Akşener’den ’13. Cumhurbaşkanı’ Sorusuna Dikkat Çeken Yanıt

‘Gönlünüzden geçen 13. Cumhurbaşkanı kimdir” sorusuna Akşener, ‘Siz şimdi Sayın Erdoğan’ın sinirini niye bozuyorsunuz?’ yanıtını verdi. Akşener, ‘Başbakan olunca ilk yapacağı ilk icraatı?’ sorusuna ise ‘İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamak olacak.’ şeklinde yanıt verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Instagram hesabından canlı yayın yaptı.

Yayını “Merhaba, dün Balıkesir’de esnaf ziyaretindeydim, bugün de İstanbul’da evimdeyim. Dedim ki takipçilerime, sizlere zaman ayırayım sorulularınızı bekliyorum” diyerek duyuran Akşener’e sorulan sorular ve yanıtları şöyle:

– AK Parti ile ittifak yapar mısınız? Ona göre oy vereceğim.

Akşener: Yapmam ona göre oy ver

– Gönlünüzden geçen 13. Cumhurbaşkanı kimdir efendim.

Akşener: Siz şimdi Sayın Erdoğan’ın sinirini niye bozuyorsunuz?

– Meral Akşener Başbakan olunca ilk yapacağı ilk icraatı?

Akşener: İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamak olacak.

– Meral abla Suriyelileri ne olur vatanlarına geri gönderin.

Akşener: Olur, göndereceğiz.

-Böyle her şehri gezmeye devam edecek misiniz?

Akşener: Her şehri gezdik ikinci kere her şehri gezmeye devam edeceğiz.

– Başkanım insanlar yokluk içinde değil varlık içinde yaşayabilecek mi?

Akşener: Elbette. Hırsızlığı engelleyeceğiz, israfı engelleyeceğiz, çalmayacağız, çaldırmayacağız ve varlık içinde yaşayacaksınız.

– Meral Hanım ne olur bizi bu iktidardan kurtarın.

Akşener: Başüstüne.

– Bu kadar enerjiyi nereden buluyorsunuz?

Akşener: İnancımdan buluyorum. Çünkü bu ülkeden aldım, sizin için geri ödemeye çalışıyorum. Bu arada birazcık da marazadan besleniyorum.

– Ne olur bu adam gitsin artık.

Akşener: Merak etme gidecek.

– Gençleri umutlandırmak için bir cümle kursanız bu ne olurdu?

Akşener: Az kaldı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Almanya’yı 2-1 Yenen İngiltere Avrupa Şampiyonu Oldu

İngiltere, 2022 Avrupa Kadınlar Futbol Şampiyonası’nın (EURO 2022) finalinde Almanya’yı 2-1 yenerek şampiyon oldu. İngiltere’nin başkenti Londra’daki Wembley Stadı’nda oynanan maçı resmi rakamlara göre 87 bin 192 taraftar izledi.

Bu sayıyla erkek ve kadın Avrupa Şampiyonaları tarihinde tribünde en çok taraftarın yer aldığı maç rekoru kırıldı.

Karşılamanın ilk gol İngiltere adına 62. dakikada Ella Toone’dan geldi. Dakikalar sonra Almanya’nın bir vuruşu kale direğinden döndü.

78. dakikada Almanya Lina Magull ile karşılaşmada beraberliği sağladı. Karşılaşmanın 90 dakikası 1 – 1 sona erdi. Uzatmaların ilk bölümü bu sonuçla biterken, İngiltere uzatmanın ikinci yarısında bitime 10 dakika kala Chloe Kelly ile öne geçti.

Karşılaşma bu golle sonuçlandı. İngiltere 1966 yılında erkek milli takımının kazandığı Dünya Kupası sonrası ilk kez bir büyük futbol turnuvasında şampiyon oldu.

Almanya kadınlar futbolunda bu turnuvada ilk kez final kaybetti. Yaklaşık bir sene önce İngiltere Erkek Milli Takımı İtalya’ya aynı statta penaltılarla yenilmişti.

İngiltere kadın futbol milli takımı daha önce 1984 yılında İsveç’e, 2009’da da Almanya’ya Avrupa Şampiyonası finalinde kaybetti.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Prens William da karşılaşmayı izledi. Birçok futbol yorumcusuna göre uluslarası arenada İngiltere’nin en büyük rakibi olan Almanya’ya karşı Ada’nın şansı yaver gitmiyordu.

Kadınlar futbolunda 27 kez Almanya ile karşılaşan İngiltere bu maçların 21’ini kaybetmişti.

Paylaşın

‘Kur Korumalı Mevduat’ın Devlete Faturası Ağır Olacak

Kur Korumalı Mevduatın (KKM) ağustos ayı itibariyle devlete faturası ağır olacak. Şirketler şubatta girdikleri KKM hesaplarından ağustos itibarıyla getiri almaya başlayacak.

Reuters’ın 4 ekonomistin görüşleriyle derlediği verilere göre, şirketlerin 6 aylık vadelerinin dolmasıyla KKM’de ağustosta yaklaşık 20 milyar dolar değerinde dönüş olacak ve yılın en büyük dönüşü de bu ayda gerçekleşecek. Şubat ayında dolar ortalama 13,62 lira seviyesindeydi. Bugün kurda gelinen 17,90 liralık seviye ise KKM’de yüzde 32 oranında bir getiriye işaret ediyor.

KKM’ye şubatta giren şirketlerin çoğunluğunun dövizden döndükleri göz önüne alındığında faturanın büyük kısmı da Merkez Bankası’nın hesabına yazılacak.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) haftalık verilerine göre 22 Temmuz ile biten haftada Kur Korumalı TL Mevduat  hesapları 1 trilyon 101.3 milyar TL’ye (62.4 milyar dolar) çıktı. Hazine tarafından Kur Korumalı Mevduat için bu yılın şubat ayından itibaren yapılan toplam ödeme 37.2 milyar liraya ulaştı. Merkez Bankası ise bugüne kadar KKM için ödenen kur farkı tutarını açıklamıyor.

KKM nedir?

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nca, her gün saat 11.00’de dolar, euro ve sterlin üzerinde alış kuru duyurulmaktadır. Kur dönüşüm miktarı miktarı oranlanırken vade nihayetindeki TCMB dolar, euro ve sterlin alış kuru ile ilk zamanda yürürlükte olan TCMB USD, EUR ve GBP alış kuru arasındaki oransal ayrım göz önünde bulundurulacaktır. KKM TL Hesabı ile alakalı bütün tediyeler Türk Lirası cinsinden yapılır. Açılışta her zaman TCMB tarafından duyurulan USD, EUR ve GBP döviz kuru dikkate alınır.

KKM hesabı nasıl açılır?

Kur Korumalı Mevduat Hesabı, hali hazırda müşterisi olduğunuz bankanın mobil internet bankacılığı ya da bankanın uygulamaları üzerinden açılabilir. Aynı zamanda bank şubesine giderek KKM hesabı başvurusunda bulunabilirsiniz. Kur Korumalı Mevduat TL hesabı açtırmak için müşterisi olduğunuz banka önemli değildir. Dilediğiniz bankada bu işlemi gerçekleştirebilirsiniz.

Paylaşın

Tıpta Ve Biyolojide Devrim Yaratacak Gelişme!

Google’ın yapay zeka şirketi DeepMind’ın geliştirdiği program, tıpta ve biyolojide devrim yaratacak bir gelişmeye imza atarak, bilim insanlarının bildiği hemen hemen her proteinin yapısını ortaya çıkardı.

Firma, protein katlanması denen çok önemli bir bilimsel problemi insanlardan çok daha iyi çözebilen AlphaFold isimli bu programı 2018’de geliştirmişti.

2021’de faaliyete geçtiği açıklanan AlphaFold, insan vücudundaki 20 bin proteinin de dahil olduğu 20 türün yapısını tahmin ederek büyük yankı uyandırmıştı.

Program artık görevini tamamladı ve varlığı bilinen 200 milyondan fazla protein için öngördüğü yapıları yayımladı.

AlphaFold, protein yapılarını tahmin etmek için amino asit dizileri ve bunların etkileşimine dair bilgi toplayarak çalışıyor. Algoritma 4 yılın sonunda artık protein şekillerini atom seviyesine kadar doğru biçimde dakikalar içinde tahmin edebiliyor.

DeepMind’in kurucusu Demis Hassabis,  “Aslında, bunu tüm protein evrenini kapsayan bir gelişme olarak düşünebilirsiniz” diye konuştu.

AlphaFold’un çalışması bitkiler, bakteriler, hayvanlar ve diğer birçok organizma için tahmine dayalı yapıları içeriyor. Sürdürülebilirlik, gıda güvenliği ve ihmal edilen hastalıklar gibi önemli konularda etkisi olabileceği büyük fırsatlar açıyor.

Proteinlerin yapısını çözmek neden önemli?

Proteinler küçük, karmaşık bulmacalara benzetiliyor. Bakterilerden bitkilere ve hayvanlara kadar çeşitli organizmalarda üretilen bu malzemeler yaşamın yapı taşlarından.

Bunlar üretildikten sonra milisaniyeler içinde katlanmaya başlıyor. Ancak yapıları o kadar karmaşık ki hangi şekli alacaklarını tahmin etmek neredeyse imkansız. Öte yandan bunların yapısını çözmek, her türden hastalığa çare bulunması için kilit önemde.

Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nden Prof. Dr. Cem Say, “Bütün canlıların vücutları değişik değişik proteinlerin birbirine belirli şekillerde legolar gibi takılmasından oluşuyor. Bu proteinlerin hangi parçalardan oluştuğunu laboratuvarda anlamak kolay. Ama bir ilaç geliştirmek istiyorsanız ya da genel olarak tıpla ilgili herhangi bir şey yapmak istiyorsanız proteinin şeklini de anlamak gerekiyor” ifadelerini kullanmıştı.

Daha önce AlphaFold’un başarısını Independent Türkçe’ye değerlendiren Say, sözlerini şöyle sürdürmüştü: Çok küçük şeylerden bahsediyoruz, yani şekillerini anlamak aylar, yıllar süren zor bir iş. Yüz milyonlarca protein cinsinin sadece küçük bir kısmının şekli 60 yıllık çalışmayla anlaşılabilmiş. Şeklini anlayabilirseniz her türden tuhaf hastalığa ilaç yapabilirsiniz.

Say ayrıca, proteinlerin yapısının çözülmesinin bilimkurguyu andıran gelişmelere kapı aralayabileceğini belirtmişti: Aynı zamanda hiç insan vücudunda görülmemiş veya doğada olmayan birtakım yeni proteinler imal edebilirsiniz. Bilimkurgusal bir gelişmeden bahsediyoruz.

DeepMind’ın konuyla ilgili basın açıklamasında görüşlerine yer verilen, ROME Therapeutics CEO’su Rosana Kapeller da programın ilaç keşfine damga vuracağını belirtiyor: Yeni ilaçları hastalara daha hızlı ulaştırma etkisini fark etmenin henüz ilk aşamasındayız.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Osman Kavala: AİHM Kararını Tüm Milletvekillerine Göndereceğim

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Gezi Davası kapsamında tutuklu bulunan Tayfun Kahraman, Hakan Altınay, Can Atalay ve Osman Kavala’yı Silivri Cezaevi’nde ziyaret etti.

İş insanı Osman Kavala, Çakırözer ile aracılığıyla gönderdiği mesajda, “AİHM’in, tutukluluğumun hak ihlali olduğu yönündeki kararına uymayan Türkiye hakkında son olarak verdiği kararı çevirtip TBMM’deki tüm milletvekillerine göndereceğim. Özellikle de susturma ve caydırma amacıyla, yani kasıtla bunların yapıldığını anlatan 18. Maddenin ihlali konusunu tüm vekiller bilmeli, okumalı” dedi.

“Hukuksuzluk sona ermeli”

Hukuksuzluğun bir an önce sona ermesini talep eden Tayfun Kahraman da şunları söyledi:  “Burada tutulduğumuz her gün hayatımızdan çalınan günler. 3 Ağustos’ta 100. gün olacak. Osman Kavala için 1734 gün! Bu hırsızlığa son verin. İstinaf Mahkemesi bir an önce dosyamızı ele almalı. Anayasa Mahkemesi bir an önce tutukluluğumuzla ilgili hukuksuzluğa dur demeli.”

“Bir tek bunlar mı doğruyu biliyor?”

Hakan Altınay ise mesajında, şöyle dedi: “AİHM kararını tanımamak, Avrupa Konseyi çağrısını kararına uymamak bunlar bugüne kadar hiç olmayan işlerdi. Türkiye’de 66 hükümet kuruldu. Avrupa Konseyi’ne üye olduğumuz günden bugüne kurulan 48 hükümet Avrupa Konseyi ile ilişkileri, üyeliğimizi, AİHM kararlarına uyumu hep Türkiye’nin çıkarına gördü.

“Yani o 48 hükümetin hepsi yanılıyordu da bir tek bunlar mı doğrusunu biliyor ve AİHM kararına uymuyor? Erbakan, Ecevit, Demirel, Çiller, Özal hepsi de yanılıyor olamaz. Şimdi bu uluslararası kuruluş, onun mahkemesi diyor ki ‘Sizin mahkemenizin kararları yok hükmündedir.”

“İstinafın mutlaka bozması gerekir”

Can Atalay da mesajında şu ifadelere yer verdi: “En önce de Osman Kavala’yı bırakmaları lazım. Hukuka aykırılıklar var. Daha önceki bozma kararlarındaki bozma gerekçelerine bile uyulmamış. İstinafın mutlaka bozması gerekir. Hele de AYM hakkımızda hak ihlali vermezse kendini kapatmış sayılır.

“Dışarıda bizimle gösterilen dayanışmaya minnettarız. Teşekkür ederiz. Tabi ki iyiyiz, güçlüyüz, sağlamız. Ama burada bir gün dahi tutulmamız fazladır. O yüzden çiğnenen yok sayılan hak ve özgürlüklerimizi derhal istiyoruz. Hakkımızın teslim edilmesini istiyoruz.”

“Özgürlüklerine kavuşmalılar”

Ziyaretiyle ilgili açıklama yapan Çakırözer, “Hep söyledik, yine söylüyoruz. Gezi de milyonlar Anayasal hak olan protesto hakkını kullandı. Tayfun Kahraman, Hakan Altınay, Can Atalay, Mücella Yapıcı, Mine Özerden, Çiğdem Mater aylardır cezaevinde, cezaevlerindeki 100’üncü günlerini gelecek hafta dolduracaklar.

“Aynı şekilde Osman Kavala 1734 gündür tutuklu. Onların bir gün dahi cezaevinde tutulması haksızlıktır, hukuksuzluktur. Anayasa Mahkemesi onların başvurularını bir an önce ele alarak bu hukuksuzluğu bozmalı, adaletsizlik bir an önce giderilmelidir. Bu masum insanlar derhal özgürlüklerine kavuşmalıdır” diye konuştu.

Paylaşın

Kovid 19 Verilerindeki Büyük Tutarsızlık Raporlara Yansıdı!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, hazırladığı “21 İlde Bulaşıcı Hastalık Ölümleri Raporu”nda Sağlık Bakanlığı’nın pandemi nedeniyle gerçekleşen ölümlerin verilerinde tutarsızlık olduğunu açıkladı.

ANKA’da yer alan habere göre, CHP’li İlgezdi, yeni tip koronavirüs (Covid-19) kaynaklı ölümlerle ilgili CHP’li 21 belediyenin ölüm verilerinden derlediği raporda, “Söz konusu 21 ilde Belediyelerimizin kayıtlarına göre 1 Mart 2020 – 30 Haziran 2022 tarihleri arasında bulaşıcı hastalık sebebiyle vefat eden yurttaşlarımızın toplam sayısı 96 bin 985 kişidir. Sağlık Bakanlığı tarafından 3 Temmuz 2022 tarihi itibarıyla ölüm nedeni Covid-19 olarak bildirilenlerin sayısı ise yurt çapında toplam olarak 99 bin 57 kişidir” ifadelerine yer verdi.

Gamze Akkuş İlgezdi, raporunda şunları kaydetti:

“2020 yılında kapsadığı nüfus 39 milyon 720 bin 917 kişi olan ve ülkemizin nüfusunun yüzde 46,9’unu temsil eden 11 Büyükşehir ve 10 il belediyemizde 1 Mart 2020 – 30 Haziran 2022 tarihleri arasında bulaşıcı hastalık nedeniyle ölen yurttaşların sayısı değerlendirilmektedir. Söz konusu 21 ilde Belediyelerimizin kayıtlarına göre 1 Mart 2020 – 30 Haziran 2022 tarihleri arasında bulaşıcı hastalık sebebiyle vefat eden yurttaşlarımızın toplam sayısı 96 bin 985 kişidir.

Sağlık Bakanlığı tarafından 3 Temmuz 2022 tarihi itibarıyla ölüm nedeni Covid-19 olarak bildirilenlerin sayısı ise yurt çapında toplam olarak 99 bin 057 kişidir. Pandeminin ilan edilmesi sonrasında 2020 yılında her ay Sağlık Bakanlığı tarafından yurt çapında açıklanan Covid-19 ölüm sayısı, CHP Genel Merkezi tarafından toplanan bulaşıcı hastalık ölüm sayılarından daha düşüktür.

30 Haziran 2022 tarihi itibarıyla Türkiye’de Covid-19 ölümlerinin Sağlık Bakanlığı’nın bildiriminden yaklaşık 2,1 kat daha fazla olarak 206 bin 760 kişi olabileceği tahmin edilmektedir. Belediyelerde de ölüm raporlarına bulaşıcı hastalık yazılmayan ölümlerin varlığı, ülkemizdeki Covid-19 ölüm sayısının daha fazla olma olasılığının araştırılmasını gerektirmektedir.

21 Belediyenin kayıtlarında aylara göre bulaşıcı hastalık ölümleri değerlendirildiğinde en yüksek ölüm sayısı 2020 yılının Kasım ve Aralık ayında, 2021 yılının Nisan ayında ve 2022 yılının Şubat ayında kayıtlara yansımıştır. 2022 yılının Mayıs ve Haziran aylarında en düşük ölüm sayısı gözlenmektedir.”

‘Pandeminin ülkemizdeki yükü Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilerden çok daha ağırdır’

“Türkiye Temmuz ayının başı itibarıyla dünyada doğrulanmış Covid-19 olgu sayısında 10. Doğrulanmış ölüm sayısında ise 19.sıradadır. Doğrulanmış olgu sayılarının da eksik açıklandığı tartışmaları bir yana, Covid-19 nedeniyle ölüm sayıları doğru olarak açıklanmış olsa, ülkemizin ölüm sayılarına göre pandeminin en çok etkilediği dünyadaki 7. ülke olduğu anlaşılacaktır. Dünya nüfusuna göre 17.sırada olan ülkemizin Covid-19 pandemisinde olgu ve ölüm sayılarında üst sıralarda yer alması, pandemiye karşı güçlü bir yanıtın verilemediğinin en açık göstergeleri arasında yer almaktadır.

En son bütçe görüşmeleri sırasında bizzat Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da Covid-19 hastalığı geçirenlerde hastalığın bıraktığı hasarlardan dolayı gelecek üç yıl boyunca mevcut ölümlerin üç-dört katı kadar kayıp beklendiğini açıklamak zorunda kalmıştır. Ne TÜİK ne de Sağlık Bakanlığı ülkemizdeki 2020 ve 2021 yıllarına ait toplam ölüm sayılarını bile halen açıklamamıştır. Covid-19 pandemisi ülkemizde iyi yönetilememektedir ve açıkça görüldüğü gibi Covid-19 pandemisinin ülkemizdeki yükü Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilerden çok daha ağırdır.”

Paylaşın

Seçimlerden HDP’nin Ana Muhalefet Olduğu Bir Tablo Ortaya Çıkabilir

Seçimler sonrasında ortaya çıkacak sonuçların çok şeye gebe olduğunu belirten gazeteci Sedat Bozkurt, son yazısında, “Millet İttifakı’nın koalisyon hükümeti oluşturduğu bir parlamento zemininde HDP’nin ana muhalefet olduğu bir tablo da çıkabilir” ifadelerini kullandı.

‘Ankara kulislerini iyi koklamasıyla’ tanınan gazeteci Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan yazısında bir yıldan az süre kalan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine değindi.

HDP’nin kilit parti olduğunu, bu nedenle hep kendisiyle diyalog kurulmasını istediğini belirten Bozkurt, “Çünkü istemediği adayın cumhurbaşkanı seçilmesini engelleyecek bir oy potansiyeline sahip. Onaylayacağı bir adayı da ilk turda cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtabiliyor” dedi; ardından şunları kaydetti:

“HDP’nin de önceliği parlamenter sistem. Parlamento zemininde anayasa değişikliği konusunda Millet İttifakının yeterli sayıyı bulmasında kolaylaştırıcı olacak bir durum bu. İktidar bileşenlerinin ‘masanın altına’ itelenmesine karşın Deva, Gelecek, SP ve CHP’nin HDP ile temasları, önlerine somut hedefler koymasalar da mevcut.

Seçimler sonrasında ortaya çıkacak sonuçlar da çok şeye gebe. Buradaki denklemde de HDP önemli. Seçim kaybetmiş Erdoğan ve parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmiş AKP yönetilebilir mi? İktidar, devlet elinden gitmiş bir Erdoğan ve partisi AKP, muhalefet yaparak politik olarak hayatını devam ettirebilir mi? Neye, nasıl muhalefet yapacak? Bunlar ciddi ve Erdoğan ile AKP açısından baraj soruları.

‘HDP’nin ana muhalefet olduğu bir tablo’

Bu şartlar altında parlamento dağılımı mutlaka değişecektir. Ve o değişim sonucunda ortaya Millet İttifakı’nın koalisyon hükümeti oluşturduğu bir parlamento zemininde HDP’nin ana muhalefet olduğu bir tablo da çıkabilir. İşte bir başka denklem daha. Bu meseleleri çok konuşacağız sanırım. (…)”

Yazının tamamını için TIKLAYIN

Paylaşın

“Akşener, Kılıçdaroğlu’nun Adaylığına ‘Hayır’ Diyemez” İddiası

‘Altılı Masa’nın önündeki en önemli konulardan biri ortak cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi olacak. Altılı masa temsilcileri aday belirleme sürecinde masanın itici iki gücü olan CHP ve İYİ Parti genel başkanlarının anlaşmasının önemine dikkat çekiyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre burada son dönem adaylıkta ismi öne çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “hayır” diyemeyeceği ileri sürülüyor.

Bu görüşü savunanlar özellikle Kılıçdaroğlu’nun İYİ Parti’nin seçime girememe tehlikesi ortaya çıktığında CHP’li 15 milletvekilinin İYİ Parti’ye geçiş sürecini hatırlatıyor. İYİ Parti ise konuya farklı bakıyor.

2019 yerel seçimlerinde CHP ve İYİ Parti’nin iş birliği ile çok sayıda büyükşehir ve il belediyesinin CHP tarafından kazanıldığını, İYİ Parti’nin ise sadece 18 belediye aldığını kaydeden partililer “Borç-alacak kalmadı” diyor.

Muhafazakarlarda Kılıçdaroğlu algısı: Sakinliği olumlu karşılanıyor

“Altılı Masa”daki muhafazakar partiler iktidar tarafından “CHP’nin vagonuna binmek” suçlamasıyla karşılaşıyor. Söz konusu propagandanın seçim boyunca da devam edeceği görülüyor. Ancak söz konusu partiler seçmen tabanında bunun çok karşılık bulmayacağı görüşünde.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığı durumunda da tabandan büyük tepki beklemediklerini kaydeden muhafazakar bir partideki bir yetkili, “Partimizin çalışmaları kapsamında değişik illerde gençlerle bir araya geliyoruz. İleri yaştakiler daha sert ama gençler Kemal Bey konusunda daha ılımlı. Özellikle sakinliği olumlu karşılanıyor. Gençler artık bağıran çağıran, kendine karışan birini istemiyor. ‘İşini iyi yapsın yeter’ diyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Paylaşın

Fransa’da 102 Parlamenterden Ortak ‘Erdoğan Bildirisi’

Fransa’da senatör Laurence Cohen’in girişimiyle farklı siyasi gruplardan 102 parlamenter, yayımladıkları ortak bildiride Türkiye’nin olası Suriye operasyonuna karşı çıkılması çağrısında bulundu.

“Erdoğan’ın savaş çılgınlığına karşı çıkılmalı” başlıklı mektupta senatörler, Türk hükümetinin, “Ukrayna savaşı ile NATO’da merkez rolünü oynama stütüsünden faydalanarak Suriye’nin kuzeyindeki saldırıları yoğunlaştırmak için Atlantik İttifakı’nın onayını elde etmeye çalıştığını” ifade etti.

Le Journal du Dimanche gazetesinde yayımlanan bildiride yer alan ifadeler şöyle:

“Suriye’nin kuzey ve doğusunda özerk yönetim tarafından kontrol edilen bölgelerde savaşın neden olduğu korkunç koşullara rağmen Kürt, Arap, Asuri-Keldani, Ermeni ve tüm etnik halklar bir arada yaşamakta ve kendilerini demokratik, feminist ve ekolojik bir sistem içinde örgütlemeye çalışıyor ve diyalog içinde barışı inşa etmek için mücadele ediyorlar.”

Batılı ülkeler artık Türk ordusu tarafından işlenen ihlalleri görmezden gelmemelidir. Kürt savaşçılarının IŞİD’e karşı mücadeledeki kararlılığı tüm uluslararası toplum tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Ancak bugün unutulmuş görünüyorlar. Kürt müttefiklerimize bir kez daha saldırılmasına izin veremeyiz ve vermemeliyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, güney sınırları boyunca 30 km derinliğinde güvenli bölgeler oluşturmak istediklerini duyurmuş ve yeni operasyon sinyali vermişti.

Euronews’e konuşan Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Güray Alpar, operasyonun Türkiye’nin kendi güvenliğini tesis etmesi açısından önemli olduğu kanaatinde. Alpar, Suriye’de istikrarın sağlanması ve göçmenlerin de kendi ülkelerine dönebilmeleri için bu bölgelerin ‘temizlenmesi’ gerektiğini vurguluyor.

Kimi analistler ise bunun seçim öncesi iç kamuoyuna yönelik bir hamle olduğu görüşünü dile getiriyor.

Ancak operasyona şu ana kadar ABD, Rusya ve İran, bölgeyi istikrarsızlaştıracağı gerekçesiyle karşı çıktı.

Son olarak İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Tahran’da yaptığı görüşmede Türkiye’nin Suriye’ye yapacağı olası askeri operasyonun, bölge için “zararlı” olacağını söylemişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Uçuk Virüsü, Bronz Çağı’ndaki Öpüşme Geleneğinin Mirası

İngiltere’de Cambridge Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, uçuk virüsünün (Herpes Simplex HSV-1) geçmişinin Bronz Çağı’na kadar gittiğine ve öpüşmeyle yayıldığına işaret ediyor.

Araştırmaya göre, bugün dünyada yaklaşık 3,7 milyar kişiyi etkileyen virüs, 5.000 yıl önce Avrasya’dan Asya’ya büyük göçlerle ortaya çıktı.

Virüsün adaptasyon sürecini anlamak için yapılan araştırma kapsamında binlerce yıl öncesinden DNA örnekleri incelendi.

Araştırmacılar göçün nüfusun yoğunlaşmasına yol açtığını ve bunun da öpüşme gibi yeni kültürel uygulamalar yoluyla virüsün yayılmasını hızlandırdığı sonucuna vardı.

Bilim insanları bu araştırmayla ilk kez eski virüsün genom sekans bilgilerinin oluşturulduğunu söylüyor.

Herpes virüsünün daha önceki genetik bilgileri 1925 yılına dayanıyordu.

Ama şimdiki araştırmada bin yıldan daha uzun bir süre öncesine ait insan kalıntılarında dört yeni örnek daha bulundu.

Bu veriler kullanılarak virüsün evriminin tahmini zaman çizelgesi oluşturuldu.

Araştırmada kullanılan örnekler, insan kalıntılarının diş köklerindeki viral DNA’ların çıkarılmasıyla elde edildi.

Yüzdeki herpes, ağız yoluyla yayılıyor. Araştırmacılar öpüşmeye dair ilk kayıtların Güney Asya’da bulunan Bronze Çağı’na ait bir el yazmasında yer aldığını söylüyor.

Roma İmparatoru Tiberius öpüşmeyi yasaklamaya çalışmıştı

Yüz yıllar sonra Roma İmparatoru Tiberius resmi etkinliklerde öpüşmeyi yasaklamaya çalışmıştı. Araştırmacılar bunun herpesle bağlantılı olduğuna inanıyor.

Cambridge Üniversitesi St. John’s College öğretim üyesi ve Tartu Üniversitesi tarih öncesi DNA araştırmaları laboratuvarı başkanı Dr. Christiana Scheib, şunları söylüyor:

“Her primat türünde bir tür herpes var. Bu virüs kendi türümüzün Afrika’yı terk ettiğinden beri bizimle. Fakat 5.000 yıl önce olan bir şey – bu öpüşmeyle bağlantılı olabilir- bir herpes türünün diğer türlere baskın çıkmasına neden oldu.”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın