HDP Ek Delillerle İlgili Savunmasını AYM’ye Teslim Etti

Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) açılan kapatma davasında ek delillere dair savunma Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) teslim edildi. HDP Kapatma Davası’na eklenen ek delillere dair 13 sayfadan oluşan savunma HDP Hukuk Komisyonu üyesi avukatlar Kenan Maçoğlu, Maviş Aydın ve Sipan Cizreli tarafından AYM’ye götürüldü.

Savunma, HDP Milletvekili Semra Güzel ve eski milletvekili Behçet Yıldırım’a dair soruşturmaların ek delil olarak gönderilmesine ilişkin konuları kapsıyor.

Kürtçe ses kayıtlarının Türkçe çözümleri dosyada yok 

HDP, savunmasında CD halinde gönderilen Kürtçe ses kayıtlarına dair Türkçe çözümlerin kendilerine tebliğ edilmediğini belirterek, savunma hakkını saklı tuttu. Ek deliller içerisinde gönderilen Kürtçe ses kayıtlarının Türkçe çözümleri HDP’ye tebliğ edilmedi.

Mezopotamya Ajansı’nın edindiği bilgilere göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kapatmaya ek delil olarak sunulan iki CD içerisinde 281 adet ses kaydı yer alıyor.

Davanın reddi talebi

HDP Hukuk Komisyonunca hazırlanan 13 sayfalık savunmada, usule yönelik itirazlar, Yargıtay içtihatları ve ek delil olarak kabul edilen soruşturma ve fezlekelerin kapatma ile hukuksal bağına dair ve esasa ilişkin hukuksal değerlendirmelere yer verildi. Yine Semra Güzel hakkında açılan soruşturmaların milletvekili yani HDP üyesi olmadan önceki tarihlere dayandığı ve soruşturma hakkında ortaya çıkan hukuksuzluklara yer verildi. Behçet Yıldırım ve Semra Güzel’in yargılama süreçlerinin devam ettiği de vurgulanan savunmada bir kez daha kapatma davasının reddi yönünde karar verilmesi talep edildi.

Ne olmuştu?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen ve Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu tarafından 12 Mayıs’ta kabul edilen ek deliller 26 Mayıs’ta HDP Genel Merkezi’ne yetkililer tarafından tebliğ edilmişti.

Söz konusu ek deliller arasında HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasına gerekçe yapılan fezleke ile eski milletvekili Behçet Yıldırım hakkında açılan soruşturmaların yer aldığı öğrenildi. Söz konusu ek delillerin incelenmesi ardından HDP, AYM’ye ek savunma verip, vermeyeceğine karar verecek. AYM, ek delillere dair beyanda bulunması için 30 gün süre vermişti.

HDP, CD’lerde yer alan bazı belgelerin açılmaması nedeniyle AYM’den bir kez daha talepte bulundu. 17 Haziran’da bir kez daha CD içerisinde gönderilen belgelerin açılmaması üzerine yeniden talepte bulunulmuştu. CD’ler içerisinde bulunan Kürtçe ses kayıtlarının Türkçe çözümlerinin dosyaya kazandırılması için 21 Haziran’da alınan karar 22 Haziran’da HDP’ye tebliğ edildi. Söz konusu kararda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından ek deliller arasında yer alan Kürtçe metinler ile ses kayıtlarının davayla ilgilisi olup olmadığının, ilgili olduğu takdirde Türkçeye tercüme edilerek mahkemeye gönderilmesinin istenilmesine ve savunma için 27.06.2022 tarihinden itibaren 30 günlük ek süre verilmesine karar verildi. Kürtçe ses kayıtlarına dair çözümler verilen süre içerisinde HDP’ye tebliğ edilmedi.

Süreç nasıl işleyecek?

Yazılı savunma süreçlerinin tamamlanması ardından AYM tarafından belirlenecek bir tarihte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.

Bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve davalı HDP, ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.

Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, toplantı için gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69’uncu maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebiliyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Davutoğlu’ndan Erdoğan’a Yanıt: Biz Olmasak Erdoğan Bir Hiçti

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TV5 televizyonunda Gazete Duvar Ankara Temsilcisi Nergis Demirkaya, TV5 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Yılmaz ve ABC Gazetesi yazarı Ömer Şahin’in sorularını yanıtladı.

Dış politikadan ekonomiye, ittifak tartışmalarından aday arayışlarına kadar birçok soruya yanıt veren Davutoğlu, kendisi ile birlikte Ali Babacan’a yönelik “Onların nasıl ihanetin içerisinde olduklarını kendilerinin düşünmesi lazım. Onlar o makamlara kendi layık oldukları için gelmediler. O makamlara getirildiler” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yanıt verdi.

‘Değil Tayyip Erdoğan babam olsa sadakat göstermem’

Erdoğan’ın sözlerine “ihanet” ifadeleri üzerinden tepki gösteren Davutoğlu, “Bazı kavramlar yıpratılmamalı, yerinde kullanılmalı. Eğer yerinde kullanmazsanız o kavram bir gün gelir sizi vurur. İhanet çok ağır bir itham. Sayın Cumhurbaşkanının en büyük zaafı, hesaba çekileceği şey kibri, niteliğe düşman oluşu ve mutlak kudreti kendisinde görmesidir. Benim inanışım kulu kul olmayı engelleyen bir inanç. Müslümanın bir özelliği varsa şahsiyet sahibi olmasıdır. Bizim nihai sadakatimiz Allah’a, ait olduğunuz topluma, milletedir. Eğer faniler o ilkelere uyarlarsa sadakat gösteririm. O ilkelere uymayanlara değil Tayyip Erdoğan babam olsa sadakat göstermem. Benim hiçbir faniye nihai sadakatim yoktur” dedi.

‘Ben bir hiçtim de neden ülkeyi emanet etti?’

Davutoğlu, Erdoğan’a “ihanet” sözleri nedeniyle dava açmayı düşündüğünü belirterek şunları söyledi:

“Herkes adliye saraylarının yakınından Beştepe’de uzanan adalet pazarlıklarından bahsediyor. Yakın zamanda Siirt İl Başkanımıza böyle bir hukuki meselesini çözmek için birkaç milyon dolar teklif edenler çıkmış. Fatih kadı önünde hesap verdi, Tayyip Erdoğan’da hesap vermeye hazır olacak. Siz Cumhurbaşkanı zırhına sığınıp en ufak eleştiriye bile tahammül etmeyeceksiniz ama başkasına istediğiniz hakareti yapacaksınız. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı yapmış biri olarak hukuki dava da açmayı düşünüyorum. Bugüne kadar siyasi dava hiç açmadım. Türkiye’de Başbakanlık yapmış birini kimse ihanet ile suçlanamaz, kimse hain diyemez. Varsa elinde bir delil beni Divan-ı Harp’te yargılasın. Fatih gibi kadı önünde hesap vermeye hazır olacaksınız. Sayın Erdoğan siz adalete ihanet ettiniz. Ben bir hiçtim de neden ülkeyi emanet etti.”

‘Biz olmasak Tayyip Erdoğan bir hiçti’

Bugüne kadar geldiği makamlara emekleri ile geldiğini kaydeden Davutoğlu, “Kötü bir bakan olsaydım kimin aklına gelirdi benim Başbakan olmam. Layık olmayan birine ülkeyi nasıl emanet ettin. Bir hiçtim de neden emanet ettin. Ben geldiğim hiçbir yere emeksiz gelmedim, tırnaklarımla geldim. Uykusuz gecelerle geldim, çileli yolculuklarla geldim. Ne bir beyzadenin oğluyum ne arkamda sermaye var ne de şöhretli insanların yanında büyüdüm. Beni Tayyip Erdoğan okutmadı. Sayın Babacan da çalışarak geldi. Biz olmasak Tayyip Erdoğan bir hiçti” diye konuştu.

Paylaşın

Bankaların Karı Yüzde 500 Artacak!

Farklı bankalar tarafından hazırlanan raporlara göre bankaların kârı yılın ikinci çeyreğinde yüzde 500’ü aşan oranlarda artacak. Akbank’ın raporuna göre kârlılık da enflasyon etkili oluyor.

AK Parti iktidarının uyguladığı politikalar, ekonomiyi yüksek enflasyon ve yüksek faiz ortamına sokarken, bankaların kârı bu yılın ikinci çeyreğinde 5 kat artacak. Banka dışı şirketlerin ise kârını yılın ilk 6 ayında 2,5 kat artırması bekleniyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 8 aydan fazla süredir yüzde 14’te tuttuğu politika faizi nedeniyle yüzde 16-17 faiz bandında TL mevduat toplayan bankalar, yüzde 22-23 faiz ile kredi veriyor. Akbank’a ait AK Yatırım Araştırma tarafından hazırlanan rapora göre, bankaların kârını bu yılın ilk 6 ayında kârını, bir önceki yılın ilk 6 ayına göre 5 kat (yüzde 452) artırması bekleniyor. Buna göre bankalar bir çeyrekte 45 milyar 800 milyon lira kâr edecek.

Bankaların bir önceki yılın aynı döneminde elde ettiği net kâr 8 milyar 287 milyon lira seviyesindeydi.

Yükselen enflasyon karı arttıracak

Evrensel’den Uğur Zengin’in rapordan aktardığına göre, bankaların katlanan kârında Merkez Bankası tarafından ucuz fonlanmalarının yanı sıra yüksek enflasyon; yurttaşların harcamalarını enflasyon nedeniyle öne çekmesi, düşük vergi oranları etkili oldu.

Garanti BBVA Yatırım tarafından hazırlanan rapora göre ise bankalar 2022 yılı ikinci çeyreğinde net kârını yıllık bazda yüzde 523 artırarak 46 milyar 800 milyon liraya çıkaracak. Şirket tarafından açıklanan rapora göre banka dışı şirketlerin yıllık bazda kârı ise yüzde 133 artacak.

İş Bankası’na ait İş Yatırım tarafından açıklanan rapora göre ise bankaların kârı yıllık yüzde 422, çeyreklik bazda yüzde 49 artacak.

Paylaşın

Yıldızların Kaderini Kara Delikler Belirliyor Olabilir

Çoğu galaksinin merkezinde yer aldığına inanılan süper kütleli kara delikler, galaksilerindeki yıldızların (bazıları doğarken, bazıları hiç var olmuyor) kaderine de hakim olabilir.

Bu, Dünya’dan yaklaşık 156 milyon ışık yılı uzaklıktaki IC 5063 galaksisinin merkezindeki süper kütleli kara deliği inceleyen Avrupalı gökbilimci ekibinin Nature Astronomy adlı bilimsel dergide yayımladığı yeni makalenin bulgusu. Süper kütleli karadelikler, etraflarında dönen gaz ve toz diskleriyle besleniyor. Madde karadeliğe düşmeden hemen önce sıkıştırılıp bastırıldığında açığa çıkan enerji, güçlü enerji jetleri üretiyor.

Birçok karadelik jeti, madde ve enerjiyi galaksilerinin düzlemine dik biçimde dışarı atarken, IC 5063’ün merkezindeki karadelikten kaynaklanan jetler, molekül gaz bulutlarını dönüşümlü biçimde sıkıştırıp dağıtarak galaksinin düzlemine göre fırlatılıyor gibi görünüyor. Sıkıştırılmış bulutlar daha fazla yıldız oluştururken, dağılmış bulutlar daha az yıldıza yol açıyor.

Yunanistan’daki Atina Üniversitesi’nde görev alan gökbilimci ve çalışmanın yazarı Kalliopi Dasyra, yaptığı açıklamada, “Sonuçlarımız süper kütleli karadeliklerin galaksilerin merkezinde yer alsalar bile, yıldız oluşumunu galaksi çapında etkileyebileceğini gösteriyor” dedi.

Bulutların kararlılığındaki basınç değişikliğinin etkisini incelemek bu projenin başarısının anahtarıydı.

Araştırmacılar, söz konusu süper kütleli karadeliğin IC 5063 galaksisi üzerindeki etkisini incelemek için Şili’deki 60’tan fazla radyo teleskop çanağından oluşan Atacama Büyük Milimetre Dizisi’nden ve yine Şili’de yer alan optik teleskop Çok Büyük Teleskop’tan yararlandı.

Karbonmonoksit ve iyonize azot ile kükürt gibi farklı kimyasal türlerin dağılımını ölçen araştırmacılar, jetlerin galaksi genelinde uygulanan basıncı nasıl değiştirdiğini haritalandırmayı başardı.

Ancak araştırmacılar, süper kütleli karadelik jetlerinin galaksilerdeki yıldız oluşumunu nasıl etkileyebileceğini daha iyi anlamak için, özellikle yeni faaliyete geçen James Webb Uzay Teleskobuyla (JWST) daha fazla çalışma yapılması gerekeceğini belirtiyor.

Dr. Dasyra, “JWST verilerini almaktan gerçekten heyecan duyuyoruz” dedi. Çünkü bunlar jet-bulut etkileşimini mükemmel çözünürlükte incelememizi sağlayacak.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu ÖTV’yi İşaret Etti, Erdoğan ÖTV’de Yetkili Oldu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün akşam halktan sıfır araç alımını ertelemesini isteyerek seçim sonrası ÖTV düzenlemesini işaret etmesi sonrası Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında bir tebliğ yayımlandı.

Tebliğle birlikte Cumhurbaşkanı motorlu araçların ÖTV’sinde yetki sahibi oldu. Eski tebliğdeki ‘Bakanlar Kurulu’ ibaresi ‘Cumhurbaşkanı’ olarak değiştirildi ve Bakanlar Kurulu’nun yetkisi Cumhurbaşkanına verildi.

Cumhurbaşkanına ÖTV oranları ve matrahlarının alt ve üst sınırlarını 3 katına kadar artırma ve sıfıra indirme yetkisine sahip oldu.

Cumhurbaşkanı ayrıca; belirlenen ÖTV ve matrah sınırları içinde kalmak şartıyla motorlu araçlar için farklı matrah grupları oluşturmaya, malların matrah grupları, motor gücü, cinsi, sınıfı, üst yapı gövde tanımı, emisyon türü ve değeri, istiap haddi ile yolcu ve yük taşıma kapasitesi itibarıyla farklı oranlar belirlemeye yetkili oldu.

Tebliğle ayrıca, “itfaiye öncü araçları” ÖTV kapsamından çıkartıldı. Araçların bu kapsamda ÖTV’siz olarak teslimi için gerekli donanım özelliklerine ilişkin düzenleme yapıldı.

Kılıçdaroğlu seçim sonrasını hatırlatmıştı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün akşam halktan araç satın almayı birkaç ay ertelemesini istemiş “İktidarımızda 1.6 motora kadar olan araçlardan alınacak ÖTV’yi kaldıracak, otomobil alırken ödediğiniz vergiyi yüzde 25’ine kadar düşüreceğiz. Lüks araçlarda vergi indirimi olmayacak. Hafif ticari araçların vergisi de düşecek.” demişti.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: Ahmet Hakan Mısın Nesin Paramı Ver

Kobani Davası duruşmasında konuşan Selahattin Demirtaş, iktidara yakın medyada yer alan haberlere tepki gösterdi, “Seçime doğru giderken bu algı operasyonları devam edecek” dedi.

IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında bulunduğu isimlerin yargılandığı Kobani Davası’nın 15’inci duruşması ikinci gününde Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görüldü.

Sincan Cezaevi’nde tutulan siyasetçiler duruşma salonunda hazır bulunurken, farklı cezaevlerinde bulunan siyasetçiler ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya bağlandı. Mahkemede söz alan Avukat Kenan Maçoğlu, duruşmanın birinci günü yaşanan tartışmaları hatırlatarak “Biz gergin geçen duruşmalarda size yeni ajandalar verildiğini düşünüyoruz. Size verilen yeni ajandalar var mı bilmiyoruz” diye konuştu. Maçoğlu, mahkemenin gizli tanıkları bilgi vermeden dinlemesine de tepki gösterdi.

“Fiilen tutukluyuz”

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş duruşmada konuştu. Demirtaş, “Yasalara uymayan uygulamalar yaşanıyor. Fiilen tutukluyuz. Ben Kobani olaylarına ilişkin tutukluluğumun limitini aştım. Asliye Ceza Mahkemelerinde tutukluluk süresi en fazla 18 aydır ama biz hala içerdeyiz. Tutukluluğumun 20’inci ayında da bunu dile getirmiştim. Edirne Cezaevi, Asliye Ceza Mahkemesindeki tutukluluğumun işleme konulmadığını, ‘örgüt üyeliği’ nedeniyle tutuklu bulunduğumu söyledi. O zaman Kobani olayları nedeniyle tutukluluğumu ne zaman yerine getireceğim diye itiraz ettiğimde, sürecin hukuksuzluk olduğu ortaya çıkınca Kobani olayları ‘terör suçları’ kapsamına alındı. Hukuk işleyecek bir gün. Hukuk işlemeye başlayınca bunun nasıl bir hukuksuzluk olduğunu anlatacağım. Gelen evrakları reddediyorum. Tüm tanıkların huzurda dinlenilmesini talep ediyorum” dedi.

 ‘Seçimler yaklaşıyor bizi yeniden yıpratmak istiyorlar’

İktidara yakın medyanın kendilerine yönelik haberlerini eleştiren Demirtaş şöyle devam etti:

“Geçen günlerde Yeni Şafak ve Hürriyet bir manşet çıkarttı, ‘Kandil’den Demirtaş’a 16 Milyon Dolar’ diye. Külliyen yalan, böyle bir ifade dosya evraklarında yok. Yeni Şafak bu haberin altına benim, Cemil Bayık ve Merdan’ın fotoğraflarını basmış. Yalan olduğu belli ama seçim yaklaştığı için ne lazım iktidara? Bizim yıpratılmamız gerekiyor. Bir yandan Kandil’e para gönderdik iddialarıyla yargılanıyoruz bir yanda da güya Kandil bize para yollamış. Bir karar verir verin. Peki, neden şimdi bunlar ortaya çıkıyor? Çünkü seçimler yaklaşıyor ve bizi yeniden yıpratmak istiyorlar. Bir algı operasyonu yürütülüyor. Bayık’ın, Merdan’ın ve benim fotoğrafımı yan yana koyarak bir algı yaratıyorlar. Yazdıklarının yalan olduğunu biliyorlar ama gerçek kimsenin umurunda değil. Seçime doğru giderken bu algı operasyonları devam edecek. Hürriyet Gazetesi 16 Milyar dolar olarak girmiş aynı haberi. Avukatlarım söyledi 1 milyar dolar bir tır para ediyormuş. O zaman bana 16 tır paranın gelmesi lazımdı. Ben paramı istiyorum valla. Hürriyet’ten istiyorum, paramı verin. Ahmet Hakan mısın nesin paramı ver.”

‘HDP ayaktadır, cezaevinde de ayaktadır’

Demirtaş’ın ardından söz alan eski MYK Üyesi Nazmi Gür, medya aracılığıyla yayılan haberle kendilerine yönelik psikolojik bir savaşın yürütüldüğünü söyledi. Gür, “Yazdıkları her şey yalan, bir propaganda savaşı yürütüyorlar. Bu savaşla bizi durdurabileceklerini mi sanıyorlar? Asla böyle bir şey olmayacak. Biz baştan beri bunun bir kumpas olduğunu söyledik. Avukatlarımız bütün belgelerle olayın kumpas olduğunu kanıtladı. Siz aslında bizi yargılamıyorsunuz, barış sürecini yargılıyorsunuz, AKP’yi yargılıyorsunuz. İleride Cumhurbaşkanı dahil herkesin yargılanmasının yolunu açıyorsunuz. Bizi neye dayanarak tutuklu tutmaya devam ediyorsunuz? Üç tane gizli tanık dinlediniz, onları da gizli dinlediniz. Üçünün ifadeleri ayrı ayrı da yalan, üst üste koysanız da yalan. Bu yüzden bu ifadeleri reddediyoruz. Bu tarz oyunlarla, yöneticilerini tutuklayarak, davalar açarak HDP’yi yolundan vazgeçireceğinizi mi sanıyorsunuz? HDP ayaktadır, cezaevinde de ayaktadır” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’a ‘Makam’ Tepkisi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu o makamlara kendileri layık oldukları için gelmediler, getirildiler” sözlerine cevap veren Babacan, “Milletin iradesi ve partinin ortak aklı bizi göreve getirdi” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün akşam katıldığı TRT ortak yayınında partisinin iktidarında uzun yıllar bakanlık koltuğunda oturan Ali Babacan ile hem bakanlık hem de başbakanlık koltuğunda oturan Ahmet Davutoğlu için “Onlar o makamlara kendileri layık oldukları için gelmediler, getirildiler” dedi.

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) lideri Ali Babacan, Erdoğan’ın sözlerini sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile yanıtladı.

‘Halep oradaysa arşın burada’

Paylaşımında, “Sayın Erdoğan siz de ben de o makamlara gökten inmedik” ifadelerine yer veren Babacan, şunları söyledi: “Milletin iradesi ve partinin ortak aklı bizi göreve getirdi. 13 sene layıkıyla Dışişleri ve Ekonomi bakanlıkları yaptım. Madem keramet sizde; 2018’den beri kaç bakan değişti, buldunuz mu çare? Halep oradaysa arşın burada.”

Paylaşın

İstanbul’da 3,2 Milyon Kişi Kirasını Ödeyemiyor

Ülke genelinde fahiş artışlar nedeniyle barınma krizi sürerken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Gürsel Tekin de İPA verilerini hatırlattı ve İstanbul’da 3,2 milyon kişinin kirasını ödeyemediğini kaydetti.

Kira fiyatlarındaki fahiş artışlar yurttaşları barınma krizi ile karşı karşıya bırakırken, Türk-İş’in haziran ayı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasına göre 4 kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması 6 bin 391 lira. Buna karşın asgari ücretin 5 bin 500 lira olması ve yüksek kira bedelleri birlikte düşünüldüğünde tablo yurttaşlar için içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Söz konusu tabloda AKP iktidarının kira artışlarına yüzde 25’lik sınır getirmesi de çözüm olmadı.

CHP Milletvekili Gürsel Tekin, İstanbul’da yaşam maliyetinin bir yılda yüzde 86 arttığını belirterek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) verilerini hatırlattı. “İPA araştırmasına göre İstanbulluların yüzde 95’i kiraların yüksek olduğunu düşünüyor” diyen Tekin, “16 milyon İstanbullu var. 6 milyon 400 bin kişi kirada yaşıyor. En az 3 milyon 200 bin kişi de kirasını ödeyemiyor. İstanbul’da kiracıların yarısı İstanbul’da temel barınma harcamasını karşılayamıyor” dedi.

‘Sonbahar ve kış ayları zor geçecek’

Cumhuriyet’ten Sena Tufan’ın haberine göre “Erdoğan; İstanbulluları açlığa, Türkiye’yi yoksulluğa mahkum etti” diyen Tekin, “Erdoğan’ın çıktığı mahallelerde çocuklar geceleri yatağa aç yatıyor. Pazar yerinde millet yerden çürük sebze topluyor. Kendi büyüdüğü sokaklarda dolaşma cesareti olsa, yarattığı yıkımı ve açlığı görecek. Sonbahar ve kış ayları zor geçecek…” ifadelerini kullandı.

Kadıköy Geçinemiyoruz Platformu Sözcüsü Cihan Uyanık da konut fiyatlarındaki artışın sürdüğünü belirtti.  “Kira artış oranına yüzde 25 sınırı getirildi ancak hayata geçtiğini söylemek oldukça güç” diyen Uyanık, “Birçok ev sahibi konutun bulunduğu bölgedeki emsal kiraları örnek göstererek astronomik kira artışı yapmaya çalışıyor. Mevcut kiracılar sorunların altından kalkamazken yeni bir ev arayışına girenlerin maaşlarının tamamı dahi kiralara yetmez hale geldi” diye konuştu.

Paylaşın

Türkiye’de Kronik Ve Gizli Açlık Yaşanıyor

Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı ile mücadele eden yurttaşlar gıdaya erişim konusunda da sorunlar yaşarken, Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Ayhan Dağ ülkede “kronik ve gizli açlık” yaşandığını belirtti. Gıdaya erişim konusunda gelir yetersizliğine dikkat çeken Dağ, halk sağlığının da tehdit altında olduğunu belirtti.

Açlık sınırının 6 bin lirayı, yoksulluk sınırının 20 bin lirayı aştığı Türkiye’de, protein içeren ürünlere art arda gelen zamlar halkın sağlıksız ve dengesiz beslenmesine, ucuz ürünlere yönelmesine veya öğün atlamalarına neden oldu. Temel gıdaların başında yer alan et, yumurta, süt ve süt ürünlerine gelen zamlar özellikle çocuklu aileleri ve sağlıklı beslenmesi gereken orta yaş üstünü doğrudan etkiledi. Son zamlarla birlikte yumurtanın tanesi 2 liraya çıkarken, sütün litresi 20 liraya yaklaştı. Etin kilosu ise 150-200 lira arasında değişiyor.

‘Kronik ve gizli açlık’

Türkiye Diyetisyenler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Ayhan Dağ’a göre temel besin ürünlerindeki fahiş artışlar bir halk sağlığı sorununa dönüştü. Türkiye’de giderek artan gıda enflasyonuyla birlikte kronik ve gizli açlık yaşandığını söyleyen Dağ, insanların yeterli gıdaya ulaşamıyor olmasının yaşam hakkını tehdit ettiğini ifade etti. Ayhan Dağ’a göre resmi verilerle örtüşmeyen açlık ve yoksulluk sınırı düşünüldüğünde, insanlar gıdadaki fahiş fiyat artışlarını karşılayabilecek düzeyde değil. Bitkisel ve hayvansal proteine ulaşmanın gün geçtikçe zorlaştığını söyleyen Dağ, bu fiyatlarla insanların yeterli ve dengeli beslenemediğini, özellikle çocuklar ve yaşlılar için durumun giderek kötüleştiğini ifade etti.

Gazete Duvar’dan Nur Kaplan’a konuşan ve hayvansal kaynaklı proteinin insanların beslenmesinde son derece önemli olduğunu vurgulayan Dağ, “Biz diyetisyenler besinleri 4 ana gruba ayırırız. Süt ve süt ürünleri, et, tahıllar, sebze ve meyveler. Yeterli ve dengeli beslenme dediğimizde her öğünde tabakta bu 4 çeşit besinden bulunması gerekir. Fakat değerli et bile olmayan etin kilosu 200 lira, peynir 150 lira, sebze fiyatları 20 lira, meyve 20-40 lira bandında. Dengeli beslenmenin bu fiyatlarla ve gelir düzeyiyle karşılanabilmesi mümkün değil” dedi.

‘Çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği yaşanıyor’

Pazar esnafının geride bıraktığı artık ürünleri ayrıştırmaya çalışan insanların, askıdan ekmek temin edenlerin ve belediye ekmek büfelerinin önündeki kuyrukların “kronik açlığa” işaret ettiğini söyleyen Dağ, bu durumun insanların sağlığını tehdit ettiğinin altını çizdi. Yetersiz ve sağlıksız beslenmenin insanların bünyesinin zayıflamasına, enfeksiyonlara ve diğer hastalıklara açık hale gelmesine neden olduğunu söyleyen Dağ, “Hiç şüphesiz özellikle çocuklarda yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı büyüme ve gelişme geriliği yaşanıyor. Tüm hastalıklar bunun üstünden yürür. Türkiye’de bodurluk çok önemli bir sorun, toplumun yüzde 7’si bodur. Özellikle 0-5 yaş arası çocuklarda bodurluk son derece önemli bir sorun. Çocukların günde iki porsiyon süt ve süt ürünlerinden tüketmesi gerekir. Bu yaşlı grubu için de geçerlidir” değerlendirmesinde bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün son yayımladığı rapora göre Türkiye’de yetişkin nüfusun yüzde 66,8’inden fazlası kilolu ya da obez. Bu oran göz önüne alındığında Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında yetişkinlerde fazla kiloluların en yüksek olduğu ülke konumunda. Toplumun 3’te 2’sinin obez ya da şişman olduğunu, geri kalanın normal vücut ağırlığında olduğunu söyleyen Dağ, bu durumun son derece önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade etti. Dağ, “Obezite birçok hastalığın nedeni. Sindirim ve solunum sistemi hastalıklarından, farklı kanser türlerinden, kalp, diyabet hastalıklarına kadar etkili. İnsanlar belki makarnadan, bulgurdan enerji alıyorlar ama bu beslenmek anlamına gelmiyor. Vitamin, mineral, protein yetersizliği yaşanıyor” diye konuştu.

Gıda güvencesinin en temel insan hakkı olduğunu söyleyen Dağ, insanların sağlıksız ve ucuz ürünlere yönelmek zorunda kaldığını, önceden en azından temel besin ürünlerine ulaşılabildiğini fakat ekonomik darboğaz dolayısıyla protein içeriği yeterli olmayan tahıl ürünleriyle karınlarını doyurmaya çalıştıklarını, et ve süt ürünlerinin artık alışveriş listelerinde yer almadığını söyledi.

Dağ, “Yetersiz beslenme dediğimizde aslında ‘gizli açlık’tan bahsediyoruz. İnsanlar gıdaya erişemiyor. Eskiden kuru fasulyeye ‘fakir yemeği’ denilirdi, şimdi fasulyenin kilosu 30 lira. Bu ülkede insanların ete ulaşımı her zaman zor oldu. Toplumun yeterli ve dengeli beslenmesi, sağlığının korunması, yaşam kalitesinin artırılması, yaşanılan bu krizde çok önemli… Yeterli gıdaya ulaşamıyor olmak yaşam hakkını tehdit ediyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Lozan Ülkemizin Tapu Senedidir

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Parlamento açıldığında vereceğimiz ilk kanun teklifi, Lozan’ın resmi bayram olarak kabul edilmesinin teklifi olacaktır. Lozan, ülkemizin tapu senedidir” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Lozan Barış Antlaşması’nın 99’uncu yıl dönümü nedeniyle sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Büyük bir diplomasi zaferine imza atarak bağımsız Türkiye’nin yolunu açan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, İsmet İnönü’yü ve tüm milli mücadele kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyor, #LozanBarışAntlaşması’nın 99. yılını kutluyorum.

Milli mücadelemizi, büyük bir diplomasi zaferiyle taçlandırdığımız #LozanBarışAntlaşması’nın yıl dönümünde tekrar söylüyorum. Parlamento açıldığında vereceğimiz ilk kanun teklifi, Lozan’ın resmi bayram olarak kabul edilmesinin teklifi olacaktır. Lozan, ülkemizin tapu senedidir!” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, Lozan Antlaşması’nın 99’uncu yıl dönümü kapsamında Cumartesi günü Bursa’da düzenlenen “Büyük Mübadil Buluşması”na katılmış ve burada da aynı sözü vermişti.

CHP lideri burada yaptığı konuşmada şöyle konuşmuştu:

“Lozan’ı eleştirenler var. Eleştirenler, Türkiye’yi bilmiyor. Lozan’ı eleştirenler var. Türkiye’yi sevmiyorlar onlar. Cumhuriyeti sevmiyorlar. Demokrasiyi sevmiyorlar. Bir mücadelenin nasıl verildiğini bilmiyorlar. Bu ülkede yoksulluk içinde mücadele verdik. Kanlarımızla mücadeleyi verdik. Dedelerimiz, babalarımız bu mücadeleyi verdi. Sizler de bu mücadelenin birer kahramanısınız. Şimdi hep beraber Türkiye’yi büyütme zamanı.”

Kılıçdaroğlu, Lozan’ın imzalandığı günün resmi bayram ilan edilmesi için Bursa milletvekilleri öncülüğünde kanun teklifi vereceklerini açıkladı.

CHP lideri, “Atatürk’ün hemşehrisi” olarak seslendiği Balkan göçmenlerine de partiye katılmaları çağrısında bulundu:

“Bütün Balkan göçmenlerinden de istirhamımdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine geleceksiniz. Bize katılacaksınız. Oy vereceksiniz ve beraber yürüyeceğiz. Beraber mücadele edeceğiz.”

‘Irkçılık yapmadan mültecileri kendi ülkelerine davul-zurnayla göndereceğim’

Kılıçdaroğlu konuşmasında Türkiye’deki mülteci ve göçmenlere de değindi, “ırkçılık yapmadan bütün mültecileri kendi ülkelerine, davulla zurnayla göndereceğim” dedi:

“Elbette ki bizim ülkemize değişik yerlerden gelen kardeşlerimiz var. Suriyeli göçmenlerimiz var. Afganlardan gelenler var. Size sözüm söz. Irkçılık yapmadan bütün mültecileri kendi ülkelerine, davulla zurnayla göndereceğim. Kendi ülkelerinde yaşayacaklar. Onların da birer insan olduğunu biliyorum. Onların da barış içinde, huzur içinde kendi ülkelerinde yaşamaları gerektiğini biliyorum.”

“O nedenle önce barışı sağlayacağız. Önce can güvenliklerini sağlayacağız. Yollarını, okullarını, kreşlerini, hastanelerini yapacağız. İstihdam alanlarını yaratacağız. Kendi ülkelerinde onları da barış içinde yaşayacaklar. Biz kendi kültürümüzü korumak, kendi kültürümüzü yüceltmek isteriz.”

Paylaşın