İçişleri Bakanlığı’nın Genelgesine Alevi Örgütlerinden Tepki

İçişleri Bakanlığı, Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri ile Muharrem ayının aynı döneme denk gelmesi üzerine 81 il valiliğine genelge gönderdi. Hacı Bektaş Veli’yi Anma programlarına katılmak isteyenlere destek olunmasını talep eden bakanlık, Muharrem ayında Yas-ı Mateme ortak olma ve oruç açma lokmalarına vali ve kaymakamların da katılımıyla cemevi yöneticileri, vakıf veya derneklerdeki halk ve kanaat önderleriyle birlikte olunması istendi.

İçişleri Bakanlığı’nın genelgesinde tepki gösteren Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği açıklama yaptı.

İçişleri Bakanlığı’nın genelgesini “iki yüzlülük” olarak nitelendiren Alevi örgütleri, “Bizler devletin kurumsal organları aracılığıyla inançları denetlemesini, yaşam ve kültür biçimi ve ibadet tarz ve şekillerini egemen din anlayışıyla uzlaştırma ve benzerlik yaratma çabalarını reddediyoruz” dedi.

“Asimilasyon, bir toplumun inançsal ve yaşamsal değerlerinin yok oluşuna ve bireyin kendi değerlerinden kopmasına yönelik planlanır. Alevilik inanç ilke ve ahlak kurallarının kavrayışı, cezalandırma ya da ödül alma üzerine değil, zekâ ve vicdan üzerinedir. Alevilerin bu Yol ve Erkan’dan kopması demek düşkünlük demektir” ifadeleri kullanılan açıklamada, “Alevilerin inanç tutum değerlerinin Sünnilikle hiçbir bağlantısı yoktur. İnancımız bilgi ile ibadetin bir kazanda kaynaması ile bugüne gelmiştir. Dolayısıyla Muharrem (Matem) oruçlarımız da Sünnilikteki Ramazan orucuna benzemez. Aynı aklı ve şekli barındırmaz” denildi.

Açıklamada “Devlet, Alevilerin eşit yurttaşlığına inanıyorsa taleplerinin tamamını karşılamalıdır” ifadelerine yer veren Alevi örgütleri, İçişleri Bakanlığı’nın genelgesine dair şunları kaydetti:

“Cemevlerini ibadethane statüsünde görmeyen devletin kendi bürokratlarına Alevilerle ‘kaynaşma görevi’ vermesi ve bu anlamda İçişleri Bakanlığın 28.07.2022 tarihli 81 il valiliğine Hacı Bektaş Veli’yi Anma ve Muharrem Ayı Genelgesi, bizim açımızdan ikiyüzlülüktür. Bu genelgedeki niyet bizim açımızda açık değildir. Her fırsatta Alevilerin aşağılanmasına izin veren, onları görmezden gelen hatta milyonlarca Alevi’yi azınlık nitelendiren, zorunlu din dersiyle Sünniliği dayatan devlet, bu genelgelerle sanki Alevilerin taleplerine sıcak bakıyor yaklaşımı vermesi bizim açımızdan tehlikelidir. Çünkü Aleviler görünene değil niyetteki manaya bakan bir toplumdur.”

‘Benzerlik yaratma çabalarını reddediyoruz’

“Bizler devletin kurumsal organları aracılığıyla inançları denetlemesini, yaşam ve kültür biçimi ve ibadet tarz ve şekillerini egemen din anlayışıyla uzlaştırma ve benzerlik yaratma çabalarını reddediyoruz” denilen Alevi örgütlerinin açıklaması, taleplerini de içeren şekilde şu şekilde devam etti:

Aynı coğrafyada farklılıkları çatıştıran ya da kendisiyle uzlaştırmaya zorlayanların ve bu amaçla ikiyüzlü diyaloglarla kendine biat edenlerle ittifak kuranların Muharrem iftar sofraları samimi olmadığı gibi trajikomiktir. Bizler, “geçmişten günümüze Kerbela devam ediyor” diyoruz. Aleviler ve Cemevi kurum yöneticileri bilmelidir ki; geçmişten bugüne hiçbir somut unsurla farklılığımızı kabul etmeyen, çeşitliğimizi hak ve adaletle uzlaştırmayanların sofrasında Muharrem orucu açmak, Şah Hüseyin’in hak ve adalet mücadelesinden vazgeçmektir. Kırklar Cemine nasıl urbasından sıyrılmış şekilde giriliyorsa Matem sofrasına da canlar aynı anlayışla davet edilmelidir. Alevilerin orucu, hak ve adalet orucudur.

– Aleviler, ibadethanelerinin kendi inanç değerleri üzerinde statüye kavuşmasını istiyor;
– Aleviler, laiklik ilkesi gereği olarak çocuklarının zorunlu din dersine zorlanmasına karşı çıkıyor;
– Aleviler, kamusal alanda yok sayılmamak ve devlet yönetim birimlerinde fişlenmemek istiyorlar;
– Aleviler, eşit yurttaşlık hakkı istiyor. Bu sorunlarımızın çözümü için bize samimi yaklaşan tüm siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine ve haksızlığı gören tüm Sünni canlarımıza Muharrem ayında soframız da kapımız da açık diyoruz.

12 İmam oruçları ve Matemin Kerbela’dan bugüne kadar gelmesi, dünyadaki tüm mazlum halkların özgürlük arayışının sembolü ve aynı zamanda eşitlik, doğruluk ve adalet vurgusuyla kötülere, zorbalara karşı takındığımız net bir tavırdır. Bugün ülkemizde yoksullukla, yolsuzlukla, talanla mücadele eden halkın kendisidir. Topyekûn Kerbela’yı yaşayan halkların dramatik yaşam şeklini, yaratıcının hikmetine bağlayan diyanet işleri başkanı taraflıdır. Devletin bir bütün olduğu ve her kurumunun aynı akıl ile yönetildiği bu dönemde Cemevlerini İbadethane olarak görmeyen ve yasal statü hakkını gasp eden bu anlayışa kanmamız mümkün değildir…

Paylaşın

Enflasyon, 24 Yıllık Rekoru Kıracak

Reuters 11 ekonomiste 2022 sonu Türkiye enflasyon tahminlerini sordu. Bu tahminlerin ortalaması yıl sonu için enflasyonun ancak yüzde 70’e düşebileceği öngörüsünü dile getiriyor. Reuters’ın anketine göre, Temmuz ayında artış devam edecek ve yüzde 81 seviyesine yükselecek.

Tüketici Fiyatları Endeksi’nin (TÜFE) Temmuz ayında gerileyen akaryakıt fiyatlarına rağmen TL’deki değer kayıplarının devam eden etkileriyle aylık yüzde 2.9 artması yıllık bazda ise 24 yılın yeni zirvesi olan yüzde 80.5’e yükselmesi bekleniyor.

Reuters’ın 11 ekonomistle gerçekleştirdiği ankette Temmuz ayı için yıllık enflasyon tahminleri yüzde 79.45 ila yüzde 82.5 arasında yer alıyor. TÜFE en son Ağustos 1998 döneminde yüzde 81.4 artış kaydetmişti.

TCMB dün yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 60.4’e yükseltti. Reuters’ın bugün tamamladığı ankette ise yıl sonu tahmini yüzde 70 oldu. Yıl boyunca yapılan anketlerde 2022 yılsonu tahminleri Rusya-Ukrayna savaşının enerji ve tahıl fiyatlarına etkisi ve TL’nin değer kaybı sebebiyle sert yükselirken bu ay Haziran ayında yapılan anketteki yılsonu tahmini olan yüzde 69.5’e çok yakın gerçekleşti. Her ay yukarı yönlü sert revizyonlar 2022’de ilk kez Temmuz verisi anketinde sınırlı kaldı.

TCMB’nin güncel enflasyon raporu grafiğinde de piyasa beklentilerine yakın şekilde enflasyonun üçüncü çeyrek sonunda yüzde 90 altında zirve yaptıktan sonra kademeli düşüşlere başlayacağı görülmüştü.

Haber Global’de yer alan habere göre, ankette aylık enflasyonun ise yüzde 2.9 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor; tahminler yüzde 2.28 ila yüzde 4 bandında yer alıyor. Aylık artışın önceki aya göre yavaşlamasının ana sebebi olarak gerileyen yakıt fiyatları gösteriliyor.

Haziran ayında yıllık enflasyon ulaştırma ve gıda öncülüğünde yüzde 78.62’ye yükselmişti. TCMB Perşembe günü açıklanan yıl sonu enflasyon raporunda cari fazla hedefi ile kalıcı enflasyon düşüşüne kademeli olarak ulaşılmasını hedefleyen politikalara devam edeceği mesajı verdi. TÜİK Temmuz ayı enflasyon verisini 3 Ağustos saat 10:00’da açıklayacak.

Paylaşın

Ahmet Davutoğlu Konuşmalıdır!

Cumhuriyet gazetesi yazarı Emre Kongar, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun AK Parti’de geçirdiği dönemde yaşanan bazı olaylara dair konuşması gerektiğini söyledi.

Emre Kongar, bugünkü köşe yazısında Davutoğlu’nun AK Partili bazı isimler ile son günlerde yaşadığı tartışmaları anımsattı.

Cumhuriyet yazarı, yazısının devamında Davutoğlu’na 5 konuda konuşma çağrısı yaptı:

1) Bugün artık yanlışlığı iyice anlaşılmış olan Türkiye’nin “Ilımlı (Amerikancı) İslam Devleti” modeli olarak kullanılması ve Suriye’ye saldırı politikası.

2) Siyasette ahlakı sağlamaya yönelik olan “şeffaflık” yasasını kimin, kimlerin nasıl engellediği.

3) 7 Haziran seçimlerinde AKP tek başına hükümeti kuramayınca, Kılıçdaroğlu’na görev verilmesinin engellenmesindeki rolü.

4) 7 Haziran 2015 seçimleri ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasındaki beş ayda gerçekleşen terör olaylarının arkasındaki ihmaller, sorumlular ve Gar Katliamı sonrasında ilan edilen akıllara ziyan “Kokteyl Terör” kavramının nasıl üretildiği.

5) Kendisinin hangi gruplar, kimler tarafından ayağının kaydırıldığı ve kendisinden sonra ortaya çıkan yönetimin sapmaları.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Hizmet Üretici Enflasyonu Rekor Tazeledi

Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 7,34, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 49,08, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 91,27 ve 12 aylık ortalamaya göre yüzde 61,85 artış gösterdi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran 2022’ye ait Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verisini açıkladı. Buna göre, H-ÜFE 2022 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 7,34, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 49,08, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 91,27 ve 12 aylık ortalamaya göre yüzde 61,85 artış gösterdi.

Rakamlara göre; mayıs ayında yıllık yüzde 89,96 artarak rekor kıran endeks, haziranda yıllık yüzde 91,27 artışla rekor tazeledi.

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 119,32, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 84,21, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 49,88, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 144,11, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 48,50, idari ve destek hizmetlerde yüzde 66,52 artış gerçekleşti.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 9,11, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 10,81, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 3,69, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 10,02, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 0,90, idari ve destek hizmetlerde yüzde 6 artış gerçekleşti.

En az artan alt sektörler

H-ÜFE sektörlerinden bilimsel araştırma ve geliştirme hizmetleri yüzde 24,75, hukuk ve muhasebe hizmetleri yüzde 25,85, telekomünikasyon hizmetleri yüzde 29,24 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu.

Buna karşılık gayrimenkul hizmetleri yüzde 144,11, su yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 138,54, hava yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 127,72 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

Hazır Giyimde Yüzde 100’e Varan Zamlar Kapıda

Maliyet artışı nedeniyle ciroların da arttığını ancak satış adetlerindeki artışın sınırlı kaldığını söyleyen BMD Başkanı Sinan Öncel, “Kış sezonu ürünlerinde yıllık bazda yüzde 100’e varan fiyat artışları şaşırtıcı olmayacak” dedi.

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, organize perakendede maliyet artışları nedeniyle cirolar artarken, satış adetlerindeki artışın sınırlı kaldığını söyledi.

Sözcü’nün haberine göre ciroların geçen yaza oranla ortalama yüzde 80 arttığı bilgisini veren Öncel, “Birçok marka adet satışlarında hâlâ pandemi öncesindeki rakamları yakalayamadı” dedi.

Sektörde ham madde, enerji, dağıtım ve işçilik başta olmak üzere yüksek girdi maliyetlerinden kaynaklanan baskının devam ettiğini vurgulayan Öncel, kış sezonu ürünlerine yapılacak zamların, yıllık bazda yüzde 100’ü bulacağını dile getirdi.

‘Üretici ve tüketici için zorlu bir dönem geliyor’

Yazılı bir açıklama yapan Öncel, “Haziran ayı verilerine göre, ÜFE ve TÜFE arasında 60 puan fark bulunuyor. Firmalar bu maliyetleri önümüzdeki aylarda bir şekilde fiyatlara yansıtmak durumunda kalacak. Kış sezonu ürünlerinde yıllık bazda yüzde 100’e varan fiyat artışları şaşırtıcı olmayacak” dedi.

Tüketicinin de zamların süreceğini beklediğini ifade eden Öncel, “Bu yüzden imkânı olanlar ihtiyaç alışverişlerini öne çekiyor. Dolayısıyla adet satışlarında istenen düzeye ulaşılamasa da perakende sektöründe canlılık devam ediyor” diye konuştu.

“Turistlerin de katkısı ile bu hareketliliğin yaz sezonu boyunca süreceğini öngörüyoruz” diyen Öncel, “Ekimden sonrası için bir tahminde bulunmak için henüz erken olmakla birlikte hem sektör hem de tüketici açısından kış sezonunun zorlu geçeceğini söyleyebiliriz” ifadelerine yer verdi.

Halihazırda yüzde 100 ve üzerinde ciro artışını yakalayan firmaların olduğuna, ancak cirolardaki bu artışın adetlere tam olarak yansımadığına dikkat çeken Öncel, şöyle devam etti:

“Birçok markamız adet satışlarında 2019 rakamlarını yakalamakta zorlanıyor. Cirolardaki büyüme adetten değil, fiyat artışlarından kaynaklanıyor. Ham madde fiyatlarında bir gevşeme olmakla birlikte diğer girdilerdeki maliyet baskısı sürüyor.”

Paylaşın

Seçimler 14 Mayıs’ta İddiasına MHP Şerhi: Sistemi Sakatlar

Muhalefetin neredeyse 2 yıldır süren “erken seçim” çağrısı karşılık bulmadı. Ancak seçimlerin 1-2 ay öne çekilebileceği konuşuluyor. AK Partili yetkililer bu yönde olasılıkları paylaşırken MHP sıcak bakmıyor.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre; 14-21 Mayıs’ta yapılacak bir seçimin “Seçimlerin Meclis kararıyla yenilenmesi” anlamına geleceğine dikkat çeken MHP, hem Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk döneminin sağlıklı sonlanması hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2028 seçimlerinde adaylığının sakatlanmaması için seçimlerin zamanında yani 18 Haziran 2023 tarihinde yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.

31 Mart yerel seçimlerinde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere önemli bir başarı elde eden muhalefetten erken seçim çağrıları gelmeye başladı. Son bir yılda artan ekonomik sorunlar üzerine bu çağrılar daha da yüksek dille ifade edildi. Ancak iktidar tüm bu çağrılara “seçimlerin zamanında yapılacağı” açıklamalarıyla karşılık verdi. Muhalefet de seçimlere neredeyse 10 ay kalmışken artık bunun imkânının kalmadığı görüşünde.

Muhalefet kulislerinde “sonbaharda erken seçim” olasılığı ile ilgili, “Rasyonel düşünmedikleri için erken seçim yapmayacak görünüyorlar. Aslında ekim ayı onlar için bir şanstı ama sonrası artık imkansız”, “Ekonominin toparlanma ihtimali yok. Kaybettiklerini görüyorlar. Cumhurbaşkanı ve çevresi de nasıl olsa seçimi kaybedeceğiz ne kadar uzatabilirsek o kadar kâr diyor” şeklinde değerlendirmeler yapılıyor.

Ak Parti kulislerinde ‘seçimler 1 ay öne çekilebilir’ iddiası

Seçimlere yaklaşık 10 ay kala artık “erken seçim” olasılığı rafa kalktı görünüyor ama AK Parti’de seçimin mayıs sonunda yapılabileceğini dile getirenler var. Kamuoyu önünde bu yönde değerlendirme yapan AK Partili yetkili olmadı ancak kulislerde üniversite sınavı, ramazan ayı, yaz tatili süreci gibi gerekçelerle normalde 18 Haziran 2023’te yapılması gereken seçimlerin bir ay kadar öne çekilebileceği konuşuluyor. Önerilen tarihler arasında 14 Mayıs ve 21 Mayıs yer alıyor. Hatta seçimin 23 Nisan 2023’te yapılabileceğini dile getirenler de var.

Ancak konuşulan bu 3 seçim tarihi de “seçimlerin yenilenmesi” anlamına geliyor. Bu da seçim kararının Meclis tarafından alınması, muhalefetin de bu yönde gelecek teklife “evet” demesini gerektiriyor. Uzun zamandır erken seçim çağrısı yapan muhalefetin bu yönde gelecek teklife “hayır” diyemeyeceğini söyleyenler var. Ancak bazı muhalefet temsilcileri ise “Meclis’e seçimlerin yenilenmesi için getirilecek teklife destek olunmamalı. Cumhurbaşkanına “Yetkin var sen seçime götür denilmeli” değerlendirmeleri yapıyor.

Meclis’in seçim kararı Erdoğan’ın adaylığı ile ilgili tartışmayı bitirir

Hukukçular ilk kez 2014 seçimlerinde Cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ın 2018 seçimlerinde ikinci kez Cumhurbaşkanı olduğunu ve 2023 seçimlerinde üçüncü kez aday olmayacağını savunuyor. Bu kapsamda Meclis’in 14-21 Mayıs 2023’te seçim yapılması için alacağı “Seçimlerin yenilenmesi” kararının Cumhurbaşkanının yeniden aday olup olmayacağı yönündeki tartışmayı bitireceği kaydediliyor. Ancak muhalefetin tutumu bir yana Cumhur İttifakı ortağı MHP’ye göre ne Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı tartışması ne de seçimlerin bir ay erken yapılması tartışması var.

MHP’li kurmaylar nisan ya da mayıs ayında yapılacak bir seçimin Meclis’in “Seçimlerin yenilenmesi” kararı almasına bağlı olduğuna dikkat çekiyor, “Bu kabul edilecek bir durum değil” diyor. MHP’ye göre Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ilgili Anayasa değişikliğinden sonra yapılan ilk seçimlerde Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan ilk dönem cumhurbaşkanlığını yapıyor. Bu açıdan ikinci kez adaylığının önünde engel bulunmadığı ifade ediliyor. Ancak “seçimlerin yenilenmesi” kararına tepkinin nedeni farklı. Yeni sistemde Cumhurbaşkanının tek kişilik hükümet olarak gücüne dikkat çekilerek bu gücün Meclis tarafından seçime götürülüyor olmasının siyaseten Cumhurbaşkanını sakatlayacağı, sarsacağı yorumu yapılıyor. MHP’de “Seçim 18 Haziran 2023 tarihinde yapılacak. Seçimlerin zamanında yapılması ilk dönemini yaşayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin tam anlamıyla oturması için zorunlu. Sistemi tartıştıracak bir durumdan uzak kalmak gerekiyor” değerlendirmesi yapılıyor.

Sonuç olarak AK Partili bazı yetkililerin seçimlerin bir ay kadar erkene alınmasına dair görüşüne MHP sıcak bakmıyor. Eğer AK Parti bu konuda ısrarcı olursa gözler Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında yapılacak görüşmeye çevrilecek.

Paylaşın

CHP’li Gökçe Gökçen’e ‘Mermili’ Ölüm Tehdidi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, ‘FETÖ’ ile ilgili attığı tweet’in ardından tehdit edildi. Evinin yakınında atış yapan F.G., Gökçen’e mermi fotoğrafı gönderdi. 

Daha önce FETÖ’den hapis cezası alan şüpheli, şikayete rağmen gözaltına alınmayarak ifadesine başvuruldu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, 17 Temmuz’da kendi sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda şunları söyledi:

“Cemaat soru çalarak, hayat kaydırarak, akademiye ve yayınlara ambargo koyarak, maddi manevi gücü arkasına alarak yıllarca uğraştı. Buna rağmen nitelikli ve entelektüel kadrolar değil, aşağılık kompleksiyle dolu, kendini nitelikli ve entelektüel sanan insanlar yetiştirebildi.”

Sözcü’den Fırat Fıstık’ın haberine göre, bu paylaşımın ardından Gökçen, tehditler almaya başladı. Bunlardan biri de FETÖ üyeliğinden hapis cezası alan F.G.’ydi. F.G., ilki 19 Temmuz’da olmak üzere hem Gökçen’in sosyal medya hesabı üzerinden hem mail atarak, hem de Gökçen’in araştırma görevlisi olarak çalıştığı Marmara Üniversitesi’ni arayarak tehditlerine devam etti.

F.G., “Yıllardır söylerim ben birini öldüreceğim”, “Bir gün kitapları satmak zorunda kalırsam bilin ki ben birini öldüreceğim” şeklinde tweetler atıp daha sonra sildi.

Tehditler bununla da sınırlı kalmadı. F.G.’nin aynı günlerde Gökçen’in evinin yakınındaki bir poligonda atış talimi yaptığı ortaya çıktı ve Gökçen’e mermili fotoğraflar gönderdi.

Mahkeme adres bilgilerini paylaştı

Gökçen, konuyla ilgili İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak adli tedbir kararı alınmasını talep etti. Mahkeme, tehdit suçundan dolayı adli kontrol kararı verirken hakaret ve ısrarlı takip suçlarından adli kontrol verilmesinde hukuki yarar bulunmadığına hükmetti. Elektronik kelepçe talebi de reddedildi.

F.G., bu süreçte gözaltına dahi alınmazken Gökçen’in adres bilgileri, daha önce adres bilgilerinin gizlenme kararı alınsa da mahkeme tarafından paylaşıldı.

F.G. savcılıktaki ifadesinde şunları söyledi: Daha önce elime hiç silah almadım. Poligona gidip atış yaptığımda da ‘Kimse kendini bulunamaz sanmasın’ şeklindeki tweeti attım. Ben dahil birçok insanın öldürülebilir olduğu düşüncesi aklıma geldiği için bu tweeti attım. Devamında atmış olduğum tweet ve paylaşımları ruh halimin vermiş olduğu stres ve öfkeyle bir anda attım.

FETÖ üyeliğinden hapis cezası aldığını söyledi

F.G. ayrıca FETÖ üyeliğinden ceza aldığını da belirtti: Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesinde FETÖ üyeliği gerekçesiyle yargılandım, 1.5 yıl hapis cezası aldım, bu hapis cezası nedeniyle 2019 yılında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

Marmara Üniversitesi konuyla ilgili harekete geçti. Okuldaki güvenlik önlemleri arttırılırken F.G.’nin üniversiteye gelmesi halinde polise haber verileceği duyuruldu.

Paylaşın

Dünya, Yeni En Kısa Gün Rekorunu Kırdı

Dünya, 29 Haziran 2022’de kendi etrafındaki tam turunu kendi standardı 24 saatten 1,59 milisaniye (saniyenin binde birinden biraz uzun) daha kısa sürede tamamladı. Dünya, 26 Temmuz’da 24 saatten 1,5 milisaniye daha kısa süreyle bu ay rekoru neredeyse bir kez daha kırıyordu.

Son zamanlarda Dünya’nın hızı artıyor. Gezegen 2020’de, 1960’lardan bu yana ölçülen en kısa ayı yaşamıştı. Tüm zamanların en kısa günü de 19 Temmuz’da 24 saatin 1,47 milisaniye altıyla o yıl ölçülmüştü.

Dünya ertesi sene, rekor kırmasa da genel olarak artan bir hızla dönmeye devam etti. Fakat çok daha uzun periyotlara bakıldığında, Dünya’nın dönüşü yavaşlıyor. Her yüzyılda, Dünya’nın bir tam dönüşünü tamamlaması birkaç milisaniye daha uzun sürüyor.

Buna neyin yok açtığı kesin değil fakat bilim insanları yavaşlamanın gezegenin çekirdeğinin iç veya dış katmanlarındaki süreçlerden, okyanuslardan, gelgitlerden ve hatta iklimdeki değişikliklerden kaynaklanabileceğini tahmin ediyor.

Bazı bilim insanları, günlerin süresinin azalmasının Chandler yalpasıyla ilişkili olabileceğini öne sürüyor. Söz konusu terim, Dünya’nın dönüş eksenindeki küçük bir sapmaya deniyor. Gelecek hafta Asya Okyanusya Coğrafi Bilimler Topluluğu’nda yer alacak bilim insanları Leonid Zotov, Christian Bizouard ve Nikolay Sidorenkov’a göre bu, dönen bir topacın ivme kazanmaya başladığı veya yavaşladığı zaman gözlenen titremeye benziyor.

Dünya artan hızla dönmeye devam ederse, bu durum Dünya’nın Güneş’in yörüngesindeki hızını atomik saatlerden gelen ölçümle tutarlı kılmak için negatif artık saniye uygulamasına yol açabilir.

Ancak negatif artık saniye BT sistemleri için potansiyel sorunlar yaratabilir. Meta yakın zamanda, artık saniyenin “esasen bilim insanlarına ve gökbilimcilere fayda sağladığını” fakat bunun “faydadan çok zarar veren riskli bir uygulama” olduğunu belirten bir blog yayımlamıştı.

Söz konusu riski, saatin 00:00:00’da sıfırlanmadan önce 23:59:59’dan 23:59:60’a geçmesi ve bu tür bir zaman sıçramasının programları çökertmesi veya veri depoları üzerindeki zaman etiketleri yüzünden veriyi bozması oluşturuyor.

Benzer şekilde, negatif artık saniye meydana geldiğindeyse, saat 23:59:58’den 00:00:00’a geçiyor. Meta bunun, “kronometrelere veya zamanlayıcılara dayanan yazılımlar üzerinde yıkıcı bir etkiye” sahip olabileceğini öngörüyor.

Dünyanın saatleri ve zamanı düzenlediği birincil zaman standardı olan Eşgüdümlü Evrensel Zaman (UTC), 27 kez artık saniye güncellemesi geçirdi.

Meta mühendisleri şöyle yazdı: Gelecekte yeni artık saniye uygulamalarını durdurma ve önümüzdeki bin yıl için yeterli olacağına inandığımız mevcut 27 seviyesinde kalma yönünde daha geniş topluluk çabasını destekliyoruz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Küresel Gıda Güvenliği Endeksi: Türkiye 48. Sırada

Tarımda kendi kendine yeterlilik ve gıda güvenliği konusu Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası yeniden gündeme geldi. Buğday ve ayçiçeği yağı ihracatında çok önemli paya sahip ülkelerin savaşması Türkiye’nin de aralarında bulunduğu birçok ülkeyi olumsuz etkiledi.

The Economist’in beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasıyla ilgili değerlendirmeler içeren Küresel Gıda Güvenliği Endeksi 2021 raporuna göre Türkiye, 113 ülke arasında 48. sırada yer alıyor. Endeks 113 ülkede gıdanın satın alınabilirliği, bulunabilirliği, kalitesi, güvenliği, doğal kaynak durumu ve esnekliğe göre hazırlanıyor.

Rapora göre gıda güvenliği konusunda dünyada en iyi durumdaki ülke İrlanda. Bu ülkenin Küresel Gıda Güvenliği Endeksi puanı 84. Ardından 81,3 puan ile Avusturya ve 81 puan ile İngiltere geliyor.

En iyi durumdaki diğer şöyle sıralanıyor: Finlandiya (80,9), İsviçre (80,4), Hollanda (79,9), Kanada (79,8), Japonya (79,3), Fransa (79,1), ABD (79,1) ve Almanya (78,7). Türkiye 65,1 puan ile 48. sırada yer alıyor.

Türkiye’den daha yüksek puana sahip bazı ülkeler ve sıralaması şöyle: Rusya (23. sıra, 74,8 puan), Katar (24. sıra, 73,6 puan), Yunanistan (27. sıra, 73,3 puan), Bulgaristan (38. sıra 70,5 puan), Suudi Arabistan (44. sıra, 68,1 puan), Dominik Cumhuriyeti (47. sıra, 65,4 puan).

Listenin son üç sırasında ise Mozambik (35,9 puan), Yemen (35,7) ve Burundi (34,7) bulunuyor.

Türkiye’den daha geride yer alan bazı ülkeler ise şöyle: Azerbaycan (56. sıra 62,6 puan), Brezilya (63. sıra, 60,6 puan) ve Hindistan (71. sıra, 57,2 puan).

Rapor odaklanılması gereken dört alan gösteriyor: tarımda esneklik, gıda sistemleri bütünlüğü, akıllı teknoloji inovasyonu ve üreticileri güçlendirme.

Türkiye tarımda kendi kendine yetebiliyor mu?

Muhalefet partileri iktidarın tarım politikalarını şiddetle eleştiriyor ve Türkiye’nin tarımda kendine yetemediğini savunuyor. İktidar ise bunu reddediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı veriler bu konuya ışık tutuyor. TÜİK’e göre 2020/2021 piyasa yılında (1 Temmuz 2020-30 Haziran 2021) Türkiye’nin tahıldaki kendi kendine yeterlilik derecesi yüzde 97,4 oldu. Bu oran 2019/20 sezonunda ise yüzde 87,8 olmuştu.

Yüzde 100 kendi kendinin ihtiyaçlarını karşılayabildiği anlamına geliyor. Yüzde 100’den düşük oranlar ise üretimin kendine yetmediğini gösteriyor.

En önemli tahıl maddelerinden buğdayda ise 2020/2021 piyasa yılında kendi kendine yeterlilik yüzde 102,5 oldu. Ancak önceki yıl bu oran yüzde 89,5 idi.

Sebzede ise 2020/2021 döneminde yeterlilik derecesi yüzde 111 gerçekleşti. Baklagil sebzelerinde yeterlilik derecesi aynı dönemde yüzde 100’ün üzerinde seyretti.

Türkiye ayçiçeğinde ise kendi ihtiyacını karşılamaktan uzak. 2020/2021 sezonunda ayçiçeğinde Türkiye ihtiyacının sadece yüzde 62,5’unu karşılayabildi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Dış Ticaret Açığı Haziran Ayında Yüzde 184,5 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) haziran ayı dış ticaret istatistiklerini yayımladı. TÜİK ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2022 yılı Haziran ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18,7 artarak 23 milyar 428 milyon dolar, ithalat yüzde 39,7 artarak 31 milyar 595 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Haziran ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 184,5 artarak 2 milyar 871 milyon dolardan, 8 milyar 167 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Haziran ayında yüzde 87,3 iken, 2022 Haziran ayında yüzde 74,1’e geriledi.

İlk ayda yüzde 142,7 arttı

Ocak-Haziran döneminde dış ticaret açığı yüzde 142,7 artarak 21 milyar 181 milyon dolardan, 51 milyar 400 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Ocak-Haziran döneminde yüzde 83,2 iken, 2022 yılının aynı döneminde yüzde 71,0’a geriledi.

Genel ticaret sistemine göre ihracat 2022 yılı Ocak-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20,0 artarak 125 milyar 866 milyon dolar, ithalat yüzde 40,6 artarak 177 milyar 267 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Haziran ayında enerji ürünleri ve altın hariç ihracat yüzde 15,7, ithalat yüzde 19,4 arttı.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2022 Haziran ayında yüzde 15,7 artarak 18 milyar 895 milyon dolardan, 21 milyar 856 milyon dolara yükseldi.

Haziran ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 19,4 artarak 18 milyar 646 milyon dolardan, 22 milyar 272 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Haziran ayında 416 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 17,5 artarak 44 milyar 128 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 98,1 oldu.

Haziran ayında imalat sanayinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,9 oldu

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2022 Haziran ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,9, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 2,9, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,7 oldu.

Ocak-Haziran döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,6, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,1, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,8 oldu.

Haziran ayında ara mallarının toplam ithalattaki payı yüzde 81,5 oldu

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2022 Haziran ayında ara mallarının payı yüzde 81,5, sermaye mallarının payı %10,1 ve tüketim mallarının payı yüzde 8,4 oldu.

İhracatta ilk sıra Almanya

Haziran ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 875 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 555 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 209 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 206 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 150 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,9’unu oluşturdu.

Ocak-Haziran döneminde de sıralama değişmedi, ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 10 milyar 642 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 8 milyar 658 milyon dolar ile ABD, 6 milyar 612 milyon dolar ile İtalya, 6 milyar 489 milyon dolar ile Birleşik Krallık ve 6 milyar 362 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,8’ini oluşturdu.

İthalatta ilk sıra Rusya

İthalatta Rusya ilk sırayı aldı. Haziran ayında Rusya’dan yapılan ithalat 5 milyar 92 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 666 milyon dolar ile Çin, 1 milyar 997 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 407 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 335 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,7’sini oluşturdu.

Ocak-Haziran döneminde de sıralama değişmedi ithalatta ilk sırayı Rusya aldı. Rusya’dan yapılan ithalat 27 milyar 742 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 20 milyar 82 milyon dolar ile Çin, 11 milyar 499 milyon dolar ile Almanya, 7 milyar 583 milyon dolar ile ABD, 6 milyar 746 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,5’ini oluşturdu.

Paylaşın