BM’den ‘Fosil Yakıt Kirliliğine Son Vermeli’ Çağrısı: Zaman Kalmadı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yenilenebilir enerji kullanımını genişletmeyi öngören 5 maddelik bir planın tanıtımını yaptı.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) yayımladığı 2021 iklim durumu raporunda, sera gazı yoğunlaşması, okyanus sıcaklığı, deniz seviyeleri ve okyanus asitlenmesinin geçtiğimiz yıl rekor seviyelerde artış gösterdiğini bildirmişti. Raporda son yedi yılın kaydedilen en sıcak 7 yıl olduğu belirtildi.

BM Genel Sekreteri Guterres raporun açıklanmasından yalnızca günler sonra, çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Tek evimizi yakıp kül etmeden önce fosil yakıt kirliliğine son vermeli ve yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırmalıyız. Zamanımız kalmadı.” ifadelerini kullandı.

Guterres, “Bugünün İklim Durumu raporu, insanlığın iklim kriziyle mücadeledeki başarısızlığının iç karartıcı bir göstergesidir. Küresel enerji sistemi bozuldu ve bu da bizi iklim felaketine daha da yaklaştırıyor.” şeklinde konuştu.

BM’nin 5 maddelik planında neler yer alıyor?

Guterres planında, teknoloji transferinin teşvik edilmesi ve batarya dolumu gibi yenilenebilir teknolojiler üzerinde fikri mülkiyet korumalarının kaldırılması çağrısında bulunuyor.

İkinci olarak, Guterres yenilenebilir teknolojiler için kullanılan hammaddelere ve tedarik zincirine erişimi kolaylaştırarak genişletmeyi amaçlıyor. Bunların şu an için yalnızca birkaç güçlü ülkede yoğunlaştığı belirtiliyor.

BM Genel Sekreteri ayrıca, hükümetlerin güneş ve rüzgar enerjisi projelerini hızlandırmak gibi yenilenebilir enerjileri teşvik edecek reformlar yapmasını talep ediyor.

Planın dördüncü maddesinde, hükümetlerin şu an yılda yarım trilyon doları bulan fosil yakıt sübvansiyonlarına son vermesini istiyor. Guterres, “İnsanlar benzindeki yüksek fiyatlardan muzdarip haldeyken petrol ve gaz endüstrisi çarpık bir pazardan milyarlarca dolar kazanıyor. Bu skandal sona ermeli” ifadelerini kullandı.

Guterres son olarak kamu ve özel sektörde yenilenebilir enerjilere yönelik yılda en az 4 trilyon dolar değerinde yatırım yapılması gerektiğini söylüyor. BM Genel Sekreteri halihazırda fosil yakıtlara yönelik sübvansiyonların yenilenebilir enerjiden 3 kat daha fazla olduğunun altını çiziyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Yeni Teori: Uzay Görünmez Duvarlarla Kaplı

Bilim insanları evrene dair standart teoriler ve gözlemler arasındaki boşluğu varsayımsal bir teoriyle birleştirmeye çalışıyor. Yeni ortaya ortaya atılan bir teoriye göre uzay “görünmez duvarlarla” kaplı ve galaksilerin konumlarını bu duvarlar şekillendiriyor.

Evrenin düzeniyle ilgili mevcut teoriler, küçük galaksilerin, ev sahibi galaksiler etrafında rastgele yörüngelerde dağıtıldığını kabul ediyor.

Ancak gözlemler, bu daha küçük galaksilerin ev sahiplerinin etrafında ince diskler halinde yerleştiklerini gösteriyor. Uzmanlar bu yapıyı tıpkı Satürn’ün halkalarına benzetiyor.

Bu da teoriler ve gözlemler arasında büyük bir boşluğa işaret ediyor.

Öte yandan, yeni bir araştırma bu küçük galaksilerin “simetron” (symmetron) adı verilen yeni bir parçacık türünün ortaya çıkardığı “görünmez duvarlar” nedeniyle o şekilde dizildiğini öne sürdü.

Araştırmacılar “5. kuvvet” diye niteledikleri bu varsayımsal parçacık sayesinde teori ve gözlem arasındaki boşluğun dolabileceğini ifade etti.

Buna göre söz konusu parçacıklar, uzayda görünmez duvarlar veya sınırlar oluşturmak üzere çekim kuvveti üretmiş olabilir. Bunun da küçük “uydu” gökadaları, büyük galaksilerin etrafındaki anlaşılmaz yörüngelere itmiş olabileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, bunu astrofizik yasalarını yeniden yazabilecek büyüleyici bir öneri diye niteliyor.

Hakem onayından geçmeyi bekleyen araştırma makalesinde ortaya atılan parçacığın karanlık enerji için yeni bir parçacık adayı olduğu aktarılıyor.

Nottingham Üniversitesi’nde görev alan, araştırmanın başyazarı Aneesh Naik, “Yeni parçacıklara ihtiyacımız olduğunu biliyoruz” dedi ve ekledi:

Çünkü karanlık madde ve karanlık enerjimiz var. Bunları açıklamak için standart modelimize yeni parçacıklar eklememiz gerekeceğinden şüpheleniyoruz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

“Demirtaş’ın Beyaz Sandalyesi”

Zınar Karavil, “Demirtaş’ın Beyaz Sandalyesi” kitabında, Edirne F Tipi Cezaevinde tutulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı anlattı.

Zınar Karavil’in, Selahattin Demirtaş’ın tutuklanmasından bugüne kadar gelen süreci anlattığı kitap 21 Mayıs’ta Dipnot Yayınları etiketiyle okurla buluşacak.

Karavil, Demirtaş’ın cezaevine konulduğundan beri geçen süre boyunca yaşanan siyasi ve toplumsal gelişmeleri de kitapta derliyor.

Arkadaşlarının, avukatlarının, kardeşlerinin, eşinin, hücre arkadaşının ve bizzat kendisinin anlattığı ve okurun şimdiye dek bilmediği pek çok konu kitapta yer alıyor.

Kitabın yanıt aradığı bazı sorular şunlar:

Cezaevine girmesine yol açan süreçte neler yaşandı?
İçeride günleri nasıl geçiyor?
Neler yaşıyor, nasıl hissediyor?
Dışarıda yaşanan gelişmelere nasıl bakıyor?
Cezaevi görevlileriyle ilişkisi nasıl?
Bayıldığı gece neler oldu?
Ailesinin geçirdiği trafik kazasını duyduğunda ilk tepkisi ne oldu?
Hangi haberi duyduğunda çok üzüldü?
Neden covid aşısı olmak istemedi?
Kelepçe takılmak istenmesine nasıl karşı koydu?
Ne zaman çıkacağını düşünüyor?

“Plastik sandalyeden başka makamı yok”

Kitapta Önsöz’ü kaleme alan Sırrı Süreyya Önder şöyle diyor:

“Bin türlü gölge ve riyayla örtülmeye çalışılan günlerin çetelesini tutup unutturmayanlar var. İşte bu kitabın emeği, böylesine aziz bir yerdedir. Ekmek gibi, su gibi aziz bir emeğin ürünü olan bu kitap, beyaz bir plastik sandalyeden başka koltuğu da makamı da olmayan, yüreği halkla, halkın yüreği de kendisiyle atan bir siyasetçiyi, kardaşım Selahattin’in cezaevi dönemi hikayesini anlatıyor.”

Kitaptan tadımlık…

Demir kapıların biri açılıyor, biri kapanıyor. Göz taraması, xray cihazı… Bir bölümden bir başkasına geçiyorum. Onu görecek olmanın verdiği mutluluk ve heyecan… Onu cezaevinde görecek olmanın verdiği üzüntü ve ıstırap… Tarifi imkansız duygular içindeyim, Edirne’deyim.

Birazdan kardeşi ve avukatı Aygül Demirtaş’ın savcıdan aldığı özel izinle, Selahattin Demirtaş’la yarım saat görüşeceğim.

Demirtaş’la ilk kez 2011 yılının yaz aylarında, İstanbul Florya’daki TBMM misafirhanesinin kafe bölümünde görüşmüştük. Onu ileride, hükümette bir görevde göreceğimi düşünmüştüm. Oysa şimdi…

Peki, neler olmuştu da Demirtaş ülke yönetimi yerine şimdi evine çok uzak bir cezaevinde, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumundaydı? Onu ve arkadaşlarını cezaevine götüren süreçte neler yaşandı? O içerideyken yaşanan gelişmeler nelerdi? İçeride neler yapıyor, dışarıda olan bitenlere nasıl bakıyordu? Neler yaşıyor, nasıl hissediyordu?

Tarihe derli toplu kaydolması için arşiv taraması yaparak önemli olayları, Demirtaş’ın röportajlarında, yazılarında, savunmalarında öne çıkan noktaları derledim.

Arkadaşlarıyla, avukatlarıyla görüştüm. Kardeşleri Aygül Demirtaş, Süleyman Demirtaş ve eşi Başak Demirtaş ile konuştum. Bunun yanı sıra Abdullah Zeydan’a ve tabii Demirtaş’ın kendisine avukatları aracılığıyla ilettiğim sorulara gelen yanıtlardan yararlandım.

Bu kitapta daha önce hiç duymadığınız, hiçbir yerde karşılaşmadığınız pek çok bilgiyi ve anekdotu bulacaksınız. İçeriden dışarıya Demirtaş’ı okuyacaksınız.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a: Hodri Meydan Elinden Geleni Arkana Koyma

Partisinin Meclis’teki grup konuşmasında Erdoğan’a sert sözlerle yüklenen İYİ Parti Akşener, “Senin elinde besleme medyan, trollerin, yandaşların olabilir varsın olsun bizim arkamızda bu büyük milletin hayır duası var. Hodri meydan. Elinden geleni arkana koyma” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuşmasının devamında, “Zalimin zulmü varsa Türk gencinin arkasında İYİ Parti var. İlk seçimde çekip gidecek bu yoz iktidarın arkasında bu büyük millet hak ettiği huzuru ve refahı ivedilikle bulacak. Birlikte çalışacak, birlikte üreteceğiz. Bu enkazı hep birlikte kaldıracağız” ifadelerini kullandı.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla grup toplantısında gençleri ağırlayan Akşener, 1919 çağrısı yaparak, “Kayıtsız ve şartsız bağımsızlık ülküsü için yakılan kutlu ateşimizi harlamaya and içer misiniz? Sizi susturmak isteyenlere cumhuriyetin bekçisi olduğunuza and içer misiniz? Yapamazsın, başaramazsın diyenlere inat korkusuzca dimdik durmaya, aklın bilimin ışığında başarmaya, Türk milletini muasır medeniyetler seviyesine çıkarmaya and içer misiniz? Atamızın mirasına sahip çıkmaya and içer misiniz?” dedi.

Atatürk Havalimanı’nda pistlerin kırılmaya başlanmasına tepki gösteren Akşener, “Atatürk’ün Türkiye için ortaya koyduğu büyük vizyonu hayata geçirmek için durmadan çalışmaya devam edeceğiz” dedi. İktidarı da eleştiren İYİ Parti lideri, “Bay Kriz ve arkadaşlarının tutunacakları tek bir dalları kaldı” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Meclis’te partisinin grup toplantısında konuşuyor. Konuşmasına 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Bayramı’nı kutlayarak başlayan Akşener şunları söyledi:

“Bizler; bırakın anmayı, Atatürk’ün isminden bile rahatsız olanlara inat, O’nu anmaya devam edeceğiz. Bizler; Cumhuriyet Bayramı haftasında, terörist rahatsız olmasın diye, Atatürk resmini ve Türk bayrağını kaldırtanlara inat; O’nun mirasını yaşatmaya devam edeceğiz. Bizler; 19 Mayıs haftasında, Atatürk Havalimanı’na, dozerleri sürenlere inat; O’nun, Türkiye için ortaya koyduğu, o büyük vizyonu, hayata geçirmek için, durmadan çalışmaya devam edeceğiz. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mız kutlu olsun.

“Milletinden kopmuş bir iktidarla karşı karşıyayız”

Uzun zamandır ülkemiz üzerinde ağır ve kasvetli bir bulut geziyor. Ekonomiden eğitime her alanda sayısız dertle boğuşuyoruz. İktidarın kendi beceriksizliğini gizlemek için kutuplaştırmaya, baskıya dayalı bir siyasi iklimle mücadele ediyoruz. ‘Yiyecek ekmeğim yok diyeni nankör, ‘Tarlamı ekemiyorum’ diyeni terörist, ‘Geçinemiyorum’ diyeni şükürsüz ilan edildiği yaftacı anlayışla karşı karşıya kalıyoruz. Memleketin çilesi bitmesin diye milletinden kopmuş bir iktidarla karşı karşıyayız.

Sayın Erdoğan, bu çocuklar sadece hakettiklerini istiyorlar, gösterdikleri çabanın karşılığını istiyorlar, bu çocuklar razı olmayı, ikna olmayı değil sadece mutlu olmak istiyorlar. Yokluğa muhtaç olmayı değil, çalışmayı üretmeyi istiyorlar. Her sesini çıkardıklarında kafasına vurulmayı değil, dinlenmek istiyorlar. Ama sen o koca kibrinle bu istekleri artık anlayamazsın. Bu istekleri, Kasımpaşalı Tayyip Erdoğan anlar.

Çünkü, gece aç uyumanın, yokluğun, yoksulluğun ne demek olduğunu, Saray sefasına kapılan Sayın Erdoğan bilmez. Bir yüzükle yola çıkan, Kasımpaşalı Tayyip Erdoğan bilir. Çünkü, bir tweet yüzünden tutuklanan gençlerimizin hislerini, yargıya emirler yağdıran, Sayın Erdoğan anlamaz. Bir şiir okudu diye tutuklanan, Kasımpaşalı Tayyip Erdoğan anlar. Ama Kasımpaşalı Tayyip Erdoğan artık yok. Kendisi bu diyardan gideli çok oldu. Bugün artık karşımızda, Beştepeli ‘Bay Kriz’ var.

Sayın Erdoğan sen onlara zulmettikçe karşısında bizi bulacaksın. Senin elinde milletine karşı kullanabileceğin her türlü imkan olabilir, varsın olsun. Bizim kalbi milleti için atan koca yürekli insanlarımız var. Senin elinde vesayetini eline aldığın devlet imkanları olabilir. Bizim de vesayetin karşısında dimdik duracak çelikten irademiz var. Senin elinde besleme medyan, trollerin, yandaşların olabilir varsın olsun bizim arkamızda bu büyük milletin hayır duası var. Hodri meydan. Elinden geleni arkana koyma. Zalimin zulmü varsa Türk gencinin arkasında İYİ Parti var.

“Bu enkazı hep birlikte kaldıracağız”

İlk seçimde çekip gidecek bu yoz iktidarın arkasında bu büyük millet hak ettiği huzuru ve refahı ivedilikle bulacak. Birlikte çalışacak, birlikte üreteceğiz. Bu enkazı hep birlikte kaldıracağız.

Kendilerini Atatürk’le yarıştırmanın peşine düştüler. Sattıkları fabrikanın, yıktıkları pistin bu milletin varlıkları olduğunu bir türlü kavrayamadılar. Türkiye Cumhuriyeti’ni fethedilmesi gereken bir yer olarak gördükçe, bu ülkenin kendi ülkeleri olduğunu unuttular. Milletini yok saymak isteyenlere, ‘Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet’ diye haykıran atalarını hatırlayacaksın. ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ parolanı hatırlayacaksın. Seni ‘geleceğimiz’ diyerek meçhule mahkum etmeye çalışanlara inat 1919 ruhunu hatırlayacaksın. Çünkü 1919 ruhu umudun, azmin, inancın ruhudur. Bağımsızlığın, hürriyetin ruhudur.

19 Mayıs 1919’un üzerinden geçen, 1 asrın ardından, işgalcilerin adı değişmiş, işgal planı değişmemiştir. Yunanlı gitmiş, yerine, “Keşke Yunan galip gelseydi” diyenler gelmiştir. İngiliz iş birlikçileri gitmiş, yerine, yerli ve yabancı yandaşlar gelmiştir. Duyun-u Umumiye gitmiş, ama milletin hazinesine uzanan kirli eller, gitmemiştir. Damat Feritler gitmiş, ama damatların sebep olduğu yıkım, değişmemiştir.”

Paylaşın

ÇAYKUR’un Reklam Harcaması 104 Milyon TL

Yaş çay alım fiyatlarının açıklanmasının ardından çaya zam kararı alan Varlık Fonu bünyesindeki ÇAYKUR’un, reklam için 3 yılda toplam 104,7 milyon TL harcadığı ortaya çıktı.

Türkiye Varlık Fonu (TVF) bünyesindeki ÇAYKUR, bu yıl yaş çay alım fiyatının kiloda 6,70 TL ve destekleme primininin de 30 kuruş artırılacağının açıklanmasının hemen ardından çaya yüzde 43,7 zam yapmıştı. Sektör paydaşları, çaya yakın zamanda yüzde 15 oranında yeni bir zam daha yapılabileceğini iddia ederken, kurumun reklam giderleri de gündeme geldi.

Varlık Fonu bünyesine alınmasının ardından düzenli olarak zarar etmeye başlayan kurum, yıllar içinde reklama milyonlarca lira harcadı. ÇAYKUR’un mali raporlarına göre, idarenin 2019, 2020 ve 2021 yıllarındaki toplam reklam gideri 104 milyon 771 bin TL oldu. 3 yıllık reklam giderinin yıllara göre dağılımı ise 2019, 2020 ve 2021 yıllarında sırasıyla 36 milyon 367 bin TL, 30 milyon 264 bin TL ve 38 milyon 139 bin TL olarak gerçekleşti.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre ÇAYKUR’un 503 milyon TL zarar açıkladığı geçen yıl yaptığı 38 milyon 139 bin TL’lik reklam harcamasının detayları da mali raporlarda paylaşıldı. Ulusal, bölgesel ve yerel televizyonlar ile radyolara 2021 yılında 8 milyon 841 bin TL’lik reklam veren ÇAYKUR, gazeteler ile dergilere de 127 bin TL’lik reklam verdi.

Festivale 1 milyon TL harcandı

İdarenin reklam giderindeki en maliyetli kalemi ise “Spor kulüpleri, stadyum ve spor salonları” kalemi oluşturdu. ÇAYKUR’un bu kalemden yaptığı reklam harcaması kayıtlara 28 milyon 357 bin TL olarak geçti. 2021 yılında gerçekleştirilen fuar, festival ve etkinlikler için de ÇAYKUR’un kasasından 1 milyon 14 bin TL çıktığı belirtildi.

Paylaşın

Türkiye, Finlandiya Ve İsveç’in NATO Üyeliği İçin Ne Talep Ediyor?

Rusya’nın 24 Şubat’tan beri Ukrayna’yı işgal etmesiyle birlikte İskandinav ülkeleri Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya yaklaşması, ittifak içerisinde dikkat çekici bir gerilime sebep oldu.

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerine sıcak bakmadığını açıklayarak bu iki ülkenin NATO’ya girmesini engelleyebileceklerinin sinyalini vermesi batı dünyasında şok etkisi yarattı.

Hafta sonu Berlin’de yapılan zirvede taraflar görüşürken, bu hafta da Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsveç terör örgütlerinin kuluçka merkezi. Teröristler onların parlamentosunda konuşuyor. Pazartesi geleceklermiş bizi ikna etmeye geleceklerse gelmesinler. Kusura bakmasınlar, yorulmasınlar. Türkiye’ye yaptırım uygulayanların bu süreç içerisinde NATO’ya girmelerine biz ‘evet’ demeyiz. NATO teröristlerin temsilcilerinin yoğunlaştığı bir yer olur” demişti.

Konuyla ilgili görüşmeler ve başvuru süreçleri devam ederken ABD’nin önde gelen medya kuruluşlarından Bloomberg, üst düzey 3 Türk yetkili ile görüştü. Konunun hassas olması ve konuşma yetkileri olmadığı için isimlerini açıklamayan üç Türk yetkili, Ankara’nın NATO’dan ve İsveç ve Finlandiya’dan taleplerini sıraladı.

PKK ve uzantıları

Bloomberg’e konuşan kaynaklar, Türkiye’nin PKK ve uzantıları YPG/PYD’ye karşı aday adayı ülkelerin daha çok harekete geçmesi gerektiğini söyledi. NATO içinde de bu konunun gerilim yarattığı bilinirken Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’dan sadece PKK’yı değil, PKK’nın uzantılarını da terör örgütü olarak tanınmasını istediği kaydedildi.

Yetkililer, “PKK’nın terör örgütü olarak tanınması yetmez. Kuzey ülkeleri ülkelerinde aktif olan PKK sempatizanlarına daha çok müdahale etmeli” yorumunu yaptı.

Silah ambargosu

Üst düzey yetkililer, Türkiye, İsveç ve Finlandiya ile birlikte bazı AB üyesi ülkelerin uyguladığı silah ambargosunun kaldırılmasının talep ettiğini de söyledi. Türkiye’nin 2019’da Suriye’de terör örgütlerine karşı düzenlediği askeri operasyon sonrasında bazı ülkeler silah satışını durdurmuştu.

Yetkililer, bu ülkelerden alınan silahın büyük boyutta olmadığına dikkat çekerken, “Büyük savunma sistemleri satın almayı planlamıyoruz fakat prensipte Ankara, silah anlaşmalarını engelleyen daha fazla ülkenin NATO’da olmasını istemiyor” dedi. Bir süre önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da yaptığı açıklamada silah kısıtlamalarının NATO ruhuna uymadığını söylemişti.

Eski hatalar

1980’lerde Yunanistan’ın NATO’ya dönüşüne Türkiye’nin izin vermesini bir hata olarak yorumlayan yetkililer Atina ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin Türkiye’nin AB üyeliğini engellediğini de hatırlattı.

Yetkililer, “Bu hatalardan ders çıkararak, Türkiye öncelikle bu iki ülkenin terör örgütleriyle ilgili duruşunu değiştirmesini istiyor” dedi.

Diğer talepler

Öte yandan Türk yetkililer, bu taleplerin yanı sıra başka taleplerin de gündemde olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin Rusya’dan S-400 satın aldıktan sonra satışı durdurulan F-35’leri almak istediği belirtilirken, F-16 ve kitler de satın almak istediği kaydedildi.

Ankara’nın ayrıca S-400’ler sebebiyle ABD’nin uyguladığı yaptırımların da kaldırılmasını istediği belirtildi.

2023 seçimlerine hazırlık mı?

Türk yetkililer Erdoğan’ın bu iki ülkenin üyeliğini engellemesinin Erdoğan’ın Putin ile yakınlığıyla bağı olmadığını söyledi.

Yetkililer ayrıca, Erdoğan’ın NATO çıkışının gelecek yıl yapılacak seçimlere bir hazırlık olmadığını da dile getirdi. Yetkililer, “Türkiye, kendi ulusal çıkarlarına uyumlu bir dış siyaset izliyor” dedi.

(Kaynak: Bloomberg)

Paylaşın

Finlandiya Ve İsveç NATO Üyeliği İçin Resmi Başvuru Yaptı

Finlandiya ve İsveç resmen NATO’ya üyelik başvurusu yaptı. İki ülke, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası ittifaka katılma kararı almıştı. Bir ülkenin NATO’ya katılabilmesi için oy birliği, yani mevcut 30 üye ülkenin tümünün onayı gerekiyor.

Finlandiya ve İsveç’in NATO daimi temsilcileri büyükelçiler Klaus Korhonen ve Axel Wernhoff, ülkelerinin üyelik başvurularını ittifakın Brüksel’deki merkezinde NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’e iletti.

Jens Stoltenberg, iki ülkenin kararını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi. Stoltenberg, NATO üyelerinin çabuk karar almakta kararlı olduklarını, Finlandiya ve İsveç’in üyeliğine diğer müttefiklerden güçlü destek geldiğini söyledi.

Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya ne zaman üye olabilecekleri henüz bilinmiyor. Reuters haber ajansına konuşan diplomatlar, NATO üyesi 30 ülkenin parlamentolarının iki ülkenin üyeliklerini onaylamasının bir yıl sürebileceğini söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Finlandiya ve İsveç’in kararıyla ilgili olarak, “Bizim için doğrudan tehdit teşkil etmiyor. Ancak NATO’nun askeri altyapısının bu ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi halinde, kesinlikle buna yanıt veririz” şeklinde konuşmuştu.

Biden iki ülkenin liderlerini Beyaz Saray’da ağırlayacak

ABD Başkanı Joe Biden, Finlandiya ve İsveç’in liderlerini yarın Beyaz Saray’da ağırlayacak.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, Biden’ın, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto ve İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ile bir araya geleceğini söyledi.

Sözcü Jean-Pierre, “Görüşmede bir dizi küresel sorun ve Ukrayna’ya desteğimize ilgili yakın ortaklığımızın yanı sıra NATO’ya üyelik başvuruları ve Avrupa’nın güvenliği de ele alınacak” dedi.

Jean-Pierre, Biden yönetiminin NATO’nun İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğiyle ilgili uzlaşmaya varılacağından emin olduğunu da ekledi.

ABD’den Cuma günü yapılan açıklamada, Washington’ın “Türkiye’nin pozisyonunu netleştirmeye çalıştığı” belirtilmişti.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz da dün yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini destekleyeceğinden emin olduğunu söylemişti.

Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun bugün ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ile yapacağı görüşmenin gündem maddeleri arasında.

Erdoğan: NATO’ya girmelerine biz ‘Evet’ demeyiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Pazartesi günü Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’le düzenlediği ortak basın toplantısında bir soru üzerine, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği konusunda “NATO’ya girmelerine biz ‘Evet’ demeyiz” demişti.

Erdoğan, “Her iki ülkenin de terör örgütlerine karşı açık, net bir tavrı söz konusu değil” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın üst düzey diplomatlarının Türkiye’de yapacakları görüşmelerle ilgili olarak ise şu yorumu yapmıştı:

“İsveç, terör örgütlerinin kuluçka merkezi. PKK yanlısı teröristler var parlamentolarında. Biz bunların neyine güveneceğiz? Türkiye’ye geleceklermiş. Bizi ikna etmeye mi gelecekler? Kusura bakmasınlar, hiç yorulmasınlar.”

İsveç Başbakanı Magdalena Andersson “Türkiye’yle iletişim kurmayı deniyoruz ve Türkiye’ye gitmeye hazırız” demiş; Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto ise Erdoğan ile bir ay önce telefonda konuştuğunu ve Türkiye’nin NATO üyeliği başvurularına destek vereceğinden emin olduğunu söylemişti.

Paylaşın

Halkbank, ABD Anayasa Mahkemesi’ne Başvurdu

ABD’nin New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde devam eden Rıza Sarraf davasında sanık olarak yargılanan Halkbank, daha önce İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi’nin aldığı kararı temyiz etmek için ABD Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

VOA Türkçe’de yer alan habere göre, Halkbank, ABD’deki Williams & Connolly LLP hukuk firmasına bağlı avukatlar, Robert M. Cary, John S. Wiliams, Simon Latcovich, Eden Schiffmann ve James W. Kirkpatrick aracılığıyla, 35 sayfalık temyiz başvuru dilekçesini ülkenin en yüksek mahkemesine sundu. Halkbank temyiz başvurusunu Anayasa Mahkemesi’nin tanıdığı sürenin son günü olan 13 Mayıs’ta yaptı. Anayasa Mahkemesi, 35 sayfalık başvuru dilekçesini bugün (17 Mayıs) tarihiyle dava dosyası kayıtlarında yayımladı.

Halkbank, ABD Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda, hem federal mahkeme hem de istinaf mahkemesinde aleyhlerine alınan kararların hem uluslararası hukuk hem de Amerikan yasalarının ihlali olduğunu öne sürdü. Halkbank, alt mahkemelerin vermiş olduğu kararların aslında NATO üyesi ve uzun yıllardan beri ABD’nin dost ve müttefiki olan Türkiye’yi yargılamak olduğunu belirterek kararın, kabul edilemez olduğunu öne sürerek temyizini istedi.

Halkbank, bir devlet kuruluşu olduğunu, hisselerinin çok büyük bir çoğunluğunun Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu bu yüzden ABD mahkemelerinde yargılanamayacağını kaydetti. Halkbank, ABD’de yürürlükte olan “Bağımsız Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası” kapsamında yargılanamayacağını savunuyor.

Halkbank’ın ABD Anayasa Mahkemesine yaptığı başvurunun, kabul edilerek mahkeme takvimine alınıp alınmayacağı, 35 sayfalık dilekçenin hakim heyeti tarafından incelenmesinden sonra belli olacak. Hakim heyeti, başvuruyu kabul ederse bir duruşma takvimi belirlendikten sonra karar verilecek. Heyet, başvuruyu kabul etmezse de Halkbank’ın yargılanma süreci New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde kaldığı yerden devam edecek

Halkbank’ın ABD Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yolu, 14 Aralık tarihinde temyiz talebini reddeden İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi tarafından açılmıştı.

Temyiz başvurusu iki kez İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi’nde reddedilen Halkbank, ABD’deki avukatları aracılığıyla 10 Ocak’ta İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi’ne verdiği 20 sayfalık dilekçede, “Bağımsız Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası” kapsamında olmasına rağmen temyiz başvurusu iki kez reddedilen davanın, Anayasa Mahkemesi’ne sevkini istemişti. Mahkeme ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin kararına kadar bir alt mahkemedeki yargı sürecini de durdurma kararı almıştı.

Paylaşın

Kuru Erik İle Kızartılmış Dana Eti, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sizlerle en lezzetli dana eti tarifini paylaşıyorum. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 120 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 700 gram dana eti
  • 100-120 kuru erik
  • 1,5 su bardağı su
  • 3-4 yemek kaşığı bitkisel yağ
  • 2-3 yemek kaşığı domates sosu
  • 1 adet soğan
  • 1 adet havuç
  • Tuz ve karabiber
  • Dereotu ve defne yaprağı

Hazırlanışı;

  • Malzemeleri hazırlayın, başlayalım,
  • Eti iyice yıkayın ve kurulayın,
  • Sebzeleri soyun ve akan su altında iyice yıkayın,
  • Eti lokma büyüklüğünde parçalar halinde kesin,
  • Soğanı ve havucu küçük küpler halinde kesin
  • Çok amaçlı pişiriciyi en güçlü moda getirin,
  • Bitkisel yağı dökün, eti, sebzeleri, tuzu, karabiberi ekleyin, karıştırın ve çok amaçlı pişiriciyi kapatın,
  • Eti yaklaşık 10 dakika kızartın, açın, karıştırın ve beş dakika daha kızartın,
  • Etin rengi açılınca, bir buçuk bardak kaynar su dökün, domates sosunu ekleyin ve 1 saat boyunca güveç moduna geçin,
  • Bir saat sonra en sevdiğiniz dereotunu, defne yaprağını, yıkanmış kuru eriği ekleyin (çok büyükse 2-4 parçaya bölün),
  • 45 dakika daha kaynatmaya devam edin,
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

830 Milyon Yıllık Organizmalar Bulundu: Hala Canlı Olabilirler

Bir jeolog ekibinin yeni keşfi, Dünya’daki eski yaşamın anlaşılması için inanılmaz bir fırsat yarattı. 830 milyon yıl önce oluşmuş bir tortul kayaç parçasının içindeki kaya tuzu kristallerine hapsolmuş yaşam formları tespit edildi.

Dahası, kaya tuzu içine sıkışan prokaryotik ve ökaryotik yaşam formlarının hâlâ canlı olabileceği düşünülüyor.

Bakteriler ve mavi-yeşil alglerin de dahil olduğu, gerçek çekirdek zarlarına veya organellere sahip olmayan hücre formları prokaryot olarak sınıflandırılıyor.

Hem zara bağlı bir çekirdeğe hem de organellere sahip olan hücre formlarına ise ökaryot adı veriliyor.

Bilim insanları bu eski kaya parçasının içindeki organizmaların büyük ölçüde mavi-yeşil alglerden oluştuğunu ifade ediyor.

Keşif, kaya tuzu sayesinde milyonlarca yıl önce gezegendeki tuzlu su ortamını incelemek için eşsiz bir fırsat sunuyor.

Bunun yanı sıra bulgular sadece Dünya’da değil, aynı zamanda büyük tuz birikintilerinin tespit edildiği Mars’ta da olası eski yaşam formlarına dair ipuçları verebilir.

Organizmalar nasıl hapsoldu?

Uzmanlara göre kaya tuzları, “sıvı kapanı” diye de adlandırılıyor. Zira son derece tuzlu su ortamında meydana gelen kaya tuzu kristalleri, oluşumları sırasında küçük miktarda deniz suyunu içine hapsediyor.

Bu sıvı, mikroskobik yaşam formlarını barındırıyorsa organizmalar da küçük bir çevre içinde sıkışıp kalabiliyor.

Yeni araştırma Batı Virginia Üniversitesi’nden jeolog Sara Schreder-Gomes ve meslektaşları tarafından Avustralya’da yürütüldü.

Kıtanın merkezi şu anda çöl olsa da bir zamanlar burada tuzlu bir deniz uzanıyordu.

Bu nedenle araştırmacılar Orta Avustralya’daki 830 milyon yıllık tortu tabakası Browne Formasyonu’ndan örnekler topladı.

Buradan toplanan numuneler optik araştırma yöntemleriyle incelendi. Yani ekip numuneleri parçalamadı veya onların yapısını bozacak herhangi bir müdahalede bulunmadı.

Ultraviyole ve görünür ışıkla numuneleri mikroskop altında inceleyen ekip, sıvı kapanlarının organik malzeme içerdiğini gördü. Bu da tuz kristallerinin mikroorganizmalara ev sahipliği yaptığı anlamına geliyordu.

Hakemli bilimsel dergi Geology’de yayımlanan araştırmada şu ifadelere yer verildi:

Bu nesneler boyut, şekil ve floresana verdikleri tepki açısından prokaryot ve ökaryot hücreleri ve organik bileşiklerle tutarlıdır.

Hâlâ canlı olabilirler

ABD’deki West Chester Üniversitesi’nden araştırmacılar, 2000 yılında yürütülen bir çalışmada 250 milyon yıl öncesine ait kristallerde canlı prokaryotlar keşfetmişti. Bu tuz kristalleri içinde daha önce bilinmeyen, spor oluşturan bakteri türleri tanımlanmıştı.

Buradan hareketle yeni araştırmanın arkasındaki ekip de inceledikleri kristallerin içindeki organizmaların canlı olabileceğini belirtiyor.

Araştırma makalesinde, “Dunaliella algleri gibi bazı mikroorganizmalar, ev sahibi sular çok tuzlu hale geldiğinde büzülür ve biyolojik aktiviteyi büyük ölçüde azaltır” ifadeleri yer alıyor:

Bu alg hücreleri, daha sonraki sel olayları sırasında yeniden canlanabiliyor. Browne Formasyonu’ndan alınan mikroorganizmaların da canlı olması makul.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın