Ukrayna ‘Eurovision’u Üçüncü Kez Kazandı

İtalya’nın Torino kentinde düzenlenen 66. Eurovision Şarkı Yarışması’nı Ukrayna’yı temsil eden “Kaluş Orkestra” grubu “Stefania” adlı şarkısıyla toplamda 631 puan alarak birinci seçildi. İngiltere’nin temsilcisi Sam Ryders’ın seslendirdiği “Space Man” şarkısı 466 puanla ikinci olurken, üçüncülüğü ise 459 puanla İspanya’nın temsilcisi Chanel’in seslendirdiği “SloMo” şarkısı elde etti.

Yarışmanın finalinde jüri oylarında İngiltere önde çıkmasına karşın, Ukrayna’nın kazanmasında jüri oylarına ek olarak halk oylarından gelen 439 puan belirleyici oldu. Bu sonuçla Ukrayna, 2004 ve 2016’nın ardından Eurovision Şarkı Yarışması’nı 3. kez kazanmayı başardı.

“Stefania” şarkısı aslında grubun solisti Oleh Psiuk’un annesi için yazıldı. Ancak işgalin başlamasının ardından yeniden tasarlandı. Savage, şarkıyı “eski Ukrayna halk melodileri ve geleneksel flütün çağdaş hip-hop ritimleriyle benzersiz bir kombinasyonu” olarak tanımlarken, şarkıdaki “harap olmuş yollar” ve “griye dönen tarlalar” gibi sözlerin ise ülkenin içinde bulunduğu durum göz önüne bulundurulduğunda ileri görüşlü bir tavır olarak öne çıktığını söyledi.

Birincilik kupasını kaldıran Psiuk, Ukrayna’ya verilen destek nedeniyle teşekkür etti ve zaferin her Ukraynalıya ait olduğunu dile getirdi. Sahne arkası röportajında ise Psiuk, 2023 yılında yarışmanın Ukrayna’da düzenlenmesini umut ettiğini ifade etti.

Halk oylaması sonucu verilen puanlardan sonra ülkeler

1- Ukrayna 631
2- Birleşik Krallık 466
3- İspanya 459
4-İsveç 438
5-Sırbistan 312
6-İtalya 268
7-Moldova 253
8-Yunanistan 215
9-Portekiz 207
10-Norveç 182
11-Hollanda 171
12- Polonya 151
13- Estonya 141
14-Litvanya 128
15-Avustralya 125
16-Azerbaycan 106
17-İsviçre 78
18-Romanya 65
19-Belçika 64
20-Ermenistan 61
21-Finlandiya 38
22-Çekya 38
23-İzlanda 20
24-Fransa 17
25-Almanya 6

Ülkeler tarafından verilen puanlar sonucu ilk 5 ülke

1- Birleşik Krallık- 283
2- İsveç – 258
3- İspanya – 231
4- Ukrayna – 192
5- Portekiz – 171

Yarışmaya bu sene 41 ülke katılıyor. 17 ülke birinci yarı finalde, 18 ülke ise ikinci yarı finalde yarışacak. “Büyük Beşler” olarak bilinen İtalya, Fransa, Almanya, İngiltere ve İspanya büyük finale doğrudan katıldığı için yarı finalde yarışmadı.

Eurovision 1. Yarı Final sonuçlarına göre İsviçre, Norveç, Ermenistan, Yunanistan, İzlanda, Ukrayna, Litvanya, Moldova, Portekiz ve Hollanda finale kalan ülkeler oldu.

Eurovision 2. Yarı Final sonuçlarına göre Belçika, Çekya, Azerbaycan, Polonya, Finlandiya, Estonya, Avustralya, İsveç, Romanya ve Sırbistan finale kalan ülkeler oldu.

Şubat ayında Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle, Avrupa Yayın Birliği – EBU üyesi ülkelerin baskısı sonucu Rusya yarışmadan diskalifiye edildi.

Paylaşın

AK Parti’de Birleşik Arap Emirlikleri Çatlağı

AK Parti’de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ilgili dikkati çeken bir gelişme yaşandı. AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, “Birleşik Arap Emirlikleri baktı ki Türkiye’ye diz çöktüremiyor, o zaman teslim oldu” derken Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise, “Cahit Özkan’ın Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri ilişkilerine dair beyanları partimizin görüşlerini yansıtmamaktadır” açıklamasını yaptı.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, Armağan Çağlayan’ın YouTube’da yayınlanan Zor Ama Yine De Sor programına katıldı. Program sırasında Armağan Çağlayan tarafından Özkan’a “Yakın zamanda Birleşik Arap Emirlikleri ile yeniden ilişkiler kuruldu, imzalar atıldı. Ama hükümete yakın çevreler BAE’yi 15 Temmuz’un sponsoru ilan etmişti. Arada ne değişti?” sorusu soruldu.

Özkan, soruya, “Benim şöyle bakmam lazım, belki de Birleşik Arap Emirlikleri baktı ki Türkiye’ye diz çöktüremiyor, baktı ki Türkiye’nin istiklalini engelleyemiyor, baktı ki Türkiye’ye dayanmadan, Türkiye ile birlikte yürümeden bölgesel ve küresel anlamda kendi menfaatlerinin aleyhine bazı şeyler ortaya çıkıyor, o zaman Birleşik Arap Emirlikleri -ben böyle okuyorum çünkü- teslim oldu. İşte güvenli enerji arzının Türkiye olmadan olamayacağını uluslararası toplum kabul etti” yanıtını verdi.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Cahit Özkan’ın açıklamalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Twitter’dan açıklama yapan Çelik, “Grup Başkanvekilimiz Sn Cahit Özkan’ın Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri ilişkilerine dair beyanları partimizin görüşlerini yansıtmamaktadır” dedi.

Ömer Çelik, “Türkiye-BAE ilişkileri Cumhurbaşkanımız Sn @RTErdogan ve BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed El Nahyan’ın ortak iradesiyle karşılıklı güven ve saygıya dayalı olarak ilerlemektedir” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun SADAT Çıkarmasının Perde Arkası Ortaya Çıktı

Gazeteciler Sedat Bozkurt ve Saygı Öztürk, Yargıtay’ın İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkındaki kararı sonrası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun SADAT’ın kapısına gitmesini köşelerine taşıdılar; perde arkasını anlattılar.

Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan yazısında siyaset gündemindeki son gelişmeleri değerlendirdi

Yargıtay 3. Dairesi’nin CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na tamamı eski tarihli sosyal medya paylaşımları nedeniyle verilen 4 yıl 11 ay 20 günlük hapis cezasını onaması sonrası ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (SADAT) kapısına gitmesine değinen Bozkurt, şunları kaydetti;

“Kaftancıoğlu kararında sert tepki veren Kılıçdaroğlu, kurmaylarına bile detay vermeden, 80 öncesinin bir pratiği olan korsan miting düzenledi. Saray’ın yörüngesinde olduğu bilinen karanlık ve tehlikeli bir yapı olarak her tartışmalı meselede kendisi olmasa bile adı gündeme gelen SADAT’ın kapısına dayandı. Gündem bir anda tamamen değişti. Kılıçdaroğlu iktidarın Kaftancıoğlu hamlesine başka bir hamle ile karşılık vermişti. Merkezine koyduğu kurum ve ona yönelik suçlamaları gerçekten hayli ciddiydi.”

Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk de, ‘SADAT’ çıkarmasında CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan altılı masaya gelen bilgilerin de etkili olduğunu söyledi.

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem için ortak çalışma yapan Millet İttifakı’nda yer alan ‘6’lı masa’da ‘seçim güvenliği’ konusu konuşulurken SADAT gündeme geldi. Bu yapıyla ilgili gelen bilgiler değerlendirildi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, SADAT’ın İstanbul’daki merkezine gitmesinde o masaya gelen bilgiler de etkili oldu” diyen Öztürk, şöyle devam etti:

“Toplumda konuşulan, ancak halkı sandıktan uzaklaştıracağı, seçimden soğutacağı için siyasilerin mümkün olduğunca seslendirmediği bir konu, artık Türkiye gündemine sokuldu. Kılıçdaroğlu, önemli iddialarda bulundu ve tehlikeye dikkat çekti. Bu konuda CHP Genel Başkanı’nın ilgili birimler tarafından bilgilendirilmesi, kaygılarını gidermesi gerekiyor. ‘Açık kapı’ politikası nedeniyle Afganistanlı gençler sınırımıza koşarak girdiler. Köylerden koşarak geçtiler. Sonra bunların kayıtlarının yeterli bir biçimde tutulmadığı gündeme geldi. Dahası, nerelerde olduğu konusunda da sağlıklı bilgiler bulunmadığı konuşuluyor.

İşte, ülkemize gelen Afganistanlı gençlerin SADAT’la bağlantılı olduğu söylentileri yaygın. Nitekim, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ‘Afganistan’dan gelen gençler nerede?’ diye sorması da bu kaygının bir parçasıdır.”

Paylaşın

Sigarada ÜFE Etkisi: ‘En Ucuz’ Sigara 40 Liraya Yaklaşabilir

Sigara ve alkolde ÖTV tutarı, yasa gereği her altı ayda bir ÜFE kadar artırılıyor. Bu senaryoda en ucuz sigara fiyatı için ortaya çıkan rakam dudak uçuklatıyor. Yüksek enflasyon, sigara ve alkollü içkilerin fiyatını önemli ölçüde artırabilir.

Bunun nedeni ise bu iki ürünün Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) her altı ayda bir otomatik olarak ÜFE bazında artırılıyor olması. Yasa ile yapılan bu düzenleme bu yıl ÜFE oranı çok yüksek olunca sigara ve alkol kullananların ceplerini ekstra yakacak.

Habertürk yazarı Rahim Ak’ın haberine göre, yılın ilk 4 ayında Üretici Fiyat Endeksi yani ÜFE yüzde 39,23 oldu. Yıllık rakam yüzde 121 düzeyinde. ÖTV artışları ise 6 aylık ÜFE artışları kadar yapılıyor.

Eğer kalan 2 ayda ÜFE geçen ayların ortalaması gibi olursa 6 aylık ÜFE yüzde 60’a çıkacak. Yani sigarının ÖTV’si yüzde 60 artırılacak.

“Sigarada öyle karmaşık bir vergi sistemi var ki anlamak biraz zor ama sonuçta alınan her sigara paketinin yüzde 87’si vergiye gidiyor” diyen Ak’ın yazısından ilgili kısım şu şekilde:

“Şimdi dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışalım. Sigaranın ÖTV’si nispi yani oransal olarak yüzde 63 düzeyinde. Ancak o kadar basit değil. Bu vergiye bir asgari maktu ve bir de maktu vergi eşlik ediyor. Asgari maktu çok önemli çünkü bu tutarın altına inilemiyor. En az ÖTV bu tutar kadar olacak. Bu oran şu anda 0.7197 lira. Her bir sigara dalından alınan vergi bu. 20 sigaralık bir pakette 14.39 liraya denk geliyor şu anda.”

En düşük sigara fiyatı ne kadar olacak?

“İkinci adıma geçelim. 23.5 lirayı aldım git demiyor Maliye. Asgari maktu tutar sigara fiyatının yüzde 63’ünün altına inemiyor. Yani 23.5 liralık asgari maktu vergi sigara fiyatının yüzde 63’ü olacak en az. Bu rakam da 36,5 lira. Bir de satış fiyatı üzerinden alınan KDV var. KDV oranı da bildiğiniz gibi yüzde 18. Şimdi sigara şirketleri KDV, bayi karı, maliyeti derken sizce sigarayı kaç liraya satabilir? 36.5 liralık tutar en düşük vergi şu anda 22,8 lira düzeyinde.”

27 liralık sigara 44 liraya yaklaşabilir

“Hadi bir de fiyat üzerinden gidelim. Örneğin şu anda 27 lira olan pahalı sigaranın yüzde 63’ü yani nispi vergisi 17.01 lira. Buna bir de paket başına alınan 0.7150 lira eklendiğinde ÖTV 17,72 lira oluyor. Asgari maktu vergi 14.39 lira olduğu için sınavı geçmiş oluyor bu sigara. Yine sigara öyle bir fiyata satılmalı ki satış fiyatının yüzde 63’ü bu rakamın altına düşmemeli. Bu andaki sınır ise 22.8 lira. KDV de eklendiğinde bu yüzden en ucuz sigara da 23.5 lira civarında satılıyor.

Olası bir 6 aylık ÜFE kadar ÖTV artışı ise 23.5 lirayı 37.6 liraya çıkaracak. 23,5 liralık ucuz sigara 37.6 ve 27 liralık pahalı sigara ise 43.2 lira olacak. Bu ise iki açından önemli bir etki yapabilir. Bunlardan ilk enflasyon. Zaten büyük sorun olan TÜFE’yi bu artışın yukarı iteceği açık. Diğer önemli sorun ise fiyat artışlarının kaçak kullanımını artırması.”

Paylaşın

TMMOB: Gezi’ye, Emeğimize Ve Mesleğimize Sahip Çıkacağız

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ankara İl Koordinasyon Kurulu (İKK), Ankara’nın Kızılay ilçesindeki Makina Mühendisleri Odası (MMO) Eğitim ve Kültür Merkezi basın açıklaması yaptı.

Gezi Davası’nda ceza alan isimlere destek verilen açıklamada, “Siyasi iktidarın arkadaşlarımız nezdinde cezalandırmak istediği Gezi direnişi olduğu kadar, parkına, şehrine, doğasına, tarihine sahip çıkan mühendis, mimar ve şehir plancılarıdır. Siyasi iktidarın cezalandırmak istediği, mesleki bilgisini halktan yanan kullanan kamucu mühendis, mimar, şehir plancılarının mücadelesidir” denildi.

“Hiç kimsenin bu ülkeye, bu halka bu denli kötülük yapmaya, bu denli acı çektirmeye hakkı yok. Ama bilin ki iktidar zorbalığına bugüne kadar hiç boyun eğmedik, bundan sonra da asla boyun eğmeyeceğiz” ifadelerine yer verilen açıklamada, “Siyasi iktidarın üzerini örtmek istediği başarısızlık tablosunun altında büyük bir toplumsal dram yaşanıyor” vurgusu da yapılarak emeğiyle yaşayan yurttaşların yaşam şartlarına değinildi.

Mimar, mühendis ve şehir plancılarının yaşadığı sorunların emeğiyle geçinen tüm kesimlerin yaşadığı sorunların bir parçası olduğu kaydedilen açıklamada, “Mücadelemizi ortaklaştırmak ve büyütmek zorundayız” denildi ve talepler dile getirildi.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz tarafından okunan açıklama “Türkiye’nin içinden geçtiği bu karanlık dönemde, Gezi’ye, emeğimize ve mesleğimize sahip çıkacağız” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Gezi direnişi ve bu direnişin parçası olmuş herkes, tarih karşısında ve toplum vicdanında tertemiz ve lekesizdir. Siyasi iktidarın arkadaşlarımız nezdinde cezalandırmak istediği Gezi direnişi olduğu kadar, parkına, şehrine, doğasına, tarihine sahip çıkan mühendis, mimar ve şehir plancılarıdır. Siyasi iktidarın cezalandırmak istediği, mesleki bilgisini halktan yanan kullanan kamucu mühendis, mimar, şehir plancılarının mücadelesidir. TMMOB ve bağlı odalarının onurlu mücadele geleneğidir. Buradan iktidara sesleniyoruz, hukuku ve yargı organlarını siyasal çıkarlarınız doğrultusunda kullanmaya çalışmayın. Buradan aynı zamanda yargı organlarına ve yargıçlara sesleniyoruz, kararlarınızı iktidarın ihtiyaçlarına göre değil, hukukun evrensel ilkelerine göre verin.

Hiç kimsenin bu ülkeye, bu halka bu denli kötülük yapmaya, bu denli acı çektirmeye hakkı yok. Ama bilin ki iktidar zorbalığına bugüne kadar hiç boyun eğmedik, bundan sonra da asla boyun eğmeyeceğiz. Gezi direnişini, Gezi Davası’nda ceza alan arkadaşlarımızı, uğruna bedeller ödediğimiz değerlerimizi, kamusal faydayı ve meslektaşlarımızın haklarını savunmaya devam edeceğiz.

‘Yoksulluk ve geçim sıkıntısı halkın yaşam tarzı haline geldi’

Siyasi iktidarın üzerini örtmek istediği başarısızlık tablosunun altında büyük bir toplumsal dram yaşanıyor. Hayat pahalılığı, işsizlik ve yoksulluk toplumun tüm kesimlerini tükenme noktasına getirdi. Alın terinin karşılığını alamadan çalışan milyonlarca emekçi ev kirası, ulaşım masrafları ve faturalar nedeniyle ay sonunu getiremez oldu. Milyonlarca kişi geçimini sağlayabilmek için borç batağına sürüklendi. Yoksulluk ve geçim sıkıntısı halkın yaşam tarzı haline geldi.

Yaşanan bu kriz mühendis, mimar ve şehir plancılarının hayatlarını da çok olumsuz etkiliyor. Başta yeni mezun ve işsiz arkadaşlarımız olmak üzere, kamuda ve özel sektörde her türlü mühendislik, mimarlık ve şehir planlama hizmetlerini yapan meslektaşlarımız giderek daha büyük bir hayat zorluğu ile baş etmeye çalışıyor. Kamuda çeşitli statülerde çalışan meslektaşlarımızın ekonomik ve sosyal koşulları, üstlendikleri sorumluluklara ve almış oldukları eğitime uymayan bir düzeye gerilemiş durumda. Sistematik biçimde daraltılan iş alanlarımız nedeniyle yıllardır kamuda mühendis, mimar ve şehir plancısı ataması yapılmıyor. Kamu hizmetlerinin niteliği düşerken, meslektaşlarımız da özel sektöre itiliyor. Ücretlerimiz enflasyon karşısında giderek eriyor ve yaşam standardımız dibe doğru çekiliyor. Nitelikli bir eğitim alan, köklü üniversitelerden iyi derecelerle mezun olmuş birçok genç meslektaşımız, mesleki, maddi ve sosyal tatminsizlik nedeniyle geleceğini yurt dışında arıyor.

Yaşadığımız sorunlar, ülkemizde emeğiyle geçinen tüm kesimlerin yaşadığı sorunların bir parçasıdır. Bu sorunların sebebi mevcut siyasi iktidar ve onun 20 yıldır uyguladığı ekonomik-sosyal politikalardır. Bu anlayışın meslektaşlarımızın ve ülkemizin yaşadığı sorunlara çözüm bulma şansı kalmamıştır.

Ülkemizin bugün içinde bulunduğu krizden kurtuluşun yolu, bu krizi yaratan nedenlerin tümüyle ters yüz edilmesinden geçmektedir. Tek adam rejimine karşı halk egemenliği anlayışının, neoliberal politikalara karşı kamucu politikaların, toplumsal kutuplaşmaya karşı bir arada yaşamın, baskı ve zorbalığa karşı demokratik hak ve özgürlüklerin savulması ve geliştirilmesi hepimizin ortak ihtiyacıdır. Ülkemizin geleceğini kurtarabilmek, daha iyi koşullarda yaşayabilmek ve çocuklarımızın geleceğini güvenceye alabilmek için mücadelemizi ortaklaştırmak ve büyütmek zorundayız.

‘Acil taleplerimizi bir kez daha dile getiriyoruz’

Bizler, bu ülkenin imarından sanayiine, tarımından enerjisine kadar tüm süreçlerinde yer alan, hayatı yaşanabilir kılan mühendisleri, mimarları, şehir plancıları olarak, acil taleplerimizi bir kez daha dile getiriyoruz:

– Nitelikli işgücümüzün heba olmasına neden olan işsizlik sorunu derhal çözülmelidir.

– Tüm meslektaşlarımıza güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

– SGK ile TMMOB arasında ücretli çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ‘Asgari Ücret Denetim Protokolü’ ivedilikle yürürlüğe konulmalıdır.

– Kamuda mühendis, mimar ve şehir plancılarının istihdamı artırılmalıdır.

– Kamuda çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ücretleri ve özlük hakları iyileştirilmelidir, ek göstergeler 4800-6400 aralığına yük- KHK ile haksız ve hukuksuz biçimde kamu görevinden ihraç edilen meslektaşlarımız tüm haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmelidir

– Özelleştirme uygulamalarına son verilmeli, yeniden kamulaştırma yapılmalıdır. Ülkenin yaşanabilir hale gelmesi için tüm alanlarda kamucu politikalar benimsenmelidir.

– Ülkemizin doğal kaynaklarını, ormanlarını, tarım alanlarını ve tarihi mirasını yağmalamayı amaçlayan tüm düzenlemeler geri çekilmelidir.

– Kamusal ve mesleki denetimler toplum güvenliğinin sağlanması açısından zorunludur, serbestleştirme uygulamalarına son verilmelidir.

– Gezi tutsakları bir an önce serbest bırakılmalıdır. Gezi Direnişi nasıl ki bu ülkenin yüz akı ve onurlu tarihinin bir parçasıysa, Gezi direnişi davasında yargılanan tüm arkadaşlarımız da bizim yüz akımız ve onurlu tarihimizin bir parçasıdır.

Bu taleplerimizi hayata geçirmek için mücadeleyi büyüteceğiz. Sesimizi ülkenin her yanında yayacağız. Yaşadığımız tüm baskılara rağmen demokrasiye, özgürlüklere, bağımsızlığa, laikliğe ve toplumculuğa olan bağlılığımızdan taviz vermeyeceğiz. Ülkemizi kasıp kavuran kriz koşullarında meslektaşlarımızın ekonomik, demokratik ve mesleki faydalarının geliştirilmesi için mücadele etmekten de vazgeçmeyeceğiz. Türkiye’nin içinden geçtiği bu karanlık dönemde, Gezi’ye, emeğimize ve mesleğimize sahip çıkacağız.”

Paylaşın

Türkiye’den Geri Adım

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılmalarına kapıları kapatmadıklarını ancak ulusal güvenlik meseleleriyle ilgili söz konusu ülkelerle müzakerelerde bulunmak istediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine kapıları kapatmadığını ancak İskandinav ülkeleriyle müzakereler yapmak ve Ankara’nın terörist faaliyetler olarak gördüğü faaliyetlere, özellikle de İsveç’tekilere, kısıtlama getirilmesini istediğini söyledi.

Reuters’e röportaj veren Kalın, “Kapıyı kapatmıyoruz. Ama temelde bu konuyu Türkiye’nin ulusal güvenlik meselesi olarak gündeme getiriyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma günü yaptığı açıklamada iki ülkenin NATO üyeliğine mesafeli olduklarını söylemişti.

Erdoğan, “İsveç ve Finlandiya ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz ama olumlu bir düşünce içerisinde değiliz. Çünkü daha önce Yunanistan’la ilgili NATO konusunda yanlış yaptı bizden önceki yönetimler. Yunanistan’ın, Türkiye’ye karşı NATO’yu da arkasına alarak takındığı tavrı biliyorsunuz. Bu konuda ikinci bir yanlışı Türkiye olarak işlemek istemiyoruz” diye konuştu.

“Terör örgütlerinin misafirhanesi gibi”

“Kaldı ki İskandinav ülkeleri ne yazık ki terör örgütlerinin adeta misafirhanesi gibi. PKK’sı, DHKP-C’si İsveç’te Hollanda’da yuvalanmış durumdalar. Ve oraların, hatta daha da ileri gidiyorum, parlamentolarında da yer alıyorlar” ifadelerini kullanan Erdoğan, bu durumda iki ülkenin NATO üyeliğine olumlu bakmalarının mümkün olmadığını söyledi.

Almanya’dan Erdoğan’a tepki

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Cumhurbaşkanı  Erdoğan’ın İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılmasına yönelik itirazlarını reddetti. Baerbock Cumartesi günü, Berlin’deki NATO dışişleri bakanları toplantısından önce yaptığı açıklamada, her demokratik ülkenin, güçlü savunma kapasitesine sahip demokrasilerin ittifaka katılmasından memnun olması gerektiğini söyledi.

Baerbock, “İsveç ve Finlandiya, komşularıyla on yıllardır barış içinde yaşayan sağlam demokrasilerdir” diye konuştu. Baerbock ayrıca her ülkenin sadece müttefiklerini değil aynı zamanda savunma ittifaklarını seçme konusunda da “özgürce karar verebileceğini” belirtti.

Putin ve Niinistö arasında görüşme

Diğer yandan Rusya lideri Vladimir Putin’in, telefonda görüştüğü Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö’ye, tarafsızlığı terk ederek NATO’ya katılmalarının bir hata olacağını ve iki arasındaki ilişkileri bozacağını söylediği bildirildi.

Kremlin’den yapılan açıklamaya göre, Putin’in mevkidaşına Finlandiya’nın güvenliğini tehdit eden bir unsur olmadığı halde geleneksel tarafsızlık politikasını bırakmasının yanlış olacağını söyledi

Finlandiya Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada ise “Rusya’nın 2021 yılı sonlarından itibaren NATO’ya katılımları önleme girişimlerinin ve Ukrayna’yı işgalinin Finlandiya’nın güvenlik ortamını değiştirdiğinin” Putin’e iletildiği kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Niinistö’nün komşu ülke Rusya ile ilişkileri “doğru ve profesyonel bir yöntemle” ele almaktan yana olduklarını söylediği kaydedildi.

Paylaşın

SADAT, Kemal Kılıçdaroğlu’na Dava Açacak

SADAT’ın avukatı Enes Malik Saran, Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını ve tazminat davası açacakları söyledi. SADAT Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi ise, SADAT’ın bir paramiliter yapı olmadığını ve milis gücü yetiştirmediğini ifade etti.

SADAT’tan (Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.) dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ani ziyaretiyle ilgili açıklama geldi.

SADAT’ın ​​​​​​​Beylikdüzü’ndeki Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısına, Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi, Yönetim Kurulu üyeleri Haluk Yıldırım ve Ersan Ergür’ün yanı sıra şirket avukatı Enes Malik Saran katıldı. SADAT Yönetim Kurulu üyeleri Türkiye bayrağı önünde poz verdi.

Toplantıda basın açıklamasını okuyan avukat Saran, kamuoyundaki iddialarla ilgili şirketin birçok kişi ve kuruma yönelik hukuki girişimlerde bulunduğunu belirterek, “Bir ana muhalefet liderinin yargı üzerinde kamuoyu baskısı oluşturmayı hedefleyen bir saldırıyı gerçekleştirmesi hazin bir durumdur” dedi.

Saran, “CHP tarafından, genel başkanlarının iddialarını destekler herhangi bir delil kamuoyu ile paylaşılamamıştır. Madem ki CHP Genel Başkanı’nın böyle bir iddiası vardır, o halde bu iddiasını ispat yükü sırtına yüklenmiştir” diye konuştu.

Saran, Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını ve tazminat davası açacakları söyledi.

”Milis gücü yetiştirmiyoruz”

Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi ise yaptığı açıklamada SADAT’ınbir paramiliter yapı olmadığını ve milis gücü yetiştirmediğini söyledi.

SADAT’ın çatışma bölgelerinde de herhangi bir faaliyeti olmadığını ifade eden Tanrıverdi “SADAT’ın Suriye iç savaşıyla ya da Suriye’den Türkiye’ye iltica eden sığınmacılarla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.” dedi.

SADAT’ın yaklaşan genel seçimlerle ilişkilendirilmesinin, seçim güvenliğine gölge düşürme gayretinden ibaret olduğunu belirten Tanrıverdi “Kılıçdaroğlu bir ticari şirketi kamuoyu nezdinde hedef göstermiş ve terörle yaftalamıştır. Şirket ve yöneticileri, ana muhalefet lideri tarafından saldırıların hedefi haline getirilmiştir” diye konuştu.

Paylaşın

Benzinin Litre Fiyatı 6 Ayda Yüzde 131 Arttı

Akaryakıt fiyatları cep yakmaya devam ediyor. 2 Aralık 2021 tarihinde litresi 9.12 TL’den satılan benzinin fiyatı dün itibarıyla 21.15 TL’ye çıktı. Böylece son 6 aydaki fiyat artışı yüzde 131.90 oldu.

Türk Lirası’ndaki değer kaybı ve petrol fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle önümüzdeki günlerde de zam dalgasının devam edeceği ifade ediliyor.

Benzine Ramazan Bayramı’ndan önce 1.33 TL zam yapıldıktan sonra 3 gün önce de 78 kuruş zam gelmişti. 20 TL seviyesini aşan benzin ve motorine dün gece yarısından itibaren gizli zam yapıldığı belirtiliyor.

Sözcü gazetesinin haberine göre; benzin fiyatına 4 kuruş, motorin fiyatına ise 3 kuruş zam yapıldığı iddia edilirken, bunun pompa fiyatına yansımadığı, dağıtıcı şirketin kârı için devreye alındığı kaydediliyor.

Zamları açıklayan Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikası (EPGİS) ile EPDK arasında yaşanan gerilim nedeniyle, tüketiciler fiyat değişimlerinden haberdar olamıyor.

Yılbaşından sonra 16 kez zam geldi

Akaryakıta zam sağanağı yılbaşında başlamıştı. Yılbaşında motorine 1.29 TL, benzine 0.61 TL ve LPG’ye de 0.78 TL zam yapılmıştı. Sadece benzine yılbaşından bu yana yapılan zam sayısı da 16’yı buldu.

Paylaşın

Ahmet Türk’ten Dikkat Çeken Ekrem İmamoğlu Yorumu

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında da konuşan Ahmet Türk, “İyidir, hoştur, lakin başkan seçildikten sonra gittiği Diyarbakır’da bölge halkına seslendiği konuşmalarıyla son Rize konuşması arasında dağlar kadar fark var. Bu tür çift dil kullanmanın hangisi doğru?” diye sordu.

Ahmet Türk, “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş cumhurbaşkanı adayı olursa Kürtlerin desteğini alır mı?” sorusuna “Kürtlerin ona oy vereceklerini sanmıyorum” yanıtını verdi.

Eski HDP milletvekili ve yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk, siyaset gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Mansur Yavaş

Independent Türkçe’den Faik Bulut’a konuşan Ahmet Türk’e, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olması durumunda Kürtlerin desteğin alıp alamayacağı sorusu yöneltildi. Türk, bu soruya “Mansur Yavaş’ın aday olması halinde Kürtlerin ona oy vereceklerini sanmıyorum” yanıtını verdi.

Ekrem İmamoğlu

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında da konuşan Türk, “İyidir, hoştur, lakin başkan seçildikten sonra gittiği Diyarbakır’da bölge halkına seslendiği konuşmalarıyla son Rize konuşması arasında dağlar kadar fark var. Bu tür çift dil kullanmanın hangisi doğru?” diye sordu.

“HPD’yi kapatacaklar gibi bir gözlemim var”

HDP’nin kapatılması konusuna da değinen Türk, “Bu gidişle HPD’yi kapatacaklar gibi bir gözlemim var. Yargıçların terkibi ve tutumları bunu gösteriyor. Esasen AKP iktidarının son yıllarında hukuk çürüdü. Çünkü toplum ve insan çürütüldü. Bakınız Millet Meclisi’ne! Öyle bir husumet, kin ve düşmanlık ortamı yaratıldı ki, milletvekilleri, birbirlerini imha edilmesi gereken düşmanlar olarak görüyorlar. Bırakın rakip ve muhalif partilerden politikacıları, AKP içinde bile artık kliklere ayrılmış, birbiriyle kavgalı menfaatçi ve rantiyeci kesimler var. Her biri, diğerlerini tasfiye etmekle uğraşıyor.” dedi.

“Kürtler olmadan, Millet İttifakı kazanamaz”

Oy aritmetiğiyle ilgili değerlendirmeler de yapan Ahmet Türk, “Kürtler olmadan, Millet İttifakı’nın seçimleri kazanamayacağı açıktır. 5 Bu dinamik salt sandığa gitmek için değil, mevcut iktidar sonrasında hayatın her alanına aktif katkıda bulunmak için de gereklidir.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Stabil Kripto Para Terra UST’nin Çöküşü Piyasaları Nasıl Sarstı?

En çok kullanılan kripto para birimlerinden Terra Luna’nın yüzde 99 değer kaybetmesi ve sabit kripto paraları (stablecoin) da aşağı çekmesi, piyasalarda çöküşe neden oldu.

Geçen ay değeri 118 Dolar olan Terra Luna, dün 0,09 dolara kadar geriledi. Bu çöküş Terra’nın sabit kripto varlığı olan TerraUSD’nin (UST) de sabitliğini kaybetmesine neden oldu.

Yatırımcıların korkuya kapılarak Bitcoin dahil en popüler kripto para rezervlerini satması ile, piyasalar da yere çakıldı. Şirketler, sabit kripto paralarını ABD Doları gibi varlıklarla, örneğin 1 tokeni 1 dolara eşitleyerek denklemeye çalışıyor.

Ancak kripto sitesi Coin Market Cap’e göre sabit kripto para UST, 0.4 dolara kadar geriledi. En çok kullanılan sabit kripto para Tether (USDT) de ABD Doları’na denkliğini kaybederek, 0.95 dolara düştü.

“Yaşananların tam karşılığı, panik”

Yaşanan kriz sonrası “#cryptocrash” (Kripto’nun çöküşü) Twitter ve Google aramalarında en çok kullanılan etiketlerden biri oldu.

An itibarıyla bütün Kripto varlıklarının toplam piyasa değeri 1,12 trilyon dolar. Bu değer, Kasım ayındaki değerin yaklaşık 3’te biri ve bu kaybın %35’inden fazlası geçtiğimiz hafta gerçekleşti.

Coin MarketCap’e göre şu an 27.000 dolara denk olan bir Bitcoin’in değeri, Aralık 2020’den beri görülen en düşük seviyeye geriledi. Bir Bitcoin’in değeri geçen yılın sonlarında 70.000 dolara kadar çıkmıştı.

Kripto dünyasının en değerli ikinci parası Ethereum ise 24 saat içinde yüzde 20’ye yakın değer kaybetti.

Ekonomist Frances Coppola, TerraUSD’nin değer kaybının yarattığı panikle “dev finans kurumlarının toplu olarak varlıklarını sattığını, diğer herkesin de kripto paralarını en hızlı şekilde elden çıkarmaya çalıştığını” söylüyor.

Coppola, “Yaşananların tam karşılığı, panik” diyor.

Cuma günü TerraUSD ve Terra Luna’nın arkasındaki şirket Terraform Labs, tartışmalı ve beklenmeyen bir hamle ile, blok zincirindeki (blockchain) tüm işlemleri durdurdu.

Şirket, Twitter’dan paylaştığı açıklamasında “yeniden yapılandırma için gereken” stratejileri belirlemek amacıyla bu adımı attıklarını belirtti.

Terraform Labs’in kurucusu Do Kwon daha önce attığı tweette, “Bu son 72 saatin hepiniz için çok zor geçtiğini anlıyorum- bu krizi aşmanız için her birinizle beraber çalışma konusunda kararlı olduğumu bilin” ifadelerini kullandı.

Şirket Terra Luna’yı toparlamak için yeni kripto para çıkarma yönünde planlar yaparken, büyük paralar kaybeden bazı Twitter kullanıcıları şirketten yardım istedi.

Öte yandan şirketin Discord (yatırımcıların sıklıkla kripto para piyasalarındaki gelişmeleri tartışmak için kullandığı bir platform) kanalı, yapılan bir duyurunun ardından “yeni kullanıcıların korku, belirsizlik ve yanlış bilgileri yaymalarını engellemek” amacıyla kilitlendi.

Tether’den bir yetkili ise Twitter’dan yaptığı açıklamada, elindeki USDT’leri dolara çevirmek isteyen bütün kullanıcılarına yetecek kadar nakit rezervleri olduğunu belirtti.

Paolo Ardoino isimli yetkilinin açıklamasında, Tether’in son 24 saatte “1 dolar ile 300 milyon dolar arasındaki bütün satış işlemlerini” herhangi bir sıkıntı yaşamadan gerçekleştirdiğini ifade etti.

Yönetmelikte sıkılaştırma çağrısı

Birçok ülkede yetkililer sabit kripto paraların yasal olarak denetim altına alınması çağrısında bulundu.

ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, Senato komitesi ile yaptığı toplantıda TerraUSD’nin yere çakılmasının “finansal istikrara ilişkin riskleri” ortaya koyduğunu ve uygun bir denetim planı hazırlanması gerektiğini söyledi.

İngiltere’nin Maliye Bakanlığı da geçen ay sabit kripto paraların “giderek daha yaygın bir ödeme şekline” dönüşeceği tahminlerine dikkat çekerek, benzer bir çağrıda bulunmuştu.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın