İşsizlik Fonu: Patronlar, İşsizlerden 2 Kat Daha Fazla Destek Aldı

İşsizlik Fonu’ndan yılın ilk yarısında işsizlere 5,8 milyar TL, patronlara ise 11,4 milyar TL ödeme yapıldı. CHP’li Veli Ağbaba da yüksek işsizlik oranlarına dikkat çekerken, fondan yararlanan işçi sayısının yarım milyona dahi ulaşmadığını belirtti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, İşsizlik Sigorta Fonu’ndan yılın ilk yarısında patronların işsizlerden 2 katı oranında daha fazla destek aldığını belirtti. Ağbaba, “Fon, işsizlerden çok işverene çalışan bir yapıya bürünmüş durumda. Ekonomik krizde dahi temel görevi işsizlere destek olmak olan fondan her 100 işçiden 89’u fondan yararlanamıyor. Yılın ilk 6 ayında fondan aslan payını yine işverenlerin aldığı görülüyor” dedi.

İşsizlik Sigortası Fonu’ndan geçmiş dönem ödemeleri süren işsizlerle birlikte haziran ayında ödeme yapılan işsiz sayısının 430 bin olarak açıklandığını anımsatan Ağbaba, “Türkiye’de dar tanımlı işsizliğin 3,8 milyon, geniş tanımlı işsizliğin 8,4 milyona dayanmış olmasına rağmen fondan yararlanan işçi sayısı yarım milyon bile değil” diye konuştu.

Patronlara 11,4 milyar lira

Bu yılın ilk yarısında fondan işsizlere 5,8 milyar TL, işverenlere teşvik ve destek ödemeleri adı altında 11,4 milyar TL ödeme yapıldığını da anımsatan Ağbaba, iktidarı halktan yana bütçe kullanımına davet etti ve “Şartlar, işsizler, fondan yararlanmasın diye oluşturulmuş” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de işsizlik ödeneğinden yararlanabilme koşullarına baktığımızda ‘İşsizler fondan nasıl daha fazla yararlanabilir?’ mantığından çok, ‘Nasıl daha az yararlanabilir?’ mantığının işlediğini görüyoruz” diyen Ağababa, “İşsizlik ödeneğinden yararlanmak için iş sözleşmesinin sona ermesinden önceki son 120 gün iş sözleşmesine tabi olmak ve iş sözleşmesinin feshinden önceki son 3 yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödemiş olmak gerekiyor. Şartlar o kadar ağır ki her 100 işsizin 89’u kendi fonundan yararlanamıyor. Ayrıca temmuz ayı itibarıyla en düşük işsizlik ödeneği 2 bin 588 liraya, en yüksek işsizlik ödeneği ise 5 bin 176 liraya yükseldi. Bu da yeniden açlık ve sefalettir. Zor durumdaki işsize bir de fon darbesidir” ifadelerini kullandı.

Fon harcamaları

Fon kapsamında harcanan rakamlar şöyle:

İşsizlik ödeneği: 5 Milyar 802 Milyon TL

Teşvik ve destek ödemeleri: 11 milyar 373 Milyon TL

Aktif iş gücü ödemeleri: 2 Milyar 81 Milyon TL

İşbaşı eğitim ödemeleri: 4 milyar 39 Milyon TL

Paylaşın

Süper Kupa’nın Sahibi Trabzonspor

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından 16. kez düzenlenen Süper Kupa’da geçen sezonun Süper Lig şampiyonu Trabzonspor ile Ziraat Türkiye Kupası kazananı Sivasspor karşı karşıya geldi.

Haber Merkezi / Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanan mücadeleyi Trabzonspor 4-0 kazandı. Bu sonucun ardından Trabzonspor üst üste 2. kez, toplamda ise 3. kez kupayı müzesine götürdü. Bordo-mavililere galibiyeti getiren golleri 37 ve 51. dakikalarda Cornelius, 64. dakikada Larsen ve 76. dakikada penaltıdan Bakasetas kaydetti.

Süper Kupa ilk kez 2006 yılında oynanırken, Beşiktaş kupayı müzesine götüren ilk takım, Galatasaray ise Süper Kupa’yı şimdiye dek en çok kazanan takım oldu.

Galatasaray, ilk organizasyonda Beşiktaş’a boyun eğmesine rağmen sonraki süreçte 6 kez mutlu sona ulaştı. Trabzonspor ve Fenerbahçe’nin 3 kez kazandığı kupayı, Beşiktaş iki kez, Konyaspor ve Akhisarspor ise birer kez havaya kaldırdı.

Karşılaşmadan dakikalar:

15. dakikada sol kanattan Visca’nın kullandığı köşe vuruşu sonrası penaltı noktası üzerinde topa iyi yükselen Vitor Hugo’nun kafa vuruşunda top üstten dışarı gitti.

27. dakikada sol çaprazdan topla ilerleyen Eren Elmalı ceza sahasına girerek yaptığı yerden vuruşta kaleci Ali Şaşal topu oyun alanına çeldi. Seken topu savunma uzaklaştırdı.

37. dakikada sol taraftan Visca’nın kullandığı köşe vuruşunda Cornelius ceza sahası içinde sol ayakla yaptığı düzgün vuruşta meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-0

43. dakikada Gradel’in sol kanattan kullandığı köşe vuruşunda arka direkte topa yükselen Caner Osmanpaşa’nın kafa vuruşunda top üstten dışarı gitti.

48. dakikada soldan Gradel’in yay üzerine gönderdiği topa Erdoğan Yeşilyurt kafayı vurdu. Top, Uğurcan Çakır’ın üzerine gitti.

Trabzonspor, 51. dakikada yeniden Andreas Cornelius’un bulduğu gol ile farkı 2’ye yükseltti. Visca’nın sağ kanattan yaptığı ortayı Ali Şaşal elinden kaçırdı. Bir anda topu önünde bulan Cornelius vuruşunda golü kaydetti.

55. dakikada Erdoğan Yeşilyurt’un sağdan ceza sahasına gönderdiği top kafalardan sekti ve Caner Osmanpaşa’nın önüne düştü. Caner Osmanpaşa’nın vuruşu kaleci Uğurcan Çakır’da kaldı.

Trabzonspor, 64. dakikada Larsen’in kaydettiği gol ile 3-0 öne geçti. Hızlı gelişen Trabzonspor atağında topu önünde bulan Larsen uzaktan sert vurdu top yerden ağlarla buluştu.

74. dakikada Trabzonspor, Kouassi’nin ceza sahası içerisinde yerde kalması sonrası penaltı kazandı. Topun başına geçen Bakasetas şutunda topu filelere gönderdi ve skoru 4-0’a getirdi.

80. dakikada Hızlı gelişen Trabzonspor atağında Kouassi soldan bindirme yapan Bakasetas’a bıraktı. Bakasetas’ın tekrar içeri doldurduğu topa kimse dokunamadı.

90+4. dakikada Trabzonspor, maçın 90+4. dakikasında penaltı kazandı. Topun başına geçen Emrehan Gedikli penaltı vuruşundan yararlanamadı.

Stat: İstanbul Atatürk Olimpiyat

Hakemler: Mete Kalkavan (Hakem), Kerem Ersoy (1. Yardımcı Hakem), Esat Sancaktar (2. Yardımcı Hakem), Bahattin Şimşek (4. Hakem) Alper Ulusoy (AVAR), Özgür Yankaya (AVAR)

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Edin Visca (72. dakika Jean Evrard Kouassi), Dorukhan Toköz, Abdülkadir Ömür (82. dakika Emrehan Gedikli), Anastasios Bakasetas, Vitor Hugo, Andreas Cornelius (58. dakika Djaniny), Marek Hamsik, Eren Elmalı, Jens Stryger Larsen, Trezeguet (72. dakika Emmanouil Siopis)

Demir Grup Sivasspor: Ali Şaşal Vural, Murat Paluli (73′ Leke James), Aaron Appindangoye (63. dakika Kerem Atakan Kesgin), Caner Osmanpaşa, Uğur Çiftçi, Robin Yalçın, Fredrik Ulvestad, Hakan Arslan, Erdoğan Yeşilyurt (81. dakika Dimitrios Goutas), Max Gradel (81. dakika Ziya Erdal),  Mustapha Yatabare (63. dakika Karol Angielski)

Goller: 37 ve 51. dakika Andreas Cornelius, 64. dakika Jens Stryger Larsen, 76. dakika Anastasios Bakasetas (Trabzonspor)

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Bir Ülke Bu Kadar Mı Soyulur?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, esnaf ziyareti için gittiği Balıkesir’in Bandırma ilçesinde kendisini bekleyenlere hitap etti. Akşener, konuşması sırasında, programını takip eden eski AK Parti Balıkesir milletvekili Turhan Çömez’i yanına davet etti. 

Yeni Çağ gazetesinin aktardığına göre İYİ Parti Lideri Akşener, Turhan Çömez’in FETÖ’ye karşı duruşundan övgü ile bahsetti.

İnsanların dertlerinin konuşulmadığı, bu dertlere çareler üzerinden rekabet yapılmadığı bir sistemi kaldırıp; öznenin yeniden seçmen olduğu bir anlayışı ortaya koymak üzere gezdiklerini ifade eden Akşener, “Ceketimi assam, şapkamı koysam seçilirim’ anlayışı ağabeylerin çok rahatına geldi. Ağabeyler seçmeni görmeden, seçmenin dertlerini dinlemeden, bizi ait olduğumuz alanlar üzerinden birbirimize düşman ederek yaptıkları politikayı birlikte ortadan kaldırıyoruz. Muhteremler çok rahatsız” dedi.

Esnaf dükkanları içinde müşterilerin velinimet olduğunu belirten Akşener, siyasetçi için de seçmeni velinimet yapacaklarını söyledi. Akşener, “Benim gibi her birini buraya getireceksiniz, karşınızda ‘hazır ol’da durduracaksınız. Oylarınızı manevi anlamda çok pahalıya vereceksiniz” diye konuştu.

“Bu ülkede öyle büyük haksızlıklar var ki. Bizden evvel kimse konuşmuyordu” diyen Akşener, “92 puan alıp atanamayan genç gördüm. Onun yerine bağıra bağıra ağlayan annesini gördüm bu dükkanların içinde. Gebe ineğini gözyaşları içerisinde kesime gönderen besiciler gördüm. Tarlasına nisan ayında atması gereken gübreyi atamadığı için kara kara düşüp, gözünden yaş akan çiftçi gördüm. Süt ineklerini sürekli zarar ettiği için kesime gönderen insanlar gördüm. Akşama ne pişireceğini kara kara düşünen anneler gördüm. 92 puanla atanamayıp 58 puanla arkadaşı atandığı için ağlayan çocuklar gördüm. Mülakatta 88 puanla elenmiş gençler gördüm. Bu ülkede harami düzen var. Her şeyden önce seçmen olarak bu düzeni beraber kaldıracağız. Helal oylarınızla, demokrasiyle, sandıkta bu harami düzeni birlikte yıkacağız inşallah” ifadelerini kullandı.

Mülakat sisteminin AK Parti’ye işçi bulma kurumu gibi çalıştığını savunan Akşener, iktidar olmaları durumunda bu sistemi kaldıracaklarının mesajını verdi.

‘Bir ülke bu kadar mı soyulur?’

Akşener şöyle devam etti:

“Bir şey daha var. Ya kardeşim bir ülke bu kadar mı soyulur? 24 milyar lira Türk Telekom’dan alındı. Sizin vergilerinizle alındı, gidildi Hariri’nin cebine konuldu. Hariri kim, Sayın Erdoğan’ın aile dostu. Biliyorsunuz aile dostlarına mahcup olunmaz. Size mahcup olmak hiç umurlarında değil. Bunun cevabını vereceksiniz, vermelisiniz. 24 milyar lira ile neler olur? Gençlerin KYK borçları silinir, nisan ayında gübre atamayan tüm çiftçilerin gübreleri ücretsiz verilebilirdi. Geçen hafta pazar günü Sayın Mansur Yavaş’la beraber Ankapark diye bir ucube gezdik. Tam 14 milyar lira harcanmış. 24 ile toplayın. 38 milyar lira ile bu ülkede neler yapılmazdı. Bu ülkede çiftçinin mazotu, gübresi, ilacı ile hayvancının yemi sübvanse edinilebilirdi Onlara nakit olarak yardım yapılıp, üretim yapmaları sağlanabilirdi. Çocuklarımız büyükşehirlerde aç. Devlet okullarında okuyan, ilkokul birden lise son sınıfa kadar olan çocuklarımızın sabah kahvaltısı ile öğle yemeği verilebilirdi. Binlerce kadınımıza, kooperatifimize ve üreticimize katkıda bulunulabilirdi. Kadınlara iş imkanı sağlayabilirdik.”

‘Çaldırmayacaksınız, çalmayacaksınız’

“Bütün bunların düzeltilmesinin çok kolay olduğunu kaydeden” Akşener, “Çaldırmayacaksınız, çalmayacaksınız. İsraf etmeyeceksiniz. Kaynakları yerinde kullanacaksınız. Türkiye’nin imkanları büyük, Türkiye’nin harika insanları var, Türkiye’nin muhteşem gençleri var. O gençlerin önüne umudu koyacaksınız, istihdamı yaratacaksınız. Türkiye’nin çözülemeyecek problemi yok. Tekrar söylüyorum; hırsızlık yapmayacaksınız, hırsızlığa müsaade etmeyeceksiniz. İsrafı önleyeceksiniz. Bütün bunların neticesinde elbet de el ele verip bu harami düzeni değiştireceğiz. Seçmenin velinimet olduğunu siyaset ağalarına birlikte göstereceğiz inşallah” diye konuştu.

Paylaşın

Ali Koç: Ukrayna’dan Özür Dilemeyeceğiz

Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu toplantısında konuşan Başkan Ali Koç,  Dinamo Kiev ile oynanan Şampiyonlar Ligi maçında Fenerbahçeli taraftarların yaptığı ‘Putin’ tezahüratları için özür dilemeyeceklerini açıkladı. 

Ali Koç, ” Ukrayna’dan özür dilemeyeceğiz. Ukrayna Büyükelçisi’nin hadsiz söylemleri sonrasında o bizden özür dilemeli. Medyada her konumuza maydonoz olan rakip takım taraftarlarından etkilenmiş olmalısınız” dedi.

Koç sözlerine, “Bir camia var ki, yönetimi, başkanı, sporcusu kim olursa olsun bizim tarafa dokunmaktan kaçınmıyor. Her konumuza maydonoz oluyor. Biz, ayrıştırmayı değil, birleştirmeye odaklıyız. Bu ülkeyi ayrıştıran o kadar çok unsur var ki, futbol bunun başında gelmemeli” diyerek devam etti.

Koç ayrıca şu sözleri sarf etti:

“İki gündür bu haksızlığa, bu çifte standarda, Fenerbahçe’ye yapılan bu hakarete kafa yoruyorum. 20 saniyelik bir olaydan bahsediyoruz. Hatırlatırım maç 120 dakika. İkinci golü yedik bir şey olmadı, elendik tezahürat olmadı, ilk golde oldu. Bence yakışıksız ve gereksiz, Fenerbahçe kimliğinden uzak bir tezahürattı; ama ne yapacağız, ağızlarına fermuar mı koyacağız?

Daha maç başlamadan, eskiden Türkiye’de oynayan bir kalecinin maçtan önce tribünleri gerdiğini gördük. Sonra gol geldi. Yine o oyuncu yedek kulübesinden fırlayıp öyle hareketler yaptı ki… Golü atan da yaptı. Yine de bize yakışmadı bu söylem. Lucescu’ya teşekkür etmek istiyorum. Kendisi oyuncuyu yanına çağırıp bağırdı çağırdı.”

Koç ayrıca, “20 saniyelik bir tezahüratı sanki koordineliymiş gibi bir siyasi kimliğe oturtmak isteyenleri kınıyorum. Türkiye’nin de Fenerbahçe’nin de bu işgalle ilgili duruşu nettir. Nedir o duruş? Biz kimsenin tarafında değiliz. Bizde Ukraynalı sporcu da var, Rus oyuncu da var” açıklamasında bulundu.

Fenerbahçe geçen hafta içinde oynanan Dinamo Kiev maçı sırasında tribünlerinden yapılan “Vladimir Putin” tezahüratına ilişkin açıklama yapmıştı. Açıklamada şu ifadeler yer almıştı:

“Dünkü maçın 58. dakikasında rakip takımın bazı oyuncularının, özellikle geçmişte ülkemizde bir takımda forma giyen yedek kalecilerinin gol sonrası sergilemiş olduğu abartılı hareketler, tribünlerin bir bölümünün galeyana gelmesine ve 120 dakika süren maç içerisinde sadece 20 saniye süren bir reaksiyona sebebiyet vermiştir.

Sebebi her ne olursa olsun tribünlerimizin bir bölümünden yükselen reaksiyonu Fenerbahçe Spor Kulübü olarak kesinlikle kabul etmiyoruz.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Devletin Geleceği Tehlikede

Partisine katılan muhtarla bir araya gelerek rozet takan Kılıçdaroğlu, Altılı Masa’da her partinin farklı görüşte olduğunu ancak ortak görüşün Türkiye’ye aydınlığa çıkarma amacında buluştuklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak zorundayız, bir rayına oturtmak zorundayız. Devletin geleceği tehlikede” dedi.

Kayseri’de görevli 14’ü AK Parti, biri MHP’den istifa eden 57 muhtar Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) katıldı. Partinin genel merkezinde düzenlenen törende CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeni katılan isimleri temsilen 5 muhtara rozet taktı. Törene CHP Milletvekilleri de katılırken, Kılıçdaroğlu da gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Tarihimizde olmadığımız kadar kamplaştık ve kutuplaştık. Bu doğru değil” diyen Kılıçdaroğlu, kimlik üzerinden siyaseti doğru bulmadığını belirterek, “Herkesin yaşam tarzı kendisine aittir. Birlikte olmak zorundayız ve Türkiye’nin bu kutuplaşmayı aşması lazım. Çok büyük sorunlarımız var. Düşündüğünüzden çok daha büyük” dedi.

‘Devletin geleceği tehlikede’

Altılı Masa’ya ilişkin de konuşan Kılıçdaroğlu, “Her birimiz ayrı partiyiz, aslında. Her birimizin programı ayrı. Ama her birimizin bir ortak görüşü var. Az önce söylediğim görüş. Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak zorundayız, bir rayına oturtmak zorundayız. Devletin geleceği tehlikede. Bu olmaz. Biz bütün komşularla dost olmak zorundayız. Niye biz Suriye’nin iç işlerine karışıyoruz? Neden kavga ediyoruz Suriyelilerle? Kaldı ki Orta Doğu coğrafyasıyla biz akrabayız zaten. Akrabayız yani, orada Türkmenler yok mu? Var. Burada da Türkler var, akrabayız. Orada Kürtler yok mu? Var? Burada da var, akrabayız. Orda Araplar var. Burada da var, akrabayız. Geçen Düzce’deydim, orada söyledim, ezogelin çorbasını hepimiz seviyoruz, ezogelin kim? Bizim kızımız, nereye verdik? Suriye’ye gelin verdik. Hâlâ akrabalık var, hâlâ gidip gelenler var” ifadelerini kullandı.

“Orta Doğu’da barışı sağlamak ne demek biliyor musunuz? Türkiye’nin çok hızlı büyümesi demektir, Türkiye’nin çok hızlı kalkınması demektir” diyen Kılıçdaroğlu, “Türkiye dominant ülke, dominant Türkiye. Biz ürettiğimiz malların tamamını Orta Doğu’ya satabiliriz. Orta Doğu’yu besleyebiliriz. Onlar da büyürler, biz de büyürüz. Bizim Avrupa Birliği’ne; tamam, demokratik standartlarını alalım. Güzel ama biz bütün mazlum ülkelere de örnek olmak zorundayız. Biz bağımsızlığımızı ilan ettikten sonra bütün mazlum ülkelere ülkeler de bağımsızlık ilan etti. Biz cumhuriyeti ilan ettik. Bütün o Müslüman ülkelerin tamamı cumhuriyeti ilan ettiler. Dolayısıyla biz onlara örnek olmak zorundayız” şeklinde konuştu.

Muhtarların toplumun kanaat önderi olduğunu söyleyen CHP lideri, “Seçilmiş kişilersiniz, vatandaşın en rahat ulaştığı, seçilen kişi sizsiniz. Bakana ulaşamaz, milletvekiline ulaşamaz; diğer seçimle gelen pek çok kişi… Belediye başkanına rahat ulaşamaz ama muhtarın kapısı açıktır. Kapıyı çalar, içeri girer, varsa derdini anlatır. Sizin o açıdan güçlü olmanız lazım. Kendi tarihimizi iyi bilmemiz lazım” derken, “Siz ne kadar güçlü olursanız, demokrasi de o kadar güçlü olur. O nedenle muhtarlık kurumunun güçlenmesi lazım. Artı, sosyal yardımların muhtarlar eliyle dağıtılması lazım. Benim inancım böyledir. Çünkü bir mahallede, bir köyde kimin fakir kimin zengin olduğunu en iyi muhtar bilir” diye konuştu.

“Siyasette olmazsa olmaz bir kural vardır. Siyasetçi millete hesap vermek zorundadır. Çünkü sizin paranızı vatandaşın parasını harcıyor” sözleri ile devam eden Kılıçdaroğlu, “Ben kendi cebimden para harcamıyorum. Sizin ödediğiniz vergileri ben harcıyorum, iktidar olduğumda harcayacağım. O zaman size hesap vermek zorundadır siyasetçi. Milletin parasını harcıyorsan, millete hesap vereceksin” vurgusunda bulundu.

‘Eleştiriye açığım’

Kendisinin eleştiriye açık olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “‘Her şeyi ben bilirim’ demem, ‘En doğruları ben söylerim’ de demem. Dolayısıyla eksiğim, hatam varsa rahatlıkla söyleyebilirsiniz, rahatlıkla tartışabiliriz. O nedenle beni evde en çok eşim eleştirir. ‘Şurada hata yapıyorsun’ der, bazen düşünürüm ‘Ya doğruyu söylüyor galiba biz burada hata yapmışız’ Dolayısıyla o çerçevede bakmak lazım” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

TÜRK-İŞ Açıkladı: Yoksulluk Sınırı 22 Bin Lirayı Aştı

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), temmuz ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Buna göre, haziranda 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 22 bin 279 liraya yükseldi. Açlık sınırı ise 6 bin 840 lira oldu. Haziran ayında yoksulluk sınırı 20 bin 818 TL, açlık sınırı ise 6 bin 319 TL olarak hesaplanmıştı. 

Temmuz ayında Ankara’da yaşayan 4 kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 7,01 oranında gerçekleşti. Son 12 ay itibariyle artış oranı yüzde 128,4 olarak hesaplandı.

TÜRK-İŞ raporunda son fiyat gelişmelerine ilişkin yapılan değerlendirmede, “Hanelerde kullanılan doğal gaza bu ay yapılan yüzde 30’luk zamla birlikte yılbaşından bu yana toplam yüzde 75,5’lik zam yapılmış oldu.

Elektrik üretiminde ve sanayide kullanılan doğal gaza da yapılan zamların yanında, sürekli artan benzin ve motorin fiyatları da üretici ve tüketici fiyatlarını arttıran en başat sürükleyici etkenlerdendir.

Bu sebeple, önümüzdeki aylarda yüksek enflasyon ile yaşam mücadelesi verilmesi kaçınılmaz görülüyor. Haziran 2022 Tüketici Güven Endeksi’nin tarihinin en düşük seviyesinde olması fiyatlama davranışları bozulan tüketicilerin de bu öngörüye sahip olduğunu işaret ediyor” ifadeleri yer aldı.

Ergün Atalay asgari ücret için ‘idare edilebilir’ demişti

Yüksek enflsayon ve hayat pahalılığı sonrasında asgari ücrette yıl ortasında yeniden düzenleme yapılırken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay’a dönerek “Gırtlağımızı sıkmasınlar” demiş ve o anlar kameralara yansımıştı.

Ergün Atalay da belirlenen yeni asgari ücrete ilişkin daha sonra yaptığı açıklamada, “‘Bu da süper oldu’ demem ama bu ücret de mevcut yapıda idare edilebilecek ücret” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Ortak Aday’ Açıklaması

DEVA Lideri Babacan, katıldığı bir programda, seçimlerde ortak adaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bugüne kadar altılı masa toplantılarının hiçbirisinde bu isim aday olabilir veya olamaz diye hiçbir konuşma yapmadık. Konuşmadık, çünkü erken buluyoruz. Masada cumhurbaşkanı adayıyla ilgili konuları seçime yakın bir tarihte konuşma mutabakatı yaptık. Toplum her gün ismi geçen herkesi değerlendiriyor.” dedi.

Babacan, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Toplumda tartışılan bu isimlerle ilgili bir kanaat da oluşacak zaman içerisinde. Günü geldiğinde bakacağız toplumun kanaati nasıl? Partiler içinde farklı görüşler olabilir ama en önemlisi toplumun ortak görüşüdür. Altı genel başkandan birisi de, dışarıdan birisi de ortak cumhurbaşkanı adayı olabilir. Benim hissiyatım ortak aday konusunda bir mutabakatın oluşacağı yönünde. Diyelim ki olmadı, mevcut sistemde her partinin genel başkanı cumhurbaşkanı adayıdır. Ama şu anda herkes iyi niyet ve samimiyetle ortak aday çıkartma çabasının içerisinde.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Karar TV’de ‘Gündem Özel’ programının konuğu oldu. Babacan’ın açıklamaları şöyle;

“(Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu) Gerçekten çok yazık. Bu ülkenin ekonomisini 11 yıl yönetmiş, ülkenin ekonomisinin en başarılı olduğu dönemde ekonomi yönetiminin başında olmuş bir insan olarak bu tablo çok üzücü. Bu üslup ve tavır bir Merkez Bankası Başkanı’na yakışan üslup ve tavır değil. Ama bu, şu anda ülkenin yönetiminin topyekûn başında olan Sayın Erdoğan’ın üslup ve tavrından kaynaklanıyor. Devlet yönetme üslubu ve tavır yukarıdan aşağıya akar, aşağıdan yukarıya akmaz. İşin en başındaki tekelci bir şekilde, buyurgan bir şekilde tek imzayla, tek yetkiyle bu koskoca ülkeyle ilgili kararları almaya çalışırsa, emrindeki insanların da tavrı bu olur. Bunun sorumluluğu sadece ve sadece kendisini atayanındır. Bağımsız bir Merkez Bankası Başkanı değil. Bu üslup piyasa üslubudur.

“Talimatla koskoca Türkiye ekonomisi yönetilemez”

‘Listeler elimizde’ diyerek tehdit ediyor. Şu anda Merkez Bankası fiilen şirketleri, sanayicileri telefonla arıyor, ‘dövizleri bozduracaksın arkadaş’ diye talimat veriyor. Onlarca iş insanından bunu duyuyorum. Tamamen bir komuta ekonomisi var. Bir merkezden herkesin ne yapıp ne yapmayacağını emreden, talimatlar yağdıran bir ekonomi yönetimi var. Bırakın insanlar istediğini yapsın. Döviz almış satmış, sana ne! Gidersin Merkez Bankası’nın 190 milyar dolar döviz rezervini arka kapıdan boşaltırsın, ondan sonra milletin elindeki avcundaki dövize göz dikersin. Sen dengeleri kur, Türk parasının değerini, itibarını koru. O zaman neden insanlar gidip döviz alsın ki? Talimatla koskoca Türkiye ekonomisi yönetilemez.”

Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine yönelik açıklamalarına ise şöyle cevap verdi:

“Sayın Erdoğan, ‘liyakatli olduğu için gelmedi, getirildi’ diyor. İyi de o zaman biz neden bu kadar uzun süre görev yaptık? İşine gelmeyince değiştirmeyi biliyor, değil mi? Ben artık sayısını karıştırdım. Son 4 yılda herhalde 4. Merkez Bankası Başkanı, bakan galiba 3. bakan. Üç dönem kuralını biliyorsunuz. Niye benim üçüncü dönemimin son anına kadar benimle çalıştı? Elini tutan mı oldu Allah aşkına? Başarı olunca, ortaya güzel sonuçlar çıkınca ‘ben imza atmasam olmazdı, ben yaptım’ de. Ülkenin ekonomisini batırınca da sağa sola suç at. Bu doğru, dürüst bir yönetim anlayışı değil.

“En geç 6 ayda kriz ortamı biter”

“Hükümet aklını başına toplamazsa, kafasının dikine gider, yanlışlarda inat ederse daha da kötüye gidecek. Acilen belli değişiklikler yapılmazsa seçime kadar kötü gider. Ama inşallah seçimle birlikte ehil ve dürüst kadrolar iş başına geldiğinde, liyakat ve istişare kültürüyle yeni bir hükümet kurulduğunda da çok çabuk düzelir. Soruyorlar nasıl düzelteceksiniz diye. En geç 6 ayda kriz ortamı biter. Allah kısmet ederse, vatandaşlarımızın desteğiyle iş başına geldiğimizde seçimden 6 ay sonra bambaşka bir Türkiye olacak. Krizin yoğun baskısını üzerinden atmış, kendine gelmiş bir Türkiye’yi hep beraber göreceğiz.

“En önemlisi toplumun ortak görüşüdür”

(Altılı masa ve ortak aday) Bugüne kadar altılı masa toplantılarının hiçbirisinde bu isim aday olabilir veya olamaz diye hiçbir konuşma yapmadık. Konuşmadık, çünkü erken buluyoruz. Masada cumhurbaşkanı adayıyla ilgili konuları seçime yakın bir tarihte konuşma mutabakatı yaptık. Toplum her gün ismi geçen herkesi değerlendiriyor. Toplumda tartışılan bu isimlerle ilgili bir kanaat da oluşacak zaman içerisinde. Günü geldiğinde bakacağız toplumun kanaati nasıl? Partiler içinde farklı görüşler olabilir ama en önemlisi toplumun ortak görüşüdür.

Altı genel başkandan birisi de, dışarıdan birisi de ortak cumhurbaşkanı adayı olabilir. Benim hissiyatım ortak aday konusunda bir mutabakatın oluşacağı yönünde. Diyelim ki olmadı, mevcut sistemde her partinin genel başkanı cumhurbaşkanı adayıdır. Ama şu anda herkes iyi niyet ve samimiyetle ortak aday çıkartma çabasının içerisinde.

Hem Sayın Davutoğlu hem Sayın Karamollaoğlu bizim şahsi dostluklarımızın çok kuvvetli olduğu, çok sevdiğimiz ve saydığımız insanlar. Her iki partide de iyi tanıdığımız, bildiğimiz, sevdiğimiz kardeşlerimiz var. Ağustos 2021’de Davutoğlu’nun üç partinin ortak deklarasyon yapma teklifi olmuştu.

Eylül 2021’de de altılı masa kuruldu. Ağustos ayında o teklif bize geldiğinde eş zamanlı olarak eylüldeki altılı masa çalışmalarının ön hazırlığını yapıyorduk. Altılı masa kurulma hazırlığı varken ayrıca bir üçlü deklarasyon olmasının kafa karışıklığına sebep olabileceğiyle ilgili bir değerlendirme oldu kendi içimizde. Kaldı ki bize teklif edilen deklarasyonun içeriğine bakın, bir de mayıs ayında altı partinin ortak açıkladığı 10 ilke dokümanına bakın. Üçlü deklarasyon teklifinin içeriğindeki kritik konularla ilgili duruş ve ifadeler üç partinin deklarasyonunda değil, altı partinin açıkladığı 10 ilkenin içinde oldu.

“Eylül ortasında karar alınırsa kasımda seçim olabilir”

Erken seçim için zayıf da olsa kasımda bir ihtimal görüyoruz. Erken seçim kararını cumhurbaşkanı tek imzayla alabiliyor. Karar alındıktan sonra iki ay içinde seçim yapılabiliyor. Eylül ortasında karar alınırsa kasımda seçim olabilir. Dolayısıyla bütün teşkilatımıza ana senaryonun bu olmadığını ama böyle bir ihtimalin olduğunu, bir tek gün bile kaybetmeden her gün vatandaşlarımızla buluşmamız gerektiğini, kendimizi anlatmak için daha fazla gayret içinde olmamız gerektiğini söyledik. Biz zihni hazırlık yapıyoruz her konuda. Ekim sonunda 22 eylem planını bitireceğiz. Olur da kasımda bir seçim olursa biz 22 alanda, her politika alanında 360 derece yapacaklarımızı açıklamış olacağız.

“Olası operasyonun sürpriz etkisini sıfırladı ve karşı tarafı uyandırdı”

(Suriye’ye operasyon) Münbiç ve Tel Rıfat’la ilgili sınır ötesi bir operasyonu her ne kadar Sayın Erdoğan defalarca dillendirdiyse de o bölgenin özellikle hava sahasının kontrolü Ruslarda olduğu için Rusların izin vermesi gerekiyor. Erdoğan’ın Rusya’ya gidip de Putin’in kapısında beklediği görüntüleri hatırlıyorsunuz. O günden bugüne maalesef Türkiye askeri gücünü saçma sapan adımlarla test ettirdiği, ölçtürdüğü için, maalesef Suriye’nin bir kısmında operasyon yapmak için Amerikalılardan izin almak zorunda kalıyorlar, bir kısmında operasyon yapmak için de Ruslardan izin alıyorlar. Bugüne kadar Rusya bu alanı açmadı Türkiye’ye.

Sayın Erdoğan’ın en büyük hatası ne oldu biliyor musunuz? Tel Rıfat dedi, Münbiç dedi, hedef gösterdi. Olası operasyonun sürpriz etkisini sıfırladı ve karşı tarafı uyandırdı. Karşı tarafa davul zurna çala çala geliyorum şuralara derseniz karşı taraf hazırlığını yapar ve operasyonun başarı ihtimalini düşürür, askerlerimizin hayatını daha çok riske atmış olursunuz.

Bu hükûmetin niyetinden biz emin değiliz. Yaklaşan seçimlerde bir dış güvenlik olayı yaratıp, ekonomiyi unutturup üzerini örtüp hükûmete olan desteği artırmak için mi operasyona kalkışıyorsunuz? Yoksa gerçekten ülkenin dış güvenlik gerekçeleri var mı? Ama önce ilan edip sonra Rusların alan açmaması sebebiyle bu operasyonu yapamamış duruma düşmek bu ülkeyi zayıflatır. İzin için o ülkenin peşinde koşmak zorunda kalan bir ülke durumuna düşürüyorlar. Ülkenin itibarına yazık.”

Paylaşın

EPDK Kararının Ardından Yeni Zamlar Yolda!

Elektriğin serbest piyasa teklif fiyatında üst limit 3,75 liradan 4 liraya çıkarıldı. Bu artışın şirketlerin faturaları ile birlikte yurttaşların faturaları ve tüketim ürünlerine de yansıması bekleniyor. 

Elektrik fiyatlarında yurttaşın faturasını da etkileyebilecek yeni bir düzenleme yapıldı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından alınan yeni kararla serbest piyasaya verilen fiyat tekliflerinin azami limiti kilovatsaati (kWh) 3,75 TL’den 4 TL’ye yükseltildi. Üst limitlere yapılan zam nedeniyle sanayicilerle ticarethanelerin elektrik faturalarının daha da yükseleceği, şirketlerin artan bu maliyeti ürünlerine zam olarak yansıtacakları için birçok üründe yeni zam dalgası yaşanacağı belirtiliyor.

‘Zamlı tarifeler sürpriz olmaz’

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) eski yönetim kurulu üyesi Olgun Sakarya, “Ekim ayı beklenmeden ağustosta yeni zamlı tarifeler açıklanırsa sürpriz olmaz. Ekim ayı beklenirse zam oranı daha da artacaktır” dedi.

Döviz vurgusu

“Özel sektör elektrikte ithal kaynak bağımlısı üretim altyapısına mahkum” diyen Sakarya, “TL’nin döviz kurları karşısındaki değer kaybına seyirci kalınmasının sonuçları vatandaşa önümüzdeki günlerde doğal olarak zam olarak yansıyacak. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Üretim ve dağıtımda bir an önce kamusal yapıya dönülmesi şart olmuştur” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Araştırma: Ev İşleri Demansa Karşı Koruma Sağlıyor

500 binin üzerinde kişi ile yapılan yeni bir çalışmada, ev işlerinin beynin fonksiyonlarını aktif hale getirebildiği ve bu nedenle demans ile mücadelede önemli rol oynadığı aktarıldı.

İngiltere’de yapılan yeni bir araştırmada, bulaşık yıkamak, çöp atmak, ev süpürmek gibi temel ev işlerinin demanstan koruduğu açıklandı.

500 binden fazla İngiliz üzerinde yapılan çalışmada, temel ev işlerini sıklıkla yapan yaşlıların, yapmayanlara kıyasla demans olma olasılığının beste bir daha az olduğu belirtildi.

Çinli bilim insanları tarafından gerçekleştirilen araştırmada, ev işlerinin beynin fonksiyonlarını aktif hale getirebildiği ve bu nedenle demans ile mücadelede önemli rol oynadığı aktarıldı.

NTV’nin aktardığına göre Neurology dergisinde yayımlanan araştırmanın başındaki Profesör Huan Song, “Çalışmamız, sağlıklı fiziksel ve zihinsel aktivitelere daha sık katılarak insanların bunama riskini azaltabileceğini buldu. Bulgularımızı doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Ancak, sonuçlarımız basit yaşam tarzı değişikliklerinin faydalı olabileceğini gösteriyor” şeklinde konuştu.

Aktif kalmak, beyin hücrelerinin büyümesini ve hayatta kalmasını teşvik ediyor

Bilim insanları, aktif kalmanın demans geliştirme riskini azalttığının altını çizerken bunun beyne giden kan akışını koruduğu, beyin hücrelerinin büyümesini ve hayatta kalmasını teşvik edebildiğini aktardı.

Çalışmada, tıbbi ve genetik bilgi merkezi olan UK Biobank’tan gelen verileri kullanarak 501 bin 376 İngiliz incelenirken, kişilerin 5 bin 185’inin demans geçirdiği bildirildi.

Demans geçiren kişiler arasında ev işlerini ‘sıklıkla’ yapanların, en az yapanlara kıyasla bunama geliştirme olasılığının yüzde 21 daha az olduğu vurgulanırken, düzenli olarak egzersiz yapan kişilerin, yapmayanlara kıyasla demans teşhisi konma riskinin yüzde 35 daha düşük olduğunun altı çizildi.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu: Yağmacılıkla Karşı Karşıyayız

İBB Başkanı İmamoğlu, “Plancı arkadaşlarımız yoğun bir çalışmayla, imar oyunlarıyla İstanbul’a monte edilen 130 projenin ve kente yaptığı etkinin röntgenini çekti. Gördük ki çok katmanlı bir adaletsizlik ve adeta yağmacılıkla karşı karşıyayız” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, katıldığı bir televizyon programında yaptığı ’85 milyar dolarlık imar rantı’ açıklamasını detaylandırdı.

Cumhuriyet’ten Dilan Ayırkan’a konuşan İmamoğlu, şunları söyledi: “Bir, hediye imar tadilatlarıyla birilerinin cepleri doldurulmuş. İki, İstanbul hepimize ait olan kamu arazilerini kaybetmiş; bu alanlarda kamunun vermesi gereken eğitim, sağlık, kültür gibi hizmetlerden tüm İstanbullular mahrum bırakılmış. Üç, deprem ve diğer afetler için kullanılabilecek alanlar rezidanslara, otellere dönüşmüş. Dört, bunlar da yetmemiş, bu keyfi imar haklarından doğan yapılaşmayı yaşanılır hale getirmek için gerekli fiziki ve sosyal altyapıyı da belediyeler ve kamu kurumları yüklenmiş. Beş, gelişigüzel yoğunluklar ulaşım başta olmak üzere mevcut altyapıyı sıkıntıya sokmuş.”

“Bu tür imar hediyelerini üst üste ve yan yana koyduğumuzda toplamda Beyoğlu ilçemiz büyüklüğünde bir alandan söz ediyorum. Bu imar hediyelerinin mali büyüklüğü ise 85 milyar dolara tekabül ediyor” diyen İmamoğlu, “Bu hesaba Kanal İstanbul ve çevresinde imara açtıkları Yenişehir Projesi, Esenler’de imara açılan askeri alan gibi alanlar dahil değil” ifadelerini kullandı.

Vizyon-2050 strateji belgesi

Öte yandan İmamoğlu, İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) tanıttığı Vizyon-2050 strateji belgesini anlattı. 2050 vizyonunu daha yeşil, daha adil, daha yaşanılabilir bir İstanbul hayaliyle oluşturduklarını belirten İmamoğlu, hedeflerinin ise ‘adil bir kent’ oluşturmak olduğunu söyledi. İmamoğlu, “Bugün her beş vatandaşımızdan birinin yoksul olduğu bir İstanbul’u adil bir kente dönüştüreceğiz. İstanbul yaşamın her alanında adil bir kent olmalıdır” diye konuştu.

Toplumsal cinsiyet eşitliği vazgeçilmez önceliklerinden biri olacağını söyleyen İmamoğlu, “2021 yılında İstanbul’da 100 binin üzerinde kadın iş bulma ümidi olmaması nedeni ile işgücüne katılmamış. 2050 yılına geldiğimizde İstanbul’daki işsizlik oranını yüzde 5’in altına indirmek ve kadınların işgücüne katılım oranını yüzde 70’in üzerine çıkarmak vazgeçilmez hedeflerimizdir. Kadınların kentin yönetimine, üretimine ve paylaşımına katılımının önünü açacağız” değerlendirmesini yaptı.

‘İstanbul’a dair resmi kurumlarca açıklanan göçmen verileri kentin gerçeğini yansıtmıyor’

“Kontrolsüz, öngörüsüz ve plansız bir şekilde işletilen sınır politikası sebebiyle İstanbul çok büyük bir demografik dönüşümden geçti” diyen İmamoğlu, şöyle devam etti: “İstanbul’a dair resmi kurumlarca açıklanan göçmen verileri kentin gerçeğini yansıtmıyor. Bu şehirde iki buçuk milyona yakın göçmen yaşadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Tutarlı ve planlı bir göç politikasının uygulanmaması İstanbul’da konut piyasasını da işgücü piyasasını da tersyüz etti. İstanbul, Türkiye’de her statüden yabancıların dörtte birini barındırıyor. Nitelikli bir uyum politikasını hayata geçireceğiz. Kişiselleştirilmiş İstanbul Kart’lar ile İstanbul’daki sağlıklı göçmen verisine ulaşacağız. Burada konaklama hakkı almış kadınların, çocukların, yoksulların insanca yaşaması için elimizden geleni yapıyoruz fakat düzensiz ve kayıtsız göçmenlere dair muhakkak yönetimsel bir karar vermek gerekiyor.”

Konut politikasına da değinen İmamoğlu, “İstanbullular yaşayacak ev bulamazken, plansızca yapılmış kullanılmayan, boş tutulan konut sayısı günden güne çoğalıyor. Öncelikle ‘İstanbul Konut Ofisi’nin kurumsal yapılandırmasını tamamlayarak hızla ilçeler bazında veriye dayalı, gerçek ihtiyaca yönelik bir konut politikasını hayata geçireceğiz” dedi. İmamoğlu, “Çalışmalarımızı yaptık, toplam konut stoku içerisinde sosyal konut ve sosyal kiralık konut oranını yüzde 25’in üzerine çıkaracağız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın