MASAK, ÖSYM Çalışanlarının Hesaplarını İnceleyecek

Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmasının ardından başlatılan adli soruşturma kapsamında, Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Yediiklim Yayınevi’ne ait 2 adreste arama yaptı.

Haber Merkezi / Yayınevinin Kızılay ve Ostim’deki adreslerindeki aramalarda, çok sayıda dijital materyale ve soru örneklerine el koyuldu. Bu soru örnekleri, incelenmek üzere emniyete götürüldü. Soruşturma devam ederken, soru örneklerindeki incelemenin de sürdüğü öğrenildi.

Para akışları incelenecek

Ayrıca, soruşturma kapsamında, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) da devreye girdi. MASAK tarafından yayınevi çalışanları ile ÖSYM çalışanlarının hesaplarındaki para akışının incelendi. DDK müfettişlerinin de ÖSYM’de inceleme yaptığı ve tüm soruları taradığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında rapor hazırlanacağı belirtildi.

Ne olmuştu?

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) geçtiğimiz pazar günü iki oturumda gerçekleştirilmişti. Sınavın ardından KPSS cevap anahtarı, ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayımlanırken sosyal medyada soruların sızdırılmasıyla ilgili iddia ortaya atılmıştı.

Cevap anahtarının yayımlanmasının ardından Twitter’da , sosyal medya kullanıcıları, öğrenciler ve sendikacılar soruların daha önce özel bir kurumun YouTube sayfasından paylaşıldığını, hatta WhatsApp gruplarından dağıtıldığını iddia etmişti.

Bu iddialar üzerine ÖSYM ve YÖK hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu. ÖSYM’den yapılan açıklamada ise; iddiaların asılsız olduğu belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 KPSS Lisans oturumundaki bazı sorulara ilişkin iddialarla ilgili Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme talimatı vermişti ve birkaç saat sonra Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayınlanan kararla ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün görevden alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Ali Ersoy’u ÖSYM Başkanı olarak atamıştı. Ersoy, sorularının sızdırıldığı iddiasıyla inceleme başlatılan KPSS’nin iptal edildiğini duyurmuş ve sınava katılanlardan özür dilemişti.

Sorular ile ilgili iddialar üzerine Yediiklim Yayınevi yetkilileri ise tüm soruların iddia edildiği gibi aynı olmadığını “Bir iki soru aynı diye algı yapmaya gerek yok” açıklamasını yapmıştı. Yediiklim Yayınevi hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Paylaşın

Bireysel Kredi Ve Kart Borcu 1 Trilyon 221 Milyar Lirayı Aştı

Yüksek enflasyonla birlikte alım gücü erirken zamlı ücretleri henüz alamayan milyonlar borçlanmaya devam etti. Milyonlarca ücretli çalışan ay sonu yaklaştıkça bankalara biraz daha borçlandı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık istatistiklerine göre temmuz ayının son haftasında yurttaşların bireysel kredi ve kredi kartı borcu 14 milyar 105 milyon lira daha arttı. Böylece bireysel kredi ve kredi kartı borçluluğu 1 trilyon 221 milyar 404 milyona yükseldi. Ayın ilk haftasındaki borçluluk 1 trilyon 196 milyar 644 milyon liraydı. Böylece ay başından sonuna kadar olan borçluluk 24 milyar 760 milyon lira artmış oldu.

Ticari kredi ve kredi kartlarıyla birlikte borçluluk, 6 trilyon 494 milyar 205 milyon liraya yükseldi. Bir haftada gerçekleşen artış 83 milyar 572 milyon lira oldu.

Tüketici kredileri 927 milyar lira

Verilere göre, tüketici kredileri tutarı, 29 Temmuz itibarıyla 5 milyar 553 milyon lira artışla 926 milyar 793 milyon liraya yükseldi. Söz konusu kredilerin 350 milyar 202 milyon lirası konut, 25 milyar 613 milyon lirası taşıt ve 550 milyar 978 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu. Söz konusu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 12 milyar 664 milyon lira artarak 858 milyar 640 milyon liraya yükseldi. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 3 artışla 294 milyar 611 milyon liraya çıktı. Bireysel kredi kartı alacaklarının 125 milyar 257 milyon lirası taksitli, 169 milyar 354 milyon lirası taksitsiz oldu.

Merkez raporunda alkol vurgusu

Merkez Bankası, temmuz ayı fiyat gelişmeleri raporunu açıkladı. Raporda tüketici fiyatlarının yüzde 2,37 oranında arttığı, yıllık enflasyonun yüzde 79,60 olduğu hatırlatıldı. Bu dönemde, tüketici yıllık enflasyonunun enerji grubunda gerilerken diğer gruplarda yükseldiği belirtildi. Enflasyondaki artışa en belirgin katkının temel mal ve hizmet gruplarından geldiği ifade edildi. Alkollü içecekler ve tütün ürünleri fiyatlarındaki artışta tütün ürünlerindeki vergi ayarlamasının sınırlı etkisinin yanı sıra üretici firmaların fiyatlama davranışlarının etkili olduğu belirtildi. Gıda grubunda yıllık enflasyonun işlenmemiş gıdada sınırlı bir düşüş kaydettiği, işlenmiş gıdada ise yükselmeye devam ettiği ifade edildi.

Enerji enflasyonunun, uluslararası enerji fiyatlarındaki görünüme paralel olarak gerileyen akaryakıt ve tüp gaz fiyatlarıyla düştüğü belirtilerek “Uluslararası emtia fiyatlarının etkileriyle rafine petrol ve ana metal fiyatlarında gerileme gözlense de özellikle diğer enerji kalemlerinin etkisiyle üretici enflasyonundaki yükseliş sürmüştür. Bu görünüm altında, B ve C göstergelerinin mevsimsellikten arındırılmış aylık değişimi bir önceki aya göre artışa işaret ederken, göstergelerin yıllık enflasyonlarındaki yükseliş devam etmiştir” ifadeleri yer aldı.

Dövize yönelimde artış

Türk Lirası değer kaybedip enflasyon tarihi seviyelere yükselirken, dövize yönelimdeki artış da sürüyor. Merkez Bankası verilerine göre 29 Temmuz haftası itibariyle yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 1,9 milyar dolar artışla 212,7 milyar dolar oldu. Böylelikle toplam mevduatları içinde döviz mevduatlarının payı yüzde 54,5’e yükseldi. BDDK verilerine göreyse kur korumalı mevduat geçen hafta itibariyle 1,13 trilyon TL’ye yükseldi.

Bu mevduat ürününde tutulan tasarruflar da dahil edildiğinde mevcut dolarizasyon yüzde 71’e ulaştı. MB verilerine göre 29 Temmuz haftasında özellikle şirketlerin döviz mevduatlarında artış dikkat çekti. Söz konusu dönem itibariyle şirketlerin döviz mevduatları pariteden arındırılmış veri setine göre 2,1 milyar dolar arttı. Gerçek kişilerin döviz mevduatlarıysa 193 milyon dolar düştü.

Paylaşın

“AK Parti İçin Seçimi Görmek Bile Başarı Olabilir”

Gazeteci Yaşar Aydın, tek adam rejiminin mimarları ve suç ortaklarının bir kısmı Erdoğan’ı terk etmeye hazırlandığını belirterek, çözülmenin bu hızla devam etmesi durumunda AK Parti için seçimi görmenin bile bir başarı olacağını söyledi.

Birgün gazetesi yazarı Yaşar Aydın, siyasetin gündeminde yer alan konularla ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu.

Cemaat sonrası AKP ile yeni ittifakın aktörlerini buluşturan kilit isimlerin bugünlerde bir bir ortaya çıktığını dile getiren Aydın, Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastının firari şüphelisi Levent Göktaş, organize suç örgütü lideri ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar gibi ‘kriminal’ olarak nitelediği isimleri saydı.

“Her dönem kriminal vakalarla anılanların yanı sıra Cübbeli Ahmet’in de içinde olduğu birçok Nakşi kolu, Perinçek gibi siyasetçiler ve olmazsa olmaz olan iş dünyasının figürleri peşi sıra tam anlaşılmayan açıklamalarla gündeme geliyorlar. Erdoğan eleştirilmese de uygulamaları ve etrafındaki isimleri hedefe konuyorlar” diyen Aydın, şöyle devam etti:

“Her mesele farklı kavgaları ve gerilimleri ortaya çıkarıyor. KPSS skandalını bile AKP ile MHP arasında kavga olarak da yorumlayanların sayısı az değil.

Bu açıklamalar ve gelişmeler bize şunu söylüyor, son 6-7 yıl içinde farklı tarihlerde farklı gerekçelerle bindikleri ve bir rejime dönüşen tren, uçuruma doğru giderken vagonları terk etmeye hazırlanıyorlar.

Tek adam rejiminin mimarları ve suç ortaklarının bir kısmı Erdoğan’ı terk etmeye hazırlanıyor. Perinçek de bunlardan biri. Küçük bir yapının ayrılmasının iktidara etkisinin çok olmayacağı düşünülebilir. Ama unutulmasın ki Perinçek, Cübbeli, Levent Göktaş, aynı zamanda AKP ile eski Türkiye ortaklığını sağlayan önemli zincirlerden bir kaçı.

“AKP için seçimi görmek bile başarı olabilir”

Kurulan bu bağ sayesinde rejim inşa edilebildi. Şimdi zincir kopuyor. Parti içi çatışmanın bu kadar yoğun olduğu, motivasyonun olmadığı aşağıya doğru giden bir parti için bu kopmalar çok hayati. Sırada MHP var. Çözülme bu hızla devam ederse AKP için seçimi görmek bile başarı olabilir.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

“KPSS Dosyası Büyüyor, 2018’den Beri Tüm Sınavlara Bakılıyor”

Gazeteci Murat Yetkin, 31 Temmuz’da düzenlenen KPSS’de bazı soruların Yediiklim Yayınevi’nin deneleriyle aynı çıkması üzerine başlatılan soruşturmaya ilişkin edindiği bilgileri aktardı.

Yetkin, soruşturmanın sadece iptal edilen KPSS ile sınırlı kalmadığını, görevden alınan Halis Aygün’ün ÖSYM başkanı olduğu 2018 yılından itibaren yapılan tüm sınavlara bakıldığını ifade etti.

Yetkin’in yazısında ilgili bölüm şöyle:

“31 Temmuz’da yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavının (KPSS) iptal edildiği, soru yolsuzluğu iddiaları üzerine görevden alınan Halis Aygün’ün yerine, yine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığına atanan Bayram Ali Ersoy tarafından 4 Ağustos’ta açıklandı. Ersoy, 6-7 Ağustos ve 14 Ağustos KPSS sınavlarının da ertelendiğini duyurdu. YetkinReport’a bilgi veren kaynaklar ise sınav sorularının sızdırılmasıyla ilgili soruşturmanın iptal edilen sınavla sınırlı kalmayacağını ve Aygün’ün ÖSYM Başkanlığına atandığı 2018’den itibaren bütün KPSS sınavlarının yanı sıra mercek altına alınmakta olduğunu söyledi. Öncelikle Devlet Denetleme Kurulu (DDK) sorumluluğuna yürütülecek inceleme, gerekirse savcılık soruşturmasına da dönüşebilecek.

İsminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, incelemelerin sadece KPSS değil, ÖSYM tarafından yapılan üniversite giriş sınavları (YKS) dahil 2018’den bütün sınavları da kapsaması üzerinde durulduğunu söyledi.”

Ne olmuştu?

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) geçtiğimiz pazar günü iki oturumda gerçekleştirilmişti. Sınavın ardından KPSS cevap anahtarı, ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayımlanırken sosyal medyada soruların sızdırılmasıyla ilgili iddia ortaya atılmıştı.

Cevap anahtarının yayımlanmasının ardından Twitter’da , sosyal medya kullanıcıları, öğrenciler ve sendikacılar soruların daha önce özel bir kurumun YouTube sayfasından paylaşıldığını, hatta WhatsApp gruplarından dağıtıldığını iddia etmişti.

Bu iddialar üzerine ÖSYM ve YÖK hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu. ÖSYM’den yapılan açıklamada ise; iddiaların asılsız olduğu belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 KPSS Lisans oturumundaki bazı sorulara ilişkin iddialarla ilgili Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme talimatı vermişti ve birkaç saat sonra Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayınlanan kararla ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün görevden alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Ali Ersoy’u ÖSYM Başkanı olarak atamıştı. Ersoy, sorularının sızdırıldığı iddiasıyla inceleme başlatılan KPSS’nin iptal edildiğini duyurmuş ve sınava katılanlardan özür dilemişti.

Sorular ile ilgili iddialar üzerine Yediiklim Yayınevi yetkilileri ise tüm soruların iddia edildiği gibi aynı olmadığını “Bir iki soru aynı diye algı yapmaya gerek yok” açıklamasını yapmıştı. Yediiklim Yayınevi hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Paylaşın

Ekonomik Durgunluk Veya Resesyon Nedir? Bireyleri Nasıl Etkiler?

Dünyanın önde gelen merkez bankaları ardı ardına faizleri artırırken neredeyse tamamı durgunluk uyarısı  yapıyor. Peki ekonomik durgunluk ya da resesyon nedir? Hangi durumlarda resesyona girmiş sayılıyoruz?

En geniş tanımıyla durgunluk ekonomik aktivitede aylar hatta yıllar sürebilen belirgin ve yaygın gerileme,  yükselen işsizlik, azalan perakende satışları ve düşen sanayi üretimi anlamına geliyor.

Resesyon genellikle altı ay veya daha uzun sürdüğü için uzmanlar popüler bir tanım olarak ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının üst üste iki çeyrekte düşmesini kullanıyor. Bu tanım 1974 yılında ekonomist Julius Shiskin tarafından dillendirildi. Sağlıklı bir ekonominin sürekli büyümeye devam edeceğini belirten Shiskin üst üste iki çeyrekte görülen daralmanın aslında altta ciddi problemler yattığını gösterdiğini savundu. Bu açıklama, sonrasında genel kabul gördü.

Ekonomik döngünün bir parçası olarak görülen resesyonun hemen öncesinde yaşanan büyüme döneminde gelişen dengesizliklerin düzelmesini sağlayarak yeni bir büyüme döngüsünün başlamasına zemin hazırladığına inanılıyor.

Gelişmiş ekonomilerde durgunluk bilinen bir durum olmasına rağmen son yıllarda daha az ve daha kısa yaşanmaya başlandı. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre 1960 ve 2007 yılları arasında 21 gelişmiş ekonomide 122 defa durgunluk yaşandı ve toplam zamanın yaklaşık yüzde 10’u civarında sürdü.

Resesyonun nedenleri neler?

Bir durgunluğa birden fazla etken sebep olabilir. Bunlar ani bir ekonomik şoktan kontrolden çıkmış enflasyona kadar bir çok neden olabilir ama belli başlıları tek başına olduğu gibi birkaçı birden ekonominin daralmasına sebep olabilir.

Ani ekonomik şok: Ekonomik şok, beklenmeyen ve finansal zarara yol açan gelişmeler için kullanılıyor. Örneğin dünya genelinde bir çok ekonominin kapanmasına yol açan Covid-19 salgını ani ekonomik şokun en yakın örneklerinden biri.

Aşırı borçlanma: Bireyler ve şirketler aşırı borçlandıklarında artık geri ödeme zamanında harcayacak başka paralarının kalmadığı bir noktaya gelebilir. Temerrüde düşen ve iflas eden şirket sayısının artması ekonomiye genel olarak bir darbe vurabilir.

Varlık balonlarının patlaması: Yatırım kararları duygusal olarak alındığında sonuçlar istenildiği gibi gitmeyebilir. Yatırımcılar ekonominin güçlü seyrinin devam edeceği öngörüsü ile hisse senedi veya gayrimenkul alımları yaparak bunların fiyatlarının şişmesine yol açabilir. Patladığında ise panik halinde yapılan satışlar ekonomiyi daralmaya sürükleyebilir.

Aşırı yüksek enflasyon: Enflasyon, fiyatların zamanla yükselme eğiliminde olması anlamına gelir. Normal bir seyirde enflasyon tehlikeli değildir ama aşırı yükselerek kontrolden çıkması ekonomiyi durgunluğa sürükleyebilir.

Aşırı fazla deflasyon: Fiyatların zamanla düşmesi anlamına gelen deflasyon yüksek enflasyondan daha tehlikeli bir durum. Fiyatlar düşünce şirketlerin gelirleri azalır bu da maaşların düşmesine yol açar ve fiyatlar üzerindeki baskı daha da artarak bir kısır döngüye girer.

Tekonolojik ilerleme: Teknolojik gelişme ve yeni icatlar uzun vadede ekonomiyi güçlendiren etkenler. Fakat kısa vadede bu gelişmelere adaptasyon süreci çeşitli sıkıntılara yol açabiliyor. On dokuzuncu yüzyılda sanayi devrimiyle iş gücü ihtiyacının azalması işsizliğin tavan yapmasına yol açmıştı. Günümüzde bazı ekonomistler yapay zeka ve robotların aynı etkiye yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Durgunluk bireyleri nasıl etkiler?

Ekonomik durgunluğun bireyler üzerindeki en doğrudan etkisi istihdam alanında görülüyor. Ekonomik faaliyetin düşmesiyle işten çıkarmaların artmasının yanı sıra yeni iş bulmak da bir hayli zorlaşır. Çalışmaya devam edenler de maaşların veya ikramiyelerin düşmesi ya da zamların ertelenmesi ile karşı karşıya kalabilir.

Hisse senedi, tahvil, gayrimenkul gibi alanlara yatırım yapanlar para kaybedebilir. İşletme sahiplerinin satışları durgunluk sırasında düşebilir ve iflaslar yaşanabilir.

Geri ödemeler azaldığı için bankalar da kredi musluklarını kısabilir.

Resesyon önceden tahmin edilebilir mi?

Ekonomik tahminlerin tamamının bir tahmin olduğu göz önüne alındığında bu soruya kesin olarak evet demek mümkün değil. Örneğin Kovid 19 salgınını kimse öngörememişti.

Buna rağmen zorlu dönemlerin yaklaştığına işaret eden bazı göstergeler bulunuyor. Tüketici güveninde düşüş, borsalarda sert kayıplar, işsizliğin yükselmesi, takibe düşen alacakların artması gibi etkenler yaklaşan bir durgunluğun en büyük işaretçileri olarak gösteriliyor.

Resesyon ve depresyon arasındaki fark nedir?

Resesyon ve depresyona yol açan etkenler genel olarak birbiriyle aynı. Fakat depresyonun etkileri çok daha derin ve daha uzun hissedilir. İşsizlik çok daha fazla artar, gayri safi yurtiçi hasıla daha fazla düşer ve en önemlisi depresyon resesyona göre daha uzun sürer.

Ekonomistler arasında hangi noktadan sonra resesyonun depresyona dönüştüğü konusunda bir fikir birliği oluşmuş değil ama daha yıkıcı olduğu genel kabul gören bir durum.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

KPSS Sorularında “Şifreleme” İddiası

Kamu Personel Seçme Sınavı’ndaki (KPSS) soruların sızdırıldığı iddialarının ardından başlatılan soruşturma sürerken, sınavla ilgili bir iddia daha ortaya atıldı. Eğitim uzmanı Sadık Gültekin Türkçe sorularında ‘şifreleme’ yapılarak cevapların sorulara gizlendiğini öne sürdü.

31 Temmuz 2022 tarihinde düzenlenen KPSS’nin ardından bazı soruların Yediiklim Yayınevi’nin deneme sorularıyla aynı çıkmasının ardından gelen tepkiler üzerine AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ÖSYM Başkanı Halis Aygün’ü görevden alarak yerine Bayram Ali Ersoy’u atadı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, Emniyet söz konusu yayınevine operasyon düzenledi. ÖSYM Başkanı Bayram Ali Ersoy, 31 Temmuz’da yapılan KPSS oturumlarının iptal edildiğini, 6-7 Ağustos 2022 ve 14 Ağustos 2022’de yapılacak KPSS oturumlarının da ertelendiğini duyurdu.

NTV’de yer alan habere göre; soruşturma devam ederken Eğitim Uzmanı Sadık Gültekin Türkçe sorularında şifreleme yapıldığını öne sürdü.

‘İlk kelime ile son kelimede yapmışlar’

Gültekin, “Şifrelemeyi ilk kelime ile son kelimede yapmışlar. Soruda cumartesi kelimesi geçiyor. 4. soru da C seçeneği Cumartesi C ile başlıyor. Albert Camu da Camu’yu vurguladığımızda vurguda ilk C seçeneği gelir, Doğru cevap C. Vebayı vurguladığımızda da ilk seçenek hangisi ‘veBa’ B. Doğru yanıt B.” dedi.

Ne olmuştu?

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) geçtiğimiz pazar günü iki oturumda gerçekleştirilmişti. Sınavın ardından KPSS cevap anahtarı, ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayımlanırken sosyal medyada soruların sızdırılmasıyla ilgili iddia ortaya atılmıştı.

Cevap anahtarının yayımlanmasının ardından Twitter’da , sosyal medya kullanıcıları, öğrenciler ve sendikacılar soruların daha önce özel bir kurumun YouTube sayfasından paylaşıldığını, hatta WhatsApp gruplarından dağıtıldığını iddia etmişti.

Bu iddialar üzerine ÖSYM ve YÖK hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu. ÖSYM’den yapılan açıklamada ise; iddiaların asılsız olduğu belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 KPSS Lisans oturumundaki bazı sorulara ilişkin iddialarla ilgili Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme talimatı vermişti ve birkaç saat sonra Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayınlanan kararla ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün görevden alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Ali Ersoy’u ÖSYM Başkanı olarak atamıştı. Ersoy, sorularının sızdırıldığı iddiasıyla inceleme başlatılan KPSS’nin iptal edildiğini duyurmuş ve sınava katılanlardan özür dilemişti.

Sorular ile ilgili iddialar üzerine Yediiklim Yayınevi yetkilileri ise tüm soruların iddia edildiği gibi aynı olmadığını “Bir iki soru aynı diye algı yapmaya gerek yok” açıklamasını yapmıştı. Yediiklim Yayınevi hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Paylaşın

8 Kadına Tecavüzle İlgili 80 Kişi Tutuklandı

Güney Afrika’da Krugersdorp kentinde bir çetenin 8 kadına tecavüz etmesinin ardından başlatılan soruşturmada 80’den fazla kişi tutuklandı. 8 kadına yönelik bir çete tarafından toplu tecavüz ülkede infial uyandırmıştı.

Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, “tecavüzcülerin bizim toplumuzda yeri yok. Ancak bu tür suçları işleyenlerin yakalanması ve yargılanması için toplumların, suçluları aralarına almamaları ve korumamaları gerekiyor.” diyerek tepkisini dile getirdi.

Bu arada Krugersdorp kentinde tecavüzleri protesto eden göstericiler, kaçak göçmenleri sopalarla döverek, kamplarını ateşe verdi.

Bazı göstericilerin, dövdükleri kaçak göçmenlerin üzerlerindeki eşyaları çıkartarak bu kişileri cezalandırmak için soydukları görüldü. Yine sokaklara barikat kuran göstericiler, lastik yakarak tepkilerini dile getirdi.

Polis, göstericilere yatıştırmak için göz yaşı bombası kullanmak zorunda kaldı. Polis ve göstericiler arasında arbede çıktığı bildirildi.

Yerel polis şefi ise basına yaptığı açıklamada, 8 kadına yönelik tecavüzü “ulusal utanç” olarak niteledi. Güvenlik güçleri, tecavüzle ilgili olarak bölgedeki madenlerde çalışan kaçak göçmenleri suçluyor.

Tüm Siyahlar Organizasyonu lideri Lucas Misapitso, tecavüz olaylarına karşı hem yerel hem de ulusal düzeyde duyarlılık çağrısı yaparak, “Kentte 8 kadının kaçak madenciler tarafından tecavüze uğramasından sonra bugün bütün faaliyetlere ara verilecek. Bütün topluluklar, Kagiso’daki hareketlerin liderleri ve siyasi partilerle birlikte hep birlikte harekete geçip sokaklarda bunu protesto edeceğiz” dedi.

Bu arada ülkede son dönemde güvenlik güçlerinin hırsızlık, cinayet ve diğer suçlara karşı mücadele etkisiz kaldığı yolundaki eleştirilerin giderek arttığı gözleniyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Metropoll Araştırma: Millet İttifakı İle Cumhur İttifakı Başa Baş

Metropoll Araştırma şirketinin yaptığı son ankette kararsızlar dağıtıldıktan sonra AK Parti’nin oyu yüzde 33,8 en yakın parti CHP’nin oyu yüzde 24,9, İYİ Parti’nin oyu ise yüzde 14,5 oldu. Ankette HDP için yüzde 11,4, MHP için ise yüzde 6,0 oy oranı çıktı.

11-16 Temmuz tarihlerinde toplam 2 bin 91 kişi ile yapılan anket sonucuna göre Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı başa baş gidiyor. Buna göre Cumhur İttifakı yüzde 39,8 Millet İttifakı ise yüzde 39,4 oranında oy alıyor.

Katılımcılara “Bu pazar bir milletvekili seçimi olsa hangi siyasi partiye oy verirsiniz” sorusu yöneltildi ve ‘kararsızım’, ‘protesto oy’ ile ‘cevap yok’ diyenlerin toplam oranı yüzde 16,7 oldu.

Anket sonuçlarında uzun zamandır Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı’nın oy oranı birbirine oldukça yakın çıkıyor. Bu da HDP oylarının kritik önemde olduğuna işaret ediyor.

MetroPoll Araştırma şirketinin adaylar bazında geçtiğimiz günlerde yaptığı bir diğer ankete göre ise Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunu kazanamıyor.

İkinci tura kaldığı takdirde beş potansiyel adayın da gerisinde kalan Erdoğan’ın oyları ilk turda birinci olsa bile yüzde 40’ın altında görünüyor.

Ankette Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş karşısında ikinci turda kaybettiği görülüyor.

Özellikle Mansur Yavaş’ın Erdoğan’ı 16 puan farkla geçmesi dikkat çekiyor. Erdoğan, diğer dört aday karşısında ise yüzde 42.7’yi aşamıyor.

İkinci turda Erdoğan karşısında beş ihtimalli senaryo

Recep Tayyip Erdoğan ile Mansur Yavaş yarışırsa Erdoğan yüzde 37.7, Yavaş yüzde 53.9 alıyor. Bu da 16 puanlık fark demek. Bu yarışta kararsızlar, protestocular ve “Cevabım yok” diyenlerin oranı yüzde 8.4’e iniyor.

Erdoğan ve İmamoğlu yarışırsa Erdoğan yüzde 42.3, İmamoğlu yüzde 48.6 alıyor. Bu sefer kararsızların ve diğerlerinin toplamı yüzde 9.1 oluyor.

Erdoğan ve Akşener yarışırsa Erdoğan yüzde 42.3, Akşener yüzde 46.4 alıyor. Kararsızların ve diğerlerinin toplamı ise yüzde 11.3’e çıkıyor.

En düşük fark Erdoğan-Kılıçdaroğlu yarışında ortaya çıkıyor. Erdoğan yüzde 42.7, Kılıçdaroğlu ise yüzde 45.4 alıyor. Kararsızların ve diğerlerinin toplamı en yüksek seviyesini görerek yüzde 11.9’a ulaşıyor.

Paylaşın

AYM: Kayyum Rektöre “Kayyum Rektör” Demek Suç Olamaz

Mersin Üniversitesi Sanat Tarihi öğrencisi İlknur Uyan, Kasım 2017’de Ankara Gar Katliamı’nın protesto eden öğrencilere açılan soruşturmalara tepki göstermek için Gazeteciler Cemiyeti’nde yapılan basın açıklamasına katıldı.

Üniversite yönetimi, basın açıklamasına katılan öğrencilere ‘Kayyum Rektör’ ifadelerinin kullanıldığı basın açıklaması nedeniyle ‘şeref ve haysiyeti zedeleyici ifadeler kullanıldığı’ gerekçesiyle soruşturma açtı. Uyan’a da 1 ay okuldan uzaklaştırma ve disiplin cezası verdi.

Uyan kendisine verilen ceza üzerine Şubat 2018’de ‘idari işlemin durdurulması’ talebiyle İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

Yerel mahkeme itirazı kabul etmedi

Uyan başvuru dilekçesinde basın açıklamasının kampüs dışında yapıldığını belirtti. Basın açıklamasının hazırlanmasında ve okunmasında bir dahli olmadığını söyleyen Uyan disiplin cezasının hukuka aykırı olduğunu ifade etti. Ancak Mersin 2. İdari Mahkemesi Uyan’ın talebini reddedildi. “Hukuka aykırılık yoktur” dedi.

Uyan bunun üzerine dosyayı istinaf başvurusu yaptı. Ancak Konya Bölge İdare Mahkemesi istinaf talebini kabul etmedi.

AYM, tazminat verdi

Uyan karar sonrası AYM’ye gitti. Kararı inceleyen AYM, Uyan’ın eğitim hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Eğitim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması isteyen AYM dosyayı yeniden yargılama yapılması için Mersin 2. İdare Mahkemesi’ne gönderdi.

AYM ayrıca İlknur Uyan’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. AYM kararında ifade özgürlüğüne vurgu yaptı ve şöyle dedi:

“Rektörlük ceza yerine yalanlayabilirdi”

Özgür düşüncenin ve eleştirel aklın beşiği olarak görülen üniversitelerde farklı düşüncelere sahip üniversite öğrencilerine daha fazla hoşgörü gösterilmesi gerekmektedir. Söz konusu görüş ve fikirler tartışmalı olsa veya rağbet görmese dahi ifade özgürlüğünün sıkı korumasından yararlanmalıdır.

Başvuruya konu basın açıklamasında dile getirilen düşüncelere müdahale edilmesi, bu tür düşünceleri destekleyenlerin şu veya bu sebeplerle cezalandırılması özgür tartışma ortamında ulaşılmasını ve dolayısıyla çoğulculuğun sağlanmasını imkânsız hâle getirir.

İkinci olarak kamu otoritelerinin kabul edilebilir eleştiri sınırlarının özel bireylere nazaran çok daha geniş olduğu unutulmamalıdır. Başvurucunun katıldığı basın açıklaması, kamuoyunun üniversite idaresinin politikalarına karşı denetiminin bir parçası olarak kabul edilmelidir.

Üçüncü olarak kamu otoriteleri kendilerine yönelik eleştirilere farklı araçlarla cevap ve tepki verme imkânına sahiptir. Nitekim üniversite idaresi bahse konu basın açıklamasında ileri sürülen iddiaları yalanlayabilir, kamuoyunu yanlış olduğunu düşündüğü açıklamalara karşı doğru olarak bilgilendirebilir ve bir kısım isnada delilleri ile karşı çıkabilirdi.

“Yerel mahkeme doğru değerlendirme yapmadı”

Bu imkânlarının varlığı nedeniyle rektör ve üniversite idaresi, haksız olduğunu düşündükleri sözel saldırılar karşısında -şiddete teşvik içermedikçe- somut olayda olduğu gibi disiplin soruşturmasına veya ceza soruşturma ve kovuşturmasına başvurma hususunda kendilerini sınırlandırmalıdır.

Dördüncü olarak ise basın açıklamasındaki bazı ifadeler üniversite yönetimi tarafından sert ve incitici olarak nitelendirilse bile ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız ya da ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğu yinelenmelidir.

Başvuruya konu basın açıklamasında rektörün hükûmete biat ettiği, akademisyenlerin çoğunluğunca seçilen değil iktidar tarafından atanan kayyım bir rektör olduğu şeklindeki ifadeler rektör açısından rahatsız edici ve kışkırtıcı bulunsa bile ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir.

Kamusal makamların şerefi veya saygınlığı gibi sebeplerle öğrencilerin varsayımsal değerlendirmeler üzerinden eğitim kurumunun düzenini bozma disiplin cezası ile cezalandırılması ve eğitim haklarının sınırlandırılması anayasal olarak mümkün değildir.

Sonuç olarak başvurucu, ifade özgürlüğünü kullanması nedeniyle okuldan uzaklaştırma disiplin cezası ile cezalandırılmış ve eğitim hakkından yararlanamamıştır. Açıktır ki derece mahkemeleri başvuruya konu ifadelerin kullanılma nedenini, içeriğini, hangi ifadelerin kurum düzenine ne şekilde tesir ettiğini, başvurucunun almakta olduğu eğitimin seviyesini ve basın açıklamasının yapıldığı mecrayı değerlendirmemiştir.

Bu kapsamda mahkemelerin ileri sürdüğü gerekçeler, başvurucunun eğitim hakkına yapılan müdahale için ilgili ve yeterli görülmemiştir. Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle eğitim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

HDP’li Sancar: Kılıçdaroğlu’nun Roboski Ziyareti Değerli

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Roboski ziyareti için “Değerli ama temeldeki Kürt sorununu görmezsek adalet talebi bir süre sonra havada kalır” diye konuştu.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar,  TELE1’de katıldığı programda gündemi değerlendirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Roboski Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin aileleriyle görüşmesine değinen Sancar, Kemal Bey’in oraya gitmesi olumlu bir harekettir. Doğrudan doğruya bu kadar ağır bir katliamın mağdurlarıyla bir araya gelmesi değerlidir. Adalet talebini ailelerden duyması ve bende adaletin gerçekleşmesi için uğraşacağım’ diye taahhüt de bulunması önemlidir. Ancak burada adalet nerede ve nasıl sağlanır? Roboski’de 33 kişi bombalar katledildi ve kimse cezalandırılmadı. Bunun temelindeki Kürt sorununu görmezsek adalet talebimiz bir süre sonra havada kalır” diye konuştu.

“Muhalefet daha somut konuşsun”

Muhalafetin yeni bir barış süreci için atılacak adımlar konusunda daha somut konuşması gerektiğini belirten Sancar şunları kaydetti:

Çözüm sürecini bir barış ve toplumsal dönüşüm süreci olarak düşünmek gerekiyor. Silahların susması meselesi doğrudan doğruya örgütle konuşulması gereken bir meseledir. O zaman bunun İmralı’da yürütülmesi herhangi bir yanlışlık içermiyor ama hem HDP’nin hem Öcalan ‘Dar kalmamalı’ diyordu. Yani büyük bir toplumsal bir mutabakatı hedeflemeden böyle ağır sorunları çözmek mümkün olmuyor. Tekrar iyi bir yöntem ve iyi bir mimarlık bir barış süreci inşa edebilirsek bu toplumdan destek alır.

AKP ile kapalı devre bir sürecin başarı şansı olmayacağını defalarca söyledik. Yeni bir barış sürecini tabandan nasıl kurabiliriz buna bakmalıyız. Muhalefet de bunu nasıl yapabileceği üzerinde daha somut konuşsun. Bu iş şuan ki iktidarla çözülecekmişiz darlığından çıkarılmalı. Toplumsal, siyasal geniş bir mutabakat hedeflenerek geleceğe dair bir vaatte bulunmalıyız.

Çözüm sürecinin güvencesini sağlamak için kanun çıkarılması neredeyse 1.5, 2 yıl sürdü. 2014’te esnek bir kanun çıkarıldı. Siz bu güvenceyi hemen çıkaracaktınız. Dolayısıyla o süreçte görev aldı diye yargılanan arkadaşlarımız var. Bu süreçler biraz böyledir pedal çevirmek zorundasınız. Pedalı bırakırsanız bisiklet devrilir. İlk krizde ‘Masadan kalkıyorum’ deme hakkınız yok.

Paylaşın