Suudi Kadına, Twitter Kullandığı Gerekçesiyle 34 Yıl Hapis Cezası

Suudi Arabistanlı bir kadın, öğrenim gördüğü İngiltere’den tatil için ülkesine dönünce hapse atıldı. Gerekçe ise Twitter kullanıyor olması ve aktivistlerin hesaplarını takip etmesi. Twitter’ın en büyük yatırımcılarından biri Suudi milyarder Prens El Velid bin Talal.

Aktivistler, ABD Başkanı Joe Biden’ın ziyareti sonrası insan hakları konusunda endişe verici daha çok gelişme yaşanabileceği konusunda uyarıyordu.

İngiltere’de Leeds Üniversitesi’nde okuyan ve tatil için ülkesine dönen Suudi Salma el Shehab’a Twitter hesabı olduğu ve aktivistlerin hesaplarını takip edip onların paylaşımlarını kendi de paylaştığı gerekçesiyle 34 yıl hapis cezası verildi.

İki çocuk annesi olan 34 yaşındaki Shehab önce ‘halk içinde karışıklık çıkarmak ve kamu güvenliği ile ulusal güvenliği istikrarsızlaştırmak için bir internet sitesine başvurmak’ suçundan 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Ancak temyiz mahkemesi ‘halk içinde karışıklık çıkarmaya ve kamu güvenliği ile ulusal güvenliği istikrarsızlaştırmaya çalışanlara Twitter hesaplarını takip ederek yardım’ gibi yeni suçlardan cezanın süresini 34 yıla çıkarıp 34 yıl da seyahat yasağı getirdi.

Twitter’ın en büyük yatırımcılarından biri Suudi milyarder Prens El Velid bin Talal. Suudi prens, yatırım şirketi ‘Kingdom Holdings’ üzerinden Twitter’ın hisselerinin yüzde 5’ini elinde tutuyor.

(Kaynak: Sputnik)

Paylaşın

“Esad’ın Erdoğan’dan Beş Talebi Var” İddiası

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad arasında bir telefon görüşmesi yapılabileceğini öne süren Türkiye gazetesi, Ankara-Şam hattındaki gelişmelere ilişkin iddialarını sürdürüyor.

Gazete, “Türkiye ile 11 yıl sonra komşu olmak isteyen” Şam yönetiminin Türkiye’den beş talebinin olduğunu iddia etti. Ankara’nın ise görüşmelerde önce “PKK ile YPG’nin temizlenmesini” ve Suriyelilerin güvenli dönüşünü talep ettiği belirtildi.

Esad sınırları geri almak istiyor

Gazetede Yılmaz Bilgen imzasıyla yayımlanan haberde, Şam yönetiminin öne sürdüğü iddia edilen şartlar şöyle:

1- İdlib’e Suriye yönetiminin kontrolünün geri dönmesi;

2- Reyhanlı-Cilvegözü Sınır Kapısı ile Kesep Gümrüğü’nün de Şam yönetimine devredilmesi;

3- Cilvegözü-Şam arasında ticari koridor;

4- Suriye’nin doğusundaki Deir el-Zor-Haseke ile Halep-Lazkiye hattında M4 adıyla bilinen stratejik ulaşım koridorunda (M4) Şam’ın tam kontrolü,

5- Avrupa ve ABD’nin Esad yönetimini destekleyen bürokrat, işadamı ve şirketlere dönük yaptırımları konusunda Türkiye’nin destek vermesi.

‘Türkiye PKK ve Suriyeliler için güvenli dönüş istedi’

Haberde, Türkiye’nin bu taleplere karşılık “PKK/YPG bölgelerinin tamamen temizlenmesini” istediği, bunun yanı sıra “muhalefet ile Şam arasında siyasi, askeri entegrasyon süreçlerinin sağlıklı bir biçimde tamamlanması” ile birlikte mültecilerin güvenli dönüşü ve yerleşim sonrası uygulamaları görmek istiyor.

‘Humus, Şam, Halep pilot bölge olsun’

Haberde, Ankara’nın “ilk aşamada Humus, Şam ve Halep’in güvenli ve onurlu dönüşler için pilot bölge olmasını ve daha sonra bu çerçevenin genişletilmesini” talep ettiği belirtildi.

Öte yandan, Suriye yönetiminin “Türkiye’nin terör ve Suriye petrollerinin merkezi yönetime devrine dönük işbirliği teklifine ek olarak baraj, otoyollar, elektrik, eğitim kurumları, su, ziraat gibi alanlarda da desteğin sürmesini” istediği belirtildi.

Paylaşın

Cemal Kaşıkçı Dosyasının Suudi Arabistan’a Devri AYM’de

Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülen Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz, 26 sanığın yargılandığı davanın dosyasının Suudi Arabistan’a devrini Anayasa Mahkemesine (AYM) götürdü.

AYM’ye bireysel başvuruda bulunan Cengiz, devir kararının iptal edilmesini, 26 sanığın yargılandığı davanın da yeniden görülmesini istedi.

Cengiz avukatı Gökmen Başpınar aracılığıyla yaptığı başvuruda “adil yargılama, hak arama, etkili başvuru ve mahkemeye erişim” hakları ile “eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı, yaşam haklarının” ihlal edildiğini belirtti. Katillerin bizzat azmettirene teslim edildiğini söyledi.

Dilekçede Adalet Bakanlığı’nın Türkiye adalet tarihinde görülmemiş bir hızla ve kanuna aykırı şekilde davanın devredilmesine yönelik görüş bildirdiği aktaran Cengiz dosyanın bu şekilde kapatıldığını anlattı.

“Siyasi nedenlerle devredildi”

Dosyada, siyasi emeller sebebiyle eşitlik ilkesine aykırı bir süreç işletildiği de belirten Cengiz, karara yaptıkları itirazların da gerekçesiz reddedildiği ekledi.

“Cemal Kaşıkçı, Suud yönetimi ile görüş ayrılıkları sebebiyle katledilmiş, katilleri yargılanırken devlet politikası ve siyasi nedenlerle dosya devredilmiş ve idarenin işlemine karşı itirazlarımız da ivedilikle reddedilerek, dosya kapatılmıştır” dedi.

Devretme kararıyla fiili işleyen kişilerin adil biçimde yargılanmasının mümkün olmadığı da dilekçede belirten Cengiz, kararda belirleyici olanın “Suudi Arabistan ile uzun süredir bozuk olan ilişkiler” olduğu ifade etti ve şöyle dedi:

“Bu konuda verilen Bakanlık görüşü ve görüşün oluşturulmasındaki takdir yetkisi açıkça Anayasa’ya aykırıdır. Verilen nakil kararı yaşam hakkına yönelik devletin pozitif yükümlülüğünü ortadan kaldıracak veya sınırlayacak meşru bir amaca dayanmamaktadır.

Yargılamanın naklinin yapıldığı ülke ile olan ilişkiler ve kamuoyunun malumu olan tartışmalar dikkate alındığında, devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği, yerine getirmemesinin ise hiçbir makul ve meşru temele dayanmadığı anlaşılmaktadır.

Ne olmuştu?

Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman’a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de nikah işlemleri için gittiği Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkamadı.

İlerleyen süreçte Kaşıkçı’nın, konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıktı. Kaşıkçı’nın cesedine bugüne kadar ulaşılamadı.

Uluslararası baskılar karşısında Suudi Arabistan’da yapılan yargılamada ismi açıklanmayan beş sanık idam cezasına, üç kişi de ağır hapis cezalarına çarptırıldı. İdam cezaları bir süre sonra 20 yıla varan hapis cezalarına çevrildi.

Türkiye’de de Kaşıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili 20 kişi hakkında “canavarca hisle öldürmekten” dava açıldı. Davada yargılanan kişi sayısı daha sonra 26’ya çıktı.

31 Mart 2022’deki duruşmada Suudi Arabistan, dosyanın kendilerine devrini ve sanıklar üzerindeki kırmızı bültenin kaldırılmasını istedi.

Duruşma savcısı da bu yönde mütalaa verdi ve mahkeme konunun Adalet Bakanlığı’na sorulmasına hükmetti. Ardından Adalet Bakanlığı bu talebe olumlu yönde cevap verdi.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi de davayı Suudi Arabistan’a devretti. Bu karara karşı yapılan itirazları da mahkeme reddetti.

Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, 2019’daki bir açıklamasında “Kaşıkçı cinayetini işleyenlerin sorumluluğunda olduğunu” kabul etmiş ancak cinayetten haberi olduğu değerlendirmelerini inkar etmişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Savcılık, Tutuklu Olan Tuğluk İçin ‘Yakalama Kararı’ İstedi

Demans hastası tutuklu siyasetçi Aysel Tuğluk ile ilgili Kobani davasında verilen tahliye kararına, Ankara Cumhuriyet Savcısı Cemalettin Şimşek’in yanı sıra müşteki sıfatıyla davaya dahil edilen Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Adalet Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığı itiraz etti.

MA’nın haberine göre itirazlar Kobani davasının görüldüğü Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yapıldı.

Suçlama: Tweet destekleyen tweet’i paylaşmak

Savcılık, itiraz dilekçesinde Tuğluk’un Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi olmadığını belirtmesine rağmen, “suç sayılan tweeti destekleyen twetler paylaşmak suretiyle MYK üyelerinin eylemlerine iştirak ettiği, böylece meydana gelen olaylardan sorumlu olduğunu” ileri sürdü.

Tuğluk’un 2013 tarihinden bu yana “örgütü destekleyen beyan ve açıklamalarda bulunduğunu” iddia eden savcılık, her ne kadar “örgüt üyeliği” suçlamasıyla hükümlü bulunsa bile bu hükümlülüğünün Demokratik Toplum Kongresi’ne (DTK) üye olmasından kaynaklı olduğunu belirtti.

Tutuklu siyasetçiye “yakalama kararı” talebi

Savcılık ayrıca, somut olaylara dayalı kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu ileri sürdü, Tuğluk hakkında verilen tahliye kararına yönelik yapılan itirazın kabulünü ve yakalama kararının çıkarılmasını talep etti.

Oysa Kandıra 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Tuğluk zaten başka bir davadan hükümlü olduğu gerekçesiyle tahliye edilmemişti.

Yapılan itirazları değerlendiren Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi, itirazları yerinde görmediğinden ayrı ayrı reddine karar verdi. Mahkeme, itiraz konusunda bir karar verilmek üzere dosyayı Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.

Ne olmuştu?

Aysel Tuğluk, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı görevindeyken, 29 Aralık 2016’da tutuklandı.

Hakkında hazırlanan iddianamede, DTK Eş Başkanlığı döneminde yaptığı açıklamalar ve faaliyetleri nedeniyle suçlandı.

16 Mart 2018’de kararını açıklayan Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi, Aysel Tuğluk’a “örgüt yöneticisi olmak” iddiasıyla 10 yıl hapis cezası verdi. Yapılan itirazların ardından Yargıtay 16. Ceza Dairesi de Tuğluk hakkında verilen hapis cezasını onadı.

Ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 6-8 Ekim Kobani eylemlerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında da tutuklandı.

Halen Kandıra 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Tuğluk’a Seka Devlet Hastanesinde 15 Mart 2021’de demans tanısı konuldu.

Kobani davasının 1 Ağustos 2022 tarihli duruşmasında ifade vermeye zorlanan Tuğluk, heyetin ısrarlı sorularını, “Ne zaman olmuş, ne olmuş hiçbir şey bilmiyorum ki. Ne için yargılandığımı bilmiyorum” diye yanıtladı.

Tuğluk davanın 5 Ağustos’taki duruşmasında tahliye edildi ancak ilk yargılandığı davadan aldığı ceza gerekçe gösterilerek tahliye edilmedi.

Anayasa Mahkemesi (AYM) de Aysel Tuğluk hakkında tedbir kararı uygulanarak infazının ertelenmesi ve tahliye edilmesine yönelik başvuruda ret kararı vermişti.

Paylaşın

Merkez Bankası Para Basımına Hız Verdi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) para basımına hız verdiği ve piyasadaki 200 TL’lik ve 100 TL’lik banknot adedinin arttığı bildirildi. Enflasyon ve alım gücünün düşmesi nedeniyle, 50-20 ve 10 TL’lik para basım miktarları ise giderek azalırken, 20 TL’lik banknot adedi 253 milyona düştü.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yürütme Kurulu’na (MYK) da Genel Başkan Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak tarafından konuya ilişkin hazırlanan rapor sunuldu. Raporda, “Enflasyonun karşısında artık 200 TL’ler gündelik hayat ve ticari ilişkilerde yetmiyor. Yüksek kupürlü kâğıt para ihtiyacının üzerini örtmek için de 200 TL’den daha fazla, 100 TL basılmaya başlandı. Dolaşımda işlem gören banknotların toplamı 3,4 milyar adet olurken bunun üçte biri tek başına 100 TL’lik para oluşturuyor” ifadeleri yer aldı.

Sözcü’den Cem Yıldırım’ın haberine göre raporun devamında, “Toplam kağıt paralar içinde 100 TL’nin payı yüzde 35,6, 200 TL’nin payı yüzde 21,1 düzeyinde bulunuyor. İki kupürün emisyon hacmi içindeki toplam payı ise yüzde 56,7’ye ulaşıyor. 50, 20, 10 ve 5 TL’likler enflasyon nedeniyle tamamıyla anlamsız ve ihtiyaca cevap vermekten uzak hale geldi. Olağan koşullarda işleyen bir ekonomide yüksek değerli kupürlerin az erişilir olması gerekirken Türkiye’de bu oran üçte iki düzeyine çıktı” denildi.

‘Zaman kazanmak peşindeler’

CHP’li Erdoğan Toprak tarafından hazırlanan raporda verilen bilgiye göre, iktidar TL’den attığı sıfırları geri alma beceriksizliği ile anılmamak için 500 TL veya bin TL banknot basmak zorunluluğundan kaçmaya çalışıyor. Raporda, “Para piyasalarının temel ilkesi, en yüksek kupürlü paranın emisyon hacmindeki payı yüzde 50’yi aştığında bir üst değerde kupür basımına geçilmesidir. İktidar ise 200 TL basımını sınırlı miktarda tutarak ağırlığı 100 TL’ye veriyor. 100 TL’nin payı yüzde 50’yi geçtiğinde bir üst kupür olan 200 TL basımına hız vererek, payı yüzde 50’yi geçene kadar zaman kazanmak peşindeler” ifadeleri kullanıldı.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Seçim’ Mesajları

Sosyal medya hesabından bir video yayınlayan DEVA Lideri Babacan, 2023’te yapılacak olan seçime ilişkin, “Bu seçimi, bugünkü otoriter ittifakın görmezden geldiği milyonlar kazanacak” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi, DEVA Lideri Babacan, “Bu seçimi 7’den 70’e, doğudan batıya, kuzeyden güneye tüm Türkiye kazanacak” dedi.

Demokrasi Ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından seçime ilişkin mesajlar verdiği bir video paylaştı.

“Bu seçimi, bugünkü otoriter ittifakın görmezden geldiği milyonlar kazanacak” notunu düştüğü video da Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“Bu seçimi 7’den 70’e, doğudan batıya, kuzeyden güneye tüm Türkiye kazanacak. Evladına harçlık veremeyip gizli gizli ağlayan analar kazanacak. Pazardan eli boş, başı eğik dönen babalar kazanacak. Çocuğunu okutamayan işçi arkadaşlarımız kazanacak.

Açlıkla sınanan emekliler kazanacak. Ürettikçe zarar eden çiftçi kazanacak. Sattığı malı yerine koyamayan esnaf kazanacak. En güzel yılları, umutsuzlukla, kaygıyla geçen gençler kazanacak. Günde tek öğünle karnını doyurmaya çalışan öğrenci kardeşlerimiz kazanacak.

Konserleri yasaklanan sanatçılar kazanacak. Düşüncesi, kimliği, inancı, kıyafeti, yaşam tarzı nedeniyle hor görülenler kazanacak. Bugünkü otoriter ittifakın görmezden geldiği milyonlar kazanacak bu seçimi.”

 

Paylaşın

Çin’de Fabrikalar Üretimi Durdurdu

Çin’de son 60 yılın en kötü sıcak dalgası yüzünden fabrikalar geçici olarak üretimi durdurdu. Çin’in Siçuan bölgesinde Apple ve Intel gibi büyük firmaların ürünleri üretiliyor. Ayrıca, yarı iletken çip sektörünü de karardan olumsuz etkilemesi bekleniyor.

Yaklaşık 80 milyondan fazla kişinin yaşadığı Siçuan bölgesinde pazartesi günü yetkililer, halkın elektrik kullanımına öncelik sağlanması için 21 şehirden 19’unda cumartesiye kadar fabrikaların üretime ara vereceğini duyurdu.

Hükümetten açıklanan verilere göre temmuzdan beri aşırı sıcaklarla boğuşan Siçuan’da 7 Ağustos’ta yapılan ölçümlerde, son 60 yılın en yüksek sıcak hava dalgasının yaşandığı kaydedildi. Geçen yıllara göre ortalama yağış oranında da yüzde 51 azalma gözlemlendi.

Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu’nun sözcüsü Jin Şiandong, bugün yaptığı açıklamada sıcak hava dalgası ve kuraklık nedeniyle hidrolik güç üretiminin ciddi ölçüde azaldığını, ülkenin elektrik üretimi için kömür kaynaklarını daha fazla kullanacağını ifade etti.

Siçuan bölgesi, elektronik, mobilya ve gıda alanında birçok fabrikaya ev sahipliği yapıyor. Düşük üretim maliyetleriyle şirketleri çeken bölgede, özellikle yarı iletken çip ve güneş paneli fabrikaları yer alıyor. Teknoloji devi Apple, elektronik imalat sağlayıcısı Foxconn ve Intel gibi firmaların fabrikaları da kesintilerden etkilenecek.

Ayrıca Siçuan, elektrikli araba bataryalarında kullanılan lityum madenciliğinin de önemli merkezlerinden biri. Japonya merkezli yatırım bankası Daiwa Capital, müşterilerine gönderdiği bilgilendirme notunda, fabrikaların kapanmasının polisilikon ve lityum tedarikini zorlaştırabileceği ve fiyatların yükselmesine neden olabileceği ifade edildi.

Çin Ulusal Meteoroloji Merkezi, 13 Ağustos’ta sıcak hava dalgasına karşı uyarı yayımlamıştı. “Kırmızı uyarı” açıklamasında Şaanşi, Siçuan, Hubey, Hunan, Ciangşi, Anhui, Ciangsu ve Cıciang eyaletleriyle Şanghay ve Çongçing şehirlerinin bazı bölümlerinde, hava sıcaklıklarının 42 dereceyi aşabileceği belirtilmişti.

Bölgedeki Luzhou şehrindeyse yetkililer, geçen hafta elektrik santraline binen yükü hafifletmek için geceleri sokak lambalarının kapatılacağını duyurmuştu.

Güneş enerjisi panellerinde kullanılan kristal silikon güneş hücresi üretiminde dünya lideri Tongwei Solar şirketi, kesintilerin ne kadara mal olacağını bilmediklerini ve yetkililerin getirdiği sınırlamalara göre hareket edeceklerini belirtti.

Apple ürünlerinin yapımından sorumlu Foxconn ise kesintilerin büyük bir etki yaratmayacağını açıkladı.

Öte yandan sıcak hava dalgası mahsul kıtlığı da yarattı. Çin Ulusal İstatistik Bürosu Sözcüsü Gu Linghui, pazartesi günkü basın açıklamasında, aşırı hava koşulları nedeniyle taze sebze fiyatlarının yıllık bazda yüzde 12,9 arttığını belirtmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Küba, Yabancı Yatırımcıya ‘İç Piyasada’ Kapı Aralıyor

Küba Ticaret Bakanı Yardımcısı Ana Teresita Gonzalez, katıldığı bir televizyon programında, ülke içindeki toptan ve perakende ticaretinde bazı yabancı yatırımcılara izin verileceğini açıkladı.

Planlanan değişiklikle, yabancı yatırımcılar Kübalı toptancıların tamamını satın alabilecek ya da ortaklıklar yoluyla Küba’nın perakende piyasasına girebilecek.

Ayrıca bazı perakendecilerin, devlet teşebbüsleriyle iş birliği yapmasına da izin verilecek.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre bakan yardımcısı Teresita Gonzalez, perakende sektöründe izinlerin daha sınırlı olacağını ancak yine de yabancı yatırımcılara imkanlar sunacaklarını belirtti.

Gonzales, perakende yatırımlarına “ülkenin sosyalist hedeflerine ve düşük fiyatlara” katkı sunması koşuluyla izin verileceğini söyledi.

Aynı televizyon programında konuşan İç Ticaret Bakanı Betsy Diaz Velazquez de, perakendede devlet egemenliğinin süreceğini ama bazı kamusal ve özel ortaklıklara izin verileceğini ekledi.

Velazquez “Hali hazırda Küba’da olanlar ve müttefik ülkelerle, bu tarz girişimlere öncelik vereceğiz” diye konuştu.

Her iki yetkili de bu reformlarla amacın adadaki üretici ve tüketicilere daha fazla hammadde ve ürün sağlamak olduğunu söyledi.

Devrim’den beri ilk izin

Bu, 1959’da Fidel Castro önderliğinde komünist bir hükümetin kurulmasıyla sonuçlanan Küba Devrimi’nden beri bir ilk.

Reformlar, yabancı sermayeli kuruluşların, devlet kontrolündeki ya da özel şirketlere hizmet sunan depo ve lojistik operasyonlara yatırım yapabilmesine olanak verecek.

Ada ülkesi son 30 yılın en kötü ekonomik krizinden geçiyor. Temel gıda ürünlerine ulaşımda ciddi sorun yaşanıyor. Özellikle perakende sektöründe verimliliği artıracak çözümler aranıyor.

Süregiden ABD yaptırımları ve Covid-19 salgını nedeniyle duran turizm gelirleri, ada ekonomisini zor durumda bıraktı.

Reformlar yeterli olacak mı?

Reuters’a konuşan ekonomist ve iş insanları, reformların ihtiyaçları karşılamaya muhtemelen yetmeyeceğini belirtti.

Kübalı ekonomist Omar Everleny “Bu doğru yöne doğru atılmış bir adım ancak çok küçük ve çok geç” dedi, ve açıklanan yeniliklerin birçok kurala ve bürokratik işleme tabi olduğunun altını çizdi: “Her iki açıklama da krizin ne kadar ciddi olduğunu bilmiyorlarmış gibi ‘istisna, kontrol, şartlar’ kelimeleriyle doluydu”.

Küba ile ticaret yapan yabancı bir iş insanı da Reuters’a, yatırımcıların yerel para birimi ile yapılacak anlaşmalara soğuk yaklaşacağı bilgisini verdi.

Paylaşın

Fırtına, Turu Trabzon’a Bıraktı

Trabzonspor, UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turu ilk maçında deplasmanda Danimarka’nın Kopenhag takımı ile karşı karşıya geldi. Parken Stadı’nda oynanan karşılaşmanın ev sahibi Kopenhag, 2-1 kazandı.

Haber Merkezi / Kopenhag’ galibiyeti getiren golleri 9. dakikada Viktor Claesson ve 48. dakikada Lukas Lerager kaydederken, Trabzonspor’un tek golünü 79. dakikada Anastasios Bakasetas attı.

Eşleşmenin rövanş maçı 24 Ağustos’ta Trabzon’da oynanacak. Bordo-mavililer tur atlaması durumunda Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalacak, elenmesi durumunda ise yoluna Avrupa Ligi grup aşamasından devam edecek.

Karşılaşmadan dakikalar

8. dakikada ev sahibi takım Kopenhag öne geçti. Sol kanattan Rasmus Falk’ın yaptığı ortaya vuran Viktor Claesson, topu ağlara gönderdi: 1-0

30. dakikada Kopenhag gol kaçırdı. Sol kanattan hızlı gelen Victor Kristiansen’in ortasına ayak koyan Haralsson’ın topu yan ağlara isabet etti.

37. dakikada etkili gelen Trabzonsporlu Kouassi’nin ceza sahası çizgisinde vurduğu şuta Kopenhaglı Khocholava ayak koydu.

41. dakikada Trabzonspor etkili geldi. Trezeguet’in ceza sahası içinde vurduğu şuta, rakip takımın kaptanı Zeca ayak koyarak topun kaleye gitmesini engelledi.

52. dakikada Djaniny’in ceza sahası yayı üzerinden vuruşunda top kaleci Ryan’da kaldı.

79. dakikada Bakasetas’ın uzak mesafaden sert vuruşunda Khotholava’ya çarpan top kaleci Ryan’ın sağından ağlarla buluştu. 2-1

65. dakikada Trabzonspor, Kopenhaglı futbolcu Lukas Lerager’in ceza yayının yanında Cornelius’u yere düşürmesiyle serbest vuruş kazandı. Bakasetas’ın kullandığı serbest vuruş direğin üstünden dışarı çıktı.

72. dakikada sağ kanattan atak yapan Trabzonspor’da Trezeguetin attığı topla Kopenhag ceza sahası içinde buluşan Abdulkadir Ömür’ün vuruşu kalecide kaldı.

76. dakikada Trabzonspor gole yaklaştı. Sol kanattan tehlikeli gelen Enis Bardhi’nin ortasına kafa vuran Djaniny’in topunu kaleci kurtardı.

79. dakikada Trabzonspor farkı 1’e indirdi. Bakasetas’ın ceza sahası dışından vurduğu şut Kopenhaglı David Khocholava’nın ayağına çarparak ağlarla buluştu: 2-1

Stat: Parken

Hakemler: Michail Oliver, Stuart Burt, Simon Benetti

FC Kopenhag: Ryan, Diks (Ankersen dk. 80), Vavro, Khotholava, Kristansen, Zeca, Haraldsson (Vick dk. 68), Lerager, Falk (Stamenic dk. 89, Claesson, Biel

Trabzonspor: Uğurcan, Larsen, Denswil (Bartra dk. 58) Eren, Siopis (Enis Bardhi dk. 58) Bakasetas, Abdulkadir Ömür (Dorukhan Toköz dk. 89), Trezeguet, Kouassi (Djaniny dk. 46), Cornelius

Goller: Claesson (dk. 9), Lerager (dk. 48) (FC Kopenhag), Bakasetas (dk. 79) (Trabzonspor)

Paylaşın

Demirtaş’tan Erdoğan’a ‘Selo Kahvaltısı’ Cevabı: Bu Nasıl Zekadır

Erdoğan’ın, altı siyasi parti liderinin bir araya geldiği ‘altılı masaya’ ilişkin “Yalan çorbası, laf salatası, koltuk kebabı, kandil dolması, Selo kahvaltısı, ne ararsan bu menüde var” sözlerine yanıt veren Demirtaş, “Bu nasıl zekadır, nasıl bir yaratıcılıktır!” dedi.

Haber Merkezi / Edirne F Tipi Cezaevi’nde 4 Kasım 2016 tarihinden bu yana tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın; altı siyasi parti liderinin bir araya geldiği “altılı masaya” ilişkin “Yalan çorbası, laf salatası, koltuk kebabı, kandil dolması, Selo kahvaltısı, ne ararsan bu menüde var” sözlerine yanıt verdi.

Avukatları aracılığıyla sosyal medya hesabından açıklama yapan Demirtaş, şu ifadeleri kullandı;

“Allah’ım, hikmetinden sual olunmaz ama zekâ dağıtırken neden hepsini bunlara verip bizi mahrum bıraktın? Bu nasıl zekadır, nasıl bir yaratıcılıktır! Allah da sizi… Bildiği gibi yapsın. Vanlı kardeşlerim kusura bakmasınlar ama artık Van kahvaltısı yanında bir de Selo kahvaltısı diye bir şey var. Tek kuruş almadan, 81 ile bayilik veriyoruz. Bir tek Şakir’e yok çünkü her gün saray kahvaltısı yapıyor.”

Paylaşın