylül

Hakemler: Halil Umut Meler, Kerem Ersoy, Hüseyin Aylak

Sivasspor: Nikolic, Murat Paluli, Radakovic, Sonko, Uğur Çiftçi, Moutoussamy (Muhammed Sinan Kaya dk. 88), Charisis, Emrah Başsan (Emre Gökay dk. 59), Pritchard (Oğuzhan Aksoy dk. 73), Garry Rodrigues (Bekir Turaç Böke dk.73), Koita (Turgunboev dk. 88)

Beşiktaş: Mert Günok, Svensson, Uduokhai, Zaynutdinov, Masuaku, Ndour, Fernandes, Rafa Silva (Rashica dk.82), Ernest Muçi (Mustafa Emrah Hekimoğlu dk.73), Joao Mario (Salih Uçan dk. 82), Semih Kılıçsoy (İmmobile dk.73)

Gol: Silva (dk. 20)(Beşiktaş)

Paylaşın

ABD, Suriye’ye Yönelik İnsani Yardım Kısıtlamalarını Hafifletiyor

ABD, geçen ay Suriye lideri Beşar Esad’ı devrilmesinin ardından Suriye’deki geçiş hükümetine yönelik bazı kısıtlamaları hafifleterek insani yardımların girişine izin verdi.

Bu adım, ABD’nin Suriye’deki yeni geçiş hükümetine verdiği desteğin sınırlı olduğunu gösteriyor.

ABD, Beşar Esad’ın devrilmesi sonrası geçiş hükümetine insani yardım girişini kolaylaştırmak ve temel hizmetlerin iyileştirilmesi amacıyla Suriye’ye uygulanan bazı kısıtlamaları hafifletti. ABD Hazine Bakanlığı yönetimle bazı temel işlemler, enerji satışları ve buna bağlı işleri kapsayan altı ay geçerli bir kararname yayınlandı.

Bu adım savaşla harap olmuş ve on yılı aşkın süredir yaptırımlara maruz kalan ülkeye yönelik yaptırımları kaldırmıyor. Ancak yine de geçiş hükümetine sınırlı bir destek göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Washington’ın açıklamasında bu adımla ABD’nin ‘temel insani ihtiyaçların karşılanmasını, kamu hizmetlerinin sağlanmasını veya insani yardım faaliyetlerini engellememesini sağlama’ taahhüdünü vurguladığı ifade edildi.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo “Suriye’deki insani yardım ve bağlantılı yönetim birimlerini desteklemeye devam edecektir,” dedi.

20 Aralık’ta ABD’nin Ortadoğu’daki en üst düzey diplomatı olan Dışişleri Bakan Yardımcısı Barbara Leaf, Suriye’nin başkenti Şam’da Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) lideri Ahmet Hüseyin eş-Şara – yaygın bilinen savaşçı adı ile Muhammed Colani- ile görüşmüştü. Görüşmenin ardından ABD, Şara için konulan 10 milyon dolarlık ödülün kaldırıldığını açıklamıştı.

Bu görüşmede ‘terörist’ grupların Suriye içinde ve dışında ABD’nin ortaklarına yönelik tehdit oluşturmaması gerekliliği üzerine odaklanıldığı bildirilmişti.

31 Aralık’taki ikinci görüşmede ise ABD’li yetkililer Suriye’deki yeni yönetimle bir araya gelerek ülkedeki son gelişmeleri ve ‘kapsayıcı bir siyasi sürecin gerekliliği’ni görüştü. Ayrıca yetkililerin sanayi, bankacılık ve teknoloji sektörlerini temsil eden Suriyeli iş insanlarıyla da görüştüğü de belirtilmişti.

Suriye lideri olan Beşar Esad, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğündeki rejim karşıtı grupların 8 Aralık’ta Şam’ın kontrolünü ele geçirmesiyle Rusya’ya kaçmış ve 1963’ten beri iktidarda olan Baas Partisi’nin yönetimi sona ermişti.

ABD ve Birleşmiş Milletler, uzun süredir HTŞ’yi terör örgütü olarak tanımlıyor. Ancak Esad sonrası ülkeler Suriye’nin yeni yönetimiyle ilişkiler geliştirmeye başladı. Suriye’nin yeni yönetiminin ilk resmi dış ziyareti ise Suudi Arabistan’a oldu. Daha sonra farklı Körfez ülkeleri de ziyaret edildi.

2011’den Esad’ın düşüşüne kadar süren Suriye’deki iç savaş tahmini olarak 500.000 kişinin ölümüne neden oldu. Bu sebeple Esad yönetimine yönelik yaptırımlar da geldi.

Savaş nedeniyle Suriye’nin altyapısı da büyük ölçüde hasar görmüş durumda. Ülkede elektrik kesintileri sıkça yaşanıyor ve nüfusun yaklaşık yüzde 90’ı yoksulluk içinde yaşıyor. Nüfusun yaklaşık yarısı, bir sonraki öğünün nereden geleceğini bilmiyor, enflasyon ise yükseliyor.

Yaptırımların kaldırılması yönündeki baskılar 2023’te Suriye ile Türkiye’yi vuran 6 Şubat depreminin ardından arttı. Binlerce kişinin öldüğü deprem Deprem, 59.000’den fazla insanın ölümüne ve altyapı hasarına yol açtı. Bu altyapı yaptırımlar nedeniyle de onarılamadı. ABD insani yardım için bazı muafiyetler açıkladıysa da bunlar yeterli olmadı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

En Düşük Emekli Maaşı 14 Bin 469 Liraya Yükseltilecek

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, en düşük SSK ve Bağ-Kur emekli maaşlarına yüzde 15,75 oranında zam yapılacağını açıkladı. Ancak bu artışın hayata geçebilmesi için Meclis’te bir yasal düzenlemenin kabul edilmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, üç gün önce yaptığı açıklamada, en düşük emekli maaşına ek zam yapılacağını duyurmuştu. Yılmaz, “Burada diğer ücretler artarken en düşük maaşı sabit tutmak doğru olmaz. Bu nedenle bir düzenleme yapacağız. Çalışmaların Ocak ayı içinde tamamlanmasını bekliyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye’de en düşük emekli maaşı son yıllarda bir dizi düzenleme ile artırıldı. 2024 Temmuz’da son yapılan artışla 12 bin 500 liraya çıkarılan maaş, şimdi 14 bin 469 lira olacak.

3 Ocak’ta Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Aralık verilerine göre altı aylık enflasyon oranı yüzde 15,75 olarak hesaplandı ve böylelikle emeklilerle memurların zam oranı da belli oldu. İşçi ve BAĞ-KUR (Esnaf ve sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu) emeklileri için zam oranı yüzde 15,75 oldu. Enflasyon farkı alan memur ve memur emeklisi zammı ise yüzde 11,54.

Ancak düşük sınırdan maaş alanların durumu belirsizdi. İktidar ise konuyla ilgili çalışmaların yapıldığını belirtmişti. Taban maaş alanlara da BAĞ-KUR emeklileriyle benzer oranda zam yapıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) cuma günü açıkladığı aralık ayı enflasyon verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aralıkta aylık olarak yüzde 1,03 oranında arttı, yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak hesaplandı. Ayrıca bağımsız akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise aralık ayında enflasyon yüzde 2,34 arttı. ENAG’a göre 2024 yılı enflasyon oranı ise yüzde 83,40.

Paylaşın

Afganistan’da 15 Milyon Kişi Açlık Riskiyle Karşı Karşıya

OCHA, 2025 yılında Afganistan’da yaklaşık 14,8 milyon insanın (ülke nüfusunun yaklaşık üçte biri) hayatta kalabilmek için insani yardıma ihtiyaç duyacağını açıkladı.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), daha önce 22,9 milyon Afgan’ın (nüfusun yarısından fazlası) 2025 yılında yardıma ihtiyaç duyacağını tahmin etmişti.

Uluslararası yaptırımlar, dondurulan varlıklar ve dış yardımlardaki azalmanın yol açtığı ekonomik çöküş, Afganistan’da krizi daha da derinleştirmiş durumda.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Erdoğan’dan Hayat Pahalılığına Karşı “Boykot” Çağrısı

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, hayat pahalılığına karşı vatandaşların katkı vermesi gerektiğini belirterek, fahiş fiyatlarla mücadele için boykot yapmanın etkili bir yöntem olduğunu söyledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bölgesel gelişmeler bağlamında sancılı ve sarsıntılı yılı geride bıraktık. Yeni beklentiler ve büyük umutlarla 2025 yılına merhaba dedik. Yeni miladi yılın ülke, bölge ve dünyadaki tüm insanlar için hayırlara vesile olması için Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Son asrın en barbar soykırımlarından birini yaşayan Gazzeli kardeşlerimiz için 2025 senesinin ateşkese, huzura, barışa ve felaha vesile olmasını diliyorum. Türkiye olarak ilk günden beri kanın ve katliamın durması için tüm yolları deniyoruz.

Uluslararası toplumun İsrail hükümeti üzerindeki baskıyı artırması için diplomatik temaslarımızı yoğunlaştırdık. Gazze’de barış umutlarını yeşertecek kapının aralanması için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Netice alıncaya kadar da buna devam edeceğiz. 1 Ocak Sabahı ‘Bir Güneş Doğuyor’ sloganıyla bir araya gelen tüm vatandaşlarıma buradan hasseten teşekkür ediyorum. Yaklaşık yarım milyon kardeşimiz Gazze’nin kimsesiz ve sahipsiz olmadığını İstanbul’dan tüm dünyaya bir kez daha haykırmıştır.

Şunu büyük bir tahaccüple ifade etmek durumundayım; bu sivil toplum buluşmasından birileri hemen rahatsız oluyor. İnsanlık ittifakına tepki gösterenler açık söyleyeyim, insanlıktan nasibini almamış vicdan fukaralarıdır. Kalbinde zerre merhameti olan hiç kimse bu gaddarlık karşısında tepkisiz kalamaz. Biz şu ilahi müjdeye tüm kalbimizle iman ediyoruz, Allah sabredenlerle beraberdir. 61 yıllık Baas zulmünün ve 13 yıllık katliamların ardından Suriye’de nasıl inanç, iman, sabır kazanmışsa, inşallah Filistin’de de hak yolunu bulacak, adalet güneşi zulmün karanlığını delip geçecektir.

Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen Filistin devleti mutlaka kurulacaktır. Rabbim içinde bulunduğumuz mübarek günler hürmetine mazlum Filistin halkının yâr ve yardımcısı olsun diyorum. İktidar sorumluluğunu üstlendiğimiz 2002’den beri siyasetteki gayemiz insanımıza hizmet oldu. Eser ve hizmet siyaseti diyerek kavramsallaştırdığımız bu ilkemizden hiçbir zaman ödün vermedik. Gelip geçici başarılara değil ülkeye ve millete uzun vadeli fayda sağlayacak kalıcı kazanımlara odaklandık. İnsan ve hizmet odaklı bir yönetim anlayışına sahibiz. 2024 yılını başta dış ticaret olmak üzere birçok alanda rekorlarla, büyük başarı ve sevinçlerle kapattık. Bölgemizde ve dünyamızda nükseden krizlere ve olumsuzluklara rağmen 2024 yılına göre yüzde 2,5 artışla 262 milyara ulaştı.

Gelecek sene için çıtayı biraz daha yukarı çekiyoruz. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatı hedefimizi 390 milyar olarak belirledik. İnşallah bunun da üzerinde bir rakamla yılı kapatacağız. İhracatçılarımızla el ele, omuz omuza vereceğiz ve Türk ürünlerinin tanınmadığı, satılmadığı, girmediği hiçbir ülke bırakmayacağız. İhracatçılarımızı bir kez daha tebrik ediyor, kendilerinden daha fazla çaba beklediğimizi vurgulamak istiyorum.

Enflasyon ve istihdamda da hamdolsun çok iyi noktadayız. Son enflasyon verileri enflasyonla mücadelede doğru yolda olduğumuzu teyit etmiştir. Enflasyon Aralık’ta aylık bazda yüzde 1,03 olurken yıllık bazda yüzde 44,38’e gerilemiştir. Senelik enflasyon 2023 sonuna kıyasla 20 puan, 2024 Mayıs ayında zirve seviyesine göre 31 puan düşmüştür. Enflasyonda düşüş trendi inşallah 2025’de daha da hızlanacaktır. Para politikasının enflasyona gecikmeli etkisi zamanla daha net görülecek. Maliye politikası kanalı enflasyonla mücadeleye çok güçlü destek verecek. Bütçe imkanları elverdikçe yönetilen ve yönlendirilen fiyatları enflasyon hedefi ile uyumlu olarak belirleyeceğiz.

Dezenflasyonu sadece talep yönlü politikalarda değil gıda, konut, enerji gibi bir çok alanda arz yönlü tedbirlerle destekleyeceğiz. Hayat pahalılığıyla ilgili olarak en başında konut fiyatları ve kiralar geliyor. 6 Şubat depremleriyle beraber ortaya çıkan ilave konut talebinin bunda şüphesiz etkisi var. Belli başlı alanlarda sadece dönemsel etkilerle açıklanamayacak fırsatçılık ve aşırı kâr hırsıyla olanlarla mücadele ediyoruz.

Enerji, yakıt, döviz kuru, işçilik maliyetlerinde oluşan farkla satılan ürün, sunulan hizmetin arasında bağ kopma noktasına gelmiş. İşçilik maliyetinde yaşanan artışla ürüne yansıyan fiyat farkı arasında kimi zaman uçurum oluşuyor. Asgari ücretteki artış sebebiyle maliyet belki 2-3 birim artarken bu artış bahane edilerek fiyatlara 5 birim 10 birim zam yapılabiliyor. Bu artışların aç gözlülük, tamahkarlık ve vicdansızlıktan kaynaklandığı aşikardır. Dürüst, ahlaklı, vicdanlı işletmelerimiz çoğunluktadır bunlar sözlerimizin muhatabı değildir.

Fırsatçılıkla mücadelede devlet elbette gerekeni yapmakta mükelleftir. Geçen yılki denetimlerde fahiş fiyat uygulayan 224 bin firmaya yaklaşık 5 milyar liralık idari para cezası kesilmiştir. Denetimlerde 1555 gerçek ve tüzel kişiye toplam 366 milyon lira ceza uygulanmıştır. Vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimi için de yoğun çaba harcıyoruz. 2024 yılında 1,3 milyon denetim yaptık. 1.4 milyar lira para cezası tatbik ettik. Sattığı ürünlere hile hurda karıştıranlara, milletin cebine el atanlara asla tolerans göstermiyoruz. Bu denetimlerimiz 2025 senesinde daha da artacak.

“Pahalı ürün satanları dize getirecek en etkili yöntemlerden birisi…”

Serbest piyasa ilkeleri çerçevesinde 85 milyonun tamamının hakkını, hukukunu, çıkarını en üst düzeyde koruyacağız. Serbest piyasa kuralsızlık demek değildir. Serbest piyasa başı bozukluk asla değildir. Denetimlerimizin amacı serbest piyasaya müdahale değil işleyişin sağlıklı zeminde yürümesini temin etmektir. Hayat pahalılığı ile mücadeleye vatandaşlarımızın destek olması sürecin başarısı açısından önemlidir. Bunun yolu fahiş fiyat uygulayanları boykot etmekten geçiyor. Pahalı ürün satanları dize getirecek en etkili yöntemlerden birisi muhalefet rahatsız olsa da hiç şüphesiz boykottur.

En büyük kozumuz fırsatçılık yapanlara karşı satın almamama özgürlüğümüzü kullanmaktır. Dünyada geniş yelpazede bunun çok sayıda örneğiyle karşılaşıyoruz. Bu konuda devlet millet el ele vererek çok daha etkin sonuçlar alabiliriz. Enflasyonla mücadelede son 1,5 senede hakikaten önemli mesafe kat ettik. İşçimiz , memurumuz, emeklimiz, çiftçimiz, esnafımız enflasyon düştükçe alım gücü de artacaktır. 2025 yılında hedefimiz bu meseleyi büyük ölçüde çözüme kavuşturmaktır.

Asrın felaketinin ardından bölgede asrın inşa seferberliğini başlattık. Bu amaçla günümüz fiyatlarıyla toplam 2,6 trilyon lira harcadık. Yani bugünkü kurla 75 milyar dolar tutarında harcama yaptık. 155 bininci yuvamızın anahtarlarını Kahramanmaraş’ımızda hep birlikte afetzede kardeşlerimize teslim etmiştik. İnşallah 201 bininci yeni yuva ve işyerimizin anahtarlarını da yakında hak sahibi kardeşlerimize teslim edeceğiz.

Bugün depremzedelerimizin barınma başta olmak üzere temel ihtiyaçlarını giderdiğimiz umut dolu tabloyla karşı karşıyayız. 2025 yılında deprem bölgesi öncelikli gündemimiz olmayı sürdürecek. Aynı gayret ve azimle çalışarak kalan 252 bin konut ve işyerimizi 365 gün içerisinde tamamlayacağız. 2025 yılı içinde toplamda 453 bin yuva ve işyerimizi afetzede kardeşlerimize teslim edeceğiz.

Yıl bitmeden deprem bölgesindeki 11 ilimizde tüm vatandaşlarımız huzur, güvenli, dayanıklı yuvalarına kavuşacaktır. İşyerini açmayan hiçbir depremzede kardeşimiz kalmayacak. 2025 yılı bütçesinden 584 milyar lira kaynak ayırdık. ‘Erdoğan bu enkazın altında kalır’ diyerek milletin acılarına duyarsız olduklarını gösteren müflis siyasetçileri Allah’ın izniyle 2025 yılında da mahçup edeceğiz.

Böyle bir coğrafyada hayatta kalmanın biricik şansı caydırıcılıktır. Burada haklı olmak yetmez, hakkınızı korumak için aynı zamanda güçlü olmak zorundasınız. Romantikler ve ülkemizdeki muhalefet anlamasa da bu coğrafyada masadaki gücünüz bileğiniz gücünden gelir. Sendelediğimiz her dönemde yanı başımızda ilk biten adeta kanımıza susamış hasımlarımız oldu. Hasta düştüğümüzde döşümüzden bir parça et koparmak için kimlerin, hangi devletlerin sıraya girdiğini unutmadık, unutmayacağız.

Milli mücadeleyle Sevr’i yırtıp, atmakla kalmadık. Bu ülkeyi bir daha böyle bir travma ile karşı karşıya bırakmamak için yemin ettik. 2002’den bu yana temel hedefimiz, milletimizin bir daha asla beka sorunu yaşamamasıdır. Ecdadın hikmet dolu şu sözleri 22 yıldır bize rehberlik ediyor; ‘hazır ol cenge eğer ister isen sulhü salah’, eğer barış ve kurtuluş istiyorsan, savaşa her an hazır olacaksın. Türkiye dostları için bir güven ve emniyet kaynağı, vatanımıza uzanan kirli elleri de kimin olduğuna bakmadan kıracak kudrete fazlasıyla sahiptir.

2002’de sadece 56 firma varken bugün bu sayısı 3 bin 500’ü geçti. Savunma projelerin sayısı son 22 yılda 62’den yüzde 80 yerlilik oranıyla 1132’ye yükseldi, büyüklüğü de 100 milyar doları aştı. Sektörün cirosu 1,1 milyar dolardan 2023’te 15,5 milyar dolara çıktı. İHA, SİHA, elektronik harp, savaş gemisi üretiminde dünyanın sayılı ülkeleri arasındayız. 248 milyon dolar olan ihracatımız 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 29 artışla 7 milyar 154 milyon dolara ulaştı.

Geçen yıl uzay, hava, kara, deniz, elektronik harp ve arge alanlarında birçok önemli projeyi hayata geçirdik. Milli muharip uçak KAAN ve Hürjet’in uçuş testlerine devam edilmiş, Gökbey helikopteri ilk teslimatını gerçekleştirmiştir. Kızılelma testleri sürerken Anka 3, Bayraktar TB3, TB2, Akıncı, Aksungur İHA’ların kabulleri yapılmıştır. TB3, TGC Anadolu’ya destek ekipmanı kullanmadan iniş ve kalkış yapmıştır. İlk SİHA olarak tarihe geçmiştir. Piri Reis denizaltısını hizmete aldık. Hızır Reis denizaltısı deniz denemelerine başladı. Murat Reis’in donatım çalışmalarına devam ettik.

Yerli ve milli olarak geliştirilen çelik kubbe projesine bismillah dedik. Hem 800 kilometre ve üzeli menzilli füze stokumuzu güçlendirmeyi, 2 bin kilometre ve üzeri menzilli füze geliştirme programımızı hızlandırmayı kararlaştırdık. 2025 yılında inşallah bunlara yenilerini ekleyeceğiz. Geçtiğimiz hafta ana muhalefetin safsata diyerek burun kıvırdığı ülkemizin fırkateynini yüzde 100 yerli ve milli olarak tasarladık. 7 milgem fırkateynimizin inşası devam ediyor. TF 2000 hava savunma harbi muhribimizin ilk kaynağını tersanede gerçekleştirdik. Dosta güven aşılayan, düşmana korku salan bir Türkiye için savunma sanayi sektörümüzün tüm paydaşlarıyla çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.

2024 yılına dair karnemizi 20 ana başlık 239 farklı infografikle 31 Aralık’ta sosyal medya hesabımızdan paylaştık. 2025’te de 85 milyon demeden gece gündüz çalışacağız. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak yakın gelecekteki en önemli hedeflerimizden biridir. Arkasına terörü ve teröristi alarak siyaset olmaz, olamaz. Hiçbir medeni ülke buna izin vermez. Terörün karanlık gölgesi ülkemiz siyaseti üzerinden çekildikçe Türkiye daha sağlıklı, olgun ve özgürlükçü zemine kavuşacaktır.

Komşumuz Suriye’de gerçekleşen epik devrimle hem bu ülkede hem bölgemizde artık yeni bir dönem başlamıştır. Yeni Suriye yönetiminin ülkenin toprak bütünlüğü, birliği temelinde Suriye inşa etmeye çalıştığını ve bunda kararlı olduğunu görüyoruz. Bizim de beklentimiz bu yöndedir. Suriye’nin parçalanmasına, üniter yapısının bozulmasına rıza göstermeyiz. Bu konuda risk görürsek gerekli adımları süratle atarız. Suriye’deki ihtilafı ve DEAŞ tehlikesini fırsata çevirenler kadim gerçeklerle yüzleşmiştir. Bu gerçek bölgenin geleceğinde teröre yer olmadığıdır.

Açık söylüyorum, silahları ile birlikte toprağa gömülmelidir. Türkiye nasıl tavizsiz bir iradeye sahip olduğunu pek çok kez göstermiştir. İş o raddeye varırsa bir gece ansızın yine gelebiliriz. Allah’a şükür bunu yapacak gücümüz, kapasitemiz ziyadesiyle vardır. Sorumlulukta bulunanlar ne provokasyonlara gelmeli ne de milleti provoke edecek cümleler kurmalıdır. Kimi il ve ilçelerimizde açtıkları hendeklerle kantonculuk peşinde koşanları nasıl o çukurlara gömdüysek, bugün de aynı niyeti taşıyanlar çıkarsa bunların bedelini onlara misliyle ödetiriz.

Biz iktidar ve ittifakı olarak terörsüz Türkiye hedefimizi öyle veya böyle ama mutlaka gerçekleştireceğiz. Elbette bunu suhulet ve sükunetle olmasını temenni ederiz. Bu yıl veya bu yol tıkanır veya dinamitlenirse o zaman devletimizin kadife eldivene sarılı demir yumruğunu kullanmakta çekinmeyiz. Sonuçta kardeşliğin, birliğin, beraberliğin kazanacağına inanıyoruz.

Güçlü toplum güçlü ailelerle mümkündür. Bu konuda ciddi meydan okumalarla karşı karşıyayız. Cinsiyetsizleştirme politikaları herkesin malumu. LGBT meselesi bugün aileye dönük en ciddi tehlikelerin başında gelmektedir. Ülkemizde doğurganlık seviyesi gerilemiştir. Bu durum alarm vericidir. Türkiye açısından varoluşsal tehdittir. En az 3 çocuk çağrımızın ne kadar önemli olduğunu böylece görmüş oluyoruz. 2025 senesini Aile Yılı ilan etmeyi kararlaştırdık. Yıl boyunca Aile ve Sosyal Hizmetleri Bakanlığımız koordinasyonunda aile yapımızın güçlendirilmesi ve korunması için kapsamlı çalışmalar yürüteceğiz.

Şimdi internet ve dijital altyapımızı güçlendirecek yeni adım atıyoruz. 5 G ihalemizi 2025 senesi içinde yapacağız. 2026 yılında ilk sinyalimizi almayı hedefliyoruz. Bu hafta vesilesiyle her bir vatandaşımızdan enerjiyi daha tasarruflu ve verimli kullanmalarını istirham ediyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Macron: Fransa, Suriye Kürtlerini Terk Etmeyecek

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın Suriye’de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadelede kritik rol oynayan Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) terk etmeyeceğini söyledi.

Haber Merkezi / Bu açıklamaların zamanlaması, Ortadoğu’da süregelen bölgesel gerginlikler ve değişen ittifaklar göz önüne alındığında özel bir önem taşıyor.

Fransa ve diğer Batılı ülkeler, özellikle 2014 yılından itibaren YPG’nin (Halk Koruma Birlikleri) ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG), Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele kapsamında destek vermeye başladı.

Bu destek, IŞİD’e karşı Suriye’de yürütülen operasyonlar sırasında yoğunlaştı. YPG, ABD liderliğindeki koalisyonun sahadaki en etkili ortaklarından biri olarak görülerek lojistik, silah ve eğitim yardımları aldı.

Ancak bu destek Türkiye ile Batılı ülkeler arasında ciddi gerilimlere yol açtı. Çünkü Türkiye, YPG’yi Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) Suriye kolu olarak görüyor. Batılı ülkeler, desteklerini ‘terörle mücadele’ye dayandırırken, Türkiye bunu ulusal güvenlik tehdidi olarak nitelendiriyor.

Emmanuel Macron ayrıca, Batı’nın Beşşar Esad’ın devrilmesinden sonra Suriye’deki yeni yönetim konusunda saf olmaması gerektiğini söyledi.

Paylaşın