TÜİK Açıkladı: Konut Satışları Yüzde 12,9 Azaldı

Türkiye genelinde konut satışları temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,9 azalarak 93 bin 902 oldu. Konut satışlarında İstanbul 14 bin 350 konut satışı ve yüzde 15,3 ile en yüksek paya sahip oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Konut Satış İstatistikleri Temmuz 2022 verilerini açıkladı.

Açıklanan verilere göre, Türkiye genelinde konut satışları temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,9 azalarak 93 bin 902 oldu. Konut satışlarında İstanbul 14 bin 350 konut satışı ve yüzde 15,3 ile en yüksek paya sahip oldu.

Satış sayılarına göre İstanbul’u 7 bin 417 konut satışı ve yüzde 7,9 pay ile Ankara, 4 bin 868 konut satışı ve yüzde 5,2 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 31 konut ile Hakkari ve Ardahan, 49 konut ile Şırnak oldu.

Konut satışları Ocak-Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 24,2 artışla 820 bin 300 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı, temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,2 azalarak 28 bin 688 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 30,6 oldu.

İlk el konut satışları ocak-temmuz döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 18,2 artışla 237 bin 139 olarak gerçekleşti.

İkinci el konut satışlarında 65 bin 214 konut el değiştirdi

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,2 azalış göstererek 65 bin 214 oldu.

Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 69,4 olarak kaydedildi. İkinci el konut satışları ocak-temmuz döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 26,8 artışla 583 bin 161 olarak gerçekleşti.

Yabancılara 3 bin 939 konut satıldı

Yabancılara yapılan konut satışları temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,4 azalarak 3 bin 939 oldu.

Temmuz ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 4,2 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı bin 421 konut satışı ile Antalya aldı. Antalya’yı sırasıyla bin 154 konut satışı ile İstanbul ve 289 konut satışı ile Mersin izledi.

Yabancılara yapılan konut satışları Ocak-Temmuz döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzdw 57,4 artarak 39 bin 322 oldu.

Temmuzda en çok Ruslar konut aldı

Temmuz ayında Rusya Federasyonu vatandaşları Türkiye’den bin 28 konut satın aldı. Rusya Federasyonu vatandaşlarını sırasıyla 431 konut ile İran, 380 konut ile Irak vatandaşları izledi.

Paylaşın

Üç İmam Ve Bir Müezzine ‘Escort Kız’ Soruşturması

Denizli’de bazı din görevlilerinin eskort kızlarla birlikte olduğu söylentileri yayılınca Merkezefendi İlçe Müftülüğü soruşturma başlattı. Soruşturma sırasında müftülüğü denetime gelen Diyanet İşleri Başkanlığı müfettişleri de olaydan haberdar oldu. Müfettişler kendileri de ikinci bir soruşturma başlattı.

Sözcü’den Selami Aydın’ın haberine göre, üç imam ve bir müezzin hakkında yürütülen soruşturma kapsamında çok sayıda din görevlisinin ifadesine başvuruldu.

Son olarak soruşturmaya konu olan 4 din görevlisi dinlendi. Eskort kızlarla yapılan görüşmelerin bir camiye kayıtlı telefondan yapıldığı, watsapp ve twitter uygulamalarının kullanılarak temasa geçildiğinin tespit edildiği öne sürüldü.

Suçlanan din görevlilerinden ikisinin Bayramyeri ve Somuncuoğlu camilerinde görevli A.S. ve M.İ.D. oldukları iddia edildi. Diğer yandan soruşturmanın Memur Sen Konfederasyonu dışındaki tüm sendikaları hedef aldığı iddia edildi.

Daha önce 5 kez görevden alınan ve mahkeme kararları ile geri dönen Adil Sen üyesi Hilal Camisi imamı M.O. ile Din-Bir Sen Denizli temsilcisi Y.K.’nın da ilgileri olmadıkları halde soruşturmaya dâhil edildiği öne sürüldü.

Soruşturmada ifade veren din görevlilerine bu iki isim hakkında aleyhte ifade vermeleri için mobbing uygulandığı iddia edildi. Soruşturmaya konu olan şikâyette 4’ten fazla imamın olduğu da iddialar arasında yer aldı.

Soruşturma dedikodularının yayılması üzerine Adil Sen Genel Başkanı Ahmet Murat Hocaoğlu Denizli’ye gelerek il müftülüğü önünde açıklama yaptı.

İlçe müftüsünün soruşturmanın selameti açısından açığa alınmasını isteyen Hocaoğlu,
şöyle konuştu:

“Üyelerimize mobbing yapılmakta ve hukuksuz bir şekilde Merkezefendi İlçe Müftüsü tarafından çalışan arkadaşlarımız birbirlerini şikâyet etmeye zorlanmaktadır.

Oynanan oyunları görüyoruz. Üyelerimizin yanında olduğumuzu kamuoyuna bildiriyoruz. Yürütülen soruşturmanın selameti açısından, çalışan arkadaşlarımıza bir daha baskı kurmasına fırsat vermemek için soruşturma bitene kadar Merkezefendi ilçe müftüsünün derhal açığa alınması gerektiği kanaatindeyiz.”

Soruşturmadan bir sonuç çıkmaması durumunda soruşturmayı açanlar hakkında adım atacaklarını söyleyen Hocaoğlu, şu ifadeleri kullandı:

Denizli il Müftülüğü çalışanlarıyla alakalı duyduğumuz duyumlar üzerine ilçe müftülüklerinde olan güzide görev arkadaşlarımızın hakkında başlatılan soruşturma ile ilgili buraya geldik.

Hakkında belden aşağı vurulan arkadaşlarımızla alakalı sadece duyumlardan ibaret olan konularla ilgili bazı temaslarda bulunmak zorunda kaldık.

Kuvvetli şüphe olmadığı halde, farklı iddialar sebebiyle birileri tarafından zorlanarak adeta mobbing yapılarak şikâyete zorlandığını tespit ettik.

Bu soruşturma içine dâhil edilen 4 kişiden üç tanesinin Adil Sen’e üye olması bizi son derece rahatsız etti. Hukuken bir kişi hakkında işlem yapılırken kuvvetli şüphe olmalı.

Ondan sonra soruşturma başlatılmalı. Özellikle bir kişi hakkında soruşturma açılsın diye birileri tafrandan zorlanıyor ise bu hukuk dışı bir uygulamadır.

Soruşturmadan hiçbir sonuç çıkmazsa bunu kuranlar hakkında adımlar atacağımızı duyururuz.”

Paylaşın

HDP’li Gündüz: Muhalefet, Kürtleri ‘Çantada Keklik’ Olarak Görüyor

HDP’li Özlem Gündüz, yeni dönem stratejileri, mitinglerde verdikleri mesajlar ve ‘üçüncü yol’ kapsamında yürüttükleri çalışmaları değerlendirdi. Halkın Türkiye’de yaşanan sorunların çözümü için umudu HDP’de gördüğünü dile getiren Gündüz, “Üçüncü Yol ile toplumun bütün kesimlerini ortak mücadele zemininde buluşturacağız” dedi.

HDP’nin sürekli halkla iç içe siyaset yürüttüğünü dile getiren Gündüz, “Kongre öncesi konferanslarımızı gerçekleştirdik. İlçelerden, illere, hem kadın hem genel konferansımızı yaptık. Yürüttüğümüz bütün tartışmalarda iktidarın saldırılarını, hem HDP’ye hem muhalif olan tüm kesimlere dönük saldırı politikalarına karşı sokakta olmak, mücadeleyi büyütme kararlılığını ortaya çıktı. Temmuz ayında on binlerin katılımıyla kongremizi gerçekleştirdik. Kongre, partimizin sahiplenmesi kongresiydi. Kongre sonrası Amed ve İstanbul’da iki miting gerçekleştirdik. Bu bizim açımızdan sahada olma açısından bir başlangıç. Amed ve İstanbul mitingleri yaz sıcağına rağmen on binlerin katılımıyla güçlü geçti” dedi.

Mezopotamya Ajansı’ndan Müjdat Can ve Eylem Akdağ’a konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Örgütlenmeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Özlem Gündüz, şu ifadeleri kullandı:

“Biz HDP’yi kapattırmayacağız. Hukuken parti kapatma gibi bir durum söz konusu değil. Ortaya konulan gerekçelere baktığımızda, parti kapatma gibi bir durum yok. Ama Türkiye koşullarında yaşıyoruz, bu tabii ki siyaseten mümkün. Ama bizim de siyaseten en başından beri şu kararlılığımız var: Biz HDP’yi kapattırmayacağız. HDP’yi halkla birlikte sokaklarda savunacağız. Bir noktada aslında bütün yaptığımız eylem ve etkinlikler HDP’yi savunmaktır. Bu anlamda, halkın sahiplenmesini gördük. Teknik olarak kapanırsa, alternatifimiz var. Bütün hazırlıklarımız tamam. Her an bir seçim olabilir. Olağan koşullarda seçim haziran ayında yapılacak ama erken seçim de baskın seçim de olabilir. Bu noktada alternatifsiz değiliz. Yarın olası bir seçimde aslında teknik olarak hazırlığımız var. Bunun dışında da HDP’nin oyları ya da HDP’yi irade olarak gören seçmen, her koşulda HDP’yi savunacaktır, sahiplenecektir. Bunu iktidar, kendince partiyi kapatarak, tasfiye etmeye çalışarak, zayıflamış bir HDP ile seçime gitme ve seçmenin ne kadarını kendi yanımda tutabilirim stratejisi uyguluyor. Çok yüzeysel, düz yaklaşarak HDP seçmeni ortada kalacak, biz nasıl HDP seçmenini kendi yanımızda tutabiliriz stratejisiyle yaklaşıyor.”

Kürtlere ‘çantada keklik’ yaklaşımı

İktidar ve muhalefetin her seçim öncesi benzer planlara başvurduğunu söyleyen Gündüz, “Her seçim sürecinde hem iktidarın hem muhalefetin Kürt seçmenine dönük ya da Kürt sorununa dönük ilgiliymiş gibi yaklaşımı var. Sonuç itibariyle Türkiye olağanüstü de olsa bir seçim sürecine girmiş durumda. Siyasette Kürtler üzerine oynama durumu söz konusu. Bu haliyle iktidar zaten bir taraf ama muhalefet de çantada keklik olarak görüyor Kürt oylarını. Tabii ki Türkiye siyasetinde belirleyici bir noktada olan Kürt seçmeni, o anlamda da bırakın oy vermeyi Kürtler bu yaklaşıma selam dahi vermez. Bunu çok net şekilde ortaya koymak gerekir” diye konuştu.

Diyarbakır ve İstanbul’da gerçekleştirdikleri mitinglere halkın katılımına dikkat çeken Gündüz, “Halkın tepkisi çok çok olumluydu. Halkın bir kere HDP’yi bu karanlığı aydınlatacak umut olarak, gerçek anlamda siyaset yapan parti olarak HDP’yi gördüğünü çok net bir şekilde gördük. Türkiye’nin esaslı sorunları var. Birincisi Kürt sorunun demokratik çözümü, bir diğeri tecrit, Sayın Abdullah Öcalan üzerinde uzun süredir devam eden tecrit. Yine Türkiye’de iktidarın savaş politikaları. İşte dört bir yana sınırlarını koruma mantığıyla savaş açmış durumda. Kürtlerin var olan bütün kazanımlarına dönük saldırı hali. Yine bu savaş politikalarının yarattığı ekonomik kriz, yoksulluk gerçekten insanlar artık evlerine ekmek götüremeyecek noktadalar. Derinleşen ekonomik krizin haddi hesabı yok ve bu halkı çok ciddi şekilde etkiliyor. Bütün bunlardan rahatsız insanlar. Yine gençliğin gelecek kaygısı var. Bir umutsuzluk hali var. Toplumun bir çaresizlik hali var. Ama bütün bunlarla birlikte bu sorunları gündemine alıp çözecek olan parti olarak, halkın bizi görmesi, bütün eksikliklerini gidererek, bu mücadeleyi büyütme noktasında halkın HDP’ye önerileri ve eleştirileri oldu” ifadelerini kullandı.

İktidarın Kürt sorununda çözümsüzlük politikaları ve Öcalan’a yönelik ağırlaştırılan tecride değinen Gündüz, şöyle devam etti:

“Tecrit, Kürt sorununun gerçek anlamda çözümünü istemeyen iktidarın yaklaşımıdır. Çünkü Kürt sorununda Sayın Abdullah Öcalan esas muhataptır ama son 7 yıldır özellikle İmralı Ada Hapishanesi’nde yoğun bir tecrit altındadır. Sayın Öcalan bu tecrit politikalarını duruşuyla boşa çıkarmıştır. İktidar bu tecridi, İmralı’dan başlatarak özellikle diğer bütün cezaevlerine, toplumun tamamına yayan bir politika sürdürüyor. İşte bugün bütün cezaevlerine baktığımız zaman uygulanan baskı, haksızlık, hukuksuzluk aynı şekilde. Yine topluma baktığımız zaman toplum bir bütünen cendereye alınmış, nefes alamaz durumda. Bu anlamda da oradan başlatarak aynı zihniyetin bütün topluma yaydığı bir tecrit politikası var. Bir insanın en temel hakkıdır aile görüşü, avukat görüşü, ama burada yapılmak istenen özellikle bir tecrit uygulayarak, izole ederek sesini kısmak, muhataplığını bir şekilde kendilerince bertaraf etmek, olası görüşlerin, düşüncülerin dışarıya yayılmasını engellemektir. Sayın Abdullah Öcalan’ın Kürt halkı üzerindeki etkisinden, Türkiye’deki yaşanan sorunlara dair görüş önerilerinden korkan bir iktidarın yaklaşımıdır. İktidar, bu gibi sorunları derinleştirerek, kendince iktidarını uzatma, koruma çabası içindedir.”

‘Rojava’ya olası bir işgal durumunun faturası, her anlamda çok ağır olacaktır’

Gündüz, şunları söyledi: “Bizim Üçüncü Dünya Savaşı olarak adlandırdığımız süreçte, bütün dünyada dengeler değişti. Yeniden bir dizayn söz konusu ama Türkiye’ye, iktidara baktığımız zaman aynı zihniyet var. 40 yıl önce Kürtlere nasıl yaklaşıldıysa, şu anda aynı şekilde yaklaşıyorlar. İktidar, dünya yeniden dizayn edilirken, ‘Kürtleri nasıl geriletebilirim, Kürt kazanımlarını nasıl yok edebilirim’ mantığıyla yaklaşıyor. Bunun için bütün koşullarını seferber etmiş durumda. Bütün ülke ziyaretlerine baktığımızda tek bir şeyle gidiyor. ‘Tavizleri veririm, yeter ki benim Kürtlere saldırılarıma, Rojava’ya dönük yürüttüğüm savaşı destekleyin’ diyerek, bütün imkanlarını seferber etmiş durumda. Bu anlamda da bu zihniyetinden de vazgeçmiyor. Vazgeçmediği sürece de devam eden bir savaş durumu var. Türkiye’nin sınırlarını koruma adı altında yapıldığını dile getiriyorlar. Bu bir kılıftır onlar açısından. Çünkü başka bir ülkeyi işgal söz konusu. Başka bir ülkede yaşayan insanların her türlü varlığını yok etme söz konusu. Bu savaş politikasını da devam ettiriyor. Bunun içinde elinden gelen her şeyi yapıyor iktidar. Kendi iktidarını korumak istiyor. Bunu Kürtlere, Kürtlerin yaşadığı ülkelere saldırarak, Kürtleri içerde ve dışarıda yok etmeye dönük savaş politikasını devam ettirerek yapıyor. Bunu seçime dönük, bir zafer algısı yaratma amacıyla yaparak, milliyetçi kitleyi kendi etrafında tutmaya çalışıyor. Bu, hiç kimsenin desteklemediği bir durum. Olası bir Rojava’yı işgal durumunun faturası, Türkiye’ye hem ekonomik hem siyaseten hem toplumsal olarak çok çok ağır olacaktır. Rojava’ya olası bir işgal durumunun faturası, her anlamda çok ağır olacaktır. Bu iktidarı çok daha hızlı bir çöküşe götürecektir. Amaç içeride bir milliyetçilik hortlatarak, seçimlere güçlü gitme olabilir ama bunun faturası iktidara ve topluma çok ağır olacaktır.”

‘Krizin iktidarın savaş politikalarının sonucu olduğunu artık herkes biliyor’

İktidarın savaş politikaları sonucu ülkede ekonomik krizin derinleştiğine dikkat çeken Gündüz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Savaş politikasının, bütün imkanları seferber etme, bütün ülkelerin kapısına gidip tavizler vererek savaş politikalarına destek istemenin faturası ağır olacak. Bu doğallığında ciddi bir ekonomik krizi beraberinde getirdi. İktidarın bu politikaları devam ettikçe, bu kriz de derinleşiyor. Halk bu durumdan çok rahatsız. Krizin iktidarın savaş politikalarının sonucu olduğunu artık herkes biliyor. Toplumun bütün kesimine mikrofon uzattığınız zaman Türkiye’nin bütün imkanlarını seferber ederek her şeyini savaşa yatırdığını, oradan bir kazanç elde edeceğini düşünerek, her şeyi savaşa yatırdığını çok rahat görebilirsiniz. Bu da ciddi anlamda yoksulluk, işsizliği beraberinde getiriyor. Bunlar hepsi savaş politikalarının sonucudur. Burada muhalefetin de rolü var. Muhalefet ekonomik krizi şöyle değerlendiriyor: İktidar ekonomiyi iyi yönetemiyor. Muhalefet krizin sebebinin iktidarın savaş politikalarının sonucu olduğunu net bir şekilde ortaya koyamıyor. Bu da muhalefetin Kürt sorununa, savaş politikalarına yaklaşımıdır. Bu savaş politikalarının sonucu olduğu çok nettir. İktidar bunu böyle devam ettirecektir. Toplum bunu görüyor ama muhalefetin bunu net bir şekilde görüp, ‘ekonomiyi yönetemiyorlar, ekonomiyi bilmiyor’ şeklinde değil, net bir şekilde iktidarın savaş politikalarının sonucu olduğunu ortaya koyması gerekir.”

HDP’nin Türkiye’de yaşanan bütün sorunları merkezine aldığını vurgulayan Gündüz, “İktidarın her geçen gün kadın kazanımlarına dönük saldırıları, kadın katliamları çok korkunç bir hal almış durumda. Bu artık her gün artarak devam eden kadın katliamlarına, kadın cinayetlerine sebep oluyor. Yine gençliğe dönük ciddi saldırılar var. Yozlaştırılan gençlik var. Geleceğe dair umudu kalmayan bir gençlik var. Yakın zamanda bir sınav (KPSS) gerçekleştirildi. 1 buçuk milyon insan bu sınava girdi. Eğitim sistemi bir taraftan sınav sonrası insanların atanabilme kaygısı bir tarafa dururken, en meşru olan bir seçme sınavını dahi beceremeyen bir iktidar 1 buçuk milyon gencin bütün dünyasını, yaşamını altüst ediyor. Gençliğin geleceğe dair bu ülkede hiçbir umudu yok. Yine göçmenlerin, mültecilerin yaşadığı sorunlar var. Tecrit ve hasta tutsaklar var. Birçok sorun var. Bunların hepsine dair çözüm önerilerimiz var. Biz bunu birincisi kendi örgütlülüğümüzü büyüterek, kendi parti yapımızla tartışmalar yürüterek, yine bütün sol-sosyalist kesimlerle hem kadın boyutuyla hem genel olarak görüşüyoruz. İstanbul Sözleşmesi öncesi ve sonrası bütün kadın örgütleriyle ortak tartışmalar yaparak, ortak bir zemin yakaladık. İktidarın kadına dönük, kadın kazanımlarına dönük ortak zeminde mücadele etme kararlılığı ortaya çıktı” dedi.

Üçüncü yol vurgusu

Toplumun iktidara da muhalefete de mecbur olmadığını söyleyen Gündüz, “Üçüncü Yol ile toplumun bütün kesimlerini, demokrasi mücadelesine inanan bütün kesimlerle ortak mücadele zemininde buluşturacağız. Ortak tartışmalar yürüterek hem var olan sorunların tespitini yapmak hem var olan sorunlara dönük çözüm önerileri geliştirme noktasında bir politikamız var bizim. Önümüzdeki dönemde buna daha çok ihtiyacımız var. Biz bu çalışmayı yürütüyoruz. 7 parti ile bir araya geldik. 7 parti 25 Ağustos’ta bir araya gelecek. Bu konulara ilişkin tartışmaları yürütüyorlar. Bir deklarasyon yayınlanacak. Nasıl birlikte bir yol yürüyebiliriz ve Türkiye’yi bu karanlıktan nasıl çıkarabiliriz. Bu, Demokrasi İttifakı’nın bir parçası sadece. Yine Kürdi partilerle ittifak geliştirme de bunun diğer bir parçası. Bütün kesimlerle, en geniş kesimlerle bir araya gelme, Türkiye’nin sorunlarına çözüm geliştirme gibi bir sorumluluğumuz var. Çünkü gerçekten halklar, demokrasiye inananlar iktidarın bu faşizminden rahatsız olan toplumun bütün kesimleri yönünü HDP’ye çevirmiş durumda. Beklentisi çok fazla. Bu da bize ciddi anlamda bir sorumluluk yüklüyor. Biz bu dönem bu sorumluluğun devamını yerine getirme noktasında da kararlıyız. Bu yönlü çalışmalarımız var. Seçim sürecine de girdiğimizden, bu dönem daha yoğun daha toplumun bütün kesimlerine hitap edecek şekilde, bütün eksikliklerimizi giderecek şekilde planlamalarımızı çıkarıp yolumuza devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Yaşlanma Karşıtı Kremler İçin Uygun Yaş Hangisi?

Yıllardır, güzellik ürünlerinin sergilendiği reklamlarda “yaşlanma karşıtı” kavramı yaygın olarak kullanılmaktadır. Güneşe aşırı maruz kalma, sağlıksız yaşam tarzı, kirlilik, yetersiz uyku ve stres, başta yüz derisi olmak üzere cildin dokusuna zarar veren ve cilt yaşlanmasına en çok katkıda bulunan etkenlerdir.

Haber Merkezi / Yaşlanmanın erken belirtileri arasında kuru cilt, ince kırışıklıklar, düzensiz cilt tonu, pürüzlü doku, görünür gözenekler ve leke bulunur.

Artan “mükemmel” görünme arzusunu karşılamak için her gün yaşlanma karşıtı ürünler de dahil olmak üzere pek çok sayıda çözüm geliştirilmektedir. Yaşlanma karşıtı kremler, ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü en aza indirmede muazzam bir yardımcıdır.

Yaşlanma karşıtı ürünlerde alfa ve beta hidroksi bileşikleri, retinol ve A ve C vitaminleri bulunmaktadır. Bu tür yaşlanma karşıtı çözümleri cilt bakımı rutininize dahil ettikten sonra daha pürüzsüz bir dokuya yeniden kavuşabilirsiniz.

Yaşlanma karşıtı kremlerin faydaları

Cildin parlaklığını arttırır, cildin parlaklığın kaybolması ve gözle görülür semptomların ortaya çıkması cilde daha yaşlı bir görünüm veren birçok faktörden ikisidir. Etkili bir yaşlanma karşıtı krem, kırışıklıkları ve ince çizgileri azaltmayı kolaylaştırır.

Cildin nemlenmesi ve sıkılaşması

Aşırı cilt kuruluğu, cilt sıkılığının ve esnekliğinin kaybı gibi yaşlanma belirtileri çok yaygındır. Yaşlanma karşıtı kremlerin sürekli kullanılmasıyla bu sorunların çözüldüğü söylenmektedir.

Yüzdeki lekeleri ve renk bozulmalarını önler

Güneş kremi, cildinizi UVA ve UVB ışınlarından koruyarak yaşlılık lekelerini ve olası renk bozulmalarını önler. Genellikle cilde zarar veren hücrelere karşı savaşan E ve C vitaminleri gibi antioksidanlar içerir. Düzensiz pigmentasyon krem ​​kullanılarak tedavi edilebilir. Özellikle uzun süre güneş altındaysanız, her iki saatte bir güneş kremi ve yaşlanma karşıtı losyonu yeniden uygulayın.

Öz güveninizi artırır

Yaşlanma karşıtı rutinlerin hem fiziksel görünümünüz hem de psikolojik sağlığınız için avantajları vardır. İyi görünmeniz için sizi motive eder ve kendinize olan güveninizi artırır.

Herkes zorluklarla karşılaşır ve kendinizi erken yaşlanma belirtilerine karşı koruma hakkınız vardır. Hem içeriden hem dışarıdan sağlıklı kalmak sizin sorumluluğunuzdadır ve bu nedenle daha genç görünmek için yaşlanma karşıtı kremleri seçmek mantıklı bir karardır.

Daha sağlıklı olmaya

Domino etkisi genel sağlığınız için geçerlidir çünkü özgüveninizi artırır. Görünüşünüzü kabul etmek, sosyal utangaçlığınızı bırakmanızı ve daha dışa dönük olmanızı sağlar.

Yaşlanma karşıtı kremler için uygun yaş

İnsanların yaşlanma karşıtı kremleri 20’li yaşların sonunda ve 30’lu yaşların başında kullanmaya başlaması önerilmektedir. Yaşlanma belirtilerini fark etmeden önceki birkaç yıl.

Yaşlanma belirtileri ortaya çıkmadan önce yaşlanma karşıtı krem ​​kullanmaya başlarsanız, yaşlanma sürecini yavaşlatma avantajına sahipsinizdir.

“Kendinizle ilgilenmeye başlamak için asla erken değildir”. Doğru cilt bakım rutini ve sağlıklı alışkanlıklar, 30’lu yaşlardan sonra bile genç görünümünüzü korumanızı garanti etmenin mükemmel yollarından ikisidir.

Paylaşın

Bacaklardaki Ve Kollardaki Bu Belirti, Kalp Rahatsızlığının Bir İşareti Olabilir

Kalp hastalıklarının belirtileri sadece göğüsle sınırlı olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Kalp hastalıklarının önceden herhangi bir belirti göstermediği inancının aksine, sessizce kendini gösteren ve erken teşhis edildiğinde hayat kurtarabilecek bazı belirtileri vardır.

Haber Merkezi / Bacakların ve kolların uyuşması kalp hastalığının önemli bir göstergesi olabilir.

Uyuşukluk, bacaklarda ve kollarda herhangi bir his olmaması ile tanımlanabilir. Uyuşukluk herhangi bir sebep olmadan da ortaya çıkabilir.

Çoğu durumda uyuşukluk kendi kendine geçer ve vücut hissetme duyusunu geri alır, ancak uyuşukluk birkaç dakika, birkaç saat hatta günler sürebilir.

Uyuşmanın diğer özellikleri arasında, belirli bölgenin solgun görünmesi ve dokunulduğunda soğuk hissedilmesidir.

Kollarınızda ve bacaklarınızda böyle bir renk değişikliği ve garip bir his hissettiğinizde, bir doktora görünün. Bu belirti tekrar ve tekrar ortaya çıkıyorsa, derhal bir doktora görünün

Uyuşukluk neden olur?

Kan damarı daraldığında, kollar ve bacaklar için gerekli olan kan miktarını sınırlar ve bu da periferik arter hastalığı adı verilen bir duruma neden olur. Bu, vücudun bu kısımlarına yetersiz kan akışına yol açar, bunun sonucunda çeşitli komplikasyonlar ortaya çıkar ve bunların en yaygın olanı uyuşukluktur.

Sağlık uzmanları, periferik arter hastalığını kalp hastalıkları ile ilişkilendirmiştir. Kişi bu duruma sahipse kalp hastalıklarına yakalanma riski daha fazladır.

Uzuvlarda görülen diğer kalp sorunu belirtileri

Uyuşukluk dışında, olası bir kalp hastalığını gösterebilecek başka belirtiler de vardır.

Bu nedenle, bu belirtilere dikkat etmek ve bunlar sık ​​sık meydana geliyorsa bir doktora danışmak çok önemlidir.

  • Ayak kaslarında ağrı, kas ağrısı, kaslarda aşırı yorgunluk ve kaslarda olağandışı rahatsızlıklar da kalp hastalıklarına işaret eder.
  • Ayaklarda yanma hissi de kalp hastalıklarının bir göstergesidir.
  • Baldırlarda ve uyluklarda da rahatsızlık görülebilir.
  • Bacaklarda ve ayaklarda şişme de kalp hastalıklarının bir başka potansiyel göstergesidir.

Kalp hastalıklarının diğer belirtileri nelerdir?

Kalp hastalıklarının diğer semptomları nefes darlığı, göğüste sıkışma, göğüste ağrı, göğüste aşırı basınç ve anjina veya göğüste rahatsızlıktır.

Kalbinde sorun yaşayan kişilerde boyun, çene, üst karın bölgesi ve hatta boğaz bölgesinde ağrılar da olabilir.

Kalp hastalıkları her yıl 18 milyona yakın can alıyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tahminlerine göre, kardiyovasküler hastalıklar her yıl 18 milyona yakın can alıyor. Bunlara koroner kalp hastalığı, serebrovasküler hastalık, romatizmal kalp hastalığı ve diğer durumlar gibi hastalıklar dahildir.

Kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin üçte birinin 70 yaşın altındaki kişilerde meydana gelmesi endişe vericidir. Bu, kalp hastalıklarının gençler için de daha büyük bir risk oluşturduğunun açık bir göstergesidir.

Bilinmesi gereken önemli noktalar

Kalp hastalıkları vücutta belirgin bir belirti vermeden gelişse de düzenli kontrollerde erken dönemde fark edilebilir.

Kolesterol seviyeleri, kalp hızı, kan şekeri seviyesi, vücut kitle indeksi kalp hastalığının göstergelerinden birkaçıdır.

Sağlık kontrolünden geçmek ne kadar önemliyse, sağlıklı bir yaşam tarzına sahip olmak da o kadar önemlidir. Alkol tüketimi, tütün alımı, sigara içmek, abur cubur ve işlenmiş gıdalar kalp hastalığının birkaç katalizörüdür.

Paylaşın

İskoçya, Regl Ürünlerine Ücretsiz Erişimi Yasalaştıran İlk Ülke Oldu

İskoçya, regl dönemi için hijyen ürünlerini yasal bir hak olarak ücretsiz sunmaya başlayan ilk ülke oldu. Yürürlüğe giren 2021 Regl Ürünleri Yasası gereğince yerel makamlar ve eğitim kurumları artık ihtiyacı olan herkese ped ve tampon gibi ürünleri ücretsiz sunmak zorunda.

İskoç hükümetinden yapılan açıklamada, regl ürünlerine erişimi finanse etmek için 32 milyon euroluk yatırım yapıldığı ve yeni yasanın bu süreci güçlendireceği ifade edildi.

Söz konusu yasal düzenleme için kampanya yürüten İşçi Partisi Milletvekili Monica Lennon, konuyla ilgili sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak regl ürünlerine ücretsiz erişim hakkını, “büyük bir dönüm noktası” olarak değerlendirerek şu değerlendirmede bulundu:

Hayat pahalılığı krizi sürerken, Regl Ürünleri Yasası, hizmet ettiğimiz insanların iyiliği için politikacılar bir araya geldiğinde nelerin başarılabileceğini gösteren bir umut ışığıdır.

Sosyal Adalet Bakanı Shona Robison ise regl ürünlerine ücretsiz erişim sağlamanın eşitlik ve onurlu yaşam için vazgeçilmez olduğunu söyledi.

İskoç hükümeti ortaklığında Hey Girls şirketi tarafından bu yılın başlarında kullanıma açılan “PickupMyPeriod” mobil uygulamasıyla ihtiyacı olan herkes dönem ürünlerini almak için en yakın teslimat noktasını bulabiliyor.

Hey Girls şirketinin kurucusu Celia Hudson “Regl Ürünleri Yasası, İskoçya’nın regl ürünlerinin lüks tüketim ürünleri olmadığını ve herkes için ücretsiz erişilebilir olması gerektiğini anlamada öncülük ettiğini gösteriyor” şeklinde konuştu.

Teklif 2017’de verilmişti

İskoçyalı parlamenter Monica Lennonz’un önerdiği Regl Dönemi Ürünlerinin Ücretsiz Sağlanması Yasa Tasarısı,ı 2017’de sunulmuştu.

O dönemde, yasanın beraberinde getireceği maliyetin 24,1 milyon sterlin (2020 kuruyla yaklaşık 191 milyon TL) olacağı tahmin ediliyordu.

Lennon, o dönemde yaptığı açıklamada da “Bunlar lüks ürünler değil. Aslında bunlar temel ihtiyaçlar ve İskoçya’da hiç kimse regl dönemi ürünlerinden yoksun bırakılmamalı” ifadelerini kullanmıştı.

İskoçya 2018’de de ilkokul, lise ve üniversitelerde hijyen ürünlerini bedava kılarak dünya genelinde bir ilke imza atmıştı.

Paylaşın

Erkan Baş’tan İttifak Açıklaması: 15-20 Gün İçinde İlan Edilecek

Gebze’de yurttaşlar ile bir araya gelen TİP Genel Başkanı Erkan Baş, baraj sisteminin de ittifaklar ile sona erdiğini vurgulayarak, “Üçüncü ittifak 15 – 20 gün içerisinde ilan edilecek. Üçüncü ittifak barajı geçtiği zaman, ittifakın bütün partileri barajı geçmiş sayılıyor. Dolayısıyla, ‘Ben size oy vermek istiyorum ama barajı geçemediğimiz için veremiyorum’ diyen olursa böyle bir durum kesinlikle yok. Bu ittifak yüzde 7’yi geçtiği anda baraj problemi ortadan kalkıyor. Baraj kalktığı andan itibaren de her parti aldığı oy kadar milletvekili çıkartır” dedi.

Gelecek seçimlere ilişkin de konuşan TİP Lideri Erkan Baş, Ekmeleddin İhsanoğlu örneğini hatırlatarak “Tayyip Erdoğan’ı gerçekten yenmek istiyorsanız Erdoğan’ın taklitlerinden sakının” ifadelerini kullandı Erkan Baş, gelecek dönemde parlamentoda güçlü bir sol olması gerektiğini de belirtti.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, dün, Kocaeli’de partisinin Gebze İlçe Örgütü tarafından düzenlenen halk buluşmasında yurttaşlarla bir araya gelerek sorularını yanıtladı ve siyasetin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Birleşik Metal-İş Gebze 1 No’lu Şube’de düzenlenen buluşmada, AKP’den kurtulmak için halkın geniş kesimlerinin mücadeleye dahil olmasını gerektiğini vurgulayan Baş, “Bizi bu iktidardan doğrudan kurtaracak olan halkın kendisidir. 20 yılın en önemli dersi; eğer gerçekten AKP’den kurtulmak istiyorsan, elini taşın altına koyacaksın. ‘AKP’den kurtulmak istiyorum ama seçimden seçime önüme koyulan seçeneklerden birini seçer kurtulurum’ diyerek AKP’den kurtulamazsınız. Bu 20 yılda hiç ders almadıysak bundan ders almamız lazım” dedi.

Halkın yüzde 99’unun alın teriyle, emek gücüyle hayatını idame ettirmek zorunda olduğuna dikkat çeken Baş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nede (TBMM) ise tersi bir durum olduğuna dikkat çekerek, “Parlamentoya bakıyorsun belki numunelik olarak geçmişinde sendikacılık deneyimi olan birkaç arkadaş, bazı partilerde kendilerine yer buluyor ama Türkiye’nin yüzde 99’u nere, Meclis’in hâli nere? Bu ülkede bir üretenler, yaratanlar var; bir de bunun üzerine çökerek, kendilerine kurdukları iktidarla memleketi istediği gibi yönetenler var. Olay bu kadar basit” ifadelerini kullandı.

Siyasetin, halkın tüm yaşam koşullarını belirleyen mekanizma olduğunu belirterek sözlerine devam eden Baş, işçi ve emekçilerin katılımının önemini işaret ederek, “Siz onunla ilgilenmeseniz de o bizimle ilgileniyor. Siyasetle hiç ilgilenmezsen, siyaset senin nasıl yaşayacağına nasıl nefes alacağına karar verir. Ama öyle bir mekanizma oluşturmuşlar ki, siyaseti bir grup elitin eline vermişiz” şeklinde konuştu.

Siyasi partilerin yurttaşları sadece 5 yılda bir kendisine oy verecek seçmenden ibaret gördüğünün altını çizen Baş, “‘Yurttaşlık vazifeniz bundan ibarettir’ diyorlar. Bize, bu anlatılıyor. Bize, bu anlatıldığı zaman da bizi yönetenler bizim gibi insan olmuyor. Siyaset sanki bu memleketin tepesine yerleşmiş patronlar ve patronlara hizmet edenlerden ibaret. Biz ekmeğimizin, çocuklarımızın geleceğinin peşindeyiz. İşte tam da bu yüzden siyasetle ilgilenmediğimiz zaman geleceğimizin ne olacağına onlar karar veriyor” vurgusunda bulundu.

Türkiye’de gençlere gereken önemin verilmediğini de belirten Baş, “Gençlere önem veren bir anlayış, ‘Gençler geleceğimizdir’ demez, ‘Gençler bugünümüzdür’ der. Bugün onların ne dediğine, nasıl yaşamak istediğine, sözüne değer verirseniz gençlere değer vermiş olursunuz” diye konuştu.

Seçimlere ilişkin de konuşan TİP Genel Başkanı Baş, “İlk seçimde gidecekler” ifadesinin tekrarlanmasını doğru bulmadığını belirterek, AKP’nin olağan şartlarda gerçekleşecek seçimlerde ağır bir yenilgi alacağını ancak bunu seçim gününe kadar yapılacak çalışmaların belirleyeceğine dikkat çekerek, “‘Bunlar zaten gitti, bunların zaten kazanma şansı yok’ diyerek, tırnak içinde ifade ediyorum yatışa geçerseniz, AKP seçime kadar daha 40 tane takla attırır. Bunun olması için bugünden başlayarak hayatın her alanında mutlaka örgütlü ve süreklileşmiş bir mücadele içinde olmamız lazım. ‘Biz seçime kadar bekleyelim de biz zaten seçimde bunları yeneceğiz’ rahatlığı bize kaybettirir” uyarısında bulundu.

‘Erdoğan’ı gerçekten yenmek istiyorsanız Erdoğan’ın taklitlerinden sakının’

“Bu Cumhurbaşkanlığı seçimi bir referandum. Erdoğan ile tamam mı devam mı? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi İle tamam mı devam mı? Bu soruya bir yanıt bulmamız lazım” diyerek sözlerini sürdüren Baş, “Bir tek adamın karşısına başka bir tek adamın, bir siyasal İslamcının karşısına başka bir siyasal İslamcıyı koyduğunuzda bu seçimi kazanma şansınız yok. Tayyip Erdoğan’ı gerçekten yenmek istiyorsanız Erdoğan’ın taklitlerinden sakının. Halk böyle bir adaya oy vermez, bunu geçmişten bir ders olarak söylüyoruz. 2014 seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu aday olduğunda yapılanın yanlış olduğunu söylemiştik. Ekmeleddin İhsanoğlu bir sonraki seçimde gitti, Tayyip Erdoğan’a oy verdi. İhsanoğlu, Tayyip Erdoğan’a bu yolu açanlardan bir tanesidir” hatırlatmasında bulundu.

Önümüzdeki seçimlerde iki ayrı oy kullanılacağını da hatırlatan Baş, “Seçim sistemi sürekli değiştiği için bazı insanlar önümüzdeki seçimlerde iki oy kullanacağını hâlâ bilmiyor. Biz bir oyu Tayyip Erdoğan’dan kurtulmak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden kurtulmak için kullanacağız ve bunda Türkiye’nin yüzde 60 – 70’i ile ortağız. İkinci oy ise Meclis. Hangi partinin sizi temsil etmesini istediğiniz konusunda vereceğiniz karar da en az Cumhurbaşkanlığı seçimi kadar önemli” ifadelerini kullandı.

Mevcut sistemi değiştirmek için Anayası’nın değişmesi gerektiğini ve bunun için de en az 360 milletvekilinin bunu onaylaması gerektiğini de ifade eden Baş, “Dolayısıyla parlamentoda Millet İttifakı’nın kaç kişi olacağı önemli değil, AKP – MHP dışındaki partilerin toplam kaç kişi olacağı önemli. Bu yüzden parlamentoda güçlü bir sol muhalefetin olması şart” dedi.

“Üçüncü ittifak 15 – 20 gün içerisinde ilan edilecek”

Baraj sisteminin de ittifaklar ile sona erdiğini vurgulayan Baş, “Üçüncü ittifak 15 – 20 gün içerisinde ilan edilecek. Üçüncü ittifak barajı geçtiği zaman, ittifakın bütün partileri barajı geçmiş sayılıyor. Dolayısıyla, ‘Ben size oy vermek istiyorum ama barajı geçemediğimiz için veremiyorum’ diyen olursa böyle bir durum kesinlikle yok. Bu ittifak yüzde 7’yi geçtiği anda baraj problemi ortadan kalkıyor. Baraj kalktığı andan itibaren de her parti aldığı oy kadar milletvekili çıkartır” diye konuştu.

Paylaşın

Bulutlardan Uzaya Doğru Çakan Devasa Şimşek Görüntülendi

Bilim insanları, Mayıs 2018’de ABD’nin Oklahoma eyaletindeki bir fırtına sırasında çakan sıradışı bir şimşeğe ışık tuttu: Şimşek tipik örneklerin neredeyse 100 katı elektrik yükü taşıdı.

Georgia Tech Araştırma Enstitüsü’nden bilim insanı Levi Boggs ve meslektaşları, fırtınada uydulardan ve gezegen yüzeyinden kaydedilen fotoğrafları inceledi ve bulgularını hakemli bilimsel dergi Science Advances’ta yayımladı.

Makaleye göre, ortalama bir örnekten neredeyse 100 kat fazla elektrik yükü taşıyan bu şimşek, bulutlardan yere veya yana doğru değil, uzaya doğru hareket ediyordu.

Şimşeğin atmosfere 300 coulomb elektrik yükü taşıdığı hesaplandı. Buluttan buluta veya buluttan yere doğru çakan tipik şimşeklerse yaklaşık 5 coulomb yük taşıyor.

Kozmik fenomenin en güçlü elektrik akımlarının görüldüğü bölgelerin sıcaklığı ise 4 bin 700 derecenin üzerindeydi.

Araştırmacılar ayrıca, şimşeğin gezegen yüzeyinden yaklaşık 80 kilometre yukarıya kadar uzandığını tahmin ediyor.

Bu da neredeyse uzaya yıldırım düşmesi anlamına geliyor. Zira uzay boşluğunun deniz seviyesinin yaklaşık 100 kilometre üzerinde başladığı varsayılıyor. Bu hayali sınıra Karman Hattı adı veriliyor. NASA ise 80 kilometreyi uzay boşluğunun başlangıç sınırı kabul ediyor.

Boggs, “Bu devasa jeti gerçekten yüksek kaliteli verilerle üç boyutlu olarak haritalandırabildik” diye konuştu.

Bulut tepesinin üzerinde, daha önce bu kadar ayrıntılı görülmemiş çok yüksek frekanslı kaynakları saptayabildik.

Bilim insanları, bulut hattının üzerine çıkan bu devasa şimşekleri yeni yeni anlamaya başladı. Yani bu sıradışı fenomen hakkında bilinmeyen çok şey var.

İlk olarak, şimşeğin neden uzaya doğru çaktığı bilinmiyor. Ancak araştırmacılar, bulutun tepeleriyle iyonosfer arasında elektriksel bir bağlantı oluştuğunu ve bunun da negatif yükleri aktardığını düşünüyor.

Boggs ve meslektaşları şu anda bu nadir olayların alçak Dünya yörüngesindeki uyduların operasyonlarını etkileyip etkilemediğini araştırıyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Bir Hafta İçinde İzmir’de 4, Türkiye Genelinde 9 Kadın Öldürüldü

Kadına yönelik şiddet her geçen gün artarak devam ediyor. Son bir hafta içinde İzmir’de dört, Türkiye genelinde dokuz kadının katledildi. Cinayetleri protesto eden kadınlar, devletin kadınları korumamasına tepki gösterdi. 

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), bir hafta içerisinde gerçekleşen cinayetleri İzmir, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde protesto etti.

Eylemde bu hafta katledilen kadınların hikayeleri okunarak, adalet istendi. Katledilen kadınların fotoğraflarının taşındığı eylemde kadın katliamlarına karşı sık sık sloganlar atılarak, hesap sorulacağı vurgulandı.

Devlet korumuyor

Açıklamayı yapan KCDP üyesi Elif Tunca, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasından bu yana 409 kadın cinayeti ve 328 şüpheli ölüm gerçekleştiğini söyledi. Sözü edilenin sayılar değil, yaşamlar olduğunu ifade eden Tunca, “O yaşamlar devlet için önemsiz olacak ki, hiçbirini korumadı, önlemedi. Üstüne faillere cesaret verdi” dedi.

Katledilen kadınlar haklarını biliyorlardı

Son haftada katledilen kadınlara dikkati çeken Tunca, “Ezgi defalarca koruma kararı çıkartmış, Beyza’nın babası 35 kere şikayetçi olmuş. Hanife’nin koruma kararı mevcutmuş. Bu kadınlar haklarını bilmeyen kadınlar değildi, aileleri de bunun farkındaydı.” dedi.

“Artık çoğu kadın hakkını biliyor, hukuki imkanlarını biliyor. Kadınlar şiddete uğrarsa nerelere başvurabilir biliyor ve o kurumlar ne yapmak zorunda olduğunu biliyor. Onlar yapılmadığında kadınlar defalarca başvurmaya devam ediyor” diye belirtti.

Tunca, kadın katliamlarını durduracaklarını yineleyerek,”Kadınları devlet korumuyor” dedi. “Bunun için mücadeleye devam edeceğiz.”

(Görsel: MA)

Paylaşın

Fenerbahçe, Kasımpaşa’ya Gol Oldu Yağdı

Süper Lig’in 2. haftasında Fenerbahçe ile Kasımpaşa karşı karşıya geldi. Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda oynanan mücadeleyi Fenerbahçe 6-0 kazandı. Bu sonucun ardından Fenerbahçe puanını 4’e yükseltti, Kasımpaşa ise ikinci haftayı da puansız kapattı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri 8. dakikada Joshua King, 45+3. dakikada Emre Mor, 34. ve 58. dakikalarda Enner Valencia, 86. ve 90+2. dakikalarda Arda Güler kaydetti.

Ev sahibi Kasımpaşa, Hasan Emre Yeşilyurt’un 16. dakikada gördüğü kırmızı kart sebebiyle maçın büyük bölümünde 10 kişi mücadele etti.

Karşılaşmadan dakikalar;

3. dakikada Fenerbahçe atağında Ferdi Kadıoğlu’nun sağ taraftan ortasında Joshua King kafa vuruşunu yaptı. Meşin yuvarlak üstten auta çıktı.

8. dakikada rakip sahada topu sürerek ilerleyen Ferdi Kadıoğlu, ara pası ile topu Joshua King’in önüne yuvarladı. Topla buluşan Joshua King, kaleci Ertuğrul’u da çalımlayarak meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 0-1

16. dakikada Ferdi Kadıoğlu’nun kendi sahasından savunma arkasına gönderdiği uzun pasta topla buluşmak isteyen Enner Valencia, Emre Yeşilyurt tarafından düşürüldü. Hakem Mete Kalkavan, Emre’yi kırmızı kart ile oyun dışında bıraktı.

30. dakikada kontra atağa çıkan Fenerbahçe’de Ferdi’nin pasında sol tarafta topla buluşan Joshua King topu Valencia ile buluşturdu. Savunmayı çalımlayarak son çizgiye inmeden şutunu çeken Valencia meşin yuvarlağı kalenin üstünden auta yolladı.

34. dakikada Gustavo Henrique’nin uzun pasında topla buluşan Lincoln’un sağ taraftan açtığı ortada Enner Valencia topu yakın mesafeden kafa vuruşu ile ağlara yolladı. 0-2

45+3. dakikada Osayi Samuel’in pasında Valencia sağ tarafta topla buluştu ve yerden ceza sahası içine gönderdiği topu Emre Mor filelere gönderdi. 0-3

58. dakikada Fenerbahçe’nin dördüncü golü geldi. King, orta sahada baskıyla kazandığı topu sağ çaprazda bekleyen Valencia’ya aktardı. Savunma oyuncusunu çalımlayan Valencia’nın kalecinin üzerinden aşırdığı top ağlarla buluştu: 0-4

63. dakikada Lincoln Henrique’nin pasıyla buluşan Ferdi’nin ortasında top King tarafından ceza sahası sağ çaprazda bekleyen Zajc’a indirildi. Topu şık bir çalımla önüne alan bu oyuncunun vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Ertuğrul’un müdahalesiyle kornere çıktı.

65.dakikada Osayi-Samuel’in pasında sağ çaprazda topla buluşan King’in vuruşunda top az farkla üstten auta gitti.

68. dakikada yerden kullanılan köşe vuruşunda top ceza sahası içinde bekleyen King’le buluştu. King’in sol ayağıyla sert şutunda top sağ kale direği dibinden az farkla auta çıktı.

86. dakikada Arda Güler, sarı-lacivertlilerin 5. golünü kaydetti. Ceza sahası sol çaprazında Crespo’dan aldığı topla buluşan Arda Güler, çalımlarla kalenin sol direğine kadar indi. Arda’nın yerden sert şutunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 0-5

88. dakikada bu kez Kasımpaşa atak geliştirdi. Berat’ın pasında ceza sahası önünde topla buluşan Engin’in sert vuruşunda top, kaleci Altay’ın çelmesiyle kornere çıktı.

90+2. dakikada Serdar Dursun’un baskıyla kazandığı top ceza sahası içerisinde Arda Güler’le buluştu. Bu oyuncunun sol ayağıyla sert şutunda top ağlara gitti: 0-6

Stat: Recep Tayyip Erdoğan

Hakemler: Mete Kalkavan, Kerem Ersoy, Kemal Yılmaz

Kasımpaşa: Ertuğrul Taşkıran, Florent Hadergjonaj, Daniel Graovac, Hasan Emre, Raoul Petretta, Aytaç Kara (Yasin Özcan dk. 82), Mamadou Fall (Berat Kalkan dk. 78), Haris Hajradinovic, Valentin Eysseric (Yunus Mallı dk. 78), Bersant Celina (Turgay Gemicibaşı dk. 46), Stephane Bahoken (Ahmet Engin dk. 61)

Fenerbahçe: Altay Bayındır, Osayi Samuel, Gustavo Henrique, Attila Szalai, Ferdi Kadıoğlu (Diego Rossi dk. 69), Willian Arao (Miguel Crespo dk.69), Miha Zajc, Emre Mor (Luan Peres dk.77), Lincoln, Enner Valencia (Arda Güler dk. 69), Joshua King (Serdar Dursun dk. 77)

Kırmızı kart: Emre Yeşilyurt (dk. 16) (Kasımpaşa)

Goller: Joshua King (dk. 8), Enner Valencia (dk. 33, 58), Emre Mor (dk. 45+3), Arda Güler (dk. 86, 90+2) (Fenerbahçe)

Paylaşın