İsrail Saldırısında Ölenlerin Sayısı 32’ye Yükseldi

İsrail’in 5 Ağustos’tan bu yana saldırı düzenlediği abluka altındaki Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenlerin sayısının 32’ye yükseldi. Filistin Sağlık Bakanlığı son üç günde saldırılarda 6’sı çocuk, 4’ü kadın olmak üzere 32 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Yaralı sayısının 253’e yükseldiği belirtilen açıklamada, yaralıların sağlık durumuna ilişkin detaylı bilgi verilmedi.

BM’den toplanma çağrısı

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin ise İsrail’in Gazze’ye saldırılarını görüşmek üzere acil gündemiyle yarın toplanacağı duyuruldu.

Filistin haber ajansı WAFA’nın haberine göre, Filistin’in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, Filistin’in “İsrail saldırılarının durdurulması ve kınanması, Filistinlilere uluslararası koruma sağlanması” yönündeki talebine olumlu dönüş yapılması için BMGK üyeleriyle iletişim kurulduğunu açıkladı.

Mansur, söz konusu talebin BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) aracılığı ile yapıldığını aktardı.

İsrail’in Gazze’ye başlattığı saldırıların ardından İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz İle ABD’li mevkidaşı Lloyd Austin arasında telefon görüşmesi yapılmıştı.

Gantz’ın “İsrail’in Filistinli gruplara karşı kendi vatandaşlarını koruduğu” iddiasında bulunduğu aktarılmıştı.

Ne olmuştu?

İsrail askerleri, 1 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinde İslami Cihad Hareketi’nin yöneticisi Bessam Saadi’yi yaralayarak gözaltına almış, çıkan çatışmada 1 Filistinli ölmüştü.

İsrail ordusu, Saadi’nin gözaltına alınmasının ardından olası bir misilleme endişesiyle abluka altındaki Gazze çevresinde alarm seviyesini üst düzeye çıkarmıştı.

Bu kapsamda ordu birlikleri, Gazze Şeridi çevresindeki Yahudi yerleşim bölgelerini birbirine bağlayan ana yolları kapatmış, Gazze semalarında onlarca insansız hava aracı uçurulmuştu.

Son 5 gündür devam eden süreçte Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı ve Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı da kapalı tutuluyordu.

İsrail ordusu, dün Gazze’ye hava saldırıları başlatmıştı. Saldırılarda İslami Cihad Hareketi’nin komutanlarından Teysir el-Caberi de öldürülmüştü.

Gazze’de bulunan El-Fetih dışındaki Filistinli örgütler ortak açıklama yaparak saldırılara karşılık verileceğini duyurmuştu. Akşam saatlerinde de Gazze’den İsrail’e çok sayıda roket fırlatılmıştı.

Paylaşın

Roger Waters, ABD Başkanı Biden’ı “Savaş Suçlusu” İlan Etti

Efsanevi rock grubu Pink Floyd’un solisti Roger Waters, CNN International’a verdiği röportajda ABD Başkanı Joe Biden’a “savaş suçlusu” demesiyle ilgili konuştu. Waters, dün yayımlanan röportajda Rusya-Ukrayna savaşına dair de yorumlar yaptı.

This Is Not a Drill adlı şovuyla Kuzey Amerika turnesinde olan ünlü sanatçı, sahne şovunda “savaş suçluları” damgasını vurduğu bazı kişileri gösteriyor.

Bunlar arasında Biden ve selefi Donald Trump da yer alıyor. Biden’ın “henüz yeni başladığı” yazıyor.

Waters, spiker Michael Smerconish’in, Biden’ı neden böyle gördüğü ilgili sorusuna “Ukrayna’daki yangını körüklüyor” dedi: Bu çok büyük bir suç. ABD neden Ukrayna Devlet Başkanı Volodomir Zelenski’yi müzakere etmeye, kaç Rusun ölümüne yol açtığını bilmediğimiz bu korkunç savaşı sona erdirmeye teşvik etmiyor?

Smerconish ise sanatçının yanıldığını ve istila edilen tarafı suçladığını söyledi.

Bu görüşe katılmayan Water, “Yani ‘Bu savaş bugün başladı’ diyebilirsiniz, ‘2008’de başladı’ diyebilirsiniz. Savaş neticede NATO’nun Rusya sınırlarına, Doğu Avrupa’ya dayanmasındaki aksiyon ve reaksiyonla ilgili. Sovyetler Birliği’nin son lideri Mihail Gorbaçov, ülkenin bütün Doğu Avrupa’dan çekilmesini görüşürken bunu yapmayacaklarına söz vermişlerdi” dedi.

Waters, “Kurtarıcılar olarak rolümüz ne olacak?” sorusunaysa “Kurtarıcı rolümüz yok. Neden bahsediyorsun?” yanıtını verdi.

Spiker Smerconish, II. Dünya Savaşı’ndan örnek verince Waters, ABD’nin Pearl Harbor saldırısı yüzünden savaşa girdiğini ifade etti.

Smerconish ise “Tanrı’ya şükür ABD savaşa girdi, değil mi?” diye sorunca Waters, “Tanrı’ya şükür Ruslar o vakte kadar kanlı savaşı neredeyse kazanmıştı” dedi: 23 milyon Rusun seni ve beni Nazi tehdidinden korurken öldüğünü unutma.

Bunun ardından Rusya konusu açılırken spiker “Rusların savaştan ders çıkarıp Ukrayna’yı istila etmeyeceğini sanırdınız” ifadesini kullandı.

Waters, “Michael sana biraz daha okumanı ve Çinliler Meksika ve Kanada’ya nükleer füze yerleştirirse ABD’nin ne yapacağını anlamaya çalışmanı öneriyorum” yorumunu yaptı.

Ünlü sanatçı ayrıca Smerconish’in “Biz konuşurken Çinliler, Tayvan’ı çevrelemekle bayağı meşgul” değerlendirmesineyse şu yanıtı verdi: Tayvan’ı kuşatmıyorlar, Tayvan Çin’in bir parçası ve bu 1948’den beri tüm uluslararası toplum tarafından kabul edildi. Bunu bilmiyorsan yeterince okumuyorsun, git bunun hakkında oku.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’nin Rusya İle Derinleşen Bağları Nedeniyle Batıda Endişe Artıyor

İngiliz Financial Times gazetesi, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in görüşmesine ilişkin yayınladığı haberde, batılı yetkililerin, Türkiye ile Rusya arasındaki derinleşen ekonomik işbirliği konusunda giderek daha fazla endişe duyduğuna yer verdi.

Financial Times’a demeç veren 6 batılı yetkili, Türk ve Rus liderlerin, dün Soçi’de dört saatlik bir toplantının ardından ticaret ve enerji alanındaki işbirliğini genişletme anlaşmasından endişe duyduklarını söyledi.

Bir AB yetkilisi, Türk-Rus işbirliğinin “giderek daha yakından” izlediğini söyleyerek, Türkiye’nin “giderek daha fazla” Rusya ile ticaret için bir platform haline geldiğine dair endişelerini dile getirdi. Bir diğer yetkili ise, Türkiye’nin Rusya’ya yönelik davranışını “çok fırsatçı” olarak nitelendirerek, “Türklerin endişelerimize dikkat etmesini sağlamaya çalışıyoruz” ifadesini kullandı.

ABD’nin yaptırım uyarısı hatırlatıldı

Haberde, Washington’ın Rusya’nın yaptırımlardan kaçmasına yardımcı olan ülkeleri, ABD’nin yasal yargı yetkisinin ötesindeki ihlalleri hedef alan “ikincil yaptırımlarla” vuracağı konusunda defalarca uyardığı hatırlatılarak, AB’nin bu konuda daha zor ve ketum davrandığını aktardı.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo, Haziran ayında Türk yetkililer ve İstanbullu bankacılarla bir araya gelerek onları yasa dışı Rus parasının kanalı haline gelmemeleri konusunda uyarmıştı.

“Rusya’ya verilen taahhütler yerine getirilirse şirketler Türkiye’den çekilebilir”

Üst düzey bir batılı yetkili, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya’ya verdiği taahhütleri yerine getirmesi halinde ülkelerin şirketlerini ve bankalarını Türkiye’den çekilmeye çağırabileceklerini öne sürdü.

Yetkili, Rusya’ya yaptırım uygulayan ülkelerin, “Türkiye’nin faaliyetlerini genişletmesinin yaratacağı risk ışığında, Batılı firmaları ya Türkiye’deki ilişkilerinden çekilmeye ya da Türkiye ile ilişkilerini küçültmeye çağırarak Ankara’ya karşı harekete geçebileceklerini” söyledi. Ancak bu ifadeler, yasal açıdan durumlarını inceleyen ve iyi bir fikir olup olmadığını sorgulayan diğer bazı batılı yetkililer tarafından reddedildi.

Avrupalı ​​bir yetkili ise, “Bu tür olumsuz eylemlere karşı muhtemelen sert bir şekilde mücadele edecek çok önemli ekonomik çıkarlar var. Türkiye Rusya’ya çok yakınlaşırsa, herhangi bir olumsuz eylemi dışlamayacağız” dedi.

“Üye devletler Türkiye’ye yönelik harekete geçebilir”

FT’nin haberinde, Türkiye’ye yönelik olası yaptırımların AB içinde bölünmelere neden olacağı ifade edilirken, bazı üye devletlerin de harekete geçebileceği öne sürüldü ve “Örneğin ticaretin finansmanına kısıtlama getirilmesini isteyebilirler veya büyük finans şirketlerinden Türk şirketlerine olan finansmanı azaltmalarını isteyebilirler” ifadesi kullanıldı.

Üç Avrupalı ​​yetkili, Brüksel’de Türkiye konusunda henüz resmi bir görüşme yapılmadığını söyledi ve Soçi’deki tartışmaların tüm detaylarının ve yansımalarının henüz net olmadığı konusunda uyardı.

Batılı yetkililerin uyarıları, Rusya’nın Şubat ayındaki Ukrayna’yı kapsamlı bir şekilde işgal etmesinden bu yana Kiev ve Moskova’ya “dengeli” bir yaklaşım benimseyen Putin ve Erdoğan’ın 4 saatlik bir baş başa görüşmesinden bir gün sonra geldi.

(Kaynak: t24 )

Paylaşın

HDP’den Diyarbakır Mitingi: Çözüm Soçi Değil, Çözüm İmralı

Halkların Demokratik Partisi (HDP), “Çözüm Biz’de, savaşa ve sömürüye hayır” şiarıyla Diyarbakır’ın istasyon Meydanı’nda düzenlediği bölge mitingi sona erdi.. Mitinge Urfa, Antep, Adıyaman, Dersim, Batman, Siirt, Şırnak ve Van gibi bölge illerinde de katılanlar oldu.

Mitinge katılan kitle 3 arama noktasından geçtikten sonra alana girebildi. Miting, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit, Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılar, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırı tehditleri, hasta ve infazı yakılan tutuklular ve ekonomik kriz gündemleriyle düzenlendi.

Mitinge Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ve HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın yanı sıra milletvekilleri de katıldı.

Yöresel kıyafet giyen Antepli 4 gencin elbiselerinden dolayı miting alanına girişleri engellendi. Şal û şepik giyen gençlerin alana girmesi için girişimde bulunan HDP milletvekilleri Hişyar Özsoy ve Pero Dündar’ın çabası da yetersiz kaldı. Gençler, “Üstümüzdeki yeleğin cepleri çok diye bizi alana almak istemiyorlar. Böyle saçmalık olmaz” diyerek tepki gösterdiler.

‘İşte meydan, işte halk iradesi’

Kürtçe, Zazaca ve Türkçe herkesi selamlayarak mitingin açılış konuşmasını yapan HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Gülistan Atasoy şunları söyledi:

“Özgürlük türküsü, sevdası öyle göçlük bir ruhtur ki hiçbir sıcaklık ona engel olamaz, işte İstasyon Meydanı da bunu gösteriyor. Amed gene tarih yazıyor bugün. Tecrit ve savaşa karşı çıkıyor ve demokrasiyle ders veriyor. Kürt halkının hiçbir baskıya teslim olmayacağını söylüyor Amed. İşte meydan işte irade ve halk. Demokrasinin ve barışın umudusun Amed.”

‘Er ya da geç çözüm masasına geleceksiniz’

Mitingde konuşan DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, “Türkiye ciddi bir ekonomik krizdedir” diye başladığı konuşmasına şöyle devam etti:

“Sebebi faşişt AKP ve MHP hükümetidir. 5 Nisan 2015 yılında PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi ağırlaştırdınız. Kürtçe üzerindeki tecridi ağırlaştırmak istediniz ama bu planınız tutmadı. Çare İmralı’da, Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğüdür. Herkes aklını başına alsın, biz efendileri kabul etmiyoruz. Kürtlerin tarihinde cezaevinde Mazlum ve Mahirlerin kişiliklerinde Kürt halkının iradesini almak istediler ancak onları iradeleriyle tarihe isimlerini yazdırdılar.

Mücadele şüphesiz her zaman devam edecek. Helalleşme diyorlar ama Dersim, Roboski ve Zilan katliamlarıyla yüzleşilmedikçe helalleşme olmaz. Her saldırınız günbegün bizi güçlendiriyor. Öcalan ile görüşmek hesabınıza gelmedi ve çözüm sürecini bozdunuz. Ama er ya da geç o çözüm masasına geleceksiniz.”

‘Halk HDP fikriyatına sahip çıkmak için burada’

Mitingde Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz de konuştu. Bütün zorluklara ve engellemelere rağmen “Amed halkının faşist iktidara cevap vermek için” meydanı doldurduğunu söyledi.

Aydeniz şunları belirtti: “Bu iktidar ‘mecalleri kalmadı’ diyor ama halk HDP fikriyatına sahip çıkmak için burada. Bizler her koşulda HDP fikriyatına sahibiz ve sonuna kadar da sahip çıkacağız. Hiçbir kapatma davası bizi bu fikriyattan vazgeçiremez. Savaştan, baskıdan ve kayyımdan beslenen bir iktidar var karşımızda. Bu iktidar yüzyıllık inkardan gücünü alıyor. Elde edilen Kürt kazanımlarını sömürmek ve yok etmek için Güney Kürdistan ve Rojava’ya saldırı yapıyorlar. Bu savaş politikası hiçbir zaman tutmadı. Bugün Güney Kürdistan’da yürütülen saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Oraları sömürge politikalarıyla insansız bırakmak istiyorlar. Bu savaş yıllardır sürüyor ancak bu çözüm değil ve Türkiye yokuşa doğru gidiyor. Buradan Êzidî halkının direniş ve statüsüne selam olsun. Amasız fakatsız Şengal halkının yanındayız. 74’üncü ferman bütün uluslar tarafından tanınmalı ve bir daha böyle bir durum yaşanmasın.

‘DAİŞ’i canlandırmak istiyorlar’

Biz diyoruz ki Serêkanîyê’de, Girê Sipî’de Afrin’de çetelere peşkeş çekildi. Bugün tek bir çakıl buraya gelmemişken Rojava’ya güvenlik sebebiyle saldırma planı yapıyorlar. Rojava’da Kürt kadınları ve erkekleri DAİŞ’i yok ettiler ancak bu, iktidarı rahatsız etti. Şimdi bu iktidar DAİŞ’i tekrar canlandırmak istiyorlar.

‘Kürtler 2. bir Lozan’a izin vermeyecek’

İktidarın cebinde sürekli Kürt düşmanlığı var. Bu kürt düşmanlığı sizin bitişiniz olacak. Kürt halkına 2’nci bir Lozan’ı yaşatmak istiyorlar. AKP ve MHP bir yüzyıl daha Kürtlere bir kayıp daha yaşatmak istiyorlar. Ama Kürtler yüzyıldır mücadele ediyorlar ve Ortadoğu’da siyaseti belirleyen bir aktör olmuşlar. Kürtler özgürlüğe kitlenmiş durumdadır. Artık hayallerden uyanın, Kürt halkı 2’nci bir Lozan’a izin vermeyecek.

‘Çözüm Öcalan’dır’

Bu iktidar Kürt düşmanlığını her yerde sürdürüyor. Cezaevleri işkence yerlerine dönüşmüş. Halk ihlallerinin, ölümün ve şiddetin olmadığı tek bir gün yok. Aysel Tuğluk için bir karar verildi ancak bu karar çifte standart. Bir an önce Aysel Tuğluk’u tahliye edin. Aysel Tuğluk ve siyasi tutsaklar tahliye edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu katliamcı ve sömürgeci düşüncenin temelinde tecrid anlayışı var. Tecrid insanlık suçudur. Ve herkes tecride karşı sesini yükseltmeli. Halkın iradesi olan Abdullah Öcalan’ın tecridi için muhalefet ne diyor?
Kürdistan’a gelip ‘helalleşme, demokrasi’ denilip Ankara’ya gitmeyi artık Kürt halkı yutmuyor. Kürt halkının kırmızı çizgisi Abdullah Öcalan’dır. Çözüm Abdullah Öcalan’dır. Sayın Abdullah Öcalan için dünyanın bir çok yerinde eylemler yapılıyor. Çünkü sunduğu paradigma herkes için çözümdür.”

‘Kaos planına izin vermeyeceğiz’

Mitingin son konuşmacısı HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar oldu.

“HDP’yi bitirmek için sürekli kumpas kuranlar bu meydanı görsünler, bu kararlı duruşu görsünler” diyerek konuşmasına başlayan Sancar, şunları söyledi: “Çözüm bizim ve sözümüz var diyoruz. Bu ülkede her sorunu çözecek bir birikimimiz, güçlü bir irademiz var. Bu iktidar bir yandan bu ülkeyi soyuyor ve açlığı yaygınlaştırıp yoksulluğu derinleştiriyor. Bunu yaparken dayandığı en büyük güç savaş politikasıyla yapıyor. Bunun için diyoruz ki savaşa ve sömürüye hayır.

Ekonominin durumunu rakamla anlatmayacağım. Sizler bizzat bunu deneyimliyorsunuz. İşsizlik almış başını gidiyor. Ne zaman iktidarlar sömürü düzenini kalıcı kılmak istiyorsa savaş düzeni politikasıyla yaklaşıyorlar. Halkı birbirinin karşısına getiriyorlar. Kaos planı uygulamak istiyorlar. Ancak biz buna asla izin vermeyeceğiz. Ve en büyük demokrasi ittifakını kuracağız. Buna sözümüz ve gücümü yeter.

‘Savaşa karşı güçlü birliktelik kuralım’

Güney Kürdistan’da yürüttükleri politika bu coğrafyaya bir saldırı planıdır. Şimdi de Rojava’ya saldırma planları var. Kapı kapı dolaşıyorlar bu planı yapmak için, girmedikleri yer yok. Ancak biz bu siyasi mücadelenin öncülüğünü yapacağız. Bu iktidarın savaşının sebebi milli güvenlik sorunu değildir. Sebebi iktidarın kendi varlığını sürdürmesidir. Bu iktidar gidicidir. Ancak giderayak savaş oyunlarına başvuruyor.

Bütün demokratik güçlere sesleniyorum, ortak mücadelede buluşalım. Bu ülkeye en asgari demokrasiyi getirmek istiyorsak bunun farkında olalım. Bu muhalefet bu kısır döngüyü milliyetçilikle kıramaz. Savaşa karşı en geniş birlikteliği kuralım. Eğer bunu başarırsak iktidar çaresizlik içerisinde yuvarlanıp gidecek. Ancak iktidarın gitmesi yeterli değil. Demokrasiyi bu ülkeye getirmeliyiz. Bu yüzden demokratik ittifakı büyütelim ve güçlerimizi birleştirelim.

Bu ülkeye verilecek en büyük hediye büyük barıştır. Bütün halkları barış sözü veriyoruz ve bunun için ilk adım savaş politikalarına karşı mücadele etmektir. Barışın kurulması için demokratik siyaseti sonuna kadar ayakta tutmalıyız. Savaş sanıldığı gibi cesaret işi değildir tam tersi korkakların işidir. Cesaret barışı sağlamaktır. Gençlere onurlu bir gelecek vaad ediyoruz. Evet, barış kolay değildir. Çalışarak ve siyaset üreterek barış gelir. Biz bu zorlu yolu yürümeye hazırız. Çünkü arkamızda bu ülkenin onurlu insanları var. Bu ülkede 40 yıldır süren bir çatışma ve yüzyıldır süren bir Kürt sorunu var.

Abdullah Öcalan ‘ben 1 haftada bu çatışmayı bitirebilirim’ dedi. Ancak 7 yıldır Öcalan’a tecrid uygulanıyor ve barış sürecinde aktör olmasının önüne geçiliyor. Çözüm üretecek gücümüz var. Halkımıza ve bedel ödeyenlere sözümüz var. Savaşa izin vermeyeceğiz. Demokrasiyi bu ülkedeki halklarla birlikte getireceğiz.”

Miting, Murat Demir’in konseriyle sona erdi.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Alevi Örgütleri: Nefret Suçlarının Son Bulması İçin Çözüm Üretelim

Alevi örgütleri, geçtiğimiz hafta Ankara’da cemevlerine, önceki akşam ise Alevi Vakıfları Federasyonu İkinci Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş’a yönelik saldırıların ardından ortak açıklama yaptı.

“Alevi kurumlarını sindirmeye, korkutmaya yönelik bu tür saldırıları kınıyoruz” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Muharremin ilk günü Ankara’da eş zamanlı olarak Cemevlerine yapılan saldırıdan sonra dün gece muharremin 7.günü Alevi Vakıfları Federasyonu 2. Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş canımız evinin önünde kimliği belirsiz motorlu, kasklı 2 kişi tarafından saldırıya uğramıştır.

Kurum başkanımıza yapılan bu saldırının faillerinin bir an evvel yakalanıp, yargıya teslim edilmesini bekliyoruz. Ülkemizin son zamanlarda içine çekilmeye çalışıldığı bu bulanık ve karanlık çağrıştırıcı dönemin farkındayız.

Bu topraklarda tarih boyunca Aleviler hiçbir toplumun hiçbir kesimine karşı önyargı taşımamış ve zalim olmamış ve dayanışma, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularıyla eşit yurttaşlık temelinde ortak yaşam kurma için mücadele etmiştir.

“Saldırılar son bulsun”

Kamuoyuna çağrımızdır; Türkiye’de farklı düşünenlere karşı geliştirilen linç girişimleri ve saldırıların takipçisi olup, bu saldırıların ve nefret suçlarının son bulması için çözüm üretelim! Bundan sonra herhangi bir cemevine veya yöneticilerimize karşı saldırılar son bulsun.

Muharrem oruçlarının tutulduğu bugünlerde ülkemizin içine çekilmeye çalışıldığı bu kaosa karşı birlik beraberlik içinde her canımızla lokmalarımızı pay etmeye devam edeceğiz.”

İmzacı kurumlar: Alevi Vakıfları Federasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Karadeniz Platformu.

Ne olmuştu?

Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) İkinci Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş’a önceki akşam evinin önünde kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından saldırı düzenlendi.

Sarıtaş’ın sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Geçtiğimiz hafta da Ankara’da Şah-ı Merdan Cemevi, Batıkent Serçeşme Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne saldırı düzenlenmişti.

Paylaşın

Rusya-Ukrayna Savaşı Yeni Bir Aşamaya Giriyor!

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan Ukrayna-Rusya savaşına dair istihbarat raporunda Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşının yeni bir aşamaya girmek üzere olduğu ifade edildi.

Gazete Duvar’ın aktardığı raporda, “En ağır çatışmalar, Zaporizhzhya’dan Herson’a doğru güneybatıya uzanan ve Dinyeper Nehri’ne paralel uzanan yaklaşık 350 kilometrelik bir cephe hattına kayıyor” denildi.

İstihbarat raporunda, Rus kuvvetlerinin, Ukrayna tarafından karşı saldırı beklentisiyle veya olası bir saldırıya hazırlık olarak güneyde toplandığı belirtilerek, “Rus askeri kamyonları, tankları, çekili topçu ve diğer silahlardan oluşan uzun konvoylar, Ukrayna’nın Donbas bölgesinden uzaklaşmaya devam ediyor ve güneybatıya yöneliyor” ifadelerine yer verildi.

Raporda, ayrıca, Teçhizatın da ayrıca Rus işgali altındaki Melitopol, Berdiansk ve Mariupol’dan ve Rusya anakarasından Kerç Köprüsü üzerinden Kırım’a taşındığı bildirildi.

800 ila bin askerden oluşan Tabur Taktik Grupları’nın (BTG) Kırım’a konuşlandırıldığı ve neredeyse kesin olarak Herson bölgesindeki Rus birliklerini desteklemek için kullanılacağı belirtilen raporda, “02 Ağustos 2022’de Kırım’a yeni bir BTG konuşlandırıldı ve aynı zamanda BTG’ler Doğu Kuvvetler Grubu’ndan yeniden konuşlandırılıyor. Bunlar büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde Herson bölgesine gönderilecek” denildi.

Raporda, Ukrayna kuvvetleri hedefini, Herson’u Rus işgali altındaki Kırım’a bağlayan stratejik olarak önemli demiryolu hattı da dahil olmak üzere Ukrayna’nın güney bölgelerinde artan sıklıkta köprüler, mühimmat depoları ve demiryolu bağlantılarına odakladığı ifade edildi.

Raporda, “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı yeni bir aşamaya girmek üzere. En ağır çatışmalar, Zaporizhzhya’dan Herson’a doğru güneybatıya uzanan ve Dinyeper Nehri’ne paralel uzanan yaklaşık 350 kilometrelik bir cephe hattına kayıyor” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

Business Insider’dan Dikkat Çeken Türkiye Analizi

ABD’nin önde gelen medya kuruluşlarından Business Insider, Türkiye-Yunanistan-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hattında yaşanan gelişmeleri mercek altına alarak kapsamlı bir analiz yayınladı.

“ABD yapımı savaş uçakları için teklif savaşı NATO’nun en az arkadaşça üyeleri arasındaki gerilimi tırmandırabilir” başlığının kullanıldığı analizde, “Atina ve Ankara’nın ABD ile farklı ilişkileri var ve iki ülke de farklı yanıt alabilir. İki ülke arasındaki gerilim halihazırda iki NATO müttefiki arasında kırılgan olan ilişkileri daha da bozabilir” denildi.

Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’nun en kıymetli fakat en düşmanca müttefikleri olduğunun belirtildiği analizde, her iki ülkenin de Washington’dan savaş uçağı satın almak istediği hatırlatıldı. Yunanistan’ın 20 adet F-35 satın almak istediği belirtilirken, Türkiye’nin de kısa bir süre önce F-16 ve F-16 modernizasyon kiti satın almak istediğine dikkat çekildi.

Makalede, “Yunanistan’ın savaş uçağı satın alma talebi, Atina’nın Washington’la güvenlik ilişkilerinin giderek büyüdüğü bir dönemde geldi. Türkiye’nin talebi için ise bu satışı desteklediğini söyleyen ABD Başkanı Joe Biden’ın Kongre’yi bu satışın ABD’nin ulusal güvenliği için önemli olduğuna ikna etmek zorunda” denildi.

Türkiye ve Yunanistan’ın NATO için stratejik bir noktada olduğuna dikkat çekilirken, “İlişkileri NATO’nun geri kalanından farklı bir yönde gidiyor ve uzun yıllardır devam eden rekabetleri birinin yeni jet alıp diğerinin almaması durumunda daha da kötüleşebilir. Türkiye ve Yunanistan’ın zayıf bir ilişkisi var” denildi.

“Hesaplar değişebilir”

Makalede, her iki ülke arasında çözülmemiş sorunlar olduğuna dikkat çekilirken, “Türkiye’nin diğer NATO üyeleri ve özellikle ABD’yle de ilişkileri kötüleşti. Ankara, F-35 programının parçasıydı fakat Rusya’dan S-400 satın alınmasıyla ABD tarafından bu programdan çıkarıldı” yorumuna yer verildi. Ankara’nın ABD’den olumlu yanıt alamaması durumunda alternatiflere yöneleceği de belirtilirken analizde dikkat çekici bir yorum da yapıldı.

Makalede, “ABD, uzun süredir Yunanistan ve Türkiye’yi destekleyerek düşmanlığı kontrol altına almaya çalıştı çünkü bu iki ülke Avrupa’nın güneydoğusu için önemli bir konumda. ABD’nin tarafsız bir arabuluculuk yapması için çağrılar devam ederken Atina ile gelişen ilişkilerin ve Ankara’yla gerilimin artması Washington’da hesaplamaların değişebileceğine işaret ediyor” yorumu yer aldı.

(Kaynak: Sözcü)

Paylaşın

Altılı Masada Gerginlik Aşıldı: Gelecek Partisi Ve DEVA Partisi Barıştı

Yakız zamanda Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu ile DEVA Partisi arasında yaşanan bildirge sorunu, “altılı masa dağılıyor mu?” iddialarını gündeme getirmişti. Sorun, CHP’nin devreye girmesiyle çözüldü.

İktidarın Seçim Yasası’nda yaptığı değişikliğin ardından 6’lı masada yaşanan sorunlar aşılıyor.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile DEVA Partisi arasında yaşanan bildirge sorunu çözümlendi. CHP üst yönetiminin devreye girmesiyle sükunetin sağlandığı öğrenildi.

AKP ve MHP’nin Seçim Yasası’nda yaptığı değişikliğin ardından 6’lı masadaki bazı partiler “İttifak içinde ittifak” formülünü tartışmaya açtı. Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve DEVA Partisi’ne ortak bir ittifakla seçime gitme önerisi götürdü. DEVA Partisi’nin bu öneriyi reddetmesinin ardından iki parti arasında gerginlik yaşandı.

Davutoğlu’nun demeçlerine de yansıyan gerginlik üzerine CHP üst yönetimi devreye girdi ve iki partinin üst yönetimiyle görüştü.

Görüşmelerin ardından iki partinin karşıt söylemleri dile getirmemesi konusunda uzlaşma sağlandı. Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’e bilgi veren CHP kurmayları, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İktidar iki parti arasındaki tartışmadan medet umuyor. Bu 6 partinin ortak bir cumhurbaşkanı adayı belirlemesi noktasında bir sorun yok. Böyle bir sorun olmayacağını da biliyoruz. Onun dışında alt başlıklarda bazı farklı görüşler olabilir. Ama bunu 6’lı masa dağılıyor diye görmek bazılarının işine geliyor, birilerinin temennisi bu… Böyle bir şey yok.”

Paylaşın

“KPSS Soruları 3 Bin Kişiye Verildi” İddiası

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay, KPSS’deki bazı soruların sızdırılması skandalının ardından başlatılan soruşturmayı ” Paralel sınavlar: Buzdağının ucu!” başlıklı yazısıyla köşesine taşıdı.

Mustafa Balbay, yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Ankara’da iki ciddi iddia konuşuluyor:

1- Paralel soruların yanı sıra üç bin kadar kişiye ayrıca tüm sorular verildi.

2- Benzer durum yakın geçmişteki öteki sınavlarda da yaşandı.

Hemen soruşturma açıp ‘Gereken her şeyi yaptık’ telaşı bu iddialarda doğruluk payının yüksek olduğunu gösteriyor.

En azından şu yapılmalı:

1- İptal edilen sınavın sonuçları alınıp tam bilenler çıkarılmalı.

2- İkinci sınavda bu kişilerin hangi başarıyı gösterdiği birincisi ile karşılaştırılmalı.

3- Elbette cadı avı türü bir şey önermiyoruz ama bunlar yapılırsa olayın ardında gerçekten kimlerin ya da hangi maharetli örgütlenmelerin olduğu anlaşılır.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Ne olmuştu?

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) geçtiğimiz pazar günü iki oturumda gerçekleştirilmişti. Sınavın ardından KPSS cevap anahtarı, ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayımlanırken sosyal medyada soruların sızdırılmasıyla ilgili iddia ortaya atılmıştı.

Cevap anahtarının yayımlanmasının ardından Twitter’da , sosyal medya kullanıcıları, öğrenciler ve sendikacılar soruların daha önce özel bir kurumun YouTube sayfasından paylaşıldığını, hatta WhatsApp gruplarından dağıtıldığını iddia etmişti.

Bu iddialar üzerine ÖSYM ve YÖK hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu. ÖSYM’den yapılan açıklamada ise; iddiaların asılsız olduğu belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 KPSS Lisans oturumundaki bazı sorulara ilişkin iddialarla ilgili Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme talimatı vermişti ve birkaç saat sonra Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayınlanan kararla ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün görevden alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Ali Ersoy’u ÖSYM Başkanı olarak atamıştı. Ersoy, sorularının sızdırıldığı iddiasıyla inceleme başlatılan KPSS’nin iptal edildiğini duyurmuş ve sınava katılanlardan özür dilemişti.

Sorular ile ilgili iddialar üzerine Yediiklim Yayınevi yetkilileri ise tüm soruların iddia edildiği gibi aynı olmadığını “Bir iki soru aynı diye algı yapmaya gerek yok” açıklamasını yapmıştı. Yediiklim Yayınevi hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Paylaşın

AYM’den Van’daki 6 Yıllık Yasak İçin Hak İhlali Kararı

Van’ın Çaldıran ilçesinde 2020 yılında “eylem ve etkinlik yasağını ihlal” ettikleri gerekçesiyle yerel mahkeme tarafından para cezası çarptırılan HDP’li yöneticiler, davayı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı.

HDP’li yöneticilerin başvurusunu değerlendiren Anayasa Mahkemesi, söz konusu yasakla, Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan “toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının” ihlal edildiğine karar verdi. Bu, Van’da altı yıldır valilik tarafından her 15 günde bir aralıksız uzatılan eylem etkinlik yasağına ilişkin ilk ihlal kararı oldu.

Gazete Duvar’dan Salih Sertkal’ın haberine göre, HDP Çaldıran ilçe örgütü yöneticileri, 23 Şubat 2020’de Ankara’da yapılacak olan HDP 4. Olağan Kongresi öncesi ilçe merkezinde el ilanı dağıtarak halkı kongreye davet etti. El ilanı dağıtan HDP ilçe yöneticileri Seyithan Acar, Kerem Koç, Suat Çevik, Hikmet Demirkaya, Hosrof Durmuş, Leyla Atsak, Salih Candeğer, Sinan Atabay, Ramazan Bülte ve Seracettin Naricican’a, kentte uygulanan “eylem etkinlik yasağını ihlal” ettikleri gerekçesiyle polis tarafından para cezası kesildi. Verilen para cezasına ilişkin Van Sulh Ceza Hakimliği’ne yapılan itirazı reddeden hakimliğin kararı HDP’li yöneticilerin avukatı Mahmut Kaçan tarafından Anayasa Mahkemesi’ne taşındı.

Yerel mahkemenin verdiği para cezasını kabul etmeyen 10 HDP yöneticisi, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. HDP’li yöneticiler başvurularında, “siyasi örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının anayasal ve uluslararası hukukta güvence altına alındığına; söz konusu bildiri dağıtma eyleminin siyasi faaliyet kapsamında olduğuna ve müdahalenin haklı gerekçelere dayanmadığına” dikkat çekti. Üç kişinin başvurusunu zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle reddeden AYM, diğer yedi kişinin başvurusunu değerlendirmeye aldı.

Anayasa Mahkemesi, kararında, polis tutanaklarında ve hakim kararlarında bildiri dağıtma eyleminin kamu düzenini bozduğuna ilişkin bir tespitin yer almadığına işaret etti. Mahkeme, ayrıca grubun sorunsuz bir şekilde dağıldığını belirtti. Mahkeme kararında olaya ilişkin şu tespitleri yaptı: “Ne idare ne de mahkeme, grubun olaysız dağıldığını göz önüne almıştır. Yine somut olayda kolluk kuvvetleri veya idare tarafından bir müdahale yapılması gereği duyulmamış, başvurucular hakkındaki idari para cezası olay sonrasında kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenmiştir.”

‘Van’da altı yıldır sürdürülen eylem etkinlik yasağına ilişkin ilk ihlali kararı’

AYM’nin verdiği karar, 3 Ağustos 2022 tarihinde dava avukatı Mahmut Kaçan’a tebliğ edildi. Kararı değerlendiren Kaçan, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bu kararın, Van’da altı yıldır sürdürülen eylem etkinlik yasağına ilişkin ilk ihlal kararı olması nedeniyle önemli olduğunu söyledi. Polisin, Çaldıran’da el ilanı dağıtan müvekkilleri hakkında Van Valiliği tarafından her 15 günde bir uzatılan “eylem etkinlik yasağı” kararını gerekçe göstererek para cezası kestiğini söyledi.

Para cezalarına ilişkin Van Sulh Ceza Hakimliği’ne itirazda bulunduklarını belirten Kaçan, yerel mahkemenin taleplerinin reddine karar vermesi sonucu olayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdıklarını aktardı. Kaçan, “Yasağın kendisi tartışılmamakla birlikte bu yasak gerekçesiyle düzenlenen idari para cezalarının toplantı ve gösteri yürüyüş hakkını ihlal ettiğinin tespiti bizim açımızdan önemlidir” diye konuştu. Kaçan, Van’da yıllardır uygulanan eylem ve etkinlik yasağının tümüyle hukuka aykırı olduğunu söyledi.

Paylaşın