Atatürk Havalimanı “Katar’a ve S. Arabistan’a Peşkeş Çekmek İçin” Kapatılıyor

Millet Bahçesi yapılmak istenen Atatürk Havalimanı önünde açıklamada bulunan CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, “Millet Bahçesi yapacağız adı altında Katar’a ve Suudi Arabistan’a peşkeş çekmek için Atatürk Havalimanı’nı kapatıyorlar. ‘Millet Bahçesi yapacağız’ diyerek 84 milyonu kandırmayı deniyorlar” dedi.

Haber Merkezi / Kaftancıoğlu, açıklamasında ayrıca, “Katarlı ve Suudi Arabistanlı, her kim alıyorsa fakirin tek bir kuruşunu cebine atmak üzere buraya teklif verenlerden CHP iktidarında hesap soracağız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Atatürk Havalimanı’nın yıkımına yönelik eylem gerçekleştirdi. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Atatürk Havalimanı önünde açıklamalarda bulundu. Kaftancıoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle;

“Atatürk Havalimanı’nın katlederek, nasıl ihanet içinde çetelerin olduğunu gösterecek ve iş makinelerinin olduğu yerde size açıklama yapacaktık. Ama ne yazık ki suçluları koruyan bir anlayış olduğu için bu açıklamayı yapmamıza izin vermediler.

Atatürk Havalimanı planlamasının alanının tamamı birinci derece deprem bölgesi. İstanbul’un deprem riskinin ne kadar yüksek olduğunu göz önünde bulundurursak, deprem anında ne büyük ihtiyaç olduğunun takdirini size bırakıyorum.

Şu anda İstanbul Havalimanı’nın sadece yüzde 50’si inşa edilmiş durumda. İstanbul’daki havalimanlarının kapasitesine baktığınızda, Atatürk Havalimanı kapatıldığında yılda 65 milyon yolcu taşıyordu. Sabiha Gökçen Havalimanı şu anda 35 bin yolcu taşıyor. İstanbul Havalimanı’nın mevcut kapasitesi 90 milyon.

Şu andaki halleri ile birlikte bu üç havalimanının mevcut kapasitesi 220 milyon yolcu iken, İstanbul Havalimanı’nın yapımını tamamlamak için ekstra yeni yatırımın gereksizliği ortada.

İstanbul Havalimanı’nı Katarlı ve Suudi Arabistanlı iş birlikçilerine satmak istiyorlar. Ancak Katarlı ve Suudi Arabistanlı iş birlikçiler ticaretlerini düşünmezler mi? Elbette ‘biz bu ülkeyi alırız’ diyorlar. ‘Ama bizim orayı alabilmemiz için o bölgede başka havalimanı olmamalı, Atatürk Havalimanını kapatmalısınız’ diyorlar.

“Millet Bahçesi yapacağız adı altında Katar’a ve Suudi Arabistan’a peşkeş çekmek için Atatürk Havalimanı’nı kapatıyorlar. ‘Millet Bahçesi yapacağız’ diyerek 84 milyonu kandırmayı deniyorlar.

Atatürk’ün ismini taşıyan Atatürk Havalimanı’nı ne yaparlarsa yapsınlar, zaten gidecekler, Atatürk Havalimanı’na zarar verenlerden hesap soracağız. Bu işin arkasındaki siyasilerden hesap soracağız.

Yasadışı ve hukuksuz bir şekilde buraya iş makinesi sokanlardan hesap soracağız. Katarlı ve Suudi Arabistanlı, her kim alıyorsa fakirin tek bir kuruşunu cebine atmak üzere buraya teklif verenlerden CHP iktidarında hesap soracağız.”

Paylaşın

DEVA Partisi ‘KHK Mağduriyetleri Eylem Planı’nı Açıkladı

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında yeni eylem planlarını açıkladı. Eylem planının ayrıntılarını partinin Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu paylaştı. Toplantıda DEVA Partisi Kurucular Kurulu üyesi Prof. Dr. Bilgehan Çetiner de hazır bulundu.

Haber Merkezi / DEVA Partisi’nin yeni eylem planı, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL döneminde KHK’larla kamudan ihraç edilenleri ve silahlı terör örgütü kapsamındaki ceza yargılamalarını kapsıyor.

Konuşmasında, tüm eylem planlarının başarıyla uygulanmasının tek koşulunun hukuk devleti zeminini olduğunu söyleyen Babacan şu ifadeleri kullandı:

“15 Temmuz gecesi bir tiyatro falan oynanmadı. O gece, aklını FETÖ’ye kiraya vermiş bir grup darbeci demokrasimizi yok etmeye kalkıştı. Milletimiz ise dimdik ayaktaydı. Halkımız tüm siyasi görüş farklılıklarını bir kenara bırakarak, birbirine sımsıkı kenetlendi. Türkiye’nin sabah erken kalkanın, gece geç yatanın darbe yapacağı bir ülke olmadığını 15 Temmuz gecesi tüm dünyaya gösterdik. Ancak, ne var ki sergilediği onurlu direnişle darbe girişimini bozguna uğratmayı başaran Türkiye’nin yönü maalesef demokrasiye dönmedi.”

“15 Temmuz’un iktidarın yanlışlarına, hukuksuzluklarına ve zulmüne sahip çıkılmış gibi sunulması tam bir istismardır” diyen Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hava puslu olunca, fırsatçılık yapanlara gün doğdu. On binlerce vatandaşımızın hakkı yendi. Sayın Erdoğan o günlerde ‘At izi, it izine karıştı’ demişti. Fakat OHAL döneminde at izini it izine karıştıran fırsatçıların tamamı Beştepe’den güç aldı. Bir hukuk devletinde hakkın izi hiçbir yere karışmaz.

“Otoriter ittifak, ülkemizi kahrın ve zulmün ülkesi yaptı”

Bugünkü otoriter ittifak, ülkemizi kahrın ve zulmün ülkesi yaptı. Adaletsizliği kural haline getirdi. KHK’yla işinden edilen insanların hayatı herkesin gözü önünde mahvedildi. İnsanlar, uğruna bir ömür adadıkları mesleklerinden bir gece yarısı kararnameyle uzaklaştırıldılar. Aileleriyle birlikte yokluğa ve dışlanmaya mahkûm edildiler. Çoluk çocuk topluca çok ağır bir zulme uğradılar. Bu, bir hukuk devleti için ağır bir utanç tablosudur.

Çok yakında, bu devleti biz yöneteceğiz. Herkes şuna emin olsun: Bu dönemde yaşatılan hiçbir zulme sessiz kalmayacağız. Akif’in dediği gibi çiğnensek de hakkı tutup kaldıracağız. Devlete ve yargı sistemine çekidüzen vereceğiz.

FETÖ’nün devlet kurumlarında örgütlenmiş, örgüt çıkarları doğrultusunda paralel hiyerarşiden aldıkları talimatlarla hareket eden mahrem bir yapılanma olduğunu biliyoruz. Bu nedenle tüm yasa dışı örgütlerle olduğu gibi FETÖ’yle mücadeleye kesintisiz ve kararlı bir şekilde devam edeceğiz. Hiçbir çıkar grubunun devlette yapılanmasına da müsaade etmeyeceğiz. Devletin içine yuvalanmış tüm illegal yapılanmaları ve çeteleri tasfiye edeceğiz.

“Kamuda atamaları ehliyet ve liyakat şartına bağlayacağız”

Devletin kadrolarında torpile göz yummayacağız. Kamuda atamaları ehliyet ve liyakat şartına bağlayacağız. DEVA Partisi iktidarında kimse etnisitesi, dili, inancı, yaşam tarzı, ideolojisi, kimliği nedeniyle ayrımcılığa uğramayacak. Kimse kayırılmayacak. Adaletten bir milim bile sapmayacağız.

KHK listeleriyle ihraç edilenlerin mağduriyetini gidermek amacıyla DEVA Partisi iktidarının ilk 90 gününde kolları sıvayacağız. Haksız yere kamudan ihraç edilen herkesin hak ve itibarlarını iade edeceğiz. Bu kapsamda; hakkında soruşturma veya kovuşturma olmayanları, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilenleri ve beraat kararı alanları KHK ile ihraç edildikleri kamu görevlerine iade edeceğiz. Başka hiçbir şeye bakmayacağız. İşlerine kaldıkları yerden aynen başlayacaklar. Kamu düzeni ve millî güvenlikle doğrudan ilişkili kurumlarda görev yaptıktan sonra ihraç edilenler ise idarenin kendilerine uygun göreceği bir göreve başlayacaklar.

Kamu görevine iade edeceğimiz tüm KHK’lıların her türlü yasal, mali ve sosyal haklarını iade edeceğiz. Haklarındaki tüm kısıtlamaları kaldıracağız. Kamu görevine iade edilen vatandaşlarımızın isimlerinin yer aldığı tüm listeleri kamu kurum ve kuruluşlarının kayıtlarından sileceğiz.

KHK’ların sosyal hayata ve özel sektöre yansıyan sonuçlarını da gidereceğiz. Kamu görevinden ihraç edilen vatandaşlarımızın özel sektörde çalışmalarının önündeki yasal veya fiili tüm engellere son vereceğiz.”

“Adaletsizliği, adaletle yok edeceğiz”

“İnsanları, KHK zulmüyle adaletsizliğin pençesine sürükleyen herkesin gözünün içine bakarak ‘Adalet’ diye haykıracağız. Yüz binlerce insana yaşatılan bu adaletsizliği, adaletle yok edeceğiz.

Hiçbir zorlu koşulu adaletsizlik için mazeret kabul etmiyoruz. Kurtuluş Savaşı’nın ortasında bile 1. Meclisimizin mensuplarının dediği gibi ‘Cepheleri tutacak olan kanundur, adalettir’. Açılan her davanın, alınan her kararın insanların hayatını birebir etkilediğini aklımızdan çıkarmıyoruz. İnce eleyip sık dokuyacağız. Adalet için zahmet etmekten kaçmayacağız. İlk sözümüz de son sözümüz de daima adalet olacak. Türkiye’yi insan haklarının ülkesi yapacağız.”

Eylem planının ayrıntılarını ise DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu anlattı. Yeneroğlu şunları söyledi:

“Zaman adaleti konuşma, OHAL KHK’larıyla ihraçlar ile silahlı terör örgütü üyeliği yargılamalarındaki adaletsizliklere son verme zamanıdır. Zaman, tüm mağduriyetlere adil bir şekilde yaklaşma zamanıdır. Artık hiç kimsenin ya da grubun düşünceleri sebebiyle peşinen suçlu ilan edilmediği, ceza hukukunun temel ilkelerinin ve adil yargılanma hakkının esas alındığı bir hukuk devleti çizgisine geri dönme zamandır. Bu anlayışla hazırladığımız eylem planımız, KHK’lıların yaşadığı mağduriyetlerin çözümü noktasında bir mihenk taşı olacaktır.

“OHAL Komisyonu’nu kapatacağız”

OHAL düzenlemelerinin sebep ve etkisiyle bedeni ve ruhi zarara uğrayan mağdurlar ile doğrudan ya da dolaylı etkilenen yakınları için, sıhhi ve sosyal rehabilitasyon imkanları sağlayacağız. Ciddi mağduriyetlere yol açan, 7075 Sayılı Kanun kapsamında kurulan Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonunu kapatacağız.

Ceza yargılamalarındaki haksızlıkları gidereceğiz. İktidara geldiğimizde kanuni bir düzenleme ile adil yargılanma hakkı ile suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı şekilde terör örgütü üyeliği kapsamında yargılanmalarından kaynaklanan haksızlıklara son vereceğiz. Darbe teşebbüsü ile hiçbir ilgisi bulunmayan, örgütün niteliğini bilmeyen, silahlı terör örgütüne üye olma kastı olmadığı halde silahlı terör örgütü üyeliği ve silahlı terör örgütüne yardım etme suçları nedeniyle hukuka aykırı şekilde haklarında mahkûmiyet kararı veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş kişilerin yeniden yargılanmasını sağlayıp haksızlıkları sonlandıracağız.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Sureti Muhalif Görünenlere Dikkat Edilmeli

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisinin Atatürk Havalimanı’na yönelik projesi hakkındaki sözlerini paylaşarak CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu hedef gösteren Ümit Özdağ’a, isim vermeden tepki gösterdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Atatürk Havalimanı’nın imara açılacağı iddialarının üzerine başlayan tartışmalarla ilgili sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulundu.

Kılıçdaroğlu, CHP’nin Atatürk Havalimanı’nın yıkımına karşı yaptığı eylemi, “Canan Kaftancıoğlu Atatürk Havalimanı’nın önüne yarın CHP’lileri çağırmış. 2 yüzlü utanmaz siyaset böyle olur. Hem bahçe projesini AKP bizden telefonunuzu dinleyip çaldı diyeceksin hem yıkımı protesto edeceksin. Canınız cehenneme Atatürk düşmanı kadrolar. Kandırmayın vatanseverleri” sözleriyle eleştiren Özdağ’a CHP 26. Dönem Milletvekili Doç. Dr. Gülay Yedekçi’nin sözlerini alıntılayarak yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu, isim vermeden Özdağ’a tepki göstererek, “Türkiye’de üzerine en çok algısal operasyon yapılan kişiyim. Bu değişmez, ben alışığım. Ancak yurttaşlarımıza önerim, sureti muhalif görünen ama psikolojik harp dahilinde kurulmuş yapılara dikkat etmeleridir. Sarayın troll içeriklerini yayanlara bakmak yeterli olacaktır kanımca” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun alıntıladığı videoda Yedekçi, CHP’nin Atatürk Havalimanı’na yönelik projesini şu sözlerle anlattı:

“Aslında Atatürk Havalimanı’yla ilgili ben bir proje hazırladım. Atatürk Kent Parkı ve Uygarlık Kütüphanesi diye ve bununla ilgili de bir kanun teklifi hazırladım. Neden? Çünkü böyle bir şey olacağı daha önceden de konuşuluyordu. Sonra erken seçim oldu, kanun teklifini hazırladık ama veremedik. Şunu dedik; oradaki bütün çalışmalara STK’lar, mühendisler, orada yaşayan insanlardan başka kimse karışamasın dedik. Gerçekten de iyi bir çalışma çıktı. Oraya gençler için bir teknoloji merkezi, orada bir uzay üssü, uzay izleme merkezi yapılabilir ama pistlerin korunup havalimanı şeklinde kalmasını istedik. Atatürk Havalimanı’nın binasının ve pistlerinin kullanılmaya devam edilmesi şart. Bırakın iyi bir havalimanı olmasını, asıl önemli olan noktalardan biri de bir simge yapı olmasıdır. Bunun da altını çizmek isterim”

Ümit Özdağ’dan yanıt

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Kılıçdaroğlu’nun sözlerine sosyal medya hesabından yanıt verdi. Kılıçdaroğlu’nun paylaşımını alıntılayan Özdağ, “2016/2021’de Suriyeli sığınmacılar kalacak çalıştayı yapan, 2022’de Zafer Partisi’nde halk desteğinden dolayı ‘gönüllü giderler’ noktasına gelen, 2.5 milyon mühürsüz oyu kirli referandumda kabullenen sarı muhalefet, Zafer Partisi’nin ana muhalefet olduğunu anladı” diye yazdı.

Paylaşın

Tarım Üretici Enflasyonu Rekor Tazeledi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nisan ayına ilişkin Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) verilerini açıkladı. TÜİK verilerine göre tarımda üretici enflasyonunda rekor artış devam etti.

Tarım-ÜFE nisan aylık yüzde 17,76 artarken, yıllık bazda ise yüzde 118,53 artış gösterdi. Tarım-ÜFE bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 72,29 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 45,26 artış gösterdi.

Sektörlere aylık bazda bakıldığında; balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 0,12, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 18,10 ve ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 21,03 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 6,52, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 8,41, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 27,66 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 21,82 ile turunçgiller ve yüzde 45,18 ile koyun ve keçi, canlı; bunların işlenmemiş süt ve yapağıları oldu.

Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 295,72 ile lifli bitkiler, yüzde 248,33 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve yüzde 135,01 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar oldu.

Bir önceki aya göre artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 4,95 ile turunçgiller ve yüzde 5,60 ile diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünler oldu.

Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 61,29 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler ve yüzde 42,69 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular oldu. Bir önceki aya göre azalış gösteren tek alt grup ise yüzde 0,11 ile canlı kümes hayvanları ve yumurtalar oldu.

Paylaşın

Türkiye, NATO’ya Üye Olmak İsteyen Finlandiya Ve İsveç’ten Ne İstiyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelikleriyle ilgili ‘olumlu bir görüşe sahip olmadıklarını’ açıklaması dünyada ‘şaşkınlıkla’ karşılandı. Ankara, İskandinav ülkelerinin Atlantik Konseyi’ne üye olmalarını açıkça veto etme tehdidinde bulunmasa da bu durum, Türkiye ile Batı arasında yeni bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor.

NATO komitelerinde kararlar oybirliği ile alınıyor. Bu nedenle Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üye olabilmeleri için tüm üye ülkelerin onayı gerekiyor.

Finlandiya ve İsveç yetkilileri ile Türk mevkidaşları, bu konudaki ilk teması cumartesi günü Berlin’deki gayri resmi NATO toplantısında gerçekleştirdi. İki taraf arasındaki müzakereler önümüzdeki günlerde detaylı şekilde ele alınacak.

Stockholm Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Paul Levin, Türkiye’nin istediği F-16 savaş uçaklarını almak ya da resmi olmayan silah ambargosunun kaldırılması için mevcut durumu bir fırsat olarak gördüğünü söylüyor.

Benzer görüşü dile getiren Ekonomi ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Direktörü (EDAM) Sinan Ülgen de, Türkiye’nin silah ambargosunun kaldırılması talebinin meşru olduğunu söylüyor.

Ülgen, “Bir NATO ülkesi olup aynı ittifak içinde bir başka müttefiğe silah ambargosu uygulamak çok savunulabilir bir tutum değil” dedi.

Türkiye’nin son çıkışının sadece İsveç’le sınırlı olmadığını düşünen Paul Levin, “Türkiye, Rusya’dan S-400 savunma sistemleri aldıktan sonra F-35 programından çıkarıldı ve Türkiye’ye yönelik diğer NATO ülkelerinin de resmi olmayan silah ambargosu var. Türkiye de bunu (Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelik süreci) bir koz olarak kullanmak istiyor olabilir.” görüşünü dile getirdi.

Finlandiya ve İsveç PKK’ya destek mi veriyor?

Finlandiya Güvenlik ve İstihbarat Servisi’ne (SUPO) göre, PKK’nın Finlandiya’da teşkil ettiği tehdit unsuru ‘düşük’ düzeyde. İstihbarat Servisi’nin yayımladığı bir raporda PKK için şu ifadelere yer veriliyor:

“Finlandiya’da PKK daha çok maddi destek toplama faaliyetlerine yoğunlaşmış durumda. Bu aşırı sol grubun aktiviteleri, çoğunlukla aşırı sağ kampına karşı şiddet içermeyen bir karşıtlık ve Kürtlerin faaliyetleriyle işbirliği üzerine kurulu. Finlandiya’da bu aşırı sol kesimde şiddete destek minimum seviyede ve faliyetleri genel olarak daha çok Finlandiya dışında”

Finlandiya ve İsveç’in PKK’ya bakışında bir benzerlik söz konusu ancak EDAM Direktörü Sinan Ülgen’e göre burada asıl sorun İsveç.

Ülgen, Türkiye’nin, AB’nin de terör örgütü olarak gördüğü PKK’ya yönelik İsveç’in daha faal olmasını isteyeceğini belirtiyor ve ekliyor:

“İsveç’in YPG’ye silah ve finansman yardımını durdurması da istenecektir. Çünkü Türkiye YPG’yi PKK’nın kontrolünde olan bir örgüt olarak görüyor. Ve bu örgütle İsveç makamlarının görüşmemesini isteyecektir. Onlarla birlikte fotoğraf vererek onlara bir kamusal destek sağlanmasına yönelik politikalarını gözden geçirmesini isteyecektir. Bütün bunlar terörle mücadele kapsamına giren konular.”

“İsveç, PKK konusunda Türkiye ile aynı görüşü paylaşmıyor”

PKK ile ilgili rahatsızlığın “Türk hükümetinin gerçek kaygısı olduğuna inandıracak nedenler olduğunu” söyleyen Paul Levin, “Çünkü Türkiye’de PKK tehdidi, ana güvenlik kaygısı olarak algılanıyor.” diyor.

Levin ayrıca, Türkiye ile İsveç arasında yaşanan görüş ayrılığını da, İsveç’in PKK konusunda Türkiye ile aynı görüşü paylaşmamasına bağlıyor.

İsveç’in Türkiye dışında PKK’yı terör örgütü olarak kabul eden ilk ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Paul Levin, “1980lerde İsveç’te bazı suikastler yaşandı ve bu olaylar, PKK’nin tehlikeli bir örgüt olarak algılanmasına neden oldu ve bu hala bu şekilde algılanıyor. PKK hala terör örgütü olarak sınıflandırılmış durumda ve özgürce hareket etmesine izin verilmiyor.” dedi.

İsveç’te aynı zamanda büyük bir Kürt diasporası olduğunu kaydeden Levin, söz konusu diasporanın PKK tarafından domine edilmediğini söylüyor. İsveç’in siyasi baskıdan kaçanlar için önemli bir sığınma merkezi olduğunu dile getiren Levin, Stockholm hükümetinin, ülkedeki azınlıkların özgürlüğünü NATO üyeliği ile değişmeyeceği mesajını veriyor.

Sinan Ülgen, Türkiye bakımından mevcut durumun artık temel özgürlükler meselesinin ötesinde olduğuna dikkat çekiyor:

“Burada İsveç’in kendi anayasası siyasi kültürü itibariyle temel hak ve özgürlüklere çok dğer verdiği açık. Türkiye’nin talepleri bu özgürlüklerin kısıtlanması olmayacaktır.  Bütün bunlar terörle mücadele kapsamına giren konular. Bu artık temel özgürlükler meselesi olması ötesinde bir durum teşkil ediyor Türkiye bakımından”

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Milletvekillerine ‘İktidara Hazırlanın’ Talimatı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun 51 ilde yurt gezileri yapacak milletvekillerine, “AKP’nin artık hiçbir sorunu çözme şansı yok. İktidara geliyoruz. Ticaret odaları, esnaf odaları, ziraat odaları gibi meslek örgütlerine gidin ve ‘Acil sorunlarınız neler’ diye sorun” talimatı verdiği öğrenildi.

Kılıçdaroğlu’nun vekillere iktidara geldiğimizde yapacaklarımızı hazırlayalım” talimatı verdiği de öğrenildi. Sığınmacılar konusunun da ele alındığı öğrenilen toplantıda Kılıçdaroğlu’nun, “Bu konuyu ilk gündeme getiren parti CHP’dir. Sığınmacıları iki yıl içerisinde göndereceğiz” değerlendirmesini yaptığı belirtildi.

CHP PM, dün Genel Başkan Kılıçdaroğlu başkanlığında partinin genel merkezinde toplandı. Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre, toplantıda, 21 Mayıs’ta İstanbul Maltepe’de yapılacak mitingin sadece Yargıtay’ın CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’yla ilgili kararına tepki olarak değil, genel olarak tüm ülkedeki adaletsizliklere tepki olarak yapıldığı vurgulandı. Kılıçdaroğlu’nun, toplantıda, “Yol arkadaşlarımıza da sahip çıkacağız” dediği belirtildi.

Sandık güvenliğinin de konuşulduğu toplantıda, “bütün sandık görevlilerinin aranarak kontrol edilmesine yönelik karar alındığı” aktarıldı.

“İktidara geldiğimizde yapacaklarımızı hazırlayalım”

Partililerden daha önce 51 ilde ziyaretlerde bulunmalarını isteyen Kılıçdaroğlu’nun, milletvekillerine, “AKP’nin artık hiçbir sorunu çözme şansı yok. İktidara geliyoruz. Ticaret odaları, esnaf odaları, ziraat odaları gibi meslek örgütlerine gidin ve ‘Acil sorunlarınız neler’ diye sorun. İlk çözülmesini istedikleri sorunları öğrenin. İktidara geldiğimizde yapacaklarımızı hazırlayalım” talimatı verdiği de öğrenildi. Sığınmacılar konusunun da ele alındığı öğrenilen toplantıda Kılıçdaroğlu’nun, “Bu konuyu ilk gündeme getiren parti CHP’dir. Sığınmacıları iki yıl içerisinde göndereceğiz” değerlendirmesini yaptığı belirtildi.

Paylaşın

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: Türkiye’nin Güvenlik Endişeleri Giderilmeli

Finlandiya’nın ardından İsveç de NATO’ya üyelik başvurusu yapacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Her iki ülkenin de terör örgütlerine karşı açık, net bir tavrı söz konusu değil” dedi. Jens Stoltenberg açıklama sonrası Çavuşoğlu ile telefon görüşmesi yaptı.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Stoltenberg, görüşmede Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine başvurma kararlarının ele alındığını belirtti, “Türkiye değerli bir müttefik ve güvenlik endişeleri giderilmeli.” ifadesini kullandı.

Stoltenberg, “böyle tarihi bir zamanda” birlikte olunması gerektiğini de açıklamasına ekledi.

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’un ziyaretinin ardından ortak basın açıklaması yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir soru üzerine, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği konusunda “NATO’ya girmelerine biz ‘Evet’ demeyiz” demişti.

“Her iki ülkenin de terör örgütlerine karşı açık, net bir tavrı söz konusu değil. Bu süreç içerisinde bu terör örgütlerine biz karşıyız deseler bile, teslim etmeleri gereken bazı teröristleri teslim etmeyeceklerine dair açıklamaları var.”

“İsveç, terör örgütlerinin kuluçka merkezi. PKK yanlısı teröristler var parlamentolarında. Biz bunların neyine güveneceğiz?”

“Türkiye’ye geleceklermiş. Bizi ikna etmeye mi gelecekler? Kusura bakmasınlar, hiç yorulmasınlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen hafta da bu iki ülkenin NATO üyeliği konusunda “Olumlu bir düşünce içinde değiliz” açıklaması üzerine, İsveç Savunma Bakanı Peter Hultqvist, görüşmeler yapmak üzere Türkiye’ye bir heyet göndereceğini açıklamıştı.

İsveç Devlet Televizyonu SVT’ye konuşan Hultqvist, “(Sorunun) ne olduğunu ve nasıl çözülebileceğini anlamak üzere görüşmeler yapmak için Türkiye’ye diplomatlardan oluşan bir heyet göndereceğiz” demişti.

Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayine yönelik yaptırımlara da değinerek “Türkiye’ye yaptırım uygulayan ülkelerin, bir güvenlik örgütü olan NATO’ya girmelerine biz ‘evet’ demeyiz. Bir sokulduğumuz yerden bir daha sokulamayız, kusura bakmasınlar.” dedi.

Türkiye’nin 2019’da Suriye’de Fırat Nehri’nin doğusunda başlattığı (Barış Pınarı Harekatı) operasyonun ardından, İsveç ve Finlandiya da dahil bazı Batılı ülkeler Ankara’ya silah satışını kısmen veya tamamen durdurmuştu.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini de Rusya da tepki gösteriyor

Pazar günü Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto, resmi olarak NATO üyeliğine başvuracaklarını açıkladı.

İsveç Başbakanı Magdalena Andersson da, Pazartesi günü hükümetinin NATO üyeliği için resmi başvuruda bulunma kararı aldığını açıkladı.

Andersson, “İsveç ve İsveç halkı için en iyi şey NATO’ya katılmaktır” ifadesini kullandı, ancak ülkesinin topraklarında kalıcı NATO üsleri veya nükleer silahlar istemediğini söyledi.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişiminin en önemli sonuçlarından biri de askeri olarak tarafsız statüde olan bu iki İskandinav ülkesinin olası bir Rus saldırısına karşı NATO’ya katılmayı gündemlerine alması oldu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise ülkesinin Finlandiya ve İsveç ile herhangi bir sorunu olmadığını, bu ülkelerin NATO’ya katılmalarının kendi başına Rusya’ya doğrudan bir tehdit olmayacağını söyledi.

Vladimir Putin, askeri altyapının genişletilmesi halinde ise Rusya’nın tepki göstereceği uyarısında bulundu.

Putin, NATO’nun Rusya’nın güvenliğini tehdit edecek şekilde ABD tarafından yapay olarak genişletildiğini söylüyor.

Pazar günü Berlin’de yapılan NATO dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Finlandiyalı mevkidaşı Sauli Niinistö ile telefonda görüşen Putin, “Finlandiya’nın tarafsızlığını kaybetmesinin hata olacağını” söylemiş, ancak alınacak tutumla ilgili detay vermemişti.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı’ndan ise aynı gün, NATO birliklerinin ve silahlarının nereye konuşlandırılacağı ve kapsamına bağlı olarak savunma önlemleri alınacağı açıklaması gelmişti.

Çavuşoğlu ABD’ye gidiyor

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Cuma günü gerçekleştirdiği basın toplantısında, Washington’ın “Türkiye’nin pozisyonunu netleştirmeye çalıştığını” söyledi.

Bu açıklamalarla aynı günlerde Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal da Washington’daydı. Önal, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman’la görüştü. ABD tarafından yapılan açıklamada Türkiye ile ABD’nin “stratejik ilişkisinin ve birçok alandaki işbirliğinin önemine vurgu yapıldığı” belirtildi.

Sherman’ın Önal’a Türkiye’nin Ukrayna’ya verdiği destek için teşekkür ettiği de belirtilen açıklamada, “Rusya’nın Ukrayna saldırısı karşısında NATO müttefiklerinin birlikteliğine olan ihtiyacın konuşulduğu” bilgisine yer verildi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Çarşamba günü ABD’li mevkidaşı Antony Blinken’la “Türkiye-ABD Stratejik Mekanizması” kapsamında görüşmesi planlanıyor. Bu görüşmede Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine yaklaşımının da masaya yatırılması bekleniyor. İki bakan, cumartesi günü Berlin’de yapılan NATO dışişleri bakanları toplantısında bu konuyu görüşmüştü.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Beş Gollü Maç: Galatasaray Geriden Gelip Kazandı

Galatasaray, Süper Lig’in 37. haftasında sahasında Adana Demirspor’u ağırladı. Galatasaray, geriye düştüğü karşılaşmadan 30. ve 63. dakikada Gomis’in 55. dakikada Kerem’in kaydettiği gollerle 3-2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Adana Demirspor’un gollerini ise  9. dakikada Yunus Akgün ve 67. dakikada Balotelli kaydetti.

Bu sonucun ardından Galatasaray 51 puana yükseldi ve 11. sıraya çıktı. Adana Demirspor ise 52 puanla 9. sırada kaldı.

Süper Lig’in son haftasında Galatasaray deplasmanda Antalyaspor ile karşılaşacak, Adana Demirspor ise küme düşmesi kesinleşen Göztepe’yi konuk edecek.

Karşılaşmadan dakikalar

9. dakikada Adana Demirspor 1-0 öne geçti. Vargas’ın pasıyla sağdan ceza sahasına giren Yunus Akgün, topu kaleci Muslera’nın solundan ağlara gönderdi. 11. dakikada Balotelli’nin sağ çaprazda ceza sahasına girmeden attığı şık şutta, meşin yuvarlak üst direkten oyun alanına döndü.

28. dakikada Galatasaray penaltı kazandı. Berkan Kutlu’nun şutunda top ceza sahasında Samet Akaydın’dan dönerken, hakem Sarper Barış Saka bu futbolcunun meşin yuvarlağa elle müdahale ettiğini belirleyerek penaltı noktasını gösterdi. 30’uncu dakikada penaltıyı kullanan Gomis, meşin yuvarlağı ağlara göndererek skoru eşitledi: 1-1

55. dakikada sağ kanatta topla buluşan Babel, arka direğe hareketlenen Kerem Aktürkoğlu’na ortaladı. Bu futbolcu yükselip kafayı vurdu, kaleci Muric topu koltuğunun altından kaçırdı ve Galatasaray öne geçti. 2-1

59. dakikada penaltı noktası üzerinde topla buluşan Gomis, ceza sahası içi sağ çaprazında müsait durumdaki Halil’e çıkardı. Bu futbolcunun yerden şutunda kaleci Muric gole izin vermedi.

63. dakikada soldan savunmanın arkasına hareketlenen Kerem Aktürkoğlu, son çizgiye inip penaltı noktası üzerine çıkardı. Bu noktada müsait durumdaki Gomis farkı 2’ye çıkardı. 3-1

67. dakikada Vargas’ın düşürülmesiyle kazanılan serbest vuruşta topun başına Balotelli geçti. İtalyan oyuncu, ceza sahası dışı sol çaprazından direkt kaleye gönderdiği vuruşunda fileleri havalandırdı. 3-2

83. dakikada Vargas’ın pasında sol çaprazdan ceza sahasına giren Balotelli, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda yerden vurdu ancak Muslera bu pozisyonda gole izin vermedi.

Stat: Nef

Hakemler: Sarper Barış Saka, Ali Tuna, Murat Ergin Gözütok

Galatasaray: Muslera, Boey, Nelsson, Marcao, Van Aanholt, Berkan, Pulgar, Babel (Feghouli dk. 87), Kerem (Barış Alper dk. 90), Halil (Emre Kılınç dk. 87), Gomis (Mustafa Muhammed dk. 87)

Adana Demirspor: Muric, Semih, Deli (Tayyip dk. 76), Samet, Alper (Rassoul dk. 68), Bjarnason, Gökhan (Djokovic dk. 68), Yunus (Akintola dk. 77), Belhanda (Assombalonga dk. 68), Vargas, Balotelli

Goller: Yunus Akgün (dk. 9), Balotelli (dk. 67) (Adana Demirspor), Gomis (dk. 30 pen. ve dk. 63), Kerem (dk. 55) (Galatasaray)

Paylaşın

Anadolu’dan Avrupa’ya Giden İlk Çiftçilerin Gizemli Kökenleri Açıklığa Kavuştu

Binlerce yıllık genleri inceleyen bilim insanları, dünyanın ilk çiftçilerinin düşünüldüğünden daha karmaşık kökenlere sahip olduğunu ortaya koydu. Çiftçiliğin güneyde Arabistan Çölü ve kuzeyde Doğu Anadolu dağlık bölgesi arasında yer alan ve “Bereketli Hilal” adı verilen bölgede yaklaşık 12 bin yıl önce doğduğu biliniyor.

Daha önce bilim insanları tarımın burada yerleşik hayata geçen, genetik açıdan tek bir popülasyona dayanan bir toplulukta ortaya çıktığını ve Türkiye, Yunanistan ve nihayetinde Batı Avrupa’daki bölgelere doğru yayıldığını düşünüyordu.

Ancak dünyanın ilk çiftçilerinin kökenlerinin tek bir popülasyona dayandığı kanıtlanmış bir düşünce değildi. Şimdiyse uluslararası bir araştırmacı ekibi, konuyla ilgili soru işaretlerini aydınlatan bir genetik bilgi hazinesini ortaya çıkardı.

Hakemli bilimsel dergi Cell’de yayımlanan araştırmada dünyanın ilk çiftçilerinin daha önce düşünüldüğü gibi tek bir gruptan değil, insan yerleşimlerinin neredeyse yok olduğu çalkantılı bir dönemde ortaya çıkan iki avcı-toplayıcı grubun karışımından ortaya çıktığını gösterdi.

Bulgular, Avrupa’nın ilk çiftçi nüfusunun Anadolu yarımadasından göç eden çiftçilere dayandığı düşüncesini de teyit etti.

Tarım iki farklı grubun karışımından doğdu

Yeni araştırma Anadolu çiftçilerinin, Avrupa ve Orta Doğu’da yaşamış farklı avcı-toplayıcı grupların çiftleşmesi ve genetik açıdan tekrar tekrar birbirine karışmasıyla ortaya çıktığını gösterdi.

Araştırmacılara göre bu gruplar ilk olarak 25 bin yıl önce, son Buz Devri’nin zirvesinde birbirinden ayrılmış ve giderek izole olmuştu. Yok oluşun eşiğine gelen gruplar iklimin ısınmasıyla yeniden toparlanmış ve yerleşik yaşam tarzını benimseyerek tarımı icat eden eski insanların atalarının genetik havuzunu oluşturmuştu.

Araştırma, İsviçre’deki Bern Üniversitesi’nden genetikçi Laurent Excoffier’ın liderliğinde yürütüldü. Excoffier, “Eski insanlar Anadolu ve Avrupa’ya göç etmeye ve tarımı yaymaya başlamadan önce ne oldu?” sorusundan yola çıktı.

Çalışmada yenilikçi bir yöntem kullanıldı

Araştırma ekibi Türkiye, Yunanistan, Sırbistan, Avusturya ve Almanya’daki iskeletlerden elde edilen genleri inceledi. Ekip her genomun birden çok kez dizilendiği, “derin dizileme” adı verilen yeni bir yöntemi benimsedi.

Bu yöntemle yapılan incelemelerin daha kesin sonuçlar verdiği ifade ediliyor. Bulgular erken dönem çiftçi popülasyonlarının yaklaşık 8 bin yıl önce Anadolu’dan Avrupa’ya taşındığını gösteriyor.

Excoffier, “Tarımı daha da batıya götüren şey gerçekten insanların, çiftçi topluluklarının yayılmasıydı” diye konuştu.

Araştırmanın ortak yazarı Joachim Burger ise, “Böyle bir çalışmaya uygun iskeletleri toplamak ve analiz etmek 10 yıla yakın zamanımızı aldı” dedi: Bunu ancak çok sayıda arkeolog ve antropologla işbirliği yaparak mümkün kıldık.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Uzmanlar, Kripto Paraların Getirdiği Risklere Karşı Uyardı

Kripto para birimleri pazartesi günü hafta sonu elde ettikleri kazanımları kaybederek yeniden düşüşe geçti. Bitcoin yüksek enflasyon ve yükselen faiz oranları kaygılarından dolayı Asya piyasalarında yüzde 5 değer kaybederek 29,700 dolardan işlem gördü. 

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, Avrupalı uzmanlar kripto paraların getirdiği risklere karşı uyarılarını tekrarladı.

Sabit coin olarak adlandırılan TerraUSD’nin büyük çöküşü riskli yatırımların satışı arasında zaten düşmekte olan kripto piyasalarını daha da dalgalandırdı. Bu görünümde dünyanın en büyük kripto parası olan Bitcoin son düşüşle bu ay değerinin beşte birini kaybetmiş oldu.

Fiyat sitesi coingecko’ya göre geçen hafta dolara karşı 1,1 sabit fiyatı kıran ve halen 0,14 dolar seviyesinden işlem gören TerraUSD sabit coinlere öze ilgi çekti ve kripto sisteminde oynadığı rolün önemini gösterdi. Bu ilginin bir kısmı mali düzenleyicilerden geldi.

Fransa Merkez Bankası Başkanı Francois Villeroy de Galhau düzenlediği bir basın toplantısında kripto değerlerin düzenlenmemeleri, istikrarlı ve yargı çerçevesinde uygun şekilde işlem görebilir hale getirilmemeleri halinde uluslararası finans sistemini bozabileceğini belirtti.

Galhau sabit coinlerin bir şekilde risk kaynakları arasında yanlış anlamlandırıldığını da sözlerine ekledi.

Öte yandan Avrupa Merkez Bankası İcra Kurulu üyelerinden Fabio Panetta da sabit coinlerin dalgalanmalara karşı kırılgan olduğunu belirtti.

Fed de kaygılı

Dünyanın en büyük sabit coini Tehter 12 Mayıs’ta 1:1’lik sabit fiyatı kısa süreliğine kaybetti ve toparladı. TerraUSD’nin aksine Tether’ın rezervlerinin geleneksel değerlerle desteklendiği belirtiliyor.

Aynı gün Bitcoin de Aralık 2020’den bu yana en düşük seviyesi olan 25,400 dolara düşmüş, ancak pazar günü 31,400 dolar seviyesine kadar yükselmişti.

Bitcoin’den sonraki ikinci en büyük para birimi Ether ise pazartesi yüzde günü 5,6 değer kaybederek 2 bin dolar seviyesine geriledi.

Yalnızca Avrupalı değil, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası da (Fed) kaygılı. Fed geçen hafta uyarıda bulunarak sabit coinlerin değer kaybına uğrayacağını ya da piyasaların baskı altında olduğu zamanlarda kolayca paraya dönüştürülemez hale gelme riskinden dolayı yatırım dalgalanmalarına karşı kırılgan olduğunu açıklamıştı.

Paylaşın